Gönderen: adalarpostasi | 07 Mart 2012

ADALAR POSTASI-2676: yazı da gelse tura da gelse terrace-lido kaçak!…

Büyükada’da…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

31 Temmuz 1914 Cuma günlü, Büyükada İhtiyar Meclisi’nin Büyükada polisleri hakkındaki şikâyet mevzuunun İstanbul Polis Müdürlüğü’nce araştırılarak neticesinin bildirilmesi talebine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Deniz Bircan, Heybeliada‘dan, 6.3.2012.  


* * *


ADALAR’da HAVA DURUMU:

7 Mart 2012 Çarşamba
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
2/9ºC
%54-76 nem
Poyraz, KD 22km/sa
Gündoğuşu 06:29… Günbatışı 18:01…


* * *

Cicely Mary Barker, The Daffodil Fairy.


__________________________________________

1- İnan’a inandınız mı? İnanmayınız!… Yazı da gelse tura da gelse Terrace-Lido kaçak!…


2- Celal Karaca: “Bu tür yerlere gerçek ismiyle yazı yazanları kutluyorum…”

3- Ö. Faruk Berksan: “Serap Uzunlar ve Deniz Toprak, siz kimsiniz?…”

4- Serap Uzunlar: “Eğer ağaç izinsiz kesildiyse, zaten görevliler konuyla ilgilenecektir eminim. İzin alınarak kesildiyse, o zaman da verilen izni sorgulamalıyız vatandaş olarak…”

5- Deniz Toprak: “Ada ormanları, öylece, hareketsizce, kendi halinde duran ‘molozlar’la doldu…”

6- İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), kendisi açısından verimli görmediği Yalova-Adalar hattını Dentur Avrasya Grup’a verdi…

7- Ulaş Gürpınar: “Heybeliada’da görünmez kaza…”

8- Hasan Turgut: “Zaman çok kötüleşmiştir artık; modernleşen şehir, Adalar da dahil her şeyi birbirine benzetmiştir…”

9- Sevgi Mutlu: “Alan Yönetim Planları’nda Sivil Girişimlerin Rolü…”

10- Neşe Mesutoğlu: “Yemek kitaplarının Oscar’ı sayılan Uluslararası Gourmand Ödülü’nü ‘En İyi Yerel Mutfak’ dalında kazanan Selin Kutucular, Büyükada Yemekleri isimli kitabındaki tarifleri, Ada’nın kültürel mirasına ilişkin yeni bilgilerle sunuyor…”

11- Ceren Akdağ Şahin: ““İnci Pastahanesi’nin Büyükada’daki şubesi neden kapanmıştı?…”

12- Adalar Belediyesi: “Kadın Ressamlarımız Sergisi…”

13- Büyükada motor iskelesinde bomba ihbarı nedeniyle…

14- Yusuf Bahar: “Adalar Spor’dan Adalar Belediyesi’ne ziyaret…”

15- Hakan Kabasakal: “Adalar Denizi, Farklı Dünyalar-7…”

16- Kuşlar Âlemi‘nden…

17- Yüzler Defteri‘nden…

)O(

_____________________________________________
İnan’a inandınız mı?
İnanmayınız!

ADALAR POSTASI-2635/10 (11.1.2012)(m)imar (s)inan ne ekmiş/dikmiş ada sahillerine?… TL (Terrace-Lido) kaçağı!…

ADALAR POSTASI-2658/1 (9.2.2012)terrace-lido kaçağının davası sonuçlandı!…  

ADALAR POSTASI-2666/1 (20.2.2012): kaçak terrace-lido inşaatı davası nedir?…

yazı da gelse 
tura da gelse 
Terrace-Lido kaçak!

Emlak Kulisi, 4.3.2012
(Habertürk/ Yelda Akgün
Serdar İnan konut edinmek isteyenlere 
ellerini çabuk tutmalarını tavsiye etti! 
İnanlar Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, konut edinmek isteyenlere ellerini çabuk tutmalarını tavsiye etti. “Gayrimenkul yatırımı için en doğru zaman şu an” diyen İnan, Nisan’dan sonra konuta zam geleceğini öngördü 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Nisan 2011’de açıkladığı “çılgın proje” Kanal İstanbul’a 30 milyar dolar teklif eden İnanlar Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, gayrimenkul sektörünün nisan ayında hareketleneceğini söyledi. Parası olanlara konut almak için baharı geçirmemelerini tavsiye eden İnan, Nisan ayından sonra piyasada hareketlilik yaşanacağını ve gayrimenkul fiyatlarının zamlanacağını öngördü. Türkiye’de nitelikli konut olmadığını ifade eden İnan, kentsel dönüşüm bölgelerinde yaşanan zorluklara da dikkat çekti. Fikirtepe’de anlaşma sağlanmaya çalışılan Adalar’da sıkıntılar olduğunu dile getiren İnan, “Bölgede sosyal facia yaşanıyor. Emsali 4.14’e çıkarmak çözüm getirmiyor. Fikirtepe halkı önce kooperatif kurarak birlik oluşturmalı. Bir kişi imza atmazsa müteahhit bu riski göze almaz,” dedi. 
‘Büyükada’da yazı da gelse tura da gelse biz kazanıyoruz’ 
İnanlar İnşaat tarafından Büyükada’ya 20 milyon dolara inşa edilen Terrace Lido‘nun ruhsat iptali tartışmalarına cevap veren Serdar İnan, davanın temyizde olduğunu ve konunun İnanlar ile ilgili olmadığını söyledi. Davanın Belediye ve Anıtlar Kurulu arasında olduğunu belirten İnan “Biz arsayı ruhsatlı aldık. Anıtlar Kurulu rezidans onayını verdi, Belediye de ruhsat onayını verdi. Daha sonra imar planı değişiyor. Yeni imar planlarında burası konut olarak görünüyor. Yazı da gelse biz kazanıyoruz, tura da gelse biz kazanıyoruz. Davanın bizimle âlâkası yok,” dedi. 
‘İSTANBUL MARKA ŞEHİR OLMALI’ 
Türkiye’nin marka şehirleriyle öne çıkması gerektiğini söyleyen İnan, “İstanbul’un marka şehir olması için yönetmelikler değişmeli. Niteliksiz konutlar kaliteyi düşürüyor. Şehrimize ait bir sembol bile yok,” diye konuştu. Siluet tartışmalarına da değinen İnan, şöyle konuştu: “İstanbul sıkışan bir şehir. Yükseklik sınırı koyarsanız, ucu bucağı olmadan genişler. Şehir merkezinde yükselmek zorundasınız. Siluetin bazı yönleri doğru ama bunu genellemek yanlış.”
_____________________________________________
From: CELAL KARACA 
Subject: teşekkürler 
Date: March 4, 2012 11:47:31 AM GMT+02:00 
Teşekkürler…

Sayın Arif Çağlar
Yazınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Bu tür yerlere gerçek ismiyle yazı yazanları kutluyorum… Tekrar teşekkürler. 
Celal Karaca 

_____________________________________________

From: Ö. FARUK BERKSAN 
Subject: Serap Uzunlar ve Deniz Toprak, Siz kimsiniz? 
Date: March 4, 2012 8:01:30 PM GMT+02:00 
Serap Uzunlar ve Deniz Toprak, 
siz kimsiniz? 
Sayın Serap Uzunlar ve Deniz Toprak
Ben ne ağabeyim, ne vekilim, ne de vasiyim. 
ADALAR POSTASI‘nda yazı yazma özgürlüğümü gerçek ismimle kullanıyorum. 
Ben gizli isimlerin arkasına saklanan bir korkak değilim. 
Gerçek ismimle yazmam ADALAR POSTASI‘nda yazanlara ve ADALAR POSTASI‘na emek verenlere olan saygımdandır. 
Şimdiye kadar hiçkimse sizin tavrınızda bir kişiye odaklanarak bu kadar uzun süre aynı şeyleri tekrar ederek yazmadı. 
Orman’a olan hassasiyetiniz çok olumlu ama bunun ormana olan sevginizden başka sebepleri de var galiba. 
Yazılarınız çok kolay çözülüyor. Birçok yere yazmanız bu çözümü kolaylaştırıyor. 
Siz aslında kim olduğunuzu da belli ettiniz. Ben fark ettiğime göre diğer ADALAR POSTASI müdavimleri de fark etmiştir. 
Biraz Sigmund okuyan herkes çözebilir durumunuzu. 
ADALAR POSTASI‘nda başka isimle de yazmaya başladınız. 
Haydi biraz daha gizlenmeye devam edin bakalım. 


Güzel ve ilginç haberlerinizi merakla bekliyorum. 
Faruk Berksan 
_____________________________________________
From: SERAP UZUNLAR 
Subject: Bulunsun lütfen katilim… 
Date: March 5, 2012 3:43:23 PM GMT+02:00 
Bulunsun lütfen katilim!…
Eğer ağaç izinsiz kesildiyse, zaten görevliler konuyla ilgilenecektir eminim. İzin alınarak kesildiyse, o zaman da verilen izni sorgulamalıyız vatandaş olarak. 
Ben bir çam ağacıyım, 
Heybeliada Akçakoca Sokak’ta, 
Yıllardır yolu beklerim, 
Haşmetli dallarımla 

25 yıllık geçmişim 
Kökümden kesilmemle bitti 
Diğer ağaçların korunması için 
Bulunsun lütfen katilim…

_____________________________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: MOLOZ! MOLOZ diyorum…
Date: March 6, 2012 4:46:12 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

MOLOZ! MOLOZ diyorum… 

Ada Ormanları pislikten, çöpten, molozdan perperişan! 

Heybeliada’da, ormanın orta yerine dökmüş ki molozu, pisliği… Sahipsiz ormana, hem de nasıl dökmüş? Öyle gece vakti, gizli saklı falan olacak iş değil. Göstere göstere, gözünün önünde, burnunun dibinde… Sanki korunmadığını, sahipsizliğini ilan edercesine… Gözlem (!!!) kulesinden de görünüyor halbuki, fırsat bulursan arada bak, hemen şu leyleklerin arkasındaki yeşillikte… Aklında bulunsun, Orman orası işte.

Fotoğraf: Yüksel Özcan, Adalar’da leylekler, Ağustos 2011. 

Konu Adakule’yse şayet, der ki;

“…belediyenin orman alanlarında bulunan yapılara fiziki müdahale yetkisinin bulunmadığını…”

ve OGM der ki;

http://www.ogm.gov.tr


ORMAN SUÇLARI VE CEZALARI İLE İLGİLİ BİLGİLER

30- Ormanlar usulsüzlüklere karşı nasıl korunmaktadır?

Ormanların korunmasında yasal görev ve sorumluluk öncelikle orman teşkilatına aittir. Teşkilat bu görevini orman işletme şeflikleri ve muhafaza memurları eliyle icra etmektedir.

O halde hani işletme şefliği, hani muhafaza memuru bizim Ada ormanında?

Kimde arkadaş bu müdahale yetkisi???

Değişiyor mu her daim? Bugün onda, yarın sende… İşine gelende…

Yoksa bu da mı Gönüllülerde?

Biri bize anlatsın o halde, “Ormanlar usulsüzlüklere karşı nasıl korunmaktadır?” Adalar’da diye…

….cek, ……cak ile değil ama, sıkıldık onlardan…

Molozu ormanın ortasına yığdılar, uyudunuz… Uyumadınızsa eğer, gördünüz de göz mü yumdunuz?

Bakalım bu pislik ne zaman kalkacak, altından yine kim çıkacak? Kim çıkacak?

Ada ormanları, öylece, hareketsizce, kendi halinde duran MOLOZLARla doldu…

_____________________________________________
DenizHaber, 6.3.2012

http://www.denizhaber.com/HABER/28433/1/adalar-yalova-dentur-avrasya.html

İDO Verimsiz Bulmuştu

ADALAR-YALOVA HATTI DENTUR’DA 

Adalar-Yalova Hattını Dentur Avrasya Taşıyacak

İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), kendisi açısından verimli görmediği Yalova-Adalar hattını Dentur Avrasya Grup’a verdi.

İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi (İDO) kendisi açısından verimli görmediği Yalova-Adalar hattını Dentur Avrasya Grup’a verdi. Yalova Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan ek protokole göre, ‘kullanılmayan ve tarifeli sefer yapılmayan alanın, Adalar seferlerinin yapılabileceği şekilde Yalova Belediyesi’ne tahsisi’ için İDO, hattın işletilmesine talip olan firmalarla bir araya geldi. İDO, geçtiğimiz hafta sonunda Yalova-Adalar hattına talip olan firmalardan Dentur Avrasya Grup ile anlaşmaya vardı.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Kartal iskelesinin bulunduğu yerin fiziki yapılanması tamamlanacak ve ilgili bakanlık ile genel müdürlükten onaylar alındıktan sonra Yalova-Adalar hattı deniz ulaşımına açılacak. Yalova Belediyesi tarafından hayata geçirilmesi için çalışmaların sürdüğü Yalova-Adalar gemi seferleri için Dentur Avrasya, Mavi Marmara ve Turyol talip olmuştu.

İDO ile Dentur Avrasya arasında imzalanan anlaşmanın ardından Yalova Belediyesi ile de uygunluk protokolü imzalanacağını dile getiren Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal, “İDO ve Dentur arasında bizim talebimiz üzerine protokol imzalandı. Artık mutlu sona 1 imza kaldı. Önümüzdeki günlerde Yalova Belediyesi ve Dentur arasında uygunluk protokolü imzalanacak ve seferler başlayacak. Bu Yalova halkının yıllardır beklediği bir hizmetti. Adalar-Yalova seferlerinin başlamasının esnafımıza da köylümüze de ilimiz turizmine de büyük katkıları olacağına inanıyorum” dedi.

_____________________________________________

Twitter, 5.3.2012 12:04

Ulaş Gürpınar

@ulasgurpinar

Heybeliada’da görünmez kaza!… 

8 Haziran 1930…

_____________________________________________

Radikal- Kitap, 2.3.2012
Hasan Turgut 
Gardını alan şehir
Zaman çok kötüleşmiştir artık; 
modernleşen şehir, 
Adalar da dahil her şeyi birbirine benzetmiştir
İSKELE Nazlı Karabıyıkoğlu Sıcak Nal 2011 128 sayfa 12 TL.
Adalar İstanbul’a coğrafya bakımından hem yakın hem de aradaki deniz mesafesinden ötürü ondan uzaklaşmış, bağımsızlığını ilan etmiş bir yerdedir. Yıllar boyunca kâh bir sürgün merkezini, şehrin azınlık kültürünün hayatını sürdürdüğü bir yerleşim birimini kâh da modern hayatın gürültüsünden bunalmış binlerce insanın kaçtığı, şehirdeki rutin işlerinden arındıkları bir huzur bulma alanını işaret etti. Edebiyatımızda ada anlatısını başlı başına bir izlek haline getirmiş ilk yazar Sait Faik’ti. Adalar’daki dünyayı kendi içsel ve kolektif deneyimlerinden çıkardığı parçalarla birleştiriyordu. Bu parçalar bazen sert, kabuk gibi bir gerçekliği anlatıyor bazen de gözden kaçmış, duyulur duyulmaz tebessüme yol açan hikâyelerden oluşuyordu. Adalar’ı canlı kanlı bir varlık haline getiren Sait Faik’in yolundan giden nice yazarımız oldu.
Sait Faik’in edebiyatta yarattığı düzen değişikliğinin son halkalarından olan bir yazarın geçenlerde ilk kitabı yayımlandı. Nazlı Karabıyıkoğlu’nun ‘İskele’ başlığı altında toplanan öyküleri gündelik hayatımıza dair bir yığın mesele içeriyor. Kitap, Adalar’ın talanından, harcıâlem bir tüccar kafasıyla pazarlanmasından, ruhunu kaybederek egzotik bir merak halesiyle çerçevelenmesine, 12 Eylül’ün gerisinde bıraktığı travmalardan, yoksunluklardan, Kürt sorununun bir nüvesi olan şehirlerdeki inşaat işçiliği piyasasına, Oğuz Atay’ın ‘Korkuyu Beklerken’inin tuhaf kahramanını anıştıran bir aile artığından vatan uğruna ölüme sürülmüş Poyraz’ın öyküsüne varana kadar girift onca kesitten oluşuyor. Karabıyıkoğlu, zorluk içermeyen, okura dokunan bir dil inşa ettiği öykülerde hep bir noksanlık hissine yaslanıyor. Daima bir arayışın izleriyle karşılaşıyoruz. Bu arayış bazen baba bazen kardeş bazen çocukluk suretinde belirginleşir. Ancak genel planda vurgu Ada üzerine odaklanmıştır. Ada bütün öykülerin sınırını belirleyen bir mertebeye yükseltilmiştir adeta. Hem öykülerdeki birçok kahramanın hem de kitabın yazarı Karabıyıkoğlu’nun Sait Faik’e yaptığı göndermelerden hareketle bir aidiyet mekânı haline geliyor. Öykülerdeki kahramanlar Ada’nın makro alanının içinde yaşamsal pratiklerini üretir, onun zemininde aralıksız bir gönderme trafiği yaşatırlarken, Karabıyıkoğlu da kendi mecrasında Sait Faik’le dertleşir, yeni İstanbul’un, Adalar’ın o anlatalı beri geçirdiği değişimlerden söz eder. Zaman çok kötüleşmiştir; modernleşen şehir Adalar’ı da girdabına alarak her şeyi birbirine benzetmiştir. Haksızlıklar ve kötü niyetlerle, savaşlar, unutuşlar ve makineleşmeyle kurulmuştur bu dünya.
Bir savaş simülasyonu
İki kısımdan oluşan kitabın ilk kısmı Serseri Yengeçler, ikinci kısmı ise Grotesklere Konu Olabilecek Alışkanlıklar adıyla açılır. Karabıyıkoğlu kitabının ilk periyodunda daha çok ruhsal ve toplumsal süreçlere odaklanırken ikinci periyotta absürt, neredeyse grotesk ama hayatın doğal seyrine de ait olan sahnelere eğiliyor. Bir savaş simülasyonu içinde oyun-gerçeklik sınırları çoktan silinmiş çocuklardan, tek isteği tıka basa bir şeyler yemek olan ve bu yüzden de giderek kilo alan Öznur’a, Orhan Baba’sının şarkılarıyla hayata tutunmaya çalışan çilekeş Bekir’in makûs talihinden, Nuran Hanım’ın bir gününe dahil ettiği bütün dünya gündemine doğrudan doğruya sıradan hayatlarımızdan ilham alınıyor.
Bu öykülerde hâkim duyguyu bütün manzaralar karşısında duyulan yılgınlık oluşturuyor. En dertsiz, hiçbir değerden kâm almamış denilerek, sınıra itilen yaşamların gerçeklik tasavvuru yapılmıştır. Öyküler groteske yaslanıyor ancak groteskin de bugün yaşanan biçimiyle artık gerçeklikten öte bir alanı işaret ettiği söylenemez. Her birimizin hayatları groteske ait imgelerle çoktan doldurulmuş vaziyette. Todorov’un fantastik bahsinde söylediği gibi; artık fantastik olan insanın kendisidir. Binlerce imgenin saldırısına açık hale gelmiş bir zihnin yaşantısı bu saldırılardan özerkleşemez. Metnin kendisini dünyadan soyutlaması bu koşullarda imkânsızdır. Şimdi yapılması gereken bu bilgiyle yürümek, metni bu doğa durumunun içinde kurmaktır. Ama elbette ki estetiği dışlamadan, yazıyı işleten yasaların farkında olarak… Karabıyıkoğlu’nun bu ilk kitabının varlığını borçlu olduğu yasaların bilincinde olduğunu söylenebilir. 

_____________________________________________


Adalar Yönetim Planı için Sivil Girişim

http://www.adalaryonetimplani.org/belge

Alan Yönetim Planları’nda 
Sivil Girişimlerin Rolü 

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda 2004 yılında yapılan değişikliklerle yasal bir tanıma kavuşan “yönetim alanı” ve “yönetim planı” kavramlarının hayata geçirilmesinde şimdiye kadar katılımcılık ve koruma adına parlak deneyimler yaşandığı söylenemez. Ülkemizde daha çok sulak alanlar ve sit alanlarında uygulanan söz konusu yönetim planı süreçleri aslında doğal ve kültürel mirası koruma açısından sivil toplumun rolünü güçlendirecek yasal bir dayanak sunmaktadır. Bu süreçleri sadece siyasi iktidar ve resmi kurumların inisiyatifine bırakmadan, sivil toplum ve yerel halk tarafından oluşturulacak girişimlerle katılım ve korumanın sağlanmasını garanti altına almak gerekir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda Yönetim Planının, “yönetim alanının korunmasını, yaşatılmasını, değerlendirilmesini sağlamak amacıyla, işletme projesini, kazı plânı ve çevre düzenleme projesi veya koruma amaçlı imar plânını dikkate alarak oluşturulan koruma ve gelişim projesinin, yıllık ve beş yıllık uygulama etaplarını ve bütçesini de gösteren, her beş yılda bir gözden geçirilen plânlar“ şeklinde tanımlandığını görüyoruz. Bu tanım, koruma, alanın değerlendirilmesi ve gelişme gibi birbiriyle çelişen kavramları içermesiyle uluslararası düzeyde alan yönetim sistemleri için kabul gören, “belirli bir alanın şimdiki ve gelecek nesiller için etkin korumasının sağlanması” hedefinden çok uzaktadır.

Yönetim planı sürecinde doğal ve kültürel mirasın korunması adına yapılan tüm faaliyetlerde, belirli bir alanın şimdiki ve gelecek nesiller için etkin korumasının sağlanması hedeflenmeden, sivil toplum ve yerel halkın aktif katılımı olmadan gerçek anlamda bir uygulama yapılamayacağı, dolayısıyla bu ilkelerin planlara özünü kazandırdığı dikkate alınmalıdır.

Katılımın arama konferanslarındaki katılım düzeyine indirgendiği ve buradaki öneri ve görüşlerin bile planlara yansıtılmadığı dikkate alınırsa, mevcut durumu değiştirmek için ilk aşamada sivil grupların inisiyatif alarak sivil yönetim planı geliştirmesi alternatif olarak düşünülebilir.

Yönetim planları uygulanacağı alanın çeşidi, karakteristikleri ve ihtiyaçlarının yanı sıra kültürel ve doğal kapsamına da bağlı olarak çeşitlilik göstermektedir. Yönetim sistemi farklı kültürel bakış açıları, kullanılabilir kaynaklar ve diğer faktörlere göre de değişebilir. Geleneksel uygulamaları, mevcut kentsel ve bölgesel planlama araçlarını, resmi ve gayriresmi diğer planlama kontrol mekanizmalarını içerebilir.

Yukarda bahsedilen değişkenliği akılda tutarak etkili bir yönetim sisteminin uluslar arası düzeyde kabul edilmiş ortak unsurları aşağıdaki gibi sıralanabilir;

• Tüm paydaşlar tarafından ortaklaşılan alanla ilgili ortak değerlerin ortaya konması
• Planlanma, uygulanma, izlenme, değerlendirilme ve geri bildirim döngüsünün işlemesi
• Ortaklar ve paydaşların katılımı
• Gerekli kaynakların tahsisi ve
• Kapasite geliştirme ve yönetim sistemi fonksiyonlarını nasıl hesap verebilir, şeffaf olacağının açıklığa konulmasının sağlanması.

Tüm bu unsurlar içerisinden hesap verebilirlik ve şeffaflık yine uygulamada pek karşılığı olmayan kavramlar, bunlar ancak yönetim planları süreçlerinin sivil toplum tarafından ısrarla izlenmesi ve sürece katılımın sağlanması ile hayata geçirilebilir.

İstanbul Adalar bölgesi gerek ölçeğinin görece küçük olması gerekse nüfus yoğunluğu ve yerel halkın bilinç düzeyinin yüksek olması dolayısıyla alternatif yönetim planı için sivil bir girişimin aktif olabileceği bir çalışma için pek çok fırsata sahiptir.

Bu kapsamda “Adalar Yönetim Planı için Sivil Girişim” Grubu, İstanbul Adalar Bölgesi’nde mevcut sorunların katılımcı yöntemlerle çözümü için yol haritası niteliğinde sivil bir yönetim planı oluşturulmasını teşvik edecek bir platform olarak çalışmalara başlamıştır.

Grubun ana amacı, Alan Yönetim Planı sürecinin şeffaflığını ve tüm paydaşların katılımlarını sağlayarak, ortaklaşılan vizyon ve misyon çerçevesinde mevcut sorunların çözümü için belirlenecek hedeflere yönelik somut faaliyetlerin planlanmasını ve hayata geçirilmesini teşvik etmektir. Daha yolun çok başında olunduğu ve kolay olmayan uzun bir sürecin beklediği göz önünde tutulursa, sivil bir yönetim planı oluşturmak için yola çıkan bu girişimin benzeri çalışmalar için değerli deneyimler kazandırması dileğiyle…

Sevgi Mutlu

Kaynaklar

_______________________________
Milliyet- Kadın,
Neşe Mesutoğlu

Büyükada’nın efsane lezzetleri 
Yemek kitaplarının Oscar’ı sayılan Uluslararası Gourmand Ödülü’nü ‘En İyi Yerel Mutfak’ dalında kazanan Selin Kutucular, ‘Büyükada Yemekleri’ isimli kitabından tarifler: 
Yemek kitaplarının Oscar’ı sayılan Uluslararası Gourmand Ödülü’nü ‘En İyi Yerel Mutfak’ dalında kazanan Selin Kutucular, ‘Büyükada Yemekleri’ isimli kitabındaki tarifleri, adanın kültürel mirasına ilişkin yeni bilgilerle sunuyor. İşte bu kitaptan seçtiğimiz pratik yemek tarifleri:
BABA MAKARNASI
Malzemeler: 1/4 paket tereyağı , 200 gr. krema , 1 kutu krem peyniri , 1 paket makarna (tercihen farfelle ya da fusili) 2 yemek kaşığı sızma zeytinyağı, 200 gr. rendelenmiş parmesan peyniri
Hazırlanışı: Makarnayı tuzlu suda haşlayın. Krema ve krem peyniri tereyağıyla birlikte eritin. Karıştırın. Makarnanın pişmesine yakın yarım kepçe makarnanın suyundan bu sosa katın ve kısık ateşte pişirmeye devam edin. Makarnayı süzün ve iki kaşık zeytinyağıyla karıştırın. Makarnanızın üzerine, pişirdiğiniz sosu katarak servis edin. Unutmadan; iyi bir makarna için iki şey önemlidir. İyi bir zeytinyağı ve iyi bir makarna.
BAYRAM KAVURMASI
Malzemeler: 1 kuzu budu, 1 büyük soğan, 2 diş sarımsak , 2 çorba kaşığı margarin
Hazırlanışı: Etleri kuşbaşı doğratın. İyice yıkayın ve süzün. Büyük bir tencerede margarini eritin. Soğan ve sarımsağı ekleyin. Etleri içine atın, tencerenin ağzını kapatın. Orta ateşte, etler kendi suyunu verene kadar, kapağı kapalı şekilde pişirmeye devam edin. Daha sonra kapağı açın, tahta kaşık yardımıyla etleri zedelemeden, suyunu çekip pembeleşinceye kadar kavurun. Tuzunu ve karabiberini ilave edin. Piştikten sonra servis tabağına alın, kekikle süsleyin. Dilerseniz fotoğrafta gördüğünüz gibi havuç beğendi ve ıspanak püresiyle servis edin.
KREP (10 adet ve çapı 20 cm. olan bir tava için)
Malzemeler: 3 yumurta, 3 su bardağı un, 3 su bardağı süt , 1 çay kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 çorba kaşığı sıvı yağ
Hazırlanışı: Bütün malzemeyi mikserde çırpın, yarım saat bekletin. Teflon tavayı kızdırın. Bir fırça yardımıyla likit yağı tavaya sürün. İnce bir tabaka olacak şekilde malzemenizden teflona yayın. Bir tarafı pişince diğer tarafı çevirin. Arzu edilen tatlı ve tuzlu içine doldurup servis edin. Kreplerinizi bir tabağa üst üste dizip buzdolabında saklayabilirsiniz.
MUTLULUK KURABiYELERİ
Malzemeler: Yarım kg. un , 250 gr. oda sıcaklığında margarin, 125 gr. pudra şekeri 1 yumurta, 1 paket vanilya
Hazırlanışı: Malzemelerin hepsini yoğurun. Merdaneyle ince bir naylonun üzerine açın. İstediğiniz kurabiye kalıplarıyla kesin. Tepsinizi yağlı kağıtla kaplayın. Kurabiyeleri yerleştirerek 200 derecede sıcak fırında pişirin. Çabuk pişeceğinden fırınınızı kontrol edin. Eski usül yapmak isterseniz, hamurunuzdan küçük küçük toplar yapın. Hafifçe bastırarak ortasına fındık veya marmelat koyun.
EVDE ET BULYON HAZIRLAMA
Malzemeler: 4 parça ilikli iri dana kemiği, 3 soğan, 1 çorba kaşığı tuz
Hazırlanışı: 2 litre suda bütün malzemeyi iyice kaynatın. Su seviyesi koyduğunuz miktarın yarısına insin. Tel süzgeçten geçirdikten sonra buz kalıplarının içine et sularını boşaltın ve dondurun. Donduktan sonra naylon torbaların içine koyun, buzluğunuzda bulundurun. Bir bütün tavukla aynı işlemi yapabilirsiniz.
ACI YEMEĞİ (8 kişilik)
Malzemeler: 1 kg. dolmalık sivri biber l 250 gr. sivri acı biber l 6 domates l 1 tatlı kaşığı tuz l 2 çay bardağı zeytinyağı l 500 gr. yoğurt l 2 diş sarımsak
Hazırlanışı: Bütün biberleri küp küp doğrayın. Zeytinyağında çevirin ama kızarmamasına dikkat edin. Domatesleri soyun ve küp küp doğrayın. Kavurduğunuz biberleri içine atın. Domatesler suyu çekene kadar biberlerle karıştırın. Tuzu ekleyin. Altını kapatın. Soğuduktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt koyun.
HAVUÇ BEĞENDİ (6 kişilik)
Malzemeler: l 5 iri havuç l 2 çorba kaşığı un l 2 çorba kaşığı margarin l 1 tatlı kaşığı tuz l Yarım litre süt
Hazırlanışı: Havuçları haşlayın. İyice süzün. Margarinle unu çevirin. Tuzu ilave edin. Havuçları içine katın. İyice karışmalarını sağlayın. Yarım litre süt ilave edin. Püre kıvamına gelince altını kapatın. 1 çorba kaşığı krema da ekleyebilirsiniz.
ISPANAK PÜRESi (8 kişilik)
Malzemeler: 1 kg. köklerinden ayıklanmış ıspanak yaprağı, 2 çorba kaşığı margarin, 2 çorba kaşığı un , 1 tatlı kaşığı tuz 150 gr. gravyer , Yarım litre süt
Hazırlanışı: Ispanakları iyice yıkayın ve doğrayın. Unla margarini kavurun. Ispanakları içine atın. İyice karışmalarını sağlayın. 1 çay bardağı sıcak suyla 1-2 taşım kaynatın. Süt ve tuz ilave edin. İyice suyunu çekince altını kapatın ve rendelenmiş gravyeri ekleyin. Elinizde varsa yarım çay kaşığı muskat koyun. Ayrıca 1 çorba kaşığı kremayla lezzetini artırabilirsiniz.
KOL BÖREĞİ (4 Kişilik)
Malzemeler: 2 yufka, 2 yumurta, 2 çorba kaşığı sıvı yağ, 2 çorba kaşığı yoğurt
Hazırlanışı: Yumurtayı, yağı ve yoğurdu çırpın. Yufkanın yarısına sürün. Yufkayı ikiye katlayın. Yarım dairenin kenarına arzu ettiğiniz içi koyun. Rulo şekline getirin, ruloyu içe içe yuvarlayarak yağlanmış tepsiyi doldurun. Üzerine sıvı yağ ve yumurta sarısı sürün. 200 derecede ısıtılmış fırında pişirin.

_______________________________
HaberTürk, 6.3.2012 
Hayatın İçinden 
Geçmişten bugüne Beyoğlu’nun öyküsü 
Ceren Akdağ Şahin “Hayatın İçinden”de takipçilerini, Beyoğlu İnci Profiterol Pastanesi’nin 52 yıllık işletmecisi Musa Ateş’le buluşturacak. Ateş’in geçmişten bugüne İnci’yi ve Beyoğlu’nun öyküsünü izleyenlerle paylaşacağı programda; “Profiterol denilince ilk akla gelen İnci Profiterol neden kapanıyor?”, “Dünyanın her yerinden müşterisiyle Beyoğlu’nun en eski tarihine sahip pastanesin emektarı Ateş, yeni mekan açacak mı?”, “İnci Pastanesi nasıl kuruldu?”, “Kimler müşterileri oldu?”, “Nostaljik mekânın Büyükada’daki şubesi neden kapanmıştı?” soruları da yanıt bulacak.
_______________________________
_______________________________
AdaGazetesi, 6.3.2012
Büyükada Motor İskelesi’nde Bomba İhbarı 
Büyükada motor iskelesinde bomba ihbarı nedeniyle polis Mado’nun önü, Yıldızlar Cafe ve vapur iskelesine gidişi yasakladı, motor iskelesinde şüpheli bir koli var. Adalar ilçe emniyeti gerekli önlemleri almış durumda, detayları buradan okuyabilirsiniz…
20:55’de karşıdan gelen bomba ekibi koliyi uzaktan kumandalı fünyeyle patlattı içinden bir şey çıkmadı.

_______________________________
From: YUSUF BAHAR
Subject: FW: Adalar Spor’dan Adalar Belediyesi’ne ziyaret
Date: March 4, 2012 9:01:27 AM GMT+02:00
Adalarspor Kulübü’nden 
Adalar Belediyesi’ne ziyaret…
Adalarspor Kulübü Başkanı Yusuf Bahar, yönetim kurulu üyelerinden Haydar Karasu, Mahir Etişken, Aydın Kar, takımın hocası Ergün Seven ve Adalar İlçesi Bağımsız Meclis üyelerinden Müslüm Şahin’in katılımıyla Adalar Belediye Başkan yardımcısı Mürsel Ayrancı’ya ziyarette bulundu. Adalarspor Kulübü’nün Büyükada’da idman yapabilecek bir sahanın olmamasından dolayı idmanlarını ve maçlarını Adalar dışında gerçekleştirmesinin, Kulüb’e büyük maddi zarar getirdiğinin altını çizen Kulüp Başkanı Yusuf Bahar, Adalar Belediyesi’nin sezon başından beri gerek A Takımı maçlarında gerekse U-16 maçlarımızın idman ve maçlarında Belediye’ye ait olan Deniz Ambulansı’nı [!?] tahsis etmesinden dolayı teşekkür ediyoruz,” dedi. Yusuf Bahar tarafından Adalarspor’un flamasının hediye edildiği Belediye Başkan Yardımcısı Mürsel Ayrancı, İsa Tepesi’nde bulunan ve atıl durumdaki stadın yeniden hayata geçirilmesi konusunda destek sözü verdi. Önümüzdeki hafta stadda yapacağımız incelemelerden sonra daha da somut adımlar atılarak yıllardan beri özlemini çektiğimiz Adalar’ın stad problemini el birliğiyle çözmek istiyoruz,” dedi.

_______________________________
Sualtı Gazetesi, 4.3.2012 
Hakan Kabasakal 
ADALAR DENİZİ 
FARKLI DÜNYALAR-7 
Kumun altında bir kere gözden kaybolduktan sonra çok fazla hareket etmeyen, hatta hemen hemen hareketsiz bir yaşamın tutsakları olan kum midyesi (Chamelea gallina), sulina (Ensis spp.), deniz faresi (Sphatangus spp.) gibi canlılar için ince kumun kalın örtüsü, gözden uzak, güvenli sığınaklar yaratır. Kumdan süzgecin tabakalarında alıkonan minyatür canlılar –mikrofauna ve meiofauna üyeleri- bu saklı dünyada barınanların başlıca besin kaynağıdır. Deniz faresi beslenirken kum yutar, organik maddeyi özümler ve cansız olan herşeyi dışarı atar. Kum midyesi ve sulinanın kavkıları arasından çıkan sifon, hem besinlerin emilmesi, hem de atıkların boşaltılması için kullanılan ortak bir bacadır. Yine de doğa, durağanlığa mahkûm olan bu dünyada bile yırtıcılar yaratmayı ihmal etmemiştir. 
Avla görsel temasın olanaksız olduğu kum denizinde gözler ya yok olmuştur ya da iyice küçülmüştür. Kumda av ararken duymak, koklamak, elektriği algılamak görmekten daha önemlidir. Kum altında gizliden gizliye bir ölüm kalım savaşı devam eder. Avın ve avcının hareket olanaklarını alabildiğine kısıtlayan kum örtüsü, ava saklanmaktan, avcıya sabırla beklemekten ya da uzun arayışlardan başka seçenek bırakmaz. Hücumların hız kestiği kumun derinliklerinde her an ölümcül bir karşılaşma yaşanabilir. Kollarının altındaki yüzlerce küçük parmakla kumun her santimetrekaresini sabırla didikleyen deniz yıldızı ile karşılaşma midye için mutlak ölüm demektir. Deniz yıldızı kollarını kumun derinliklerine uzattığında, midyeyi yırtıcılardan gizleyen koruyucu örtü onun kefeni olur. Deniz yıldızı sabırlı arayışının ödülünü aldığında midyeden geriye bir çift kabuk kalır. 
Kumun kırış kırış olmuş yüzeyinin altında saklanan bazı canlılar insanın canını çok yakabilir. Trakonya (Trachinus spp.), kurbağa balığı (Uranoscopus scaber) ve irina balığı (Dasyatis spp.), doğanın en etkili savunma araçlarından biriyle donatılmışlardır. Masum görünüşlü bu balıkların vücutlarındaki dikenlerde taşıdıkları güçlü zehir, onlara cüsselerinden beklenmeyecek kadar etkili bir savunma yeteneği kazandırır. Ne trakonya, ne kurbağa balığı, ne de irina aktif avcı türler değildir. Bunlar avlarını kovalamak yerine kumun altında pusuya yatmayı tercih ederler. (Devamı var)
_______________________________

Kuşlar Âlemi’nden… 
Twitter, 5.3.2012 19:26
Elif Sezgin ‏
@ecif

Yeni evde gizli mesaj bulduk. Ama biraz geç oldu.

Twitter, 5.3.2012 23:56

gallerpirensesi ‏ 

@GallerPirensesi

Büyükada’da evi olan biriyle çok yakın arkadaşlık kurmak istiyorum!…

_______________________________


Yüzler Defteri’nden…

Son Liman Gazetesi, 6.3.2012
Murat Başbay 

https://www.facebook.com/groups/152999051470373

2014’E HAZIRLIK… 

Bugüne kadar Terrace-Lido ve Seferoğlu inşaatlarıyla ilgili ben dahil herkes yazdı çizdi. Fakat tam bir hafta önce akşam cep telefonum çaldığında bütün yazılanları boşa çıkaracak [!?] bir konuşma yaptım. Haber kaynağım konuyu kısaca anlatıp görüşme talep etti. Hemen ertesi gün Bostancı’da haber kaynağımla buluştuk. Seferoğlu ve Terrace-Lido ile ilgili bilgileri tekrar aldıktan sonra ayrıldık. AKP’de etkin olan bazı isimlerle derhal temasa geçerek haberi doğrulatmak istedim. Şimdi sıkı durun ve koltuğunuzda geriye yaslanın. 
Büyükada’da yeni komşularımızı açıklıyorum; R.T.E, bakan B.Y ve Amerika’da okuyan fakir çocuklara burs veren (!) Remzi Gür. Bu muhteşem üçlüden Remzi Gür ek olarak Seferoğlu tesislerinin bitişiğindeki rahmetli Lütfi Kırdar’a ait yalıyı da almak için pazarlık halindeymis. Eğer satış gerçekleşirse arada kalan yolu da birleştirerek büyüteceklermiş. 
Buradan Farsakoğlu’na soruyorum: 
1. Seferoğlu inşaatı için Kadir Topbaş sizi kaç defa aradı? Bu görüşmelerde size aba altından sopa gösterdi mi? 
2. Kadir Topbaş size telefonda, “O inşaat çok önemli eğer aramız düzelsin istiyorsan bu senin son şansın,” dedi mi? 
3. Adalar AKP ve yine AKP’li Meclis üyelerinin bu olaydan haberleri olduğu için mi kaçak inşaatlarla ilgili etkili muhalefet yapmamaktadırlar. 
4. Burgazada, Heybeliada, Büyükada ve Kınalıada’da, Büyükşehir’in yaptığı kaldırım, ahırların tadilatı ve yeni fayton ahırları inşaatları, spor alanlarının ıslahı acaba verilen izinlerin karşılığında alınan tavizler mi? 
Sn. Farsakoğlu elbette bu soruların cevabını Adalılara verecektir. İnanlar İnşaat ve Akdağ Turizm’in hangi alanlarda ortak iş yaptıklarını ve bu firmaların AKP üst yönetimiyle olan ilişkilerini çok yakında yine buradan duyuracağım. R.T.E.’nin neden ADALAR’ı istediğini, özel yatla kimseye görünmeden Marmara Adası’ndaki tatillerini artık Büyükada’da geçirmek istemesini sizlere anlatabildim sanırım. 
2014 Belediye seçimleri bu anlamda büyük önem arz ediyor. Haydi hayırlısı diyelim…


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: