Gönderen: adalarpostasi | 26 Nisan 2012

ADALAR POSTASI-2694: heybeli’de bir ‘ölü at’!… şeytan diyor denize fırlat!…

Heybeliada’da…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

17 Mayıs 1916 Çarşamba günlü, Heybeliada polis mürettebatından Muhyiddin Efendi’nin eshab ve derece-i mahkumiyetinin bildirilmesine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da,  2012. 

* * *



ADALAR’da HAVA DURUMU:

26 Nisan 2012 Perşembe
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
12/22ºC
%58-83nem
Gündoğusu, D 15km/sa
Gündoğuşu 06:10… Günbatışı 19:54…


* * *
Cicely Mary Barker, The Columbine Fairy.


__________________________________________

1- İstanbul Adaları’nda Trafik Canavarının Usulsüz Seyrine Seyirci Kalmayacağız!…  Faytonlarımızı da Vermeyeceğiz!…

2- İAKTVKD: “Büyükada Con Paşa Kökü kameriyesine çekilen duvara dair bir karar…”

3- Deniz Toprak: “Ağaçlar yok edilebilirse, Heybeliada Sanatoryumu ticarethane olacak. Tıpkı yok olan ağaçlardan sonra Seferoğlu’nda olduğu gibi…”


4- Selin Aygün: “Büyükada’nın ormanları artık genç çevrecilere emanet… Yeni kuşak doğa severler ormanlardaki aksaklıklara göz açtırmıyor. Ormanda çöp bırakanları, orman içinde ateş yakmak isteyenleri ilgili yerlere şikâyet ediyorlar…”

5- Serap Uzunlar: “Bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey nedir? Peki bir adanın başına gelebilecek en kötü 3 şey nedir?…”

6- Deniz Toprak: “Adalar’ı nedense (???) birdenbire çam keselerin bastığı dönemde, ranta ve suistimale son derece açık bazı kıymetli alanlardaki ağaçların nasılsa (???) birinci öncelikle (!!!) kuru(tul)muş olması, başka keselerle bağlantılı olmasın sakın…”

7- Selin Aygün: “Twitter ‘da Büyükada çam kese muzdaripleri…”

8- Aybike Eroğlu: “Halk arasında kese kurdu olarak bilinen çam kese böceği, bugünlerde Büyükada’ya yolu düşen İstanbullulara zor günler yaşatıyor…”

9- Tarık Konal: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, Kentin Ağaçlarını Kesme Müdürlüğü müdür?…”

10- Adalar ve Ahşap Semineri, 28 Nisan 2012 Cumartesi günü saat 13:00-17:00 arasında Büyükada Splendid Palace Oteli’nde yapılacaktır…

11- Ayşen Ertur: “Hayihak sitesi, ölü bir atın fotoğraflarını paylaşıyor. hayvanseverler lanet okumak, dilekçe göndermek için çabalarını birleştiriyorlar…”

12- Herkül Milas: “Marika Hatsu, Büyükada’da kurulmuş olan Rum Yetimhanesi’nin son müdürüdür. 2011 yılında Atina’da anılarını yayımladı…”

13- BiKotBiTişört: “Belki Büyükada’ya gitmek isteyen, 23 Nisan’da ve diğer zamanlarda nasıldır oralar diye merak edenler vardır. Buyrun karşınızda 23 Nisan’da Büyükada…”

14- Adalar Müzesinde Drama Atölyesi 28 Nisan 2012’de…

15- Adalar Belediyesi‘nden ne haber? Adalar’da Kutlu Doğum Haftası kutlanmış!…

16- Kuşlar Âlemi‘nden…

17- Yüzler Defteri‘nden…

)O(

Twitter, 25.4.2012 20:11
ADALAR POSTASI ‏ @ADALARPOSTASI
@ozcanyuksek
heybeli’de bir ‘ölü at‘!
şeytan diyor denize fırlat!… 
)O(

@a_dresss http://pic.twitter.com/WBhUO9dF

_____________________________________________
_____________________________________________
From: İAKTVKD 
Subject: Con Paşa Köşkü Kararı 
Date: April 25, 2012 5:20:05 PM GMT+03:00

Con Paşa Köşkü Kararı…

İSTANBUL ADALARI 
KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI 
KORUMA DERNEĞİ 
Sayı : 94 
Konu: Seyir terası ve kameriye Hak. 
Büyükada, 04 Mayıs 2011 
İSTANBUL V No’lu KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU MÜDÜRLÜĞÜ’ne,
İstanbul Adalar İlçesi, Büyükada, Nizam Mahallesi, Nizam Caddesinde Con Paşa adıyla maruf tarihi binanın ekli fotoğraflardan da anlaşılabileceği gibi; bina girişine göre sağ cenahta köşeye isabet eden yerde vaktiyle açık ve aleni olan seyir terası ve kameriyesi, yoldan geçenleri de rahatsız etmeyecek ve manzara görüşünü kesmeyecek şekildeydi. Ancak: 
Yapılan restorasyon ve tamirat sırasında oldu bittiye getirildiği aşikar olan bir fiili durum yaratılmıştır. 
1.00 m duvar yüksekliği kuralının hiçe sayıldığı; daha da önemlisi bahçe duvarı ve parmaklıklarının özgün halinin tadil ve tebdil edildiği malum olan bu gayr-ı nizami tasarrufun, aslına sadık kalınarak yapılması gereğini ve neticesinden de Hususen haberdar edilmemizi Kurul’unuzdan saygılarımızla arz ve taleb ederiz. 
Arif Çağlar (Başkan) 
Eki: 3 adet dernek mühürlü fotoğraf 
Adres:
İSTANBUL ADALARI
KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI
KORUMA DERNEĞİ
Güzeller Sokağı No. 30 Büyükada – İstanbul
e-posta: adalarkoruma@adalarkoruma.org 
elektronik ağ: www.adalarkoruma.org 

_____________________________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: Bu filmi görmüştüm ben…
Date: April 24, 2012 11:48:57 AM GMT+03:00

Bu filmi görmüştüm ben… 

4 yıl önce
Sanatoryumun geleceği tehlikede
…Heybeliada Sanatoryumu’nun geleceği konusunda yazışmalar sürüyor. Kapatılacağı yönündeki iddialar…
Ranta dönüştürülmemeli
Heybeliada Sanatoryumu`nun rant alanı haline getirilmemesi gerektiğine dikkat çeken İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu da, `Manzarası ve konumu ile çok yüksek bir ücretle otele çevirebilirler…
19 Ekim 2009
http://www.gazetegercek.com/heybeliada-sanatoryumu-yangininda-kundaklama-suphesi.html Heybeliada Sanatoryumu yangınında kundaklama şüphesi 
…Türkiye’nin ilk verem hastanesi olan ve uzun süredir kullanılmayan Heybeliada Sanatoryumu, dün akşam saatlerinde çıkan yangında harabeye döndü. Bazı ada sakinleri, yangının kundaklama sonucu çıktığını öne sürdü…
17 Şubat 2010
H. Ada Sanatoryumu’nun katma değeri yüksek 1 yatırım projesiyle değerlendirilmesi için Adalar Bld.&Vakfı 1 arayış toplantısı… 
HEYBELİADA SANATORYUMU İÇİN BİR ARAYA GELİNDİ 
2005 yılında faaliyetine son verilen Heybeliada Sanatoryumunun binaları ve arazisinin katma değeri yüksek bir yatırım projesi ile değerlendirilmesi için Adalar Belediyesi ve Adalar Vakfı tarafından, T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı işbirliği ile, ilgili bakanlıklardan, çeşitli uzmanlık alanlarından ve Adalar’dan davetli katılımcıların yer aldığı arayış toplantısı düzenlendi… Adalar’a Heybeliada Sanatoryumu’nu altyapısı ve binaları ile yeniden kazandıracak verimli ve karlı bir yatırım projesinin gerçekleşmesi için birlikte çaba harcamak, Adalar’ın gelecek vizyonu ile çelişmeyen örnek olacak bir tesisin kurulmasını sağlamak amacıyla, 17 Şubat 2010 Çarşamba günü Heybeliada Halki Palas Otel’de düzenlenen toplantı, “Eski Heybeliada Sanatoryumu Hangi Konsept ile Yatırıma Açılmalı” konulu çalıştay için hazırlık toplantısı niteliğindeydi.
Toplantıya,
Adalar Kaymakamı Salih Keser,
Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu,
Taha Tosun,
Serdar Turaç,
Emrah Akar,
İlker Öz,
Oktay Varlıer,
Dr. Murat Yüksel,
Ali Öz,
Ömer Faruk Berksan,
Sevim Çavdarlı,
Halim Bulutoğlu,
Erol Yazman,
Münevver Öztürk,
Dursun Özdemir,
Kaya Sönmez,
Gülşen Erçetin,
Ercan Akpolat,
Sumru Süslü,
Aslı Barışkan,
Ali Tokdemir,
Yahya Bayrak,
Süleyman Durmuş,
Teoman Çınar,
katıldı…  
06 Ocak 2011
From: BAKİ ÇOKNEŞELİ 
Subject: Heybeliada sanatoryumu 
Date: January 6, 2011 4:55:59 PM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com
Bir varmış… Bir yokmuş… Heybeliada Sanatoryumu… 


04 Mart 2011 
Para, 4.3.2011 
Geçen hafta Berksan’ın da ortakları arasında olduğu “Heybeliada Sağlık Eğitim ve Turizm” unvanlı bir şirket kuruldu. Şirketin yönetim kurulu başkanlığını Berksan üstlenirken, diğer ortaklar arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Temel Yılmaz da yer alıyor. Temel Yılmaz, aynı zamanda Diyabet Vakfı’nın da başkanlığını yürütüyor. Heybeliada Gönüllüleri Derneği de yine ortaklar arasında…
…Şirketin nihai yatırımını ne zaman yapacağını öğrenemedik. Ancak Berksan’ın yakın çevresinden aldığımız bilgiye göre, diyabet ve obezite tedavi merkezi kurulacakmış… 
06 Mart 2011 
ADALAR POSTASI-2558/11 (6.3.2011):
Şimdi soruyorum… 
…1924 Yılında kurulan, o tarihe dek tüberküloz hastalarına, ne daha önceki Osmanlı İmparatorluğu’nun, ne de yeni kurulan Cumhuriyet’in tedavi edemediği bu zavallılara, ilk kez tedavi imkanı getiren bu kuruluşun, Bir Sait Faik müzesi, ya da bir Hüseyin Rahmi müzesi kadar anılmaya, yaşatılmaya hakkı yok mudur?
Dr. Baki Çokneşeli 
21 Kasım 2011 
ADALAR POSTASI-2623 (23.11.2011)
1/5000 Ölçekli Adalar Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’na Şehir Plancıları Odası’nın da itirazı var! 
Tarih: 21.11.2011 
Sayı: 2011/872 
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 
İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRE BAŞKANLIĞI 
Şehir Planlama Müdürlüğü’ne
…Plan raporunda Heybeliada’da belirlenen Sağlık Parkı için “…Heybeliada, doğal ve iklimsel özellikler ile bu alanda sağlık hizmetlerinin verilmesi için potansiyel taşımaktadır. Bu özelliklerinden dolayı Heybeliada’da bir sanatoryum açılmış ve yıllarca faaliyet göstermiştir. Şu anda atıl durumda bulunan bu yapı stoğu kullanılarak, Sağlık Park teması altında, sağlık hizmetine ayrılmış, tedavi sonrası nekahat dönemi gerektiren, kentsel, bölgesel, ulusal ve uluslararası ölçekte hizmet verecek uzmanlık hastaneleri (spor, göz, kalp, estetik vb.) önerilmektedir. Bu alanlarda, tedavi sonrası hizmet verecek konaklama tesisleri ile sağlık parkının ihtiyaç duyacağı sosyal-teknik donatılar ve yeşil alanlar ayrılacaktır. Adanın güneyinde yer alan Sağlık Parkı için önerilen toplam alan 2,44 hektar büyüklüğe sahiptir,” denilmektedir. Plan notlarında ise “…Bu alanlarda mevcut yapı stoku kullanılacak, yeni yapılaşmaya izin verilmeyecektir,” şeklinde yapılaşma koşulları belirlenmektedir. Sağlık Park Alanı incelendiğinde yapılar arasında kalan büyük yeşil alanların park olarak belirlenmediği tespit edilmektedir. Belirtilen tematik park alanı için kamusal ve özel ayrımı da yapılmamıştır. Bu noktada belirlenen tema Heybeliada’nın sağlık turizmi yönünde gelişimini amaç edindiği göz önüne alındığında, önümüzdeki süreçte orman alanlarının tahsisinin gündeme gelebileceği ve dolayısıyla bu alanların kamusal ortak kullanımdan çıkarılabileceği öngörülmektedir
Ve bugün, 2012 
HEYBELİADA SANATORYUMU ÖNÜNDEKİ YÜZLERCE ÇAM AĞACI GÖZ GÖRE GÖRE KURU(TULU)YOR… 

Nedense tam da Sanatoryum önündeki ağaçlar hızla yok oluyor. 

Bu tesadüfler silsilesi içerisinden yine iğrenç oyunlar çıkmaz umarım.

Umarım ki bu yok oluşun sebebi, rantçı sülüklerin var oluşu değildir.

Ve yine umarım ki; SEFEROĞLU örneği gibi, yüzlerce ağacın yok oluşunu pişkinlikle seyreden utanmaz sorumsuzlar, SANATORYUM için de aynı pisliği Adalar’da sergilemeyi düşünmezler.

Eğer bir oyun varsa, çoktan başlamış. Ama henüz bitmedi. Bitmemeli…

AĞAÇLAR YOK EDİLEBİLİRSE, SANATORYUM TİCARETHANE OLACAK.


TIPKI YOK OLAN AĞAÇLARDAN SONRA SEFEROĞLU’NDA OLDUĞU GİBİ… 

_____________________________________________

From: SELİN AYGÜN
Subject: Ormanları seviyoruz…
Date: April 24, 2012 1:42:12 PM GMT+03:00

Ormanları seviyoruz… 

Büyükada’nın ormanları artık genç çevrecilere emanet… Yeni kuşak doğa severler ormanlardaki aksaklıklara göz açtırmıyor. Ormanda çöp bırakanları, orman içinde ateş yakmak isteyenleri ilgili yerlere şikâyet ediyorlar. Ah bir de adanın ormanındaki ağaçların çam kese ağacı değil de, çam ağacı olduğunu anlayabilseler… Bu arada yolda tek sıra yürüyen çam kese tırtılarını elleriyle yoklayarak doğayı tanımaya devam ediyorlar… Neyse ki alerjik durum olmadı da, ormanların çam keselenmesine sebep olanlara tırtılları tek tek yedirmek zorunda kalmadım. O kadar çok çam kese var ki, eminim hepsine yeter. :) 

_____________________________________________
From: SERAP UZUNLAR
Subject: Adasızlara
Date: April 24, 2012 4:24:57 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

ADASIZLARA 

Bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey nedir?
Peki bir adanın başına gelebilecek en kötü 3 şey nedir?
Mesela SİT alanlarının tahribatı, tarihi korunun yok edilmesi?
Ya da motorlu taşıt yasak olmasına rağmen
Dört bir yanını sarması bezinli ya da elektrikli ama motorlu araçların?
Yangından daha kötü olduğu söylenen, çamları kurutan tırtıllara ne demeli
Gelmiş mi başına bunlar adamızın?
Peki ne yapmalı?
Önce taze kan lâzım, kokuşmuşların gitmesi lâzım…
Adalıların uyanması lâzım… 
Sonra…

_____________________________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: Kese mi? Ne kesesi???
Date: April 24, 2012 12:57:47 PM GMT+03:00

Kese mi? Ne kesesi??? 

Adalar’ı nedense (???) birdenbire çam keselerin bastığı dönemde, ranta ve suistimale son derece açık bazı kıymetli alanlardaki ağaçların nasılsa (???) birinci öncelikle (!!!) kuru(tul)muş olması, başka keselerle bağlantılı olmasın sakın…
Çam keseler kasten birdenbire ortalıklara salınan yeşilçam dublörleri olmasın sakın…
Çam keselerin kurutacağı ağaçlar, kirli rant senaryolarını hayata geçirmenin en temiz yolu olmasın sakın…
Biz çam kese sayarken, birileri ceplerini dolduracak projeler için gün sayıyor olmasın sakın…
Kolaylıkla ranta dönüşebilecek malum alanlardaki çam kese tahribatı, planlanan ve göz yumulan bir senaryonun parçası olmasın sakın…
Ya Allah aşkına, o kuruyan ağaçlar, Adasever iş adamlarımızın ticarethanelerine bahçe olmasın sakın…
O halde sorun sadece sıradan çam kese saldırısı ise bu iş için maaş alan kişiye soralım bakalım;
Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan,
Sanatoryum’un önünde kuruyan ağaçlardan haberin var mı?
Varsa ne yaptın?
Ya da neden yapmadın?
Cevap mı???…

:)

_____________________________________________

From: SELİN AYGÜN
Subject: twitter ‘da büyükada çam kese muzdaripleri….
Date: April 25, 2012 9:37:23 AM GMT+03:00

Twitter ‘da Büyükada çam kese muzdaripleri…

Anıl Aksoy ‏ @aksyanil
Büyükada güzelmiş filanda geç bunları asıl olay kaşıntı yapan tırtıllar. hay bin tırtıl!

ahmet akçalı ‏ @ahmetakcali
@aksyanil olum onları yakalayackasın. gelişiyorlar önce metapat sonra butterfly oluyolar.

Anıl Aksoy ‏ @aksyanil
@ahmetakcali lan dedim ne tatlılar falan :d meğer tüyleri mi ney yayılıyomuş deyince kaşıntı yapıyomuş :D
ahmet akçalı ‏ @ahmetakcali
@aksyanil bunlar tren yapmış lan :D

Farkındayım Değiştim ‏ @FrkndymDgstm
Büyükada 23 Nisan ziyaretçilerine yaramadı. Gidenlerin çoğu kaşıntı ve kızarıklıktan müzdaripler. Geçmiş olsun gidenlere… 

handan ‏ @Handanakdeniz
Büyükada faciası yalnız bizi bulmamış sağlıkocaklari alerji şikayetleriyle kaynıyor.özellikle okul olarak giden çocuklar:(( Surviver gibi:)
handan ‏ @Handanakdeniz 
Herkes güneş alerjisi gıda alerjisi olur…Biz BÜYÜKADA alerjisi olduk. Gözde Kaftan ‏ @merena7 dün büyükada’ya giden herkes alerji olmuş. kollar, boyunlar kızarmış, kaşınıyor. ne olmuş orda dün böyle?
ADALAR POSTASI ‏ @ADALARPOSTASI
@merena7 çam kese böceği! )O(
Elif Salturk ‏ @elifsalturk
Çam kese böceği, sinsii, hain böcek!! :) Büyükada gezginleri dikkat!!! http://pic.twitter.com/Dd1NgZqh    

Cans ! ♔ ‏ @cansinamil
Adadan gelen kaşıntı adlı dramı yasıyorum hepimiz pireli gibi kasiniyoruz anasını satiym.Teşekkürler büyükada
Serdar Engin ‏ @serdarengin1
her hücremi yolarcasına kaşımama sebep olan tırtıllardan nefret ediyorum. bir daha büyükada mı ? tövbeeeeeee :(

_____________________________________________
YeniŞafak, 26.4.2012

Aybike Eroğlu

http://yenisafak.com.tr/Saglik/?t=26.04.2012&c=9&i=379957&k=d1

Büyükada’da çam kese böceği alarmı

Halk arasında kese kurdu olarak bilinen çam kese böceği, bugünlerde Büyükada’ya yolu düşen İstanbullulara zor günler yaşatıyor. Büyükada’da sıkıntı yaşayanlardan biri de Berna Küçük oldu. Geçen hafta sonu Büyükada’da piknik yapan Küçük, dönüşte vücudunda kırmızı noktalar ve kaşıntı oluşması üzerine Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gitti. Son bir ayda bu tür vakalarlarla karşılaşıldığını söyleyen Küçük, “Adalar’a giden pek çok insan kabarcık ve kaşıntı şikâyetiyle doktora başvurmuş,”dedi. Şikâyetlerin artması üzerine belediye yetkilileri, çam kese böceğiyle ilgili araştırma yapıldığını belirtti. Adalar Orman Şefi Yüksel Özcan ise çam kese böcekleri toprağa inme döneminde ısırgan otunda bulunan histamin enzimiyle aynı kimyasal özellikleri taşıyan bir enzim salgıladığını ve bu enzimin hava akımıyla vücuda değdiği zaman alerji yaptığını söyledi. Alerjiye maruz kalan vatandaşların tuzlu su ve pamukla masaj yapmalarını öneren Özcan, “Özel olarak doktora gidilmesine gerek yok,” dedi. Özcan, 2005 yılından bu yana çam kese böceklerine yönelik kimyasal ve biyolojik ilaç kullanmanın yasaklandığını belirterek, “Çam kese böceklerinin itlafını yasakladık. Bu böcekleri itlaf etmek, o böcekle savaşan diğer türlerin yok edilmesidir,” dedi. Vatandaşların böceklerin yok edilmesi yönündeki taleplerinin karşılanamayacağını İfade eden Özcan, “İnsanlar piknik yaparken alerji oluyor. Biz ise o böceklerin türünü korumak üzere laboratuarda deney yaparken alerji oluyoruz,” şeklinde belirtti.

_____________________________________________

From: TARIK KONAL 
Subject: “AĞAÇ KESME MÜDÜRLÜĞÜ” 
Date: April 26, 2012 12:17:17 AM GMT+03:00 

AĞAÇ KESME MÜDÜRLÜĞÜ…

Fotoğraf: Hasan Yıldırım, Milliyet (5.3.2012). 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, Kentin Ağaçlarını Kesme Müdürlüğü müdür? 
Bir süredir İstanbul’un görkemli ağaçları kimi gerekçelerle kesiliyor; üstelik bunları korumakla yükümlü, görevli, ödevli kamu çalışanlarınca kesiliyor. 
‘Köprü yapacağım’ gerekçesiyle Belgrat Ormanlarını kes, 
‘Topçu Kışlası’ yapacağım gerekçesiyle Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçları kes, 
‘Doku hastalığı var’ gerekçesiyle Nişantaşı’ndaki ağaçları kes, 
“Otelin önüne otopark yapacağım” gerekçesiyle Millet Caddesi’ndeki çınarları kes, 
‘Yaya yolunu genişleteceğim’ gerekçesiyle Sultanahmet Parkı’ndaki süs kirazlarını kes, 
‘Araçlar çarpmış, mantardan hastalanmış’ gerekçesiyle Dolmabahçe Çınarlarını kes!      
Bu kesmeler nereye kadar? 
Hemşerilerimiz, seçtikleri Belediye yönetimine şu soruları sormalı: 
Ganoderma apola natum’ adlı mantar, yaralarından gövdeye girer ve görkemli bir ağacı yaklaşık 10 yılda yıkıma götürür. Peki; Park ve Bahçeler Müdürlüğü bu yaralanmaların önlenmesi ve hastalanan ağaçların sağaltımı (tedavisi) için ne gibi bir çaba harcadı? 
Soruyorum: Her ‘hasta canlı’ ortadan kaldırılacak mı? 
Park ve Bahçeler Müdürlüğü, Osmanlı’nın Lale Devrine özlemi dile getiren ‘lale dikimleri’ne harcadığı parayı, çabayı, kentin ağaçlarının korunmasına da harcamalıdır. Yüklendiği ‘özgörev’ bunu gerektirmektedir. 
İBB Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün 
önceki müdürlerinden, Yük. Orman Müh. 
Tarık KONAL 
_______________________________
From: ÖZCAN YÜKSEK
Subject: Fwd: Buyukada’da Adalar ve Ahsap Semineri
Date: April 25, 2012 11:18:58 PM GMT+03:00
Merhabalar,
Ulusal Ahşap Birliği ve Adalar Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Adalar ve Ahşap Semineri 28 Nisan 2012 Cumartesi günü, saat 13:00-17:00 arasında, Büyükada Splendid Palace Oteli’nde yapılacaktır.
Ayrıntılı programı ekli dosyada bulabileceğiniz bu etkinlik kapsamında, Fuaye Buluşması sırasında Ulusal Ahşap Birliği üyesi üretici firmalarla Adalar’da yaşayanlar, mimarlar, mühendisler ve ahşap yapıların onarımlarında çalışan ahşap usta ve kalfalarının buluşması sağlanacaktır. Bu küçük ama önemli etkinlikte, Büyükada’da buluşmak dileğiyle…
Ulusal Ahşap Birliği
Ulusal Ahşap Birliği ve Adalar Belediyesi işbirliğiyle

“Adalar ve Ahşap” Semineri 

28 Nisan 2012
Splendid Palace Otel – Büyükada
13:00 – 13:15 Kayıt
13:15 – 13:30 Açılış konuşmaları Dr. Mustafa Farsakoğlu – Adalar Belediye Başkanı Prof.Dr. Nurgün Erdin – Ulusal Ahşap Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
13:30 – 14:15 Ani Pertan – Adalar’da Ahşap Evler Emine Erdoğmuş – Ahşap Koruma Demet Sürücü – Ahşap Binaların Onarımı ve Korunması
14:15 – 14:30 Çay-Kahve Arası
14:30 – 17:00 Fuaye Buluşması
Misafirlerin, Ulusal Ahşap Birliği üyeleriyle ahşap koruma ve onarımı konusunda bire bir ürün ve metot bilgilerinin paylaşılması

______________________________

From: AYŞEN ERTUR
Subject: Aysen Ertur yeni bir mesaj gönderdi!
Date: April 24, 2012 1:28:20 AM GMT+03:00

ne ince hesaplar, ne umulmadık şapkadan tavşan çıkarma gayretleri…

merhabalar,
hayihak sitesi, ölü bir atın fotoğraflarını paylaşıyor. hayvanseverler lanet okumak, dilekçe göndermek için çabalarını birleştiriyorlar.
atlarımıza iyi davranmadığımızın farkındayım. belediyenin denetim görevini hakkıyla yerine getirmediğinin de…
ama, fotoğrafın yanındaki yazıyı okurken tüylerim diken diken oldu. bir paragraf aynen şöyle: 
“CHP ADALAR BELEDİYESİNDEN KESİNLİKLE FAYDA YOK… KAMUOYU DESTEĞİ VERİRSEK İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KOLAYCA CAAANIM ATLARIMIZI BU CANİ KULLANICILARININ ELİNDEN KURTARIP YILKI ATI YAPACAK… BİR PROJELERİ VAR HAZIR VE MÜKEMMEL… BIRAKALIM ATLAR KURTULSUN…”

[Hali hazırda sacayağı sorumsz sorumlulardan birinin İBB-UKOME olduğundan bihaberler zaar! )O(]

yazının tamamı için: 
ne ince hesaplar, ne umulmadık şapkadan tavşan çıkarma gayretleri… yasalar yüzünden umduklarını elde edemeyecek olmanın tedirginliği içinde böyle bir yerden vurmaya çalışıyorlar. 
haberdar edeyim dedim. dileyen adalılar da hayihak sitesine yorumlarını bırakabilirler/bırakmalılar. 
ayşen ertür 

VE ATLAR HER ŞEYE RAĞMEN ÖLDÜ…
4 GÜNLÜK TATİLİN 2. GÜNÜ…
ONCA ATTIĞIMIZ “ATLAR N’OLUR ÖLMESİN”, “SAĞLIKLI OLAN İNSANLAR LTFN YÜRÜSÜN”, “ÇATLAMAYA KOŞMASINLAR”, “YORGUN ATLARA BİNMEYENLERİN DİLEKLERİ TUTSUN” SLOGANLARINA RAĞMEN İNSANLAR ARSIZCA FAYTON KUYRUĞUNA GİRİP GURUHLAR HALİNDE 1 BUÇUK SAATTEN FAZLA AYAKTA BEKLEMEYE ÜŞENMEYİP ATLARI YORGUNLUKTAN ÖLDÜRDÜLER…
BUGÜN ZİYARETÇİ GİBİ DEĞİLDE İSTİLACI GİBİ ADAYA HÜCUM EDEN İNSANLAR BIRAKINIZ ATLARI DÜŞÜNÜP MERHAMET ETMEYİ TÜM ADAYI YOLARAK TÜM PAPATYALARI VE LEYLAKLARI HUNHARCA KOPARIP HEYBELERİNE DOLDURDULAR VE HEYBELERİNDEN ÇIKARDIKLARI HER ŞEYİ TIRTILLAR GİBİ YİYİP YOK EDİP ÇÖPLERİNİ ADAYA SAÇTILAR…
EKMEK PARALARI VAH YAZIK DİYE ARABACILARA ACIYAN APTAL İNSANLAR DUYUN BUGÜN ARABACILARI TOMAR TOMAR BANKALARDA BİLE GÖRMEDİĞİM PARALARI CEPLERİNDEN YEMCİLERE YEM ALIRKEN ÇIKARDIKLARINDA GÖZLERİMLE GÖRDÜM…
İSKELEDEN LUNAPARKA KADAR KİŞİ BAŞI 20TL… FAYTON 80TL.. DÖNÜŞÜ YİNE 80 … BİR TUR 160TL… BÜYÜK TUR 13 KM… VE ÖĞLENE KADAR 7 TUR YAPMADAN HİÇ BİR ATI BIRAKMIYORLAR… VE HİÇ BİR MALİ KONTROL DE YOK… FİŞ YOK… FATURA YOK… ATLARI EHLİYETSİZLER KULLANIYOR… ODAYA KAYIT OLMAK EHLİYET ALMAK 250TL KADAR YAKIN CANİLERE…
ATLAR KAN TER İÇİNDE KALIYOR ÖYLE Kİ TERLERİNİN TUZLARI BEMBEYAZ TÜYLERİNİ KAPLIYOR … BUGÜN GÖZYAŞLARIYLA TERLERİNİ ELLERİMLE SIVAZLAYIP KADERLERİNE VE KADERİME LANETLER OKUDUM… NE YAPTIYSAM BUGÜN ONLARI YOKUŞLARDA ÇATLAMAKTAN KURTARAMADIM… /CHP ADALAR BELEDİYESİNDEN KESİNLİKLE FAYDA YOK… KAMUOYU DESTEĞİ VERİRSEK İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KOLAYCA CAAANIM ATLARIMIZI BU CANİ KULLANICILARININ ELİNDEN KURTARIP YILKI ATI YAPACAK…BİR PROJELERİ VAR HAZIR VE MÜKEMMEL… BIRAKALIM ATLAR KURTULSUN…
BUGÜN ATLARA VE GÖNÜLLÜ KURTARICI OLARAK BANA BİR TEK İBB VETERİNER İŞLERİ MUSTAFA ÜN SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞTI…ADALAR BELEDİYESİ ATLARIN KORUNMASI İÇİN AYAK DİRETİYOR HALA… O OLMASA ADALAR BELEDİYESİNİN YAPMASI GEREKEN ATLARI DİNLENDİRME İŞİNİ HİÇ YAPMAZLARDI… BÜTÜN ATLAR ÖLECEKTİ… GENE DE BAŞARDI BU KATİL ARABACILAR ATLARI YORGUNLUKTAN ÖLDÜRMEYİ BU 4 GÜNLÜK TATİLDE… /ÇÜNKÜ ADALAR BELEDİYESİNİN ZABITALARI VE BELEDİYE ÇALIŞMADI… ÇATLAYAN VE YORGUNLUKTAN BİTAB DÜŞEN ATLAR VE ADADAKİ DİĞER HAYVANLAR ONLARIN HİÇ BİR ZAMAN UMURLARINDA OLMADI… /VETERİNER İŞLERİ MÜDÜRÜ İÇİNSE ADADAKİ GÖNÜLLÜLER KATİL DİYOR… ADAM HİÇ BİR ZAMAN CAN KURTARMA DERDİNDE OLMAMIŞ… EN UFAK BİR ŞEYDE HAYVANA ÖTENAZİ YAPIP ÖLDÜRÜRMÜŞ…
HEPSİNE VE HERŞEYE LANET OLSUN…
 mehtap özer 0505 320 30 97
hayihak/haykut/pisibank — Harika Özkan, Haykut Sitesi, Nilüfer Erol ve 39 diğer kişi ile birlikte BÜYÜKADA’da.

Atilla Pamukçu
Faytoncular Odası Başkanvekili İsmail Adnan Karsan beyle görüşme yapan HAYİHAK Mehtap ÖZER hanım, daha sonra esnafla ve faytoncularlada bir görüşme yaptı…adnan beyin,”” sizin gibi bu konuya hassas hayvan severlerin buraya gelmesini ve tep……ki vermesini diliyorum, sizin gibi gelselerdi şimdiye kadar bu sorunlar çoktan çözülürdü “”” demesi dikkate şayandır..aynı şekilde bölge esnafından at malzemeleri satan bir vatandaşımızında görüşü bu doğrultuda ve teyid ediyor…gözlem ve araştırmalarımızda, atların genelinde iyi durum gözlenmesine rağmen, bazı atlarımızda da tümör ler gözlenmiş bu halde atları faytonlara sürdükleri belirlenmiştir..bir atımızında bacağında yaralar açılmış bu halde çalıştırılmış..malesef, adada tarım il müdürlüğünün de yeri olmasına rağmen, veteriner hizmeti belediye veterineri tarafından ayda yılda bir kez yapılıyor oda faytoncunun insiyatifi vicdanı doğrultusunda..barınaklarda birçok veteriner çalıştırılırken neden burada görevli veterinerler yoktur anlamak zor..!!?? faytoncuların gözlerini bürümüş olan para sevdası atlarımızı canlarımızı ikinci plana atıyor…Aynı zamanda ada da hayvanlar için su ve yemek kabları hak getire..hiç beslenme kabı görmediğimiz adada eksiklikler peşi sıra…Buradan tüm camiaya sesleniyor ve adadaki atlarımıza ve canlarımıza sahip çıkalım diyoruz…buradan konuya hassasiyetinden ve yadımlarından dolayı istanbul büyük şehir belediyesine teşekkür ediyoruz…Aynı duyarlılığı malesef gösteremeyen adalar belediyesini de HAYİHAK olarak KINIYORUZ….brks CAMİAMIZI, BU KONUDA,KONUYA DAHA ÇOK DUYARLI OLMALARI AÇISINDAN ADALAR BELEDİYESİNİ ARAMAYA DAVET EDİYORUZ… http://www.adalar.bel.tr/iletisim.asp

______________________________

Zaman, 23.4.2012
Herkül Millas 

Bir 23 Nisan Çocuk Bayramı 

Bir kitap okudum aklım durdu! Demek böyle insanlar da olabiliyormuş, diye düşündüm. Ama “böyle insanları” niteleyecek kelimeleri bulamadım. Bakalım siz bulabilecek misiniz? 
Marika Hatsu, Büyükada’da kurulmuş olan Rum Yetimhanesi’nin son müdürüdür. 2011 yılında Atina’da anılarını yayımladı. Kasım 2010’da AİHM’nin bu yöndeki kararından sonra tapusu Rum Patrikhanesi’ne iade edilen yetimhanenin tarihini de bu kitapta okudum. Bu yazdıklarımı oradan öğrendim. Yetimhane 1903 yılında, o zamanın patriğinin girişimi ve varlıklı Rumların yardımıyla kurulmuş. Bina önceleri bir Fransız şirketi tarafından otel ve gazino olarak inşa edilmiş ama Sultan Abdülhamit gerekli çalışma iznini vermediğinden satışa çıkarılmış. Yetimhane kurulduğunda bu kez sultan her yetim başına birer lira göndermiş (toplamı 146 lira) ve uzun süreli bir bağışta da bulunmuş: Her gün yedi buçuk okka et ve gerekli ekmek verilmesini buyurmuş. 
Birinci Dünya Savaşı yıllarında yetimhane askerlere tahsis edilmiş; çocuklar da Heybeli Ruhban Okulu’na alınmış. Rum yetim çocukları ancak 1942 yılında yeniden yetimhaneye yerleşmiş. Birçok sıkıntıyı, baskıyı ve ayrıntıyı bir yana bırakarak “işin sonunu” ve bir 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı anlatmak istiyorum. 20 Nisan 1964’te, yani Yunan uyruklu Rumların ülkeden ihraç edildikleri günlerde, Eğitim Bakanlığı binanın iki gün içinde boşaltılmasını ve kendilerine teslim edilmesini istemiş. Bu sürpriz talebin nedeni de yangın tehlikesiymiş. Birkaç günlük bir süre verilmesi ricası da reddedilince, çocuklar apar topar adada bulunan iki manastıra yığdırılmış. Bu göç sahnesi çok acıymış. Akşamın son saatlerine kadar herkes, küçük çocuklar dâhil, panik içinde bir şeyler taşıyarak koşuşturmuş: Kiminin elinde bir battaniye, kiminin bir haç, kiminin giysileri, kiminin çanak çömlek. Ve bina mühürlenmiş. 177 çocuk yuvalarını böylece kaybetmiş. 
Ama öbür sabah 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın (zorunlu) resmigeçidi vardı. O çocuklar manastırlardaki ilk gecelerinde, bahçede, önlüklerini ve beyaz yakalarını ütülemişler, yıkanmışlar ve sabah başları dik törene katılmışlar. Başta davulcuları çok güzel bir geçit olmuş. Yazar pek ayrıntıya girmiyor ama ben satır aralarında ezilmiş insanın direncini okudum. Hani, işkencede gurur adına bağırmamaya çalışan insanlar olurmuş, işte o psikolojiyi. Her şeye rağmen yaşamaya çalışmak, ama aşağılanmayı da üstlenmemeye çalışarak. 
Bu yetim çocuklar şimdi elli-altmış yaşlarında olmalı. 23 Nisan Çocuk Bayramı dendiğinde ne hissederler dersiniz? Ya binayı boşaltanlar? Hemen hepsi ölmüştür herhalde, geriye o çocukların âhını bırakarak. 23 Nisan Bayramı yeni bir devlet ve yeni bir toplumu oluşturmanın simgesi. Ama bu ulus-devleti oluşturma projesinin, hemen başından, yanlış bir rotaya oturtulduğu belli olmuyor mu? İnsanları kaynaştırmak, devlete saygıyı ve sevgiyi sağlamak nerde, korku ve nefret sinyalleri veren kurumlar nerde? Düşman kazanmak sanatı diyesin geliyor… 
Yetimlerin macerası burada bitmiyor. “Yetkililer” 1977’de, bu kez manastırların yetimhane şartlarını haiz olmadığından orada çocukların barındırılamayacağını bildirmiş. Çocuklar yakın akrabalara verilmiş. Artık yetimhane kalmamış. Yalnız bir çocuk ve bir kadın sorun olmuş. Zeka özürlü bir yetimi hiçbir yerde barındıramamışlar; ve bir süre sonra çocuğun izini de kaybetmişler. Bir de sağır ve dilsiz kadın ortada kalmış. Ne adı ne de kökeni bilinen bu kadın, Birinci Dünya Savaşı sıralarında küçük çocuk olarak yetimhaneye alınmış ve bütün hayatı boyunca orada kalmış. Onu “Katina tis siopis” diye çağırırlarmış, yani “Suskunluğun Katina’sı”. Arada patates soyar, bulaşık yıkarmış. Zararsız ve yararsız bir insanmış. Buna da yer bulmak kolay olmamış, 1977’de ölmüş. 
ŞEFKÂTTEN GAREZE NASIL GELİNDİ? 
Yazar kitabın bir yerinde “unutamayacağımız bir kalpsizlik” diyor bu davranışlar için. Yetim, öksüz ve zekâ özürlü çocuklarla uğraşanlara “kalpsiz” demek bana yetersiz kalıyor. “Ruhsal sorunu olan insanlar” da demek doğru olmasa gerek. Çünkü hemen akla “nasıl oluyor da devletin başına ruhsal sorunu olanlar geçiyor?” sorusu geliyor. Neden Sultan yetimlere para ve et yolluyor da, sonraki devlet aynı yetimhaneyi mühür vurup kapatıyor? İki devlet türü arasında bir insaf ve vicdan farkı da mı var? Kitapta azınlığa karşı ve tabii çocuklara da karşı husumet ve hatta kinle davranan Türk öğretmelerin var olduğunu okuyoruz. Bu “yetkililerin” isimleri de veriliyor. Ama bunların yanı sıra çocukları çok seven, onlara bir ana şefkati ile yaklaşan Türk öğretmenlerin varlığını da okuyoruz. Örneğin Adalar kaymakamının eşi Şadıman Kafagil böyle “fevkalade bir hanımefendidir”. Bu müdür yardımcısı sayesinde iki mutlu yıl yaşamış o yetimler. Yıl sonunda kendi evinde son sınıf öğrencilerini buyur edermiş, hoş, zengin ev yemeği sunarmış. Neden herkes birer Şadıman olamıyor?

______________________________

BİKOTBİTİSORT, 25.4.2012 

Gezmelere Doyamadım: Büyükada ve Aya Yorgi Kilisesi 

Çocukken; 23 Nisan’larda yaşıtlarım beyaz dantelli çoraplarını giyip şiirler okurken ben annemin peşinde sabahın ayazında ada yollarında bulurdum kendimi. İstanbul ve çevresinde olduğumuz her 23 Nisan’da Büyükada’ya gideriz kendimi bildim bileli. Belki alışkanlık, belki umut, belki eğlence arayışı… Büyüdükçe huysuzlaştığımdan mıdır nedir, bu seferin son Büyükada seferim olduğunu hissettim. İşte nedenleri aşağıda. Belki Büyükada’ya gitmek isteyen, 23 Nisan’da ve diğer zamanlarda nasıldır oralar diye merak edenler vardır. Buyrun karşınızda 23 Nisan’da Büyükada… 
23 Nisan’larda Büyükada’nın kalabalık olmasının sebebini bilmeyenler için kısaca anlatayım: Hristiyan inancına göre adanın tepesinde bulunan Aya Yorgi kilisesine çıplak ayakla, elindeki makarayı açarak, hiç konuşmadan çıktığında dilediğin dilek kabul olurmuş. Yıllardır süregelen bir rivayet, bir inanış işte. İsteyen inanır, isteyen inanmaz, kimseyi yargılamamak lazım. İşte bizim insanmızın bu tür şeylere inanmaya meyilli olduğunun en büyük kanıtı adada yaşanan izdiham. Pusetteki bebekten, bastonlu teyzelere binlerce kişi doluşuyor adaya 23 Nisan’da.  
Öncelikle Büyükada… Her zamanki gibi yemyeşil. Tek güzel kalmış özelliği bu sanırım. Adadaki hemen hemen bütün köşkler pansiyon ya da otel olmuş. Henüz olmayanlar ise tadilatta. Adanın yarısı inşaat halindeydi. Güzel olan hiçbir şeyin bokunu çıkarmadan rahat edemiyoruz sanırım. 
Bok demişken; vapurdan inip yürümeye başlar başlamaz kesif bir bok kokusu karşılıyor sizi. Adanın izdihamına yetişmeye çalışan onlarca fayton var. Bok kokusu kiliseye kadar dinmek bilmiyor. Yolda at trafiğinden yürünemiyor bile. Yaşlı, bakımsız, yorgun atların tepesinde bir faytona sığmaya çalışmış, 6 tane iri popolu Türk teyzesi. Hayvanlar bütün gün hiç durmadan sırtlarında binlerce kiloluk yükle o yokuşu inip çıkıyorlar. Tek kelime ile eziyet. İş iyice ticarete vurulmuş durumda, kişi başı 10 TL beş dakikalık fayton yolculuğu. Faytonların kaldırılıp elektrikli araçların gelmesi gündemde olduğundan ayaklanmış aç gözlü fayton sürücüleri. Hayvanlara artık eziyet çektiremeyecekleri için üzüldüler herhalde. 
Bir de işin kilise tarafı var. Normali kilisedeki bağış sandığına içinden ne koparsa atıp, oradaki mumlardan bir tane yakıp dilek dilemek. Ama ne mümkün. Zaten kiliseye giriş imkansıza yakın bir şey. Dua etmeye, içindeki inançla yüzleşmeye girerken bile hala fesatlık, hala hinlik peşinde millet. Sıraya kaynamalar sonucunda çıkan kavgalar, sıra beklememek için montumu unutmuşum diye kiliseye sızmaya çalışanlar. Ulan iyilik yapmaya, umut dilenmeye geliyorsun, hala içinde bin tane kötülük. İçindeki o kötülükle o kocayı, o evi zor bulursun sen. 
Son iki senedir iş iyice ticarete binmiş. Rengarenk mumları dizmişler aşk için, evlilik için, para için diye. Tanesi 1 lira. Birini alsan diğerinde aklın kalıyor. Aşkı aldım, sağlık için almayayım mı derken 10 lira bırakıyor insanlar mum satıcılarına. Aşağı çarşıda 5 tanesi 2.5 lira olan mumların tanesi yukarıda 1 TL. Kimse kimsenin inancına saygı duymuyor, İncil dağıtan misyonerlerden kitapları alıp ağaçların içine fırlatanlar, sayfalarıyla terini silenler, dilek için açılmış binlerce makarayı tezgahının önünü kapadığı için hiç acımadan kesen satıcı kadın… Kimsenin kimsenin inancına saygısının olmadığı sözde “dua” etmeye gelmiş insanlar ordusu. 

Adada Starbucks’dan Kahve Dünyası’na kadar bir çok mekan seçeneği mevcut. Tabi o kalabalığa yetişemediklerinden ve nasılsa talep olduğundan umursamaz tavırlar, yarım saat boyunca masaya bakmayan garsonlar, yanlış gelen siparişlerle “Bana gelip oturmayın bi daha asla” diyordu Kahve Dünyası. Adaya en iyisi haftaiçi gidip tadını çıkarmak. Türk insanının şuursuzca akın ettiği hiçbir yerde keyif alınamıyor artık. /Benim tavsiyem aklı olan 23 Nisan’da Büyükada’ya gidip bu açgözlü ticarete ortak olmasın. Başka seçenek olmadığından suların parasının bile iki katına çıkarıldığı, her şeyin fiyatının şişirildiği, inanca saygısızlığın tavan yaptığı bu günde insanın içinde tek bir iyi düşünce kırıntısı kalamıyor ne yazık ki. “Din” olgusunun hala ülkemizde en çok sömürülen şey olduğu bir kez daha kanıtlanıyor Büyükada’da. 
Zaten asıl önemli olan, nerede nasıl dua ettiğin değil, içinde hissettiklerindir. 

______________________________

From: ADALAR MÜZESİ
Subject: Müze’de Drama Atölyesi – 28 Nisan 2012
Date: April 24, 2012 3:54:51 AM GMT+03:00

Müze’de Drama Atölyesi – 28 Nisan 2012

______________________________

Adalar Belediyesi’nden ne haber? 

Adalar Belediyesi, 18.4.2012

http://www.adalar.bel.tr/icerik.asp?PostID=46

ADALAR’DA KUTLU DOĞUM HAFTASI KUTLANDI

Adalar İlçe Müftülüğü ‘nün düzenlediği “Kutlu Doğum Haftası” 18 Nisan Çarşamba günü Büyükada Hamidiye Camii’nde etkinliklerle kutlandı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlik programında, açılış konuşmasını Adalar Müftüsü Faruk Tut yaptı. Hz. Muhammed’in 63 yıllık hayatını çok iyi anlamamız gerektiğini belirten Faruk Tut günümüz insanının huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşaması için bunun gerekli olduğunu ifade etti.

Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu da, Kutlu Doğum Haftası ile ilgili olarak şunları söyledi. “Bu güzel kutsal mekânda çok anlamlı bir gün için birlikteyiz. Asırlar boyunca insanlığa barışı, iyiliği ve sevgiyi öğreten kutsal İslâm dininin yüce Peygamberi Hz. Muhammed’i anmak bizler için oldukça anlamlı. Bu anma gününde değerli insan Hz. Muhammed’in öğretilerinden ne kadar yararlanabildik onun çizdiği yoldan nasıl gittik ya da gidemedik bunları da sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Yüce Peygamberin öğretilerinde bir takım esaslar vardır. Ancak görebildiğimiz kadarıyla bizler uzun süredir bu temel esaslardan kaçarak biraz da şekle kaçmanın sıkıntısını ve sorunlarını yaşamaktayız. 21. yüzyıl dediğimiz ve bilgi toplumu diye nitelendirdiğimiz bu yüzyılda dinimiz üzerindeki birçok hurafelerin etkili olduğunu görüyoruz. Ne diyordu yüce Peygamber, ”Temizlik imandan gelir” bu temizlik yalnızca fiziksel temizlik değil aynı zamanda ruh ve düşünce temizliğidir. Ancak bizler bu gün, birbirimiz hakkında iyi düşünmeyen, dünyayı ve çevremizi çok daha iyi bir hale getirerek sevgiyle yoğuracağımıza bir takım dedikodularla hurafelerle birbirimizi üzen bir duruma geliyoruz. Bunları niçin söylüyorum, yalnız çevremiz açısından değil dünyamızdaki İslâm inancına sahip ülkelerin içinde bulunduğu sıkıntılar da beni derinden üzüyor. Bu acı ve üzüntüleri hepimiz birlikte yaşıyoruz. Komşularımıza bakalım, Irak’a Suriye’ye bakalım yani İslâm camiasına bakalım; Pakistan’a, Afganistan’a Libya’ya Mısır’a. Hâlbuki bizler Yüce Peygamberin öğretilerinden dersler alabilseydik, İslâm dininin gerçeklerini yaşam biçimi olarak aktarabilseydik herhalde bu durumdan çok daha iyi durama gelirdi. Düşünebiliyor musunuz çoğu kadınlardan oluşan 7 milyondan fazla vatandaşımız okuma yazma bilmiyor. Demek ki onca geçen zamana karşı gereken dersleri çıkaramamışız. O yüzden bu tür günlerde bu yönlerimizi de değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Son olarak konuşan Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Ağırman, Allah’ın yarattığı en değerli ve mükemmel varlığın insan olduğunu belirterek, insana yapılan saygısızlığın Allah’a yapılmış bir saygısızlık olacağını söyledi. Bütün insanların kardeş olduğunu sözlerine ekleyen Ağırman, ”bunun anlamının insanların birbirine saygısızca düşmanca davranmamaları gerektiğidir” dedi.

Kutlamalar, ilahi ve kasidelerin okunmasının ardından sona erdi.

______________________________


Kuşlar Âlemi’nden… 
Twitter, 25.4.2012 12:16
Mutant Power ‏@MutantPower
Dikkat Mutant çıkabilir! 
#mutantpower #designertoy http://www.facebook.com/handmadebye

@ Heybeliada Değirmen Burnu http://instagr.am/p/J1lOKAEGDY

Twitter, 25.4.2012 12:06
Mutant Power ‏@MutantPower
Dikkat punk çıkabilir! 
#designertoy #mutantpower http://www.facebook.com/handmadebyeci


@ Heybeliada Değirmen Burnu  http://instagr.am/p/J1jtawkGDI

Twitter, 25.4.2012 12:22
Mutant Power ‏ @MutantPower
Dikkat Punk çıkabilir! 
May the mutant be with you! #designertoy #mutantpower ww

@ Heybeliada Değirmen Burnu http://instagr.am/p/J1lqdKEGDc


Twitter, 25.4.2012 11:08

özcan yüksek ‏ @ozcanyuksek 

Ada halkına ve adaya giden vapur yolcularına zulmüne ne vakit son vereceksin ey Sehir Hatları!


Twitter, 25.4.2012 11:08

Serkan Zihli @serkanzihli

@ozcanyuksek zamanında çok uğraştık imzalar topladık, yıllardır aynı işkence devam ediyor…


Twitter, 25.4.2012 11:10
özcan yüksek ‏ @ozcanyuksek
Bangladeş gemileri gibi ustuste gidiyor insanlar! Nedir günahımız! Vapurlar miras mı kaldı sana Şehir Hatları? 11:10 – 25 Nisan 12


Twitter, 25.4.2012 11:36
özcan yüksek @ozcanyuksek
Bir zamanlar ada vapuru. Bir NG fotoğrafı. Tarihini anımsamıyorum. Onlar yaşamışlar diyorum bu fotoğrafa bakınca. Ah!


Twitter, 25.4.2012 11:45
özcan yüksek @ozcanyuksek
Şehir Hatlarının irtibat bilgileri. Vicdanınız var mı diye sorun. Ben inince vapurdan yapacağım.

http://pic.twitter.com/m4ZQgtzB


Twitter, 25.4.2012 15:15

ADALAR POSTASI ‏ @ADALARPOSTASI

@ozcanyuksek Kamu yararına işletmek kaydıyla Denizcilik İşletmeleri’nden sudan ucuza devraldığı vapurları kesesi yararına özelleştiren İDOdan miras7!
)O(


Twitter, 25.4.2012 20:17

başak ateş ‏ @basakates

“@a_dresss: Heybeli´mde akulü fayton dönemi…. :-) http://twitpic.com/9dr3td

NAYİİİİR NOLAMAAAAAZZZZZZZZ

Twitter, 25.4.2012 15:15
ADALAR POSTASI ‏ @ADALARPOSTASI 
@ozcanyuksek heybeli’de bir ölü at!… şeytan diyor denize fırlat!… )O( 

______________________________


Yüzler Defteri’nden…



Bu sefer de Yüzler Defteri’nin karman çorman sayfalarında dolanmaya zaman yetmedi! Bir dahaki sefere… Bu köşede yer almasını arzu ettiklerinizi doğrudan yollayabilirsiniz ADALAR POSTASI’na adalar.postasi@gmail.com
)O(

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: