Gönderen: adalarpostasi | 11 Nisan 2011

ADALAR POSTASI-2573: lido inşaatının paraVanası!…

* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:
20 Ocak 1909 Çarşamba günlü, Bahçıvan Todori ile İngiltereli Feriderik’in [Frédéric] Büyükada’da Ayanikol [Aya Nikola] Caddesi’nde kendilerine ait bağ ile tarlanın mukataaya bağlanarak arsaya çevrilmesi talebine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada, 2010.
* * *
ADALAR’da HAVA DURUMU:
11 Nisan 2011 Pazartesi
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Yağmurlu
7/11ºC
% 709-87 nem
Karayel, B 21km/sa
Gündoğuşu 06:32… Günbatışı 19:38…
* * *
Cicely Mary Barker, The Dandelion Fairy.

* * *

1- Süha Eyisoylu: “Anıtlardan önce bir de belediye süreci vardı. Bugünkü Belediye yönetiminin ada siluetine böyle bir yapının kazandırılması konusunda önemli destekleri olmuş ve anıtlara geçiş sürecini birlikte hazırlama imkânlarını bulmuştuk…”

2- Merve Özaytekin: “Adakule eskiden bir yangın kulesiymiş…”

3- Adalar Kültür ve Musiki Derneği: “ADALAR POSTASI’nın yeni yaşında başarılar dilerken, daha nice yeni başarılı haberlerinin devamını diliyoruz…”

4- Hikmet Eliz: “Mehmet Bölük’ün kitaplarında aktardığı anılarını, verdiği mücadeleyi bir ağabeyi, bir dostu olarak bizzatihi yanında yaşayarak, en iyi bilenlerden; Sevgili Bölük’le ilgili bildiriyi dağıtanlardan biriyim. Adalı Demokrat olduklarını iddia eden Beyler! Sizler ortaoyunu oynadığınız oportinizmin en iyi ‘halka’sı ve temsilcilerisiniz…”

5- Ayla Algan: “Benim çocukluğum Büyükada’da Musevi, Rum ve Ermenilerin arasında geçti; onlarla büyüdüm…”

)O(

_______________________________________________________1

LİDO inşaatının paraVanası!…


Aylin Muhaddisoğlu: “Anıtlar Kurulu’nun son derece incelikle değerlendirdiği ve uzun bir süreçte onay verdiği bu projede hangi mimari ve bürokratik kriterleri göz önünde bulundurarak hazırlık yaptınız?”
Süha Eyisoylu: “Anıtlardan önce bir de belediye süreci vardı. Bugünkü Belediye yönetiminin ada siluetine böyle bir yapının kazandırılması konusunda önemli destekleri olmuş ve anıtlara geçiş sürecini birlikte hazırlama imkânlarını bulmuştuk…

* * *

Bir dolu yalan/yanlış bilgi, safsata yanı sıra bizzatihi kendisiyle dahi çelişen bir proje ile yazısı, affınıza sığınarak ve fekat ibret-i âlem niyetine sabır ve hayretlerinize takdim olunur…
)O(

Aylin Muhaddisoğlu, “Terrace Lido”, Stone Concept 1 (Kasım-Aralık 2010)14-25.

_______________________________________________________2

Posta, 3.4.2011

Merve Özaytekin

http://www.posta.com.tr/pazarpostasi/HaberDetay/Aya_Yorgi_nin_kiskandigi_yer__ADAKULE.htm?ArticleID=68425

Aya Yorgi’nin kıskandığı yer: ADAKULE

Bu jestim unutulmasın, bir kenara yazılsın. Özellikle de manzara meraklıları ve deklanşör tutkunları tarafından. Neden mi, hemen anlatayım. Malumunuz, ezber bozmak kolay değil günümüzde. Günlük gezmeler, kısa kaçamakları getirin aklınıza. Kime sorsanız nereyi önerir size? Taksim denilince Asmalı’yı, konu Boğaz olduğunda Arnavutköy’ü, Kadıköy’deyseniz Moda’yı ‘illa ki gör’ sınıfına koyarlar. ‘Büyükada’ya gidilmeli, Aya Yorgi’ye çıkılmalı’ denir. Ancak ben bu alışkanlığı bozmaya, Aya Yorgi‘yi tahtından etmeye kararlıyım. Büyükada’da Hızır İlyas Tepesi’ne çıkılmalı, yangın kulesi Adakule görülmeli, manzarının keyfine bu tepede varılmalı diyorum. Size 5 yıldız konforu vaat etmiyorum. Ama özellikle yaz aylarında binlerce insanı ağırlayan Aya Yorgi’ye Adakule’yi rakip ilan etmeye değer diyorum. Gelin detaylara girelim, beğenmezseniz vapur parasını ben vereceğim!
Birçoğumuz belki defalarca Aya Yorgi tepesine çıkmışızdır. Ama deniz seviyesine 202 metre yüksekliği olan Hızır İlyas Tepesi’ndeki Adakule’yi görmeye giden olduğunu pek sanmıyorum. Adakule adanın pek çok noktasından rahatlıkla fark edilir ama nedense kuleye gitmenin hep yasak olduğu düşünülür. Adakule’nin tam olarak ne işe yaradığını bilene ise az rastlanır. Bir kere Adakule en yüksektedir, uzaktır, gideni pek yoktur… Yemek yiyecek bir lokantası olmadığı için de yürüyerek çıkılan tepede soluklanmak bile imkânsızdır.
Sessizlik etkileyici
Ancaaak Hızır İlyas Tepesi’ne çıkmanın zor olduğunu düşünmeyin. Biz çıktık fazla yorulmadık. Faytonla Lunapark Gazino’suna kadar çıkarsanız yolun yarısını kolayca kat etmiş oluyorsunuz. Fayton, Ada merkezinden Lunapark Gazinosu’na kadar 22 TL. Daha fazlasını isteyebiliyorlar, vermeyin! Faytonun her güzergâh için ücreti belirlenmiş de olsa, gidiş-dönüş 60 TL istedikleri oluyor, unutmayın… Mutlaka pazarlık edin! Faytondan indikten sonra Adakule’ye ulaşmak için 700 metre yürümek gerekiyor. Gözünüz korkmasın. Çünkü bu yol zannettiğiniz kadar yorucu değil. Yanınızda sevdiğiniz biri de varsa, yolun nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Yürürken temiz havayı ciğerlerinize doldurmayı unutmayın. Hızır İlyas Tepesi’ne adımınızı atar atmaz, Adakule’nin ihtişamıyla karşı karşıya geliyorsunuz. Etkilenmemek elde değil. Kulenin ahşap yapısı, tepeye hakim olan sessizlik insanı büyülüyor. Bir de İstanbul’un gürültülü ortamından kopup geldiyseniz sonsuza dek orada kalmak ve kafanızı dinlemek isteyebilirsiniz.
İçi dışı kadar ihtişamlı değil
Adakule eskiden bir yangın kulesiymiş. 2006 yılında Orman Genel Müdürlüğü tarafından restore edilme kararı alınmış. 2008 yılında da dileyen herkesin kullanımına açılmış. 5 kattan oluşan Adakule’nin içerisine kiralanmak üzere düzenlenmiş 28 kişilik 2 toplantı salonu var. Adakule’nin içerisinde, kapalı alanda toplantı yapıp manzaradan mahrum kalmıyorsunuz. Toplantı salonları 360 derece panoromik görüntüye sahip. Dış görünüşüyle etkileyici olan Adakule’nin içi, bence pek ihtişamlı değil. Açıldığı günlerde ‘5 yıldızlı oteli andırıyor’ haberlerinin doğru olmadığını söylemek zorundayım. Toplantı yapmak isteyenler kulenin salonlarını Orman Genel Müdürlüğü’nden izin alarak ücretsiz kullanabilir. Dileyen catering şirketiyle anlaşıp yemek hizmetini Adakule’de ayağına getirebilir. Kulenin içerisine tuvalet ihtiyacı için tuvalet yapılmış. Adakule’nin önünde helikopter pisti de var. Helikopteri olan zenginler Adakule’ye yürümeden rahatlıkla varabilsin diye… Dizilere, düğün, nişan gibi organizasyonlara kiralanması planlanan Adakule’nin şimdilik pek talibi çıkmamış. Oysa dileyen Orman Genel Müdürlüğü’nden izin alıp istediği her türlü organizasyonu düzenleyebiliyormuş. Ayrıca kuş gözlemcileri Adakule’den kuş göçlerini izleyip rahatlıkla fotoğraflayabilir.
Yangını duman çıkmadan haber veriyor
Gelelim kulenin en hayati işlevine… Her yıl nisan ayından itibaren kulenin en üst katı yangın gözlemi için hizmete giriyor. Yaz boyunca kamera sistemiyle, ormanların görülemeyen köşeleri seyrediliyor. Tehlike anında orman ekipleri ve itfaiye harekete geçiyor. Sigara içen, ateş yakmaya kalkışan kişiler anında tespit ediliyor. Termal adındaki bir başka sistemle ise 5 km uzaklıktaki ısı algılanıyor. Isı artmışsa, duman yükselmeden yangın yerine ekipler gidebiliyor. 2 km ötede piknik ateşi yakıldı diyelim, ekipler hemen duruma el koyuyor. Adakule’den Büyükada’nın birçok köşesi rahatlıkla görülebiliyor. Avrupa’nın en eski ahşap binası Büyükada Rum Yetimhanesi, Heybeli Ada, Kaşıkadası, Kınalı, İstanbul hemen göze çarpıyor. Manzara fotoğrafçılarına duyurulur. Açık havalarda Marmara, İmralı gibi Adalar da rahatlıkla görülebiliyormuş. Adakule’yi yazın en sıcak günlerinde ziyaret etmenizi tavsiye etmem. Kafanıza güneş geçme ihtimali yüksek. Kış aylarında ise rüzgâra yakalanabilir, hasta olup yatağa düşebilirsiniz. Adakule’yi görmek ve fotoğraflamak için en iyi mevsim Nisan’dan Temmuz başına kadar olan dönem. Hızır İlyas Tepesi’nde Adakule’nin düğün veya nişan için muhteşem olduğunu düşündüm. İçeride hazırlıklar tamamlanır, manzara eşliğinde düğün yapılabilir. Tek zorluk yaşlı davetlilerin tepeye çıkmaları olacaktır. Geçtiğimiz günlerde yangın gözlem katı açılan kuleyi ziyaret etmeden Orman İdaresi’nin Büyükada’daki ofisine uğrayabilirsiniz, her türlü konuda size yardımcı olacaklardır.

_______________________________________________________3

From: MÜKERREM ATICI
Subject: Nice başarılı senelere….
Date: April 11, 2011 2:38:40 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Nice başarılı senelere….

ADALAR POSTASI’nın yeni yaşında başarılar dilerken, daha nice yeni başarılı haberlerinin devamını diliyoruz. İyi ki varsınız ADALAR POSTASI… Tüm ekibinizi kutlar. Güzel hizmetlerinizden dolayı hepinize teşekkürlerimizi sunarız.

Sevgi ve saygılarımızla,

ADALAR KÜLTÜR VE MUSİKİ DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU
adına
MÜKERREM ATICI

_______________________________________________________4

From: HİKMET ELİZ
Subject: ADA!
Date: April 11, 2011 5:33:38 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

* Fethi Okyar’a ulaşan bildiriye cevaben…
AAAAAA!
SAHTE DEMOKRATLAR!
Dünya, kötülük yapanlar sayesinde değil; 
yapılan kötülüğe bakıp, ses çıkarmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.
Albert Einstein
Evet! Güzel bir deyiş…
Bu sözcükleri isterseniz ilçemizde yaşanan olumsuzlukları, geçen yirmi beş yıl ve son iki yılın muhakemesini yaparak anlatmaya çalışalım. Kimlerin sus pus kaldığını, mensubu oldukları STK adına kimlerin ortaoyunu oynayıp ilçe halkımızı kandırdığını, 1985-2005 yıllarına kadar ilçemizde iktidar olan ANAP+AKP yerel yönetim mesuplarının paçalarından tutup, İstanbul Adaları kültür ve sanat etkinliklerini rant elde etmek için “Yağ satarım, bal satarım, bu festivali en iyi ben yaparım” diyerek Başkan kovaladıkları günler ne ÇABUK UNUTULMUŞ!…
Büyükada’da Büyüktur yolunda, Atatürk’ün, rahmetli Fethi Bey’e hediyesi olan dede mirası, imara kapalı yeşil kaplı doğa serasını, on beş yıldır imara açma savaşı veren torun Fethi Okyar’ın, altmış beş senedir doğma büyüme Büyükadalı olarak ilçe, halk ve toplum yararına yaptığı hiçbir sosyal çalışmayı duymadım ve şahsen tanıyamadım. İmar çalışmalarında kendisine başarılar dilerim!
Bugün ülkemizde en ucuz kahramanlık maskesini, “12 Eylül Faşizmi’ne karşı ben mücadele verdim,” diyenler takıyor, soldan sağa raks edenler, “Ben eski solcuyum,” diyerek Liberal olduklarını söyleyen kimi Kurtuluşçu, kimi Aydınlıkçı, kimi TKP’li kardeşlerin geçmişleriyle yüzleşmeleri en büyük temennim.
Mehmet Bölük’ün kitaplarında aktardığı anılarını, verdiği mücadeleyi bir ağabeyi, bir dostu olarak bizzatihi yanında yaşayarak, en iyi bilenlerden; Sevgili Bölük’le ilgili bildiriyi dağıtanlardan biriyim. Adalı Demokrat olduklarını iddia eden Beyler! Sizler ortaoyunu oynadığınız oportinizmin en iyi HALKA’SI ve temsilcilerisiniz. Yüzünüzdeki MASKELELERİNİZİ, birden değiştirip çevrenizde Gülen’lerle GÜLENLEŞİYORSUNUZ! Faşistler’le BASİTLEŞİYORSUNUZ!…
Şahsi çıkarlarınızı ön planda tutup maskelerinizle halkımızı uyutuyorsunuz. Yazmış olduğunuz bir yazıya gerçek kimliğinizi bile yazmaktan korkuyorsunuz.
SAĞCI mı? SOLCU mu?
Yol arayan Yolcu mu?
LİBOŞ mu? İkinci Cumhuriyetçi mi ? Soroz Çocuğu mu?
Gülenlerden mi? Haram yiyenlerden mi?
olduğunuzu hiç olmazsa belirtiverin!
Büyükadalı Hikmet ELİZ olarak yaptıklarımla ilgili en güzel cevabı ADA halkı sizlere verir. Tatmin olmazsanız söyleyin de 9 madde olarak yer alan açıklamalarınızla ilgili 1’den başlayıp 7 madde kapsayan sorularınızı halka açık bir panel de cevaplayayım.
İYİ UYKULAR! ÇAKMA DEMOKRATLAR!
Saygılarımla,
Hikmet ELİZ

_______________________________________________________5

Tiyatronline, 9.1.2009
Sahne Tozu / Adem Dursun

Ayla Algan […] 1937 İstanbul doğumluyum. Bizim ev çok gırgır bir evdi. Büyükbabam nota bilmediği halde piyano çalardı. Notaları bize paylaştırır, biz de ona tencere ve bardaklarla eşlik ederdik. Annem, Nevzat Kasman stilist idi. Şimdiki Mimar Sinan’ın olduğu yerde olan Güzel Sanatlar Akademisi’nde İbrahim Çallı’nın talebesiydi. Ressam olan annem aynı zamanda heykeltraştı da. Sabahattin Eyüboğlu’nun sınıf arkadaşıydı. Zaman zaman İsviçre’ye ve Fransa’ya giderdi. Oralardan daha bizde olmayan longplayler getirirdi. Ben hep o yeni dansları ve şarkıları içeren müzikle büyüdüm. Annem, kendisinin yurtdışında öğrendiği dansları evde ederken, daha doğru dürüst ayakta duramayan ben, onu seyredip, duvara tutunup, onun gibi samba dansı yapmaya çalıştığımı anlatırdı. Daha sonra şarkı söylemeye başladım. Fakat çok utangaçtım. Annemin elbiselerini giyip, masanın altına gizlenerek şarkı söylerdim.
Büyükada’da birçok kültür arasında büyüdüm…
Benim çocukluğum Büyükada’da Musevi, Rum ve Ermenilerin arasında geçti; onlarla büyüdüm. O zamanlar Büyükada’da pek Türk yoktu. Varsa da durumları iyi olan, zengin olan Türklerdi. Azınlıkların içinde büyüdüğüm için Rumca ve Ermenice şarkılar da öğrenmiştim. Annem sanatla haşır neşir olmamı çok arzuluyordu. Beş yaşlarında bale ve piyano kursları aldırdı. Ferdi Stadzer’in talebesi idim. İlkokulun yarısını Büyükada’da okudum. […]
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: