Gönderen: adalarpostasi | 03 Mart 2012

ADALAR POSTASI-2675: iki bin sekiz yüz altmış üç…

Büyükada vapur iskelesi civarında…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

22 Temmuz 1914 Çarşamba günlü, Büyükada’da vapur iskelesi civarından Sinosoğlu Simonaki zevcesinin tasarrufunda bulunan havuz yerinin doldurulmasına engel olunmaması gerektiğine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Kinaliada (Proti, Akoni), Kınalıada’dan, 28.2.2012.  


* * *


ADALAR’da HAVA DURUMU:

4 Mart 2012 Pazar
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Parçalı bulutlu
3/7ºC
%64-81 nem
Lodos, GB 16km/sa
Gündoğuşu 06:34… Günbatışı 17:57…


* * *
Cicely Mary Barker, The Horned Poppy Fairy.


__________________________________________

1- Arif Çağlar: “Sahte isimle yazı yazmak ya da herhangi bir ifade şekliyle hareket etmek kişinin baskı altında olduğu, gerçek kişiliğiyle kendini ortaya koyduğunda varlığının tehdit altında olduğu zaman yapabileceği bir şeydir. Bu dahi…”

2- Arif Çağlar: “İAKTVKD, Seferoğlu tahribatına niye karşı çıkmıyor? Sahte isim giyinmiş kişiler güya eleştiri yapacak. Deve gibi soru, büyüklüğü yüzünden değil, deve gibi hiçbir tarafının doğru değil her tarafının eğri olmasından…”

3- Deniz Toprak: “Adakule, kanunen de tescil edilmiş bir gecekondudur ve orman alanına gecekondu dikenler de açık bir işgalcidir…”

4- Serap Uzunlar: “Ormanı işgal edeni, işgale göz yumanı, ormanı kirleteni, ormanlık arazileri 2B’den kapatıp peşkeş çekeni, ağaçlara zarar vereni, hayvanlara zarar vereni, doğal ortamı olmayan yere hayvanları salıp, kaybedeni… Allah kesilmiş ağaçtan, yok olmuş korudan beter etsin!…”

5- Deniz Toprak: “Ağaçları tekne kaptanına soracak değiliz ya, elbette Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan’a soruyoruz…”

6- Robin Wood: “Seferoğlu… Denize dolgunun da yapıldığı tesis!…”

7- Bayram Kara: “Heybeliada’da 25 yıllık çam ağacını kökünden kesmişler!…”

8- Korhan Gümüş: “Alan Yönetim Planı nedir, ne işe yarar?…”

9- Twitter: “Nokta Çelik (@noktacelik) adlı kişi Twitter’da ADALAR POSTASI’ndan bahsetti!…”

10- Adalar Spor: “U-16 Takımımız Girne Spor’u 4-1 yendi…”

11- Kinaliada (Proti, Akoni): “Kınalıada’dan yıkım manzaraları!…”

12- Kuşlar Âlemi‘nden…

13- Yüzler Defteri‘nden…

14- Elif Sezgin: “Mr. Squarehead is from Cigar Galaxy. He likes the island…”

15- Scr Crew: “2012 Adalar…”

)O(

_____________________________________________
From: ARİF ÇAĞLAR 
Subject: iki yazı 
Date: March 3, 2012 1:24:27 PM GMT+02:00 
Sahte kişilikler…
Sahte isimle yazı yazmak ya da herhangi bir ifade şekliyle hareket etmek kişinin baskı altında olduğu, gerçek kişiliğiyle kendini ortaya koyduğunda varlığının tehdit altında olduğu zaman yapabileceği bir şeydir. Bu dahi ancak özgürlüğün ve sadece özgürlüğün baskı altında olduğu durumlar için haklı görülebilir, savunulabilir. Sözkonusu durumda hiçbir özgürlük baskı altında değilse sahte isim kullanmak —hoş görülebilecek basit şakalar belki hariç ki bunda dahi şakayı açıklamak aynı hoşluğun bir parçası olmak zorundadır— kişinin özgür birey olmaktan korkması, kendi kişiliğiyle diğer insanların önüne çıkmak cesareti gösteremiyor olması demektir. İnsan böyle bir şeye neden gereksinim duyar? Yüzyüze gelmekten korkuyordur, zayıftır, kendine güveni yoktur. Çok sık verilen örnekte olduğu gibi fark düello ile tuzak arasındaki farktır. Birinde savunduğu şey için varlığını açıkça ortaya koymaktan çekinmemek, diğerinde saklanarak tuzak kurmak vardır. Sahte isimle yazı yazanın kişiliği nasıl bir tehlikeyle karşı karışıya ki saklanarak dövüşmek zorunda hissediyor kendini? Çelme takmak, oyunun kurallarını bozarak kazanmak, yalan söyleyerek öne geçmek, aldatmayla güç elde etmek, insan çocukluktan bunlara alıştırılmışsa bu davranışların dışına çıkması zordur, hele ülkenin birlikte yaşama şekli ve siyasetinde böylesi örnekler az değilse zayıf şahsiyetler için dürüst olmak kolay olmayabilir. ADALAR POSTASI‘nda böyle insanlar yoktu, yeni çıktı. [Evvel zeman içinde Abdurrahman Çelebi, Recep Havlucu, Büyükada Postası ve şu an ismini anımsayamadığımız kimilerini de anmadan geçmeyelim.]
ADALAR POSTASI takma isim kullanma konusuna engel olmanın doğru olup olmayacağını, üstelik nasıl engel olunabileceğini soruyor haklı olarak. Engel olmak eylemi tartışma ortamlarını sınırlayıcı bir davranış olacağı için yanlıştır, açıkça saçmalamalar, hakeret ve saldırılar hariç. Yani sorgulama ve eleştiriyi engellememek gerekir. Ama şu da açıktır ki tartışma ve haberleşme ortamına kişinin kendisini saklamadan çıkması hem o kişinin ifadesini hem tartışma ortamının kalitesini yükseltir. İstenilenin de bu olması gerekir. Çünkü kişi ifadesinde herkesin önünde kendisiyle de yüzleştiği için kendisine gösterdiği dikkat ve özeni —eğer böyle bir dikkati varsa— ifadesine de gösterecektir. Dilimizdeki yaygın şekliyle sadece “çamur atmaktan” kaçınacak, eleştirisinin doğruluğu ve yerindeliği üzerinde iki kere düşünecektir. Bu özellik yoksa, iletişim ortamı şahsiyetsiz insanların ortamı olmak eğilimi gösterir. İyi ve güzel çekilir, kötü ve çirkin kalır. Yani şahsiyetsiz yazışmaların olduğu yerde iyi, güzel ve doğru ister istemez ortadan kalkar. 
ADALAR POSTASI‘nın ikinci sorunu daha da önemlidir: yani takma adla gerçek adı nasıl ayıracağız? Gerçekten zor bir soru. “Robin Wood” gibi arkasına gizlenilmiş sahte isimleri ayırd etmek çok zor değil —bu örnekte bile bu adın gerçek olma ihtimali sıfıra çok yakın olsa dahi sıfır değil. Saygıyı elden bırakmadan burada sıraladığım nedenlerle gerçek adıyla tartışmaya katılmasını istemek gerekiyor. [Böylelikle istemiş olalım!] Bunu dikkate almadan sürdürülen durumlar saçmalama ve saygısızlık halidir, ADALAR POSTASI editörü bu kişiden rica eder ve olmuyorsa kaliteyi düşürmemek için yayıma koymaz. Adalar’da yeterince kâğıtlı ve kâğıtsız medya var, bu kişi orada yazmakta serbesttir. 
ADALAR POSTASI kişinin kendisi özel olarak istemiyorsa bu ortama yazanların email adreslerini kendi yayın ilkesi olarak saklı tutacağını bildiriyor. Olabilir. Bu ortamın yayın ilkesi böyleyse yapılabilecek tek şey ilkenin yanlışlığı üzerine tartışarak değiştirilmesini istemektir. [Sanal âlemde bir iletişim ağı olan ADALAR POSTASI bu ilkesinde ısrar ediyor zira bugüne değin adres defterinde kayıtlı isim ve adresleri de bu teminatla biraraya getirdi, ADALAR POSTASI‘nda seyreden birinin diğerine, ADALAR POSTASI‘nda yayımlanmadan doğrudan iletmek istediği bir mektup olduğunda da, durum değerlendirilerek yine adresler saklı tutulmak kaydıyla iletilebiliyor.]  Kişiliğe tecavüz söz konusuysa muhattabın yasal yolla hareket ederek tecavüzü durdurması mümkündür. [Serlevhasında da yazılı olduğu minvalde ADALAR POSTASI‘nda yayımlanan tüm yazıların sorumluluğu yazarına aittir! ADALAR POSTASI‘nda seyredenlerin email adresleri ancak adresi istenilen kişinin onayıyla ve/veya gereğinde ADALAR POSTASI‘ndan ancak yasal yollardan talep edilebilir.)O(] Eleştiri ne zaman tecavüz olur, işte bu ince ayrımda sahte ad ve kişisizlik bir başlangıçtır, yukarda açıkladığım nedenlerle. Uyarıcı olup saygıya davet etmek gerekiyor, çatışmanın hukuk yoluyla çözümü sona bırakılmalıdır. 
Sahte isimle yazı yayımlamak konusunda söyleyeceklerim bu kadar. Bir de doğallıkla şu var: sahte isimle ortaya çıkanlar saygı bekleyemez, dolayısıyla yazdıklarına cevap bekleme hakları yoktur, muhattap alınmaları abestir. 
Arif Çağlar 
_____________________________________________
From: ARİF ÇAĞLAR 
Subject: iki yazı 
Date: March 3, 2012 1:24:27 PM GMT+02:00 

Temel olarak anlaşılmayan bir konu…

İAKTVKD, Seferoğlu tahribatına niye karşı çıkmıyor? Sahte isim giyinmiş kişiler güya eleştiri yapacak. Deve gibi soru, büyüklüğü yüzünden değil, deve gibi hiçbir tarafının doğru değil her tarafının eğri olmasından. Derneğin, Seferoğlu konusunda ne yaptığını bilmiyor, yayımlandığı halde bilmiyor, yani cahil ama cehalet sanıldığından daha da büyük: Derneğin ne olduğunu bilmiyor, Belediye’nin ne olduğunu bilmiyor, kamu nedir, kamu kuruluşu nedir, kamu hakları nedir, bu hakları korumak kimin sorumluluğundadır, sorumlular kimdir, yurttaşın durumu nedir, bunların hiçbirini düşünmemiş, varoluşunun kaçınılmaz alışkanlığıyla ortaya bir laf savuracak ve bilmiyor ki bu cehaletiyle herkese rezil olacak. 
Bu konuda daha önce yazdıklarımı tekrarlamaya gerek yok. Temel bir olguya işaret edeceğim. Adalar 1984 yılından beri 2863 sayılı yasanın belirlediği şekilde SİT alanı olarak koruma altındadır. Bu özellik Adalar’ın sermayenin, rant düşkünlerinin, kültürsüzlerin, sorumsuz yöneticilerin, aldatma siyesetlerinin hoyratlığından ve yıkılcılığından nisbeten korunabilmesinin tek temelidir. 1984’ten beri Adalar’a en büyük zararı bu saydığım grup vermiştir, elbette halktan kimesnenin de katılımıyla, yasaya rağmen. İşin “yasaya rağmen” kısmı bu işin can alıcı noktasıdır çünkü Adalar’da en büyük tahribat bu koruma yasası çıkarıldıktan sonra özellikle kamu yöneticilerinin göz yummasıyla yapılmıştır. Özellikle Adalar ilçesi bağımsız belediye olduktan sonra ANAP’ın belediye yönetiminde Adalar’a yerleştirilen idare-i maslahatın adı olan “Recebizm”le Adalar çirkinleştirilmiştir. Diğer parti ve belediye yönetimleri de kendini “Recebizm”den kurtaramamıştır, kurtulmaya da çalışmamıştır. İstanbul yıkıldıktan sonra elde kalan bu son ilçede Belediye’nin neredeyse her hizmeti Adalar’ın tabiat ve kültür varlıklarını korumak konusunda hizmet değil hezimet olmuştur. Yine de bu ilçe nispeten korunabilmişse ya tahrip gücün eksikliğinden, ya deniz geçmek korkusundan, ya pervasızlığın sınırı ve yasaları çiğnemek konusunda cesaretsizlikten ama en önemlisi işte bu 2863 sayılı yasa yüzünden korunabilmiştir. Demek ki Adalılar’ın herşeyden önce dört elle sarılmaları gereken yasa budur. Bu bir kamu hakkıdır, bu konuda ne kadar bilinçli, ne kadar baskı uygulayıcı, ne kadar girişimci olunsa azdır. 
Bu yasanın savunulması birinci derecede kamu yöneticileri ve sorumlularının görevidir yani yurttaşın seçtiği, yani halkın kendisinin, yönetimlerinin işidir. Yurttaş bu hakkın bilincinde olarak işin klasik tanımıyla bu yöneticileri denetler, gerektiği yerde uyarır, haklarını savunur. 
Kaçak Terrace-Lido inşaatı ya da kaçak motor iskeleleri ve daha nicesi birinci derecede kamu yöneticilerinin sorumluluğundadır. Adalılar’ın dikkat edeceği konu bu sorumluluğun yerine getirilmesidir. Cehaletten kurtulamamış ve gerçek anlamıyla bir türlü yurttaş olmayı becerememişler bu haklarından ve sorumluların kim olduğundan bihaber kahvehanede mahalle kavgası yapar gibi laf kalabalığı içinde bu temel konudaki şaşkınlığını diğer cahillere yayıyor. Umarım bunların sayısı azdır da Adalılar gerekeni yapar, ne de olsa çoğu kültürlü, Adalar’ın doğal ve kültürel değerlerini seven ve korumak isteyen insanlardır. Bu da büyük bir şanstır. 
İAKTVKD, yöneticilerin 2863 sayılı yasayı korumak konusunda yeterli titizlik göstermemelerinden rahatsız oldukları için yapılanlar ve yapılması gerekip de yapılmayanlar hakkında bilgi edinmek ve sorumluları uyarmak için ve kişisel girişimlerinde kamu yönetimleri tarafından yeterince ciddiye alınmadıkları için tüzel kişilik olarak hareket etmek ihtiyacıyla az sayıda Adalı’nın kurmuş olduğu bir dernektir. Dayanağı 2863 sayılı yasa olduğu için dernek adını da bu yasadaki “doğal ve kültürel değerleri korumak” ifadesinden almıştır, bu açıdan derneğin adı kısaca “2863” de olabilirdi. Bu İAKTVKD (İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği) adı Adalar’ı bu yasaya göre korumakla görevli Koruma Kurulu’nun müdürüyle ilk karşılaşmada sorun olarak dile getirilmiş, Kurul müdürü Dernek’ten olan rahatsızlığını Derneğin adından duyduğu rahatsızlık olarak ifade etmiş ve Kurul’la aynı adı kullanmanın postada karışıklığa yol açtığını ileri sürerek bu adın değiştirilmesi gerektiğini söylemiştir. Doğallıkla kendisine Derneğin adının son derece doğru olduğunu ve değiştirmeye niyetimiz olmadığını söyledik. Yasal bir zorunluluk olursa Derneğin adını “2863” koyarız. 
Derneğin ve bilinçli yurttaşın ne olduğunu açıkladıktan sonra Seferoğlu tahribatı ya da diğer bilumum tahribat ve Derneğin bu konudaki tutumu hakkında başka söze gerek yok. 2863 sayılı yasayı ve yaptırımlarını yani kendisine ait, kendisinin kamu hakkı olan herşeyi korumak Adalı her yurttaşın hem hakkı hem yurttaşlık görevidir. Olan biteni sessizce kabullenip bir de üstelik hedef şaşırtmaya çalışmak iyi bir davranış değildir, en iyimser ifadeyle cehaletle, değilse kötü niyetle ilgilidir. 
Ben hiçbir yurttaşı ne kadar bilinçli, haklarına ne kadar sahip çıkıyor, bunlar için ne kadar mücadele ediyor ya da savunuyor şeklinde ölçmek istemiyorum, hiç kimseyi böyle bir ölçüye vurmuyorum. Bu herkesin kendi gücüne göre, kendi kararıyla herkesten önce kendine vereceği bir cevap, herşeyden önce kendi kendisiyle yapacağı bir hesaplaşmadır. 
Arif Çağlar
_____________________________________________

From: DENİZ TOPRAK 
Subject: KILAVUZU KARGA OLANIN… 
Date: March 3, 2012 8:42:43 AM GMT+02:00 
Ömer Faruk Berksan’ın mektubuna cevaben… 
Sayın Ö.F. Berksan

KILAVUZU KARGA OLANIN… 
Sizi kaygılandıran nedir bilmiyorum ama bildiğim ve emin olduğum konu şudur ki; 
Serap Uzunlar ile Deniz Toprak tanışıklığı, Adalar için Yüksel Özcan ile Ömer Faruk Berksan tanışıklığından çok ama çok daha hayırlıdır… 
Bu sebeple, Sayın Serap Uzunlar ile en kısa sürede tanışabilmeyi dilerim. Orman işgal ve işgalcilerini daha önce de yazdım ama anlamakta zorlananlar için tekrar etmek gerekirse; 
ADAKULE, KANUNEN DE TESCİL EDİLMİŞ BİR GECEKONDUDUR VE ORMAN İŞGALİDİR. ORMAN ALANINA GECEKONDU DİKENLER DE AÇIK BİR İŞGALCİDİR. 
Yazdım ama sen sakın ola beni sevme, tek taraflı bir sevgi olur bu. Çünkü benim bu zihniyeti sevebilmem mümkün değil… 
Bu arada, karganın ödevlerini artık ağabeyleri mi yapıyor? 
_____________________________________________
From: SERAP UZUNLAR 
Subject: Sn. Berksan sev beni! 
Date: March 3, 2012 10:05:51 PM GMT+02:00 
Ömer Faruk Berksan’ın mektubuna cevaben… 

Sn. Berksan sev beni!…

Tapusu olmadan gelmiş 
Dikivermiş binayı ormana 
Sonra da pusmuş beklemiş 
Tapu versinler onlara 
Koruyu kurutmak isteyen gitmiş 
Varmış ormancı makamına  
Sonra da işini halletmiş 
Veda edilmiş ağaçlara 
Sn. Ömer Faruk BERKSAN, 
Pek yakında açılacağı duyumları dolaşan obezite merkezinizi, eğer Adalar‘da açacaksanız, umarım orman alanında —2B de olsa— bulunmaz. Ticari işletme yapımı için umarım hiç ağaç katledilmez. Gönderdiğiniz postanız, sizin de bu konularda çok duyarlı olduğunuzu gösteriyor zaten…
Ormanı işgal edeni, işgale göz yumanı, ormanı kirleteni, ormanlık arazileri 2B’den kapatıp peşkeş çekeni, ağaçlara zarar vereni, hayvanlara zarar vereni, doğal ortamı olmayan yere hayvanları salıp, kaybedeni……………………………………..Allah kesilmiş ağaçtan, yok olmuş korudan beter etsin! 
Sn. Berksan, amin mi?

_____________________________________________

From: DENİZ TOPRAK 
Subject: ETHOS* 
Date: March 3, 2012 8:48:46 AM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 
ETHOS* 
*(Dilimizdeki karşılığı bazılarınca anlaşılmayabiliyor. Orijinali Yunanca ETHOS, ETİK yani…) 
Aylardır soruyoruz… 

ADALAR POSTASI-2672 (28.2.2012)adalar orman işletme şefi yüksel özcan’a seferoğlu korusu ağaçlarının akıbetini soruyoruz!…  

Ağaçları tekne kaptanına soracak değiliz ya, elbette Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan’a soruyoruz. 

Burada yıllardır göç eden leylekleri, fotoğraf sergilerini, hediye böcekleri, Adakule’ye yapılacak şelaleyi, kutsal görev gezilerini, hususi faytonun genel koruma (!!!) hizmetlerini… sayfalarca, defalarca, Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan imzasıyla yazdığı için biz de burada ona soruyoruz… 

Mesela; 
[…] Kamu görevlileri, görevlerini yürütürken Yönetmelik’te belirtilen etik davranış ilkelerine uymakla yükümlüdürler […]  
demiş Etik Kurulu. Kim neyi nasıl yapmalıymış, kim neyden sorumlu olmalıymış, hepsi var burada…
T. C. BAŞBAKANLIK 
KAMU GÖREVLİLERİ 
ETİK KURULU 

[…] Kamu görevlileri, görevlerini yürütürken Yönetmelikte belirtilen etik davranış ilkelerine uymakla yükümlüdürler […] 
Uymakla yükümlüymüşler… 
[…] Kurumların karar alma süreçlerinin kural olarak halka açık olmasını, yönetimin aldığı kararların kamuya duyurulmasını, resmi bilgi ve belgelerin istenildiğinde yönetimden alınabilmesini […]  
Sorduk defalarca, Lido ve Seferoğlu’ndaki ağaçlarla ilgili kesim talebi geldi mi? Senin de yazılı onayın ya da itirazın oldu mu? diye… 
Yangın gözlem kulesi yaptım dedin, otele benziyor, kim konaklıyor burada? diye… 
Kilise davasında hakkında cezaya hükmedilmiş, temyize müracaat etmişsin, buna benzer ceza aldığın başka davaların da var mı? diye sorduk… 
[…] Kamu görevlileri, kamu hizmetinin emanet olduğu düşüncesiyle halka zevkle hizmet etmeli, meslektaşlarına ve hizmetten yararlananlara karşı sabırlı, nazik, saygılı ve güler yüzlü olmalıdır […] Sabırlı, nazik, saygılı ve güler yüzlü??? 
Kustuğunuzu yiyin“, “yüzünüze tükürelim“, “sahtekârlar“, “düzenbazlar ve dahası var…  
hepsinin altında Yüksel Özcan imzasıyla… Hepsi soru soranlara… Herhalde korkarlar da vazgeçerler zannıyla :) 
Oysa SADECE SORDUK!… 
[…] Halkın kamu hizmetine güven duygusunu zedeleyen, şüphe yaratan ve adalet ilkesine zarar veren davranışlarda bulunmaktan da kaçınmaları zorunludur […] 
Orman İşletmesi’ndeki makamında, şirket yetkilileriyle Seferoğlu’nun ağaçlarını görüştüğünü söyledin! Ağaçların sonu ortada. Ağaçları kurtarmak için ne yaptın diye sorduk… 
[…] Kamu görevlileri, kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarını kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri dışında kullanamaz ve kullandıramazlar […]  
Orman İşletmesi’ne ait Resmi Aracı, görev dışı kullanan ya da kullandıran oldu mu, kullanılabiliyor mu diye sorduk, sonra mesela işletmeye ait faytonun kullanıldığı genel hizmetleri (!!!) sorduk… 
[…] Kamu görevlilerinin, kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarının kullanımında israf ve savurganlıktan kaçınmaları; mesailerini ve kamu imkânlarını kullanırken etkin, verimli ve tutumlu davranmaları gerekir […] 
Adakulede gereksiz masraf yapıldı mı diye sorduk. Konaklama katlarında görevi dışında konaklayan oldu mu diye sorduk. Konaklama katlarının, şelalenin, 5 yıldız konforunun yangın gözetlemesine faydasını sorduk… 
[…] Kamu görevlileri, kamu hizmetleri ile ilgili temel kararların hazırlanması, olgunlaştırılması, alınması ve bu kararların uygulanması aşamalarından birine, bir kaçına veya tamamına, aksine yasal bir hüküm olmadıkça, o karardan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenecek kişi ve kuruluşların katkıda bulunmasını sağlamaya dikkat etmelidirler […] 
Büyükada gibi küçük sayılabilecek bir yerleşimde, yok edilme ihtimalini önceden haber aldığın yüzlerce ağaçtan ve bu ağaçların yok olmasından, doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenebilecek kişi veya kuruluş yok muydu, koskoca KORU’yu kurtarmak için senin yapman gereken bir iş yok muydu diye sorduk… 
[…] Yöneticiler, kurumlarının amaç ve politikalarına uygun olmayan işlem veya eylemleri engellemek için görev ve yetkilerinin gerektirdiği önlemleri zamanında almak durumundadırlar […] 
Orman İşletme şefi olarak, Lido ve Seferoğlu’nda yok olan ağaçlar, Kurumunun amaç ve politikalarına uyuyor mu? Eğer uymuyorsa, engellemek için hangi önlemleri ne zaman aldın?… Önlem aldın mı diye sorduk… 
[…] Özel işlerinizi mesai saatleri içerisinde yapmaktan kaçınınız […]  
Mesela şahsi fotoğraf sergini mesai saatlerinde mi açtın, yıllık izinde miydin? Sadece merak ettik, sorduk… 
[…] Kurumunuzun faaliyetleri ile ilgili tüm sorumluluğu kabul ediniz […]  
Hem yapılması gerekirken yapılmayan, hem de yapılmaması gerekirken yapılan tüm faaliyetlerle ilgili, senin faaliyetlerinle ilgili soruları elbette sana soruyoruz Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan… Yani, yönetmelikte yazdığı gibi, SORUMLULUĞU KABUL ETMESİ GEREKENE soruyoruz… 

Bir cevabı vardır elbet. Halktan gizlenecek Devlet sırrı gibi özel bir durum yoksa neden duyurmuyorsun ki halka? Her şeyi, her daim duyurduğun gibi, bunları da neden duyurmuyorsun ki biz halka?…
_____________________________________________
From: ROBİN WOOD 
Subject: DENİZE DOLGUNUN DA YAPILDIĞI TESİS 
Date: March 3, 2012 10:50:08 PM GMT+02:00 
DENİZE DOLGUNUN DA YAPILDIĞI TESİS… 
Sn. Kemal Kil’e saygılarımla… 
“[…] Proje kapsamında, Büyükada’da Seferoğlu Turistik Tesisleri bölgesinde yaklaşık 30 dönümlük araziye 5 yıldızlı otel ve lüks villalar yapılıyor. Akdağ Turizm, 2008 yılında aldığı araziye, 10 blok halinde villalar, sahile 3 katlı bir otel ve arazide bulunan 100 yıllık bir yalının restorasyonuyla birlikte yaklaşık 20 milyon dolarlık bir yatırım yapıyor. 

5 yıldızlı otel kompleksinde SPA, marina, plaj ve restoranlar olacak. Denize dolgunun da yapıldığı görülen tesiste sahil bölümü uzatılacak. İstanbul adalarındaki ilk 5 yıldızlı turizm tesisine şimdiden bir çok uluslararası zincir talip. […]” 
DOLGU DA YAPILMIŞ, UZATILMIŞ DA!…
_____________________________________________

From: BAYRAM KARA
Subject: Bayram Kara yeni bir mesaj gönderdi!
Date: March 3, 2012 11:10:22 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Heybeliada’da 
25 yıllık çam ağacını 
kökünden kesmişler!…

Heybeliada Akçakoca Sokak’ta Uğur Gıda’nın önündeki 25 yıllık çam ağacını kökünden kesmişler. Bu çevre katliamını ve katilliğini görenlerin ve bilenlerin insaniyet namına ve Adalı olmak ruhuna ilgili makamlara bildirmelerini rica ederim. Lütfen bu çevre katiamına seyirci kalmıyalım bunu Adalı olmanın onuru kabul sedelim. Ada’da yaşayan bir insanın böyle bir şey yapamayacağını ve yapmaması gerektiğini hep beraber gösterelim ve bunu bir görev bilelim.


_____________________________________________


Adalar Yönetim Planı için Sivil Girişim

Alan Yönetim Planı nedir, ne işe yarar? 
Endüstrileşme ile gelişen yeni kamu işlevleri 19. yüzyılda mevcut bir kentsel düzeni modern kamu hizmetler ağı ile dönüştürdüler. Modern kamu yönetimi fikri önce kentlerde tarifeli seferler, basınçlı su ve havagazı dağıtımı, çöp toplama, aydınlatma, güvenlik hizmetleri gibi uygulamalarla başladı. 
20. yüzyılda bu hizmetlerin büyük bir bölümünün yönetimi merkezi otoriteye geçti. Kamu hizmetler genellikle mühendislik çalışmaları ile gerçekleştiği için yalnızca kentsel gelişmeye göre bu kuruluşları yöneten bürokratlar ve uzmanlar tarafından planlandılar. Nüfusa göre üretim büyüklüğü, dağıtım şebekelerinin çapı, uzunluğu hesaplandı, yeni yollar, meydanlar açıldı. Doğal olarak bu modelde hizmet götürülen kentlilerin katılımı, kararların farklı kamu yararı kavramları çerçevesinde müzakere edilmesi öngörülmüyordu. Keza ileride doğal ve kültürel mirasın korunması da, kamunun kültür etkinlikleri de yalnızca bir yönetim işlevi olarak görüldü. 
Ancak katılımcı olmayan ve merkeziyetçi bu yönetim modeli özellikle yakın tarihlerde kentsel hareketliliği düzenleme kabiliyetini kaybetti. Özellikle kültürel ve doğal mirasın korunmasında problemler boy göstermeye başladı. Gelişme ve koruma karşıt işlevler gibi algılandı. Bu nedenle başlangıçta doğal ve kültürel SİT alanlarında entegre bir yönetim deneyimi için çalışmalar başladı. 90’lı yıllardan sonra Alan Yönetim Planı hazırlama ve uygulama çalışmaları artık kültürel ve doğal miras alanlarında bir koşul haline geldi. Dünya Miras Listesi’nde yer alan bölgeler için zorunlu bir koşul olarak uygulanmaya başlandı. Alan Yönetim Planı uygulaması daha sonra yaygınlaşarak bir çok yerleşim alanında, yönetim biriminde sürdürülebilir bir gelişme stratejisi olarak kabul görmeye başladı.

Farklı kamu yararı kavramlarının temsil edildiği karmaşık bir bütün olan kentsel yerleşim alanlarında, hatta kırsal bölgelerde yalnızca fiziki çevreye dair planların yapılmasının yeterli olmadığını kavrayan kamu yönetimleri misyon odaklı, çok işlevli ve çok aktörlü kurumsal mekanizmalar geliştirerek yerel karar mekanizmalarını güçlendirdiler ve katılımcı hale getirdiler. Sivil toplum yalnızca hizmetlerden yararlanan bir taraf değil, hizmetlerin niteliğine, üretimine katılan bir taraf haline geldi. 

Çünkü ulaşım, imar, koruma gibi kamu yönetimi işlevleri farklı sorumluluklar ayrı ayrı yönetim birimlerine ait olabiliyor. Ancak günümüzde yönetimin stratejik bir hüviyet kazanması, farklı önceliklerin birbiriyle ilişkili olduğu bir bütün olarak yönetilmesine ve halkın kendi geleceği üzerinde söz sahibi olabilmesine dayanıyor. 
Yönetim birimlerinin ayrı olması, yönetilen alanın da bölünmesine yol açmaması gerekiyor. Proje çalışmalarının bittikten sonra onaylanmasının veya reddilmesinin ve ilgili denetim birimlerinin ve kurulların yalnızca izin verici veya engelleyici bir merci olarak görülmesi, farklı öncelikler içeren kararların eşzamanlı olarak proje süreçleriyle ilişkilendirilememesi önemli sorunlar olarak ortaya çıkıyor. Ayrıca yönetim politikaları yalnızca yasaklama, izin verme ile değil, teşviklerle, finansal araçlarla da geliştiriliyor. 
Türkiye’de de 2004 yılında 2863 Sayılı Koruma Yasası’nda 5226 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılarak SİT Alanları için Alan Yönetimi kavramı ve Alan Yönetimi Planı hazırlama koşulu getirildi. 2005 yılında da ilgili yönetmelik hazırlanarak planlama ve uygulama esasları belirlendi. Ancak mevzuatta öngörülen bu değişim önemli bir adım olmakla birlikte, uygulamada bazı tanımsızlıklar da içerdi. Örneğin Alan Yönetimi Başkanı ile SİT Alanı olan bölgenin Belediye Başkanı ve siyasal organları arasında bir yetki paylaşımı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, ya da Büyükşehir Belediyelerinin kapasite geliştirici rolü ile doğrudan bu planı kendi yetki alanlarına taşımaları açısından bazı tanımsızlıklar ortaya çıktı. Ayrıca Alan Yönetimi örgütünün bir tüzel kişiliğinin olmaması, STK’ların ve ilgi gruplarının nasıl katılacağının belirlenmemiş olması, halkın katılımı, şeffaflık için nasıl yöntemler uygulanacağının bilinmemesi ve açıklığa kavuşmaması gibi mevzuat açısından daha geniş bir çerçeveye oturacak kamusal nitelikli karar süreçlerini ilgilendiren konuları açıkta bıraktı. 
Bu eksikliklere karşılık, yasal çerçevedeki ilk değişimin daha sonraki deneyimlerle geliştirilmesi, kamu yönetimlerinin karşılıklı iyi niyetli yaklaşımlarla Alan Yönetim Planı hazırlığının yerel yönetimlere faydalar sağlaması mümkün. Bunun için STK’ların yerel katılımı güçlendirerek kamu yönetimlerinin yalnızca şekilde kalmayan bir planlama deneyimini gerçekleştirmesi mümkün. 
SİT Alanı olan Adalar İlçesi’nde şu anda ulaşım, kültür mirasının yönetimi, kıyı yönetimi, turizm ve ziyaretçi trafiği yönetimi, katı atık yönetimi gibi bir dolu konuda Alan Yönetimi Planı hazırlığına girişmesinin, bazı seçilecek bölgelerde pilot yönetim deneyimleri geliştirmesinin nasıl yararlar sağlayacağını tahmin etmek zor değil. Yasa değişikliğinin getirdiği sorumluluklar Adalar Belediyesi yanında aktif görev alan, bu amaçla bir dizi toplantı düzenleyerek uzmanların katkısını alan STK’lar ve gönüllü bireyler olarak, Adalar Alan Yönetimi Planı hazırlığının başarılı bir örnek olarak bütün İstanbul için önemli bir deneyim oluşturacağını düşünüyor, Adalar İlçesi halkını ve STK’ları bu çalışmayı desteklemeye çağırıyoruz. 
Korhan Gümüş

_____________________________________________
From: Twitter 
Subject: Nokta Çelik (@noktacelik) adlı kişi Twitter’da ADALAR POSTASI’ndan bahsetti! 
Date: March 3, 2012 5:41:15 PM GMT+02:00 
Nokta Çelik @noktacelik adlı kişi 
ADALAR POSTASI’ndan bahsetti: 
Nokta Çelik 
@noktacelik 
The Nokta Çelik Daily is out! bit.ly/vSIbIu ▸ Top stories today via @adalarpostasi Paper.li tarafından Mar 03, 10:41 AM tarihinde 
Büyükada Aya Nikola mevkii. 

ADALAR POSTASI-2674: yaşasın!… panço ile reks yaşıyormuş!… 


* * * 
ADALAR’da TARİHTE O GÜN: 14 Temmuz 1914 Salı günlü, Büyükada’da Aya Nikola Manastırı yanındaki Rusya zabıta ve asker mezarları üzerindeki hacların sökü…
ADALARPOSTASI

_______________________________
From: YUSUF BAHAR 
Subject: FW: U-16 Takımı Maçımız ile ilgili haber 
Date: March 4, 2012 9:02:48 AM GMT+02:00 
Adalar Spor U-16 Takımı 
Girne Spor’u 4-1 yendi 
Maltepe İdealtepe Suni Çim Sahası’nda. 
Adalar Spor U-16 Takımı bu hafta sonu Girnespor ile yaptığı lig müsabakasını 4-1 gibi farklı bir skorla yenerek, taraftarlarının yüzünü güldürdü. 
Maçın başından sonuna kadar üstün bir oyun sergileyen Yeşil Beyazlı ekibin alt yapı oyuncuları ligde aldığı bu galibiyetle puanını 7’ye yükseltti. U-16 ligi 27. grupta mücadele eden Adalar Spor’un gollerini takım oyuncularından Semih Terzioğlu (1), Semih Etişken (2), Oğuz Altın (1) atarken rakip takımın golü de penaltıdan geldi. 
Uzun bir aradan sonra bu sezon alt yapıya önem veren Adalarspor’un, U-16 Takımı oyuncuları haftada 3 idman yaparak her geçen gün futbol yeteneklerini geliştiriyorlar. Kulüp Başkanı Yusuf Bahar, alınan bu galibiyetin önemli olduğunu ancak en önemlisinin de takımın tamamının Adalılar’dan oluştuğunu belirterek, U-16 Takımımızın oyuncularının okullarından çıktıktan sonra bir disiplin çerçevesinde idmanlara gelmeleri ve spor yapmaları olduğunun altını çizdi. 
Grupta lider olacak takımın yükselmesi veya sonuncu olan takımın düşmesi gibi bir durumun olmadığı U-16 maçlarındaki asıl amacın Adalı gençlerin önümüzdeki dönemlerde A takımında oynayacak seviyeye gelmelerinin öneminin büyük olduğunun altını çizen Bahar, “Birkaç sezon sonra Adalarspor’un dışarıdan futbolcu transferine ihtiyaç duymadan Adalı ruhuyla oynamalarını sağlamak olacaktır,” dedi. 
Bu sezon U-16 maçlarının bitiminden hemen sonra Mart ayının son haftasında B Genç takımının maçlarının başlayacağını kaydeden Bahar, “B Genç 2. Amatör takımımızda oynayacak futbolcular için sınır doğum yılının 1993 olduğu seçmelerimiz başlamıştır. Gerek U-16 takımımızın gerekse B Genç 2. Amatör takımımızın çalışmalarında büyük emekleri olan Hocamız Ergün Seven, Saha Yöneticilerimizden Mahir Etişken, Genel Kaptanımız Tuğsal Eliz, yönetim kurulu üyelerimizden Murtaza Garip, Aydın Kar, Osman İlmek arkadaşlarımıza idmanlarda ve maçlarda verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ederim. 
Adalarspor Kulübü, Adalar’ın ve Adalılar’ın kulübü olmasından dolayı manevi duygularla verdiğimiz katkıların tüm Adalılara dalga dalga yayılmasını ve takımımıza destek olmalarını arzu ediyoruz,” dedi.
Tebrikler!
ADALAR POSTASI
)O(
_______________________________
Facebook, 28-29.2.2012
Kinaliada (Proti, Akoni)
Kınalıada’dan yıkım manzaraları!…
Adsız Albüm’den…
Kınalıada’da gene yıkımlar başladı, tüm yazlık işletme yerleri Belediye tarafından yıkıldı…
Tavuk kümesini bile yıktılar!…

Kumluk Plajı

Ayazma Plajı bu hale geldi!

Bilgin’in Yeri bu hale geldi!…

Tarihi Ayazma Kuyusu
rant için o ile yıkıldı, yazıklar olsun!

Ülker Plajı bu hale geldi!…

Ayazma Plajı sahil kısmı

Ufuğun Yeri

_______________________________

Kuşlar Âlemi’nden… 
Twitter, 3.3.2012 12:18
Ahmet Berat Çonkar ‏ 
@aberatconkar
[AKP] Sancaktepe İlçe sorumluluğumuzu, Milletvekilimiz ve SKM Başkanımız Mustafa Ataş Bey’e devredip Adalar İlçemizin sorumluluğunu üstlendik. Adalar İlçe Teşkilatımıza da selam ve sevgilerimi sunuyor birlikte başarılı çalışmalara imza atmayı gönülden temenni ediyorum…
Twitter, 3.3.2012 19:46
Nokta Çelik ‏
@noktacelik
Vapura bayılıyorum ama bazen beni bayıltan şeyin her yere sinmiş tost kokusu olması kötü.

Twitter, 3.3.2012 21:50
enuzakada
@enuzakada

Burgaz Adası… Çok eskilerden…

_______________________________


Yüzler Defteri’nden…
FaceBook, 3.3.2012
Selçuk Aral
Fotoğraf: Selçuk Aral, Kınalıada
FaceBook, 3.3.2012
Volkan Dilmaç
Fotoğraf: Volkan Dilmaç, Yaşlı bir çamın sonu!

_______________________________
Twitter, 3.3.2012 17:49
Elif Sezgin
@ecif
“Mr. Squarehead is from Cigar Galaxy. He likes the island.”
_______________________________

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: