Gönderen: adalarpostasi | 10 Mayıs 2014

ADA, AT ve BİZ

ADA, AT ve BİZ

_________________Emin Mâhir Başdoğan

İlkmektep yıllarımdan üniversite mezuniyetime kadar, her yaz tatilimi Büyükada’da geçirmiş olmama ilaveten, uzun yıllar at beslemiş ve hali hazırda üç atımla birlikte Kazdağları’nda yaşayan biri olarak, hem Büyükada hem de at sevdalısıyım. Doğrusunu söylemem gerekirse birini ötekinden ayırmak benim için neredeyse imkânsız. Bunun için yeni kurulan Büyükada Atlı Spor derneğinin de üyesiyim. Atın gündelik hayatın içerisinde var olması amacımıza ulaşacağımıza inanıyorum.

fotoğraf

Fotoğraf: Adı Cadı Kadın, “Büyükadalı Balkız… ‘Atın sessiz ama çok şey anlatan bakışını nazarımızdan uzak tutmamalıyız’…”, İÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastahanesi- Avcılar (7.5.2014).

)O(

Beğenilen ecnebi memleketlerde bira fıçılarını çeken ağır atlardan tutun da muteber markaların atlı arabalarına, kral/kraliçenin atlı muhafızlarına, turistik faytonlara hatta atlı kuryelere ve bilhassa parklarda ama çoğu zaman da yollarda atlarının sırtında dolaşan hobi binicilerine rastlanıldığında duyulan güzel hislerden bahsetmek istiyorum.

Elli yedi yaşındayım ve şimdinin İstanbul’unda içerisinde atın da insanın yanı başında yer aldığı böylesi güzel tablolara neredeyse sadece Adalar’da rastladığımı söyleyebilirim. Tabiî ki spor da var, at yarışları da, hatta askerî resm-i geçitler de var; ama ben elle dokunacak yakınlıktaki karşılaşmalardan söz ediyorum. Atın, taşıdığı bütün güzelliği ile, yaşadığımız sokakta belirivermesi anının, o bakmasını bilene iç huzuru veren keyfinden söz ediyorum. Ayrıca ‘Adımızın Atımız Olduğunu’ da duymuştum Türkiye türkçesi dışındaki türkçelerde. Basit bir harf oyununun ötesinde hikmeti olduğuna inanıyorum bu fikrin. Ezelden evvel, yollarda birlikte yürüdüğümüz bu yoldaşımızla kederde ve sevinçte yan yana duruyor olmaklığımızın zamanede handiyse unutulmaya yüz tuttuğu kanaatindeyim. Onun için atın sessiz ama çok şey anlatan bakışını nazarımızdan uzak tutmamalıyız. Bazen yapılan yanlışlara da şahit olunduğunda gözlerimizi kaçırmak veyahut o atı -ve mümkünse bütün atları- ‘Yıkılın Gözümün Önünden!’ nârası ile ‘Menfâ’ya sürmektense, kâbilse yaraya merhem olmak evlâdır diyenlerdenim. İşte Büyükada faytonları hayatımızın içerisinde yer alarak, hem atı sevmemize hem de insanî yardımlarımızın yerini bulmasına vesile oluyor. Görülen hataların düzeltilmesi ve daha da önemlisi düzeltilebilir olması o atların hayatımızın taa içerisinde olması ile mümkün. Yoksa kendi spesiyalist alanlarına çekilmiş -velev ki spor olsun yarış olsun askeriyenin (törenler dahil) kullanımındaki atlar olsun- hiçbir hayvanı, özel olarak bize gösterdikleri anlar dışında biz sıradan fânilerin görebilmesi kâbil değil. Nerede kalmış müşahit olunan bir yanlış uygulamanın düzeltilmesi… Hikâyelerini yeni duyduğum “Şanslı” ve “Balkız” çok önemli olduğunu düşündüğüm iki örnek. Belki başkaları da vardır. Bu iki örnekte ‘hayatı kurtulan’ iki atın yanısıra, o karşılaşma anına kadar at ile hiçbirşey yapmamış olan insanların atçı olup çıkmaları fiilî durumu pek dikkat çekici. Dediğim gibi bu, sadece o atların hayatımızın içerisinde var olmaları ile mümkün.

Bu mes’uliyetimizden kaçmak isteyenlerin, tıpkı ‘Mektepler Kapatılırsa Maarifi Ne Güzel İdare Edeceğini’ söyleyenler gibi, çareyi Adaları faytonlar, atlar ve arabacılardan ‘temizlemek’ gayretkeşliğinde, neredeyse durumdan vazife çıkartmak çabasında olduğunu duyuyorum. Neredeyse yaşanılan bir kötü örneği bütüne teşmil ederek, bir zamandır sürdürülen fayton düşmanı kampanyaya payanda etmeye çalışanlar var. Çok sevdiğim eski bir tâbir durumu güzel anlatır diye düşünüyorum: ‘Hiç Su-î Misal Misal Olur Mu?’ Tabiî ki olmamalıdır. Yaşanan olumsuzlukların faytonların kaldırılması yönündeki kampanyada kullanılmasını, arkasında kötü niyet yoksa bile hatalı addediyorum; bu tavrı kolaya kaçmacı ve yasakçı buluyorum. Hayat şartları zaten zor olan atlar ve faytonculara yeni zorluklar çıkartılmamalıdır, diye düşünüyorum. Tesadüf edilen problemlerin topyekûn imha cihedine gidilmeden iyileşmelere vesile olmasını diliyorum. Çare bulmazdan önce sağlıklı bir durum tesbiti yapmalıyız diyerek, aklımca problemi şöyle özetlemek istiyorum (bu analizi benden daha iyi yapacaklar mutlaka vardır – onların yardımları ile daha düzgün bir tahlil mümkün olur):

Faytonların özelde ve at ile eşeklerin genelde sağladıkları ulaşım hizmeti, değerlidir ve o nispette pahalıdır. Benzer mesafeleri aşan sair ‘ulaşım araçları’ ile kıyaslanması abestir. Yapılacak bir iktisadî modelleme çalışmasında bu husus nazar-ı dikkatte tutulmalı ve yanıltıcı oranlamalar tuzağına düşülmemelidir.

At ve ahırların alınacak bütün tedbirlere rağmen koku ve sinek ürettikleri hakikati inkâr edilmemelidir. Ancak bu halin modern hayatın envaî türlü ‘hava kirliliği’ ve ‘havadaki zehir’ine nazaran tercih edilir bir hal olduğu da akılda tutulmalıdır.

Son tahlilde eskiden beri Adalar’da at ve eşek ile ulaşım yapıldığı hatırlanacak olursa hem pahasına hem de kokusuna itiraz edenlerin başka yerlerde gönüllerince yaşayabileceklerini hatırlatmakta yarar vardır. Adalar bu ‘atlı gerçeği’ yaşamak isteyenlerin sığınağıdır. Benzetme yapmak gerekirse, sanki ‘ekolojik pazarlar’ gibi kadrini bilene nâdir ve değerlidir. Bu haliyle muhafaza edilmelidir.

Faytonların deruhte ettikleri hizmetleri daha iyi verebilmeleri için evvel emirde kontrol edilmesi gereken hususlar şöyle sıralanabilir:

a) Atların ahırları her atı ahırlayacak adede ulaşmalıdır. Böylece bakım standartları temin edilmelidir.

b) Olabilecek ihtiyaca bina’en Ada’da tam zamanlı ve yeterli ilaç ve malzeme ile techiz edilmiş at baytarı bir an evvel istihdam edilmelidir. Hayvanların sağlık sorunları ehil ellerde şifalandırılmalı ve ‘umutsuz vak’alar’ sokaklara terk edilmemelidir.

c) Yaşandığı söylenen ‘yüksek telefat’ karşısında, alındığında zaten tam sağlıklı olamayan ‘yarış çıkmaları’ yerine araba çeker bir at ırkı kullanılmalı ya da mesela Karacabey devlet harasında ‘Ada Cinsi’ böyle bir araba atı ürettirilmelidir. Mizacı ve vücut yapısı, araba çekmeye en uzak sıcak kanlı atlar ise mesela Büyükada Atlı Spor Derneği ve benzerleri bünyesinde binek hayvanı olarak alıştırılarak kullanılmalıdır.

d) Atçılık geleneğinde at arabası sürmek kültürü tanıtılmalı ve güzel örnekler sergilenmelidir.

Bir ada ve at meftunu olarak kaleme aldığım bu görüşlerim at aynasında kendimize bakmamız içindir.

Güzelliklerimizin daim olması dileğiyle…

Emin Mâhir Başdoğan

Âdeta Dört Nala


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: