Gönderen: adalarpostasi | 12 Kasım 2011

ADALAR POSTASI-2619: adalar’ın imar dosyasını açıyoruz!…

Heybeliada’da…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

5 Eylül 1910 Pazartesi günlü, İstanbul Heybeliada’da oturan Harputlu Memo’nun Marangoz Çengelköylü Mehmed Ali’yi bıçaklayarak öldürdüğü sonra da intihar ettiğinin anlaşıldığından definlerine izin verildiğine dair…
* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, 2011.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

13 Kasım 2001 Pazar
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Çok bulutlu
6-10ºC
%49-71 nem
Poyraz, KD 33km/sa
Gündoğuşu 06:46… Günbatışı 16:48…


* * *

Cicely Mary Barker, The Plane Tree Fairy.


* * *


1- Adaların imâr plânları hazırlanmıştır! Dört ada için hazırlanan plânlarda esası, iskele civarının meydan olarak tanzimi teşkil etmektedir. İkinci müşterek nokta da, yol genişlikleri ne olursa olsun 6,5 metreden yüksek bina inşasına müsaade edilmeyişidir…


2- Büyükada ve Kınalıada’da blok inşaata müsaade edilmeyecektir!..

3- Heybeliada Değirmen Burnu mevkiinde dinlenme evleri ile plaj tesisleri buranın tabii güzelliğini bozmayacak şekilde olacaktır.

4- Adalar, Heybeliada 21 pafta, 91 ada, 40 parsel sayılı yerin sahibi geçen yıl, arsasının ortasından yeni bir yol ihdas ederek küçük parseller halinde ifrazı için talepde bulunmuş,

5- Adalar ilçesinde ruhsatlı yapı sayısı 62, kaçak başlayan ve mühürlenen yapı sayısı 16…

6- Adalar Belediyesi Başkan adylarından Orhan Baltacıgil, vatandaşın kışlık yakacağını ihale yoluyla belediye olarak karşılayacak…

7- Recep Koç: “İlçeme bağlı 4 adanın kanalizasyon projelerini tamamladım…”

8- Şakir Sırmalı: “Adalar’da bugüne dek bir parselin üstünde yalnız bir tek bina çıkılabilirken, getirilmeye çalışılan yeni bir uygulama ile, artık bir parsel üstüne parselin büyüklüğüne göre birden çok bina yapılabilecektir. Bu, Adalar doğasının, gelecekte beton bir perde ile ötülmesi demektir…


9- Adalar Belediye Başkanı Recep Koç, altyapı hizmetleri için ada sahiplerinden usülsüz para topladığı iddaıyla mahkemelik oldu…


10- Mustafa Özyürek: “Kaçak inşaatlar yasallaştırılıyor. Büyükada Lido Oteli inşaatı bunun en çarpıcı örneği. Kaçak olduğu halde inşaatı devam eden otel hakkında işlem yapılmıyor…”

11- Hasan Pulur: “Derken, ortaya bir de, Adalar’ı korumaya yönelik imar planı çıkmaz mı? Ne kadar güzel! Siz öyle sanın! Meğer o plan, büyük bölümü orman olan, Adalar’ın yaklaşık yarısını imara yani, betona açmaktaymış! Ada Dostları öyle diyor… Bereket versin, ısrarla gizlenen bu plan uygulamaya koyulmadan, 26 Mart 1989 seçimleri gelip çatmış, sonucu malum, Dalan ve ANAP gidince bu plan da şimdilik yatmış… Sonra mı? Sonrasını göreceğiz…”


12- Ferit Farsakoğlu: “Adalar’ın imar planı yetkisi elinden alındı!…”

13- Asım Ertan-Ferit Farsakoğlu: “Adalar betonlaştı!…”

14- Mehmet Bölük: “Adalar, 1:50.000 ölçekli 1980 onaylı İstanbul nazım planında, kentin rekreasyon alanı konumundadır. İnsanların, gürültüden, hava kirliliğinden, trafik karmaşasından kurtularak, soluk alabileceği, mimari karakteristiği ve doğal güzellikleri ile eşsiz bir rekreasyon alanıdır adalar. Bu özellikleri nedeniyle de SİT alanı ilan edilmiştir. Bugün ise, ileride telafisi mümkün olmayacak bir yağma tehdidi ile karşı karşıyadır!…”

15- Recep Koç: “Adalar’da kaçak yapılaşma yok!… Adalar için koruma amaçlı imar planlarının bir an önce onaylanıp yürürlüğe konması gerekirken, planlar onaylanmamış, bekletilmiştir. Halk planları beklemekten bıkıp karamsarlığa düşmüştür…


16- Şükrü Abanoz: “Şükürler olsun sahtemizi de gördük!…”


17- Hovsep Özacar: “Sayın Celal Karaca’nın, “İçim Sıkıldı…” başlıklı yazısına cevaben tavsiye ettiğiniz ‘pembe gözlük’, [ADALAR POSTASI-2618/4(11.11.2011) http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2011/11/11-2618.html] 2009 yılına kadar —geçtiğimiz on yıllar boyunca— kullanmış olduğumuz gözlük mü acaba?…”

18- Valide Tayfun:1 Adalar Spor:2

19- Baki Çokneşeli: “Kuşbakışı Adalar!…”

20- Mustafa Albayrak: “Büyükada göçmen kuşların uğrak yeridir!…”

21- Nagihan Kalay: “Sessiz Olun! Yaban hayatı rahatsız olmasın!…”


)O(


* * *

Adalar’ın imar dosyasını açıyoruz!…



Adalar’ın 
imar planları tarihinden 
bir kaç yaprak…

_______________________________________________________1 


Milliyet, 29.6.1959
Adalar’da 6,5 metreden yüksek bina olmayacak

Hazırlanan imâr plânları ile iskele civarları meydan haline getirilecek ve turistik tesisler kurulacak

Adaların imâr plânları hazırlanmıştır. Dört ada için hazırlanan plânlarda esası, iskele civarının meydan olarak tanzimi teşkil etmektedir. İkinci müşterek nokta da, yol genişlikleri ne olursa olsun 6,5 metreden yüksek bina inşasına müsaade edilmeyişidir. 

BÜYÜKADA: İskele meydanı genişletildikten sonra bu kısımda gezi sahası ayrılacak etrafta otel, gazino ve  kotralar için liman tesisi vücuda getirilecektir. Mevcut iki otel arasında Anadolu Kulübü’ne merdivenli bir yol açılacaktır. Değirmen plâjı genişletilecektir. Dil iskelesinde modern gazino inşa edilecektir. Madende kumsalın arkasındaki saha spor tesislerine ayrılmıştır. Çamlıkların muhafazası için tedbir alınacak ve bakımına ehemmiyet verilecektir. 

HEYBELİADA: İskele meydanı civarı gezi, gazino, ve turistik tesislere ayrılmıştır. Askeri tesislerin nakli katileşrse bunların işgal ettiği binalardan da istifade edilecektir.

BURGAZADA: Adada eğlence tesisleri kurulacak, iskele islâh edilecektir. Meskenlerin daha ziyade kuzey taraflarında inşasına müsaade edilecektir.

KINALIADA: Tepe ağaçlandırılacaktır. İskele civarı düzenlenecek ve spor tesisleri kurulacaktır. İnkişaf sahası olarak kuzey tarafları ayrılmıştır. 


_______________________________________________________2

Milliyet, 10.7. 1960

BÜYÜK VE KINALIADA’DA BLOK İNŞAATA İZİN YOK

Büyükada ve Kınalıada’da blok inşaata müsaade edilmeyecektir.

Adaların imar plânları hazırlanırken, bu prensip göz önünde bulundurulacaktır. Blok inşaatın, sayfiye yeri olan adalarda tatbikinin uygun olmayacağına Belediye Meclisi selahiyeti ile çalışan Encümen karar vermiştir.

_______________________________________________________3


Milliyet, 3.11. 1964


Belediye Adalarda 

turistik tesisler 

yaptıracak


Belediye Adalarda turistik tesisler yaptıracaktır.
İmar Planlama Müdürlüğü tarafından hazırlanan turistik tesislere ait planlar Belediye Meclisince kabul edilmiştir. İmar ve İskan Bakanlığınca onaylandıktan sonra uygulanacak planlara göre Büyükada Yörükali mevkiindeki bakımsız halde olan Belediye arsalarına turistik gazino ve plaj tesisleri yapılacaktır. Yine aynı mevkideki bostan sahasının üstünden geçen yol iskân sahasına bağlanacak, vâdide halkın oturmasını sağlayacak teras eklinde düzlükler yapılacaktır. 
Heybeliada Değirmen Burnu mevkiinde dinlenme evleri ile plaj tesisleri buranın tabii güzelliğini bozmayacak şekilde olacaktır. Ayrıca yeldeğirmenini sembolize eden bir balık lokantası inşaa edilecektir.

_______________________________________________________4


Milliyet, 26.5.1968


Şehirliler bu gidişe “Dur” demeli

[…] Arsa sahiplerinin ekonomik ve politik güçleriyle doğru orantılı olarak hergün yeni yeni parseller, gene iskân sahaları içine alınıyor ve küçük parseller halinde ifraz edilmeye devam ediyordu. Örnekler çoğaltılabilirdi. Mevcut plânları değiştirecek plân kararları ardı ardına alınıyordu Örneğin Adalar, Heybeliada 21 pafta, 91 ada, 40 parsel sayılı yerin sahibi geçen yıl, arsasının ortasından yeni bir yol ihdas ederek küçük parseller halinde ifrazı için talepde bulunmuş, fakat arsanın topografik durumunun müsait olmadığı ve tabiat değerlerinin zedeleneceği gerekçesiyle bu talebi 66.12.1967 gün ve 9 sayılı toplantı kararıyla reddedildiği halde, arada ne gibi bir değişiklik olmuşsa bilinmez, gene aynı mahiyetteki bu yılki talebi mütalâa ile Belediye Meclisine sevkediliyordu. […]

_______________________________________________________5


Milliyet, 13.1. 1979


1978 yılında 2 bin 175 kaçak konut mühürlendi

İstanbul Belediyesi 1978 yılında kaçak yapılan 30 bin konuttan, sınırları içinde saptadığı 2 bin 175 kaçak konutu mühürlemiştir. […] Adalar ilçesinde ruhsatlı yapı sayısı 62, kaçak başlayan ve mühürlenen yapı sayısı 16. […]
_______________________________________________________6
Milliyet, 2.3.1984

ADALAR BELEDİYESİ
BAŞKAN ADAYLARI

RECEP KOÇ
(ANAP adayı)
1949’da Samsun’da doğdu. İktisat fakültesi mezunu. Evli ve 3 çocuk babası.


VAATLERi
* Spor sahaları yapacak, mevcut olanları geliştirecek.
* Memur lojmanları inşa edecek.
* Sağlık merkezlerine yeterli doktor sağlayacak.
* Turizmi geliştirmek için yatırım yapılmasını sağlayacak.

ORHAN BALTACIGİL
(SODEP adayı)
1949’da İstanbul’da doğdu. Şehirci-mimar. Evli ve bir çocuk babası.

VAATLERi
* Yazlık halkın kışın da kalmaya özendirilmesi için önlemler alacak.
* Turizm işletmeciliği, balıkçılık, çiçekçilik gibi alanlarda halkın eğitilerek örgütlenmesini sağlayacak.
* İmar hareketlerinin engellenmesi yerine, kapsamlı projelerle yöndlendirilmesi için çalışacak.
* Tüm Adalar’ın çöplerini tek elde toplayarak ortak bir fabrikada değerlendirecek.
* Çevre korumasında özen göstererek adalara sağlıklı yaşam beldesi kimliği kazandıracak.

ÜNAL TEMELLİ
(HP adayı)
1933’te Malatya’da doğdu. Gazetecilik okulu mezunu. Pazarlamacı ve yönetici.

VAATLERi
* Yabancı sermayenin turizm yatırımlarından yararlanmayı planlıyor. 
* Adalar’daki gecekonduları sosyal mesken haline dönüştürecek. 
* Vatandaşın kışlık yakacağını ihale yoluyla belediye olarak karşılayacak.

ORHAN YALMAÇ
(DYP adayı)
1923’te Kasımpaşa’da doğdu. Emekli subay. Evli ve bir çocuk babası.

VAATLERi
* Karşı sahilden boru ile su nakledecek. 
* Her ada için kanal uygulamasına geçerek, pompalamak sureti ile pis sıların akıntıda yok olmasını sağlayacak. 
* Çöpleri imha fırınlarında yakarak ve paketleyerek zararsız hale getirecek.
* Adalar’a halk plajları yapacak.
* Ulaşımı kolaylaştıracak.
* Uygun yerlere dinlenme ve çocuk parkları yapacak.
RECEP GÜMÜŞKAYNAK
(MDP adayı)
1945 yılında İstanbul’da doğdu. Uzun bir süredir Adalar’da oturan Gümüşkaynak ticaretle uğraşıyor, bekâr.
VAATLERi
* Çöp sorununu çözecek.
* Kapalı spor tesisleri yaptıracak. 
* Aile pansiyonculuğunu teşvik edecek. 
* Sağlık ocağı yaptıracak, âcil hastalar için deniz cankurtaranı yaptıracak. 
* Vapur seferlerinin artmasını sağlayacak. 
* Balıkçılığı özendirecek.
* Adaların güzelliğini bozmayacak şekilde balıkçı barınakları yapacak.
_______________________________________________________7

Milliyet, 25.3.1985
Abdullah Öğülmüş
[…]
Recep Koç
(Adalar)

Kanalizasyon
İlçeme bağlı 4 adanın kanalizasyon projelerini tamamladım. Spor sahaları için gerekli alanları hazırladım. Burgazda rıhtım inşaasını başlattım.”

[…]

_______________________________________________________8

Milliyet, 29.8.1986
Düşünenlerin Düşünceleri
Şakir Sırmalı
‘Adaların (SİT) planı ivedilikle hazırlanmalı ve bağlayıcı olmalı’
Adaları kurtarmak
Adalar’da bugüne dek bir parselin üstünde yalnız bir tek bina çıkılabilirken, getirilmeye çalışılan yeni bir uygulama ile, artık bir parsel üstüne parselin büyüklüğüne göre birden çok bina yapılabilecektir. Bu, Adalar doğasının, gelecekte beton bir perde ile ötülmesi demektir
İSTANBUL’un ve dünyanın gözde turistk bölgelerinden Adalar, yeni belediye uygulamaları sonucu değerlerini yitirmek üzeredir. Çünkü Adalar’da, Adalar’a yarayacak demokratik bir belediye seçimi yapmak olanaksızdır. Bu olanaksızlık, Adalar’ın nüfus bakımından çift profilli bir bölge olmasından doğmaktadır. Adalar’ın yaz profili, canlı mevsim dediğimiz yaz aylarında 450.000 kişinin üstünde nüfustan oluşur. Mevsim sonu gelip Adalılar kente, kışlıklarına inince bu nüfus, Adalıların kış profilini oluşturan 14.000 küsur kişi dolayına düşer.
Seçimlerin yaz ayları dışında yapılması nedeniyle, Adalar Belediyesi’ni seçen, işte bu 14.000 küsur kişilik kış profiinin çoğunluğunun, iş tezgâhlarını Adalar’da kurmuş olan yapsatçı, arsa spekülatörü, emlak komisyoncusu, inşaat malzemecisi, nalbur, müteahhit, esnaf ile bu saydığımız işadamlarının yanında çalışan demirci, marangoz, elektrikçi, tesisatçı gibi zanaatkârlar ve yurdun dört bir bucağından Adalar’a doluşarak yukarıda saydığımız kişilere hizmet veren işçiler, rençberler, ustalar, kalfalar gibi Adalı olmayan kişilerden ve baştan beri saydığımız tüm bu kişilerin aileleri ile yakınlarından oluştuğunu  görürüz. Adalar Belediyesi’ni belirleyen, finanse edip seçtirenler, yukarıdaki satırlardan kader birliği içinde bulunduğu kolayca anlaşılan bu kışlık profilin başını çekenlerdir. Bunlar, Adalar Belediyesi’ni oluşturacak kişileri belirlerken elbette ki kendi çıkarlarına hizmet verecek olan kişileri seçeceklerdir. 
Bu belirlenen kişiler artık Belediye seçimini kazanmış demektirler. Çünkü onlara 6500 seçmenin salt çoğunluğu yalnız 3251 küsur seçmenin oyu yeterlidir. Her aileden ortalama üç seçmen çıkabileceğini kabul etsek, demek altı milyar bütçeli ve her konuda tam yetkili Adalar Belediyesi’ni ele geçirmek için 900 aile reisini kendi yanına çekmek yeterlidir ki, yukarıda anlatmaya çalıştığımız gibi, zaten bu 900’ün birkaç katı, belediyeyi seçtirenlerle kader birliği içindedir.
Oylar, partiler arasunda bölündüğü için salt çoğunluk da gerekli değildir. Nitekim bugün Adalar Belediyesi 3251 küsur oyla değil yalnızca 2800 dolayında oyla işbaşına gelmiştir. Üstelik şimdi partiler daha da çoğaldığına göre, yeni bir belediyenin işbaşına gelmesi çok daha az oyla mümkün olabilecektir. 
İşadamının finanse edip seçtirdiği bir belediyenin, işadamının doğrultusundan çıkması beklenebilir mi? Elbette ki hayır. Yazımızın başında Adalar değerini yitiriyor, dedik ya, nitekim Adalar Belediyesi’nin işbaşına gelir gelmez ilk uygulaması, yapsatçının, arsa spekülatörünün, emlak komisyoncusunun, müteahhidin vb hiç hoşlanmadığı (SİT alanı) anlayışını rafa kaldırmak oldu. Adalar’ın doğasını ve kültür mirasını koruyan bir sigorta niteliğindeki (SİT alanı) anlayışı rafa kaldırılınca, bir anlamda Adalar’ın sigortası atmış oldu ve Adalar bilhassa Büyükada yollarıa bir anda grayderler, dozerler, silindirler, ve yüksek tonajlı sayısız kamyon doluştu. dalar’ın ötesinden berisinden toprak parçaları koparıldı ve bu toprak parçaları ile ada kıyıları rastgele dolduruldu, buralara lüzumsuz rıhtımlar çekilerek Adalar’ın kıyı danteli zedelendi. 1900 yıllarında, uluslararası standartlara göre İngilizlerce düzenlenen ada yolları hallaç pamuğu gibi atıldı, sonra sorumsuzca daraltılan bu yolların seviyesi ile kaldırımların kenarı uluslararası standartlara ters düşen bir davranışla gelişi güzel yükseltildi, binaların bahçelerin eşikleri kaldırım seviyesinin altında kaldı, böylece eski ada yolarının Adalar’ın doğal yapısına (pittoresque) görünümü ortadan kalktı, o görünümün yerini kentlere özgü düz geometrik çizgiler aldı ve sonunda şimdi mutlaka düzeltilmesi gereken bir yanlış uygulama yapılmış oldu. On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı Büyükada mimarisinin birer başyapıtı olan ahşap binalar ya ateşe verildi, ya da yıktırılarak sözümona restore edildi. Bir yandan bunlar olup biterken bir yandan ada yollarını süsleyen, yüzyılların ötesinden kalma o anıtsal güzelim çınar ağaçlarıyla öbür ağaçlar, budama adı altında boğazlandı, yakacak oduna harcandı. 
Yapılan yersiz ve niçin yapıldığı belirsiz uygulamaların tümünü sıralamaya yazımızın çapı yetmez. Ne var ki şimdi vakit geçirilmeden önlenmesi gereken bir durum karşısındayız: Adalar’da bugüne dek bir parselin üstüne yalnız bir tek bina çıkılabilirken, getirilmeye çalışılan yeni ir uygulama ile (SİT alanı) nazara alınmaksızın, artık bir parsel üstüne o parselin büyüklüğüne göre birden çok bina yapılabilecektir. Bu, Adalar doğasının, yakın bir gelecekte beton bir perde ile örtülmesi demektir. Bu uğurda çamlıklar kesilerek veya ateşe verilerek Ada çamlıklarını da iskâna açma girişimlerine geçilmiştir. 
Bugün Prens Adaları’nın bir bakıma görünümü şudur: Bir yanda altı milyar bütçeli, kimseye hesap vermeden bu bütçeyi dilediği gibi kullanmaya yetkili, Ankara’dan bağımsız, kendi başına buyruk bir belediye, beri yanda da bu belediyeyi finanse edip seçtiren ve işbaşına getiren bir aferist grubu. Ve dün bir doğa cenneti sayılan Adalar, bugün kurtarılması gereken bir bölge haline gelmiştir. 
Acaba yeni bir seçim bu işi paklar mı? Kuşkusuz hayır. Çünkü yeni seçimde de aynı nedenlerle aynı koşullar, aynı sonuçları verecek ve kazanan hangi parti olursa olsun, aferist belediyeyi ele geçirmeyi gene başaracaktır. Adalar’ı kurtarmanın tek çaresi, Adalar Belediyesi’nin ele geçirilir olmasını önlemektir. Bu da ancak, Adalar’da değişik bir belediye statüsü uygulamakla olasıdır.
450.000 dolayında nüfusun çıkaracağı 200.000 dolayında seçmenin oy kullanması gerekirken ancak 6500 dolayında seçmenin oy kullanma fırsatı bulabildiği ve böylece demokratik yöntemlerin antidemokratik sonuçar doğurduğu dalar’d (ve bazı başka yerlerde) değişik bir belediye sttüsü kaçınılmazdır. 
Bu değişik statü nasıl olmalıdır? 
Yazımızın konusu dışında kalmakla beraber, değişik bir statüde önemsenmesi gereken bazı noktaları belirtmekte fayda buluyoruz: 
1. Sıradan yurttaş, Adalar’ın (ve Adalar’a benzer bazı başka yerlerin) belediye başkanlığını veya kurul üyeliğini yapamaz. Adalar’ın belediye başkanlığını ve kurul üyeliğini yürütecek yurttaşın doğanın değerini bilen, şehircilik ve mimari konusund görüş sahibi olan, geniş kültürlü ve bu nitelikleri ile ün yapmış ağır bir kişilk taşımalı, 
2- Adalar’ın (SİT) planı ivedilkle hazırlanmalı ve bağlayıcı olmlı, yine de imar konusunda Adalar Belediyesi’ne vergi ödemekte olan Adalar halkının huzurunda toplanmalı, kararlar halkın huzurunda alınmalı ve belediyenin yaptığı ihaleler, ödemeler, masraflar ve bürokratik muameleler konusunda belediyece düzenli bültenler yayımlanmalıdır. 
Dünya turizminin “bir doğa cenneti” gözüyle baktığı Adalarımızın bir avuç aferistin hasis menfaatlerine harcanmasını istemiyorsak, iktidar partisinin ve muhalefet partilerinin bir araya gelerek, bir an önce konunun üstüne eğilmeleri gerekir. Ve bu yapılıncaya kadar Adalar Belediyesi’nin tüm imar faaliyetleri şimdilik durdurulup bir karara varılıncaya kadar bekletilmelidir. 

_______________________________________________________9


Milliyet, 23.5.1987


Başkanlara 3 bin dava


[…] ADALAR: Adalar Belediye Başkanı Recep Koç, altyapı hizmetleri için ada sahiplerinden usülsüz para topladığı iddaıyla mahkemelik oldu. Belediye bütçesi dışında Koç’un adalılardan kanalizasyon ve su hizmetlerini yürütmek için milyara yakın para topladığı öne sürüldü. Soruşturmayı İçişleri Bakanlığı’nın emrile valilik yürüttü. […]

_______________________________________________________10
Milliyet, 12.1.1989
İstihbarat Servisi

ADALAR BELEDİYESİ’NDE YOSUZLUK İDDİALARI

İstanbul’da SHP’den 
“dosyalı muhalefet”

SHP İstanbul Örgütü, yerel seçim öncesinde dosyalı muhalefete başladı. SHP İstanbul İl Başkanı Mustafa Özyürek, dün düzenlediği basın toplantısında Adalar Belediyesi ile ilgili yolsuzluk dosyasını açarak, “Sıra diğer belediyelere de gelecek” dedi.
Adalar Belediye Başkanı Recep Koç’un birçok kişiye haksız kazanç sağladığını öne süren Özyürek, “Bu usulsüzlükler kamu vicdanınca hiçbir şekilde kabul edilemeyecek niteliktedir” diye konuştu. Adalar’da özellikle tamir ruhsatı le yeniden inşa edilen binalar sayesinde vurgun yapıldığını iddia eden Özyürek, usulsüzlükleri fotoğraflarla da tespit ettiklerini söyledi. Konuların mahkemeye de intikal ettirildiğini vurgulayan Özyürek, Recep Koç hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti. 
Mustafa Özyürek belirledikleri usülsüzlüklerin bir kısmını şöyle sıraladı:
* Büyükada’da Nesim Namer’in iki katlı ahşap binası tamir ruhsatı ile yıkılarak yerine dörder katlı iki bina yapıldı. Belediyenin araçları bu inşaatta çalıştı. Bina mühürlendi ancak inşaat devam etti.
* Usulsüz plan tadilleri  ile haksız kazançlar sağlanıyor. Geçici yapılanma koşulları hiçe sayılıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin usulsüz planların iptal edilmesini istayan yazı işleme konulmadı.
* Kaçak inşaatlar yasallaştırılıyor. Büyükada Lido Oteli inşaatı bunun en çarpıcı örneği. Kaçak olduğu halde inşaatı devam eden otel hakkında işlem yapılmıyor.
* Koç, beraber çalıştıkları kişilere haksız kazanç sağlıyor. Bir dönemin ünlü sinema sanatçısı Sezer Sezin’e sağlanan bazı kolaylıklar bunun örneğidir.
* Kaşık Adası imara açılmış ve içi oyulmaktadır.

_______________________________________________________11


Milliyet, 15.12.1989
Olaylar ve İnsanlar
Hasan Pulur


İstanbul ve Adalar

Yaşı elliyi geçenler, ya da elliye merdiven dayayanlar birbirlerine sık sık sorarlar:
“Yahu bu İstanbul’a ne oldu?” 
Cevap o kadar uzun değildir:
“Rezil oldu!”
Peki nasıl oldu?
İşte burada çeşitlilik başlar, yani eskilerin deyimiyle, maksûd bir olsa bile rivayet muhteliftir, herkes br şeyler söyler, başka tespitler yapar, yorumlar getirilir.
ADA Dostları Derneği’nin bildirisi, bizce tam olmasa bile, “Bu İstanbul’a ne oldu ve nasıl oldu?” sorusuna, çok gerçekçi bir cevaptır.
Bildiri şöyle diyor: 
“Marmara Bölgesi’nin, dolayısıyla İstanbul ve Dalar’ın çevre sorunlarının temelinde yanlış ekonomi-politik tercihler ile basit kafa yapılı, duygusal taşra politikacısının, imparatorluklar başkenti İstanbul’a karşı duyduğu eziklik yatar.
İki bin yılı aşkın geçmişin yarattığı birikim ile taşı-toprağı kültür kesilen yöre, ellili yılların başında sanayi adı altında zehir kusan para tezgâhlarınca açılınca, binlerce yılın eziklik ve yoksulluğun taşra insanını buraya yığması kaçınılmazdı.
Özellikle İstanbul ve İzmit dolaylarına yerleşen kırsal kırsal kökenli bu insanların barınması için yeterli barınak ve oluşturulması kaçınılmaz hale gelen yeni yerleşim birimleri için altyapı yoktu. Üstelik bunlar, kent ve kent yaşamı hakkında en ufak bir bilgiye sahip değildiler. Tek amaçları, yöresel ekonomik dengesizliğin yarattığı maddi açıklarını en kısa yoldan kapatmaktı. Bu kısa yol arayışı ise, giderek gecekondu kentler ile gecekondu kültürünü yarattı. 
Sosyo-politik gelişmelerin getirdiği değişiklik ortamında kendini üst düzey siyasal karar mekanizmalarının başında bulan, yönetme yeteneğinden yoksun, basit kafa yapılı, duygusal taşra politikacıları, durumu görüp önlem amak bir yana, yöresel tüm özellikleri yok farzedip, seraya düşmüş gergedan yavrusu gibi, kentleri (özellikle İstanbul’u) yol açma bahanesiyle yangın yerine, Marmara’yı da lağım çukuruna çevirdiler.”

YALAN mı, yanlış mı, eksiği var ama, fazlası yok herhalde… Bir zamanlar, halkçılığı, beyaz, uzun donluları İstanbul sahillerinde denize sokmak sanan belediye başkanları, üstelik çağdaş olduğunu iddia eden bir partinin hâlâ yöneticisi değil mi?

PEKİ, Adalar bu kıyımdan nasibini almamış mı? 
Hiç almaz olur mu?
Adalar önce bu salgından etkilenmemiş, ama sonra, siyasal kararalardan etkilenen Rumlar’ın Adalar’ı terketmesiyle bir boşuk doğmuş…
Boşluğu dışarıdan gelenler doldurunca,, “yıkım virüsü” Adalar’a bulaşmış, sanayi artıkları, deterjanlar, çiçek ve balık türlerini azaltırken, “insan çeşitleri” giderek çoğalmış!
“Ada Dostları”na göre, bu insan çeşitlerinin “en köksüz ve en lumpenleri” kısa sürede ayak işlerinden müteahhitliğe terfi etmişler, ahşap köşkler, yalılar, evler yıkılmış, beton bloklar dikilmeye başlamış. 
Ve 1980’e gelinmiş:
“12 Eylül döneminin başondaki çok kısa duraklamadan sonra yeni bir furya daha başladı. Bu kez hiçbir eleştiriye kulak asılmıyordu. Sevr Antlaşması sonucu İstanbul’u işgal eden güçler bile bu denli acımasız olmamışlardı. Özellikle Kınalıada giderek, tam bir beton ormanına dönüştü. 
Molozlar kıyıları doldurunca, doğal kıyı dantelası ve geleneksel peyzaj bozuldu.
İnşaat sektörü kazansız diye plansız, programsız ve yasal dayanaksız bir kanalizasyon şebeke inşaatına girişilince, önceleri kısıtlı nüfus dolayısıyla foseptik çukurlarının süzerek zararsız hale getirdiği lağım suları sokaklara ve kıyılara akmaya başladı.”

ADALAR’da manazara-i umumiye bu haldeyken, nihayet 1984’de bölge SİT alanı ilan edilmiş, güya bir inşaat yasağı getirilmiş…
Lakin, ne hikmetse ikibuçuk ay sonra “Geçici Yapılaşma Koşulları” adı altında, “beton furyası” yeniden başlamış…
Arkadan da 1985 imar affı gelmez mi?
Çift katlı ekmek kadayıfı!
Yık yıkabildiğin kadar, dik dikebildiğin kadar…
İyi ama, Adalar’ın yüzölçümü malum, beton dikecek arsa kalmayınca ne olacak?
Bu da mı gâm!
Önce ormanlar sık sık kazaya uğramaya başlamışlar, arkadan da Orman Kanunu değişmiş, 20 dönüme kadar ormana sahip ormanlık arazi, sahibi isterse orman statüsünden çıkarılacaktır.
Arkadan da, Bakanlar Kurulu’nun bir kararı: “Büüyükada ve Heybeli’nin şu bölümleri SİT alanı değildir!”
Ya nedir?
Turizm merkezleridir…

TABİİ bu arada bazı münafıklar ortalığa dedikodu yayarak, mideleri bulandırmaya başlamışlar…
Yok efendim, Ankara’daki bazı zevat-ı muhterem ile yakın ilişkiler içinde bulunan, ünlü holdingcilerimizden bazıları, Adalar’da turizm merkezi ilan edilen bölgede yatırıma hazırlanıyorlarmış!
Ne yalan değil mi?
Hiç ayağında yarım pabucu bulunan halkımız dururken, holdinglere yatırım yapmak yakışır mı?
DERKEN, ortaya bir de, Adalar’ı korumaya yönelik imar planı çıkmaz mı?
Ne kadar güzel!
Siz öyle sanın!
Meğer o plan, büyük bölümü orman olan, Adalar’ın yaklaşık yarısını imara yani, betona açmaktaymış!
Ada Dostları öyle diyor…
Bereket versin, ısrarla gizlenen bu plan uygulamaya koyulmadan, 26 Mart 1989 seçimleri gelip çatmış, sonucu malum, Dalan ve ANAP gidince bu plan da şimdilik yatmış…
Sonra mı?
Sonrasını göreceğiz…



_______________________________________________________12

Milliyet, 15.12.1989
Ferit Farsakoğlu
Adalar’ın imar planı yetkisi elinden alındı
Sözen’e ikinci darbe
Bakanlar Kurulu’nun Marmara takımadalarında imar planı yapma ve değiştirme yetkisini Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na veren kararı İstanbul Belediyesi’ne tebliğ edildi. Kararla Adalar’da 3 yıl süreyle her türlü imar yetkisi Bayındırlık Bakanlığı’nın kontrolünde olacak
BAKANLAR Kurulu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca SİT alanı ilan edilen ve koruma altına alınan Marmara takımadalarındaki imar planı yapma ve değiştirme yetkisini belediyeden alarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na verdi. Marmara takımadalarındaki imar yetkilerini 3 yıl süre ile bünyesinde toplayan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, konuyu 5 Aralık 1989 tarih ve 1436 sayılı yazısı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bildirdi. Büyükşehir Belediyesi daha önce takımadalardaki birtakım turistik tesislerin yıkılması veya mühürlenmesi yolunda kararlar almıştı.
Bakanlar Kurulu daha önce de 89/14499 sayılı kararıyla özellikle İstanbul’daki bazı bölgeleri turizm alanları olarak ilan etmiş ve buralara ilşkin imar planı yapma ve değiştirme yetkisinin Turizm Bakanlığı ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na verildiğini açıklamıştı. Bu yetkinin kapsamı şimdi daha da genişletilerek 29.11.1989 gün ve 138/2196 sayılı Başbakan oluru ve SİT alanı olan ve koruma altında bulunan Marmara takımadalarındaki imar yetkileri turistik amaçlı olup olmadığına bakılmaksızın Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na devredildi.
Bu uygulamanın amacının çıkar çevrelerine yeni rantlar sağlamak olduğunu belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Nurettin Sözen’in imar danışmanı Mehmet Bölük şu açıklamayı yaptı: 
“Bundan önceki dönemde Mimar Sinan Üniversitesi’ne yaptırılan ve İstanbul 2 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından onaylanan 1/25.00, 1/5.000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının Büyükşehir Belediyesi’nce inceleme aşamasındayken bu kararın alınması anlamlıdır.
İmar planlarını yapma yetkisinin Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na ve Turizm Bakanlığı’na verilmesi adaların imar planlarının belediye meclislerinin denetiminden kaçırılmak istenmesinin göstergesidir. Amaç, çıkar çevrelerine büyük rantlar sağlamak için turizme açmak bahanesiyle adaların doğal SİT bölgesini betonlaştırmaktır. Bu olay ANAP’lı belediyelerce Mimar Sinan Üniversitesi’ne yaptırılan planlarda açıkça ortaya çıkmaktadır.”
Büyükşehir Belediyesi yeni yönetiminin göreve geldikten sonra, Marmara takımadalarında birtakım “müdahaleci” kararlar aldığı, bunların bir kısmının uygulamaya konduğu, bir kısmının uygulanmasına ise ANAP’lı Adalar Belediye Başkanı Recep Koç’un, olanak tanımadığı belirtiliyor.
KAşıkadası’nda Ali Dinçkök ve ortaklarının sahibi olduğu Ak Turizm ve Dış Ticaret A.Ş. tarafından yapılan 23 turistik tesis inşaatı Büyükşehir Belediyesi’nin isteğiyle Adalar Belediyesi’nce HAziran 1989 tarihinde mühürlendi. Gerekçe olarak Kaşıkadası’nın SİT alanı yapılanma şartlerına aykırı bulunduğu ve TAşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu’ndan izin alınmadan yapılmak istendiği gösterildi. Büyükşehir Belediyesi, daha sonra Adalar Belediyesi projesinin yasal dayanağı olmadığını belirterek ruhsatının iptal edilmesini istedi, ancak bu istek yerine getirilmedi. 
29.10. 1989 tarihli Milliyet’te “Ada’da babalar vurgunu” başlığıyla yayınlanan haberde de belirtildiği gibi eski cumhurbaşkanlarından İsmet İnönü’nün armağanı olan bir arsa ihale mafyasına geçtikten sonra Bakanlar Kurulu kararıyla “turizm bölgesi” olarak ilan edildi. 
Başkan Prof. Nurettin Sözen, Kınalıada Susporları Tesisi’nin kaçak olduğu için yıkım kararı alındığını ayrıca, eski başkan Bedrettin DAlan’ın vakfına bağlı Beyhan Aral Lisesi’nin mühürlenmesinin Adalar Belediyesi’nden istendiğini, ancak yerine getirilemediğini açıkladı.
_______________________________________________________13

Milliyet, 11.1.1990
Asım Ertan- Ferit Farsakoğlu

SHP’liler Koç’u “göz yummak”la suçluyor
“Adalar betonlaştı”
SHP Adalar İlçe Başkanı Baki Akpolat, imar planlarını yapma yetkisinin İmar İskân ve Turizm bakanlıklarına verilmesinin ANAP’ın demokrasiye inançsızlığının ve yasalara saygısızlığının bir göstergesi olduğunu öne sürerek, “Adaların imar planları belediye meclislerinin denetimlerinden kaçırılmak istenmektedir” dedi. Amacın, çıkar çevrelerine büyük rantlar sağlamak için, turizme açmak bahanesiyle Adalar’ın doğal SİT bölgelerini betonlaştırmak olduğunu öne süren Akpolat, şöyle devam etti: 
“Bu olay ANAP’lı belediyelerce Mimar Sinan Üniversitesi’ne yaptırılan planlarda açıkça ortaya çıkmıştır. Doğal kıyı şeridi, dolgu alanları ile beton yığınları haline getirilmektedir. Çamlık ve makilikler imara açılmaktadır. Adaların karakteristik ulaşım aracı fytonlar kaldırılmaktadır.”
Kararın yasalar, hukuk ve demokrasi hiçe sayılarak alındığını ileri süren Akpolat, bu kararın iptali için Danıştay’a başvuracaklarını ifade etti. Akpolat, başvurunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce yapılacağını söyledi. 
Öte yandan Adalar’da kaçak yapılaşmanın arttığı, kıyıların özel kişilerce parsellendiği ve bu duruma Belediye Başkanı Recep Koç’un göz yumduğu öne sürüldü. Adalar Belediyesi SHP meclis üyesi Erol Yazman, Büyükada’daki Beyhan Aral Lisesi’nin lojmanları ile Kınalıada Susporları Kulübü’nün ek binasının kaçak olarak yapıldığını söyledi.
Adalar Belediye Başkanı Recep Koç, konuyla ilgili sorularımıza sözlü değil, yazılı olarak yanıt verebileceğini söyledi. Ancak Başkan Koç, kendisine bıraktığımız soruları yazılı olarak da yanıtlamadı.
_______________________________________________________14

Milliyet, 13.1.1990
Mehmet Bölük

Adalarda, kılıfına uygun yağma planlaması

İstanbul, Marmara takımadalarının imar planlarını resen yapma, yaptırma, değiştirme ve onaylama yetkisi, Başbakan Yıldırım Akbulut’un oluru ile 3 yıllığına Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na verildi.

ANAP, yerel seçimlerde İstanbul’u kaybedince, ilk kez 21.6.1989’da, dönemin başbakanı Turgut Özal’ın oluru ile, Maçka, Ataköy, Kalamış’ın da yer aldığı 10 bölgede plan yapma yetkisi Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na verildi.

Bugün, aynı uygulamada, Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası için söz konusu. Mimar Sinan Üniversitesi’nde yaptırılan koruma amaçlı imar planları İstanbul İki Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca onaylanmış ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde inceleme aşamasındayken bu müdahalenin yapılması çok anlamlıdır. Anayasa’ya, demokrasiye aykırı bu müdahale, soru işaretleriyle dolu, zihinleri bulandıran bir uygulamadır. 

İmar planlarının halkın oyu ile seçilmiş belediye meclislerince yapılması gerekirken, bu yetkinin bürokratlara devredilmesi, ANAP’ın demokrasiye ve hukuka saygısızlığının en somut göstergesidir. Asıl amaç, imar planlarını halktan ve halkın seçtiği belediye meclislerinden kaçırarak, çıkar çevrelerine büyük rantlar sağlamaktır. 

Adalar, 1:50.000 ölçekli 1980 onaylı İstanbul nazım planında, kentin rekreasyon alanı konumundadır. İnsanların, gürültüden, hava kirliliğinden, trafik karmaşasından kurtularak, soluk alabileceği, mimari karakteristiği ve doğal güzellikleri ile eşsiz bir rekreasyon alanıdır adalar. Bu özellikleri nedeniyle de SİT alanı ilan edilmiştir. Bugün ise, ileride telafisi mümkün olmayacak bir yağma tehdidi ile karşı karşıyadır.

Adalar’ın ANAP’lı Belediye Başkanı Recep Koç’un son iki ayın önemli bir kısmını Ankara’da geçirerek, bu kararın kendisi sayesinde alındığını her yerde söylemesi ise büyük bir talihsizliktir. Seçimle gelmiş bir insan, belki de demokrasi tarihinde ilk kez, meclisine verilen yetkinin elinden alınarak, tepeden inme imar planı yapılması için çaba sarfetmektedir.

Bu hesapların bozulması için tüm demokrasi güçlerinin, mimar ve şehir plancısı odalarının, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği’nin, belediye meclis üyelerinin, tüm siyasi partilerin, çok tehlikeli boyuttaki adalarda yağmaya kılıf olacak planlama mantığına karşı güç birliği yapmaları son şanstır.


_______________________________________________________15

Milliyet, 21.1.1990
İstihbarat Servisi

“Adalar’da kaçak yapılaşma yok”

Adalar Belediye Başkanı Recep Koç, Adalar’ın betonlaştığı ve buna kendisinin gözyumduğu şeklindeki iddiların asılsız olduğunu, betonlaşma ve kaçak yapılaşmaya kesinlikle izin vermediklerini söyledi. BAşkan Koç, “1989’da beş adada verilen toplam ruhsat sayısı 71’dir. Betonlaşma ve kaçak yapılaşma asıl bizden önce ‘Bir ev, bir oy’ politikası güden iftiracı düşüncenin marifeti sayesinde olmuştur” dedi.

SHP Adalar İlçe Başkanı Baki Akpolat’ın sözlerini yanıtlayan Recep Koç, iddiaların Adalar’da imar planlarının yapımının ve onayının Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak, Bayındırık ve İskân Bakanlığı’na verildiği günlere rastlamasının düşündürücü olduğunu söyledi. Başkan Koç, şöyle devam etti: 

Adalar için koruma amaçlı imar planlarının bir an önce onaylanıp yürürlüğe konması gerekirken, planlar onaylanmamış, bekletilmiştir. Halk planları beklemekten bıkıp karamsarlığa düşmüştür. Planların yapımı ve onayının Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na geçmesi ile devlet hem halkı karamsarlıktan kurtarmış, hem de nüfuz istismarı yapan çıkarcıların haksız kazançlarını önlemiştir.”
Adalar’da tarihi ve doğal çevrenin korunduğunu kaydeden Koç, kıyı şeridinin parsellendiği iddialarının da doğru olmadığını, aksine kıyıların yeşillendirilerek halka açıldığını söyledi. Bakan Koç, Adalar’ın simgesi olan faytonun da kaldırılmasının söz konusu olmadığını sözlerine ekledi.
* * *


16.06.2011 günlü 
İstanbul Büyükşehir Belediye meclisinde görüşülerek kabul edilip 
21.10.2011 tarihinde askıya çıkartılan
Adalar 1/5000’lik Koruma Amaçlı 


21.11.2011  günü askıdan indirilecek!

Peki ya Adalılar’ın itirazı yok mu?


Pek yakında ADALAR POSTASI’nda!
)O(




_______________________________________________________16

From: ŞÜKRÜ ABANOZ 
Subject: ŞÜKÜRLER OLSUN SAHTEMİZİ GÖRDÜK!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! 
Date: November 12, 2011 11:07:51 AM GMT+02:00 
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com 

ŞÜKÜRLER OLSUN SAHTEMİZİ DE GÖRDÜK!…

ADA GAZETESİ, 1978 yılında basın dünyamıza, Hürriyet ve Tercüman gazetelerinin çok değerli yazarları: Eşfak Aykaç, Orhan Aldinç, Osman İncili (kova), Orhan Ayhan, Onur Belge ve de Kınalıadalı yazarlarımızdan yönetmen Sırrı Gültekin, Naşide Görey, Elizabet Çakmak, Nef’i Öner, İnci Özbekalp, Seyfi Tetik, Onnik Yavru, Arzu Demirer, Hikmet Abanoz, Arif Pırnal’ın yer aldığı dev yazar kadrosunun ürettiği yazı ve haberlerle adım attığında bir İLK’i gerçekleştirmenin onurunu da kazanıyordu: “TÜRKİYE’NİN İLK SÜRELİ YEREL GAZETESİ”olmak… 




ADAGAZETESİ bugün bazıları hayatta olmayan bu dev yazarların amatörce verdikleri destekle hayatını sürdürdü, bugünlere ulaştı. ADAGAZETESİ’ni çıkarmaya karar verdiğimizde tek amacımız; basının gücünü elimizde tutarak —hiçbir rant beklemeden— eksikliğini hissettiğimiz bazı kamu hizmetlerinin Ada’ya getirilmesini sağlayabilmekti. Nitekim ADAGAZETESİ’nin yayınlanmasından sonraki günlerde sorumlu kişiler bir şeyin farkına vardılar: Artık Adalar’a üvey evlat muamelesi yapamayacaklardı. Nitekim de öyle oldu… ADAGAZETESİ vasıtasıyla bazı kampanyalar açıldı, bu kampanyalar sayesinde Kınalıada’nın ağaçlandırılması çalışmaları başlatıldı, binlerce fidan dikildi, Kınalıada tören alanı ve Atatürk Anıtı’nın yapımı gerçekleştirildi. Yassıada’nın hapishane olarak kullanılması hakkında alınmış Bakanlar Kurulu kararının iptali bu gazeteyle sağlandı. Adalar itfaiyesinde tulumba döneminden modern araçların kullanıldığı günlere geçilmesinde, sahillerin halka açılmasında, Kınalıadalılar’ın sağlığını çalan aktarıcı antenler hakkında yıkım ve Sivriada’ya nakil kararının alınmasında, Kınalıada’nın emisyon noktası olmasının önlenmesinde, kurulmasına karar verilen radar istasyonunun engellenmesine, Kınalıada’ya 24 saat hizmet verecek doktor atanmasında ve sayamadığımız onlarca işte pay sahibi olan, onurlu bir geçmişi olan ADAGAZETESİ’nin değerli ismi bir süredir bir dernek tarafından kullanılıyor… Büyükada Kültür Derneği isimli kuruluş bir çırpıda 33 senedir Adalılar’a tarafsız ve dürüst habercilik yapan, hiçbir kesimden bir rant beklemeden kendi gücüyle hayatta kalmaya çalışan, İMKÂNSIZLIKLARDAN DOLAYI ARA SIRA YAYININA ARA VEREN, ADAGAZETESİ’nin ismini defalarca uyarılmasına rağmen bir süredir kullanıyor… 


10 Kasım 2011 tarihli önemli bilgilendirme konu başlıklı, ADALAR POSTASI adlı internet sitesine, Büyükada Kültür Derneği’nin gödermiş olduğu, Talin Etyemez isimli şahsın kaleme aldığı yayını görünce “BU KADARI DA PES” dedim, aklıma hemen bir atasözü geldi:”YAVUZ HIRSIZ, EV SAHİBİNİ BASTIRIR”. Ben daha ne diğeyim!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Bu konuyla ilgili gerekli yasal girişimler en kısa süre içerisinde başlatılacaktır, ada halkına duyurulur…
ADALAR POSTASI’nda bu kadar yer kapladığımız için özür diler güzel ve başarılı yayınlarınızın devamını dilerim… 

Şükrü Abanoz 
ADAGAZETESİ sahibi ve sorumlu müdürü



_______________________________________________________17


From: HOVSEP ÖZACAR 
Subject: CELAL KARACA’ya tavsiye edilen Pembe gözlük hakkında… 
Date: November 12, 2011 12:39:57 PM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 


Sayın Celal Karaca’nın,”İÇİM SIKILDI…” başlıklı yazısına cevaben tavsiye ettiğiniz ‘pembe gözlük’, [ADALAR POSTASI-2618/4(11.11.2011) http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2011/11/11-2618.html] 2009 yılına kadar —geçtiğimiz on yıllar boyunca— kullanmış olduğumuz gözlük mü acaba?… Öyle görülüyor ki pembe gözlüğü tekrar takmak için dayanılmaz bir arzu içindesiniz… Zamanı geldiğinde akl-ı selimin kazanacağına duyduğumuz inanç gittikçe güçleniyor…


Saygılar sunarım, 


Hovsep Özacar 


* * * 

Sayın Hovsep Özacar, Yok! Yok! Hiç de öyle bir düşünüş, arzu vesaire falana dahi varmadan, Sayın Celal Karaca’nın yazısını okuyunca hakikaten birden “iç sıkıcı” haber-havadisi peş peşe dizip yola çıkarmışlığın mahçubiyetiyle olsa gerek, muzipçe ilk akla gelen, okuyuculara ‘pembe gözlük’ takıp okumalarını salık vermekti yalnızca! Peşi sıra da Bobby Mcferrin’den Don’t Worry Be Happy!… 


Ada sahillerinden selâmlar, 


ADALAR POSTASI adına 
Emine Çiğdem Tugay’dan 
)O(


* * * 


Bilgilendirme yazınız için teşekkür ederim, tüm adalardan selamlar.

Hovsep Özacar

_______________________________________________________18

Adalar Spor, 12.11.2011
Yusuf Bahar 

https://www.facebook.com/adalarsporkulubu

Valide Tayfun:1 Adalar Spor:2 

Adalar Spor takımı kendine güvenenleri mahçup ettirmemeye devam ediyor. Adalar sizlerle gurur duyuyor. Bugün saha içinde ve saha dışında mücadele eden futbolcularıma, yöneticilerime ve taraftarlarıma binlerce teşekkürler…

Yusuf Bahar

_______________________________________________________19 

kuşbakışı adalar!…

From: BAKİ ÇOKNEŞELİ 
Subject: sedef adası
Date: November 12, 2011 8:09:40 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Fotoğraflar: Dr. Baki Çokneşeli
Büyükada

Heybeliada
Sedefadası

_______________________________________________________20 

FaceBook, 12.11.2011
Mustafa Albayrak

Fotoğraflar: Mustafa Albayrak


_______________________________________________________21

AdaPlankton, 8.11.2011
Nagihan Kalay



Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: