Gönderen: adalarpostasi | 01 Temmuz 2015

tabiata karşı yapılan bu şuursuz saldırılara bizler de arılar da derken erguvanî uyuzotları da uyuz oluyoruz haliyle…!

TABİATA KARŞI YAPILAN BU ŞUURSUZ SALDIRILARA
BİZLER de ARILAR da derken ERGUVANÎ UYUZOTLARI da
UYUZ OLUYORUZ HALİYLE…!

#Adaları #çölleştirME #ilaçlaMA

FullSizeRender

󾓯: Adı Cadı Kadın, “Adamın biri elinde dünya patırtıyı kopartan bir aletle tozu dumana katarak Türkoğlu Sokağı’na orman yamacından sarkan o cânım bitkileri kesiyordu…!”, Büyükada (22.6.2013).

Seneler senesi yazıyoruz, anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az misali… Dostlar alışverişte görsün mevsimi geldi, Adalar Belediyesi’nin akıllara ziyan hezimet hizmeti işbaşında yine…! Amma ve lakin biliyoruz ki Doğal ve Kentsel SİT Alanı bütünü İstanbul Adaları’nı neden tercih ettiği meçhul bir kesim de bu sözüm ona hizmeti Belediye’den ısrarla talep etmekte…! Peki ya Adalar Belediyesi bu akıl almaz isteğe gereği cevabı verebilecek kudret ve selahiyette değil mi ki bu pek manasız talebe mani olacak yerde kör değneğini bellemiş gibi biteviye karşılık vermede…?!

22 Haziran 2015 Pazartesi günü 15:00 sularında adamın biri elinde dünya patırtıyı kopartan bir aletle tozu dumana katarak Türkoğlu Sokağı’na orman yamacından sarkan o cânım bitkileri kesiyordu…! Oysaki İstanbul Adaları’nın Doğal SİT Alanı ormanlarının tabii bitki örtüsü makinin o birbirinden şifalı bireyleri, o misler kokan dağ naneleri, karabaşları, ladenleri gerek çiçekli görünümleri gerek harikulade rayihalarıyla eşsiz bir güzellik ve dahası doğal hayata hayat katmaktayken…!

Cadı’yı görünce zaar daha ağzımı açmaya fırsat bulamadan kaçıverdi gerisin geriye de haliyle nöbet tutuyoruz şimdilerde yine gündüz gece… Kaldırımlarımıza tohumları rüzgârlarla ve/ya kuş gagalarında gelmiş türlü tabii bitkiyi şifasının da farkındalığıyla çok ama çoook seviyoruz… Gelip geçenlerin paçaları, etekleri derken kediler köpekler kirpiler değiyor, rüzgâr üfürüyor kapılardan pencerelerden içeriye o mis gibi kokular böylelikle buyur ediliyor baş köşeye de sefalar getiriyor evlerimize…

7946

󾓯: Adı Cadı Kadın, “Kedi dedi ki: Rahat bırakın ya yaban nanelerimi…!”, Büyükada (1.7.2013).

Derken bu sabah (23 Haziran 2015 Salı) sağanağında erkenden uyanıp gereken tedbiri alıp uyuya kalmışım yine ki 9:00’a doğru kâbus görüyorum diye yataktan fırladım bir de ne göreyim meğer hakikaten de o kâbus misali mesai başlamış…! Soluğu yanlarında aldım. Halden anladı bu işe memur edilen o adamcağız da, başını gözünü örtmüş, gözlerine kaçan çalı çırpı kırpıntılarıyla havalanan kum ve çakıldan serzenişte bulundu. Dahası kendisi de vaktiyle Anadolu kırsalında geçen yaşamının tadı damadığında kalmakla şimdilerde memur edildiği bu tuhaf işe mana veremiyordu haliyle… Evimizi çepeçevre sarıp sarmalayan o cânım dağ nanelerini, karabaşları, ladenleri anlayışı sayesinde bize bağışladı şükürler olsun ki zira bu akıllara ziyan harekât vakti evde olmadığım seneler eve dönüşte ne çok üzülmüştüm yitip giden cana can katan o cânım canlara…

Geçtiğimiz kış bolca yağan kar ve yağmurlar ertesi bu bahar âdeta coşan tabiat ananın o yemyeşil örtüsünü renklendiren envai çeşit çiçeğin yerini alan, havaların yavaştan da olsa ısınmasıyla kurumaya başlayan otlar arasından çıkan, rüzgârlarda uzun ince endamıyla salım salım salınan o güzeller güzeli Erguvanî Uyuzotu (Scabiosa atropurpurea) da bu akıllara ziyan kıyıma uyuz olmuş vaziyette haliyle…! Ne dersiniz her sene bu vakitler tabiata hücum eden bu içler acısı zihniyete acep bulunamaz mı bir çare…?

IMG_1574

󾓯: Adı Cadı Kadın, “Erguvanî Uyuzotu / Scabiosa atropurpurea…”, Büyükada (24.6.2015).

Doğal hayatın katledilmesine ortak olup seyirci kalmayalım Sevgili Ada sakinleri… Kaldırımlarımıza rüzgârların kuşların ektiği o cânım dağ nanelerini, karabaşları, erguvanî uyuz otlarını, ladenleri her ne demeyeyse söktürmeyelim yerli yerinden…! Arıların dünyasını karartmayalım…! Adalarımızı çölleştirmeyelim…!

* * *

Derken günlerdir türlü hengâmede yarım kalan bu yazıyı en nihayetinde bir fırsatını bulmuş da hitama erdirecekken Adalar Belediyesi’nin bu defa da “İlçemizde yayılan ve 200’den fazla ağaca zarar veren Hyphantria Cunca Drury (Amerikan Beyaz Kelebeği) için Adalar genelinde İNHİLİN 48 SC ilacıyla ilaçlama yapılacaktır. Yapılacak ilaç arılar üzerinde zehirli etki yapabilmektedir. Ayrıca insanlar üzerinde de bilinen yan etkileri baş dönmesi, baş ağrısı ve kusmadır. İlaçlama 2.7.2015-4.7.2015 tarihleri arasında yapılacaktır.” neviinden akıllara ziyan açıklaması geldi…!

FullSizeRender

FullSizeRender

FullSizeRender 3

FullSizeRender 4

FullSizeRender 5

Yahu vaktiyle de bu minval ilaçlaMA konusunda İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nce, Adalar Belediye Başkanlığı’na yazılı başvurularda bulunulmuş (bkz. http://www.adalarkoruma.org/sinekler-ve-zehirli-ilaclar); İstanbul Çevre Konseyi ilaçlamanın durdurulması konusunda Valiliğe başvurmuş Valilik de Kartal Belediyesi’ne bu konuda yazılı emir iletmemiş miydi? Tüm bu yazışmalar ADALAR POSTASI’nda da yayımlanmış olmakla muhakkak belediyemizin de bilgisi ve arşivi dahilindedir.

Einstein “Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır. Arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan, insan olmaz,” dememiş miydi…? Dünya âlem el ele vermiş bu ve benzer vahim hatalar nedeniyle yitip giden arıları geri getirmek üzre hal çareleri aramaktayken sen gel de Doğal SİT Alanı İstanbul Adaları’nda kimbilir bu minval ekosistemde yapılan ne tür hatalar neticesinde ağaçlara musallat olan Hyphantria Cunca Drury / Amerikan Beyaz Kelebeği’nden ağaçları kurtaracağız diye envai çiçekten bal alıp hayata hayat katan arıların hayatını yitirmesine, insan da dahil her tür hayvanat ve nebatatın sağlığına zarar verecek bir ilaçlama harekâtına giriş, olacak şey mi…! Teşbihte hata olmaz derlerdi eskiler, bu akıl almaz ilaçlama harekâtı tam manasıyla pire için yorgan yakmaya benzer…!

Evlerimizi böceklerden, bahçelerimizdeki misal gülleri bitlerden her nedense koruyacağız diye hem kendi sağlığımızı hem çevre sağlığını yok sayarak baştan aşağıya her yeri ilaçlıyor da ilaçlıyorken gül bitleri neviinden türlü nebatat zararlısını afiyetle yiyen uğurböceklerini, yaşam kaynağımız arıları da öldürüyor bahçelerimizi kelebeklerden, ateşböceklerinden mahrum bırakıyoruz…! Bu ve benzer ilaç kendimi bildim bileli ne evimize ne de bahçemize asla giremez…! Peki ya dün gece banyodaki iki dev örümceğin muhabbetini seyre doyamadığımı söylesem kime ne ifade eder…?

Evvel zeman Ada sakinlerinden Sevgili Viktor Albukrek: “[…] Tüm kaldırımlar ise, adamızın meşhur demir oksitli taşından, Arnavut kaldırımı şeklinde örülürdü. Döşenmiş taş aralarında kalan toprakta ve asfalt yolun iki yanındaki geniş toprak yol şeritlerinde biriken at ve eşek gübresi sayesinde, envai türlü bitki, kök salardı. Her yağmur sonrasında yollarımız mis gibi lavanta çiçeği, yaban nanesi, adaçayı ve ıtır kokardı. […] Akıllı olan merkepler, orta şeritteki asfaltta kaymamak ve güneşten kaçınmak ve de bilhassa kaldırım kenarında biriken gübreli funda toprağında biten otların cazibesine kapıldıkları için, katranlı şeridin dışındaki toprak yollara basarak gitmekten hoşlanırdı. […]” diye yazmıştı. [ADALAR POSTASI-2579/2 (23.4.2011): her yağmur sonrasında yollarımız mis gibi lavanta çiçeği, yaban nanesi, adaçayı ve ıtır kokardı…]

Adalar’ın Kentsel ve Doğal SİT Alanı olarak tescilinde nice emeği geçen Büyükada doğumlu Sevgili Tiraje (Dikmen) Hanım (1925-2014) anlatmıştı vaktiyle… Evvel zeman içinde Feyhaman Duran’ın (1886-1970) eşi Güzin Hanım’ın yazları Beyazıt’taki evinden Büyükada’ya gelirlerken envai çeşit çiçekli saksısını tuttuğu bir kayıkla ada sahillerine getirişini seyre nasıl da doyum olmadığını…

Füreya (Koral) Hanım (1910-1997) da çocukluğunda dedesi Şakir Paşa ile ağabeyi Cevat Paşa’nın Büyükada’daki köşklerinin bahçesinde nasıl bir ağaç dikseler de tam değil yarı gölge vermesi lüzumu üzerine uzun uzadıya sohbetlerine dair bir hatırasını aktarmışmış vaktiyle Tiraje Hanım’a…

Gerçek manada “Adalılık” yaz sıcağında güneşin alnındaki cascavlak yol kenarlarına zakkum dikmek, vaktiyle gölgeleri ve rayihalarıyla gelen geçenleri mes’ûd eden ağaçları hunharca budayıp kesmek, hızını alamayıp motorlu araçların yasak olduğu Adalar’da salt daha da cüsseli kamyon-tır misali araçlar geçebilsin diye parkların kenarından köşesinden kırpmak ve dahi tüm bu olup biten katliama sessiz kalmak değil aksine dört mevsim birbirini takip eden renk, rayiha ve gölgeleriyle velhasılı melanur ince ince düşünüşlerle ağaçlar dikmek ve gereğince bakmaktı da elbette!

Yakın geçmişte Büyükada Terrace-Lido’nun önünde paravanladıkları 59 adet servi ağacını bir gecede söktüler derken Seferoğlu Korusu’ndaki 401 adet tescilli ağacın bilmem kaçını kesip bilmem kaçını da kurutuverdilerdi de bir takım sözüm ona “Adalılar” da sevindirik oldulardı ya…! Bir takım adamlar da ellerinde keserler akıllarına estiği vakit ve biçimde ağaçlara musallat olmada…! Kim kime dum duma…! Sonumuz hayrola…!

Bedri Rahmi Eyuboğlu o pek sevdiğim “Güzel ile Faydalı” şiirinde şöyle başlar söze: “Ben arıya arı demem / Arının balı olmalı…”

Bizlerse ne yazık ki bu gidişle ne bir parmak bal bulacağız ne de bir tek arı…!
)O(

* * *

1891020_643112259070523_1660201563_n

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, 27 Şubat 2014 ·

Arılar, rüzgâr ve diğer hayvanlarla birlikte, tozlaşmayı sağlayan etkenlerin başında gelir. Arıların azaldığı bir ortamda, meyve-sebze verim ve ürün kalitesi ciddi miktarda düşer. Günümüzde arı nüfusu, böcek ilacı kullanımı, GDO’lar ve habitat kaybı nedeniyle tehdit altında. Sanayileşmiş batı ülkelerinde arı kolonileri 2006 yılından beri %50 oranında azaldı.

Peki Ne Yapmalı?

  • Arıların en sevdiği bitkileri bahçe ve balkonunuza ekelim
  • Arıların beslendiği doğal ortamları, çayırları koruyalım
  • Bahçemizde böcek ilacı kullanmaktan vazgeçelim

Arılar Hangi Bitkileri Sever?

Arıların en sevdiği bitkiler lavanta, kekik, adaçayı, biberiye, yonca, karahindiba, bakla, acı bakla, hodan, nane, kabak çeşitleri, ayçiçeği, ıhlamur, iğde, kestane, erguvan, yalancı akasya… Arıların dikkatini en çok mavi, mor, eflatun, beyaz ve sarı cezbediyor.

* * *

Gizem Altın Nance​ —> Adalar Postasi​

Uzman görüşüyle birlikte verilen dilekçe… Takipteyiz.
* * *

Adalar Kent Konseyi, 2.7.2015

Adalarınızda tarım ilacı uygulaması istemiyoruz!

11695493_370273273171264_2134030930427415331_n

Adalar Belediyesi, Facebook hesabından 1 Temmuz günü gönderdiği mesajda, Adalar genelinde görülen Cunea Drury (Amerikan Beyaz Kelebeği) için 2-4 Temmuz tarihleri arasında İNHİLİN 48 SC tarım ilacı ile ilaçlama yapılacağını belirtmiştir. İlaçlama sonucunda arı ölümleri olabileceği, insanlarda kusma, baş dönmesi gibi yan etkiler görülebileceği uyarısı yapılmıştır. Telefon görüşmelerimiz sonucunda adalı kişilerin ilaçlama talebinde bulunduğu, bu talebin Adalar Belediyesi tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne iletildiği ve ilaçlamanın İBB tarafından yapılacağını öğrendik.

Adalar Kent Konseyi Çevre Grubu olarak, NİHİLİN ilaçlaması yapılmasına karşıyız. Tarım ilaçlarının olumsuz etkilerinin suda, toprakta uzun zaman kaldığı, rüzgar ve böcekler vasıtasıyla yayıldığı ve bu kimyasalların vücutta birikerek insanlarda kanser dahil olmak üzere pek çok hastalığa sebep olduğu biliniyor. Kaldı ki, sayıları tüm dünyada hızla azalan arıların ölümüne sebep olacak bir ilacın kullanılmasını Adalar Kent Konseyi Çevre Grubu olarak kabul etmemiz imkansız. Bizler, adanın sunduğu temiz hava, toprak ve İstanbul’da bulamadığımız biyolojik çeşitlilik için buradayız. Organik alternatifleri varken, zararlı kimyasallarla ilaçlama yapılmasını yanlış buluyor ve bu uygulamanın durdurulmasını talep ediyoruz. Bundan sonra çevreyle ilgili yapılacak tüm uygulamalarda Adalar Belediyesi ve İBB’ye danışmanlık vermeye hazırız.

Konuyla ilgili Ziraat Yüksek Mühendisi, Organik Tarım Uzmanı Neslihan Şimşek Kızıl’dan uzman görüşü aldık: “Zararlı, hastalık ve yabancı otlar ile mücadele kimyasal mücadele en son tercih edilmesi gereken mücadeledir. Kimyasal mücadeleye başlamadan önce bahsi geçen zararlının ekonomik zarar eşiği incelenmiş midir? İlgili zararlıya karşı biyolojik mücadele ajanı var mıdır? Biyoteknik mücadele için feramon tuzakları kurulup sonuçlarına bakılmış mıdır? Yoksa en kolay olan ancak doğaya ve çeşitliliğe en ciddi zararlar verecek olan kimyasal mücadele mi seçilmiştir? Diğer mücadele yol ve yöntemleri denenmeden bahsi geçen ticari kimyasalın kullanılması işin kolayına kaçmaktır. Ayrıca ilgili zararlılara karşı etken maddesi spinosad olan bakteri preparatlı doğal insektisitler bugün ülkemizde de organik tarım yapan pek çok üretici tarafından etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Tüm bu bilgiler ışığında ilk olarak zararlının ekonomik zarar eşiği araştırılmalı. Biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemleri kullanılmalı. Bunlardan sonuç alınamadığı zamanda spinosad etken maddeli ticari ilaçlar ile mücadele edilmelidir. Arılarımız dahil tüm flora ve faunaya zarar verecek kimyasallar ise zararlı mücadelesinde kullanılmamalıdır.”

Adalar Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin dikkatine sunar, NİHİLİN ilaçlamasının bir an önce durdurulmasını; bunun yanısıra, adalarda kullanılmakta olan tüm tarım ilaçların isim ve uygulama bilgisinin tarafımıza verilmesini talep ederiz.

Adalar Kent Konseyi Çevre Grubu


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: