Gönderen: adalarpostasi | 31 Mart 2013

ADALAR POSTASI-2709: adalar’ı adalıktan çıkartmak sevdasına (K)ayMakam katkısı…

ADALAR’ı ADALIKTAN ÇIKARTMAK SEVDASINA
(K)ayMakam KATKISI…

Sarkis

1

Sermimar Sarkis Balyan Efendi’nin, Büyükada-Heybeliada Asma Köprü Procesi

Adalar tarihinde, Adalar’ı adalıktan çıkartmak sevdasına kapıldığı bilinen ilk akl-ı evvel mimar Sarkis Balyan Efendi‘dir, Dolmabahçe Sarayı’nın yapım çalışmalarını sürdürdüğü günlerde bir hayli aklı karışmış olacak ki “Büyükada ile Heybeliada’yı bir asma köprüyle bağlama projesi“ni Sultan Abdülaziz’e sunuvermiş! [bkz. ―> http://www.arkitera.com/haber/index/detay/osmanlinin-cilgin-projeleri–heybeliada-buyukada-koprusu/10159]

MTIwNDYxNT-ahmet-vefik-alp-istanbulun-trafik-sorununu-cozerim

Mimar Ahmet Vefik Alp’in, Pendik-Adalar-Yeşilköy Otoray Yüzer Viyadük Procesi

Gel zeman git zaman mimar Ahmet Vefik Alp de “Pendik-Adalar-Yeşilköy Otoray Yüzer Viyadük” projesini yumurtlayıverdiydi! [bkz. ―> http://www.alparchitects.com.tr/kv_detay.asp?id=5]

Etti mi 2 mimar!

3

Kartal Belediye eski Reisi Arif Dağlar’ın, Kartal-Adalar Teleferik Procesi

Unutmadan bir de Kartal Belediyesi eski Reisi Arif Dağlar, “Kartal’dan Adalar’a teleferikle geçilecek,” demişti ya hani! [bkz. ―> http://www.sabah.com.tr/2007/07/17/haber,31A5678EBD9B4F52850BF2931D94D5FA.html]

KU3O4268

topbasheykel

İstanbul Belediye Başkanı mimar Kadir Topbaş’ın Sivriada’ya Mevlana Heykeli Procesi

Kendisini bildik bileli İstanbul Belediye Reisimiz mimar Kadir Topbaş‘ın proceler yumurtlama hususunda  eline su dökecek az kişi vardır. [bkz. ―> http://www.mimarlikforumu.com/archive/index.php/t-8033.html]

816570_detay

MVRPyassi_ada_projesi-600

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yassıada-Sivriada Procesi

Son zemanlarda Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan da Kanal İstanbul hamlesi peşi sıra “Yassıada-Sivriada Proceleri”yle [bkz. ―>http://www.haberturk.com/gundem/haber/816570-tsk-teror-orgutu-degildir-flas-aciklama] “durmak yok yola devam,“da!

Bu yağmaya İAKTVKD’nin itirazı var yalnızca! [bkz. ―> ADALAR POSTASI-2708 (16.3.2013): yassıada’nın doğal ve tarihi sit alanı konumundan çıkarılmasına iaktvkd’nin itirazı var!...]

6

Mehmet Ali Gökçeoğlu’nun Çeşme Aya Yorgi Procesi

Vaktiyle Çeşme cihetindeki akıllara ziyan proceleri dolayısıyla “ada’ya aday adayı… aday adayı /ada’ya dayı / ada ya dayı / aday ad ayı” olarak sunduğumuz Mehmet Ali Gökçeoğlu‘nu da hazır yeri gelmişken anmadan geçmeyelim tabii! [bkz. ―> ADALAR POSTASI-2230/4 (26.1.2009): ada’ya aday adayı… ]

832164_detay

Adalar Kaymakamı Ahmet Arabacı’nın Büyükada-Kartal Köprüsü Procesi

kaym1 (400x344)

Amma ve lakin Adalar tarihinde bir ilktir ki Adalar Kaymakamı Ahmet Arabacı:

Adalar, doğasıyla tarihi ve kültürel dokusuyla muhteşem bir yer. İstanbul’a yakın. Yaşamak için cazip bir yerleşim alanı. Geçmişte, Adalar’da bir yer satın alabilmek için karşıdan birkaç tane yer satmak gerekiyordu. Şu anda tam tersi. Çünkü standartlar geriye çekildi. İnsanlar burada yaşamayı tercih etmiyor. Büyükada’ya karşıdan karayoluyla bir ulaşım sağlanabilirse, Adalar daha yaşanabilir bir yer haline gelir. […] Bu bir düşünce, herhangi bir çalışma yok. Şimdi ‘Adalar’da trafik yok deniyor’ ve sorun geçiştiriliyor. Koruma adı altında bu kural getirilmiş. Adayı koruyalım derken ıssızlaştırıyoruz. Yolu olmayan bir yer, yerleşim birimi olmaktan çıkar. Bir aksaklık olduğu zaman ulaşım kesiliyor. Doğalgaz gelmiş, su gelmiş, niye yol gelmesin. Vapurla Bostancı’dan gelindiği zaman yarım saat sürüyor oysa arabayla beş dakikadan daha kısa bir sürede gidilebilecek. Diğer adaların birbirleriyle bağlantısı olduğu zaman daha tutarlı olur diye düşünüyorum. En azından Heybeliada’yı da içine alacak şekilde olabilir,

diye buyuruvermiş! Hızını alamamış olacak ki sözlerine şöyle devam etmiş:

Önerim şu: Nüfus yapısını sürdürülebilir bir noktaya taşımak gerek. İskân oranı dörtte bir. Ormana, yeşil alanlara zarar vermeden dörtte birlik bir alan daha iskâna açılabilir. Bu bir siyasi karar.” [bkz. ―> Ümran Avcı, “Kaymakamdan ilginç öneri: Adalar’a köprü yapalım”, Gazete Habertürk (31.3.2013).]

Bu gidişle ARABACI’nın, Adalar Belediyesi Başkanlığı peşi sıra İstanbul Belediyesi Başkanlığı derken Başbakanlığı 3 vakte kadar kesindir vesselam!…

Oldu olacak Sevgili Ada sakinleri (!), Maltepe sahilleri hazır doldurulmakteyken; bizler de Ada sahillerinden şöyle bir el verelim de Adalar’ın Kentsel-Doğal SİT dokusuna mugayyir misal Terrace-Lido kaçağı, Seferoğlu Kurusu inşaat molozlorıyla sahillerimizi doldurmak suretiyle Maltepe’ye yürüyerek 20 dakikada, otomobille bir çırpıda varıverelim! [bkz. ―> http://www.arkitera.com/haber/index/detay/doldur-be-buyuksehir-belediyesi-bos-kalmasin-maltepe-sahilleri/10789]

* * *

11 Haziran 1996 günü HABITAT Konferansı’nda Büyükada sakinlerinden Korhan Berzeg‘in (Doç. Dr.), sunmuş olduğu “Adalar: Motorlu Araçsız Yaşam ve Yapılanmanın Durdurulması” başlıklı bildirisiyle araba sevdasının altında yatan asıl tehlikeye dikkatleri çekmişliği böylelikle akla geliverdi:

[…] Şurası muhakkak ki, Adalar’ın geri kalan dörtte üçünü yapılanmaya açmanın yarattığı iştah, Adaları motorlu araçlara açma gayretinin altında yatan ana sebeptir. Adaları karşı kıyılardaki taş yığınına çevirecek bu olasılıktır ki herkesi büyük bir azimle —pilli araçlar, dar raylı trenler gibi havayı kirletmeyen araçlar da dahil— tüm çağdaş motorlu taşıtlara karşı koymaya ikna etmelidir. […]

* * *

Osmanlı’dan günümüze motorlu araçların yasak olduğu Adalar’da kimi akl-ı evveller daha evvel de çeşitli defalar (1910, 1960, 1963, 1986, 1997…) türlü biçim ve kisveler altında motorlu araçları Adalar’a çıkartmak teşebbüsünde bulunmuşlardı. Yine böylesi bir hamle esnasında Büyükada sakinlerinden Nilgün Cerrahoğlu‘nun, 13.2.1997 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde kaleme aldığı “Uygarlık mı, barbarlık mı?” başlıklı yazısındaki şu pek manidar satırları anımsamak ve dahi hiç akıldan çıkarmamak gerektir:

Nilgün Cerrahoğlu, “Uygarlık mı, Barbarlık mı?”, Milliyet (13.2.1997):

[…] Venedik insanlığa bir tarih ve kültür mirasıdır. O baş döndürücü kültür ve tarih mirası içinde yaşamanın bir bedeli var: Her yere yürümek veya gerekirse, vaporetto adı verilen küçük vapurlara binmek.

Eski yapıların su altındaki temellerini sarsmamak için o vapurlar dahi kağnı hızıyla hareket ederler. Kentin yapısı ve güzelliği uğruna “zamanı hızlandırmak” tutkusundan vazgeçilmiştir, başka deyişle. Vakti dar olan özel motora biner. Avuç dolusu para vererek.

Şimdiye kadar kimse çıkıp da; “21. yüzyıla giriyoruz. Ulaşımı çabuklaştıracak, ucuzlatacak hızlı vapurlar yapalım. Kentin bazı yörelerine akülü araçlar koyalım. Uygarlık bunu icap ettirir,” dememiştir. Batı’da “uygarlık” adına hoşgöstermek mümkün değildir. Bunun adı “barbarlık”tır…

Cumhuriyet- Pazar ekinde Murat Ural imzasını taşıyan “Adalar’da Motorlu Araç Kabusu” (2 Şubat) yazıyı okunca aklıma gelen ilk örnek bu oldu. Adalar Belediyesi’nin Büyükada’ya “akülü kılıfı altında motorlu araç sokmaya hazırlandığını,” yazan Ural, Belediye’nin savlarını şöyle özetliyor:

“Atlı araba taşımacılığı ekonomik ve pratik değil, 30-40 fayton kalsın. Yerine elektrikle çalışan, 4 kişilik motorlu taşıtlar koyalım. Adalılar da medeniyetin nimetlerinden yararlansın.”

Murat Ural, “bunu yapamazsınız” diyenlerin, derhal “Siz medeniyete karşı mısınız?” cevabıyla karşılaştığını sözlerine ekliyor…

Başımıza ne gelirse “medeniyet”i, “kültür ve tarih mirası” gibi unsurlardan bir çırpıda soyutlayıp, “teknoloji”ye indirgeyen bu cahil mantığından geliyor.

Kaldı ki, eşe dosta “uygarlık” adı altında yutturulmaya çalışılan mantığın arkasında ayrıca, ellerini oğuşturarak bekleyen bir inşaat sektörü var. Buna hiç şüpheniz olmasın.

Ada’ya bir kez akülü ve motorlu taşıtlar girdikten sonra, kimse İstanbul’da kalan bu son cennetin de Moda, Kalamış ya da bir zamanlar hanımeli ve erguvan kokan Erenköy’ün akıbetinden kurtulmasını engelleyemez. Nitekim Aya Nikola bostanının başına gelenler bunun somut örneği. […]

“Akülü ya da motorlu taşıtları” bize “medeniyet fırsatları” diye yutturmaya çalışan belediyeciler, 30 yıldan bu yana dünyanın belli başlı şehirlerinde yapılan uygulamalara şöyle bir göz atsınlar.

“Medeniyet” adına yapılan en modern ve en son uygulamalar, araba ulaşımını artırmak için değil azaltmak yönündedir. Şehir merkezleri arabalara kapatılmakta, yayaların kullanımına açılan ve ağaçlandırılan alanlar artırılmaktadır.

Bırakın sayfiye yerlerini, büyük şehirlerde dahi uygulama budur. İtalya’dan bildiğim birkaç örnek; Roma, Bologna, Floransa’da insanlar, trafiğe kapanan meydanlar ve kent merkezlerinde tabana kuvvet yürümektedir.

2000 yılının eşiğinde birilerinin şimdi birden bire uyanıp, “medeniyet” adına insanın içine huzur, sükunet veren İstanbul’un son cennetini de mahvetmek ve kentin gerisi gibi beton yığınına çevirmek dürtüsünü anlamak mümkün değildir.

Ada’yı Disneyland’a dönüştürme projesine gönlümüz razı değil. “Adalar’ı korumak için gerekirse” UNESCO gibi uluslararası kuruluş ve örgütleri dahi harekete geçirebilecek bir imza kampanyası düşünebiliriz.

Sahip olduğumuz her kültür mirasını ayak altına almak bu kadar kolay olmamalı. Üstelik bu hoyratlık, gözümüzün içine baka baka ‘uygarlık’ adına zokalandığında… […]

* * *

İstanbul Adaları’nı benzeri sayfiye yerlerinden ayıran emsalsiz özelliği motorlu araç trafiğinin dolayısıyla gürültüsü ve kirliliğinin olmayışıyDI! Ancak bilinmelidir ki “araba sevdası”ndan muzdarip olanların gidecekleri pek çok yer varken, motorlu taşıtsız bir yaşantıyı tercih eden bizlerin gidebileceği başka herhangi bir yer yoktur! Haliyle İstanbul Adaları sakinlerinin de Yunanistan’daki Hydra Adası, Almanya’daki Baltrum Adası, Hollanda’daki Schiermonnikoog Adası, Fransa’nın güneyinde Toulon yakınındaki Ile de Porquerolles, Kanada’daki Torino Adaları, ABD’deki Mackinag Adası, Brezilya’daki Paqetá Adası, Çin’deki Gulangyu Adası ve benzeri çağdaş dünyanın motorlu taşıtsız yaşamı tercih eden tüm adalarının [http://www.carfree.com/carfree_places_old.html] mukimleri gibi motorlu taşıta izin vermeye hiç mi hiç niyetleri yoktur! Çağdaş dünyanın motorlu taşıtsız yaşamı tercih ederek cittaslow bayrağı altında birleşen kentleri yavaşlarken evvel zemandan beri haliyle bir cittaslow (sakin belde) olan Adalar’da da gaza basmanın âlemi yoktur!

* * *

Velhasılı melanur Adalar Kaymakamı, Adalar’ın asıl değerini anlamamış olacak ki acep Yalova Kaymakamı’na mı anlatsak derdimizi?

4

Antoine Ignace Melling, Voyage Pittoresque de Constantinople et des rives de Bosphore, Paris (1819)’da yer alan “Iles des Princes” haritası.

Uzun lafın kısası bundan tam 18.000 yıl önce anakaranın bir uzantısıyken MÖ 5.500’lerde bağımsızlığını kazanan İstanbul Adaları, ne bugün ne de gelecekte kesinlikle yeniden anakaranın bir uzantısı olmak istememekte! [bkz. ―> Emine Çiğdem Tugay, “Atlas’ta Adalar”,  İstanbul-in (10.10.2006); ADALAR POSTASI-2415/1 (28.4.2010)]

Emine Çiğdem Tugay
ADALAR POSTASI
)O(


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: