Gönderen: adalarpostasi | 10 Kasım 2011

ADALAR POSTASI-2617: terrace-lido’da oturmanın dayanılmaz utancı!…

Burgaz Adası…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

29 Ağustos 1910 Pazartesi günlü, Rum Patrikhanesi’nce teşkili düşünülen meclise Burgaz Adası’ndan Andirinikos Efendi’nin seçildiğine dair…
* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, 2011.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

10 Kasım 2001 Perşembe
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Çok bulutlu
8-14ºC
%76-85 nem
Günbatısı, B 17km/sa
Gündoğuşu 06:43… Günbatışı 16:51…


* * *

Cicely Mary Barker, The Beechnut Fairy.


* * *


1- Gözlerimin yaşına bak!…

2- Lido neydi, ne değildi? Terrace-Lido‘da oturmanın dayanılmaz utancı!…


3- Arif Çağlar: “31 Ekim 2011 Pazartesi günü saat 10:00’da İstanbul 4 No’lu İdare Mahkemesi’nde İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nin, Adalar Belediye Başkanlığı’na ve İstanbul V Numaralı Koruma Kurulu’nun kararlarıyla ilgili olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na karşı açmış olduğu davanın duruşması vardı…”

4- Mehmet Esen: “CHP’li Adalar Belediye başkanı yanında 15 kişilik ekibiyle Deniz AMBULANS’ı ile Burgazada’ya geldi. Bu yasal mıdır?…”

5- MedyaTava: “Tiyatro sanatçısı Mehmet Esen ayrıca belediye ekiplerine başkanın neden ambulansla dolaştığını sorduğunda; ‘Sizi ilgilendirmez,’ cevabını aldığını söyledi…”


6- Avni Kurtuldu: “Uçmaya gelince deve, yük taşımaya gelince kuş anlayışından kurtulmak için yapılacak şey; tekneyi tam donanımlı hâle getirerek sadece hasta naklinde kullanmak ya da Deniz Ambulansı yazısını silmek ve yerine Deniz Taksi yazmak….”


7- Şükrü Abanoz: “Kınalıada taşocakları moloz döküm yeri mi?…”


8- Engin Belli: “Büyükada’da sapık alarmı!…”


9- Hıntıryan Köşkü’nde…


10- Serap Uzunlar: “Adalar Orman İşletmesi’ne teşekkür…”


11- Adalar Spor 3 – Mesudiye 0….


12- Nimet-Viktor Albukrek: “Venedik’ten selam ve sevgierimizle…”

13- Lena Schulte: “Mübarek Kurban Bayramınızı kutlar…”


14- Kerim Düzcan: “Heycanla bekleyerek zevkle takip ettiğim ADALAR POSTASI, ‘iptal!…’ sayısında üzülerek belirtmeliyim ki farklı iki kavramı birbirine karıştırmıştır….”


)O(


_______________________________________________________1


gözlerimin yaşına bak!…

From: MEHMET GÖZGÜCÜ
Subject:
Re:
Date: November 9, 2011 7:04:53 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

_______________________________________________________2

LİDO 
neydi?
ne değildi?


Terrace-Lido‘da oturmanın 
dayanılmaz utancı!
)O(



ADALAR POSTASI’ndan 
—şimdilik kimi eksik ve belki de yanlışları olan— 
bir derleme!…
Bilenlerin de bildiklerini bildirmesi dileğiyle…

Vaktiyle Ada sahillerinde (13 pafta, 21 ada, 27 parsel, 24 kapı nolu) Lido’nun yerinde —aşağıdaki fotoğrafta sağda görülen— ahşap bir köşk bulunmaktaymış.


Rivayet o ki günün birinde yanmış, seneler senesi de yerinde yeller esmişmiş…

1950’li yıllarda İstanbul’un tanınmış genç müteşebbis tüccar ve bankerlerinden Hüseyin Taşdelenler tarafından satın alınan bu parsele, 1954‘te Lido Motel ve Plaj Tesisleri iskânlı ve ruhsatlı olarak inşaa edilmiş. Lido, aslen ‘yüzme havuzu’ demekmiş… Avrupa ve Amerika’nın en meşhur şahsiyetlerinin akın ettiği Adriyatik kıyısındaki Lido‘yla değilse de 22 Mayıs 1943’te Ortaköy sahilinde açılan Lido Oteli/Gazinosu/Yüzme Havuzu‘yla (günümüzdeki Reina, Havana, ChineWhite’ın yerindeydi vaktiyle) yakın/uzak bir âlâkası var mıydı acaba?

25.7.1968‘de Meral Okan ve Ayhan Alptekin, 15.8.1971‘de Mezi Abuaf ile Mozis Salti, Lido‘da nişanlanmışlar! Ve daha kimbilir kimler gelmiş neler yaşanıp geçmiş Büyükada sahillerindeki Hotel Lido‘da?… 
2.9.1972‘de Duru Turizm’den sezon sonu hafta tatili olarak “Dünyanın cenneti Büyükada Hotel Lido‘da yüzme havuzları fevkalâde hava ve manzara ile eğlenceli geceler geçirmek istiyorsanız; her hafta cuma cumartesi pazar bir kişi 3 gün pansiyon komple 270TL”ymiş!…
100 bin lira karşılığında sahte Amerikan vizesi düzenleyen Varujan Toptaş ise Büyükada Lido Moteli‘nde konaklamaktayken; ihbar üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube ekiplerince 30.7.1979 günü düzenlenen bir baskınla, odasında 3 adet sahte vize kaşesi bulunarak tutuklanıvermiş!

12.8.1979 günü 18:15 sularında Akasya Oteli‘nde yangın çıktığı sırada İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden Gönül Erdem de Lido Plajı‘ndaymış.
4.6.1986‘da Büyükada’daki Lido Oteli‘nin havuzundan günlük 3000-5000 lira arası para ödenip yararlanılabiliyormuş!

Sırasıyla Mustafa Beşkardeşler, Süha Pelitözü mülkiyetine geçen Lido Motel, 1984 yılında alınan tamirat-tadilat ruhsatıyla yıkılıp (!) yerine Pelit İnşaat tarafından projesiz ve ruhsatsız olarak yapımına başlanan  binanın  (!) inşaatı mühürlenerek durdurulmuş!
Büyükada sakinlerinden Hüseyin Taşdelen’in [Lido‘nun eski sahibi Hüseyin Taşdelenler’le acep isim benzerliği mi yoksa ta kendisi mi?], “Lido sahili 50 metre dolduruldu. Sahil doldurmak yasal değil. SİT planına aykırıdır. Şimdi oraya dev bir apartman yapılıyor,” diye 2.7.1986 tarihli Milliyet Gazetesi’nde suç duyurusunda bulunmasını müteakiben 3.7.1986‘da Nizam No:37’de mukim İsmail Şahin de “Lido’da tamir ruhsatıyla inşaat yapıyorlar,” demecini yollamış!…
1987 yılında Cinisli Ailesi tarafından satın alınan bu bina için hazırlatılan projeler, SİT ve imara uygun görülmediği gerekçesiyle Kurul tarafından reddedilmiş.
SHP İl Başkanı Mustafa Özyürek, 11.1.1989‘da düzenlediği basın toplantısında Adalar Belediyesi’yle ilgili yolsuzluk dosyasını açarak “Kaçak inşaatlar yasallaştırılıyor. Büyükada Lido Oteli inşaatı bunun en çarpıcı örneği. Kaçak olduğu halde inşaatı devam eden otel hakkında işlem yapılmıyor,” açıklamasında bulunmuş!

Yasemin Salih, “Lido Almanlara Huzurevi mi olacak?”, Para Merkez (13-19.8.2006)42-43.
Adalar Belediye Meclis üyesi Cengiz Karataş, 28 Mart 2004 tarihi itibariyle Belediye Meclisi çalışmalarını anlatırken “Büyükada öngörünüm alanındaki Lido‘yla ilgili olarak, Adalar Kaymakamlığı konuyu Adalar Belediye Başkanlığı’na yazılı olarak sormuştur. Sonucu beklenmektedir,” demiş.

CHP Adalar Belediye Başkan adayı Hukukçu-Kamu Yönetimi Doktoru Mustafa Farsakoğlu, Ocak 2009‘da yayımladığı seçim broşürü olan Adaların Sorunları ve Çözüm Önerileri‘nin 3.8. Kültür, Turizm, Çevre ve Orman başlıklı bölümünde, “Adalar’da yatırımlar, kültür, turizm, eğitim ve sağlık alanlarında toplanacaktır. Çeşitli devlet kurumlarının, Hazine’nin ve özel kişilerin elindeki boş binaların, bu tür yatırımlar için tahsisi, bu alanlara yatırımı özendirebilmek için bir seçenek olarak değerlendirilecektir. (Heybeliada Sanatoryumu, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi binası, Büyükada Lido binası vb.)” diyerek seçim vaadinde bulunmuş!

28.3.2009 Yerel Seçimleri’ni kazanarak Adalar Belediye Başkanı olan Mustafa Farsakoğlu, 2.4.2009‘da görevi devralır almaz o hızla, “20 yıldır dünya cenneti Büyükada’nın ön görünümünü çürük bir diş gibi bozan yarım kalmış devasa Lido Otel inşaatının yıkılması tarihi bir önem taşıyor,” açıklamasıyla yıkım işleminin 21 Mayıs 2009 Perşembe günü saat 10:00’da düzenlenen törenle yapılacağını,” kamuoyuna müjdelemiş!


21.5.2009‘da Adalar Belediyesi’nce tertip olunan davullu zurnalı yıkım töreninde Adalar Belediyesi Başkanı Mustafa Farsakoğlu, “Daha önce görev yapan belediyeler çeşitli menfaatlerle bu binaları yıkmadı. Adalar’da göz yumulan kaçak yapıların yıkımlarına devam edeceğiz. Burası 1’inci derecede SİT alanı,” demiş.

Lido’nun yıkımı bir türlü başlatılamazken; Adalar’ın Kentsel SİT kimliğinin vazgeçilemez birer parçası olan Zeki İpekçi mülkiyeti’ndeki iki tarihi binanın gereğince restore edilecek yerde yıkımı çarçabuk bitirilivermiş!
AA
Çel.İş.Ki şöyleymiş: Kentsel ve Doğal SİT Alanı bütünü olan İstanbul Adaları’ndan Büyükada’nın (b)öngörünümünde, Belediyesi’nce 21 Mayıs 2009 günü saat 10:00’da davul zurnayla yıkımına başlanan iki tarihi binanın sahibi Zeki İpekçi’nin, Adalar’daki 250’yi aşkın gayrimenkulünden birinde de Adalar Vakfı [Adaların Tarihi, Doğal, Kültürel Değerlerini Koruma ve Turizmi Geliştirme Vakfı-1983] Mart 2010 Mütevelli Heyeti’nden Adalar [şeFaf] Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu oturmaktaymış! Sözkonusu iki binanın vaktiyle İpekçi tarafından yıktırılıp da tek bir bina halinde yaptırılmak istendiği, izin alınamayınca da nasıl kaderlerine terkedildiği Adalılar’ın cümlesinin malumuymuş. Velhasılı tüm bu olup bitenin Adalar Belediyesi ve Vakfı ortak yapımı, “Anılar yok olmasın, paylaşılsın, geleceğe aktarılsın…” serlevhalı Adalar Müzesi’ne doğru… sergisiyle perdelenmesi de ne denli büyük bir çelişkiymiş!

5.6.2009‘da Koruma Kurulu, 1870 sayılı kararıyla; 21 ada, 27 parsel, 10.12.1984 tarih 984/267 sayılı yapı izin belgesini düzenlemiş. (mi?)

Davullu zurnalı tarihi binaların yıkım törenin üzerinden tam 4 ay geçmişmiş… 26.9.2009‘da Adalar Belediyesi Başkanı M. Farsakoğlu: “Cinisli’nin Oteli yıkılacak. Büyükada’da hemen iskelenin karşısında, kararmış bir beton yığını var. Eski parlamenter Rasim Cinisli’nin otel olarak planladığı eski inşaat. Uzmanlar 30 yıl boyunca açıkta kalan binanın teknik ömrünü tamamlamak üzere olduğunu söylüyor. Yakında burası yıkılacak ve Büyükada en sonunda bu çirkinlikten kurtulacak,” demiş.
14.4.2010
Eski Lido Oteli‘nin yerine yapılmak istenen inşaatın mülkiyet-yatırım ortağı ve proje sahibi İnanlar İnşaat adına Yönetim Kurulu Başkanı mimar Serdar İnan, “Büyükada’ya ilk ayak bastığım gün gördüm onu. Tüm ihtişamıyla oturuyordu karşımda, çeşitli engellemeler neticesinde, belki de çok da profesyonel olmayan ellerde kalan natamam bir görüntüsü vardı. Eskiden kalan şanlı günleri adeta yüzünde asılı kalmış, tatlı bir hüzün ruhuna yayılmıştı. İlk görüşte aşk derler işte öyle bir şey geldi o anda başıma. Deli bir rüzgâr gibi girdi kanıma, duramadım sabredemedim hemen el sıkıştım,” diye buyurmuş!

İstanbul’a yakınlığıyla oldukça cazip olmasına rağmen sadece İnanlar Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan tarafından keşfedilen [!] Büyükada, önümüzdeki günlerde diğer konut üreticileri için de cazip hale gelebilirmiş!…



İnanlar İnşaat’ın, Büyükada İskelesi’nin hemen yanındaki 13 pafta, 21 ada, 27 parselde rezidans+ticaret fonksiyonlu bir bina inşa etmek hevesiyle hazırladığı projeye göre 2783 m2’lik arsada, 2120,42 m2’lik alana sahip bodrum ve zemin katlarda alışveriş merkezi planlanmakta, neredeyse arsanın tamamına bina oturtulmakta; üst katlarda ise rezidans şeklinde planlama yapıldığı görülmekteymiş. Arsanın hemen arkasındaki yoldan da her nasılda iki kat yükselecek olan bina, arsanın tabanından yani deniz seviyesinden sonra altı kat olacakmış. Toplam inşaat alanının 7110,73 m2 olduğu arsada yapılacak yapıda emsal=2,55’e denk gelmekteymiş. İnşa edilecek bina için deniz seviyesini zemin kabul edersek bodrumla birlikte altı kat, üstteki yolu zemin kabul edersek aşağıya doğru iskâna açık dört kat bodrum olacakmış! 


İnanlar İnşaat, 1954’te iskânlı ve ruhsatlı olarak inşa edilip 1984’te alınan tamirat-tadilat ruhsatıyla (!) yıkılıp projesiz ve ruhsatsız olarak (!) yapımına başlanıp da mühürlenen yapının inşaat haklarını kullanan bir avan proje teklifiyle Adalar Belediyesi’ne başvurmuş! Böylelikle Belediyesi’den Kurul’a gönderilen İmar Durum Belgesi’nde mevcut binanın yapım tarihinin 1954 (!) ve ruhsatlı ve iskânlı ve karar gereğince avan projenin Kurul’a sunulmasıyla farz-ı misal; Tadilat Projesi’nin, Kurul’a onaylatılması gerekirken Belediye’ye onaylatılıvermiş! Eski Proje’nin kapağı kesilmek suretiyle Tadilat Projesi mi ne tasdiklettirilivermiş!

5 No’lu KTVK Kurulu’nun 09.12.2009/2200 tarih sayılı kararında ise Lido‘nun sahiplerinden “Ada karakterine katkıda bulunan ve 21. yüzyılın çağdaşlığını yansıtabilen, deniz siluetinde monoblok izlenimi uyandırmayan,” teklifler istenmiş! Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Anadolu 1. BKBT tarafından bu projeye ÇED Raporu ile Mimari Proje Müellifi, Sicil Durum Belgesi düzenlenmiş.

Aylin Muhaddisoğlu, “Anıtlar Kurulu’nun son derece incelikle değerlendirdiği ve uzun bir süreçte onay verdiği bu projede hangi mimari ve bürokratik kriterleri göz önünde bulundurarak hazırlık yaptınız?” diye sorunca; Süha Eyisoylu, “Anıtlardan önce bir de belediye süreci vardı. Bugünkü Belediye yönetiminin ada siluetine böyle bir yapının kazandırılması konusunda önemli destekleri olmuş ve anıtlara geçiş sürecini birlikte hazırlama imkânlarını bulmuştuk,” cevabını vermiş! 
Varoluş amacının neredeyse tam aksi bir istikâmette seyretmesiyle meşhur, kurum kurum kurulan Kurul da ne hikmetse işte tam da bu esnada fikrini değiştirivermiş! Böylelikle 5 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 13.01.2010/2260 tarih/sayılı kararıyla, 25 yıl boyunca yapımına izin verilmeyen binanın yerine Terrace Lido projesinin uygulanabilmesi için gereken onayı verivermiş! 
Koruma Kurulu üyesi Kutgün Eyüpgiller, “Bu, adaların ölüm fermanına davetiye çıkarır. Yapılaşma koşullarına uygun değil,” diyerek itiraz etmiş. 
Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, ‘Uygulama imar planı olmayan Adalar’da yasa uyarınca sadece geçiş dönemi yapılaşma olabilir. Bu ve benzeri bölgelerde inşaat şartları bellidir. Ayrıca arazinin tamamına 5 emsale denk gelecek inşaat yapılması büyük sıkıntılara yol açar,” demiş.
Adalar Kent Konseyi Çevre Komisyonu Çalışma Grubu yöneticileriyse “Tamamı Doğal SİT Alanı olan yerde yapılacak proje imar mevzuatlarına aykırı. Turizm lejantı olan alanda AVM veya rezidans yapılması büyük suç. Arazinin tamamına 3 emsal inşaat yapılsa bile 7 bin 500 metrekare hakkı olur. Burada yaklaşık 14 bin metrekare inşaat yapılıyor. Bu şartlar İstanbul’da dahi yok,” diye beyanat vermiş.
Projenin müellifi ve yüklenicisi Mimar S.İnan (!), “Bölgenin SİT alanı olması sıkıntı yaratmadı çünkü ruhsatı aldık. Bizim için inşaata başlarken 3 şey önemlidir: Mülkiyet, satılabilirlik ve ruhsat…” demiş. Ayriyeten 1670m2 yerine 7110m2, neredeyse dört katı büyüklüğünde aykırı bir inşaatla Adalar’a ekonomik ve mimari ve de “sanatsal” değerler kazandırıyormuş ayakları yapmaktaymış. 


Adalar Belediye Başkanlığı da el pençe divan, 10.03.2010‘da 392 sayılı inşaat ruhsatını vermiş! 
14.4.2010

Böylelikle en nihayetinde 14.4.2010 sıralarında Lido‘nun yıkımına başlanabilmiş! ADALAR POSTASI, “Allah tamamına erdirsin! Yerine gelen gideni aratmasın emi! Amin! Yan yana sıram sıram sıralanmış nur topu gibi 3 plazanın ortadaki en yükseğinin Carrefour olarak tasarlandığı inşaatın hamiliğini ise Adalar Belediye Meclisi üyesi ve Adalar Vakfı  [Adaların Tarihi, Doğal, Kültürel Değerlerini Koruma ve Turizmi Geliştirme Vakfı-1983] başkanı Aykut Mutlu’nun yaptığı, sözkonusu projenin ilgili 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca haliyle reddedildiği amma ve lakin ikinci defa gündeme alınıp her nasılsa izin verildiği söylentileri dolaşıyor böngörünümlü Ada sahillerinde… Hayretle,” diye duyurmuş sanal âlemde…

Murat Pekin, ADA Gazetesi.

Komşu parseldeki Prince Otel‘in sahibi Murat Pekin tarafından 18.6.2010 tarihinde İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nde Terrace-Lido projesine ilişkin Kurul kararı ve Adalar Belediyesi’nin verdiği ruhsatın iptali amacıyla dava açılmış.
Serdar İnan

İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, 4.8.2010‘da düzenlediği basın toplantısında, Art Deco mimari anlayışıyla inşa edilecek Terrace-Lido‘nun, 20 milyon dolara mal olacağını ve inşaata 1 Eylül’de başlayacaklarını bildirmiş. İnan, bu projeyle bir zamanlar Lido Otel olarak Büyükada’nın plaj ve eğlence hayatında önemli rol oynayan anıtsal yapının, rezidans olarak yeniden adaya kazandırılacağını ifade etmiş.  İnanlar tarafından 9 bin 362 metrekarelik bir alanda inşa edilecek Terrace-Lido, 30 rezidans ve 2 bin metrekare ticari alanı içinde bulunduracakmış!

24.9.2010

Lido-Terrace temel kazısı başlamak üzere…
5.1.2011
Adalar Belediyesi söz vermişti bir kere!… paraVana!…

15-31 Aralık 2010 tarihli, 83 sayılı ADA Gazetesi’nde yayımlanan, “Prince Otel neden mühürlendi?” başlıklı Murat Pekin’le yapılmış röportajda, Adalar Belediye Başkanı’nın, ‘Murat [Pekin] [Terrace-Lido‘ya açtığı] o davadan vazgeçecek yoksa [Prince] otelini kapattıracağım,” demiş. Basında yer alan bu minval iddia ve sorulara karşın Adalar Belediyesi suskun kalmış!
31.12.2010 tarih ve 5783 sayılı dilekçeyle eksik imalatı içeren tadilat projesinin onaylanması istenmiş; 28.01.2011 tarihli dilekçeyle de temel üstü ruhsatı talebinde bulunulmuş. 

10.2.2011
16.2.2011
18.2.2011
6.3.2011
14.3.2011

22.03.2011 akşam saat 20:00 sularında Terrace-Lido önündeki selviler yerlerinden sökülüp bir tekneye yüklenerek tespit edilemeyen bir yere nakledilivermiş!

Lidocuların önünde, kamuya aid sahanın sınırları üzerindeki yeşil selvilere düşman bir belediye! O selvileri oradan niçin söker de götürür?.. Maksadının ve ilişkilerinin etik olup olmadığını kamuoyu önünde tartışmaya açmak ve sökülen selvilerin dikildikleri yerde tutup hayatlarına devam edip etmeyeceğini de kontrol altında tutmak İAKTVKD’nin dileğiymiş…

Sosyal Demokrat Adalar Belediyesi, bu inşaatın molozlarını metreküpü 60 TL’den anakaraya atmak için bir inşaat şirketiyle sözleşme imzalamış. Ancak inşaat şirketi ‘PUSULA’sını şaşırmış ve 29 Mart 2009’da CHP’ye kapağı atanlara nazire yaparcasına çıkartma gemileriyle Ayanikola’ya, Kınalıada’ya, Burgazadası’na “KAPAK ATARAK” molozlarını 40 tonluk dev kamyonlarla ada içinde cirit atarak boşaltmış. Devasa kamyonların Adalar’da yarattığı tahribat ve titreşim fay hattını bile tetikleyip olası halk depremini öne çekebilirmiş! Ayriyeten metreküpü 60 TL olan tonlarca moloz için makbuz karşılığında Belediye kasasına giren bir şey olmadığı iddia ediliyormuş!  

23.3.2011

Temel üstü vizesi olmayan, onaylı projesine dair aykırılık tespit edilen Terrace-Lido inşaatı faaliyetine son verilip mühür altına alınmışken gereken izin alınmadan deniz cephesindeki 59 adet selvinin tamamının söküldüğü, binanın doğal zemin katının altındaki bodrum katının gereken rapor sunulmadan eksik imalat olarak yapıldığı, temel üstü vize alınmadan inşaata devam edildiği görülerek 24.3.2011 tarihinde yapı tatil tutanağı tanzim edilip inşai faaliyet mühür altına alınarak, İnanlar yanı sıra fenni mesul Karma Yapı Denetim şirketlerine  71.550’er TL para cezası verilerek, yıkım kararı alınmak üzere Belediye Encümeni’ne sevk edilmiş. Lido mühürlenmiş ama fotoğraflarda da görüldüğü gibi inşaat, binanın doğu cephesinde toprak hafriyatı ve istinat duvarı yapımı olarak sürüyormuş. İnanlar şirketi —bayrak yasasına muhalefet olarak— bina mühürlendikten sonra 24.3.2011‘de bayrak da çekmiş!…
24.3.2011
29.3.2011‘de mühür fekki yapılarak inşai faaliyet devam ettirildiğinden tekrar mühürlenip yine İnanlar yanı sıra fenni mesul Karma Yapı Denetim şirketlerine bu defa da 429.300’er TL para cezası verilerek, yıkım kararı alınmak üzere Belediye Encümeni’ne sevk edilmiş. Velhasılı melanur Adalar Belediyesi, projesine aykırı binanın yapılmasına ve kaba inşaatın bitirilmesine göz yummuş ve gelen şikâyetler üzerine bina hakkında 3 yapı tatil tutanağı ve 2 mühür fekki zaptı düzenlemiş ve yapı sahiplerini Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbar etmiş. 

Ulusal Kanal’da mimar Osman Güdü’nün hazırlayıp sunduğu Kent ve Yaşam programına, 31.3.2011 tarihinde konuk olan Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu’yla yapılan “Adalar’da Neler Oluyor?” başlıklı söyleşiye telefonla bağlanan Büyükada’dan Yusuf Ziya Varan: “Çok önemli bir şey daha söylemek istiyorum. Bugünlerde herkesin … İskele Meydanı’nda şu anda Lido tabir edilen yerde yapılmakta olan bir inşaat var. Ve o inşaatın önünde de tespitlere göre 52 [59] adet selvi ağacı vardı, bu selvi ağacı bir gecede sökülüp götürüldü, nereye götürüldü, kim söktü, niye söktü, neden söktü, kim niye müdahale etmedi? Bunlar hiç araştırılmıyor yani ben Sayın Başkanım’ın belki iyi niyetle yapmak istediği bazı şeyler var ama bu yaptıklarına da Ada’nın huzursuz olduğunu, Ada’nın rahatsız olduğunu da ortaya koymak gerekiyor,” deyince Farsakoğlu da cevaben: “Şimdi Lido dediğimiz yer, Lido dediğimiz yer Büyükada öngörünümünde, 25 yıldır harabe halinde kalan bir yapı, çirkinlik abidesiydi. Bu yine Kurul’a sundukları proje, Kurul’da alternatif projelerle birlikte kabul edildikten sonra ruhsat verildi, ruhsatlı olarak inşaatlarını yapıyorlar. Lido’nun sınırları içerisinde doğrudur kaç adet olduğunu bilmiyorum, selvi ağaçları vesaire vardı, bunları Orman’a bildirirler, iş yapan, inşaat yapan insanlar veya bahçe düzenleyecek olanlar, bunlar onlarla Orman İdaresi’ni ilgilendirir. Belediye’yi değil! Efendim kendi mülkü içerisinde izni olmadan, onun kontrolü olmadan, onayı olamadan ağaç kesemezler. Ağaçları bildiğim kadarıyla bir başka yere nakletmişler, nereye naklettiklerini de bilmiyorum çünkü beni ilgilendiren orada yapının ruhsatsız olup olmaması, ruhsatlı olması şart, ruhsata uygun olarak yürütülmesi şart ve bunu da bizim İmar ve Şehircilik Müdürlüğümüz var, mıntıka mühendislerimiz var düzenli olarak denetliyorlar, zaten Adalar’da kaç tane yapı var, başka yok. O bakımdan,” demiş!…

1.4.2011‘de İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği: “3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi mucibince mühürlenmiş binaya [Lido] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesine muhalefet ederek hizmet veren motorlu taşıtlara; projesine aykırı ve yapı tatil tutanağıyla yine mühürlü inşaatın sürdürülmesine izin veren kamu görevlileri hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını saygıyla talep” etmiş.

5.4.2011

7.4.2011 tarihinde yerinde keşif yapılmış ancak YTÜ İnşaat Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. M. Lütfi Yazıcıoğlu bilirkişi raporunu ancak be ancak 6 ay sonra mahkemeye sunabilmiş!
11.4.2011‘de de yerinde yapılan incelemede inşai faaliyete devam edilmekteymiş. 
21.4.2011
12.5.2011

23.10.2011

Lido’nun 19,5m’lik libidosu yol kodunu 4,15m aşmıştır!… 
İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği, Adalar Belediye Başkanlığı’na ve İstanbul V Numaralı Koruma Kurulu’nun kararlarıyla ilgili olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na karşı dava açmış…
)O(
devam edecek…
_______________________________________________________3

From: ARİF ÇAĞLAR 
Subject: lido duruşmasıyla ilgili 
Date: November 8, 2011 1:27:34 PM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 
LİDO duruşmasıyla ilgili…
31 Ekim 2011 Pazartesi günü saat 10:00’da İstanbul 4 No’lu İdare Mahkemesi’nde İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nin, Adalar Belediye Başkanlığı’na ve İstanbul V Numaralı Koruma Kurulu’nun kararlarıyla ilgili olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na karşı açmış olduğu davanın duruşması vardı. Duruşmaya dernek adına başkan Arif Çağlar çağrılıydı ve başkan yardımcısı Engin Damcı’yla birlikte duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın avukatı katıldı, Adalar Belediyesi’nin avukatı katılmadı. Duruşmada Arif Çağlar üç hakimden oluşan mahkeme heyetine dernek adına aşağıda okuyacağınız dilekçeyi sundu ve söz alarak dilekçede de ayrıntılarıyla belirtilen şu noktaları vurguladı: 
1. Dilekçe ekinde sunulan 2010/1707 Es. sayılı davayla ilgili bilirkişi raporunda Lido Terace inşaatının yasasızlığı açıkça gösterilmiştir. Kısaca ifade etmek gerekirse bu kaçak inşaatın ilgili Koruma Kurulu’ndan onay alması 3194 sayılı ve 2863 sayılı yasaya aykırıdır. Üstelik kaçak inşaat Turizm Tesis Alanı’nda olmasına rağmen Residans+Ticaret olarak inşa edilmiş, yasaya ve kurallara uygun olması gereken inşaat alanını %700, yoldan yüksekliği ise 4,15 metre aşmıştır. İnşaata yol veren, koruyan ve kollayan Adalar Belediyesi nihayet inşaatı iki kez mühürlemek zorunda kalmış, inşaat sahibi iki kez mühür fekki yapmış ve nihayet inşaatı sürdürerek tamamlamış, ilgili belediye de bu duruma göz yummuştur. 
2. Bu da yetmiyormuş gibi Adalar Belediyesi Başkanlığı, mahkemenize 2010/1707 Es. sayılı davayla ilgili olarak sunduğu dilekçede bu yasasızlığı savunarak olayı oldu bittiye getirmek istemekte ve hukuka aykırı bir biçimde bu projenin yeni yapılan ve şu anda İBB’de askıda bulunan 1/5000’lik planlara uygun olduğunu iddia ederek mahkemeyi yanıltmaya çalışmaktadır. 
3. Bir kamu kuruluşunun yasaları savunacak ve uygulayacak yere yasasızlığı meşru ilan etmek çabası hem yurttaş olarak beni, hem kamu haklarını savunan derneğimizi, hem de Adalar kamuoyunu rahatsız etmiştir ve derneğimizin bu davayı açmaktaki nedeni de yasaları savunmak ve bu yasasızlığa tahammül etmek istememesidir.” 
Duruşmada mahkeme heyetine söylenenler bu kadardı. Ama Lido inşaatı hem geçmişiyle hem de şimdisiyle basit bir inşaat olmanın çok ötesindedir. Mesele para ve iktidar gücüyle yasasızlığın nasıl meşru hale getirildiği ve halkın nasıl aldatıldığıdır. Elbette geniş bir konu ve Adalar İlçesi’nde sahnelenen bu oyunun birçok boyutu var. Baş oyuncu inşaatı yapan ve mühür fekki de dahil yasaları çiğnemeyi spor haline getiren inşaat sahibi; yardımcı oyuncu Adalar Belediyesi; gönüllü olarak aldatılan koruyucular Koruma Kurulu ve İBB; muhalefetmiş gibi görünerek yasasızlığa taraf olan bölgeyle ilgili meslek odaları; para ve reklâm karşılığı halkı oyalama konusunda uzmanlaşmış basın ve medya ve nihayet bu oyuna değişik rollerde çıkan adları belli bir takım özel şahıs. Sahneyi tamamlamak için listeye siyasi partilerin ilçe kuruluşlarını, bazı vakıf ve dernekleri, yasalara sahip çıkması gereken kamu kuruluşlarını da eklemek gerekiyor. Bu geniş cepheye fırsatı örnek ve ganimet bilerek toprak ve rant peşinde Adaları korumayı ve kamu hak ve çıkarlarını hiçe sayan paralı güçleri de katarsanız —göz önünde bir örnek için Büyükada’da Seferoğlu inşaatına bakabilirsiniz— durumun vahametini anlamış olursunuz. 
Bu durumda ilçe halkı ne yapabilir? Kendi oylarıyla seçtiği yöneticileri nasıl denetleyebilir? Mesele kuşkusuz son derece siyasidir ve işe herşeyden önce sosyal ve siyasi bir hastalığın doğru teşhisiyle başlamak gerekir. Belki tüm sorunları değil ama sorunların büyük kısmını “Yolsuzluğa nasıl engel olunur?” başlığı altında toplamak mümkün. İlçe halkının kendi hakları, yasaları ve elindeki kamu zenginliği konusunda bilinçlenmesi ve bunlara sahip çıkması, bunları koruması ve bu konuda örgütlenmesi gerekiyor. Geniş bir konu ama başarılması zor bir iş değil. Özellikle Adalar İlçesi gibi kamu zenginliği büyük, koruyucu yasa ve kuralları güçlü, kültür düzeyi yüksek bir ilçenin halkı bunu pekâlâ başarabilir. 
Arif Çağlar
* * *
İSTANBUL 4 NO’LU İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’na
Dosya No:2010/2690 Es. 
DAVANIN ESASI HAKKINDA 
BEYANDA BULUNAN 
DAVACI : İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği 
DAVALI : T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı 
DAVALI : Adalar Belediye Başkanlığı 
VEKİLİ : Av. Seray Erdek 
KONUSU : Davanın esası hakkında açıklamalarımızdır. 

AÇIKLAMALAR : Mahkemenizde açılan davada derneğimiz İstanbul ili, Adalar ilçesi, Büyükada’da yapılmakta olan Terrace Lido projesine ilişkin İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 13.01.2010 tarih ve 2260 sayılı kararı ve bu karara dayanılarak Adalar Belediyesi tarafından verilen 10/03/2010 tarih ve 392 sayılı inşaat ruhsatının iptalini istemektedir. 
Bu dava İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nde açılmış ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin 2010/1707 Es. sayılı davasıyla fiili ve hukuki yakınlığı nedeniyle mahkemenize devredilmiştir. 
2010/1707 Es. sayılı dava için verilen bilirkişi raporunda: 
1. Sözkonusu inşaatla ilgili Koruma Kurulu kararı ve Adalar Belediyesi tarafından verilen inşaat ruhsatının 2863 sayılı yasanın belirlediği ilke ve amaçlara, imar planlarına ve imar mevzuatına aykırı olduğu; 
2. Turizm Zonu için önerilen Turizm Tesis Alanı’nda kalmasına rağmen Residans+Ticaret olarak inşa edildiği; 
3. Rezidans+Ticaret işleviyle 1/1000’lik imar planları olmayan ve aynı arsa üzerinde daha önce yasalara aykırılığı nedreniyle inşaatı durdurulmaş ve nihayet yıktırılmış binanın kontur ve gabarisini dahi aşan şimdiki inşaata ilişkin Koruma Kurulu’ndan onay alınmasının 3194 sayılı yasa ve 2863 sayılı yasa kapsamında mümkün olmadığı; 
4. 1/5000’lik Nazım İmar Planları’nda Turizm Tesis Alanı’nda kalması nedeniyle Rezidans+Ticaret olarak işlev verilmesinin plan kapsamında mümkün olmadığı; 
5. Ayrıca bina yükseklikliğinin binanın orta bölümünde çatı katı olarak lokanta, mutfak ve yemek terasının 4,15 metre gabari aşıldığı ve geçiş dönemi yapılanma koşullarına da projenin uymadığı belirtilmiştir. 
Sonuç olarak Adalar İlçesi, Büyükada, 13 pafta, 21 ada, 27 parsel sayılı yere inşa edilen yapıya ilişkin olarak hazırlanan projenin onaylanmasına ilişkin Koruma Bölge Kurulu kararı ile bu proje doğrultusunda Adalar Belediyesi tarafından verilen inşaat ruhsatının iptali istemiyle açılan davada, YAPININ İNŞA EDİLDİĞİ TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ DE DİKKATE ALINDIĞINDA PROJE VE RUHSATIN 2863 SAYILI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNDA ÖNGÖRÜLEN İLKE VE AMAÇLA İMAR PLANLARINA VE İMAR MEVZUATINA UYGUN OLMADIĞI tespit edilmiştir. 
Ayrıca derneğimize gönderilen Adalar Belediye Başkanlığı’na ait 20/04/2011 tarih ve 702 sayılı yazısında “…binanın doğal zemin katı altındaki bodrum katının gereken raporu sunulmadan eksik imalat olarak yapıldığı, temel üstü vizesi alınmadan inşaata devam edilerek bitirildiği tespit edilerek 24.03.2011 tarih 34/24 sayılı Yapı Tatil tutanağıyla mühürlenmiştir. 25.03.2011 tarih ve 515 sayılı, 29.03.2011 tarih ve 537 sayılı iki kez mühür fekki yapılarak inşai faaliyet devam ettiği görüldüğünden 25.03.2011 tarih 38/24 sayılı 2. Yapı Tatil tutanağı ve 29.03.2011 tarih 39/24 sayılı 3. Yapı Tatil tutanağı tanzim edilerek Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunularak gerekli yasal işlem başlatılmıştır.” denilerek inşa edilen binanın imar mevzuatına aykırı olduğu açıkça ortaya konmuştur. 
Adalar İlçesi için hazırlanan 1/5000’lik imar planları askıya çıkmış ancak henüz kesinleşmemiştir. 1/5000’lik planlar kesinleşmeden hüküm ifade etmez. Kaldı ki dava konusu proje 1/5000’lik plan notlarına da aykırıdır. Şöyle ki: 
1. Yeni planlara göre Adalar genelinde bina yüksekliği 6,50 metreyle sınırlandırılmıştır ve ancak ticari alanlarda 9,5 metrelik istisnai uygulamalara izin verilmektedir ki dava konusu binanın yüksekliği 19,80 metredir. 
2. Turizm alanlarında emsal 0,60’tır. Konut alanlarında bu oran 0,20-,040 arasında değişmektedir. Mevcut alan turizm alanı olmadığı için emsal 0,40 alınsa bile inşaat yapılan parselin alanı 2.783m2 olduğuna göre inşaat alanı 2700*0,40= 1.113m2’yi aşmamalıdır. Söz konusu projeyle 7.110 metrekarenin üzerinde inşaat yapılmış %700 emsal inşaat alanı aşılmıştır. 
3. Ayrıca yolu 1 metreden fazla aşmaması gereken inşaat yolu tam 4,15 metre aşmıştır. Bu nedenle söz konusu yapı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Şehir Planlama Müdürlüğü’nün 13 Ocak 2011 tarih ve 3737258 sayılı yazısında “yapılaşma yoğun bölgelerde (Turizm Tesislerinde 0,60) az yoğun bölgelerde 0,30’u geçmeyecektir. Yükseklik 6,50 metre olacaktır.” şeklindeki bağlayıcı ve düzenleyici kurallara da açıkça aykırıdır. 
Dava konusu yapı için 31/12/2010 tarih ve 5783 sayılı dilekçeyle eksik imalatı içeren tadilat projesinin onaylanması istenmiş 28/01/2011 tarihli dilekçeyle de temel üstü ruhsatı talebinde bulunulmuştur. Belediye projesine aykırı binanın yapılmasına ve kaba inşaatın bitirilmesine göz yummuş ve gelen şikâyetler üzerine bina hakkında 3 yapı tatil tutanağı ve 2 mühür fekki zaptı düzenlemiş ve yapı sahiplerini Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbar etmiştir. Belediye ve Kurul açısından projenin savunulacak bir yönü kalmamıştır. 
Dava konusu yapının 2863 sayılı yasaya, 3194 sayılı İmar Kanunu’na, 1/5000 planlara, 1/1000’lik planlar olmadığı için ihdas edilen geçici yapılaşma koşullarına aykırı olduğu dava dilekçemiz, bilirkişi raporu ve Adalar Belediyesi tarafından tanzim edilmiş resmi yazıyla sabittir. 
Nerede kaldı ki plan yapımı ve tadilatlarının ne şekilde yapılması ve ilgili kamu kuruluşlarının bunları ne şekilde kabul etmesi gerektiği yasalarda tanımlanmıştır. Söz konusu inşaatla ilgili tasdik edilen proje, inşat izni ve tadilat önerileri geçerli olan yasalara ve mevzuata aykırıdır. Derneğimiz ilgili kamu kuruluşlarının bu konudaki yanlış uygulama ve tutumlarına karşı bu davayı açmak zorunda kalmıştır. 
Adalar İlçesi kamuoyu bu örnekte para gücünün yasalara üstünlüğüne üzülerek tanık olmuştur. Alınan bilgiye göre Adalar Belediyesi avukatı mahkemenize konuyla ilgili olarak yazdığı çok yeni tarihli bir yazıyla, yasaları çiğneyerek üretildiği ve kaçak inşaat olduğu ihbarlar ve bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiş olan ve Adalar Belediyesi tarafından da iki kez mühürlenmiş bulunan Lido Terace inşaatının bitirilmiş olduğunun dikkate alınması gerektiği ve dolayısıyla davalının beraat etmesi gerektiği yönünde başvuruda bulunmuştur. Sözde hukukçu ve kamu yönetim uzmanı olacak bir belediye başkanının bilinçli olarak, isteyerek, göz yumarak sürdürülmesini ve nihayet bitirilmesini bilinmez bir nedenle kolladığı bu yasalara aykırı durumu şimdi de “zaten olan oldu” şeklinde yasasızlığı meşru kılacak şekilde savunuyor olması kamu yönetimi ve hukuk açısından en hafif deyişle üzücüdür ve kabul edilemez. Yasasızlığı meşru ilan etmek çabası içindeki bu duruma özellikle dikkatinizi çekmek isteriz. 
Hukuka olan inanç, güven ve saygılarımızla ve yukarda saydığımız tüm nedenlerle İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 13.01.2010 tarih ve 2260 sayılı kararıyla ve bu karara dayanılarak Adalar Belediyesi tarafından verilen 10/03/2010 tarih ve 392 sayılı inşaat ruhsatının yürütmesinin durdurulmasını ve davamızın kabulünü talep ediyoruz. 
SONUÇ : Yukarıdaki nedenlerden dolayı, Adalar ilçesi, Büyükada, 13 pafta, 21 ada, 27 parsele ilişkin olarak hazırlanan teklif rezidans+ticaret projelerini ilişkin İstanbul V Numaralı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 13.01.2010 Tarih ve 2260 sayılı Kararı ile Adalar Belediye Başkanlığının 10/03/2010 tarih ve 392 sayılı inşaat ruhsatının geçici yapılaşma koşullarına, 1/5000 plan notlarına, öngörünüm şartlarına, İstanbul İmar Yönetmeliği’ne ve Adalar İlçesi’nin karakteristik özelliğiyle Adalar’ın SİT Bölgesi olması ve durumun bilirkişi raporu ile sabit olması nedeniyle ivedilikle yürütmelerinin durdurulmasına ve ilgili idari işlemlerin ayrı ayrı iptallerine ve muhakeme masraflarının davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygıyla istiyoruz. 
Davacı 
İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği 
adına başkan 
Arif Çağlar
_______________________________________________________4

Twitter, 2 Kasım 2011 
Mehmet Esen 



CHP’li Adalar Belediye başkanı yanında 15 kişilik ekibiyle Deniz AMBULANS’ı ile Burgazada’ya geldi. Bu yasal mıdır? 
* * *
Twitter, 6 Kasım 2011 
Mehmet Esen 

İyi bayramlar Adalar Bel.başkanınız bugün adalar arası bayramlaşmayı yine cankurtaranla yaptı! 


_______________________________________________________5
MedyaTava, 02.11.2011 17:30:00 


ADALAR BELEDİYESİ BAŞKANI 
‘DENİZ AMBULANSINDA’

Tiyatro sanatçısı Mehmet Esen bugün Twitter’da bir fotoğraf paylaştı. Esen Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’nun deniz ambulansıyla Adalar’ı dolaştığını iddia etti. 

Mehmet Esen ayrıca belediye ekiplerine başkanın neden ambulansla dolaştığını sorduğunda “Sizi ilgilendirmez,” cevabını aldığını söyledi.


_______________________________________________________6

From: AVNİ KURTULDU
Subject: Deniz ambulansı mı deniz taksi mi? 
Date: November 8, 2011 2:31:34 PM GMT+02:00 
To: adalar.postasi.1@gmail.com 
Deniz Ambulansı mı Deniz Taksi mi? 
Burgazada’da yaşayan tiyatro sanatçısı Mehmet Esen, CHP’li Belediye Başkanı ve beraberindeki 15 kişilik ekibine, Deniz Ambulansını gezi amaçlı kullanmaları sebebiyle “Bu yasal mıdır?” sorusunu sorma gafletinde bulunmuş. Gezi heyetinde bulunan Başkan Yardımcısı tarafından da anında cevabını almış: “Sizi ilgilendirmez,”. 
Sayın Mehmet Esen, sanatçı duyarlılığıyla devam etmiş: “Bu Deniz Ambulansı ihtiyaç halinde kullanılmazsa sizi katil ilan ederim,”. 
Olay yerel basına yansıyınca, Belediyemizin aklına “hem sosyal, hem demokrat, hem halkçı, hem de şeffaf ve katılımcı” olduğu geliyor ve konuyla ilgili bir açıklama yapıyor. 
“Belediyemizin hizmet teknesi olan bu araç, donanımlı bir ambulans özelliklerine sahip değildir, zaman zaman adalar arasında ve adalardan anakaraya hastaların nakledilmesi için de kullanılmaktadır,”. 
Demek ki neymiş; Belediyemiz bu açıklamayı yapma gereğini duyduğuna göre bu durum tüm vatandaşlar gibi sayın Mehmet Esen’i de ilgilendiriyormuş. Sayın Belediye Başkan yardımcımıza duyurulur. 
Gelelim ikinci duruma, umarız bir inceleme (!) ve araştırma (!) gezisi esnasında adalardan anakaraya bir hasta nakli ihtiyacı olmaz. Aksi durumda bir CHP’li olarak olacakları düşünmek bile istemiyorum. 
Gezmeye gelince donanımlı ambulans özelliklerine sahip olmayan teknemiz, hasta nakline gelince popülist bir anlayışla hemen Deniz Ambulansı haline dönüşebiliyor. Uçmaya gelince deve, yük taşımaya gelince kuş anlayışından kurtulmak için yapılacak şey; tekneyi tam donanımlı hâle getirerek sadece hasta naklinde kullanmak ya da Deniz Ambulansı yazısını silmek ve yerine Deniz Taksi yazmak. 
Sizlerden beklediğimiz biraz daha nazik, saygılı ve inandırıcı olmanızdır. 
Bu arada adalar arası ulaşım için vapurlar, mopurlar ve deniz taksiler emrinize amadedir. 
Avni KURTULDU 

_______________________________________________________7

AdaGazetesi.com, 29.10.2011
Şükrü Abanoz 

http://ada-gazetesi.com/wp/?p=1151

KINALIADA MOLOZ DÖKÜM YERİ Mİ?

Kınalıada taşocakları moloz döküm yeri mi?

Adalar Kentsel ve Doğal SİT Alanı ilan edilmiştir. Bu alanlara moloz ve inşaat atıkları dökülemez, geçici olarak bile olsa depolaması yapılamaz. Bu nedenle Adalar Belediye Meclisi tarafından her yıl yayınlanan ücret tarifesiyle m3 başına hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının anakara depolama alanına taşınması için vatandaşlardan ücret alınmaktadır. Belediye Meclisi’nin Eylül ayı toplantısında 2012 yılı için bu ücret 70TL/m3 olarak belirlenmiştir. 
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere inşaat atıkları hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının Adalar sınırı içinde dökülmesi yasak olduğu halde buna aykırı işlem yürütülmüştür. Bunun yanı sıra dikkatlerden kaçmaması gereken bir konu da bu atıkların nereden geldiğidir. Eğer bu atıklar Adalı hemşerilerimizin anakaraya geçiş ücretlerini ödedikleri atıklar ise Belediye makbuz karşılığı aldığı hizmet bedeliyle yapması gereken hizmeti yerine getirmemiştir. 
Ancak fotoğraflardan anlaşılan ticari bir firmaya ait çıkarma gemisi tarafından bu taşımanın yapıldığıdır. Bu durumda bu atıkların nereden geldiğinin, Belediye tarafından belgelendirilip belgelendirilmediği, kamu gelirlerinin alınıp alınmadığı soruşturma konusu olmalıdır. 
Buraya atılan atıkların daha sonra dozerle ezilmek suretiyle kot farkının kapatılması Kınalıadalılar’ın gözünden kaçmamıştır. Ezilme işlemine rağmen incelediğimiz eski ve yeni fotoğraflar ve uyguladığımız basit kazı işlemleri, bahse konu alandaki kot farkı ile atık içeriğini gözle görülür şekilde ortaya koymaktadır. 
Yüklenici firmaya ihale edilen çıkartma gemisiyle taşımacılık işi Adalar’da yapılması gereken zorunlu nakliye işlerinden ziyade Heybeliada Harp Okulu’nda yapmakta olduğu hafriyat çalışmalarından çıkan hafriyatların Maltepe İskelesi’ne, oradan İstanbul’daki açık olan tek döküm yeri olan Kemerburgaz’daki döküm yerine Boğaz Köprüsü’nden geçerek götürülmesi (en az 90 km) ve döküm parası verilerek dökülmesi ve daha sonra aynı kamyonların aynı yoldan geri dönmesi ve bir kamyonun bir günde bu kadar deniz ve kara yolunun uzun olması sebebiyle bir seferden fazla yapamaması nedeniyle çok pahalıya geldiğinden; yüklenici firma buradan çıkan hafriyatları komple Kınalıada’daki taşocakları mevkii bölgesine dökmüştür. 
Taş ocakları bölgesinde doğal zemin bu hafriyatların devamlı o bölgeye dökülmesi neticesinde yaklaşık 4 metre kadar yükselmiş ve Kınalıada tam bir döküm alanı haline gelmiştir. Kınalıadalılar’ın bütün mercilere şikâyeti bir sonuç vermemiştir. Yüklenici firma Heybeliada’daki Harp Okulu’nun hafriyat işini bitirdikten sonra bile bu sefer Anadolu yakasında yapmakta olduğu hafriyat işlerinden çıkan inşaat atıklarını kendisine ait gemiyle sabaha karşı 2-3 suları gibi saatlerde Kınalıada’ya getirmiş, bedava bulduğu alana yığmıştır. İçişleri Bakanlığı’ndan bir müfettiş geleceği haberi üzerine bir büyük dozer kiralanmak suretiyle bu alanın düzeltilerek dökülen hafriyatların izlerinin silinmeye çalışıldığı Kınalıadalılar tarafından iddia edilmektedir.

_______________________________________________________8


HaberTürk, 8.11.2011 08:06:50 
Engin Belli-AHT


http://www.haberturk.com/yasam/haber/686367-buyukadada-sapik-alarmi 


Büyükada’da sapık alarmı! 



İSTANBUL Büyükada’da yaşayan C.Y., önceki gece giriş katındaki evinde televizyon seyrederken, penceresinin önüne gizlenen kimliği belirsiz bir kişi de kadını izlemeye başladı. C.Y.’yi gözleyen sapık, bununla da kalmayıp mastürbasyon yaptı. 


Sapık daha sonra, pencerenin önüne idrarını yapıp gitti. C.Y. ise olayı fark etmedi. Ancak bir gün sonra Anadolu Kulübü’ne ait güvenlik kameralarını başka bir olay için inceleyen polis, yaşananları gördü. Hemen kadına ulaştı. Bir gün sonra ise ada sakinlerinden S.A. taciz kurbanı oldu. Gece yarısına doğru bahçesinde beslediği kedilere mama vermek için dışarı çıkan kadın, evinin penceresinden içeri bakan bir kişi gördü. S.A. meçhul kişiyi bağırarak uzaklaştırdı. Ardından da polise haber verdi. İki kadının mağdur olarak ifadesi alınırken, meçhul şüpheli için “rahatsızlık verme” suçundan yasal işlem başlatıldı. Polis şimdi ada sakinlerini taciz eden sapığın peşinde. 

_______________________________________________________9


Hıntıryan Köşkü’nde…

Büyükada Hıntıryan Köşkü’nde, 5.11.2011.




_______________________________________________________10


From: SERAP UZUNLAR 
Subject: Adalar Orman İşletmesi’ne teşekkür… 
Date: November 10, 2011 1:55:28 PM GMT+02:00 
To: adalar.postasi@gmail.com 


Adalar Orman İşletmesi’ne teşekkür… 

Adalar Orman İşletmesi’ne, İşletme Şefi Sayın Yüksel Özcan’a, tüm çalışanlarına teşekkür. Kanlıca Orman İşletmesi, İstanbul Bölge Müdürlüğü, sizlere de kucak dolusu teşekkür. 


Tüm Adalılar, Ada dostları gibi biz de yılın büyük bölümünü Adalar’da, Büyükada’da geçiriyoruz. Görüyoruz ve takip ediyoruz çalışmalarınızı… 


Sayın İşletme Şefi Yüksel Özcan’ın makamını görenimiz çoktur. HERBARIUM, yani bitki örneklerinden oluşan bir oda. Çok uğraşılmış, çok uzun zaman harcanmış bir çalışma var içeride. Çok uzun zamandır mesaisinin büyük bölümünü harcamış bu iş için ve Yüksel Bey şimdi bu makamında kurutulmuş yapraklar içerisinde keyifle oturuyor. Yakın zaman önce de fotoğraf sergisine tanık olduk. PITYUSA. Adalar’ın ekolojik görüntüsünü fotoğraflamış Yüksel Özcan. Çok emek, çok zaman isteyen bir çalışma olduğu açık. 1 hafta açık kaldı sergi, Yüksel Özcan da fotoğrafların başında bilgilendirdi herkesi tüm hafta boyunca. 


Ayrıca Adakule var. Büyükada’nın en tepesinde. Tüm Adalar, İstanbul, her yer ayağınızın altında. Adakule için de çok uğraşmış Yüksel Bey ve ekibi. Zamanı, maliyeti, emeği büyük iş belli ki. Biz gidip gezemiyoruz içini ama fotoğrafları var her yerde. Gördüğümüz kadarıyla Yüksel Bey misafirleriyle orada oluyor sık sık, haftasonları da görüyoruz ailece. 

Elbette vardır başka çalışmaları da. Benim ilk aklıma gelen, her yerde karşıma çıkan başlıcaları bunlar. Adalar Orman İşletme Şefi Yüksel Özcan Bey’le de bu sayede tanıştık zaten. Ormanda değil, sergide. Bunlar kişisel çalışmalar diye düşünüyor insan önce ama değil sanırım. İşletme Şefi olarak zamanının büyük bölümünü bu çalışmalara ayırabilmesi için belki İşletme Müdürlüğü’nün belki de Bölge Müdürlüğü’nün falan izin ve desteği olmalı herhalde… 


Bunları neden mi merak ediyor insan. Öncelikle vatandaş olarak böyle bir hakkımız var. Ayrıca asli görevi ormanı korumak olan ve bizim ödediğimiz vergilerle, bizim devletimizin maaşını alan görevlilerin, işlerini nasıl ve ne kadar yaptıklarını sorgulamayacak mıyız? 


Biz her fırsatta elimizde çöp poşetleriyle ormanda çöp toplarken, her bir ağaca gözümüz gibi bakarken, acaba görevliler üniformasıyla ormanda mı yoksa elleri cebinde iskele meydanında mı diye sormayacak mıyız? 

Bu fotoğrafları yeni çektim. Büyükada’da, bizim ‘orman’ sandığımız, ormancıların ‘orman’ olduğunu iddia ettiği, başıboş, bakılmamış, bakılsa da görmezden gelinmiş, zavallı Büyükada ormanında. Hem de öyle ormanın derinlikleri değil, gözümüze sokar gibi, utanmazlığı teşhir eder gibi, Büyükada’nın orta yerinde. Ayıp ki ne ayıp, sorumsuzluk ki ne sorumsuzluk, başıboşluk ki ne başıboşluk… Yok demek ki bu ormanın sorumlusu, biz mi gösterelim size bu pisliği, biz mi tarif edelim yerini, biz mi engelleyelim, biz mi temizleyelim?… Ya da susalım en iyisi, sizin gibi görmezden gelelim, biz de boş verelim işi gücü sizin gibi. Göz yumalım işini yapmayana, görevli olup da ormana adım atmayana, ormanda gözü kapalı dolaşana… 

Pityusa, Herbarium, Adakule için gerçekten alkış mı bekliyorsunuz? Alkış bekleyenlerin yüzleri Seferoğlu Korusu yok edilirken ya da ormanın içler acısı hali görmezden gelinirken kızarıyor mu acaba? Asli göreviniz bu mu sizlerin? Bunlar da olmalı, elbette güzel işler. Ama bu işler için asli görevinizi bir kenara bırakma, hiç yapmama hakkınız var mı sizlerin? Bu uğraşlardan, bu pisliği temizlemeye zamanınız kalmıyor sanırım. Haa, ormanın yok olmasını göze aldınız da yaprak kurutarak, fotoğraflayarak, Adakule’den seyrederek bir arşiv oluşturuyorsanız kendinizce, o da ayrı bir alkışı hak ediyor tabii ki!

Teşekkürler hepinize! Ormanlar ve orman severler adına sonsuz teşekkürler! Sabırsızlıkla bekliyoruz yeni icraatlarınızı. Bildiğiniz yolda aynen devam!!!





_______________________________________________________11

AdalarSpor, 9.11.2011
Yusuf Bahar


https://www.facebook.com/adalarsporkulubu

Adalar 3 – Mesudiye 0…


Adalar Spor 9.11.2011 Çarşamba günü Mesudiye Spor’la, Kartal Bulvar Stadı’nda oynadığı futbol maçında Uğur Köseoğlu, Gökhan, Mustafa Keskin’in golleriyle sahadan galip ayrıldı!



Adalar Spor dün vardı bugün var yarın da olmaya devam edecek. 2011-2012 Adalar Spor Yönetimi’nde olan tüm arkadaşlarıma, mücadele eden futbolcularıma ve teknik heyetime teşekkür ederken, bugün oynanan Mesudiye Spor maçında elde edilen 3-0 lık galibiyeti Bayram münasebetiyle tüm Adalılara hediye ediyorum. 


Yusuf Bahar


_______________________________________________________12




_______________________________________________________13

From: LENA SCHULTE
Subject: Amerika’dan selamlar…
Date: November 7, 2011 4:21:10 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Amerika’dan selâmlar…

MÜBAREK KURBAN BAYRAMINIZI KUTLAR,
SAĞLIK DOLU YILLAR  DİLERIM.

CANDAN SEVGİLERİMLE,

LENA SCHULTE

_______________________________________________________14

From: KERİM DÜZCAN 
Subject: RE: iptal!…
Date: November 8, 2011 7:45:47 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi.2@gmail.com

Sayın Yetkili!
Heyecanla bekleyerek zevkle takip ettiğim ADALAR POSTASI,
“iptal!…” sayısında üzülerek belirtmeliyim ki farklı iki kavramı birbirine karıştırmıştır.
Selamlar,
Kerim Düzcan

Kurban Bayramı kutlamaları 
 da 
Van depremi nedeniyle iptal edilmiştir! 
)O(

* * *
Sayın Kerim Düzcan,
Usul âdap gelenek göreneğimizce yas münasebetiyle dini bayramların da kutlanmadığı malumunuzdur.
Bu meyanda asıl ‘karıştıran’ ADALAR POSTASI olmasa gerektir.
Lâkin üzülmeyelim, 
Van depremi nedeniyle ‘şimdilik’ bayramlarımız kutlanmasa da 
her halukârda vesair milli bayram ve düğünlere gitmek serbesttir!
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=289106
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1196481
Haber ile ada sahillerinden selâm ederiz.
ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

Van Depremi’nden 3 gün sonra 
devlet erkânı Avusturya Milli Bayramı’nda!…

Hürriyet, 30.10.2011
Haşim Kılıç
http://www.hurriyet.com.tr/ankara/19120579.asp

[26 Ekim Avusturya Milli Günü hasebiyle] BÜYÜKELÇİLİKTE yapılan resepsiyona Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile çok sayıda diplomatik misyon temsilcisi, sanatçı, askeri ve sivil davetli katıldı. […] Bakanlar Günay ve Bağış ile Büyükelçi Gürer ve ailesi üzerinde Avusturya bayrağı olan pastayı birlikte kesti.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: