Gönderen: adalarpostasi | 29 Haziran 2012

ADALAR POSTASI-2700: haziran hazır!…

 

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:
 
14 Şubat 1917 Çarşamba günlü, Merkezi Büyükada’da olmak üzere Ziprinkipo yat kulüp Company Limited adlı İngiliz Şirketi’nin Büyükada Yat Kulübü Osmanlı Anonim Şirketi adına ifrağına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:
Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, 9.6..2012. 
 
* * *
 
ADALAR’da HAVA DURUMU:
 
29 Haziran 2012 Cuma
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
20/29ºC
%52-76nem
Poyraz, KD 25km/sa
Gündoğuşu 05:35… Günbatışı 20:39…
 
 
* * *

Cicely Mary Barker, The Lavender Fairy.
 
 
__________________________________________
1- Büyükada Hotel Calypso‘nun sahibi Ulyyse Terzacopoulo’nun Osmanlı Bankası’ndaki hesabı…

2- Adalar Belediyesi: “Erenköy İlköğretim Okulu tarafından 2010-2012 yılları arasında yürütülen; Türkiye-Polonya-İtalya ortaklı Comenius Projesi kapsamında 45 öğrenci ve öğretmen, Adaları ziyaret etti…”

3- Statis Arvanitis: “Büyükadalı Elena Darmis, 30 Mayıs 2012 Çarşamba günü Atina’ya gelerek; yazdığı üç kitabın sunumunu yaptı…”

4- Tolga Tanış: “Büyükada’nın kızılçamlarını pamukçuk biti tehdit ediyor. Bu böceği araştırmak için gelen Orman Bakanlığı mühendisleri ise yazdıkları raporda at ve eşeğin bitkilere zarar verdiğini, bunların Adalar’dan çıkarılıp elektrikli tramvay kurulması gerektiğini söylediler!…”

5- Heybeliada sakinlerinden Ömer Lütfi Eti‘nin ardından…6- Ebru Gümüş: “Yazın gelmesiyle birlikte Adalar’ın vapur, motor ve deniz otobüsü tarifeleri güncellenmiştir…”7- Oya İslimyeli: “1960 Büyükada sahili. Varın, günümüzle 7 farkı sizler bulun!…”8- Deniz Toprak: “Ambulans bu, AMBULANS!!! Hele ki Adalar’da. O saatte bir ‘can’ kurtarmanın başka yolunun neredeyse olmadığı Adalar’da… Yakışmadı… Yumurta işi bence devede kulak!…”

9- Adalar Belediyesi: “İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik son zamanlarda yaşanan fayton sorunlarıyla ilgili incelemelerde bulunmak amacıyla 30 Mayıs Çarşamba günü Büyükada’ya geldi…”

10- Irvin Ce­mil Schick: “Aslında pek rahatsız edici olmayan ve şefkat dolu olan İstanbul’un efsa­nevi köpekleri, polisin aldığı yeni bir tedbirle Marmara Denizi’ndeki Oxias isimli küçük bir adaya sürüldüler…”

11- Murat Belge: “Sular yükseldikçe adalar ortaya çıkıyor. Yükselme devam ettikçe adalar ‘adacık’ oluyor. Süreç kesilmiyor, adalar teker teker kayboluyor. Tıpkı ‘İstanbul’lu, ‘ada’lı Niko ve Yosif gibi. Artık onlar da yok. Benim için Heybeli, Türkiye için bir devir kapandı…”

12- Ebru Gümüş: “İskele fakirliği içerisindeki Büyükadamıza bu yeni yerin hayırlı uğurlu olmasını dileriz…”

13- Avni Kurtuldu: ” [Seferoğlu] İnşaat bittikten sonra yapılacak peyzaj çalışmalarıyla kanatlar kamufle edilecek, sahildeki dev otelin önüne ağaçlar dikilecek, sarmaşıklar sardırılacak hatta binanın çatısı da çimlendirilecekmiş. Bu açıklama, yapılacak bu tesisin kamufle edilmeye ve saklanmaya ihtiyacı olduğunun itirafıdır!…”

14- Aslı Yalap: “Heybeliada Gönüllüleri Horon Festivali, bugün (3 Haziran) saat 16:00’da Heybeliada İskelesi’nde başlayıp, saat 21:00’da bitmiştir…”

15- Aslı Yalap: “Artık Adalı bir veterinerimiz var!…”

16- Adalar Belediyesi: “31 Mayıs 2012 günü saat 22:00 sıralarında Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’na Maltepe İskelesi’nde Adalar Belediyesi’ne ait deniz taşıtında yapılan saldırıyla ilgili haberlerde yer alan yanlış bilgilendirmelerle ilgili olarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlamak üzere, aşağıdaki açıklamaların yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur…”

17- Murat Başbay: “Adalar, Bizans döneminde ihanet edenlerin, suçluların sürgün yeri olarak kullanılıyordu. Adalar’ın sürgün yeri olarak kullanılması Osmanlılar döneminde de sürdü. Şimdi görüyorum ki o sürgünlerle gelen hainlerin torunları maşallah bugün dedelerini aratmıyorlar…”

18- Deniz Toprak: “Çıkarın at gözlüklerini… Seferoğlu, Büyükada için büyük bir şanstır!…”

19- İpek Thevenon: “Heybeliada Sözlü Tarih Atölyesi…”

20- Yalova-Adalar seferleri hafta sonlarında yoğunluk yaşanıyor. Adaları kelimenin tam anlamıyla yeniden keşfetmeye başlayan Yalova’lıların her geçen gün ada seferlerine ilgisi artıyor…

21- PAGEV’in özel ağları, balık değil atık avlayacak…

22- Sedef Adası’ndaki bir davetten gece yarısı marinaya dönerken Büyükada Kurşunburnu mevkiinde kayalıklara çarparak batan ve Antalyalı meşrubat kralı Mustafa Söylemez’in ölümüne neden olan tekne dün sualtından çıkarılarak yüzdürüldü…

23- Aslı Yalap: “Arkadaşlar en kısa zamanda Mavi Marmara Motor Tarifesi’ndeki ‘Büyükada üzerinden git, Büyükada üzerinden gel’ politikası için toplantı yapalım…”

24- Deniz Toprak: “Günün fıkrası: Sahillere ‘dolgu’ kolaylığı geliyor…”
25- DHL Global Forwarding Türkiye çalışanları, 2008 yılında Asya Pasifik’te başlatılan ve tüm dünyada hızla yankı bulan ‘Global Gönüllüler Günü’ kapsamında Dünya Çevre Günü’nde Büyükada kıyılarında çevre eğitimi ve sahil temizliği…26- Çevreye Duyarlı Adalar Halkı: “Adalar’daki kaçaklara göz yumanlara, halka sormadan Seferoğlu Korusu’nun talan edilmesine izin verenlere karşı demokratik protesto hakkımızı kullanmak üzere 30 Haziran 2012 Cumartesi günü saat 18:00’da Büyükada motor iskelesi önünde buluşuyoruz. Rant uğruna doğayı tahrip edenleri 2B affetse bile bizler affetmeyeceğiz!…”
27- Adalar Belediyesi’nden ne haber? Adalar’da ağlar temiz deniz için atıldı… Waldorf Eğitim Pedagojisi… Michael Tchernega Resim Akademisi… Burgazadası yaza musıkiyle girdi…
28- Selin Sezer Aygün: “Bütün bu yaşananlardan sonra annemin tapusu, tapu kayıtlarına da annemin adına işlendi. Sevgili Adalılar, benim durumumda olan, mücadele gücü olan/olmayan diğer 349 kişi —dergideki yazıda Yüksel Özcan’ın beyanına göre 350 kişiyle bu şekilde davası olmuş— ileride hukuksuzlukla karşılaşabilecek olanlar vs vs… ‘ama bir çift var ki bir türlü kabullenemediler,’ deseler de her türlü tacize maruz kalsanız da Hak’ka olan inancınızdan vazgeçmeyin…”
29- Deniz Toprak: “Heybeliada Rum İlkokulu, Heybeliada Uluslararası Müzik Araştırma Merkezi oluyormuş! Bravo, ama…”30- Serap Uzunlar: “Thaumetopea pityocampa’lar ile Calosoma sycophanta’lar birbirlerini ağırlar!…”

31- Selin Sezer: “Susuz sokak hayvanları için her sokağa bir su kabı…”

32- Statis Arvanitis: “Büyükadalı Marika Damato, 8 Haziran 2012 Cuma günü Atina’da vefat etmiştir. Cenaze merasimi 12 Haziran 2012 Salı günü Atina’da Paleo Faliro Mezarlığı Kilisesi’nde yapılacaktır…”

33- Sina Şen: “Mavi Marmara Kooperatifi’nin Bostancı-Adalar güncel yaz tarifesi 09.06.2012 tarihinde hayata geçmiştir. Bu tarih itibarıyla…”

34- Naci Görür: “Marmara Denizi’nde kırılması beklenen fay Tekirdağ açıkları (Tekirdağ Çukurluğu) ile Silivri açıkları (Orta Marmara Çukurluğu) arasında değil, Silivri açıkları (Orta Marmara Çukurluğu) ile Adalar arasındaki 70 kilometre uzunluğundaki fay. Büyük depremi biz burada bekliyoruz. Ana fay çatırdıyor. Bu ana fay üzerindeki çatırdamalar bölgenin gerilmekte olduğunu bize gösteriyor…”

35- Şenay Aydemir: “Reha Erdem, 23 yıl sonra ilk filmi ‘A Ay’ı çektiği Büyükada’ya yeniden döndü. Şu sıralarda çekimleri devam eden ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’da deprem tehlikesi nedeniyle boşalan bir adada kalan insanların hikâyesini anlatıyor…”

36- Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit, Değirmendere, Karamürsel ve Darıca’dan, Büyükada’ya yapılacak vapur seferlerini 10 Haziran Pazar günü başlatacak…

37- İstanbul Birinci Amatör Küme’de mücadele eden Öz Alibeyköyspor’un futbolcusu Sergen Çavdar, Kınalıada’da boğularak hayatını kaybetti…

38- Adalar Müzesi: “İlk Heybeliada sergilerimize davetlisiniz 17 Haziran 2012 Halki’den yansımalar… Marmara’da hayat var, şimdilik…”

39- Aslı Yalap: “Çamlimanı Kızılay Kampı’nda çalışmak isteyen?…”

40- Aslı Yalap: “Kilise ile Osman Bakkal arasında kalan esk İmralı Aralığı yeni Bulut Sokağı’nı, sanat sokağı yapmak için çalışıyoruz…”

41- Murat Başbay: “Dün bir dostumun düğününe katıldıktan sonra Kabataş’tan kalkan 22:45 Adalar vapuruna bindim. Gördüğüm manzara gerçekten korkunçtu…”

42- Çiğdem Ünal Keşkekçi: “Mehmet Bölük anısına…”

43- Ebru Güneş: “Büyükada kumsal’da çimlere basmak yasakmış! Bundan rahatsız olan bir kişi bile yok mu?…”

44- Büyükada’da Cadı günü…

45- Adalar Belediyesi: “Dünya, tekrarı ancak 105 yıl sonra gözlemlenecek bir doğa olayına 6 Haziran Çarşamba günü şahit oldu. Venüs gezegeni, Dünya ile Güneş arasından geçti. Venüs gezegenin geçişini izlemek için Büyükada’ya gelen Özel Küçükyalı Tekden Koleji öğrencileri ve öğretmenleri Büyükada Limanı’nda gözlem yeri oluşturdular…”

46- İstanbul Adalar MEM Heybeliada İlköğretim Okulu’nda, Bakanlığın yasaklamasına rağmen otelde 3 gün üst üste mezuniyet gecesi yapıldı ve bir öğretmen öyle sözler sarfetti ki salon birbirine girdi. İşte skandallar zinciri olayın ayrıntıları…

47- Emine Çiğdem Tugay: “Yakinen tanımak şansına sahip olduğumuz sevgili dostumuz Ferdinand Schirza…”

48- Heybeliada’daki yangın kontrol altında!…

49- Hasan Cevad Özdil: “Yok piknikçiler yakmış da, yok sigara atmışlar da falan filan. Yangın her zaman ve farklı nedenlerle çıkabilir. Senin önleme teşkilatın var mı, ondan haber ver…”

50- Cem Yenigül: “Yazık! Hiçbiri yok tabii!…”

51- Murat Başbay: “Yangın yerine meşhur Orman İşletmesi’nin arazözü gelmişti. Peki ne oldu dersiniz? Arazöz arızalı çıktı. Eğer arazöz çalışmış olsa yangın yolun üst tarafına sıçramayacaktı…”

52- Turgut Kuli: “Artık o yeşilin maviyle birleştiği görüntüler yok. Bundan önceki yangının berbat görüntüleri 35 yılda ancak silinebilmişti hafızalardan. Kendini bilmezler yüzünden…”

53- Tunç Üner: “Heybeliada orman yangini fotoları…”

54- Halki Summit on Global Responsibility & Environmental Sustainability…

55-  Aslı Yalap: “Yapılan toplantıda 18-19 Haziran Pazartesi ve Salı günü Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan Bey’in ve ekibinin tespit çalışmasından sonra belirlenecek gün ve saatte tüm Adalı gençlerimizin ve vatandaşlarımızın katılacağı Ağaç Dikme Kampanyası başlayacaktır…”

56- Deniz Toprak: “Odunu lifli olup çok esnek ve dayanıklıdır. Baston ve sopa yapımında kullanılır…”

57- Adalar Müzesi: “Lefter… biz bu memleketi seninle sevdik sergi davetiyesi…”

58- Avni Kurtuldu: “Biz bu memleketi kişiye endeksli sevmedik. Lefter attığı güzel gollerle hayatımıza ve sevgimize renk katmıştır ancak biz bu memleketi Lefter’den önce de çok sevmiştik Lefter’den sonra da çok seveceğiz. Lefter’i de sevmeye devam edeceğiz…”

59- Ali Fuat Tolga: “Adalar Kent Konseyi başkanı olarak açılışına davet ettiğiniz Adalı ve Fenerbahçeli Lefter sergisine aşağıdaki nedenlerle katılmayacağım. Şöyleki…”

60- Heybeliada’daki Adalar Müzesi’nde denizlerin kirlenmesi ve deniz canlılarının türlerinin yok olmasına dikkat çekmek için hazırlanan ‘Marmara’da hayat var, şimdilik’ adlı fotoğraf ve video sergisi başladı…
61- Selin Aygün: “Basındaki yeni Heybeli yangın haberleri…”
62- Deniz Toprak: “Hadi tut ki sabotaj olsun. Aldığın tedbir var mı bugüne kadar? Ya da tüm hazırlıkların tamdı da söndüremedin yerin mi dar?…”
63- İpek Thevenon: “Ciğerimiz tekrar tekrar yanmasın diye taleplerimizi bir basın açıklamasıyla dile getireceğiz. Gerekli yerlere dilekçeler verip takip edeceğiz…”
 

64- Birgül Taştan Meriç: “21 Haziran 2012’de Heybeliada’da Waldorf Pedagojisi semineri…”

65- Adalar Kültür Derneği: “Meral Kanık’la resim atölyesi başlıyor…”

66- Murat Başbay: “Anlayış farkı…”

67- Murat Başbay: “Burası Heybeliada temizlik imandan geliyor ama temizlikçiler bir türlü gelmiyorlar!…”

68- Adil Demirçubuk: “Sutopunun suyunu çıkardık…”

69- Çevreye Duyarlı Adalar Halkı: “Adalar’daki kaçaklara göz yumanlara, halka sormadan Seferoğlu korusunun talan edilmesine izin verenlere karşı demokratik protesto hakkımızı kullanmak üzere 30 Haziran 2012 Cumartesi saat 18:00’da Büyükada motor iskelesi önünde buluşuyoruz…”

70- İstanbul Adalar İlçesi Sakinleri: “Heybeliada yangın yeri buluşması…”

71- Heybeliada bir zamanlar böyleydi…

72- Adalar ve 2B…

73- Ali Cemal Kimverdi: “Adalar’a spor tesisi bir başka bahara kaldı…”

74- Ender Eren: “Uluslararası Yeşil-Kızıl Alternatifler ilk buluşması 5 Temmuz’da başlıyor!..”

75- Yüce Yöney: “Lefter, Büyükada’dan seslendi…”

76- TKP‘den Adalar açıklaması…

77- Nesrullah Sonay: “Kınalıada’da tekrar inşa edilmesi iddiasıyla 1960’ta söküldükten sonra kaybolan Merzifonlu Camii’nin minberi yıllar sonra bulundu…”

78- Kartal Belediyesi’nin Büyükada’daki sosyal tesisleri ve mesire alanı yaz sezonunu açtı…

79- Tilda Levi: “Büyükada’da yaşlılara ulaşım umudu…”

80- Aslı Yalap: “Heybeliada sakinlerinden Ali Rüştü GÖNEL vefat etmiştir. Cenazesi…”

81- Ö. Faruk Berksan: “Mehtap Faslı duyurusu ektedir. Duyurursanız mutlu oluruz…”

82- Heybeliada orman yangını, her orman yangınında olduğu gibi, soruları ve kuşkuları beraberinde getirdi.

83- Av. Nilgün Hanım‘ın resim sergisi Büyükada Anadolu Klübü’nde 25 Haziran’da başlayıp 1 Temmuz Pazar gününe kadar devam edecektir. Tüm Adalılar davetlidir. 

84- Kuşlar Âlemi‘nden…

85- Yüzler Defteri‘nden…

)O(

Haziran
hazır!…

Nerede kalmıştık?
Türlü hengamede biriktikçe biriken mektupları hale yola koyup 
ADALAR POSTASI’nı sefere çıkartmak ne yazık ki bir türlü nasip olmadı bugüne değin!
Geç de olsa cümlesi kronolojik olarak sıralı bir biçimde huzurlarınızda anca şimdi!
Gecikmeden dolayı cümle okur/yazarlardan affola!
)O(
_____________________________________________

Büyükada Hotel Calypso’nun sahibi
Ulyyse Terzacopoulo’nun
Osmanlı Bankası’ndaki hesabı…

Hotel Calypso/Büyükada
Hotel Calypso
U.E.&G. Terzacopoulo
kaşeli bir Büyükada kartpostalı
Ulyyse Terzacopoulo / Hotel Calypso, Prinkipo
Osmanlı Bankası Arşivi
_____________________________________________

Adalar Belediyesi, 22.5.2012

COMENİUS PROJESİ KAPSAMINDA
45 ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN
ADALARI ZİYARET ETTİ 

Erenköy İlköğretim Okulu tarafından 2010-2012 yılları arasında yürütülen; Türkiye-Polonya-İtalya ortaklı Comenius Projesi kapsamında 45 öğrenci ve öğretmen, Adaları ziyaret etti.
“Okul Eğitimi” alanında Avrupa ülkeleriyle işbirliği yaparak, eğitimde kaliteyi artırmak ve kültürel diyaloğu sağlayarak dil öğrenimini kolaylaştırmayı amaçlayan proje Milli Eğitim Bakanlığı ortaklığı ve Avrupa Birliği finansörlüğünde gerçekleştiriliyor.
Projenin “Kapanış Kültür Turu” kapsamında, 22 Mayıs Salı günü Adalara gelen grup, önce Adalar Belediyesi’ni ziyaret etti. Belediye Meclis Salonu’nda öğrenci ve öğretmenlere Adaları tanıtan bir sunum ve bilgilendirme toplantısını yapıldı. Daha sonra Adalar’ın tarihi ve turistik mekânlarını gezen öğrenci ve öğretmenler; “Böyle uluslararası bir etkinliğin kültür turunda Adalar’da olmaktan ve Belediye’nin misafirperverliğinden duydukları memnuniyeti,” ifade ederek, Adalar’dan ayrıldı.
 
_____________________________________________
From: STATHİS ARVANİTİS
Subject:
Date: May 30, 2012 10:56:18 PM GMT+03:00

Büyükadalı Elena Darmis…

Büyükadalı Elena Darmis, 30 Mayıs 2012 Çarşamba günü Atina’ya gelerek; yazdığı üç kitabın sunumunu yaptı. Atina’daki Büyükadalılar Derneği salonunda düzenlenen törende Atina’daki Türkiye Başkonsolosu Bayan Nurdan Altuntaş, Konsolos yardımcısı Sualp Erdoğan ve Atina’da yaşayan meşhur İzmirli şarkıcı Fide yanı sıra Büyükada İskelesi çıkışındaki kitapçının sahibesi Vaso Iksida ve arkadaşı Fili de katıldılar.
Büyükadalı Elena Darmis son senelerde artık İstanbul’da yaşamaya başladı ancak Büyükada’da aslen ailesinin mülkiyetindeki ev, Saat Kulesi Meydanı’nı bahçelerinin arkasında, Tam İş Bakası’nın karşısındaydı.
Atina’dan Statis Arvanitis
____________________________________________
From: DENİZ TOPRAK
Subject: Bak sen şu eşeklere !!!
Date: May 31, 2012 3:24:33 PM GMT+03:00

Bak sen şu eşeklere !!!

Gerçekten bu eşekleri Ada’dan çıkarmak, bir daha da sokmamak icap ediyor!…
* * *

Hürriyet- İstanbul, 10.8.2000
Tolga Tanış

 
Ada’da pamukçuk tartışması… 
Büyükada’nın kızılçamlarını pamukçuk biti tehdit ediyor. Bu böceği araştırmak için gelen Orman Bakanlığı mühendisleri ise yazdıkları raporda at ve eşeğin bitkilere zarar verdiğini, bunların Adalar’dan çıkarılıp elektrikli tramvay kurulması gerektiğini söylediler!
Büyükada’nın ünlü kızılçamları, pamukçuk biti de denilen ‘‘Marschalina hellenica’’ adlı böcek salgını yüzünden her geçen çürüyor.
Yaklaşık beş senedir, Büyükada’daki kızılçamlara musallat olan böcek, ağaçların gövdelerinden başlayarak, dallarına kadar yayılıyor ve ağacın yüzeyini balmumunu andıran beyaz bir maddeyle örtüyor.
Ağaçların özsuyunu emerek hayatta kalan bu böcekler yüzünden, ağaçların yeterli gıda alamayan bölümleri çürüyor. Böcek ağacın gövdesi üzerinde yayıldıkça, çürüyen bölümler de çoğalıyor ve ağaç bir süre tamemen ölüyor.
Tartışmalı böcek
Pamukçuk biti botanik bilimciler arasında tartışmaya neden olan bir böcek. Bazı tarımcılara göre aslında bu böceğin ağaçlara bir zararı yok. Hatta pamukçuk bitinin ağacın özsuyundan işine yarayan bölümü alıp, gerisini atmasıyla oluşan atıkların arıların bal yapmasını sağladığını savunarak, bu hayvanın yararlı olduğunu iddia edenler bile var.
Ancak botanik biliminde son gelinen noktada, bu böceğin ağaçları öldürdüğü ve tespit edildiğinde mutlaka müdahale edilmesi gereken zararlı bir böcek olduğu konusunda sağlanmış bir mutabakat var.
Papazlar getirmiş 
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Koruma ve Entomolojisi Anabilimdalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğrul Mol, şunları anlatıyor:
“Pamukçuk bitinin Adalar’a çok eski yıllarda papazlar tarafından getirildiği tahmin ediliyor. Bu hayvanın özelliği çamlardan, ağacın kendisi için hazırladığı özsuyunu emmesi. Özsuyunun içinden gerekeni alıyor ve fazlasını vücudunun dışına atıyor. Arılar da bundan bal yapıyor. Ziraatçılar bunun ağaçlara zarar vermeğini iddia etseler de çok fazla çoğaldığı zaman ağacı zayıf düşürerek başka böcekler için zemin oluşturuyor.’’
Bundan daha ilginç bir tartışma, üç Orman İşletmesi mühendisinin Adalar’ın güzelleşmesi için çalışan Ada Dostları Derneği adlı örgütün başvurusu üzerine, pamukçuk biti salgınına uğramış kızılçamlarda yaptığı incelemenin ardından hazırladığı raporda ortaya çıktı.
At ve eşekler dışarı 
Üç orman mühendisinin 23 Mayıs 2000’de hazırladığı raporda, pamukçuk biti kızılçamların doğal ömrünün bir parçası gibi gösteriliyor.
Ayrıca Ada’da yüzyıllardır beraber yaşadığı bilinen at ve eşekler ile bitki örtüsü arasındaki dengenin de, hayvanlardan yana bozulduğu için, bitki örtüsünün korunabilmesi için hayvanların Adalar’ın dışına çıkarılması öneriliyor.
Pamukçuk bitini incelemek üzere Büyükada’ya gelen orman mühendislerine göre at ve eşekler Ada dışına çıkarılmalı ve Adalar’daki ulaşım elektrikli tramvay veya troleybüs gibi çağdaş araçlarla sağlanmalı.
Hayvan-bitki dengesi 
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aytekin Ertaş, at ve eşeklerin ağaçlara zarar verdiği iddiasıyla ilgili olarak şunları söylüyor:
“Belli ölçüde haklı olabilirler. Eğer hayvanlar tüm alanda dolaşıyorsa özellikle yağışlı dönemde yumuşak toprağı ezerler. Yeni fidanları yiyip, ormanın büyümesine engel olabilirler. Ancak doğada belli bir denge vardır. Şimdiye kadar bitki örtüsü ve hayvanlar Ada’da beraber yaşayıp bugünlere geldiğine göre de, iki unsurun bir arada olabileceği bir denge noktası mevcut demektir. Ortada bir problem varsa ve iki taraftan biri öbürünü yok ediyorsa, bunun çözümü bir tarafın toptan tasfiyesi değil, dengenin tekrar teminidir. Ekosistemin taşıma kapasitesi bilimsel olarak saptanır ve fazlalık varsa planlı bir şekilde azaltılır. Hayvan sayısı ideal noktaya çekildiğinde sorun ortadan kalkar.’’
Çözüm gençleştirme 
Orman Koruma ve Entomolojisi Anabilimdalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğrul Mol, pamukçuk bitiyle nasıl mücadele edilmesi gerektiğini şöyle anlatıyor: ‘‘Bu böcekle mücadele zor çünkü ağaçların kabuk çatlakları arasına girerek oradan gagalarını ya da hortumlarını kambiyum tabakasına kadar uzatarak özsuyunu oradan emerler. Üzerlerinde bir mum tabakası vardır ve bu tabaka hayvanı dış müdahalelerden korur. Temas zehiri etki etmez. Mide zehirleriyle de öldüremezsiniz çünkü bu zehir kambuyima kadar girmez. Geriye bir tek zehir kalıyor: Sistemik etkili zehirler. Bunlar da çok pahalı. Bunu kullanarak elde edeceğiniz fayda, maliyeti karşılayamabilir. O yüzden iş bir salgına dönüştü mü, en rasyonel çözüm gençleştirmedir. Yani bunları çıkarıp yerlerine başka ağaçlar dikmeniz gerekir.’’
_____________________________________________

Heybeliada sakinlerinden
Ömer Lütfi Eti’nin ardından…

From: DENİZ EMİN TÜFEKÇİ
Subject: [Ben de Hüseyin Rahmi Gürpinar Liseliyim !!!] Mezunlarımızdan,kasap Ahmet amcanın oğlu,ilk… Date: May 31, 2012 4:04:19 PM GMT+03:00
Mezunlarımızdan, kasap Ahmet amcanın oğlu, ilkokuldan liseye sınıf arkadaşım Lütfü Eti’yi kaybettik. Başımız sağolsun.
* * *
 
From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] Ömer Lütfü ETİ ‘ yi kaybettik.Allah rahmet eylesin.
Date: May 31, 2012 4:29:51 PM GMT+03:00
Ömer Lütfü ETİ ‘yi kaybettik. Allah rahmet eylesin.
* * *
From: NİLHAN SERİ
Subject: [Ben de Hüseyin Rahmi Gürpinar Liseliyim !!!] Lisemiz mezunlarından arkadaşım Lütfi Eti’yi…
Date: May 31, 2012 5:02:55 PM GMT+03:00
Lisemiz mezunlarından arkadaşım Lütfi Eti’yi yitirdik. Cevat’ın dediği gibi azala azala çoğalıyoruz. Mekânı cennet olsun ki eminim öyledir. Ailesine ve tüm dostlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Nilhan Seri-Heybeliada
* * *
 
From: BÜLENT BAVİKER
Subject: [Ben de Hüseyin Rahmi Gürpinar Liseliyim !!!] Fwd: [hrgl.org] vefat – Lütfü ETİ
Date: May 31, 2012 6:26:41 PM GMT+03:00
Değerli Üyeler,
Kulübümüz üyelerinden, Sayın Hüseyin ETİ’nin Sevgili Kardeşi, Gülçin ETİ’nin eniştesi, Eda ve Uygar ETİ’nin çok sevgili amcaları, Heybeliadalı Sayın LÜTFÜ ETİ beyefendi vefat etmiştir. Cenazesi yarın (01 Haziran 2012 Cuma) Heybeliada Camii’nde öğlen namazının (saat 13:08) ardından kılınacak cenaze namazından sonra Heybeliada Mezarlığı’nda toprağa verilecektir. Kederli ailenin acısını paylaşır, başsağlığı ve sabırlar dilerim.
Bülent Baviker
H.S.S.K. Üye No: 39
_____________________________________________
From: EBRU GÜMÜŞ
Subject: [Şu Çılgın Heybeliada’lılar !) – “√ Bildirimler” Ayarlarınızı yapınız.] Yazın gelmesiyle birlikte ad…
Date: May 31, 2012 9:50:01 PM GMT+03:00

Yazın gelmesiyle birlikte…

Yazın gelmesiyle birlikte Adalar’ın vapur, motor ve deniz otobüsü tarifeleri güncellenmiştir. http://www.tarifeyebak.com/content/adalar-tarifeleri
 
_____________________________________________
From: OYA İSLİMYELİ
Subject: 1960’lardan bir Büyükada nostaljisi
Date: June 1, 2012 10:48:44 AM GMT+03:00

1960’lardan bir Büyükada nostaljisi…

Yine eskilerden seçtiğim bir Büyükada nostaljisini sizlerle paylaşmak istedim. Fotoğraf 1960’da çekilmiş. 1960 Büyükada sahili. Varın, günümüzle 7 farkı sizler bulun! :)
Sevgilerimle…
_____________________________________________
From: DENİZ TOPRAK
Subject: hiç olmamış…
Date: June 1, 2012 1:54:22 PM GMT+03:00

Hiç Olmamış!…

[…] saat 22:30 sıralarında Maltepe’de meydana geldi. İstanbul Deniz Otobüsleri iskelesinden Adalar Belediyesi’ne ait ambulans tekneyle Büyükada’ya gitmek isteyen Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu […]
Ambulans bu, AMBULANS!!!
Hele ki Adalar’da. O saatte bir CAN kurtarmanın başka yolunun neredeyse olmadığı Adalar’da… Yakışmadı…
Yumurta işi bence devede kulak.
İsteyen rafadan yer, isteyen kafadan. Kesinlikle kendi tercihi herkesin.
Ama o saatte Maltepe’deki ambulans hiç olmamış!…

_____________________________________________

From: ADALAR BELEDİYESİ 
Subject: Adalar Belediyesi Haberleri
Date: June 1, 2012 10:59:52 PM GMT+03:00
Adalar Belediyesi, 30.05.2012

İSPARK GENEL MÜDÜRÜ MEHMET ÇEVİK BÜYÜKADA’YA GELDİ

İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik son zamanlarda yaşanan fayton sorunlarıyla ilgili incelemelerde bulunmak amacıyla 30 Mayıs Çarşamba günü Büyükada’ya geldi. 
İBB Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Muzaffer Saraç, Sağlık ve Hıfzıssıhha Müdürü Ömer Akçagil ve İBB Veteriner Hizmetleri Müdürü Mustafa Ün ile birlikte gelen Çevik, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’nu makamında ziyaret etti.
Belediye Meclis Salonu’nda yapılan bir sunumla ziyaretçilere, Adalar Belediyesi Fayton Yönetmeliği ve bu konuda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi. “Faytonların Adalar İlçesi’nin çok önemli bir simgesi olduğunu,” belirten Başkan Farsakoğlu; “Gerek atların yaşam koşullarında gerekse verilen hizmetlerde bazı sıkıntılar yaşandığının,” altını çizdi. Yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Dr. Mustafa Farsakoğlu, sorunların çözümünde birlikte çalışmaktan mutluluk duyacaklarını sözlerine ekledi. İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik ise; “Adaların nostaljisine ve tarihi dokusuna hitap eden fayton taşımacılığının, daha modern hale getirilmesi konusunda kararlı olacaklarını ifade ederek konuyla ilgili olarak en kısa zamanda çalışma başlatacaklarını,” söyledi.
Ziyaretin ardından Fayton Parklarını gezen heyet, Luna Park alanında atları takip edecek mikroçip uygulamasını inceleyerek konu hakkında bilgi aldı. Veteriner hekimler tarafından atların deri altına yerleştirilen mikroçipler; hayvana ait yaş, ırk, cinsiyet, sağlık durumu, tedavi ve aşı bilgilerinin yanı sıra hayvan sahibine ait adres, telefon ve kimlik bilgilerini de içeriyor.
Mikroçip sayesinde; Ada’da bulunan atların sayıları net olarak belirlenecek. Atların faytonda çalışma süreleri, adaya giriş ve çıkışları daha sağlıklı bir şekilde kontrol edilebilecek. Aynı zamanda atlara yapılan kötü davranış ya da ihmallerle ilgili at sahiplerine yaptırımlar uygulanabilecek.
_______________________________
Bianet, 2.6.2012

Köpeklerin Hayırsız Ada Sürgünü

İstanbul’un efsanevi köpekleri, belediyece gemilere ve mavnalara yüklenerek Hayırsız Ada’ya sürüldüler. Geceleri sık sık sadece bir okşayış beklentisiyle eşlik ettikleri kişiler artık onları pazar günleri gezmeye çıktıklarında görebiliyorlar. 
L’Illustration dergisinin 16 Temmuz 1910 tarihli ve 3516 numaralı sayısı­nın kapağında Belçika’nın kralı I. Albert (d. 1875, hd. 1909-1934) ile eşi Bavyera düşesi Elisabeth yer almaktaydı. Derginin iç sayfaların­dan biriyse olduğu gibi İstanbul kö­peklerine ayrılmıştı.
İstanbul’daki köpeklerin yabancı seyyah ve göz­lemcilerin ne kadar ilgisini çektiğini hatırlatmaya herhalde gerek yoktur. Buna örnek teşkil etmek üzere daha az bilinen bir kaynaktan, genel ola­rak hayvanlardan ve hayvan sevgi­sinden bahseden ve burada aktarı­lan olaylardan sadece bir sene önce yayımlanmış olan bir kitaptan kısa bir alıntı vemekle yetinelim:
“[Köpeklerin] en çok sevildiği ülke hangisidir? Türkiye. Orada onların hepsine uygun olup olmadığına bak­maksızın yemek veriliyor. Hamile dişi sokak köpeklerine doğum yap­maları için evlerin önünde ot veya samandan yatacak yer hazırlanıyor. Camiden çıkıldığında, onlara özel olarak yapılmış peksimet dağıtılıyor. İstanbul’da kendilerini barındırma hakları meşhurdur.
“Bu kentin sokak köpeklerinin nüfusu 60 bin kadar­dır. Küçük aşiretlere bölünmüşler; bu aşiretlerin her birinin bir soka­ğı veya bir mahallesi bulunuyor ve oradan çıkmadıkları gibi kimseyi de sokmuyorlar, böylece her köpek aynı mahallede doğup, büyüyüp ölür. Lüksün ve zarafetin merkezi olan Pera Caddesi’nin orta yerinde bu köpekleri caddenin veya kaldırı­mın ortasında yayılmış bulursunuz. Kırların ortasındaki kadar rahat bir şekilde gelen geçeni umursamıyor­lar. Daha doğrusu kendi evlerinde olan onlar; size de onların rahatını bozmamak düşüyor.”
Bu yazının neşredildiği tarihten bir sene sonra, İstanbul’un köpekleri­nin akıbeti birdenbire değişecek, sokaklardan toplanan köpekler belediyece gemilere ve mavnalara yüklenerek Hayırsız Ada veya Sivri Ada adıyla bilinen Kızıl Adalar‘dan birine sürülerek orada kaderlerine terk edileceklerdi.
L’Illustration dergisi ise Samuel Weinberg‘in bir fotoğrafını tam sayfa yayımlayarak altına eklediği kısa metinle, içler acısı bu durumu okurlarına aktar­mıştı. 1908 ihtilalinin neredeyse ikinci yıldönümünde cereyan eden bu olayın Jön Türklerle bağlantılandırılmasının ne manaya geldiğini, asırlar boyunca hayvan —ve özellikle köpek— dostu olarak bilinen “Türk” nüfusunun bu niteliğiyle, bu uygula­manın nasıl telif edilip edilemediği konusuna burada girmek maksadı­mızı aşacaktır.
Bu konuda Mavroyeni Paşa’dan (2) Taner Timur’a veya Catherine Pinguet’ye (3) kadar uzanan konuyla ilgili eserleri hatırlatmakla yetinip konuya ilgi duyanlara bir müjde verelim: Bu sayıda Irvin Ce­mil Schick‘in bu meseleye dair ay­rıntılı ve gayet özgün bir yazısı yer almaktadır.
Jön Türkler tarafından sürgüne mahkûm edilen köpekler 
Aslında pek rahatsız edici olmayan ve şefkat dolu olan İstanbul’un efsa­nevi köpekleri, polisin aldığı yeni bir tedbirle Marmara Denizi’ndeki Oxias isimli küçük bir adaya sürüldüler. Ge­celeri sık sık sadece bir okşayış bek­lentisiyle eşlik ettikleri kişiler artık onları pazar günleri gezmeye çıktık­larında görebiliyorlar.
Ne yazık ki bu merhametli ziyaretçilerin karşılaştık­ları pek iç açıcı bir manzara değil. Ge­minin güvertesinden ilk karşılaştıkla­rı, güneşin yakıcı acısını ve sineklerin ısırıklarından kaçmak için yarı yarıya kendilerini denize atmış olan ve azıcık bir yemeği birbirlerinden koparmaya çalışan bu zavallı yaratıkların görün­tüsüdür.
Bütün içecekleri, bir kuyu­dan petrol tenekeleriyle çekilen bir sudan ibarettir ki onun üzerine öyle bir heyecanlı atılıyorlar ki başlarında­ki bekçiler onları sopayla ayırmak zo­runda kalıyorlar. Herhalde bu zavallı hayvanlar için Oxias Adası ziyaretçisiz kaldıklarında nasıl da bir cehennem halini alıyordur kim bilir!
Dipnotlar: 
1 Henri Lautard, Zoophilie ou aympathie envers le& animaux. Piychologie du chien, du chat, du cheval, Paris, Société française d’imprimerie et de librairie, 1909, s. 94. IZoofili ya da hayvan sevgisi. Köpek, kedi, at psikolojisi]. Bu arada bu eserde kullanılan zoophilie tabirinin bugünkü hayvanlarla cinsel ilişkide bulunma manasından farklı bir şekilde kullanıldığının altını çizelim.
2 Mavroyéni Pacha, Chiens errante de Comtan- tinople et chienà et chati de bonne maaon, /Paris, Maisonneuve, 1902. [İstanbul’un sokak köpekleri ve iyi aile kedi ve köpekleri}. Taner Timur, “XIX. Yüzyılda istanbul’un Kö­pekleri”, Tarih ve Toplum, c. 20,117 (Eylül 1993), s. 138-142; «Köpekler«, Dünden Bugüne t&tanbul Ansiklopedisi, İstanbul, Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı, 1994, c. 5., s. 87-89.
3 Catherine Pinguet, Les chiens d’l&tanbul, Saint-Pourçain-sur-Soule, Bleu autour, 2008; İstanbul’un Köpekleri, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2009.
* Bu yazı Toplumsal Tarih Dergisi’nin Ağustos 2010 sayısında yayınlandı. (sayfa 4-5) Yayına hazırlayan: Edhem Eldem.
______________________________
Tempo, Haziran 2012
Murat Belge

Gidenlerle kapanan bir devir 

Sular yükseldikçe adalar ortaya çıkıyor. Yükselme devam ettikçe adalar ‘adacık’ oluyor. Süreç kesilmiyor, adalar teker teker kayboluyor. Tıpkı ‘İstanbul’lu, ‘ada’lı Niko ve Yosif gibi. Artık onlar da yok. Benim için Heybeli, Türkiye için bir devir kapandı.
Niko’nun öldüğünü Yorgo Kirbaki’den öğrendim. Niko’nun ölümü de, doğrusu, öyle beklenmedik bir şey değildi. Yosif’ten sonra yaşamaya hevesi kalmamıştı. Hastaydı zaten.
Niko ile Yosif, Heybeliada’dan iki Rum. Kardeş. Evlenmediler. Çolukları çocukları olmadı. Arkalarında iki mezar taşından başka pek bir şey bırakmadan çekip gittiler. Bir yıl önce “Ada’ya kışın gidelim, bir gece kalıp dönelim,” demiştik. O zamanlar Heybeli’de kışın da açık olan Panorama Oteli vardı, deniz kenarında. Otele yerleşip iskelenin oralarda bir lokanta aradık ve Yeni Park adında bir mekâna oturduk. Görece erken gelmiştik, işimizi erkence bitirip çıkacaktık. Yanımızdaki masaya birer ikişer birileri —Adalılar— sökün etmeye başladı. Masa doldu, uzadı. Biz gitmeye hazırlanırken adamlar fasıl geçmeye başladı. Hiç fena söylemiyorlar. Seçtikleri şarkılar da güzel; eskilerden ve zevkli. Vazgeçtik, kaldık. Çok geçmedi biz de koroya katıldık. Bu âlem sabahın üçüne kadar falan sürdü. O saatte grup halinde Panorama’nın sahiplerini uyandırdık. Bizi uğurlayıp dağıldılar.
ATİNA ONLAR İÇİN ANGARYAYDI
Niko ile Yosif bu grubun içindeydi, öyle tanıştık. “İçindeydi” demek yeterli değil. Grubun canı, ruhu onlardı. Bir de Ahmet. Ahmet, denizci astsubaydı. Sesi iyiydi, gürdü; söylemeyi de biliyordu. Bu kardeşleri çok seviyordu. Onlar da onu. Ahmet hâlâ Ada’da. Emekli oldu, oraya yerleşti, bir de kahve açtı. Niko, Balıklı Hastanesi’nden hafta sonu bazen Ada’ya geliyor, daha çok da onun kahvesinde oturuyordu, tekerlekli koltuğunda.

Sık değil, ama fırsat buldukça gider olduk Heybeliada’ya. Gitmemizin başlıca nedeni bu iki kardeşti (bir keresinde de onlar Ahmet’le bize gelmişlerdi). Çok zaman vapurla, gece de kalarak, kimi zaman da tekneyle. Niko ile Yosif ise hemen hemen hep Ada’daydılar. Yılda bir ay kadar Yunanistan’a giderlerdi. Bu bir zorunluktu. Papandreu (yani, Andreas) Türkiye’de yaşayan Rumların ağır angarya yaşadığına inanıyordu herhalde ki maaş bağlamıştı. Ama bu parayı alabilmek için yılda bir kez, bir aylığına Yunanistan’da ispat-ı vücut etmek gerekiyordu. Onun için giderlerdi. Orada yaşayan bir kız kardeşleri vardı, Atina’da, onda kalıyorlardı. Bir ayı zor çıkarıyor, sonuna doğru iyice sıkılıyor, nihayet angaryayı bitirip dönüyorlardı. “Aman, aman… Gençler berbat! Hiç terbiye kalmamış!” diyerek. Moda’daki Koço’yu orada da bulmuşlardı.

HEYBELİ, DİĞER ADALARA BENZEMEZ
Fikirlerinde öyle muhafazakâr falan sayılmazlardı. Hatta sosyalisttiler. Kitabi insanlar değillerdi, ama dünya görüşleri, kültürleri vardı, bilgisiz hiç değillerdi. İstanbul terbiyesiyle büyümüşlerdi. İstanbulluydular. Ama Kadıköylü, Modalı, Adalı. Birçok kimse gibi onlar da zaman zaman (resmi bir zorluk çıkarsa) “İstanbul’a inerlerdi.” İstanbulluydular ama İstanbul’da Adalı’ydılar. “Ada” deyince de “Heybeli”; Çünkü Heybeli diğer adalara benzemez.
Niye benzemez? Çünkü Heybeli’de yaz-kış hayat vardır. Kış gelince Adalar boşalır, Büyükada’da bile in cin top oynar. Heybeli ise hep canlıdır. Bunun nedeni, buradaki kurumlardı. Deniz Harp Okulu ve başka Askeri Denizcilik Okulu buradaydı. Ama tepede de Papaz Okulu, bir de Sanatoryum vardı. Şimdi bunlar kapandı. Sanatoryuma her mevsim bir yığın ziyaretçi gelirdi. Sonuç olarak Heybeli hareketliydi. Şimdi kışlar nasıl geçiyor, pek bilmiyorum. Herhalde epey durgundur.
Niko ile Yosif, Adalı’ydı. Seviyorlardı Adalı olmayı. Osmanlı yönetmeyi iyi bilir. Sultan I. Mahmud zamanında Bostancıbaşı’na verilen fermanda, “Adalıları şehre sokmayın,” denmiştir. “Bunlar serazat adamlardır, başına buyruk alışmışlardır, zapta gelmezler.” Bizim kardeşler de böyleydi. Baron d’Halki veya Conte d’Heybeli olarak yaşadılar. Fasılla tanıştık, anlattığım gibi. Sonraki gelişlerimizde de, akşam olup vakt-i kerahat gelince, bir zaman sonra fasla başlardık. Asıl klasikleri az bilirlerdi. Ama Osman Nihat, Lemi Atlı, hatta Hacı Arif Bey, Ahmed Rasim, bunları gayet iyi bilirlerdi. Selahattin Pınar meyanının dolambaçlı koridorlarında hepimiz tıkanırken, Niko, Ortodoks kilise tenoru sesiyle “Hüp” diye tırmanır, bizi de arkasından çekerdi. Yosif’in böyle formel kilise şanı terbiyesi yoktu. Onun sesi tam alaturka çıkardı. Kilise, evet. Heybeli’de, iskele yakınlarında, büyük kilise, 1857’de yapılmış Aya Nikola’dır. Bizim Niko’nun adaşı. Son dönemlerde Niko, tek başına, bu kilisenin korosu olmuştu. Her pazar sabahı ayine gider, söylenecekleri söylerdi. Zaman zaman, yortularda falan, başka kiliselere de çağırırlardı, Adalar’da ya da Kadıköy’de.
RAHİP GİBİ BEKÂR, BAKİRDİ
Yosif demirciydi. Niko da anlar, ona yardımcı olurdu bu işte. Ama asıl usta Yosif’ti. Galiba gençliğinde mutsuz bir aşk serüveni yaşamış, sonra da hiç evlenmemişti. Niko ise Ortodoks Kilisesi’nde muganni idi, ama mizacen Katolik Kilisesi’nde rahip gibi, bekâr ve bakirdi. Yosif gençliğinde iyi futbol oynarmış, o zamanı bilenler, bunu hep söylerdi. Galiba Lefter’le de tanışıyorlardı. Biz tanıştığımızda top oynayacak çağını geçmişti. Top oynamasa da, oyun oynayan çocuklar onu terk etmemişti. Neşeli, şakacıydı. Konuşkandı. O dışa dönük, Niko daha içe dönüktü.
Ali İhsan’ın Park lokantasında tanışmıştık. Sonraları daha çok Başak’ta takılır oldular. İskelenin yanındaki kahveye hep gelirlerdi. Kapalı duran Papaz Okulu’nda kalan bir İngiliz Ortodoks’la (‘doğuştan’ değil, sonradan tercihle, tabii) tanışmıştık. O da tanıyordu bu kardeşleri. “Onlar özel insanlardır,” diyordu. Derken dostum Nikiforos Metaksas yerleşti Heybeli’ye. O da sevdi onları, tanışınca. Herkes severdi zaten. Yaşlanınca özellikle Yosif, birazcık huysuzlaşmış. Ben hiç rastlamadım huysuzluğuna, lokantacılar falan söyledi. Zaten çok seyrek görüyordum. Ama ‘yaşlanma’nın yanı sıra, bir yığın sebep vardı onlar için huysuzlaşmaya. Sonra Yosif ölüverdi. Benim için Heybeli’ye gitmek zorlaştı. Bir yandan gidip Niko’yu görmek istiyordum; bir yandan ayaklarım gitmiyordu. Sonunda, İstanbul dergisindeki kent üstüne, semtler üstüne sohbetleri bahane edip gittim, Niko’yla konuştuk. Acıklıydı bu. Niko çökmüştü, Yosif’ten sonra. Şarkı söylemez olmuştu. Gamlıydı. Hastaydı.
OLANA, BİTENE BOYUN EĞMEZLERDİ
Niko ve Yosif’le Heybeli’de olsun İstanbul’da olsun “Bir devir kapandı” diyebilirim. Kapanmasına çoktan kapanmıştı, aslında. Genel olarak İstanbul Rumlarına ilişkin bir şey söylemeye çalışıyorum. Onların burada belirgin bir varlık olarak bulunduğu, birçok şeyin ölçüsünü koyduğu bir zaman. Bu, sönerek, solarak devam etti, 1960’larda Kıbrıs davasıyla da kapandı. Bundan sonra kalıntılarla idare ettik, Yosif ve Niko gibi, tek tük insanlarla. Gelgit gibi bir şey bu. Sular geliyor. Yükseldikçe, adalar oluşuyor, yükselmeye devam ettikçe, adalar ‘adacık’ oluyor. Süreç kesilmiyor. Adacıklar teker teker kayboluyor. Sen sağ, ben selamet. İstanbul’un ben ne kadar ‘sahibi’ysem, onlar da en az o kadar sahibiydiler. Ben İstanbul’u ne kadar seviyorsam, onlar da benden az sevmiyorlardı. Başka bir memleketleri yoktu. Burada itilip kakılmışlardı, Adalı olmasalar daha da fazla itilip kakılırlardı. Ama memleketleri burası olduğu için son kertede burada rahat ediyorlardı. Atina’ya alışamıyorlardı. ‘Efige’ şarkısını Türkçe’ye çevirmişlerdi, sanırım Ahmet’le birlikte. Bir Rumca, bir Türkçe söylerlerdi. Ama olana bitene boyun eğmezlerdi de.
ARTIK ADA İÇİME SİNMEYECEK
Parakete vardır, bir bedene gereğinde bin iğne bağlarsın, yemler, dibe döşersin. Karıştırmadan atması, toplaması zordur. Bir fıkrası vardır: Rum balıkçının karısı bu oltayı icat etmiş, koca döşer toplarken o da sevgilisiyle kalsın diye. Bir gün böyle bir fıkra olduğunu anlatıyordum. Niko, “Niye Rum?” dedi. Niye olacak? “İffetsiz” olmak, “Ahlaksız” olmak, Rumlara yakışır, ondan. Bu alanda konuştuğumuz birçok şey oldu, ama Niko’nun bu iki kelimelik tepkisidir hepsinden daha net aklımda kalan. Sonraları, hastaneye yatmışken, ağlayarak anlatmış bir Rum olduğu için ona yapılan hödüklükleri.
O devir kapandı. Kapanmıştı, kapanmamak olmazdı. Ama bu hayatta olan her şey büsbütün buharlaşıp gitmiyor. “İstanbul’da, İstanbullu gibi yaşamak” diye bir şey varsa —ki var— onun içinde burada yaşamış herkesin bıraktığı tuzu biberi buluyorsunuz. Bu üslubun içinde onlar da hâlâ yaşıyorlar. Ama, Niko ve Yosif kardeşlerin yokluğunda, ada içime hiç sinmeyecek.

______________________________

From: EBRU GÜMÜŞ
Subject: Büyükada TURYOL iskelesi
Date: June 3, 2012 3:31:47 PM GMT+03:00
Merhabalar,
TURYOL firması Eminönü-Karaköy seferlerini yapmak için Büyükada’daki yerini almış. Kulubesini inşa ettiği iskele ise Belediye binasının karşısında bulunan ve geçtiğimiz seneye kadar seyir terası olarak bilinen “yük yeri iskelesi”dir. İskele fakirliği içerisindeki Büyükadamıza bu yeni yerin hayırlı uğurlu olmasını dileriz.
Ebru Gümüş
 
______________________________
From: AVNİ KURTULDU
Subject: Saldırın Seferoğulları, Yürüyün Tellioğulları!…
Date: June 3, 2012 10:02:52 PM GMT+03:00

SEFEROĞLU

Saldırın Seferoğulları, Yürüyün Tellioğulları!…

Büyükada Seferoğlu, 8.6.2012
)O(
1984 yılında SİT alanı olarak ilan edilen Adalar ilçemiz maalesef o günden bu yana kaçak inşaat cenneti ve beton yığını haline getirilmiş, LİDO ve SEFEROĞLU inşaatlarıyla bu betonlaşma süreci taçlanmıştır.
ADA gazetesinin Nisan 2012 sayısında “Seferoğlu konusunda merak edilenler” başlıklı yazıda Akdağ Turizm’in Genel Müdürü, Seferoğlu inşaatıyla ilgili kendi sormuş kendi cevaplamış. Self servis röportajda Ada halkının kafasındaki soru işaretlerini giderecek cevaplara rastlamak maalesef mümkün olmamıştır.
Dinamitlerin patlatıldığı, ağır iş makinelerinin ve yüksek tonajlı kamyonların yaz-kış 7×24 çalıştığı bu meşhur inşaatta herşey kuralına uygun muydu acaba? Normal vatandaş basit bir boya badana işini bile harçsız yapamazken, onlarca şikâyete rağmen Seferoğlu inşaatında İBB ve Adalar Belediyesi üç maymunu oynamaya devam ediyor.
İnşaat devam ederken denizin doldurulması, kıyı kanunu ihlali ve kaçak iskele yapılması, tarihi ve doğal dokunun tahrip edilmesi kısaca SİT kurallarının hiçe sayılması karşısında İBB ve Adalar Belediyesi’nin seyirci kalması kafalarda soru işaretleri oluşturmaktadır.
Üç kanatlı, 13 adet tekil ve ikiz dörder katlı villalar, sahil kısmında büyük bir otel ve arazinin ortasında sıfır kilometre tarihi (!) köşk… Betonlaşmanın dayanılmaz hafifliği!
Temsili resime baktığımızda binalar gayet düzenli ve simetrik olarak yerleştirilmiş. Genel Müdür’ün ifadesine göre villalar ve diğer binalar ağaçların bulunmadığı yerlere yapılmış. Şans bu ya boş alanlar gerçekten çok simetrikmiş ve bir tek ağaca bile kıymaya gerek kalınmamış oluyor böylelikle. Fakat buna rağmen inşaat bittikten sonra yapılacak peyzaj çalışmalarıyla kanatlar kamufle edilecek, sahildeki dev otelin önüne ağaçlar dikilecek, sarmaşıklar sardırılacak hatta binanın çatısı da çimlendirilecekmiş.
Bu açıklama, yapılacak bu tesisin kamufle edilmeye ve saklanmaya ihtiyacı olduğunun itirafıdır.
Onlarca ağaç kesilip sökülürken, tonlarca toprak hafriyatı yapılırken Adalıların üzerindeki ölü toprağını anlamak mümkün değil. Kör parmağım gözüne Adaların akciğeri talan edilirken ve bundan sonrası için olası bir çok betonlaşmaya örnek teşkil edecek bu duruma seyirci kalınması yardım ve yataklık suçuna girmez mi ?
Yarın Dil Burnu’ na da birileri sulanırsa şaşmamak lazım!
Konumuzla pek alakası yok ama bir bilgiyi paylaşmak istiyorum sizinle. Bir belge üzerindeki yazının ne zaman yazıldığı, imzanın ne zaman atıldığı ” Mürekkep yaş tayini ” yöntemiyle kolaylıkla tespit edilebiliyormuş.
Kaydır kuydur, kitabına uydur. Rant uğruna doğayı tahrip edenleri 2B affedecek. Bakalım Adalılar bu işe ne diyecek?
Avni Kurtuldu

______________________________

From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] Heybeliada Gönüllüleri Horon Festivali 3 Haziran…
Date: June 3, 2012 10:20:11 PM GMT+03:00

Heybeliada Gönüllüleri Horon Festivali…

Heybeliada Gönüllüleri Horon Festivali, bugün (3 Haziran) saat 16:00’da Heybeliada İskelesi’nde başlayıp, saat 21:00’da bitmiştir. Artvin Horon Ekibi’ne, ekibin gelmesinde emeği geçen ve horona katılarak horonu genişleten herkese canı gönülden teşekkür ederim. Adamızda bu tür organizasyonlar ihtiyaçtı.

______________________________

From: ASLI YALAP 
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] Artık Adalı bir veterinerimiz var. Genç…
Date: June 3, 2012 10:21:31 PM GMT+03:00

Artık Adalı bir veterinerimiz var!…

Artık Adalı bir veterinerimiz var. Genç arkadaşımız Orkun Tanrıkulu, 4 aydır Belediye’de çalışmaktadır. Mesai saatleri dışında da Heybeliada’da hayvanların sağlık sorunları için uğraşmaktadır. Aşı vs. sorunlar için kedisini köpeğini karşıya götürüp getirme sıkıntısı yaşayanlara özellikle duyurulur. Telefonu 0555-360 06 18.
______________________________
From: ORKUN SERHAN SUFRACI
Subject: RE: Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu’na Yapılan Saldırıya İlişkin Açıklama
Date: June 4, 2012 9:43:28 AM GMT+03:00
DHA, 4.6.2012 09:43

Adalar Belediyesi basın duyurusu

31 Mayıs 2012 günü saat 22:00 sıralarında Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’na Maltepe İskelesi’nde Adalar Belediyesi’ne ait deniz taşıtında yapılan saldırıyla ilgili haberlerde yer alan yanlış bilgilendirmelerle ilgili olarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlamak üzere, aşağıdaki açıklamaların yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. 
BASIN BÜLTENİDİR
Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, 31 Mayıs 2012 günü saat 22:00 sularında Yeditepe Üniversitesi’ndeki dersinden kızıyla birlikte dönerken Maltepe İskelesi’ne işçileri getiren Adalar Belediyesi’ne ait Hizmet Teknesi’ne bindiği sırada karanlıkta gizlenmiş ve alkollü olduğu gözlemlenen 6 kişilik bir grubun saldırısına uğramıştır. Dört saldırgan olay yerinden otomobille kaçmış, iki saldırgan ise polis tarafından yakalanmıştır. Olay mahiyetinden de anlaşılacağı üzere; bu saldırı bir protesto eylemi değil, planlı ve örgütlü bir saldırıdır. Eylemi gerçekleştiren kişiler, Mustafa Farsakoğlu, kızı Yağmur Farsakoğlu’yla teknenin kaptanına ve kaptan yardımcısına sadece yumurta değil, bira şişeleri ve taş gibi maddeler de fırlatmışlardır. Bu da gerçekleştirilen eylemin masum bir protesto olmadığının, tehdit ve yaralama içerikli bir saldırı olduğunun göstergesidir. Bu saldırının amacı, Ofline Deniz ve İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nin fesh edilmiş ihalesi nedeniyledir. Şöyle ki; 04.11.2011 tarihinde Ofline Deniz ve İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti ile Adalar Belediyesi arasında 2886 sayılı Kanun uyarınca, Belediyeye ait Nakliye Gemisi kiralanmış ve sözleşmesi imzalanmıştır. Akdedilen bu kira sözleşmesi, —yapılan yazılı uyarı ve ihtira rağmen söz konusu sözleşmeye ilişkin kira bedelleri ödenmediği, haciz ihbarnamesine istinaden icra dosyasına da ödeme yapıldığına ilişkin bir belge sunulmadığı, bunun yanında ek kira bedelinin tespiti için Belediye’ye teslim edilmesi gereken muhasebe kayıtları ve kanıtlayıcı belgeler teslim edilmediğinden— 05.03.2012 tarihi itibariyle yasa ve sözleşme uyarınca feshedilmiştir. Kira sözleşmesinin feshedilmesine tepki gösteren şirket mensupları, yakınları ve çalışanlarından bazılarının bu saldırıyı gerçekleştirdikleri belirlenmiştir.

Ofline Denizcilik Şirketi adına Murat Özkanca tarafından yapılan açıklamalar ve yorumlara ilişkin olarak; saldırıyı gerçekleştiren kişilerin Adalar Belediyesi’yle hiçbir alakası olmadığı gibi Murat Özkanca adlı kişinin de ifade ettiği üzere Ofline Deniz ve İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti. çalışanları olduğudur. Dolayısıyla Murat Özkanca’nın personelinin maaş alamamasının sebebi Adalar Belediyesi veya Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu değildir. İfade edilen konu, Murat Özkanca ile kendi personeli arasındaki sorundur.

Diğer taraftan Ambulans olarak kullanıldığı ifade edilen tekne, Belediye’nin eski hasta nakil aracı olup, 01 Ağustos 2011 tarih ve 62 sayılı Meclis Kararı ile Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü’ne ait 112 Sağlık Deniz Ambulansı Adalar’da 7/24 faaliyete geçtikten itibaren belediye hizmet teknesi olarak kullanılmaktadır.
Bazı çıkar gruplarının, daha önceden de yaptıkları gibi her türlü yıldırma, korkutma, tehdit ve saldırılarına rağmen, Adalarımızı şehir eşkıyalarına asla teslim etmeyeceğiz. Hangi zorluk ve saldırı olursa olsun, halkımızın desteğiyle hepsinin üstesinden gelerek artan bir azim ve kararlılıkla hizmetlerimize devam edeceğiz.
______________________________
From: MURAT BAŞBAY
Subject: [SON LİMAN GAZETESİ] HAİNLER HER TARAFTA
Date: June 4, 2012 12:31:34 AM GMT+03:00
Son Liman Gazetesi,  4 Haziran 00:31
Murat Başbay

HAİNLER HER TARAFTA

Adalar, Bizans döneminde ihanet edenlerin, suçluların sürgün yeri olarak kullanılıyordu. Adalar’ın sürgün yeri olarak kullanılması Osmanlılar döneminde de sürdü. Şimdi görüyorum ki o sürgünlerle gelen hainlerin torunları maşallah bugün dedelerini aratmıyorlar. Bu hainler CHP-AKP-MHP-BDP-TKP gibi partilerde yer edinerek siyaset yapıp Ada halkını uyuttuklarını zannediyorlar. Örneğin Cemevi’ne PKK’lıları zorla sokmaya çalışan avukat bozuntusu, rantı kesildiği için yalan haberlerle kendini mazlum göstermeye çalışan işletmeci, seçimleri kaybedince partisini yerden yere vuran hacıyatmaz, yanına üç beş çakalı alınca kendini mafya sanan soytarı, iki kelimeyi bir araya getiremediği halde kendini müthiş yorumcu zanneden öküz, Müslümanım deyip her tür gıybeti yapan cehennem odunu, cahilliğini hakaret ve küfürle saklamaya çalışan teneke beyinli………….. liste bu şekilde uzadıkça uzuyor. Biraz siz de çevrenize dikkat ederseniz bu torunlardan pek çoğunu Adalar’ın bir çok yerinde görürsünüz. Sizlere tavsiyem bunları gördüğünüz yerde yolunuzu değiştirin, selamınızı kesin. Aksi takdirde karşınızdaki insanlar farkı anlamayabilirler.
______________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: Çıkarın at gözlüklerini… Seferoğlu, Büyükada için büyük bir şanstır!…
Date: June 4, 2012 4:18:58 PM GMT+03:00
 

Çıkarın at gözlüklerini… 

Seferoğlu, Büyükada için büyük bir şanstır!… 

Büyükada Seferoğlu, 8.6.2012.
)O(
Siz bakmayın abuk sabuk konuşanlara, olur olmaz yazanlara.
 
Daha ilk günden itibaren bu projenin Büyükada, hatta tüm Adalar için büyük bir şans olduğu son derece aşikâr olmasına rağmen, bu şansı değerlendirmek konusunda, küçük bir Adasever kesim dışında büyük çoğunluk geç kaldı.
 
Aslında Adalar’ın geleceği için en büyük tehlike, bu şansı göremeyen, değerlendiremeyen, yine körü körüne Adalar’ın makûs talihine boyun eğen çoğunluktur bence. Gören görmüş taa en başından, değerlendirmiş…
 
Eskiden koruymuş orası, 
400 küsur ağaç varmış,
SİT alanının orta yerinde koskoca koru, 
Korunun içinde de tarihi köşk varmış.
Hepsi geçmişte ama çok yakın geçmişteymiş…
 
Sonra, büyük yatırım başlamış. Büyük ve bir o kadar da karmaşık bir yatırım.
Eleştirilerin, soruların ardı arkası kesilmiyor ama her sorunun cevabı da anında geliyormuş.
Mesela; 
 
Yozgatlı işadamı, Yibitaş’ın eski patronu Erdoğan Akdağ, daha önce yaptığı açıklamada, “Büyükada’da bir otel ve marina yatırımı yapacağız. Seferoğlu’nun 30 dönümlük yerini aldık. Onaylar bekleniyor,” demiş;
“Akdağ Turizm’in Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Akdağ, denize dolgunun da yapıldığı görülen tesiste sahil bölümü uzatılacak,” demiş;
Ada sakini Mehmet Eriş, “Bu projeye ilk başta ağaçları keserler diye şüpheyle yaklaştık. Her tarafı kapalı olduğundan dolayı pek içeriyi göremiyoruz. Ama projede binalar çok yüksek yapılmadı. Denizden bakılınca adanın silüetini korudular,” demiş;
Avukat Kemal Kil, “Bahri Akdağ’ın başında olduğu yatırımı Büyükada halkı, ilk kez bu denli büyük bir yatırım olduğu için sevinçle karşıladı. Anıtlar kurulu projenin adanın siluetini bozmaması için tek büyük bir bina olmamasını istedi. Bundan dolayı 10 ayrı küçük villa tipi binanın yanı sıra sahilde 3 katlı çok büyük olmayan bir otel binası yapılıyor. Bu proje için açılmış hiçbir dava yok. Herşey alınan izinler ölçüsünde yapılıyor,” demiş;
Tarihi ağaçların kesilip kesilmediğine dair soruya Avukat Kemal Kil, “Adalar Orman İşletme Şefliği arazideki tüm anıt ağaçları belirledi ve kimliklerini çıkardı.
Kesilen genç meyva ağaçlarının yerine ise ağaç dikilmesi zorunluluğunu getirildi.
Binaların anıt ağaçların şekline göre yapılacağı söylendi,” demiş; 
Orman İşletme Şefi de bu açıklamayı doğrulamış zaten.
ADALAR POSTASI-2235/2 (25.2.2009): “[…] Röleve listesindeki ağaçların koordinatları belirtilen yerlerde tamamı metal plakalarla numaralandırılmış olarak mevcut oldukları tespit edilmiştir… […]
Yüksel ÖZCAN
Adalar Orman İşletme Şefi”
Herkes Adalar için elinden geleni yapmış gördüğünüz gibi.
Bu şansı son derece iyi kullanmışlar.
İlk kez bu denli büyük bir yatırımla açık seçik karşılaşan Büyükada halkı ise büyük sevinç yaşamış!… Zaten “Anıtlar kurulu projenin adanın siluetini bozmaması için tek büyük bir bina olmamasını istediği için sanırım tek büyük binanın yanına ayrıca bir sürü küçük bina da ilave ederek (!!!) Ada’nın siluetini korumuşlar.” Bu proje için açılmış hiç bir dava yok.”muş ve “Herşey alınan izinler ölçüsünde yapılıyor”muş.
 
Ayrıca şirket yetkilisi adamlar Seferoğlu daha KORU iken Adalar Orman İşletmesi’nde Yüksel Özcan’ın makamına gitmişler… [ADALAR POSTASI-2235/2 (25.2.2009)] Yüksel Özcan’ın makamında daha ağaçlar kesilmeden birbirleriyle görüşmüşler… [ADALAR POSTASI-2235/2 (25.2.2009)] Yani herkes canla başla çalışmış görüldüğü gibi. Tastamam… Şimdi oradaki ağaçlar kendiliğinden kuruduysa bu adamlar ne yapsın? Zaten ağaçlar ayakta kurumamış olsa kesmek suç olacak, izinsiz kesilse göz yummak suç olacak. Kurumasa keserler mi? Kötü niyetli olsak bilerek kuruttular, göz yumdular zannedeceğiz koskoca ağaçları… Bence de herşey kanuna uygun yürütülüyor!!! İzinsiz kesemezlerdi yoksa ağaçları. Gerçi ağaçlar kesilemeseydi, SEFEROĞLU şimdi inşaat çukuru değil hâlâ KORU’ydu ama… Bakın ne diyor zaten yönetmelikte;
“MADDE 14 – (1) Tüm tapulu kesim talepleri için işletme şefliğince defter tutulur. Olumsuz sonuçlanan talepler için işletme müdürlüğünce ayrıca defter tutulur.”
Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan’a yine sorsak; 
—İşletme Şefliği’ne tapulu kesim talebi geldi mi? 
— İşletme Şefliği olumlu ya da olumsuz ama YAZILI / RESMİ cevap verdi mi? diye? 
Vardır di mi yine hepimizi ikna edecek cevapları!!!
O halde; AT GÖZLÜKLERİ FORA!!!
YAKIN GÖZLÜĞÜ’ne ihtiyaç var fena halde.
Burnumuzun dibinden başlarsak meselelere bakmaya, bundan sonra görmeyebiliriz belki başka Terrace-Lido’lar, başka Seferoğulları…
 
Bu süreç kötü bir tecrübe ama Adalar’ın geleceği için belki de şanstır. Terrace-Lido ve Seferoğlu sürecine sebep olanlardan, kanunsuzluğa sinsice göz yumanlardan edindiğimiz tecrübeler, geleceğimiz için, bir daha yaşamamak için belki de bir şanstır. 
BÜYÜK BİR ŞANS!…

______________________________

From: İPEK THEVENON
Subject: Heybeliada Sözlü Tarih Atölyesi
Date: June 4, 2012 4:57:08 PM GMT+03:00

Heybeliada Sözlü Tarih Atölyesi…

Sevgili fiilen/kalben Adalı Dostlar,
Aşağıda tanıtımını paylaştığımız etkinlik, Heybeliada’da yapılacak uzun soluklu bir çalışmanın ilk adımı olan ön eğitim atölyesi. Gerek bu çalışmaya aktif olarak katılmayı arzu edecek dostlarımızı iki günlük eğitime katılmaya, gerekse çalışmayı merak eden, ilgi duyan, fikirlerini paylaşmak isteyen herkesi, meselâ her iki günün ilk ve son saatlerinde, çalışmayı yürütecek arkadaşlarımızla tanışmaya davet ediyoruz. İyi yazlar…
Heybeliada Sözlü Tarih Grubu
_____________________________
Yalova 77, 4.6.2012

ADA SEFERLERİNDE HAFTA SONU YOĞUNLUĞU

Yalova-Adalar seferleri hafta sonlarında yoğunluk yaşanıyor. Adaları kelimenin tam anlamıyla yeniden keşfetmeye başlayan Yalovalıların her geçen gün ada seferlerine ilgisi artıyor. 
Yalova ile Adalar arasında gemi seferlerinin başlamasıyla birlikte vatandaşlar da kısa mesafede güzel bir tatil geçirmek için Adalar’a akın etmeye başladılar. Özellikle hafta sonlarında yoğunluk yaşanan seferlere talep her geçen gün artıyor. Bu hafta sonunda da güzel havanın etkisiyle vatandaşlar soluğu Adalar’da aldı. Adalar seferlerinin başlamasının çok iyi olduğuna vurgu yapan vatandaşlar, “Yalova insanı Adalar’ı unutmuştu. Şimdi yeniden keşfediyoruz. Buraya gemi seferlerinin başlaması bir ayağımızın da Adalar da olmasını sağladı. Kısa sürede gidebildiğimiz Adalar’da güzel bir hafta sonu tatili geçirip geri dönebiliyoruz. Seferlerin başlamasında emeği geçenlere de teşekkür ediyoruz,” diye konuştular.
Yalova’dan Adalar’a gemiyle Cumartesi ve Pazar gününü kapsayan zaman diliminde toplam 400 kişi taşındı. Firma yetkilileri ise Adalar’a gitmek için çevre illerden de vatandaşların geldiğini ifade ederek kısa sürede halkın gösterdiği ilginin memnuniyet verici olduğunu dile getiriyorlar.
_____________________________
Akşam, 5.6.2012
Ekonomi Servisi

PAGEV’in özel ağları, balık değil atık avlayacak

PAGEV, ‘Mutlu Balıklar’ projesiyle av yasağında balıkçı teknelerine özel bir ağ takıp, plastik atıkları toplayacak 
TÜRK Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) önderliğinde başlatılan, ‘Mutlu Balıklar’ projesinin tanıtımı Büyükada’da yapıldı. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) ve Adalar Belediyesi’nin destek verdiği proje sayesinde, denizlerin balıkçılar tarafından atıklardan temizlenmesi ve geri dönüşüme kazandırılması hedefleniyor.
ÇEVRE VE BALIKÇILAR KAZANACAK
 
PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uysal: “Ülkemizin hızla büyüyen sanayi dallarından biri olan plastik sektörü, sorumlu bir endüstri olarak çevre konusunda üzerine düşeni yapmaya her zaman hazırdır. Yeni projemiz bunun önemli bir göstergesidir. Mutlu Balıklar‘la çevre koruma dışında, plastik atıkları dönüştürerek balıkçılarımıza ek bir gelir sağlamayı da planlıyoruz,” açıklaması yaptı.
ULUSLARARASI PROJE
 
PROJENİN tanıtımıyla ilgili törende sırasıyla; PAGEV 1. Başkan Yardımcısı Yavuz Eroğlu, Avrupa Plastik İşleyicileri Birliği EuPC Genel Sekreteri Alexandre Dangis, TÜDAV Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Bayram Öztürk, Avrupa Parlamentosu üyesi ve WFO Vakfı Başkanı Anna Rosbach, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, PAGEV Başkanı Mehmet Uysal ile Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta, projenin hayata geçişiyle ilgili konuşmalar yaptı.

_____________________________

StarGazete, 5.6.2012

İş adamını ölüme götüren tekne çıkarıldı

 
 
Sedef Adası’ndaki bir davetten gece yarısı marinaya dönerken Büyükada Kurşunburnu mevkiinde kayalıklara çarparak batan ve Antalyalı meşrubat kralı Mustafa Söylemez’in ölümüne neden olan tekne dün sualtından çıkarılarak yüzdürüldü.
Ekrem Başak ve Alp Mormenekşe isimli iki dalgıçın 5 saat süren çalışmaları sonucu su yüzeyine çıkarılan teknenin başaltında ezikler ve çatlaklar olduğu görüldü. ABD yapımı ve ABD bayraklı 14 metre uzunluğundaki fiberglas teknenin 350 bin Euro değerinde olduğu bildirildi.
_____________________________
From: ASLI YALAP
Subject: MOTOR TARİFESİ…
Date: June 5, 2012 11:44:57 AM GMT+03:00

MOTOR TARİFESİ…

ARKADAŞLAR EN KISA ZAMANDA MAVİ MARMARA MOTOR TARİFESİNDEKİ “BÜYÜKADA ÜZERİNDEN GİT, BÜYÜKADA ÜZERİNDEN GEL” POLİTİKASI İÇİN TOPLANTI YAPALIM.
06.06.2012 ÇARŞAMBA GÜNÜ SAAT 20:00’DA GENCAY CAFE’DE YAPILACAK BU TOPLANTIYA KATILALIM. KATILIMIN YÜKSEK OLMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPALIM LÜTFEN.
TARİFENİN DEĞİŞMİŞ HALİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR. İTİRAZ EDİLEN SEFERLERİ YAZARAK GELMENİZ RİCA OLUNUR.
Aslı YALAP
Heybeliada Muhtarı
MAVİ MARMARA
2012 YAZ TARİFESİ 
HEYBELİADA KALKIŞ
HAFTAİÇİ VE CUMARTESİ GÜNÜ 
HEYBELİADA (KALKIŞ)  GÜZERGAH
06:00 DİREKT BOSTANCI
06:35 BÜYÜKADA-BOSTANCI
07:10 BÜYÜKADA-BOSTANCI
08:05 BÜYÜKADA-BOSTANCI
08:50 DİREKT BOSTANCI
09:05 BÜYÜKADA-BOSTANCI
09:35 BÜYÜKADA-BOSTANCI
10:20 DİREKT BOSTANCI
10:45 BÜYÜKADA-BOSTANCI
11:35 BÜYÜKADA-BOSTANCI
12:45 BÜYÜKADA-BOSTANCI
13:05 BÜYÜKADA-BOSTANCI
14:00 DİREKT BOSTANCI
14:20 BÜYÜKADA-BOSTANCI
15:05 DİREKT BOSTANCI
15:35 BÜYÜKADA-BOSTANCI
16:30 DİREKT BOSTANCI
17:10 BÜYÜKADA-BOSTANCI
17:35 BÜYÜKADA-BOSTANCI
18:30 BÜYÜKADA-BOSTANCI
19:00 BÜYÜKADA-BOSTANCI
19:20 BÜYÜKADA-BOSTANCI
19:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
20:30 DİREKT BOSTANCI
21:10 DİREKT BOSTANCI
22:10 BÜYÜKADA-BOSTANCI
22:40** DİREKT BOSTANCI
23:35 DİREKT BOSTANCI
00:05 BÜYÜKADA-BOSTANCI
01:50* BUR-KIN-BOSTANCI
*CUMA VE CUMARTESİ GÜNLERİ YAPILIR.
**CUMARTESİ GÜNLERİ YAPILIR.
PAZAR VE RESMİ TATİL GÜNLERİ 
HEYBELİADA (KALKIŞ) GÜZERGAH
07:50 DİREKT BOSTANCI
08:20 DİREKT BOSTANCI
08:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
09:30 DİREKT BOSTANCI
09:50 DİREKT BOSTANCI
10:15 BÜYÜKADA-BOSTANCI
10:50 DİREKT BOSTANCI
11:15 BÜYÜKADA-BOSTANCI
11:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
12:05 BÜYÜKADA-BOSTANCI
12:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
13:15 BÜYÜKADA-BOSTANCI
13:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
14:15 BÜYÜKADA-BOSTANCI
14:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
15:15 BÜYÜKADA-BOSTANCI
15:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
16:15 BÜYÜKADA-BOSTANCI
16:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
17:15 BÜYÜKADA-BOSTANCI
17:50 BÜYÜKADA-BOSTANCI
18:15 BÜYÜKADA-BOSTANCI
19:00 BÜYÜKADA-BOSTANCI
19:35 BÜYÜKADA-BOSTANCI
20:20 DİREKT BOSTANCI
20:35 BÜYÜKADA-BOSTANCI
21:20 DİREKT BOSTANCI
21:50 DİREKT BOSTANCI
22:45 BÜYÜKADA-BOSTANCI
23:35 BÜYÜKADA-BOSTANCI

_____________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: Günün fıkrası…
Date: June 6, 2012 10:00:29 AM GMT+03:00

Günün fıkrası… 

Hürriyet- Ekonomi, 6.6.2012
Nuray Babacan

Sahillere ‘dolgu’ kolaylığı geliyor 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı Yapı Denetimi taslağına “Kıyı ve dolgu alanları ile sahil şeritlerinde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun koruma amaçlı imar planlarına ilişkin hükümleri uygulanmaz” fıkrası konuldu…
_____________________________

DenizHaber.com, 6.5.2012

Kıyı Harekatı 

DHL’DEN GÖNÜLLÜ EKİP ÇALIŞMASI 

5 Haziran Dünya Çevre Gününde DHL den gönüllü ekip çalışması…

DHL Global Forwarding Türkiye çalışanları, 2008 yılında Asya Pasifik’te başlatılan ve tüm dünyada hızla yankı bulan ‘Global Gönüllüler Günü’ kapsamında İstanbul Zihinsel Engelliler Eğitim ve Dayanışma Vakfı işbirliğiyle down sendromlu gençlerle geçtiğimiz dönemlerde iki gün boyu biraraya gelmişti. Bu sene de 6 Haziran Çarşamba günü İZEV’in yılsonu müsameresine katılacak olan DHL Global Forwarding çalışanları bu defa da Dünya Çevre Günü’nde anlamlı yeni bir ekip çalışmasına imzasını atıyor.
DHL Global Forwarding çalışanlarının katılacağı etkinlik yarın gün boyunca Büyükada kıyılarında gerçekleşecek. Gün boyunca çevre eğitimi ve sahil temizliğinin yapılacağı etkinlik akşam saatlerine sona erecek.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan DHL Yetkilileri “DPDHL tarafından sosyal sorumluluk projeleri için her yıl fon oluşturuyoruz, DPDHL 2011 yılında sağlanan fonla 108 toplum projesi gerçekleştirdi ve yaklaşık 14.700 çalışanımız faal olarak bu projelerde yer aldı. Biz de DGF Türkiye olarak geçen yıl düzenlenen Global Gönüllüler Günü projesi gibi başka projeleri de hayata geçirmek istedik. Yıllık plastik üretim ve tüketimi 1950 yılında 1,5 milyon tonken, günümüzde 230 milyon tona yükselmiştir. Her sene denizlerimize 6 milyon tonun üzerinde çöp girmektedir. Su yüzeyindeki atıkların neredeyse %90’ını plastiktir. Kıyılarda bulunan ölü kuşların %95’inin midesinde, plastik hammaddesine rastlanmıştır. Deniz yüzeyindeki atıklar sebebiyle, 260’tan fazla canlı türünün hayati tehlikeyle karşı karşıya olduğu tespit edilmiştir. Denizdeki çöplerin %70’i deniz tabanında birikmektedir. Böyle bir durumda herkesin çevremizi koruma adına bir şeyler yapması gerektiğini savunuyoruz. Bu tür etkinliklere bizlerin örnek olması gerektiğini düşünüyoruz ve temiz bir çevre için hep beraber çalışalım diyoruz,” dediler.

_____________________________

From: AVNİ KURTULDU
Subject: Seferoğlu protestosu basın bildirisi
Date: June 22, 2012 12:04:52 AM GMT+03:00
BASIN BİLDİRİSİ 

SUÇLULARI TANIYOR VE BİLİYORUZ! 

Seferoğlu, 24.4.2012
)O(

Dünya cenneti yeşil Adalarımız betonlaşıyor! 

Dün, 2700 metrekare inşaat hakkı olmasına rağmen 10.000 metrekareye yayılmış ve ruhsatı iptal edilmiş TERRACE-LİDO, bugün Adalar’ın akciğeri SEFEROĞLU Korusu’nun talanı.
Deniz dolduruluyor, Kıyı Kanunu ihlal ediliyor (Anayasa mad.43: Kıyılar, Devlet’in hüküm ve tasarrufu altındadır. Sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.) Kıyıya kaçak iskele ve beton santralı yapılıyor. Onlarca ağaç kesiliyor, tonlarca verimli toprağın hafriyatı yapılıyor. SİT kuralları hiçe sayılarak tarihi korunun doğal dokusu ve ekolojik dengesi alt üst ediliyor. Ve maalesef tüm bu olup bitenler İBB, 5 no’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ve Adalar Belediyesi’nin izinleri ve koruması altında devam etmiş ve etmektedir. Adalar’ın akciğeri talan edilirken, Adalarımızın betonlaşmasına ve şehirleştirilmesine “dur” diyoruz.
Duyarlılığımızı canlı tutabilmek amacıyla;
Adalar’daki kaçaklara göz yumanlara, halka sormadan Seferoğlu Korusu’nun talan edilmesine izin verenlere karşı demokratik protesto hakkımızı kullanmak üzere 30 Haziran 2012 Cumartesi günü saat 18:00’da Büyükada motor iskelesi önünde buluşuyoruz. Rant uğruna doğayı tahrip edenleri 2B affetse bile bizler affetmeyeceğiz!
ÇEVREYE DUYARLI ADALAR HALKI
_____________________________
 
From: ADALAR BELEDİYESİ
Subject: Adalar Belediyesi Haberleri
Date: June 6, 2012 12:39:13 PM GMT+03:00
Adalar Belediyesi, 03.06.2012
ADALAR’DA ÇEVRE DEVRİMİ 
ULUSLARARASI PROJELERLE SÜRDÜRÜLÜYOR
AVRUPA’DAN TÜRKİYE KIYILARINA ULAŞAN

ÇEVRE TEMİZLİK HAREKÂTI ADALAR’DA BAŞLADI

Adalar’da Ağlar, Temiz Deniz İçin Atıldı

Başlattığı çevre devrimini hız kesmeden sürdüren Adalar Belediyesi, 5 Haziran Çevre Günü’nü karşılarken önemli bir projeye daha imza attı. Balıkçıların av yasağı başladığında, denizlerdeki atıkları özel ağlarla temizleyeceği Mutlu Balıklar Projesi, Büyükada’da başlatıldı. İstanbul’un ardından Türkiye çapında kirliliğin yaşandığı diğer denizlerde de temizlik harekâtı devam edecek.

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) ve Adalar Belediyesi işbirliğiyle başlatılan, “Mutlu Balıklar” projesinin tanıtımı 3 Haziran’da Büyükada’da yapıldı. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) ve Adalar Belediyesi’nin destek verdiği proje sayesinde, denizlerin balıkçılar tarafından atıklardan temizlenmesi ve geri dönüşüme kazandırılması hedefleniyor.

PAGEV’in de üyesi olduğu Avrupa Plastik İşleyicileri Birliği (European Plastics Converters – EuPC) geçtiğimiz yıl Waste Free Oceans’ın ilk adımını Fransa’nın güney sahillerinde atmıştı. Uluslararası bir boyuta sahip olan proje Avrupa, ABD, Uzakdoğu-Hindistan, Ortadoğu-Afrika olmak üzere dört kıtada yürütülüyor. Waste Free Oceans hareketi, PAGEV’in öncülüğünde Fransa, Belçika, İspanya ve Avusturya Tuna Nehri’nin ardından Türkiye’de başlatıldı. Avrupa Parlamentosu üyesi ve WFO Vakfı Başkanı Anna Rosbach ve Avrupa Plastik İşleyicileri Birliği EuPC Genel Sekreteri Alexandre Dangis de projenin tanıtımı için ülkemize geldi.

Av yasağıyla birlikte uygulamaya geçirilen proje kapsamında, balıkçıların özel bir ağ ile deniz yüzeyini metal, cam, plastik gibi çeşitli atıklardan temizlemesi, toplanan bu atıkların geri dönüşümle tekrar ekonomiye kazandırılması ve av yasağı sırasında yapılacak bu çalışmalarla balıkçıların da ek gelir sahibi olması sağlanacak.

“Mutlu Balıklar” projesinin açılış töreni; Waste Free Oceans hareketi için Fransız balıkçı Thomazeau tarafından geliştirilen özel ağın bağlandığı teknenin iskeleden hareketiyle başladı. Bu ağ, deniz yüzeyindeki atıkları temizlerken balıklara zarar vermeyecek şekilde tasarlandı. Ağı Türkiye’ye getiren Fransız balıkçı Thomazeau etkinlik öncesi Türk balıkçılara ağın kullanımı konusunda eğitim de verdi. Bir grup balıkçının da eşlik ettiği “Mutlu Balıklar” teknesinin Büyükada açıklarında deniz yüzeyinde topladığı atıklar sahile getirildi ve geri dönüşüme gönderilmek üzere bir vinç ile çöp konteynerine yüklendi.

Projenin tanıtımı, temizlik etkinliğinin ardından Adalar Belediyesi önünde yapılan bir törenle yapıldı.

PAGEV 1. Başkan Yardımcısı ve “Mutlu Balıklar” Komite Başkanı Yavuz Eroğlu’nun açılış konuşmasıyla başlayan tanıtım toplantısında; ilk konuşmacı PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uysal oldu.

Uysal; ”Ülkemizin hızla büyüyen sanayi dallarından biri olan plastik sektörünün, sorumlu bir endüstri olarak çevre konusunda üzerine düşeni yapmaya her zaman hazır olduğunu belirterek, Mutlu Balıklar projesi de bunun önemli bir göstergesi olduğunu ” belirtti. Uysal; ”Mutlu Balıklar projesiyle tüm atıklar gibi plastiklerin de ekonomik bir değer taşıdığına ve geri dönüşümüne dikkat çekmeyi amaçladık,” diye, konuştu.

EuPC Genel Sekreteri Alexandre Dangis; konuşmasına elindeki plastik bir şişeyi göstererek başladı ve “plastik çöp değildir,” dedi. Denizlerdeki kirliliğin başlıca sebeplerinden biri olarak dünyada atık yönetiminin çok iyi yapılamamasını göstererek, plastiğin birçok kereler geri dönüşümünün yapılabileceğini belirten Dangis; Waste Free Oceans hareketinin bir yıl içinde hızla büyüdüğünü ve büyüme sonucunda dünya başkanlıkları kurduklarını söyledi.

“Mutlu Balıklar” projesine destek veren kurumlardan biri olan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ise; ”Plastik sektörünün böyle bir girişimde bulunmasının çok anlamlı olduğunu belirterek, denizlerimizdeki kirlilik durumuna baktığımızda bunun yüzde 53’ünün Türkiye’den kaynaklanmadığını söyledi. Deniz kirliliğinin gemi kökenli olduğunu ve atıkların ülkemiz denizlerine Kuzey Afrika, Pasifik, hatta Güney Amerika’dan geldiği bilgisini veren Öztürk, bu durumda deniz kirlenmesi sadece ait olduğu ülke için değil tüm dünya denizleri için tehlike yaratmaktadır,” diyerek, Adalar’da plastik poşet kullanılmasını yasaklayan Adalar Belediyesi’ni tebrik etti.

Daha sonra söz alan Avrupa Parlamentosu üyesi ve WFO Vakfı Başkanı Anna Rosbach; projenin yaratıcısı olarak bu hareketin başlangıç hikâyesini şöyle anlattı: “Bir gün Pasifik Okyanusu’nun ortasında plastik atıklardan oluşan dev bir kütlenin yer aldığı bir fotoğraf gördüm, bu görüntü beni çok rahatsız etti. Ancak kişisel olarak bir şey yapamazdım. O an kafamda bu proje için bir şimşek çaktı. Balıkçıları düşündüm, doğal hayatı ve balıkları korumak için avlanma yapmadıkları dönemlerde plastik atıkları avlayabilirlerdi. Bütün bunları Avrupa Parlamentosu’ndaki çalışma arkadaşlarımla paylaştığımda bana sadece AB Denizcilik ve Balıkçılık Komisyonu Başkanı Maria Damanaki inandı ve destek oldu. Böylece hem balıkları koruyacak, hem de denizlerimizi atıklardan temizleyecek bu girişim ortaya çıktı. Plastik endüstrisi ve balıkçıların biraraya geldiği çok iyi bir gönüllü hareketini başlatmış olduk.”

Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu yaptığı konuşmada; ”Adalar Belediyesi olarak çevreyle ilgili projelere her zaman desteklediklerini ifade etti. Adalar’ın Türkiye ve dünyadaki konumu, özellikleri ve değerleriyle benzersiz bir yere sahip olduğunu,” belirtti. Adalar’da Çevre Devrimi’ni sürdürdüklerini belirten Başkan Farsakoğlu; Mutlu Balıklar projesine Büyükada’da başlanmasından duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta, “Hava, su ve toprağı korumakla mükellefiz,” diyerek başladığı konuşmasını: ”Gelecek nesillere doğal güzelliklerimizin resmini değil asıllarını bırakmak için çaba harcamalıyız,’ ‘dedi.

İlk temizlik çalışmaları Marmara Denizi’nde Adalar ve çevresinde başlatılan Mutlu Balıklar projesiyle, ilerleyen dönemde, kirlilik oranı yüksek tüm kıyılara ulaşılması ve atıklardan arındırılmış temiz denizler yaratılması hedefleniyor.

Adalar Belediyesi, 31.05.2012
 

Waldorf Eğitim Pedagojisi 

Çocukların Neye İhtiyacı Var?
 
 
Çocukların içindeki yaratıcı gücü ortaya çıkararak; onların ruhsal, zihinsel ve bedensel gelişimini tamamlamayı amaçlayan Waldorf Eğitim Pedagojisi, 31 Mayıs Perşembe günü Büyükada Eğitim Kültür Sanat ve Gönüllüler Merkezi’nde yapılan panelle anlatıldı.
Çocukluğun ilk yedi yılının hayatın bütününü belirlediğinden yola çıkan Waldorf pedagojisi, bütüncül bir eğitim tasarımını savunuyor. Bu öğretiyle çocukların bedensel, ruhsal, zihinsel olarak, yaratıcı yeteneklerini geliştirebilecek biçimde ve bağımsız birey olarak yetişmeleri gerektiği anlatılıyor. Bu amaçla paneller düzenlenerek, ebeveynlere eğitim veriliyor.
Avrupa’da yaygın olan bu sistemin Türkiye’de de uygulanması için Ekim 2008’de “Waldorf Girişimi İstanbul” kurulmuştu. Girişim, yaşamın ilk yedi yılının önemini kavramış, ezberci ve baskıcı eğitim sistemini onaylamayan, çocukları için daha insani bir eğitim isteyen anne babalar ve eğitmenler yetiştirmeyi amaçlıyor.
Adalı çocukların eğitim ve gelişimi konusunda çaba harcayan Adalar Belediyesi Eğitim, Kültür Sanat ve Gönüllüler Merkezi 31 Mayıs günü; “Çocukların Neye İhtiyacı Var?” başlıklı paneli düzenleyerek, Adalı ebeveynleri bilgilendirdi.
Panelde konuşan eğitmen Raul Guerreiro, Waldorf Eğitim Pedagojisi hakkında bilgi verdi. 0-7 yaş grubu çocuk ebeveynlerinin, çocuklarının gelişimine katkı vermek için, çocuklarla doğru biçimde iletişim kurulması konusunda ipuçları veren Guerreiro; ”Tüm çocukların dünyaya, kendilerini geliştirmek isteyen ve kendi öz yolunda gitmek isteyen birer birey olarak geldiğini,” söyledi.
Çocukların dünyasının politik ya da ekonomik amaçlarla belirlenemeyeceğini altını çizen Raul Guerreiro; ”Çocukların okula başlama yaşının, parti politikaları ya da ekonomik çıkarlara göre değil, çocuğun bedensel, ruhsal ve toplumsal gelişimine göre belirlenmeli,” dedi.
Sohbet havasında geçen panelde söz alan Adalar Belediyesi Eğitim, Kültür Sanat ve Gönüllüler Merkezi Proje Yöneticisi Hatice Farsakoğlu; ‘Bir eğitimci olarak, çocukların sağlıklı gelişimine gösterdiği hassasiyeti belirtti. Farsakoğlu, Avrupa’ya gittiğinde Waldorf Pedagojisi doğrultusunda kurulan okulları ziyaret ettiğini söyleyerek; ”Çocuklarımızın, bilimsel gerçeklerle eğitilen, sağlıklı bireyler olması biz anne-babaların bilimsel çabasıyla mümkün olur,” dedi ve tüm katılımcılara teşekkür etti.
Adalar Belediyesi, 01.06.2012
 

MİCHAEL TCHERHEGA RESİM AKADEMİSİ 

 
 
Yaklaşık bir yıldır, Belediye Hizmet Binası koridorlarını sanat galerisine çeviren Adalar Belediyesi’nde bir sergi daha açıldı. Adalar Belediyesi Eğitim, Kültür, Sanat ve Gönüllüler Merkezi Resim Öğretmeni Michael Tchernega’nın resim atölyesinde üretilen tablolar Adalar Belediyesi’nde sergilenmeye başladı.
Michael Tchernega ve öğrencilerinin hazırladığı yaklaşık 80 resmin sanatseverlere sunulduğu sergi, 1 Haziran 2012 günü açıldı. Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’nun sergilenen eserlerin ressamlarıyla birlikte yaptığı açılışa yaklaşık 50 kişi katıldı. 17 Haziran tarihine kadar açık kalacak olan serginin açılışı, yapılan kokteylle bitirildi.
Adalar Belediyesi, 01.06.2012

BURGAZADASI YAZA MUSİKİYLE GİRDİ 

Burgazadalılar bu yıl yaza, Burgazadası Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen Türk Sanat Müziği Konseri’yle merhaba dediler. 1 Haziran 2012 günü Burgazadası Deniz Kulübü’nde yapılan konsere yaklaşık 200 davetli katıldı. Şef İbrahim Kara Yönetimindeki Türk Sanat Müziği Korosu’nun konserinde sunuculuğu tiyatro sanatçısı Nazlı Tosunoğlu yaptı.
Konser, Burgazadası Kültür ve Dayanışma Derneği adına Adalar Belediyesi Meclis üyesi ve Belediye Başkan vekili Hıdır Uvaçin’in yaptığı konuşmayla başladı. Birbiri ardına söylenen güzel koro ve solo eserlerin ardından, bu güzel gecenin organizasyonunda verdikleri destek nedeniyle Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’na çiçek sunuldu. Adalar Belediyesi Kültür Sanat ve Gönüllüler Merkezi projesi yöneticisi Hatice Farsakoğlu ise koronun Şefi İbrahim Kara’ya çiçek sunarak, tebriklerini iletti.
_____________________________
 
From: SELİN AYGÜN
Subject: “ama bir çift var ki bir türlü kabullenemediler”
Date: June 6, 2012 3:28:58 PM GMT+03:00
 

“ama bir çift var ki bir türlü kabullenemediler” 

Resimdekiler; rahmetli anneannem Leman Atalay; rahmetli dedem İbrahim Atalay; sevgili annem Gönül (Atalay) Sezer; hasreti içimi yakan, yokluğunu her an hissettiğim sevgili babacığım rahmetli Nuri Sezer… Evimizin çardağında, 1968…
 
Hakkımızda gizlice, üstelik de mahkemeyi adres konusunda yanıltarak Orman İdaresi’nin 2008 yılında açtığı tapu iptal davası, 2009 yılında bizden habersiz sonuçlanmış, itiraz süresi bittikten sonra da Adalar Orman İşletme Şefi’nin ne anlatmaya çalıştığı anlaşılmayan bir yazısında [ADALAR POSTASI-2523/2 (4.12.2010) 2- Yüksel Özcan: “Kâğıt üstünde yakılan ormanlar da söndürüldü…”] annem Nadire Gönül (Atalay) Sezer’in adı geçirilerek iş yapmış gibi anlatılmış… O günlerde babamın vefatı gibi bir trajediyle uğraştığımızdan ADALAR POSTASI’nı okuyamadığımdandır ki bu yazıdan bile çok sonraları haberim olabildi…
Orman İşletme Şefi’ni, hakkında çıkan eleştiriler sebebiyle —çok takdir ettiğim bir duyarlılık ve dayanışmayla cengâverce— savunmaya çalışan Ömer Faruk Berksan isimli kişi, ailem hakkında [ADALAR POSTASI-2678/3 (9.3.2012): 3- Ö. Faruk Berksan: “Burası sözün bittiği yer. Haydi artık Adalılar’dan özür dileyin. Hem orman işgalcisi bir aile olup, hem de orman savunucusu kesildiğiniz için…”] çarpıtılmış şekilde ve haddini de aşarak bir yazı kaleme almıştı.
2009 yılında usulsüzlüklerle iptal edildiği Yargıtayca tescil edilen 60 yıllık tapumuzdan, 2011 yazına kadar hiç haberim olmadığını, yaşanan ailevi durumlar sebebiyle Ada’daki eve gelemediğimi, olayı öğrendikten sonra davanın temyiz edildiğini daha önce yazmıştım [ADALAR POSTASI-2679/6 (10.3.2012): 6- Sevil Selin Sezer Aygün: “Ada’daki ev…”] Sonra konu temyiz edilmiş ve yasal olarak tapu tekrar anneme geçmişti, bunu da ADALAR POSTASI okurlarıyla görülen lüzum üzerine paylaşmıştım. [ADALAR POSTASI-2688/12(27.3.2012): 12- Selin Aygün: “Hiç tanımadığım birileri, bir şeyler yazmıştı ya hani —neden özellikle burasıyla ilgilendiğine anlam da verememiştim bu kişinin— vasisi olduğum annemin tapulu mülkiyetine el koymuşlar habersizce, sonra da işgalci filan demişlerdi ya hani; hani ben de dava yargı sürecinde demiştim ya…”]
Bu esnada —bir derneğe ait olduğunu öğrendiğim—Büyükada’da yayımlanan dergide, benim ve eşimin adı kodlanarak, süregelen davayla ilgili yine gerçeğin çarpıtıldığı bir röportajı da yayımlanmış Yüksel Özcan’ın. Bu yazıda bu kişi hem özel tapulu yerlerde hakkın tapu sahibinde olduğunu belirtmiş, hem de usulsüz olarak iptal edilmeye çalışılmış olan tapumuz için hukuk mücadelesine başladığımız ve Yüksel Özcan isimli kişinin görev ve yetkisi dışındaki çabalarıyla ilgili de hukukî yollara başvurduğumuz için “ama bir çift var ki bir türlü kabullenemediler,” diye başlayan çarpıtılmış bilgiler vermiş.
Kabullenemedik tabi ki annem adına yapılmış bu haksızlığı. Üstelik haksızlık bir yana tescilli usulsüzlük de var işin içinde…
Ayrıca Yüksel Özcan isimli kişi, konuyu öğrendiğimizde, telefonla görüşmeyerek karşılıklı görüşmek için makamına çağırdığı eşime, evi lojman olarak kullandıracağını artık yapacak bir şeyimiz kalmadığını, tebligat için itiraz süresinin geçmesini beklediklerini, itiraz süresinin geçtiğini, devletten tazminat istememizi buyurmuştur!
Yani ormana kazandırmak bahanesiyle elimizden almaya çalıştığı yeri, ağaçlandırıp orman yapmayacak, konut olarak kullanacakmış!?… Bu bile bir mücadele sebebi, konuyu ilk öğrendiğimizde, bizim ev ve —nedense orman sayılmayan— çevresindeki ormana daha da yakın yerde bulunan tüm binalar yıkılıp orman için ağaçlandırılacak denseydi, aile büyüklerim adına hatıra ormanı olsun diye bağışlar, bir itirazım bile olmazdı. Ama nedense sadece bizim ev orman olmaya layık görülmüş ve lojman için heveslenilmiş.
Bu arada dergideki yazıda bahsi geçen Hazine adına kayıtlı dediği yer de dedemin 60 yıllık tapulu yeri, onun davası da aynı gerekçelerle sürüyor.
Neyse, anneme ait olan yer, mahkeme yanıltılarak ele geçirilmeye çalışılmış ve karar bozularak başarılı olunamamıştır.
Karar bozulduktan sonra Orman İşletme Şefliği bu defa da Kaymakamlığı eksik beyanla yanıltmaya çalışmış, belli bir yere kadar başarmış ancak bu çabası da sonuçsuz kalmıştır!…
Tapusu bize ait olan yer için —Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararını Tapu’ya göndermeyi unutuvermiş!? Tapu’da o tarihte düzeltme yapılmamış bu sebeple!— Kaymakamlık men’i müdahale kararı almış…Yani kendi tapulu malımızda Orman İdaresi’nin zilyetliğine tecavüz ettiğimiz kanısına varmış, oysa tapu bize geçmişti… 11 Mayıs 2012 Cuma günü Karakoldan gelen telefonla haberdar oldum tebligattan ve 15 Mayıs Salı günü saat 12’de eşyalarımızı alıp evi Orman İdaresi’ne —neye dayanarak— teslim etmemiz isteniyor!?
15 Mayıs 2012 tarihinde Tepeköy’de bir hareketlilik… 11:40’da polisler alt yola geliyor, daha sonra üst yola takviye polis ekipleri, Ormancıların itfaiyesi, sonra Ormancılar, çilingir, Kaymakamlık’tan görevliler, Belediye’den birileri… Sanki kanun kaçağına operasyon düzenleniyor!!! Oysa tapulu yerimizden alenen atılmaya çalışılıyoruz…
Tabi ki bu işler devam ederken boş oturmadık, hukukî yollarla hakkımızı aramaya devam ediyorduk…Bunun sonucunda Kaymakamlık görevlileri ve polis ekipleri 12:45 gibi gelen bir telefonla apar topar geri dönüyorlar, hiçbir işlem yapmadan. Ormancılar kalakalıyor ortada…
Bütün bu yaşananlardan sonra annemin tapusu tapu kayıtlarına da annemin adına işlendi.
Sevgili Adalılar, benim durumumda olan, mücadele gücü olan/olmayan diğer 349 kişi —dergideki yazıda Yüksel Özcan’ın beyanına göre 350 kişiyle bu şekilde davası olmuş— ileride hukuksuzlukla karşılaşabilecek olanlar vs vs… “ama bir çift var ki bir türlü kabullenemediler,” deseler de her türlü tacize maruz kalsanız da Hak’ka olan inancınızdan vazgeçmeyin.
Haksızlıkla, hukuksuzlukla sonuna kadar mücadeleye devam edin. Sorumlularla ilgili şikâyetlerimiz sebebiyle halen devam eden ceza davalarının sonucunda adaletin yerini bulacağına inanıyorum…
 
_____________________________
 
From: DENİZ TOPRAK
Subject: Bravo, ama…
Date: June 6, 2012 5:26:32 PM GMT+03:00

Heybeliada Rum İlkokulu,

Heybeliada Uluslararası Müzik Araştırma Merkezi oluyormuş! Bravo, ama… 

2005 yılında, Yunanistan menşeli bir sivil toplum kuruluşu olan Bosphorus Cultural Alliance, İstanbul– Heybeliada’da bulunan Rum ilkokul binasının tamir edilmesi, binanın eğitim ve araştırma amaçlı bir uluslararası kültür merkezi’ne dönüştürülmesi için çalışmalarına başladı… 
 
… projenin gerçekleşebilmesi için ilk aşamada Türk sivil toplum kuruluşu “Heybeliada İlm-i Musiki Derneği”yle bir işbirliği gerçekleştirdi… 
 
… Avrupa Birliği’nden destek aldı… 
 
…2009 Şubat ayında, özenle seçilmiş Türk ve Yunanlı mimar ve mühendisler binanın tamiratına başladılar… 
 
… Projenin planlaması ve teknik idaresi, özenle seçilmiş uzmanlardan oluşan birimlere emanet edilmiştir… 
Fikir Yunanistan menşeli bir sivil toplum kuruluşu olan Bosphorus Cultural Alliance’dan gelmiş. Destek aynı kuruluş tarafından Avrupa Birliği’nden sağlanmış.
Heybeliada İlm-i Musiki Derneği’yle işbirliği yapılmış.
Proje İstanbul 2010’a dahil edilmiş.
Ve Proje özenle seçilmiş Türk ve Yunanlı mimar ve mühendislerden oluşan uzman bir ekibe emanet edilmiş.
İşte benim sorum da bu konuda… 
Tasarım ekibi Atina’da bir mimarlık ofisi. Ancak işin önemli kısmı iyi bir restorasyon uzmanına ihtiyaç duyuyor ve bu konu da çok değerli ve yerinde bir isim olan Sayın Mustafa Pehlivanoğlu’yla çözülmüş. Tebrikler…
Ancak proje yönetmenleriyle —ki projenin temel taşlarındandır— ilgili, yani Zehra Serra BERKSAN DOĞAN ve Anıt DOĞAN isimlerinin neden ve nasıl seçildiğini ve hem Adalar hem de Ülkemiz için böylesi önemli ve değerli bir projenin başına yönetmen olarak hangi referanslarıyla kim tarafından getirildiklerini merak ettim gerçekten.
Proje yönetmeni olarak bu projenin başına getirilen Zehra Serra BERKSAN DOĞAN ve Anıt DOĞAN’ın daha önce buna benzer çalışmaları var mıdır ya da başka hangi projeleri yönetmişlerdir acaba? Kendileri ya da dernek başkanı Ömer Faruk BERKSAN bu konuda bizleri bilgilendirir herhalde.
Ya bizi daha önce hiçbir çıkar ilişkisi olmadığını belirttiği şahıslar adına, uzman olmadığı konularda dahi bilgilendirme cüretinde bulunduğu gibi bilgilendirir ya da olmadı Adalılar’dan özür diler. Hem İstanbul 2010 ve Avrupa Birliği fonlarından proje adına destekler alınıp, hem de aynı fonların yönetiminde aile bireyleri görevlendirildiği için…
 
_____________________________
From: SERAP UZUNLAR
Subject: Thaumetopea pityocampa’lar Calosoma sycophanta’lar BİRBİRLERİNİ AĞIRLAR!
Date: June 7, 2012 1:57:06 PM GMT+03:00

Thaumetopea pityocampalar ile
Calosoma sycophantalar
BİRBİRLERİNİ AĞIRLAR! 

Ada Ormanlarında Dumansız Yangınla Mücadele

İstanbul Adalar Ormanlarında zararlıyı zararlısına yok ettirme metoduyla zararlı böcekler kontrol altında tutuluyor. —İyi ki kontrol altında…ya olmasaydı?
İstanbul Orman Bölge Müdürü Zekeriya Mere, Bölge Müdür Yardımcısı Reşat Tunç, Orman Zararlılarıyla Mücadele Şube Müdürü Muhsin Köse, Kanlıca Orman İşletme Müdürü Abdullah Duman Adalar Orman İşletme Şefliği’ni ziyaret ettiler. —Hoş gelmişler!
Ada ormanlarında yapılan orman zararlılarıyla mücadele çalışmaları ve ormancılık faaliyetlerini denetleyen Bölge Müdürü Zekeriya Mere ve beraberindeki heyet Ada Herbarium’unu gezerek Yırtıcı Böcek Üretim Laboratuarı’nda inceleme yaptılar. 2012 yılında Laboratuar’da üretilen Çam Keseböceği yırtıcısı Calosoma sycophantaların son bölümü Çam kese böceğinin yoğun olduğu sahalara bıraktılar.Calosoma sycophantalar KEŞKE DAHA ÖNCE, ADALARIN ADI KAŞINTI ADASI’NA ÇIKMADAN ÖNCE BIRAKILSAYDI! 

Bölge Müdürü ve beraberindekiler Çam Keseböceği’yle biyolojik mücadelede kullanılan tırtıl paraziti olan phryx caudata’nın doğaya yayılmasının sağlandığı tel kafes ve adacık tesisleri de denetlediler. —NE DURUMDAYMIŞ ACABA?
Orman Zararlılarıyla Mücadele Şube Müdürü Muhsin Köse açıklamasında; “Ada’nın asli ağaç türü olan Kızılçamları kabuk böceklerinin zararından korumak için kabuk böceklerini yiyerek çoğalmasını engelleyen Thanasimus formicarius yırtıcısı İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Fatih Ormanı’nda bulunan laboratuarımızdan Ada’ya götürülerek çam ağaçlarının gövdesine bırakıldığını Kabuk böcekleri ile biyoteknik mücadele için asılı feromon tuzakları kontrol edildiğini Biyolojik Mücadele kapsamında; kullanılan kuş yuvalarına kuşların yuvalandığı görüldüğünü söyledi. Thanasimus formicariusLARI GÖNDERDİĞİ İÇİN FATİH ORMANI LABORATUARINA TEŞEKKÜR EDERİZ!
Şube Müdürü Köse aynı zamanda Bölge Müdürlüğü laboratuarlarında 17.450 adedi 2012 yılında olmak üzere 2005 yılından bu yana toplam 80.333 adet Çam Keseböceği tırtıllarını yiyerek populasyon dengesini sağlayan Çamkese böceği yırtıcısı üretildiğini belirterek yapılan çalışmalarla çevre kirliliği, faydalı böcekleri yok etmesi gibi olumsuz etkileri olan kimyasal mücadelenin ormanlarımızda uygulanmayarak doğaya zarar vermeyen biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemleri tercih edilerek ekolojik dengenin korunması amaçlanmıştır,” dedi. —Amaç süper! Ama Adalar’da çok uzun yılardır bu seneki kadar çam kese tırtılı olmamıştır. Daha önce Adalar’da çalışma yapılmıştı, zafer kazanılmıştı hani? Neden şimdi bu kadar arttı çam kese? KASIT MI VAR? Hem de en çok Büyükada Rum Yetimhanesi çevresindeki ağaçlarda, Heybeliada sanatoryum civarındaki ağaçlarda? KASIT MI VAR?
Bölge Müdürü Zekeriya Mere, Orman Zararlılarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün çalışmalarını takdir ettiğini böyle bir ekibin böyle bir laboratuarın İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü açısından önemini belirterek Şube personeline ve Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğü Adalar Şefliği çalışanlarına bu başarılarından dolayı teşekkür etti. —HANGİ BAŞARI? ADALAR EN AZ ORMAN ALANINA SAHİP ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ OLDUĞU HALDE, EN VAHİM DURUMDA!
_____________________________
From: SELİN SEZER
Subject: Selin Sezer Facebook’ta bir fotoğrafını etiketledi
Date: June 8, 2012 8:23:02 AM GMT+03:00
_____________________________
From: STATIS ARVANITIS
Subject: VEFAT
Date: June 9, 2012 4:41:52 PM GMT+03:00

Vefat…

Büyükadalı Marika Damato, 8 Haziran 2012 Cuma günü Atina’da vefat etmiştir. Cenaze merasimi 12 Haziran 2012 Salı günü Atina’da Paleo Faliro Mezarlığı Kilisesi’nde yapılacaktır.
Katolik Rum cemaatinden olan Madam Damato, vaktiyle Büyükada’da Temenna Sokağı’nda oturuyordu. Stafanos ve Angelos isimlerinde iki oğlu vardır. Stafanos Damatos, Bir Tutam Baharat filminde Türk gizli polisi rolünü oyanamıştır; her Pazar ATV kanalında İki Kıyıdaki dizi filminde İsmail rolünde oynamaktadır. Fıstık Ahmet ve Karaduman Ailesi yakın arkadaşlarındandır.
Erkek kardeşi Büyükadalı ünlü Pepos Kalfa’dır.
Atina’dan Statis Arvanitis
_____________________________
From: SİNA ŞEN
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] Mavi Marmara Kooperatifinin Bostancı – Adalar…
Date: June 9, 2012 5:29:56 PM GMT+03:00
9 Haziran 2012 17:29
Mavi Marmara Kooperatifi’nin Bostancı-Adalar güncel yaz tarifesi 09.06.2012 tarihinde hayata geçmiştir. Bu tarih itibarıyla 07:50 Heybeliada-Bostancı direkt seferiyle desteklenmiştir. İyi yazlar dilerim.
Saygılarımla,
Sina Şen
_____________________________
Milliyet, 9.6.2012 2:30
Önay Yılmaz 

Bu bardağı taşıran son damla olabilir!

Geçtiğimiz 2-3 yıl içinde aynı bölgede meydana gelen 5.2, 4.4, 5.3 büyüklüğündeki depremlerden sonra, önceki akşam ‘büyük deprem’ beklenen ana fay üzerinde 5.1 büyüklüğünde bir sarsıntı daha yaşanması, bilim adamlarını endişelendirdi 
Milliyet’e 3 gün önce verdiği demeçte Kuzey Anadolu Fayı’nın batı ucu ile doğu ucunun deprem açısından en riskli yerler olduğunu açıklayan İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, dün de 5.1’lik depremden sonra yaptığı açıklamada, “Marmara Denizi’nde kırılması beklenen fay Tekirdağ açıkları (Tekirdağ Çukurluğu) ile Silivri açıkları (Orta Marmara Çukurluğu) arasında değil, Silivri açıkları (Orta Marmara Çukurluğu) ile Adalar arasındaki 70 kilometre uzunluğundaki fay. Büyük depremi biz burada bekliyoruz. Ana fay çatırdıyor. Bu ana fay üzerindeki çatırdamalar bölgenin gerilmekte olduğunu bize gösteriyor,” dedi.
1912’de kırılmıştı
Görür, Tekirdağ Çukurluğu ile Orta Marmara Çukurluğu arasındaki fayın kırılmış olduğunu düşündüklerini belirterek, “Yapılan araştırmalar bize Tekirdağ Çukurluğu ile Orta Marmara Çukurluğu arasındaki fayın 1912 Şarköy depremi sırasında kırıldığını gösteriyor. Çünkü fay kırığı, yaptığımız gözlemlerde çok taze olarak gördük. Üzeri çökelle örtülmemişti. Eğer 1766 depreminde kırılmış olsaydı, bu kırığın üzeri çökelle örtülü olurdu. Yani 1912 depremi hem karada hem de denizde, fayı Orta Marmara Çukurluğu’na kadar kırmış. 1912 ile 2012 arasında 100 yıl geçti. Burada büyük depremler 250 yıl gibi bir sürede gerçekleşiyor. Bu nedenle 100 yılda büyük bir enerji birikimi olmuyor. Biz bu kesimi yani 50 kilometrelik fayı devre dışı bırakıyoruz bu yüzden. Yani burada büyük deprem beklemiyoruz,” diye konuştu.
En tehlikeli kesit 
Görür, Orta Marmara Çukurluğu ile Adalar arasındaki 70 kilometre uzunluğundaki fayın “en tehlikeli fay kesiti” olduğunu belirterek, şöyle dedi:
“Yaptığımız araştırmalarda bu kesimin enerji biriktirdiğini ve kilitlenen yerin burası olduğunu, gaz çıkışının, su çıkışının olmadığını görüyoruz. Yani suskun bir kesim burası. Eğer burası kırılırsa bizim tahminimize göre 7.2 büyüklüğünde bir deprem meydana gelebilir. Ancak bizim bazı arkadaşlarımız, örneğin Prof. Dr. Celal Şengör farklı düşünüyor. O arkadaşlar, bizim kırıldığını tahmin ettiğimiz Tekirdağ Çukurluğu ile Orta Marmara Çukurluğu arasındaki kesimin kırılmadığını, orada görünen kırığın 1766 depreminde meydana geldiğini ileri sürüyorlar. Bu durumda Marmara Denizi’ndeki fayın boydan boya kırılacağını, hatta Adalar’ın güneyindeki normal fayları da kıracağını ve depremin büyüklüğünün 7.6 olacağını varsayıyorlar. Aynı görüşleri paylaşıyoruz ama küçük farklılıklarımız olabiliyor. Bu da normaldir.
Beklenen fayda oldu 
Önceki gece meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki deprem Orta Marmara Çukurluğu’nun batı ucunda, yani büyük deprem beklenen fayda oldu. Bizim birinci derecede kırılma olasılığı yüksek fay bölütünün hemen batı ucu burası. Bu bölgeler yerbilimciler tarafından tehlikeli ilan edildi. Bu 5.1 büyüklüğündeki sarsıntı, büyük deprem beklenen fayın hemen batı ucunda oluyorsa siz endişeli olmalısınız. Kandilli’nin dediği gibi, ‘Bu olağan depremdir’ lafı, ‘Laf ola beri gele’ söylenmiş bir laftır. Bu bölgede iki senede bir deprem oluyor. Gerilmenin had safhaya geldiği zaman depremlerin olması oranın çatırdadığını gösteriyor. Tehlikeli ilan ettiğimiz birinci derecede kırılacağını bilimsel öngördüğümüz fay bölütünün batı ucunda meydana gelen bu depremleri olağan diye geçiştirmek doğru değildir. Bu tür depremler, günün birinde bardağı taşıran son damla rolünü oynayabilir. Bir yerbilimci olarak o noktalarda olan her deprem bizi endişelendiriyor.”
_____________________________
Radikal, 9.6.2012
Şenay Aydemir

Reha Erdem sözü kadınlara verdi

Yönetmen Reha Erdem, bitirdiği ‘Jîn’in ardından şimdi de ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’ı çekiyor. Filmin tarihi Splendid Otel’deki setine konuk olduk 
Aylin Aslım sette talihsiz bir kaza geçirip ayağını kırdı.
Aralarında bu satırların yazarının da bulunduğu kimi eleştirmenlere göre Reha Erdem, Türkiye sinemasında ‘boşu yok’ denilebilecek tek yönetmendir. Yani 1989 yılında çektiği ‘A Ay’dan bu yana izlediğimiz ‘Kaç Para Kaç’, ‘Beş Vakit’, ‘Korkuyorum Anne’, ‘Hayat Var’ ve ‘Kosmos’ dahil bütün filmleri sevilir, sayılır.
Reha Erdem, 23 yıl sonra ilk filmi ‘A Ay’ı çektiği Büyükada’ya yeniden döndü. Şu sıralarda çekimleri devam eden ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’da deprem tehlikesi nedeniyle boşalan bir adada kalan insanların hikâyesini anlatıyor. Başrollerini Binnur Kaya, Aylin Aslım, Deniz Hasgüler, Philip Arditti ve Kevork Malikyan’ın paylaştığı filmin Splendid Otel’deki çekimlerine konuk olduğumuzda bu görkemli binanın içine girme fırsatını bulmuş olmak da ayrıca mutlu ediyor bizi. Çünkü bir süredir kapalı olan yapı [?!] yeniden otel olarak faaliyete başlamış. Tarihi 100 yıl öncesine dayanan ve birçok soruşturmada dünyanın en güzel otellerinden biri olarak adı geçen Splendid’de yaşanmış ilginç bir öykü de var: 1936 yılında bir akşam Atatürk Splendid Palas’a gelir. Gece, şık bir kadını dansa kaldırır… Dansın bitimine doğru, Atatürk’ün gözüne sırtında küfesi bir kavuncu ilişir. Hemen işaret edip yanına çağırır ve kadınla dans etmesini ister. Kavuncu küfesini sırtından çıkarır ve kadınla dans eder. Belki de ilk defa dans eden kavuncu şaşkındır ama kadına ayak uydurur. Dansın sonunda ise Atatürk “Bravo, bravo, çok güzel dans oldu,” diye alkışı patlatır. Bu hikâyenin bizim ziyaretimiz açısından da bir önemi var. Çünkü o gün ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’ın dans sahnesi çekiliyor. Zaten filmin temel bir mekânı yok. Yalnızca bu sahne için o gün otelde çalışılıyor.
Enternasyonal kadro Reha Erdem’in sette rahatlatıcı bir disiplini var. Her ışığı, kadrajın içindeki her nesneyi bütün ayrıntılarıyla planlıyor. Oyunculara bütün hareketlerini teker teker anlatıyor. Defalarca prova yapılıyor, tekrar tekrar çekimler gerçekleştiriliyor. Ama bütün bu süreç boyunca sette gerilim ya da oyuncularda sıkıntı görmek zor. Çünkü Erdem’in bütün titizliğine rağmen üslubunun yumuşaklığı, gergin bir ortam oluşmasına izin vermiyor.
Öte yandan aralarında vazgeçemediği görüntü yönetmeni Florent Herry’nin de bulunduğu ekibin bir kısmı Fransız. Yani setin iki resmi dili (Türkçe ve Fransızca), bir de ortak dili (İngilizce) var.
Set ziyaretine gittiğimiz gün filmin oyuncularının büyük bir kısmı yoktu. Binnur Kaya’nın enerjisiyle sete ayrı bir renk kattığını, Aylin Aslım’ın bir talihsizlik sonucu sette ayağını kırdığını —kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz— öğreniyoruz. Ama Reha Erdem’in asıl sürprizi Deniz Hasgüler olacak gibi. Reha Erdem sinemasını takip edenler ‘Beş Vakit’ ve ‘Hayat Var’da henüz çocuk yaştayken Elit İşcan’a başrol verdiğini ve Türkiye sinemasına genç bir oyuncu kazandırdığını hatırlayacaklardır. Bu kez de henüz 20 yaşında olan ve Erdem’in deyişiyle ‘Televizyonun önünden kaldırılıp, kameranın önüne atılan’ Deniz Hasgüler’le tanışacağız.
Kürt kızının öyküsü 
Reha Erdem, Deniz Hasgüler’i sonbaharda Mersin, Mut ve Kaz Dağları’nda çekip bitirdiği ‘Jîn’ filmi için seçmiş aslında. Genç bir Kürt kadınının ‘isyanını’ anlatan filmin birkaç teknik rötuş dışında bittiği bilgisini alıyoruz. Konu Kürt sorunu, yönetmen de Reha Erdem olunca insanda ister istemez merak uyanıyor. Hasgüler’in bu filmdeki performansı onu ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’ın başrollerinden birisine taşımış. Görünen o ki her iki film de şanslarını önce uluslararası arenada deneyecek. Türkiye sinemasının bu kadar revaçta olduğu ve övüldüğü bir dönemde Reha Erdem sinemasının ‘Batı medeniyeti’ tarafından keşfedilmemiş olmasını onların eksikliği olarak kabul etmek lazım. Umalım bu sefer bu eksikliği giderirler. Her iki film için vizyon tarihleri henüz belirlenmemiş olsa da 2013 yılını beklememiz gerekecek. Reha Erdem, ‘Jîn’i sonbahardaki Altın Koza ya da Altın Portakal’a gönderme kararı almazsa tabii.
Karlovy Vary’de 
Reha Erdem retrospektifi Avrupa’nın en eski festivallerinden biri olan Karlovy Vary Film Festivali bu yıl Reha Erdem retrospektifine ev sahipliği yapacak. 29 Haziran’da başlayacak festivalde yönetmenin ‘A Ay’, ‘Kaç Para Kaç’, ‘Korkuyorum Anne’, ‘Beş Vakit’, ‘Hayat Var’ ve ‘Kosmos’ filmleri gösterilecek.
_____________________________
Haberler.com, 9.6.2012 9:21

Büyükada Seferleri Başlıyor 

 
İzmit, Değirmendere, Karamürsel ve Darıca’dan Büyükada’ya yapılacak olan seferler 10 Haziran Pazar günü başlayacak. 
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yaz aylarının gelmesiyle birlikte Büyükada seferlerine başlayacak. 10 Haziran Pazar günü başlayacak vapur seferleri 15 Temmuz Pazar günü sona erecek. Ramazan ayının sonuna kadar duracak olan seferler 26 Ağustos Pazar günü başlayacak ve 9 Eylül Pazar günü sona erecek.
SEFERLER SABAH 8:30’DA BAŞLIYOR
Saat 8:30’da İzmit’ten başlayacak olan gidiş seferleri 9.15 Değirmendere, 10:00 Karamürsel, 11:15 Darıca ve son olarak da 12.45 Büyükada olarak belirlendi. Saat 17.15’te Büyükada’dan başlayacak olan dönüş seferleri ise 18.45 Darıca, 20:00 Karamürsel, 20:45 Değirmendere ve 21:30’da İzmit’te tamamlanacak.
GİDİŞ DÖNÜŞ
25 TL İzmit, Değirmendere ve Karamürsel’den Büyükada fiyat tarifesi 12,5 TL, Darıca’dan Büyükada ise 7,5 TL olarak belirlendi. Büyükada’dan İzmit, Değirmendere ve Karamürsel 12,5 ve Darıca ise 7,5 TL.
_____________________________
Haber7, 11.6.2012

Öz Alibeyköyspor’lu futbolcu boğularak öldü

İstanbul Birinci Amatör Küme’de mücadele eden Öz Alibeyköyspor’un futbolcusu Sergen Çavdar, Adalar’da boğularak hayatını kaybetti. 
Öz Alibeyköyspor Kulübü Başkanı Metin Çırpan, yaptığı yazılı açıklamada, 16 yaşındaki futbolcuları Sergen Çavdar’ın bugün hafta sonu tatili amacıyla gittiği Kınalıada’da boğularak öldüğünü bildirdi.
Olağanüstü yeteneği ve oynadığı futbolla herkesin beğenisini toplayan futbolcularının ölümünden büyük üzüntü duyduklarını dile getiren Çırpan, “Kardeşimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, ailesine ve camiamıza sabırlar dileriz. Başımız sağ olsun, mekanı cennet olsun,” diyerek duygularını dile getirdi.
 
_____________________________
 
From: ADALAR MÜZESİ
Subject: İlk Heybeliada sergilerimize davetlisiniz 17 Haziran 2012 “Halki’den yansımalar… kartpostallarda ada”
Date: June 11, 2012 6:27:59 AM GMT+03:00

İlk Heybeliada sergilerimize davetlisiniz!… 

17 Haziran 2012 “Halki’den yansımalar…

From: ADALAR MÜZESİ
Subject: İlk Heybeliada sergilerimize davetlisiniz 17 Haziran 2012 “Marmara’da hayat var, şimdilik” Date: June 11, 2012 6:27:59 AM GMT+03:00
_____________________________
 
From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] ÇAMLİMANI KIZILAY KAMPINDA ÇALIŞMAK İSTEYEN 2…
Date: June 11, 2012 4:18:52 PM GMT+03:00
 

ÇAMLİMANI KIZILAY KAMPI’NDA
ÇALIŞMAK İSTEYEN?

 
ÇAMLİMANI KIZILAY KAMPI’NDA ÇALIŞMAK İSTEYEN 2 KİŞİ BANKO, 5 KİŞİ TEMİZLİKTE ADALI ARKADAŞ ARANIYOR.
ÇALIŞMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIN MUHTARLIĞIMIZA MÜRACAATI RİCA OLUNUR.
 


From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] HEYBELİADA kIZILAY KAMPI İÇİN 3 PERSONEL BANKO…
Date: June 13, 2012 5:01:09 PM GMT+03:00
HEYBELİADA KIZILAY KAMPI İÇİN 3 PERSONEL, BANKO İÇİN 5 PERSONEL, TEMİZLİK İÇİN GEREKLİ. TEMİZLİK PERSONELLERİNDEN 2 BAYAN, 3 ERKEK ŞEKLİNDE GEREKLİ. BANKO GÖREVLİLERİNDEN 2 ERKEK, 1 BAYAN OLACAK ŞEKİLDE 21 HAZİRAN İTİBARİYLE İŞBAŞI YAPACAK ŞEKİLDE HAZIR OLABİLECEKLER 17 HAZİRAN’A KADAR MUHTARLIĞIMIZA MÜRACAATLARI RİCA OLUNUR.
 
_____________________________
From: ASLI YALAP 
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] KİLİSE İLE OSMAN BAKKAL ARASINDA KALAN ESKİ…
Date: June 11, 2012 4:19:22 PM GMT+03:00

SANAT SOKAĞI…

KİLİSE İLE OSMAN BAKKAL ARASINDA KALAN ESKİ İMRALI ARALIĞI YENİ BULUT SOKAĞI, SANAT SOKAĞI YAPMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ. KATKIDA BULUNMAK İSTEYENLERİN DÜŞÜNCELERİNE AÇIĞIZ.
_____________________________
From: MURAT BAŞBAY
Subject: [SON LİMAN GAZETESİ] ADALIYA HAYVAN MUAMELESİ!!!
Date: June 11, 2012 11:14:34 PM GMT+03:00
Son Liman Gazetesi, 11.6.2012 23:14
Murat Başbay

ADALI’YA HAYVAN MUAMELESİ!!!

Dün bir dostumun düğününe katıldıktan sonra Kabataş’tan kalkan 22:45 Adalar vapuruna bindim. Gördüğüm manzara gerçekten korkunçtu. Koltuklar, yerler, adeta çöp kaynıyordu. Büyükşehir Belediyesi İstanbul’da hükümetin bütün desteğini arkasına almasına rağmen yine de acizlik içerisinde. Çöp dağları arasında Adalara gitmeyi bizlere reva görerek Adalı yurttaşları hayvan yerine koymak hangi zihniyetle bağdaşır? İşin ehline değil de AKP’nin militanına görev verirseniz sonuçta bu rezaletle karşı karşıya kalmanız kaçınılmaz olur. Yerel, referandum ve genel seçimlerin rövanşını Adalı’ya işkence çektirerek almaya çalışıyorsanız, çok yanılıyorsunuz. Adalar halkı hayvan muamelesi görmesinin cevabını seçim sandıklarında bir kez daha verecektir. Sizlerin bizleri yıldırmaya gücünüz yetmez ama bizlerin de sabrı bir yere kadardır ve daha fazla zorlanmamalıdır. Tamam Amerikan emperyalizmi ve tarikatların rüzgârını arkanızdan sağlam almışsınız. Tam gaz. “Aganta burina burinata” gidiyorsunuz fakat o rüzgâr sertse bir anda orsalar insan. Dümeni kırmazsa maazallah ne yelken bezi kalır ne de direk, ya da dümen elinden kayıverir adamın ve bumbayı (direkle dümeni birleştiren ana hat) yer kafasına… Rüzgâr bu. ÇOOKKKK Dikkat etmek lâzım.
_____________________________
From: ÇİĞDEM ÜNAL KEŞKEKÇİ
Subject: [Ben de Hüseyin Rahmi Gürpinar Liseliyim !!!] SEVGİLİ HRGL. Lİ ARKADAŞLARIM…13 HAZİRAN…
Date: June 12, 2012 4:31:59 PM GMT+03:00

Mehmet Bölük anısına…

SEVGİLİ HRGL. Lİ ARKADAŞLARIM,
13 HAZİRAN ÇARŞAMBA GÜNÜ, ESKİ İST. CHP İL BŞK.LIĞI DA YAPMIŞ OLAN ARKADAŞIMIZ MEHMET BÖLÜK, KARACAAHMET’TEKİ MEZARI BAŞINDA SAAT 16:00’DA ANILACAKTIR… (BULUŞMA MEZARLIK ÜST GİRİŞİNDEKİ, ŞAKİRİN CAMİİ ÖNÜNDE SAAT 15:45’TE)…
AYRICA; ADALAR BELEDİYESİ’NİN, İBB’YE AÇTIĞI DAVAYI KAZANMASINDAN SONRA, YARIN (13/06/2012) BÜYÜKADA ÇINAR MEYDANI’NDAKİ PARKA, “MEHMET BÖLÜK PARKI” İSMİNİN VERİLECEĞİ ANMA TÖRENİ DE SAAT 18:30’DA ADALAR BELEDİYESİ TARAFINDAN YAPILACAKTIR…
KATILMAK İSTEYENLERE DUYURULUR…
_____________________________
From: EBRU GÜMÜŞ
Subject: Büyükada kumsal’da çimlere basmak yasakmış!
Date: June 14, 2012 8:19:08 PM GMT+03:00

Büyükada Kumsal’da çimlere basmak yasakmış!

Malumunuz Büyükada kumsalı yenilendi, kaldırımları taşları ve çimenleri elden geçirildi.
Bu vesileyle artık Kumsal’da bulunan çimlere basmak yasaklanmış. Bırakın çimlerde piknik yapmayı kaldırımın kenarına oturduğunuzda bile köşede bekleyen belediyeciler gelip sizi kaldırıyor. Çimlere basmanın yasak olduğunu söyleyip duruyorlar. Bugün Kumsal’da Pendik’ten gelen bir grupla zabıta arasında kavga çıktı.
Halka açık olan bir kumsalın halka açık çimlerine basmanın yasaklanması sizi rahatsız etmiyor mu? Yoksa, zaten İstanbullular geliyordu, iyi oldu, artık hiç gelmezler diye mi düşünüyorsunuz? Bundan rahatsız olan bir kişi bile yok mu?
İyi günler,
Ebru Gümüş
_____________________________
msn, 14.6.2012

Büyükada’da ‘Cadı’ günü

Oylum Yılmaz’ın yazdığı ‘Cadı-Prinkipo’da Büyülü Bir Arayış’ın okuma ve imza günü hikâyenin geçtiği Büyükada’da gerçekleşecek. 
Hikaye okumak güzeldir. Ama daha da güzeli, dinlemektir… Hele ki o hikaye Büyükada’da geçiyorsa…
Ümran Kartal ve Gülengül Altıntaş okuyor, Oylum Yılmaz imzalıyor…
‘Cadı-Prinkipo’da Büyülü Bir Arayış’ın okuma ve imza günü Büyükada’da gerçekleşecek. 17 Haziran Pazar günü saat 17.00’de Adalar Belediyesi, Eğitim, Sanat, Kültür ve Gönüllü Merkezi’nde.
Cadı, bir arayışın öyküsü. Anlatıcının kahramanı, olağanüstü güçleri olan Ümran, kısacası bir tür şeytan! Büyükada’nın eski ruhlarına karışmış, içine giren cinlerin öğrettiği fallarla etrafındakilerin aklını almış. Ancak geleceği görmek olacakların önüne geçmek değildir ki… Anlatıcı, Ümran’ın yarı fantastik dünyasına hevesle girdikçe, kendi hikâyesinin de değiştiğini fark ediyor. Ümran’ın ucubeleri Kocakarı, İren ve Ferman, bu sefer de anlatıcıya musallat oluyor; Büyükada’nın kayıp masalları, tekinsiz tarihi, netameli düşleri, yalanları ve söylentileriyle başka bir arayış başlıyor. Üstüne üstlük her şeyin tam ortasında bir de Ümran sırra kadem basınca hikâye polisiye tadını alıyor.
Çok katmanlı bir roman Cadı. Lirik bir dille yazılmış, psikanalitik, politik ve cinsel bir metin. Bugüne kadar edebiyat eleştirileriyle tanıdığımız Oylum Yılmaz, etkileyici bir biçim ve dil aracılığıyla, fantastik kurguda olağanla olağanüstünü ayıran sınırı kurcalayarak edebiyatın diğer tarafına geçiyor.
_____________________________
From: ADALAR BELEDİYESİ
Subject: Adalar Belediyesi Haberleri
Date: June 15, 2012 7:05:52 PM GMT+03:00
Adalar Belediyesi, 6.6.2012

BÜYÜKADA’DAN VENÜS’ÜN GEÇİŞİ GÖZLEMLENDİ

Dünya, tekrarı ancak 105 yıl sonra gözlemlenecek bir doğa olayına 6 Haziran Çarşamba günü şahit oldu. Venüs gezegeni, Dünya ile Güneş arasından geçti. Venüs gezegenin geçişini izlemek için Büyükada’ya gelen Özel Küçükyalı Tekden Koleji öğrencileri ve öğretmenleri Büyükada Limanı’nda gözlem yeri oluşturdular.
Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte özel gözlük ve dürbünlerle Venüs’ün geçişini izleyen öğrencilerin heyecanı görülmeye değerdi. Özel dürbünle Güneş’in görüntüsünün kâğıt üzerine düşürüldüğü gözlemde öğrenciler, insan hayatı boyunca iki kere gözlemleme şansının oldukça düşük olduğu bu gökyüzü olayına şahit oldular.
_____________________________
From: EBRU GÜMÜŞ
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] http://www.haberkamu.com/haber/20120614/Milli-Egit…
Date: June 16, 2012 10:40:03 PM GMT+03:00
HaberKamu, 14.6.2012

Milli Eğitim’de Skandal Üstüne Skandal

İstanbul Adalar MEM Heybeliada İlköğretim Okulu’nda Bakanlığın yasaklamasına rağmen otelde 3 gün üst üste mezuniyet gecesi yapıldı ve bir öğretmen öyle sözler sarfetti ki salon birbirine girdi. İşte skandallar zinciri olayın ayrıntıları 
Milli Eğitim bakanı Ömer Dinçer’in 11 Mayıs 2012 tarih 29177 sayı ve Okullarda Düzenlenen Mezuniyet Törenleri konulu genelgesine rağmen İstanbul Adalar MEM Heybeliada İlköğretim Okulu bu yasakları çiğneyerek, okul bahçesi yerine Adalar Halki Palas Oteli’nde okul mezuniyet gecesi düzenledi.
Velilerin şikâyetine de konu olan skandallar zincirindeki iddialar şöyle;
Birincisi: MEB’in genelgesine göre velileri külfet altına sokacak uygulamalardan kaçınılarak okul bahçelerinde düznlenmesi gereken mezuniyet geceleri, Bakanlık emirleri hiçe sayılarak öğrencilerden 40 TL davetiye ücreti toplanılarak Adalar’daki Halki Palas Oteli’nde düzenlenmiştir.
İkincisi: Bakanlık genelgesine aykırı bir şekilde düzenlenen mezuniyet gecesi iddialara göre, kırk gün kırk gece havasında 3 gece üst üste olacak şekilde tertip edilmiştir.
Üçüncüsü ve olayları başlatan en garip kısım ise otelde düzenlenen bu geceye katılan veliler ve öğretmenlerin olduğu ortamda geceye yönelik sınıf öğretmenin yaptığı konuşma ortalığı birbirine kattı. İddialara göre konuşma yapan öğrencilerin sınıf öğretmeni olduğu iddia edilen okulda görevlendirme olarak görev yapan 5. Sınıf öğretmeni Şükrü ERDOĞAN’ın “Çocuklarınızı yazın tatilde camiye, cemevine falan göndermeyin. Bırakın dinlensinler…” şeklindeki skandal sözleri oldu.
Ne oldu ise bundan sonra oldu ve öğretmenin bu skandal sözleri üzerine velilerin tepki nedeniyle ortalık karıştı. İddialara göre otel görevlilerinin müdahalesiyle olayların büyümesi engellendi.
Dördüncüsü: Okul müdürü Kemalettin DİNÇ’in tavrı. İddialara göre olayları yatıştırıp velileri sakinleştirmesi gereken okul müdürü Kemalettin DİNÇ, velilere tepki göstererek “Bunları okulda konuşuruz burası yeri değil,” diyerek olayların üstünü örtmeye çalışması ve skandal sözleri sarfeden müdüre sahip çıkması.
Öğretmenin skandal sözleri ve okul müdürünün bu tavrı üzerine veliler Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ve Bakanlığa şikâyette bulundular.
Ulaştığımız bazı veliler bu durumun kendilerini çok rahatsız ettiğini, okul yetkililerinin Bakanlık genelgesine aykırı biçimde para toplayarak ve otelde düzenledikleri bu gecenin bu şekilde bitmesinden dolayı çok rahatsız olduklarını, bundan dolayı yetkililerin mutlaka bu olayı soruşturması ve ihmali olanlar hakkında biran önce yasal işlem yapılması gerektiğini bildirdiler.
Ajanskamu.com olarak yetkililerin biran önce inceleyerek, sorumlular hakkında derhal soruşturma açılarak iddiaların incelenerek konunun aydınlatılması gerekmektedir.
_____________________________
From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: vefat…
Date: June 16, 2012 8:19:33 PM GMT+03:00
Yakinen tanımak şansına sahip olduğumuz sevgili dostumuz Ferdinand Schirza, 16 Haziran 2012 Cumartesi sabahı vefat etmiştir. Cenazesi 18 Haziran 2012 Pazartesi günü saat 11:00’de Feriköy Latin Katolik Mezarlığı Şapeli’ndeki merasimi müteakiben defnedilecektir. 
Emine Çiğdem Tugay 
)O(
_____________________________
From: MEHMET ÇAĞLAYAN
Subject: [Ben de Hüseyin Rahmi Gürpinar Liseliyim !!!] http://www.stargazete.com/guncel/heybeliadada-yang…
Date: June 17, 2012 4:06:56 PM GMT+03:00
StarGazete, 17.6.2012 15:51

Heybeliada’daki yangın kontrol altında

Heybeliada’da çamlık alanda çıkan yangın kontrol altına alındı.
İstanbul’da Heybeliada’da yangın çıktı.
Heybeliada’nın At Ahırları mevkiinin üst bölümünde kalan çamlık alanda, saat 14:50 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.
Yangına, Adalar itfaiyesi ekiplerinin yanı sıra 5 helikopter ve 1 amfibik uçakla müdahale ediliyor. Şiddetli rüzgar nedeniyle yangına müdahalede zorluk yaşanıyor.
Orman Bakanlığı , 2.5 hektarlık alanda çıkan yangının kontrol altında olduğunu açıkladı.
FARSAKOĞLU: 150 DEKARLIK BİR ALAN YANIYOR
NTV yayınında son durumu aktaran Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu, “Ruhban Okulu tehdit altında değil. Adanın güneyinde Terk-i Dünya Manastırı var, orası risk altında. Kızılçam ormanı yanıyor, 150 dekarlık bir alan. Çok fazla yayılmadı. Bölgeden tüm piknikçileri uzaklaştırdık” dedi.
Yaklaşık 10 yıl önce aynı bölgede yangın çıkmıştı.
Hürriyet, 17.6.2012
Ramazan Almaçayır – M. Akif Erdem / İstanbul, (DHA)
Heybeliada’nın ardından Kahramanmaraş’ta da orman yangını başladı
Bir günde iki büyük orman yangını
Hafta sonunda İstanbul Heybeliada ve Kahramanmaraş’ta 2 orman yangını çıktı. /Heybeliada’daki yangın uzun uğraşlar sonucunda söndürülürken, Kahramanmaraş’taki orman yangını kontrol altına alındı.
Kahramanmaraş’ın Ahir Dağı Kazmabağları mevkisinde ormanlık alanda çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen yangın, havadan ve karadan yapılan müdahalelerle kontrol altına alındı.
Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürü Mustafa Gediklili, yangının kontrol altına alındığını, soğutma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.
Üç noktada çıkan ve nedeni araştırılan yangında sabotaj ihtimalinin ağır bastığını ifade eden Gediklili, “Yangın büyük çoğunlukla kontrol altına alındı. Bazı yerlerde rüzgarın etkisiyle kısmen devam ediyor. Yoğun duman, rüzgar var. Belirli yerlerde alev sönüyor, tekrar başlıyor. Arkadaşlarımız sahada gayret gösteriyor. Üst bölgelere iş makinelerini gönderemiyoruz. Arazözler eşliğinde hortum sererek müdahale ediliyor. Üç helikopter, belirlenen noktalara, nokta atışı yapıyor. Zannediyorum bir saate kadar yangın söner. Soğutma çalışmaları devam ediyor.”
Gediklili, ilk belirlemelere göre, 10 hektarlık ormanlık alanın zarar gördüğünü sözlerine ekledi.
KAHRAMANMARAŞ AHİR DAĞI’NDA ORMAN YANGINI /WEB TV
İSTANBULLULARIN GÖZDESİ YANDI
Heybeliada çam limanı mevkiinde çıkan yangına şiddetli rüzgar nedeniyle hızla ilerleyen yangına söndürme helikopterleri ve uçakları ile müdahale edilmişti. Uzun uğraşlar sonucu kontrol altına alınan yangın bölgesinde soğutma çalışmaları devam ediyor. Heybeliada sakinleri ise hurriyet.com.tr’ye yaşananları anlatıyor.

Yangın tarihi manastırın bahçesine kadar ulaşırken ekiplerin çalışmasıyla manastır yangından etkilenmedi. Manastırın bahçesi alevler nedeniyle zarar gördü. Yangına karadan da itfaiye ve vatandaşlar müdahale etti ve yangın kontrol altına alındı. Ancak buna rağmen bazı yerlerden alevlerin yükseldiği görüldü.

Bu arada Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu Ruhban Okulu’nun tehlike altında olmadığını söyledi. /Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise 2,5 hektrarlık alanda etkili olan yangının kontrol altına alındığı ifade edildi.

HEYBELİADA’DAKİ YANGIN HAVADAN BÖYLE GÖRÜNTÜLENDİ
Heybeliada’da çamlık alanda başlayan yangın havadan böyle görüntülendi.Heybeliada’da saat 15.00 sıralarında çıkan yangın güçlükle kontrol altına alındı. Çamlık mevkiinde çıkan yangın kısa sürede rüzrganı etkisiyle büyüdü. Yangına havadan 4 söndürme uçağı ve 1 helikopter karadan da itfaiye ekipleri müdahale etti. Rüzgarın etkisiyle şiddeti artan yangın kısa sürede yaklaşık 3 hektarlık alanı etkisi altına aldı. Vatandaşların da hortumla su tutarak yardım ettiği yangın tarihi Terk-i Dünya Manastırının bahçesine kadar ulaştı. Ancak havadan ve karadan müdahale edilen yangın güçlükle de olsa kontrol altına alınabildi. İtfaiye ekiplerinin soğutma çalışmaları devam ediyor. Ramazan ALMAÇAYIR/İSTANBUL/DHA
“YASAK OLMASINA RAĞMEN PİKNİK YAPIYORLAR”
Heybeliada Prenset Pansiyon işletmecilerinden Nilgün Hanım yaşananları hurriyet.com.tr’ye anlattı. Yangın çıkan alanda yasak olmasına rağmen piknik yapıldığını ve her sene bu ve benzeri tehlikelerle karşılaşıldığını belirtti. Rüzgarın çok olduğunu fakat yangın alanında Poyraz estiğini ve kesin bir bilgi olmasa da bir yanan bir piknik tüpünün yuvarlandığı söylentileri yangına sebebiyet verdiğini belirtti.
Adabeach Culb çalışanlarından Volkan Atılgan yangın söndürme çalışmalarını hurriyet.com.tr’ye anlattı. Yangın 15:00 civarında çıktı. Yangının nedeni kaçak piknik ya da sabotaj olabilir, tam olarak bilemiyoruz. Bildiğimiz kadarıyla o bölge mesire alanı değil. 4-5 küçük ve 2 büyük yangın söndürme uçağı müdehale ediyor. Rüzgar güçlü, ekipler zorlanıyor. Bölge boşaltı, yangın söndürme gemisi geldi, denizden de müdahale var. Yangın söndürüldü, ama soğutma çalışmaları devam ediyor.
HEYBELİADA’DA YANGIN ÇIKTI 
İstanbul Heybeliada’da, at ahırları mevkisinin üst bölümünde kalan çamlık alanda, dün saat 14.50 sıralarında yangın çıktı. Rüzgârın etkisiyle kısa sürede yayılan yangına, Adalar itfaiyesi, Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 4 yangın söndürme uçağı ve 1 yangın söndürme helikopteri havadan, İstanbul’un Anadolu yakasındaki bazı itfaiye grupları denizden ve karadan müdahale etti. Alevler Aziz Spiridon Rum Ortodoks Kilisesi Manastırı bahçesine kadar ulaştı. Yangının tarihi manastıra sıçramaması için büyük çaba sarfedildi. Akşam saatlerinde kontrol altına alınan yangın 3.5 hektarlık alanda etkili oldu. Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu, piknik yapanların yaktığı ateş, sönmemiş bir izmarit ya da çevreye atılan cam şişelerden kaynaklanmış olabileceği ihtimali üzerinde durduklarını söyledi. DHA

_____________________________

From: HASAN CEVAD ÖZDİL
Subject: [hrgl.org] Yan: yana yakıla Heybeliada!…
Sent: Sunday, June 17, 2012 5:31 PM

Bir ağaç yandığında bir insan yanmış gibi hissetmedikten sonra… 

Yok piknikçiler yakmış da, yok sigara atmışlar da falan filan.
Yangın her zaman ve farklı nedenlerle çıkabilir.
Senin önleme teşkilatın var mı, ondan haber ver.

Adalar ormanları yangın önleme bantlarına sahip mi?
Adalara has itfaiye teşkilatı var mı?
Adalara ait yangın helikopterleri var mı?

Ben bunların cevabını bilmiyorum.
Eğer bunların cevabı hayırsa,
yansın ormanlar anasını satayım bütün idarecilerle birlikte, diyesim geliyor.
Bir ağaç yandığında bir insan yanmış gibi hissetmedikten sonra.

h. cevad özdil …

_____________________________

From: CEM YENİGÜL

Subject: RE: [hrgl.org] Yan: yana yakıla Heybeliada!…
Date: June 17, 2012 7:30:10 PM GMT+03:00
YAZIK! HİÇBİRİ YOK TABİ… Küfretmek geliyor içimden!…
_____________________________
From: MURAT BAŞBAY
Subject: [SON LİMAN GAZETESİ] ÇAM LİMANI YANGININDA EN BÜYÜK SUÇLU ORMAN…
Date: June 18, 2012 12:56:20 AM GMT+03:00
Son Liman Gazetesi, 18.6.2012
Murat Başbay
 

ÇAM LİMANI YANGININDA
EN BÜYÜK SUÇLU
ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİDİR!
 

 
Anayasa Madde:169: Devlet ormanları kanuna göre devletçe yönetilir ve işletilir. Çam Limanı mevkiinde çıkan yangından yaklaşık 20 dakika sonra olay yerine gittim. Yangın yerine meşhur Orman İşletmesi’nin arazözü gelmişti. Peki ne oldu dersiniz? Arazöz arızalı çıktı! Eğer arazöz çalışmış olsa yangın yolun üst tarafına sıçramayacaktı. Orman İşletme şefi, nam-ı diğer ihaleler kralı by. Yüksel yangından yaklaşık 1 saat sonra olay yerine geldi. Bu Orman İşletme şefi daha önce de çam kese böcekleriyle mücadelede başarısız olarak İlçemizi televizyon ve gazetelerde KAŞINTI Adası olarak tanıtmıştı. Bugüne kadar hiçbir kurum orman ihalelerini mercek altına alıp incelemedi. Yer görme belgesi yüzünden kimler ihaleye giremedi diye nedeni sorulmadı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı hep sessiz kaldı. Mangalcıların ormanda ateş yakmalarına engel olmadığı ve onları uyarmadığı için yarın kendisi hakkında tedbirsizlik ve görevi ihmalden Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağım.
_____________________________

From: AHMET TANRIVERDİ
Subject: FW: CAMLiMANI YANGINI
Date: June 18, 2012 8:29:52 AM GMT+03:00
From: TURGUT KULİ
Subject: CAMLiMANI YANGINI
Date: Mon, 18 Jun 2012 00:17:50 +0300
To:

ÇAM LiMANI YANGINI

Heybeliada, 18.6.2012
Artık o yeşilin maviyle birleştiği görüntüler yok. Bundan önceki yangının berbat görüntüleri 35 yılda ancak silinebilmişti hafızalardan. Kendini bilmezler yüzünden bir 35 seneye daha gereksinim var. Belki de bu cennet görüntüler bir daha varolmayacak ama öyle anlaşılıyor ki kendini bilmezler 750 sene, 1000 sene daha varolacak. Geçmiş olsun…
Turgut Kuli
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

_____________________________

From: TUNÇ ÜNER
Subject: Heybeliada orman yangini fotoları
Date: June 18, 2012 10:01:21 AM GMT+03:00

Heybeliada orman yangini fotoları…




_____________________________

HALKI SUMMIT
on Global Responsibility &
Environmental Sustainability

Presented by
The Ecumenical Patriarchate
Southern New Hampshire University
ABOUT THE CONFERENCE
The Halki Summit was a gathering of activists, scientists, journalists, business leaders, theologians, and academics engaging working across intellectual boundaries to bring the global environmental discussion to a new and richer place. At the heart of that discussion was the belief that no effort can be successful without a fundamental change in values as manifested in ethics, spirituality, and religion.
 
PRESS RELEASE 
Halki Summit 2012 
 
The world will continue to face an unabated risk of an irreversible environmental disaster unless there is a fundamental change in the collective human heart, warned His All Holiness the Ecumenical Patriarch at a gathering of distinguished environmentalists, scholars, entrepreneurs and activists, which he convened on the island of Heybeliada/Halki from June 18th-20th. 
 
“The real crisis is not in the environment but in the human heart,” said His All-Holiness as he opened the gathering, known as the Halki Summit and co-organized by the Ecumenical Patriarchate and Southern New Hampshire University. It was the latest green initiative by the Ecumenical Patriarch, whose activities over the past two decades have included five educational seminars on Halki island, site of a famous monastery and theological school, and eight water-borne symposia in places ranging from Brazil to Greenland. 
 
His All-Holiness expressed his gratitude to the co-sponsor of the summit, Southern New Hampshire University, which is the first carbon neutral campus in the state of New Hampshire and nationally recognized for its innovative programs in the Unites States. President Paul LeBlanc commented: “A central role of universities is to convene expert people around complicated and critical questions, and no more important question faces us than the fate of our planet.” 
 
Jane Goodall, the East Africa-based conservationist and founder of a green movement that operates in over 130 countries, said she had come to the Halki summit to drive home her belief that “every individual makes a difference every day of life, and we have a choice as to what sort of difference we make.” 
 
Jim Hansen, president of the NASA Institute for Climate Change, called for religious leaders to renew their engagement with a global environmental challenge which was steadily growing in gravity. “We cannot ignore the consequences of continued unchecked exploitation of fossil fuels without creating a tragedy of monstrous proportions,” he said. Other keynote speakers included Bill McKibben, founder of the global climate protest movement 350.org, and Gary Hirschberg, founder of the organic yoghurt company Stonyfield Mountain. 
 
Closing the summit, His Eminence Metropolitan John of Pergamon, said the gathering had marked a new milestone in a dialogue between religion and science, which had shown up a deep interdependence between the two fields of knowledge. “Religion and science do not complement one another, they interpenetrate one another,” he said, while calling for an intensified effort to promote environmental awareness at all stages of education. For further information, visit www.halkisummit.org
A WORD OF WELCOME

From His All-Holiness Ecumenical Patriarch Bartholomew It is with great delight that we welcome you to the website for the Halki Summit on Global Responsibility and Environmental Sustainability to be held this summer (June 18-20) on the quaint island of Halki, a place of great historical importance for the Orthodox Church and just a short ferry ride from Istanbul in Turkey. The gathering is organized under the auspices of the Ecumenical Patriarchate and is co-sponsored by the Ecumenical Patriarchate and Southern New Hampshire University.
Halki Summit June 18-20 Heybeliada, Turkey 
Global Responsibility and Environmental Sustainability: A Conversation on Environment, Ethics, and Innovation Download the Complete Program Opening Ceremony: Theological School of Halki
Monday, June 18, 2012 18:00 Welcome: The Most Rev. Dr. Metropolitan Elpidophoros of Bursa, Abbot of Holy Trinity Monastery on Halki Keynote Address: His All-Holiness Ecumenical Patriarch Bartholomew
Opening Remarks: Dr. Paul LeBlanc, President: Southern New Hampshire University Rev. Dr. John Chryssavgis: Archdeacon of the Ecumenical Throne
Occasional Address: Where We Are Today? Session I: Biodiversity and Conservation
Tuesday, June 19, 2012 9:00-9:45 Chair: Dr. Michele Goldsmith, Southern New Hampshire University Speaker: Dr. Jane Goodall, Primatologist: Goodall Institute Session II: Energy and Climate Change
Tuesday, June 19, 2012 14:30-15:15 Chair: Rev. Dr. John Chryssavgis Speaker: Mr. Bill McKibben, Author Session III: Economy and Innovation /Wednesday, June 20, 2012 9:00-9:45 Chair: Dr. Paul LeBlanc Speaker: Mr. Gary Hirshberg, Stonyfield Farm Chair: Ms. Krista Tippett Closing Session: From Here to Where?
Wednesday, June 20, 2012 14:30-15:30 Chair: Ms. Krista Tippett Participants: M. Rev. Dr. Metropolitan John of Pergamon, Academy of Athens
Halki Summit 2012 June 18 – 20 Heybeliada, Turkey
_____________________________

From: ASLI YALAP

Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] HEYBELİADA MUHTARLIĞI OLARAK YANAN ALAN İÇİN…
Date: June 18, 2012 11:58:31 AM GMT+03:00
HEYBELİADA MUHTARLIĞI OLARAK YANAN ALAN İÇİN AĞAÇLANDIRMA KAMPANYASI BAŞLATIYORUZ. BUGÜN VE YARIN YAPILAN TESPİT ÇALIŞMASINDAN SONRA YAPILACAK ORGANİZASYONA KATILMANIZI VE DESTEK VERMENİZİ İSTİYORUM. HEP BİRLİKTE ÇAM LİMANI’NI YEŞİLLENDİRMEYE KOYULALIM ARKADAŞLAR.
* * *
From: ASLI YALAP
Subject: [Şu Çılgın Heybeliada’lılar !) – “√ Bildirimler” Ayarlarınızı yapınız.] 17 Haziran Pazar günü saat 1…
Date: June 18, 2012 12:26:31 PM GMT+03:00
17 Haziran Pazar günü saat 14:30 civarında Çamlimanı Balkon Mevkii’inde çıkan yangın sonucunda 1994 yılında çıkan yangın sonucu dikilen fidanlar maalesef yine yandı.
Heybeliada Muhtarlığı olarak 17 Haziran Pazar akşamı Adalı vatandaşlarımızla özellikle gençlerimizle yangın üzerine toplantı yaptık.Yapılan toplantıda 18-19 Haziran Pazartesi ve Salı günü Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel ÖZCAN Bey’in ve ekibinin tespit çalışmasından sonra belirlenecek gün ve saatte tüm Adalı gençlerimizin ve vatandaşlarımızın katılacağı AĞAÇ DİKME KAMPAYASI başlayacaktır. Bu kampanyaya destek verilmesini katılarak bir AĞAÇ FİDANI da sizin dikmenizi rica ederim.
_____________________________
From: DENİZ TOPRAK
Subject: Odunu lifli olup çok esnek ve dayanıklıdır. Baston ve sopa yapımında kullanılır…
Date: June 19, 2012 11:14:37 AM GMT+03:00

“Odunu lifli olup çok esnek ve dayanıklıdır.
Baston ve sopa yapımında kullanılır…”

YANGIN TATBIKATI YAPILDI 

 
Yuksel OZCAN 
Istanbul Orman Bolge Mudurlugune bagli orman yanginlarina ilk mudahale ekipleri tarafindan tatbikat yapildi. Anadolu yakasinda gorevli tum ekiplerin katildigi tatbikatta, Orman Bolge Muduru Ismail UZMEZ tarafindan yapilan konusmada, yangin oncesi ve sonrasi dikkat edilmesi gereken uygulamalar anlatildi. Yanginlara mudahalede kullanilan arazozler(yangin sondurme araclari) ve pompalari hakkinda uzman muhendisler tarafindan ayrintili bilgilendirme yapildi. Hortum acma ve toplama, pompalarin acilmasi ve kapanmasi ve tabancalarin kotrolu, kopuk atma ve cephe olusturma uygulamalarinin ardindan duzenlenen yarismada en hizli mudahaleyi yapan ekip, odullendirildi. 
Nur içinde yatsın, bir de Adile Teyze vardı bizim çocukluğumuzda. O da iyi anlatırdı ama bu da hiç fena olmamış bence… 
 
Tabii bir de gerçek hayat var. Masallar kadar mühim ama masallardan öte, Yalansız, Telafisiz… 
 
Heybeli’de yanan canları bir de cansiperane çalışan gönüllülerden, gönüllülerin satırlarından dinlesek; 
… efendim.yangında yaşadığım ve gördüğüm eksiklikler şunlardır.orman idaresinin aracı beş para etmezdi.arazöz şöförü heycandan kafayı yemişti çalışan aracı vitesi geri taktı ve geri geri gelmeye başladı ve aracı tamamen bozdu belkide suyumu bitti ne.dedim ona hemşerim yardıma geldik nasıl yardım edelim heycandan eli ayağı birbirine dolaşmıştı.ve geri geri gelirken aracın ponpasını kırdı kazma herif. 
 
… arabayı geri çekti yolu tıkamıştı yola baktığımda.diyer kurumlara ayit araçlarda yolu tıkıyordu.derhal müdahale ettim.polise dedim bütün yolun üstündeki araçları çamlimanındaki top sahasına kadar açmak zorundayız.yada yolun ortasından kenara çekecekler bu sayede yol açık kalacaktı derken yolu açtık.ilk askeriyenin itfayiye aracı bizim bulunduğumuz taraftan intikal etti.yolu açtığımız için rahat geldi komutana dedim.üst yola yangını geçirmememiz lazım hortumun başına geçtik askaldına yanıyorduk üstyola sıçramasını ciddi biçimde engellemiştik. 
 
… bu arada adalar belediyesinin arazörü geldi dedim hemen suyu boşaltın araçta su yoktu tedaş elektiriği kesmiş çamlimanından suyu alamıyordu.onlarda yardıma gelmiş aklı sıra.susuz yardımmı olur looo.onları ordan kovdum çünkü yolu kapıyorlardı. gidin itfayiyeden su alın öyle gelin dedim 10 dakka sonra kardeşim aradı itfayiyede kimse yokmuş suyu nasıl alacaklarını bilmiyorlar.iskinin hidrantlarını kırın suyu alın dedim yarım saaat sonra suyla geldiler. 
 
… bu arada orman şefi geldi dedim ona bu helikopteri senmi komuta ediyorsun evet dedi yangının önünü kesmek zorundasın dedim.rüzgar çok hızlıydı yangında çok hızlı gidiyordu,yolun üstüne sıçramıştı helikopter iyi iş çıkarıyordu doğrusu.derken uçaklar geldi onlar harkuladeydi yani tebrik ederim hani.uçaklar gelmeden acil yardım çağrısında bulundum ne hikmetse purofilimde hiçbirşey gözükmüyor sanki lav olmuş:) 
 
… yolun altarafı konturol altına alınmış gibiydi.yangının ortasından karşı tarafa geçtimki itfayicilerin çoğu ordaydı yolun üstarafıda ateş almıştı terki dünya yol ayrımının kenarındaki hidrant tüm adayı aslında yanmaktan kurtarmıştı kimse farkında deyil itfayiyenin su ihtiyacını sağlıyordu. ve yangının ilerlemesini engelliyordu hemide bir hidrant.yani hidrantları 100 metrede bir koymaları gerekiyordu.hidrantları ölçerseler kaçmetrede bir hidrant olduğu anlaşılır:) 
 
… kurumların çoğu sınıfta kaldı. fakat başarı şurdaydı uçak ve helikopter yangını dövüyordu.yer ekibinde deniz lisesi geçer not aldı bence.yanlız kurumlar arası çatışma burdada kendini gösteriyordu.acı bir durum.en azından bundan sonra ders alınmalı ve kordinasyon tek elden yönetilmeli.   
 
… daha yangının başındayken mustafa beyi aramıştım durumu kendisine bildirdim.acil durum çağrısı yardımı yapması gerektiğinide söyledim.yapmışki kıyamet kopuyordu ormanda havadan ve karadan ve denizden başlamıştı.yanlız denizdeki gemilerde ağrıza vardı sanki işiyor gibiydi.teknolajisi bence yeterliliği malesef yoktu. 
 
… bu yangın helikopterleri ve uçaklarına verilen para helaldir bence asıl müdahaleyi onlar yaptı.nokta atışları 4-5 sefer yanlış yere düştü gibi gözüksede yerinde gözlemlerimce yangının büyümesini engellemişti.helal olsun bee. 
 
… aslında okadar eksiklik varki.fazla yazmıyayim birilerine yazık olur.ağaçlarımı 15 gün sonra aynı boyda dikmesseler.onları internette dikeceğim.nakışlan hemde.benden söylemesi:)doyurucu olmuştur işanlah. 
İhale edilmeden, yanan yok olan canların vebaline dair bir an önce ağaçlandırılabilirse (ki yine ve tabii ki gönüllülerce) şayet buralar, her hidrandın yanına iki de kızılcık fidanı ekelim. Gördük ki ihtiyaç var bu ağaca da… 

Kızılcık

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Kızılcık (Cornus mas), kızılcıkgiller (Cornaceae) familyasından bir ağaç türü.
Odunu lifli olup çok esnek ve dayanıklıdır. Baston ve Sopa yapımında kullanılır. 
Yıllardır terfi edememe rekoru kıran beceriksizin devirdiği çamların sayısını unuttuk. 
 
Adalar’ı basiretsiz yöneticilerle cezalandırmak gibi bir niyet varsa taa yukarılarda, bilsinler ki oldu, cezalandık artık biz… 
 
Yandıktan sonra gönüllüye fidan dağıtacak değil, testi kırılmadan görevini yapacak adam lazım İşletme-i Adalar’a…
_____________________________
From: ADALAR MÜZESİ

Subject: “Lefter… biz bu memleketi seninle sevdik” Sergi Davetiyesi
Date: June 20, 2012 2:14:13 AM GMT+03:00
 
 
_____________________________

From: AVNİ KURTULDU
Subject: Sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar
Date: June 19, 2012 11:54:40 PM GMT+03:00
 
Sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar…

Biz Bu Memleketi Hep Sevdik! 

Türk’ü, Kürt’ü, Ermeni’si, Rum’u, Yahudi’si, Arnavut’u, Alevi’si, Sünni’si biz bu memleketi hep sevdik.
Bu memleketi seven bireyler olarak biz birbirimizi de sevdik ve sevmeye devam edeceğiz. Çünkü sevgilimiz ortak: TÜRKİYE
Milli forma altında Türk futbolunu yıllarca en iyi şekilde temsil eden Lefter’i de çok sevdik ve sevmeye devam edeceğiz. Çünkü sevgilimiz ortak!
Lefter bu ülkede dört yıl askerlik yaptı, Fransa’da, İtalya’da yıllarca futbol oynayarak Türkiye’yi temsil etti. İsteseydi Yunanistan’da, Fransa’da, İtalya’da AB fonlarından nemalanarak rahat bir hayat sürebilirdi. Ama o kendi memleketinde emekli maaşıyla yaşamayı tercih etti.
Tabii ki “O sizin sevginiz, bu bizim sevgimiz” diyebilirsiniz. Biz karşılıksız severiz siz (AB fonlarından) karşılıklı seversiniz. Aramızda “FON” farkı var!
Lütfen “Biz bu memleketi seninle sevdik” kışkırtıcı başlığı altına o dünya iyisi insanın fotoğrafını koyup ikinci cumhuriyetçi politikalarınıza alet etmeyin.
Ben buradan çok sevdiğim Lefter’in ailesine de seslenmek istiyorum. Lütfen o güzel insanın isminin kötü politikalara alet edilmesine izin vermeyin. Bırakın biz Lefter’i o güzel futbolu ve golleriyle hatırlayalım.
Biz bu memleketi kişiye endeksli sevmedik. Lefter attığı güzel gollerle hayatımıza ve sevgimize renk katmıştır ancak biz bu memleketi Lefter’den önce de çok sevmiştik Lefter’den sonra da çok seveceğiz. Lefter’i de sevmeye devam edeceğiz.
Ne demişti Nazım Hikmet “Memleketim” deyince;
Sen şimdi yalnız saçımın akında, 
enfarktinda yüreğimin, 
alnımın çizgilerindesin memleketim, 
memleketim 
memleketim. 
Siz ne derseniz deyin, Türk’ü, Kürt’ü, Ermeni’si, Rum’u, Yahudi’si, Arnavut’u, Alevi’si, Sünni’si biz bu memleketi hep sevdik ve ne yaparsanız yapın BİRLİKTE sevmeye devam edeceğiz.
Avni KURTULDU
 
_____________________________
From: ARİF ÇAĞLAR
Subject: Lefter meselesi
Date: June 22, 2012 7:05:13 AM GMT+03:00
Çınar Meydanı No:14 Büyükada
ADALAR
Sayın Mustafa Farsakoğlu (Dr.) 
Adalar Belediye Başkanı, 
 
Sayın Halim Bulutoğlu 
Adalar Vakfı Başkanı, 
 
Sayın Ersin Salman 
Sergi Küratörü, 
20.06.2012 tarihli ve müşterek imzalı yazınızla, Adalar Kent Konseyi başkanı olarak açılışına davet ettiğiniz Adalı ve Fenerbahçeli Lefter sergisine aşağıdaki nedenlerle katılmayacağım.
Şöyleki;
1- Adalar Belediye Başkanı sayın Mustafa Farsakoğlu’nun Adalar Kent Konseyi’ne karşı olan ve devam eden menfi tutumları. Konsey’e ilgili yasa ve yönetmelikler gereği sağlaması gereken imkânlar ile kurması gereken işbirliğini 3 yıldır inatla yerine getirmemesi. Kent Konseyi’nin genel kurul toplantılarına davet edilmesine rağmen bilinçli olarak katılmaması ve bu anlamda kendince Konsey’i yok sayma gayretleri nedeniyle;
2- Adalar Belediye Başkanı’nın, Adalar’daki sivil toplum kurum ve kuruluşlarıyla ayırım yapmadan işbirliği içinde bulunmak yerine sadece Adalar Vakfı’yla işbirliği içinde bulunmasını ve bu yöndeki arzu ve gayretlerini doğru bulmadığımdan;
3- Adalar Vakfı ve başkanı sayın Bulutoğlu’nun, Belediye Başkanıyla aynı yolu seçerek Adalar Kent Konseyinin hiçbir genel kurul toplantısına katılmadığı ve Adalar Vakfını, Adalar Kent Konseyinin görev alanı içinde olan toplantıları organize etme gayretinden dolayı;
4- Adalar Vakfının -bugüne kadar sergilediği çalışma ve davranış usullerinden çıkan intiba ile-, kendilerini Adaların tek akil ve yetkili kuruluşu görmeleri ve Vakfın kuruluş amacı dışında çalışmalar içinde yer alma gayretlerini doğru bulmadığımdan,
5- AMA BUNLARDAN DAHA DA ÖNEMLİ OLARAK ve yukarıdaki nedenlerime ilave olarak; Büyük futbol ordinaryüsü Lefter ile Adalar arası futbol turnuvalarında karşılıklı oynama şansı ve şerefini bulmuş, Büyükada’da değerli dostum Ahmet Tanrıverdi’nin düzenlediği maç organizasyonlarında birlikte futbol oynama keyfini yaşamış ve ayrıca koyu bir Fenerbahçe taraftarı olarak kendisini yakından tanımış ve vefatıyla da derinden üzülmüş biri olarak; Türk Futbolu’nun unutulmaz ismi Adalı ve Fenerbahçeli Lefter anısına düzenlediğiniz serginin tanıtımında kullandığınız “BİZ BU MEMLEKETİ SENİNLE SEVDİK” ifadesini şiddetle reddettiğimi, “BU MEMLEKETİ SEVMENİN DAHA ÖNEMLİ SEBEPLERİ OLDUĞUNU”, böyle bir tanıtımla yola çıkmanın bir akıl sürçmesi mi yoksa bilinçli bir tercih mi olduğunu Adalılar’ın çok merak ettiği hususlarıyla birlikte ve yukarıda sıraladığım nedenlerim doğrultusunda davetinize katılmayacağımı aynı nezaket içersinde bildiririm.
Saygılarımla,
Ali Fuat Tolga
Adalar Kent Konseyi Başkanı
_____________________________
Radikal, 19/06/2012 2:00

Marmara Denizi’nin sakinleriyle tanışın

Köpekbalığı – Büyükada
Heybeliada’daki Adalar Müzesi’nde denizlerin kirlenmesi ve deniz canlılarının türlerinin yok olmasına dikkat çekmek için hazırlanan ‘Marmara’da hayat var, şimdilik’ adlı fotoğraf ve video sergisi başladı. Sergi, Marmara Denizi’nde hâlâ farklı canlıların yaşamlarını sürdürdüğünü göstermek ve bu doğal hayatın özenle korunması gerektiği bilincini yaygınlaştırmayı amaçlıyor.
Sualtı fotoğrafçısı ve dalış eğitmeni Ateş Evirgen ile dalgıç Serço Ekşiyan’ın küratörlüğünü üstlendiği sergi, Adalar çevresinde yapılan dalışlarda çekilen seksen denizaltı fotoğrafı ile ada sakinleri ve balıkçılarla yapılan görüşmelerden oluşan videoları içeriyor. Greenpeace ve TÜDAV (Türk Deniz Araştırmaları Vakfı) işbirliğiyle açılan sergiyle Marmara’nın tanınması ve korunmasıyla ilgili çalışmalara hız kazandırmak hedefleniyor. Sergi ekim ayına kadar görülebilir.
Horozbina-Büyükada 
 
Denizyıldızı-Büyükada
 
 
_____________________________
From: SELİN AYGÜN
Subject: basındaki yeni heybeli yangın haberleri
Date: June 20, 2012 9:32:20 AM GMT+03:00

basındaki yeni heybeli yangın haberleri… 

_____________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: Söndüremediğime bakmayın, yerim dar…
Date: June 20, 2012 11:01:04 AM GMT+03:00
 

Söndüremediğime bakmayın, yerim dar… 

Birgün, 19.6.2012
Gizem Uysal
 
 

Heybeliada yangını sabotaj 


ADALAR ORMAN İŞLETME ŞEFİ YÜKSEL ÖZCAN: Heybeliada yangını sabotaj 

Heybeliada’da önceki gün ormanlık alanda çıkan yangının kısa sürede söndürülememesinin Orman İşletme Şefliği’nin yangın söndürme cihazlarının bozuk olmasından kaynaklı olduğu iddia edildi. Ada sakinlerinden Murat Başbol, Orman İşletme Şefliği’nin yangın söndürme cihazlarının arızalı olduğunu, yangına bir saat geç müdahale ettiğini, bu nedenle yangının geniş bir alanı kül ettiğini belirtti. Başbol, ayrıca Orman İşletme Şefliği’nin piknik için adaya gelip mangal ateşi yakan piknikçileri kontrol altına almadığını ve bu yüzden yangının çıkmış olabileceğini, piknikçilerin önü alınmadığı sürece bu tür yangınların devam edeceğini belirtti. Başbol yangınla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu da kaydetti.
 
Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan iddiaların asılsız olduğunu, yangına kısa sürede müdahale edildiğini ancak rüzgarın saatteki hızının yüksekliği nedeniyle kısa sürede geniş alana yayıldığını belirtti. Özcan, Adalarda üç yangın söndürme aracının bulunduğunu, bunların ikisinin Adalar’da konuşlandığını ve yangına en kısa sürede müdahale ettiklerini söyledi. Özcan, yangın söndürme araçlarının su almak üzere yangın yerinden uzaklaştığında bir grup insanın ‘araçlar arızalı’ yaygarasını kopardığını ifade etti. Yangının nedeninin dört bir taraftan yapılan sabotaj olduğunu belirten Özcan, hazırladıkları raporu savcılığa teslim ettiklerini kaydetti.
 
NE OLMUŞTU?
Heybeliada’da At Ahırları mevkisinin üst bölümünde kalan ormanlık alanda önceki gün saat 14.35 sıralarında yangın çıkmıştı. Rüzgârın da etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayılan yangın, tarihi Terk-i Dünya Manastırı ve at ahırlarını tehdit etmişti. Yangın tarihi manastırın bahçesine kadar ulaşırken ekiplerin çalışmasıyla manastır yangından etkilenmemişti. Manastırın bahçesi alevler nedeniyle zarar görmüştü. Orman İşletme Şefliği ve Adalar itfaiyesi yangına müdahalede yetersiz kalmış, Kartal’dan bölgeye takviye itfaiye ekipler gönderilmişti. Yangında yaklaşık 3 hektar ormanlık alanın zarar gördüğü açıklanmıştı. 
Fesupanallah…
 
Hatta “Ya Sabır” mı demeli???
 
Yangına dair hangi önlemi aldınız ki bugüne dek bilemedik? 
 
Eğitim ve becerileri tartışılmaz personel dışında bakımsız araçlar, bir de işletmenin kulesi var sözde olup biteni seyreylediğiniz. Ama onun da ne amaçla yapılıp kullanıldığı konusu muamma mı yoksa?

Yüksel özcan’s Favorites 

Film: Gladyators of Pinus brutia İslands
Type of music: folklor 
Song: Classic Current Baglama 
Band: Group Classic Cem
Person: Not specified yet
Quote Not: specified yet
Place to party: Adakule
Place to relax: Forest 
Place to holiday: Knidos
Book: Ekological 
Sport: Swimming, Tracking
Heybeli yanınca mı aklınıza geldi yönetmelikler?
 
Ne demiş OGM?

ORMAN YANGINININ ÇIKIŞ NEDENLERİ

Pratikte orman yangınlarının çıkış nedeninin ne olduğunun kesin tespiti yapılamaması durumunda yangının çıkış nedeni deneyimlerle pratik olarak tespit edilmektedir. Yangın rüzgarlı günde yaşlı meşcerede yakılmışsa üretim amaçlı yakmadır. Yangın rüzgarsız bir günde çıkmış ise uyarıdır. Ya kaçak kesimi ihbar ediyordur ya da açma yapıldığını göstermek içindir. Genç meşcerede ise rüzgarlı günde çıkmışsa kesin kasıttır. Rüzgarsız günde çıkmışsa idareye uyarıdır ve teşkilat yetkilileri araştırma yapmaları çağrısıdır. mış…
Yani; rüzgârsız günde çıkmışsa yangın, uyarıymış. Rüzgârlıysa gün, KESİN KASIT’mış… Yani sabotajmış kesin. Öyle mi???
 
Hadi tut ki sabotaj olsun.
 
Aldığın tedbir var mı bugüne kadar? Ya da tüm hazırlıkların tamdı da söndüremedin yerin mi dar?
 
Umarım tedbirler için de rüzgârlı bahaneler çıkmaz ortaya.
 
Yoksa biz mi yanlış anladık bunu: 

ORMAN YANGINLARI İLE MÜCADELEDE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER

…Bunun için sürekli orman halk ilişkileri ve ilgili bütün tarafları içine alan yoğun eğitim çalışmalarının ilgili bütün kurum ve kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, yazılı ve görsel basın birlikte insanımızı bilinçlendirme çalışmalarını sürdürmelidir…
Eğitecek, hazır bekleyecek, kontrol edecek olan ormancı değil de halk mı yoksa? 
 
Eğitilmeyi, bilinçlendirilmeyi mi beklediniz yoksa bunca zaman?
 
Aldığınız eğitimin tatbiki için maaş alıyorsunuz sanıyorduk biz.
 
Bu arada merak da etmiyor değil insan;
OGM’nin özellikle yangın mevsiminde kullanılmak üzere Adalar İşletmesi’ne tahsis ettiği ek araç falan yok mu? 4×4, motosiklet falan filan???
Nerelerde kullanılıyor ya da kimler ne amaçla kullanıyor ki İşletme’nin bu resmi araçlarını?
Görevsiz çıkamaz değil mi bunlar dışarıya?
Zaten vardır görev defteri hepsinin. Hangi görevde kaç km kullanıldığı da bellidir herhalde küçücük Adalar’da?
 
Belli mi ???
 
Heybeli’nin yandığı gün Adalar Orman İşletmesi’nde kimin, nerede, ne yaptığı belli mi???
 
_____________________________

From: İPEK THEVENON
Subject: 23 Haziran 16:00’da Yangın yerinde buluşuyoruz
Date: June 20, 2012 12:20:42 PM GMT+03:00
 

23 Haziran 16:00’da Yangın yerinde buluşuyoruz!

Sevgili Dostlar,
Ciğerimiz tekrar tekrar yanmasın diye taleplerimizi bir basın açıklamasıyla dile getireceğiz. Gerekli yerlere dilekçeler verip takip edeceğiz. Tüm Adalılar’ın ve Ada dostlarının destek vereceğinden eminiz. Cumartesi yangın yerinde buluşmak üzere…
Sevgiler, saygılar,
İpek Thevenon
 
 
_____________________________
From: BİRGÜL TAŞTAN MERİÇ
Subject: 21 Haziran 2012’de Heybeliada’da Waldorf Pedagojisi semineri
Date: June 21, 2012 12:13:46 AM GMT+03:00

21 Haziran 2012’de Heybeliada’da
Waldorf Pedagojisi semineri

“Biz çocuğu, çocukluk yılları için eğitmiyoruz, yeryüzündeki tüm varoluş süreci için eğitiyoruz.”
• Çocuklarımızın anıları için sorumluluk taşıyoruz. Yaşamın ilk yedi yılı benliğimizin oluştuğu dönemdir. Eğitim Sanatı Dostları Derneği tarafından düzenlenen Waldorf Pedagojisi’nde 0-7 yaş gelişim dönemi ele alınacaktır.
• Dortmund’daki ‘Institut für Bildung und Beratung’dan (Eğitim ve Danışmanlık Enstitüsü) Ursula Middelkamp’ı konuk ediyoruz. Sizleri ve çocukları da aramızda görmekten mutluluk duyacağız.
Tarih: 21 Haziran 2012, Perşembe
Saat : 13:30 – 18:30
Buluşma Yeri: Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzesi, Demirtaş Sk. Heybeliada
İletişim: Birgül Taştan Meriç : 0532 385 11 51
İpek Thevenon : 0530 245 89 08
Sorular için: birgultastan@gmail.com
 Birgül TAŞTAN MERİÇ
_____________________________
From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: MERAL KANIK’LA RESİM ATÖLYESİ BAŞLIYOR…
Date: June 20, 2012 8:54:35 PM GMT+03:00

MERAL KANIK’LA RESİM ATÖLYESİ BAŞLIYOR…

_____________________________
From: MURAT BAŞBAY
Subject: [SON LİMAN GAZETESİ] ANLAYIŞ FARKI!!!!
Date: June 21, 2012 2:23:05 AM GMT+03:00

ANLAYIŞ FARKI!!!!

_____________________________

From: MURAT BAŞBAY
Subject: [SON LİMAN GAZETESİ] BURASI HEYBELİADA… TEMİZLİK İMANDAN GELİYOR AMA…
Date: June 21, 2012 2:29:55 AM GMT+03:00
 
Son Liman Gazetesi, 21.6.2012 02:29
Murat Başbay 
 

BURASI HEYBELİADA… 

TEMİZLİK İMANDAN GELİYOR AMA TEMİZLİKÇİLER BİR TÜRLÜ GELMİYORLAR!!!
 



_____________________________

Akşam- Spor, 21.6.2012
Adil Demirçubuk
 
 

Sutopunun suyunu çıkardık 

 
Karşılaşmanın oynandığı açık havuzda elektronik skorboard ve köşelerde bulunması gereken zaman sayacı yoktu. Sporcular 30 saniyelik hücum sürelerinin bitmesine ne kadar kaldığını el kronometresi tutan hakeme sordu 
Deplasmanlı Sutopu Birinci Ligi’nde geçtiğimiz pazar günü Heybeliada’da ‘şaka gibi’ bir maç oynandı… Heybeliada Su Sporları Kulübü (HSSK) ile İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nün (İYİK) 8-8 sona eren karşılaşmasını izleyenler gözlerine inanamadı. Parayı bastıran herkesin ‘turist’ gibi uzaya gittiği çağımızda, sutopu maçlarının ‘olmazsa olmaz’ları elektronik skorbord ve zaman sayacı yoktu. Daha doğrusu elektronik namına hiçbir şey yoktu…
ŞİMDİ gelelim ilginç maçın detaylarına.
BİLENLER bilir, sutopunda maçların oynandığı havuzların dört köşesinde, basketbolda olduğu gibi hücum etmek için kalan süreyi gösteren bir zaman sayacı ve elektronik skorbord bulunması gerekir. Fakat HSSK-İYİK karşılaşmasının yapıldığı havuzda bunların hiçbiri yoktu. Sporcular ve antrenörler 30 saniyelik hücum sürelerinde ne kadar zamanlarının kaldığını göremedikleri için sık sık, el kronometresi tutan masa hakemine seslenmek zorunda kaldı: ‘HOCAM kaç saniye kaldı?’
EFENDİM! NE DEDİN HOCAM
HAKEM DE çaresiz cevap verdi fakat sporcular suyun içinde oldukları için çoğu kez hakemin ne dediğini duyamadı. Havuz bu sefer sporcuların, ‘Efendimm! Duyamadım hocam, bir daha söyler misiniz?’ sesleriyle sürekli çınlayıp durdu. Masa hakemi hücum sürelerinin bittiğini tıpkı 1970’li yıllarda olduğu gibi düdük çalarak ilan etti. SPORCULAR ve antrenörler elektronik skorbord da bulunmadığı için skorun ne olduğunu ve maçın bitmesine ne kadar süre kaldığını da yine masa hakemine bağırarak öğrenebildiler: Hocam maç kaç kaç?’ ‘Maçın bitmesine kaç dakika var?’
BAŞKAN İZLEYİCİ KALDI
BU inanılmaz eksikleriyle, izleyenleri 30 yıl öncesine götürüp nostalji(!) yaşatan maçın 2 ilginç özelliği daha vardı:
1 KARŞILAŞMAYI Sutopu Federasyonu Başkanı Vedat Akgün ve bazı yönetim kurulu üyeleri de havuz kenarından izledi.
2 ULUSLARARASI federasyonun kuralları gereği sutopu maçlarının tuzlu suda oynanması yasak. Heybeliada’daki HSSK-İYİK maçında bu kural da delindi… Karşılaşmanın oynandığı havuz deniz suyu, yani tuzlu su ile tıka basa doluydu.

 
_____________________________
From: AVNİ KURTULDU
Subject: Seferoğlu protestosu basın bildirisi
Date: June 22, 2012 12:04:52 AM GMT+03:00
BASIN BİLDİRİSİ

SUÇLULARI TANIYOR VE BİLİYORUZ!…

Dünya cenneti yeşil Adalarımız betonlaşıyor…
Seferoğlu, 25.5.2012
)O(
Dün, 2700 metrekare inşaat hakkı olmasına rağmen 10.000 metrekareye yayılmış ve ruhsatı iptal edilmiş LİDO, bugün Adaların akciğeri SEFEROĞLU korusunun talanı.
Deniz dolduruluyor,
Kıyı kanunu ihlal ediliyor (Anayasa mad.43: Kıyılar, Devlet’in hüküm ve tasarrufu altındadır. Sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.) Kıyıya kaçak iskele ve beton santralı yapılıyor.
Onlarca ağaç kesiliyor, tonlarca verimli toprak hafriyatı yapılıyor.
SİT kuralları hiçe sayılarak tarihi korunun doğal dokusu ve ekolojik dengesi alt üst ediliyor.
Ve maalesef tüm bu olup bitenler İBB, 5 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ve Adalar Belediyesi’nin izinleri ve koruması altında devam etmiş ve etmektedir.
Adalar’ın akciğeri talan edilirken, Adalarımızın betonlaşmasına ve şehirleştirilmesine dur diyoruz.
Duyarlılığımızı canlı tutabilmek amacıyla;
Adalar’daki kaçaklara göz yumanlara, halka sormadan Seferoğlu korusunun talan edilmesine izin verenlere karşı demokratik protesto hakkımızı kullanmak üzere 30 Haziran 2012 Cumartesi saat 18:00’da Büyükada motor iskelesi önünde buluşuyoruz.
Rant uğruna doğayı tahrip edenleri 2B affetse bile bizler affetmeyeceğiz.
ÇEVREYE DUYARLI ADALAR HALKI
_____________________________
Atlas, 23.06.2012

Heybeliada’da Yangın Yeri Buluşması

17 Haziran Pazar günü Heybeliada Çam Limanı mevkiinde çıkan yangında yaklaşık 5 hektar ormanlık alan kül oldu. İstanbul Adalar ilçesi sakinleri 23 Haziran, Cumartesi günü Heybeliada’da yangın yerine siyah yas örtülüleriyle bir araya geldiler. 
Yetkilileri yangınlar için önlem almaya çağırdı. Atlas dergisi yayın yönetmeni Özcan Yüksek de “Yangın Yeri Buluşması”nda buluşmasında iki masal anlattı. İstanbul Adalar ilçesi sakinlerinin ortak açıklaması 1997 yılında Heybeli’de aynı bölgede çıkan yangın ve 2003 büyük Burgaz yangınının ardından, bu son yangınla yine ciğerimiz tutuştu, artık sabrımız taştı, isyanımız alev aldı. Gözyaşlarımızın arasından baktık, öfkemizi yenip dinledik, okuduk, aklımızı toplayıp araştırdık, düşündük ve aynı acıyı tekrar yaşamamak için ilk adım olarak aşağıda paylaştığımız tespitleri bir araya topladık: Yangın riski bulunan ormanlık alanlarla ilgili kamusal düzenlemelerde yasal, hukuki, idari belirsizlik ve yetersizlikler:
Orman alanı, mesire alanı ve mesire alanları dâhilindeki özel piknik alanlarının sınırları vatandaşlar tarafından görülür şekilde belirlenmiş değildir. Bazı alanların etrafında hem girişin yasak olduğu hem de buranın piknik alanı olduğu işaretlerine rastlanabilmektedir.
Mesire alanı işletmelerinin uymakla yükümlü oldukları sözleşme veya yönetmelikler şeffaf değildir. Buralarda belirlenen sorumlulukları yerine getirip getirmedikleri, ilgili mercilerce yeterince denetlenmemektedir.
Mesire alanları sınırlarında tahsis edilmiş piknik alanları dışında kalan ormanlık alanlarda vatandaşların uymaları gereken kuralların (mangal ve her türlü ateş yakma yasağı; sigara içme yasağı vs.) görülür şekilde yeterli sıklıkta ilân edilmesi için gerekli tabelâlar yoksa yakın sayıda ve bakımsız haldedir. Ne Adalar’a ziyaretçi taşıyan ulaşım araçlarında, ne de Adalar dahilindeki hoparlörlerde bu yönde hiçbir anons yapılmamakta, esnafa ait mekânlarda uyarıcı el ilânı, broşür vs. Dağıtılmamaktadır.
Gerek mesire alanlarında, gerek mesire alanı dışında kalan ormanlık alanlarda kurallara uyulup uyulmadığını denetleyecek yeterli sayıda görevli bulunmamaktadır. Adalar’ın toplamında her türlü denetim için Adalar Orman Müdürlüğü’nde görevli 1 şef ve sadece 2 muhafaza memuru bulunmaktadır!

Uygulamada bütün vatandaşlar yanlarında getirdikleri mangalları ve ellerinde sigaralarıyla ormanlık alanın en ufak düzlüklerine kadar tümünü piknik alanı olarak kullanmaktadır. Oysa son 7 yıl içinde sadece 27 vaka hakkında tutanak tutulmuştur. İçlerinde güneş ışınlarıyla tutuşmaya çok müsait cam, kâğıt, plastik parçalarının da bulunduğu çöplerini piknik yaptıkları yerlerde olduğu gibi bırakıp gitmektedirler. Bu çöpler toplanmadığından aylarca oldukları yerde kalmaktadır.

İyi niyetle taşıyıp atmaya çalışanların ulaşabilecekleri konteynır sayısı son derece kısıtlı; konteynırların çoğu delik ya da hasar görmüş durumdadır; tam yerlerini gösteren bir harita mevcut değildir.
Ormanlık alanlarda yangın başlatma riski taşımayan çöp kutuları bulunmamaktadır. Ormanlık alanlardaki geniş toprak yollara uygun çöp toplama araçlarıyla çöp toplama ağı mevcut değildir.
Adalar İlçesi’nin bütün birimlerinin hizmet verebilmesini sağlayacak kaynakları, nüfusa kayıtlı yaklaşık 14.000 kişi üzerinden hesaplanarak tahsis edilmektedir. Oysa yazın yerleşik nüfus 72.000 civarına ulaşmakta, yaz ayları boyunca hafta sonu günlük ziyaretçi sayısı ile birlikte 140.000’i bulmaktadır.
Aynı şekilde, ormanlarla ilgili kaynak ve görevli tahsisi 600 hektar orman alanı üzerinden hesaplanmaktadır. Oysa Nazım İmar Planına göre tamamı sit alanı olan Adalar’a günde 20,000’den fazla ziyaretçi girmesi yanlış iken, Ada ormanları, valilik kararı ile serbest dolaşımın yasak olduğu diğer tüm İstanbul ormanlarının aksine, yaklaşık 5 ay boyunca günde 50.000 ilâ 140.000 arası ziyaretçinin kullanımına fiilen açıktır.
Var olan yetersiz imkânlar daha Adalar arasında dengeli bir dağılımla kullanılmamaktadır; en geniş ormanlık alana sahip Heybeliada dahil, Büyükada dışındaki diğer adalar bir nevi “üvey evlat” muamelesi görmektedir.
Yangının başlamasını ve yayılmasını önleyici ormanlık alan düzenlemelerinde eksiklikler /2003 yılında hazırlanan ve çok yakın zamana kadar yürürlükte olan Silvikültür Planı’nda karaçam ağaçlarının aralarını dolduran funda ve makiler (defne, kocayemiş vs.) kayıtlı gözükmemekte idi! Bu sebeple orman müdürlüğü, yangın riskini büyük ölçüde arttıran bu bitkilere gerek doğru büyümelerini teşvik etmek, gerek kuruyanlarını temizlemek, gerekse yeterli oranda seyreltme yapmak suretiyle müdahale edememekte idi.
Yangın halinde ormanın içlerine ve su takviyesi için denize ulaşılabilmesini sağlayacak ve genelde orman içinden çöp toplanmasını kolaylaştıracak yeterli orman yolu yapılamamaktadır. Heybeliada’nın etrafını dolaşan asfalt büyük ve küçük tur yolları «orman yolu» statüsünden çıkarılmadığından, 1954 yılında yürürlüğe giren kanun gereği %2 olarak belirlenen orman yolu oranı fazlasıyla aşılmış görünmekte (%10), dolayısıyla esas gerekli orman yolları inşa edilememektedir.
Yangına müdahale için gerekli donanım ve görevli eksiklikleri: 250 metrede bir bulunması gereken hidrantlar, Heybeliada’da 400 metreyi aşan aralıklarla mevcuttur. Çoğunun bakımı yapılmadığından vanalar sıkışmış, paslanmış durumdadır.
Yangın hortumlarının çoğu bakımsız ve patlak durumdadır.
Asfalt yol haricinde, ormanlık alanın içinde hiçbir hindrant ve sprink püskürtme sistemi bulunmamaktadır.
Heybeliada’daki yangına müdahale etmek için ilk gelen araç hortuma su basamamış ve bu durum çok erken söndürülebilecek iken yangının yayılmasına sebep olmuştur. İtfaiye araçlarının düzenli bakım ve onarımının yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Denizden su çekip birçok koldan çok geniş bir alana su püskürtmeyi sağlayan sadece 1 adet « ahtapot hortum » Büyükada’da mevcuttur ; fakat bu hortumu kullanacak bilgiye sahip görevli hiçbir Ada’da bulunmamaktadır! Ayrıca, etrafı denizlerle çevrili Adalarımız için son derece uygun ve hayati olan bu techizatın, ancak hava şartları müsaade ederse bir Ada’dan diğerine getirilip kurulmasına gerekli süre fazlasıyla uzundur.
Hidrantlardan su almadaki aksaklıklar; hidrant anahtarlarının eksik olması nedeniyle su takviyesinin gecikmesi; halkın paniğinden etkilenen itfaiyecilerin, görevlerinden çok halkın isteklerine cevap vermeye çalışmaları; dumanın gittiği yönde çalışmalar yaparak zehirlenmeleri ; merkezde beklemesi gereken memurun yangın yerine koşması nedeniyle arazözün su alamaması; yangının yeniden başladığı kritik bir anda, alevlere rüzgârın üstünden mi altından mı müdahale edileceği konusunda tartışmaya girmeleri gibi misaller kadrolu elemanların bütün iyi niyetlerine rağmen, ciddi eğitim eksiklikleri olduğunu göstermiştir.
Yangın ve afet halinde yaşanan iletişim eksiklikleri ve koordinasyon bozuklukları:
Her daim yangın ve afetleri önlemek için birlikte çalışmakla yükümlü, yangın ve afet hallerinde ise ilgili yönetmeliklerde belirtilen şekilde birbirlerinin emrine girmesi gereken birimlerin bağlı bulunduğu çeşitli kurumlar arasında (İlçe Orman Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı itfaiye birimleri, Kaymakamlık, Adalar Belediyesi vb.), siyasi ve fiili çeşitli sebeplerle, sağlıklı ve verimli bir eşgüdüm ve işbirliği yürütebilmelerini sağlayacak ilişki ağı bulunmamaktadır. Kurumlar arası çekişmelerin kurbanı ormanlarımız ve Adalarımız olmaktadır.
Yangın halinde, İl Orman Müdürü müdahale etmediği sürece, söndürme operasyonunda görev alan bütün birimleri idare etmekle yükümlü İlçe Orman Müdürlüğü’nün hizmetinde, hem iç iletişimini, hem de olay yerine sevk edilen helikopter, uçak, başka ilçe itfaiye birimleri vs. ile iletişimini sağlamak için tek bir telsiz hattı bulunmaktadır. 17 Haziran Heybeliada yangınında, gelen çok sayıdaki ihbar ve bilginin olay yerindeki orman şefine iletilmek istenmesi sebebiyle, bu hat tıkanmış, dolayısıyla olay yerindeki birimlere acil talimat verme imkânı bir süre için ortadan kalkmıştır.
Çeşitli seviyelerdeki acil durumları Ada halkına duyuracak, halkın bilgisi dahilinde aciliyet seviyelerine göre kodlanmış, açık ve yaygın bir alarm sistemi bulunmamaktadır.
Halkın yangın konusunda eğitim ve tatbikat eksikliği: 
Yangına karşı önlemlerin ve eğitimin yeterli olup olmadığının en sağlıklı kıstası, yeterli sıklıkta Ada genelinde yapılması gereken yangın tatbikatlarıdır. Edinilen bilgilerden, hiçbir Ada’da bu tür hiçbir tatbikat yapılmadığı, yalnızca Orman İlçe Müdürlüğü’nün sadece Büyükada’da kendi içinde tatbikatlar gerçekleştirdiği ve her bir kurumun seyrek aralarla kendi içlerinde toplanıp plan değerlendirmesi yaptıkları anlaşılmaktadır.
Ada sakinlerinin, yangın dahil her türlü afet halinde, donanımlı, bilinçli ve etkili bir şekilde gönüllü müdahalede bulunabilmeleri için eğitim çalışmaları yürüten, iç tatbikatlarını düzenli olarak sürdüren, daha genel bilinçlendirme toplantılarını üstlenebilecek, Heybeliada özelinde en etkin ve etkili oluşum MAG (Mahallî Afet Gönüllüleri) derneğidir. MAG mensuplarının 17 Haziran Heybeliada yangını söndürme çalışmalarında paha biçilmez katkıları olmuştur. Başta MAG olmak üzere, bu tür eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını üstlenebilecek, LİDAM ve bizzat Adalar Orman İlçe Müdürlüğü gibi kurum ve dernekler mevcuttur. Ancak bu tür eğitim ve toplantılara katılma, hele hele bunları talep etme bilinci Adalılar genelinde yeterince gelişme imkânı bulamamıştır.
Ada sakinleri, yangın ve benzeri afet hallerinde kendiliğinden gelişen yardımlaşma ve gönüllü müdahale şevkini fazlasıyla taşımaktadır. Ancak çeşitli esnaf gruplarının, bu tür afet durumlarında, sahip oldukları araç ve imkânlarını, ilgili yönetmeliklerde belirtildiği üzere, gerekli oranda, acil ve ücretsiz olarak, yürütülen çalışmaların hizmetine açmaları gerektiği, afet bölgesindeki dinlenme-eğlenme mekânlarının olağan etkinliklerine ara vermeleri gerektiği gibi konularda yeterli bilgi sahibi olmadıkları gözlenmiştir.
Ada halkı olarak, 17 Haziran Heybeliada yangını esnasında ve sonrasında edindiğimiz bütün bu gözlem, tespit ve bilgilerden yola çıkarak, yukarıda sıraladığımız eksikliklerin giderilmesi için, çok çeşitli ve ayrıntılı öneri ve taleplerimiz oluşmuştur. Taleplerimizi, resmî dayanakları ile temellendirilmiş şekilde, önümüzdeki günlerde ilgili mercilere dilekçe olarak sunacağız. Önerilerimizi, ilgili konunun uzmanlarından almakta olduğumuz ayrıntılı bilgilerin desteği ile, önümüzdeki haftalarda paylaşacağız. Talep ve önerilerimizin dikkate alınıp alınmadığını, istenilen doğrultularda harekete geçilip geçilmediğini bütün aşamalarında yakından takip etmek, ayrıca konuyla ilgili kendi imkânlarımızla gerçekleştirebileceğimiz çalışmaları koordine ekmek görevlerini üstlenecek bir ekip oluşturmaktayız. Tüm Adalıların, Ada dostlarının ve konuya hassasiyet duyan sivil toplum kuruluşları ile medya mensuplarının da takip ve çalışmalarımızda bize destek vereceğinden eminiz.
İstanbul Adalar İlçesi Sakinleri
_____________________________
İBB, 23.6.2012

Heybeliada bir zamanlar böyleydi…

Heybeliada’da bulunan İnönü evinin bahçesinde açılan “Halki’den Yansımalar… Kartpostallarda Ada Sergisi”ndeki kartlar Türkiye ve yurtdışındaki müzayedelerden yaklaşık 15 yılda toplandı. Aralarında nadir Ada kartlarının bulunduğu koleksiyon 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına uzanan bir dönemi yansıtıyor.
_____________________________
From: ARİF ÇAĞLAR
Subject: Adalar ve 2B
Date: June 24, 2012 2:16:07 PM GMT+03:00
Radikal, 21.6.2012

İstanbul ’2B’ rekortmeni!

7 Mayıs’ta başlayan 2B başvurularında İstanbul, en fazla arazinin yer aldığı Antalya’yı solladı. Kentte 15 bini aşkın başvuru var. 
Hükümet ile vatandaş arasında uzun yıllardır çözüm bekleyen ve ’2B Yasası’ ile yeni bir döneme giren 2B arazilerinde rekor başvuru İstanbul’dan geldi. 7 Mayıs’ta Türkiye genelinde başlayan başvurularda İstanbul, en fazla 2B arazisine sahip il olan Antalya’yı bile geride bıraktı. Antalya’da hızlı başlayan ve 10 bini aşan başvurulara karşın, satışlarından 10 milyar TL’nin üzerinde gelirin beklendiği İstanbul’dan gelen talebin 15 bini geçtiği açıklandı. Antalya’da 2B araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılırken, İstanbul’da 18 bin 233 hektar, 82 bin 243 hak sahibinin bulunduğu kentte, İstanbul Defterdarlığı ve ilçedeki mal müdürlüklerine yapılan başvurular yoğun şekilde devam ederken, vatandaşlar da 2B arazilerinin rayiç bedellerinin belirlenmesini bekliyor.
Günde 600 başvuru
İstanbul’da en fazla başvuru, 2B arazilerinin en çok bulunduğu Ümraniye, Beykoz, Sultanbeyli ve Silivri’den geldi. Başvuru süresinin başladığı 26 Nisan’dan bu yana Ümraniye’de 4525, Beykoz’da 3489, Sultanbeyli’de 1526, Silivri’de 1397 ve Sancaktepe’de 1083 başvuru alındı. En az başvuru ise Başakşehir’de oldu. İlçede 2B arazisi için sadece bir kişi başvuruda bulunurken, bu rakam Maltepe’de 15, Sultangazi’de 25, Adalar’da ise 32 olarak gerçekleşti. Kentte günde ortalama 500-600 civarında başvuru aldıklarını belirten İstanbul Defterdarı Bekir Bayrakdar, başvurular için 6 aylık süre verildiğini, son günlerde başvuruların daha da artmasını öngördüklerini ifade etti. Anadolu Ajansı’na konuşan Bayrakdar, “Hak sahibi olmak için mutlaka başvuru yapmak zorundasınız ki, hak sahipliği tescillensin” dedi.
Vatandaşların başvurularını son güne bırakmamasını isteyen Bayrakdar, başvuruları 3 aydan sonra değerlendirmeye başlayacaklarını söyledi. Bayrakdar, şöyle devam etti: “İlk 3 ay bilgi bekliyoruz. Neresi 2B arazisi, neresi proje alanı, neresi kentsel dönüşüm… O bilgiler geldikten sonra tapu işlemlerine başlayabiliriz. Şu anda kamu kurumları çalışıyorlar, gönderecekler. Ağustos gibi başvuruları değerlendirmeye başlayacağız. Başvuruları değerlendirmeye başladıktan sonra ‘Tamam, senin yerin şöyle, uygundur, bu fiyata alır mısın’ diyeceğiz. Vatandaşların başvurularını değerlendirdikten sonra fiyatı söyleyebileceğiz.”
Öte yandan Türkiye’de en fazla 2B arazisinin bulunduğu Antalya’da defterdarlığa yapılan başvuruların sayısı 10 bini aştı. 82 bin 340 kullanıcının belirlendiği Antalya’da arazilerin yüzde 40′ı şehir merkezinde, yüzde 20′si Kaş’ta, yüzde 10′u Manavgat’ta, yüzde 10′u Alanya’da, geri kalan kısım da diğer ilçelerde bulunuyor. Antalya’da bu arazilerin satışından yaklaşık 5 milyar lira gelir bekleniyor.
Nerelerde 2B arazisi var? 
2B’ler, Türkiye’de 473 bin 419 hektarlık alanı kaplıyor. 2B arazileri en çok Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunuyor. İller bazında en fazla 45 bin 548 hektar ile Antalya başı çekiyor. Antalya’yı 39 bin 287 hektar ile Mersin, 34 bin 887 hektar ile de Balıkesir takip ediyor. Ankara’da 31 bin 706 hektarlık bir alanı kaplayan 2B’ler, İstanbul’da 18 bin 233 hektarlık, İzmir’de ise 14 bin 772 hektarlık bir büyüklüğe ulaşıyor.
_____________________________

From: ALİ CEMAL KİMVERDİ
Subject: Ali Cemal Kimverdi’den yeni mesajlar
Date: June 24, 2012 7:32:57 PM GMT+03:00
 

ADALAR’A SPOR TESİSİ BİR BAŞKA BAHARA KALDI 

Adalar halkının özlemle beklediği halka açık spor tesis…
_____________________________
From: ENDER EREN
Date: June 25, 2012 6:10:47 PM GMT+03:00
Başlıyor, Başlıyor, Başlıyor,
Uluslararası Yeşil-Kızıl Alternatifler ilk buluşması 5 Temmuz’da başlıyor!
Hepinizi bekliyoruz…
Selamlar,
Ender Eren
_____________________________
Bianet, 25.6.2012
Yüce Yöney

http://www.bianet.org/bianet/kultur/139299-lefter-buyukadadan-seslendi

Lefter Büyükada’dan Seslendi 

Büyükada’da dün, Lefter sergisinin açılışında Futbolun Ordinaryüsü anıldı. Herkes kendi Lefter’ini anlattı, Ada’nın çokkültürlü kimliği futbolun ruhuyla bir kez daha hepimizin bildiği Lefter’de toplandı. 

“Diyarbakır’da askerdi. Bir gün alay kumandanı kendisini yanına çağırdı: ‘Lefter’ dedi, ’emrine 10 erle bir GMC verilmiştir. Urfa’ya git, şu garnizonlar arası maçlar için konulmuş kupayı al, gel.’ Lefter futbol mangası ile Urfa’ya gitti. 41 derece sıcak altında oynanan final maçında, kendisini tutmak için görevlendirilmiş 4 hafbeki bayılttı, bütün golleri attı, kupayı Diyarbakır’a getirdi ve sıtmadan 4 ay revirde yattı.” /Böyle yazmış spor basınının gördüğü en özgün yazarlardan İslam Çupi. /Büyükada’da, Adalar Müzesi’nin Çınar Sergi Alanı’nda Lefter Sergisi’ndeki büyük panolardan birinde okuyoruz.

Bir başkasında Erkan Goloğlu‘nun sözleri…

“Hepimiz Büyükada’da Lefter’den 5 Eylül’de harçlık alıp, 6 Eylül’de evini taşlayan çocuklarız. Lefter o çocuğun adını o gün de söylemedi, yıllar sonra ‘bugün de söylemeyeceğim’ dedi. Hiçbirimizin aklına gelmiyor ‘o’ çocuğun ‘biz’ olduğunu söylemek. Lefter adımızı sır gibi sakladı.”

Dün, Biz Bu Memleketi Seninle Sevdik Lefter sergisinin açılışında küratörü Ersin Salman anlattı…

“Lefter Taksimspor’da ilk profesyonel sporculuğa başladığı zaman ben yeni doğmuştum. Yıl 1941. Ünlü bir futbolcu olduğunda da çocuktum. Bir gün babama sordum: Lefter niçin bakkallık yapıyor? Evladım dedi, Lefter bakkal değil ki… Futbolcu.

“Peki, niçin deftere yazıyor, dedim… Biz memur çocuğuyuz, veresiye alışveriş yapardık, bakkal da deftere yazardı. ‘Ver Lefter’e, yazsın deftere’ deyince ben Lefter’i bakkal sanıyordum çocukluğumda. Biliyorum futbolcu ama nerede yapıyor bu bakkallığı?..”

Büyükada’da Lefter rüzgarı esti dün. Kimbilir kaçıncı defa Lefter Küçükandonyadis’le ilgili anılar anlatıldı, yorumlar yapıldı, bire bin katıldı, yine eksik kaldı. Onu Fenerbahçe’yle özdeşleştiren de oradaydı, milli takıma katkılarını sıralayan da; 6-7 Eylül olaylarıyla birlikte mahcup biçimde anan da vardı, gururla onunla tanıştığı iki dakikayı yirmi dakika anlatan da; Büyükada sakinleri de gelmişti, Kadıköy’de yaşayanlar da, Vamos Bien gibi taraftar grupları da.

Kürsüden yapılan konuşmalara karıştı müzenin bahçesinde kendi Lefter’ini anlatanların sözleri. Fotoğraf makineleri bir elden diğerine dolaştı. Nöbet değişir gibi değişti Bülent İşcan’ın yaptığı Lefter heykeliyle fotoğraf çektirenler. Aynı pozu vermeye çalıştı kimisi büyük boy Lefter resminin önünde. Kimi yetinmedi bir taneyle, Futbolun Ordinaryüsü’nün en iyi resmini arayıpdurdu sergi içinde.

Lefter’in milli forması, gözlüğü, boy boy fotoğraflarının basıldığı dergi sayfaları, posterler, gazete kupürleri, videolarda Lefter üzerine belgeseller, röportajlar… Sergi defterinden seslenişler… “Halkların, evrenin insanlarının, birarada yaşamak için çarpan kalplerin, gülüşlü bakışları izlediğin dünyadan yüzüne vursun! Fenerbahçe’nin yitmeyecek yüzü. Yaşasın Halkların Kardeşliği.”

Ada’da Lefter rüzgarı esti dün. Serginin dev panolarında yazılı onca söze rağmen rüzgar kulaklarımıza sergi alanını dolduranların sözlerini fısıldamayı ihmal etmedi.

Lefter için Büyükada’ya gelen 1907 ÜNİFEB grubunun günümüzün tezahüratlarının klasik ritmiyle söylediği “Tribünler bağırdı binlerce kere Ver Lefter’e yaz deftere / Bitti kalem doldu defter / Efsaneler ölmez Lefter” sesleri dinmiş, sergiye kişisel katkılar başlamıştı. Sırtında Fransız Milli Takımı’nı andıran mavi formayla anlatıyordu bir Lefter sevdalısı:

“Yaz deftere değil, aslı ‘Ver Lefter’e yazsın deftere’dir. Topu alır, işi kendi yapardı o.”

Bir başka köşede sekiz-on yaşlarında çocuklar hem dev fotoğrafta Lefter’in vurduğu topa ayak uzatıyor, hem bir yandan o dönemin topunu yorumluyordu: Voleybol topu bu!

Hepsinin bir fikri vardı, paslaştılar, son vuruş rastlantı olmayan bir özdeşleştirmeyle geldi: Fener’in oynadığı top bu! (YY)

Lefter sergisi Büyükada’da Adalar Müzesi Çınar Sergi Alanı’nda bir yıl boyunca izlenebilir. Giriş ücretsiz, müze alanı her gün açık.

_____________________________

Haber soL, 26.6.2012

http://haber.sol.org.tr/soldakiler/tkpden-adalar-aciklamasi-haberi-56275

TKP’den Adalar açıklaması

TKP İstanbul İl Örgütü, TKP’nin bir süredir Adalar ilçesi ve belediyesi çerçevesinde yürütülen tartışmaların içine çekilmeye çalışılmasına karşı bir açıklama yayımladı. 

Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Örgütü, bir süredir Adalar ilçesi ve belediyesi çerçevesinde yürütülen tartışmalara ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada “TKP, belediye olanaklarından pay kapmaya çalışan çeşitli grupların kendi aralarındaki tartışmalara veya kimi çevrelerin düzen partilerinden birine karşı görünüp diğerine yedeklenme çabalarına taraf olmaz” denildi.

TKP İstanbul İl Komitesi imzalı basın açıklaması şu şekilde:

Son günlerde çeşitli ulusal ve yerel yayın organlarında, Adalar ilçesi ve belediyesi çerçevesinde yürütülen tartışmalarda partimiz ve temsil ettiğimiz değerler sığ ve çıkar hesaplarının döndüğü anlaşılan bir kavgaya malzeme edilmeye çalışılmaktadır.

Bu sığ ve seviyesiz tartışma ortamının oluşmasına neden olanlara ilişkin bir niyet okumasına girmek istemeyiz. Ancak niyetleri ne olursa olsun bu ortamın oluşmasında payı olanların, sola, insana ve emeğe ait değerleri kirletmek isteyenlere fırsat verdiklerinin farkına varmalarını dileriz. Siyaseti kişisel husumetlerin malzemesi olarak kullananları, küçük çıkar hesaplarını allayıp pullamaya çalışanları TKP’yi ve sosyalizme ait değerleri anarken daha dikkatli olmaya davet ediyoruz. /İşçi sınıfının, tüm emekçilerin ve yoksulların, aydınlıktan yana insanların partisi olarak TKP, kendi bağımsız ve sınıf düşmanlarıyla uzlaşmaz tutumunu defalarca kanıtlamış bir partidir. Maalesef kendine solcu diyen birçok kişi ve çevrenin CHP gibi sosyal demokrat ya da AKP gibi sağ partilerin kuyruğuna takılmakta bir beis görmediği bir ortamda bu kokuşmuş düzenin temsilcilerine karşı uzlaşmaz tavrımız en önemli değerlerimizdendir.

TKP başka grup, parti veya çevrelerden farklı olarak değerleri ve hedefleri açısından homojen bir yapıdır. Türkiye’nin dört bir yanında mücadele eden TKP üyeleri gibi Adalar’da faaliyet yürüten, Çark-Çekiçli rozeti onurla taşıyan yoldaşlarımız da, AKP’nin yarattığı karanlık Türkiye tablosuna karşı bulundukları alanda mücadele etmekte ve bu karanlık Türkiye tablosunun sosu olmuş CHP’yi deşifre etmektedir. TKP’liler bulundukları yerin yaşanılası bir yer olması için, sosyalizm hedefinin insanca yaşamak için gerekli koşul olduğunu unutmadan mücadele ederler. TKP bu mücadeleyi en güçlü şekilde yürütmeye çalışır; bunu yapabilmesi için dostlarından gelecek her türlü öneri, eleştiri ve değerlendirmeye kapılarını ardına kadar açar. Bu mücadeleyi en güçlü şekilde yürütebilmek için dostlarını partiye davet eder, dost güçlerle ittifaklar kurmaya çalışır. Ancak TKP, belediye olanaklarından pay kapmaya çalışan çeşitli grupların kendi aralarındaki tartışmalara veya kimi çevrelerin düzen partilerinden birine karşı görünüp diğerine yedeklenme çabalarına taraf olmaz.

TKP, Adalar’da da gericiliğe, piyasacılığa ve bu güzelim ilçenin yağmalanmasına karşı dimdik ayaktadır. TKP Adalar’da pırıl pırıl genç yeni üyeler kazanmaktadır. Elbette yapamadıklarımız da vardır. Özellikle Adalar’daki emekçilerin güvencesiz çalışma, ulaşım gibi yakıcı sorunları kamuoyunun gündemine daha güçlü bir şekilde sokulmalı, daha ciddi bir örgütlenme gerektirmektedir. Ancak yapamadıklarımız, gücümüzün bazı şeylere yetememesinden, kapitalist düzenin yarattığı pisliklerin sayısının maalesef her geçen gün artmasından kaynaklanmaktadır.

Adalar’da yaşayan tüm emekçileri TKP’ye bu mücadelesinde destek vermeye davet ediyoruz. TKP Adalar örgütü, iyi niyetli ve düzen güçlerine yedeklenme kaygısı olmayan tüm çevre ve kişilerle ortak yürütülecek çalışmalara elinden geldiğince destek olacağını ilan eder. Başta andığımız sığ ve seviyesiz tartışma ortamına dair söyleyeceğimiz son sözümüz budur. TKP bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bu tür tartışma veya karalamalara yürüttüğü mücadeleyle cevap verecektir.

_____________________________
Bugün, 26.6.2012
Nesrullah Sonay

50 yıldır kayıp cami bulundu

Karaköy’deki Merzifonlu Camii, 1960’ta ‘Rutubete dayanıksız’ gerekçesiyle Kınalıada’ya taşınmak üzere söküldü. 
Tuğlalarıyla Kınalıada İskelesi’ne dolgu yapıldığı ortaya çıkan caminin minberi ise Kasımpaşa’da bir camide buldu.
Kınalıada’da tekrar inşa edilmesi iddiasıyla 1960’ta söküldükten sonra kaybolan Merzifonlu Camii’nin minberi yıllar sonra bulundu.
Fatih Sultan Mehmet’in mescit olarak yaptırdığı, ünlü İtalyan Mimar Raimondo D’Aronco tarafından da camiye çevrilen yapının tuğla malzemesinin ise Kınalıada’nın vapur iskelesinde dolgu malzemesi olarak kullanıldığı öğrenildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gündeme getirdiği tek parti döneminde satılan, kapatılan, ahıra veya depoya çevrilen camilerle ilgili ilginç bir ayrıntı ortaya çıktı. Kınalıada’ya yapılmak üzere Karaköy’deki yerinden sökülen ancak sonradan kaybolan Merzifonlu Camii’nin minberi yıllar sonra bulundu. Minber, Kasımpaşa’daki Karaimam Camisi’ne monte edildi. Caminin sökülen tuğla malzemesinin ise adanın iskelesinin dolgusunda kullanıldığı öğrenildi.
RUTUBETTEN ETKİLENİYORMUŞ! 
1995’ten beri İstanbul’da kaybolan yapıların izini süren İstanbul Şehri Kültür Tarihi Araştırmaları Merkezi Başkanı Süleyman Faruk Göncüoğlu, binanın depreme dayanıklı olmadığı ve rutubetten etkilendiği gerekçesiyle söküldüğünü söyledi.
Göncüoğlu, “Bu gerekçeyle sökülerek tekrar inşasına karar verildi ve Kınalıada’da yapılması ön görülüyordu. Ancak sonradan anlaşıldı ki bu cami de 27 Mayıs 1960 darbesinden nasibini almış” diye konuştu.
1960 ihtilalinden sonra sökülen caminin tuğla malzemesinin Kınalıada’nın vapur iskelesi inşaatında dolgu malzemesi olarak kullanıldığını ifade eden Göncüoğlu, “Mescit 1935’te kadro dışı bırakılıp ibadete kapatılmıştı. Sonra da uzun bir süre ardiye olarak kullanılmıştı. İhtilalin akabinde de söküldü. Bugün o bölüm hâlâ boş duruyor. Caminin önündeki Ziraat Bankası binası olarak kullanılan yapı Türkiye’nin ilk resmi mason locasıydı. Bu nedenle yapı katakulliye getirildi. Nitekim yapının yolla veya harap düşmesiyle ilgisi yoktu” dedi.
“OKYANUSTA BİR DAMLA”
Göncüoğlu, camilerle ilgili olumsuz yaklaşımın sadece Merzifonlu Camii’yle sınırlı olmadığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Bu, okyanusta bir damla. Kaybolan ve heba edilen daha ne yapılar var. Bu tür yapılar bir mantığın tahribiyle alakalı. Sistematik bir tahribat söz konusuydu. Çünkü Beşiktaş’a gittiğinde Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi ve Sinan Paşa Cami’nin dışında kadim bir Osmanlı medeniyetinin var olduğunu ifade edemezsin. Aynı şekilde Karaköy’deki o mescidi kaldırdığında tamamen kimliksiz bir lokal bölge ortaya çıkar. Amaç da buydu zaten.”
FATİH DÖNEMİNDE İNŞA EDİLDİ 
Karaköy’deki Merzifonlu Camii, meydanın doğusunda Halil Ağa ve Kemankeş Sokağı arasında bulunan fevkâni bir küçük camiydi. İlk olarak Fatih SultanMehmed döneminde (1451-1481) mescit olarak inşa edildi. Daha sonraları camiye çevrilip Merzifonlu Vakfı’na bağlandı. Deprem nedeniyle hayli harap bir duruma gelen mescit Sultan 2. Abdülhamid tarafından, 20. yüzyıl başı mimarlığının saygın isimlerinden İtalyan Raimondo D’Aronco’ya yeniden inşa ettirilerek cami olarak ibadete tekrar açılmıştı._____________________________

Haberler.com, 26.6.2012
AAhttp://www.haberler.com/kartal-belediyesi-nin-buyukada-daki-sosyal-tesisi-3737053-haberi

Kartal Belediyesi’nin Büyükada’daki Sosyal Tesisi
Yaz Sezonunu Açtı

Kartal Belediyesi’nin Büyükada’daki sosyal tesisleri ve mesire alanı yaz sezonunu açtı. 

Belediye’den yapılan açıklamaya göre, tesislerin açılışı, Belediye Başkanı Altınok Öz tarafından gerçekleştirildi. Açılışın ardından Başkan Öz, vatandaşlarla plaj ve mesire alanını gezdi.

Başkan Öz, Büyükada’dan ayrılmadan önce de bu yılın ocak ayında vefat eden Lefter Küçükandonyadis’in mezarını ziyaret etti.

Bu arada, Kartal Belediyesi Büyükada Sosyal Tesisi içindeki iskeleye, Kartal Deniz Motorları İskelesi’nden, sabah 09.00’da kalkacak motorlarla doğrudan ulaşılabilecek. Tesisin giriş ücreti hafta içi 10, hafta sonu ise 15 lira olarak belirlenirken, vatandaşlar içeride kullanacakları şezlong ve şemsiyeye ücret ödemeyecek.

Yiyecek ve içecek ihtiyacı da tesis içindeki büfelerden karşılanabilecek, vatandaşlar doğayla iç içe olan mesire alanında günü birlik piknik yapabilme imkanı da bulabilecek.

_____________________________

Şalom, 27.6.2012
Tilda Levi 

http://www.salom.com.tr/news/detail/24749-Buyukadada-yaslilara-ulasim-umudu.aspx

Büyükada’da yaşlılara ulaşım umudu

Çocukluğumda yazları uzun yıllar Büyükada’da Alpaslan Caddesinin en sonundaki evde oturduk.

Bizden sonrası çıkmaz yoldu. Ev deniz kenarında, büyük bir bahçenin içindeydi. Hafta sonlarında teknelerine gitmek için yan sokaktan geçen birçok tanıdıkla sohbet ederdik. Aradan zaman geçti. Evlendik, çocuklar doğdu ve Ada’da ev arayışına girdik. Tesadüf eseri eski ev sahibimizle karşılaştım. Anlaştık ve hemen akabinde taşındık. On üç yıl boyunca komşularla uyum içinde yaşadık. Hayatımız ev çevresinde geçerdi. Alışverişler haricinde İskele’ye inme ihtiyacı duymazdım. Ev sahibinin çiçeklere zarar gelmemesi için attığı korkunç bakışlara rağmen, bahçe öğleden sonraları çocukların arkadaşlarıyla kaynardı. Bahçe merdivenlerinden denize inen tahta kapının hep kilitli kalmasına özen gösterilirdi. Sadece alt kattaki kayıkhanede çalışan balıkçıda bir yedek anahtar bulunurdu. O da çoğu kez bir kova dolusu taze balığı getirmek için kullanırdı.

Zaman içerisinde ‘göz yapayım derken kaş çıkarıldı.’ Ev, güvenlikli bir yer olmaktan çıktı. Önüne kulüp binası inşa edildi. Evle kulüp arasında yol yapıldı. Kim oldukları belirsiz kişiler etrafta gezinmeye başladı. Kısacası mahallede huzur bozuldu. Radikal bir kararla, onca zaman keyifle yaşadığımız mekândan vazgeçerek, bir sonraki sezon farklı bir semte taşındık. Bu süre içinde tanık olduğum ‘ambulans’la ilgili iki olayı hiç unutmadım.

Biri, deniz kenarına inşa edilen beton sahaya iniş yapan helikopterle ilgili, sonu kötü biten bir kazaydı. Ambulans o kadar geç gelmişti ki, olan olmuştu. Diğeri ise, çocuklarımdan birinin dizinin kırılmasıydı. “Abartma” diyebilirsiniz. Yirmi yıl öncesinden söz ediyorum. Gece vakti şehre ulaşmak neredeyse imkânsız. Kıvranan bir çocukla Kabataş’a varmak çok kolay olmadı. Ada’ya alçıyla döndüğümüzde ‘ambulans’ hazır bekliyordu. Yaz boyunca dönüşümlü görev yapan ambulans şoförleriyle ‘kanka’ olduk. Hatırladığım kadarıyla da o dönemlerde ambulans sadece hasta taşımak için kullanıyordu. Günümüzde bu anlayış değişti. Ambulanslar artık sağlıklı ancak yürüme sorunu olan, özellikle yaşlı kişilerin ulaşım sorununu gidermek için de hizmet veriyor.

* * *

24 Haziran Pazar günü ‘Lefter Sergisi’nin açılış kokteyli Anadolu Kulubü’nde gerçekleşti. Yaz başında bazı dostları bir arada görmek için güzel bir fırsat oldu. İşte bu sırada Adalar Belediyesi Başkan Vekili Raffi Hermon Araks, inceleme için gittiği Capri ve Napoli gezisindeki deneyimlerini anlattı. İtalyanların adalarda ‘ayak bastı’ parası alarak izdihamı önlediklerini de ekledi. Derken söz ulaşıma geldi. Faytona binemeyen Büyükadalı yaşlıları konuştuk. Yaşlı olmak illa hasta olmak değildir. Bu insanlar ambulansı kullanım aracı olarak kullanmayı etik bulmuyorlar. Ortaya atılan bir başka fikir ise, ‘Acaba belediye kimi akülü arabaları gerektiğinde bu insanlara tahsis edebilir miydi?’ Rahmetli Lefter’in eşiyle sohbet eden Başkan Mustafa Farsakoğlu’na da dileğimiz ilettik. Konuya sıcak bakan Başkan gereken araştırmayı yapacağını belirtti.

Doğrusu kişisel olarak bu hizmetin gerçekleşeceğini ümit ediyorum. Gene de böyle bir gereksinimi olan bireylerin Adalar Belediyesinin binasında Başkan Vekili Raffi Hermon Araks’a, adları, adresleri, telefon numaralarının bulunduğu bir dilekçeyi ulaştırsınlar.

_____________________________

From: ASLI YALAP
Subject: [HEYBELİADA MUHTARLIĞI- MUHTAR ASLI YALAP] Heybeliada Sakinlerimizden Ali Rüştü GÖNEL vefat…
Date: June 27, 2012 9:22:03 AM GMT+03:00
To:

Heybeliada sakinlerinden Ali Rüştü GÖNEL vefat etmiştir. Cenazesi 27 Haziran yani bugün Heybeliada Camii’nden öğlen namazına müteakip kaldırılarak, Heybeliada Mezarlığı’na defnedilecektir. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine sabırlar dilerim.

_____________________________

From: SİBEL AKKAŞOĞLU
Subject: FW: Mehtap Faslı duyuru
Date: June 27, 2012 9:37:38 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

From: Ö. Faruk Berksan
Sent: Tuesday, June 26, 2012 6:51 PM
To: bülent baviker; sibel akkasoğlu; Teoman Sunar
Subject: FW: Mehtap Faslı duyuru

Mehtap Faslı duyurusu ektedir. Duyurursanız mutlu oluruz.

Faruk Berksan

* * *

HEYBELİADA’DA MEHTAP FASLI’NA DAVET…

Heybeliada Gönüllüleri Derneği’nin, Türk Musikisi Vakfı, Çamlıca Kültür ve Yardım Vakfı ve Adalar Belediyesi’yle işbirliği içinde, saygıdeğer İstanbullulara unutulmayacak bir etkinlik hazırladı:

HEYBELİADA’DA MEHTAP FASLI… 

İstanbul Fasıl Topluluğu’nun yapacağı Mehtap Faslı’nın mekânı, geçen yıl olduğu gibi bu defa da Heybeliada Çam Limanı. Etkinliğin programı şöyle:

4 Temmuz Çarşamba akşamı saat 20.30’da Heybeliada İskele Meydanı’nda buluşma…

Çam Limanı yolunda saat 21.03’te doğacak mehtabın izlenmesi… /Ardından isteyenler yürüyerek, isteyenler faytonla Çam Limanı’na varış…

Takriben saat 21.45’te mehtap altında peşreviyle, ağır aksağıyla, taksimiyle, gazeliyle ve saz semaisiyle gerçek bir fasıl…

Türk Müziği’nin önde gelen genç kuşak solistlerinden şarkılar… /Etkinlikte, mübarek Berat Kandili gecesi de ihmal edilmiyor… Şanslı dinleyiciler, Ada mehtabının yüceliğine, sanatçıların okuyacakları ilâhilerle ve ustalık gerektiren “perde kaldırma” adlı ilginç ses gösterisiyle perde perde yükseldiklerini hissedecekler.

Konser sonunda Çam Limanı’ndan kalkan motorlarla Bostancı’ya ve diğer adalara ücretsiz dönülebilecek. Yani geliş sizden, göndermesi bizden…

Mehtap Faslı’na katılım için herhangi bir ücret ödemek gerekmiyor. Çünkü program, Heybeliada Gönüllüleri Derneği, Türk Musikisi Vakfı, Çamlıca Kültür ve Yardım Vakfı ve Adalar Belediyesi’nin İstanbul halkına sunduğu bir kültür hizmeti.

Davetlimizsiniz…

Saygılarımızla.

_____________________________

Yeşil Gazete, 27.6.2012

http://www.yesilgazete.org/blog/2012/06/27/yesil-gazete-dogrusunu-verdi-milliyet-carpitti

Yeşil Gazete doğrusunu verdi, Milliyet çarpıttı

Heybeliada orman yangını, her orman yangınında olduğu gibi, soruları ve kuşkuları beraberinde getirdi. Yangınla ilgilenen bütün gazeteciler, haklı olarak, kasıt, ihmal, vb. durumlar aradılar. Biz de öyle…

Ancak gerek uzmanlardan aldığımız bilgiler, gerekse ada sakinlerinden edindiğimiz izlenimler kuşkularımızı doğrulamadı. Biz de bunun üzerine, yetkilileri ağır biçimde suçlamadık. Daha büyük bir yangında olabileceklere dikkat çektik sadece… “Neden ucuz kurtulduk?” sorusunu sorduk ve orada bıraktık.

Oysa Milliyet gazetesi, 20 Haziran tarihli “Heybeliada’da sabotaj kuşkusu” başlıklı haberde, bunun ötesine geçti ve başlıktan açıkça anlaşılacağı üzere, yangında bariz kuşkular bulunduğuna dikkat çekti.

Ne var ki, haberi okuduğumuzda, bunun kimin kuşkusu olduğunu, neyin kuşkusu olduğunu anlayamadık.

Haberde ağırlıklı olarak Heybeliada Gönüllüleri Derneği’nin sözleri alıntılanmıştı. Ve böylece derneğin kurumları suçladığı gibi bir hava oluşturulmuştu. Fakar dernek üyelerini isimleri yoktu. Yani kuşkusu olan dernek değil, onun bazı üyeleriydi. Peki onlar kimdi, gene belli değildi. Belli ki, muhabirin kendi kuşkusu başlığa yansımıştı.

Biz, Heybeliada Gönüllüleri Derneği Başkanı Ömer Faruk Berksan’la konuştuk ve tam da böyle olduğunu öğrenmiş olduk. Dernek Başkanı Berksan, Milliyet muhabiri Önay Yılmaz’ın hem Heybeliada’lı, hem Heybeliada Gönüllüleri Derneği üyesi olduğunu, ancak kuşkusunun derneği bağlamadığını söyledi. Berksan’a “üyeleriniz arasında yangında sabotajdan kuşkulananlar olabilir mi” diye sorduğumuzda ise bir kez daha “hayır” cevabını aldık.

Kısacası, haber kuşku ile değil, bilgiyle yapılıyor maalesef…

Milliyet’in haberi için tıklayınız :
http://gundem.milliyet.com.tr/heybeliada-da-sabotaj-kuskusu/gundem/gundemdetay/20.06.2012/1556152/default.htm

URL: http://www.yesilgazete.org/?p=57776

* * *

Yeşil Gazete, 20.6.2012
Haber: Alper Budka – Yeşil Gazete
Fotoğraflar: Mehmet Tolga Bektaş

Heybeliada yangını: Nasıl ucuz kurtulduk?

Türkiye’de orman yangınlarının nerede, ne zaman, saat kaçta meydana geldiğini biliyoruz: Akdeniz ve Ege kıyıları, Trakya, Güney Marmara, İstanbul’un doğusu; % 97’si Haziran – Ekim ayları arasında; %88’i gündüz… Buna rağmen engelleyemiyoruz. Her yaz, gene, yangın manzaraları… 
Söz konusu yangınlardan sonuncusu Heybeliada’da çıktı. İki gün önce, 5 hektar orman kül oldu… 17 yıl önce, 20 hektar orman kül olmuştu. Gene Heybeliada’da, gene aynı bölgedeki ağaçlar yanmıştı…
İlk belirlemeler, yangının nedenini “piknikçi sorumsuzluğu” olarak gösteriyor. Görgü tanıklarının Adalar Orman İşletme Müdürlüğü’ne anlattığına göre, ağaçların arasında beş çocuk vardı. Nitekim, Emniyet’in incelemesinden sonra, olay yerinde 4 bira şişesi ve bir sigara paketi bulundu. 5 çocuğun çıkardığı yangın, 5 uçakla söndürülemedi. Edremit’ten, Çanakkale’den, hatta İzmir’den takviye uçak gönderildi. Böylece yangının civardaki manastıra sıçraması, büyük ölçüde engellendi. Fakat 17 yıllık kızılçam ağaçları kayboldu.
Uzmanlar, “orman yangınlarının önlenmesi için hazırlıklar” kapsamında, ormanlık alanların içinde gölet bulundurulması gerektiğini söylüyor. Oysa Türkiye’deki ormanlık alanların neredeyse hiçbirinde gölet bulunmuyor. Son yangının etrafı denizle çevrili bir alanda olması, söndürme ekipleri için şanstı… Bu nedenle, sert rüzgara rağmen, alevler başarıyla söndürüldü.
Uçak değil, helikopter lazım… 
Ada sakinleri, ekiplerin performansından etkilenmiş görünüyor. Heybeliada muhtarı Aslı Yalap, kaymakamlık aracılığıyla görevlilere teşekkür mesajları göndermiş. Yalap’ın tek rahatsızlığı, Adalar’da bulundurulan personelin azlığı… Yalap, “2 orman muhafaza memuru, 5 orman işçisi, burada sadece 7 kişi var. 7 kişiyle yangın söndürülür mü” diye soruyor. Heybeliadalı vatandaşlardan Zeynel Meriç ise yanmış orman arazisine turizm tesisi kurulmasından endişe ediyor. Aynı yerin ikinci kez yanması, adalıları sadece telaşlandırmamış, ayrıca kuşkulandırmış…
TEMA Orman Müdürü Hikmet Öztürk ise Türkiye’nin orman söndürme kabiliyetini övmekle birlikte, “çalışmaların merkezden yürütülmesi yerine, yerel orman birimlerinin daha fazla etkili/yetkili kılınması” gerektiğini söylüyor. Yangın söndürme uçağı yerine, yangın söndürme helikopteri kullanılmasını öneriyor. Zira helikopterin manevra kabiliyeti daha fazla…
Adalar Orman İşletme Müdürü Yüksel Özcan ise çarpıcı bir sitemde bulunuyor. Kendisine Radikal Gazetesi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait yangın söndürme filosunun iki yıl önce bütçe sınırlandırılması kapsamında dağıtılmasını eleştiren haberini hatırlattığımızda “keşke dağıtmasalardı” siteminde bulunuyor. Zira daha büyük bir yangında, bu kadar şanslı olamayabiliriz.
Bürokrasi, ormana taksiyle gelmiş!
Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan, Heybeliada yangını hakkında şaşırtıcı bir itirafta bulundu. Yangın sırasında İstanbul’da olduğunu ve ormana ulaşmak için kendisine motor verilmediğini iddia eden Özcan, “deniz taksi” kiralayarak ormana ulaştığını söyledi: “Adalar Belediyesi’ni aradım ve motor rica ettim. Fakat isteğimi geri çevirdiler. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün 112 Acil Deniz Ambulansı’nı kullanmak istedim. Onlar da geri çevirdiler. Adaya geçmenin yolunu bulamadım. Sonunda deniz taksi kiralamak zorunda kaldım. 112’yi Sağlık Bakanlığı’na şikayet edeceğim. Ambulans hastalara lazım diyorlar. Kabul ama yangın daha önemliydi, şikayet edeceğim.
_____________________________From: İSMAİL BAYSAL 
Subject: Adsız Albüm 
Date: June 28, 2012 5:03:00 PM GMT+03:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 

Adsız Albüm…

http://www.facebook.com/media/set/?set=a.386104208121146.90704.100001647093256&type=3&l=5cfe4f0181 

Merhaba, 
Av. Nilgün Hanım’ın resim sergisi Büyükada Anadolu Klübü’nde 25 Haziran’da başlayıp 1 Temmuz Pazar gününe kadar devam edecektir. Tüm Adalılar davetlidir. 
Teşekkür eder, iyi günler dilerim… 
İsmail Baysal


_____________________________

 
Kuşlar Âlemi’nden… 
 
Twitter, 1.6.2012 10:52
ADALARPOSTASI 
ADALAR POSTASI
Adalar Belediye Başkanı’nın “ambulans tekne”de işi ne? webtv.hurriyet.com.tr/2/33149/0/1/ad
 
Twitter, 1.6.2012 11:10
martikedi 
kedi
@ADALARPOSTASI eee deniz taksi pahalı….Belki de yumurta sebebiyle yaralandığından ambulansa binmiştir…
 
Twitter, 6.6.2012 7:08
OzgeCDenizci 
Özge Ç. Denizci
Heybeliada’daki neredeyse bütün plajlar parsellenmiş ve ücretli. Hatta piknik alanları bile… Yazık! @ozcanyuksek @ADALARPOSTASI
 
Twitter, 6.6.2012 10:42
ulasgurpinar
Ulaş Gürpınar
@OzgeCDenizci @ozcanyuksek @ADALARPOSTASI Sizin piknik alanlarınızı plajlarınızı parsellediler, biz adalıların hayatını…
 
Twitter, 6.6.2012 10:41
ADALARPOSTASI
ADALAR POSTASI
@ozcanyuksek adalar’da motorlu araçların seyri misali ‘göstermelik’ torbalar dolusu yasaklardan biri de naylon torba! ntvmsnbc.com/id/25310661
 
Twitter, 6.6.2012 10:45
martikedi 
kedi
@ADALARPOSTASI @ozcanyuksek o zaman bir çöp kamyonu fotosu gelsin Büyükada’dan twitter.com/martikedi/stat…
 
 
Twitter, 6.6.2012 12:18
ADALARPOSTASI
ADALAR POSTASI
@martikedi @ozcanyuksek gelmesin! gitsin! ada sokaklarına 5 nümero büyük o kamyonlar sokak dönüşlerinde ağaçları ve duvarları yıkıyorlar!…
 
Twitter, 6.6.2012 12:48
martikedi 
kedi
@ADALARPOSTASI @ozcanyuksek Bu da bir boy küçük kamyonet aynı Büyükada otobanında! twitter.com/martikedi/stat…
 
Twitter, 7.6.2012 8:51 
OzgeCDenizci
Özge Ç. Denizci
Adalılara üvey evlat muamelesi yapılmaya devam ediliyor. Bkz. şehir hatları vapur tarifesi @ozcanyuksek @ADALARPOSTASI
 
Twitter, 9.6.2012 10:00
tarifeyebak
tarifeyebak.com
@ADALARPOSTASI Mavi Marmara yaza hızlı bir giriş yaptı. Salı günkü değişiklikten sonra bugün de 20’den fazla seferinin saatini değiştirdi!
 
Twitter, 10.6.2012 16:13
Gül Hürel ‏ 
@gulhurel
#iphonesia #instamood #instagood
 
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 10.6.2012 19:10
Yeliz Gürkan ‏
@YelizGurkan
Burgazada sokaklarında… http://pic.twitter.com/HGKKzofz
 
 
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 12.6.2012 8:41
ADALARPOSTASI 
ADALAR POSTASI
durma bir damdan düşen martı yavrularını bizim karabaş kocaoğlan’a yem olmadan dama çıkarma mesaisi başlamıştır!…
)O(
 
Twitter, 16.6.2012 01:46
kedi 
@martikedi
Şu an Büyükada ‘da olmak böyle birşey…
 
pic.twitter.com/mvfaHJ3i @ADALARPOSTASI @ozcanyuksek
 
Twitter, 17.6.2012 03:57
zeynep bubenim 
@zeynepbubenim
@ADALARPOSTASI heybeliadada yangın alman koyuna doğru ilerliyor… yapacak hiçbir şey bulamıyoruz… çok fena!
 
Twitter, 17.6.2012 04:04
zeynep bubenim 
@zeynepbubenim
heybeliada yangını terk-i dünya (aya spiridion) manastırına çok yakın! martıların çığlıklarını duyuyoruz, uçak, itfaiye sesi @ADALARPOSTASI
 
Twitter, 17.6.2012 16:14
özcan yüksek ‏
@ozcanyuksek
Adanın en güzel yeri
 
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 16:12
Güven Eken ‏ 
@EkenGuven
Heybeli’nin yanmasi felaket. Eger sonrasinda yanan orman tabani surulurse daha buyuk felaket olur. Heybelililer, aman dikkat! @ozcanyuksek
 
Twitter, 17.6.2012 16:24
ADALAR POSTASI ‏
@ADALARPOSTASI
Heybeliada yana yakıla!…
 
Twitter, 17.6.2012 16:27
özcan yüksek ‏ 
@ozcanyuksek
Uzun bir süre yangını izledik. Söndürme çabalarının çok yetersiz olduğunu acıyla gördük.
 
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 17:28
Dilek Zaptçıoğlu ‏
@dilekzaptcioglu
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 17:32
Serter Karadeniz ‏
@serterkaradeniz
 
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 18:27
özcan yüksek ‏
@ozcanyuksek


Yangın kontrol altında ama kozalaklar ruzgarla uzak yerlere yangını hala sicratiyor! 

ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 18:31

Güven Eken ‏
@EkenGuven
@ozcanyuksek Yangin agaclari oldurur. Surmek butun ormani. Kisa surede ormani surmek icin gelecekler. Engel olmalisiniz.
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 20:18
özcan yüksek ‏
@ozcanyuksek
Heybeliada yangınında adalılar itfaiyecilere yardım etti, duman tüten kökleri suladı, çapaladı, şişeyle su döken vardı.
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 20:23
özcan yüksek ‏
@ozcanyuksek
Heybeliada Terki Dünya Manastarı’nın etrafı.
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 22:01
özcan yüksek ‏
@ozcanyuksek
Atlar huzursuz. Havada yanık ağaç kokusu var. Heybeli.
F:ÖY, 17 Haziran 2012
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 22:24
Madame Bovary ‏
@EmmaBovary10
Önce Cunda, şimdi de Heybeliada yandı. Son ağaç yanana kadar durmak yok, yola devam!
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012 22:40
özcan yüksek ‏
@ozcanyuksek
Heybeliada Çamlimanı yanıyor. Pilaj sakin. 17 Haziran 2012
V: ÖY
Twitter, 20.6.2012 20:46
kedi ‏
@martikedi
Heybeliada yangını sabotaj-MIŞ
 
Twitter, 21.6.2012 11:58
Sibel O. ‏
@YsBelle
İstanbul’a 76 yeni İmam Hatip geliyormuş. Büyükada’da bile açılıyor. 4+4+4 dönüşümü sağolsun, bu işleri de aradan çıkarıyorlar çaktırmadan.
ADALAR POSTASI tarafından retweetlendi
 
Twitter, 17.6.2012
ADALAR POSTASI 
@ADALARPOSTASI
YANA YAKILA HEYBELİADA’da yangın kontrol altında!… hurriyet.com.tr/gundem/2078003
 
Twitter, 17.6.2012 9:42
kedi 
@martikedi
@ADALARPOSTASI ne kaldı acaba çam limanından geriye?önlenebilir katliamlar için neden önlem alınmaz? gözgöregöre
 
 
Twitter, 17.6.2012 10:09
Nur Baysal
@fanuba
@ADALARPOSTASI rüzgâr faktörü göz önüne alındığında bu sevindirici!
_____________________________

 
Yüzler Defteri’nden…
 
 
Bu sefer de Yüzler Defteri’nin karman çorman sayfalarında dolanmaya zaman yetmedi! Bir dahaki sefere… Bu köşede yer almasını arzu ettiklerinizi doğrudan yollayabilirsiniz ADALAR POSTASI’na adalar.postasi@gmail.com
)O(

Responses

  1. […] ADALAR POSTASI-2700/84 (29.6.2012)‘de de yayımlandığı üzere Heybeliada Çam Limanı orman yangının hemen ertesinde […]


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: