Gönderen: adalarpostasi | 22 Mart 2012

ADALAR POSTASI-2685: arabacı arabacı bırak[MA] elinden kırbacı…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

1 Nisan 1915 Perşembe günlü, Konya’ya sevk edilen Büyükada Manastırı Serpapazı Diyonisyos’un İstanbul’a iadesine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Özcan Yüksek, Büyükada’da, 2012.
“Atlar çağdışı kalırken, insanlık çağ atlıyor imiş. Atlayın bakalım!”

* * *


ADALAR’da HAVA DURUMU:

22 Mart 2012 Perşembe
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
6/14ºC
%68-90 nem
Yıldız, K17km/sa
Gündoğuşu 06:05… Günbatışı 18:07…


* * *

Cicely Mary Barker, The Daisy Fairy.


__________________________________________

1- İstanbul Adaları’nda Trafik Canavarının Usulsüz Seyrine Seyirci Kalmayacağız!…  Faytonlarımızı da Vermeyeceğiz!…

2- Aliki Vuyuklaki: “Arabacı arabacı bırak[MA] elinden kırbacı…

3- Adaların simgesi haline gelen atlı faytonlar kaldırılıp yerine elektrikli faytonlar konulacak. Gerekçe çevre kirliliğinin yanı sıra fiyatların yüksek olması ve atlara eziyet edilmesi. Adalar Belediyesi ile faytoncular ise atlı faytonların kaldırılmasına karşı çıkıyor…

4- Deniz Tüfekçi: “Değerli Adalılar, akülü fayton girişine dur demediğiniz takdirde, Adalar’ın dokusunun değişeceğini unutmayın…”

5- Özcan Yüksek: “Gece yarısı uykuya çekilmeye hazırlandığım sırada, sokaktan “deh!” diye bir ses duyarım. Öyle her zaman olmaz, bazı zaman. Çabucak ahşap pencereyi açarım, gıcırtılıdır kerata. İki katananın çektiği faytonun arkasından bir süre öylece bakarım. Takur tukur tükenene kadar nal seslerini dinlerim…”

6- Viktor Albukrek: “Nihayet akşamüstü, sabırsızlıkla beklenen ve babalarımızı şehirden adaya getiren vapurun, çımacıyı iskelenin ucuna çağırmakta olan “düüüüt.. düt,” sesi ve akabindeki at arabalarının ‘klak kluk, klak kluk, klak kluk,’ sürekli nal sesleri, aile büyüklerimizin eve gelmek üzere olduklarını müjdelerdi…”

7- Adalar Kültür Derneği: “Uzun yıllar Adalar Kültür Derneği Türk Musikisi  Korosu’yla çalışmış ve konserlerinde yer almış, güzel sesi ve zarafetiyle kalbimizde yer etmiş olan Mahizer Erçaylap Hanım’ı kaybetmekten dolayı…”

8- Şükrü Abanoz: “Biz bu filmi daha önce izledik!…”

9- Tilda Levi: “İhtisasının yanı sıra Büyükada’da düşen, orasını burasını yaran bütün çocuklarda, doktorun sükûnetle attığı dikişler, [Musa] Albukrek imzası taşır…”

10- Büyükada’da baharı karşılayın!…

11- Mürsel Polat: “Sayın Adalılar, mahallelerinizde, sokağınızda veya bu durumda olan eşiniz dostunuz varsa bu bilgiyi onlarla paylaşın. Bu şartlara haiz dul kadınlarımızın, Büyükada Adalar Kaymakamlığı binasında bulunan Adalar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına müracaatlarını sağlayın…”

12- Adalar Müzesi‘nde Edebiyat Atölyesi, 24 Mart 2012’de…

13- Sibel Akkaşoğlu: “Adaevi’nde bu hafta…”

14- Ey Adalılar, ey Büyükada halkı! Seferoğlu Korusu’nu tarumar eden imar canavarını hakikaten “sevinçle” mi karşıladınız?…

15- Kuşlar Âlemi‘nden…

16- Yüzler Defteri‘nden…

)O(

_____________________________________________
_____________________________________________
ADALAR POSTASI-2526 (8.12.2010): 
arabacı… arabacı… bırak elinden kırbacı… 
Özdemir Birsel’in hatırasına saygıyla… 
)O( 

Sıralardaki Heyecanlar (1963) filminde 

Aliki Vuyuklaki söylüyor… 

Arabacı…

arabacı 

arabacı arabacı bırak elinden kırbacı 
aşk ne kadar acı 
sevda yolu çabuk geçer 
hızlı gitme ömür biter 
aşkın bana yeter 
bakma sağa bakma sola 
aşıklar giderler bu yola
kollarını sen boynuma dola 
arabacı bırak kırbacı .

sevda nedir deli gönlüm
aşksız geçmedi bu ömrüm 
ah geçmedi ömrüm 
sevgiline gülümserken 
yaz başı vakit erken 
ah vakit çok erken 
bakma sağa bakma sola 
aşıklar giderler bu yola 
kollarını sen boynuma dola 
arabacı bırak kırbacı 

güfte: zeki müren 
beste: manos hacidakis

_____________________________________________

HaberTürk, 21.3.2012 16:03:58

Bir efsane sona [mı] eriyor! 

Adaların simgesi haline gelen atlı faytonların kaldırılması gündemde… 
Adaların simgesi haline gelen atlı faytonların kaldırılıp, yerine elektrikli faytonlar konulacak. Gerekçe çevre kirliliğinin yanı sıra fiyatların yüksek olması ve atlara eziyet edilmesi. Adalar Belediyesi ile faytoncular ise atlı faytonların kaldırılmasına karşı çıkıyor. 
ELEKTRİKLİ FAYTONLAR GELİYOR! 
İstanbul’dan uzaklaşmak için pek çok alternatif var ama trafikden uzaklaşmak isteyenlerin tek adresi adalar. Çünkü adalarda ulaşım yıllardır faytonla yapılıyor. Toplam 277 fayton bulunuyor adalarda ancak faytonların kaldırılması gündemde. Yakın zamanda Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da 40 tane elektrikli fayton boy gösterecek. 
FAYTON ÜCRETLERİ YÜKSEK BULUNDU! 
İstanbul Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) Adalar’daki fayton taşımacılığına ilişkin bir rapor hazırladı. Rapora göre, Adalar’daki faytonlar turistik ve nostaljik araç olması gerekirken toplu ulaşım aracı olarak kullanılıyor. 
Ayrıca fayton ücretleri yüksek bulundu. Atların sağlık, bakım ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanmadığına dikkat çekildi… Atların yüzde 30’nun barınaklardan yoksun olduguna vurgu yapıldı.. 
İşte bu rapor doğrultusunda yeni kararlar alındı. Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da 40 tane elektrikli faytonun faaliyete başlamasına karar verildi.. Atlı faytonların sayısının ise azaltılması benimsendi. Ayrıca bazı faytonların kamulaştırılması da öngörülüyor yani kimse birden fazla faytona sahip olamayacak. 
TEPKİLER GİDEREK ARTIYOR! 
UKAME bu kararları aldı ancak Adalar Belediyesi karşı çıkıyor. Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu kararın kendilerine çok geç ulaştığını, elektrikli faytonların Adalar’da çözüm yerine çözümsüzlük getireceği görüşünde. 
Motorsuz Kara Taşıt Vasıtaları Esnaf Odası Başkanı Hüseyin Çülbanlı faytonların kaldırılmasının esnafı ve faytoncuları zor durumda bırakacağını belirtiyor. 
Faytoncular da karara tepkili. O faytonculardan Nihat Atılgan, 17 yıldır yaptığını söyledi. Atılgan faytonlar kalkarsa geçimini sağlayacak başka bir işinin olmadığını belirtti. Ada’ya gelen turistler de atlı faytonların kaldırılmasını istemiyor.
_____________________________________________

From: DENİZ TÜFEKÇİ 

Akülü fayton girişine dur demediğiniz takdirde…

Değerli Adalılar, 
Akülü fayton girişine dur demediğiniz takdirde, Adalar’ın dokusunun değişeceğini unutmayın. Koku, pislik gibi bahaneler öne sürerek faytonların tamamının kalkmasını isteyen zihniyet yurt dışındaki bir çok şehirde, Toronto’dan Vancouver’e kadar yurt içinde İzmir’den Mersin’e kadar bir çok yerde atların çektiği faytonlar çalışmakta, kimsenin de aklına bunları akülü!!! yapalım fikri gelmemektedir. Koruyorlar, yaşatıyorlar, seviyorlar. Yapmamız gereken bu girişime Adalılar olarak karşı çıkmamız. 
Deniz Tüfekçi 

_____________________________________________

Atlas,
Özcan Yüksek 

Nal Sesleri 

Gece yarısı uykuya çekilmeye hazırlandığım sırada, sokaktan “deh!” diye bir ses duyarım. Öyle her zaman olmaz, bazı zaman. 
Çabucak ahşap pencereyi açarım, gıcırtılıdır kerata. İki katananın çektiği faytonun arkasından bir süre öylece bakarım. Takur tukur tükenene kadar nal seslerini dinlerim. Bizim orası yokuştur, faytoncu kırbaç şaklatmak yerine çıngırakla uyarır atları. Atlar bilir ki, yürümezse kırbaç gelir, merak etme, atlar da yürür zaten. Çıngırağın sesi bir çınlar, sonra da giderek solan ateşböceği gibi kaybolur karanlığın avuçlarında. 
Dünyadaki sesler, sedalar usul usul azalıyor, sessizce yitip gidiyorlar. Onların yerine, çoğu yalnızca gürültü sayılabilecek kendi yarattığımız sesleri koyuyoruz. Dünya ahvali bu ya, ne acı! Sığırcıkların kış dansı yaparken gökyüzünde kanatlarıyla patırdattıkları şarkıyı işitememek. Şehirler öyle; yıllarca kafa patlatıp içten patlamalı motoru keşfeden insan, kulaklarında giderek daha yüce patırdayan gürültüye çoktan alıştı. Şikâyeti yok gözüküyor. Aklına esip de vapura binerse eğer, martı sesleri de varmış diyebiliyor. Martı insana yakın, çere çöpe alışkın bir hayvan. İnsanın atması gereken çığlığı martı atıyor belki de. 
Bari uzak vadilerde, ormanlarda kalsaydı vahşi sesler. Oralarda bile dozer homurtuları derenin şırıltılarının, çakalın ulumalarının, kuş cik ciklerinin yerini alıyor. Bu ıssızlık, bu sus pus, cıvıltısızlık, iyiye alamet değil. Ölüm sessizliği derler ya hani, işte tam o söze uygun. 
Dünyadaki kokular da azalıyor. Reis Seattle, Amerikan başkanına yazdığı mektupta bunu kastetmişti. Her tarafta insan kokusunun egemen olduğundan söz etmişti. Ağaçların gövdelerine, kırlara, şuraya buraya yalnızca insan kokusu sindiğinde, bu durum, insanlık için sonun başlangıcıdır demişti. 
Egzoz sesini dinlemek için kulağını tampona dayayan insan görmüştüm, ama kokusunu sevene rastlamadım henüz. 
Madam ve mösyö! Kızılderili reisleri ne bilge adamlarmış. Nasıl da olacakları bilmişler ve söylemişler. Uygarlığın okumuş, teknolojiyle donanmış adamları nasıl da yok etmişler onları. Nasıl da, o zamanın âlimleri, aydınları, uzun sakallıları, ihtilalcileri, liberalleri, Kızılderili katliamına sessiz kalmış, çoğu zaman onaylamış. Nasıl da bu gerçekten habersiz büyümüş yüzyıl. 
Arkamda karmaşık bir gün, çılgın bir şehir bırakır, bir deniz geçerim her akşam. Sonra ıssız, çoktan karanlığa kalmış ve yosun tutmuş, dik merdivenli o Terk Edilmiş Köpekler Sokağı’nı hızlı adımlarla çıkarım. Ormanın kıyısına değin tırmanırım. Şimdi artık, arkamda yalnızca büyüyen bir ay vardır. 
Özcan Yüksek

_____________________________________________

ADALAR POSTASI-2601/2 (14.9.2011):

From: VİKTOR ALBUKREK
Subject: Teşekkür ve yazdıklarım…
Date: September 12, 2011 10:36:45 PM GMT+03:00

VİKTOR ALBUKREK’İN BÜYÜKADASI (1931-1961)

[II]

Tur Yolu’nda, 30.1.1960, Viktor Albukrek Albümü’nden.

[…] Nihayet akşamüstü, sabırsızlıkla beklenen ve babalarımızı şehirden adaya getiren vapurun, çımacıyı iskelenin ucuna çağırmakta olan “düüüüt.. düt,” sesi ve akabindeki at arabalarının “klak kluk, klak kluk, klak kluk,” sürekli nal sesleri, aile büyüklerimizin eve gelmek üzere olduklarını müjdelerdi. […]

Haftasonu sabahları adamız bambaşka bir rehavet havasına bürünürdü. Sokaklar tenhalaşır, değişik yönlerdeki kiliselerden gelen farklı tondaki çan sesleriyle seyrek geçen faytoncuların zarif “ding-dong, ding-dong,” zilleri ve atlarının nazik “klak kluk,” nal seslerinden başka ses duyulmazdı. […]

_____________________________________________
From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ 
Subject: başsağlığı
Date: March 21, 2012 8:45:43 PM GMT+02:00

başsağlığı… 

UZUN YILLAR ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ TÜRK MUSİKİSİ KOROSU’YLA ÇALIŞMIŞ VE KONSERLERİNDE YER ALMIŞ, GÜZEL SESİ VE ZARAFETİYLE KALBİMİZDE YER ETMİŞ OLAN MAHİZER ERÇAYLAP HANIM’I KAYBETMEKTEN DOLAYI DUYDUĞUMUZ ÜZÜNTÜYÜ, AİLESİ VE ADALI DOSTLARIYLA PAYLAŞIYORUZ. 

MERHUMEYE ALLAH’TAN RAHMET, ACILI AİLESİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUZ. 

ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

_____________________________________________

AdaGazetesi, 20.3.2012

Şükrü Abanoz

BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE İZLEDİK 

25 Mart 2012 Pazar günü 12.30-21:00 saatleri arasında Heybeliada Halki Palas Oteli’nde bir toplantı yapılacağını, toplantının amacının Adalar’ın mevcut sorunlarının tartışılacağı ve çözümü için neler yapılacağının konuşulacağı ve bir yol haritasının belirleneceği ilanda bildirilmiştir.
2009 yılında böyle bir toplantı yapılmış fazla bir yol gidilememişti. Adalılar’la yaptığımız söyleşilerde ise;
“BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE İZLEDİK 

Aynı senaryonun Adalar’da 2009 yılında vizyona giren birinci filmi hüsranla sonuçlandığı içindir ki vakit geçirmeden ikinci film hazırlığına girilmiş ama birinci filmi izlediğimiz için bu film de fiyaskoyla sonuçlanacaktır.

Senaryoyu yazanlara tavsiyemiz, kamera arkasından siyaset yapmak yerine yazdığı konusuz filminde kamera önüne geçerek kendisinin başrol oynaması… Başkalarını oynatarak değil… “Adaları Kurtarmaya” kalkmasın…

Bu senaryonun sahibi ise;

1. Emlak simsarı Hamit Çalışır’ı keşfedip Belediye’ye getiren… Hem de ne tesadüf ki şimdi yeni filminin senaryosunu tanıtmaya çalıştığı “Halki Palas Oteli’nde”…

2. Birinci kötü senaryosunun Adalarımızı düşürdüğü bugünkü durumdan mesul olan, LİDO’yu SEFEROĞLU’nu, imar planlarını hiç filmlerine konu etmeyen, görmemezlikten gelen…

3. Çok sevdiği Adalar’ın üçüncü sınıf kasaba haline düştüğünü yazmamak için dergi çıkaramayan,

4. İşgal edilmiş yerlerin boşaltılmasını alkışlayan ancak aynı yerlerin başkalarına verildiğinde SUS PUS kalan, bu furyadan faydalanıp yeni yerler arayarak kurmayı hayal ettiği film platolarıyla filmlerini Avrupa’ya pazarlamaya çalışan…

5. Belediye’ye stratejik plan hazırlayan ama uygulanamadan fiyasko olan planın yerine şimdi yenisini hazırlamaya kalkan…

Biz bu filmi daha önce seyrettik….

Süslü sözlere, boş vaatlere karnımız tok…

Adalar ancak YALANDAN, DOLANDAN ve UCUZ MENFAATTEN uzak gerçek Ada sevdalılarınca kurtulur. 
şeklinde beyanları olmuştur…

_____________________________________________

Şalom, 21.3.2012
Tilda Levi 

Yaş 70 iş bitmemiş 

Sanatın her dalına olan eğilimleriyle Albukrekler gerçekten müstesna bir aile. Uzun yıllardan beri gerek tıp mesleğinden, gerekse eski bir Büyükadalı oluşundan Dr. Musa Albukrek ile ailece daha fazla yakınlığımız olmuştur. İhtisasının yanı sıra Büyükada’da düşen, orasını burasını yaran bütün çocuklarda, doktorun sukunetle attığı dikişler, Albukrek imzası taşır.
Çoğu doktorun meslekleri dışında, özellikle de sanat alanında bir hobby’leri olduğu bilinir. Dr. Albukrek’le ilk kişisel tanışmam yaz aylarında bisikletle dik bir yokuştan yuvarlanıp çenesini yaran oğlumu, panik bir halde Anadolu Kulübü’nün yakınındaki, beyaza boyalı ahşap evine götürmemle başladı.
Daha sonra olağanüstü çizimleriyle tanıştım. Şalom’da çalışmaya başladığım yıllarda doktorun galerimizde sergi açması için çok uğraştım. Yanlış hatırlamıyorsam bir yengeç burcu olan Dr. Albukrek, yumuşak görünümü altında çok da inatçıydı. Nuh dedi, peygamber demedi. Farklı bir bakış açısı vardı. Resimlerin satışa konma düşüncesi ona ters geliyordu. Mana hep maddenin önünde geldi onun için. Sanatçı kişiliği oldukça özgündü. 
Eski oyuncaklara olan merakı ise bambaşka bir konudur. Nişantaşı’nın nadir kalmış yüksek tavanlı evlerine her gidişimde, ‘iki kişi bu koca evde ne yaparlar’ diye içimden geçirmişimdir. Oysaki onları biraz tanıdığınızda, doktor olan karı kocanın evinin onca edebiyat, müzik, resim, tarih ve diğer ilgi alanları göz önüne alındığında belge niteliği taşıyan küçük bir müzede yaşadıklarını duyumsarsınız.
***
Dr. Musa Albukrek, gazetede yayınlanmasını istediği bir haberle geldiğinde hepimiz için bir neşe kaynağı olur. Her işinde olduğu gibi, yayınlanacak metin üzerinde çok titizlenir. İşi bittiğinde mutlaka bir fıkra, veya bir hikaye ile bizi aydınlatır. Geçen hafta uğradı. Elinde konser davetiyeleri vardı. “Yaş yetmiş iş bitmiş” deyip hemen ekledi, ‘yaş yetmiş beş, ama iş bitmemiş. Hâlâ Amerikan Hastanesi’nde çalışıyorum. Ve sizlere bu seneki konserim için haber vermeye geldim.’
17 Mart Cumartesi akşamı Nükte Uğurel/Musa Albukrek ikilisinin piyano/keman dinletisini izlemek üzere Notre Dame de Sion’a gittik. Konserin başlamasına vakit olduğu için çay salonunda oturduk. Gelenleri izledim. İstanbul’da tıpkı Dr. Musa Albukrek gibi daha ziyade mana alemine değer veren, yaşça ileri olsalar da yaşam dolu nadide bir sanatsever zümreyi görmek farklı bir duyguydu. /Işıklandırılmış bahçeden gösteri salonuna gitmek için binanın dik merdivenlerinden çıktık. Konser başladı. Tüm koltuklar dolu. Salon sanki pozitif enerji ile doluydu. Ve kemanla piyano, sonra keman, ardından tekrar piyano ile keman. Sonra da muhteşem bir bis. Siyah pantolon, gömlek, yeleği ve beyaz gür saçlarıyla Musa Albukrek’i izleğimde düşündüm. Bu çok yönlü tıp ve sanat adamını en çok kemancı şapkasıyla seviyorum. 70 veya 75, bazı insanların yaşı olmadığına inanıyorum. Zira onlar hayata gülerek ve iyi niyetle bakmasını biliyorlar.

_______________________________

Milliyet-Tatil, 21.3.2012 16:54

Büyükada’da baharı karşılayın! 

Şiirlere, şarkılara konu olmuş, pek çok dizinin ve filmin çekildiği yer Büyükada ilkbaharı karşılamak için en yakın kaçamak yerlerinden biridir. İşte Büyükada’da gezilecek ve görülecek yerler…  
Bir vapur gezisiyle başlar ada yolculuğu. Şehrin gürültüsünden, kalabalığından ve karmaşasından uzaklaşmak isteyenler soluğu adada alır. Giderken martıların eşlik ettiği vapurda başlar insanın içindeki kıpırtılar. Ada, insanı huzura kavuşturan bir atmosfere sahiptir. Korna seslerinin olmadığı, hoşgörünün hüküm sürdüğü bir cennettir. Göz alabildiğine yeşilin ve mavinin birbirine karıştığı ada, yüzyıllardır aşıkların da mekanıdır. Sahilde sıralanan restoranlar ise dostluğun pekiştiği, sohbetlerin uzayıp gittiği kaçış noktalarıdır.
Ada deyince akla hemen bisiklet sürmek gelir. Meydandaki dükkanlardan birinde kiralayacağınız bisikletle adanın her bir köşesini ziyaret edebilirsiniz. Yürümeyi tercih edenlerdenseniz adanın tamamı 14 kilometrelik bir yürüyüş alanına sahiptir. Kulağa çok uzun gelse de meyve ağaçlarının, rengarenk evlerin ve taş sokakların içinden geçip giderken zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamayacaksınız. 
Adada piknik yapılabilecek en güzel yer Dil Burnu ismi verilen özel piknik alanıdır. Gün batımını izleyebileceğiniz bu yerde deniz girme imkanı da bulabilirsiniz. Ancak kayalık olduğu için adadaki diğer küçük koyları tercih etmeniz daha doğru olabilir. 
Büyükada en çok ziyaretçisini 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde alır. Bu günlerde adanın en yüksek noktasında bulunan Aya Yorgi Kilisesi’ne çıplak ayakla yürüyerek çıkanlar Hıristiyan inancına göre yarı hacı sayılmaktadır. Ayrıca çıkarken elinizde bir makara ip bulundurur ve onu açarak yürürseniz işlerinizin ve kısmetinizin açılacağına inanılmaktadır. 
Aya Yorgi Kilisesi, başpiskoposluğun Türkiye’de kabul ettiği tek kilise olma özelliğini taşımaktadır. 12. yüzyılda inşa edilen bu kilise adanın en tepe noktasındadır. 
Kilisede turunuzu tamamladıktan sonra yanı başındaki tahta masalarda yemek yiyip rahipler tarafından özel olarak hazırlanmış olan ve kutsal sayılan şarapların tadına bakabilirsiniz. 
Büyükada, günübirlik gezilerin yanı sıra ufak bir hafta sonu tatili için de ideal bir yerdir. Pansiyonlarda konaklayabilir, denize karşı kahvaltı yapıp çayınızı yudumlayabilirsiniz.
_______________________________

From: MÜRSEL POLAT
Subject:
Date: March 20, 2012 3:56:51 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Eşi Vefat Eden Dul Kadınlara Aylık 250 TL Maaş Bağlanacak

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardım Genel Müdürlüğünün 16.02.2012 tarih ve 2012/06 sayılı genelgesi ile devlet düzenli olarak eşi vefat eden dul kadınlara aylık 250 TL maaş bağlayacak. Eşi vefat etmiş hiçbir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayan muhtaçlığı mütevelli heyeti tarafından karara bağlanan kadınlara muhtaçlıkları devam ettiği sürece sürekli nakit yardımı verilecektir. 
YAŞLILIK AYLIĞI OLAN DA ALACAK 
Vatandaşların kafasını karıştıran ‘Yaşlılık aylığı alanlar, dul maaşı alabilecek mi?’ sorusunun cevabına ulaşıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu kişilere ‘Bizden maaş almanız da bir sakınca yok’ cevabını verdi. 2022 sayılı yasa çerçevesinde kocası hayatta olmayıp 110 lira yaşlılık aylığı alanlar 250 lirayı tercih edebilecekler. 
ÇAPRAZ KONTROLDEN GEÇECEKLER 
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’ndaki mütevelli heyeti eşi vefat eden kadınların maaş başvurularını değerlendirecek. Sosyal Yardımlaşma Bilgi İletişim Sistemleri (SOYBİS) üzerinden yapılacak çapraz kontrollerde, bu kişilerin herhangi bir yardım alıp almadıkları tespit edilecek. Yardım almayanlara 250 lira maaş bağlanacak. Bu maaşlar Ziraat Bankası ve PTT’den tahsil edilecek. 
MAAŞ ALMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER 
1- Kadınlar, kayıtlı oldukları il/ilçe sınırları içindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’na başvuracak. 
2- Başvurudan itibaren tüm işlemler, Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden yürütülecek. 
3- Sistemde dosyası bulunanların, durumu güncellenecek ve mütevelli heyetine gönderilecek. 
4- Dosyası bulunmayanlar için dosya oluşturulacak. Hane ziyareti yapılarak, sosyal inceleme raporu düzenlenecek yine mütevelli heyetine gönderilecek. 
5- Başvuru sahibi çalışabilecek durumdaysa İŞKUR’a kaydı yapılacak. 
6- Yardım yapılıp yapılmayacağına mütevelli heyeti karar verecek. 
7- Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü, nakdi yardımı bankaya yatıracak. 
8- Hak sahiplerinin sosyo-ekonomik ve medeni durumlarında değişiklik olup olmadığı, her ay sistemden yapılacak sorgulamalar ve her yıl yapılacak sosyal incelemelerle takip edilecek.
Sayın Adalılar, 
Mahallelerinizde, sokağınızda veya bu durumda olan eşiniz dostunuz varsa bu bilgiyi onlarla paylaşın. 

Bu şartlara haiz dul kadınlarımızın, Büyükada Adalar Kaymakamlığı binasında bulunan Adalar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına müracaatlarını sağlayın…

EK: 2012/6 sayılı Genelge


_______________________________

From: ADALAR MÜZESİ 
Subject: Müze’de Edebiyat Atölyesi – 24 Mart 2012 
Date: March 21, 2012 3:05:59 AM GMT+02:00 



_______________________________
From: SİBEL AKKAŞOĞLU
Subject: ADAEVİ BU HAFTA
Date: March 20, 2012 11:21:29 AM GMT+02:00
To: undisclosed-recipients:;

ADAEVİ’nde BU HAFTA…

Sevgili Adaevi dostları,
Bu hafta Adaevi’nde 23 Mart Cuma günü saat 20:00’de yine bir belgeselimiz var. İsmi, Beşiktaş’ta Bir Tayyare Fabrikası. Yönetmenliğini Savaş M. Güvezne yapmış. Soyadı, Atatürk tarafından verilen Nuri Demirağ, Ttürkiye’de en fazla demiryolu inşaatı yapmış bir müteahhit ve genç Cumhuriyet’in ilk girişimcilerindendir. 1930’larda dünyada daha emekleme çağında olan havacılık sektörüne yatırım yaparak Beşiktaş’ta bir fabrika ve Yeşilköy’de bir havaalanı kurdu. Türk hava kurumundan sipariş alarak ürettiği 64 planör ve 12 uçak teknik nedenler ileri sürülerek reddedildi. Hatta bu uçakların yurt dışına satışına yasak getirilerek fabrikası ve havaalanı istimlak edildi. Belgesel 2. Dünya Savaşı’nın gölgesinde özel havacılık sanayisi gibi çok önemli bir alanda gerçekleştirilen bir teşebbüsün neticesiz kalmasının ve reddedilmesinin sebeplerini irdeliyor. Nuri Demirağ’ın davranış ve ilişkilerini tanıklarla anlatıyor.

Ben kendi payıma bütün bunları bilmiyordum. Şimdi çok merak ettim. Siz de merak ediyorsanız bekleriz.

Selamlar sevgiler,

Sibel Akkaşoğlu
Adaevi-Büyükada
Adalar Müzesi Sergi Alanı
Çınar Meydanı

From: SİBEL AKKAŞOĞLU
Subject:
Fwd: MERHABA
Date: March 20, 2012 9:45:09 PM GMT+02:00
To: undisclosed-recipients:;

Sevgili Adaevi dostları,
Kardeş kuruluşumuz, sayelerinde bin bir çeşit belgesel izlediğimiz Babil Derneği’nin Mart ayı etkinlikleri programını ekte sizlere yolluyorum. Adalar’da yaşayanlar Adaevi’nde, karşıda yaşayanlar Babil Derneği’nde bu güzel etkinliklere katılabilirler. Bundan iyisi can sağlığı sevgili dostlar selamlar…

Sibel Akkaşoğlu
Adaevi-Büyükada

_______________________________

EY ADALILAR, EY BÜYÜKADA HALKI!

Seferoğlu Korusu’nu tarumar eden
imar canavarını 
hakikaten “sevinçle” mi karşıladınız?…

27.4.2005
29.2.2012
İstanbul İli, Adalar İlçesi, Nizam Mahallesi, Nizam Caddesi, 29 pafta, 127 ada, 1 parsel sayılı yerde, 1890 yılında Fotiadis’in tasarlayıp Yorgo Simota’nın inşa ettiği Büyükada’nın en güzel Art Nouveau yapılarından, —1989 yılındaki sahipleri Orhan Pekin tarafından ilgili Kurul’a yapılan başvuruyla 1. derece tarihi eser olarak tescillenip 17.8.1999 depreminde zarar görerek tamir edilmekteyken 25.8.1999’da ön cephesi kemerli ve revaklı kagir zemin katı ve terasının döküm korkulukları haricinde tamamıyla yanan ahşap 3 katlı— Azaryan (Zeki Paşa, Seferoğlu) Köşkü’nün vaktiyle yer aldığı Seferoğlu Korusu’nda; sözkonusu köşkle bütünlüklü korunması lüzum eden hemzamanlı kaskat ve havuzlar yanı sıra bahçe set ve kavisli yürüyüş yolları ve dahi envai çeşit 401/2 adet tescilli anıtsal ağaçtan oluşan korusunun ve Doğal SİT kapsamında bulunan sahillerinin topografyasının dahi tahriple tarumar edilmesini Büyükada halkı, hiç şüphesiz ki “sevinç”le değil “üzüntü”yle karşılayıp “kaygı”yla karşı çıkarken; bu tahribata seyirci kalan seçilmiş ve atanmış sorumsuz sorumluların cümlesini de ivedilikle gereğini gereği gibi yapmaya davet etmektedir.
)O(
1. Emine Çiğdem Tugay‘ın 23.1.2009 tarihli “SEFEROĞLU KORUSU seferi midir?” başlıklı arzuhaliyle TC Kültür ve Turizm Bakanlığı‘na, TC KTVK Genel Müdürlüğü Kurullar Dairesi Başkanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksel Kurulu‘na, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘ne, İstanbul Valiliği‘ne, Adalar Kaymakamlığı‘na, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı‘na, Adalar Belediye Başkanlığı‘na, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu‘na, TMMOB Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi Yönetim Kurulu‘na ve akabinde Adalar Orman İşletme Şefliği‘ne başvuruları: ADALAR POSTASI-2228/1(24.1.2009). [Müteakiben Adalar Cumhuriyet Savcılığı‘nın başlatmış olduğu soruşturma kapsamında ifade de vermiştir.]

2. İ.Ü Orman Fakültesi‘ne 25.12. 2008 tarihinde yapılan başvuruyu değerlendiren İ.Ü. Orman Fakültesi Dekanlığı tarafından görevlendirilen iki öğretim üyesi Doçent tarafından hazırlanan mevcut ağaçlara ait x,y,z koordinatlı, onaylı ve tescilli röleve planı ve raporunda geçen ağaç no’su, türü, gövde çapı, boy, tahmini yaş, taç genişliği ve diğer açıklamaların; Adalar Orman İşletme Şefliği‘nce arazide de incelenip karşılaştırılarak tespitiyle röleve listesindeki ağaçların, koordinatları belirtilen yerlerde tamamı metal plakalarla numaralandırılmış olarak mevcut olduklarının tespit raporuyla birlikte ilgili ağaçların fotoğrafları: ADALAR POSTASI-2235/2 (25.2.2009).

4. Emine Çiğdem Tugay‘ın 21.3.2011 tarihli “Tescil ve envanteri mevcut bulunan 401/2 adet ağaç yerli yerinde mi?” sorgusuyla Adalar Orman İşletme Şefliği’ne yapmış olduğu cevapsız bırakılan  başvurusuADALAR POSTASI-2561/11(22.3.2011).

5Emine Çiğdem Tugay‘ın 2.4.2011 tarihli “SEFEROĞLU KORUSU seferi midir?” başlıklı arzuhaliyle TC Cumhurbaşkanlığı’na, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı‘na, TC KTVK Genel Müdürlüğü Kurullar Dairesi Başkanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu‘na, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘ne, İstanbul Valiliği’ne, Adalar Kaymakamlığı‘na, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı‘na, Adalar Belediye Başkanlığı‘na, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu‘na, TMMOB Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi Yönetim Kurulu‘na, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Adalar Orman İşletme Şefliği‘ne başvuruları.

6. İAKTVD‘nin; 4.5.2011 tarihli 93 sayılı “Seferoğlu derin hafriyatı” konulu İstanbul V. No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘ne; 1.11.2011 tarihli 101 sayılı “Seferoğlu derin hafriyatı” konulu Adalar Belediye Başkanlığı‘na; 1.11.2011 tarihli 102 sayılı “Denetim” konulu Adalar Belediye Başkanlığı’na; 1.11.2011 tarihli 103 sayılı “Kaçak Yapılaşma” konulu İstanbul V. No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘ne;  4.3.2012 tarihli 117 sayılı “Seferoğlu mevkii topografisinde ağır fiziki tahribat, denizin doldurması ve kaçak iskele” konulu Adalar Kaymakamlığı‘na başvuruları: ADALAR POSTASI-2616/1(7.11.2011)ADALAR POSTASI-2641/2(20.1.2012)ADALAR POSTASI-2681/6(14.3.2012).
Seferoğlu’nun eski hali… 

Seferoğlu’nun yeni hali… 
Nevin Donat, “Ada Sahillerinde 5 Yıldız”, Milliyet- Ekonomi (19.2.2012)[…] Adalar Kent Konseyi Hukuk İşleri Başkanlığı Avukatı Kemal Kil, “Bahri Akdağ’ın başında olduğu yatırımı Büyükada halkı, ilk kez bu denli büyük bir yatırım olduğu için sevinçle [!?karşıladı. […] demişti ya…


 EY ADALILAR,
EY BÜYÜKADA HALKI! 
Seferoğlu Korusu’nu tarumar eden 
imar canavarını 
hakikaten “sevinçle” mi karşıladınız?
 HİÇ ŞÜPHESİZ Kİ HAYIR!

O halde haydi adınızı-soyadınızı yazın da yollayın 
ADALAR POSTASI’na adalar.postasi@gmail.com

Emine Çiğdem Tugay, Handan Altıneller, Arif Çağlar (Dr.), Nezih Bayraktar, Gürsan Ergil, Hayati Önel, Semiha Baltacı, Baki Nedim Baltacı, Hülya İşbilir Behramoğlu, Uğraş Salman, Mehmet Selim Tugay, Mürsel Polat, Mehmet Tevfik Özkartal, Zafer Ataylan, Cengiz Karataş, Rabia Irmak Tanış, Aki Alfons Gizelo, Ender Eren, Sevil Selin Sezer Aygün, Atilla Özgener (Prof. Dr.), Mahire Tanış, Melek Kızıldağ, Keklik Kızıldağ, Aziz Kızıldağ, Arif Kızıldağ, Deniz Kızıldağ, Abdullah Onay, Semih Aygün, Banu Akçaoğlu, Avni Kurtuldu, Birsen Kurtuldu, Funda Lena, Erendiz Özbayoğlu (Prof. Dr.), Baki Çokneşeli (Dr.), Mehmet Selahattin İnal, Nalan Altınışık, Nesrin Çokneşeli, Ferhan Özenen Salman, Deniz Toprak, Taylan Karaduman, Zeynep Alpar, Bülent Mısırlıoğlu, Meral Çelik, Serap Uzunlar, İlkay Kurdak, Selah Özakın, Ayşe Pakkan, Nazlı Pakkan, Kebir Ünal, Nesibe Günalp Kal, Nükhet İpek Deriş, Yalçın Saner, Nesrin Yazıcı, Mükerrem Atıcı, M. Burak Çetintaş, Irmak Erdem, Nazife Akgün, Nermin Çeliktemel, Dinçer Kaya, Ayşegül Bayraktar, Dikran Dülgeryan, Tunç Üner, Alp Aker (Dr.), Murat Kerimi, Ali Lütfü Yüğnük, Şükrü Abanoz, Süheyl Açıkel, İpek Bozkurt, Osman Bozkurt, Fatma Bozkurt, Cem Dilan, Emre Yalçın, Meltem Toksöz, Orhan Bursalı, Meryem Koray (Prof. Dr.), Altan Kılınç, Sedat Turkan (Prof. Dr.), Güneş Turkan, Esen Çamurdan, Çeli Levent, Nur Çakmak, Neşe Kıldacı, Mehmet Avni Arıduru, Baki Akpolat, Gülten Türkoğlu Akpolat, İlkay Şenoldu, Ahmet E. Şenoldu, Emine Şenoldu, Hatice Karakaş, Şükran Gürpınar, Buket Uzuner, Ayşe Çağlar (Prof. Dr.), Yalım Eralp, Habib Kent, Engin Damcı, Metin Karadağ, Bahar Nergiz, Abdurrahman Küçüksarı, Ugo Antonio Corintio, Ulaş Gürpınar, Pınar Gürpınar, Bilge Özgener (Prof. Dr.), Tarık Konal, Emel Budak, Emir Berker, Davut Berker, Betül Karaca, Nuran Ataylan, İlhan Eksen, Ali Şenalp, İsmail Serdar Demir, C. Sami Yılmaztürk (TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şb. Yön. Kur. Sekr. üyesi),  Ali Fuat Tolga, Hilmi Tanık, Halil Çolak, Eser Atalay Ertuğrul, Selen Koca, Zeynel Karataş, Cüneyt Kurtuldu, Nilgün Kurtuldu, Hikmet Eliz, Hamit Serdar Okyay, Gülce Güleycan Okyay, Olcay Başeğmez, Güzin Yılmaz, Yasemin Kökten, Gonca Baviker, Momo Kohoner, Mehmet Fuat Tönük, Erol Özdoğan (y. mimar), Hera Kızılyan, Alev Tersakyan, Selma Bora, Erol Bora, Nusret Elgin, Seda Zobaroğlu, Mustafa Altıneller, Emir Behice Kocadereli, Hikmet Yasemin Sönmez, Hakan Satıoğlu, Pınar Satıoğlu, Gülşen Çayır, Begüm Yavuz, Yaşar Özürküt, Talin Etyemez, Murat Seçkin (Doç. Dr.), Ester Patramilo, Cevahir Karabulut, Nurhan Tersakyan, 

Seferoğlu Korusu tahribatından 
ola ki “sevindirik” olan Büyükadalılar 
da varsa çıksın ortaya!…
Zati bu meyanda o “sevindirikler” de çıkıyor ortaya!
)O(

_______________________________


Kuşlar Âlemi’nden… 
Twitter, 17.3.2012 14:56 
Nilgün Belgün ‏ 
@nildaybelday 
Büyükada candır… Doğum günüme 1 gün kala geçmişe gittim.. Ne güzel dostluklar ne güzel aşklar yaşanırdı bir zamanlar Adalar’da…
Twitter, 20.3.2012 10:44
özcan yüksek ‏ 

@ozcanyuksek

Bir tek ben atları istiyorum öyleyse Ada’da! Bu kadar ters mi düşünüyorum yani? Kendimden ürktüm!


Twitter, 21.3.2012 16:30
Olcay Tanberken
@olcaytanberken

Ve yok edilme sırası, Adalar’daki faytonlara geldi…
http://www.haberturk.com/yasam/haber/726751-bir-efsane-sona-eriyor


Twitter, 21.3.2012 17:00

Metin Girgin ‏ 

@MetinGirgin

Adalar’da fayton tarihe karışıyor. Atlar emekli oluyor, artık elektrikli faytonlara bineceğiz!


Twitter, 21.3.2012 17:04

serdar akinan ‏ 

@serdarakinan

Bakımlı atlarla, makul fiyatlarla nostaljik olarak bir kaç fayton tutulabilir… Ama ada halkı nicedir bu fayton meselesinden muzdaripti…


Twitter, 21.3.2012 17:12

Gülnur Tuncer ‏ 

@gulnurtuncer
@serdarakinan Bence faytonlar Adalar’ın olmazsa olmazı, atlara yapılan eziyetin önüne geçilip, faytoncular eğitilmeli…+


Twitter, 21.3.2012 17:20

Mert Artun ‏ 

@maturebuffon

Adalar’da faytonları kaldırıp elektrikli fayton getireceklermiş, atlar çevreyi kirletiyormuş. Vapuru da kaldırın jet ski ile gidelim…


Twitter, 21.3.2012 17:51

M.Doğuş Oral ‏ 

@AzBilenAdam

Adalar kalmıştı bir bulaşmadığınız, gördüğüm en salak gerekçe, doğayı atlar kirletiyormuş? http://www.haberturk.com/yasam/haber/726751-bir-efsane-sona-eriyor 


Twitter, 21.3.2012 17:52

Meryem Gayberi ‏ 

@meryemgayberi

Adalar’a elektirikli fayton gelecekmiş. Adalar faytonsuz olur mu yahu. Madem atlara bakılamıyor vs Turizm Bakanlığı yardımcı olsun


Twitter, 21.3.2012 21:02

ömer taha güvenek ‏ 

@omertahaguvenek

Atlara eziyet var ve pahalı diye Adalar faytonlarını kaldırmak yerine ucuzlatıp iyi davranmayı zorunlu hale getirmenin yolu yok muydu?


Twitter, 21.3.2012 20:04

Emre Sidal ‏ 

@emresidal

Adalar’dan Twitter kullanıcısı yok mu #faytonumadokunma diyen. :)


Twiter, 21.3.2012 21:10
Semra ‏
@quesemrasemra

Onlar Adalar’ın simgesi, bari onlara dokunmayın!
http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=202770

_______________________________


Yüzler Defteri’nden…
FaceBook, 21.3.2012
Anarko Balıkçı Ozan
Facebook, 21.3.2012
Avni Kurtuldu 
haber.gazetevatan.com sitesinde yorum yaptı:
Fayton, vapur ve martı, Adalar’ın üç önemli figürü! Vapurları kaldırdık. Vapur ve simit işbirliğiyle martılarla olan ilişkimiz de böylelikle bitirildi. Sıra geldi faytonlara. Adalar imara açılmak üzere! Yeni inşaatlar yeni insanlar, yol lazım, araba lazım. Adamız yakın bir gelecekte maalesef ADAŞEHİR olmak üzere. Şehirde yaşamak isteyen ATAŞEHİR’e gitsin. Adalarımızı şehirleştirmeyin!…

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: