Gönderen: adalarpostasi | 16 Ekim 2011

ADALAR POSTASI-2608: burgazadası’nın çamlara tırmanan bir yamacına yapışık küçük köşkte yaşıyordu…


* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

6 Temmuz 1910 Çarşamba günlü, Heybeliada önlerinde Mesudiye zırhlısı mürettebatı tarafından çıkarılan kız çocuğu cesedinin araştırmasının yapılarak fail-i cürmün ortaya çıkarılmasına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, 8.10.2011.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

16 Ekim 201 Pazar
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Kuvvetli yağmurlu
9-11ºC
% 74-87 nem
Poyraz, KD 34km/sa
Gündoğuşu 07:15… Günbatışı 18:22…
* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Hawthorn Fairy.

* * *

1- Viktor Albukrek: “Böyle dolunay günlerinde faytonlarımızda da hummalı bir hareketlilik vardı. O gece için kullanılabilecek en gözde arabalar, siyah palabıyıklı ve fötr şapkalı Arif Ağa’nın veya beyaz palabıyıklı ve geniş kasketli Barba Koço’nun, son derece bakımlı, pırıl pırıl yaldız boyalı, her daim özenle tımar edilmiş ve iyi beslenmiş iri atların çektiği şahane lüks arabalarıydı. Bu iki örnek arabacı, ada sosyetesi tarafından kapışılırdı…”

2- Osman Bahadır: “15 Birinciteşrin [Ekim] 1935 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nden…”

3- Safvet Özdil: “Tatilimin sonunda, Heybeli’deki koruganımdan çıkıp günlük yaşamın içine henüz dalmış, yavaş yavaş büyük şehir alışkanlıklarına dönmeye çalışırken, 5 Ekim Çarşamba sabahı Sipa’dan bir arkadaşımın telefonuyla, beni, hepimizi, derinden yaralayan haberi aldım…”

4- Adalar Kent Konseyi: “Adalar Kent Konseyi Çalışma Yönergesi’nin 10. maddesi uyarınca yapılması gereken 2011/EYLÜL ayı Olağan Genel Kurul Toplantısı, 16 EKİM 2011 tarihinde saat 14:00’te Adalar Belediyesi toplantı salonunda aşağıdaki gündem maddeleriyle çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır…”

5- Haluk Direskeneli: “Dün akşam Twitter mesajları arasında kaynağı net belli olmayan (İBB?) bir haber dikkatimi çekti, ‘ADA faytonları kullanımdan kaldırılacakmış, onların yerine elektrikli arabalar servise konulacakmış,’. Böyle birşey olmaz olamaz, neden olamaz?…”

6- Yüksel Özcan: “Herkes bilsin diye Aya Yorgi yoluyla ilgili Kaymakamlık kararını yolladım…”

7- Avedis Hilkat: “Türk Kızılayı Adalar Şubesi, Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada’da yardıma muhtaç vatandaşlara koliler içerisinde kuru gda ve bakliyattan oluşan her biri 21 kg gelen yardım kolileri dağıttı…”

8- Şükrü Abanoz: “Adalar ilçesinde görev yapan muhtarlar zor durumda. Büyükada muhtarlarından Nizam ve Maden muhtarlarının sorunlarını daha önce anlatmıştık şimdi ise Heybeliada, Burgaz ve Kınalıada muhtarlarının sorunlarını anlatacağız…”

9- Adalar Belediye Meclisi‘nin 6. Seçim dönemi 3. Toplantı yılı Ekim ayı toplantısı 3 Ekim Pazartesi günü Belediye Meclis Toplantı Salonu’nda yapıldı.

10- Adalar Kültür Derneği: “Tai Chi Chuan 2011-2012 Kurs Programı…”

11- Gülsin Onay: “Hangi adaya hangi eserler yakışır diye düşünürken yine tüm repertuvarı hayalimde dinledim yolculuk boyunca… Chopin, Debussy, Schumann, Mozart…”

12- Samim Saner: “Büyük ihtimalle görmüşsünüzdür ama yine de yollamadan edemedim…”

)O(

_______________________________________________________1

From: VİKTOR ALBUKREK
Subject: Teşekkür ve yazdıklarım…
Date: September 12, 2011 10:36:45 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

VİKTOR ALBUKREK’İN BÜYÜKADASI (1931-1961)

[IX]

Çocuk yaşlarımdan gençlik yıllarıma kadar Büyükada’dan karşı Anadolu sahillerine baktığımda, Kartal- Pendik istikametinden Haliç’teki hallere devamlı mal taşıyan kocaman ahşap takaların seyrettiğini görürdüm. Bu şen Karadeniz tipi takalar dumandan siyahlaşmış üçgen yelkenleriyle, İstanbul’un erzak ihtiyacını karşılardı. Tahıl taşıdıkları zaman, etraflarında oluşan kuş sürüsü bulutunu seyre dalmak bir zevkti. Çoğu, çarpıcı renklere boyanmış bu yük teknelerinin, yelkenleri inmiş vaziyette Cibali’den taa Sirkeciye’ye kadar olan sahil kesiminde yan yana balık istifi gibi dizilip dinlendiklerinde seyretmek ayrı bir keyif verirdi insana.

O zamanlarda Şirketi Hayriye (Şehir Hatları) gemileri hariç, adalar arası seyreden tüm yük ve yolcu tekneleri ahşaptandı. Bazıları kocaman, iki çift kürekli olurdu. Profesyonel balıkçılarınki ise daha da uzun, üç hatta dört çift kürekli ve uçları yukarıya doğru ay şeklinde kıvrılarak sivrileşen Osmanlılar devrinden kalan teknelerdi. Süsleri ve çarpıcı renkleriyle müthiş albenileri vardı. Çoğu, saray kadırgası gibi zarif desenlerle bezenmiş, su kesimine kadar olan gövdeleri, değişik renkte paralel şeritler halinde boyanmış, geniş küpeştelerinde ‘kalem işi’ geometrik veya kuş-balık resimleri oyulmuş, ince işçilik gerektiren sanat eseriydi. Keza, Yakacık, Taşdelen gibi memba suyu damacanaları ve tüm erzak ile inşaat malzemesi de karşı sahilden adamıza bu tür kürekli ahşap teknelerle gelirdi.
Makine devri başladığında denizde kervan usulü nakliyata başlanmıştı. Önde lokomotif vazifesini gören güçlü bir römorkör, peşinde arka arkaya halatlarla bağlı simsiyah katranla kalafatlanmış birkaç yük mavnasını çekerdi. Bazen de yan yana ikişer mavna olarak diziliydiler. Buhar makinesiyle çalışan ve kıvılcım sıçramaması için bacaları epey uzun olan bu römorkörlerin Haliç köprülerinin altından geçebilmeleri için bacaları bir telle arkaya doğru çekilip yatırılır, köprüyü geçtikten sonra da dikleştirilirdi.

Büyükada iskelenin iki tarafındaki denize inen basamakların yakınında, küçük narin sandallar beklerdi. Çarpıcı süslerle bezenmiş bu taksi sandallar, vapurdan çıkacak Adalı’yı deniz yoluyla evine götürürdü. Üniformaları, beyaz gömlek ve siyah pantolon olan bu kürekçilerinin pazıları sert, ayaları ve parmakları nasırlı olmasına karşın, tekne dekorasyonuna son derece ihtimam gösteren ince zevk sahibi ve nüktedan kişilerdi.
Sandallarında el işi motiflerle süslenmiş döşekler, yumuşak yastıklar, güneşe karşı korunmak için saçaklarından renkli püsküller sarkan tenteler vardı. Mehtaplı gecelerde, bu tenteler sökülür, deniz sefasına çıkan ada sakinleri, yıldızların altında, suların şen şırıltısı, civarinanın (gelip geçici hafif rüzgârın) tatlı esintisi ve yakamozların pırıltısıyla aşka gelip gazel okur, şarkı söylerlerdi. Rüzgârsız gecelerde, bu tatlı nağmeler tepedeki evlere kadar ulaşırdı.

Büyükada Lunapark’ta, Viktor Albukrek Albümü’nden, 30.1.1960.

Böyle dolunay günlerinde faytonlarımızda da hummalı bir hareketlilik vardı. O gece için kullanılabilecek en gözde arabalar, siyah palabıyıklı ve fötr şapkalı Arif Ağa’nın veya beyaz palabıyıklı ve geniş kasketli Barba Koço’nun, son derece bakımlı, pırıl pırıl yaldız boyalı, her daim özenle tımar edilmiş ve iyi beslenmiş iri atların çektiği şahane lüks arabalarıydı. Bu iki örnek arabacı, ada sosyetesi tarafından kapışılırdı. Randevu için arabacılar kahyası Bilâl Ağa’ya müracaat şarttı. Araba kâhyalığından sonra 1954 ile 1994 yılları arasında, kırk yıl gibi ender rastlanan rekor uzunlukta ve zor bir devrede, Nizam mahallemizin muhtarlığını yapan Bilâl Ertürk Ağa, ressam ve yazar Ferruh Ertürk’ün babasıydı.
Mehtaplı gecelerde, bir çok faytoncu arabasının tentesini söker, randevu verdiği evin önünde beklerken boş durmaz koltukların tozunu alır, hayvanların gösterişli taraflarını parlatırdı. Sökülen tente çubuklarından boşanan bronz yuvalara, kokulu karanfiller konur, gece turuna çıkan ve sesine güvenen efkârlıların akordeon eşliğindeki nağmeleri, tüm adada yankılanırdı. Klasik alaturka ve Napoliten şarkılardan başka, çakır keyif cesur erkeklerin söylediği: “Akoma ena potira’aki” (bir bardakçık daha içeyim) veya “Sa paro diyo” (iki eş alacağım) gibi, hanımlarını kızdırmayı hedefleyen maço şarkılar ortalıkta çınlardı.

Dikkat edilirse, adamızın eski binalarının zemin katlarında, sokağa paralel upuzun taraçalar var. Burada bulunan sabit kanepelerde, aile bireyleri, gelip gideni seyretmek, çay-kahve içip tavla oynamak, yoldan geçen tanıdıklarla yârenlik (ahbapça çene çalmak) etmek için otururdu. Odanın süsünü sergilemek için de teras kapıları, ardına kadar açık tutulurdu. Çok defa, sokaktaki ahbap ayakta kalmasın diye içeriye oturmaya davet edilirdi. Kahvehane köşelerine gitmek istemeyen mahalleliler, bu tür taraçalı zemin katlarda oturan kişilerle dostluk kurarak arkadaş grupları oluştururdu.
Büyük taraçaların bulunmadığı daha esnaf evlerde ise girişte uzun basamaklar vardı. Oraya yastıklar serilir, üzerine yerleşen konu komşu, aynı sıcak muhabbeti yapar, çaylarını yudumlardı. Bugün, restore edilmişse de birçok eski binada bu taraçalar ve basamaklar muhafaza edilmiştir fakat bir opera balkonunda otururmuşçasına gelip geçeni seyreden yok artık. Fonksiyonları olan, yakınında bir dost hissetme ve insan sıcaklığıyla yan yana yaşamak zevki çoktan unutuldu.
Kış mevsiminde gözden ırak olan bazı dostluklar, baharın gelmesiyle ısıtılırdı. Bilhassa komşu hanımların, pencereden pencereye, geçmiş kış mevsimde başlarına gelmiş olayları anlatmaları başlı başına birer filmdi. Beyler daha sakindi. Babam, gençliğini Fransa’da geçirdiği için ancak doktorluk mesleğinden dolayı tanıştığı aileler ve Ettiba Odası’nda (Hekimler Derneği) kurduğu yakın dostlarıyla görüşmekten hoşlanırdı. Bunların arasında Lütfü Kırdar (dahiliye), Mim Kemal Öke (cilt), Mazar Usman (sinir), Taptas (Kulak), Tahinci (göz), Abravaya (dahiliye), Barbut (operatör), Hulusi Behçet (cilt), Boniççi (ayak), Sami Günzberk (diş), Akil Muhtar gibi doktorlardan başka Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Kınalıadalı Abraham Galante adında dostları da vardı. Çok defa Dernek’te birlikte çalıştıkları Doktor Tahinci’ye bir mesajını ulaştırmak için evden Türkoğlu yokuşunun sonuna kadar bir nefeste koşar dönerdim.

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio.

Anane haline gelen akrabaların Ada’da buluşmaları, hasret gidermeleri, bir vuslat olayıydı. 1900 ile 1930 yılları arasında Adalarımızda ikâmet etmek üzere bazı yakın akrabalar, ‘ikiz evler’ inşa ettiler. Bunların yan yana yapılmalarının temelinde, kışın şehirde fazla görüşemeyen kardeş ve kuzenler arasında baharın gelmesiyle sıcak ve yakın ilişkileri tekrar kurmak, kabile yaşamından kalan özentiyle bir mevsimi beraber geçirmek içgüdüsü, birlikte yaşama kültürünü devam ettirmek, aile efradıyla buluşma arzusu, hasret ve sevinçi paylaşmak, ritüelik pelerinage (kutsal yere kavuşmak) ananesini unutmamak gibi gayeler vardı. Bu hedefle Adalarımızda ahşaptan inşa edilmiş ve her biri birer sanat eseri niteliğinde olan bir çok ‘ikiz ev’ bulunmaktadır.

Büyükada Kadıyoran’da cihannümalı Rizzo Köşkü.

Bazı ada evlerinin bir de kulelileri vardı. Kuzey ülkelerinde, uzun bir ayrılıktan sonra savaştan, deniz yolculuğundan veya balık avından dönecek erkeklerini, oradan kollayıp beklemek, görüldüklerinde cemaate duyurmak ve sahile koşarak gelenleri törenle karşılamak için inşa edildiği söylenir. Bazıları ise rasathane olarak kullanılırmış. Adamızda hangi fonksiyon için yapıldıkları meçhuldür. Fakat her halükarda çok güzel mimari siluetleri var.
Yine adamızın diğer bir dekoratif özelliği, kapı ve pencere üstlerini süsleyen mozaik şeklinde dizilmiş değişik renkteki cam karelerinden yapılan vasistaslardır. En mükemmel örneğini, 1899 yılında İzmitli Mimar Mihran Azaryan’ın inşa ettiği eşsiz güzellikteki Büyükada İskelesi’nde görmekteyiz. Gazino olarak tasarlanan iskelenin üst katı, 1950 yıllarında Turan Aziz Beler tarafından sinema olarak işletilmişti. Büyükbabam’ın evinde de renkli vasistaslar vardı. Ben de bu tür dekorasyona özenerek, evimin bir vasistasını değişik renklerdeki 15 x 15 santimetre kare camlarla süsledim.
Sedefadası iskâna açıldığında, asırlardan beri orada konuklanan martı kuşu popülasyonundan (kalabalığından) kurtulmak ve yumurtalarını yok etmek için birkaç tilkinin adaya salıverildiği rivayet edilir. Dolayısıyla oradan kaçan martılar, Büyükadamıza yerleşerek kısa zamanda buranın insan kalabalığına alıştılar. Bilge olarak geçinen adanın bazı eski sakinleri, kuşların uçuş şeklinden hava durumunu ve balıkların denizdeki hareketlerini belirleyebiliyorlarmış. Her bir kuş, uçmak için ihtiyacı olan kanat aralığını hesaplayarak, muntazam bir şekilde damların mahyası üzerinde, gagasını rüzgâra karşı verip sükûnetle yan yana dizildiğinde, çok hoş ve dinlendirici bir his verirler insana. Aniden topu birden havalanıp, cırtlak sesleriyle ortalığı velveleye verdiklerindeyse, kıyametin koptuğunu sanırsınız. Martılarımızın en güzel yönleriyse kedilerimizle kurdukları yakın dostluklardır. Balıktan dönen sandalların yakınında, lokanta civarlarında, çarşı pazarda, çok kere yan yana, birbirlerine ikramda bulunurcasına rahatlıkla yemek yedikleri görülür.
Ağustos ayı ortalarında göçmen kuşların, bilhassa leylek sürülerinin adamızdan geçmeleriyle Tuzla içmelerinin ve Yalova kaplıcalarının ‘kür’ devri başlardı. Yerleşmiş kanıya göre bu su tedavilerinden biri içorganlarımızın bakımı için diğeri ise bilhassa yaşlı kişilerce beklenen yağmur mevsiminin yaratabileceği romatizma ağrılarına karşı gerekliydi. Tuzla içmelerine, vapurdan sonra Bostancı’dan trene binilerek gidilirdi. Kaplıcalara ise Yalova’dan kağnı arabasıyla gidilirdi. Bugünlerde oraya yolum düştüğünde, Termal Oteli yakınındaki yapay şelâlenin önünde bulunan ağaca bakar, yedi sekiz yaşlarındayken bir kolumu o ağaca sıkıca sarıp fırıldak gibi etrafında döndüğüm zamanı hatırlarım. O sırada büyükanne ve büyükbabamın: “Dur, dönme artık, ya abasta, mareyos, şaşeyos (yeter artık, başımız dönüyor). Bir dahaki sefere seni evde bırakacağız!” dediklerini duyarım.

devam edecek…

_______________________________________________________2

From: OSMAN BAHADIR
Subject: Cumhuriyet Gazetesi’nden…
Date: October 14, 2011 6:20:00 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Cumhuriyet Gazetesi, 15 Birinciteşrin [Ekim] 1935

Halid Ziya Uşaklıgil

Arkadaşlar Arasında…

Hüseyin Cahid Yalçın (1875-1957)

[…] Cenab, uzak illerde dolaşıp dururken; Fikret, Hisar’da hiçlerle süslediği ve hayatının en büyük süsü olan Halûk’u büyüttüğü harap yalıda idi. Hüseyin Cahid pek zor kazandığı paracıklarından artırabildiğiyle, bir ay altı çay fincanı, öbür ay bir sürahiyle bardak alabilmiş, bunu hayat için kâfi bir mükâfat addederek Burgaz adasının çamlara tırmanan bir yamacına yapışık küçük köşkte yaşıyordu. […]


_______________________________________________________3

From: SAFVET ÖZDİL
Subject: Goksin Sipahioglu
Date: October 11, 2011 2:37:55 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Gökşin Sipahioğlu…

Tatilimin sonunda, Heybeli’deki koruganımdan çıkıp günlük yaşamın içine henüz dalmış, yavaş yavaş büyük şehir alışkanlıklarına dönmeye çalışırken, 5 Ekim Çarşamba sabahı Sipa’dan bir arkadaşımın telefonuyla, beni, hepimizi, derinden yaralayan haberi aldım.
Fransızların Grand Turc olarak andığı, Sipa ailesinin “Gökşin” diye hitap ettiği, 05 Ekim 2011 günü Paris’te yitirdiğimiz, Gökşin Sipahioğlu bugün İstanbul’da toprağa verildi.
On üç yıl Gökşin’in yanında, Sipa Press’de çalışmanın ne büyük şans olduğunu çok iyi biliyorum,
hem mesleği ondan öğrenmenin, hem de onu tanımanın…
Hepimiz, Sipa Press ailesinin tüm fertleri onun yanında, çocuktuk, çocuklarıydık, hiç büyümedik. Ellilerine, altmışlarına gelmiş gençler olarak kaldık, hep heyecanla devam ettik, devam ediyoruz mesleğe… Bazılarımız hâlâ Sipa’da, bazılarımız, benim gibi başka ajanslarda, ama hep aynı heyecanla, Gökşin’in ögrencileri olarak…
Aktualitenin baş döndürücü hızı içinde, zaman zaman kızdık, zaman zaman kavgalar ettik ama hep çok sevdik Gökşin’i.
Ne çok şey var söylenecek ve de ne çok anı var bizlere bıraktığı.
Basın camiasına, dost ve sevdiklerine, öncelikle de ailesine, Cecan ve Sinoplu aile fertlerine başsağlığı diliyorum.
Fatma Safvet Özdil
Paris, 10 Ekim 2011

_______________________________________________________4

Adalar Kent Konseyi, 1.10.2011

http://adalarkentkonseyi.com

Büyükada 01.Ekim.2011

2011/EYLÜL AYI 
OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISI 
GÜNDEMİ ve ÇAĞRISI

Adalar Kent Konseyi Çalışma Yönergesi’nin 10. maddesi uyarınca yapılması gereken 2011/EYLÜL ayı Olağan Genel Kurul Toplantısı, ilk toplantı tarihi olan 30.09.2011 Cuma günü yeterli çoğunluk sağlanamadığından yapılamamıştır. Genel Kurul Toplantısı ikinci toplantı tarihi olan 16 EKİM 2011 tarihinde saat 14:00’te Adalar Belediyesi toplantı salonunda aşağıdaki gündem maddeleriyle çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır.

Duyurulur!

TOPLANTI GÜNDEMİ:

1. Açılış ve yoklama,

2. Divan oluşumu,

3. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı,

4. Kent Konseyi başkanı Ali Fuat Tolga tarafından Yürütme Kurulu çalışmaları hakkında Genel Kurul’a bilgi verilmesi,

5. Adalar Belediye Başkanı Sayın Mustafa Farsakoğlu’nun (Dr.) konuşması,

6. Adalar Kaymakamı Sayın Ahmet Arabacı ‘nın konuşması,

7. AKK’nin Çalışma Yönergesi’nin tadilatı,

8. AKK’nin 2012 yılı Bütçe Taslağı’nın,  Genel Kurul’a sunulması,

9. AKK’nin, Adalar’da seyir halinde bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına ait hizmet amaçlı motorlu araçların, akülü araçlarla değiştirilmesi hakkındaki raporunun görüşülmesi ve ortak karara bağlanması,

10. Adalar’a özgü yaşam koşullarına aykırı ve düzensiz olarak huzuru ve yaşam kalitesini bozacak şekilde konuşlandırılan ve izin verilen seyyar satıcıların kaldırılması hakkındaki raporun görüşülmesi ve ortak karara bağlanması,

11. Temenniler ve kapanış.

Saygılarımla,

Ali Fuat Tolga
Adalar Kent Konseyi Başkanı

_______________________________________________________5

From: HALUK DİRESKENELİ
Subject: http://yuvakuran.blogspot.com/2011/10/buyukada-ve-elektrikli-arabalar.html
Date: October 10, 2011 4:27:18 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

http://yuvakuran.blogspot.com/2011/10/buyukada-ve-elektrikli-arabalar.html

Büyükada ve Elektrikli arabalar

Değerli Okurlar,
Dün akşam Twitter mesajları arasında kaynağı net belli olmayan (İBB?) bir haber dikkatimi çekti, “ADA faytonları kullanımdan kaldırılacakmış, onların yerine elektrikli arabalar servise konulacakmış,”. Böyle birşey olmaz olamaz, neden olamaz? ADALAR dünyada içten patlamalı/ benzinli/ dizelli arabaların giremediği veya kısıtlı sayıda halk hizmeti için polis/ ambulans/ itfaiye/ çöp/ orman hizmetleri için sınırlı girebildiği kurtarılmış sayılı yerlerden biridir.
Elektrikli golf arabalarını da başta ADALAR’a sokmamamız gerekirdi ama girdiler bir kere, bundan sonra çoğalmamaları için uğraş vermeliyiz, yaz boyunca elektrikli arabaların gece şarj yaptığı bölgelerde devamlı elektrik kesintisi oldu çünkü darbeli yükü eskiyen trafolar, yenilenmeyen şebeke kaldıramadı, Denizaltı kablosu Kartal-Büyükada arasında 1932 yılında döşendi, Geceleri Kadıyoran’da elektriksiz kaldık, buzdolaplarında yemeklerimiz bozuldu, klima kullananlar çalıştıramadı. Elektrikli arabalar şarj için darbeli yük çekerler, ulusal şebeke bu darbeli yükü kaldırır ama Büyükada’nın küçük iletim şebekesi kaldırmaz, yeni HVDC denizaltı kablosu çekilmesi gerekir, bu yüksek darbeli yükü kim taşıyacak? Hangi termik santrali bu işe kullanacağız? Küçük bir yerleşim yeri, bu darbeli yükü çekebilir mi? Gereksiz bu tasarı için kim yeni yatırım yapacak? Elektrikli araba satıcıları mı? Ayrıca ve öncelikle her yaşta ‘yürümek’ sağlıktır, yürüyemeyen zaten Prinkipo’ya gelmemeli, ana kıtadan ayrılmamalı, sağlık hizmeti gerekse karşıya acil geçmek sorundur, Kadıyoran tepesinden günde birkaç kere çarşıya inip tekrar eve çıkmazsam kendimi iyi hissetmem. 
Bu haber bir gerçek değil sadece bir yanlış temenni olarak kalmalı. Sadece işlerini kaybedecek faytoncu esnafı değil hepimiz tüm Prinkipo halkı bu yanlış kararın karşısında olmalı. 
At pisliği biz yerli halkı rahatsız etmez yağmur gelir alır götürür, çiçeklerimize gübre olur. Bizi rahatsız eden, çevreyi kirleten sorumsuzca ortalığaa tabiata atılan plastik pet/ cam şişeler/ metal kola kutularıdır. Prinkipo’da hayat yavaş gecer, acelemiz yoktur, çarşı esnafı bir telefonla herşeyi evimizin kapısına getirir. Hasta taşıma ambulansımız yaşlımızı hastamızı bir telefonla taşır. Elektrikli arabalar Prinkipo’ya gelmez gelemez gelmemeli. 
Selam ve saygılar,
Prinkipolu Sisyphus

_______________________________________________________6

From: YÜKSEL ÖZCAN
Subject: herkes bilsin diye
Date: October 11, 2011 11:06:07 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

herkes bilsin diye…

merhaba,

beygir gaz haberi süper olmuş!

aya yorgi yoluyla ilgili kaymakamlık kararını yolladım.

toplu dilekçeler işe yarıyor…

bir de bisikletlerle ilgili toplu dilekçe işe yarar diye düşünüyorum.

yüksel özcan

_______________________________________________________7

AdaGazetesi.com, 6.10.2011

http://ada-gazetesi.com/wp/?p=1072

TÜRK KIZILAYI, 
ADALAR’A KURU GIDA YARDIMINDA BULUNDU… 
Yukarıda resimde görülen yardım kolileri
Kınalıada muhtarlığına taşınırken… Fotoğraf A. Hilkat.

TÜRK KIZILAYI ADALAR ŞUBESİ, BÜYÜKADA, HEYBELİADA, BURGAZADA, KINALIADA’DA YARDIMA MUHTAÇ VATANDAŞLARA KOLİLER İÇERSİNDE KURU GIDA VE BAKLİYATTAN OLUŞAN, HER BİRİ 2I. Kg GELEN YARDIM KOLİLERİ DAĞITTI.
TEKMİL ADALAR’DA TÜRK KIZILAYI ADALAR ŞB. YÖNETİCİLERİ VE MUHTARLARIN NEZARETİNDE YARDIM PAKETLERİ GERÇEK İHTİYAÇ SAHİPLERİNE TESLİM EDİLDİ. 
ADALILAR TÜRK KIZILAYI’NIN, MUHTAÇLARA UZATTIĞI YARDIM ELİNİN MUTLULUĞUNU YAŞADIKLARINI İFADE ETTİLER…

_______________________________________________________8


AdaGazetesi.com, 7.10.2011
Haber-Fotoğraf: Şükrü Abanoz

http://ada-gazetesi.com/wp/?p=1023

BÜYÜKADA- HEYBELİ- BURGAZ- KINALI 
MUHTARLARI ZOR DURUMDA


Adalar ilçesinde görev yapan muhtarlar zor durumda. Büyükada muhtarlarından Nizam ve Maden muhtarlarının sorunlarını daha önce anlatmıştık [http://ada-gazetesi.com/wp/?p=845]
şimdi ise Heybeliada, Burgaz ve Kınalıada muhtarlarının sorunlarını anlatacağız.

* * *

HEYBELİADA MAHALLESİ’NİN SORUNLARI:

İstanbul’un Adalar ilçesinin beş muhtarının başta olmak üzere Türkiye’deki 58.000 muhtarın ortak sorunu muhtarlığı ve muhtarları kapsayan özlük haklarının olmamasıdır. Bizler ada muhtarları olarak bu artan sorunlara daha fazla haiziz. Seçimle görevine gelen ve Heybeliada mahalleme en iyi hizmet kaidesiyle bu göreve talip olan bir muhtarım. Genç bir muhtar olarak en büyük sorunlarımdan bir tanesi sağlık sorunudur. Sağlık sorunu 2009 Haziran ayında Adalar Belediyemiz ve Maltepe Üniversitesi işbirliğiyle yapılan ve 7/24 esasına göre çalışacak olan Heybeliada Sağlık Merkezi’yle tam çözüldü derken Ekim 2010′da bu merkez sabah 08:00 akşam 17:00 mesai saatlerine dönmüş olup haftasonunda kapalı kalarak faaliyetlerine devam etmiştir. Bu gayriresmi işleyişin durdurulması için gerekli yerlere başvurulmuş ise de muhattaplar dahil olmak üzere hiçbir yetkiliden bir sonuç alınamamıştır.
Heybeliada’nın bir diğer sorunu ise başı boş sokak hayvanlarıdır. Bu kış üç kişiye saldıran sokak köpeklerinin rehabilitasyonu için gerekli girişimler Heybeliada Gönüllüleri’nin öncülüğünde başlamış olup kanunlar gereği hayvan barınağına alınmayan bu hayvanlardan vatandaşlarımız çok muzdariptir.
Heybeliada Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi’nin yıkılmak üzere taşınmasının üstünden 2 sene geçmesine rağmen yeni bina yapılabilmesi için gerekli izinler hâlâ tamamlanmamıştır. Bu sebeplerden öğrencilerimiz kışın ilk aylarında taşındıkları ikinci okul olan Büyükada eski Yeditepe Üniversitesi binasında kalorifer yanmadığı için zor günler geçirmişlerdir. Yıkım kararının en kısa zamanda alınarak yeni okul inşaatına başlanmasını ve taşınan okula verilen aylık kira bedeli 30.000TL gibi rakamların yeni okula akıtılmasını istemekteyiz.
Sokaklarımıza ve caddelerimize asfalt dökülmesinin gerekliliği ve tepeye çıkan merdivenlerin bakıma ihtiyacının olduğu âşikar olup gerekenin yapılmasını beklemekteyim.
At ahırlarımızın gerektiği şekilde rehabilitasyonu en kısa zamanda gerekmektedir.
Heybeliada muhtarı olarak adamıza, mahallemize en iyi, en kaliteli hizmeti getirmeye çalışan bir muhtar olarak 370TL maaşımla muhtarlığımızın ve vatandaşlarımızın birçok eksikliğine yetişmeye çalışmaktayım ve vazifade olduğum sürece de yetişmeye çalışacağım…

Aslı Yalap

* * *

BURGAZADA MAHALLESİ’NİN SORUNLARI:

Yazın 7-8 bin kişinin ikâmet ettiği adamızın kışın ise 700 kişi civarında bir nüfusu var, tabiki hizmet gelme açısından zorlanıyoruz, mesela sağlıkta aile hekimliğine geçildiği için doktorumuzu alıp yeni nüfusa göre doktor tayin ediyorlar, İl Sağlık Müdür yardımcısıyla görüşmelerimiz devam ediyor, mesela Kınalıada’da 4 gün, bizde 2 güne çıkartıldı buna itirazım var. Burgazada’ya 3 gün, Kınalıada’ya 3 gün diye söz aldım, görüşmelerimiz devam ediyor.
Ulaşımda yüz senelik vapurlardan sonra motorlarla yolculuk yapmak bizleri ve Adalıları geri götürmektedir, tabiki onların da (kooperatif) Adalar’a devamlı, yazın bilhassa, saate bakmaksızın Bostancı’daki Adaya gelmek isteyen günübirlikçileri hemen Ada’ya taşıyorlar, bu da önemli bir hizmet. Önemli sorunlarımızdan biri de mezarlık yerimiz kalmadığından ikinci bir yerin tahsisi için iki senedir çalmadığım kapı kalmadı çünkü buradaki insanların vefat ettikten sonra yer yok deyip Heybeliada’ya götürülmesi biz Burgazadalıları ve muhtarlığımızı da üzmektedir. Şu anda Kalpazankaya mevkinde bir yer verildi fakat Adalılar tarafından benimsenmedi, ben de Burgazada muhtarı olarak itiraz dilekçemi gönderdim daha müsait bir yer için. Belediye’yle olan ilişkilerimiz de genel olarak ilgilendiriyor, Burgazadamız temiz doğası ve güzelliği olan bir yerleşim yerimiz inşallah böyle kalır ve geleceğe teslim ederiz.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi’nin, 2-3 yıldır kapalı kalması biz Adalılar ve ülkemizin yetiştirdiği önemli yazarlarından değerli insanın anısına da saygısızlık diye düşünüyorum. Kapalı deyip gelen öğrencilere ve ziyaretçilere ne cevap vereceğimizi şaşırdık güya dilekçeme cevaben 2012 Mayıs ayında inşaatına başlanılacak…
Mustafa Biçer

* * *

KINALIADA MAHALLESİ’NİN SORUNLARI:

Ada’nın bir yaşayanı ve muhtarı olarak göreve başladığımızdan bu güne kadar Ada’nın tüm sorunlarını ihtiyar heyeti ve katkı sağlayan Ada’lılarla birlikte tesbit ederek bunları ilgili kurumlara yazılı ve sözlü bildirdik,
1. Okulumuzda öğretmen ve hizmetli kadrosunun artırılarak tamamlanması
2. 24 saat görev yapacak doktorumuzun verilmesi, 112 hızır acil servis kurulması karada ve denizde,
3. Ulaşımla ilgili seferlerin artırılması, Adalar’a giden öğrencilerin ücretsiz seyahati,
4. Sokak hayvanlarının ıslahı, kışı geçirebilmeleri için yem kampanyası,
5. İhtiyacı olana verilmek için kullanılmış giysi ve ayakkabı kampanyası,
6. Sokaklardaki eksik aydınlanmalarda ihtiyaç olan yerlerin AYEDAŞ’a bildirimi,
7. Eksik olan isim tabelaları ve bina numaralarının tamamlanması için Belediye’ye müracatımız,
8. Orman içi dinlenme tesisleri ve Milli Park yapılmak üzere Külhan Sokak ve Manastır arkasındaki iki yere Orman Müdürlüğü’ne yazılı teklifimiz,
9. Tur yoluna uygun yerlere dinlenme ve seyir amaçlı bank ve masa konulması, ayrıca dik sokaklara sokak başlarında ihtiyarlar dinlensin diye birer veya ikişer bank konulması teklifimiz,
10. Kınalıada Cemevi’nin yaptırılması ve girişimlerimiz,
11. Taşocakları mevkindeki alanın değerlendirilmesi hususundaki teklifimiz, mezarlık sorunumuz,
12. Manastır’dan denize inen toprak yolun ada dokusuna uygun parkeyle yapılarak hem yangına karşı önlem hem de yürüyüş yolu olarak hizmete sokulması teklifimiz, ilgili kurumlarca değerlendirilmiş ve hepsinde de olumlu sonuç alınacağı yazılı ve sözlü olarak muhtarlığımıza bildirilmiştir,
13. Muhtarlık olarak saat mevhumu gözetmeksizin günün her saati ve tatil günleri muhtarlık açılarak Adalı hemşerilerimizin işlerine yardımcı olunmuş, Muhtarlığın yasal gelirlerinden olan mühür ücreti hiç kimseden alınmamıştır,
14. İlköğretim okulundaki 50 öğrencimize her resmi bayramda yemekli piknik yaptırılmış ayrıca velileriyle birlikte Darıca Hayvanat Bahçesi’ne bir gezi tertib ettirilmiştir,
15. Muhtarlıktaki faks ve fotokopi makinalarından da müracaat eden tüm Adalılar ücretsiz faydalanmıştır,
16. Adamızdaki resmi kuruluşlar ve ilçe yöneticilerimizle iyi ilişkiler kurulmuş, ihtiyaç sahiplerine maddi ve manevi yardımlar sağlanmıştır, özellikle Kaymakamlığın yaptığı yakacak yardımlarında ilgili birim amirlerine bizzat katılarak yardım ve destek verilmiştir. 
17. Birlik ve beraberliğin devamı için kış ayında katılan Adalılar’la 1nci Hamsi Şenliği Çınaraltı’nda yapılmış, bu sene de yapılarak gelenekselleştirilecektir. Ayrıca öğrencilerimizin bu sene çocuk tiyatrosuna gidebilmeleri için gerekli hazırlıklar yapılmaktadır. İhtiyar heyeti ve katkı sağlayan Adalı arkadaşlarımızla birlikte çalışmalarımız devam edecek olup Ada’ya katkı sağlayacak her olumlu işi destekleyeceğiz ve ilgili kurumlara bildirerek takibini yapacağız. Belediye sınırları içindeki mahalle muhtarlarının tüzel kişiliği olmadığından bütçesi, yatırım ve yaptırım yetkisi yoktur. Bu isteklerimizin neredeyse tamamı ilgili kurumların yetkisi dahilinde olup bizim de halkımızla birlikte israrcı ve inatçı bir şekilde takip etmemiz gerekmektedir.
18. 2010 yılının sonbaharında yaz başı, Ayazma arkasındaki alan ve eski çöp döküm alanına, muhtarlığın öncülüğünde 700 adet fıstık çamı fidanı dikilmiş ve tamamı da tutmuştur, bu sene yine hazırlıklara başlanmış ve Kasım ayında 1000 adet fıstık çamı dikilecektir.
19. Kış aylarında öğrencilerimizin okula servisle taşınması için Adalar Belediyesi’ne resmi müracaat yapılmıştır.
20. Milli Eğitim Müdürlüğü ve Halk Eğitim Müdürlüğü’nün okuma yazma bilmeyenler ve özürlülerle ilgili çalışmalarına destek verilmiş, Kızılay’ın ücretsiz sağlık taraması ve kan bağışı çalışmalarına katılınmıştır.
21. Ada içerisindeki günübirlik aksaklıklar ve Adalılar’dan gelen ve Belediye’yi ilgilendiren sorunlar da yazılı veya şifaen ilgililere iletilmiş ve sonuçlandırılmıştır. Şu an, Ada’nın en önemli sorunu mesai saatleri dışında doktor olmayışı, mezarlık yeri, okulumuzdaki öğretmen ve hizmetli sorunu, ulaşım sorunu ve kış sezonunda sahipsiz hayvanların barınak ve yiyecek sorunudur. Nüfus azaldığından bu hayvanlar özellikle köpekler iskeleye kadar inmeye başlamış ve okula giden gelen çocukları tedirgin etmekte olup takibi yapılmamaktadır, Belediye’ye müracaat edilmiş olup takibi yapılmamaktadır.
22. Jarden mevkiinde bulunan yük iskelesi ıslah edilerek yaz sezonunda ADAMIZA YOLCU TAŞIYAN MOTORLAR’ın bu iskeleye yanaşması ve en azından günübirlikçilerin bu bölgede dağılarak ADA’nın ön yüzünün rahatlaması için ilgililere teklifimiz yapılmış olup takibi yapılmaktadır.
23. Orman yangınlarının önlenmesi için tedbiren hafta sonlarında Manastır Tepe’de bir itfaiye aracının nöbetçi kalması, gelişigüzel yerlerde ateş yakılmaması ve Ada’ya mangal ve piknik tüpü sokulmaması için Adalar Kaymakamlığı’na, Orman Şefliği’ne, Belediye’ye ve İtfaiye’ye yazılı müracaatlarımız olmuştur. Çalışmalarımız bundan sonra da muhtarlık ve halkla birlikte devam edecektir…

Hüseyin Şahin

_______________________________________________________9

Adalar Belediyesi, 3.10.2011
ADALAR BELEDİYESİ’NİN 
EKİM AYI MECLİS TOPLANTISI YAPILDI
Adalar Belediye Meclisi’nin 6. Seçim dönemi 3. Toplantı yılı Ekim ayı toplantısı 3 Ekim Pazartesi günü Belediye Meclis Toplantı Salonu’nda yapıldı. Toplantıya meclis üyelerinden Oktay Altın, Akif Şekerci, Ali Ercan Akpolat, Bülent Mısırlıoğlu, Raffi Hermon Araks, Kaya Sönmez, Hıdır Uvaçin, Müslüm Şahin ve Dursun Özdemir’in katıldığı görülüp Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’nun başkanlığında birleşim açıldı. Toplantıya katılamayan Aykut Mehmet Mutlu’nun izinli sayılması oybirliğiyle kabul edildi.
Meclis Toplantısı gündem maddelerine geçilmeden önce ilk olarak sözlü ve yazılı önergelere geçildi. Meclis üyesi Müslüm Şahin’in parklardaki jimnastik aletlerinin bakımı, Camilere ve Cem Evi’nin avlusuna tentenin yapılması, Nevruz Mevkii Çarkıfelek arasındaki konteynerin konulması, başıboş hayvanların toplanması ve Adalar Spor Kulübü’nün antrenman yapmasıyle ilgili futbol sahasının elverişli bir duruma getirilmesi, antrenman ve maçlar için motorla yardımcı olunması hakkındaki sözlü önergelerinin Başkanlık makamına havalesine oybirliğiyle karar verildi. 
Meclis üyesi Bülent Mısırlıoğlu’nun verdiği Kent Konseyi Bütçe Taslağı’nın Meclis Gündemi’ne alınması hakkındaki önergesi oyçokluğuyla reddedildi. 
Meclis üyesi Ali Ercan Akpolat’ın, çıkarma gemisi ihalesi ve temizlik ihalesi, her ihalede çalışan personelin isimleriyle görevleri ve Aya Nikola Plajı hakkında vermiş olduğu sözlü önergelerinin Başkanlık Makamı’na havalesine oybirliğiyle karar verildi. 
Meclis üyesi Hıdır Uvaçin’in, Sait Faik Abasıyanık Müzesi hakkındaki yazılı önergesinin Başkanlık Makamı’na havalesine oybirliğiyle karar verilmesinin ardından toplantıya geçildi.
26 gündem maddesinin görüşüldüğü meclis toplantısında, Adalar Belediyesi’nin 2012-2014 mali yılının bütçe yasa tasarısı oy birliğiyle kabul edilerek bütçe komisyonuna havale edildi. Meclis toplantısının ikinci birleşimi 7 Ekim Cuma günü yapılacak.

_______________________________________________________10

Adalar Kültür Derneği,

http://www.buyukada.org/faaliyet/178-adalar-kultur-dernegi-tai-chi-chuan-2011-2012-kurs-program-

Adalar Kültür Derneği
Tai Chi Chuan 2011-2012
Kurs Programı

Uygulama / Eğitmen: Yaprak Zihnioğlu

Yer: Adalar Kültür Derneği, Çınar Meydanı, Büyükada

17 Eylül Cumartesi saat 10:30

21 Eylül Cumartesi saat 10:30

01 Ekim Cumartesi saat 10:30

—- ARA—-

19 Kasım Cumartesi saat 10:30

26 Kasım Cumartesi saat 10:30

3 Aralık Cumartesi saat 10:30

10 Aralık Cumartesi saat 10:30

17 Aralık Cumartesi saat 10:30

24 Aralık Cumartesi saat 10:30

—YILBAŞI TATİLİ—

2012 kurs takvimi duyurulacaktır.

_______________________________________________________11

From: AYŞE DİLEK DİRESKENELİ
Subject: Status Update by Gulsin Onay on Facebook
Date: October 11, 2011 11:12:04 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Gülsin Onay
Posted at 22:31 October 11, 2011 on Facebook

“Adaları ne kadar çok severim… İstanbul’un o coşkulu, hareketli hayatına tezat, sakin, huzurlu, şiirsel, rüya gibi bir güzellik… Büyükada, Burgazada, Heybeliada… Bir “Adalar Festivali” yapsak, hergün bir adada konserle, gezici… 7 adada 7 konser… Hangi adaya hangi eserler yakışır diye düşünürken yine tüm repertuvarı hayalimde dinledim yolculuk boyunca… Chopin, Debussy, Schumann, Mozart… yolculuk keyfi…”

_______________________________________________________12

From: SAMİM SANER
Subject: Büyükada
Date: October 12, 2011 11:18:32 AM GMT+03:00
To: cigdem.selim.tugay@gmail.com

Büyükada…

Büyük ihtimalle görmüşsünüzdür ama yine de yollamadan edemedim:

http://www.facebook.com/leonidas.mikropoulos#!/photo.php?v=214459068587828&set=t.100000704019956&type=3&theater

Selam ve sevgiler,

Samim


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: