Gönderen: adalarpostasi | 20 Mart 2012

ADALAR POSTASI-2683: adalar’da 3 canavarlara (trafik, imar, turizm) teslim ve kurban olanlara okumalar…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

30 Mart 1915 Salı günlü, ikametgahında yasak silah bulunduğundan dolayı tevkif edilerek Bilecik’e sevk edilmiş olan Büyükada Rum Manastırı Rahibi Diyonisyos’un Dersaadet’e gönderilmesine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Burçin Tortop, Heybeli’de, 2012.

* * *


ADALAR’da HAVA DURUMU:

20 Mart 2012 Salı
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
5/14ºC
%70-84 nem
Günbatısı, B 15km/sa
Gündoğuşu 06:10… Günbatışı 18:14…


* * *
Cicely Mary Barker, The Dog-Violet Fairy.


__________________________________________

1- Heybeliada Adaları Güzelleştirme Cemiyeti, iskele sahil boyunda bir çocuk bahçesi yaptırmaya başlamıştır. Bazı okuyucularımızdan aldığımız mektuplarda…
2- Celal Karaca: “Faytonlar yerine alternatif bir çözüm getirilmesine olumlu bakıyorum…”

3- Adalar’da 3 canavarlara (trafik, imar, turizm) teslim ve kurban olanlara okumalar…

4- Sevgi Korkut: “Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da atlı faytonlar alternatifsiz ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Ancak, yüksek fayton ücretleri ve atların bakım ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanmaması sebebiyle [!?] Adalar’da bu faytonların yerine elektrikli faytonlar kullanılacak…”

5- Muharrem Balcı: “Bisikletliler Derneği ve Yeşilay ve Adalar Belediyesi’nin katkılarıyla 150 bisikletçi Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü münasebetiyle Büyükada’da bisiklet turu yaptı…”

6- Ahmet Hakan: “Büyükada’da yapılabilecekler…”  ve de Ahmet Hakan’ın Büyükada güncesi…

7- Serap Uzunlar: “Gerçekleri söylemek, bir nevi ayna olmak gerek!…”

8- Deniz Toprak: “Bak imza atıyorum ben de Arif Çağlar’ın sorduğu soruların altına…”

9- Şükrü Abanoz: “Adalar CHP’de iptal çıkmadı…”

10- Adalar Müzesi: “Adalar Yönetim Planı Bilgilendirme ve Çalışma Grupları Oluşturma Toplantısı’na davet…”

11- Selma Esen-Tunahan Eyüboğlu: “Büyükada Yetimhanesi yok olmasın!…”

12- Adalar Kültür Derneği‘nce, her yıl düzenlenen Adalar Fotoğraf Yarışmasının bu seneki teması, “Bayramlar, ritüeller, törenler” olarak belirlenmiştir…

13- Serap Uzunlar: “Ömer Faruk Berksan’a cevap ve tekziptir…”

14- Deniz Toprak: “Gizlenmeye çalışılan, ama artık gizlenmesi pek mümkün olmayan işler, ilişkiler olduğu muhakkak Adalar’da. Bazılarına göre çözüm de, bunları gündeme getirenleri tehditlerle, telkinlerle susturmaya çalışmak… Olmadı, her zamanki gibi bayat ironilerle hedef şaşırtmak…”

15- Ömer Faruk Berksan: “Şikâyet etmek isteyenlerin yüreği varsa, gerçek kişilikleriyle ortaya çıkmalılar…”

16- Serap Uzunlar: “Elbette :) Bekleyelim, görelim…”

17- Deniz Toprak: “Bence de…”

18- Reha Sayın: “Adamız sakinlerinden Mahizer Erçaylap Hanımefendi’yi bu sabah kaybettik…”

19- Mürsel Polat: “Adalar Orman İşletme Şefliği ve Adalar Kent Konseyi birlikteliğinde 18 Mart Pazar günü Büyükada’da, Çanakkale Şehitleri anısına fidan dikme ve kuş yuvası asma etkinliği düzenledi…”

20- Fatih Çekirge: “Büyükdere’de perdecilik yapıyordu Dimitro… Büyükada’ya âşıktı. Her hafta martı sesleriyle uyanmak için adaya gelirdi. Ve bir sabah Sofia’yla tanıştı. O anda âşık oldu…”

21- Neşe Mesutoğlu: “Büyükada’yı görünce hayran olup buraya taşınan Avusturyalı mimar Brigitte Weber’le İstanbul’u konuştuk…”

22- Ey Adalılar, ey Büyükada halkı! Seferoğlu Korusu’nu tarumar eden imar canavarını hakikaten “sevinçle” mi karşıladınız?…

23- Kuşlar Âlemi‘nden…

24- Yüzler Defteri‘nden…

)O(

_____________________________________________
Osman Bahadır eliyle…
Cumhuriyet Gazetesi, 27.7.1948

Heybeliada’da acaip inşaat…

Heybeliada Adaları Güzelleştirme Cemiyeti, iskele sahil boyunda bir çocuk bahçesi yaptırmaya başlamıştır. Bazı okuyucularımızdan aldığımız mektuplarda, “Gazinolarda oturan halkın denizi ve gelip geçenleri seyretmesine tamamen mâni olan bu merdivenli, acaip duvarlı inşaatın hangi makamın müsadesiyle yapıldığı, Heybeliler gibi Heybeli’ye gezmeye gelenleri de merak ve hayrete düşürmüştür,” denmektedir.

Güzelleştirme Cemiyeti’nin, güzelleştirme zihniyetiyle kabili telif olmayan bu haraketine, alakalı makamların mâni olması çok yerinde bir hareket olarak istenmekte, Deniz Okulu’nun üst tarafında Halk Partisi başkanının evi önünün çocuk bahçesi olarak senelerce evvel tefrik edildiği hatırlatılmaktadır.

_____________________________________________
From: CELAL KARACA
Subject: GEÇ KALINMIŞ BİR FERYAT.
Date: March 17, 2012 3:31:00 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

GEÇ KALINMIŞ BİR FERYAT…

Faytonlar yerine alternatif bir çözüm getirilmesine olumlu bakıyorum. 
Asla yapılaşma için bu bir sebep değildir. Bu konuya gelinceye kadar yapılması gerekenleri yapmadığımız için şimdi böyle bir uygulama çıkınca aman ne oluyor diye feryat etmeyelim… 
Şimdiye kadar yapılmayanları bir düşünelim… 
Atlara yeterince bakım yapılıyor mu? Yaz başında sırım gibi at yaz sonunda sütçü beygirine dönüyor. Hiçbiriniz deniz tarafından ahırlar bölgesini gördünüz mü? Çöplük gibi duruyor. Faytoncu esnaf bugüne kadar defalarca duyurulmuş olmasına rağmen iyi giyinilmesi traşlı olunması ve temiz durumda faytonlarının kullanılması istenmiştir.
Şimdi bir bakın nasıllar… Onları kınamıyorum. Yerleri ve imkânları var mı diye kim ilgilenmesi gerekiyorsa onların cevap vermesi gerek. 
Tüm bunların yanı sıra üstü başı dökülüyor fakat elinden bira şişesi düşmemesine de cevap vermek gerek… 
Bugüne kadar hangi alkol almış faytoncuya ceza kesildi. Bilen varsa yazsın öğrenelim… 
Kış gelince atların başı boş bırakıldığını görüp ses çıkarmayan bu fayton sevdalılarına nerdeydiniz demek istiyorum… 
Faytonlar giderken öksüren ve yorgunluktan perişan olanları görmeyenler nerdeydiniz diyorum. 
Atların fışkıları için yerlerden toplanmaması olayına karşı bu kokuları duymayanlar nerdeydiniz diyorum. 
Anadolu Kulübü yanı ve Kahve Dünyası’nın önünde sıraya giren faytonların yaydığı sidik kokularından gerçekten rahatsız olmayanlar için sözüm yok. 
Tüm bu olumsuzluklar turistik ve nostaljik bir durumdur diyorsanız söz burada biter… 
Yapılaşma veya betonlaşma konusunu hiç mi hiç ilgilenmiyorum… Çünkü şu anda trafik konusu çözümlenmeli… 
Bisikletliler için ne yapıldı? Her sene kazalar ve ölümlü sürüşlere ne önlem alındı?… Daha doğrusu kimin önlem alması lazım?… 
Esnaf veya evlere gelen yük taşıyan ağır vasıtalar için ne gibi önlem alındı? O kadar ağır tonajlı araçların girmesine izin veriliyor ki tüm binalar sarsılıyor ve daracık yollar geçilmez oluyor… Oysa daha küçüklerin gelmesi hem asfaltın parçalanmaması için daha iyi değil mi? 
Uzun lafın kısası… 
Lokantaya, gittiğinizde eğer bahşiş verecekseniz önceden garsonu görün yemekten sonra vermeniz hizmetinizi almanızda fayda etmez. 
Tüm bu olumlu veya olumsuz durumların çözümü iş sona gelmeden çözümlenmelidir. 
Tüm tartışmalarımız dikkat edin iş bittikten sonra başlıyor… Daha önce hiç mi akılımıza gelmedi.. Vaktinizi aldım. Bunlar gözlemlerim olduğu için yazdım. Tartışma olsun diye yazmadım…
Saygılarımla,
Celal Karaca

_____________________________________________

ADALAR’DA
3 CANAVARLARA
(   Trafik, İmar, Turizm )
TESLİM ve KURBAN OLANLARA
OKUMALAR…

Günde 3 defa, sabah, öğlen, akşam yemeklerden sonra…

Fotoğraf: St.George, sculpture in village Jurjevo near Senj, croatian Adriatic coast.

Anımsayacaksınız; Kadir Topbaş: “Adalar’daki at arabalarıyla ilgili de İSPARK bir düzenleme yapacak. Orada ulaşım için en uygun formül bulunacak. Bugün buradan bu kadar sözünü veriyorum,” demişti ya  [ntvmsnbc.com, 4.10.2011geçenlerde;

ADALAR POSTASI-2615/3(5.11.2011)‘de işte bu minvalde “Eh! Topbaşımız Kadir, kıymet bilir sözünün eridir, Adalar’a büsbütün çıkartma yapmak üzre nicedir tetikte olan ‘trafik canavarı’nın yüzü suyu hürmetine olsa gerektir faytonların sayısını 50-60’a indirip raylı sistemi getirecekmiş Adalar’a!… Kentsel tarihi dokunun bütünlüklü korunmasıymış, SİTmiş kimin umurunda! Varsa yoksa imar-turizm canavarlarının boyunduruğunda, Adalar da bir başka yerleştirilme sevdasında! Tükenişi uğruna!… Bu minvalde olsa gerektir Büyükada at ahırları mevkiinde İBB çalışanları kepçeli, minibüslü kimi çalışmalara başlamışlar bile!…” diye yazmıştık.

Son günlerde sosyal iletişim ağlarında da Adalar’daki ulaşım mevzu türlü önermelerle gündemde!

Böyle gelmemişse de içler acısı bir biçimde böyle gitmekte olan bir nevi akıl-fikir, hak-hukuk kaymasıyla zaar resmi araçlarla türlü adrese yapılan gayrıresmi servislerden, dahası ücreti mukabilinde Aya Yorgi’ye, bilabedel çarşıdan evlere düzenlenen dolmuş seferlerinden aldıkları cesaretle olsa gerektir ki Büyükada’nın kimi sakinleri, Kadıyoran cihetine minibüs seferleri arzuhâliyle imza toplayıp başvurmuşlardı Adalar Belediyesi’ne! Adalar Belediyesi ise şöyle cevaplamış arzuhâllerini: 


ADALAR POSTASI‘nın, “Adalar’da trafik canavarının usulsüz seyrine seyirci kalmayacağız!” serlevhalı arşivinde mevcut bulunan sayısız arzuhâlinden artık ezberlemiş olmanız olası anayasası besbelli!… Ola ki unutmuş ve/veya zaten anlamamış olanlar için sabrınıza sığınarak bir kez daha işte:


ADALAR’da 
TRAFİK CANAVARININ 
USULSUZ SEYRİNE 
SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ! 



İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 16.06.1999 tarihli 11012 sayılı kararı uyarınca “[…] Adalar’daki bütün yolların prensipte de yaya yolu olması öngörüldüğünden, motorlu araçların kullanılamayacağı, ancak Belediye ve Kaymakamlığın sağlık, itfaiye, temizlik, orman hizmeti, emniyet hizmetleri için kullanılmak üzere kısıtlı miktarda araç kullanilabileceği […]” açıkça belirtilmiş olmasına ve “[…] kamuya ait araçların zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmaması, trafiğe çıktıklarında yerleşim alanlarında 30 km/saat, yerleşim bölgeleri dışında ise 50 km/saat hızla seyir etmeleri, yasak olan cadde ve sokaklara zorunlu olmadıkça giriş yapılmaması, yolcu ve eşya taşınmaması […]” kaidesi yanı sıra  

ve üstelik http://www.mustafafarsakoglu.com/MakamAraci.htm adresindeki ilgili yazıyı müteakiben ADALAR POSTASI-2253 (28.3.2009)‘de de yayımlanan “Belediye Başkanının Makam Aracı Fayton Olacak” başlıklı yazıda, CHP’den Adalar Belediye Başkanı adayı olarak 29.3.2009 tarihinde yapılan yerel seçimlerde 3930 oy alarak seçimi kazanan Mustafa Farsakoğlu’nun, “[…] kendi kaymakamlığı döneminde sadece belediye başkanının değil kaymakamın makam aracının da fayton olduğu […]” ibaresi geçmekte; 

yine bu yazının “Belediye Başkanının Makam Aracı Fayton Olacak” başlığında da açıkça bu konu vaad edilmekte; ayrıca 7.3.2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi‘nde yayımlanan “Prens Adaları’nda Oy’lar Faytona” başlıklı yazıda da “Farsakoğlu, bu kez de CHP’nin belediye başkan adayı olarak diyor ki:” diye doğrudan Mustafa Farsakoğlu’nun demecinden aktarılan “[…] Makam aracımız yine fayton olacak; Adalar’da motor sesi kesinlikle duyulmayacak, […]” vaadine; 

ve asıl bizzat Mustafa Farsakoğlu’nun Ocak 2009 tarihli “Adalar’da Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlığıyla basılıp seçim propaganda broşürü olarak dağıtılan, bu suretle ADALAR POSTASI-2239 (1.3.2009)‘da da yayımlanan raporunun 3.6.2. numaralı “Adalar’ın İç Ulaşımı ve Taşımacılık (Faytonlar-Yük Arabaları)” bölümünde: “[…] Adalar, özel motorlu taşıtların dünyada yasak olduğu ender yerleşim alanlarından biridir. Adalar’ı çok özel ve sağlıklı yapan bu durumun, ilgisizlik, plansızlık ve denetimsizlik sonucu Adalar’ın olumsuz imaj edinmesine de neden olduğu görülmektedir. […]” 

ve yine aynı raporun 3.6.3. numaralı “Motorlu Taşıtlar” başlıklı bölümünde de “[…] Adalar’da, son yıllarda kamu kuruluşlarına ait olanların yanı sıra, başta kamyonlar olmak üzere özel motorlu taşıtların sayısında sürekli olarak artış olduğu görülmektedir. Bu durum, Adalılar arasında büyük tepki doğurmaktadır. […] Bu tehlikeli gidişe son verilecektir. […] Adalar’da ancak zorunlu bazı kamu hizmetleri için (ambulans, itfaiye, polis, zabıta gibi) motorlu taşıtlara sınırlı sayıda izin verilecektir. Belediye’ye ait çıkarma gemisiyle Adalar’a getirilebilen motorlu taşıtların yalnızca zorunlu gereksinmeler ve hizmetler dışında Adalar’a girmesi ve ancak hizmetin gerektirdiği zorunlu durumlar dışında çalıştırılmaları etkin bir denetim yapılarak kesinlikle önlenecektir. […]” denilmesine rağmen;

motorlu araçların kullanılmasının yasak olduğu Adalar’da, kamu araçlarının mesai saatleri dahilinde/haricinde, lüzumlu/lüzumsuz bu ve benzeri türlü usulsüz keyfi özel servis için kullanılmasına nasıl göz yumulabilir? Bu minvalde her türlü başvuru ve uyarıya aldırmaksızın tüm bu usulsüzlüklerin görmezden gelinmesi suretiyle gereğinin gereği gibi yerine getirilmediği bu koşullarda “Adalar’da motorlu araçların kullanılamayacağı,hükmünün ne hükmü kalır? 

İlgili yasağa rağmen sokaklarında sürekli arabaların turladığı üstelik de eşi benzeri görülmemiş bir aymazlıkla kamu araçlarının özel servis amacıyla kullanıldığı Adalarımız’daki tüm bu usulsüzlüklere göz yuman ve dahası mehtap sefasına dahi kamu araçlarıyla bizzat kendileri de çıkan, yakalarında Atatürk rozeti taşıyan sözde Atatürkçü idareciler için vaktiyle Atatürk’ün Büyükada’yı ziyaretinde geçen aşağıdaki anektod hiç mi bir şey ifade etmemekte hiç mi utanç vermemektedir? Bilmem daha ne diyebiliriz ki: Yazıklar olsun! 

dün: 
Ahmet Niyazi Banoğlu, Atatürk’ün İstanbul’daki Hayatı (1933-1937), İstanbul (1974)252’de, Atatürk’ün sofracılarından Cemal Granda’nın bir anısını aktarır: Bir yaz akşamı Büyükada’ya gitmiştik. 1936 yılıydı. İskele’de Atatürk’ü büyük bir kalabalık karşıladı. İçten gelen sevgi gösterileri yaptı. Splendid Oteli’ne gidilecekti. Vapur iskelesine bir otomobil yanaştırmışlar. Ata’nın binmesi için… Oysa, Adalar’da tekerlekli, motorlu araçlarla gezilmesi yasak… Atatürk, otomobili görünce şöyle sordu: ― Ada’da otomobille dolaşmak yasak değil mi? Sorusunun karşılığını daha beklemeden: ― Kaldırın bu otomobili. dedi. Sonra, iki dizi halinde sıralanıp kendisine yol açan kalabalığın arasından yürüyerek otele geldi. Herkes yolda Atatürk’e çiçek atıyor, kalabalığı yaranlar eğilip elini öpüyorlardı. 

/
bugün: 
Adalar [eski] Kaymakamı Mevlut Kurban ve Adalar Belediyesi [eski] Başkanı Coskun Özden’in de aralarında bulunduğu zevat-ı mutade, Adalar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün 34 BU 1450 plakalı minibüsüyle 01.06.2006 günü mesai saatleri haricinde Adalar Belediyesi [eski] Başkanı Coşkun Özden’in doğum gününü kutlamaya Aya Yorgi’ye mehtaba çıkmıştı!  29 Ekim 2009 Perşembe günü 17:00 sularında Yüce Tepe’ye çıkan yolda yine sıram sıram araba! Araba konvoyundan yol tıkanmış, görenlerin içi daralmıştı! Evvela Aya Yorgi’ye mum yakacak sonra Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayacak! Usul adap görmemiş kanun kaide tanımaz erkân her nedense Yüce Tepe’ye yayan değil kamu aracıyla çıkacak! [ADALAR POSTASI-2334 (4.11.2009): trafik canavarı bu, otomobille gider yüce tepe’ye…]

Hasta nakline yakıt yok,” diye sızlanacak lakin 2010 yılbaşında da şahit olduğumuz minvalde aslen bu usulsüzlükleri kovuşturmakla sorumlu kaide tanımaz zevat-ı mutade türlü bahaneyle kamu araçlarıyla bizzat kendisi keyfi Yüce Tepe’ye çıkacak! [ADALAR POSTASI-2334/4 (6.2.2010)

Bunlar sadece tesadüf ettiklerimizden kimileri ve kimbilir daha neler… 

İstanbul Adaları’nı benzeri sayfiye yerlerinden ayıran emsalsiz özelliği motorlu araç trafiğinin dolayısıyla gürültüsü ve kirliliğinin olmayışıyDI! Ancak bilinmelidir ki “araba sevdası”ndan muzdarip olanların gidecekleri pek çok yer varken, motorlu tasşıtsız bir yaşantıyı tercih eden bizlerin gidebileceği başka herhangi bir yer yoktur! Haliyle İstanbul Adaları sakinlerinin de Yunanistan’daki Hydra Adası, Almanya’daki Baltrum Adası, Hollanda’daki Schiermonnikoog Adası, Fransa’nın güneyinde Toulon yakınındaki Ile de Porquerolles, Kanada’daki Torino Adaları, ABD’deki Mackinag Adası, Brezilya’daki Paqetá Adası, Çin’deki Gulangyu Adası ve benzeri çağdaş dünyanın motorlu taşıtsız yaşamı tercih eden tüm adalarının [http://www.carfree.com/carfree_places_old.html] mukimleri gibi motorlu taşıta izin vermeye hiç mi hiç niyetleri yoktur! Çağdaş dünyanın motorlu taşıtsız yaşamı tercih ederek cittaslow bayrağı altında birleşen kentleri yavaşlarken evvel zemandan beri haliyle cittaslow olan Adalar’da da gaza basmanın âlemi yoktur! 


Başbakanımızdan önce çıkmıştı Ada’ya ya Mercedesleri! Kılıçdaroğlu’ysa muhalefet mukabilinden —ve asıl gereği gibi— faytonla gitti Adalar Müzesi’nin açılış merasimine!  

Adalar’ın KoruMA İmar Planları’nın gündemde olduğu şu günlerde İBB Başkanı’nın Adalar’daki at arabalarıyla ilgili de İSPARK bir düzenleme yapacak. Orada ulaşım için en uygun formül bulunacak. Bugün buradan bu kadar sözünü veriyorum,” demeci peşi sıra Adalar’daki ulaşıma dair kimi önerme yollu söylentilerin dolanması sadece bir tesadüf olabilir mi? 

11 Haziran 1996 günü HABITAT Konferansı’nda Büyükada sakinlerinden Korhan Berzeg’in (Doç. Dr.),  sunmuş olduğu “Adalar: Motorlu Araçsız Yaşam ve Yapılanmanın Durdurulması” başlıklı bildirisiyle araba sevdasının altında yatan tehlikeye dikkatleri çekmişliği akla geliverdi: “[…] Şurası muhakkak ki, Adalar’ın geri kalan dörtte üçünü yapılanmaya açmanın yarattığı iştah, Adaları motorlu araçlara açma gayretinin altında yatan ana sebeptir. Adaları karşı kıyılardaki taş yığınına çevirecek bu olasılıktır ki herkesi büyük bir azimle —pilli araçlar, dar raylı trenler gibi havayı kirletmeyen araçlar da dahil— tüm çağdaş motorlu taşıtlara karşı koymaya ikna etmelidir. […]”

Haydi gelin hep birlikte Adalar’ın kentsel SİT dokusuna mugayyir öyle otomobille, akülülerle, tramvayla falan değil atsız ucube faytonumsularla hiç değil Adalar’da geleneksel bir yaşam biçimi olan faytonlarımızla şöyle bir gezinelim Adalar’da ulaşıma dair yakın-uzak geçmişte!…
)O(

Adalar’ın İmar Planları Dosyası peşi sıra Adalar’da Ulaşım Dosyası‘nı da açıp bir bakalım:

[…]


Milliyet, 13.2.1997
fax
Nilgün Cerrahoğlu

Uygarlık mı, barbarlık mı?

Venedik insanlığa bir tarih ve kültür mirasıdır. O baş döndürücü kültür ve tarih mirası içinde yaşamanın bir bedeli var: Her yere yürümek veya gerekirse, vaporetto adı verilen küçük vapurlara binmek. 

Eski yapıların su altındaki temellerini sarsmamak için o vapurlar dahi kağnı hızıyla hareket ederler. Kentin yapısı ve güzelliği uğruna “zamanı hızlandırmak” tutkusundan vazgeçilmiştir, başka deyişle. Vakti dar olan özel motora biner. Avuç dolusu para vererek.

Şimdiye kadar kimse çıkıp da; “21. yüzyıla giriyoruz. Ulaşımı çabuklaştıracak, ucuzlatacak hızlı vapurlar yapalım. Kentin bazı yörelerine akülü araçlar koyalım. Uygarlık bunu icap ettirir,” dememiştir. Batı’da “uygarlık” adına hoşgöstermek mümkün değildir. Bunun adı barbarlıktır…

Cumhuriyet- Pazar ekinde Murat Ural imzasını taşıyan “Adalar’da Motorlu Araç Kabusu” (2 Şubat) yazıyı okunca aklıma gelen ilk örnek bu oldu. Adalar Belediyesi’nin Büyükada’ya “akülü kılıfı altında motorlu araç sokmaya hazırlandığını,” yazan Ural, Belediye’nin savlarını şöyle özetliyor:

“Atlı araba taşımacılığı ekonomik ve pratik değil, 30-40 fayton kalsın. Yerine elektrikle çalışan, 4 kişilik motorlu taşıtlar koyalım. Adalılar da medeniyetin nimetlerinden yararlansın.”

Murat Ural, “bunu yapamazsınız” diyenlerin, derhal “Siz medeniyete karşı mısınız? cevabıyla karşılaştığını sözlerine ekliyor…

Başımıza ne gelirse “medeniyet”i, “kültür ve tarih mirası” gibi unsurlardan bir çırpıda soyutlayıp, “teknoloji”ye indirgeyen bu cahil mantığından geliyor. 

Kaldı ki, eşe dosta “uygarlık” adı altında yutturulmaya çalışılan mantığın arkasında ayrıca, ellerini oğuşturarak bekleyen bir inşaat sektörü var. Buna hiç şüpheniz olmasın. 

Ada’ya bir kez akülü ve motorlu taşıtlar girdikten sonra, kimse İstanbul’da kalan bu son cennetin de Moda, Kalamış ya da bir zamanlar hanımeli ve erguvan kokan Erenköy’ün akıbetinden kurtulmasını engelleyemez. Nitekim Aya Nikola bostanının başına gelenler bunun somut örneği. Bostanlık arazi üzerindeki kuyuları kapatıp; ağaçları kestiren eski belediye başkanı “müteşebbis” Recep Koç‘un  ardından, o kıyı şeridi şimdi parsel parsel satışa çıkartılıyor. Vızır vızır motorlu taşıtların çalıştığı bir adada, çam ormanları ve hatta eski köşkleri de bekleyen akıbet budur.

“Akülü ya da motorlu taşıtları” bize “medeniyet fırsatları” diye yutturmaya çalışan belediyeciler, 30 yıldan bu yana dünyanın belli başlı şehirlerinde yapılan uygulamalara şöyle bir göz atsınlar.

“Medeniyet” adına yapılan en modern ve en son uygulamalar, araba ulaşımını artırmak için değil azaltmak yönündedir. Şehir merkezleri arabalara kapatılmakta, yayaların kullanımına açılan ve ağaçlandırılan alanlar artırılmaktadır.

Bırakın sayfiye yerlerini, büyük şehirlerde dahi uygulama budur. İtalya’dan bildiğim birkaç örnek; Roma, Bologna, Floransa’da insanlar, trafiğe kapanan meydanlar ve kent merkezlerinde tabana kuvvet yürümektedir.

2000 yılının eşiğinde birilerinin şimdi birden bire uyanıp, “medeniyet” adına insanın içine huzur, sükunet veren İstanbul’un son cennetini de mahvetmek ve kentin gerisi gibi beton yığınına çevirmek dürtüsünü anlamak mümkün değildir. 

Büyükada, yalnız özgün mimarisi ve doğa güzellikleriyle değil; Atatürk, Muhsin Ertuğrul, Ekrem Reşit Rey, Cemal Reşit Rey, Fethi Okyar, Hasan Saka, Yahya Kemal, Reşat Nuri Güntekin gibi bu ülkenin tarihine, sanatına, siyasetine damga vurmuş ismlerle de özdeşleşen bir simge. Zamanında Troçki’yi bile konuk etmiş çok renkli bir geçmişi var. 

Ada’yı Disneyland’a dönüştürme projesine gönlümüz razı değil. Adalar’ı korumak için gerekirse” UNESCO gibi uluslararası kuruluş ve örgütleri dahi harekete geçirebilecek bir imza kampanyası düşünebiliriz. 

Sahip olduğumuz her kültür mirasını ayak altına almak bu kadar kolay olmamalı. Üstelik bu hoyratlık, gözümüzün içine baka baka “uygarlık” adına zokalandığında… 

[…]
_____________________________________________

Zaman, 18.3.2012
Sevgi Korkut 

Adalar’da atlı faytonlar tarihe karışıyor 
Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da atlı faytonlar alternatifsiz ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Ancak, yüksek fayton ücretleri ve atların bakım ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanmaması sebebiyle Adalar’da bu faytonların yerine elektrikli faytonlar kullanılacak. 
İstanbul’un gözde yerlerinden Adalar’da artık atlı faytonlar kullanılmayacak. Her yıl binlerce turistin uğrak mekânı olan ve atlı faytonun hizmet verdiği Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da 40 tane elektrikli fayton boy gösterecek. İstanbul’da toplu ulaşımı yönetmek ve yönlendirmek amacıyla toplanan Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME), Adalar’daki fayton taşımacılığının düzenlenmesiyle ilgili yeni kararlar aldı. Toplu Taşıma Hizmetleri Müdürlüğü’nün Adalar’daki atlı faytonlarla ilgili sorunları ele aldığı raporda turistik amaçlı ve nostaljik bir faaliyet olması gerekirken fayton taşımacılığının Adalar’da alternatifsiz toplu ulaşım aracı olarak kullanıldığı belirtildi. Yüksek fayton ücretleri nedeniyle ada halkının ulaşım talepleri yeteri kadar karşılanamadığı ve fayton başına 4-5 at kullanılması nedeniyle atların sağlık, bakım ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanmadığı kaydedildi. Bunun üzerine UKOME, fazla faytona sahip olanların ellerindeki faytonların kamulaştırılmasında karar kıldı. 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreteri Adem Baştürk başkanlığında geçtiğimiz aylarda yapılan Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü’nün Adalar’da faaliyet gösteren fayton taşımacılığına dair hazırladığı rapor masaya yatırıldı. Raporda Adalar’a toplu ulaşımın 277 adet faytonla sağlandığı ve faytonların yüzde 30’unun (86 adet) barınaktan yoksun olduğu belirtildi. 140 faytonun İspark’a bağlı barınağı kullandığı ifade edildi. 86 fayton için yeni barınak yapılması durumunda yaklaşık 11-12 bin metrekarelik inşaat alanı ilave kapalı alana gereksinim duyuluyor. Adalar’da fayton taşımacılığının temel sorunlarının sıralandığı rapora göre, Büyükada’da fayton sayısının fazla olması nedeniyle At Meydanı’nda düzensiz depolama yapılıyor. Bunun yanı sıra faytonların kullandığı yol güzergâhları boyunca yüzde 15’ten yüksek eğimler bulunmakta. Bu da atları zorlamakta. 
Müdürlüğün raporunu görüşen UKOME, fayton taşımacılığıyla ilgili kamulaştırma kararı aldı. Büyükada’da kayıtlı 226 adet faytondan 86’sının firma ya da şahsın birden fazla faytonu bulunduğu ve bu kişilerin sadece 1 fayton bulundurması durumunda 51 adet faytonun açığa çıkacağı sonucuna vardı. Kamulaştırmaya da öncelikle açığa çıkan bu 51 faytondan başlanılması gerektiği belirtilip, 86 adet faytonun geriye kalan 35 adedinin ise gönüllülük veya noter huzurunda yapılacak kura ile belirlenmesine karar verildi. Uzun vadeli atlı fayton taşımacılığını sürdürülebilir hale getirmek için de elektrikli fayton taşımacılığına yönelik düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu belirten UKOME, ilk aşamada 40 akülü faytonun hizmete sokulması kararında anlaştı.

_____________________________________________

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, 19.3.2012

Av. Muharrem Balcı 
Pedallar bu kez şehitler için döndü 
Bisikletliler Derneği ve Yeşilay ve Adalar Belediyesi’nin katkılarıyla 150 bisikletçi Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü münasebetiyle Büyükada’da bisiklet turu yaptı. 
Sabah saat 10:00’da Kadıköy iskelesinde buluşan bisikletçiler, buradan bisikletle Maltepe İskelesi’ne kadar pedal çevirdi. 
Maltepe İskelesi’ne ulaşan bisikletçiler, günün anlamına uygun olarak bir çıkarma gemisiyle Büyükada’ya hareket etti. 
Büyükada’ya ulaşan bisikletçiler büyük tura başladı. Yol boyunca renkli görüntülerin yaşandığı turda, piknik ve ikramlar da unutulmamıştı. 
Sahile kurulan piknik alanında büyük bir keyifle ikramlar yenildikten sonra Adalar Belediyesi’nin önünde bir talihliye hediye bisiklet armağan edildi.

_____________________________________________

Hürriyet, 19.3.2012
Ahmet Hakan 
[…]
Büyükada’da yapılabilecekler 
– FAYTONLA küçük bir ada turuna çıkma…
– Aslen İzmirli olan ballı lokma tatlısının ada versiyonuyla ilgilenme…
– Aslen Romalı olan dondurmanın Büyükada versiyonuna selam çakma…
– Adanın ünlü kokoreççisi ile ünlü dönercisine şöyle bir uğrama…
– Dingin ve huzurlu Aya Nikola Oteli’nin terasında süper bir öğleden sonra geçirme…
– “Hangi ada daha şiirli” temasına sardırıp geyik çevirme…
– Troçki’nin kaldığı yalıya uzaktan bakma…
– Bisikletle ada turu…
– Yalılar arasında yürüyüş…
– Faytoncuların sorunlarını da, faytoncuların yarattığı sorunları da dinleme…
– Yazı Büyükada’da geçirecekmiş gibi kiralık ev arama…
– Ada’nın geçmişine vakıfmış gibi “buralarda Fıstık Ahmet’in bir yeri olacaktı” falan diye sorular sorma… […]

Ahmet Hakan’ın Büyükada güncesi…

Twitter, 17.3.2012 17:20-18:07

Tam da “Büyükada” günü… İşte böyle bir ortamdayım. 

http://pic.twitter.com/RFHEouPv

Kedi mi, köpek mi meselesi yanıt buldu. Benim açımdan.
http://pic.twitter.com/6kBQiy5v 

Bir Büyükada klasiği: ballı lokma tatlısı… Yonca Evcimik’e bin selam.
http://pic.twitter.com/37CfaxgT

Faytonlu fotoğraf… az sonra…

ve Büyükada’da fayton sefası… 

http://pic.twitter.com/v7IqCYBz

Hayat bana güzel.
http://pic.twitter.com/87trgA7N

Galiba yaşlanıyorum: Harley Davidson motosiklet alıp fular takacağım.
[Eyvah! Trafik canavarı Adalar’a çıkanların da bir/bu şekilde kanına giriyor zaar!… )O(]

Kulak deldirme ve elektro gitar için henüz erken.

ve Büyükada’ya veda vakti. Kalbim orada kaldı.
http://pic.twitter.com/skyHD5S4

Çok pis Adalı olasım var…

Gazeteciler, 19.3.2012 

Hürriyet yazarı Jet Fadıl’dan ne istedi? 

Dün 11:05 Pazartesi “Büyükada’ya gitmek için “Deniz Taksi”ye bayıldığımız parayla “Caprice Gold”den iki saray odası alır, üçüncüsünü de bedavaya getirebiliriz.” 
GAZETECİLER.COM – Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, kamuoyunda “Jet Fadıl” olarak bilinen işadamı Fadıl Akgündüz’e bir açık mektup kaleme aldı. 
Jet Fadıl’a açık mektup başlığı ile kaleme aldığı yazısında Ahmet Hakan şöyle seslendi ünlü işadamına:  
JET Fadıl Abi… 
Geçen gün “Deniz Taksi” ile Büyükada’ya giderken öğrendik ki “Deniz Taksi” işletmesinin sahibi olmuşsun. Hayırlı olsun. 
Fakat “Beşiktaş 
Büyükada” arası “Deniz Taksi” seferi çok pahalı be abi! İstanbul’dan Ankara’ya uçakla daha ucuza gidiyoruz, o derece yani. 
Senin anlayacağın dille anlatacak olursak: 
Büyükada’ya gitmek için “Deniz Taksi”ye bayıldığımız parayla “Caprice Gold”den iki saray odası alır, üçüncüsünü de bedavaya getirebiliriz. 
Yani bir fiyat ayarlaması yapman gerekiyor gibi…

_____________________________________________
From: SERAP UZUNLAR
Subject: Ne Gerekir?
Date: March 19, 2012 6:17:00 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Ne Gerekir? 

Ağaçlar kesilirken,
Ağaçların sesi olmak…

Taşlar sökülüp yollardan, asfalt dökülürken,
Tarihin sesi olmak…

Taşıtlar doldurulmak istendiğinde Adalara
Doğallığın sesi olmak…

Etraf inşaatla dolarken
Toprağın sesi olmak …

Dönen dolaplar için
Tekere giren çomak sesi olmak…

Adalarda neler oluyor diyene
Vicdanın sesi olmak …

Gerçekleri söylemek, bir nevi ayna olmak gerek!

Serap Uzunlar

_____________________________________________

From: DENİZ TOPRAK 
Subject: Bu soruların üzerine gidilmesi lazımmış
Date: March 19, 2012 6:48:52 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

“Bu soruların üzerine gidilmesi lazım”mış!…

http://bs-ba.facebook.com/permalink.php?story_fbid=305152660735&id=30143369787

Ada sorunları ve derneğimiz… 


Değerli Üyeler,
Derneğimiz Adalar’ın kültür ve tabiat varlıklarını korumak için çaba gösteriyor. Bu konuda Engin Damcı başta olmak üzere ben ve bazı arkadaşlar çalışıyoruz. Çalışmaları www.adalarkoruma.org web sitesinden ve ADALAR POSTASI’ndan izliyorsunuzdur. […]
Arif Çağlar

[…]

Orman İdaresi kendi başına bir takım mesire alanları inşa etmekte.
Büyükada’nın tepesine izinsiz olarak diktiği ve adanın peysajını bozan aldatmaca yangın gözetleme kulesinde nişan ve düğün toplantıları için tertipleyip gelir elde etmeye çalışıyor, bkz. Orman İdaresi’nin web sayfası.
Herhalde bu kuleye ve diğer mesire yerlerine yakında motorlu araç seferleri de koymayı düşünüyordur
Ormanları zararlı böcekten kurtarmak için giriştiği eylemin sonucunun ne olduğu meçhul.
Buna karşılık ormanlar moloz atıkları içinde,
Büyükada’da Büyük Tur yolunun asfaltı genişletildi, orman içine tuhaf altyapı döşeniyor.
Adalar’ın korunması gereken orman yapısı nedir? 
Burgazada’nın ağaçlandırılması doğru yapılıyor mu? Adaların bitki örtüsü nedir, nasıl korunuyor.
Bu soruların üzerine gidilmesi lazım. (Ayrıca: Bu konuda Adaların Doğal ve Ekzotik Bitkileri adlı bir kitap vardır. Bu kitap temel alınabilir, genişletilebilir, geliştirilebilir.)

[…]

İAKTVKD adına Arif Çağlar, ADA SORUNLARI’ndan bahsetmiş…
Ee???
Neden bu sorunları gündeme getirmiş acaba?
Hadi, sormayacak mısın? :)
Hangi sebeple gündeme getirdin demeyecek misin? :)
Bak imza atıyorum ben de Arif Çağlar’ın sorduğu soruların altına…
Aslında mesele bu sorular değil.
Asıl soruyu sorduğum için acıdı bazılarının kuyrukları. O yüzden çamur içindeki çaresiz çırpınışları.
O buymuş, bu var mıymış, yok muymuş…
SEN BAK BAKALIM NE SORMUŞ???
HANGİ SORUDAN KİM RAHATSIZ OLMUŞ???
Bırak laf kalabalığını;
ÇOOOOK UZAK GİBİ GÖRÜNENLERLE KURULAN GİZLİ AMA ÇOK SIKI DOSTLUKLARDAN BAHSETMEK İSTER MİSİN BİZE? VAR MI MESELA BİLDİĞİN BÖYLE BİR HİKÂYE?
Efendim???

_____________________________________________

AdaGazetesi, 19.3.2012
Şükrü Abanoz 

http://www.ada-gazetesi.com/adalar-chpde-iptal-cikmadi.html

Adalar CHP’de iptal çıkmadı

Adalar ilçesi CHP Olağan Kongresi 24/03/2012 tarihinde yapılacak, iptal için yapılan itirazlar red edildi ve olağan kongre sürecine girildi, hatırlanacağı üzere Adalar Sulh Hukuk Mahkemesi partiyi olağanüstü kongre yapılması için üç kayyum atamıştı. Adalar Sulh Hukuk Mahkemesi bugün kararını açıkladı ve itirazların reddi yönünde karar vererek CHP’yi olağan kongre sürecine soktu.

Bazı internet sitelerinin “ADALAR CHP de KONGRE İPTAL” manşetlerin sonra 15/03/2012 tarihli “MAHKEME KAYYIM GEREKÇELİ KARARINI AÇIKLADI” haberimizde bir iptalin olmadığını bildirmiştik.

_______________________________

From: ADALAR MÜZESİ
Subject: Adalar Yönetim Planı Bilgilendirme ve Çalışma Grupları Oluşturma Toplantısı
Date: March 19, 2012 8:51:31 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Adalar Yönetim Planı 
Bilgilendirme ve Çalışma Grupları 
Oluşturma Toplantısı

DAVET 

“Adalar Yönetim Planı Bilgilendirme ve Çalışma Grupları Oluşturma Toplantısı” 
Tarih: 25 Mart (Pazar) 2012
Saat: 12:30-19:00
Yer: Halki Palas Oteli, Heybeliada (http://www.halkipalacehotel.com/bize-ulasin.html)

Çalışmalarını 2012 Ocak ayından bu yana sürdüren Adalar Yönetim Planı için Sivil Girişim Grubu, İstanbul Adalar ilçesinde mevcut sorunların katılımcı yöntemlerle çözümü için yol haritasını da içeren sivil bir yönetim planı oluşturulmasını teşvik edecek bir platformdur. 
Grubun ana amacı, Alan Yönetim Planı’nın tüm paydaşların katılımına açık ve şeffaf bir süreçte oluşturulmasını sağlamak; ortak vizyon ve misyon çerçevesinde mevcut sorunların çözümüne yönelik hedeflerin belirlenmesini ve bu doğrultuda somut faaliyetlerin planlanarak hayata geçirilmesini teşvik etmektir. 
Grup, şimdiye kadar bu amaç doğrultusunda yapılabilecek çalışmaları belirlemiş, tartışmaları daha geniş bir zemine yaymak için herkesin katılımına açık “sivil-adalar-girisimi” e-mail grubunu oluşturmuş, konuyla ilgili daha önceden hazırlanan rapor ve belgelerle, gerçekleştirilen çalışmaların yer aldığı www.adalaryonetimplani.org web sitesini kullanıma açmıştır. 
Bu aşamada, çalışmaları daha ileriye taşıyacak ve Yönetim Planı’ndaki başlıklarla ilgili önerileri derleyecek çalışma gruplarını oluşturmak için, 25 Mart 2012, Pazar günü Heybeliada’daki Halki Palas Otelinde tüm ilgililerin katılımıyla Adalar Yönetim Planı Bilgilendirme ve Çalışma Grupları Oluşturma Toplantısı’nı yapmayı planlıyoruz. 
Katılımınızı iletisim@adalaryonetimplani.org adresine iletişim bilgilerinizle birlikte bildirmenizi rica eder, Adalar Yönetim Planı hazırlık sürecinde ortak çalışmalarda bulunmayı dileriz. 

Adalar Yönetim Planı için Sivil Girişim 
E-mail: iletisim@adalaryonetimplani.org
İletişim Telefonu: 0542 660 08 10, 0537 568 83 86
Web sitesi: www.adalaryonetimplani.org

Taslak Program 

12:30 Kayıt
13:00-13:15 Açılış Konuşması
13:15-13:45 Sağlık
13:45-14:15 Ulaşım
14:15-14:30 Ara
14:30-15:00 Çevre
15:00-15:30 İmar ve Kıyılar
15:30-16:00 Eğitim ve İstihdam
16:00-16:30 Sosyal Yaşam
16:30-16:45 Ara
16:45-17:15 Turizm
17:15-17:45 Kültürel ve Tarihi Miras
17:45-18:15 Yerel Yönetim
18:15-19:00 Çalışma Grupları İlkeleri ve Çalışma Takvimi Önerileri

_______________________________

http://yetimhaneyeimza.org/?page_id=8

Büyükada Rum Yetimhanesi 
Yok Olmasın! 

Projemiz Hakkında

Fotoğraflar için Güven Polat’a teşekkürler. 

İstanbul Büyükada Rum Yetimhanesi, adanın en güzel yerlerinden biri olan Hristos (Manastır) Tepesi’nde bulunmaktadır. Marmara Denizi’ni kucaklayan heybetli bir ahşap yapıdır; öyle ki dünyanın en büyük ikinci, Avrupa’nın ise en büyük ahşap yapısıdır. Buraya yolu düşenleri şaşkına çeviren muazzam bir yapı olmakla beraber; siyasi çekişmeler, kararsız adımlar ve karşılıklı ihmalkârlıklarla günden güne çürümekte olan bir tarih ve kültür enkazıdır. 
Bizlerin yolu ise 2011 baharında tesadüfen içinde kim bilir ne acıların, sevinçlerin, özlemlerin ve umutların saklı kaldığı bu dev ahşap yapıyla kesişti. Yoldan geçenlerden ismini öğrendik ve yaptığımız araştırmalar neticesinde; bu heybetli yapının “Prinkipo Palas” adı altında otel olarak inşa edilmesine karşın, 2. Abdülhamit’ten gerekli iznin alınamaması üzerine el değiştirdiğini, Eleni Zarifi adlı bir Rum kadın tarafından satın alınan binayı yeni sahibinin Rum yetimhanesine bağışladığını ve Rum Yetimhanesi’nin de 1902′de buraya taşındığını, binaya 1. Dünya Savaşı yıllarında Kuleli Askeri Mektebi öğrencilerinin yerleştirildiğini, bir dönem Alman askerlerine ve Çarlık’tan kaçan Ruslar’a ev sahipliği yaptığını, işgal kuvvetleri tarafından adaya yollanan Rum göçmenlerini barındırdığını ve Rum Yetimhanesi’nin sonradan Heybeliada’ya nakledilmesi üzerine de 1964′te kapatıldığını ve o günden bu zamana kaderine terk edildiğini dehşetle öğrendik. Büyükada Rum Yetimhanesi’nin mülkiyeti 2010 yılında AİHM tarafından Patrikhane’ye devredilmiştir. (Daha detaylı tarihçe için, “Büyükada Rum Yetimhanesi Tarihi” sayfamızı ziyaret edebilirsiniz) 
Bizler de tüm bu duyduklarımıza sadece seyirci kalmadık. Bu konuda çeşitli araştırmalar yaptık ve bu konuyu derinlemesine inceledik. Karşımıza hep yıllardan beri atılmış yetersiz adımlar, ihmalkârlıklar çıktı. Bizler de küçük bir sivil girişim grubu olarak, adanın en güzel yerinde bulunan bu muhteşem yapının kapısına kilit vurulmasının, binanın kaderi olmasını değiştirmek adına bir imza kampanyası başlatmış bulunmaktayız. 

Saygılarımızla,

Selma Esen&Tunahan Eyüboğlu

Büyükada Rum Yetimhanesi Tarihi: 

Fotoğraflar için Güven Polat’a teşekkürler. 
Büyükada Rum Yetimhanesi 1898-1899 yılları arasında, Büyükada’nın Manastır Tepesinde inşa edilen ve günümüzde boş olan ahşap bir yapıdır. O dönemin ünlü mimarlarından olan Alexandre Vallaury’nin tasarladığı bu görkemli ahşap yapı; dünyanın ilk çok katlı ahşap yapısı olduğu gibi, şu an dünyanın en büyük 2. ahşap binasıdır. 
Yetimhanenin tarihine bakıldığında; kurulduğu ilk yıllarda (Osmanlı Döneminde) “Prinkipo Palace” adında bir otel olarak inşa edilip planlanmıştır, fakat zamanın yönetiminden burası için izin çıkmayınca, yetimhane satışa çıkarılmış ve buna karşılık Banker Leonidas Zarifi’nin eşi tarafından satın alınmış ve yetimhane olarak kullanılması şartıyla Fener Rum Patrikhanesi’ne bağışlanmıştır. Bu olaydan sonra II. Abdülhamit de buraya gerekli destekleri vererek; “İstanbul, Bozcaada, Gökçeada gibi bölgelerdeki yetim çocukların yetimhanesi” kullanımı için bir ferman ile Rum Patrikhanesi himayesine vermiştir. Büyükada Rum Yetimhanesi 1903 tarihinden 1915 tarihine kadar hizmet vermiş, I. Dünya Savaşı yıllarından Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına kadar (1915-1925) yaklaşık 10 yıl çeşitli askerler ve göçmenler tarafından kullanılmıştır. Yapı, nihayet 1925 yılında Rum Yetimhanesi olarak kullanıma tekrar açılmıştır. Bu tarihten 1964 tarihine kadar hizmet vermiş ve bu tarihte Vakıflar Genel Müdürlüğü ani bir kararla burayı kapatma kararı almıştır. 

Büyükada Rum Yetimhanesi, adanın en güzel yerlerinden biri olan Manastır Tepesi’nde bulunmaktadır ve Marmara Denizi’ni kucaklayan heybetli bir ahşap yapıdır. Dünyanın en büyük ikinci, Avrupa’nın ise en büyük ahşap yapısı olan Yetimhane, buraya yolu düşen insanları şaşkına çeviren muazzam bir yapı olmakla beraber; siyasi çekişmeler, kararsız adımlar ve karşılıklı ihmalkârlıklarla günden güne çürümektedir. Öyle ki o dev cüssesini ayakta tutabilmek Yetimhane için artık çok güç. 
Bu denli muazzam özelikleri barındıran aynı zamanda bulunduğu davalar dolayısıyla medyayı fazlasıyla meşgul etmesine karşılık, Büyükada Rum Yetimhanesi, günden güne çürümekte ve yıkılmaya yüz tutmakta olan tarihi kültürel bir “enkaz”dır. Aynı zamanda o dönemki yapısal mimari kültürümüzün unsurlarını yansıtan bu yapı, New York merkezli Dünya Anıtlar İzleme Kurulunca “En Tehlikeli Yüz Anıt” listesinde yer almaktadır.

Büyükada Rum Yetimhanesi yok olmasın!
Sadece imzalarınızla bize yardım edebilirsiniz…

Galeri’den…

 

 

_______________________________

http://www.fotopya.com.tr/magdetay/1696/11-adalar-fotograf-yarismasi-2012

11. Adalar Fotoğraf Yarışması

Her yıl düzenlenen Adalar Fotoğraf Yarışmasının bu seneki teması, “Bayramlar, ritüeller, törenler” olarak belirlenmiştir.

1- Yarışmanın adı:
“Adalar”da Bayramlar, Ritüeller, Törenler” Fotoğraf Yarışması

2- Yarışmanın konusu ve amacı:
ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ 10 seneyi aşkın süredir İstanbul Adaları”da kültür ve sanat etkinlikleri ile uğraşmaktadır. Yaz ayları boyunca açık ve kapalı mekânlarda resim, fotoğraf ve diğer sanat ürünleri sergilemekte, konserler, gösteriler, çeşitli konularda söyleşiler düzenlemekte, Adalar”la ilgili kitaplar ve periyodik olarak ADA Gazetesi”ni yayınlamaktadır. Dernek, öte yandan Adaları tanıtan kalıcı birçok etkinliğe de imza atmaktadır.

Bunlardan biri üniversitelerimizin sinema-TV bölümlerinde okuyan öğrencilerin ve amatörlerin katılımına açık kısa film yarışmasıdır. Diğeri ise bu yıl 11.si düzenlenen ve tüm amatör, profesyonel sanatçılara açık fotoğraf yarışmasıdır.

F: Akın MISIRLIOĞLU

3- Genel Katılım Koşulları:
• Yarışma, tüm amatör ve profesyonel sanatçılara açıktır.

• Gönderilecek eserler, T.C. kanunlarına ve genel ahlak kurallarına aykırı olmayacaktır. Bu tür eserler, doğrudan ve haber verilmeksizin değerlendirme dışı bırakılacak ve gereği görüldüğünde yasal takip gerçekleştirilecektir.

• Yarışmaya eser gönderenler, eserlerin kendilerine ait olduğunu beyan ve taahhüt etmiş sayılacaklardır.

• ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ, yarışmaya gönderilen eserlerin içeriği ile ilgili hiçbir hukuki sorumluluk kabul etmemektedir.

• Yarışmaya; daha önce ödül almamış ve özgün fotoğraflar katılabilir. Ödül almış bir fotoğrafın kadraj farkı ile elde edilen görüntüler kabul edilmez.

• Kurum veya seçici kurul, herhangi bir başvurunun kurallara aykırı olduğunun tespit edilmesi durumunda eser sahibine bilgi vermeksizin başvuruyu geri çevirme ya da değerlendirme harici tutma yetkisine sahiptir.

• Katılımcılar yarışmaya, renkli sayısal eserleri ile katılabilir.

• Değerlendirmede fotoğraf tekniği ve anlatım tekniği esas alınacaktır.

• Yarışmaya gönderilen fotoğrafların İstanbul Adaları”nda çekilmiş olması zorunludur.

• Yarışmaya her fotoğrafçı en fazla 5 fotoğrafla katılabilir. Katılımcı, yarışmaya gönderdiği yapıtın tümüyle kendisine ait olduğunu ve tüm izinlerinin alındığını kabul, beyan ve taahhüt eder. Ödül alan katılımcıların, bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettikleri anlaşıldığında, elde ettikleri ödül, unvan ve her türlü kazanımları geri alınır.

• Yarışmaya gönderdiği fotoğraf üzerinde, yapıt kendisine ait olmadığı halde kendisininmiş gibi göstermeye ve değerlendirme kurulunu yanıltmaya yönelik her türlü müdahale ve değişiklikleri yapan, ödül almış fotoğrafların katılımının kısıtlandığı yarışmalarda böyle bir fotoğrafla ya da bu fotoğrafın ana unsur olarak kullanıldığı yapıtlarla katılımda bulunan kişilerin yarışmalara katılımı TFSF Yarışma ilkeleri gereğince bir yıl süreyle kısıtlanır.

Haklarında yukarıda açıklanan gerekçelerle verilmiş kısıtlılık kararı devam eden katılımcılar bu yarışmaya katılamazlar.

4- Boyutlar: Fotoğraflar Adalar Kültür Derneği tarafından basılı hale getirilerek sergilenecektir. Paspartu ve kenar boşluğu bırakılmayacaktır.

Fotoğrafların CD kayıtları kısa kenarı 2300 pix. den küçük olmayacak ve baskıya uygun, yüksek çözünürlükte (300 dpi/inch), 12 sıkıştırma kalitesinde, jpg formatında olması gerekmektedir.

5- Eserlerin işaretlenmesi: CD”lerin üzerine 6 rakamdan oluşan bir rumuz yazılacaktır. Eserler belge niteliği de taşıyacağından katılım formuna çekildiği yer ve tarihi (yıl olarak) belirtilmelidir. Bu husustaki bilgilerin doğrululuğundan katılımcı sorumludur. Kayıtlar, rumuz ve sıra numarası ile işaretlenmelidir.

6- Eserlerin Gönderilmesi: Katılım formu eksiksiz olarak doldurulup, üzerinde rumuz yazılı CD bir zarfa konacak ve zarf üzerine sadece rumuz yazılacaktır. CD hasar görmeyecek şekilde paketlenip aşağıdaki adrese posta yada kargo ile gönderilecek veya elden teslim edilecektir. Postadaki kaybolma, gecikme ve hasardan ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ, İFSAK VE TFSF sorumlu değildir. ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ postaları aldığına ilişkin teyit göndermeyecektir.

7- Yarışma Sekretaryası: Meral Kanık

ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
“Bayramlar, ritüeller, törenler”
FOTOĞRAF YARIŞMASI
Telefon : 0216 382 73 78
Faks : 0216 346 13 02
E-mail : buyukada@buyukada.org
Adres : Çınar Meydanı, no:14 Büyükada, ISTANBUL

(Fotoğraflar elden, posta ya da kargo ile yukarıda belirtilen adrese teslim edilecektir.)

8- Seçici Kurul: Seçici Kurul aşağdaki isimlerden oluşmaktadır:
Aras Neftçi – Mimar – Fotoğrafçı
Alberto Modiano-Fotoğrafçı
Yard. Doç. Ozan Bilgiseren- Öğretim Görevlisi
Özer Kangür- Adalar Kültür Derneği Başkanı
Yalçın Savuran- Fotoğrafçı

9- Yarışma Takvimi:
Son Katılım Tarihi : 09 Eylül 2012
Seçici Kurul Toplantısı : 16 Eylül 2012
Sonuç Bildirim Tarihi : 17 Eylül 2012
Ödül Töreni : 22 Eylül 2012
Sergileme : 22-29 Eylül 2012

10- Ödüller:
Birinciye: 1500 TL,
İkinciye: 1000 TL,
Üçüncüye: 750 TL değerinde Canon firması tarafından verilecek alışveriş çeki. Ödül sahipleri bu çeklerle Canon tarafından yönlendirilecekleri mağazadan istedikleri ürünü alabileceklerdir. Çeklerdeki bedellerin altında kalan alımlarda üste para alamayacaklar, çekleri aşan alımlar için fazla miktar kadar ücret ödeyeceklerdir.
Sergileme (en fazla 20 adet)

11- Kullanım hakkı: Ödül alan ve bağışlanan fotoğraflar dernek arşivinde kalacak, tanıtım amaçlı olarak bülten, dergi, afiş, broşür, albüm, kartpostal ve elektronik ortamda herhangi bir ilave telif ödenmeden kişi adı belirtilerek derneğimizin uygun gördüğü biçimde kullanılacaktır. Kullanım hakkı derneğimize ve eser sahibine ait olacaktır. Ödül alan eserler TFSF yayını olan Almanak-2012 yayınında kurumumuza ait sayfalarda da yer alacaktır.

12- Geri gönderimler: CD’ler iade edilmeyecek, ödül alan ve bağışlanan fotoğraflar dışında kalan tüm sayısal kayıtlar ve CD ler TFSF Temsilcisi gözetiminde imha edilecektir.

13- Yarışmaya katılan tüm katılımcılar bu şartnamedeki bütün şartları kabul etmiş sayılır.

14- Yarışmamız Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu”nca onaylanmıştır. Onay no: 2012/24 Yarışma süresince TFSF temsilcisi bulunacaktır.


_______________________________
From: SERAP UZUNLAR
Subject: Ömer Faruk Berksan’a CEVAP ve TEKZİPTİR 
Date: March 17, 2012 10:10:30 PM GMT+02:00 


Ömer Faruk Berksan’a CEVAP ve TEKZİPTİR

T.C. ADALET BAKANLIĞI’na 

… 
Serap UZUNLAR 
BİMER İNTERNET BAŞVURU FORMU 
° Dilekçe Hakkı 
Bilgi Edinme Hakkı 
İstek 
° Şikayet 
İhbar 

Başvuru Tarihi : 17.03.2012 
Başvuru Sayısı : 142753 
Başvurunuzu T.C. Kimlik No ve Başvuru Sayısıyla takip edebilirsiniz. 
Lütfen Kaydediniz.

_______________________________

From: DENİZ TOPRAK 
Subject: ÖF Berksan… 
Date: March 18, 2012 1:36:43 AM GMT+02:00 
ÖF Berksan… 
“Sanki Adalar’da bir şeyler oluyor”muş… Sanki mi? Yahu ne sankisi? Düpedüz, aleni… Anlaşılan o ki; malum işlerden nedense(!!!) rahatsızım diyemeyenler, diyenler için kendilerince türlü senaryolar tertiplemekteler. 
Gizlenmeye çalışılan, ama artık gizlenmesi pek mümkün olmayan işler, ilişkiler olduğu muhakkak Adalar’da. Bazılarına göre çözüm de, bunları gündeme getirenleri tehditlerle, telkinlerle susturmaya çalışmak… Olmadı, her zamanki gibi bayat ironilerle hedef şaşırtmak… 
Suçlamalar asılsız ama ciddi. Tebrik ediyorum Serap Uzunlar’ı, benden önce taşımış konuyu Yargı’ya. O sebeple şimdilik susmak, ama sadece bu konuda susmak gerek demek ki…

_______________________________

From: ÖMER FARUK BERKSAN 
Subject: Sanal TEKZİP’i kimse ciddiye almaz 
Date: March 19, 2012 3:22:57 PM GMT+02:00 

TC Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı – Soruşturma No: 2012 /11570 gereği yayımdan kaldırılmıştır!

_______________________________

From: SERAP UZUNLAR
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2682/13’e ek…
Date: March 19, 2012 6:54:10 PM GMT+02:00

Elbette :) Bekleyelim, görelim.
_______________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: BENCE DE :)
Date: March 20, 2012 8:53:58 AM GMT+02:00
BENCE DE!… :)
From: ÖMER FARUK BERKSAN  
Subject: FW: Sevgili Adalılar Oyuna Gelmeyin 
Date: March 16, 2012 2:05:05 PM GMT+02:00 
Sevgili Adalılar oyuna gelmeyin!… 
[…]
 EVET.  BENCE DE :) 
_______________________________
From: REHA SAYIN
Subject: [BURGAZADA’YA BAZ İSTASYONU İSTEMİYORUZ!!!] Yeni fotoğraf 
Date: March 19, 2012 7:31:37 PM GMT+02:00 
ADAMIZ SAKİNLERİNDEN MAHİZER ERÇAYLAP HANIMEFENDİ’Yİ BU SABAH KAYBETTİK… MAKAMIN CENNET, YOLUN AÇIK OLSUN. SENİ VE O BİLLUR SESİNİ ÇOK AMA ÇOK ÖZLEYECEĞİZ…. 


Reha Sayın
_______________________________
AdaGazetesi, 19.3.2012
Mürsel Polat 

http://www.ada-gazetesi.com/18-mart-pazar-gunu-sehitlerimiz-icin-bulustuk.html

18 Mart Pazar günü şehitlerimiz için buluştuk

18 Mart Pazar günü şehitlerimiz için farklı ve anlamlı bir anma programı yapıldı…

Adalar Orman İşletme Şefliği ve Adalar Kent Konseyi birlikteliğinde 18 Mart Pazar günü Büyükada’da, Çanakkale Şehitleri anısına fidan dikme ve kuş yuvası asma etkinliği düzenledi.
Adalar Kent Konseyi Başkanı Ali Fuat Tolga’nın başkanlığında Kent Konseyi yürütme kurulu üyeleri, İstanbul Orman Bölge Müdürü, Orman İşletme Müdürü, Bağımsız Belediye Meclis üyeleri, muhtarlar, Adalar Kent Konseyi sivil toplum örgütleri temsilcileri, İstanbul İlçeleri kent konseyleri temsilcileri, Adalılar ve duyarlı vatandaşların katılımıyla etkinlik için saat 13:00’te Büyükada Çınar Meydanı’nda toplandı.
Yaklaşık 100 kişilik grupla Şehitleri Anma yürüyüşüne başlanıldı, 60 dakikalık yürüyüş sonunda Büyükada Kurşunburnu Şehit Ormanı’na varıldı.
Burada yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından;
Daha sonra şehitlik ormanına, katılımcılar tarafından şehitler anısına Erguvan fidanı dikildi.
Etkinliğe katılanlara bu yılın ERGUVAN YILI olması nedeniyle Orman İdaresi tarafından erguvan fidanı ve kuş yuvası hediye olarak dağıtıldı.
TÜM ŞEHİTLERİMİZİ MİNNETLE, ŞÜKRANLA VE RAHMETLE ANIYORUZ. NUR İÇİNDE YATSINLAR. 
Adalar Kent konseyi
*******500 ŞEHİT PLAKETİ *******
Bu güzel etkinlik sırasında, Adalar Orman İsletme Şefliği tarafından 18 Mart 2006 tarihinde tesis edilen Büyükada Kurşunburnu Şehit Ormanı duvarına, son yıllarda teröre kurban verdiğimiz şehitlerimizin künye bilgilerinin bulunduğu plaka plaketlerin asılması gerçekleştirirleştirildi. 
Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan günün anlam ve önemiyle ilgili konuşma yaptı, etkinlik hakkında ve Adalar Şehit Ormanı hakkında bilgi verdi. Daha sonra İstanbul Orman Bölge Müdürü İbrahim Çiftçi ve ardından Adalar Kent Konseyi Başkanı Ali Fuat Tolga tarafından günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.

_______________________________

Hürriyet, 20.3.2012

Fatih Çekirge 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20162941.asp?yazarid=174&gid=61&hid=20162842

‘Kaçak getirdim babacığımı’ 

BÜYÜKDERE’de perdecilik yapıyordu Dimitro…
Büyükada’ya âşıktı. Her hafta martı sesleriyle uyanmak için adaya gelirdi.
Ve bir sabah Sofia’yla tanıştı. O anda âşık oldu.
Hemen evlendiler. Ada artık bir aşk adasıydı.
Dimitro perdeci, Sofia terziydi…
İşleri iyi gidiyordu. Adanın yemyeşil tepelerinde güneş batırıp, Aya Yorgi’de sevginin ayinini yapıyorlardı.
Yıllarca aşk dokudular. Ve üç çocukları oldu.
En büyük kızları İrini okula gidecek yaşa geldiğinde, ilk duvara çarptılar…
O tarihlerde Arnavut Ortodoks olduğu için İrini okula gidemiyordu. Yasaktı.
İçleri karardı.
Sanki devlet diyordu ki terzi Sofia’ya:
“Sen yalnızca teyel olabilirsin bu ülkenin kumaşına!”
Zaten Kıbrıs harbi başlamıştı. Rumlar için hayat çok zorlaşmıştı. Önce kızları İrini’yi gönderdiler Atina’da yatılı bir okula.
Sonra arkalarında gözyaşı ve martı sesinden başka bir şey bırakmadan…
İki çocuklarıyla birlikte ayrıldılar çok sevdikleri Büyükada’dan…
Dimitro 5 yıl boyunca her gün adayı ve aşkını anlattı büyük kızı İrini’ye…
Gözleri doluyordu. Hıçkırık yüklü bir sesle anlatıyordu aşk ve ada günlerini.
Ölürken adayı sayıklayarak öldü…
İrini büyüdü. Evlendi. Atina’da avukat oldu.
İlk çocuğu olunca da eşine dedi ki:
“Senden hiçbir şey beklemiyorum. Ne mücevher ne de başka bir şey. Yalnız bir İstanbul bileti istiyorum…”
Ertesi hafta İstanbul’daydı…
Çocukluk günlerinin adasını gezdi. O da vuruldu annesi ve babası gibi memleketine.
İşte o an düştü içine o hayal.
Yıllarca hıçkırıklarla, gözyaşıyla adayı sayıklayan babasını doğduğu topraklara getirecekti.
Hemen Atina’ya döndü. Belediyeye müracaat etti:
“Babamın kemiklerini doğduğu topraklara götürmek istiyorum”.
Devlet, “Hayır yasak!” diye kestirip attı.
1975’te başlayan bu “gözyaşı tarihi” 1993’te hâlâ sürüyordu.
Türk devleti de “yasak” dedi…
İrini bir-iki arkadaşını alıp düşündü.
Sonrasını kendi ağzından dinleyelim:
“Kararı vermiştim. Önce Atina’da belediyeye gidip, babamı başka bir kasabaya defnedeceğim diyerek mezar açma iznini aldım.
Mezarı açtık. Kemikleri çıkardım. İlaçlayıp bir çöp torbasına koydum. Attım arabanın arkasına İstanbul’a kadar getirdim. Sonra adaya…
Bir sabah erkenden gizlice gömdüm babamın kemiklerini adasına.
Ruhum huzur buldu. Aya Yorgi’de gözyaşlarıyla dua ettim babama.”
Büyükada’da Fıstık Ahmet’in lokantasında tanıştık İrini’yle. Güneşli bir ada gününde anlattı bu dramı… Ve dedi ki:
“Yaa işte böyle. Kaçak getirdim babacığımı adasına…”
İrini’yi dinlerken içimde fırtınalar koptu. Uçurumlar açıldı.
Benzeri bir öyküyü, Van’da Ahdamar Kilisesi’ne gelen yaşlı bir Ermeni vatandaşımızın gözyaşlarında görmüştüm.
Yasaklarla, korkularla, ırkçılıkla, ne çok acılar, dramlar gömülmüş bu topraklara…
Şimdi kendisini herkesten daha vatansever, daha memleketçi görüp, önüne geleni yasaklayan, bastıranlara sormadan edebilir miyiz?
Kimdir bu memleketin sahibi?

_______________________________

Milliyet-Caddde, 20.3.2012
Neşe Mesutoğlu

http://cadde.milliyet.com.tr/2012/03/20/HaberDetay/1516973/-mecidiyekoy-un-yuzunu-degistirdik-

“Mecidiyeköy’ün yüzünü değiştirdik”

Büyükada’yı görünce hayran olup buraya taşınan Avusturyalı mimar Brigitte Weber’le İstanbul’u konuştuk. 

İlk 10 yıl yabancı olduğu için verimli çalışamadığını söyleyen Weber, AB standartları gelince Trump Towers’ın mimarlığını üstlenecek kadar yükselmiş. Bugünse, “Mecidiyeköy’e belli bir kalite getirdik, standardı yükselttik. Bu kalite yayılacak” diyor 
* İstanbul’da yaşamaya nasıl karar verdiniz? 
Viyana’da okurken Türk mimar Arif Suyabatmaz’la tanıştım. Hem aşk hem iş ilişkisiydi bizimki. “Ofis açalım” dedik, Avusturya’da nasıl yapabileceğimizi araştırdık. Ama bizim kanunlar çok zorluyordu o zamanlar. Arif bir gün geldi ve heyecanla, “Haydi İstanbul’a gidelim” dedi. “Bir göreyim önce” dedim. İstanbul’a ilk 1994’te, yılbaşında geldim. Yağmur yağıyordu. Hava kirliliği vardı. Benim için kötü bir deneyimdi. “Hayatta burada yaşamam” dedim. 
* Sonra ne oldu da yerleştiniz? 
Sonra Arif’in ailesi bizi yazın tekrar çağırdı. O güzel havalarda ilk görüşte aşık oldum İstanbul’a. Kabataş’tan Adalar’a gittik, faytona bindik. Dedim ki, “Ben geri dönmeyeceğim. Bu bavul burada kalıyor. Gidelim istifa edelim, Avusturya’dan eşyalarımızı alalım” dedim. Hakikaten bavul kaldı. […]

_______________________________

EY ADALILAR, 
EY BÜYÜKADA HALKI!
Seferoğlu Korusu’nu tarumar eden
imar canavarını 
hakikaten “sevinçle” mi karşıladınız?…
27.4.2005
29.2.2012
İstanbul İli, Adalar İlçesi, Nizam Mahallesi, Nizam Caddesi, 29 pafta, 127 ada, 1 parsel sayılı yerde, 1890 yılında Fotiadis’in tasarlayıp Yorgo Simota’nın inşa ettiği Büyükada’nın en güzel Art Nouveau yapılarından, —1989 yılındaki sahipleri Orhan Pekin tarafından ilgili Kurul’a yapılan başvuruyla 1. derece tarihi eser olarak tescillenip 17.8.1999 depreminde zarar görerek tamir edilmekteyken 25.8.1999’da ön cephesi kemerli ve revaklı kagir zemin katı ve terasının döküm korkulukları haricinde tamamıyla yanan ahşap 3 katlı— Azaryan (Zeki Paşa, Seferoğlu) Köşkü’nün vaktiyle yer aldığı Seferoğlu Korusu’nda; sözkonusu köşkle bütünlüklü korunması lüzum eden hemzamanlı kaskat ve havuzlar yanı sıra bahçe set ve kavisli yürüyüş yolları ve dahi envai çeşit 401/2 adet tescilli anıtsal ağaçtan oluşan korusunun ve Doğal SİT kapsamında bulunan sahillerinin topografyasının dahi tahriple tarumar edilmesini Büyükada halkı, hiç şüphesiz ki “sevinç”le değil “üzüntü”yle karşılayıp “kaygı”yla karşı çıkarken; bu tahribata seyirci kalan seçilmiş ve atanmış sorumsuz sorumluların cümlesini de ivedilikle gereğini gereği gibi yapmaya davet etmektedir.
)O(
1. Emine Çiğdem Tugay‘ın 23.1.2009 tarihli “SEFEROĞLU KORUSU seferi midir?” başlıklı arzuhaliyle TC Kültür ve Turizm Bakanlığı‘na, TC KTVK Genel Müdürlüğü Kurullar Dairesi Başkanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksel Kurulu‘na, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘ne, İstanbul Valiliği‘ne, Adalar Kaymakamlığı‘na, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı‘na, Adalar Belediye Başkanlığı‘na, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu‘na, TMMOB Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi Yönetim Kurulu‘na ve akabinde Adalar Orman İşletme Şefliği‘ne başvuruları: ADALAR POSTASI-2228/1(24.1.2009). [Müteakiben Adalar Cumhuriyet Savcılığı‘nın başlatmış olduğu soruşturma kapsamında ifade de vermiştir.]

2. İ.Ü Orman Fakültesi‘ne 25.12. 2008 tarihinde yapılan başvuruyu değerlendiren İ.Ü. Orman Fakültesi Dekanlığı tarafından görevlendirilen iki öğretim üyesi Doçent tarafından hazırlanan mevcut ağaçlara ait x,y,z koordinatlı, onaylı ve tescilli röleve planı ve raporunda geçen ağaç no’su, türü, gövde çapı, boy, tahmini yaş, taç genişliği ve diğer açıklamaların; Adalar Orman İşletme Şefliği‘nce arazide de incelenip karşılaştırılarak tespitiyle röleve listesindeki ağaçların, koordinatları belirtilen yerlerde tamamı metal plakalarla numaralandırılmış olarak mevcut olduklarının tespit raporuyla birlikte ilgili ağaçların fotoğrafları: ADALAR POSTASI-2235/2 (25.2.2009).

4. Emine Çiğdem Tugay‘ın 21.3.2011 tarihli “Tescil ve envanteri mevcut bulunan 401/2 adet ağaç yerli yerinde mi?” sorgusuyla Adalar Orman İşletme Şefliği’ne yapmış olduğu cevapsız bırakılan  başvurusuADALAR POSTASI-2561/11(22.3.2011).

5Emine Çiğdem Tugay‘ın 2.4.2011 tarihli “SEFEROĞLU KORUSU seferi midir?” başlıklı arzuhaliyle TC Cumhurbaşkanlığı’na, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı‘na, TC KTVK Genel Müdürlüğü Kurullar Dairesi Başkanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu‘na, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘ne, İstanbul Valiliği’ne, Adalar Kaymakamlığı‘na, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı‘na, Adalar Belediye Başkanlığı‘na, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu‘na, TMMOB Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi Yönetim Kurulu‘na, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Adalar Orman İşletme Şefliği‘ne başvuruları.

6. İAKTVD‘nin; 4.5.2011 tarihli 93 sayılı “Seferoğlu derin hafriyatı” konulu İstanbul V. No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘ne; 1.11.2011 tarihli 101 sayılı “Seferoğlu derin hafriyatı” konulu Adalar Belediye Başkanlığı‘na; 1.11.2011 tarihli 102 sayılı “Denetim” konulu Adalar Belediye Başkanlığı’na; 1.11.2011 tarihli 103 sayılı “Kaçak Yapılaşma” konulu İstanbul V. No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘ne;  4.3.2012 tarihli 117 sayılı “Seferoğlu mevkii topografisinde ağır fiziki tahribat, denizin doldurması ve kaçak iskele” konulu Adalar Kaymakamlığı‘na başvuruları: ADALAR POSTASI-2616/1(7.11.2011)ADALAR POSTASI-2641/2(20.1.2012)ADALAR POSTASI-2681/6(14.3.2012).
Seferoğlu’nun eski hali… 

Seferoğlu’nun yeni hali… 
Nevin Donat, “Ada Sahillerinde 5 Yıldız”, Milliyet- Ekonomi (19.2.2012)[…] Adalar Kent Konseyi Hukuk İşleri Başkanlığı Avukatı Kemal Kil, “Bahri Akdağ’ın başında olduğu yatırımı Büyükada halkı, ilk kez bu denli büyük bir yatırım olduğu için sevinçle [!?karşıladı. […] demişti ya…


 EY ADALILAR,
EY BÜYÜKADA HALKI! 
Seferoğlu Korusu’nu tarumar eden 
imar canavarını 
hakikaten “sevinçle” mi karşıladınız?
 HİÇ ŞÜPHESİZ Kİ HAYIR!

O halde haydi adınızı-soyadınızı yazın da yollayın 
ADALAR POSTASI’na adalar.postasi@gmail.com

Emine Çiğdem Tugay, Handan Altıneller, Arif Çağlar (Dr.), Nezih Bayraktar, Gürsan Ergil, Hayati Önel, Semiha Baltacı, Baki Nedim Baltacı, Hülya İşbilir Behramoğlu, Uğraş Salman, Mehmet Selim Tugay, Mürsel Polat, Mehmet Tevfik Özkartal, Zafer Ataylan, Cengiz Karataş, Rabia Irmak Tanış, Aki Alfons Gizelo, Ender Eren, Sevil Selin Sezer Aygün, Atilla Özgener (Prof. Dr.), Mahire Tanış, Melek Kızıldağ, Keklik Kızıldağ, Aziz Kızıldağ, Arif Kızıldağ, Deniz Kızıldağ, Abdullah Onay, Semih Aygün, Banu Akçaoğlu, Avni Kurtuldu, Birsen Kurtuldu, Funda Lena, Erendiz Özbayoğlu (Prof. Dr.), Baki Çokneşeli (Dr.), Mehmet Selahattin İnal, Nalan Altınışık, Nesrin Çokneşeli, Ferhan Özenen Salman, Deniz Toprak, Taylan Karaduman, Zeynep Alpar, Bülent Mısırlıoğlu, Meral Çelik, Serap Uzunlar, İlkay Kurdak, Selah Özakın, Ayşe Pakkan, Nazlı Pakkan, Kebir Ünal, Nesibe Günalp Kal, Nükhet İpek Deriş, Yalçın Saner, Nesrin Yazıcı, Mükerrem Atıcı, M. Burak Çetintaş, Irmak Erdem, Nazife Akgün, Nermin Çeliktemel, Dinçer Kaya, Ayşegül Bayraktar, Dikran Dülgeryan, Tunç Üner, Alp Aker (Dr.), Murat Kerimi, Ali Lütfü Yüğnük, Şükrü Abanoz, Süheyl Açıkel, İpek Bozkurt, Osman Bozkurt, Fatma Bozkurt, Cem Dilan, Emre Yalçın, Meltem Toksöz, Orhan Bursalı, Meryem Koray (Prof. Dr.), Altan Kılınç, Sedat Turkan (Prof. Dr.), Güneş Turkan, Esen Çamurdan, Çeli Levent, Nur Çakmak, Neşe Kıldacı, Mehmet Avni Arıduru, Baki Akpolat, Gülten Türkoğlu Akpolat, İlkay Şenoldu, Ahmet E. Şenoldu, Emine Şenoldu, Hatice Karakaş, Şükran Gürpınar, Buket Uzuner, Ayşe Çağlar (Prof. Dr.), Yalım Eralp, Habib Kent, Engin Damcı, Metin Karadağ, Bahar Nergiz, Abdurrahman Küçüksarı, Ugo Antonio Corintio, Ulaş Gürpınar, Pınar Gürpınar, Bilge Özgener (Prof. Dr.), Tarık Konal, Emel Budak, Emir Berker, Davut Berker, Betül Karaca, Nuran Ataylan, İlhan Eksen, Ali Şenalp, İsmail Serdar Demir, C. Sami Yılmaztürk (TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şb. Yön. Kur. Sekr. üyesi),  Ali Fuat Tolga, Hilmi Tanık, Halil Çolak, Eser Atalay Ertuğrul, Selen Koca, Zeynel Karataş, Cüneyt Kurtuldu, Nilgün Kurtuldu, Hikmet Eliz, Hamit Serdar Okyay, Gülce Güleycan Okyay, Olcay Başeğmez, Güzin Yılmaz, Yasemin Kökten, Gonca Baviker, Momo Kohoner, Mehmet Fuat Tönük, Erol Özdoğan (y. mimar), Hera Kızılyan, Alev Tersakyan, Selma Bora, Erol Bora, Nusret Elgin, Seda Zobaroğlu, Mustafa Altıneller, Emir Behice Kocadereli, Hikmet Yasemin Sönmez, Hakan Satıoğlu, Pınar Satıoğlu, Gülşen Çayır, Begüm Yavuz, Yaşar Özürküt, Talin Etyemez, Murat Seçkin (Doç. Dr.), Ester Patramilo, Cevahir Karabulut, Nurhan Tersakyan, …

Seferoğlu Korusu tahribatından 
ola ki “sevindirik” olan Büyükadalılar 
da varsa çıksın ortaya!…
Zati bu meyanda o “sevindirikler” de çıkıyor ortaya!
)O(
_______________________________

Kuşlar Âlemi’nden… 
Twitter, 19.3.2012 13:41 
TurhanMuharremTURHAN ‏ 
@TMTturhan 
Adalar da faytonlar şimdi biraz böyledir.. Havalarda ısındı ya.. Gün doğmuştur faytoncuya. #büyükada #istanbul #adalar 

Twitter, 18.3.2012 21:17

Elif Sezgin ‏ 
@ecif 
Bizim bahçe ve topumla çok mutluyum. 
Twitter, 19.3.2012 10:26
mehmet esen ‏ 

@mehmetesen

Yalnızlığa o kadar alıştım ki kendimi hiç yalnız hissetmiyorum. M.E

Twitter, 19.3.2012 21:03

gundirella ‏ 

@dalvadorsali

bulutlaaarın üstünndeeeeen!
Baba Zula & Brenna Maccrimmon – Bir Sana Bir de Bana: http://youtu.be/Oc52B_g7Cl0

Twitter, 20.3.2012 10:50

Nokta Çelik
@noktacelik

@ozcanyuksek Doğal hayatın insanlarla birlikte / insanlara rağmen devam ettiği yegâne yaşam alanı adalar. Motorlu taşıt istemiyoruz!

_______________________________

Yüzler Defteri’nden…
FaceBook, 19.3.2012

Mine Erkavim

FaceBook, 19.3.2012
Rabia Gürol
Mekânın cennet olsun…
Ömer Tolga, Ekleyen: Tayga Tolga.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: