Gönderen: adalarpostasi | 18 Ekim 2011

ADALAR POSTASI-2609: ünlü konuklarıyla christina büyükada’da…

Onasis’in Christina yatı Büyükada’da, 5.8.1959, Viktor Albukrek Albümü.

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

11 Temmuz 1910 Pazartesi günlü, Büyükada önlerinde demir atmış olan Amerika Hükümeti’nin İstanbul Sefareti’ne tahsis ettiği Eskorpiyun Vapuru mürettebatının kadınlara sarkıntılık etmelerinin engellenmesine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, 8.10.2011.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

18 Ekim 201 Salı
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Yağmurlu
6-10ºC
%66-82 nem
Lodos, GB 47km/sa
Gündoğuşu 07:17… Günbatışı 18:19…
* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Blackberry Fairy.

* * *

1- Viktor Albukrek: “Adamız’da yaşanan önemli bir olay, 5 Ağustos 1959’da dünya çapında meşhur dört şahsın Spendit Oteli önündeki sahili ziyaret etmeleriydi. Bu vesileyle biz Adalılar, Anadolu Kulübü ile Ada İskelesi arasındaki su şeridini bir deniz panayırına çevirmiştik…”

2- Avni Kurtuldu: “Bir önceki yazımızda Adalar Belediyes’inin, encümen kararına dayanarak tehdit ve şantajla esnafa plastik döşemeye başladığını yazmıştık. Bu yazımızda da tehdit ve şantajın nasıl işlediğini anlatmaya çalışalım…”

3- HaberHakkı: “Starbucks Büyükada ve 8 işyeri kapatıldı…”

4- Ada Gazetesi: “Lido’da sona yaklaşıldı…”

5- Yılmaz Erolgaç: “Orhan Bey’in vefat ettiği haberi geldi. Bu doğru mu?…”

6- Oya İslimyeli: “Adalar bu kez Stockholm’den gelecek olan ‘Skeppsholmen Barış Korosu’nu ağırlıyor…”

7- Tarık Konal: “Bizi kimi zaman yıllar öncesinin anılarına götüren ADALAR POSTASI’nı benimle paylaşmanız büyük incelik. Çok teşekkür ederim emeğinize ve inceliğinize…”

8- Stathis Arvanitis: “Atina’da yaşayan Büyükadalı Dr. Pakis Malidis, bu sabah (17.10.2011) vefat etti…”

9- Adalar Kültür Derneği: “Panoramik Adalar Fotoğraf Yarışması Ödül Töreni ve Sergisi…”

10- Adalar Belediyesi: “Pokhara kardeş kentimiz oldu!…”

11- Nilgün Kirman: “Eski kilisenin [Aya Yorgi] tarihi çoook eskiye kadar gidiyor!…”

)O(

_______________________________________________________1

From: VİKTOR ALBUKREK
Subject: Teşekkür ve yazdıklarım…
Date: September 12, 2011 10:36:45 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

VİKTOR ALBUKREK’İN BÜYÜKADASI (1931-1961)

[X]

Ada vapuruna giren birçok erkek çocuğunun ilk işi, annesinin elinden kurtulup makine dairesinin açık pencerelerinin kaollle parlatılmış bronz çubuklarına asılarak içeride olup bitene bakmaktı. İskeleye bağlı bir geminin, rölantideyken çalışan buhar makinesinin, supap ve piston kollarının ağır hareketinin seyrine dalmak benim için son derece büyüleyiciydi. Kaptan, tepedeki köşkünden, bodrumdaki makiniste, “yarım yol”, “tam yol”, “ileri”, “geri” gibi komutları, aşağıya kadar inen bir telin ucuna bağlı çanın “didong- didong” sesleriyle ihbar ederek iletirdi. Her “didong”la yeni bir emir alan makinist, buhar vanalarını açıp kapatarak gemiyi körü körüne seyrettirirdi. İskeleden kalkış için kaptandan gelen “didong” (yarım yol ileri) çan sesi duyulmadan ve siyah çuha elbiseli çımacı, gemiyi iskeleye bağlayan halatları babalarından sökmeden, beni katiyen vapurun kamarasına sokamazlardı. Ayazda da olsam, vapurun kalkışına nezaret etmemin gereğine inanırdım.
İkinci dünya savaşının hüzünlü senelerinde, yazlık evlere rağbet yoktu. Erkeklerin çoğu Aşkale’de veya ‘yirmi kura askerlik’ vazifelerindeydiler. Ada’ya, yalnız kendi evleri olan yaşlılar ve çocuklu anneler geliyordu. ‘Karartma’ gereği, akşamları pencereler siyah perdelerle örtülür, panjurlar sıkı sıkıya kapatılır ve içeride düşük ışık kullanılırdı. Geceleri zayıf yanan sokak lamba ampullerinin üst yarısı dahi uçakların görememesi için siyaha boyanmıştı.
Albukrek Biraderler’in yaptığı uçak maketleri Büyükada’daki bahçelerinde, 
Viktor Albukrek Albümü.
O günlerin birinde, arkadaşlarla Adamızın Maden tarafındaki Naki Bey plajındayken, aniden alışılmadık şekilde alarm sirenleri ötmeye başladı. Alelacele yüzerek sahile vardık. İnsanlar bir an evvel ‘sığınak’lara yetişmek için elbise ve ayakkabılar elde, yarı çıplak koşuşmaya başlamıştı. Yokuştan yukarı caddeye çıktık. Mahallede görülmemiş bir telaş var! Herkes başka yöne doğru gidiyor! Evim epey uzakta olduğu için var hızımla koşuyordum ki tepemde alçaktan uçan iki uçak belirdi. Sonradan öğrendiğimize göre yolunu şaşıran bu iki yabancı savaş uçağı, Ege sahilimizin bir yerlerini, düşman toprağı sanarak bombalamışlardı o gün.
Yokluklar kendini hissettiriyordu. Herhangi bir şeyi çöpe atmadan evvel iki kere düşünmemiz gerekiyordu. Erzakla gelen kesekâğıtları özenle katlanıp saklanır, kullanılmış sicim parçaları bir makaraya sarılırdı. Boş kutu, kavanoz, okunmuş gazete, her şey saklanırdı. Evlerin bir köşesi, hurda deposunu andırıyordu. Saklama hastalığının virüsü herhalde o günlerde kanıma bulaşmıştı ve içimde yeşerecek zemin bulmuştu. Bugüne kadar maalesef, bir türlü atamadım üstümden ve kurtulamadım bu hastalıktan!
Ekmekler günlük istihkak olarak karneyle satılırdı. Babamız askerlik görevini subay olarak yapmakta olduğundan, Sirkeci’deki Demirkapı Askeri Levazım şubesi deposundan her ay, bir miktar şeker, pirinç, makarna istihkakımız vardı. İlk zamanlar erzakları almak için annemle beraber Levazım deposuna giderdim. Büyükbabam, inmeden dolayı felç olup yatağa düştüğünde, tüm ailem, aniden, benim büyüdüğüme karar verdi ve o günden sonra beni tek başıma Levazım Yüzbaşısı’na yollamaya başladılar. Evin erkeği ben oluyordum.

Marko-Ovadya Albukrek

Babamın, Diyarbakır’da askerlik vazifesinde bulunduğu ve savaş rüzgârlarının estiği karanlık günlerden bir akşam üstüydü. Elde erzak dolu fileyle Galata Köprü iskelesinden Büyükada’ya dönmek üzere vapura bindim ve genelde yorgun yolcuların ‘kestirmek için’ yatakhane olarak kullandıkları geminin alt bodrumuna indim. Yarı dertli yarı uykulu, kaptanın “didong” ikaz seslerini takip ederek geminin rotasını tahmin etmekteyken kendimden geçmişim. Bir müddet sonra yeni bir “didong” çan sesiyle uyandığımda, iskelemize vardığımızı düşünerek bodrum katından yukarı çıktım. Donakaldım. Gemimiz az evvel Yalova’ya gitmek üzere Büyükada iskelesinden ayrılmıştı. Utancımdan sustum. “Didong”un azizliğine uğramıştım o gün! Biraz sonra derdimi lacivert üniformalı kamarot amcaya anlattığımda, gemi artık Sedef Adası açıklarında seyrediyordu.
Yalova’ya vardığımızda, geminin beyaz üniformalı, yaldız düğmeli ve sırma dekorasyonlu yaşlı-başlı kaptanı, telefonla annemi arayarak durumu anlattı ve beni iskeleye yakın bir otele yerleştirdi. Ertesi sabahın ilk seferinde de gemi Büyükada iskelesine uğradığında, orada beklemekte olan anneme teslim etmişti beni.
Minnetle anıyorum çocukluk devrimin, ‘O’ babacan kaptan ve kamarotlarını! Her zaman taze ütülenmiş sırmalı şık üniformalarıyla, çapraz çapa kabartmalı yaldız düğmeleriyle, güven telkin eden hareketleriyle, bir denizcinin terbiye ve nezaketiyle… Bu hallerinden dolayıdır ki, onlara sevgi ve saygıyla bağlanan biz yolcular hiç çekinmeden teslim ederdik çocuklarımızı ve kendimizi teknelerine!
Savaş sonrası Ada’da yeni eğlence yerleri açılıyordu. Bunların bir tanesi de mini Golf kulübüydü. Karakol binası arkasındaki Kadıyoran ile Lalahatun sokaklarının köşesini teşkil eden bahçede açılan bu yeni oyun alanında, Olimpos gazozu içilirdi. Sonraları, leblebi ve çekirdeğin yanında “Amerika’dan dört pervaneli uçakla geldi,” teraneleriyle yassı çiklet, Frigo, Alaska gibi mamuller de satılmaya başlanmıştı. Savaş sonrası haberlerini almak için sabırsızlıkla beklediğimiz yabancı gazete ve mecmuaları da Yeni Hayat karamelası satan çapkinikoslar (çıplak ayaklı çocuklar) tarafından, “dört pervaneli uçakla şimdi geldi,” reklâm propagandasıyla pazarlanırdı.
Aynı genç girişimci satıcılar, İstanbul’da basılan Cumhuriyet, Vatan, Vakit gazeteleri yanında, yabancı dildeki matbuatı da adamızda ikâmet eden azınlık cemaat vatandaşlarına, avazları çıktığı kadar “Babaliden dört pervaneli deniz motoruyla şimdi geldi,” teraneleriyle sokakları arşınlayarak pazarlarlardı. Bu neşriyatın bazıları: Le journal d’Orient, La Turquie, La Republique, Jamanak, Apov Ematini‘ydi.
O günlerde ağızdan ağza dolaşan bir şayiaya göre İsmet İnönü, şehrimizde bulunan yabancı devlet erkânını, Anadolu Kulübü’ne bir öğle yemeğine davet etmiş, herkese hâl hatır sorduktan sonra sıra Fransa Konsolosu’na gelince Konsolos Bey intibalarını Fransızca olarak şu şekilde cevaplandırmış: 
Son Exellence, une île superbe, votre accueil tres chaleureux, mais je n’ai pas compris la raison pour laquelle des jeunes gens manifestent dans les rues en criant, “A peine demain matin, va-t’en, va quitte la Turquie.” (Ekselansları, adanız çok güzel, davetiniz çok sıcak, fakat sokaklarda nümayiş yapan gençlerin bana “Yarın sabah git, terk et Türkiye’yi” demelerine anlam veremiyorum.) (Telafuz şekli: Apov ematini, Vatan, Vakit, La Turquie.)


Onasis’in Christina yatı Büyükada’da, 5.8.1959, Viktor Albukrek Albümü.


Adamız’da yaşanan önemli bir olay, 5 Ağustos 1959’da dünya çapında meşhur dört şahsın Spendit Oteli önündeki sahili ziyaret etmeleriydi. Bu vesileyle biz Adalılar, Anadolu Kulübü ile Ada İskelesi arasındaki su şeridini bir deniz panayırına çevirmiştik. İrili ufaklı çeşitli teknelerle, orada gelmiş olan ve tepesinde bir de uçağı bulunan lüks Christina adlı yatın yakınına yaklaşıp meşhurları görebilmek için yarışıyorduk. Bu dört meşhur kişi, o günkü Sayın Başbakanımız Adnan Menderes, İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill, dünya zengini armatör ve Olympic Hava Yolları kurucusu, sonradan Jacklyne Kennedy’le evlenecek olan Aristotle Onassis ve Onassis’in o günkü sevgilisi dünyaca meşhur Soprano Maria Callas idi.


Viktor Albukrek.

Viktor Albukrek.

Nimet Albukrek.

Ben Başbakan Adnan Menderes’i ilk olarak 1955 yılında, en ihtişamlı devrinde, Verdi Limited’in Tuzla tesislerindeki Jeep Otomobil Fabrikası’nın açılış töreninde tanımıştım. Bütün alkışlar onun içindi. Ada’ya geldikleri gün ise Ada halkından gelen alkışları, yaptığı el kol hareketleri ve ağzından düşürmediği koca purosuyla Sir Winston Churchill topluyordu. Başbakan Adnan Menderes suskundu. Tekrar Adamız’ın sularında bulunması ise iki yıl kadar sonra 16 Eylül 1961 günü oldu. O gün eşimle birlikte İsa tepesinden Lunapark’a doğru yürüyüş yapıyorduk. Manzara seyir noktasındaki keskin kayalıklarından, Marmara’nın sonbahar günlerine has durgun sularını seyre dalmışken, Yassıada istikâmetinden, alışılmamış yoğunlukta bir deniz kuvvetleri konvoyu çıkageldi. Konvoy bir müddet sonra güneye doğru ‘Viranbağı’ burnunun arkasında gözden kaybolmuştu. Adnan Menderes ertesi gün, 17 Eylül 1961’de İmralı Adası’nda asılmıştı.

devam edecek…

_______________________________________________________2

From: AVNİ KURTULDU
Subject: Esnafa Plastik Kazık
Date: October 16, 2011 9:39:26 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Esnafa Plastik Kazık!

Bir önceki yazımızda Adalar Belediyes’inin, encümen kararına dayanarak tehdit ve şantajla esnafa plastik döşemeye başladığını yazmıştık.

ADALAR POSTASI-2606/3 (4.10.2011):
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2011/10/4-2606.html

Bu yazımızda da tehdit ve şantajın nasıl işlediğini anlatmaya çalışalım.
Hepimizin bildiği gibi Adalar esnafı ticari hayatını işgaliye harcını ödemek kaydıyla dükkânlarının önüne koydukları masa sandalye vs. ile sürdürebilmektedir.
Kira, elektrik, su, personel, vergi ve işgaliye ücreti derken esnafın başına bir de plastik döşeme kazığı çıktı. Esnaf işgaliye ücreti ödediği dükkânının önündeki alana ikinci bir haraciye ücreti ödemek zorunda bırakılmaktadır.
Peki yasadışı olan bu mükerrer ödemeyi yapmayan veya yapmayacağını söyleyen esnafa nasıl bir yaptırım uygulanıyor?
Belediyemiz sözlü olarak yaptığı tehdit ve şantajların arkasında olduğunu 11/10/2011 tarihinde aldığı Encümen kararıyla gösteriyor. 467 no’lu karara göre plastik kazığı reddeden esnaf “Tüm ikazlara rağmen satışa arz ettiği ürün standlarını meydana koyma suçunu işlemiştir.”
Esnafımız aslında sadece işgaliyesini ödediği alanı kullanmasına ve bugüne kadar yazılı hiçbir uyarı almamasına rağmen 1 gün kapama ve 154 TL para cezasına çarptırılmıştır.
Burada tam anlamıyla bir çifte standart ve gözdağı uygulaması vardır.
Plastik döşetenler, işgaliyesini ödedikleri alanı rahatlıkla kullanabilirler, döşetmeyecek olanlar ise “Bir yiğit gurbete gitse gör başına neler gelir” türküsünü şimdiden dinlemeye başlasınlar.
Hem sosyal, hem demokrat, hem halkçı üstüne de şeffaf ve katılımcı Belediyemize hiç mi hiç yakışmadı!
Avni KURTULDU

_______________________________________________________3

HaberHakkı, 17.10.2011
Büyükada’da Starbucks ikinci kez mühürlendi
Starbucks Büyükada ve 8 işyeri kapatıldı
Adalar Belediyesi, tüm dükkân, mağaza ve lokantaların kapılarının önüne tahta [görünümlü plastik] zemin yapılmasını yaz başında zorunlu kılmıştı. Bazı işyeri sahipleri, ücretini ödedikleri işgal alanında, kaldırımlarda yüksek fiyatla bir taşerona yaptırılan bu tahta [görünümlü plastik] zemini istemedi. Bazı işyerleri de yapılan zeminleri yaz sonu söktü.
İşte bu gelişmelerin ardından belediyenin nasıl bir tavır göstereceği merakla bekleniyordu. Ve Belediye, bugün iskele ve sahildeki 9 işyerini bir gün süreyle mühürledi. Ticari faaileyetten 24 saatliğine men edilen işyerleri şöyle: Dünyaca ünlü Starbucks, Princess Otel’in işlettiği eski Yordan’ın olduğu yerdeki Prinkipo Dondurma, İskele çıkşındaki Yıldızlar Çay Bahçesi, tarihi Belediye Gazinosu, Crespo Döner (Uzun Ailesi’ne ait), Morgan Butik, Yıldızlar Bijuteri, Yüksek Kahve‘nin altındaki Baklavacı ve Arabacılar Meydanı’na girişteki Leydi Market.
TARİHİNDE BİR İLK
Adalar tarihinde ilk kez böyle toplu kapama cezası uygulanmış oldu. Belediye yetkilileri, “İşgal edilen alanda masa, sandalye ve teşhir üniteleri yola kadar konuluyordu. Bu nedenle bir çok kez uyarı yapıldı. Sonuç alınamadığı için kapama kararı alındı,” dediler.
STARBUCKS, İKİ AY ARAYLA İKİ KEZ KAPANDI
Dünyaca ünlü Starbucks’ın Büyükada’daki şubesi, yaz ortasında da Belediye kararıyla kapatılmıştı. İskele Meydanı’nındaki Princess Oteli’nin altındaki Starbucks’a gelen belediye zabıtaları, tutanakla işyerini mühürlemişti. Kapama kararının, yangın merdiveni bulunmaması nedeniyle alındığı açıklanmıştı.
Haziran ayında faaliyete geçen Starbucks Büyükada’nın kapanış hikâyesini, www.haberhakki.com Türkiye’ye duyurmuştu. Mühürlenen ünlü işletme 48 saat sonra yeniden açılmıştı.
_______________________________________________________4
From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: Haberler
Date: October 17, 2011 9:06:56 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com
Lido’da sona yaklaşıldı…
AdaGazetesi 91 (1-15 Ekim 2011)1,3.

_______________________________________________________5

From: YILMAZ EROLGAÇ
Subject: Sayin Orhan Pekin
Date: October 14, 2011 9:23:01 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhaba,
Ben Orhan Pekin’in San Diego’da arkadaşıyım.
Orhan Bey’in vefat ettiği haberi geldi. Bu doğru mu?
Saygılarımla,
Yılmaz Erolgaç

_______________________________________________________6

From: OYA İSLİMYELİ
Subject: SKEPPSHOLMEN BARIŞ KOROSU DÜNYA BARIŞI İÇİN BÜYÜKADA’DA
Date: October 14, 2011 3:03:24 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

SKEPPSHOLMEN BARIŞ KOROSU 
DÜNYA BARIŞI İÇİN BÜYÜKADA’DA…

Adalar bu kez Stockholm’den gelecek olan ”SKEPPSHOLMEN BARIŞ KOROSU” ‘nu ağırlıyor.
Skeppsholmen Kültür Adası’nda çalışmalarını sürdüren ve 28 yıldır tüm dünyadan halk şarkıları söyleyerek Latin Amerika’dan Rusya’ya birçok ülkede uluslararası barış, yardım ve dayanışmaya destek olmuş 60 kişilik koro, kurucuları Hans Rising şefliğinde bu kez de Türkiye’ye gelerek Büyükada San Pacifiko Latin Katolik Kilisesi’nde dünya barışı için şarkılarını söyleyecek.
Tüm sanat ve barışseverleri bu anlamlı konsere bekliyoruz.

30 Ekim 2011 Pazar
Saat: 15:00
(Etkinlik ücretsizdir)

Organizasyon:
Oya İslimyeli
532 277 89 12

_______________________________________________________7

From: TARIK KONAL
Subject: “ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM”
Date: October 16, 2011 3:51:53 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

16 Ekim 2011

Saygın Arkadaşlarım,
Bizi kimi zaman yıllar öncesinin anılarına götüren ADALAR POSTASI’nı benimle paylaşmanız büyük incelik. Çok teşekkür ederim emeğinize ve inceliğinize…

Erinç ve gönenç içinde olmanızı dilerim.

Tarık KONAL

_______________________________________________________8

From: STATHİS ARVANİTİS
Subject:
Date: October 17, 2011 5:12:26 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Büyükadalı Dr. Pakis Malidis’e veda…

Dr. Pakis Malidis

SAYIN ADALAR POSTASI ÜYELERİ,
ATİNA’DA YAŞAYAN BÜYÜKADALI DR. PAKIS MALIDIS, BU  SABAH (17.10.2011) UZUN SÜREDİR TEDAVİ GÖRMEKTE OLDUĞU HASTALIKTAN VEFAT ETTİ.
KENDİSİ ÇOK SENEDEN BERİ PİRE’DEKİ DEVLET HASTANESİ’NDE ANESTEZİ DOKTOR YARDIMCISI OLARAK ÇALIŞTI.
BÜYÜKADA’DA SAKARYA SOKAĞI NO:9’DAKİ  ÜÇ KATLI TARİHİ AHŞAP EVDE YAŞAYAN HEMŞERİMİZ PAKIS MALIDIS, ESKİDEN BÜYÜKADA HÜKÜMET DOKTORU CIROPOULOS’UN YARDIMCISIYDI.
CENAZESİ YARIN (18.10.2011) PALEO FALIRO MEZARLIĞI KİLİSESİ’NDE
SAAT 15:30’DA OKUNACAK DUA SONRASINDA TOPRAĞA VERİLECEK.
ONU KAPLAYACAK TOPRAK HAFİF OLSUN.
ATİNA’DAN STATIS ARVANITIS

* * *

Büyükadalı Dr. Pakis Malidis’in ailesi ve yakınlarına sabırlar dileriz.
ADALAR POSTASI
)O(


_______________________________________________________9

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: [adalarkulturdernegi] PANORAMİK ADALAR FOTOĞRAF YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ VE SERGİSİ
Date: October 17, 2011 9:44:34 PM GMT+03:00
To: adalarkulturdernegi@yahoogroups.com

PANORAMİK ADALAR 
FOTOĞRAF YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ VE SERGİSİ



_______________________________________________________10

Adalar Belediyesi, 14.10.2011

http://www.adalar.bel.tr/haberler/hbr199.asp

TÜRKİYE’DE BİR İLKİ DAHA 
ADALAR BELEDİYESİ GERÇEKLEŞTİRDİ…

Nepal’in Turistik ve Tarihi Kimliğiyle Öne Çıkan Pokhara Belediyesi ile Kardeş Kent İlişkisi Kuruldu.
Pokhara Kardeş Kentimiz Oldu. Hepimizin bir Himalaya Krallığı olarak bildiği egzotik ülke Nepal, son üç yıldır bir cumhuriyet haline gelmiştir. Bu değişimi siyasi bir devrim olarak niteleyen Nepal hükümeti bir de ekonomik devrim yapmak istemiş ve 2011 yılını “Nepal Turizm Yılı” olarak ilan etmiştir. Adalar Belediyesi olarak Nepal’de bir şehir ile kardeş kent ilişkisi kurulmasına ve daha sonra yapılacak çeşitli sosyo-kültürel etkinliklerin planlanmasına karar verildi ve Başkent Katmandu’dan sonra Nepal’in en önemli şehri olan Pokhara ile görüşmelere başlandı.
Bu amaçla 8-11 Temmuz tarihleri arasında Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, Nepal’i ziyaret ederek bir dizi görüşme gerçekleştirmişti.
10 Ekim 2011 tarihinde ise Pokhara Belediye Başkanı Megna Nath Kafle, Pokhara Belediyesi Protokol Memuru Om Raj Poudel ve Adli Memur Narayan Prasad Sharma Adalar’a geldi.
Adalar Belediyesi ile Pokhara Belediyesi arasında imzalanan Kardeş Kent Protokolü ile 14 Ekim 2011 günü Adalar Belediyesi’nde bir imza töreni gerçekleştirilildi.
Protokol imza töreninde birer konuşma yapan Pokhara Belediye Başkanı Megna Nath Kafle ve Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu; bu anlaşmayla iki ülkenin gelecekte sürdüreceği ilişkilere katkıda bulunmaktan duydukları mutluluğu dile getirdiler.

_______________________________________________________11

Büyükada’da neler yapabilirsiniz?

Profesyonel Turist Rehberi Nilgün Kirman: “Eski kilisenin [Aya Yorgi] tarihi çoook eskiye kadar gidiyor!…”


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: