Gönderen: adalarpostasi | 12 Nisan 2011

ADALAR POSTASI-2574: bir varmış… bir yokmuş… seferoğlu korusu da yok olmuş!…

* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:
21 Mayıs 1909 Cuma günlü, Büyükada’da Ayayorgi Manastırı Kilisesi’ne bir çan kulesi inşasına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada, 2010.
* * *
ADALAR’da HAVA DURUMU:
12 Nisan 2011 Salı
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Sağanak yağışlı
4/12ºC
% 59-80 nem
Yıldız, K 26km/sa
Gündoğuşu 06:30… Günbatışı 19:39…
* * *
Cicely Mary Barker, The Celandine Fairy.

* * *

1- Orhan Bursalı: “Emekleriniz için gönül dolu sevgiler borcumuz var…”

2- Fethi Okyar: “Nasıl oluyor da on beş yıldır alanı imara açma savaşı verdiğimi iddia edebiliyor, bunu hiç anlayamadım. İddiası gerçekle bağdaşmamaktadır. Duyurulur…”

3- Bir varmış… Bir yokmuş… Seferoğlu Korusu da yok olmuş!…

4- Deniz Emin Tüfekçi: “13 Nisan 2011 Çarşamba günü saat 11’den itibaren Radyo Müjde FM 89.6’dan “Anadolu, Kültür, İstanbul…” konulu konuşmamı dinleyebilirsiniz…”

5- Vakıflar Genel Müdürlüğü‘nün “Büyükada’daki Yetimhane binasının mülkiyetini istemediğini” beyan eden bir mektubu Fener Kilisesi’ne gönderdiği ortaya çıktı…

6- Günay Tülün: “Oysa bu bölümde, adaların su altı görünümleriyle birlikte, tarihten gelen bazı bilgileri ve batık manastırı da anlatmaktı amacım. Evdeki hesap çarşıya uymaz derler ya…”

7- Suyunuz hâlâ ısınmadı mı?… Ve/veya hepimiz (mi?) kurbağayız!…

)O(

_______________________________________________________1

From: ORHAN BURSALI
Subject: Re: http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2011/04/8-2570.html linkini açamayanlar için…
Date: April 12, 2011 11:05:46 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Sevgili ADALAR POSTASI,
Emekleriniz için gönül dolu sevgiler borcumuz var…
Orhan

_______________________________________________________2

From: FETHİ OKYAR
Subject: cevap
Date: April 12, 2011 12:00:01 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sevgili ADALAR POSTASI,
2573. sayınızda Hikmet Eliz tarafından bana atfen bazı yanlış ifadeler buldum. Şöyle diyor yazısının bir bölümünde:

[…] Büyükada’da Büyüktur yolunda, Atatürk’ün, rahmetli Fethi Bey’e hediyesi olan dede mirası, imara kapalı yeşil kaplı doğa serasını, on beş yıldır imara açma savaşı veren torun Fethi Okyar’ın, altmış beş senedir doğma büyüme Büyükadalı olarak ilçe, halk ve toplum yararına yaptığı hiçbir sosyal çalışmayı duymadım ve şahsen tanıyamadım. İmar çalışmalarında kendisine başarılar dilerim! […]

Sağolsun çok düşünceliymiş. Herhalde sürç-i lisan etmiş. Heryerde kaçak yapılaşmadan söz edilirken, bahsettiği alanı yetmiş seneyi aşkın süredir bir doğa serası olarak koruyabilmek, kolay bir şey değil. Bu koruma kendi başına ilçe, halk ve toplum yararına bir iş olarak da değerlendirebilir. Nasıl oluyor da on beş yıldır alanı imara açma savaşı verdiğimi iddia edebiliyor, bunu hiç anlayamadım. İddiası gerçekle bağdaşmamaktadır. Duyurulur.

_______________________________________________________3

bir varmış… bir yokmuş… 
seferoğlu korusu da yok olmuş!…

27.4.2005

31.3.2011

_______________________________________________________4

From: DENİZ EMİN TÜFEKÇİ
Subject: Fw: “Bir şehir, bir mekan, bir öykü” programının 3.bölümü çarşamba, saat 11.00’de yayınlanacak…
Date: April 12, 2011 1:40:59 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

13 Nisan 2011 Çarşamba günü saat 11’den itibaren Radyo Müjde FM 89.6’dan “Anadolu, Kültür, İstanbul…” konulu konuşmamı dinleyebilirsiniz. Ya 11:00-11:30 ya da 11:30-12:00 arası yayınlanacak. İnternet üzerinden de dinleyebilirsiniz http://www.mujdefm.com

Deniz Emin Tüfekçi

_______________________________________________________5

Ulusal Kanal, 11.4.2011

http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=20215:vakiflar-genel-mueduerlueuenden-skandal-mektup&catid=77:orta&Itemid=232

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN 
SKANDAL MEKTUP

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün “Büyükada’daki Yetimhane binasının mülkiyetini istemediğini” beyan eden bir mektubu Fener Kilisesi’ne gönderdiği ortaya çıktı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, yetimhane binasının Patrikhane’ye verilmesi kararına bu mektubu dayanak gösteriyor.

Büyükada’daki tarihi Rum Erkek Yetimhanesi, Fener Rum Patrikhanesi’ne nasıl verildi? Ulusal Kanal, devir işleminin bizzat Tayyip Erdoğan’ın fermanıyla gerçekleştiğini ortaya çıkarmıştı.

14 Şubat’taki haberimize göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına uyan Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi, dünyanın ikinci büyük ahşap yapısı olan yetimhane binasını Fener Rum Patrikhanesi’ne vermişti. Türk Medeni Kanunu’yla da çelişen bu karara itiraz etmesi beklenen Vakıflar Genel Müdürlüğü ise bu hakkından feragat ederek, kararın 23 Kasım 2010’da kesinleşmesini sağlamıştı.

Bunun ardından Yeniçağ gazetesi de başka bir skandalı ortaya çıkardı.

Salim Yavaşoğlu’nun haberine göre skandal, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin gerekçeli kararında gizli. Vakıflar Genel Müdürlüğü, “Genel Kurul” imzalı “Rum Yetimhanesi’nin mülkiyetini kendileri adına tescilini talep etmediklerini” beyan eden bir mektubu Fener Rum Kilisesi’ne göndermiş.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu mektubu, yetimhanenin kiliseye verilmesine yönelik kararına temel dayanak olarak göstermiş.

Daha önce Ulusal Kanal’ın şimdi de Yençağ gazetesinin belirttiği gibi, bu ferman bizzat Tayyip Erdoğan tarafından verilmiş. İddiamızın kanıtı da Tayyip Erdoğan’ın 15 Ağustos 2009 tarihli Büyükada ziyareti. Ada’da, Fener Rum Patrikhanesi Patriği Bartolemeos’la yan yana gelen Erdoğan; yalnızca poz değil, bazı sözler de vermişti.

Tayyip Erdoğan, 7 Ocak 2011’de Yorgo Papandreu ile birlikte katıldığı toplantıda da verdiği sözleri itiraf etmişti.

“VERDİĞİMİZ SÖZÜ TUTTUK YETİMHANEYİ PATRİKHANEYE VERDİK”

_______________________________________________________6

Adalar Belediyesi, 8.4.2011

http://www.adalar.bel.tr/haberler/hbr153.asp

ADALAR BELEDİYESİ NİSAN AYI MECLİS TOPLANTISI 2. OTURUMU GERÇEKLEŞTİ. EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ OLAN 2010 YILI FAALİYET RAPORU OY ÇOKLUĞU İLE KABUL EDİLDİ.

Adalar Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda, Meclis Başkan Vekili Hıdır Uvaçin’in başkanlığında yapılan toplantıya rahatsızlığı nedeniyle katılamayan Aykut Mehmet Mutlu dışında ki tüm meclis üyeleri katıldı. Faaliyet raporuyla ilgili görüş ve önerilerin ardından yapılan oylamayla Adalar Belediyesi’nin 2010 yılı faaliyet raporu oy çokluğuyla kabul edildi.

Adalar Belediyesi Mayıs Ayı Meclis Toplantısı’nın 1. oturumu, Heybeliada’da yapılacak.

_______________________________________________________7

Turkish Forum, 11.4.2011
Günay Tülün

http://www.turkishforum.com.tr/tr/content/2011/04/11/vordonisi-yazilari-kacirilan-firsat/

Vordonisi Yazıları: Kaçırılan Fırsat

Vordonisi, Kızıladalar, Boğaziçi, Haliç ve İstanbul’un her iki yakası

Geçmiş günlerden birinde, Marmara Denizi’ne ait bir harita masamın üstüne kadar gelmiş; ille de “Beni al, koru,” demişti. O sırada, kendimce önemli bir işle uğraştığımdan anı değerlendirememiş, önüme kadar gelen fırsatın büyüklüğünü kestiremeden, zamanımı çaldığını düşündüğüm o nesneden hızlı bir şekilde kurtulmaya çalışmıştım.

Harita açılırken, farklı bir maddeden yapıldığını anlatırcasına çok değişik bir sesle hışırdamıştı. Bu farklılığı değerlendirmek, ne benim ne de orada bulunan diğer insanların aklına geldi.

Haritaya şöyle bir baktığımızda bir şey anlamamış, getiren kişiyi alaya almaya başlayan konukların bu hareketlerini örtbas etmeye kalkmak da bana düşmüştü. Haritada, Kınalıada’nın genişliği Heybeliada’dan fazlaydı sanki. Marmara’ya “Beyaz Deniz” diyor, “Kızıladalar”ın dokuz adasının dışında iki ayrı ada daha gösteriyordu. Bunlar, Maltepe sahillerine çok yakındı. Sahile bakanın çizimi daha büyüktü. Küçüğüyse ona yapışık gibi, ama ondan kesinlikle ayrı ve hemen onunla Kınalı, Burgaz, Heybeli arasındaki bir noktada yer alıyordu. Odada, sık sık yelken bastığını bildiğim biri de vardı. Konunun acemisi bizlere göre, bilgin mertebesindeydi o. Özellikle iki adayı görünce haritayı katlamış ve getiren kişinin koltuk altına sokup “Haydi başka kapıya…” dercesine, sırtına şöyle iki kez dokunmuştu.

Hiçbirimiz neler kaçırdığımızı anlamamıştık. Eğer o zamanlar, haritayı okumayı başarabilmiş olsaydık, bugün bu yazıya çok farklı ifadelerle başlardım mutlaka… Haritaya gelince; bugün kim bilir hangi bencil koleksiyoncunun hazinesinde, gözlerden uzak kalması için hapis tutulmaktadır hasisçe….

Vordonisi’nin öyküsü her yerde duyulmaya başladıktan sonra, anlattığım bu haritaya benzer iki harita gördüm. İkisi de gönderilen internet mektupları arasındaydı. Önceleri hiçbir çağrışım yapmadı. Neden sonra aklım başıma geldi. İşte o zaman, geçmişte yaptığımız hatanın büyüklüğünü anladım. Tabii ki geçmişe geçmiş ola…

Gönderilen haritalarda; Maltepe sahillerindeki adaya, neredeyse yapışmış izlenimini veren bir başka ada eşlik ediyordu. Kullandığım programlar teknik açıdan yetersiz olduğundan, cisimlerin farklılığını ancak büyüteç kullanarak anlayabildim. Adını daha önce hiç duymadığım J. Lodge’un; 1770 tarihinde çizdiği ya da bir yerlerden bulup da kopyaladığı rivayet edilen haritada da diğerinde de açıkça görülen iki ada vardı. Rahmetli Özal’ın dediği gibi: “Aççık, seççik, net!”

Bugün, Yıldız Kayalıkları ve Dilek Kayalıkları olarak anılan bu iki coğrafi şeklin üzerinde birer deniz çakarı bulunmakta… Buraların birer batık ada olduğunda mutabık kalan, yıllar önce yazılmış bir kitapla bir ansiklopedi aklımı karıştırdı. Birisi sahile yakın olan büyüktür derken, diğeri uzak olan diyordu.

“Vordonisi Serisi”nin ikincisi olan bu yazı, “Şimdilik bu kadar!” dedirtmek zorunda bıraktı beni.

Oysa bu bölümde, adaların su altı görünümleriyle birlikte, tarihten gelen bazı bilgileri ve batık manastırı da anlatmaktı amacım. Evdeki hesap çarşıya uymaz derler ya benimki de o hesap. Gönderileceği vaat edilen sualtı fotoğraf ve video kayıtları hâlâ elime geçmedi. Onları bekleyip bir yazıyla birlikte sunabilmek istiyordum sizlere. Görüntülerde problemler oluşmuş. Halledene kadar bir süre daha geçecekmiş. Olmazsa “Uygun bir zamanda yeniden çekeceğiz!” dediler.

Bu arada konuya ilgi duyup özel mesaj gönderen dostlardan da bir ricam var. Konuya araştırıcı bakışla sizler de eğilin. Hatta irdeleyip aranızda tartışın. Böylece, derlenecek bilgileri bir potada harmanlayıp paylaşıma açma imkânımız genişleyecektir.

Kayıtların çabuk ulaşması dileğiyle “Hoşça kalın!”, şimdilik.

_______________________________________________________8

suyunuz hâlâ ısınmadı mı?…
ve/veya hepimiz (mi?) kurbağayız!…

Kaynayan su içindeki kurbağa toplumları

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: