Gönderen: adalarpostasi | 17 Ocak 2012

ADALAR POSTASI-2639: çipetpet’le başlayan sakanın sesi hayran eder ehl-i merak olan herkesi…

Heybeli’de.
* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

7 Şubat 1911 Salı günlü, Heybeliada’daki Rum Kabristanlığı’nda bir Rum Kilisesi ile çan kulesi inşasına ruhsat verildiğine dair…

* * *
ADALAR’da BİR GÜN:
Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Adalar Postası’nda, 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

17 Ocak 2012 Salı
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Kar yağışlı
-3/3ºC
%46-75 nem
Günbatısı, B 13km/sa
Gündoğuşu 07:26… Günbatışı 17:01…


* * *

Cicely Mary Barker, The Old-Man’s-Beard Fairy.

* * *


LEFTER’in 
taziye
DEFTERİ: 

1- Yusuf Bahar: “Milli Takımımızın ve Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu, Büyükada’nın, Adalar’ın sembolü ‘Ordinaryus’ lakaplı Lefter Kücükandonyadis’i kaybettik. Mekânı cennet olsun…”
2- Deniz Toprak: “Sen de hakkını helâl et Lefter Amca…”
3- Serkan Yalım: “Bitti kalem, doldu defter, efsaneler ölmez LEFTER… Hakkını helâl et Lefter Baba…”
4- Baki Nedim Baltacı: “Lefter’in Ada’ya yaşattığı bu muhteşem törene gölge değil göktaşı düştü!…”

5- Ali Cemal Kimverdi: “İstanbul İl Özel İdaresi Gençlik Spor İl Müdürlüğü, ilçede spor tesisine ihtiyaç olduğunu, [sözkonusu] arazinin devredilmesinin gerektiğini belirten yazıları defalarca İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığı’na yazmasına, benim de defalarca Milli Emlak’a gidip görüşmeler yapmama, konuyu dönemin valisi Sn. Muammer Güler’e iletmemize rağmen Maliye Bakanlığı’ndan arazinin devri gerçekleşmemiştir…”
6- Yusuf Bahar: “Haydi Adalılar, Lefter Abimizin adına Büyükada’ya bir idman sahası yapmanın zamanı gelmedi mi?…”
7- Manolis Kostidis: “Size bu satırları Atina’dan yazıyorum. Esasen İstanbulluyum. Heybeliada kütüğüne kayıtlıyım. 18 yaşıma kadar İstanbul’da yaşadım. 1992 yılında son ve yapayalnız kalan bir Rum ailesi olarak biz de göç etmeye karar verdik. Babam temelli gelmesine birkaç hafta kala kalp krizi geçirip vefat etti. Demek ki gönlü gitmek istemiyordu…”

8- Hovsep Özacar: “Devlet kararını verdi, sıra bizim kararımızda!…”

9- Şükrü Abanoz: “Büyükada Belediye binasının arkasında tüm Adalıların gözü önünde bu rezil çalışmayı yapanlar, yaptıranlar ve göz yumanlar hakkında her duyarlı vatandaşın aşağıda belirtilen numaralara şikâyette bulunmalarını bir vatandaşlık görevi olarak görüyoruz…”

10- Deniz Toprak: “Gizlenecek bir şey yoksa, ilgili kamu görevlisi olarak tanıttın kendini, cevapla o zaman. Devletin demirbaşını kim, kimin parasıyla, kaça yapmış, yapılanları kimler kullanmış bilelim…”

11- Erhan Öztürk: “İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu için, kadın çalışana mobbing uyguladığı gerekçesiyle soruşturma izni verdi…”

12- Hasan Nergiz: “Adalar seferleri üzerinden siyaset yapacaksa kendisine bunu hiç tavsiye etmeyiz…”

13- Ahmet Özsümer: “Şu an Yalova Belediyesi olarak talebimiz sadece atıl durumda ki Kartal arabalı vapur iskelesini ve iskele binasını Adalar, Bostancı ve Adalar Beşiktaş seferlerini düzenlemek için talipli olan özel şirketlere kullandırmaktır…”

14- Osman Bahadır: “Bu kitap, Osmanlıyı Cumhuriyete çıkaran en önemli etkenin, bilimin ve bilimsel düşüncenin ülkemiz tarihindeki özgün rolünü ve etkisini inceliyor. Bunu yaparken de şu iki şeyi; Osmanlılardan Cumhuriyete bilimimizdeki farklılığı ve bilimin Osmanlılardan Cumhuriyete ülkemizin gelişiminde yarattığı büyük farklılığı göstermeye çalışıyor…”

15- Ayşe Orbay: “İstanbul’un Kuşçuları‘ndan Yanni Karamiti de artık Yunanistan’da yaşamakta olan eski bir Burgazadalı Rum…”

)O(


LEFTER’in 
taziye
DEFTERİ…

_______________________________________________________1

From: YUSUF BAHAR 
Subject: lefterin taziye defteri 
Date: January 17, 2012 12:34:00 AM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 
Milli Takımımızın ve Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu, Büyükada’nın, Adalar’ın sembolü ‘Ordinaryus’ lakaplı Lefter Kücükandonyadis’i kaybettik. Mekânı cennet olsun. Yakınlarının sevenlerinin, eşi Stavri’nin, kızları Eleni ve Roula’nın, damadı Ömer Katmer’in, torunları Özlem Katmer’in, Özcan Katmer’in ve tüm Adalılar’ın başı sağolsun.
Yusuf Bahar
Adalar Spor Kulübü Başkanı
_______________________________________________________2


From: DENİZ TOPRAK 
Subject: Lefter Amca… 
Date: January 17, 2012 9:46:49 AM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 



Veda mı? Olur mu hiç. Gidebilirsin mi sandın yoksa. İyi ki vardın ve hep varsın. Daha çok özlüyoruz ama sen hep tahtındasın. Sen de hakkını helâl et Lefter Amca…


_______________________________________________________3

Antu.com, 17.1.2012
Serkan Yalın 
Gururluyum çünkü LEFTER`i tanıdım… 

Seninle ilk tanışmamız 1991 yılının Temmuz ayıydı LEFTER Baba… Ben o zaman henüz 13 yaşındaydım, sen de 67 yaşındaydın ve tanıştığımız o gece sen Büyükada’da bisikletinle geziyordun… Hatta o gün çektirdiğimiz bir fotoğraf var ama bir türlü bulamadım…

Senin yanından ayrıldıktan sonra babam bana senin çok büyük bir futbolcu olduğunu, Fenerbahçe ve Türk Milli takımına çok büyük katkılar sağladığını söylemişti… Ben de babama seni çok iyi tanıdığımı, yaptıklarını okuduğumu söylemiştim, o da çok şaşırmıştı… Çünkü o senelerde internet imkânı olmadığı için araştırma yapmak bugünkü şartlara göre daha zordu…

Aradan seneler geçti benim Fenerbahçe sevdam zaman geçtikçe alevlenerek büyüdü… 2003 yılından sonra üye olduğum antu.com`daki arkadaşlarımla çeşitli organizasyonlar yapmaya başladık… Tarihler 23 Mayıs 2004`ü gösterdiğinde yaklaşık 30 kişilik bir grupla Büyükada’ya seni ziyarete geldik… O sene şampiyon olmuştuk, hem bunu kutladık hem senin elini öptük… Bizi görünce çok duygulanıp gözyaşlarına hakim olamamıştın… Seni tam 13 sene sonra tekrar görmek beni çok mutlu etmişti… Fakat bu gördüğümde biraz daha yaşlanmış ve sakinleşmiştin bu beni hüzünlendirmişti… Daha sonra 2006 ve 2009`da tekrardan Ada’ya gelip seni ziyaret ettim… Her geldiğimde acaba LEFTER Baba’yı bulabilir miyim şimdi nerededir diye düşünürken hep o iskeleye yakın çay bahçesinde arkadaşlarınla sohbet ederken buldum…

2010 yılında geçirdiğin rahatsızlıktan sonra seni 24 Aralık 2010 günü hastanede ziyaret ettim… Odaya girdiğimde uyuyordun yanınızda refakat eden hanımefendiye sakın ellemeyin, ben biraz yanında kalıp gideceğim dedim… Aradan 1-2 dakika geçmeden gözlerini açtın ve gülümseyen bir yüzle bana baktın… Hemen tanımıştın, yavrum buraya da mı geldin, çok sağol eksik olma dedin… Elini öptüm ve yanından ayrıldım… Bu seni son görüşümdü LEFTER Baba, 2011 yılı içerisinde gelmek nasip olmadı…

Fakat üzerime düşen son görevimi yerine getirmek için Pazar günü stadımızda yapılan duygu yüklü törende oradaydım… Seni uzaktan izledim ve yaptıkların için sana teşekkürlerimi ve dualarımı gönderdim… Benim elimden bu kadar geldi… Senin gibi büyük bir efsaneyle tanışıp sohbet etme şansı bulduğum için çok gururluyum… Benden sonra gelecek nesillere bunu gururla ve onurla anlatacağım…

Fenerbahçemiz senin bizlere bıraktığın mirası var olduğu sürece en iyi şekilde temsil edecektir, gözün arkada kalmasın…

Bitti kalem, doldu defter, efsaneler ölmez LEFTER…

HAKKINI HELAL ET LEFTER BABA…

_______________________________________________________4

From: BAKİ NEDİM BALTACI 
Subject:  
Date: January 17, 2012 6:40:18 PM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 

AdaGazetesi.com‘da çıkan Lefter’in cenazesiyle ilgili yorumumu ekte gönderiyorum…
Sevgiler,
Baki Nedim

* * *

Lefter’in Ada’ya yaşattığı bu muhteşem törene 
gölge değil göktaşı düştü!…

“Yüzyılın cenaze töreni,” demiş Fıstık Ahmet, evet aynen öyle. Lefter’in Ada’ya yaşattığı bu muhteşem törene gölge değil göktaşı düştü. Hıdır Uvaçin bunu bize yaşattı maalesef. Şef’e itaat kültürüyle varlığını anlamlandıran Hıdır Bey eline aldığı mikrofonla milyonlarca insana ulaşan konuşmasında patronunun yani şefinin, şefinin hanımının ve de şefinin kızının Lefter’e sevgisinden bahsetmiştir. Hıdır Bey’in törende sadece enerjisi değil kalitesi de düşük konuşmasını dinleyenlerin aklına kaçınılmaz olarak şu soru gelmiştir. Törenin öznesi kim? Tabii ki LEFTER! O zaman özneden ayrılarak tatilde olan Belediye Başkanı ve ailesinin Lefter’e olan sevgisinden bahisle var olan heyecanı niye törpülediniz Hıdır Bey? Esas olan Lefter’in Ada’ya olan aşkının gündeme getirilmesiydi. Estetik ve akıllı mesaj veren bir konuşmayla Ada’ya çok şey kazandırılabilirdi. Yazık oldu çok yazık!!! Farsakoğlu’nun da bu konunun önemini kavrayamaması üzücüdür. Fıstık Ahmet’in deyimiyle “yüzyılın cenaze töreninin” sosyolojik arka planı Adalar Belediyesi’nce kavranabilseydi Adalar’ın çıtası daha yükseğe taşınmış olurdu. Yani çok önemli bir gün olan Lefter’in ölüm merasiminde Ada’nın her tarafı Lefter’i Ada’yla simgeleştiren objelerle donatılabilseydi fena mı olurdu!!!

Baki Nedim Baltacı

_______________________________________________________5

From: ALİ CEMAL KİMVERDİ 
Subject: Ali Cemal Kimverdi senin bağlantına yorum yaptı. 
Date: January 16, 2012 10:48:59 PM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 


Ekte bulunan önerge, 3 Nisan 2007 tarihinde İstanbul İl Genel Meclisi’ne verildi ve komisyonlardan sonra yatırım yapılması için arazinin İstanbul İl Özel İdaresi’ne ya da Gençlik Spor il Müdürlüğü’ne devredilmesi gerekiyordu. 


İstanbul İl Özel İdaresi Gençlik Spor İl Müdürlüğü, ilçede spor tesisine ihtiyaç olduğunu, arazinin devredilmesinin gerektiğini belirten yazıları defalarca İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığı’na yazmasına, benim de defalarca Milli Emlak’a gidip görüşmeler yapmama, konuyu dönemin valisi Sn. Muammer Güler’e iletmemize rağmen Maliye Bakanlığı’ndan arazinin devri gerçekleşmemiştir. 


Bu konuda tarafımca birçok yere mektuplar yazılmasına rağmen sonuç alınamamıştır. En son tarafıma gelen 10.02.2009 tarihli cevabi yazıda:  


“[son kısmı] Yukarıda tapu kaydı belirtilen taşınmazın idaremiz adına [İst. İl. Özel İdaresi] tahsis edilmesi İstanbul Defterdarlığı’ndan talep edilmiş, Defterdarlık Anadolu yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı’ndan alınan ilgi (d) cevabı yazıda: Taşınmazın kullanım amacının 29.08.1991 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda kısmen yeşil alan, kısmen konut alanı olarak belirlendiği ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. madde kapsamında terke konu edilecek alanların bulunması nedeniyle tahsis talebimizin İmar Planı yönünden değerlendirilmesine imkân bulunmadığı bildirilmiştir,” denilmektedir. 


Bu alan, bendeki yazılara göre 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı’nda, ‘Su Sporları Genişleme Alanı’nda kalmaktadır. Maliye Bakanlığı, burayı bendeki belgeyle 29.04.2005 tarihinde 1.100.000.(bir milyon yüz bin)tl tahmini bedelle satış ihalesine çıkarmış, ihalede istekli çıkmamıştır. 


Şu an buranın ne durumda olduğunu bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa yine insanlara hayattayken değer verilmediği. Arsanın tahsisi yapılsa, açılışı da Lefter’e yaptırılsaydı ne olurdu, maalesef bazılarının döktüğü gözyaşları timsah gözyaşları. 


Ali Cemal Kimverdi 
İstanbul İl Genel Meclis üyesi 


* * *

3 NİSAN 2007 

İL GENEL MECLİS BAŞKANLIĞI‘na, 
İSTANBUL 

KONU: Spor tesisi yapımı hakkında. 

Adalar ilçemizde bulunan 32 pafta 59 ada 10 parsel yaklaşık 3800 m2 taşınmazın tamamı Maliye Hazinesi adına kayıtlı bulunmaktadır. Eskiden tenis kortu olarak kullanılan alan şu an metruk halde bakımsız ve boş durmaktadır. Büyükada Su Sporları Kulübü, arsayı kendi arazisi içine almak istemektedir. Fakat kulüp girişi hem çok pahalı, hem de üyelik sistemidir. Talebimiz arazinin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne devredilmesi ve halka açık spor tesisi bulunmayan Büyükada’da bulunan 2 adet ilköğretim okuluna da hizmet verecek ekte taslak projesi bulunan nitelikte spor tesisi yapılmasıdır. Ada dahilinde hiçbir spor tesisi halka açık olarak bulunmamaktadır. Bu tesis gençlere önemli faliyet alanı sağlayacaktır. Ada halkıyla yaptığımız görüşmelerde bu tesisin projelendirilmesini ve uygulama giderlerini Ada’da bulunan varlıklı aileler tarafından karşılanabileceğini belirttiler. Bir diğer önerimiz de Adalılar’ın yaptıracağı bu tesise, Ada’ya ve Türk futboluna büyük hizmetleri geçen ve Ada’da yaşayan “LEFTER KÜÇÜKANDONYADİS” isminin verilmesi, 10. Dönem İstanbul İl Genel Meclisi’nin alacağı karar tarihe geçecektir. Bu bizlerin yaşarken insanlara nasıl değer verdiğimizi gösterecektir. Gereğinin yapılmasını sayglarımızla arz ederiz. 

ALİ CEMAL KİMVERDİ 
CHP İSTANBUL İL GENEL MECLİS ÜYESİ

_______________________________________________________6


From: YUSUF BAHAR 
Subject: adalar spor 
Date: January 17, 2012 12:03:42 AM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 


Lefter Küçükandonyadis Spor Tesisi… 


Pazar günü efsanavi futbol adamı, Lefter Küçükandonyadis’i kendisine yakışan bir şekilde toprağa verdik. 


Sevgili Lefter Abi, sen gerek spor adamlığın, gerek ahlâkın, gerek mütevazi kimliğin, gerek Milli takım ve Fenerbahçe takımında oynadığın süredeki haklı Ordinaryüs lakabını alan yüzyılın sporcusuydun. Büyükada sana aşık, sen Büyükada’ya aşıktın. Hayattayken Nedim Baki Baltacı abimizin teşviğiyle yaşadığın sokağa 19 yıl önce ismin verildi ve hayatta yaşarken sokağa ismin verilerek onurlandırıldın. Şimdilerde duyuyorum ki Adalar Belediyesi senin heykelini yapacak ve seni ölümsüzleştirecekmiş. Lefter Abi, sen yaşadığın süre içinde gençlere her zaman örnek oldun bundan sonra da bizler genç kuşaklara seni anlatacağız ve örnek oluşun devam edecek buna inanabilirsin, yattığın yerde rahat uyu. 


Adalar Spor olarak amacımız yeni Lefterler yetiştirmek. Bu sene uzun yıllardan sonra U-16 takımı yaptık, hepsi pırıl pırıl Ada’nın çocukları, idman yapacak bir tesisimiz yok ve İsa Tepesi’ndeki sahayı düzenleyerek gençlerimizin top oynayacakları en azından idmanlarını yapacakları bir hale getirmek şu anda ilk amacımız. Kendi stadımız olmadığı için tüm maçlarımızı rakip takımların sahasında deplasmanda oynar gibi oynamaya alıştık ama idman yapmak için de haftanın 3 günü İstanbul’a 15-16 yaşındaki Adalı çocuklarımızı götürerek sahalarını kullandığımız kişilere rica minnet etmekten usandık. 


Neden sahamız düzenlenmesin, neden düzenlenen sahamızın adına seninde heykelin konularak Lefter Küçükandonyadis Sahası denilmesin? 


Haydi yetkililer, bugüne kadar bu konuda sessiz kaldınız, yıllarca sahası olmayan, stadı olmayan bir ilçe olduk. Şu anda 39 ilçeden tek sahası olmayan Adalar ilçesi bu utanç bize yetmez mi? Bu utanç ne kadar devam edecek? Kim ne için ne amaçla bunu kullanmak istiyorsa kullansın. Siyasi malzeme olarak kullanmak isteyen kimse kullansın, hangi partinin hangi yönetimlerin bu işe el atacaklarıyla zerre kadar ilgilenmiyoruz. Yeter ki çocuklarımız spor yapsın, spor yaparken keyif alsın zevk alsın, eziyet çekmesin. Yapılacak idman sahasını sırtımıza yükleyerek bir yere de götürmeyi düşünmüyoruz. Adalar’a, Adalılar’a kalacak olan bu sahanın ivedilikle başlatılması konusunda lütfen artık haklı çığlıklarımızı görmezden gelmeyin ve bu işe el atın. 


Anneler, babalar evlatlarını bizlere teslim ediyor biz de evlatlarını zor şartlarda sırf spor yaptırmak için İstanbul’a haftanın 3 günü taşıyor getiriyor götürüyoruz. İşin maddi boyutu önemli ama en çok çocuklarımızın spor yapmak için gösterdikleri azim karşısında çektikleri sıkıntılar bizleri büyükleri, ağabeyleri olarak derinden üzüyor. Adalar Belediyesi motorunu veriyor, Pendik Belediyesi otobüsünü veriyor, Maltepe Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi kendi idmanlarının olmadığı zamanlarda idman sahalarını bizim kullanımımıza açıyor, açılamadığı zamanlarda da Büyükada Maden Mahallesi’nde alternatifi olmayan halı sahaya idman amaçlı 2 saat için 250 TL ödemek durumunda kalıyoruz. 


Haydi Adalılar, Lefter Abimizin adına Büyükada’ya bir idman sahası yapmanın zamanı gelmedi mi?


Yusuf Bahar
Adalar Spor Kulübü Başkanı 


_______________________________________________________7


GazeteVatan, 17.1.2012
Mutlu Tönbekici 

http://haber.gazetevatan.com/Haber/424746/1/Gundem

Lefter(is)’in ardından 

Sevgili Mutlu,
Size bu satırları Atina’dan yazıyorum. Esasen İstanbulluyum. Heybeliada kütüğüne kayıtlıyım. 18 yaşıma kadar İstanbul’da yaşadım. 1992 yılında son ve yapayalnız kalan bir Rum ailesi olarak biz de göç etmeye karar verdik. Babam temelli gelmesine birkaç hafta kala kalp krizi geçirip vefat etti. Demek ki gönlü gitmek istemiyordu. O Heybeliada’da kaldı, ben annem ve ablamla birlikte 20 yıldır Atina’dayız.

Sizin gibi gazeteciyim ben de. Lefteris Andoniyadis’in (evet siz Lefter Küçükandonyadis diye bilirsiniz ama asıl adı Lefteris Andoniyadis’tir) vefatı ve sonrası gelişen tüm olayları izlerken açıkçası çok duygulandım.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Kulübü Başkanımız Aziz Yıldırım, (evet Fenerbahçeliyim) tüm taraftarlar ve Türk halkı ve aynı zamanda medya, inanılmaz bir sevgi ve saygı gösterdiler.

Lefteris Küçükandoniyadis ölümünden önce de herkesten büyük saygı ve sevgi görürdü. Devletten de.

Rum olan Lefteris, aynı sevgiyi doğduğu topraklar için de göstermişti. İstanbul’a ve Büyükada’ya âşıktı. Her Rum gibi. Çünkü bizler bu toprakların çocuklarıyız.

Lefteris geçen sene Atina’dayken aniden hastalanmıştı. Atina’da en büyük devlet hastanesine yatırılmıştı. Ancak kendisi burada kalmak istemedi. İstanbul’a dönmek istedi. Buraları ona yabancıydı. O Büyükada’da çay içmek, veya martıları ada vapurundan izlemek veya lüfer fiyatının nereye vardığını görmek için vapur iskelesine uğramak istiyordu. Her İstanbullu Rum gibi. Çünkü onların vatanı İstanbul.

Fenerbahçe o zaman kendisine uçak tahsis etmiş ve Lefteris vatanına dönmüştü.

Fenerbahçe Stadı’ndaki töreni izlerken şunu düşündüm. Allah’a şükrettim. Lefteris istediği yerde vefat etti: İstanbul’da. İstediği yerde gömüldü: Büyükada’da. Ve hak ettiği saygıyı gördü.

Tabut araca konurken şunu düşündüm hüzünle. Acaba kaç İstanbullu Dimitris, Kostas, Nikos, Eleni, Maria, Irini, bizim Küçükandoniyadis gibi İstanbul’da gömülmek isterdi. Bilir misiniz ki Atina’da yaşayan binlerce Rum her gün İstanbul özlemi çeker. Ne zaman İstanbul’dan dönsem, sorarlar mesela “Hava nasıl İstanbul’da?” “Dolar kaç para?” “Lüfer çıktı mı?” Her şeyleri İstanbul’dur onların. Evlerinde çanak antenlerle Türkiye’deki haberleri, dizileri izlerler. Evlerindeki yufka, sarma yaprakları dâhil her şeyi İstanbul’dan getirtirler. Fenerbahçe maçları izlerler. Yunan ligi daha az ilgilendirir onları.

Düşünürseniz tam bir sürgün hayatı aslında.

Onların ellerinde olsa İstanbul’da kalırlardı. Ama kovuldular Mutlu. 1942 Varlık Vergisi, 1955 6-7 Eylül yağması, 1964’de Lozan’da varılan anlaşmaya uymayarak Yunan vatandaşı (ama aslında Osmanlı’dan beri İstanbul’da yaşayan) Rumların “ajan” diye sınır dışı edilmesinden sonra bir de 1974’te Kıbrıs çıkartması olunca… Gittiler. Barındırılmadılar. Bazıları bir gün içinde kovuldu. Evleri barkları ellerinden alındı. Zulüm gördüler. Gidenlerin çoğu kalpten, kanserden, can sıkıntısından öldü. Yabancı mezarlıklarda gömüldüler. Hâlbuki onların aile mezarları Arnavutköy, Büyükada ya da Kadıköy’de.

Keşke onlar da vatanlarında aile mezarlıklarında gömülselerdi. Keşke aynı saygıyı ve sevgiyi görselerdi. Keşke Türk, Rum, Yahudi, Ermeni arkadaşları taşısalardı tabutlarını omuzlarında.

Çocukken şimdi babamın da yattığı Heybeliada’daki aile mezarlığımıza giderdik. Rum Ortodoks Mezarlığı ile Müslüman Mezarlığı yan yanadır. Ufacık bir duvar ayırır onları. Hep düşünürdüm ufakken: Madem aynı toprağa gömülürüz madem aramızda belki 5 metre bile mesafe yok, neden bu çileler, bu çekilenler?

Rahmetli Dedem Manolis, Lefteris’i Taksim’de nasıl izlediğini anlatırdı. Lefteris bizim için gururdu. Çünkü tüm Türkiye sevdi onu. Biz Rumlar çok sevinirdik. “Bizden biri” sevdirmişti bizi. Bizim için semboldü. Hele Adalar’dan olması bizler için daha da büyük gururdu.

Kendisine gösterilen saygı ve sevgi benim için bir ümittir. Ümit ediyorum ki son kalan İstanbullu Rumlara ve “Atinalı İstanbullulara” Lefteris’e gösterilen saygıyı gösterilir artık.

Lefteris sadece gol kralı olduğu için sevilmedi. O Türkiye’de yaşayan Rumların da devletlerine, işlerine, topraklarına sevgi ve saygı duyduklarını gösterdiği için sevildi. Halbuki bilmezler ki belki de en çok biz severiz İstanbul’u. Rumlar hâlâ aşıklar doğup büyüdükleri topraklarına. Her Lefteris gibi. Gösterin siz de onlara sevginizi.

Sevgiler,

Manolis Kostidis

Not: Bizim isimler hep TC kütüğünde yanlış yazılır onu da anlamam. Manolis Manol, Lefteris Lefter, Andonis Andon olarak yazılır çizilir. Sebebini de hâlâ anlamış değilim açıkçası. Şimdi denecek ki “canım ne olacak?” Ama bu “Abdullah” isminin “Abdul”, “Hamdi”nin “Ham”, “Gamze”nin “Gam” yazılması gibidir.

_______________________________________________________8

From: HOVSEP ÖZACAR
Subject: Hovsep Özacar seni “DEVLET KARARINI VERDİ, SIRA BİZİM KARARIMIZDA” etkinliğine davet etti.
Date: January 17, 2012 5:57:52 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com 

Hovsep Özacar,
ADALAR POSTASI’nı,
DEVLET KARARINI VERDİ, SIRA BİZİM KARARIMIZDA
etkinliğine davet etti.

DEVLET KARARINI VERDİ, 
SIRA BİZİM KARARIMIZDA!… 
19 Ocak Perşembe, 13:00
Yer: TAKSİM’DE İSYANDAYIZ
Katılacak mısınız?

 _______________________________________________________9


AdaGazetesi, 17.1.2012
Şükrü Abanoz

http://ada-gazetesi.com/wp/?p=2496

ADALAR’DAKİ ÇEVRE FELAKETİNE, 
DENİZ KIYILARINDA VE DENİZ DİBİNDE YAPILAN EKOLOJİK YIKIMA 
DEVAM EDİLİYOR!… 

Sayın Murat Özkanca,
Bize cevap olarak “ÇAMUR AT İZİ KALSIN!” söylemiyle sanki büyük bir iftiraya uğramış mağdurlar gibi veryansın edercesine böylesine iddialı bir çıkış yaparak göz boyamaya çalışmanız, yanlışlarınızı doğruya asla çeviremeyecek. Hele hele yaptığınız işleri gördükten ve bizi takip eden Adalar’daki hemşerilerimizin sadece yazılanlarla değil görsel olarak da yazdıklarımızın ne kadar doğru olduğunu, duyarlı Adalı hemşerilerimize en iyi anlatabilmenin yolu tabiî ki çalıştığınız mahallerde ve yaptığınız işle ilgili olarak fotoğraflarınızı çekip gazetemizde yayınlamaktı.

Bu yazımda da şu özdeyişi tekrarlamak durumundayım “Dervişin fikri neyse zikri odur,”. Sizin aklınızdan; devamlı surette kazı, toprak, çamur, yıkım, hafriyat, döküm yeri, geçici depo alanı, kamyon, çıkartma gemisi, hafriyat nakliyesi, döküm ücreti, döküme giden kamyonların kaç km gidip geleceği, bedavaya hafriyat dökümüne gönderdiğiniz kamyonların dönerken boş dönmemesi için kazı, yıkım işlerinden çıkan başka hafriyatları boş kamyonlarınıza yükleyip kimbilir bu hafriyatları da hangi ilçedeki size bedava dolgu, anroşman yapacağım diye kandırıp ya da kandırmayıp uygun partner (ortak) bulup  dökmeniz ve tabi bunların size maliyeti ve bu maliyeti nasıl BEDAVAYA getirebileceğiniz hesabı ve hatta BEDAVAYA getirdiğiniz işten nasıl para kazanırımın hesabı geçtiğinden; bu kelimelerden oluşan cümleler kurmanız da çok doğal bunu artık anladık.

Gazetemize göndermiş olduğunuz cevapta kullandığınız “ÇAMUR AT İZİ KALSIN” cümlenizdeki ÇAMUR; Belediye’nin arka tarafındaki deniz kıyısında anroşman yapıyoruz diye nerden çıktığı belli olmayan hafriyatlarınızı kamyon kamyon sahile döküp ordan da denize sürüp deniz dolgusu yaptığınız yerdeki kaldırım ve yollardaki çamurlar ise bu çamurları denize dökseniz daha sonra da tankerlerle yıkayıp çamurların izini yok etmeye çalışsanız da bunu yapan, yaptıran veya göz yumanların üzerine BU ÇAMURLAR YAPIŞACAK VE ASLA ÇIKMAYACAK!

Biz gazetecilerin yazdıkları yazıları destekleyen, ispat eden en önemli delil tabiî ki yazılı, ıslak imzalı belgeler ve fotoğraflardır. Bu köşede sayfalarca yazı yazılacağına bazen bir fotoğraf karesi sadece bakan değil gören gözler için her şeyi olanca çıplaklığıyla anlatmaktadır.

Dolayısıyla aşağıdaki fotoğraflar 12/01/2012 tarihinde Adalar Belediyesi’nin deniz tarafında bulunan iskeleden Façyo Restaurant önündeki anroşman taşlarının üzerine daha evvelden dökülen 3-4 kamyon hafriyattan çıkmış irili ufaklı ve bolca topraklı malzemeye ilaveten 15 kamyon daha benzer nitelikli hafriyat getirilmiş ve eski anroşman taşlarının üzerine dökülmüş, ekskavatörle denize doğru sürülmüş tam bir ÇEVRE KATLİAMI yapılmıştır.

Deniz kıyılarında yapılacak anroşman taşlarının teknik özelliklerini “ÇAMUR AT İZİ KALSIN’A CEVAP!” yazımızda gayet iyi anlattığımızı sanıyorum. Ama İMAM BİLDİĞİNİ OKUR. Siz en iyi bildiğiniz iş olan hafriyatlarınızı ne şekilde olursa olsun da ortadan kaldırayım düşüncesi içersinde, denize bol topraklı hafriyatları ANROŞMAN yapıyoruz diyerek DENİZDEKİ EKOLOJİK DENGEYİ BOZACAK şekilde doldurarak yapmaktaydınız. İnsan aklının kötüye çalışması halinde bulduğu yöntemlerin korkunçluğunu sizin yaptığınız işleri izlerken görüyor ve dehşete düşüyoruz. Allah, Adalı hemşerilerimize acısın diyoruz.

Kınalıada’da ve Burgazada’da bir kısım hafriyatlarınızı ortadan kaldırmak için bulduğunuz dahiyane fikirinizi okuyucularımızlala paylaştığımız vakit bize hak vereceklerdir. Kınalıada’da ve Burgazada’da yaptığınız ve yapacağınız işlerden çıkan ve çıkacak hafriyatlarınız için kato cinsi makinalarınızla büyük çukurlar açıp hafriyatları çukurlara döküp üstüne de çukurdan çıkan iyi toprağı serip sonra da oluşan tepeyi yeşillendirip, ağaçlandıracağınızı eski halinden daha iyi olacağı yönünde Belediye’deki ilgili müdürleri ikna etmeye çalışmanız veya etmeniz sizin engel/sınır tanımayan tehlikeli düşüncelerinizden bazıları.

Kimbilir size rant sağlayacak, Adalar’ın doğal dengelerini bozacak daha nice fikirlerinizin de beyninizin derinliklerinden yüzeye çıkmak için onay beklediği anlaşılmaktadır. Doğal olarak Prens Adaları’nın adı da “Mahsun Prens Moloz Taş Adaları” olarak değişir herhalde!

Geçen yazımızda, yazdıklarımızı tekrar hatırlatmakta fayda görüyor ve diyoruz ki: “Umarız ‘Kıyı Tahkimat’ı yapıyoruz adı altında İBB’nin döküm alanına gönderceğiniz, nakliyesini ve döküm parasını vererek döktürmek zorunda olduğunuz bu işe yaramaz malzemeleri, Adalar Belediyesi’ne bilabedel veriyorum derken yaptığınız veya yapacağınız kıyı tahkimatı için sayısı ve isimleri belli olmayan firmalarınızdan birisi üzerine DÜZMECE BİR İHALE’yle ödeme yapılmaz. Bunun da ISRARLI takipçisi olacağız.”

Yaptığımız gazetecilik işinin doğruluğundan sapmadığımızı kimsenin kiralık, satılık kalemi olmadığımızı, yapılan yanlış işlerin yazdığımızdan da kötü olduğunu ancak fotoğraflarla anlatılabilinir diye düşündüğümüz için ÇEVRE FELAKETİNİ VE DENİZ KIYILARINDA VE DENİZ DİBİNDE YAPTIĞINIZ EKOLOJİK YIKIMI gösteren fotoğrafları da yayımlıyoruz

Ayrıca KIYI KENAR ÇİZGİSİNİ DEĞİŞTİRECEK ŞEKİLDE DENİZ DOLGUSU yapanlar hakkında 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 6. maddesi gereğince “Kıyılara moloz, toprak, cüruf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez,” der ve yapanlar hakkında ceza hükümleri arasında Madde 15 Birinci fıkrada “Sayılan yerlere moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atık ve artıkları dökenler, atılan veya dökülen maddenin niteliğine, çevreyi kirletici ve bozucu etkisine göre Türk Ceza Kanunu, Kabahatler Kanunu veya Çevre Kanunu hükümlerine göre cezalandırılır. Yukarıdaki fıkralarda sayılan fiillerin kıyının doğal yapısını bozacak bir etki meydana getirmesi halinde, daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, failleri hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur,” demektedir.

Buraya dökülen molozlar nereden gelmektedir, menşei nedir, dökülen molozlardan İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı’nın haberi var mıdır? Kıyıların sorumluluğu İBB’ne aittir. Büyükada Belediye binasının arkasında tüm Adalıların gözü önünde bu rezil çalışmayı yapanlar, yaptıranlar ve göz yumanlar hakkında her duyarlı vatandaşın aşağıda belirtilen numaralara şikâyette bulunmalarını bir vatandaşlık görevi olarak görüyoruz.

Bilgi ve gereği için:


TC. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 

Erdoğan BAYRAKTAR / Bakan
Tel: 0312 419 61 64-67.
Faks: 0312 418 04 06
erdogan.bayraktar@cevresehircilik.gov.tr

Muhammet BALTA / Bakan Yardımcısı
Tel: 0312 425 12 80, 425 20 99
Faks: 0312 418 58 48
muhammet.balta@cevresehircilik.gov.tr

Yahya KESİMAL / Özel Kalem Müdürü
Tel: 419 61 64-67
Faks: 418 04 06
yahya.kesimal@cevresehircilik.gov.tr

_______________________________________________________10

From: DENİZ TOPRAK
Subject: Adalar’da kamu aracıyla keyfi Adakule seferleri
Date: January 17, 2012 4:53:55 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Adalar’da kamu aracıyla keyfi Adakule seferleri… 


ADALAR POSTASI-2309/6(11.9.2009):

http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/09/marmarayi-sel-almis-goturmusgoturecek.html 

[…] Büyükada’ya gelen Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükyalı Adakule’yi ziyaret ederek Yangın Gözetleme Sistemi ve Ada ormanları hakkında bilgi aldı… (???) 

[…] Ziyaretten oldukça memnun ayrılan Başkan, güzel manzara karşısında hayranlığını gizlemedi… [Yüksel Özcan] […]

[…]  Tüm bu zevat Adakule’ye neylen çıktı (merkeplen?/otomobillen?/faytonlan?) […]  

[…]  Adalar’da kamu aracıyla keyfi Adakule seferleri… […]


—30 Temmuz’da Büyükada’ya gelen Tarım İl Müdürü’nün de Ayayorgi’ye çıkabilmeleri için eski Belediye Başkanı telefonla Orman Sefimizi arayarak araçla yardımcı olmasının imkânı ricasinda bulunmus, Şefimiz de gayet olumlu cevap vermişti— 



[…] Kızılay Başkanı Büyükada’yı ziyaretle Yangın Gözetleme Sistemi, Ada ormanları vesaire hakkında bilgi edinmekte (!!!) Kendisi için birincil derecede elzem olmayan tüm bu bilgilendirmeler bahanesiyle de Adakule’den manzara seyrinde! Fesüphanallah! Umumi manzaranın vehametine hayretle! Seyreyle Dünyayı (Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u Cefakeş) […] 


Kızılay (!!!) yetkililerini manzara eşliğinde Ada ormanları (???) hakkında bilgilendirdiniz demek Adakule’de. Yani fotoğraftaki herkes şu an mesaide! 

* * *

ADALAR POSTASI-2437/3(25.5.2010):
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/05/25-2437.html

 [Yüksel Özcan:] Orman Genel Müdür Yardımcımız Zeki Yüksel Büyükada’da inceleme yaptı.

[…] Orman İdaresi’ne ait faytonla tur yolunu takiben Birlik Meydanı’na geldi. Buradan Adakule’ye çıktı. 

[…] Aya Yorgi Kilisesi’ni de ziyaret eden Genel Müdür Yardımcımız, kilisedeki dervişten tarihi ve itikadi bilgiler aldı. (???) 

 […] eski Eytamhaneyi de ziyaret ederek, ahşabın nasıl kullanıldığı konusunda teknik incelemelerde bulundu. (!!!)

[…] İsa Manastırı’nı da ziyaret ederek manastır tarihi hakkında bilgiler aldı.(???) … Hamidiye Camii’ni ziyaret ederek hatıra fotografı çektirdi.(!!!)

Daha sonra Deniz Polisi’ne ait sürat teknesiyle Büyükada’dan ayrıldı.

* * *

Valla iyiymiş! 

Devlet’in görevlisi ilim irfan peşinde. 
Bilgilen bilgilendir bakalım. 
Zaten Devlet’in bilgisi deniz, bilgilenmekle bitmez di mi? 
Tarihi, itikadi, teknik… peh peh. 

Kamu görevlisi, Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan. Madem sen Adalar’ın Orman İŞLETME Şefi’sin, madem sen Devlet’in hizmet etmen için seni oturttuğu makamda kamuya hizmet için devletten tıkır tıkır maaş alıyorsun, madem sen cevap veremediğin sorular karşısında suçluluğunu ele verir cinsten saldırganlaşmayı marifet sanıp kurtulurum sanıyorsun, ben de senin yanlış bulduğum uygulamalarını sorgulayan vatandaş olarak soruyorum. Cevap ver(e)meme gibi bir rahatsızlığın var ama cevap alana kadar ben sormaya devam ediyorum.

Mesela, haftalardır soruyorum.

ADALAR POSTASI’nda Devlet’in demirbaşı dediğin ama mahkemede GECEKONDU olduğunu iddia ettiğin Adakule’de konaklama katları var ya, kimler konakladı bugüne kadar orada? Kayıt tutuluyor mu?

Görevli ormancılar yangın nöbeti tutarken uyumadıklarına göre görevli olmayanlar mı konaklıyor orada? Kimden izin alınıyor?

Mesela sen hiç eşinle, dostunla gidip konakladın mı Adakule’de? Konaklamadın mı? Kimse konaklamıyorsa eğer ne gerekçeyle yapıldı o katlar?

Adakule kimin parasıyla, kaça yapıldı?

Ben vatandaşım, soruyorum. Ben vergi veriyorum, soruyorum. Ödediğim vergiyi kullananlara soruyorum.


Gizlenecek bir şey yoksa, ilgili kamu görevlisi olarak tanıttın kendini, cevapla o zaman.

Devletin demirbaşını kim, kimin parasıyla, kaça yapmış, yapılanları kimler kullanmış bilelim

_______________________________________________________11


Sabah, 7.1.2012
Erhan Öztürk 

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/01/17/baskan-farsakogluna-mobbing-sorusturmasi#

Başkan Farsakoğlu’na mobbing soruşturması 

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu için, kadın çalışana mobbing uyguladığı gerekçesiyle soruşturma izni verdi 

Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu için mobbing uyguladığı gerekçesiyle soruşturma izni çıktı. SABAH’ın 10 Kasım’da, ‘Adalar Belediyesi’nde mobbing soruşturması’ başlığıyla verdiği haberden sadece 11 gün sonra İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, “Başbakanlıkça yürürlüğe konulmuş olan ‘Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile başvuru usul ve esasları hakkında yönetmeliğe göre’ bir ihlal var. İlgili yönetmeliğin 10 ve 11’inci maddelerine göre, üstün astlarıyla ilişkileri nedeniyle müştekinin mağduriyeti söz konusu. Olayda sorumluluğu bulunan Başkan Farsakoğlu hakkında soruşturma izni verilmesine…” kararını imzaladı. Böylece, Türkiye’de ilk kez bir yerel yönetici için mobbing soruşturması açılmış oldu. Şahin, Farsakoğlu’yla birlikte mobbing uyguladığı iddia edilen İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü Gülizar Tutu, Basın ve Halkla İliş- kiler Müdürü Fulya Erkan ve Adalar Belediyesi Müfettişi Naciye Kaya için ise soruşturm izni verilmedi. Kararın tebliğ edilmesinden sonra Farsakoğlu’nun, Danıştay’a itiraz etme hakkı bulunuyor. İtirazın kabul edilmemesi durumunda Farsakoğlu hakkında suç duyurusunda bulunulacak. Farsakoğlu, Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesine göre 3 ila 15 yıl arasında hapis cezasıyla yargılanabilecek.

TARİHİ BİR ADIM
Mobbingle Mücadele Derneği yetkilileri SABAH’a yaptığı açıklamada, “Türkiye’de mobbing konusunda atılmış tarihi bir adımdır. Başbakanlık genelgesinin ardından müfettiş raporunun hızlı bir şekilde tamamlanması örnek oluşturacak bir sürecin başlangıcı olacak. Belediye çalışanı kadın memur Aynur Alyanak dışında başka çalışanlar da derneği arayarak çeşitli iddialarda bulundu,” dedi. İsminin açıklanmasını istemeyen bir memur da, “Bu, bizim aylardır uğradığımız baskı, yıldırma yöntemlerine karşı verilmiş en önemli karar. Yaşadığımız psikolojik sıkıntılar nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açacağız,” diye konuştu.

SÜRGÜN İDDİASI
İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 26 Ekim’de Adalar Belediyesi’ne giderek 6 şikayetçinin ve Farsakoğlu dahil 11 yöneticinin ifadesini almış, ardından rapor düzenlemişti. Raporda, “Başkanın çalışanlar arasında ayrımcılık yaptığı, psikolojik baskı uyguladığı, basına verdiği demeçlerde eski personel hakkında ‘beceriksiz ve işe yaramaz’ gibi sıfatlar kullandığı, onları istifaya zorladığı” tespitleri yapılmıştı. Alyanak da, “Başkan, bir mükellefe verdiğim cevabı gerekçe göstererek beni yan bir ‘Kınalıada İrtibat Müdürlüğü’ birimine atadılar. Soruşturma açıp maaşımı kestiler. Her gün başkana yakın kişiler benim işe gelip gelmediğimi kontrol için iskelede bekliyorlar. Zabıtaların bulunduğu odadayım. Ne bilgisayar, ne masa var. Tuvaletimiz bile yok. 500 metre yakında ücretli tuvalet kullanıyoruz. Başkan Farsakoğlu’nun göreve geldiği 2.5 yıl içinde 13 Fen İşleri Müdürü değişti. Önemli ihalelerde geçici görevlerle getirdiği müdürlere zorla imza attırdı. Şimdi o müdürlerin tamamı yargılanıyor,” diye ifade vermişti.

_______________________________________________________12

Yalova77, 16.1.2012 
NERGİZ, 
“AKP’Lİ MECLİS ÜYELERİ 
ADA SEFERİNE KARŞI DEĞİL” 
Yalova Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özsümer’in Adalar seferleriyle ilgili açıklamasına İl Genel Meclisi’nin AKP Grup Başkanvekili Hasan Nergiz yanıt verdi. Özsümer’in Adalar seferlerinden AKP’li İl Genel Meclisi üyelerinin neden rahatsız olduğuna dair sorusuna Nergiz, “Ak Parti’nin İl Genel Meclis üyeleri Yalova’dan Adalar’a yapılması düşünülen gemi seferlerine karşı değildir. Aksine Yalova insanına yapılacak her hizmete destek vermeye hazırdır. Ancak kurumsal destekler kurumların yetkileriyle sınırlıdır. İl Genel Meclisleri görev, yetki ve sorumluluğunda olmayan konularda karar alamazlar. Ak Partili İl Genel Meclis üyeleri bu konuda bir meclis kararı alınamayacağı için olumsuz oy kullanmıştır,” diye yanıt verdi. 
“ADALAR SEFERLERİ ÜZERİNDEN SİYASET YAPMASIN” 
Nergiz, “Hiç kimse yanlış bilgiyle kamuoyunu yanıltmamalı ve bu yanlışın faturasını başkalarına kesmemelidir. Sayın Ahmet Özsümer’e ‘İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün 13.5.2008 tarihli 2008/36 sayılı genelgesini’ okumasını tavsiye ederim. Merak ettiği sorunun cevabını oradan öğrenmesi mümkündür. Bu genelgede İl Genel Meclisi’nin yetki ve sorumluluğu olmayan konularda karar alamayacakları açıkça yazılıdır,” dedi.

Nergiz, “Konunun gerçek durumuna gelince; 2009 yılı başlarında Ak Partili Belediye döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınan gemiyle İstanbul bağlantılı Yalova-Adalar seferlerine başlanmış ve bir süre bu seferler yapılmıştır. Ancak Özsümer’in de içinde bulunduğu mevcut yönetim işe başlar başlamaz ilk önce bu seferleri iptal etmiş ve gemiyi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne iade etmiştir. Sayın Özsümer kamuoyunun bunları unuttuğunu varsayarak, Adalar seferleri üzerinden siyaset yapacaksa kendisine bunu hiç tavsiye etmeyiz. Zira her olumlu icraat gibi bu icraatı da siyaseten durduran ve Yalova’yı bu hizmetten de mahrum eden kendileridir. Sayın Özsümer şunu bilsin ki; usul ve yasalara ve Yalova’nın menfaatine uygun her icraatı destekleriz. İl Genel Meclisi yetki ve sorumlulukları olmayan bir konuda sadece kendileri istedi diye “tavsiye niteliğinde” karar alınması da İl Genel Meclisi’nin saygınlığına gölge düşürür. Hâl böyleyken, önce bu seferleri niçin kaldırdıklarını kamuoyuna açıklamalarını, Adalar’a yeniden sefer yapmak için fırsat doğmuşsa bunun için İl Genel Meclis kararına ihtiyaç olmadığını, Belediye Meclis kararıyla sefer yapılabileceğini, kendilerine hatırlatırız,” diye konuştu. 

_______________________________________________________13

Yalova77, 17.1.2012 

http://www.yalova77.com/haber/7322/“BELEDIYEYI-ZARARA-UGRATAN-BIR-KIRALAMAYI-IPTAL-ETTIK”.html

“BELEDİYEYİ ZARARA UĞRATAN 
BİR KİRALAMAYI İPTAL ETTİK” 

Yalova Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özsümer, İl Genel Meclisi üyesi Hasan Nergiz’in, “Belediye yönetimine gelir gelmez Adalar seferlerini iptal ettiler,” sözlerine yanıt verdi. Özsümer, “Yönetime geldiğimizde belediyemizi zarara uğratan bu kiralamayı iptal ettik,” dedi.

Yalova Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özsümer’in İl Genel Meclisi’nin AKP’li üyesi Hasan Nergiz’e cevabı gecikmedi. Hasan Nergiz geçtiğimiz gün belediye yönetiminin göreve gelir gelmez ilk iş olarak Adalar-Yalova seferini iptal ettiğini söylemişti. Bunun üzerine bir açıklama yapan Özsümer, “Göreve geldiğimizde, Büyükada vapuru, 2009 yerel seçimlerinden tam bir ay önce 28 Şubat 2009 tarihinde kira bedeli 7.500 tl, iskele terminal kullanım bedeli 1.500 tl, aylık sigorta bedeli 1.500 tl olmak üzere aylık brüt 10.500 tl bedel ile seçim yatırımı olarak 6 aylığına, süreli kiralanmış olup, bir kaç hafta sonra yakıt temin edilememesi sebebiyle seferler aksamaya başlamış, toplam 15 gün süre sefer yapmıştır.

YAÇEV AŞ.’den hizmet alımı yapılan 4 adet personel dahil olmak üzere Büyükada vapurunun belediyemize kira, personel ve yakıt gideri 15 gün için 51.937.58 tl olup bu süre içerisinde alınan bilet ücretleri toplamı 2.525.00 tl’dir.

Bu sebeple yönetime geldiğimizde belediyemizi zarara uğratan bu kiralamayı iptal ettik. İDO’nun bile özelleştirildiği günümüzde Yalova Belediyesi’nin deniz ulaşımı sektörüne işletici olarak katılması tamamen hayali ve seçime yönelik bir projedir. Bu bir icraat değildir siyaseten durdurulmadığı yukarıdaki rakamlarla açık olarak görülmektedir. Halkın parasını şov yapmak uğruna harcamak bizim yönetim anlayışımıza aykırıdır.

Şu an Yalova Belediyesi olarak talebimiz sadece atıl durumda ki Kartal arabalı vapur iskelesini ve iskele binasını Adalar, Bostancı ve Adalar Beşiktaş seferlerini düzenlemek için talipli olan özel şirketlere kullandırmaktır. Yalova Belediyesi bu projede para harcamayacağı gibi, aksine gelir elde edecektir. Körfez köprüsünün başladığı, İstanbul, Bursa hızlı tren projesinin hazırlandığı günümüzde bir iskele yeri ve Adalar-Bostancı seferinin Yalova’dan başlatılması nasıl oluyor da bu kadar polemik konusu yapılıyor ve sivil toplum örgütleri neden sessiz kalıyor?

Bu seferler, günübirlik turizmi, esnafımızı ve üniversitemizi olumlu yönde etkileyecektir, boşuna sulandırmaya kalkmayın, destek olmaktan çekinmeyin” dedi.

_______________________________________________________14


Büyükada sakinlerinden Osman Bahadır’ın, 
Osmanlılardan Cumhuriyete Bilim 
kitabı Cumhuriyet Kitapları’ndan yayımlandı! 
)O(

http://kitap.cumhuriyeti.com.tr/tanim.asp?sid=X65OCK72K0TSH44YGG9U 


Osmanlılardan Cumhuriyete Bilim 
Osman Bahadır 
İnceleme 



Cumhuriyetin kuruluş felsefesini ortadan kaldırmak isteyenlerin günümüzde yürüttükleri kampanyanın birbiriyle doğrudan ilişkili iki yönü var: Osmanlıyı yüceltmek ve Cumhuriyet devrimlerini değersizleştirmek. Bugün her iki doğrultuda da olağanüstü yaygın bir yanıltma eylemi karşısındayız.

Osmanlıyı parlaklaştırmaya ve Cumhuriyet devrimlerini karalamaya çalışanlar, Osmanlı Devleti’nin son iki asrındaki büyük modernleşme mücadelesini, en hafif deyişle, anlamakta yetersiz kalanlardır. Çünkü bunu anlamış olsalardı, Cumhuriyetin tarihsel kökleri ve hangi engelleri aşarak başarıya ulaşmış olduğu konusunda da bazı temel fikirlere sahip olabileceklerdi. 


Bu kitap, Osmanlıyı Cumhuriyete çıkaran en önemli etkenin, bilimin ve bilimsel düşüncenin ülkemiz tarihindeki özgün rolünü ve etkisini inceliyor. Bunu yaparken de şu iki şeyi; Osmanlılardan Cumhuriyete bilimimizdeki farklılığı ve bilimin Osmanlılardan Cumhuriyete ülkemizin gelişiminde yarattığı büyük farklılığı göstermeye çalışıyor.




_______________________________________________________15

From: AYŞE ORBAY 
Subject: Istanbul’un Kuscuları 
Date: January 16, 2012 12:42:29 PM GMT+02:00 
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com 
İstanbul’un Kuşçuları…
Sevgili Çiğdem,
Bir arkadaşımız geçtiğimiz yıllarda İstanbul’da ötücü kuş besleme merakıyla ilgili bir belgesel çekti. Aşağıdaki linkten fragmanı ve filmin tümü İngilizce altyazılı olarak izlenebiliyor. http://www.istanbulunkusculari.com 
Belki ADALAR POSTASI’nda da paylasmak istersin.
Yanni Karamiti de artık Yunanistan’da yaşamakta olan eski bir Burgazadalı Rum… 
Sevgiler, 
Ayşe
* * *
“Aradığımız Sesler Bunlar”
İstanbul’un Kuşçuları
Kurgu: Naki Tez, Taner Sarf
Ses: Berk Kula
Proje Danışmanı: Selim Somçağ
Yapımcılar: Merih Öztaylan, Emre Aypar
Yönetmen: Naki Tez

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: