Gönderen: adalarpostasi | 28 Nisan 2011

ADALAR POSTASI-2580: adalar belediyesi zabıtası motorize emlâk işleri…

Heybeliada, 1932.

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

23 Ekim 1909 Cumartesi günlü, Büyükada’da Ayanikola Caddesi’nde Ağnadisi [Agniadis] Efendi’nin mutasarrıf olduğu arazinin arsa haline ifrağına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, Nisan 2011.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

28 Nisan 2011 Perşembe
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Hafif sağanak yağışlı
8/16ºC
% 83-93 nem
Poyraz, KD 16km/sa
Gündoğuşu 06:07… Günbatışı 19:56…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Tulip Fairy.

* * *

1- Adalar Belediyesi Zabıtası’nın motorize emlâk işleri…

2- bir soru(n): “25 Nisan 2011 Pazartesi günü TC Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı KTVK Bölge Kurulu Müdürlüğü’nde, Adalar Koruma İmar Planları mı görüşülmüş?…

3- Argus Libertus: “Çocukların ve paskalyanın mutluluk dünyasında, bin neşe ve bin çicek aşkına…”

4- Egemen Bağış: “Adaların her çam ağacının, her kaya parçasının ayrı bir hikâyesi vardır. Dile gelse bizimle paylaşabileceği çok önemli mesajları vardır ama önemli olan şu anda onları algılayabilecek bir düzene geçtik. Birbirimizi sevmeyi öğrendik, birbirimizi saymayı, kabul etmeyi öğrendik. Onun için ben çok umutluyum Türkiye’nin yarınlarından…”

5- Marisa Gormezano: “Böylece fahri olarak Adalar Belediyesi’ne yardım etmeye başladım. Bu süreçte ADAMALKAR (Adalar, Maltepe, Kartal Belediyeleri) diye bir düşünce topluluğu oluşmuştu. Halkla ilişkiler uzmanı ve reklamcı olan Ali Cevat Vural, ABD’den gelerek bu işlere el atmaya karar vermişti…”

6- Sevag Şahin Balıkçı, Kınalıada’nın sevilen gençlerindendi. Annesi Ani, adanın ihtiyar heyetindeydi. Babası Garbis ise Kapalıçarşı’nın tanınan kuyumcuları arasındaydı…

7- Sinem Vural: “Siteye üye olan 3 bin kadın arasından seçilen 150 kişi, önümüzdeki günlerde Hakkı’yla buluşmak için İstanbul’a gelecek. Buluşma, 1 Mayıs’ta Dudaktan Kalbe‘nin çekildiği Büyükada’da gerçekleşecek…”

8- Eyüp Tatlıpınar: “1937’de Heybeliada’da doğmuş Petros Markaris…”

9- Ada’dan kedi halleri…

10- Tevfik Çavdar: “Daha iskan edilmemiş iki ada (Yassı ve Hayırsız ada) onları imar etmek varken yenisine ne gerek var diye düşünüyorum…”

11- Haydeee ‘çılgın proce’LER bunlaaaar… Yok mu alan/inanan?…

12- Cemal Beşkardeş: “Sarıyer ormanlarında ‘ada’lar oluşturan projelerle biz çoktan tanıştık ama bu kez durum farklı olacak. Sarıyer’in kendisi bir ‘ada’ya dönüşecek…”

13- Mustafa Farsakoğlu: “Lido Terrace, residance falan ama yok efendim görüntüyü bozacak diye bir şey yok!…” [Ehem! Köhem!…]

14- Oya Er: “Adalar tükeniyor!… İstanbul’un ‘sığınağı’ Adalar’dan imdat çığlığı yükseliyor. Kıyılarına duvarlar örülen, ormanlarına molozlar dökülen Adalar’dan kötü kokular yükseliyor…”

15- Kule‘den… Kubbe‘ye…

)O(

_______________________________________________________1

Adalar Belediyesi Zabıtası
Motorize Emlâk İşleri…

Büyükada Türkoğlu Sokak, 28.4.2011 12:18.

28 Nisan 2011 Perşembe günü saat 12:15‘te Türkoğlu ve Doğan Bey Sokak’tan komşu evin duvarına tırmanmış kimi kadınlar, evin-bahçesinin fotoğraflarını çekiyor! Derken bir de ne görelim, Doğan Bey Sokağı’nın başında Türkoğlu Sokağı’nda park halindeki Adalar Belediyesi Zabıtası’nın 34 EC 1329 plakalı motorlu aracının kapıları açık, şoförü başında dikilmiş el pençe divan aleste kendilerini bekliyor! Adalar Belediyesi Zabıtası’nın 34 EC 1329 plakalı motorlu aracı ev/emlâk gezmelerine de servis yapıyormuş meğer! Eve talip olmaktan ziyade evvel zeman aile büyüklerinin evini —bahçe duvarının üstünden de olsa— ziyaret ettikleri olası kadınlar aralarında Rumca konuşarak araca binip kim bilir Ada’nın hangi cihetinde bir başka eve bakmaya gidiyorlar!… Adalar Belediyesi, turizm ve emlâk uğruna da hizmette sınır tanımıyor demek ki!…


Adalar’da kamu araçlarının ambulansından itfaiyesine, zabıtasından İSKİsi’ne cümlesinin, Aya Yorgi’ye mehtap sefasına, evlere, çarşıya, pazara servisle usulsüz kullanımının türlüsüne şahit olmuş, suç delilleriyle birlikte sayısız dilekçeyle sorumsuz sorumlulara başvurmuştuk gerçi ya nafile! Özden Başkan her bir dileçeye bir bahane bulup itinayla açıklaMA’da bulunurken oyumuzu yalan dolanla aldığı anlaşılan Başkan Farsakoğlu, bir ‘hukuk’ (?guguk) adamı olduğundandır ki Bilgi Edinme Yasası’na muhalefetle bir tek başvuruya dahi cevap vermeye bugüne değin muvaffak olamamıştır! Kutlarız!…
)O(

Date: April 28, 2011 9:48:40 PM GMT+03:00

Adalar’da
trafik canavarının
usulsüz seyrine
seyirci kalmayacağız!…
Büyükada Türkoğlu Sokak, 28.4.2011 12:19.

Salih Keser / Adalar Kaymakamı
ADALAR KAYMAKAMLIĞI
Çankaya Caddesi No:44
Büyükada 34970 İstanbul
Tel/Faks: 0216 382 60 17

Mustafa Farsakoğlu / Adalar Belediye Başkanı
ADALAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Altınordu Caddesi No:21
Büyükada 34970 İstanbul
Tel: 0216 382 78 50-56

TC KTVK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI
KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU
II. Meclis Binası Yanı
Ulus Ankara
Tel: 0312 310 53 64
Faks: 0312 310 91 12

Dr. A. Metin Yıldırımlı / Kurul Müdürü
TC KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
İSTANBUL V NUMARALI
KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU MÜDÜRLÜĞÜ
Hobyar Mahallesi, Büyük Postahane Caddesi No:72 Kat:4
Bahçekapı Eminönü İstanbul
Tel: 0212 512 09 20
Faks: 0312 528 31 13

Bekir Ergök / İstanbul Vali Yardımcısı
Fevzi Güneş / İstanbul Vali Yardımcısı
Derviş Ahmet Set / İstanbul Vali Yardımcısı
İSTANBUL VALİLİĞİ
Ankara Caddesi, Cağaloğlu
Fatih 34410 İstanbul
Tel: 0212 455 59 00
Faks: 0212 512 20 86

Arif Çağlar / İAKTVKD Başkanı
İSTANBUL ADALARI
KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI
KORUMA DERNEĞİ (İAKTVKD)
Güzeller Sokak No:30
Büyükada 34970 İstanbul
28 Nisan 2011
ADALAR KAYMAKAMLIĞI,
/
ADALAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI,
ilgisine;
TC KTVK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI

KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU,
/
TC KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
İSTANBUL V NUMARALI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU MÜDÜRLÜĞÜ,
/
İSTANBUL VALİLİĞİ,
/
İSTANBUL ADALARI KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA DERNEĞİ,
bilgisine;
İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 16.06.1999 tarihli 550 sayılı kararı uyarınca “[…] Adalar’daki bütün yolların prensipte de yaya yolu olması öngörüldüğünden, motorlu araçların kullanılamayacağı, ancak Belediye ve Kaymakamlığın sağlık, itfaiye, temizlik, orman hizmeti, emniyet hizmetleri için kullanılmak üzere kısıtlı miktarda araç kullanılabileceği […]” belirtilmiş olmasına ve “[…] kamuya ait araçların zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmaması, trafiğe çıktıklarında yerleşim alanlarında 30 km/saat, yerleşim bölgeleri dışında ise 50 km/saat hızla seyir etmeleri, yasak olan cadde ve sokaklara zorunlu olmadıkça giriş yapılmaması, yolcu ve eşya taşınmaması […]” kaidesi yanı sıra “Adalar’da Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlığıyla basılıp seçim propaganda broşürürü olarak dağıtılan ayrıca ADALAR POSTASI-2239 (1.3.2009)’da da yayımlanan

http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/03/adalar-postasi-2239-niye-kaldirim-sokup.html
Dr. Mustafa Farsakoğlu imzalı raporun 3.6.2. numaralı “Adalar’ın İç Ulaşımı ve Taşımacılık (Faytonlar-Yük Arabaları) bölümünde: “[…] Adalar, özel motorlu taşıtların dünyada yasak olduğu ender yerleşim alanlarından biridir. Adalar’ı çok özel ve sağlıklı yapan bu durumun, ilgisizlik, plansızlık ve denetimsizlik sonucu Adalar’ın olumsuz imaj edinmesine de neden olduğu görülmektedir. […]” ve yine aynı raporun 3.6.3. numaralı “Motorlu Taşıtlar” başlıklı bölümünde de “[…] Adalar’da, son yıllarda kamu kuruluşlarına ait olanların yanı sıra, başta kamyonlar olmak üzere özel motorlu taşıtların sayısında sürekli olarak artış olduğu görülmektedir. Bu durum, Adalılar arasında büyük tepki doğurmaktadır. […] Bu tehlikeli gidişe son verilecektir. […] Adalar’da ancak zorunlu bazı kamu hizmetleri için (ambulans, itfaiye, polis, zabıta gibi) motorlu taşıtlara sınırlı sayıda izin verilecektir. Belediye’ye ait çıkarma gemisiyle Adalar’a getirilebilen motorlu taşıtların yalnızca zorunlu gereksinmeler ve hizmetler dışında Adalar’a girmesi ve ancak hizmetin gerektirdiği zorunlu durumlar dışında çalıştırılmaları etkin bir denetim yapılarak kesinlikle önlenecektir. […]” denilmesine rağmen;

28 Nisan 2011 Perşembe günü saat 12:15‘te Türkoğlu ve Doğan Bey Sokakları’nın köşesindeki evin duvarına tırmanmış kimi kadınlar, evin-bahçesinin fotoğraflarını çekiyor derken Doğan Bey Sokağı’nın başında Türkoğlu Sokağı’nda park halindeki Adalar Belediyesi Zabıtası’nın 34 EC 1329 plakalı motorlu aracının kapıları açık, şoförü yanı başında dikilmiş el pençe divan aleste kendilerini bekliyor! Adalar Belediyesi Zabıtası’nın 34 EC 1329 plakalı motorlu aracı ev/emlâk gezmelerine de servis yapıyormuş meğer! Eve talip olmaktan ziyade evvel zeman aile büyüklerinin evini —bahçe duvarının üstünden de olsa— ziyaret ettikleri olası kadınlar aralarında Rumca konuşarak araca binip kim bilir Ada’nın hangi cihetinde bir başka eve bakmaya gidiyorlar!… Adalar Belediyesi, turizm ve emlâk uğruna da hizmette sınır tanımıyor demek ki!…

Motorlu araçların kullanılmasının yasak olduğu Adalar’da, kamu araçlarının mesai saatleri içinde/dışında, lüzumlu/lüzumsuz bu ve benzeri türlü usulsüz özel servis için kullanılmasına nasıl göz yumulabilir? Bu minvalde sayısız başvuru ve uyarıya aldırmaksızın tüm bu usulsüzlüklerin görmezden gelinmesi suretiyle gereğinin gereği gibi yerine getirilmediği bu koşullarda “Adalar’da motorlu araçların kullanılamayacağı” hükmünün ne hükmü kalır? İlgili yasağa rağmen sokaklarında sürekli arabaların turladığı üstelik de eşi benzeri görülmemiş bir aymazlıkla kamu araçlarının özel servis amacıyla kullanıldığı Adalarımız’daki tüm bu usulsüzlüklere göz yuman ve dahası mehtap sefalarına kamu araçlarıyla bizzat kendileri de çıkan, yakalarında Atatürk rozeti taşıyan sözde Atatürkçü idareciler için vaktiyle Atatürk’ün Büyükada’yı ziyaretinde geçen şu anektod hiç mi bir şey ifade etmemekte hiç mi utanç vermemektedir? Bilmem daha ne diyebiliriz ki: Yazıklar olsun!

dün:
Ahmet Niyazi Banoğlu, Atatürk’ün İstanbul’daki Hayatı (1933-1937), İstanbul (1974)252’de, Atatürk’ün sofracılarından Cemal Granda’nın bir anısını aktarır:
Bir yaz akşamı Büyükada’ya gitmiştik. 1936 yılıydı. İskele’de Atatürk’ü büyük bir kalabalık karşıladı. İçten gelen sevgi gösterileri yaptı. Splendid Oteli’ne gidilecekti. Vapur iskelesine bir otomobil yanaştırmışlar. Ata’nın binmesi için… Oysa, Adalar’da tekerlekli, motorlu araçlarla gezilmesi yasak… Atatürk, otomobili görünce şöyle sordu:
― Ada’da otomobille dolaşmak yasak değil mi?
Sorusunun karşılığını daha beklemeden:
― Kaldırın bu otomobili.
dedi. Sonra, iki dizi halinde sıralanıp kendisine yol açan kalabalığın arasından yürüyerek otele geldi. Herkes yolda Atatürk’e çiçek atıyor, kalabalığı yaranlar eğilip elini öpüyorlardı.

bugün:
Adalar [eski] Kaymakamı Mevlut Kurban ve Adalar Belediyesi [eski] Başkanı Coşkun Özden’in de aralarında bulunduğu zevat-ı mutade, Adalar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün 34 BU 1450 plakalı minibüsüyle 1.6.2006 günü mesai saatleri dışında Adalar Belediyesi [eski] Başkanı Coşkun Özden’in doğum gününü kutlamaya Aya Yorgi’ye mehtaba çıkıyor!

İstanbul Adaları’nı benzer sayfiye yerlerinden ayıran emsalsiz özelliği motorlu araç trafiğinin dolayısıyla gürültüsü ve kirliliğinin olmayışıyDI! Ancak bilinmelidir ki Araba Sevdası‘ndan muzdarip olanların gidecekleri pek çok yer varken, motorlu taşıtsız bir yaşantıyı tercih eden bizlerin memleketimizde gidebileceği başka herhangi bir yer yoktur! Haliyle İstanbul Adaları sakinlerinin de Yunanistan’daki Hydra Adası, Almanya’daki Baltrum Adası, Hollanda’daki Schiermonnikoog Adası, Fransa’nın güneyinde Toulon yakınındaki Ile de Porquerolles, Kanada’daki Torino Adaları, ABD’deki Mackinag Adası, Brezilya’daki Paqetá Adası, Çin’deki Gulangyu Adası ve benzeri çağdaş dünyanın motorlu taşıtsız yaşamı tercih eden tüm adalarının http://www.carfree.com/carfree_places_old.html mukimleri gibi motorlu taşıta izin vermeye hiç mi hiç niyetleri yoktur! Çağdaş dünyanın motorlu taşıtsız yaşamı tercih ederek cittaslow bayrağı altında birleşen kentleri http://www.cittaslow.net/sezioni/Rete%20Internazionale yavaşlarken zaten tarihi boyunca motorlu araçların yasak olduğu Adalar’da gaza basmanın âlemi yoktur!

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 25.12.2009 tarih ve 2232 sayılı kararı uyarınca “İstanbul ili, Adalar ilçesinde Motorlu Taşıt kullanımına ilişkin; bütün yolların prensipte yaya yolu olarak belirlendiğine, bu nedenle ilçenin kültür kimliği ve diğer özelliklerinin korunmasının bir gereği olarak Adalar genelinde motorlu taşıt trafiği olamayacağına ve Adalar’ın bu önemli özelliğinin  kısmi bile olsa bozulamayacağına,” işaret edilmiş a’dan f’ye 6 madde kapsamında da kamu hizmeti ve çok özel durumlarla ilgili motorlu araç kullanımına ne şekilde izin verilebileceği belirtilmiştir. Sıralanan bu maddelerde Adalar Belediyesi Zabıtası’nın emlâk işleri için kamu aracı kullanabileceğine dair bir madde var da biz mi gözden kaçırdık acaba?
Bu karara uymayanlar hakkında 2863 sayılı kanun uyarınca yasal işlem yapılmasına, karar gereğinin Kaymakamlık ve Belediye tarafından yerine getirilmesine oybirliğiyle karar verildi”ğine göre gereğinin gereği gibi yapılması gereğiyle tarafıma bilgi verilmesini önemle arz ederim.
Kaygılarımla,

Ad-Soyad: Emine Çiğdem Tugay
Adres : Türkoğlu Sokak No:28 Büyükada 34970 İstanbul
e-mail : emine.cigdem.tugay@gmail.com
………………………………………………………………….
Tarih : 28.04.2011
Saat : …12:15…
Yer : Büyükada Türkoğlu Sokak No:26’nın önünde
Araç : Ekte fotoğrafı görülen Adalar Belediyesi Zabıtası’nın 34 EC 1329 plakalı metalik gri renkli motorlu aracı.
Görev : ?

_______________________________________________________2

bir soru(n)…

25 Nisan 2011 Pazartesi günü
TC KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
İSTANBUL V NUMARALI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU MÜDÜRLÜĞÜ’nde 
Adalar Koruma İmar Planları mı görüşülmüş?…
)O(

_______________________________________________________3

From: ARGUS LİBERTUS
Subject: frohe ostern
Date: April 24, 2011 9:16:19 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Çocukların ve paskalyanın mutluluk dünyasında, bin neşe ve bin çicek aşkına, Bremen’den Argus Libertus’un kucak dolusu güzelliği sizinle olsun…
Neşe, sağlık ve sağlık aşkına
argus libertus

_______________________________________________________4

Haber 10, 23.4.2011

http://www.haber10.com/haber/239142

Bağış 6-7 Eylül’ü andı ‘çok şükür’ dedi

Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye’de artık 6-7 Eylül olaylarının hatıralarının her geçen gün silindiğini belirterek gelinen süreci açıkladı.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye’de artık 6-7 Eylül olaylarının hatıralarının her geçen gün silindiğini belirterek, ”Her ne kadar onları yaşatma arzusunda olan birtakım çarpık siyasi görüşlere sahip kişiler olsa da artık Türkiye’de çok farklı bir dönemi yaşıyoruz” dedi.
Bağış, seçim çalışmaları kapsamında Büyükada’da AK Parti İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Ziyaret sırasında, Bağış’ın 41. yaş günü nedeniyle ilçe teşkilatı tarafından pasta kesildi.
Burada konuşan Bağış, bugün Meclisin açılış yıldönümü olduğunu hatırlatarak, “Meclis, bugün gerçekten artık milli iradeyi temsil eden bir grup haline geldi. Artık Türkiye’de birtakım karanlık odakların hala paravanı olmak konusunda hevesli siyasi partiler olsa bile, milletin büyük çoğunluğu, milletin kendi iradesini, kendi hassasiyetlerini temsil eden ve kendisinin önünü açacak, Türkiye’yi daha çağdaş, daha demokratik daha sosyal bir hukuk devleti yapacak siyasi partilerle yola devam etmek istiyor,” dedi.
Türkiye’nin kalkınmak isteyen bir ülke olduğunu kaydeden Bağış, Türkiye’nin artık dünyada kendini ispat ettiğini, yardım alan değil yardım eden, dünyanın sorunlarını çözmekte çök önemli katkılar ortaya koyan bir ülke haline geldiğini söyledi.
Bağış, daha sonra Fenerbahçe’nin efsane futbolcularından Lefter Küçükandonyadis’i evinde ziyaret ederek bir süre sohbet etti.
-AYA YORGİ MANASTIRI’NA ZİYARET-
Egemen Bağış, ziyaretinin ardından faytona binerek Aya Yorgi Manastırı’nın bulunduğu tepeye çıktı. Paskalya Bayramı dolayısıyla manastıra gelen vatandaşlarla bir süre sohbet eden ve manastırı gezen Bağış, bugün Türkiye’de çok farklı bir dönemin yaşandığını söyledi.
Bugün Büyükada ve Türkiye’nin dört bir yanındaki dini mekânlarda insanların önemli bir günü idrak ettiklerini vurgulayan Bağış, ”Çok şükür ki Türkiye’de artık o 6-7 Eylül olaylarının hatıraları her geçen gün siliniyor. Her ne kadar onları yaşatma arzusunda olan birtakım çarpık siyasi görüşlere sahip kişiler olsa da artık Türkiye’de çok farklı bir dönemi yaşıyoruz. Hepimiz birbirimizi olduğumuz gibi kabul edip, olduğumuz gibi sevip saymayı öğrendiğimiz bir dönemi yaşıyoruz,” dedi.
Bu topraklarda birlerce yıldır farklı inançların birlikte huzur içerisinde yaşadığını kaydeden Bağış, şunları söyledi:
”Burada Müslümanlar, Museviler, Hristiyanlar, farklı inançlara sahip insanlar, birbirlerinin bayramında birbirleriyle kucaklaştılar. Birbirlerinin çocuklarını mutlu ettiler, hediyeler verdiler. Bugün, bizim o tarihi köklerimizdeki geleneklerimizdeki zenginliği yeniden yaşadığımız bir dönemi hep birlikte idrak ediyoruz. Çok şükür Türkiye, tarihinin en demokratik, en şeffaf, en müreffeh dönemini yaşıyor.”
Bağış, bundan sonraki sorunları da birlikte çalışarak, omuz omuza vererek çözeceklerine inandıklarını ifade ederek, ”Sorunlarımız yok değil var, her toplumun var. Türkiye’de Hristiyan kardeşlerimizin de hala sorunları var, Alevi kardeşlerimizin de sorunları var, kadınlarımızın, işçilerimizin de sorunları var,” diye konuştu.
Farklı siyasi görüşlere, etnik unsurlara, dini inançlara sahip grupların sorunları olabileceğini dile getiren Bağış, ama bugünün dünden çok daha iyi olduğunu söyledi.
Yarının bugünden de daha iyi olacağını, bunun da kendilerini çok umutlandırdığını ve mutlu ettiğini dile getiren Bağış, “Adaların her çam ağacının, her kaya parçasının ayrı bir hikâyesi vardır. Dile gelse bizimle paylaşabileceği çok önemli mesajları vardır ama önemli olan şu anda onları algılayabilecek bir düzene geçtik. Birbirimizi sevmeyi öğrendik, birbirimizi saymayı, kabul etmeyi öğrendik. Onun için ben çok umutluyum Türkiye’nin yarınlarından,” şeklinde konuştu.
-”23 NİSAN, MİLLİ EGEMENLİĞİ TEMSİL EDİYOR”-
Bağış, 23 Nisan’ın Türkiye’de milli egemenliği, milletin iradesinin ülkeye hakim olmasını temsil ettiğini belirterek, ”Çok şükür artık derin odakların, birtakım yasakçı zihniyetlerin egemenliğinin bittiğini ve milletin iradesinin her geçen gün daha güçlendiğini görüyoruz. 12 Haziran’da bizim milletimizin iradesi bir kez daha şaha kalkacaktır. Milletin tercihleri çerçevesinde oluşacak bir yönetimle Türkiye, 21. yüzyılın en parlak, en güçlü ülkelerinden bir tanesi olacaktır,” dedi.
Egemen Bağış, 2023 yılında Türkiye’yi, birlikte el ele vererek, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapmayı hedeflediklerini belirterek, 12 Haziran’dan sonra bu hedefleri gerçekleştirmek için güçlendirilmiş, takviye edilmiş bir iradeyle halkın, milletin iradesiyle daha aydınlık yarınlara ilerleyeceklerini söyledi.
Bağış, konuşmasının ardından Aya Yorgi Manastırı’nın Keşişi Kalinikos’a teşekkür ederek, Paskalya Bayramlarını kutladı. Bağış, İznik’in, Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, Keşiş Kalinikos’a İznik çinisi el yapımı tabak hediye etti. Keşiş Kalinikos da ziyareti dolayısıyla Bağış’a teşekkür ederek, tüm insanların kardeşliği için her gün dua ettiklerini söyledi.
Başmüzakereci Bağış, daha sonra Büyükada’nın en üst noktasındaki yangın gözetleme kulesi Adakule’ye çıkarak, burada çay içti ve hatıra fotoğrafı çektirdi.
-OĞLU KUZEY IRAK’TA KAYBOLAN ANNEYE DESTEK-
Bu arada Egemen Bağış manastırdan çıktığı sırada, ismini vermek istemeyen bir kadın, inşaat mühendisi oğlunun Kuzey Irak’ta görev yaptığı sırada kaybolduğunu ve 19 Mart’tan beri kendisinden haber alınamadığını söyledi.
Bunun üzerine, Bağdat Büyükelçisi’ni cep telefonuyla arayarak endişeli anneyle görüştüren Bağış, oğlunun bulunması için elinden gelen desteği vereceğini söyledi.

_______________________________________________________5

Şalom, 27.4.2011
Ester Yannier

http://www.salom.com.tr/news/detail/19425-Marisa-Gormezano-TBMM-yolunda.aspx

Marisa Gormezano TBMM yolunda

CHP’den 2. Bölge Milletvekili adayı olan Marisa Gormezano, partisinin iktidar olması ve seçilmesi durumunda 76 yıl sonra TBMM’deki ikinci Yahudi kadın milletvekili olacak. Gormezano, “Azınlıkların temsilcisi değil, halkın temsilcisiyim. Ancak pek tabii ki azınlık olarak kabul edilen insanların haksızlıklara uğramaması için çalışacağım…” diyor […]
Çocukluğumdan beri Büyükadalıyım. 2,5 sene önce Adalar Belediyesi CHP’ye geçtiği zaman Başkan Farsakoğlu ile irtibata geçmeye çalıştım. Görüşme istememdeki neden ise belediyenin maddi zorluklar içinde olacağı yönündeki öngörüşüm idi. Avrupa fonlarıyla ilgili çok profesyonelce çalışan bir arkadaşımla, belediye arasında iletişim sağlamak ve Adalar Belediyesi’nin Avrupa fonlarından yararlanabilmesine olanak yaratmak amacıyla gittim. Avrupa fonları konusunda değil de plan ve proje konusunda çalışmalarım oldu. Böylece fahri olarak belediyeye yardım etmeye başladım. Bu süreçte ADAMALKAR (Adalar, Maltepe, Kartal Belediyeleri) diye bir düşünce topluluğu oluşmuştu. Halkla ilişkiler uzmanı ve reklamcı olan Ali Cevat Vural, ABD’den gelerek bu işlere el atmaya karar vermişti, bu belediyeleri kalkındırmayı hedefleyen düşünce fırtınası grupların düzenliyordu. Kendisiyle orada tanıştım. Ancak Vural halk tarafından pek anlaşılamadı. Gönüllü çalışmalarımın sonucunda Başkan Farsakoğlu Ada Gönüllüleri Derneği’ni kurmaya karar verdi. Kurucu üye oldum ve sekreterlik görevini verdiler. Bu çalışmalar halen devam ederken birçok insanla tanıştım. Bu dönemde tanıştığım Barış Kanal da, İzmir 2. Bölge’den aday adayı oldu. Ancak şimdi listede değil. Bana bu işi öğreten ve siyasete girmeme neden olan kişi…
[…] Annemin babası Adolf Loker 1900’lerde Bolşevik Rusya’sından, buraya göç etmiş. Şapka tasarımcısı dedem Loker, Şapka Devrimi’nde Atatürk’ün kasketlerini ve şapkalarını üretti. Bu görevini deniz subaylarının şapkalarını üreterek sürdürdü. Kısaca Şapka Devriminde Atatürk ile çalışmış bir nefer… Ne yazık ki elimizdeki tek belge 1970’lerde çıkmış bir gazete röportajı. Atatürk dedeme bir teşekkür mektubu göndermiş.
Onun yanı sıra annemin teyzesi İda Berkoviç Atatürk’ün Fransızca öğretmeniydi. Tüm bunlar bilinçaltımıza yerleşti. […]

_______________________________________________________6

ntvmsnbc, 26.4.2011

http://www.ntvmsnbc.com/id/25206620

24 Nisan’da Ermeni şehit

Er Sevag Şahin Balıkçı, 1915 olaylarının yıldönümünde, Diyarbakır’da birliğinde ‘şakalaştığı’ arkadaşının kurşunuyla can verdi.

DİYARBAKIR – Askerlik görevinin bitimine 23 gün kalan er Sevag Şahin Balıkçı, iddiaya göre, şakalaştığı yakın arkadaşının silahından çıkan kurşunla şehit oldu. Yakınları Sevag’ın, ‘Ermeni katliamı’nın yıldönümü olan 24 Nisan’da şehit oluşunu “Kötü bir tesadüf” diye yorumladı. Baba Garabet Balıkçı “Oğlumu şehit olarak görmüyorum. Bir şehit kaza kurşunuyla ölmez” dedi. Aile, ölümün araştırılmasını da istedi.
Sevag Şahin Balıkçı, Kınalıada’nın sevilen gençlerindendi. Annesi Ani, adanın ihtiyar heyetindeydi. Babası Garbis ise Kapalıçarşı’nın tanınan kuyumcuları arasındaydı.
Radikal gazetesinin haberine göre, Sevag, Yıldız Teknik Üniversitesi Seramik Bölümü’nü bitirdikten sonra askerlik görevine başladı. Usta birliği için Batman Kozluk’a bağlı Gümüşörgü Karakolu’na gitti. Geçen 1 Nisan doğum günüydü. Görevinin bitimine sayılı günler kalmıştı. 17 Mayıs’ta evine dönecekti.

_______________________________________________________7

Hürriyet-Kelebek, 26.4.2011

Sinem Vural
Yunanistan’da adına internet sitesi kuruldu

BURAK Hakkı’yı görmek için Yunanistan’dan Türkiye’ye 150 kadın geliyor.
“Dudaktan Kalbe” dizisinin Yunanistan’da yayınlanmasıyla birlikte ülkede geniş bir hayran kitlesi edinen Hakkı, geçtiğimiz kasım ayında Yunanistan’a gidip hayranlarıyla bir araya gelmişti. O gezinin ardından internette ünlü oyuncu için bir fan sitesi kuruldu. Siteye üye olan 3 bin kadın arasından seçilen 150 kişi, önümüzdeki günlerde Hakkı’yla buluşmak için İstanbul’a gelecek. Buluşma, 1 Mayıs’ta “Dudaktan Kalbe”nin çekildiği Büyükada’da gerçekleşecek. Kadınlar bütün günü hayranı oldukları oyuncuyla birlikte geçirecek ve dizinin çekildiği mekânları gezecek.

_______________________________________________________8

Akşam-Cumartesi, 23.4.2011

Eyüp Tatlıpınar
Yunanistan’ın en popüler polisiye yazarı 
İstanbullu Markaris
Petros Markaris, ‘Büyük Ortak’ adlı macerasıyla bir kez daha karşımızda. Kendisi yalnızca bir polisiye yazarı değil, aynı zamanda ünlü yönetmen Theo Angelopoulos’un filmlerinin senaristi ve dahası bir İstanbullu…
[…]
Vatanım İstanbul’dur
Markaris’in bizim için asıl dikkat çekici yanı Türkiye’yle ilişkilerini hala sıkı biçimde sürdüren bir İstanbullu olması. 1937’de Heybeliada’da doğmuş Markaris. İstanbul’dan 18’inde ayrılıp üniversite okumak için önce Viyana’ya, ardından yaşayacak bir yer seçme zamanı geldiğinde 1967’de Atina’ya gitmiş. Bu seçimin nedenini ‘Yazar olmaya karar verdiğimde Yunanca yazmak istemiştim. Yazdığım dilin konuşulduğu yere gitmek istedim, Almanca yazsaydım Almanya’da, Türkçe yazsaydım Türkiye’de kalırdım’ sözleriyle açıklıyor. Yine de ‘Nerelisiniz?’ sorusuna ‘Benim vatanım İstanbul’dur’ cevabını vermekten geri durmuyor.

_______________________________________________________9

ada’da kedi halleri…


Kadıyoran Sokak, 25.4.2011 10:02.

_______________________________________________________10
soL, 25.4.2011
Tevfik Çavdar
Çılgın Proje
[…] Ben önce değerli yazar Tahsin Yücel’in bir roman kahramanı “niyorklu müteahhidin” Gülhane parkının kıyısına “hürriyet heykeli” projesini hatırladım. Sonra bu yaklaşımın yeterince “çılgın” ve de “çıldırtıcı” olmadığını düşündüm. Gazeteci Fatih Altay’lı Dubai örneği yapay adalar mı diye düşünüyor. Daha iskan edilmemiş iki ada (Yassı ve Hayırsız ada) onları imar etmek varken yenisine ne gerek var diye düşünüyorum. […]
[Eyvah!… Eyvah!… Çılgının da çılgını varmış meğer!…]

_______________________________________________________11

haydeee ‘çılgın proce’LER bunlaaaar!…
yok mu alan/inanan?…

From: HANDAN ALTINELLER
Subject: Kara mizah.. Mutlaka izle..
Date: April 27, 2011 7:07:03 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

_______________________________________________________12

From: CEMAL BEŞKARDEŞ
Subject: YENİ KÖŞE YAZIM: ‘KANAL İSTANBUL’ İLE SARIYER ‘ADA’ OLUYOR!
Date: April 28, 2011 1:26:10 PM GMT+03:00
Bcc: emine.cigdem.tugay@gmail.com

‘KANAL İSTANBUL’ PROJESİYLE 
SARIYER ‘ADA’ OLUYOR!…

Dünya kamuoyuna ve Sarıyerlilere ilk kez Aralık 2010’da yayımlanan köşe yazımda şöyle duyurmuştuk: “Başbakan, bizzat kendisinin ‘çılgın projem’ diye adlandırdığı İstanbul’a YENİ BİR SU KANALI (2.BOĞAZ) açılmasına ilişkin projesini 2011 genel seçimleri sürecinde açıklayacak. 3. Boğaz Köprüsü projesiyle yakından ilgilenen Başbakan Erdoğan, her iki projesinin birbiriyle paralel ve eşzamanlı olarak gerçekleşmesini planlıyor…”
Buna göre, Başbakan’ın “çılgın projesini” ilk kez, hem de ulusal medyadan 5 ay önce, okurlarımızla paylaşmış oluyordum. Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, 12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra bir 4 yıl daha yönetmeye hazırlanan “ben yaptım oldu!” anlayışının, İstanbul’u yeraltı ve yerüstü sularıyla, flora ve faunasıyla, ekosistemiyle, iklimiyle toptan yok etmeye azmettiğini görmüştük…
Başbakan, haftalardır merakla beklenen o “çılgın projesini” 27 Nisan gününde İstanbul Kongre Merkezi’nde yapılan animasyonlu bir sunumla açıkladı. “KANAL İSTANBUL” adlı projeyle Boğaz’daki yük trafiğinin tamamen sona erdirileceğini vurgulayan Erdoğan “Artık İstanbul Boğazı, tarihin ve geleceğin iç içe yaşayacağı, su sporlarının yapılacağı, kent içi ulaşımın kolaylaşacağı bir tabiat harikası olarak eski günlerine geri dönüyor,” dedi. Keşke bu hayalin gerçekleştirilmesi mümkün olsa da, ben tüm tahminlerimde yanılsam. Tüm eleştirilerimden dolayı kendisinden özür dilesem.
Bu projenin adında dahi Türkçe dilbilgisi kurallarına göre çarpıklık var. Biz Süveyş Kanalı, Panama Kanalı ve Korint Kanalı diyoruz da İstanbul’a gelince neden “Kanal İstanbul” adını koyuyoruz? Bu zihniyete göre “Deniz Marmara”, “Boğaz İstanbul” mu diyeceğiz gayrı? Arabistan Çölü’ndeki Dubai taklitçilerinin özentisiyle İstanbul’u tümüyle çarpıtmaya, yok etmeye hızla devam eden bu anlayışın izlerini projenin ilk adımında görüyoruz.
Projenin teknik ayrıntılarında, bunun Trakya Yarımadası’nı keserek Karadeniz ile Marmara’yı birbirine bağlayacak yaklaşık 45-50 km’lik bir kanal olacağı açıklandı. Böylelikle İstanbul içinden bir deniz bir de kanal geçen şehre dönüşecek. Başbakan sehven “içinden 2 deniz geçen şehir” dedi. Projenin yerinin ve maliyetinin 3 aşağı 5 yukarı belirlenmiş durumda olduğunu; teknik etüdlerin 2 yıl, komple yapımının 10 yıl kadar süreceğini; kanalın su derinliğinin yaklaşık 25 metre, genişliğin su yüzeyinde 145-150 metre, tabanda ise 120 metre olacağını; kanal üzerinde inşa edilecek köprülerle kara ve demiryolu ulaşımında hiçbir kesintiye uğramayacağını; dünyadaki mevcut kanallardan halen azami 250-260 bin DW tonluk gemiler geçebilirken bu kanaldan 300 bin DW tonluk geminin geçebileceği belirtildi.
En önemli gerekçesinin, “Boğaz’da yaşanan gemi kazalarının neden olduğu tehlikeyi bertaraf etmek,” olduğu vurgulandıktan sonra, “İstanbul’da kültürel eserler, ata yadigârları ciddi tehdit altında. Boğaz ve çevresinde yaşayan, çalışan 2 milyona yakın nüfus aynı şekilde tehdit altında. Boğaz’da ve Marmara’daki gemi trafiği nedeniyle doğal yaşam tehdit altında. İstanbul’un, İstanbullular’ın, Türkiye’nin can güvenliğini sağlamak, denizlerimizi korumak, kültür varlıklarımızı muhafaza etmek adına bu büyük adımı atıyoruz,”. Erdoğan, kanaldan günde 130-160 adet geminin geçmesinin hedeflendiğini, halen Boğaz’dan günde ortalama 149 gemi geçtiği düşünüldüğünde kanalın gemi trafiğini yavaşlatmayacağını, tersine hızlandıracağını belirtti.
Bütün bunlar kulağa hoş gelse de, uluslararası alanda Boğazlarımız’ın hukukunu belirleyen 1936 Montreaux (Montrö) Sözleşmesi’ne göre gerçekleştirilmeleri pek olası değil. Montrö’de saptanan koşullar gereğince, Boğaz’dan geçmek isteyen ticari gemiler yeni kanaldan geçmeye zorlanamazlar. Ayrıca, Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin belirli tip savaş gemilerinin, Boğaz’dan Karadeniz’e geçişi de yasaklanmış. Bu türden gemilerin kanaldan Karadeniz’e geçmesine izin verilmesi halinde ciddi uluslararası sorunlar çıkabilecek. Her türlü olasılık düşünülerek, Montrö’nün arkadan dolanılması durumunun, köklü bir uluslararası hukuki altyapı tesis edilerek önlenmesi şarttır. AKP Hükümetleri’nin diplomaside sergilediği başarısızlıklarına baktığımızda bu konuda hiç iyimser olamıyoruz.
Sarıyer ormanlarında ‘ada’lar oluşturan projelerle biz çoktan tanıştık ama bu kez durum farklı olacak. Sarıyer’in kendisi bir ‘ada’ya dönüşecek. Yani, Sarıyer, komşu Şişli ve Beşiktaş’ın yanı sıra Beyoğlu, Eminönü, Fatih, Bakırköy’ün de içinde bulunduğu bölgelerle birlikte, Çatalca-Silivri ilçelerini kuzey-güney ekseninde boydan boya kesen bir su kanalıyla coğrafi anlamda bir ‘ada’ durumuna gelecek. En başından beri, Sarıyer Belediyesi’ni yoğun olarak eleştiriyorduk, Eczacıbaşı’nın Uskumruköy/Zekeriyaköy’deki ormanlık alanın orta yerinde yapımına destek olduğu ORMANADA projesi için. Daha dün Rumelifeneri’ndeki Mavromoloz Ormanı’na dikilen Koç Üniversitesi Kampüsü örneğinde yaşamıştık. O korkunç ‘betonlaştırma’ zihniyeti ve ‘imar rantı’ iştihası bir karabasan gibi Sarıyer’in, İstanbul’un üzerine çökmüş. Belediyecilik yoluyla doğamız, yeşilimiz, suyumuz, havamız tümüyle yok ediliyor…
Kanal İstanbul projesi sürecinde milyonlarca ton beton ve milyonlarca metreküp hafriyat gerçekleştirilirken İstanbul’un coğrafyası ve iklimi tanınmaz hale gelecek. Cumhuriyet’in kazanımlarını, halkın vergileriyle oluşan nice kazançlı kurumlarımızı, Tekel’i, Türk Telekom’u, Petrol Ofisi’ni, Petkim’i, Etibank’ı, Sümerbank’ı, limanlarımızı mirasyedi gibi satıp savuran anlayış, şimdi de “Dünya Mirası İstanbul”un coğrafyasında, ikliminde, doğasında akıl almaz bir tahribatı başlatmaya hazırlanıyor.
Zenginliklerine yeni zenginlikler katılacak yandaş inşaatçılar ve hafriyatçılar için 27 Nisan Kanal İstanbul Projesi İlanı ve Kutlu Doğum Haftası kutlu olsun… Boğaz’ın ve Sarıyer’in ruhuna ise bir kez daha “El-Fatiha!”.

M. Cemal Beşkardeş

Tarabya-Sarıyer, 28.04.2011.

_______________________________________________________13

Sevgili Handan Altıneller haberiyle
17:13’ten itibaren ekran başında not alabildiğimiz kadarıyla…
)O(

Gülin Yıldırımkaya’yla Bloomberg HT Gündem, 28.4.2011.

[…]

Mustafa Farsakoğlu konuşuyor…

Adalar’da fayton ücretleri…
Motorlu araçların seyri Adalar’da kurul kararıyla yasaklanmış!
İnsanlar için cazibe merkezi haline gelir! … 2000’e yakın tescilli eser var! Böyle başka bir yerleşim hatırlamıyorum. Akdeniz iklimi… Mimozalar… Cennet gibi bir yer!
Kültürel dokusu…
Koruyarak geliştirmek…
Adalar olarak muhteşem olumlu yönleri…
Adalar, çağdaş dünyaya sunduğu vitrinidir…
Komşuluk, insan ilişkileri çok hoş! Güvenli!
Emlâk piyasası…
1999 depreminde sarsıntıyı yaşadım ayakta duramadım! Bir tek kişi hayatını kaybetmedi, hiçbir bina yıkılmadı… Yetimhane dahil… Demek istediğim Adalar’ın zemin yapısı bir yana hem az …. en güvenli yer!… Prof. Dr. Haluk Eyidoğan (İTÜ) Heybeliada’da, Prof. Naci Görür Büyükada’da…
Fiyat konusunda küçük bir artış var ama… Betonarme daire de alabilirsiniz 1-2-3 milyona köşk de… ama orta halli bir ailenin de yaşayabileceği/edinebileceği bir yer Adalar…
Büyükada’da sahilinde Lido denilen bina 1940/50’li yıllarda tescilli olmayan bir yapıyken 1986’da göçme tehlikesiyle Belediye ruhsat veriyor derken inşaat durduruluyor, sahip değiştiriyor, 20 yıldır metrukken sahiplerinden rica ettik yıkım kararı da var, binanızı yıkacağız diye… Yenilerde bir proje yaptılar… Proje-kibrit kutusu gibi dikdörtgen… 3’e parçaladılar sanırım yapıldıktan sonra güzel olacak… Residance falan ama yok efendim görüntüyü bozacak diye bir şey yok!… [Ehem! Köhem!…]
Geçelim tabii bu konuyu!
Diğer Adalar’a biraz haksızlık yapıyoruz…
Reklâmlar…
[19:30’da devamla…]
Aşk olsun efenim balıkçılar yıkılır mı? İnsanların pek çoğu da… Büyükada’da esnafın önünde izinsiz kaçak olarak yapılmış çok çirkin… 2007 yılında hazırlanmış bir öngörünüm projesi var. … 10. kez İBB yazı gönderdi yıkın diye… Yalnız eski proje Ada dokusuna uygun olmadığı için kimi değişkliklerle yeniden hazırlandı, 1-10 hafta içinde onayı gelir… … Tabelalar falan da değişecek! Bir yönetmelik getirdik. Biz bunları yaparken de herkesi bilgilendiriyoruz!
Ziyaretçi oranlarına bakaak olursak Heybeli-Büyükada 1’e 10 fark var! … Kınalıada, İstanbul’a en yakın ve güzel plajlarının olması yeteri düzeyde tuvaletimiz yok… Ama o konularda da bir takım çalışmalar yaptık! Belirli bir disiplin altına alalım. Kısa sürede büyü… 30 adet plaj, usulsüz yapılardan 26 tanesi kaçak, hem Maliye’ye, hem KTVKT’ye… Halk Plajı’na dönüş… Ücretsiz yararlanma hakkı var. Kanun’da belirtilmiş!
200 civarında iskele var! 25 yılın birikimi, 1984’ten 2009’a kadar adeta yağmalanmış! 1 yıl içinde Koruma Amaçlı İmar Planı’nın yapılması gerekirdi!
775 sayılı Gecekondu Kanunu’na göre Belediye yıkar. Yurttaşımız, Maliye vaktiye ecr-i misil adeta haraç almış, yasadışı işgallerden Maliye bir para almış! Herkes makbuzunu getiriyor biz kira ödüyoruz ama diye!… Bunların tamamı yııldı, bir kısmının yenilendiğini görüyoruz..
Kınalıada’da geçen sene 4 gencimizin kaybı nedeniyle kaçak yapıların yıkımını durdurduk! … Halka hizmet bedelini almaz olur mu? Belediye… Kendileri 25-30 lira alırken kimse ses çıkarmıyor da onların karşılığında… Bunu insanlar, bazı siyasi, kamu mensupları da sorguladı, müfettişler gelip incelediler… Hangi hukuk kuralıyla bağdaştırılır?… Gerek Valiliğin gerek İBBB’nin gerek Maliye’nin …
Rozetimizi bırakıp herkese eşit olarak hizmet etmek zorundayız……. Ayrımcılık yapamayız… Bu anlayışla hizmet ediyoruz…
Hep aynı yerlere yığılmadan… İlk olma özelliği olan …
Efenim çok fazla… 400 adet kültürel mirasımızın envanterini çıkardık 100 tanesi plaket… Adalar Müzesi ilk yapan özelliği Adlar’ın tarihi kültürel mirasının zenginliği… Adalar’da yaşamış Reşat Nuri Güntekin, bakın Nurullah Ataç, Heybeli’de Ahmet Rasim, Burgazadası’nda Sait Faik, Kınalıada’da İhap Hulusi…
Ali Fethi Okyar, Atamızın çocukluk ve silah arkadaşı onun evi Büyükada’da… Torunu da…
Günümüze bakalım! Troçki! Kınalıada Romen Diyojen, Kınalıada’da mezarı var adamın! Bunları ziyaret… Ruhban Okulu… Deniz Lisesi eski Rum Ticaret Okulu…
1773’te kurulan ilk yüksek eğitim kurumu, 1832’de taşınmış Heybeli’ye! … Eski Rum Yetimhanesi, Con Paşa çok özgün yapılardan oluşan…
Lefterimiz Büyükada’da… Kalamadı Atina’da… Ataol Behramoğlu, Büyükada’da… Orhan Pamuk, Heybeliada’da! (?)… Gazeteciler Oral Çalışlar, Mete Akyol…
Yaşayan tarih! Müzemizin en büyük işlevi… Sağlık sorununa, eğitim sorununa çözüm…
Adalarımıza vermiş olduğunuz destekten dolayı teşekkür ederiz. … Bu yıl biraz daha çabamızın yoğun olacağını belirteyim…
THE END (19:45)

_______________________________________________________14

From: ARİF ÇAĞLAR
Subject: Arşiv’den: Adalar Tükeniyor 20000623
Date: April 25, 2011 10:41:43 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com
Arşiv’den!
Radikal, 23.6.2000
Oya Er
Adalar tükeniyor
İstanbul’un ‘sığınağı’ Adalar’dan imdat çığlığı yükseliyor. Kıyılarına duvarlar örülen, ormanlarına molozlar dökülen Adalar’dan kötü kokular yükseliyor
İSTANBUL – Prens adaları… Sokakları, denizi, ormanıyla, İstanbul’un huzur köşeleri; şehrin karmaşasından kurtulmak isteyenler için yeşil birer sığınak. Ancak Adalar, İstanbul’un birçok nadide köşesi gibi giderek ‘tükeniyor’. SİT alanı olmasından ötürü izinsiz çivi bile çakmanın mümkün olmadığı Adalar’da, halkın kullanımına açık yerlere duvarlar örülüyor, denizin ortasına iskeleler dikiliyor, ormanlarında ağaçların üstüne inşaat hafriyatı dökülüyor, çöplerin kokusu sizi nerede olursanız olun buluyor, yakılan çöpler nedeniyle ormanlar kül oluyor. Bütün bunlara karşın yetkililer, önlem almak yerine bu kirlenmeye çanak tutuyor.
‘Yıkılan duvar’ yerinde
Burgazada Gönüllü Cadde’de Ahmet Selçuker’e ait 49 numaralı Deniz Apartmanı’nın önünde kıyı şeridini kapatan bir duvar bulunuyor. Kıyıların duvarla çevrilemeyeceğine dair mahkeme kararı bulunmasına ve kararın Danıştay’ca onaylanmasına karşın duvar hâlâ yerinde. Zira Adalar Belediyesi, yıkım için bir yıldır iş makinesi bulamamış. Selçuker’in bu konuda yargılandığı Kartal 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin duvarın durumuyla ilgili sorusuna verilen Belediye Başkanı Coşkun Özden imzalı yanıtta, duvarın kaldırıldığı bildiriliyor, ama duvar hâlâ yerinde duruyor!
Denizi işgal
Selçuker’in komşusu Moris Sadioğlu ise hem Kıyı Kanunu kapsamında, hem de SİT alanı içinde olan binasının önüne iskele inşa ediyor. Ada Dostları Derneği Başkanı Perihan Ergun, burada ruhsatsız kazı da yapıldığını söylüyor. Hafriyatın belediyeye ait iş makineleriyle ormana taşındığını, kum ve çakılın yine bu araçlarla getirildiğini anlatan Ergun, “Böylece yasadışı iskeleye, belediye de taşıma suretiyle destek oluyor” diyor.
Bir trafik, bir trafik…
Adalılar’ın en büyük şikâyetlerinden biri de inşaat molozlarının ormana boşaltılması. Her ne kadar Adalar Belediyesi İmar ve Planlama Müdürlüğü, “Molozlar, yerleri evvelce belirlenmiş olan döküm sahalarına yapılmaktadır” dese de fotoğraflar ve tanıklarla tespit edildiği üzere, hafriyat, ormana, hem de ağaçların üzerine dökülüyor.
Çöp dökmek üzere tahsis edilen bir alanın da bulunmadığı Adalar’da çöpler ormana, zaman zaman kıyılara dökülürken, motorlu araç yasağı da bir türlü gereği gibi uygulanamıyor. Koruma kurulunun geçen yıl yürürlüğe giren ‘motorlu taşıt yasağı’nı belediye ve kaymakamın tanımadığını anlatan Burgazada Kalkındırma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Mukaddes Orçun, “Onlar, motorlu araç izni verme yetkisi tanıyan Trafik Komisyonu kararını uyguluyor. Habuki Adalar SİT alanı olduğu için kurul kararı, komisyon kararını otomatikman geçersiz kılıyor” diye konuşuyor.
Özden: İddialar asılsız
Çöplük görüntülerinin kendisini de rahatsız ettiğini belirten Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden, çöpleri dışarıya taşıma ya da ada içinde arıtma çalışmalarının bir yıldır sürdüğünü anlattı. Özden, belediyenin 800 milyar lira yıllık geliri olduğunu, çöpleri dışarıya taşıma işinin ise 650 milyar liraya mal olduğunu anımsattı. Orman içine dökülen hafriyat iddialarının ‘karalama’ amaçlı olduğunu belirten Özden, “Keşke imkân olsa da başka yerlere taşısak” dedi. Moris Sadioğlu’nun villasının önündeki iskelenin lodostan yıkılan iki iskelenin yerine, halka açık olarak belediye tarafından yaptırıldığını, iddiaların iftira olduğunu anlatan Özden, Ada Dostları Derneği’nin ne elde etmek istediğini bilmiyorum. Şimdiye dek faydalı herhangi bir şey yaptıklarını da görmedim” diye konuştu.

_______________________________________________________15

kule’den…
Büyükada Nizam cihetinde Çankaya Caddesi’nde Mizzi Köşkü’nün kulesindeki rasathanenin yerinde yeller esmede… Hani belki günün birinde…

Pars Tuğlacı, Tarih Boyunca Adalar I, İstanbul (1992).

* * *
kubbe’ye…
Büyükada Maden cihetinde Yılmaztürk [Ayanikola] Caddesi’nde Sabuncakis Köşkü’nün kulesi ise bugünlerde yeniden küllerinden doğmada!…
Pars Tuğlacı, Tarih Boyunca Adalar I, İstanbul (1992).


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: