Gönderen: adalarpostasi | 30 Ocak 2011

ADALAR POSTASI-2549: ango için büyükadasız bir hayat yoktu… angosuz bir büyükada hayatı nasıl olacak?…

* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:
15 Eylül 1907 Pazar günlü, Cezayir-i Bahr-i Sefid dahilindeki Mis kazası ile Oşnovar, Dolos Adalarında ve Bozcaada’da aşı boyaları ocağı açmak için Heybeliada’da mukim Doktor Prokoviyos Papa Mihail tarafından talep olunan ruhsatnâmenin verilmesine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’dan, Ağustos 2010.
* * *
ADALAR’da HAVA DURUMU:
30 Ocak 2011 Pazar
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Karla karışık yağmurlu
1-5ºC
% 64-84 nem
Poyraz, KD 36km/sa
Gündoğuşu 07:16… Günbatışı 17:18…
* * *
Cicely Mary Barker, The Groundsel Fairy.
* * *

1- Eva Kent: “Ango için Büyükadasız bir hayat yoktu… Angosuz bir Büyükada hayatı nasıl olacak?…”

2- Akif Poroy: “Değerli dost ressam Ferruh Bey’in vefatının acısını paylaşır, rahmet dilerim…”

3- Ahmet Tanrıverdi: “Rakı Ansiklopedisi’ni incelerseniz, bunlar arasında benim tariflerimi de bulacağınız gibi…”

4- Emre Özkanlar: “Geçtiğimiz hafta ADALAR POSTASI’na, adalar arası geçiş kartlarının duyurusuyla ilgili olarak serzenişte bulunan bir mail göndermiştim…”

5- Nebahat Koç: “Bugün Yetimhane’nin tapusuna kavuşan cemaat, ilçe ve büyükşehir belediyesine yapılan başvurular dahilinde imar planındaki değişiklikle, fonksiyonu ‘turizm tesis alanı’ olarak kabul ettirebilirse yılların yetimhanesi otel olabilecek…”

6- Terrace konseptli konut projelerini Büyükada’ya taşıyan [!?] İnanlar İnşaat…

7- Ahmet Ercan: “Büyükada, gelecek İstanbul depremine çok yakın bir yerde. En yakın gözlem evinin de orada olması gerekir diye düşündüm. AB’ye sunduğumuz bir proje de var laboratuvarın orada kurulmasına yönelik…”

8- Adalar şehir hatları akbil 2,75, indirimli akbil 1,90, jeton 3,50 lira. Deniz otobüsleri…

9- İlçeler arasında en az bütçesi olan ise sırasıyla 18 milyon 700 bin TL’lik bütçesiyle Şile birinci, 28 milyon TL’lik bütçesiyle Adalar ikinci, 28 milyon 500 bin TL’lik bütçesiyle de Çatalca üçüncü sırada yer aldı.

10- Esra Boğazlıyan: “Hasdal Hayvan Barınağı’nın ardından Büyükada Barınağı için de korkunç iddialar ortaya atıldı. Hayvanlara son kullanma tarihi geçmiş makarna yedirildiği, yaralı köpeklerin ölüme terk edildiği, telef olanların çöpe atıldığı öne sürülüyor…”

11- Adalar Sahipsiz Sokak Hayvanlarını Koruma Gönüllüleri: “Bizler Adalar Belediyesi sokak hayvanlarını koruma gönüllüleri olarak yıllardır Büyükada Barınağı ve sokak hayvanları için hizmet etmekteyiz. Yıllar önce çok kötü durumda olan barınağımız Ocak 2008’de yeni yerine taşınmış ve daha sağlıklı bir ortamda hayvanlarımıza bakılmaya başlanmıştır. Gönüllülerimizin de desteği ile hayvanlarımızın gıda, ilaç ve diğer ihtiyaçları eksiksiz olarak karşılanmaktadır. Kurduğumuz sistemle…”

12- Nafiz Albayrak: “1920’lerin İstanbul’unda,  Büyükada’da yaşayan Ermeni kökenli bir genç kızın Atatürk’ün şehre geleceğini duymasıyla onu görebilmek için gösterdiği çabalarının işlendiği ve Broadway’de sahnelenen “Sevmek” (To Love) adlı oyunun sanatçıları, dakikalarca ayakta alkışlandı…”

13- Altan Erkekli: “Delikanlıyken gittiğim Adalar bambaşka, şimdi gittiğim Adalar başka…”

14- Beyazıt Kulesi, Cumhuriyet döneminde de kullanıldı. Hatta 1962’de havanın açık olduğu bir gün Büyükada’da başlayan bir yangın, gözetleme yapan itfaiyeci tarafından sokağına kadar belirtildi…

15- Celil Civan: “Büyükada’da bir yalıyı boyayan Halil (Müşfik Kenter), başka bir yalının duvarındaki resme aşıktır. Resim, yalı sahibinin kızı Meral’e (Sema Özcan) aittir. Bir gün yalıya gelen Meral, Halil’i görür ve…”

)O(

_______________________________________________________1

From: EVA KENT
Subject: Ango
Date: January 30, 2011 1:57:38 PM GMT+02:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Sevgili Çiğdem,
Ango’yla [Sermed Tezel] vedaşlaşmak hepimiz için çok ama çok zordu. İlk olarak Ango bozdu bizim eski ‘Değirmen Takımı’nı.

Türkiye ve İstanbul’a ilk geldiğim günlerde, 1978 yılının sıcak bir Ağustos akşamıydı… Sirkeci’den Ada vapuruyla Büyükada’ya yolculuk 1001 gece masalı misaliydi… Yavaş yavaş aşık olmaya başlamıştım hem Habib’e hem de Ada’ya. Ertesi gün Habib beni arkadaşlarıyla tanıştırdı, o meşhur ‘Değirmen Takımı’yla… Çoğu arkadaşlar aynen Habib gibi yurt dışında okuyorlardı ve herkes mutlaka Ağustos ayında Büyükada’ya gelip Değirmen Plajı’nda buluşuyordu… Çok hoşuma gitti. İşte böylelikle Ango’yla da 1978 senesinde tanıştım. “Değirmen Takımı” mensuplarının çoğu hilafsız sırf Büyükada için yurt dışından Türkiye’ye döndüler; Büyükada’ya en çok aşık olanıysa Ango’ydu. Ango için Büyükadasız bir hayat yoktu… Angosuz bir Büyükada hayatı nasıl olacak?
Onu çok özleyeceğiz…

Sevgiler,

Eva

_______________________________________________________2

From: AKİF POROY
Subject: Re: Başsağlığı
Date: January 29, 2011 10:52:19 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Değerli dost ressam Ferruh Bey’in vefatının acısını paylaşır, rahmet dilerim.
Başımız sağolsun. Bir değerli insan daha kaybettik.

Dr. Akif Poroy

_______________________________________________________2

From: AHMET TANRIVERDİ
Subject: RE: ADALAR POSTASI-2548: büyükada’nın viyanalı robenson’u kâmil kaya…
Date: January 29, 2011 9:46:19 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Rakı ansiklopedisinde 55 yazarın meze tarifleri var. Ansiklopediyi incelerseniz, bunlar arasında benim tariflerimi de bulacağınız gibi Prinkipo ve bana ait bölümlere de rastlıyacaksınız, sevgi ve saygılarımla bilginize….

_______________________________________________________4

From: EMRE ÖZKANLAR
Subject: Adalararası geçiş kartları
Date: January 29, 2011 4:16:25 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhabalar,
Geçtiğimiz hafta ADALAR POSTASI’na,

ADALAR POSTASI-2547 (27.1.2011)

adalar arası geçiş kartlarının duyurusuyla ilgili olarak serzenişte bulunan bir mail göndermiştim.

[Adalar Belediyesi’nden] Hata için özür dileyen ve bilgi veren bir cevap göndermişler.
Bunu da duyurmayı, buradan kendilerine teşekkür etmeyi borç bildim.
İyi günler,

Emre

* * *

From: adalar.postasi@gmail.com
Subject: Re: Adalararası geçiş kartları
Date: January 29, 2011 4:20:09 PM GMT+02:00
To: Emre Özkanlar

Sayın Emre Özkanlar,
Şayet mümkünse gönderdikleri cevabi yazıyı da iletebilirseniz ADALAR POSTASI’nda mektubunuzla birlikte yayımlayalım. Ne dersiniz?
)O(

_______________________________________________________5

Akşam, 29.1.2011
Nebahat Koç

http://www.aksam.com.tr/50-yillik-krizden-5-yildizli-otel-cikti–15783h.html

50 yıllık krizden 5 yıldızlı otel çıktı

Büyükada Rum Yetimhanesi’nin tapusunu alan Rum cemaati, binanın otele dönüştürülmesine karar verdi. ‘Prinkipo Palas’ adıyla inşa edilen bina, izinlerin çıkması halinde, 112 yıl sonra otel olacak
Büyükada Manastır Tepesi’ndeki Rum Yetimhanesi geçtiğimiz günlerde, tapusunun Fener-Rum Patrikhanesi’ne verilmesiyle gündeme gelmişti. Dünyanın en büyük ahşap binası özelliğindeki bina bu kez de otel olmasıyla gündeme geldi. Rum cemaati, 112 yıl önce otel olarak yapılan Osmanlı yönetiminden otel olmasına izin verilmeyen heybetli binanın tekrar otel olabilmesi için kolları sıvadı. Cemaat, binanın aslına dönmesi için gerekli imar plan değişikliği nedeniyle ilçe ve büyükşehir belediye başkanlığına başvurmaya hazırlanıyor. 1960 yılından bu yana boş duran görkemli yapı, otel olarak ayakta kalmaya devam edecek.
KİRALAMAK İŞE YARAMADI
İmar planlarında ‘özel koşullu alan’ olarak yer alan yetimhane, 1996 yılında Turizm Bakanlığı’nca turizm bölgesi ilan edilip 49 yıllığına otel olarak işletilmesi için bir şirkete kiralanmıştı.
Ancak kurul tarafından planlar onaylanmayınca plan hayata geçmedi. Bugün Yetimhane’nin tapusuna kavuşan cemaat, ilçe ve büyükşehir belediyesine yapılan başvurular dahilinde imar planındaki değişiklikle, fonksiyonu ‘turizm tesis alanı’ olarak kabul ettirebilirse yılların yetimhanesi otel olabilecek.
DÜNYANIN EN BÜYÜK AHŞAP BİNASI
Büyükada Rum Yetimhanesi, 1898-1899 yılları arasında yapıldı. Ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından otel olarak inşa edilen binanın dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia ediliyor. Prinkipo Palas adı altında otel olarak tasarlanan bina gerekli iznin alınmaması üzerine el değiştirdi ve Eleni Zarifi tarafından satın alınır. Yedikule’deki Balıklı Rum Hastanesi’nde hizmet veren Rum Yetimhanesi de, 1902 yılında bu binaya taşındı. Yetimhane Heybeliada’ya nakledince, bina da 1960’lı yıllarda kapatıldı ve günümüze kadar boş olarak kaldı. Fener Rum Patrikhanesi 2005’te AİHM’e açtığı davayı kazandı. 29 Aralık 2010’da yetimhane binasının tapusu patrikhaneye devredildi.

* * *

Dava sürecinde Patrikhane’nin binayı geri aldığı takdirde otel yapmak istediği —ne hikmetse bir ara peyda olan uluslararası çevre enstitüsü hevesi geldi geçti derken— Eski ViranBağ Koyu’na yapılacak bir marinayla da oteli teleferik yanı sıra servis araçları yoluyla ilişkilendirmek istediği söylentileri dolaşıyordu. EYVAH! EYVAH 1! 
)O(

_______________________________________________________6

Milliyet- Ekonomi, 1.1.2011
Tebernuş Kireçci

http://www.milliyet.com.tr/terrace-zincirine-alti-halka-daha-ekleyecek/ekonomi/haberdetayarsiv/01.01.2011/1333487/default.htm

Terrace zincirine altı halka daha ekleyecek

Terrace konseptli konut projelerini Büyükada’ya taşıyan [!?] İnanlar İnşaat, bu yıl gerçekleştirdiği 3 projeye gelecek yıl 6 halka daha ekleyerek 350 ile 400 milyon dolar arasında bir ciroya ulaşmayı hedefliyor

[…]

* * *


EYVAH! EYVAH 2! 
)O(




_______________________________________________________7

Yazete, 29.1.2011
Hamit Eteevrans

http://www.haberciniz.biz/istanbul-depreminin-tarihini-acikladi-964227h.htm

İstanbul depreminin tarihini açıkladı!

Deprem Bilimci Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan, Hamit Eteevrans’la Yüz Yüze’ye konuk oldu.
[…]
Hocam peki neden Büyükada?
Büyükada benim için çok özel bir yer. Bir evim de orada. Çok severim adayı. Bir de Büyükada, gelecek İstanbul depremine çok yakın bir yerde. En yakın gözlem evinin de orada olması gerekir diye düşündüm. AB’ye sunduğumuz bir proje de var laboratuvarın orada kurulmasına yönelik. Adalar sanıldığından güvenli ve dayanıklıdır.

[…]

_______________________________________________________8

SamanyoluHaber.com, 291.2011

http://finans.samanyoluhaber.com/h_500996_toplu-ulasima-ne-kadar-oduyoruz.html

Toplu ulaşıma ne kadar ödüyoruz?

[…] Sınırlı kullanımlı elektronik bilet kullananlar için ise İETT ve özel halk otobüsleri, tünel, nostaljik tramvay, İDO şehir hatları vapurları, özel deniz motorları, raylı sistemlerin kullanımı tek geçişlik bilet 2,50, iki geçişlik bilet 5, beş geçişlik bilet 12, on geçişlik bilet ise 23 lira. Adalar şehir hatları akbil 2,75, indirimli akbil 1,90, jeton 3,50 lira. Deniz otobüsleri […] Kabataş-Adalar akbil 6, indirimli akbil 4,40, jeton 6,50, Bostancı-Adalar arası ise akbil 3,60, indirimli akbil 3,05, jeton 4.50 lira. […]

_______________________________________________________9

Radikal, 27.1.2011

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=DetayliAramaSonucV2&ItemsPerPage=10&PAGE=1&CategoryTypeID=-1&Keyword=adalar&SameKeyword=&NotKeyword=&CategoryID=-1&prmEk=0&AuthorKeyword=&MuhabirKeyword=&startDateNull=&endDateNull=&Asc=0

Bütçede aslan payı İstanbul’un

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2011 yılı bütçesi 6 milyar 700 milyon TL. İSKİ’nin 3 milyar 256 milyon 532 bin TL, İETT’nin 1 milyar 800 milyon 445 bin TL ve bağlı 25 şirketin 6 milyar 298 milyon 7 bin TL konsolide bütçesi bulunuyor.
[…]
İstanbul’un 39 ilçesinin toplam bütçesi de 5 milyar 703 milyon 376 bin 9 TL. İstanbul İl Özel İdaresinin 2011 yılı bütçesi de 325 milyon TL. Bu bütçe bir önceki yıldan gelen devirler ve genel bütçeden gelen ödeneklerle birlikte 900 milyon TL’ye çıkıyor. Böylece İstanbul 2011’de toplam 24 milyar 658 milyon 360 bin TL’lik kaynak kullanmış olacak.
[…]
İstanbul’un ilçeleri arasında Fatih Belediyesi 291 milyon 590 milyonluk bütçesiyle ilk sırada yer alırken, 260 milyon TL’lik bütçesiyle Şişli ikinci, 250 milyon TL’lik bütçesiyle de Küçükçekmece 3. sırada yer alıyor. İlçeler arasında en az bütçesi olan ise sırasıyla 18 milyon 700 bin TL’lik bütçesiyle Şile birinci, 28 milyon TL’lik bütçesiyle Adalar ikinci, 28 milyon 500 bin TL’lik bütçesiyle de Çatalca üçüncü sırada yer aldı. […]

_______________________________________________________10


HaberTürk, 22.1.2011
Esra Boğazlıyan

http://www.haberturk.com/yazarlar/593941-buyukada-barinagi-icin-sarsici-iddia

[…]

Büyükada Barınağı için sarsıcı iddia

Hasdal Hayvan Barınağı’nın ardından Büyükada Barınağı için de korkunç iddialar ortaya atıldı. Hayvanlara son kullanma tarihi geçmiş makarna yedirildiği, yaralı köpeklerin ölüme terk edildiği, telef olanların çöpe atıldığı öne sürülüyor… 
BİLİYORSUNUZ… Bir grup hayvanseverin Hasdal Hayvan Barınağı’yla ilgili iddiaları, geçtiğimiz haftaya damgasını vurmuştu. Let’s Adopt adlı grup, ziyarete gittikleri barınakta dehşet veren görüntülerle karşılaştıklarını öne sürmüştü. Yaralı hayvanların kanlar içinde bırakıldığını, ölüme terk edildiğini, köpeklerin pislik içinde yaşadığını, aç kaldığını söyleyen hayvanseverlerin barınakta çektiklerini iddia ettikleri görüntüler de insanın kanını donduruyordu. İşte bu çarpıcı açıklamalar ve fotoğraflar, toplumda infiale neden olmuştu.
EYLEM YAPACAKLAR
Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde konu uzun uzun tartışıldı, tepki grupları oluşturuldu. Büyükşehir Belediyesi her ne kadar barınaklardaki köpeklere çok iyi bakıldığını, kötü muamelenin söz konusu olmadığını söylese de hayvanseverler geri adım atmadı, iddialarını sürdürdü. 
Hatta 23 Ocak Pazar günü, barınaklara dikkat çekmek amacıyla protesto gösterisi yapmaya karar verildi. Yine bildiğiniz üzere bu gelişmeyi de sizlere duyurmuştuk.
Hasdal’daki barınakla ilgili tartışmalar sürerken dün, Acil Şikayet Hattı’na bir başka barınakla ilgili sarsıcı bir mesaj daha geldi. Bu kez şikayetlerin adresi Büyükada’ydı. Ada’da yaşayan psikolog okuyucumuz, barınakta gördüğü akıl almaz manzaraları bakın nasıl anlatıyordu…
TÜYLER ÜRPERTEN İDDİA
“Geçtiğimiz hafta, bahçemde bir köpek doğum yaptı. Ben de yavruları alıp Büyükada Hayvan Barınağı’na götürdüm. Ertesi gün, yavrulara bakmak için barınağa gittiğimde yavrulardan ikisinin öldüğünü söylediler. Üstüne üstlük telef olan yavruları çöpe attıklarını itiraf ettiler.
Barınakta karşılaştığım tablo insanlığa sığmayacak kadar vahimdi. Yaklaşık 400 hayvanın kaldığı barınakta sadece bir görevli var. Hayvanlara, son kullanma tarihi hayli geçmiş makarnalar yediriliyor. Hayvanlar perişan bir halde. Ölüme terk edilmişler. Köpeklerin çoğu hasta. Bazılarının ağızlarında kurtçuklar vardı. Sözde burada yaralı hayvanlar tedavi ediliyor. Ama ne tedavi!
Hayvanlar son derece kötü şartlarda ameliyat edilip steril olmayan buz gibi ıslak ve pis odalara üçer dörder atılıyor. Narkozdan çıkarken hayvanlar o ıslak yerlerden kayıp yerlere düşüyor, dikişleri patlıyor bir de acıdan birbirlerini parçalıyorlar. Ölen ölüyor çöplere gidiyor ölmeyen mikrop kapmış yaralarıyla bayat, küflü, kurumuş ekmeklere karıştırılmış kuru mamalara talim ettiriliyor.
Sokakta yaşayan, aç kalan hayvanların barınaklara alınmasını istiyoruz ama barınakların durumu da içler acısı bir halde. Artık yerel yönetimler bu soruna ciddi bir şekilde eğilse de bu insanlık ayıbına bir son verse… Her şeye para bulunuyor da bu zavallı hayvanlara gelince bütçenin yetersizliğinden söz ediliyor. Bu tamamen bahane! Belediyeler istedikten sonra hayvanlara pekâlâ da çok iyi şartlarda bakılabilir. Ama nerede bizde o duyarlılık!”

_______________________________________________________11


HaberTürk, 24.1.2011
Esra Boğazlıyan

http://www.haberturk.com/yazarlar/594455-voltajlar-dusuk-gerilim-yuksek

[…]

Barınak gönüllüleri iddiaları reddediyor

ÖNCEKİ gün, Büyükada Hayvan Barınağı’yla ilgili sarsıcı iddiaları gündeme getirmiştik. Barınakta, hayvanlara kötü muamele yapıldığına şahit olduğunu söyleyen bir hayvansever, tüyler ürpertici açıklamalar yapmıştı. Bu iddiaların ardından, Adalar Sahipsiz Sokak Hayvanlarını Koruma Gönüllülerinden bir açıklama geldi. Gönüllüler aynen şöyle diyordu:
408 KISIRLAŞTIRMA
“Bizler Adalar Belediyesi sokak hayvanlarını koruma gönüllüleri olarak yıllardır Büyükada Barınağı ve sokak hayvanları için hizmet etmekteyiz. Yıllar önce çok kötü durumda olan barınağımız Ocak 2008’de yeni yerine taşınmış ve daha sağlıklı bir ortamda hayvanlarımıza bakılmaya başlanmıştır. Gönüllülerimizin de desteği ile hayvanlarımızın gıda, ilaç ve diğer ihtiyaçları eksiksiz olarak karşılanmaktadır. Kurduğumuz sistem ile düzenli olarak makarna, et ve ekmek transferi ile hayvanlarımızın beslenme ihtiyaçları karşılanmaktadır. Ayrıca gönüllülerimizin de desteği ve ziyaret sırasında getirdikleri kuru mamalar ile lodos, fırtına gibi zor günler için stoklarımızı sağlıyoruz. Bildiğiniz gibi diğer barınaklardan farklı ve güç bir durum olarak ulaşımın sadece deniz araçları ile yapılması gibi bir engele rağmen gıda transferini belediyenin çıkarma gemisi ile aksatmadan yapmaktayız. Adaların özel konumu nedeniyle mevcut mobil klinik ile tüm adalarda, kısırlaştırma ve tedavi faaliyetlerini yürütmekteyiz. 2005 yılından beri 480 hayvanımız kısırlaştırılarak aşılanmış ve küpeleri takılmıştır. Adalar’da sadece Büyükada’da bulunan barınağımızda 380 köpek bulunmaktadır. Bunlar doğal ortamda kulübelerde 3 ayrı bölüm halinde ve kapalı alanlarda barınmaktadırlar. Hayvanlara iyi bakılmadığına dair iddialarda bulunan şahıs, evindeki hayvanlarının kısırlaştırılması için belediyenin destek olduğu ve yardım ettiği birisidir. Geçen ay içinde bahçesinde yavrulayan bir köpeğin 6 yavrusuna bakamadığını beyan etmiş, yavruların barınağa alınmalarını istemişti. Yavrulardan 2 tanesi kanlı ishal nedeni ile öldü. Barınakta hayvanlara iyi bakılmaması, kötü muamele edilmesi söz konusu değildir.”

_______________________________________________________12


Milliyet, 30.1.2011
Nafiz Albayrak

http://www.milliyet.com.tr/ataturk-aski-broadway-da/guncel/haberdetayarsiv/30.01.2011/1345831/default.htm

Atatürk aşkı Broadway’da

1920’lerin İstanbul’unda Ermeni kökenli bir genç kızın Atatürk’e ulaşma çabalarının işlendiği ve Broadway’de sahnelenen “Sevmek” (To Love) adlı oyunun sanatçıları, dakikalarca ayakta alkışlandı

Büyükadalı ve Ermeni asıllı bir genç kızın Atatürk’e aşkının anlatıldığı oyundaki dans sahneleri de izleyenler tarafından çok beğenildi. (Fotoğraf: AA)
Ermeni kökenli bir genç kız ile Atatürk arasındaki duygusal yakınlaşmayı anlatan “Sevmek” (To Love) adlı oyun New York’ta sahnelendi. Türk-Amerikan Repertuar ve Eğlence Tiyatrosu (Turkish American Repertory Theater; Entertainment) tarafından, Zishan Uğurlu’nun yönetmenliğinde ve oyuncu-senarist Ayşe Eldek’in senaryosuyla New York’ta İngilizce olarak sahnelenen ve Ermeni kökenli bir genç kız ile Atatürk arasındaki duygusal yakınlaşmayı anlatan oyun, izleyicilerden yoğun alkış topladı.

New York’un ünlü Broadway Caddesi üzerinde, Yukarı Manhattan’da bulunan Symphony Space’de sahneye konan ve görselliği danslarla süslenen oyun hem Türk hem de Amerikalı izleyicilerin büyük beğenisini kazandı.
9 Amerikalı ve 11 de Türk oyuncunun rol aldığı oyunda, 1920’lerin İstanbul’unda, Büyükada’da yaşayan Ermeni kökenli bir genç kızın Atatürk’ün şehre geleceğini duymasıyla onu görebilmek için gösterdiği çaba işleniyor.
Yok olan sevgiyi anlatıyor
Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Ertuğrul Apakan ile New York Başkonsolosu Mehmet Samsar ve eşi Firuze Samsar’ın da izlediği oyundan sonra, gazetecilerle konuşan Ayşe Eldek, oyunu yazarken, “Gazi’nin Hüzünlü Aşığı” adlı kitaptan esinlendiğini söyledi. Türk-Amerikan Repertuar ve Eğlence Tiyatrosu’nun kurucusu ve Sanat Yönetmeni de olan Eldek şunları söyledi:
“Oyun bir Ermeni kızının Atatürk’e olan aşkı ve ona ulaşmak için gösterdiği çabalarla başlıyor. Oyunun içerisine birkaç tane de ekstra karakter koydum, daha ilgi çekici bir hale getirmek için dans da kattık.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında, İstanbul’un kozmopolit yapısı içinde herkesin birbirini nasıl sevdiğini dile getirmek istedim. Herkesin birbirini nasıl sevdiğini, sen şusun busun demeden birbirlerine nasıl bağlı olduklarını ve sevgi dolu olduklarını dile getirip böyle bir oyun çıkartmak istedim.”

Türk-Amerikan Repertuar ve Eğlence Tiyatrosu’nun (TARTE) kurucusu ve Sanat Yönetmeni Ayşe Eldek, oyun hakkında bilgi verdi.

_______________________________________________________13


Milliyet- Cadde34, 30.1.2011
Neşe Mesutoğlu

http://cadde.milliyet.com.tr/2011/01/30/HaberDetay/1345946/-paylasmayi-ogreneceksin-

“Paylaşmayı öğreneceksin”

‘Yerden Yüksek’ dizisinde rol alan usta oyuncu Altan Erkekli, çocukluğundaki İstanbul’un samimiyet, dürüstlük ve dayanışma yeri olduğunu anlattı. Doğayla iç içe geçen o günlerin geride kalmasından üzüntü duyan sanatçı, “Kiraza para verileceği aklımın ucundan geçmezdi. Bütün meyveler bahçelerimizde yetişirdi” diyor
[…]

* Yıllar sonra İstanbul’a tekrar yerleşince neler keşfettiniz?
Delikanlıyken gittiğim Adalar bambaşka, şimdi gittiğim Adalar başka. Ben de büyümüşüm, ben de farklı bakıyorum. O perspektif içinde İstanbul’u farklı algılamaya başlıyorum. Yaş alınca olgunlaşıyor insan. Şehir de olgunlaşmış ama çarpık yapısıyla yanlış olgunlaşmış. Tarihi eserlerin Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından korunmasının ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Yanlış restorasyonlar görüyoruz. Sokak isimlerinin nereden geldiğini araştırıyorum. Başka açılardan bakıyorum.

_______________________________________________________14


Milliyet- Cadde34, 28.1.2011

http://cadde.milliyet.com.tr/2011/01/30/HaberDetay/1345050/istanbul-un-bekcisi-beyazit-yangin-kulesi

iSTANBUL’UN BEKÇiSi 
BEYAZIT YANGIN KULESi

İstanbul’un simgelerinden Beyazıt Yangın Kulesi, aydınlatma projesiyle [berbad oldu fikrimce] eski günlerine geri döndü. Projenin tanıtım gecesi, geçen pazartesi yapıldı. Biz de bu vesileyle tarihi kulenin geçmişine bir göz atalım dedik…
[…] Kule, cumhuriyet döneminde de kullanıldı. Hatta 1962’de havanın açık olduğu bir gün Büyükada’da başlayan bir yangın, gözetleme yapan itfaiyeci tarafından sokağına kadar belirtildi. […]

_______________________________________________________15


Millitet_ Cadde34, 5.1.2011
Celil Civan

http://cadde.milliyet.com.tr/2011/01/30/HaberDetay/1335078/metin-erksan-in-istanbul-u

Metin Erksan’ın İstanbul’u

Kendine özgü sinema dili ve ele aldığı meselelerle Metin Erksan, Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden biri. Edebiyat uyarlamalarından melodramlara, romantik komedilerden köy filmlerine kadar pek çok dalda film çeken yönetmeni, 1453 Dergisi mercek altına aldı. ‘Acı Hayat’, ‘Suçlular Aramızda’ ve ‘Sevmek Zamanı’ filmlerine fon oluşturan ‘gerçek ve tekinsiz İstanbul’u inceledi

[…]

Sevmek Zamanı: Büyükada’da aşk

Bugün efsane olan ‘Sevmek Zamanı’ (1965), çevrildiği yıllarda ne seyirciden ne de Erksan’ın deyişiyle ‘entelijansiya’dan rağbet görür. Oysa film, geleneğimize özgü bir hikâye anlatır: Surete aşık olma. Büyükada’da bir yalıyı boyayan Halil (Müşfik Kenter), başka bir yalının duvarındaki resme aşıktır. Resim, yalı sahibinin kızı Meral’e (Sema Özcan) aittir. Bir gün yalıya gelen Meral, Halil’i görür ve tutkusunu fark eder. Halil’in aşkından etkilenen Meral, genç adamı sureti değil, gerçeğini sevmeye ikna etmek ister ama bir süre başaramaz. Halil gerçek Meral’i değil, resmini ister.
Halil ve Meral, ‘ayrı dünyaların insanları’dır. Başka bir ifadeyle erkek Doğulu, kız Batılıdır. Meral yazları tatil için adadayken Halil adaya kışın, o da çalışmak için gider. Meral’in babası tıpkı işadamı mantığıyla hareket eden, çıkarlarının peşinde bir adamdır. Meral’in sevgilisi Başar (Süleyman Tekcan) önceki iki filmde Ekrem Bora’nın çizdiği yozlaşmış zengin genç adam tipine benzer.
‘Sevmek Zamanı’, toplumsal eleştirileri yanında bir İstanbul filmi olarak öne çıkar. Özellikle Büyükada film boyunca yağmurlu, kasvetli ve ıssızdır. Yaz boyunca ortada görünmeyen boyacılar, tamirciler, işçiler adaya kışın, zenginler yokken gider. Büyükada, Halil’in ruh haline de uygundur. Meral’in suretine aşık olan Halil, hem Meral’den ayrı bir dünyada yaşar, hem de ada gibi içine kapanık ve kasvetlidir.
Filmde yer alan mekanlardan biri de Maslak’taki atış poligonudur. Bu poligon özellikle dikkat çeker; zira Başar ve arkadaşları, Meral’i görmek isteyen Halil’i burada döverler. Başka bir ifadeyle, poligon Başar’ın şımarıklığını ve vahşetini temsil eder. Bir diğer mekan ise Belgrad Ormanı’dır. Halil ile ustası ormandaki bir kulübede yaşar, Halil orman içindeki gölün kıyısında dolaşır. Filmin son sahneleri de gölde geçer. Meral’in evleneceğini öğrenen Halil, bir kayığa Meral’in resmiyle gelinlik giymiş bir mankeni koyar ve gölde dolaşmaya başlar. Bir süre sonra nikahtan kaçan Meral göl kıyısına gelir. Kayığa biner, resimle mankeni göle atar. Başka bir ifadeyle Meral, Halil’in sınırlı, güvenli hayal dünyasını kaldırır ve yerine gerçeği koyar. Oysa gerçek işin içine girince acı da kaçınılmaz olur: Başar, Halil ve Meral’i vurur.
Erksan, ‘Sevmek Zamanı’nda İstanbul’u bir masal dünyası gibi kurgular. Ancak Erksan’ın masalsı İstanbul’u, toplumsal eleştiriden ve acı gerçeklerden kaçınmaz.

* * *

ADALAR POSTASI-2347 (26.12.2009)
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/11/26-2347.html

“Sevmek Zamanı”nı seyretmek zamanı…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: