Gönderen: adalarpostasi | 05 Eylül 2012

ADALAR POSTASI-2702: adalar postası hakkında suç uydurusu!…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

1 Haziran 1917 Cuma günlü, İtalyan tebeasından ve aslen İstanbullu Natan Hayim Damer’in sıhhi sebeblerle Büyükada’da ikâmetine müsaade edilme talebine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, 9.6.2012.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:
5 Eylül 2012 Çarşamba
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
21/29ºC
%63-87nem
Poyraz, KD 28km/sa
Gündoğumu 06:34… Günbatımı 19:29…
uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The White Champion Fairy.

__________________________________________

1- Nokta Çelik: “Geçmiş olsun, yeni adresiniz hayırlı olsun…”

2- Mesut Gökbayrak: “Adalar İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Faik Güler’e soruyoruz…”

3- Ayşe Özdem: “Bugünden itibaren Heybeliada’da limandan denize girmek tehlikeli ve yasak…”

4- Adalar Kültür Derneği: “Hasan Hararlı Fotoğraf Sergisi’ne davetlisiniz!…”

5- Adalar Kültür Derneği: “Filiz ve Erol Akpulat’ın ‘Küba’ Konulu Dia Gösterisi ve Anlatımı’na davetlisiniz!…”

6- Adalar Kültür Derneği: “Melis Kanık’la Müzik Gecesi’ne davetlisiniz!…”

7- Naim Güleryüz: ““Bu sıcak ötesi yaz gününde ve bu saatte sizleri akademik tarih anlatacak değilim…”

8- Tuna Saylağ: “Uzun senelerden beri her yaz Adalar Kültür Derneği’nde fotoğraf sergisi açan Kemal Eskenazi, bu sene de kuralı bozmayarak ‘Büyükada’ temalı fotoğraflarını 11-17 Ağustos tarihleri arasında görücüye çıkarttı…”

9- Rav Nissen Mangel: “Holokost sırasında insanlık neredeydi?…”

10- Nezih Bayraktar: “Adalarımızla ilgili [Kent Konseyi] Genel Kurul’da görüşülmesini arzu ettiğiniz konuları bize iletmeniz önemle rica olunur…”

11- Leyla- Rakım- Çağhan Pekin – Giuseppe Gandolfo: “Bir Yaz Gecesi V’in mimarları Sn. Çiğdem ve Selim Tugay çiftine, Sn. Andreas ve Sn. Ricardo’ya ve sıcağa rağmen uzak yakın demeden koşarak gelen tüm sanatseverlere ve ADALAR POSTASI’na teşekkürü borç biliriz…”

12- Eren Sagay: “Vatanımızın içinde ve çevresinde devam eden olumsuz şartlara rağmen sağlık, sıhhat, huzur ve mutluluk dolu bayram günleri dilerim…”

13- Adalar Kültür Derneği Yönetim Kurulu: “Sevdiklerinizle birlikte mutlu, huzurlu, sağlıklı bayramlar dileriz…”

14- Nezih Bayraktar: “Bayramınızı kutlar, mutlu ve huzurlu, gelecek kaygısı olmadan yaşayacağımız çağdaş günler dilerim…”

15- Nazife Akgün: “Tüm günleriniz şeker tadında güzelliklerle geçsin…”

16- Emine Çiğdem Tugay: “Bu sabah bayram münasebetiyle ziyaretimize gelen/giden leylekler… Kutlu olsun hepimize…”

17- Ahmet Aziz Nesin: “Bayram yazısı yazmak istedim ama Aziz Nesin’in yazdığını okuyunca vazgeçtim…”

18- Cem Yenigül: “İyi bayramlar…”

19- Nur Çakmak: “Hepinizin gönlündeki bayramını geçirmenizi dileyerek bayramınızı kutluyorum…”

20- Tülay Çellek: “Yaşamın bayram sevinciyle dolacağı umudumu sizlerle paylaşırken…”

21- Dinçer Kaya: “Bayramınızı kutluyoruz, sağlık, mutluluk diliyoruz…”

22- Nur (Baysal) Çakmak: “Bu bayram demek Büyükada’da Leylek Bayramı’na denk gelmiş!

23- Robert Schild: “…ve Bugazadalı gündoğumuyla bizden de mutlu bayramlar ve sevgiler…”

24- Ali Şenalp: “ADALAR POSTASI’nın tüm yolcularının bayramını kutlarım. Sağlıklı, huzurlu nice bayramlara…”

25- Irini Noti: “Bütün arkadaşlarımın bayramını kutluyorum…”

26- Begüm Yavuz: “Keyifle, huzurla geçecek nice bayramlar yaşamak dileğiyle…”

27- Kenan Kedikli: “`Balıkçılık tebliği` çıkıyor…” [Buna göre ekolojik açıdan önemli bir deniz olan Marmara denizinde; balık varlığının artırılması ve koruma alanları oluşturması amacıyla İzmit körfezi, Adalar civarı ve Büyükçekmece koyunda bazı alanlar gırgır avcılığına kapatılıyor…]

28- Dilek Doğu: “”Bu sergimizi Nihal Güres’le beraber Büyükada’da yapacağız. İsmi de Bambaşka. Çok güzel bir sergi olacak…”

29- Rabia Gürol: “ADALAR POSTASI!na kavuşmanın sevinci içindeyim…”

30- Şirin Kahraman: “Pazar günü Büyükada’daydım ve göçüp giden leylekleri ben de gördüm…”

31- Adalar Kültür Derneği: “60. yıla yaklaşırken geleneksel Adalı Ressamlar Sergisi’nde birarada olmamız dileğiyle…”

32- Nezih Bayraktar: ” 22.8.2012’de yapılan Adalar Kent Konseyi toplantısına dair…”

33- Murat Başbay: “Sonuçta nihayet müjdeli haberi okuduğumda benim ve ülkem için bu kötü günlerimizde tam bir bayram hediyesi oldu…”

34- Adalar Kültür Derneği: “Oya İşboğa Türk Sanat Müziği Konseri’ne davetlisiniz!…”

35- Adalar Kültür Derneği: “Yüksel Özcan’ın Nal Senfoni adlı film gösterisine davetlisiniz…”

36- Selin Aygün: “Üstelik konu hakkında çeşitli mercilere tarafımdan şikâyet edildiği ve bir kısmı lehime sonuçlanan, bir kısmı da devam eden davaları sebebiyle öfkeli bir taraf olan Yüksel Özcan’ın tek taraflı ve asılsız ifadeleriyle karalama yapmış olduğunuzdan…”

37- Leyla Tavşanoğlu: “Farsakoğlu, Adalar’ın en büyük sorununun kıyı boyuna yapılan kaçak, derme çatma yapılar ve rant fırsatçılığı olduğunu belirtirken, ‘Eldeki yasaların uygulanmasını savsaklarsanız Adalar’ı bitirirsiniz,’ diyor…”

38- Hovsep Özacar: “Bir dev üstat [Timur Seşçuk], 1 Eylül Dünya Barış gününde Büyükada Atatürk meydanında sahne alıyor…”

39- Deniz Toprak: “Aylardır yazılıp çizilenlere baktıkça, Adalılar’ın nasıl yanıltıldığı, nasıl suni gündemlerle meşgul edildiği konusunda, belki de oradan buradan nemalanmak isteyen bir kesimin gerçekte var olmayan işler üzerine senaryolar kurguladığı apaçık gözler önüne seriliyor… Bir fayton hikâyesidir gidiyor…”

40- Deniz Toprak: “Gönderildi ya; ‘Onlar düşünsün artık,’ demiş giderken. Sensiz kaldı diyorsun yani Adalar!!! ‘Halimiz nice olacak acaba?’ diye düşündük biz de tüm Ada…”

41- Yıldız Taşdelen Erli: “Marmara denizinde balık varlığının artırılması ve koruma alanları oluşturması amacıyla İzmit Körfezi, Adalar civarı ve Büyükçekmece Koyu’nda bazı alanlar gırgır avcılığına kapatılacak…”

42- Dentur-Avrasya, Ramazan ayında teke düşürülen Yalova-Adalar seferlerine bu şekilde devam etme kararı aldı…

43- Kelebeğin Rüyası filminin çekimleri, Heybeliada’da devam ediyor. Çekimler için motorlu taşıtların girmesinin yasak olduğu adaya özel izinle gemi vasıtasıyla dokuz adet kamyon getirildi. 170 kişilik ekibin ulaşımının da özel motorlarla sağlandığı öğrenildi…

44- Murat Başbay: “Uzun süredir CHP Gençlik Kolları Başkanlığı’nı yapan Fırat Küfeci görevinden istifa etti…”

45- Aslı Yalap: “Heybeliada Sanat Sokağımız, Kilise Meydanı’nda açılmıştır…”

46- Semih Aygün: “Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan’ın, Heybeliada yangını sonrasında çeşitli yazılı ve görsel yayın yapan kuruluşlara yapmış olduğu ‘4 ADA’DA ŞEF DAHİL 3 KİŞİYİZ’ açıklamalarını hayretle karşıladım ve konuyla ilgili Orman Genel Müdürlüğü’ne müracaatta bulundum…”

47- Semih Aygün: “OGM kayıtlarına göre yangının olduğu saatlerde Büyükada’da 34 GT 765 plakalı araç üzerinde görünen Yüksel Özcan, o saatlerde İstanbul’da olduğunu beyan etmiş. İlginç!…”

48- Yakup Erdem: ” ‘Balıkçı İçin Balığı Korumak’ Zor Zanaat…”

49- Deniz Toprak: “Sağlık Bakanlığı, ‘İlçe Devlet Hastanesi’ dediğinde anlamamız gereken şuymuş… Ama İstanbul İli Adalar İlçesi hariç!…”

50- Aslı Yalap: “2013 yılından itibaren vatandaşlara ÇİPLİ NÜFUS CÜZDANLARI dağıtımına başlanacak ve…”

51- Senur Akın Biçer‘in ‘Sumi-e’ mürekkep resim sergisi 25-31 Ağustos 2012 tarihleri arasında Büyükada Adaevi’nde…

52- Adalar Kültür Derneği: “30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!…”

53-  Aslı Yalap: “Adamızın duayenlerinden Osman Bakkal’ın babası, Bahadır, Banu ve Burak’ın dedesi, Mediha Hanım’ın kayınpederi Cihaettin Ören 98 yaşında hakkın rahmetine kavuşmuştur…”

54- Nezih Bayraktar: “Adalar’da 1/5000 ölçekli plan üstüne bilgi 8 Eylül Cumartesi 18:30 – Anadolu Kulübü Büyükada’da…”

55- Aslı Yalap: “30 Ağustos, şanlı Türk tarihinin dönüm noktası…”

56- Zeynel Meriç: “Şehir “Haltları” ve diğer ulaşım araçlarına zam…”

57- Adalar Kültür Derneği: “Hüsnü Çoruk- Robert Sadacca Film Müzikleri Gecesi’ne davetlisiniz!…”

58- Özer Kangür: “Sayın Sevil Selin Sezer Aygün, ADALAR POSTASI aracılığıyla gönderdiğiniz maili aldım. Yüksel Özcan ile yaptığımız röportajın bir kısmının şahsınızı konu aldığından bahisle bir tekzip yayınlatmak istediğinizi belirtmişsiniz. Bu konudaki cevaplarımız şöyledir…”

59- Ester Yannier: “Yaklaşık 40 yıl önce siyasi ve sosyal nedenlerden ötürü dünyanın dört bir yanına göç eden eski Burgazadalıların yıllar süren hasretleri geçtiğimiz haftasonu sona erdi…”

60- Geleneksel Adalı Ressamlar Sergisi Büyükada’da açıldı…

61- Turhan Koçal: “30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun…”

62- Fatih Gökhan Diler: “Büyük balıkçıda oyun bitmiyor…”

63- İstanbul Büyükada Atatürk Meydanı’nda düzenlenen [30 Ağustos Zafer Bayramı] çelenk koyma töreninde partilerin çelenk koymalarına izin verilmemesi karşısında aralarında CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, CHP Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, İl Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Ünal ve çok sayıda partili, engellemelere rağmen Atatürk Anıtı’na CHP çelengini koydular. Çelenk koyma sırasında arbede yaşandı…

64- Melis Seyhun Çalışlar: “Sakin geçen bir Ramazan ayından sonra, bayramın birinci gününden itibaren Adalar’a yüzlerce yerli-yabancı turist yeniden doluştu. Salı gecesi geç saatlere kadar süren yoğunluk, bu sabah tekrar yerini sessizliğe ve günlerdir ortadan kaldırılmayıp, adeta çığ gibi büyüyen çöp yığınlarına bıraktı…”

65- 2012-2013 av sezonu başlıyor…

66- Haluk Direskeneli: “At pisliğinden hoşlanmıyorsanız Adalar’a gelmeyin gelmek zorunda değilsiniz Bağdat Caddesi’nde eksoz gazı soluyun… Yürüyemiyorsanız Adalar’a gelmeyin burda sadece fayton var. Elektrikli araba yok, ihtiyaç da yok, yürüyün!…”

67- Selin Aygün: ” Büyükadadaki A.K.D isimli derneğin A.G.isimli yerel dergisinin Ö.K. isimli yazarıyla yapılan röportaj niteliğindeki yazışma…

68- Haluk Direskeneli objektifinden Prinkipo’dan kimi kareler…

69- Haluk Direskeneli: “Davetli yazarlar arasında Orhan Pamuk yok, neden?”

70- Semih Eryıldız: “Adalar ilçemizde 1/5000 ölçekli plan nasıl olmalı?…”

71- Arka Güverte: “”Heybeliadalı Hüseyin Eti, H. Cevad Özdil ve F. Safvet Özdil yaşadıkları Lozan Zaferi mahallesindeki 1960-1980 yıllarındaki kişisel hayatlarını anlatırken sosyal hayata da dokunuşlarda bulunacaklar…”

72- Selin Aygün: “Solda gözüken ev, yıllar içinde bahçesi dedem tarafından ağaçlar dikilerek yeşillendirildikten sonra, Orman İdaresi’nce ormandan daha yeşil olduğu için cazip görülerek tapusu elimizden alınmak istenen dedemin evi…”

73- Ayşe Tatlıcı: “O, eski zengin Rum mahallesindeki babadan kalma evinde tek başına yaşayan, hayatını adadığı kedi ve köpekleriyle adanın en yaşlı Rum balıkçısı olan Konstantin Kaçuroğlu, enerjisiyle herkese ders veriyor…”

74- Burak Çan: “Büyükada’da atlar ölüme terk ediliyor…”

75- Güvenç Dağüstün: “İBB Mezarlıklar Müdürlüğü Burgazada’nın kalan tek ormanlık alanını katledip mezarlık yapmayı planlıyor. Yaptırmayacağız!…”

76- Muhsin Durucan: “Bayram tatilinde raftaki kitaplarıma göz gezdirirken birisi ilgimi çekti. Elime takıldı ve kucağıma düştü. Sayfaları açıldı bir bir… Evet, ‘Güneşi solumak’… Cemil Cahit Farsakoğlu’nun şiir kitabı…”

77- Hovsep Özacar: “Haldun Taner’i anıyoruz… Şakayla söyler Haldun Taner…”

)O(

ADALAR POSTASI hakkında 2 suç uydurusu!

ADALAR POSTASI ve şahsım hakkında

Adalar Cumhuriyet Savcılığı’na suç uydurusunda bulunulduğundan;

11 Eylül 2012 Salı günü saat 13:40’ta

Büyükada Karakolu’nda ifade vereceğimi

ADALAR POSTASI’na haber ederim!

* * *

Adalar’da kültür ve tabiat varlıklarının katliyle usulsüzlüklere dair onca suç duyurusu durup dururken, savcı bunların ve nicesinin ifşa edildiği “aslında hiç kimse… aynı zamanda siz… herkes… hepimiz! gerçekte 1 nisan 2005’ten beri sanal âlemde sadece bir haberleşme ağı” olan ADALAR POSTASI hakkındaki suç uydurularını takip etmekte! Ne yazık cümle mesaiye!

Meğerse 2 ayrı suç duyurusu varmış, biri Adalar Orman İşletme Eski Şefi Yüksel Özcan’ın diğeri Ömer Faruk Berksan’ın!

ÖFBe!… :)

Ve dünkü gün (6.9.2012) Ömer Faruk Berksan’ın suç uydurusu için avukatımızla gittiğimiz Büyükada Karakolu’nda tam ifade verecekken meğer diğeri yani Eski Şef’in suç uydurusuna ifadeye çağrıldığımızı anladık! Savcılık’tan onun da dosyasını aldık 11 Eylül 2012 Salı günü saat 13:40’ta ifade vereceğiz böylelikle…

Suç uydurusu dosyasına ise ADALAR POSTASI’ndan öylesine rastgele sırf torba pardon dosya dolsun diye kimi evrakı da eklemiş ki Eski Şef, ATLAS’ta yayımlanıp da ADALAR POSTASI’nda da yer verilen Heybeliada yangınındaki kifayetsizliklere dair yazı bile var içinde! 

İşin içinde iş var elbette!… Al gözüm seyreyle…

Haberile selam ve sevgiler,

ADALAR POSTASI adına

Emine Çiğdem Tugay’dan

)O(

Eski Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan’ın, ADALAR POSTASI ve yayın yönetmeni Emine Çiğdem Tugay hakkında giderayak 23.7.2012 tarihli “[…] Sözkonusu adalar-postasi-guncel.blogspot.com adlı blogger sayfasının kurucusu Emine Çiğdem Tugay ve burada şefliğimiz hakkında asılsız haber niteliğinde yazılar [bkz. suç uydurusu dosyasındaki misal şu yazı] yazan kişiler hakkında, TCK’nın 5860 Sayılı Basın Kanunu ve diğer ilgili kanunlar gereğince yasal işlem yapılması ve blogger sayfasının kapatılması hususunda […]” suç uydurusuna dair ―Aslında hiç kimse… aynı zamanda siz… herkes… hepimiz! Gerçekte 1 Nisan 2005’ten beri sanal âlemde sadece bir haberleşme ağı olan― ADALAR POSTASI’nın, 11 Eylül 2012 Salı günü saat 13:40’ta Büyükada Karakolu’nda ifade verdikten sonra ağzının tadı yerine gelsin diye Ada’nın evvel zeman hanelerinin bahçesinde yer alan o tadına doyum olmayan İsabella’nın (nam-ı diğer Karadeniz’in kokulu kara üzümü) bağbozumunu yaptığını  haberile…

Selam ve sevgiler,
ADALAR POSTASI‘ndan
)O(

_______________________________

ADALAR POSTASI ve şahsım hakkında “suç uydurusu”na dair

“mesele” bildiğim kadarıyla bundan ibarettir!…

Pek saygıdeğer ve de sevgili ADALAR POSTASI,
Doğrusu seyirci bırakıldığımız feci manzaradan hicap duyan sade bir vatandaş ve Kızılay’ın kurucularından, yöneticilerinden, gönüllülerinden velhasılı kurumun tarihi boyunca maddi-manevi her manada destekçilerinden müteşekkil bir ailenin naçizane ferdi olarak;

aslen Adalar Orman İşletme Şefliği’nin http://adalaradakule.com/content/view/41/1 adresinde yayımlanması peşi sıra

ADALAR POSTASI-2309/6 (11.9.2009)‘da da yer verdiğimiz ―8.9.2009 tarihinde vuku bulan Marmara Sel Felaketi’nin hemen akabindeki― “Kızılay Genel Başkanı Adakule’yi ziyaret etti” başlıklı haberin içeriği yanı sıra fotoğrafının işaret ve ifade ettiği vahamet üzerine isyankârane bir biçimde vaktiyle kaleme aldığım kimi yorumların neden sonra

ADALAR POSTASI-2439/10 (17.1.2012)‘de yayımlanan Deniz Toprak’ın yazısında da kaynak belirtilerek alıntılanması üzerine

ADALAR POSTASI-2647/1 (26.1.2012)‘de Kızılay Adalar Şubesi Başkanı Ömer Faruk Berksan’ın, Serap Uzunlar’a yazdığı cevabi mektubunda yer alan bu husustaki kimi ifadelerin okuyucuyu yok yere yanıltmaması amacı ve bizzat vakıf olduğum bilgi ve de ilgi dolayısıyla tashih gereği ana metinden ayrı renkte köşeli parantez açarak yaptığım açıklamaları takip eden günlerde kendisinin bu defa ADALAR POSTASI’nı itham eden, ADALAR POSTASI adına hüküm veren kimi ifadelerine yine aynı nedenle ve söz konusu yöntemle derkenar düşmüştüm. Ne bir fazla ne bir eksik cümlesi  şu linklerde: ADALAR POSTASI-2639/10 (17.1.2012)ADALAR POSTASI-2647/1 (26.1.2012)ADALAR POSTASI-2648/2 (28.1.2012)ADALAR POSTASI-2649/1 (30.1.2012)ADALAR POSTASI-2678/2/3 (9.3.2012)ADALAR POSTASI-2680/5 (12.3.2012).

Ömer Faruk Berksan’la gerek ADALAR POSTASI üzerinden pek az sayıdaki bu muhaberatımızda gerekse doğrudan şahsımın e-mail adresine gönderdiği 10.3.2012 tarihli mektubuna aynı günlü cevabımda yapmış olduğum kapsamlı açıklamalar yeterli gelmemiş olacak ki;

Başkanı bulunduğu Heybeliada Gönüllüleri Derneği’nin temizlik çalışmalarına dair ADALAR POSTASI-2645/1 (25.1.2012)‘de yayımlanan yazısı akabinde Serap Uzunlar’ın söz konusu derneğe övgüyle ve asıl görevlileri de görev başına çağıran ADALAR POSTASI-2646/3 (26.1.2012)‘de yayımlanan yazısı üzerine Ömer Faruk Berksan bu defa da ADALAR POSTASI-2647/1 (26.1.2012)‘de yayımlanan Serap Uzunlar’a açık mektubunda, yazılarında eleştirilen Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan’ı savunarak bu şahsın kimliğini sorgulayıp takma isim kullandığını iddia etmiş, doğrudan yönelttiği suçlamalar sebebiyle verilen cevaplar üzerine de polemiğe girmeyeceğini belirmişti.

ADALAR POSTASI-2666/8 (20.2.2012)‘de de yayımlanan Nevin Donat, “Ada Sahillerinde 5 Yıldız”, Milliyet- Ekonomi (19.2.2012) künyeli haberde geçen: “Adalar Kent Konseyi Hukuk İşleri Başkanlığı Avukatı Kemal Kil, ‘Bahri Akdağ’ın başında olduğu yatırımı Büyükada halkı, ilk kez bu denli büyük bir yatırım olduğu için sevinçle karşıladı,’” beyanatı üzerinden 12.3.2012 tarihi itibariyle 21 gün geçmesine rağmen kendisine yöneltilen sorgu suale rağmen sözkonusu şahıs tarafından hiçbir tekzip ve açıklamada bulunulmadığındandır ki ADALAR POSTASI-2680/1-2-3 (12.3.2012)‘de töhmet altında bırakılan Adalılara hitaben “Ey adalılar, Ey Büyükada halkı! Seferoğlu Korusu’nu tarumar eden imar canavarını hakikaten ‘sevinçle’ mi karşıladınız?” sualiyle başlatılan imza kampanyası esnasında Ömer Faruk Berksan, bu ve benzer minvalde Adalar’daki kültür ve tabiat varlıklarının korunmasıyla usulsüzlüklere dair eleştirel yazılar yazan Serap Uzunlar ve Deniz Toprak’ı “2B istismarcısı“, “orman işgalcisi” gibi tabirlerle itham ederek gerçek kimliklerini kullanmadıkları yönünde suçlamış; Av. Kemal Kil’le aynı zamanlarda sözkonusu şahısların gerçek kimlikleriyle e-mail ve IP adreslerini ADALAR POSTASI’ndan talep etmişti. ADALAR POSTASI-2683/13 (20.3.2012)‘de yayımlanan tekzip peşi sıra ADALAR POSTASI-2683/14 (20.3.2012)‘de “sanal tekzibi kimse ciddiye almaz,” diyerek de rest çektiğinden bahsi geçen şahıslardan Serap Uzunlar, ADALAR POSTASI-2682/13 (17.3.2012)‘de yayımlanan yazısına dair Ömer Faruk Berksan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğundan adı geçen şahsın bu ve ADALAR POSTASI-2683/13 (20.3.2012)‘de yayımlanan yazıları TC Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı- Soruşturma No: 2012/11570 gereği yayımdan kaldırılmıştı.

5.5.2012 tarihinde işte bu suç duyurusuna istinaden şüpheli sıfatıyla Ömer Faruk Berksan, “[…] ADALAR POSTASI blog sahibi ve yazarı (Emine Çiğdem Tugay, Adres: Türkoğlu Sokak No:28 34970 İstanbul) rumuz sahiplerinin isimlerini gizlediği gibi şahsıma hakaret edilmesine göz yumarak yardımcı olmuştur. Hakaret eden kişileri gizlediği gibi yazıları ve yazılara yaptığı eklemelerle şahsımı rencide etmiştir. […] şikayetçi şahıs takma isim kullanarak şahsıma hakaretler içeren yazılar yazmış, blog sahibi Emine Çiğdem Tugay ekleme yaparak ilgili yazıları yayımlamıştır. […] Olay ile ilgili olarak şahsıma ve çalışmalarıma hakaret eden Deniz Toprak, Serap Uzunlar, Serap Aygün, Emine Çiğdem Tugay isimli kişilerden davacı ve şikayetçiyim […] Öncelikle Emine Çiğdem Tugay (Adalar Postası blog sahibi ve yazarı) ile Yüksel Özcan (Adalar Orman İşletme Şefi) konuyla ilgili bilgilerinin alınmasını taleb ederim. […]” minvalinde ifade vermiştir.

ADALAR POSTASI ve Emine Çiğdem Tugay hakkında giderayak 23.7.2012’de “[…] Sözkonusu adalar-postasi-guncel.blogspot.com adlı blogger sayfasının kurucusu Emine Çiğdem Tugay ve burada şefliğimiz hakkında asılsız haber niteliğinde yazılar [bkz. suç uydurusu dosyasındaki misal şu yazı] yazan kişiler hakkında, TCK’nın 5860 Sayılı Basın Kanunu ve diğer ilgili kanunlar gereğince yasal işlem yapılması ve blogger sayfasının kapatılması hususunda […]” ifade veren Adalar Orman İşletme Eski Şefi Yüksel Özcan ve Ömer Faruk Berksan’ın ADALAR POSTASI ve şahsım hakkında münferiden ve/veya müştereken yaptıkları “suç uydurusu”na dair “mesele” bildiğim kadarıyla bundan ibarettir.

Bu meyanda bir kez daha önemle vurgulamak gerektir ki;
“Aslında hiç kimse… aynı zamanda siz… herkes… hepimiz! Gerçekte 1 Nisan 2005’ten beri sanal âlemde sadece bir haberleşme ağı olan ADALAR POSTASI” da postacısı bendeniz Emine Çiğdem Tugay da bahsi geçen tüm bu şahısları (Ömer Faruk Berksan yanı sıra belirtildiği minvalde rumuzları veya bizzatihi kendileriyse de Deniz Toprak’ı ve/veya Semih Aygün’ü, Serap Uzunlar’ı ve/veya Serap Aygün’ü, Sevil Selin Sezer Aygün’ü şahsen tanımadığı, maddi-manevi herhangi bir ilişkisi bulunmadığı gibi —daha önce de belirtildiği minvalde kimin rumuzla kimin kendi adıyla yazdığı da bilinemeyeceğinden— serlevhasında açıkça yazılı olduğu üzere ADALAR POSTASI’nda yayımlanan tüm yazıların sorumluluğu yazarına aittir!

Doğrudan ilgisi dolayısıyla ADALAR POSTASI’na beyanla
Saygı ve sevgilerimle selam ederim,

ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

* * *

Sevgili ADALAR POSTASI,

Aslında Sayın Ömer Faruk Berksan’ın bizlerden istediği şeyler çok ama çok basit!

1incisi: Kızılay Genel Başkanı maiyetinde Kızılay Adalar Şubesi Başkanı olan zat-ı âlileri ve Yönetim Kurulu üyelerinin, Adalar Orman İşletme Şefi’yle birlikte 10 Eylül 2009 Perşembe günü Büyükada Yangın Gözetleme Kulesi’nde çektirip haberile yayımladıkları bu fotoğrafa bakıp “Helal olsun be, hakikaten ne de ‘kutsal’ bir görev ifa ediyorsunuz, Türkiye sizinle gurur duyuyor,” demekten ibaretmiş! Zira yangın gözetleme sistemi, Ada ormanları, araştırma istasyonları hakkında bilgiler alıp 177 Heliport’u da incelemişlermiş! 

Bu “kutsal” görevin 2 gün evvelinde vuku bulan Marmara Sel Felaketi‘nde 33 vatandaşımız hayatını yitirmişmiş; Silivri, Çatalca ve Saray İlçeleri’nde birçok yerleşim yeri sular altında kaldığından binlerce vatandaşımız evsiz kalmışmış; kullanılamaz hale gelen alt yapı nedeniyle vatandaşlarımız ihtiyaç duydukları temel hizmetlere ulaşamaz duruma gelmişmiş; Türk Kızılayı felaketin yaşandığı yerleşim yerlerinde yaşayan vatandaşlarımız için yardım çalışması başlatmışmış, tüm duyarlı vatandaşlarımızı, kurum ve kuruluşlarımızı bölgede ihtiyaç içinde bulunan vatandaşlarımıza yardım elini uzatmaya çağırmaktaymışmış… amaaaaan canım siz de! 

Peki ya bu kutsi zevat, motorlu araç seyrinin yasak olduğu Adalar’da Adakule’ye neylen çıktı ki falan diye de aman sormayasınız sakın ha, sonra çarpılırsınız valla!

2ncisi: Bu ve bu minval konulara dair ADALAR POSTASI’nda görüşlerini yazanların her nereden anlayacaksak rumuzlularının gerçek isimleri ile email adresleri ve de IP numaralarını da gizlemeden kendilerine vermeliymişiz!

Oysa ki ADALAR POSTASI’nda seyredenlerin email adresleri ancak be ancak adresi istenilen kişinin onayıyla ve/veya gereğinde ADALAR POSTASI’ndan sadece yasal yollardan talep edilebilirmiş!

Mesele mi? Hepi topu bundan ibaret işte! Ne yazık cümle mesaiye!…

ADALAR POSTASI bu çok ama çok basit taleplerini dahi yerine getirmeyince de zat-ı âlileri kendileri misali ADALAR POSTASI’nda seyredenlerden Serap Uzunlar’a hakareti nedeniyle TC Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı- Soruşturma No: 2012/11570 gereği şüpheli sıfatıyla 5.5.2012’de Heybeliada Karakolu’nda ifade verirken: “[…] ADALAR POSTASI blog sahibi ve yazarı (Emine Çiğdem Tugay, Adres: Türkoğlu Sokak No:28 34970 İstanbul) rumuz sahiplerinin isimlerini gizlediği gibi şahsıma hakaret edilmesine göz yumarak yardımcı olmuştur. Hakaret eden kişileri gizlediği gibi yazıları ve yazılara yaptığı eklemelerle şahsımı rencide etmiştir. […] şikayetçi şahıs takma isim kullanarak şahsıma hakaretler içeren yazılar yazmış, blog sahibi Emine Çiğdem Tugay ekleme yaparak ilgili yazıları yayımlamıştır. […] Olay ile ilgili olarak şahsıma ve çalışmalarıma hakaret eden Deniz Toprak, Serap Uzunlar, Serap Aygün, Emine Çiğdem Tugay isimli kişilerden davacı ve şikayetçiyim […] Öncelikle Emine Çiğdem Tugay (Adalar Postası blog sahibi ve yazarı) ile Yüksel Özcan (Adalar Orman İşletme Şefi) konuyla ilgili bilgilerinin alınmasını taleb ederim. […]” deyivermiş!

ADALAR POSTASI ve Emine Çiğdem Tugay hakkında giderayak 23.7.2012’de “[…] Sözkonusu adalar-postasi-guncel.blogspot.com adlı blogger sayfasının kurucusu Emine Çiğdem Tugay ve burada şefliğimiz hakkında asılsız haber niteliğinde yazılar [bkz. suç uydurusu dosyasındaki misal şu yazı] yazan kişiler hakkında, TCK’nın 5860 Sayılı Basın Kanunu ve diğer ilgili kanunlar gereğince yasal işlem yapılması ve blogger sayfasının kapatılması hususunda […]” suç uydurusunda bulunan Adalar Orman İşletme Eski Şefi Yüksel Özcan peki diğer suç uydurusuna dair 25.5.2012’de başvurulan ifadesinde ne demiş? “[…] Ben adalar.postasiblogspot.com.tr adresinde yer alan yazıları okudum. Bütün Adalılarda buradan bu yazışmaları okumaktadır. Onlarda bu yazılanlara tanıktır. […] Ben bu ikilinin [Ömer Faruk Berksan, Serap Uzunlar] internet üzerinden yazdıkları hakaret içerikli bir şeye şahit olmadım. […]

Al gözüm Seyreyle Dünyayı (Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u Cefakeş)…

ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

* * *

suç uydurusuna dair ADALAR POSTASI’na destek vermek istiyorsanız…

From: ADALAR POSTASI
Subject: suç uydurularına dair ADALAR POSTASI’na destek vermek istiyorsanız…
Date: September 10, 2012 4:11:51 PM GMT+03:00
To: ADALAR POSTASI

Sevgili ADALAR POSTASI,
ADALAR POSTASI ve Emine Çiğdem Tugay hakkında giderayak 23.7.2012′de “[…] Sözkonusu adalar-postasi-guncel.blogspot.com adlı blogger sayfasının kurucusu Emine Çiğdem Tugay ve burada şefliğimiz hakkında asılsız haber niteliğinde yazılar [bkz. suç uydurusu dosyasındaki misal şu yazı] yazan kişiler hakkında, TCK’nın 5860 Sayılı Basın Kanunu ve diğer ilgili kanunlar gereğince yasal işlem yapılması ve blogger sayfasının kapatılması hususunda […]” suç uydurusunda bulunan Adalar Orman İşletme Eski Şefi Yüksel Özcan’ın suç uydurusuna istinaden 11.9.2012 Salı günü saat 13:40’ta Büyükada Karakolu’na vereceğimiz yazılı ifadeyle birlikte İstanbul Adalar Cumhuriyet Savcılığı’na sunulmak üzere İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Arif Çağlar’ın kaleme alarak imzaya açtığı ekteki arzuhale şayet destek vermek istiyorsanız, ilgili metne adınızı-soyadınızı ekleyerek adalar.postasi@gmail.com adresine göndermenizi rica ederiz.

ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

From: ARİF ÇAĞLAR
Date: September 10, 2012 3:53:33 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com
Subject: Adalar Postası’na suç duyurusuyla ilgili olarak İstanbul Adalar Cumhuriyet Savcılığı’na

10 Eylül 2012

İstanbul Adalar Cumhuriyet Savcılığı’na,

“Aslında hiç kimse… aynı zamanda siz… herkes… hepimiz! Gerçekte 1 Nisan 2005′ten beri sanal âlemde bir haberleşme ağı sadece” serlevhasıyla eski http://adalar-postasi.blogspot.com (ADALAR POSTASI 1-306) ile http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com (ADALAR POSTASI 2215-2700) ve de yeni https://adalarpostasi.wordpress.com (ADALAR POSTASI 1-306/2700-2702…) adresleri üzerinden yayın yapan ADALAR POSTASI ve yayın yönetmeni Emine Çiğdem Tugay hakkında savcılığınıza yapılan suç duyurusunu öğrenmiş bulunuyoruz.

Önemle şunu belirtmek isteriz:

– ADALAR POSTASI, Adalar İlçesi’nde yaşayan ve bu ilçenin sorunlarına ilgi duyan bu postanın okur ve yazarları olarak bizlerin, hepimizin internet’te herkese açık ortak yayın ve haberleşme ağıdır ve ADALAR POSTASI’nda yayımlanan tüm yazıların sorumluluğu yazarına aittir.

– Yayına başladığı günden bugüne kadar bu haberleşme ağının okur ve yazarları bu ağ üzerinde, özellikle haberleşmelere en büyük dikkati sarf eden Emine Çiğdem Tugay’ın gayretiyle, basın ve yayın ilke ve ahlak kurallarına dikkat etmiş ve asla hiç kimse hakkında hakaret ya da yersiz suçlamada bulunmamıştır.

– Adalar İlçesi’nin sorunlarını özgürce tartışmayı demokratik cumhuriyet yönetiminin koşulu olarak gören sorumlu yurttaşlar olarak böyle bir tartışma ortamını yok etmeye çalışan her türlü güce ve kişiye karşı duracağımızı belirtir ve zaten makamınızın Türkiye Cumhuriyeti’nin özgürlükten yana olan yasalarının ruhuna uygun olarak bu suç duyurusunu gereği gibi reddedeceğinize olan inanıncımızla bu suç duyurusunun aşağıda imzası bulunan hepimize karşı yapılmış bir suç duyurusu olduğunu bildiririz.

İmzalar:

Arif Çağlar (İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı), Emine Çiğdem Tugay, Mehmet Selim Tugay, Sevil Selin Sezer Aygün, Metin Karadağ, Davut Berker, Serap Uzunlar, Alper Dizdar (Yrd. Doç. Dr.), Nimet Yalçınkaya, Orçun Türkay, Semih Aygün, Korhan Gümüş, Tülay Çellek, Yasemin Kaplan Curness, Taylan Karaduman, Erendiz Özbayoğlu (Prof. Dr.), Gül Köksal (Yrd. Doç. Dr.), Arif Pırnal (İstanbul Adaları Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği üyesi), Alp Küçük, Aysel Küçük, Merve Küçük, Şila Grayif, F. Nur Çakmak, Engin Damcı, Hilmi Tanık, Canan Barım AlioğluAli Şenalp, Semiha Baltacı, Baki Nedim BaltacıHandan Altıneller, Amelie EdgüMurat Şeçkin (Doç. Dr.), Rukiye Kuneralp, Cengiz Karataş, C. Sami Yılmaztürk (TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Sekreter üyesi), Cevahir Karabulut, Orhan Silier (Tarihçi), Tarık Konal, Okşan Aytaman, Nalan Altınışık, Esen Çamurdan, Avni Kurtuldu, Neşe Kıldacı, Hasan Cevad Özdil, Özlem Yüzak, Kaya Onur, Zübeyde Tüfekçi, Varol Turan, Haluk Ağabeyoğlu, Nokta Çelik, Emrah Bilgin, İlkay Kurdak (DGSA), Uğraş Salman, Sercio Mordo, Buket Uzuner, Meral Asa, Betül Karaca, Habib Kent, Suar Gazaroğlu, İpek Thevenon, Aysel Durgun, Volkan Safi, Nilüfer Ağırdır, Gazanfer Karlıca, Selçuk Esenbel (Prof. Dr.), Dinçer Kaya, Emel Budak, Tugay Kartal, Birgül Taştan Meriç, Fehiman Yurttaş, Sarl Berger, Deniz Emin Tüfekçi, Ali Rüzgar, Cem Yenigül,  Nurhan Kazancı, Rabia Gürol, Gündüz Vassaf, Orhan Bursalı, Osman Sermet Kabasakal (Prof. Dr.), Mücella YapıcıOlcay Başeğmez, Bingül Durbaş Do Amaral, Nurten Ok, Bilge Özgener (Prof. Dr.), Nazife Akgün, Mürsel Polat, Gülsün Erbil (Ressam), …

* * *

Bu fasılda hepimiz sahnedeyiz!…

From: ARİF ÇAĞLAR
Subject: Re: İAKTVKD üyelerine: uygun görürseniz imzalayıp Adalar Postası’na göndermeniz için
Date: September 10, 2012 8:26:45 PM GMT+03:00
To: Kemal Kil , Engin Damcı, adalar.postasi@gmail.com
Cc: Özant Yüzak, Meryem Papas Akdemir, Burcu Boylu, Zeynel Meriç, İbrahim Kaparol, Atilâ Çalhan, Celâl Kara, Erdem Damcı, Arif Pırnal, Handan Altıneller, Güneş Bayburtluoğlu, Ebru Sanerce Damcı, Tamer Altunay, Mehmet Tonuk, Selah Özakın, Abdullah Onay, Sedef Göztepe, Jale Özgentürk, Sefa Yıldırım, Tülin Tekinliğ Damcı, Alper Ünsan, Mehmet Cemil Sert, Ayşe Semiha Baltacı, Emre Damcı, Nesrin Yazıcı, Tekin Tekinliğ, Engin Damcı, Bahattin Bingöl, Mehmet Emin Günay, Muharrem Özhan, Kemal Kil, Mustafa Altıneller, Mehmet Ali Tutumlu, F. Gülsün Erbil, Özlem Yüzak, Erol Özdoğan, Baki Nedim Baltacı, Fatma Artunkal, Aslin Çamurciyan, Ömer Lütfi Eti, Ayşem Göktürk, Necati Önel, Emine Çiğdem Tugay

Kemal Bey,
Uyarınız için teşekkürler. Ancak basit bir haberleşme ortamını “hakaret” v.b. safsatayla baskı altına alıp ortadan kaldırmayı amaçlayan olmayacak bir suç duyurusuna karşı yapılabilecek en basit şey buna karşı çıkmaktır ve bunun en pasif şekli de bu haberleşme ortamının hepimize ait olduğunu, yani demokratik hak ve özgürlükleri savunan yurttaşlar olarak hepimize ait olduğunu ilan etmektir. Bu kadar basit ve en temel denilebilecek bir medeni cesaretin bile ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir dönemde çoğu insanın sindiğini ve korktuğunu biliyoruz. “idarenin işleyişi” dediğiniz şey benim için geçerli yasalardır, bu yasalar açısından ADALAR POSTASI’nı okur ve yazarı olarak sahiplenmek suç oluşturmaz. “idarenin işleyişi” yasalar çerçevesinde kaldığı sürece bu böyledir ama “idarenin işleyişi” yasaların dışına çıkarak çalışırsa durum zaten sadece bizim için değil bu ülkenin tüm yurttaşları için vahimdir. Günümüzde bunun yeterince örneği olduğu imasıyla yasasızlığı şimdiden kabul etmeye yokum zira bunu kabul etmek baskının en baskın şekline teslim olmak olur. Üstelik hiçbir bireyin özgürlüğünü temel alan yasal işleyişin böyle bir suç işleyeceğine de inanmak istemiyorum bu da medeni cesaretin ilk ve en temel, her anlamıyla en saf niteliğidir. Dolayısıyla özgürlük temelinde yasalara güvenle hareket ettikten sonra dengeye değil dirayete ihtiyacımız var.

ADALAR POSTASI’nı sahiplenerek suç duyurusunun muhatabı olarak bu haberleşme ortamını okuyarak ve yazarak üstlendiğimizi savcılığa bildirmek yargı mercini eleştirmek değil savcıya ADALAR POSTASI’nın sahibini haber vermektir. ADALAR POSTASI’nın sahip sayısı ikiden fazla olması halinde mesele ticari olmayan gönüllü ortaklığa girer, isyana girmez, yani bu ortaklık fasıl heyetinin “Adalar sahilinde bekliyorum” şarkısını sahnede hep birlikte terennümü gibidir. ADALAR POSTASI’nda hep birlikte sahnedeyiz, biz yazıyoruz, biz okuyoruz. Burada sahne almamızı yasaklayan hiçbir özgür yasa yok ve olamaz da. Ortada işlenmiş hiçbir suç yokken bizi sahneden kovup sahneyi kapatmaya kimsenin girişeceğini de sanmıyorum. Özgürlük düşmanları hariç, onlar eleştirel düşünceye ve bunun sahnelenmesine karşıdırlar, sahne sanatının her türlüsüne karşı oldukları gibi.

Evet, uyarınıza teşekkür ederim. Dernek üyelerini ve ADALAR POSTASI okur ve yazarlarını imzaya davet etmiş olduğum için bu uyarıyı onlara da iletmem doğru olur. Daveti aldıkları gibi uyarıyı da bilmeleri en doğal haklarıdır. Ben de bu fırsatla uyarınızla ilgili düşüncelerimi yazmış oldum.

Arif Çağlar

/

On Sep 10, 2012, at 4:17 PM, Kemal Kil wrote:

Ariy Bey iyi günler dilerim,
Dilekçenin Savcılık Makamına yazılmış olması ve özellikle son cümlesinde “hepimize karşı yapılmış suç duyurusu olduğunu bildiririz” şeklindeki ifadeler derneğimiz ve şahsınız açısında sıkıntı yaratmasında tedirginim. Bu nokta hissayıtımız ile idarinin işleyişi arasındaki dengeyi iyi kurmamız gerekmektedir. Şöyle ki,
Soruşturma safahatının gizliliği hepimizin malumu olan bir husustur. Bu noktada kamu görevini yapan kişilerin yaptıkları eylem ve işlemlerin özellikle de yargı mercilerini eleştirmek adliye karşı suçlar babında düzenlenen suç ve eylemlere teşebbüs olarak değerlendirilebileceğinden hiç beklenmedik şekilde ceza yargılamasında taraf olunabileğini gözden kaçırmamız gerekmektedir.(Bu nokta Savcılığın, Karakolun veya Mahkemenin çalışma usullerinden duyduğumuz rahatsızlık dahi aleniyet unsuru dediğimiz (iki den fazla kişinin önünde) mail yoluyla, bir blogta veya bir imza kampanyasında kullanılırsa Savcılık bizimle ilgili takibat yapabilir.
Taktiri şahsınıza ait olmak üzere kısaca bilgilendirmeyi uygun gördüm. Saygılar…

* * *

ADALAR POSTASI’na desteklerden seçmeler…

1001 teşekkürler…

From: DENİZ TOPRAK
Subject: ben de SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM
Date: September 5, 2012 6:24:28 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ben de SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM

ADALAR POSTASI ve dolayısıyla da tüm ADALAR POSTASI okur/yazarları ve onların yazıları hakkında suç uydurusunda bulunan Orman mensubu arkadaşlarla ilgili ben de SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM:

Kamuya hizmetle görevli kurum ve kişilerin uygulamalarını gözlemlemek, eleştirmek, toplumun geneli ve kanunlarla belirtilmiş olan doğrulara yönlendirmek vatandaşlık görevi olduğu gibi aynı zamanda da HAK’dır.

Ben de bu hakkımı kullanarak, MESELA kendisine çeki düzen vermesi gerekirken yeldeğirmenlerine saldırmayı seçtiğini düşündüğüm Orman personeliyle ilgili Orman yetkililerini göreve davet ediyorum.

KAMUYA AİT BU ARACIN HALİ NE? SORUMLUSU KİM?

Bu gibi yanlışları gündeme getirenler hakkında suç uydurusunda bulunanlar, mesela yukarıdaki suçun kaynağıyla ilgili herhangi bir girişimde bulunacaklar mı? Yoksa yanlışı eleştiren yazıyı suç olarak kabul eden zihniyet, kamu aracının görev kağıdına AİLE GEZ(DİR)MESİ yazılabiliyor olmasını görmezden mi gelecek?

Bakalım, izleyelim, görelim… Balık nereden kokuyormuş biz de öğrenelim…

* * *

From: GÜL KÖKSAL
Subject: Re: adalar postası hakkında 2 suç uydurusu!… —> http://wp.me/s2Emvm-2702
Date: September 7, 2012 1:40:30 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhaba,

11 Eylül Salı saat kaçta Karakol’da olacaksınız? Okulda bir iş çıkmazsa ben de gelmek istiyorum.

Sevgiler,

Gül Köksal

Rica ederim. Yalnız degilsiniz ve bu posta hepimizin.

İnsanların görevlerini yerine layıkıyla getirmek yerine işi gücü bırakıp bu saçma şeylerle zamanlarımızı çalışması da çok acıklı, çok yazık.

* * *

From: ORHAN SİLİER
Subject: ifade saati
Date: September 7, 2012 1:51:15 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayın Emine Çiğdem Tugay,

Çabalarınızı hayranlıkla izliyorum. Büyük bir iletişim boşluğunun doldurulması için çok önemli bir katkıda bulunuyorsunuz.

Büyükada Karakolu’nda ifade vermeye gideceğiniz saatlerde sizinle birlikte olmak istiyorum.

Lütfen Salı günü hangi saatte orada olacağınızı da öğrenebilir miyim?

Selamlar.

Orhan Silier

* * *

Twitter, 7.9.http://adalaradakule.com/content/view/41/12012

özcan yüksek
@ozcanyuksek

ADALAR POSTASI adlı internet gazetesinin haberlerinden rahatsız olanlar olmuş ve baskının araçlarını devereye sokmaya çalışıyor.

* * *

Twitter, 7.9.2012

özcan yüksek ‏
@ozcanyuksek

ADALAR POSTASI, Atlas’ın sitesinde çıkan Heybeliada yangın haberini haber yaptığı için bile savcılığa verilmiş. http://www.kesfetmekicinbak.com/heybeliadada-yangin-yeri-bulusmasi/3063n.aspx

* * *

Twitter, 7.9.2012

Dilek Zaptçıoğlu ‏
@dilekzaptcioglu

@ADALARPOSTASI @ORHANBURSALI Salı günü haberleşelim (gelelim mi?). İçeriğini senden iyice bir öğrenip ne yapabiliriz konuşalım bu saçmalığı.

* * *

Twitter, 7.9.2012

ORHAN BURSALI ‏

@ORHANBURSALI

@dilekzaptcioglu @ADALARPOSTASI Cumartesi-Pazartesi yokuz İstanbul’da, Salı’dan itibaren.. Bu zıpırlıktan bir şey çıkmasa da ciddiye alalım.

* * *

From: MURAT BAŞBAY
Subject: Murat Başbay
Date: September 7, 2012 1:40:53 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Salı günü size destek olmak için geleceğim…

* * *

From: ALPER DİZDAR
Subject:
Date: September 7, 2012 1:48:22 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Merhaba Çiğdem hanım,

Geçmiş olsun öncelikle.

Beraber yapılabileceklerle ilgili lütfen bilgi verin. Ben haber yapılması için soL portala iletiyorum.

Davaya beraber katılmak iyi bir yöntem olabilir. Başka bir öneriniz olursa da kabulumuz olur.

Kolay gelsin,

Alper Dizdar

* * *

From: TARIK KAYA
Subject: Tarık Kaya senin fotoğrafına yorum yaptı
Date: September 7, 2012 3:03:56 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Peki, neyle suçluyorlar? Ne yapmış ADALAR POSTASI? Ben anlamadım.

[…]

Hmmm. Saçma! Kolaylıklar diliyorum :(

* * *

From: DAVUT BERKER
Subject: Re: adalar postası hakkında 2 suç uydurusu!… —> http://wp.me/s2Emvm-2702
Date: September 7, 2012 3:13:16 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sn.E.Ç.Tugay;

Hakkınızdaki komik suç duyurularını hem üzülerek, hem de içine düşünülen durum karşında gülerek okudum.
Hele Orman’ın suç duyurusu ve bunun dikkate alınması, ortalıkta bir sürü üstüne gidilmesi gereken durum varken, tam Aziz Nesin’lik.

Acaba bir sakıncası yok ise Ömer Faruk Berksan’ın suç duyurusu neymiş, iletebilir misiniz lütfen.
O da garibime gitti de ondan.

Geçmiş olsun, kolay gelsin der, nasılsa atlatırsınız bu problemleri, diye de eklerim….Okuyucularınızdan istediğiniz destek var ise iletmeniz ricasıyla tabii….

Saygılarımla,

Davut Berker

* * *

From: GÜNDÜZ VASSAF
Subject: Re: adalar postası ve şahsım hakkında 2 suç uydurusu!… —> http://wp.me/s2Emvm-2702
Date: September 7, 2012 4:42:15 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Sevgili Çiğdem
Duruşma sonrası belki bir basın duyurusu yerinde olur.
Sevgiler,

* * *

From: RABİA GÜROL
Subject: Rabia Gürol senin fotoğrafına yorum yaptı
Date: September 7, 2012 8:45:26 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Çok üzüldüm, ne yazık ki Ada’yı sevmek, Ada’yı korumak ne yazık ki suç sayılıyor. Kolaylıklar diliyorum. Nasıl yardımcı olabiliriz.

ADALAR POSTASI için çokkkk üzgünüm. Her şeyiyle Adalar’da yapılan haksızlıkları korkmadan canı pahasına yazan arkadaşıma yardımcı olamıyorum. İçim acıdı.

* * *

From: DENİZ TÜFEKÇİ
Subject: Re: aslında çok ama çok basit! işte şimdi sizler de anladınız değil mi?
Date: September 8, 2012 5:49:53 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Talep önemli!! şahıstan gelince; bu gibiler her devirde yağmurla çıkan göl mantarı gibidir. Onların yağmuru iktidardır. Yağmurları kesilince bir daha onları kimse görmez etrafta. Nereden geldikleri belli olmadığı gibi, nereye gittiklerini de kimse bilmez. Her devirde onlardan bol miktarda vardır. İktidarları döneminde çıkmadıkları kule, kılıf uydurmadıkları minare kalmamıştır. AYT (Havacılıkta Antalya havaalanının kısa yazılışı) yani Aya Yorgi Tepesi bahsettiğiniz Silivri su baskınını en iyi görebilecek konumdur. Ama bu benim konum değildir. Benim konum ürküttüğünüz fincancı katırları (pardon Kızılay’ı) da değildir. Size zaman zaman yazı gönderen birisi olarak benim IP’mi isteyenlere, ipimi de ismimi de verebilirsiniz. Konum bu kadar basit. Üzmeyin yüzü, gönlü gözü gülen hocaları….verin siz, bize de veriştirmek düşsün.

* * *

From: NEŞE KILDACI
Subject: Re: aslında çok ama çok basit! işte şimdi sizler de anladınız değil mi?
Date: September 8, 2012 10:08:18 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Anladık sevgili Emine Çiğdem Tugay,

ADALAR POSTASI’nın nelere ve kimlere ayna tutabileceğini anladık. Aynada kendilerini görenlerin her zaman başvurduğu rutin saldırıları gördük. Şahsınızda ADALAR POSTASI’nın bugünlerde gazetelerin yapamadığı gazeteciliği yaptığını gördük. Bize Adalar’ı gösterdiğiniz için çok teşekkür ederiz, tuttuğunuz ayna karanlık köşeleri aydınlattı. Siz ayna tuttuğunuz için
suçluysanız, ben de okuduğum için suçluyum o zaman.

Umarım Savcılık makamı böyle saçma sapan (ve noktalama imleri özürlü) suç duyurularıyla vakit kaybetmez.
ADALAR POSTASI’nın seyri daim, rüzgarı bol olsun!

Neşe Kıldacı
ADALAR POSTASI okuru

* * *

Twitter, 8.9.2012

özcan yüksek
@ozcanyuksek

ADALAR POSTASI, posta koyucu tarzıyla, adaların doğası ve tarihsel dokusunun korunması için cılız hançeresinden güçlü çığlıklar çıkarıyordu.

* * *

Twitter, 8.9.2012

jonathan livingston ‏
@JLivingston10

Orman eski sefi Yuksel Ozcan ve ? Omer Faruk Berksan’in KUTSAL HIZMET tekerine comak sokan ADALAR POSTASI’ni KINIYORUM!!!

* * *

From: EREN SAGAY
Subject: Yanıt: aslında çok ama çok basit! işte şimdi sizler de anladınız değilmi?
Date: September 9, 2012 7:25:51 AM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Sevgili Çiğdem,
Sizlere karşı böyle bir davranışta bulunulmasına üzülmeme rağmen şaşırmadim. 2013 Ekimi’nde yapılması öngörülen erken yerel seçimlerde mevki kapmayı düşünecek zevatın ithamları beklenen bir hareket tarzına uyar.
Umarım Türk Adaleti adilane davranır.
Sevgiler,

* * *

Twitter, 10.9.2012

hasan cevad özdil ‏
@cevad
@ADALARPOSTASI adalar postası ve emekçisi hakkındaki suç duyurularını protesto ediyorum

@ADALARPOSTASI Eğer posta ve emekçisi yayınlarından ötürü bir suç işlemişse ben de aynı suçu işlediğimi kabul ediyorum

* * *

From: HASAN CEVAD ÖZDİL
Subject: kampanya
Date: September 10, 2012 12:42:21 AM GMT+03:00
To: ADALAR POSTASI <adalar.postasi@gmail.com>, hrgl grup <hrgl@yahoogroups.com>, mimarlara_mektup@yahoogroups.com, vapurlarimizi vermiyoruz <vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com>, HAYDARPASA_DAYANISMASI@yahoogroups.com <haydarpasa_dayanismasi@yahoogroups.com>, tumikom-owner@yahoogroups.com

Biliyorsunuz, yıllardan beri izlediğiniz ve belki yazdığınız ADALAR POSTASI adlı bir blog var. Adalara ve Adalılara ait bir serbest kürsü. Yaratıcısı, gönüllü emekçisi de Emine Çiğdem Tugay.

İnternette de olsa serbest kürsülere tahammülü olmayanların olduğunu da tahmin etmek güç değil elbette. Ancak blog ve emekçisi hakkında suç duyurusunda bulunacak kadar tahammülsüz olunacağı herhalde en son tahmin edilecek bir vakıaydı ve ne yazık ki bu gerçekleşti.

Bu nedenle ADALAR POSTASI adlı blogu ve gönüllü emekçisi Emine Çiğdem Tugay hakkındaki suç duyurularını ve blogun kapatılması talebini protesto ediyor, aynı suçu işlediğimi huzurlarınızda kabul ediyor ve desteklerinizi istiyorum.

H. Cevad Özdil

* * *

From: NEŞE KILDACI
Subject: Re: [vapurlarimizi_vermiyoruz] kampanya
Date: September 10, 2012 1:08:01 AM GMT+03:00
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

Evet sayın H. Cevad Özdil,

Ben de ADALAR POSTASI adlı blogu okuyarak bu suçu (!) işlediğimi itiraf ediyorum.

Neşe Kıldacı

* * *

From: AYŞEN ERTUR
Subject: Aysen Ertur senin durumuna yorum yaptı
Date: September 10, 2012 4:30:03 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ben de…

* * *

From: GÖNÜL DOĞU
Subject: Re: [vapurlarimizi_vermiyoruz] kampanya
Date: September 10, 2012 8:09:06 AM GMT+03:00
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

ADALAR POSTASI blogunun kapatılmasını protesto ediyor, bu vahim gidişi kaygıyla izliyorum.
Artık ne yazik ki olaylar görmezden gelinmeyecek bir noktaya geldi.
Sustukça sıra herkese gelecek.
Gönül Doğu

* * *

From: AKGÜL BAYLAV
Subject: RE: Yanıt: Re: [vapurlarimizi_vermiyoruz] kampanya
Date: September 10, 2012 9:26:46 PM GMT+03:00
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

ADALAR POSTASI’na yapılan saldırıyı kınıyorum ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

ADALAR POSTASI, sadece Adalar’da, İstanbul’da, Türkiye’de değil ülke dışında da Adalar’ı, İstanbul’u sevenler, özleyenler tarafından ilgiyle izleniyor ―kimi zaman anıları depreştiriyor, kimi zaman yürekleri burkuyor ama her zaman hasretle bekleniyor, okunuyor, saklanıyor…

Keşke yarın biz de Büyükada Karakolu’nun önünde sizlerle olabilseydik ama ne yazik ki bu mümkün değil. Ama bilin ki can-ı gönülden yanınızdayız.

Akgül

* * *

From: METİN KARADAĞ
Subject: Verdim gitti… :)) Re: kampanya
Date: September 10, 2012 9:38:57 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Verdim gitti… :))

Sevgi ve saygılarımla,

Metin Karadağ

* * *

Twitter, 10.9.2012

ece
@wingsofsimurgh

Hakkinda haksizca yapilan suc duyurusu yuzunden yarin ifade verecek olan @ADALARPOSTASI na destek!

* * *

From: CEMAL BEŞKARDEŞ
Subject: Yanıt: Re: [vapurlarimizi_vermiyoruz] kampanya
Date: September 10, 2012 9:45:31 AM GMT+03:00
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

ADALAR POSTASI Blogu asla kapatılamaz, Adalar Halkı’nın sesi ve iletisim özgürlüğü kısılamaz!

Sevgili Emine Çiğdem Tugay tek başına ama arkasında tüm gerçek Adalılar’ın manevi ve düşünsel desteğini alarak, büyük bir özveriyle çalışıyor. Yalnız Adalılar değil, bizim gibi Boğaziçililer, İstanbullular ve hatta tüm Türkiye sivil toplumu bu Blogu izlemekte. Adalar’ın olduğu kadar, Sarıyer’in, Beşiktaş’ın, Beykoz’un, Üsküdar’ın da böylesine yürekli, gönüllü, hiçbir maddi karşılık beklemeden çalışan bilgi kaynaklarına, soluklu iletişim gruplarına gereksinimi vardır. Her türlü siyasi ve parasal rant hırsının seçilmiş ve atanmışların gözünü döndürdüğü günümüzde ADALAR POSTASI bir güneş gibi karanlığın üzerine doğmakta, yarasaların gözünü kör etmektedir.

Savcılıkta sevgili Emine Çiğdem Hanım’ın ifadesi alınırken Adalılar’ın destek verme adına Büykada Karakolu önünde toplanmaları anlamlı olacaktır.

Alnınız açık, başınız dik olsun! Aydınlanma yoluna devam!

Sevgiler,

M. Cemal Beşkardeş

* * *

From: DAVUT BERKER
Subject: Re: adalar postası hakkında 2 suç uydurusu!… —> http://wp.me/s2Emvm-2702
Date: September 10, 2012 10:12:41 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Günaydın Emine Hanım,

Gönderdiğiniz açıklama için teşekkürler.

Bu aslında hiç olmaması gereken davayla ilgili sizin haklı çıkacağınıza eminim. Bu davaya konu olan şahsın tutumunu ise anlamakta zorlanıyorum. Belli bir seviyeye gelmiş kişilerin eleştiri kabul etmeme tutumları, son yıllarda ülkeyi idare eden ve ona yakın “taraf”ların vazgeçilmez huyu olmuş durumda ne yazıkki. Medyayı eleştirme, gerçekleri kamufle edip, “taraf”tarları uyutmaya devam etmek için sıkça kullanılan bir yöntem haline geldi.

Umudum sorunsuz bu davadan kurtulmanız ve de ADALAR POSTASI’nın aydınlatıcı haber yaşamına devam etmesi.

Sevgi ve saygılarımla,

D.Berker

* * *

From: BEGÜM YAVUZ
Subject: Re: ADALAR POSTASI’na desteklerden seçmeler… 1001 teşekkürler…
Date: September 10, 2012 10:38:02 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Ne yazık ki bilgisayarıma henüz kavuştum, bihaber olmanın sıkıntısıyla yazıyorum..
Nereye ne zaman gelmem gerekiyor diye düşündüm ancak sizden haber beklemenin doğru olduğu düşüncesindeyim.
Sevgi ve dayanışma dileklerimle…
Begüm Yavuz

* * *

From: TARIK KONAL
Subject: “SUÇ VARSA, PAYLAŞMAK İSTİYORUM..”
Date: September 10, 2012 11:45:12 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

“SUÇ VARSA, PAYLAŞMAK İSTİYORUM..”

10 Eylül 2012

Saygın Emine Çiğdem Tugay Hanımefendi.
Yurtdışındayım.
Salı günü yanınızda olmaya çalışacağım.
Çabalarınızı, övgüyedeğer buluyor,
gönülden destekliyorum.
Adaların dokusunun, güzelliklerinin
korumasız olmadığını gösterirken,
Adalar sevginizi dışavururken suç işlemişseniz,
suçunuzun bir bölümünü de benimle paylaşmak
inceliğini göstermenizi çok rica ederim.
Erinç, gönenç içinde kalın.
Adalar Belediyesi’nin önceki çalışanlarından
Yük. Orman Müh.
Tarık Konal

* * *

From: CEM YENİGÜL
Subject: Re: [hrgl.org] kampanya
Date: September 10, 2012 11:59:49 AM GMT+03:00
To: hrgl@yahoogroups.com
Cc: adalar.postasi@gmail.com

Gercekten üzücü…
Ne yapmamız gerekiyorsa yapalım. Hayret yani, suç duyurusunda bulunan/lar kim?

* * *

From: TÜLAY ÇELLEK
Subject: KINAMA…Ynt: {Disarmed} Re: [vapurlarimizi_vermiyoruz] kampanya
Date: September 10, 2012 12:03:59 PM GMT+03:00
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

Merhabalar,

ADALAR POSTASI blogunun kapatılmasını eleştiriyorum, kınıyorum!…
Tacizin, adaletsizliğin girmediği yer kalmadı… Ne zamana kadar????????
Saygılar,

Tülay ÇELLEK

* * *

From: İPEK THEVENON
Subject: Re: ADALAR POSTASI’na desteklerden seçmeler… 1001 teşekkürler…
Date: September 10, 2012 2:02:25 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sevgili Çiğdem Hanım,
Başta sizin çabalarınızla var olan ADALAR POSTASI, henüz Ada’ya taşınmadan, Adalı dostlarımın tavsiyesiyle, Adalar’ın «havasını koklama»mı sağlayan, Heybeli’ye yerleştikten sonra da olup bitenlerin en güncel, geniş ve duyarlı aynası olduğunu gördüğüm bir «serbest kürsü» Sevgili Cevat Abi’nin dediği gibi.

Takip edebildiğim kadarıyla ADALAR POSTASI gerçekten «aslında hiç kimse… aynı zamanda siz… herkes… hepimiz!». Eski, yeni, fiilen, kalben Adalı, Ada dostu herkes özgürce, bazen latifeyle ―iyi ki!― ama ister tek fotoğrafla, ister iki satırla, ister sayfalarla olsun, özünde ciddiyet ve hassasiyetle ifade ediyor kendini, Adalar’a dair «derdini». Yine yazılanların şu veya bu şekilde muhattabı olan her şahış ya da kurum da, aynı özgürlükle konu hakkında kendi «versiyon»unu gönderebiliyor; bu cevaplar da, hangi uzunluk ve üslûpta olursa olsun, aynen yayımlanıyor ADALAR POSTASI’nda. Geriye ilgili tarafların argümanlarının ve lâfın ayinesi olan işlerinin her bir okurun dimağındaki inandırıcılığı kalıyor fikir sahibi olabilmek için. Bence bundan iyisi can sağlığı! Canınız sağ, gönlünüz ferah olsun Çiğdem Hanım, bildiğiniz ama herhalde bu vesileyle bir kere daha gördüğünüz gibi yalnız değilsiniz!

Eski Orman Şefi Yüksel Bey’in suç duyurusuna «kanıt» gösterdiği evrak arasında Heybeliada yangınından sonra hazırlanan ve Atlas Dergisi’nde yayımlanan raporun da olduğunu yazmışsınız. Bu raporu, yangının hemen akabindeki süreçte, neredeyse gece gündüz çalışarak, her kelimesi üzerine kafa yorup bilgi toplayarak hazırlayan birkaç kişiden biri benim, diğeri de sevgili dostum Birgül Taştan. İlk bilgileri Yüksel Bey’in, Sayın Ömer Faruk Berksan’ın başkanı olduğu Heybeliada Gönüllüler Derneği’nde katıldığı yangınla ilgili toplantıda bizzat kendisinden edindik. Sonra kendi gözlem ve araştırmalarımızı yaptık. Hatta edindiğimiz bilgileri son olarak yine Yüksel Bey’le telefon görüşmesi yaparak teyit ettik, gerekli düzeltmeleri gerçekleştirdik. Zira raporu dikkatle okuyan herkesin göreceği gibi amacımız şu veya bu kurumu suçlu çıkarmak değil, doğru bir durum tespiti yaparak bu gibi felâketlerin tekrarlanmaması için ilk adımı atmaktı. Hatta bu tespitleri yaparken, bırakın şikâyeti, aceleci talep ve önerilerde bulunmamayı özellikle gözettik ve «taleplerimizi, resmî dayanaklarıyla temellendirilmiş şekilde», «önerilerimizi, ilgili konunun uzmanlarından almakta olduğumuz ayrıntılı bilgilerin desteğiyle» ilerleyen süreçte ilgili mercilere ileteceğimizi ve sonrasında «talep ve önerilerimizin dikkate alınıp alınmadığını, istenilen doğrultularda harekete geçilip geçilmediğini bütün aşamalarında yakından takip» edeceğimizi yazdık. Yani bu raporda yazan her satır, 17 Haziran Heybeliada yangını öncesinde Heybeliada’daki gerçekleri yansıtıyor. Bu raporla ilgili her türlü soruya cevap vermeye hazırız.

Yarın karakola saat kaçta gideceksiniz acaba? Sabahtan önemli bir işimiz olacak sanırım ama eğer öğleden sonra ise ya da sabahki görüşmemiz iptal olursa biz de gelmek istiyoruz.

Sevgiler, saygılar,

İpek Thevenon

* * *

From: DENİZ TOPRAK
Subject: destek
Date: September 10, 2012 4:25:52 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Kızmalı mı, acımalı mı şimdi bunlara?

ADALAR POSTASI-2702 (5.9.2012’ye ek):

[…] “Ey adalılar, Ey Büyükada halkı! Seferoğlu Korusu’nu tarumar eden imar canavarını hakikaten ‘sevinçle’ mi karşıladınız?” sualiyle başlatılan imza kampanyası esnasında Ömer Faruk Berksan, bu ve benzer minvalde Adalar’daki kültür ve tabiat varlıklarının korunmasıyla usulsüzlüklere dair eleştirel yazılar yazan Serap Uzunlar ve Deniz Toprak’ı “2B istismarcısı“, “orman işgalcisi” gibi tabirlerle itham ederek gerçek kimliklerini kullanmadıkları yönünde suçlamış; Av. Kemal Kil‘le aynı zamanlarda sözkonusu şahısların gerçek kimlikleriyle e-mail ve IP adreslerini ADALAR POSTASI’ndan talep etmişti. ADALAR POSTASI-2683/13 (20.3.2012)‘de yayımlanan tekzip peşi sıra ADALAR POSTASI-2683/14 (20.3.2012)‘de “sanal tekzibi kimse ciddiye almaz,” diyerek de rest çektiğinden bahsi geçen şahıslardan Serap Uzunlar, ADALAR POSTASI-2682/13 (17.3.2012)‘de yayımlanan yazısına dair Ömer Faruk Berksan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğundan adı geçen şahsın bu ve ADALAR POSTASI-2683/13 (20.3.2012)‘de yayımlanan yazıları TC Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı- Soruşturma No: 2012/11570 gereği yayımdan kaldırılmıştı.

5.5.2012 tarihinde işte bu suç duyurusuna istinaden şüpheli sıfatıyla Ömer Faruk Berksan, “[…] ADALAR POSTASI blog sahibi ve yazarı (Emine Çiğdem Tugay, Adres: Türkoğlu Sokak No:28 34970 İstanbul) rumuz sahiplerinin isimlerini gizlediği gibi şahsıma hakaret edilmesine göz yumarak yardımcı olmuştur. Hakaret eden kişileri gizlediği gibi yazıları ve yazılara yaptığı eklemelerle şahsımı rencide etmiştir. […] şikayetçi şahıs takma isim kullanarak şahsıma hakaretler içeren yazılar yazmış, blog sahibi Emine Çiğdem Tugay ekleme yaparak ilgili yazıları yayımlamıştır. […] Olay ile ilgili olarak şahsıma ve çalışmalarıma hakaret eden Deniz Toprak, Serap Uzunlar, Serap Aygün, Emine Çiğdem Tugay isimli kişilerden davacı ve şikayetçiyim […] Öncelikle Emine Çiğdem Tugay (Adalar Postası blog sahibi ve yazarı) ile Yüksel Özcan (Adalar Orman İşletme Şefi) konuyla ilgili bilgilerinin alınmasını taleb ederim. […]” minvalinde ifade vermiştir.

ADALAR POSTASI ve Emine Çiğdem Tugay hakkında giderayak 23.7.2012’de “[…] Sözkonusu adalar-postasi-guncel.blogspot.com adlı blogger sayfasının kurucusu Emine Çiğdem Tugay ve burada şefliğimiz hakkında asılsız haber niteliğinde yazılar [bkz. suç uydurusu dosyasındaki misal şu yazı] yazan kişiler hakkında, TCK’nın 5860 Sayılı Basın Kanunu ve diğer ilgili kanunlar gereğince yasal işlem yapılması ve blogger sayfasının kapatılması hususunda […]” ifade veren Adalar Orman İşletme Eski Şefi Yüksel Özcan ve Ömer Faruk Berksan’ın ADALAR POSTASI ve şahsım hakkında münferiden ve/veya müştereken yaptıkları “suç uydurusu”na dair “mesele” bildiğim kadarıyla bundan ibarettir. […]

Ömer Faruk BERKSAN, Kemal KİL ve Yüksel ÖZCAN’ı biraraya getiren ulvi değerleri düşünmeyi bir kenara bırakalım.

İster Deniz TOPRAK ismiyle, ister Deniz TOPRAK rumuzuyla ya da dilediğim her neyiyle ise SESLENİYORUM hepsine;

Ey! Ömer Faruk BERKSAN,
Sana gereken cevabı Serap UZUNLAR ―demek ki gerçek kişiymiş― TC Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı- Soruşturma No: 2012/11570 ile vermiş zaten. Şimdi söz Adalet’te. Bu konuda bize şimdilik susmak ama her ne zaman olursa olsun, asılsız iddialarla ilgili atılan çamurlara dair Adalet’e verilecek olan hesaptan kaçılamayacağını tekrar hatırlatmak düşer.

Yani şimdilik sen bekleyeceksin Ömer Faruk BERKSAN, duruşmaya kadar bekleyeceksin fazlası için…

Ey! Yüksel ÖZCAN,
Sen yazmadın mı efendi bunu ADALAR POSTASI’nda???

ADALAR POSTASI-2632/5’e ek (31.12.2011):

From: YÜKSEL ÖZCAN
Subject:
RE: ADALAR POSTASI-2632: gökkuşağının sekizinci rengi 2012!… http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2011/12/31-2632.html
Date: December 30, 2011 11:17:08 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Yenilen güreşçi güreşe doymazmış!…

Habire soruyor Uzun Serap ile Toprak Deniz, sahte posta yazarları, kimliksizler. Cesaretsizler. Yalancı sahtekâr olduklarını delilleriyle sunduk. Doymadılar. Posta’yı takib eden duyarlı Adalılar dahi bu iki sahtekârdan bıkmış durumda. Cesarete gelse bu uzun serapla toprak deniz sokağa çıkıp deseler ki bu sahte kimlikle yalan çamur yazıları biz yazıyoruz herkes yüzlerine tükürecek. Ama onlarda utanacak yüz olmadıgı için önemli değil.

Kim oldukları elbet ortaya çıkacak. Yatsıya az kaldı. Kim oldularini tespit ettim. Ne olduklarını da açıklamam. Kendileri zaten sonunda söyleyecekler karın ağrılarını. Yeni yılda ortaya çıkarlar. Çünkü ADALAR POSTASI’nda beklediklerini bulamadıklarından, Kınalıada Şükrü Abanoz imzalı yayını Adakazetesi’ne abone olup aynı yazılarını orada kopyala yapıştırıldı yapıyor bu düzenbazlar. Her iki düzenbazı, fitne fesat yazılarından dolayı daha önce de yazdığım gibi KINIYORUM!…

Demek ADALAR POSTASI ve yazarları, ŞEFLİĞİNİZİN VAR OLAN İTİBARINI ZEDELEMEKTE…

KİM NE YAZARSA YAZSIN, DEVLETİN BU KURUMUNU SENİN GİBİ TEMSİL EDEMEZ YÜKSEL ÖZCAN!!!

Yukarıda yazdığın yazının ve hatta mahkemelerin türlü davalarda senin hakkında vermiş olduğu mahkumiyet kararlarının mürekkebi kurumadan, ÖNCE BEN ŞİKÂYET EDERSEM KURTULURUM mu sandın Yüksel ÖZCAN? Bu hakaretleri unuttururum mu sandın???

Ve Ey! Kemal KİL,
Sen ki hangi sıfatla, hangi kimlikle, hangi cüretle, üzerine basa basa soruyorum sana HANGİ CESARETLE, kanun dışı yollarla, yazılarından rahatsız olduğun kişiler hakkında bilgiler edinmeye çalıyorsun. Avukatlıkla falan bağdaştırma sakın kanunsuz hiçbir uygulamayı. Falanca derneğin avukatı, filanca partinin temsilcisi, bilmem hangi şirketin savunucusu olduğunun zerre kıymeti yok nazarımda. Mail adresim de, tüm IP bilgilerim de, Adalar’da yayımlanan birçok gazete/dergide açıkça yer aldığı gibi, senin çok yakın dostun Ömer Faruk Berksan’da da mevcut. Yine de ihtiyaç duyduğunu ADALAR POSTASI aracılığıyla duyurduğun takdirde seve seve gönderirim sana hem mail adresimi, hem IP bilgilerimi. AL BAKALIM NE YAPACAKSIN Av. Kemal KİL? AL BAKALIM NE YAPACAKSIN???

* * *

From: SEVİL SELİN SEZER AYGÜN
Subject: destekliyorum
Date: September 10, 2012 4:32:34 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ADALAR POSTASI’nda yayımlanan, tarafımıza yapılan usulsüzlükleri anlattığım yazımın da şikâyet edilen yazılardan olmasını sevinçle karşıladım. Umarım savcılık bu yazımı incelediğinde, bana yapılmış olan haksızlığı görür de benim yazımı Yüksel Özcan için suç duyurusu olarak kabul eder.

ADALAR POSTASI, Postacısı Emine Çiğdem Tugay’ın, şikâyete konu bir yazısı varsa, bu yazısına gururla ben de imzamı atarım.

 * * *

From: SERAP UZUNLAR
Subject: şaşkınlıkla seyrediyorum…
Date: September 10, 2012 4:48:32 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Olan biteni şaşkınlıkla seyrediyorum…

Sanırım Yüksel Özcan’ı bana hitaben yazığı ADALAR POSTASI-2632/5’e ek (31.12.2011)‘de yayımlanan “Yenilen güreşçi güreşe doymazmış!” başlıklı yazısından dolayı şikâyet etmemekle hata yapmışım!!!
İşletme’nin itibarını, İşletme Şefi’nin kendi kaleminden yazdığı bu yazılar etkilememiş midir acaba?

Bir İşleteme Şefi, kendisini eleştiren duyarlı vatandaşa ne demişti?
“sahte posta yazarları”,” kimliksizler”, “cesaretsizler”, “yalancı”, “sahtekâr”, “sahte kimlikle”, “herkes yüzlerine tükürecek”, “utanacak yüz olmadıgı için”

Bir şans vermiştim kendisine, bunları yazdığı için şikâyet etmemiş, tekrarı halinde yasal yollara başvuracağımı söylemiştim.
Ama ADALAR POSTASI’na yaptığı suç uydurusunu okuduktan sonra, ben de bu yazı sebebiyle kendisinden şikâyetçi olmayı düşündüğümü beyan ederim… ÖFBE!…

* * *

From: TAYLAN KARADUMAN
Subject: Taylan Karaduman senin durumuna yorum yaptı
Date: September 10, 2012 4:50:30 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BÜYÜKADA’nın yılmaz ve yorulmaz bekçisine tam destek.

* * *

From: HİLMİ TANIK
Subject: Hilmi Tanik senin durumuna yorum yaptı
Date: September 10, 2012 5:58:32 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Neden ben de aynı doğrultuda yanınızda olmayacağım… beni tutan mı var?…

* * *

From: CENGİZ KARATAŞ
Subject: Cengiz Karataş senin durumuna yorum yaptı
Date: September 10, 2012 8:15:37 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Benden de tam destek. Adalar’ın sorunlarını dile getiren ADALAR POSTASI’nın yanındayım.

* * *

From: TARIK KONAL
Subject: Tarık R. Konal senin durumuna yorum yaptı
Date: September 10, 2012 9:40:03 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ADALAR POSTASI’nın Adalarımızın kimliğini, kişiliğini, doğasını koruyan bilincine, tutumuna, çabasına ortağım. Suçlanıyorsa, o suça da ortak olmak dileğimdir…

* * *

From: OLCAY BAŞEĞMEZ
Date: September 11, 2012 11:31:44 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Saygıdeğer ADALAR POSTASI yöneticileri ve izleyenlerine Berlin’den sevgilerimle desteklerimi sunuyorum.
Olcay Başeğmez

* * *

From: NAZİFE AKGÜN
Subject: TABİKİ HER KOŞULDA YANINIZDAYIM
Date: September 14, 2012 4:10:48 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

TABİKİ HER KOŞULDA YANINIZDAYIM…

Sevgili Çiğdem hn. ve sevgili tüm dostlarım,
Tabiki her koşulda yanınızdayım, ortalıkta görünmemem, sesimin çıkmaması bugünlerde bazı sağlık sorunlarım olduğundan, hiçbir şeylere bakamadım. Analarımız “Nereniz ağrıyorsa canınız ordadır ,” derdi. Aynen öyle.
Ama en kısa zamanda iyileşip aranızda olacağım.
Kara gün kararıp kalmaz, birgün mutlaka iyi ve doğru kazanacak.
Beni bağışlamanız dileğiye , hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Nazife Akgün

* * *

From: SEVİL SELİN SEZER AYGÜN
Subject: adalar postası’na
Date: September 14, 2012 4:41:47 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

 ADALAR POSTASI’na…

Öncelikle ADALAR POSTASI editörü Çiğdem Hanım’la şu son dönemdeki uydurular sonucu da olmuş olsa görüşüp-tanışmaktan son derece mutlu olduğumu belirtmek isterim.

ADALAR POSTASI’nın, Adalar’daki en etkili haberleşme ağı olmasının yanı sıra, önemli bir STK olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Adalar’ın dününe, bugününe ayna olan ADALAR POSTASI’nın yarınımızın ışığı olmasının da önüne kimse geçemeyecektir.

ADALAR POSTASI hepimiziz ve hiçbirimiziz… Sahip çıkmalıyız. Ekteki fotoğraftaki Ada ormanları gibi sahipsiz bırakmamalıyız…

* * *

From: DENİZ TOPRAK
Subject: İşin geri kalanı, hikaye mi o halde???
Date: September 14, 2012 5:32:11 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

İşin geri kalanı, hikâye mi o halde???

Kendi çalıp kendi oynamak bu olsa gerek.

Bir süredir devam eden bu süreçten de anlaşıldığı kadarıyla, Ömer Faruk Berksan’ın Serap Uzunlar’a hakaret içeren asılsız ithamlarda bulunması iddiasıyla Serap Uzunlar tarafından Savcılığa iletilen şikâyet sonucu Ömer Faruk Berksan’ın ifadesi alınmış, Ömer Faruk Berksan da Serap Uzunlar’la birlikte bir kaç ismi daha içine alan bir karşı şikâyette bulunmuş.

Bulunmuş bulunmasına da…

Asıl konuyla ilgisi pek yok gibi bu bulanık manzaranın.

Ben Ömer Faruk Berksan dışında, konuyu bu derece kişiselleştirene de rastlamadım aslında ADALAR POSTASI’nda bunca zamandır.

Adakule’yle ilgili daha önce ADALAR POSTASI’nda yayımlanan yazıyı ben alıntıladım, soruyu da Orman Şefi olması sebebiyle Yüksel Özcan’a sordum o tarihlerde. Fotoğrafta Yüksel Özcan’la omuz omuza olan kişin Ömer Faruk Berksan olduğunu önemsemeden ve aslında kim olduğunu da hiç iplemeden. Ama Ömer Faruk Berksan nedense araya girerek ve Yüksel Özcan’ı nedense savunmak adına önce Serap Uzunlar’ın, sonra Deniz Toprak’ın ADALAR POSTASI’ndaki mektuplarına ve hatta bu mektuplardan ADALAR POSTASI’nı da sorumlu tutarak ve hatta o güne kadar konuyla ilgili bir tek satır yazısı dahi bulunmayan insanları da işin içine katarak konuyu asıl meseleden uzaklaştırdı, belki de bilinçli olarak buralara yönlendirdi.

Özetle asıl mesele; Ömer Faruk Berksan’ın hoşuna gitmeyecek yazılar yazan ya da yayımlayanları, eğer varsa bir suç yasalara güvenerek Savcılığa havale etme yoluyla değil de ÖZEL MAİL ADRESLERİNDEN, TEHDİTKÂR MAİLLERLE SUSTURMA/SUSTURABİLECEĞİNİ SANMA çabasıdır/yanılgısıdır sadece… Halen de yapmış olduğu, şüpheli sıfatıyla ifade verdiği esnada “Ben de onlardan şikâyetçiyim,” den ibarettir bence.

İşin geri kalanı, hikâye mi o halde???

* * *

From: MÜRSEL POLAT
Subject: RE: “bu fasılda hepimiz sahnedeyiz!…”e alkışlar neviinden imzalar, destekler yağıyor sayenizde…
Date: September 17, 2012 6:12:45 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

İstanbul Adalar Cumhuriyet Savcılığı’na sunulmak üzere İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Arif Çağlar’ın kaleme alarak imzaya açtığı ekteki arzuhale, imzamı atıyorum. Özgürce fikirlerimizi yazdığımız tartıştığımız ADALAR POSTASI blog sayfasını kapatanları [kapatmak isteyenleri] protesto ediyorum.

_____________________________________________

From: NOKTA ÇELİK
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2701: taşındık! —> https://adalarpostasi.wordpress.com/2012/08/14/2701
Date: August 15, 2012 1:07:14 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sevgili ADALAR POSTASI,
Bugün başka bir vesileyle sizi anmıştım. Postalarınızın yokluğu hissediliyordu ama Twitter’da da sesiniz çıkmayınca tatilde olduğunuzu sanmıştım, aksilik olacağı gelmemişti aklıma. Geçmiş olsun, yeni adresiniz hayırlı olsun:)

İyi haberler almak üzere, selamlar,

Nokta

_____________________________________________

From: MESUT GÖKBAYRAK
Subject: [Ben de Hüseyin Rahmi Gürpinar Liseliyim !!!] ADALAR İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ AHMET FAİK…
Date: August 15, 2012 10:31:44 AM GMT+03:00
To: hrglgrubu@groups.facebook.com

ADALAR İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ AHMET FAİK GÜLER’E SORUYORUZ

Adalar ilçesinin Heybeliada Camisi’nde Cuma namazı hutbesinde cami imamı cemaate hitaben “İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün kendisinden Büyükada’da imam hatip ortaokulunun açılacağını söylemesi için ricada bulunduğunu ve kendisinin elçi olduğunu,” ifade ederek, “İmam hatip ortaokuluna çocukların gönderilmesinin iyi olacağını, çocukların iyi yetiştirileceğini, kıyafet verileceğini, yemek verileceğini, Kuran ve yabancı dil öğretileceğini,” söylediğini öğrendim.

* Camide yapılan bu ilan ve tavsiye iktidarın 4+4+4 yasasına destek amacıyla mı yapılmıştır?

* Cami imamların, imam hatiplerle ilgili ilan ve tavsiyede bulunması görevleri arasında mıdır?

* İlçe Milli Eğitim Müdürü, cami imamına görev yazısı göndermiş midir?

* Adalar’ın Kınalı, Burgaz ve Büyükada gibi diğer mahallelerindeki camilerde benzer konuşmalar yapmış mıdır?”

* * *

From: MESUT GÖKBAYRAK
Subject: Mesut Gökbayrak’tan yeni mesajınız var
Date: August 15, 2012 10:40:11 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Temmuz ayının son haftasında

Namaz öncesi vaiz Adalar İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün bir duyurusunu okuyor.

Önce, İlçe’de İmam Hatip Okulu’nun açılacağını müjdeliyor ve akabinde kayıtların başladığını bildiriyor.

Ve hemen sonrasında aynen şu ifadeler:

― “Eğer çocuklarınızı İmam Hatip’e kayıt ettirirseniz, bütün kıyafet masrafları ile bir yıllık öğle yemeği paraları Milli Eğitim Müdürlüğümüz tarafından karşılanacaktır.”

Tam bu noktada soralım:

1) Normal liseler için herhangi bir duyuru yapmayan camiler, İmam Hatip Okulu için böyle bir duyuruyu, hangi yasal dayanağa göre yapar? Okulların tamamı devletin eğitim kurumları iken, cami vaizlerinin okul ayırımcılığı yapması, yasaları ihlal ve hatta bölücülük değil mi?

2) Mili Eğitim Müdürlüğü’nün, duyuruyu yapmak için camiyi seçmesi yasalara uygun mu?

3) Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, İmam Hatip’i özendirmesinin yasal dayanağı var mı?

4) Milli Eğitim Müdürlüğü, İmam Hatip’e kayıt yaptıracak olanların kıyafet ve öğle yemek paralarını hangi kaynaktan karşılayacaktır?

5) Öyle bir kaynak var ise o kaynaklar niçin genel liseye gidenler için devreye sokulmaz?

_____________________________________________ 

From: AYŞE ÖZDEM
Subject: limandan denize girmek yassak
Date: August 15, 2012 1:39:17 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

limandan denize girmek yassak!…

Bugünden itibaren Heybeliada’da limandan denize girmek tehlikeli ve yasak. Ben demiyorum. Adalar Belediyesi’nin bugün diktiği iki koca tabelada “Buradan denize girmek tehlikeli ve yasaktır,” diyor. Tehlikeli kısmı herhalde, Ada’nın tek ücretsiz plajından denize girilirse, diğer plajların iş yapamayıp, daha az para kazanmaları olsa gerek. Bu uygulamaya imza atarak, gözlerimizi açan Adalar Belediyesi’ni tebrik ediyorum.

Ayşe Özdem

* * *

From: AYŞE ÖZDEM
Subject: limandaki yazıya ilişkin.
Date: August 15, 2012 5:08:15 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhabalar, Heybeliada limana konulan tabelalarla ilgili Sayın Hovsep Özaçar beni düzeltti. İlgili yazıyı aşağıda ekliyorum.

“Araştırmasını yaptım, Adalar Kaymakamlığı’ndan gelen 25.07.2012 tarihli yazıda ” Kontrolsüz denize girme yeri olarak gösterilen Heybeliada Mahallesi çıkarma kapak atma yerinde uyarıcı levhaların bulunmadığı, vatandaşların halen denize girme yeri olarak kullanılan alanına gerekli uyarıcı levhaların konulması hususunda gereğinin yapılması,” denmektedir…

Anlayacağınız Kaymakamlık’tan gelen uyarı nitelikli yazının gereği yapılmış ve tabela konulmuştur, yazınızda belirtmiş olduğunuz gibi ücretli plajları kayırmak ve onların iş yapmasını sağlamak gibi bir amaç güdülmemiştir.

Saygılar,

Ayşe Özdem

_____________________________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: Bu Hafta Sonu Etkinlikleri:HASAN HARARLI FOTOĞRAF SERGİSİ
Date: August 15, 2012 8:53:40 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

_____________________________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: Bu Hafta Sonu Etkinlikleri: FİLİZ ve EROL AKPULAT Dia Gösterisi ve Anlatımı-KÜBA-
Date: August 15, 2012 8:58:40 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

_____________________________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: Bu Hafta Sonu Etkinlikleri:MELİS KANIK’la MÜZİK GECESİ
Date: August 15, 2012 9:04:36 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Birlikte güzel bir hafta sonu geçirmek için
Bu hafta sonu etkinliklerine tüm Adalılar davetlidir,
Adalar Kültür Derneği Yönetim Kurulu

_____________________________________________

Şalom, 15.8.2012

http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=83007#.UEG580Rm-yc

Naim Güleryüz Büyükada Anadolu Kulübü’ndeydi

Naim Güleryüz 6 Ağustos Pazartesi günü, Anadolu Kulübü’nün davetlisi olarak kulüp lokalinde bir konferans verdi.

Söyleşiyi, Hahambaşı Rav İsak Haleva, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, Adalar Vakfı Başkanı Halim Bulutoğlu, Türk Kadınlar Konseyi Derneği Şeref Başkanı Fatoş Üner İnal ve Anadolu Kulübü Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sabri Kurdoğlu onurlandırdılar. Konferansı, Güleryüz, “Bu sıcak ötesi yaz gününde ve bu saatte sizleri akademik tarih anlatacak değilim,” diyerek “Yaz Sohbeti” olarak tanımladı.

Adaların oluşumundan, Bizans döneminden ve Osmanlılar tarafından fethinden başlayarak, Yahudilerin genelde sayfiye yeri olarak tercih ettikleri Büyükada’da Hesed Leavraam, Heybeliada’da Bet Yaakov ve Burgazada’da Ohel Yaakov Sinagoglarının kuruluş öykülerine değinen Güleryüz, Yahudilerin Osmanlı İmparatorluğunda ve özellikle İstanbul’da yerleşim mahallerine uzanan değişik konularda kısa bilgiler sundu ve dinleyicilerden gelen soruları cevaplandırdı.

_____________________________________________

Şalom, 15.8.2012
Tuna Saylağ

http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=83314#.UEG6RURm-yc

KEMAL ESKENAZİ’NİN BÜYÜKADA SERGİSİ:

“Fotoğraf çekmek baktığını görmektir”

Uzun senelerden beri her yaz Adalar Kültür Derneği’nde fotoğraf sergisi açan Kemal Eskenazi, bu sene de kuralı bozmayarak ‘Büyükada’ temalı fotoğraflarını 11-17 Ağustos tarihleri arasında görücüye çıkarttı. Bir renk cümbüşü içinde kendinizden geçmek istiyorsanız bu sergiyi mutlaka gezin derim

Uzun yıllar tekstille uğraştıktan sonra 2006’da bahçe sektöründe çalışmaya başlayan Kemal Eskenazi, fotoğrafa askerlik arkadaşı, ödüllü fotoğrafçı Necdet Aydoğan’ın teşvikiyle başladı. 2001’de soğuk bir hafta sonu Eyüp sokaklarında gerçekleşen ilk fotoğraf deneyimi, Aydoğan’ın henüz çömez olan Eskenazi’nin makinesine film takmayı unutmasıyla komik bir sonla neticelendi. Her zaman kahkahalarla hatırlanan bu olayın ardından arkadaşındaki yeteneği fark eden N. Aydoğan, fotoğrafçılıkla ilgili bütün bilgilerini ona aktardı.

Kemal Eskenazi, hemen o yıl Büyükada’da düzenlenen bir fotoğraf yarışmasında kazandığı bir birincilik ve bir üçüncülük ödülüyle kendisinde ışık gören can dostunu yanıltmadı. Bu keyif ve motivastonla ertesi sene tekrar katıldığı yarışmada bu kez de ikinciliğe layık görüldü.

Geçtiğimiz Cumartesi günü sohbet etme fırsatı bulduğum Kemal Eskenazi’nin doğadan, börtü böcekten ve fotoğraf çekmekten söz ederken gözlerinin içi gülüyor. Belli ki bu işi büyük bir aşk ve sevgiyle yapıyor. Hobisi onun için her türlü sorununu unuttuğu, çevresindeki güzellikleri objektifi vasıtasıyla paylaştığı çok özel bir alan. Bu sergisinde de Büyükada’nın nadide köşklerini, begonvillerini, pastoral sokaklarını, fotoğrafa can veren bisikletlerini, içinden vapurlar geçen denizini ince bir estetik anlayışla izleyene sunuyor.

Gelin bundan sonrasını Kemal Eskenazi’den dinleyelim.

Genelde tematik mi çalışıyorsunuz?

Hayır, her şeyi çekiyorum ama doğaya çok düşkünüm, çiçek, böcek çok severim. Konuyla ilgili birçok makro çalışmam var. Orası ayrı bir dünya. Bir çiçeği çekmeye saatler ayırabilirim, onlarla konuşurum. Bundan da büyük haz alırım. Bakıldığında çiçekte var olan ahenk, renk uyumu insanı kendinden alıyor. İnsan eliyle çizilemeyecek bir simetri var bu canlılarda, aynı uyumu hayvanlarda da görüyorum. Müthiş bir keyif veriyor bütün bunlar bana.

Bu sene deklanşöre Büyükada için bastınız; diğer sergilerinizde fotoğraf severleri ne gibi konularla buluşturdunuz?

Aslında ne bulursam çekiyorum. Mesela geçenlerde GAP’a yaptığımız bir gezide inanılmaz portreler çektim. Geçen sene, Küba’ya yaptığımız bir gezide çektiğim fotoğrafları sergiledim. Ama genelde karma temalar uyguluyorum. Doğa, portreler, gezdiğim ülkelerden enstantaneler… Hepsini bir arada sergiliyorum.

Her türlü aktivitede fotoğraf çekmek sanırım sizin değişmez önceliğiniz…

Aynen öyle! Bu bazen gezilerde problem yaratıyor, sürekli geç ve geride kalıyorum. Bununla ilgili yurt dışında ailemle yaşadığım tatlı maceralarım var. Bir şekilde idare ediyorum fotoğraf çekmenin keyfi uğruna.

Bir fotoğrafın başarılı olması için olmazsa olmaz unsur nedir size göre?

Bence bir numarada ‘göz’ var. Fotoğrafçıda ‘göz’ yoksa en iyi ışık, en iyi makine dâhil hiçbir şey işe yaramaz. Mesela içeride fotoğrafı bulunan Büyükada İskelesinin girişi; o iskeleyi kime sorsanız fotoğraftaki detayların farkında değildir. Fotoğrafı her gören “bizim iskelemiz bu kadar mı güzel,” diyor. Oysa her gün oradan geçiyorlar. Bakıyorlar ama görmüyorlar. İşte fotoğrafçının farkı burada. Biz objelere, doğaya, mekânlara değişik açılardan bakıp, görüp odaklanabiliyoruz. İkinci sırada ‘ışık’ geliyor. İyi bir ışık şart. Mesela gün ortasında iyi bir fotoğraf çekemezsiniz. Sabah güneş doğduktan saat dokuza, ona kadar çekiminizi tamamlamanız gerekir. Sonraki saatlerde verimli bir sonuç alamazsınız. Aynı şekilde akşamları da güneş batımından önceki iki saat fotoğraf çekimine uygundur. O anları yakalamak lazım. Doğru zamanda doğru yerde bulunmak, sabırlı olmak, zaman ayırmak bir fotoğrafçının olmazsa olmazlarındandır. Mesela her gün geçmesine şahit olduğum Çınarcık vapurunu ancak bütün şartlar uygun olduğunda iyi bir şekilde çekme şansına eriştim. Ayrıca her an tesadüflere hazırlıklı olmalı ve kameranızı yanınızdan ayırmamalısınız. Üçüncü unsur da makinedir. Bence dijital çıktı iyi oldu. Fotoğraf çekmek daha kolay oldu, insanların hevesi arttı. Herkes iyi kötü bir şeyler çekiyor. Küçük makinelerin özellikleri neredeyse büyüklerinkine yetişti. Demin saydığımız diğer şartlar da mevcutsa bunlarla bile iyi fotoğraflar çekebilirsiniz. İlle de binlerce dolarlık aletler alınmasına gerek yok en azından yeni başlayanlar için. Ben CANON EOS 30 kullanıyorum. Eskidi bu model artık.

Yedi-sekiz yıldır fotoğraf çekiyorsunuz; insanın kendini değerlendirmesi zordur ama bugün geldiğiniz noktada nasıl bir gelişme gösterdiğinizi düşünüyorsunuz?

Ne yaparsanız yapın sekiz sene aynı işi yaparsanız muhakkak ki bir gelişme gösterirsiniz. En azından yaptığınız yanlışları görürsünüz; ancak bugün eski fotoğraflarımla yenilerini kıyasladığımda doğrusu büyük bir fark göremiyorum. O gün çektiklerim de gayet güzel. Çok mu büyük bir yol kat ettim? Hayır herhalde. Ama kendimce birkaç doğruyu öğrenmiş oldum. Zaten fotoğrafla ilgili bütün bildiklerimi arkadaşıma borçluyum. İki sene kadar önce de bir makro kursuna gittim. Orada öğrendiklerim şüphesiz bana bir şeyler kattı ama ancak sizde bir cevher varsa üstüne ekliyorsunuz. Bu bir yetenek! Tıpkı bir müzik aleti çalmak gibi…

Fotoğraflarınızı satıyor musunuz?

İsteyen olursa satıyorum, bu benim için bir tür paylaşım, yoksa bu sergileri tamamen satış kaygısından ya da ticari bir kazançtan uzak bir zihniyetle açıyorum. Bazılarını da arkadaşlarıma hediye ediyorum. İş yerimde bir depom var, elimde kalanları orada muhafaza ediyorum. Ofisim tamamen fotoğraflarla kaplı, adeta bir sergi mekânı gibi. Fotoğraflarımı seviyorum ve onlara bir bağlılığım var. Mesela biri benden dışarıdaki gemi fotoğrafını orijinali ile birlikte almak istese, ne kadar verirse versin, satar mıyım bilmem. Çünkü aynı görüntüyü bir daha yakalamam neredeyse imkânsız. O anı o fotoğrafta dondurmuşum, dolayısıyla benim için değeri büyük.

Son olarak fotoğraf hayatınıza ne kattı?

Fotoğraf çektiğim anlar kendimle baş başa kaldığım, kendimi dinlediğim, birçok şeyden tatmin olduğum, beslendiğim olağanüstü bir zaman dilimi… Kameranızla baş başasınız. Deklanşöre bastığım an hissettiklerim anlatılamaz. Bir şey yaratmanın verdiği muhteşem bir duygu!

_____________________________________________

Şalom, 15.8.2012

http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=83009#.UEG68kRm-yc

Rav Mangel ile söyleşi “Holokost sırasında Tanrı neredeydi?”

12 Ağustos Pazar akşamı Büyükada Kültür Merkezi bir Holokost kurtulanı olan Rav Nissen Mangel’i konuk etti. Yaklaşık 200 kişinin katıldığı ve Aşkenaz Cemaati ile Büyükada Hesed Le Aavraam Sinagogu´nun katkılarıyla gerçekleşen konferansta Rav Mangel insanlığın senelerdir sorguladığı “Holokost sırasında Tanrı neredeydi?” sorusuna cevap verdi.

Aslında asıl sorgulanması gereken sorunun “Holokost sırasında insanlık neredeydi?” olması gerektiği irdelendi.

Rav Nissen Mangel, on yaşında bir çocuk olarak geldiği Auschwitz’teki Nazi ölüm kamplarında beş yıl geçirdi. Orada anlatılamayacak vahşetin yanında kaybolmayan iman ile gelen oldukça şaşırtıcı hareketlere de şahit oldu. Güçlü ve etkileyici söylemiyle, Rav Mangel gördüklerini ve yaşadıklarını birinci elden anlattı.

Rav Mangel, tanınmış bir filozof, yazar ve eğitimci: aynı zamanda Yahudi mistisizmi konusunda da yetkin bir isim. Kehot Publication Society için uzun yıllar çevirmenlik ve editörlük yaptı. Tehilat Hashem dua kitabı ve Liadi’li Rav Schneur Zalman’ın Tanya adlı eseri önde gelen çevirileri arasında yer alıyor.

_______________________________

From: NEZİH BAYRAKTAR
Subject: [Adalar Kent Konseyi] 2012 Eylül Ayı Genel Kurul Toplantısına Hazırlık…
Date: August 16, 2012 1:40:17 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

2012 Eylül ayı Genel Kurul Toplantısı’na hazırlık çalışmaları başlamıştır

22 Ağustos Çarşamba günü Konsey Yürütme Kurulu, sizlerden de gelecek öneri ve istekleri değerlendirerek gündem maddelerini oluşturacaktır.

Adalarımızla ilgili Genel Kurul’da görüşülmesini arzu ettiğiniz konuları bize iletmeniz önemle rica olunur.

______________________________

From: LEYLA PEKİN
Subject: [ADALAR POSTASI]
Date: August 16, 2012 10:58:03 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BİR YAZ GECESİ RÜYASI V’İN MİMARLARI SN. ÇİĞDEM VE SELİM TUGAY ÇİFTİNE, SN. ANDREAS VE SN. RİCARDO’YA VE SICAĞA RAĞMEN UZAK YAKIN DEMEDEN KOŞARAK GELEN TÜM SANATSEVERLERE VE ADALAR POSTASI’NA TEŞEKKÜRÜ BORÇ BİLİRİZ.

LEYLA-RAKIM-ÇAĞHAN PEKİN- GİUSEPPE GANDOLFO

______________________________

From: EREN SAGAY
Subject: TEBRİK
Date: August 17, 2012 10:20:08 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

VATANIMIZIN İÇİNDE VE ÇEVRESİNDE DEVAM EDEN OLUMSUZ ŞARTLARA RAĞMEN

SAĞLIK, SIHHAT HUZUR VE MUTLULUK DOLU
BAYRAM GÜNLERİ DİLERİM.

______________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Date: August 17, 2012 4:06:55 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE
MUTLU, HUZURLU, SAĞLIKLI BAYRAMLAR DİLERİZ.
Adalar Kültür Derneği Yönetim Kurulu

______________________________

From: NEZİH BAYRAKTAR
Subject: BAYRAM KUTLAMASI
Date: August 17, 2012 8:46:37 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BAYRAMINIZI KUTLAR, MUTLU, HUZURLU ve
GELECEK KAYGISI OLMADAN YAŞAYACAĞIMIZ ÇAĞDAŞ GÜNLER DİLERİM.
NEZİH BAYRAKTAR

______________________________

From: NAZİFE AKGÜN
Subject: Sevgiler
Date: August 18, 2012 6:29:00 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Tüm Dostlarımın,
Bayramını en iyi dileklerimle kutlar, sağlık ve iyilikler dilerim.

Tüm günleriniz şeker tadında güzelliklerle geçsin.

Nazife Akgün

______________________________

From: ADALAR POSTASI

Subject: bayram münasebetiyle…
Sent: Sunday, August 19, 2012 12:50
To: adalar.postasi@gmail.com

bayram münasebetiyle…

Bu sabah bayram münasebetiyle ziyaretimize gelen/giden leylekler…
Kutlu olsun hepimize!…
Selam ve sevgilerimle,
ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

Büyükada, 19.8.2012 10:43 itibariyle…

______________________________

From: ADALAR POSTASI
Subject: aziz nesin’den bayram tebriği… :)
Date: August 21, 2012 12:51:31 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Ahmet Aziz Nesin ‏
@Ahmetaz57
BAYRAM TEBRİĞİ ( AZİZ NESİN ) Bayram yazısı yazmak istedim ama Aziz Nesin’in yazdığını okuyunca vazgeçtim

http://ahmetnesin.wordpress.com/2012/08/21/bayram-tebrigi-aziz-nesin-2

BAYRAM TEBRİĞİ ( AZİZ NESİN )

1965 senesiydi. İşe gireli henüz iki hafta olmuştu. Bir genel müdürlükte, özel kalem müdürünün yardımcısıydım. Bayrama on gün kala, müdürüm hastalandı ve rapor aldı. Ertesi gün, genel müdür, beni odasına çağırdı.

Buyrun efendim.

Tebrik kartları hazır mı evladım?

Hangi tebrik kartları efendim?

Eyvahlar olsun, Şükrü sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartı göndermeli. Şimdiye çoktan postaya vermiş olmamız gerekirdi.

Hiç haberim olmadı efendim

Hemen, hemen hemen ! Yarına istiyorum üç bin adet kartı sabaha kadar yaz ve postaya ver.

Emredersiniz efendim! dedim ve odadan çıktım. Ancak üç bin adet bayram tebrik kartını tek tek nasıl yazacağım

Genel müdür, kartların çini mürekkeple ve güzel bir yazıyla yazılmasını isterdi. Üç bin adet kartın iki bin tanesi makamca kendinden aşağıda olanlara şu şekilde yazacaktım:

Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.

Kalan bin tanesi de, daha üst makamdakilere:

Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim. şeklinde yazılacaktı

Hiç vakit geçirmeden masamın başına geçip kolları sıvadım. Önümde davetiyelerden oluşan irili ufaklı pek çok dağ duruyordu. Ben mesaim bitiyor, az sonra çıkar evime giderim derken, sabaha kadar burada kalıp üçbin kartı yazmak zorunda kaldım. Sızlanmanın faydası yok, işe başlayım:

Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.

Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.

5,10,20,50,100, 750,875. Yazıyorum yazıyorum bitmiyor! Vakit gece yarısını geçti gitti bana öyle bir sıkıntı bastı ki, tarif edemem.

Yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum.. bitmiyor.

En nihayetinde alt makam kartları bitti. Ama ben de bittim. Şafak sökmek üzereydi. İşi biten kartları masamın üzerinden alıp başka bir yere koydum.

Ama önümde hâlâ bin adetlik bir kart yığını durmaktaydı. Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederime başladım..

Durmadan yazıyordum. Göz kapaklarIm öyle ağırlaşmıştı ki, gözlerimi açık tutmam her bir karttan sonra daha da zor bir hale gelmişti. Resmen işkence çekiyordum.

125,279,400, 689. yazdım yazdım yazdım. Bir vakit sonra, artık ben kaleme değil o bana hakim olmaya başladı. Ama hâlâ yazıyordum:

Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.

Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.

Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken…

Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim…

Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim…

Önce bayramınızı eder, sonra eşinizle Niyazi’ye başarılı günler dilerim…

Sizin de eşinizin de Niyazi’nin de bayramını saygıyla eder, sıhhat dilerim..

Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi’ye başarılar diler aynı zamanda ederim…

Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi’nin gözlerinden öperim…

Sizin de, eşinizin de, Niyazi’nin de, bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de.. saygıyla ederim…

Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı:

Aferin dedi. Bitirmen iyi olmuş. Hemen postalayın!

Hemen postaladık.

Üç gün sonra da önce bizim genel müdürü, ardından bendenizi postaladılar.

______________________________

From: CEM YENİGÜL
Subject: RE: bayram münasebetiyle…
Date: August 19, 2012 1:17:42 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

İyi bayramlar

______________________________

From: NUR ÇAKMAK
Subject: [Ben de Hüseyin Rahmi Gürpinar Liseliyim !!!] Değerli arkadaşlar, hepinizin gönlündeki…
Date: August 19, 2012 9:23:13 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Değerli arkadaşlar, hepinizin gönlündeki bayramını geçirmenizi dileyerek bayramınızı kutluyorum:)

_____________________________

From: TÜLAY ÇELLEK
Subject: Ynt: bayram münasebetiyle…
Date: August 19, 2012 1:14:11 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BAYRAM ŞEKERİ

Günlerin bayram şekeri olacağı
Şeker gibi günlerin yaşanacağı

Bayramın, insanca yaşamak anlamında
Her güne yayılacağı…

Tadının damağımızda kalacağı
Yaşamın bayram sevinciyle dolacağı
Umudumu sizlerle paylaşırken

Şeker bayramınızın
Gülümsemeler getirmesini diliyorum…

Tülay ÇELLEK

_____________________________

From: DİNÇER KAYA
Subject: BAYRAM TEBRİĞİ
Date: August 19, 2012 1:24:50 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayın Emine Çiğdem Tugay,

BAYRAMINIZI KUTLUYORUZ

SAĞLIK, MUTLULUK DİLİYORUZ.

Dinçer Kaya

_____________________________

From: NUR (BAYSAL) ÇAKMAK
Subject: Re: bayram münasebetiyle…
Date: August 19, 2012 2:24:02 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ADALAR POSTASI’nın değerli dostları,

Bu bayram demek Büyükada’da Leylek Bayramı’na denk gelmiş! Ne güzel, herkese kısmet olmaz leylekleri görmek! Her ne kadar çok gezenlere; “Leyleği havada gördün galiba!” dense de aslında görme ihtimali çok azdır özellikle de şehirde yaşayanlar arasında! Yani doğruyu söylemek gerekirse Ada’dayken bile bu fotoğraflarda olduğu kadar çok leyleği bir arada görmemiştim! O nedenle bu fotoları çekeni de kutlamak istiyorum, çok güzel yakalayıp fotoğraflamış, eline sağlık!

Herkesin, gönlünün bayramını yaşaması dileğiyle, bayramınızı kutluyor sevgilerimi sunuyorum:)

Nur (Baysal) Çakmak

_____________________________

From: ROBERT SCHILD

Subject: Ada’dan Ada’ya :)
Date: August 19, 2012 3:16:38 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Leylekli bayram mesajinıza çok teşekkürler, Çiğdem Hanım…
…ve Bugazadalı gündoğumuyla bizden de mutlu bayramlar ve sevgiler,
Robert Schild

* * *

Üstteki has be has buluttur ―akla gelebilecek “kötü” bir şey değil!

ex oriente lux

yukarılarda muhakkak bir şeyler var!

…birazdan doğacak…

Merhabaaa…

_____________________________

From: ALİ ŞENALP
Subject: Re: bayram münasebetiyle…
Date: August 19, 2012 8:15:52 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ADALAR POSTASI’nın tüm yolcularının bayramını kutlarım.
Sağlıklı, huzurlu nice bayramlara…

Ali Şenalp

_____________________________

From: İRİNİ NOTİ
Subject: RE: bayram münasebetiyle…
Date: August 20, 2012 12:22:12 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BÜTÜN ARKADAŞLARIMIN BAYRAMINI KUTLUYORUM.
ATİNA’DAN IRINI NOTI

_____________________________

From: BEGÜM YAVUZ
Subject: Re: aziz nesin’den..CAN Yücel’den de benden
Date: August 21, 2012 1:44:57 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Can Yücel der ki;

“Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan…
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.”
Keyifle, huzurla geçecek nice bayramlar yaşamak dileğiyle…
Begum Yavuz

_____________________________

From: KENAN KEDİKLİ
Subject: kenan kedikli(@kenankedikli) Twitter’da senden bahsetti!
Date: August 17, 2012 12:56:44 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

@ADALARPOSTASI `Balıkçılık tebliği` çıkıyor http://www.gelbalder.org/showthread.php/1327-Balıkçılık-tebliği-çıkıyor

İstanbul Ajansı Haber Merkezi, 17.08.2012

`Balıkçılık tebliği` çıkıyor

Gelecek 4 yılı kapsayacak `Balıkçılık tebliği` çıkıyor, tebliğle üç bölgede avcılığa sınırlama getiriliyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve gelecek 4 yılı kapsayacak olan “Ticarî Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ” taslağı Resmi Gazete`de yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Balıkçılık tebliğiyle ilgili yapılan yazılı açıklamada, çıkarılan yeni tebliğle birlikte avlanma araçları ve avlanma yöntemleri başta olmak üzere, avlanan balık türlerinin boy, avlanma zamanı, avlanma yerleri ve balıkçıların yükümlülükleri ile uymaları gereken kurallara ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığı bildirildi. Su ürünleri avlanma sezonunun başladığı 1 Eylül`de yürürlüğe girecek tebliğle 3 bölgede gırgırla avlanmaya sınırlama getiriliyor.

Buna göre ekolojik açıdan önemli bir deniz olan Marmara denizinde; balık varlığının artırılması ve koruma alanları oluşturması amacıyla İzmit körfezi, Adalar civarı ve Büyükçekmece koyunda bazı alanlar gırgır avcılığına kapatılıyor. Marmara denizinde kaçak trol avcılığının engellenmesi için, manyat ve algarnayla gece yapılan avcılık da yasaklanıyor. Düzenlenen yeni tebliğle önemli bir değişiklik de gırgır avcılığındaki derinlik mesafesinde yapıldı. Gırgır balıkçıları ile geleneksel kıyı balıkçıları arasında anlaşmazlıklara neden olan gırgır avcılığında 18 metre olan derinlik mesafesi, yeni tebliğle 24 metreye yükseltiliyor. Uygulamayla AB ülkelerindeki 50 metre olan avlanma derinliğine kademeli olarak ulaşılması öngörülüyor.

Balık boyları uzatıldı
Yeni balıkçılık tebliği kapsamında balık nesillerinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, bazı balıkların asgari avlanabilir boy uzunlukları ile avlanmalarının yasak olduğu zamanlarda da değişiklik yapılıyor. Buna göre avlanma boy uzunluğu kalkan için 40 santimetreden 45 santimetreye, levrek için 18 santimetreden 25 santimetreye, sinagrit için 20 santimetreden 35 santimetreye yükseltiliyor. Balıkların üreme zamanlarının dikkate alındığı yeni düzenleme de bazı balık türlerinin avlanma yasağı dönemleri de değişiyor. Kalkan balığında 1 Mayıs-30 Haziran olan yasak dönemi 15 Nisan-15 Haziran olarak, dil balığındaki 15 Şubat-15 Mart olan yasak dönemi ise 1 Ocak-1 Şubat olarak değiştiriliyor.

Balıkçılara `Ton` müjdesi
Değişiklik öncesi yasak dönemde 1 ay av yapma istisnası tanınan ton balıklarının (yazılı orkinos, tombik, tulina) avcılığına, Akdeniz`de 6 mil dışında, yıl boyunca izin veriliyor. Böylece göç balığı olan ton balıklarının yıl boyunca avlanılmasına izin verilerek ekonomiye kazandırılması ve balıkçıların yıl boyunca av yapabilmeleri öngörülüyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Alınan kararların uygulanabilirliği ve yönetimi açısından 20 Haziran`da yapılan Su Ürünleri İstişare Kurulu`nda tartışılan tebliğ, üniversiteler, araştırma kuruluşları, balıkçı örgütleri ve tüm paydaşların görüşleri alınarak hazırlandı. Bakanlık bu düzenlemede sürdürebilirliği esas alarak, su ürünleri avcılığının koruma ve kullanma dengesi gözetilerek yapılmasını sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda getirilen düzenlemelere uyumun sağlanması için, yeni dönemde denetimlere daha fazla ağırlık verilmesini planlanıyor,” ifadelerine yer verildi.

_____________________________

MaxiHaber, 18.8.2012

http://www.maxihaber.net/fotolar/2012_foto/agustos_2012/mh_sergi_bambaska_18082012.htm

Dilek Doğu ve Nihal Güres’den “Bambaşka” Bir Sergi

Soldan sağa: Nihal Güres ve Dilek Doğu

Dilek Doğu ve Nihal Güres’in “Bambaşka” adlı karma resim sergisi 27 Ağustos – 2 Eylül 2012 tarihleri arasında Anadolu Kulübü Büyükada Şubesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Sergi, 27 Ağustos 2012 tarihinde düzenlenecek bir kokteylle açılacak.

Dilek Doğu sergiyle ilgili olarak “Bu sergimizi Nihal Güres ile beraber Büyükada’da yapacağız. İsmi de Bambaşka. Çok güzel bir sergi olacak. Ben sergi için yeni eserler yaptım ve İstanbul’dan etkilendim. İstanbul’un gecesini, martıları, erguvanları ve denizi konu aldım. Toplam 7 eserle katılıyorum. Bu sergi yaz sezonunun kapanış sergisi olacak. Yeni sezona hazırlık yapmış olacağız,” dedi.

Nihal Güres ise “Resimlerim ekspresyonist tarzda yaptığım eserlerden oluşuyor. Kışın yaptığım seramik tasarımlarımla beraber onları aynı zamanda tuvallerin üstünde yansıttığım eserlerle bir bütünlük içerisinde aktardım. Yani seramiklerimle resimlerimi birlikte bir kombinasyon şeklinde hazırladığım eserler var. Hepsi çok özel tasarımlar, tamamiyle bana ait olan eserlerim. Sergiye 10 tane seramik ve 10 tane resim ile katılıyorum. En güzel eserlerimi Ada’da sergileyeceğim,” dedi.

_____________________________

From: RABİA GÜROL
Subject: Rabia Gürol senin fotoğrafına yorum yaptı
Date: August 21, 2012 8:17:46 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ADALAR POSTASI’na kavuşmanın sevinci içindeyim…

_____________________________

From: ŞİRİN KAHRAMAN
Subject: Şirin Kahraman senin fotoğrafına yorum yaptı
Date: August 21, 2012 8:49:38 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Pazar günü Büyükada’daydım ve göçüp giden leylekleri ben de gördüm… İnsanın içi hüzünleniyor gidiyorlar diye… Leyleklerin gidişi yavaş yavaş sonbaharın gelişi demek… :((( Ama “leyleği havada görmek” derler yaa… Bu yıl çoook gezeceğim demek… :)))

_____________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: Bu Hafta Sonu Etkinlikleri: Geleneksel Adalı Ressamlar Sergisi
Date: August 22, 2012 1:46:36 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

60. YILA YAKLAŞIRKEN:
GELENEKSEL ADALI RESSAMLAR SERGİSİ’nde birarada olmamız dileğiyle,
ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

_____________________________

From: NEZİH BAYRAKTAR
Subject: [Adalar Kent Konseyi] 22.8.2012’de yapılan Adalar Kent konseyi…
Date: August 22, 2012 10:37:14 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

22.8.2012’de yapılan Adalar Kent Konseyi toplantısına dair…

22.8.2012’de yapılan Adalar Kent Konseyi toplantısından önce Büyükada’daki Şehitler Ormanı’na gidilerek çelent bırakıldı ve Gaziantep’te şehit olanların isimlerinin yazılı olduğu plaketler bırakıldı.

Daha sonra Kent Konseyi Merkezi’nde devam eden toplantıda, 23 Eylül saat 14’te Olağan Genel Kurul yapılması kararı alındı ve bununla ilgili olarak Sayın Mürsel Polat’ın Belediye’den yer tahsisi talep etmesi kararlaştırıldı.

Olağan Genel Kurul’da sunulacak görüş ve projeler olarak:

  1. Öncelikle Türkiye’deki terörün son dönemdeki artışından duyulan rahatsızlık ve bunun ilgili makamlara iletilmesi
  2. Adalar’da çevre temizliği-düzenlemesi konusundaki öneriler
  3. Adalar’da faytonların temizliği-düzeni konusundaki öneriler
  4. Adalar’daki motorlu ağır araçların sınırlandırılması çözüm önerilerinin

tartışılması ve Belediye’ye öneri olarak sunulması kararlaştırılmıştır.

Bilgilerinize…

Bu bilgileri Adalı dostlarınızla paylaşmanızı rica ederim.

_____________________________

From: MURAT BAŞBAY
Subject: [SON LİMAN GAZETESİ] ADALAR’A MUHTEŞEM HABER!
Date: August 22, 2012 11:58:35 PM GMT+03:00

To: adalar.postasi@gmail.com

Son Liman Gazetesi, 22.8.2012

Murat Başbay 

ADALAR’A MUHTEŞEM HABER!

Yıl 2011 aylardan Ağustos. Adalar Belediye Başkanı Sayın Mustafa Farsakoğlu’na derneğimizin düzenlemiş olduğu yemekte adeta yalvardık; ”Ne olur şu gırgırları adalarımızdan uzaklaştırın,” diye. Başkan bu konuda yazışmaların sürdüğünü ve en kısa sürede sorunun çözüme kavuşturularak bizlere müjdeli haberi vereceğini söyledi. Yaptıkları çalışmaların ve yazışmaların bende birer fotokopisi mevcut. Sonuçta nihayet müjdeli haberi okuduğumda benim ve ülkem için bu kötü günlerimizde tam bir bayram hediyesi oldu. Hatta inanır mısınız bir yerlerde yazı yazan içi kara, beyni fukara, etiketi sahte profesörün bu başarıyı kendi üzerine alınmasına bile kızmadım. Bu haber sayesinde Adalı balıkçılarımız evlerine artık ekmek götürebilecekler. Olta balıkçısı amatörlerimiz daha bir zevkle balık yakalayabilecekler. Bundan böyle Adalı arkadaşlarımızın yapması gereken şey el ele verip dahili ve harici bedhahlara karşı ortak tavır alarak yasanın yürürlükte kalmasını sağlamaktır.

Caddebostan sahilindeki (40° 57.684’ N – 29° 04.327’ E) koordinat noktası, Kınalıada’nın kuzeybatısındaki (40° 53.526’ N – 29° 01.014’ E) koordinat noktası, Büyükada’nın kuzeyindeki (40° 49.931’ N – 29° 07.368’ E) koordinat noktası, Sedef Adası’nın doğu ucundaki (40° 50.892’ N – 29° 09.006’ E) koordinat noktası ile Kartal sahilindeki (40° 54.078’ N – 29° 09.456’ E) koordinat noktasını birleştiren hattın içerisinde kalan alanda …

_____________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: Bu hafta sonu etkinlikleri:OYA İŞBOĞA Türk Sanat Müziği Konseri
Date: August 23, 2012 9:25:49 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

25 Ağustos Cumartesi günü saat 22:00’de
OYA İŞBOĞA TÜRK SANAT MÜZİĞİ KONSERİ’ne
davetlisiniz.
Adalar Kültür Derneği Yönetim Kurulu

_____________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: YÜKSEL ÖZCAN Film Gösterisi
Date: August 23, 2012 9:32:15 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

26 Ağustos Pazar 22:00
YÜKSEL ÖZCAN Film Gösterisine davetlisiniz.
Adalar Kültür DerneğiYönetim Kurulu

_____________________________

From: SELİN AYGÜN
Subject: ADALAR POSTASI aracılığıyla ADA Gazetesi mensubu ÖZER KANGÜR’e
Date: August 23, 2012 10:57:14 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ADALAR POSTASI aracılığıyla ADA Gazetesi mensubu ÖZER KANGÜR’e

Sn. Özer Kangür,
Büyükada’da yayımlanan ADA Gazetesi’nin 2012’nin Şubat ya da Mart ayında yayımlanmış sayısında bulunan, “Ada Ormanlarındaki Gelişmeler” başlıklı, Yüksel Özcan’la yaptığınız ısmarlama röportajınızda, eşim ve benim adımı S.A. ve S.A. olarak kodlayarak ancak son derece özensiz bir şekilde ailemin 60 yıllık tapulu ikametgahını da adres göstererek, üstelik konu hakkında çeşitli mercilere tarafımdan şikâyet edildiği ve bir kısmı lehime sonuçlanan, bir kısmı da devam eden davaları sebebiyle öfkeli bir taraf olan Yüksel Özcan’ın tek taraflı ve asılsız ifadeleriyle karalama yapmış olduğunuzdan, aynı alanı kapsayacak şekilde benimle de röportaj yapılmasını ya da daha sonradan göndereceğim tekzibimin aynı ölçülerde görünecek şekilde yayımlanmasını, konuyla ilgili tüm yasal haklarım tarafımda saklı kalmak kaydı ve hatırlatmasıyla talep etmekteyim.

syg

* * *

 

_____________________________

Cumhuriyet 23.08.2012

Leyla Tavşanoğlu

Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu, kaçak yapılar ve rant fırsatçılığına karşı mücadele veriyor

‘Hukuki denetim şart’

© Farsakoğlu Adalar’ın en büyük sorununun kıyı boyuna yapılan kaçak, derme çatma yapılar ve rant fırsatçılığı olduğunu belirtirken, “Eldeki yasaların uygulanmasını savsaklarsanız Adalar’ı bitirirsiniz,” diyor.

Farsakoğlu kimdir?

Eski Adalar Kaymakamı Mustafa Farsakoğlu bir ada sevdalısı. 2009’dan bu yana Adalar Belediye Başkanlığı yapan Farsakoğlu’nun evi de Büyükada’da. Kaymakamlık görevi sona erdikten ve emekli olduktan sonra orada bir ev kiralayarak yerleşmiş. 2006’dan 2009’a kadar da çeşitli üniversitelerde kamu yönetimi dersleri vermiş.

* * *

Farsakoğlu’na belediye başkanlığına aday olma fikrinin nasıl oluştuğunu soruyorum. İşte yanıtı:

— 2009 yerel seçimleri yaklaşırken dostlar bana Adalar’ın kan kaybettiğini, sahipsiz kaldığını, korunamadığını, bir şeyler yapmak gerektiğini söylediler. Ben de üniversite aracılığıyla yardımcı olmaya çalışacağımı söyleyince artık elimi taşın altına koymanın zamanı geldiği tepkisini aldım. Böylece CHP’den adaylığımı koydum ve seçimleri kazandım.

Farsakoğlu Adalar’ın en büyük sorununun kıyı boyuna yapılan kaçak, derme çatma yapılar ve rant fırsatçılığı olduğunu, bununla mücadele ettiğini anlatıyor. Ancak işinin kolay olmadığını da vurguluyor:

— Elde çok önemli yasalar var. Ama bunların uygulanmasını savsaklarsanız Adalar’ı bitirirsiniz. Yıkım uygulaması ya da yıkmak hoş bir söylem değil. Doğru da değil. Sizin kusurunuz var. Çünkü bunların yapılmasına göz yumdunuz. Gerek kaymakamlık gerek belediye gerekse de güvenlik güçlerinin sorumluluğu var. Bunlar beni ilgilendirmez diyemezler.

Başkan iyi hoş söylüyor ama ortada bir örnek var. O da tarihi Büyükada vapur iskelesinin hali. O tarihi bina, önüne ve çevresine yapılan derme çatma birtakım çirkinlikler tarafından perdelenmiş. Bu çirkinliklerin neden önüne geçilemiyor?

— Benim kaymakamlığım döneminde böyle birtakım işler yapılmaya çalışılmıştı. Önüne geçtik. Ama kıyılarda herkes kendi kafasına estiği biçimde, tam anlamıyla kuralsızlıkla, yasaları çiğneyerek işler yapıyor. Adalar’da bugün beş binin üzerinde gecekondu var. Her yıl bunların sayıları artıyor. Gidin, Kınalıada’ya bakın. Bunları kiraya verip çıkar da sağlıyorlar. Ayrıca Kınalıada’da 14 tane anten vardı. Bunlardan on tanesini yıktık. Bu televizyon kanalları da hiçbir kural tanımadan ormanlık alanda anten dikiyorlar. Uğraşıyoruz. Ama işin üstesinden gelmek de zaman alıyor.

Ya baz istasyonları?

— Gelmişler Burgazada’da deniz otobüsü iskelesinin üzerine baz istasyonu dikmişler. Kaldırılması için İDO’ya yazı yazdık. Bu tek bir örnek. Tabii ki haberleşme özgürlüğü çerçevesinde uygun yerlere baz istasyonu dikilecek. Ancak yerleşim yerlerine yakın olmamak kaydıyla. Çünkü insanlar rahatsız oluyorlar. Bunun da kuralı var. Bizde bir anlayış var. Önce yapayım. Sorun çıkarsa gereğini düşünürüz. Tam Şark usulü. Şöyle bir durum var. Görev ve sorumlulukların çok farklı kişi ve kurumlarda olması işleri karıştırıyor. Bunlar küçük gibi görünse de bazıları oldukça ciddi sorunlar.

Hükümet partisinden olan belediyelerin üzerine gidilmediği halde muhalefet belediyelerinin topun ağzında olmaları sizce ilginç bir durum değil mi?

— Hükümet partisinden olan belediyeler, “Ben dilediğimi yaparım” havasında. Böyle bir şey yok. Merkezi yönetim bir belediye hakkında soruşturma izni veriyor, öbürü hakkında, “Vermem” diyor.

Bu nasıl olabilir? Demin dediğim gibi belediyeler kamu kuruluşlarıdır; devletin birimleridir. Bunlar siyasi partilerle organik ya da inorganik bir biçimde birlikte mütalaa edilemez. Belediyenin karar organı olan meclisin üyeleri ve başkanı seçimle gelir.

Ama onların seçilmiş olması kamu hizmeti yapmalarına engel değildir. Bakanlar da başbakanlar da kamu hizmeti yaparlar. Şunu da vurgulamak istiyorum: Hele kamu kuruluşlarında siyaset yapılamaz. Siyaset yaparsanız ayrımcılık olur.

Yerel yönetimlerde yöre halkının ortak gereksinimleri gözetilir. Ortak ve yerel sorunlara çözüm üretilir.

Yerel yönetimler bu amaçla kurulmuş kamu tüzel kişilikleridir. Belediyelerin kadrolarını bile İçişleri Bakanlığı’yla Devlet Personel Başkanlığı birlikte oluşturuyor. Belediyeler keyfi, istedikleri gibi personel alamazlar. Bu da kamu hizmetinin bütünlüğü ilkesinden kaynaklanıyor.

DEVLET MAFYALAŞMAYI ÖNLEMELİ

‘Haraç ödemeyen denize giremiyor’

Kıyı yağması konusunda belediye ne yapıyor?

4 Adalılardan binlerce şikâyet alıyoruz. Haraç ödemeyen denizden yararlanamıyor. Adamlar kıyıya şezlong, şemsiye koyuyor. Belediye zabıtası bunları kaldırıyor. Yine koyuyorlar. Bir süre sonra da organize olarak saldırmaya başlıyorlar. Burada devlet yok. Bu kamu hizmetidir. Kamu hizmetinin bütünlüğü ilkesinden hareket ederek devletin bütün birimlerinin ortak çalışmaları lazımdır.

Yani burada birileri siyasi açıdan ayrım mı yapıyor?

4 Bunlar bazı siyasetçileri, bürokratları devreye sokarak güvenlik desteğinin zayıflatılmasına neden oluyorlar. Bakın, kıyılar, plaj alanları kamuya aittir. Büyükşehir’in etkin denetimiyle buralarda halkın güvenli biçimde denizden yararlanmasının sağlanması lazım. Ayrıca her yıl birçok insan buralarda boğularak hayatını kaybediyor. Çünkü bu işletmelerin cankurtaranı, botu yok. Tam anlamıyla kapkaç zihniyeti. Bu konuda inanılmaz şikâyetler var. Ama baş edemiyoruz.

Bir tür kıyı mafyası mı oluştu?

4 Mafyalaşma var, diyelim. Devletin bu konuda bölük pörçük çalışması maalesef bu sonucu doğuruyor. Bazı merkez yöneticilerinin anlamadığı bir nokta var. Merkez yöneticileri yerel yönetimleri birer kamu kuruluşu gibi algılamıyorlar. Oysa yerel yönetimler anayasal kamu kuruluşlarıdır. Belediye başkanı kamu görevlisidir. Ben 4483 sayılı devlet memurları kanununa tabiyim. O kanuna göre hakkımda araştırma, inceleme yapılır. İçişleri Bakanlığı hakkımda ön inceleme, soruşturma izni verebiliyor. Bütün belediye çalışanları aynı kanuna tabi. Ama merkez yöneticileri belediyelere herhangi bir siyasi partinin ya da partilerin birimleriymiş gibi bakıyorlar. Hatta daha kaba bir tabirle burada bir ağalık sistemi varmış gibi algılanıyor.

Farsakoğlu, Büyükşehir Belediyesi’nin ilçe yönetimlerini kendi şubesi olarak gördüğünü söylüyor

‘Bütün belediyeler özerktir’

Sürekli yapılan müdahaleler ne anlama geliyor?

— Sanıyorlar ki vesayet denetimi belediyenin her türlü uygulamasına müdahale hakkı veriyor. Böyle bir şey yok. Geçenlerde valiye de kaymakama da söyledim. Belediyeler üzerinde denetim olmak zorunda. Ama esas olan hukuki denetimdir.

Belediyenin işlemlerinin hukuka aykırı olduğu gibi bir düşünceniz ve iddianız varsa yargı yoluna gidersiniz. İdari yargıya gidip iş ve işlemin iptalini talep edebilirsiniz. Yargının vereceği karara göre belediye yeni bir işleme gider.

Ama idari yargı yerindelik denetimi yapamaz. Anlamadıkları bu. İkincisi, adli yargı var. Sizin yaptığınız bir işten birisi ya da birileri zarar görmüştür. Sorumlular yargılanır ve ona göre de bedelini öderler. Yerindelik denetimi dediğimiz budur. Ama sen bunu yaptın, öyle olmaz, şunu yapacaksın, diyemezsin. Bu yapılan hukuka uygun değildir, ona göre işlem yapılması gerekir, diyebilirsin.

Peki, büyükşehir belediyesiyle ilçe belediyeleri arasındaki ilişkileri anlatır mısınız?

— Büyükşehir belediyeleriyle ilçe belediyeleri arasında hiyerarşik bir yapı yoktur. Hepsi ayrı tüzel kişiliklere sahip kamu kuruluşlarıdır. Birbirlerinin üzerinde hiyerarşik üstünlükleri yoktur. Ama bu anlayış maalesef yerleşemedi.

Büyükşehir Belediye Başkanı kendini ilçe belediye başkanlarının ağabeyi, ilçe belediyelerini büyükşehirin şubeleri sanıyor. Avrupa Yerel Yönetimleri Özerklik Şartı’na da, anayasaya da baktığımızda bütün belediyeler özerktir. Anayasanın 90. maddesi böyle diyor. Görev ve sorumluluk halka en yakın birim tarafından yerine getirilir. Dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi zabıtasının Adalar’da ne işi var?

* * *

doğru söze ne denilebilir ki!

hakikaten de “eldeki yasaların uygulanmasını savsakladığınızdan

adalar’ı bitirdiniz!…”

_____________________________

From: HOVSEP ÖZACAR
Subject: [ADALAR EMİTT FUARINDA] Yeni fotoğraf
Date: August 23, 2012 2:19:34 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Bir dev üstat 1 Eylül Dünya Barış gününde Büyükada Atatürk meydanında sahne alıyor…

_____________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: NE FAYTONU???
Date: August 24, 2012 1:57:48 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

NE FAYTONU???


Aylardır yazılıp çizilenlere baktıkça, Adalılar’ın nasıl yanıltıldığı, nasıl suni gündemlerle meşgul edildiği konusunda, belki de oradan buradan nemalanmak isteyen bir kesimin gerçekte var olmayan işler üzerine senaryolar kurguladığı apaçık gözler önüne seriliyor.

Bir fayton hikâyesidir gidiyor…

Tamam, Adalar’a ait geçmişten gelen ve yaşatılması, yaşatılırken de sürekli onarılması, geliştirilmesi gereken, korunası bir mirastır fayton ama ‘fayton meselesi’ derseniz olmaz!!! Çünkü yok ki öyle bir mesele! Hiçbir zaman da olmamış zaten. Adalılar’ın konuya hassasiyetinden, naifliğinden faydalanarak hiçkimse türlü işlerin peşine düşmesin derim ben.

Zaten size mi kaldı arkadaş Adalar’a sahip çıkma işi, hesap sormaya kalkma kendini bilmezliği.

Dernekse dernek, vakıfsa vakıf, komiteyse komite, her ne ise ne işte, ziyadesiyle mevcut iken Adalar’da, üstelik kuruluş amaçlarında hiçbir çıkar gözetmeksizin Adalar’a sahip çıkmak, korumak, kollamak gibi ulvi değerler dışında hiçbir gaye taşımayan bir sürü, hatta sürü sürü dernek/vakıf/konsey vs var yahu Adalar’da…

Her ne mesele varsa, daha doğrusu biz gibilerin mesele zannettiği her ne varsa onlar gerekli tepkileri, önerileri, çözümleri uygun gördükleri ölçüde hayata geçirerek Adalar’a sahip çıkıyorlardır zaten.

Çıkıyorlardır di mi?

Çıkmaz olurlar mı ya? Başka ne gibi bir amaçla ya da beklenti ile olsunlar ki orada zaten? Di mi???

Bilmem kaç sayılı bilmemcne kanununun işte şu maddesinde belirtilen hedefleri var adamların, ilkeler falan filan… Dilimiz dönmüyor daha fazlasına zaten.

“Adalar’ın vizyonu, hak ve hukukunun korunması, kalkınması, çevreye duyarlı ve en önemlisi saydam, hesap sorma ve hesap verme ilkelerini hayata geçiren, halkın yönetime katılımını ve denetimini sağlayan, sorunlarına sahip çıkmayı özendirmeyi amaçlayan, katılımcı demokrasiyi esas alan ve sivil toplumu önceleyen bu kuruluşlar, tüm Adalar’ı kucaklayarak bir “ortak akıl” güç ve zenginliğiyle ortak aklın süzgecinden geçen kararları, uygulamaya geçirilmesi isteğiyle ilgili kurum ve kuruluşlara sunuyorlar…”mış.

Zaten adamlar Adalar’ın kimliğine ilişkin tarihi, kültürel, doğal vb değerlerine sahip çıkmayı da görev edinmişler…
Görev edinmişler de peki sahip çıkmışlar mı?

HEM DE NASIL!!!
En az Seferoğlu kadar, Lido kadar, çöpler kadar içler acısı ormanlar kadar, imar canavarı kadar, ulaşım kadar, kanun tanımaz motorlu araç trafiği kadar elbette ki fayton meselesine de sahip çıkmışlar!!!

Toplantılar yapmışlar, kararlar almışlar, planlar, bütçeler vs sonrasında da taa 2010’da Adalar’da bir yerde Fayton Çalışma Grubu bile kurmuşlar.

http://adalarkentkonseyi.com/calis_g.html
Kuruluş: 2010 yılında kurulmuştur.
Onay: 16.09.2010 tarih, 2010 / 08 nolu Yürütme Kurulu kararı.
Organizasyon:

Başkan: Özer KANGÜR
Başkan Yardımcısı: Adnan KARSAN
Yazman: Erdem DAMCI
Üye: Rafet GARİP
Üye: Bülent MISIRLIOĞLU
Üye: Yüksel ÖZCAN
Üye: Ferruh ERTÜRK
Üye: İsmail DURMUŞ

Ee, kurmuşlar da herhangi bir faaliyette bulunmamışlar, ne mi yapmışlar?
Fayton diye bir mesele yok demek ki Adalar’da, o yüzden de hiçbir şey yapmamışlar.
Şimdi, önce aylardır faytondan bahseden avam topluluğa bakıyorum, sonra da mesele olması durumunda derhal harekete geçeceğine şüphe olmayan çalışkan gruba.

Yok arkadaş fayton meselesi falan Adalar’da!…

_____________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: Patiska…
Date: August 24, 2012 1:59:40 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Patiska…

Patiska

Gönderildi ya; “Onlar düşünsün artık,” demiş giderken.
Sensiz kaldı diyorsun yani Adalar!!!
“Halimiz nice olacak acaba?” diye düşündük biz de tüm Ada.
Anlaşılan eksik var kendisini Hint Kumaşı zanneden ‘Patiska’nın beyanatında.
“Seferoğlu’nun ağaçları, Lido’nun selvileri, Sanatoryum’un kuruyan çamları derken neyse ki Çamlimanı’nı da hallettik gitmeden, aynen kendisini Değnekçi zanneden Dernekçi Abi’lerimin istediği gibi oldu her şey, içim rahat. Adalar’da iş yapacak çok vaktim olmadığından, ne güzel resimler çekip, yapraklar topluyordum hâlbuki…” kısmı çıkmamış suret sayfasında.
Yaz bence bunları da, kuldan saklama boşuna.
Bak biz yazmaya başladık bile, gittiğin yerde de yanlış işlere bulaşmaman için sana.

_____________________________

Hürriyet, 23.8.2012

AA

Yıldız Taşdelen Erli

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/21286069.asp

Balıkçılar “vira bismillah” diyecek

Balıkçılar, 1 Eylül’de kalkacak balık avı yasağıyla “vira bismillah” diyecek.

Türkiye genelinde binlerce ruhsatlı tekne sahibi, denize açılmak için son hazırlıklarını sürdürürken, geçtiğimiz günlerde balıkçılığın devamı ve balık nesillerinin korunması amacıyla yeni sezonda balık avcılığına getirilen bazı yeni kısıtlamaların sektörü olumsuz etkileyeceğini ifade eden balıkçılar, bu yıl istavrit, palamut, çinekop ve hamsiden ise umutlu olduğunu belirtiyor.

Su ürünleri avlanma sezonunun başladığı 1 Eylül’de yürürlüğe girecek Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ”inde, 3 bölgede gırgırla avlanmaya sınırlama getiriliyor. Buna göre, Marmara denizinde balık varlığının artırılması ve koruma alanları oluşturması amacıyla İzmit Körfezi, Adalar civarı ve Büyükçekmece Koyu’nda bazı alanlar gırgır avcılığına kapatılacak. Marmara Denizi’nde kaçak trol avcılığının engellenmesi için manyat ve algarnayla gece yapılan avcılık da yasaklanacak.

Gırgır avcılığında 18 metre olan derinlik mesafesi uygulaması da tebliğle 24 metreye yükseltildi. Uygulamayla AB ülkelerinde 50 metre olan avlanma derinliğine kademeli olarak ulaşılması öngörülüyor.

Yeni tebliğlle balık boyları uzatılırken, avlanma boy uzunluğu kalkanda 40 santimetreden 45 santimetreye, levrekte 18 santimetreden 25 santimetreye ve sinagritte 20 santimetreden 35 santimetreye çıkarıldı.

Bazı türlerde yasak dönemlerin değiştiği tebliğle kalkan için 1 Mayıs-30 Haziran olan yasak dönem 15 Nisan-15 Haziran, dil balığı için 15 Şubat-15 Mart olan yasak dönem ise 1 Ocak-1 Şubat olarak belirlendi.

“Bu yıl hayal kırıklığı yaşamak istemiyoruz”

İstanbul Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifleri Birliği Başkanı Erdoğan Kartal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hazırlıklarının sürdüğünü ifade ederek, bugün Türkiye’de ruhsatlı tekne sayısının 20 bin olduğunu, bunun 18 bininin küçük, ufak denilen teknelerden, 1900’ünün de büyük ve orta boy motorlardan oluştuğunu, İstanbul’da da 5-15 metre arasında 1600, 15-50 metre arasında da 280 tekne bulunduğunu bildirdi.

Kartal, balıkçıların 2004-2005 yıllarından sonra hep geriye gitmeye başladığını iddia ederek, “Her yıl hep yeni bir heyecanla denize çıkmaya başladık ama geçen yıl balığın az oluşu, havaların daha sert olması nedeniyle iyi bir avcılık olmadı ve balıkçılık adına hayal kırıklığı yaşadık. Bu yıl onu yaşamak istemiyoruz, iyi bir sezon bekliyoruz. Geçen yıl bazı büyük ve küçük tekneler sezonu zararla kapattı,” diye konuştu.

Geçen sezon avlanan balık miktarının Türkiye genelinde 350-450 bin ton arasında olduğunu, bu rakamın yüzde 80’ini hamsinin oluşturduğunu ifade eden Kartal, bakanlığın avlanmanın nasıl yapılacağına ilişkin tebliğinde yapılan değişiklikte yer alan “24 metre derinlik meselesi” tedbirinin büyük balıkçıyı yakından ilgilendirdiğini, bu madde nedeniyle hamsi dışındaki balıklarda yarı yarıya düşüş yaşanabileceğini söyledi.

“Hamsinin kilosu 5 liranın üzerinde olur”

Erdoğan Kartal, avlanan balık miktarında azalma olması halinde bunun fiyatlara da yansıyacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçen yıl toptan halinde hamsinin kasası 10 liraya satıldı. Bir kasada 15 kilo hamsi bulunur. Piyasada ise hamsinin kilosu en az 5 liraya satıldı. Aradaki kâr bizimle âlâkalı değil, aracılarla ilgili. 10 liralık bir kasada balıkçının kâr etme şansı yok. 1 kilo hamsinin gerçek fiyatı 10 liradır. Bu yıl hamsinin kilosu 5 liranın üzerinde olur. 5-10 lira arasındaki rakam bence doğru bir rakam.”
Kartal, bu yıl istavrit, palamut ve hamsinin iyi olacağını düşündüğünü de söyledi.

“Tebliği protesto için balık satmayacağız ya da hale balık sokmayacağız”

İstanbul Balık Komisyoncuları Derneği Başkanı Mahmut Uçan da bu yıl 2005’den daha iyi bir palamut sezonu beklediklerini ifade ederek, bir süre önce çıkan Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliği’nin sektörü önemli ölçüde etkileyeceğini, tebliğde gırgır avcılığında 18 metre olan derinlik mesafe uygulamasının 24 metreye çıkarılmasının, “balıkçıların iflas etmesi” anlamına geldiğini savundu.

Uçan, tebliği protesto edeceklerini belirterek, “Bu konuyla ilgili sayın Başbakan’la görüşmeyi düşünüyoruz. Bunu aşamazsak balık satmayacağız ya da hale balık sokmayacağız,” dedi.

Sezonun çok iyi göründüğünü dile getiren Uçan, “Bu yıl ürün bol. Hamsi, çinekop, istavrit bol. Ama bu tebliğin ardından avlanmak sıkıntılı. Tutmazsan balık göç eder. Tebliğ ile balıkçıya adeta ‘siz intihar edin’ deniliyor,” şeklinde konuştu.

_____________________________

Yalovamız, 24.8.2012

http://www.yalovamiz.com/news.php?id=19737&t=Adalarda+Tek+Sefere+Devam

Adalar’da Tek Sefere Devam

Dentur-Avrasya Ramazan ayında teke düşürülen Yalova-Adalar seferlerine bu şekilde devam etme kararı aldı.

Günde 2 kere yapılan Yalova-Adalar seferleri Ramazan ayının gelişiyle teke düşürülmüştü. Ramazan boyunca bu sistemde sürdürülen seferlerin Ramazan’ın ardından eski haline dönmesi bekleniyordu. Ancak Dentur-Avrasya son anda aldığı bir kararla Yalova-Adalar seferlerinin bu şekilde sürdürüleceğini duyurdu. Seferler Yalova’dan Adalara gündüz 11:30’da gerçekleştirilmeye devam ederken dönüşlerde Heybeliada’dan 18:00, Büyükada’dan ise 18:15 olarak yapılacak.

Dentur-Avrasya şirketinin ileriki günlerde seferleri yeniden gözden geçirebileceği ve sefer sayılarında yeniden düzenleme yapabileceği öğrenildi.

_____________________________

GazeteVatan, 24.8.2012

http://haber.gazetevatan.com/sette-yiki-yonetim/476349/166/Haber#.UEHK5kRm-yc

Sette sıkı yönetim!

O fotoğraflar basına sızınca…

Yılmaz Erdoğan, “Kelebeğin Rüyası” adlı yeni filminin çekimlerinden görüntü sızmaması için sette sıkıyönetim ilan etti. Basın mensuplarının giremediği sette figüranların cep telefonları da toplatıldı.

YILMAZ Erdoğan’ın hem yönetmenliğini hem de başrolünü üstlendiği, oyuncu kadrosunda Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Farah Zeynep Abdullah ve Belçim Bilgin’in de yer aldığı Kelebeğin Rüyası filminin çekimleri, Heybeliada’da devam ediyor. Çekimler için motorlu taşıtların girmesinin yasak olduğu adaya özel izinle gemi vasıtasıyla dokuz adet kamyon getirildi. 170 kişilik ekibin ulaşımının da özel motorlarla sağlandığı öğrenildi.

Telefon bile yasak

Filmi için titiz bir çalışma yürüten Yılmaz Erdoğan, çekimler sırasında hatıra fotoğrafı çektirdiği bir hayranının o kareyi sosyal medyada paylaşmasının ardından sette sıkıyönetim ilan etti. Erdoğan’ın dışarı görüntü sızmaması için seferber ettiği set görevlileri, çekimlerin yapıldığı Heybeliada Sanatoryumu’nda yoğun güvenlik önlemleri aldı. Görüntü almak isteyen basın mensuplarına izin vermeyen görevliler, fotoğraf çekilmemesi için figüranların cep telefonlarını da topladı.

Alerji oldu

Farah Zeynep Abdullah, Heybeliada’daki çekimler sırasında alerji oldu. Kendisini ziyarete gelen arkadaşı Yıldız Çağrı Atiksoy’la İstanbul’a dönüş yolunda görüntülenen genç oyuncu, fotoğraflarının çekilmesini istemediğini söyledi: “Çekimler iyi gidiyor ama çam ağaçlarındaki tırtıllar yüzünden alerji oldum. Eklem yerlerim bile ağrıyor. Böyle görüntülenmek istemiyorum.”

_____________________________

From: MURAT BAŞBAY
Subject: [SON LİMAN GAZETESİ] ADALAR CHP’DE İSTİFA DEPREMİ
Date: August 26, 2012 3:14:08 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Son Liman Gazetesi, 26.8.2012
Murat Başbay

ADALAR CHP’DE İSTİFA DEPREMİ

Uzun süredir CHP Gençlik Kolları Başkanlığı’nı yapan Fırat Küfeci görevinden istifa etti. İlçe Teşkilatı’nın gurup toplantısı yapmaktan kaçınması, sosyal demokratlığın gereği olan sosyal etkinliklerin yapılmaması, ilçe yönetiminin seçim çalışmalarında yetersiz kalması, ilçe yöneticilerinin Belediye’yle çalışan bir firmadan maaş almaları, dini ve milli bayramlarda ilçe başkanının halkla kucaklaşmaması gibi nedenler istifa da etken oldu. Kendisiyle yaptığım görüşmede Belediye Başkanı’nın yalnızlaştırılmaya çalışıldığı izlenimini aldığım Küfeci; “Bir üyesi olmaktan gurur duyduğum CHP’de referandum, seçimler, kongreler ve kurultaylar dahil pek çok çalışmada özveriyle görevlerimi yerine getirmeye çalıştım. Ben soyadım gibi başkanımı her zaman şerefle sırtımda taşırım ama bu yönetim CHP’yi layık olduğu şekilde temsil edememiştir,” dedi. Partide yapılan yanlışların, Atatürk’ün ilke ve devrimlerine ve onun kurduğu partinin ruhuna ihanet olduğu düşünülürse Fırat Küfeci’nin istifası gençliğin henüz daha emperyalizmin uşaklığını reddettiğini göstermektedir. Rafi Araks adlı, ‘yetmez ama evetçi’ başkan yardımcısı, atamayla ilçe başkanı olmuş sağcı Dündar Tıraş, gözünü koltuk hırsı sosyal demokratlığının önüne geçen meclis üyesi Oktay Altın, sahte Prof. Liboş Şinasi Kara, kifayetsizliğine sıfat bulamadığım bazı başkan adayları, cümle kurmaktan aciz olup arkamda 150 oy var diye caka satanlar, aynı anda iki partiye birden üye olup sahtekarlık yapanlar. Liste uzun ama seçimlere kısa zaman var. Belediye başkanı derhal gerçek sosyal demokratlarla barış ve kucaklaşma-bütünleşme yemeği düzenleyerek hasta CHP’yi ayağa kaldırmalıdır. Dost acı söyler, düşman vehameti gizler. Benden yazması…

_____________________________

From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] Heybeliada Muhtarlığımızın 23 Kasım 2011…
Date: August 27, 2012 12:59:26 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Heybeliada Sanat Sokağı…

Heybeliada Muhtarlığımızın 23 Kasım 2011 tarihinde müracaatlarıyla adımını attığımız Heybeliada Sanat Sokağımız Kilise Meydanı’nda açılmıştır. Tamamen kendi el ürünlerini sergileyen Heybeliada vatandaşlarımızdan oluşan bu sokağımızı ziyaret etmenizi bekleriz. İhtiyar Heyetimiz Buket SUNAR ile başlattığımız ve yürüttğümüz bu çalışmanın daha da gelişmesi, ilerlemesi ve bu meydanında artık canlanması için gerekli çalışmalar yapılmaya devam edilecektir. 27 Ağustos Pazartesi yani bugün Adalar Belediye Başkanımız da Sanat Sokağımızı ziyaret edecek ve gelen 6 arabaya ek olarak talep ettiğimiz diğer arabalar da Belediye tarafından tarafımıza verilecek. Heybeliada Gönüllüleri tarafından yapılan ışıklandırmadan sonra sokağımızın çehresi değişmiş, sokağımızı ziyaret etmeyenler için bugün saat 19:00’da sokağımızı ziyaret etmelerini bekleriz.

_____________________________

From: SEMİH AYGÜN
Subject: HEYBELİADA ÇAMLİMANI YANGINI İLE İLGİLİ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AÇIKLAMASI
Date: August 27, 2012 1:01:28 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

HEYBELİADA ÇAMLİMANI YANGINIYLA İLGİLİ

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AÇIKLAMASI

Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan’ın, Heybeliada yangını sonrasında çeşitli yazılı ve görsel yayın yapan kuruluşlara yapmış olduğu “4 ADA’DA ŞEF DAHİL 3 KİŞİYİZ” açıklamalarını hayretle karşıladım ve konuyla ilgili Orman Genel Müdürlüğü’ne müracaatta bulundum.

Gelen cevap, Yüksel Özcan tarafından yapılan YETERSİZ PERSONEL açıklamalarıyla tamamen zıt ve bu da Yüksel Özcan’ın mazeretlerini çürütecek nitelikte.

Bilgi amaçlı yayımlanması dileğimle Tüm Adalılar’a gönderiyorum.

Saygılarımla,

Semih AYGÜN

* * *

From: Leyla ALTUN
Sent: Monday, August 27, 2012 12:33 PM
To: Semih AYGÜN
Cc: Mahmut FERHATOĞLU
Subject: bimer başvurunuz hakkında..

Sn Aygün ;

İlgili dilekçeniz incelendi.Buna göre;

17.06.2012 tarihinde Heybeliada 17.Nolu Bölmede meydana gelen Orman Yangını esnasında ,

Büyükada Adakule Yangın Gözetleme Kulesinde ,

1-İlyas AYDIN,(Kule Görevlisi)

Büyükada’da 34 GT 765 Plakalı (i05) kodlu ilk müdahale aracı ve üzerinde ,

1-Yüksel ÖZCAN(Adalar Orman İşletme şefi)

2-Abdulbari Gezer,(Yangın İlk Müdahale işçisi)

3-Hasan Akça,(Yangın ilk müdahale işçisi)

Heybeliada’da 34 FZG 89 Plakalı ve (A15) Kodlu Arazöz ve üzerinde görevli;

1-Ahmet UÇAR,(Operatör)

2-Arif CENGİZ,(yangın ilk müdahale işçisi)

3-Ufuk GÖKMEN,(Orman Muhafaza Memuru)

Heybeliada’da 34 ZJ 2843 Plakalı ve(SU2) kodlu Su Tankeri ve üzerinde görevli;

1-Hüseyin AYDIN,(Operatör)

Burgazada’da 34 YJ 5027 plakalı ve A(14) plakalı Arazöz ve üzerinde görevli,

1-Mehmet ÇAVUŞOĞLU(Operatör)

2-Rıfat ÇALIŞKAN(Orman Muhafaza Memuru)’nun görevli olduğu tespit edilmiştir.

NETİCE:

17.06.2012 tarihinde Heybeliada Çamlimanı Mevkii Çam Devlet Ormanı 17 Nolu bölme içerisinde meydana gelen ve 3,0 ha alanda etkili olan orman yangını 14.40’da başlamış ve 17.00’da Kontrol altına alınıp,17.20 de tamamen söndürülmüştür.Yangına Şiddetli esen poyraz rüzgarına rağmen yer ekiplerimiz 14.50 de ,hava ekiplerimiz ise 15.05’de müdahale ederek,yerinde ve zamanında yangını kontrol altında tutmayı başarmışlardır.

Özellikle İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 3 adet Amfibik Uçak,1 Adet Keşif uçağı ile,İşletme şefliğimiz bünyesinde görev yapan yer ekiplerinin tamamı 17.06.2012 tarihinde meydana gelen orman yangınında tüm imkanlarını seferber etmiş olup, Semih AYGÜN adlı vatandaşın 25.06.2012 tarihli BİMER başvurunda sorulan personel sayısının azlığı ile ilgili yapılan incelemeler sonucunda ,varolan personelin yeterli düzeyde olduğu belirlenmiştir.

Bilgilerinize….

_____________________________

From: SEMİH AYGÜN
Subject: İLGİNÇ!
Date: August 27, 2012 1:22:29 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

İLGİNÇ!

Orman Genel Müdürlüğü’nün sahip olduğu ve bana verdiği bilgiler ile Yüksel Özcan’ın açıklamalarında, yangın sırasında Yüksel Özcan’ın bulunduğu yerle ilgili de çelişkiler var zaten.

OGM kayıtlarına göre yangının olduğu saatlerde Büyükada’da 34 GT 765 plakalı araç üzerinde görünen Yüksel Özcan, o saatlerde İstanbul’da olduğunu beyan etmiş. İlginç!

* * *

[…]

17.06.2012 tarihinde Heybeliada 17.Nolu bölmede meydana gelen Orman yangını esnasında,

Büyükada’da 34 GT 765 Plakalı (i05) kodlu ilk müdahale aracı ve üzerinde,

1- Yüksel ÖZCAN (Adalar Orman İşletme şefi)

2- Abdulbari Gezer, (Yangın ilk müdahale işçisi)

3- Hasan Akça, (Yangın ilk müdahale işçisi)

[…]

* * *

http://www.yesilgazete.org/blog/2012/06/20/heybeliada-yangini-nasil-ucuz-kurtulduk

Bürokrasi, ormana taksiyle gelmiş!

Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan, Heybeliada yangını hakkında şaşırtıcı bir itirafta bulundu. Yangın sırasında İstanbul’da olduğunu ve ormana ulaşmak için kendisine motor verilmediğini iddia eden Özcan, ‘deniz taksi’ kiralayarak ormana ulaştığını söyledi: “Adalar Belediyesi’ni aradım ve motor rica ettim. Fakat isteğimi geri çevirdiler. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün 112 Acil Deniz Ambulansı’nı kullanmak istedim. Onlar da geri çevirdiler. Ada’ya geçmenin yolunu bulamadım. Sonunda deniz taksi kiralamak zorunda kaldım. 112’yi Sağlık Bakanlığı’na şikâyet edeceğim. Ambulans hastalara lazım diyorlar. Kabul ama yangın daha önemliydi, şikâyet edeceğim.

_____________________________

From: KENAN KEDİKLİ
Subject: kenan kedikli(@kenankedikli) Twitter’da senden bahsetti!
Date: August 27, 2012 7:50:28 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

@ADALARPOSTASI “Balıkçı İçin Balığı Korumak” Zor Zanaat… gelbalder.org/showthread.php…“Balıkçı-İçin-Balığı-Korumak”-Zor-Zanaat…

Gelbalder,

“Balıkçı İçin Balığı Korumak” Zor Zanaat…

Herkesçe bilinen nedenlerle ülkemiz ve tüm dünya denizlerinde balık kaynakları hızla tükenmiştir. Hatta bugün önlem almak için çok geç kalınmıştır. Bu çöküş öyle bir seviyeye gelmiştir ki, balık ve diğer su ürünü stoklarının düzelmesini sağlamak için 50 yılda balıkçılıktan kazandığımız gelir harcansa dahi çoğunu bir daha geri getirmek mümkün olamaz.

Hal böyleyken balıkçılığın yönetiminden sorumlu kurumlar ve özellikle balıkçımızın durumu görmezlikten gelme veya sorunu küçümseme hakkı yoktur. Sayıları 30’u aşan akademik kurumlar ve burada görevli yüzlerce balıkçılık “uzmanı” akademisyenlerin de çağın gereği bilgilerle donanmış olarak ve ülkemizdeki mevcut duruma vakıf bir şekilde idarenin ve balıkçıların sorunlarına cevap verecek ve yapılmaya çalışılan düzenlemelere teknik destek sağlayacak güncel bilimsel çalışmaları yapması gerekmektedir.

Herkes bilmelidir ki; balıkçılık hamsi, kıraça, çinakop, vonoz, sardalye avcılığından ve alabalık, çupra, levrek yetiştiriciliğinden ibaret değildir. Bu ülkenin denizlerinde daha düne kadar bir trol ağı çekiminde tonlarca minakop, mersin/morina, mahmuzlu camgöz, bakalyaro, dülger, adabeyi, karides, mezgit, barbunya avlanıyordu. Gırgırların bir molada 50 ton lüfer, torik, kofana, kefal, akya, tombik avlanması alelade bir işti. Daha eskiye gittiğimizde ağa uskumru gelmesin diye dualar edildiği, kırlangıcın çapariden silkelenip denize salındığı günler, Marmara küçük balıkçısının livarında üç-beş iri ıstakoz, kocaman bakalyarolar, tepsi gibi baltabaş karagözler, kalkan ve çivisiz kalkanlar, sinaritler, Ege’de bir takım paraketayla yada üç beş boy dip ağıyla tutulan trançalar, dev orfoz ve lahoslar fangriler, dülger balıkları hepimizin gözleri önündeydi.

Bugün bu manzaraları nadir görüyor olabiliriz fakat neden hamsiyle, kıraçayla, çinakopla yetinelim? Az bir gayretle tekrar eski günlere dönemesekte, en azından balık çeşitliliğimizi artırmamız ve stokları korumamız mümkündür.

Ticari ve amatör balıkçılığı düzenleyen tebliğlerde son yapılan düzenlemeler ilk defa ülke balıkçılığına sahip çıkıldığı ve gerçek gündemin yakalandığı ümidini oluşturdu.

Bu düzenlemelerin başında çevremizdeki tüm ülkelerde olduğu gibi gırgır avcılığının kıyılardan uzaklaştırılması ve 50 metreden derin sularda yapılmasının sağlanmasına yönelik girişimlerdi. Bu girişim önce 30 metreye çekilerek tartışmaya açıldı ve baskıların ardından en azından bir adım ilerleme sağlayabilmek için 24 metreye bağlandı.
DSCN4509.JPG
Boy kısıtlamasına giren balık türlerinde, balık boylarında ve küçük balıkçılığa yönelik bazı kurallarda şimdiye kadar hiç olmadığı şekilde sürdürülebilir üretim anlayışını temel alan bazı düzenlemeler bu dönemi öncekilerden ayırmaktadır.

Her ne kadar bu düzenlemeler mevcut sorunun tam ilacı olmasa da yıllardır balıkçılığın içinde olan pek çok aklıselim tarafından desteklenmiştir.
Diğer yandan bazı balıkçı grupları yeni düzenlemeleri çıkarlarına tehdit gibi algılamış ve idareyi baskı altına almaya çalışmıştır. Bu baskılar halen devam etmekte olup hiç bir haklı ve bilinçli nedene dayanmamaktadır.

Özellikle gırgır takımı sahipleri tarafından bu düzenlemelerin bir kıyamet gibi gösterilmesi doğru değildir.

Zira yapılan düzenlemeler o avcılık faaliyetini uygulayan herkes için geçerlidir. Avcılığa kapatılan saha tüm gırgırlara kapalı olduğundan herkes için şartlar eşittir. Çok balığın para etmediği esas olanın piyasaya balık sürenler arasındaki denge olduğu herkesce malumdur. Balıkçıların baskılarının esas nedeni balık avcılığının 24 metre ve daha sığ sularda yapılması ve bu nedenle kayba uğramaları değil, toplumun tümüne ait bir kaynağı bu güne kadar tek başlarına ellerinde bulundurmaları ve bunun devamını istemeleridir. Sadece 6 metrelik bir artırımın av miktarı ve maliyet yönünden hiç bir zararı olmayacaktır. Ama bu sayede hem kıyı balıkçılarına hem de göç eden balıklara nefes alacak, sonar, ışık ve pervane gürültüsünden uzak biraz daha alan oluşmasına yarayacaktır.

Derinlik düzenlemesiyle örneğin Karadeniz’de kıyıdan itibaren ortalama 400-700 metrelik bir sahanın balıkların dinlenmesi, barınması ve yavru balıkların büyümesine ayrıldığı söylenebilir. Ayrıca palamut gibi balıklar için küçük balıkçıların yoğun bulunduğu bazı limanlar çevresindeki voli (alamana/difana) ağlarıyla avcılık için bir fırsat yaratacaktır. Hamsi ve istavrit gibi balıklarda ise balık sürüleri o sahalarda yeniden kendine gelme imkanı bulacak ve sahanın dışında daha etkin ve daha düşük maliyetle gırgır tekneleri tarafından avlanabilecektir. Geçtiğimiz sezon kıyılarımıza doğru göçe başlayan balığa toparlanma şansı tanımadan Boğaz ağzında ekim ayında başlatılan hamsi avından sonraki durum, balıklara toparlanmak için fırsat tanınmasının ne kadar gerekli olduğunu hepimize gösterdi.

——*——–
Gırgır avcılığına derinlik sınırlaması konusu mevcut takımların av kapasitesinin denizlerimizdeki balık miktarının çok üstünde (10 kat) olması nedeniyle denizde her alanın endüstriyel avcı baskısıyla karşıkarşıya olması yönünden de çok önemlidir.

Derinlik kısıtlaması; deniz yaşamının büyük bölümünün doğup geliştiği “ışık alan bölge” üzerindeki baskıyı azaltmak, buradaki mercanlardan, midye banklarına, deniz çayırlarından kum setlerine kadar pek çok balık ve diğer su canlısı için yumurtlama ve büyüme alanlarını bir saatlik molada 300-500 ton balık avlanan bir balıkçılık yönteminden koruma anlamı da taşır.
Sığ bölgelerin ve belirli alanların gırgır ağlarıyla avcılığa kapatılması kesinlikle denizel ekosistem dengeleri açısından da çok yararlıdır.

Bir gırgır ağı dibe sürtünmeyecek diye bir kural yoktur. Fakat 150 metre derinlikteki bir ağın 10 metre derinlikte dibe sürtünmesiyle 50 metre derinlikte dibe sürtünmesi çok farklıdır. Keza yine gırgır ağları her ne kadar pelajik balıkları avlamada kullanılsa da tesadüfi (incidental catch) olarak belirli bir miktar dip balığı avlaması hoş görülebilir.

24 metre sınırlamaları bu açıdan kesinlikle yetersizdir. Bunun Karadeniz için 30-36 metre olması kıyısal ekosistemin korunması ve üreme ve beslenme göçü yaparken balıkların avcılığa uygun büyük sürüler oluşturabilmeleri bakımından daha uygundur.

Bu kısıtlamanın 50 metreden önce 30 sonra 24 metreye gerileme sürecinde konuya vakıf olmayan bürokrat ve siyasetçilerin baskılara direnememesi, ondan da önemlisi sahada yapılmış bilimsel çalışmaların yetersizliği ön plana çıktı. Halihazırda konunun tam olarak anlatabildiği kanaatinde değilim.

Karadeniz kıyılarında ortalama eğim %1-1.5 dir. Bu 6 metrelik derinlik sınırlaması artışı ile kıyıdan açığa doğru 400-600 metre bir sahanın ve tüm Karadenizin 1200 km lik kıyı şeridinde 480 ile 720 km2 sahanın endüstriyel avcılıktan korunması anlamına gelir. Hem de bu saha deniz dibi ve genelde deniz ekosistemi açısından çok önemli olan ışık alan bölge (littoral) içinde yer alır.

Karadenizde iyi bir sezonda yaklaşık 300 bin ton hamsi, 70 bin ton çaça, 50 bin ton palamut, 30 bin ton istavrit avlanır. Çaça hariç diğer balıkların %90 ı gırgırlar tarafından avlanmaktadır. Hamsi, İstavrit ve Palamut 10 metreye kadar sulara girse de, esas yoğun avcılığı 36 metre (20 kulaç) ve daha derin sularda yapılmaktadır. Özellikle toplu balık avcılığı 50 metre ve üzerindeki alanlarda yapılmakta olup daha sığ bölgelerde zayıf sezonlarda değerlendirilmesi karlı az yoğun sürüler üzerinde avcılık yapılmaktadır. Sezon kötü geçtiğinde bu az miktarda balığın balıkçılar için önemi arttığından belki bu kadar feveran etmelerinin nedeni budur.

Şu da bir gerçektir ki, balık sürüleri dinlenme ve toparlanma olanağı bulabilirse her zaman daha toplu ve büyük – küçük bireyler ayrı sürüler oluşur. Bu da verimli av ve yavru balıkların daha fazla korunması demektir.

——*——-

Derinlik sınırlaması ve buna bağlı olarak koruma sahaları oluşturma konularında mutlaka detaylı bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır. Biz ülke olarak bu düzenlemelere hazırlıksız yakalandık. Farklı uygulamalar yapmak ta mümkündü. Örnek olarak; derinlik sınırlaması eski seviyesine çekilebilir, fakat o durumda tüm körfez içleri, balık göçleri, üremesi ve beslenmesi için önemli alanlar olan büyük nehirlerin denize aktığı sahalar ve çevresi “her türlü” endüstriyel avcılığa kapatılmalıdır.
Yani 18 metre derinlik sınırıyla birlikte mesela çalışma alanım olan Karadenizde İğneada’dan Sarp’a kadar tüm kıyılarda koruma alanları oluşturulması gerekir.

Batıdan doğuya doğru İğneada, Kıyıköy, Boğaz ağzı, Sakarya ağzı (Karasu) , Kefken içi, Ereğli-Akçakoca arası, Filyos (Yenice) ağzı, Sinop Sarıkum, Sinop İçliman, Samsun Kızılırmak ağzı, Samsun Körfezi, Yeşilırmak ağzı, Fatsa içi gibi bölgelerde körfezler veya kıyıdan itibaren en az 3-5 millik saha her türlü endüstriyel avcılığa kapatılabilir.

Bu önlemler köklü hale getirilmezse yani biz denizleri korumazsak elimizde son kalan hamsi, kıraça, çinekop, palamut vonozunu da kaybedeceğiz ve denizlerimiz denizanası ve plankton ölülerinden oluşan mezarlığa dönecektir.

Saygılarımla,

Yakup Erdem

_____________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: Adalar hariç!
Date: August 28, 2012 12:48:17 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Adalar hariç!

Sağlık Bakanlığı, İLÇE DEVLET HASTANESİ dediğinde anlamamız gereken şuymuş:

http://www.personelsaglik.com.tr/guncel/ilce-devlet-hastaneleri-hakkinda-yeni-yonetmelik-yayinlandi-h5938.html#ixzz24paQZ2G3

T.C.
SAĞLIK BAKANLIĞI
Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Sayı : B.10.0.THG.0.10.00.02.010-07-39846

Konu : Sağlık Bakanlığına Bağlı İlçe Devlet
Hastanelerinde Entegre Sağlık Hizmeti
Sunulmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönerge

[…] İlçe Devlet Hastanesi: Bünyesinde koruyucu, birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetleri ile gezici sağlık hizmetlerinin yanı sıra acil sağlık hizmeti, doğum, ayaktan ve gerektiğinde hasta yatırarak tıbbi ve cerrahi müdahale yapılabilen, hasta potansiyeline göre diyaliz ünitesi bulundurabilen, ağız diş sağlığı gibi sağlık hizmetlerinin ilçedeki diğer sağlık birimleri ve aile hekimleriyle bir arada ve tek merkezden, entegre sağlık hizmet sunum modeli ile verilebildiği hastaneleri […]

Ama, İSTANBUL İLİ ADALAR İLÇESİ HARİÇ…

“entegre sağlık hizmet sunum modeli” derken???

Gerçekten ayıp. Çok ama çok ayıp!!!

_____________________________

From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] 2013 Yılından itibaren Vatandaşlara ÇİPLİ NÜFUS…
Date: August 28, 2012 4:44:21 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ÇİPLİ NÜFUS CÜZDANLARI

2013 yılından itibaren vatandaşlara ÇİPLİ NÜFUS CÜZDANLARI dağıtımına başlanacak ve bundan sonra nüfus cüzdanı değişikliklerinde BELGE İSTENMEYECEK.BİLGİLERİNİZE…

_____________________________

© http://www.maxihaber.net, 28.8.2012
http://www.senurbicer.com

http://www.maxihaber.net/fotolar/2012_foto/agustos_2012/mh_sergi_sennur_akin_bicer_28082012.htm

Senur Akın Biçer’in Mürekkep Resim Sergisi Büyükada Adaevi’nde

Senur Akın Biçer’in “Sumi-e” mürekkep resim sergisi 25-31 Ağustos 2012 tarihleri arasında Büyükada Adaevi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Daha önce Mayıs 2012 de Gümüşsuyu’ndaki Tarihi Japonya Başkonsolosluk binasında Sumi-e Grubu ile birlikte sergi açan Senur Akın Biçer, bu sergide ebru sanatıyla Japon fırça sanatını sentezleyerek oluşturduğu 20 eseri sergiliyor.

Sumi-e Nedir?

SUMİ-E Mürekkeple yapılan Japon resim sanatıdır. Mürekkebin hazırlanışı, kağıdın ve malzemelerin yerleştirilişi, fırçanın tutuluş şekline kadar belirlenmiş ritüel sayesinde, ressamın oluşturduğu esere; denge, disiplin, estetik anlayışlarının yansımasını sağlar. Felsefesi; kontrast ve uyumdur. Sadeliğin güzelliğini ve zarafetini anlatır. Kâinatın dinamik karşıt iki gücü, ışık ve gölgenin mükemmelen dengelenmiş etkileşimini gösterir.

Kİ (Hayat Enerjisi); Fırça ile boyama sanatı; objenin görünümünden ziyade ruhunu anlatmayı amaçlar. Bir resmi yaratırken sanatçı, subjesinin ruhunu kavramalıdır.

ÖZDİSİPLİN; Sabır fırça resmi için vazgeçilmezdir. Denge, Ritim ve Uyum sanatçının Sabır, Disiplin ve Konsantrasyonunu geliştirerek ulaşmaya çalıştığı niteliklerdir. Fırça sanatçısı sürekli olarak daha iyi bir insan olmayı hedefler, çünkü karakteri ve kişiliği yaptığı işine yansır.

_____________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN:
Date: August 29, 2012 11:06:51 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

_____________________________

From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] Adamızın duayenlerinden Osman Bakkalın babası…
Date: August 29, 2012 11:52:26 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Adamızın duayenlerinden Osman Bakkal’ın babası…

Adamızın duayenlerinden Osman Bakkalın babası Bahadır, Banu ve Burak’ın dedesi Mediha Hanım’ın kayınpederi Cihaettin ÖREN 98 yaşında hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenzesi bugün öğle namazına müteakip Heybeliada Camii’nde kılınacak namazın ardından Heybeliada Mezarlığı’na defnedilecektir. Başımız sağolsun.

_____________________________

From: NEZİH BAYRAKTAR
Subject: [Adalar Kent Konseyi] Yeni bağlantı
Date: August 29, 2012 1:28:42 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Adalarda 1/5000 ölçekli plan üstüne bilgi
8 Eylül Cumartesi, 18:30 – Anadolu Kulübü Büyükada’da

_____________________________

From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] 30 Ağustos, Şanlı Türk tarihinin dönüm noktası…
Date: August 29, 2012 2:51:22 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

30 Ağustos, şanlı Türk tarihinin dönüm noktası…

30 Ağustos, şanlı Türk tarihinin dönüm noktası sayılacak savaşların kazanıldığı Zafer Bayramı’dır. Aziz Türk Milleti tarihi boyunca esaret altında yaşamayı kabul etmemiş ve düşmanlarına her zaman gereken dersi vermiştir. 30 Ağustos, Türk Milleti ve ordumuzun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bin yıllık vatanımızı parçalamak isteyenlere hak ettikleri cevabı en iyi şekilde verdikleri tarihtir. Kadınıyla, çocuğuyla, ordusuyla topyekün savaşarak milli birliğin kurtarıldığı, zafer destanının yazıldığı bu topraklarda yaşamaktan gurur duyuyorum. Asırlardır hür yaşayan Türk Milleti’nin haykırışının yaşandığı bugün, birlik ve beraberliğimizin önünde hiçbir gücün duramayacağının, millet ve ordu bütünleşmesinin en güzel şekilde sergilendiği gündür. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıldönümünde, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulun Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını, kanlarıyla, canlarıyla bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi, gazilerimizi saygı ve minnetle anıyor, Aziz Türk Milleti’nin Zafer Bayramı’nı kutluyorum.

_____________________________

From: ZEYNEL MERİÇ
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] Şehir “Haltları” ve diğer ulaşım araçlarına zam….
Date: August 29, 2012 5:36:17 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Şehir “Haltları” ve diğer ulaşım araçlarına zam!

Radikal, 29/08/2012 14:56

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1098572&CategoryID=79

İstanbul’da toplu taşıma ücretlerine zam

İstanbul’da toplu taşıma fiyatları yeniden belirlendi. Bazı hatlara yüzde 50’ye varan oranlarda zam …

İstanbul Büyükşehir Belediyesi önce trafiği rahatlatması öngörülen “Toplu Taşıma Yolu” projesini tanıttı. Birkaç saat sonra ise toplu taşımaya yüzde 50’ye varan oranlarda zam yapıldığı öğrenildi.

İSTANBUL – İstanbul ‘da toplu taşıma fiyatlarına yüzde 15’e varan oranlarda zam yapıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İETT, Tünel, Metrobüs de dahil İstanbul’daki tüm toplu ulaşım araçlarında yüzde 15’e varan oranlarda zam yaptı.

İBB’den yapılan açıklamaya göre, yeni tarifeler 1 Eylül’den itibaren geçerli olacak.

Buna göre, İETT otobüsleri, tünel, nostaljik tramvay, özel halk otobüsleri, İDO , şehir hatları, özel deniz motorları ve raylı sistemlerde kullanılacak elektronik biletlerde (akbil-elektronik kart), tam bilet 1,75 liradan 1,95 liraya, öğrenci bileti 1 liradan 1,10 liraya, öğretmen/yaşlı biletleri 1,20 liradan 1,35 liraya yükseldi.

JETON FİYATLARI YÜZDE ELLİ ARTTI
Aylık mavi kartlar da tam 140 liradan 155 liraya, öğrenci 70 liradan 75 liraya, öğretmen/yaşlı 80 liradan 90 liraya çıkarıldı.

İDO , şehir hatları, özel deniz motorları ve raylı sistemlerde 2 lira olan jeton fiyatı 3 liraya yükseltildi.

Elektronik biletlerde ise, tek geçişlik elektronik bilet 3 liradan 4 liraya, 2 geçişlik bilet 5 liradan 7 liraya, 5 geçişlik bilet 12 liradan 15 liraya, 10 geçişlik bilet 23 liradan 28 liraya çıkarıldı.

METROBÜSE DURAK SAYISINA GÖRE ZAM
Metrobüs hattında 1-3 durak arası 1,45 liradan 1,60 liraya, 4-9 durak sayısı 2,10 liradan 2,40 liraya, 10-15 durak sayısı 2,50 liraya, 16-21 durak sayısı 2,60 liraya, 22-27 durak sayısı 2,70 liraya,28-33 durak sayısı 2,80 liraya, 34-39 durak sayısı 2,90 liraya, 40 ve üzeri durak sayısı ise 2,95 liraya yükselirken, abonman kullanıcıları için herhangi bir değişim olmadı.

Sirkeci-Harem araba vapurunda şoför dahil normal tarifedeki fiyatlar, motosiklet 3,50 liradan 4 liraya, otomobil ve jip 6,50 liradan 7 liraya, 0-2500 kilogram taşıma kapasitesi olan kamyonet, minivan ve minibüs 8,50 liradan 9 liraya, 2500 kilogram üzeri taşıma kapasitesi olan kamyonet, kamyon ve midibüs 11 liradan 12 liraya çıkarıldı. (aa)

_____________________________

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: DAVETLİSİNİZ…
Date: August 29, 2012 8:21:01 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

DAVETLİSİNİZ…

Film Müzikleri Gecesi
(Görüntülü)
Hüsnü Çoruk- Robert Sadacca
2 Eylül Pazar 21:30

_____________________________

From: ÖZER KANGÜR
Subject: Re: Adalar Postası aracılığıyla ADA Gazetesi mensubu ÖZER KANGÜR’e
Date: August 30, 2012 1:40:02 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayın Sevil Selin Sezer Aygün
ADALAR POSTASI aracılığıyla gönderdiğiniz maili aldım. Yüksel Özcan ile yaptığımız röportajın bir kısmının şahsınızı konu aldığından bahisle bir tekzip yayınlatmak istediğinizi belirtmişsiniz. Bu konudaki cevaplarımız şöyledir:
1- Bahse konu röportajdaki sözler Yüksel Özcan’a ait olup, ormanlarımızdaki son gelişmeler gazetemiz aracılıyla Ada halkıyla paylaşılmıştır.
2- İlgili röportajda sizin ve eşinizin isimleri açık olarak yazılmamıştır. Yüksel Özcan tarafından yapılan isim kodlamaları sizin gönderdiğiniz maile kadar tarafımızdan bilinmemekteydi.
3- Yazıda adres ve tapu bilgileri yer almamaktadır.
4- Röportajın üzerinden aylar geçmiş olup, güncelliğini yitirmiştir.
5- Yazının yayınlanmasının üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra tarafınızca tekrar gündeme getirilmesi ve isminizi açıklamak istemeniz tarafımızca anlaşılamamaktadır.
6- Gazete olarak kişileri ve kurumları aşağılamak,rencide etmek gibi bir niyetimiz olamaz.
7- Tekzip talebinizi direkt yasal yollardan göndermeyip, aracı kullanmanızın sebebi bizce anlaşılamamıştır.
8- Tekzip ve cevap hakkı için yasal süre dolmuştur. Ayrıca tekzip talebizin yasal şartları içermediği de ortadadır.
Bütün bu sebeblerden dolayı talebinize olumlu cevap veremeyeceğimizi bildiririz.
Saygılarımla
Özer Kangür
ADA Gazetesi

_____________________________

Şalom, 29.8.2012
Ester Yannier

http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=83907#.UEHWyURm-yc

Burgazada’da 40 yıllık hasret sona erdi

Yaklaşık 40 yıl önce siyasi ve sosyal nedenlerden ötürü dünyanın dört bir yanına göç eden eski Burgazadalıların yıllar süren hasretleri geçtiğimiz haftasonu sona erdi.

Büyük çoğunluğu Yunanistan’da olmak üzere, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, Avusturya, İsrail ve Amerika’da yaşamlarını sürdüren Burgazadalı farklı din mensupları internette sosyal paylaşım sitesinde sözleşerek yine Burgazada’da bir araya geldiler.

Göç ettikten yıllar sonra ilk kez çocukluklarının geçtiği Burgazada’ya gelenler iskelede Rumca ve Türkçe “Evinize Hoş Geldiniz” pankartı ile karşılandılar, şimdi dostlarının oturduğu eskiden kendilerine ait olan evlerde ağırlandılar, adanın sokaklarında gezindiler, fotoğraf çektirdiler.

Geçtiğimiz hafta sonu Burgazada Deniz Kulübü’nde Nino Varon’un müziği ile keyifli bir nostaljik diskotek gecesinde bir araya gelen eski adalılar, ertesi gün Adalar Su Sporları Kulübü’nde müzikli bir gecede hep birlikte yemek yediler.

Aradan geçen yılların acısını çıkartmak istercesine, hafta boyuca adanın farklı köşelerinde irili ufaklı toplantılar düzenlendi. 27 Ağustos Pazartesi akşamı ise ada sahilindeki lokantaların büyük bir çoğunluğu bu özel buluşmanın en büyüğüne ev sahipliği yaptı. Değişik yaş gruplarından yüzlerce kişi yeniden birlikte olmanın mutluluğunu paylaşırken, yıllardır birbirini görmeyen, birbirlerinin izlerini kaybetmiş dostların buluşmasında duygusal anlar yaşandı. Katılımcılar yağan yağmura rağmen, kıyıya yanaştırılan bir tekneden yayınlanan müzikle gecenin geç saatlerine kadar eski dostlarıyla kah dans ettiler, kah kadeh tokuşturarak eski günleri yad ettiler. Eğlenceli gecenin ardından, her daim dost kalanların bu buluşması gelenekselleştirilerek her iki yılda bir yapılması kararlaştırıldı.

_____________________________

© http://www.maxihaber.net, 29.8.2012

http://www.maxihaber.net/fotolar/2012_foto/agustos_2012/mh_adali_ressamlar_sergisi_29082012.htm

Geleneksel Adalı Ressamlar Sergisi Büyükada’da Ziyarete Açıldı

Geleneksel Adalı Ressamlar Sergisi’nin birincisi 25 – 31 Ağustos 2012 tarihleri arasında Adalar Kültür Derneği Sergi Salonu’nda düzenleniyor.

Nazan Akpınar, Ayla Akyol, Yusuf Taktak, Musa Albukrek, Ferruh Ertürk, Erol Eti, Nuran Eti, Gülhan, Nihal Güres, Nilüfer Çile, Meral Kanık, Lâle Merkit, Mina Sanver, Verjin Şapçı, Türkân Kıran, Aynur Yıldırım, Rupen Erol Kürkçüoğlu, Erol Akpulat, Nino Varon, Ayşegül Bayraktar, Aysel Çamkır ve Sevtap Güngör’ün eserlerinin yer aldığı serginin açılışı 25 Ağustos 2012’de düzenlenen bir kokteyl ile yapıldı. Açışışa sanatseverler ve basın mensupları katıldı.

2. Adalı Ressamlar Sergisi ise 1- 7 Eylül 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek.

_____________________________

From: TURHAN KOÇAL
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun.
Date: August 30, 2012 9:20:15 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

_____________________________

From: KENAN KEDİKLİ
Subject: kenan kedikli(@kenankedikli) Twitter’da senden bahsetti!
Date: August 30, 2012 5:41:32 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

kenan kedikli
@kenankedikli
@ADALARPOSTASI Büyük balıkçıda oyun bitmiyor

Gelbalder,
Fatih Gökhan Diler

http://www.gelbalder.org/showthread.php/1436-Büyük-balıkçıda-oyun-bitmiyor

Büyük balıkçıda oyun bitmiyor

Balıkçılık sektörünü 4 yıllığına düzenleyecek olan tebliğ, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz hafta yayımlanmıştı. Sürdürülebilir yaşam açısından beklentilerin tamamını karşılamasa da, tebliğin denizlerin geleceği ve kıyı toplumlarının geçimi için önemi çok büyük. Denizlerimizde artık 24 metre derinlikten sığ yerlerde gırgır tekneleri avlanamayacak. Ayrıca endüstriyel balıkçılığa tamamen kapalı koruma alanları belirlendi. Bakanlık tarafından korumacı politikaların kademeli olarak artırılacağı söyleniyor.

Endüstriyel balıkçılar ve balık komisyoncuları 1 Eylül’de başlayacak av sezonundan önce derinlik sınırının indirilmesi için Bakanlık üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. Geleneksel olarak Bakan’ın katılımıyla İstanbul’da “Vira Bismillah” diyen gırgır reisleri, Bakan Eker’in sezonu Foça’da açacak olmasından rahatsız. Bu durum, Bakan’ın büyük balıkçılarla muhatap olmak istemediği ve tebliğde herhangi bir değişiklik yapmayacağı yönünde değerlendiriliyor. Diğer yandan, kıyı balıkçıları ve sivil toplum kuruluşları denetim sorununa dikkat çekiyor. Agos’a konuşan Geleneksel Balıkçılığı Koruma Derneği üyesi Kenan Kedikli, balıkçılık sektöründe pek çok kemikleşmiş sorunun olduğunu ve tebliğin hazırlanma aşamasında sürecin aktörleri arasında yaşananların bu sorunları tek tek su yüzüne çıkardığını söylüyor.

Kedikli’ye göre mevcut anlayışla denizlerin acil sorunları çözülemez. Balıkçılık kooperatifleri, hukuki sorunlar ve mali yetersizlikler nedeniyle balıkçılık sektöründe karar alma mekanizmalarına etkin şekilde katılamıyorlar. Kedikli, balıkçılık yönetiminin ancak büyük balıkçılara açık olduğunu ve öncelikle bunun engellenmesi gerektiğini söylüyor. Diğer yandan, her bölgenin birbirinden farklı sorunları var; bir bölge için çözüm olabilecek bir düzenleme diğer bölgeler için sorun oluşturabilir. Bu sebeple de merkezi yönetim anlayışından uzaklaşılması gerekiyor.

Endüstriyel balık avcılığına kapatılmış koruma alanlarının ve derinlik yasağının sıkı bir şekilde denetlenmesi gerekiyor. Bu konuda kıyı balıkçıları tedirgin, çünkü gırgır reisleri ve balık komisyoncuları av sezonunun açılması ile beraber eylem hazırlığında. Eylemlerin denizlerde çatışmaya sürüklenmesinden korkuluyor. Kedikli, küçük balıkçının gırgır sahipleri tarafından korkutulmuş olduğunu söylüyor: “Geçen sene çinakop yasağında yaşadığımız kepazelik ortada. Alay edercesine o küçük çinakopları sattılar. Denetim sıfır; resmen korsan avcılığa davetiye. Büyük balıkçılar da, yasakları deleriz size de denizleri dar ederiz diyor.”

Kedikli’ye göre bakanlık kıyı balıkçılarını kollamalı, çünkü yasakların denetlenmesi konusunda kıyı balıkçıları ile bakanlık arasında işbirliği yapılabilir ve bu sayede sahil güvenliğin üzerindeki yük de azalmış olur. Kedikli’nin bu konuda somut bir çağrısı da var: “Bakanlık 15 metreden büyük tüm balıkçı teknelerinin bir radar tespit cihazı olan AİS kullanmasını zorunlu kılıyor. Bu cihazı açmazsan suç… Gırgır tekneleri bunu açmıyor ve böylece yasa dışı avcılığa devam edecekler. Devlet en azından bunu denetlesin, cihazlar açık tutulsun ki tebliğ boşa çıkmış olmasın.”

_____________________________

CNNTÜRK, 30.8.2012

http://www.cnnturk.com/2012/guncel/08/30/buyuk.zafer.90.yasinda/674789.0

Büyük zafer 90 yaşında…

30 Ağustos Zafer Bayramı ülke genelinde törenlerle kutlandı. Törenler sırasında gerginlikler de yaşandı. İstanbul Büyükada Atatürk Meydanı’nda düzenlenen çelenk koyma töreninde partilerin çelenk koymalarına izin verilmemesi karşısında aralarında CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, CHP Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, İl Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Ünal ve çok sayıda partili, engellemelere rağmen Atatürk Anıtı’na CHP çelengini koydular. Çelenk koyma sırasında arbede yaşandı.

[…]

Büyükada’da da arbede:

30 Ağustos Zafer Bayramı için Büyükada Atatürk Meydanı’nda düzenlenen çelenk koyma töreninde partilerin çelenk koymalarına izin verilmemesi karşısında aralarında CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, CHP Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, İl Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Ünal ve çok sayıda partili, engellemelere rağmen Atatürk Anıtı’na CHP çelengini koydular.

Emniyet görevlilerinin müdahaleleri sırasında başta Haluk Eyidoğan ve Dündar Tıraş olmak üzere partililer yaşanan arbedede aldıkları darbelerle rağmen çelengi anıta kadar taşıdılar.

Tören sonrasında CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, CHP Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu törene katılan parti üyeleriyle beraber hatıra fotoğrafı çektirdiler.

* * *

PressTurk, 30.8.2012 22:29

http://www.pressturk.com/medya/haber/95057/adalar%E2%80%99da-30-agustos%E2%80%99a-polis-mudahalesi.html

Adalar’da 30 Ağustos’a polis müdahalesi

İstanbul’daki 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerine, törene alınmayan yurttaşların tepkisi damga vurdu.

[…]

BÜYÜKADA’DA İTİŞİP KAKIŞA RAĞMEN ÇELENK ANITA KOYULDU

30 Ağustos Zafer Bayramı için Büyükada Atatürk Meydanı’nda düzenlenen çelenk koyma töreninde partilerin çelenk koymalarına izin verilmemesi karşısında aralarında CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, CHP Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, İl Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Ünal ve çok sayıda partili, engellemelere rağmen Atatürk Anıtı’na CHP çelengini koydular.

Emniyet görevlilerinin müdahaleleri sırasında başta Haluk Eyidoğan ve Dündar Tıraş olmak üzere partililer yaşanan arbedede aldıkları darbelerle rağmen çelengi anıta kadar taşıdılar.

Tören sonrasında CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, CHP Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu törene katılan parti üyeleriyle beraber hatıra fotoğrafı çektirdiler.

* * *

Radikal, 30.8.2012

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1098658&CategoryID=77

Törende çelenk koyma arbedesi

30 Ağustos Zafer Bayramı için Büyükada Atatürk Meydanı’nda düzenlenen çelenk koyma töreninde arbede yaşandı

İSTANBUL – 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü dolayısıyla Türkiye ‘nin dört bir yanında törenler düzenleniyor. 30 Ağustos coşkuyla kutlanırken törenler sırasında gerginlikler de yaşanıyor. 30 Ağustos Zafer Bayramı için Büyükada Atatürk Meydanı’nda düzenlenen çelenk koyma töreninde partilerin çelenk koymalarına izin verilmemesi karşısında aralarında CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, CHP Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, İl Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Ünal ve çok sayıda partili, engellemelere rağmen Atatürk Anıtı’na CHP çelengini koydular. Çelenk koyma sırasında arbede yaşandı.

Emniyet görevlilerinin müdahaleleri sırasında başta Haluk Eyidoğan ve Dündar Tıraş olmak üzere partililer yaşanan arbedede aldıkları darbelerle rağmen çelengi anıta kadar taşıdılar.

Tören sonrasında CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, CHP Adalar İlçe Başkanı Dündar Tıraş, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu törene katılan parti üyeleriyle beraber hatıra fotoğrafı çektirdiler.

[…]

_____________________________

Dipnot, 30.8.2012 12:43

http://www.dipnot.tv/38506/Adalar-coplugune-Hosgeldiniz-kapagi-ile-Dipnot-Tabletin-76-sayisi-cikti.aspx

“Adalar Çöplüğüne Hoşgeldiniz!” kapağıyla

Dipnot Tablet’in 76. sayısı çıktı!

Dipnot Tablet yine renkli, güncel ve dopdolu bir dergi oldu. Makaleleri, videoları, fotoğraflarıyla başında uzun zaman harcayabileceğiniz bir dergi tablette sizleri bekliyor. […]

Melis Seyhun Çalışlar Adalar’daki çığ gibi büyüyen çöp yığınları ile ilgili bir yazı yazdı. […]

* * *

DipnotTV, 3.9.2012

http://dipnot.tv/38748/ADALAR-coPLuguNE-HOsGELDiNiZ-Dipnot-Taletin-76-sayisi-yayinda.aspx

ADALAR ÇÖPLÜĞÜNE HOŞGELDİNİZ!

Dipnot Talet’in 76. sayısı yayında!

Makaleleri, videoları, fotoğraflarıyla başında uzun zaman harcayabileceğiniz bir dergi tablette sizleri bekliyor.

“Adalar Çöplüğüne Hoşgeldiniz!” kapağıylaDipnot Tablet’in 76. sayısı yayında!

Sakin geçen bir Ramazan ayından sonra, bayramın birinci gününden itibaren Adalar’a yüzlerce yerli-yabancı turist yeniden doluştu. Salı gecesi geç saatlere kadar süren yoğunluk, bu sabah tekrar yerini sessizliğe ve günlerdir ortadan kaldırılmayıp, adeta çığ gibi büyüyen çöp yığınlarına bıraktı.

“Adalar İstanbul’un akciğeri,” “Adalar şehre en yakın cennet” gibi klişelere hiç aldanmayın. Adalar –ya da en azından benim yaşadığım ve gözlemleyebildiğim Büyükada– tüm bitki örtüsü pet şişeler, gazete kağıtları, naylon poşetler, ay çiçeği kabukları ve daha da beteri kurumuş çam yapraklarının dibine atılmış sigara izmaritleri ile kaplı korkunç bir çöplüğe dönüşmüş durumda.

Her akşam 7 sularında Nizam’daki evimden çıkıp kestirmeden Aşıklar Kahvesi’nin önüne tırmanıp, Lunapark’tan Büyük Tur Yolu’na saparak Viranbağ’a kadar ve geri yürüyorum. Manzara günün her saatinde nefes kesici; rüzgara göre renk değiştiren deniz, mis gibi çamlar, Heybeli ile Sivriada arasından batan kıpkırmızı güneş… Gerçekten o sözü edilen klişe kadar cennet. Ancak, cennet yerli ve yabancı halkın istilasi ile birlikte cehheneme dönüşüyor bir anda; bu sabah yine aynı yolu arşınlarken karşılaştığım bayram sonrası doğa katliamı karşısında kanım dondu. Bu kadar sık aralıklı ve kümeler halinde pet şişe sanırım ancak bir geri dönüşüm fabrikasında bir arada görülebilir. Eskibağ’dan Viranbağ’a doğru yürürken yolun sağ tarafı denize kadar inen çalılıklı yamaçlarla kaplıdır. Üşenmeyip saydım. Her dört adımda bir çalıların içine neredeyse topluca atılmış pet şişeler yığılmıştı. Yolun kernarında ise pet şişeler tıpkı Hansel ve Gretel’in yollarını kaybetmemeleri için serpiştirdikleri ekmek kırıntıları gibi düzenli bir sıra halinde kilometrelerce devam ediyordu. Yol kenarına sıralanmış şişleri bir yere kadar toplayabiliyorsunuz. Ama o çalılıların arasına girip de yamaçtan aşağıya fırlatılmış çöplere ulaşmaya imkan yok.

Buna karşılık, bütün yol boyunca yalnızca iki, bilemediniz üç çöp konteyneri var ki onlar da dolmuş, taşmış, bütün çöpler ve taşıdıkları sinekler yine yollara dökülmüş. Bir de ayıp örtermişcesine yolun bir kenarında kendi başına duran, besbelli kimsenin yüzüne bakmadığı bir “geri dönüşüm kutusu”; onun da plastik mi cam mı, ne dönüştürdüğü belli değil… Birisi çıkıp da “çöp tenekesi mi vardı da atmadık?” dese haksız değil. Canından bezmiş tek temizlik elemanı göstermelik olarak Lunapark meydanını süpürüyor. Onun dışında da etrafta ne bir çöp kamyonu, ne bir belediye görevlisi, ne de bir gönüllü var. Dün aynı yolu akşam saatlerinde yaparken gözümün içine baka baka elindeki pet şişeyi yol kenarına fırlatan 16 yaşındaki bir yeni yetmeyi kulağından çekerek yıllarca doğaya karışmayacak olan o plastik parçasını alıp çöpe atmaya zorladım. Bu görebildiğimiz, ulaşabildiğimiz. Ya diğerleri?

Bütün dünyanın çevre korumacılığı, çevre duyarlılığı diye yanıp tutuştuğu bir çağda Türkiye’nin sözde en gelişmiş şehrinin yine en “gözde” sayfiye yerlerinden birinde karşılaşılan bu manzara için kimi suçlamak gerekiyor? “Elimiz kolumuz bağlı” diye omuz silken, eminim tur yolunda bir “tur atıp” da bu içler acısı manzarayı gör(e)meyen Adalar Belediyesi’ni mi? Duyarlılığı ne hikmetse denizi aşıp da Adalar’a uzanmayan sivil toplum örgütlerini mi? Yoksa kül tablasını arabanın camından dışarıya, leşini kapsının önüne, piknik kalıntılarını bir ağacın altına boca etmeyi çöpe atmakla eş tutan, “e herkes atmışsa ben de atsam ne olur?” zihniyetindeki cahil, görgüsüz, duyarsız halkımızı mı?

Japonya’nın ünlü shinkansen trenlerinden inerken açılan her kompartman kapsının önünde 5 ayrı geri dönüşüm kutusu ve her kutu öbeğinin başında da halkın doğru “ayrıştrmayı” beceremeyeceğini varsayarak çöp kontrolörlüğü yapan çöp görevlileri gördüğüm zaman çok şaşırmış, “bu Japonlar artık titizlikte İsviçreliler’i de aşmışlar” diye düşünmüştüm. Elbette çöp tenekesinin bile bulunmadığı bir ülkede böylesine aşırı gelişmiş bir çöp gözetleme sistemi beklemiyoruz. Ancak, bu rezilliği ve doğa katliamını sınırlamanın da bir orta yolu vardır kuşkusuz… Ben şimdilik elime bir çöp poşeti alıp gücüm yettiği kadar pet şişeyi yoldan toplayarak kendimce bir katkıda bulunmaya çalışacağım. Geri kalanları kim(ler) telafi edecek?

Salt Büyükada Belediyesi değil, Büyükşehir ve Kartal Belediyeleri de haftasonu gelip çattı mı şehirden Adalar’a adeta çıkartma yapar gibi seferber ettikleri motor seferlerini düzenlemeden, Adalar’a imar izni çıkartma planları yapmadan, turistik tesis belgesi ile sahilleri katledip dipdibe villalar, ruhsatsız oteller dikmeden önce, şehrin nadir kalan bu sayfiye yerlerinden birinin daha sürekliliğini sağlamak için bir adım daha uzun vadeli düşünüp ona göre bir altyapı çalışması öngörebilseler, hem Adalar’ın yerlisi, hem de buraları hoyratça tüketen yabancısı için daha hayrılı olmaz mı?

Melis Seyhun Çalışlar

_____________________________

HaberX, 30.8.2012
ANKARA (ANKA)

http://www.haberx.com/2012_2013_av_sezonu_basliyor%2817,n,11070757,861%29.aspx

2012 -2013 av sezonu başlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2012-2013 av sezonunun 1 Eylül’de başlayacağını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ticari amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyen ve 2012-2016 yılları arasında geçerli olmak üzere hazırlanan Tebliğ’in, 1 Eylül’de yürürlüğe gireceği bildirildi.

-“BAZI BALIKLARIN ASGARİ AVLANABİLİR BOY UZUNLUKLARI İLE AVLANMA YASAK ZAMANLARINDA DEĞİŞİKLİK”-

Açıklamada, gırgır ve trol ağları ile avcılık faaliyetinde bulunan balıkçı gemileri için, 15 Nisan’da başlayan genel av yasağının, gırgır gemileri için 1 Eylül’de, trol gemileri için ise 15 Eylül’de sona ereceği belirtildi. Bu tarihlerden sonra avcılık faaliyetinde bulunulabileceği vurgulanan açıklamada, yeni Tebliğ’de getirilen bazı değişiklikler şöyle sıralandı:
“-Marmara Denizi’nde; İzmit körfezi, Adalar civarı ve Büyükçekmece koyunda bazı alanlar gırgır avcılığına kapatılarak balıkların yumurtlama ve üreme alanları ile koruma alanları oluşturulmaya çalışılmıştır.
-Marmara Denizi’nde kaçak trol avcılığının engellenmesi için, manyat ve algarna ile gece avcılık yapılması yasaklanmıştır.
-Akdeniz’de, 6 mil dışında, ton balıklarının (yazılı orkinos, tombik, tulina) avcılığına yıl boyunca müsaade edilmektedir. Göç balığı olan ton balıklarının avlanmasına imkan verilmek suretiyle ekonomiye kazandırılmasına ve balıkçılarımızın yıl boyunca av yapabilmelerine imkan tanınmaktadır.
-Güllük körfezinde ışıkla avcılığa kısıtlama getirilmiştir.
-Zonguldak ilinde trol avcılığına uygun olduğu belirlenen Alacaağzı burnu ile Tekke burnu arasında 3 mil olarak uygulanan avlanma yasağı 2 mile indirilmiştir.
-Akdeniz’de demir iskelet üzerine tel sarılmak suretiyle yapılan kafesle avcılık seçiciliği olmadığından yasaklanmıştır.
-Balık nesillerinin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için, bazı balıkların asgari avlanabilir boy uzunlukları ile avlanma yasak zamanlarında değişiklik yapılmış, kalkan 40 santimetreden 45 santimetreye, levrek 18 santimetreden 25 santimetreye, sinagrit 20 santimetreden 35 santimetreye, eşkina 25 santimetreye çıkartılmıştır.
-Kalkan balığında 1 Mayıs-30 Haziran olan yasak dönem; 15 Nisan-15 Haziran, dil balığında 15 Şubat-15 Mart olan yasak dönem; 1 Ocak-1 Şubat olarak değiştirilmiştir.
-Avcılık yolu ile elde edilen su ürünlerinin karaya çıkış noktalarından itibaren ilk satışının yapıldığı yere kadar naklinde Nakil Belgesi alınması zorunluluğu getirilmiştir. Menşe Belgesi düzenlenen ve 50 kilogramdan daha az miktardaki ürünler bu uygulamadan muaf tutulmuştur.”(ANKA)
(AYÇ/ORH)

_____________________________

From: HALUK DİRESKENELİ
Subject: Prinkipo / Buyukada
Date: August 31, 2012 12:10:16 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Değerli editör/ Değerli üyeler,

Adalara gelen herkes at dışkısından şikâyetçi çok kokuyormuş

Adalılar at pisliğinden rahatsız olmaz

Yağmur yağar at pisliği temizlenip yokuş aşağı gider denize karışır balıklar için biyolojik besin olur

At pisliğinden hoslanmıyorsanız Adalara gelmeyin gelmek zorunda değilsiniz, Bağdat Caddesi’nde eksoz gazı soluyun

Yürüyemiyorsanız Adalar’a gelmeyin burada sadece fayton var. Elektrikli araba yok ihtiyaç da yok, yürüyün

Belediye Gazinosu arkasında WC var, çok pis-temiz hiçbir yanı yok, 7 düvelin insanı geliyor, kapıda 1 TL almasını biliyorlar ama hizmet yok, temizlik hiç yok

İcerde lokantalarda tuvalet var ama hepsi tek ünite ve çogu çok pis

Eskinin nazik kibar eğitimli güzel insanları gitti yok oldu

Yerine günübirlik Arap çorap geldi

Onlar da çeşit çeşit

Hanımlarının başı açık en liberallerinden, sadece başörtülü olanlarına

En tutucu 1 erkek 4 çarşaflı kadınlarına kadar çeşit çeşit

Lokantada kadın garson ile bile Arap kadınların konuşması yasak

Arap erkeklerinin büyük çoğunluğu obez/ kadınlar çarşafa rağmen ince alımlı güzel, çarşaf üstüne şapka neye alamet??

Bir haftasonu AyaYorgi trakking yapalim- derim

Selem ve saygılar,

Haluk Direskeneli

_____________________________

From: SELİN AYGÜN
Subject: BÜYÜKADA’DAKİ A.K.D İSİMLİ DERNEĞİN A.G. İSİMLİ YEREL DERGİSİNİN Ö.K. İSİMLİ YAZARI İLE YAPILAN RÖPORTAJ NİTELİĞİNDEKİ YAZIŞMA.
Date: August 31, 2012 12:58:37 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BÜYÜKADA’DAKİ A.K.D İSİMLİ DERNEĞİN A.G. İSİMLİ YEREL DERGİSİNİN Ö.K. İSİMLİ YAZARI İLE YAPILAN RÖPORTAJ NİTELİĞİNDEKİ YAZIŞMA…

Sayın Sevil Selin Sezer Aygün
ADALAR POSTASI aracılığıyla gönderdiğiniz maili aldım. Yüksel Özcan ile yaptığımız röportajın bir kısmının şahsınızı konu aldığından bahisle bir tekzip yayınlatmak istediğinizi belirtmişsiniz. Bu konudaki cevaplarımız şöyledir:

1- Bahse konu röportajdaki sözler Yüksel Özcan’a ait olup, ormanlarımızdaki son gelişmeler gazetemiz aracılıyla Ada halkıyla paylaşılmıştır.

S.A : Y.Ö. isimli şahıs, tanımadığınız biri hakkında bir iddiada bulunduysa,karşı tarafın da görüşünü almak basın ahlakı gereğidir.Adalardaki son gelişmelerle şahsımın ne gibi bir ilgisi olabilir?Doğruluğunu araştırma gereği duymadan yazının altına imza atmak, gazeteciliğin hiç bir seviyesi ile bağdaşmaz.

2- İlgili röportajda sizin ve eşinizin isimleri açık olarak yazılmamıştır. Yüksel Özcan tarafından yapılan isim kodlamaları sizin gönderdiğiniz maile kadar tarafımızdan bilinmemekteydi.

S.A : İlgili yazıdan, derginizi takip eden bir arkadaşımın,tereddütsüz bizden bahsettiğinizi belirtmesi ve derginizi göstermesi ile haberdar oldum.İsim kodlanmış olsa da ,3. Şahıslarca da kimden bahsedildiğinin anlaşıldığının açık göstergesidir. Büyükada’daki A.K.D isimli derneğin A.G. isimli yerel dergisinin Ö.K. isimli yazarı ibaresi ne kadar açık ya da gizli olabiliyor sizce?

3- Yazıda adres ve tapu bilgileri yer almamaktadır.

S.A : “Tepeköy civarı Acemköşkü çıkmazı’ndan S.A” ibaresinde sadece kapı numarası eksik . Ormanlarla ilgili olduğunu iddia ettiğiniz röportajda, tapusu 60 yıldır ve halen bize ait olan evimizden ve ailemizden asılsız iddialar ile bahsediyor olmak hadsizliktir.

4- Röportajın üzerinden aylar geçmiş olup, güncelliğini yitirmiştir.

S.A : Röportaj her ne kadar ormanlarımızdaki son gelişmelermiş gibi lanse edilse de ,S.A. ve S.A.’yı asılsız iddialarla yermek için düzenlenmiştir.Y.Ö. tarafından bahsedilen dava bilgimiz dışında 2008 tarihinde usulsüzlükle açılmıştır (Mahkemelerce usulsüzlüğü belgelenmiştir) ve 2010 yılında orman idaresi tapumuza bu usulsüzlüğe dayanarak el koymaya çalışmıştır. Söz konusu karar 2011de Yargıtay’ca lehimize bozulmuş olup,Y.Ö. isimli şahsın bahsettiği zamanlarda da dava TEMYİZ EDİLEREK TAPUNUN TEKRAR TARAFIMIZA GEÇTİĞİ kararı alınmıştı. Ben de asılsız iddialara yer verilen aynı sayfada gerçekleri iletmek adına cevap hakkı talep ettim… Herkes tarafından kabul gören basın ahlak ve ilkeleri, aradan geçen zaman ne olursa olsun, altına imza atılmış olan asılsız haberin, doğrusu ile düzeltilerek yayımlanmasını gerektirir.

5- Yazının yayınlanmasının üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra tarafınızca tekrar gündeme getirilmesi ve isminizi açıklamak istemeniz tarafımızca anlaşılamamaktadır.

S.A : Tapumuz ile ilgili Yargıtay’ca lehimize verilen karar dışında, Y.Ö. ve diğer sorumlular hakkındaki şikayetlerimiz sebebiyle devam eden savcılık soruşturmaları sürecinde bu konular ile ilgili her hangi bir beyanda bulunmak istemedim sadece. İsmimi açıklamak ya da gizlemek gibi bir kaygı kesinlikle taşımamaktayım.

6- Gazete olarak kişileri ve kurumları aşağılamak,rencide etmek gibi bir niyetimiz olamaz.

S.A : Gazete olarak, ORTAYA ATTIĞI İDDİALARIN DOĞRULUĞU TEYİT EDİLEMEYEN BİRİNE de aracılık etmeseydiniz keşke.

7- Tekzip talebinizi direkt yasal yollardan göndermeyip, aracı kullanmanızın sebebi bizce anlaşılamamıştır.

S.A : Amacım, en azından şu an için, yasal bir yaptırım ya da ceza alabilmeniz değil, tarafımıza asılsız iddialarla saldırılmasına aracı olan gazeteniz ya da şahsınıza ait hatayı düzeltebilmenize fırsat tanımaktır. Basının objektif yayıncılığına inanan biri olarak , anlatacaklarımı dinlemek isteyeceğinizi (yayınlayıp yayınlamamak size kalmış ) düşündüm.Ama aynı zamanda da gerçeklerin açıklanmasına derginizde yer vermemeniz halinde ,başka bir platformda belgelenmiş olması amacıyla Adalar Postası’nın tarafsızlığını kullanmak istedim.

8- Tekzip ve cevap hakkı için yasal süre dolmuştur. Ayrıca tekzip talebizin yasal şartları içermediği de ortadadır.

S.A : Gerçeklerden korkmayınız bu kadar… Ben şu an için yasalardan ya da cezalardan değil, basın etik ve ahlakından bahsediyorum.
Y.Ö.nün anlattıkları röportajınızdaki ifadenizle size “çok enteresan” gelmişti. Konun aslının da ilginizi çekeceğini düşünmüştüm.
Yasal yol yerine,basın ahlakına güvenerek ,beni de dinlememiz gerektiğini bildirdim size.

Bütün bu sebeblerden dolayı talebinize olumlu cevap veremeyeceğimizi bildiririz.

S.A : Objektif olmaktan uzak yayıncılık anlayışınızı ve konu hakkında ADALAR POSTASI’nın tarafsız aracılığı ile ilgili doğru tercihimi bu vesile ile de kamu oyununa göstermiş olduğunuzu düşünüyor ve toplumca kabul edilebilir gazeteciliğin, KOPYALA / YAPIŞTIR’dan çok ötelerde olduğunu tekrar hatırlatıyorum.

Saygılarımla
Özer Kangür
ADA Gazetesi

Sevil Selin SEZER AYGÜN / Semih AYGÜN

_____________________________

Prinkipo’dan kimi kareler…

From: HALUK DİRESKENELİ
Subject: Prinkipo’nun gunu birlik Arap guzelleri
Date: August 31, 2012 1:15:38 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

* * *

From: HALUK DİRESKENELİ
Subject: Prinkipo ‘da Japonlar
Date: August 31, 2012 1:16:34 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

* * *

From: HALUK DİRESKENELİ
Subject: Prinkipo carsi
Date: August 31, 2012 1:17:21 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

* * *

From: HALUK DİRESKENELİ
Subject: Prinkopo’da gunubirlikci istilasi
Date: August 31, 2012 1:21:17 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

_____________________________

From: HALUK DİRESKENELİ

Subject: Adali yazarlar- Prinkipo
Date: August 31, 2012 4:26:29 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Davetli yazarlar arasında Orhan Pamuk yok, neden??

Değerli üyeler,

Bugün Büyükada halk kütüphanesinde Adalar Belediyesi’nin düzenlediği Adalı yazarlar etkinligi var.

Prinkipo/ Büyükada için yazdığım 4-5 makaleyi birleştirsem bir kitap olur, belki ilerde ben de katılabilirim,

Davetli yazarlar arasında Orhan Pamuk yok, neden??

Orhan Pamuk, 3 yıldır Adalı, bütün yaz Maden’de yalı dairesinde oturuyor.

Kitaplarını beğenirsiniz beğenmezsiniz, Nobel kazanmış kaç tane Türk tanıyorsunuz???

Selam ve saygılar,

Haluk Direskeneli

_____________________________

From: MÜRSEL POLAT
Subject: [Adalar Kent Konseyi] Yeni fotoğraf
Date: August 31, 2012 4:52:41 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

_____________________________

From: HASAN CEVAD ÖZDİL

Subject: Heybeliada Mahalle Kültürü
Date: September 3, 2012 11:07:38 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ARKA GÜVERTE’DEN DUYURU:
Heybeliada Gezileri 2,

Heybeliada Mahalle Kültürü:

“Heybeliadalı Hüseyin Eti, H. Cevad Özdil ve F. Safvet Özdil yaşadıkları Lozan Zaferi mahallesindeki 1960-1980 yıllarındaki kişisel hayatlarını anlatırken sosyal hayata da dokunuşlarda bulunacaklar.”

Tarih: 8.Eylül.2012 Cumartesi, saat: 11.00-13.00

Toplanma yeri: Heybeliada İtfaiyesi karşısı

_____________________________

From: SELİN AYGÜN
Subject: eskilerden
Date: September 4, 2012 9:54:41 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Eskilerden…

Yine eskilerden bir resim. Küçük bebek kuzenim… Bebeğin yaşından tahminle 1956 yılına ait bir fotoğraf.

Bu fotoğrafta solda ayakta duran dedem İbrahim Atalay, yanındaki teyzem Melek (Atalay) Aydın. Solda çömelmiş olan annem Gönül (Atalay) Sezer, onun yanında kucağında bebekle duran anneannem Leman Atalay, bebek de kuzenim Meray (Aydın) Keser…Diğer kişiler de komşularımız.

Solda gözüken ev, yıllar içinde bahçesi dedem tarafından ağaçlar dikilerek yeşillendirildikten sonra, Orman İdaresi’nce ormandan daha yeşil olduğu için cazip görülerek tapusu elimizden alınmak istenen dedemin evi……………………………

_____________________________

İstanbul Yüzleri

İstanbul Yüzleri
İzlenim yazıları
Ayşe Tatlıcı
144 sayfa

* * *

O, eski zengin Rum mahallesindeki babadan kalma evinde tek başına yaşayan, hayatını adadığı kedi ve köpekleriyle adanın en yaşlı Rum balıkçısı olan Konstantin Kaçuroğlu, enerjisiyle herkese ders veriyor.

Adalı olan birini ilk görüşte tanırsınız. Adalı olması için gözlerinin deniz mavisi olması şart değildir. Ama benim anlatacağım hikâye de adamın gözleri deniz mavisi. Adalıların çoğu garip ve duygusuz bir kibre sahiptir. Ama benim anlatacağım adamın mütevazı kibri sahici. Kahvede bir çay ısmarlamaya kalkarsanız, asla kabul etmez. Sohbet etmeye kalksanız kendi aklından geçenleri söyler ve yoluna devam eder.

Amcanın yüzünde her birisinin ayrı hikâyesi olan kırışıklıklar insanı korkutmak ya da ürkütmek yerine yani yaşlılığın simgesi olmak yerine yaşanmışlığın kalıntıları gibi göz alıcı bir şekilde insanın dikkatini çekiyor. O kadar uzun senelerdir denizle haşır neşir ki yanına gittiğinizde denizden ne kadar uzak olursanız olun denizin kokusunu duyabildiğinizi söyleyebilirim.

_____________________________

Zaman, 4.9.2012
Burak Çan– İstanbul

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1340860#.UEdXE2D_J65.twitter

Büyükada’da atlar ölüme terk ediliyor

İstanbul Büyükada’da hizmet veren faytonlar, ada ziyaretçilerine nostalji yaşatsa da, faytonlarda kullanılan atların içler acısı hali görenlerin tepkisini çekiyor.

Son olarak adanın en ünlü gezi yolu ve plajının bulunduğu bölgede ölü bir atı kargaların yemesi ve bitkin halde bir diğer atın da ölüme terk edilmesi görenleri şoke etti. Faytonlarla bölgeden geçen yerli ve yabancı turistlerin gördüklerine inanamadıkları manzaranın benzerlerinin her gün adanın çeşitli yerlerinde görüldüğü öğrenildi.

[…]

Yazının devamını okumak için tıklayınız!

_____________________________

Burgazadası’nda ağaç mezarlığı…

Twitter, 4.9.2012 8:36
derya korkmaz
@deryakorkmz
@ADALARPOSTASI burgazada da ağaçlar kesilerek mezarlık yapılmaya çalışılıyor. ada halkı imza kamp başlattı..duyuralım lütfen

* * *

Twitter, 4.9.2012 17:28
Güvenç Dağüstün
‏@guvencdagustun

İBB Mezarlıklar Müdürlüğü Burgazada’nın kalan tek ormanlık alanını katledip mezarlık yapmayı planlıyor. Yaptırmayacağız!

_____________________________

From: MUHSİN DURUCAN
Subject: Yazı…
Date: September 5, 2012 1:41:50 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Yazımı bir köşede yayımlayıp beni de bilgilendirirseniz sevinirim.
Esenlik dileklerimle.

Muhsin DURUCAN

* * *

CANCA

Muhsin DURUCAN

El-mek : muhsindurucan@homail.com

SOFİA

“En tatlı şarkılar, en acı duyguları dile getirenlerdir.”
Shelley

Kimi yapıtlar, okunması sonrasında bireyin belleğinde derin izler bırakır. Ya da sizi etkileyen dizeleri, belleğinizden yıllarca silip atamazsınız. Ahengi ve yapısı hoş gelir ya da onu empatik bulursunuz. Bayağı etkilenirsiniz. Günümüzde ‘hit’ (gözde) olarak nitelendirilir. Böyle derin anlam içeren şiirler, film konusu olabileceği yanında yaşamın tadı ve tuzudur da…

Bayram tatilinde raftaki kitaplarıma göz gezdirirken birisi ilgimi çekti. Elime takıldı ve kucağıma düştü. Sayfaları açıldı bir bir… Evet, ‘Güneşi solumak’… Cemil Cahit Farsakoğlu’nun şiir kitabı… Mersin ziyaretimde 03.08.1998 tarihinde adıma imzaladı. Şairiyle Orduevi’nde buluşup uzun uzun söyleştik.

Yapıttaki tüm şiirleri etkileyici buldum. Hele birisi… Hele birisi… Öğretmen okulu yıllarımızda dillerden düşmedi. Düzenlenen şiir günlerinde kesinkes o okundu. Tuttuğumuz şiir defterlerlerimizde o yerini aldı. Adını mı sordunuz? Elbette çağdaşlar bilecektir. Adı: Sofia

Sıcak bir günde, serin ortamda akşam karanlığında denizin dalgalarını izlerken ilgimi çeken yaşanmışlığın ilginç öyküsünü şairinin dilinden soluksuz dinledim. Bir yılda 34 bin çiftin ayrıldığı ülkemizde böyle aşklar kaldı mı diyebilirsiniz. Şimdi de Farsakoğlu’nun o özgün ve dünün hit olan şiirini birlikte okuyalım:

Sofia

Her tren gelişinde istasyona gel, demiştin
Trenlerden önce geldim Sofia,
Yaz kış, yağmur kar, demedim yetiştim
Pabucumun tabanları açıldı,
Bir aşk için çekilir mi bu ya?

Her zaman aynı yerde demirliyordum,
İnenleri, binenleri saydım birer birer Sofia
Emin ol senden güzelleri de vardı,
Ama ben seni seviyordum,
İnsan bu kadar bekletilir mi ya?

Bir kız vardı danışma bürosunda saçları uzun,
Sana benzer bir yeri yoktu bu kızın Sofia,
Bakışı, gülüşü, işvesi, nazı vardı senden âlâ
Bilemezsin sen, neleri vardı o domuzun
Ama bunlar sana denir mi ya?

Makas başlarında her gece yeşil fenerler yanardı,
Gözlerini hatırlardım hemen Sofia,
Günde beş yolcu treni gelirdi bu istasyona,
Gözlerim pencerede seni arardı,
Birinde gelmedin, bari birinde gelseydin ya…

İlk beklediğim gün giydiğim elbisem soldu,
Düğmeleri döküldü birer birer Sofia,
Belki gelince beni tanıyamazsın,
Ne olduysa gençliğimle bana oldu,
Birini daha bulursun sen, olur ya…

Yıllardan sonra ümit etmediğim bir trenden indin,
Valizini ben taşıdım Sofia,
El açtım etmek parası için sana,
Dün Roma’da elimi öpen sendin,
Beni unuttun, insan aşkını unutur mu ya?

_____________________________

From: HOVSEP ÖZACAR
Subject: [ADALAR EMİTT FUARINDA] Yeni fotoğraf
Date: September 5, 2012 4:27:16 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com


Responses

  1. […] YAVUZ Subject: Re: ADALAR POSTASI-2702: adalar postası hakkında suç uydurusu!… —> https://adalarpostasi.wordpress.com/2012/09/05/2702 Date: September 5, 2012 6:59:42 PM GMT+03:00 To: […]


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: