Gönderen: adalarpostasi | 06 Mart 2011

ADALAR POSTASI-2558: http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/’da yeniden seyredebilmek için lütfen bilgisayarınızın ağ paylaşım kutusuna, DNS numarası olarak 205.171.3.65 yazınız…


* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:
2 Şubat 1908 Pazar günlü, Büyükada Yat Kulübü Nizamnamesi’ne dair…
* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, Şubat 2011.
* * *
ADALAR’da HAVA DURUMU:
6 Mart 2011 Pazar
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Yağmurlu
2-7ºC
% 61-86 nem
Yıldız, K 19km/sa
Gündoğuşu 06:32… Günbatışı 17:59…
* * *
Cicely Mary Barker, The Rush-Grass&Cotton-Grass Fairies.
* * *

1- Malumunuz olduğu üzre Blogspot’un tüm Türkiye yayını durduruldu! http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/ adresini açtığınızda “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir,” uyarısıyla karşılaşıyorsanız eğer… Türkiye’de Blogspot yayını yeniden açılıncaya değin bilgisayarınızda System Preferences’ta Internet&Wireless hanesinden Network’ü seçerek DNS Servers’da yazılı rakamları bir kenara not edip yerine 205.171.3.65 yazdığınız takdirde ADALAR POSTASI’yla birlikte tüm blogspot sayfalarında seyredebilirsiniz böylelikle!... İyi seyirler dileğiyle…

2- Feride Özmat: “Bloglarımıza girebilmemiz için gereken güvenli kodları yolladı arkadaşlar demin. Size de ulaşmıştır mutlaka ama gene de yazayım istedim…”

3- Hasan Cevad Özdil: “Geçmiş olsun diyemiyoruz zira geçer mi bilinmez. Fakat bu durum için ne yapacağız?…”

4- Selçuk Aral: “Ben Almanya’dan hiçbir zorluk çekmeden ―şimdiye kadar olduğu gibi― siteye girip çıkabiliyorum. Yani durum aynen Youtube’daki gibi…”

5- Edebiyatçılar Derneği: “Digiturk, Google ve Türkiye Cumhuriyeti devletini artık bu sansür ayıbına karşı duyarlı olmaya, tüm sansür karşıtı internet kullanıcılarını bu harekete katılmaya ve tüm basın mensuplarını ifade özgürlüğüne destek vermeye davet ediyoruz…”

6- İpek Yagal: “Mavi Marmara denen ucube kuruluş…”

7-  Hikmet Eliz: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 2007 yılında başlattığı sahil düzenleme projeleri kapsamında ilk uygulama Heybeliada sahillerinde yapılmıştı.İlçe halkının beğeni ve zevkine hitap etmeyen çadır bezlerinden oluşan yağmurdan ıslanmama amaçlı demir borular üstüne kaplanan brandaların yarattığı görüntü çirkinliği ve kirliliği gelen misafirlerin ve ilçe halkının olumsuz görüşlerine neden oluyor. Heybeliada’dan sonra aynı görüntülerin Büyükada’da da yaşanmasını istemiyoruz…”

8- Yakup Barokas: “Seçime katılmak için geceden gelen bir gruba oda tahsis ettiği için ‘Prenses Oteli’ müdürünün ve üç elemanının eski yönetimin tuttuğu ileri sürülen kabadayılar tarafından tehdit edilerek dövüldüklerini ilkin televizyon haberlerinde, ertesi günü de gazetelerde okuyunca bu kepazelik beni fazlasıyla üzdü…”

9- Avni Kurtuldu: “Bir garip iskân hikâyesi…”

10- Tülay Şubatlı – Uğur Soysal: “Prens Adası’na Arap Prens kondu…”

11- Baki Çokneşeli: “Heybeliada Sanatoryumu II…”

12- Ömer Faruk Berksan’ın Adalar aşığı olduğu bilinir. Zaten evi de Heybeliada’da. Bugünlerde farklı bir alana girmek için hazırlıklar yapıyor. Geçen hafta Berksan’ın da ortakları arasında olduğu “Heybeliada Sağlık Eğitim ve Turizm” unvanlı bir şirket kuruldu…”

13- Doğan Hızlan: “Adalardan bir yar gelir bizlere…”

14- Taksim Spor da final maçında Adalar Spor’u penaltı atışları sonunda 5-4 yenerek süper amatör lige yükseldi…

15- Avedis Hilkat: “Türkiye Ermenileri Patrikhanesi olarak Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali, Danışmanı Kamil Akyıldız ve Kızılay Adalar Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Avedis Hilkat’a Türkiye Ermenileri Patrikhansi’nde teşekkür resepsiyonu ve…”

16- Sophie-Hakan Öge: ““Bunca yıl okyanusta yaşayınca insan stresten uzak kalmak istiyor. Yine denizin ortasında olmak istedik ve Heybeliada’daki bu Rum evine taşındık…”

17- Para dergisinde bu hafta Adalar’da rezidans fiyatına satılan köşklerle ilgili kapsamlı bir haber çalışması var.

18- Bülent Ekimci: “Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedef Adası’nda satışa çıkarılan köşklerin fiyatı 450 bin dolar ile 5 milyon euro arasında değişiyor. Ancak bazılarında yüksek tamirat ve restorasyon bedellerini de göze almak gerekiyor…”

19- Selim İleri: “Kınalıada’ya gitmeyeli yıllar geçmiş olmalı. Oradaydı Nar Çiçeği Sokağı….”

20- Canan Alioğlu: “Proti- Bir Kınalıada Belgeseli…”

21- Suskun Okul belgeseli, Heybeliada Ruhban okulunun kuruluşundan bugüne kadar olan tarihi süreci anlatıyor…

22- Mustafa Farsakoğlu: “6-12 Mart 2011 tarihleri arasında kutlanacak olan ”Dünya Emekçi Kadınlar Günü” etkinliklerimizde sizleri de aramızda görmekten onur duyarız…”

23- Adalar Müzesi ve Adalar Belediyesi 6 Mart Pazar günü saat 11:00’de yapılacak etkinlikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve mimozaların açışını Büyükada’da bir şenlik edâsıyla kutlayacak.

24- Özay Şendir: “Ancak Adalar’ın mimoza etkinlikleri bununla sınırlı kalmamalı…”

25- 5 Mart 2011 Cumartesi, 3. cemre toprağa!… Victor Ananias anısına saygıyla…

)O(

_______________________________________________________1

Malumunuz olduğu üzre
Blogspot’un tüm Türkiye yayını durduruldu!

http://www.dipnot.tv/4770/Blogspot-neden-kapatildi-.aspx
http://www.youtube.com/watch?v=3qHXVoRUHlc&feature=player_embedded
http://haber.gazetevatan.com/Haber/363026/1/Gundem

[…] Dr. Özgür Uçkan (Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi): “IP bazlı yasaklama pahalı olabilir ama sonuçta hukukta ölçülülük ilkesini ihlal ediliyor. Google’a ait bazı sitelere arada bir açılıyor. Çünkü Google dinamik IP havuzu kullanıyor. Engellenen siteler adres değiştirip yayına devam ederken ceza milyonlarca blogger’a kesildi. Youtube AB devreye girince paşa paşa açıldı. Blogspot’ta da öyle olacak.” […]
4milyon site dahilinde
nasibini aldı böylelikle! :(

Derde derman aranmaktayken ADALAR POSTASI okur/yazarlarından Sevgili Feride Özmat imdadımıza yetişti!… Yakın ilgi ve desteğine 1001 teşekkürlerimizle…

Türkiye’de Blogspot yayını yeniden açılıncaya değin bilgisayarınızda System Preferences’ta Internet&Wireless hanesinden Network‘ü seçerek DNS Servers‘da yazılı rakamları bir kenara not edip yerine 205.171.3.65 yazdığınız takdirde ADALAR POSTASI‘yla birlikte tüm blogspot sayfalarında seyredebilirsiniz böylelikle!…

İyi seyirler dileğiyle…

Ada sahillerinden selam ve sevgiler,

ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay’dan
)O(

_______________________________________________________2

From: FERİDE ÖZMAT
Subject: Sevgili Çiğdem Hanım,
Date: March 4, 2011 1:53:24 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Bloglarımıza girebilmemiz için gereken güvenli kodları yolladı arkadaşlar demin. Size de ulaşmıştır mutlaka ama gene de yazayım istedim.

Güvenli DNS ayarları:
205.171.3.65
205.171.2.65

Bildiginiz gibi, bu numaralar bilgisayarınızın ağ paylaşım kutusuna girilecek ki bloglara ulaşabilelim.

Ada’ya ve Adalı dostlara kucak dolusu sevgiler, selamlar Üsküdar’dan…

Feride

Yitik Ada Günceleri / Adalı Yayınları – Ekim 2009
Ellerin Söylüyor Sonsuzluğu / Hayal Yayınları – Haziran 2009
Yanlış Zaman Hikâyeleri / Hayal Yayınları – Şubat 2008
Güneş Kapkaranlık / Adalı Yayınları – Ağustos 2007
Eksildi Artık Söz / Sis Yayınları – Nisan 2006

_______________________________________________________3

From: HASAN CEVAD ÖZDİL
Subject: adalar-postasi-guncel.blogspot.com’a da posta!…‏
Date: March 4, 2011 12:09:59 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

geçmiş olsun diyemiyoruz zira geçer mi bilinmez.
fakat bu durum için ne yapacağız?

_______________________________________________________4

From: SELÇUK ARAL
Subject: Re: Mahkeme kararı?
Date: March 4, 2011 11:50:38 PM GMT+02:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Sevgili Çiğdem!
Bugün olayı öğrenince derhal Facebook’ta (kendi sayfamda) ve admin’i olduğum Prinkipo grubunda bütün üyelere haber olarak gönderdim.
Herhangi bir şekilde ortak bir bilgi varsa lütfen bana da gönder.
Yapabilecek bir şey varsa onu da bildiriver.
Geçmiş olsun dileklerimle hoşçakal.
Selçuk Aral

* * *

From: SELÇUK ARAL
Subject: Re: Mahkeme kararı?
Date: March 4, 2011 11:50:38 PM GMT+02:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Sevgili Çiğdem!
Ben Türkiye’de olup bitenleri bilmediğim için: Bu olay sadece bizim başımıza geldi zannetmiştim. Burada bir seyi belirtmek istiyorum: Ben Almanya’dan hiçbir zorluk çekmeden ―şimdiye kadar olduğu gibi― siteye girip çıkabiliyorum. Yani durum aynen Youtube’daki gibi.
İyi geceler.
Tekrar geçmiş olsun.
Selçuk

_______________________________________________________5

From: BUKET UZUNER
Subject: RE: http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com’a da posta!…
Date: March 4, 2011 2:43:10 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

ÇOK ÜZÜLDÜM, NE YAPABİLİRİZ?
BU

* * *

From: BUKET UZUNER
Subject: Edebiyatcilar Dernegi basin bildirisi Fwd: bloglar da kapatildi…
Date: March 5, 2011 3:37:03 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

From: EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ

Date: 05 Mart 2011 09:13:12 GMT+02:00
To: Edebiyatçılar Derneği (Genel) 

Subject: bloglar da kapatildi…

Bloglar da kapatıldı!…

1 Mart 2011 Salı günü, karar sayısı, mahkeme adı belli olmayan, o alışık olduğumuz tek satırlık kırmızı ibare, Türkiye çıkışlı www.blogspot.com veri tabanından hizmet alan bloglar-sitelerde gözükmeye başlandı: “blogspot” uzantılı tüm siteler kapatıldı.
Blogspot’un şu anda, Türkçe içerik üzerinden 4 milyondan fazla sayfası var. Fakat 20-30 blog kural ihlali yapıyor gerekçesiyle, 4 milyondan fazla sayfa engellenmiş durumda…

* * *

2 Mart 2011 | BİLDİRİ

Bir ülkenin internet deneyimi ve tarihinin sansürlerle anılması çok trajikomik bir durumdur. İnternetin özü olan birey haklarının ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, sosyal medya dünyasının özüne tamamen aykırıdır.
Bizler; Türkiye’nin dört bir yanından profesyonel veya amatör olarak blog tutanlar, internette günlük yaşantılarını ve birikimlerini ve deneyimlerini diğer insanlarla paylaşma hevesiyle tutuşan herkes, gelişmeleri endişe içinde izlemekteyiz.
5846’nci no’lu kanunun esnekliğinden mütevellit, 1 Mart 2011 günü, Google’a ait olan ücretsiz blog servisi Blogspot, Digiturk grubunun açmış olduğu dava sebebiyle erişime kapatılmıştır. Süper Toto Süper Lig’in yayın haklarının sahibi olan Digiturk bu davada, korsan olarak LigTV yayını yapan kişilere karşı kendi haklarını savunmak amacıyla hukuki süreç başlatmıştır. Ancak ilgili kanun gereği yasaklamaların, sitelerin adresleri ve alt-domainleri üzerinden değil; IP adresleri üzerinden yapılması sebebiyle Blogspot’a ait birçok ilişkili IP aralığı erişime kapatılmıştır. Böylelikle de binlerce blogger’ın
kişisel sitesi sansür kurbanı olmuştur. Bazı bloglara bazı anlarda girilmesinin sebebi ise aynı IP üzerinde birçok blogun yer alması ve aslında her IP’nin yasaklanmamış olmasıdır.
İlgili kanunun esnekliğini ve nelere yol açtığını geçmişte birçok kez görmüşken, devlet sansüründen dolayı binlerce site yasaklanıyorken, Digiturk ve Google’dan daha duyarlı davranmalarını beklemek tüm
blogger’ların hakkıdır. YouTube’daki korsan maç yayınlarını kaldırmak için yapılan özel yetki anlaşmasının bir benzerinin de Blogspot için yapılması ihtimal dışı değildir. Bugüne dek Digiturk ve Google bu konuda masaya niçin oturmamışlardır? Google kendi kullanıcılarının hakkını neden savunmamaktadır? Digiturk böyle bir topyekün sansürün yaşanacağını bile bile neden hâlâ, tek amaçları düşüncelerini diğer insanlarla paylaşmak olan bloggerları mağdur etmektedir? Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasa koyucuları, vatandaşlarının ifade özgürlüğü hakkının gasp edilmesine neden hâlâ göz yummaktadır?
Kaldı ki bu korsan yayınları yapan kişiler, teknik bilgileri yüksek olduğundan bu yasaktan etkilenmemektedir. Tam tersine bu sansür, tek amacı blog tutmak olan internet kullanıcılarını etkilemektedir.
Digiturk, Google ve Türkiye Cumhuriyeti devletini artık bu sansür ayıbına karşı duyarlı olmaya, tüm sansür karşıtı internet kullanıcılarını bu harekete katılmaya ve tüm basın mensuplarını ifade özgürlüğüne destek vermeye davet ediyoruz.
Tüm Blogger’lar adına,
Bloguma Dokunma

http://facebook.com/blogumadokunma
http://blogumadokunma.tumblr.com
blogumadokunmailetisim@gmail.com

not:
Öykü yazarı, üyemiz Fahrettin Demir, tedavi gördüğü Kocaeli Tıp
Fakültesi Hastanesinde, 23 Şubat 2011 tarihinde, hayata gözlerini
yumdu. Yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Işıklar içinde olsun.

_______________________________________________________6

From: İPEK YAGAL
Subject: Mavi Marmara denen ucube kuruluş
Date: February 28, 2011 1:01:12 PM GMT+02:00
To: adalarpostasi@gmail.com

Mavi Marmara denen ucube kuruluş

Bugün yine kimlerin eline bırakıldığımızı tekrardan anlayarak lanet okudum.
Burgazadası’nda ya faytonların ezdiği ya da köpeklerin saldırdığı belden aşağısı tutmayan bir kediyi kafesin içersinde adadan bostancıya götürmek istedim. Ama bunlar öyle bir zihniyete sahip ki kedinin yaralı olması ve kafesin içersinde olması onlar için bir şey ifade etmiyor maalesef.
Yazıklar olsun ki böyle bir zihniyete sahip insanlar var aramızda ve onlara elimiz mahkum.
Söyleyecek başka hiçbir şey bulamıyorum.
İpek Yağal Gül
Burgazadası

* * *

From: İPEK YAGAL
Subject: Mopurlarda can yelegi
Date: February 28, 2011 3:29:05 PM GMT+02:00
To: adalarpostasi@gmail.com

Mopurlarda can yeleği…

Allah korusun! Bir kaza anında can yelekleri güvenceye alınmış durumda! Bunları açana kadar vay halimize!
İpek Yagal Gül
Burgazada

_______________________________________________________7

From: HİKMET ELİZ
Subject: yazı
Date: March 1, 2011 3:34:32 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Ekte sunduğum yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Ortak paylaşırsanız sevinirim.

Saygılarımla,

Hikmet ELİZ
Büyükada

* * *

KİM YIKTI? KİM YAPACAK?

Ugo Antonio Corintio, (Büyük)ada sahillerinde, 19.2.2011.

İlçemizde Büyükada’da bulunan sahil şeridindeki lokantaların deniz kısmında yaz ve kış sezonlarında binlerce turistin ve ilçe halkımızın oturarak, deniz manzarasıyla yemeklerini yediği, rakısını yudumladığı sahillerdeki yıkım ve düzenlemeyi hangi kurum yapıyor?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 2007 yılında başlattığı sahil düzenleme projeleri kapsamında ilk uygulama Heybeliada sahillerinde yapılmıştı.
İlçe halkının beğeni ve zevkine hitap etmeyen çadır bezlerinden oluşan yağmurdan ıslanmama amaçlı demir borular üstüne kaplanan brandaların yarattığı görüntü çirkinliği ve kirliliği gelen misafirlerin ve ilçe halkının olumsuz görüşlerine neden oluyor. Heybeliada’dan sonra aynı görüntülerin Büyükada’da da yaşanmasını istemiyoruz. 
böngörünüm istemiyoruz! (heybeli)ada sahillerinde bekliyoruz! eylemi, 13.6.2007’deydi…
Büyükada’da başlayan sahil yıkımlarından sonra yapılacak yeni proje uygulamasının ne şekilde olacağı, uygulamanın, ilçe belediyemizce mi yoksa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca mı yapılacağı merak konusu. Hangi birim veya yerel yönetim tarafından Büyükada’da sahil düzenlemesi yapılacaksa yapılsın. Yapılacak düzenlemenin altyapı ve proje düzenlemesi yapılarak ilçe halkını ve işletme sahiplerini bilgilendirmek çok mu zor?!
İskele meydanında yer alacak bir maket, bilbordlarda ilan edilecek proje çiziminin gösterimi, referandumla halkın beğenisine sunulacak birkaç alternatifli çalışma neden yapılmadı?

“Her işi biz yaparız, biz biliriz,” diyen sakat zihniyete karşı ilçemizin özelliği ve güzelliği olan balık, fayton, deniz, orman yapısı, doğa zenginlikleri, tarihi köşkler ve geçmişi için halk ilçemize akın ediyor. Tüm ilçe esnafı bu zenginliklerimizin karşılığında ekonomik getirim elde ediyor. İlçemizle ilgili kararları alan bizleri fildişi kulelerden idare eden (!) ada kültürü ve bilgisi olmayan her kim olursa olsun, beceremediği ve bilmediği konuları ne olur demokrasi adına, güzellikler adına, lütfedip halkımıza sorsun. Yapacağı hizmeti önceden kamuoyuna sunsun.
Hikmet ELİZ

_______________________________________________________8


Şalom, 2.3.2011
Yakup Barokas

http://www.salom.com.tr/news/detail/18708-Iki-fotograf-ve-zihnimizden-silemediklerimiz.aspx

İki fotoğraf ve zihnimizden silemediklerimiz…

[…]

Geçtiğimiz hafta Büyükada Anadolu Kulübü’nde yapılan genel kurula katılım için sürekli telefon mesajları aldık. 30-35 yıldır üyesi olmama rağmen etkinliklerinden pek yararlanmadığımdan adamızın bu nezih mekânına yaz ayları içinde bir iki defadan fazla yolum düşmez. Ama dedikoduları istesem de istemesem de kulağıma çalınır.
Kulübün müdürlüğü görevinde iken kimi yandaşlarıyla dünyaları götürdüğü, yatlar, vilalar edindiği ileri sürülen —hiçbir suç aksi ispatlanmadıkça bir iddia olmaktan ileri geçemez tabi ki― bir zatın yeniden yönetime adaylığını koyacağı endişesine karşı —nedense genel kurul toplantıları hep katılımın az olduğu kış aylarında gerçekleştirilir― SOS çağrıları yapıldı.
Bir ara sorumluluk duygusuna kapılıp genel kurula katılmayı düşündüysem de aynı güne rastlayan dostum, cemaat başkanı Sami ve Suzet Herman’ın torunlarının Brit-Mila’sına gidememezlik edemezdim. Akşam üzeri bir arkadaşımdan ‘iyilerin’ kazandığını öğrenince içime su serpildi.
Seçime katılmak için geceden gelen bir gruba oda tahsis ettiği için ‘Prenses Oteli’ müdürünün ve üç elemanının eski yönetimin tuttuğu ileri sürülen kabadayılar tarafından tehdit edilerek dövüldüklerini ilkin televizyon haberlerinde, ertesi günü de gazetelerde okuyunca bu kepazelik beni fazlasıyla üzdü. Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Anadolu Kulübü böyle mi yönetilecek, bu durumlara mı düşecekti?
Şalom Reklam Planlama Koordinatörü İsak Behar’ın gönderdiği bir Büyükada fotoğrafından da oldukça etkilendim. Bir yanda “Ali Baba Restaurant”, “Lido Restaurant” tabelaları diğer yanda ise boşaltılmış kıyı şeridinin görüntüsü… Bu arada o tipik deniz kıyısındaki tarihi beyaz sahil duvarı da yıkılmış. Yazık dedim içimden…
Kıyı şeridinin gezi alanına dönüştürüleceği, yeni düzenlemeye göre yemek yenilecek alanların ise daha düzenli bir şekilde yolun sadece bir tarafını işgal edeceği açıklandı.
Özellikle Büyükada’da cumartesi geceleri kıyı lokantalarında yemek yemekten hiç haz duymam; ne sevisi servis, ne yemeği yemektir. Değil oturacak uygun bir yer bulmak, o hengâmenin, uğultunun arasından yürüyerek geçmek bile çaba gerektirir.
Sahillerin halka açık olmaları, halkın istifadesine sunulması Anayasa’nın 43. maddesinde ifadesini bulan; “Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır” hükmü ile teminat altına alınmıştır.
Bir dönem Kumsal doldurularak kıyıda bulunan yalıların önünden yol geçirildi. Ancak bu uygulama Nizam tarafında belli köşklerin sınırlarını aşamadı. Aşsaydı daha mı iyi olurdu bilemiyorum. Ancak adaya gelen turistler benden; “Burada düzgün denize girecek bir yer yok mu?” diye sorduklarında yüzüm kızarıyor. Dünyada şezlongları, duşları, soyunma odaları, şemsiyeleri ile boydan boya uzanan plajlardan yoksun tek sayfiye beldesinin Adalar olduğunu sanıyorum.
Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu’nun her türlü olanaksızlığın üstünden gelerek bu soruna da bir çözüm bulacağına inancım sonsuz..
Göz açıp kapayıncaya kadar yaz gelir Adalar dolar. Önemli olan huzur içinde olmak…
_______________________________________________________9

From: AVNİ KURTULDU
Subject: Bir Garip İskan Hikayesi
Date: March 5, 2011 1:29:21 AM GMT+02:00
To: adalarpostasi@gmail.com

Bir Garip İskân Hikâyesi

‘İskân’ teknik bir terim.
Anlamı, ‘yapı kullanma izin belgesi’ 
Yani bir inşaatı projesine uygun şekilde bitirip, imar kanununun emrettiği prosedürleri yerine getirdikten sonra ilgili Belediye tarafından verilmesi gereken belge.
Gelelim hikâyemize. Hikâyenin kahramanı bir otel inşaatı sahibi. Dedik ya bu bir hikâye, adı geçen kişi ve kuruluşlar tamamıyla hayal mahsulüdür (!)
Kahramanımız inşaat sahibi, iş bittikten sonra yapı denetim firmasından iş bitirme belgesi talep eder. Firma, inşaat eksiksiz ve kurallara uygun şekilde tamamlandığı için üzerinde inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi ve mimar imzası olan “%100 İŞ BİTİRME BELGESİ”ni talep eden inşaat sahibine teslim eder. Belgenin ikinci durağı ilgili Belediye Başkanlığı’dır. Belediye’nin mühendisleri ve ilgilileri yerinde yaptıkları inceleme sonunda belgeyi imar ve şehircilik müdürü imzasıyla onaylar. Artık otel sahibinin yasal olarak iskân talep etme hakkı doğmuştur ve kahramanımız bir dilekçeyle bu hakkını kullanmıştır. İmar kanununda, iskân müracaatının 30 gün içinde sonuçlandırılması aksi takdirde binanın otomatikman iskânlı sayılacağı hükmü vardır. Artık otelimiz hizmet vermeye hazırdır.
Fakat o da ne?
İki gün önce %100 İş Bitirme Tutanağı’nı imzalayan aynı Belediye iskân talep dilekçesine “Yapının tamamlanmadığı ve inşai faaliyetin devam ettiği tespit edilmiştir. Bu durumda ilgi dilekçenizin değerlendirilebilmesi için binanın tamamlanıp iskâna uygun hale getirilmesi gerekmektedir,” cevabını verir.
Tabii kahramanımız isyan eder “Allahım neden neden?” diyerek kendi kendine dövünürken süreç bir filim şeridi gibi gözlerinin önünden geçer. “Acaba kendisine dayatılan mobilya faturası, bilgisayar faturası ve yemek faturası bedellerini ödememiş olmasının bu işle bir bağlantısı olabilir miydi? Fakat böylesi ciddi bir kurum bu kadar aleni bir şekilde görevi kötüye kullanmış olamazdı. Yoksa mensubu olduğu partinin İlçe Başkanı aracılığıyla baskı oluşturup ısmarlama şikâyet dilekçesi imzalattıran anlayış bunu da yaptırmış olabilir miydi? Yoksa yoksa TV ve gazetelere yansıyan silahlı baskın da bana gözdağı mıydı?” diye içinden geçirir.
Bunların hepsi kuruntudan ibaretti. Kahramanımız bir sabah kalkar ve iskânının hazır olduğunu öğrenir. Banyoya yüzünü yıkamaya giderken “Ne kötü bir rüyaydı, şükür bitti, ” diye mırıldanır.
Artık korkulu rüya görme sırası başkalarına gelmiştir. Hikâyenin sonunu hep birlikte göreceğiz.
Avni KURTULDU

_______________________________________________________10


From: HANDAN ALTINELLER
Subject: Prens Adası’na Arap Prens konMUŞ!
Date: February 28, 2011 2:06:41 PM GMT+02:00
To: emine çigdem tugay

HaberTürk, 28.2.2011
Tülay Şubatlı – Uğur Soysal

http://ekonomi.haberturk.com/turizm/haber/605530-prens-adasina-arap-prens-kondu

Prens Adası’na Arap prens kondu

Mehmet Birgen ve kardeşi Esra Bereket’e ait ada şimdilerde ünlü sakinleriyle, jet sosyetenin katıldığı özel partileriyle popüler bir cazibe merkezi haline geldi

İSTANBUL’daki Prens Adaları’nın en gözdeleri hiç kuşkusuz Heybeliada ve Büyükada… Ancak uzun yıllar gözden ırak kalan Sedef Adası da popülerlik yarışında artık onlardan geri kalmıyor. Adanın sakinleri arasındaki ünlüler kervanına bu kez bir prens de katıldı. Suudi Arabistan Kralı Abdulah bin Abdülaziz’in kardeşi Prens Sattam bin Abdülaziz, adadan 4 dönüm arazi satın aldı. Sedef Adası bir zamanlar ıssızlığı ve çoraklığıyla bilinirdi. Oysa şimdilerde sanatçıların, edebiyatçıların kaçtığı bir sığınak, jet sosyetenin özel partilerinin popüler mekânı oldu. 
SÜRGÜN YERİYDİ 
İstanbul’a vapurla bir saat uzaklıktaki Sedef Adası, Büyükada’nın hemen karşısında yer alıyor.Adanın uzunluğu 1300, genişliği ise 1100 metre. Adanın adı Bizans döneminde Terebinthos yani Terebentin. Osmanlı döneminde ise tavşanların çokluğundan ötürü Tavşanadası olarak biliniyor. Bizans döneminde adanın en önemli sürgünlerinden biri, 857 yılında adaya gönderilen Patrik Ignatios, 10 yıl adada çeşitli işkencelere maruz kaldıktan sonra 867 yılında yeniden patrik seçilir. 
40 BİN AĞAÇ DİKİLDİ 
Sultan Abdülmecid tarafından 1850 yılında damadı Fethi Ahmet Paşa’ya hediye edilir. Paşa,adaya zeytin ağaçları diker ama 1.Dünya Savaşı sırasında ağaçların neredeyse tümü kesilip odun yapılır. İstanbul’un işgali sırasında müttefiklerin eline geçen Yavuz Zırhlısı uzun süre buraya demirledi. Ada uzun süre ıssız ve çorak arazisiyle gözden ırak kaldı. Adanın talihi Fethi Ahmet Paşa’nın torunları Şehsuvar Menemencioğlu ve kardeşi Reyan Şehsuvaroğlu sayesinde döner. İki kardeş adayı 1956’dan itibaren 40 bin zeytin ağacıyla donattı. Sonra bir dönem imara açılan adada evler yaptılar. Daha sonra yakın arkadaş çevrelerini de ikna edip ev yaptırdılar. 
STARLAR AĞIRLANIYOR 
Reyan Şehsuvaroğlu’nun 1986’da ölümüyle adanın mülkiyeti çocukları Esra Bereket ile kardeşi Mehmet Birgen’e geçti. İki kardeşin yakın arkadaşları adanın ilk sakinleri olurken geçen yıllarla birlikte ada ünlülerin kaçış noktası haline geldi. Esra Bereket’in adadaki evinde verdiği partilerde Bo Derk, Seen Connery gibi Hollywood starları ağırlanırken Gündüz Vassaf, Orhan Pamuk, İdil Biret, Ayşegül Sarıca, Ömer Karacan gibi ünlü isimler de yazları adanın müdavimleri arasına girdi. 
TEOMAN HER YAZ ADADA 
Ünlü şarkıcı Teoman yazları adada münzevi bir hayat yaşarken, ünlü fotoğrafçı Bennu Gerede de her yazı çocuklarıyla birlikte ailesinden 4 kuşağa yuva olan adadaki evinde geçiriyor. Dört, beş yıl önce imara açılacağı ve villaların yapılacağı iddiaları gündeme gelse de SİT alanındaki ada halen imara açık değil. Adaların klasiklerinden fayton bu adada yok. Karakolunda yalnızca 1 polis görev yapıyor çünkü adanın en belirgin özelliği hırsızlığın hiç yaşanmaması. Adada 120 ev var. Yazlık nüfusu yaklaşık 400 kişiyi buluyor. Adanın dörtte üçü özel mülkiyet alanına giriyor. Geri kalan dörtte birlik bölümünde yer alan meydanda bir bakkal ve Port Sedef adlı bir lokanta bulunuyor.
Tatile geldiği adaya hayran kaldı
EV yaptırmak için Sedef Adası’ndan arazi satın alan Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz’in kardeşi Prens Sattam bin Abdülaziz, birkaç yıl önce tatil yaptığı adayı çok beğenmiş ve ev yaptırmak için arazi almak istediğini söylemişti. Sattam bin Abdülaziz, geçtiğimiz günlerdeİstanbul’a gelerek Sedef Adası’ndan istediği araziyi satın aldı. İnşaatına önümüzdeki günlerde başlanacak olan ev yaz ortasında hazır hale gelecek. Abdülaziz evi yapacak mimarını Suudi Arabistan’dan getirecek. 
KİLOLARCA BAHARAT 
Sattam bin Abdülaziz, satış işlemlerinden sonra İstinye Park’ta alışverişe çıktı. Mehmet Birgen’in kılavuzluğunda mağaza mağaza dolaşan Sattam bin Abdülaziz, fotoğraflarının çekilmesinden oldukça rahatsız olarak gazetecilere tepki gösterdi. Yanındaki korumalar Abdülaziz’in tepkisi üzerine fotoğraf çekimini engellemek isteyince üzerine tartışma yaşandı. Abdülaziz’in özellikle aktardan kilolarca baharat alması dikkatleri çekti. 
YOĞUN GÜVENLİK 
Four Seasons Hotel’de kalan Sattam bin Abdülaziz için yoğun güvenlik önlemleri alındı. Abdülaziz için en üst kattaki tüm odalara önlemlerden dolayı hiçbir müşteri alınmadı.

_______________________________________________________11


From: BAKİ ÇOKNEŞELİ
Subject: Heybeliada Sanatoryumu
Date: March 1, 2011 12:30:50 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Heybeliada Sanatoryumu II…

Heybeliada Sanatoryumu, Kuruluş ve Gelişimi 1924-1955 kitabının yazarı ve sanatoryumun 1925-1955 yılları arasında başhekimliğini yapmış olan Dr. Tevfik İsmail Gökçe’nin kaleminden;

Heybeliada’da Yeşilburun’da ilk devlet sanatoryumunu tesis etmek üzere kıymetli hocam Prof. Dr. Server Kâmil ve mütehassıs sertabib vekili olarak ben, 1924 yılı Ağustosu’nun 15. günü Heybeli’ye gelerek Harbiye Mektebi müdürü Vehip Bey tarafından talebeler için nekahathane olarak yaptırılan ve çeşitli maksatlarla kullanıldıktan sonra, son olarak muhacirin idaresi elinde bulunan binayı teslim aldık ve işe başladık.
[…]
Heybeliada Sanatoryumu aynı senenin 1925 teşrinisanisinin 1.inde 16 yatak olarak açıldı. On ay sonra Server Kâmil Bey ayrıldı ve ben baştabip oldum. Otuz seneyi mütecaviz bir zamandan beri bu vazifedeyim. Bu müddet zarfında sanatoryum inkişaf etti. 650 Yataklık sanatoryum, rehabilitasyon merkezi ve rehabilite edileceklere mahsus yardımcı hemşire mektebini ihtiva eden tesisatı, teçhizatı ve çalışmaları ile modern bir müessese, selahiyetli yabancı mütehassısların ifadesi ile bir enstitü haline geldi.
Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bu hem ilk ve hem de en büyük sanatoryumu birçok gerçekleştirilmesi zor şeyin —on binlerce hasta tedavisi, yüzlerce uzman yetiştirme, yüzlerce uluslararası yayın, binlerce akciğer ameliyatı― yanı sıra bakın ülkemizde ilk olarak daha neler yaptı;
Bulaşıklar:
1946’da B seksiyonundaki hasta paviyonu yapıldığı zamanda da bunun planda görülen yerine (bulaşıkhane) bir bulaşık makinesi konulmuştur. Bu makine, motörü hariç olmak üzere, müessesemiz teknisyeni tarafından imal edilmiştir.

Çamaşır makinesi ve dezenfeksiyon cihazları da sanatoryum bünyesinde benzer şekilde çözümlendikten sonra bakın günümüzden 70 (yetmiş) yıl önce çöp sorunu için neler yapılmış!…
Çöpler:
Çöpler İstanbul’un her yerinde olduğu gibi, bizim için de bir dert idi. Bir müddet denize attık; adaların çöpleri de denize atıldığı halde bizim çöplerimiz için büyük dedikodu yapıldı. Halbuki biz ücra bir köşeye atıyorduk. Çok zaman denizde görülen bakaya su cereyanlarının getirdiği adaların çöpler idi. Bir müddet çöplerimiz ada çöpçüleri tarafından alınarak, umum meydanında, adanın muayyen mahalline sevk edildi; bu da ne bizi ne de onları tatmin etmedi. Nihayet 1940 senesinde bir çöp fırını yaparak meseleyi esasından hal etmiş olduk; o zamandan beri çöplerimiz, yemek artıkları da dahil olmak üzere, bu fırında yakılmaktadır. Bu fırında yemekler de yakıldığı için duman ve kokulardan mıntıkayı korumak üzere ilk ocaktan çıkacak dumanı yakacak tertibat da vardır. Bu ilhamı bana veren arkadaşım Zühtü Erman’ın Avrupa’da görmüş olduğu bir tertibatı hikâye etmesidir. Bir Macar firmasına ait olan bu fırın getirilmek istenmiş, fakat harp sebebiyle bu imkan görülmediğinden ondaki esas nazarı itibare alınarak kendi teknisyenimiz Kadri Eriş tarafından yapılmıştır. Çok güzel işleyen bu basit fırının krokisi ve fotoğrafı şekil (167-168’de) görülmektedir. Müfrez müesseselere bu fırını bilhassa tavsiye ederim.
Isıtma:
Sanatoryumda ilk teshin vasıtamız soba idi. Birinci paviyon antresine büyük, üst kat salonuna da ondan daha küçük bir soba, büyük koğuşlara da birer salamandıra sobası kurulmuştu. Soba ile teshinin böyle bir müessese için ne kadar gayrıfenni ve ne kadar sıkıntılı olduğunu tahmin edersiniz. Dört sene bu şekilde bin bir güçlük içinde bu işi idare ettikten sonra bu paviyona kalorifer yaptırmaya muvaffak olduk. Kalorifer kazanları evvelce birinci binaya ilave edildiğini söylediğimiz kısımda, mutfağın altına tesadüf eden bodruma konuldu. Bu sıcak su kaloriferi 2,956 lira 55 kuruşa mal oldu.
Şimdi soruyorum…

1924 Yılında kurulan, o tarihe dek tüberküloz hastalarına, ne daha önceki Osmanlı İmparatorluğu’nun, ne de yeni kurulan Cumhuriyet’in tedavi edemediği bu zavallılara, ilk kez tedavi imkanı getiren bu kuruluşun, Bir Sait Faik müzesi, ya da bir Hüseyin Rahmi müzesi kadar anılmaya, yaşatılmaya hakkı yok mudur?

Dr. Baki Çokneşeli

_______________________________________________________12

Para, 4.3.2011

http://www.patronlardunyasi.com/haber/Berksan-diyabet-ve-obezite-tedavi-merkezi-kuracak/100414

Berksan, diyabet ve obezite tedavi merkezi kuracak

Berksan ailesinin Ülker’in kurucuları arasında olduğunu biliyor muydunuz? 
Hatırlanacağı gibi Ülker, Sabri ve Asım Ülker kardeşlerin öncülüğünde kurulmuştu. Bir süre sonra Asım Ülker’in çocukları Ömer Faruk ve Selçuk Berksan, Ülker’den ayrılarak Kar Şirketler Grubu’nu kurmuştu. 1994 yılına kadar hızlı bir büyüme süreci yaşayan Kar Grubu, o dönemdeki ekonomik krizde ciddi yara almıştı…
2000’li yıllarda zor günleri geride bırakan Kar Grubu, ağırlıklı olarak tarım ve gıdada büyümesini sürdürüyor. Grubun inşaat ve hizmet sektörlerinde de şirketleri var. 16 şirketi çatısı altında bulunduran holdingin Eş Başkanı Ömer Faruk Berksan’ın Adalar aşığı olduğu bilinir. Zaten evi de Heybeliada’da. Ömer Faruk Berksan, bugünlerde farklı bir alana girmek için hazırlıklar yapıyor.
Geçen hafta Berksan’ın da ortakları arasında olduğu “Heybeliada Sağlık Eğitim ve Turizm” unvanlı bir şirket kuruldu. Şirketin yönetim kurulu başkanlığını Berksan üstlenirken, diğer ortaklar arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Temel Yılmaz da yer alıyor. Temel Yılmaz, aynı zamanda Diyabet Vakfı’nın da başkanlığını yürütüyor. Heybeliada Gönüllüleri Derneği de yine ortaklar arasında…
Şirketin nihai yatırımını ne zaman yapacağını öğrenemedik. Ancak Berksan’ın yakın çevresinden aldığımız bilgiye göre, diyabet ve obezite tedavi merkezi kurulacakmış. Merkezin Heybeliada’da olup olmayacağı ise henüz belli değilmiş. 11 ortaklı şirket bu konudaki kararı önümüzdeki haftalarda yapacağı toplantılarda verecekmiş.

_______________________________________________________13

From: MEHMET GÖZGÜCÜ
Subject: Doğan Hızlan
Date: February 25, 2011 6:27:20 PM GMT+02:00
To: Undisclosed-Recipient:;

Hürriyet, 25.2.2011
Doğan Hızlan

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17104459.asp?yazarid=4&gid=61

Adalardan bir yar gelir bizlere

Şiirlerimizde, güftelerimizde, şarkılarımızda adaların bahsi o kadar çok geçer ki kabataslak bir kaydını tutmaya çalışsak sayfalar tutar.
Yahya Kemal’den Sait Faik Absıyanık’a, Aziz Nesin’den Yesari Asım Arsoy’a, Osman Nihat Akın’a kadar yazarlarımız, şairlerimiz, bestecilerimiz adayı işlediler.
Ada tutkunları farklıdır, onlar adaya gönül vermişlerdir.
Adanın insanı da, edebiyatı da farklıdır.
Görmeniz Gereken 501 Ada’yı okurken, elbet İstanbul’daki adaları, gezdiğim Yunan adalarını düşündüm.
Hiç kuşkusuz artık aramızda olmayan Akşit Göktürk’ün Edebiyatta Ada’sını tekrar anmak gereği duydum.
Adaseverler için hazırlanmış, eski deyimle dört başı mamur bir kitap.
İstediğiniz adaya nasıl gideceğinizden o ada hakkındaki bütün gerekli bilgilere kadar her şey veriliyor.
Gittiğim yabancı adalarla ilgili maddeleri de okudum, yeterli bilgiyi buldum.
Hiç kuşkusuz bu adalara, adalarda yaşayan edebiyatçıları da katarak, edebî zenginlik ekleyebilirsiniz.
Ben çok adacı değilim; karadan bağımın kesilmesi, istediğim zaman istediğim bir yere ulaşamama düşüncesi beni tedirgin eder.
Kısa süreli ziyaretler hoşuma gider, kısa bir süre için soyutlanmış olmanın ayrı bir lezzeti vardır.
Ada maddelerinin düzenleniş şeklinden söz edelim: Adanın tarihi, Nüfus, Ne Zaman Gidilir, Nasıl Gidilir, Dikkat Çekenler, Bilmeniz Gerekenler.
Türkiye’deki adalar hakkındaki bilgilerden bazı alıntıları yazımda okuyacaksınız.
Bu alıntıları yapmamın nedeni, adalar hakkında bu kitabı yazan bir yabancının doğru saptamaları olduğunu göreceksiniz.
Kitapta yer alan adalarımız; Kekova, Gökçeada, Avşa, Bozcaada, Büyükada, Akdamar.
Bu tür kitaplara ben sadece birer gezi rehberi gözüyle bakmam. Çünkü ada kavramına değişik yaklaşımlar getirir bu çalışmalar.
Ayrıca bütün dünya coğrafyasındaki farklı kültürleri öğrenmemizi de sağlar.
Değişik kıtalarda karalar ile aynı ülkenin adası arasında kültür, yaşama biçimi farklılıkları vardır. Adalar kitabı bunun da örnekleriyle dolu.
Görmeniz Gereken 501 Ada, sizin hayal gücünüzü de harekete geçirecek.
(Görmeniz Gereken 501 Ada, Ed. Polly Manguel / Türkçe yayın editörü: Nevin Avan Özdemir, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
KİTAPTAN
Gökçeada
Gökçeada’da turizmin görece fazla gelişmemiş olmasının tarihsel sebepleri bulunur. Klasik Dönem’de İmbros adını taşıyan ada bir Atina kolonisiydi. MÖ 450’de kurulan koloni altı yüz yıl boyunca ayakta kaldı. Atina’nın çöküşünün ardından ada Akdeniz’in bütün uygarlıklarının ilgisini çeken ve sürekli korsan saldırılarına maruz kalan bir yer oldu. Çeşitli dönemlerde ada Perslerin, Romalıların, Bizanslıların, Venediklilerin, Osmanlıların ve Yunanların eline geçti. 20. yüzyıl boyunca Yunanistan ve Türkiye arasında devam eden gerginlik sonucu adadaki bütün Yunan kökenli kişiler bölgeyi terk etti. Bu olaylar adanın turizmle olan bağlantılarını tamamen ortadan kaldırdı.
Gökçeadalılar eskiden beri balıkçılık yaparak, zeytinyağı, şarap, bal üreterek ve koyunculuk yaparak geçimlerini sağlar. Adanın en önemli şehri olan Çınarlı ile birlikte dokuz köyü bulunur. Dik yamaçlara kurulmuş bu köylerin çoğuna adanın zorlu yollarından ulaşılır. Adada pek çok güzel sahil olsa da güney kıyılarında uzanan güzel sahillere ulaşmak için biraz zorlanmanız gerekecektir.
Dikkat Çekenler: Aydıncık (Kefalos) Plajı rüzgâr sörfü yapmak için mükemmel bir yerdir. Plajın yakınındaki sülfürlü tuz gölünde yuvarlanabilirsiniz. Yukarı Kaleköy’deki İskiler Kalesi muhteşem manzaraya sahip bir tepenin üzerine kurulmuş eski bir kaledir. Zeytinli ve Tepeköy oldukça ilginç köylerdir. Şahinkaya köyünün yanındaki güzel vadide bir krater gölü bulunur. Yıldızkoy’dan başlayarak Yelkenkaya arasında kalan kısım sualtı güzellikleri sebebiyle Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı tarafından Sualtı Milli Parkı ilan edilmiştir. Burada zengin deniz yaşamı ile birlikte eski gemi batıkları, sanat eserleri ve antik kalıntılar da bulunur. Tarihi Dereköy. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük ve zengin köyü olduğu söylenen köy terk edilmiş, etkileyici bir yerleşim yeridir.
Bilmeniz Gerekenler: Dünyadaki bütün adalar içinde Gökçeada, en fazla sayıda doğal su kaynağına sahip adadır.
Avşa
Marmara Denizi ortasında Kapıdağ Yarımadası’nın uzantısında oluşmuş adalar grubundan biri olan Avşa sadece 40 yıl önce ayrıcalıklı bir azınlığın tanıdığı sakin bir yerdi. Temiz havası, berrak denizi, kumsalları, ada şarabı ve balıklarının ada yı Türkiye’nin en sevilen tatil yerlerinden biri yapmış olmasına rağmen, yabancı turistler arasında hâlâ fazla tanınmamaktır.
Dikkat Çekenler: Bizans Manastırı. Akla gelen her çeşit taze balıık adada satılır. Şarap tatmak için bağlara yürüyüş yapabilirsiniz. Ekinlik ve Marmara Adaları’na yapılan tekne gezilerine katılabilirsiniz.
Bilmeniz Gerekenler: Adanın gece hayatı özgür görünse de ortalama Batılıların alışık olmadığı belli kurallar vardır. Aşırı cinsel ve sarhoş tavırların etrafta şaşkınlık yaratıp, hoş karşılanmayacağını aklınızda tutmanız faydalı olur.
DOĞAN HIZLAN’IN SEÇTİKLERİ
Abdullah Turhal / Deliler / Doğan Kitap
Edward Bellamy / Geçmişe Bakış / Say Yayınları
Adnan Bostancıoğlu / Bitmeyen Yolculuk – Oğuzhan Müftüoğlu Kitabı / Ayrıntı
Ahmet Say / Ağaçlar Çiçekteydi / Evrensel Basım Yayın
John Perkins / KAfes / APRIL Yayıncılık

_______________________________________________________14

Şişli Gazetesi, 24.2.2011

http://www.sisligazetesi.com.tr/detay.asp?id=19637

TAKSİM SPOR SÜPER AMATÖRDE

Birinci Amatör Lig’in ardından başarılı olarak guruplarında ilk iki sırayı alan Kuştepe Spor ve Mecidiyeköy Tayfun Spor’un ardından Taksim Spor da final maçında Adalar Spor’u penaltı atışları sonunda 5-4 yenerek süper amatör lige yükseldi.

Bu sezon Şişli ilçesi takımları başarılı bir grafik çizdiler ve süper amatör ligine üç takım birden yükseldi. Kuştepe Spor, Mecidiyeköy Tayfun Spor ve Taksim Spor. Şişli’nin süper amatör temsilcisi Halide Edip Adıvar Spor yükselme gurubu maçlarına başladı.
Halil Rıfat Paşa Spor, bu sezon çok iyi mücadele etmesine rağmen önündeki ekipleri geçemeyince süper amatöre yükselmeyi bir yıl daha ertelemiş oldu. Nişantaşı Spor şansızlığı üç şişli takımının yanında bir de Güngören Spor’un olduğu gurupta mücadele etmesiydi. Zaten bu guruptan Kuştepe ve Taksim Spor çıktı.

_______________________________________________________15

From: AVEDİS HİLKAT
Subject: FW:
Date: February 25, 2011 8:27:57 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Geçtiğimiz Aralık ayında, Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali ve Ermeni Patrikhanesi Patrik vekili Aram Ateşyan, Kızılay Başkan danışmanı Kâmil Akyıldız, Türk Kızılayı Adalar Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Avedis Hilkat, Ermeni Patrikhanesi’ne yaptıkları nezaket ziyaretinde Patrik vekili Aram Ateşyan, Ermeni Patrikhanesi olarak Patrikhane’ye kayıtlı 3000 kişinin yardıma muhtaç olduğunu, bu insanların Patrikhane civarında ikâmet ettiklerini, aralarında Afrika kökenli, Ermenistan Ermenileri, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’dan gelmiş Müslüman vatandaşlar ve fakir TC Ermeni vatandaşları olduğunu, Patrikhane Yardım Kolu olarak ancak kullanılmış giysi yardımında bulunabildiklerini, fukaradan ise kuru gıda, bakliyat misali taleplerin geldiğini, rutin olarak haftada 2 gün pazartesi ve perşembe günü yardım yapabildiklerini, Patrikhane’nin bütçesinin çok sınırlı olduğunu, gereken gelirin Ermeni Cemaati’nce tertip edilen Sevgi Sofraları’ndan (Yemekleri’nden) hayırseverler tarafından karşılanmaya çalışıldığını, Patrikhane’nin de ekonomik krizden etkilendiğini dile getirdi.

Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali yaptığı konuşmada, Kızılay’ın ilke olarak din, dil, mezhep farkı gözetmeksizin yardıma muhtaç insanların kara gün dostu olduğunu ifade ederek 2 tır dolsu 1000 koli gıda ve 300 koli kışlık giysi ve ayakkabı, yılbaşı günü, kayıtlı fakirlere dağıtılmaya başlandı.

Yapılan yardımın, bugüne kadar 3/4’ünün dağıtıldığı ifade edildi. Bu vesileyle Türkiye Ermenileri Patrikhanesi olarak Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali, Danışmanı Kamil Akyıldız ve Kızılay Adalar Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Avedis Hilkat’a Türkiye Ermenileri Patrikhansi’nde teşekkür resepsiyonu ve Patrikhane Nişanı olarak bir plaket, 26 Şubat 2011 Cumartesi günü 16:00-18:00 saatleri arasında düzenlenecek bir merasimle verilecektir.

Saygılarımla,
A. Hilkat

_______________________________________________________16


Posta, 27.2.2011
Merve Özaytekin

http://www.posta.com.tr/pazarpostasi/HaberDetay/_Dunyayi_gezen_serseri_diye_ailem_esimi_istemedi_.htm?ArticleID=63025

‘Dünyayı gezen serseri diye ailem eşimi istemedi’

Hakan Öge, Mardek isimli teknesiyle bundan 6 yıl önce tek başına dünya turuna çıktı. Macellan’ın geçtiği Horn Burnu’nu dolaşan ilk Türk oldu. Ancak onun hayatını masalsı yapan yalnız bu kısmı değildi. Dünya turuna çıktıktan 7 ay sonra Sophie adındaki hayat arkadaşıyla okyanusun göbeğinde tanıştı; Pasifik’in ortasında evlendi! Yaşamak için yine maviliklerin ortasını seçti Hakan ve Sophie Öge çifti. Bugün Heybeliada’da yaşayan Ögeler: “Bunca yıl okyanusta yaşayınca insan stresten uzak kalmak istiyor. Yine denizin ortasında olmak istedik ve Heybeliada’daki bu Rum evine taşındık. Evimizde televizyon bile yok.” diyor. Hakan ve Sophie Öge’nin şimdiki en büyük hayali yapılmakta olan alüminyum tekneleriyle Kutuplar turuna çıkmak… […]

_______________________________________________________17


Sabah, 27.2.2011

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2011/02/27/tesvik_almayan_kobi_kalmayacak

[…]

ADALAR’DA KÖŞK FİYATLARI



Para dergisinde bu hafta Adalar’da rezidans fiyatına satılan köşklerle ilgili kapsamlı bir haber çalışması var. Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedef Adası’nda satışa çıkarılan köşklerin fiyatı 450 bin dolar ile 5 milyon euro arasında değişiyor. Ancak bazılarında yüksek tamirat ve restorasyon bedellerini de göze almanız gerekiyor.

_______________________________________________________18


Patronlar Dünyası, 4.3.2011
Para Dünyası,
Bülent Ekimci

http://www.patronlardunyasi.com/haber/Adalarda-rezidans-fiyatina-Kosk/100410

Adalarda rezidans fiyatına Köşk

Büyükada’da 450 Bin Dolara konak, Sedef Adası’nda 750 Bin Euro’ya bahçeli, havuzlu villa..

Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedef Adası’nda satışa çıkarılan köşklerin fiyatı 450 bin dolar ile 5 milyon euro arasında değişiyor. Ancak bazılarında yüksek tamirat ve restorasyon bedellerini de göze almak gerekiyor…
DÖNEM dönem konut almak isteyen ya da yatırımcılar için bazı bölgeleri mercek altına alıp fiyat araştırmaları yapıyoruz. Bu kez de Marmara Denizi’nde “Prens Adaları” olarak bilinen Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedef Adası’ndaki satılık köşkleri araştırdık. Sonuçta en çok satılık köşkün Büyükada’da olduğu ortaya çıktı.
Prens Adaları’ndaki satılık köşkler arasında Atatürk’ün de ikamet ettiği meşhur Şamlı Şükrü Bey Köşkü de var. Sovyet lider Troçki’nin sürgün yıllarında ikamet ettiği Yanaros Köşkü’nün yanı sıra Osmanlı döneminde Büyükada’da Rum mimar Andonis F. Dimitrakopulos tarafından inşa edilen Lambridis Evi’nin bile satışa çıkarıldığını öğrendik. İsmi bilinmeyen ya da hiç isim konmamış satılık köşk ve konak da bulmak mümkün…
BÜYÜKADA
Büyükada’da satılık 8-10 köşk ve konak bulunuyor. Fiyatlar 800 bin dolardan başlayıp 3.5-4 milyon dolara kadar çıkıyor. Büyükada’da emlakçılık yapan Gökhan Emlak’ın sahibi İsmail Baysal, adada Troçki’nin kaldığı 4 dönüm arazi içindeki yalı konağına ise 5 milyon euro istendiğini söylüyor. Baysal, bu köşklere en çok yabancıların, sanatçı ve yazarların rağbet ettiğini belirtiyor. Ediz Hun, Ataol Behramoğlu, Oral Çalışlar, Behiç Ak gibi tanınmış isimler Büyükada’da ikamet ediyor.
Şamlı Şükrü Bey Köşkü ve Lambridis Evi gibi çok bilinenlerin yanı sıra adada isimsiz köşkler de var elbette. Emlak şirketi Project Realestate’in 450 bin dolara satışa koyduğu konak da bunlara bir örnek. Örneğin, Maden bölgesinde 40 yaşın üzerindeki 3 katlı konağın 5 odası ve 2 salonu bulunuyor. Karanfil Mahallesi’nde yeniden restore edilmesi gereken 280 metrekarelik 6 oda ve 2 salonlu köşkse 550 bin dolara satışa çıkarılmış…
HEYBELİADA
Heybeliada’daki satılık köşk, konak ve ahşap evlerinse çoğu isimsiz. İkinci derece tarihi eser niteliğindeki bu köşk ve konakların fiyatı 700-800 bin liradan başlıyor. Eğer restore edilmişse bu rakam 10 milyon dolara kadar çıkıyor. Turyap Şişhane Temsilcisi Tolga Bal, Heybeliada’da ailesine ait bir konağı satışa çıkarmış. İskeleye doğru ilerledikçe, İnönü Köşkü’ne doğru satılık 4-5 konakta satılık tabelası asılı. Bu köşkler ağırlıklı olarak Ruhban Okulu’na yakın yerlerde bulunuyor. Bal, okulun açılması yeniden gündeme gelince son zamanlarda otelcilerin adadaki köşk ve konaklara ilgisinin arttığını vurguluyor.
Evet, Heybeliada Ruhban Okulu açıldıktan sonra adaya ilginin daha da artması bekleniyor. Re/Max Kaptan’dan Turgut Kuli, ellerinde satılık 4 ahşap ev olduğunu söylüyor. Bunlara köşk ya da konak demenin çok doğru olmayacağını ifade eden Kuli, 3 odadan başlayıp 9 odaya kadar çıkan ahşap evlerin fiyatının 400 bin ile bir milyon 850 bin dolar arasında değiştiğini belirtiyor. Kuli, Heybeliada’da Koko Köşkü olarak bilinen ahşap yapının da satılık olduğunu söylüyor.
Bu arada, Heybeliada’da ikinci derece tarihi eser niteliğindeki bir köşkün sahipleri satıştan vazgeçmiş. BMG Birlik Gayrimenkul Danışmanlık’tan Behçet Hanay, 100 yaşındaki köşkü otele çevirmek için finansör arandığını söylüyor. 550 metrekare bahçe içinde 300 metrekarelik iki katlı köşkte 8 oda, 2 salon, kurna ve hamam bulunuyor.
Ada Emlak tarafından satışa çıkarılan dört katlı ve 850 metrekarelik ahşap köşkün fiyatı ise 2 milyon lira. 8 odalı köşk, deniz manzaralı.
BURGAZADA
Burgazada’da çok fazla satılık köşk yok. Re/Max Yıldız Yatırım Danışmanı Hasan Fehmi Çayıroğlu, adada Nadaroğlu Köşkü diye bilinen binanın 1 milyon 325 bin dolara satışa çıkarıldığını söylüyor. Cennet Yolu üzerinde bulunan 600 metrekarelik 3 katlı Nadaroğlu Köşkü, Kerim Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne sahip.
Burgazada’da Sun Emlak tarafından satışa sunulan diğer köşkün fiyatı ise 1 milyon dolar. 4 katlı ve 900 metrekare kullanım alanına sahip köşkte 9 oda, 5 salon ve 5 banyo bulunuyor.
Burgazada’da emlakçılık yapan Hıdır Ovaçın, adada satılık 4-5 köşk olduğunu söylüyor. Nadaroğlu Köşkü’nün satış sözleşmesinin kendilerinde olduğunu ifade eden Ovaçın, mal sahibinin net 1 milyon 300 bin dolar istediğini belirtiyor. Elinde Gönüllü Caddesi üzerinde camiye yakın 400 metre bahçe içinde 3 katlı bitişik nizam bir köşk daha olduğunu söyleyen Ovaçın, “Bu köşk için mal sahibi 700 bin dolar istiyor” diyor. 400 metrekare bahçe içinde yüksek tavanlı ama tadilat gerektiren bir başka köşke ise sahibi 800 bin dolar istiyormuş,
Burgazada’da mal sahiplerinin genelde isminin duyulmasını istemediği için el altından satışı tercih ettiği belirtiliyor. Hıdır Ovaçın, adanın tepesine yakın Gönüllü Mimoza olarak bilinen yerdeki köşkün sahibinin 2 milyon dolar istediğini söylüyor.
KINALIADA
Aydın Emlak’ın sahibi Güzel Aydın, Kınalıada’da Büyükada veya Burgazada’daki gibi köşk tipi yapılar bulunmadığını söylüyor. Adada bahçe içerisinde 2 katlı evler olduğunu ifade eden Güzel, fiyatların da 400 bin ile 700 bin dolar olduğunu belirtiyor.
Kınalıada’daki satılık tek köşk, ada halkının Pilo Bey’in Köşkü dediği bina. 2007 yılında 3 milyon dolara satışa çıkarılan köşk, iskeleye sırtınızı dönüp yokuşa çıkarken ikince sokağın hemen başında yer alıyor. Köşkün varisi Pilo Bey’in kızı Dalida Berberoğlu, bir ara satmaktan vazgeçtiklerini ama 3 milyon dolar veren olursa satacaklarını söylüyor.
Dalida Berberoğlu’nun eşi Ufuk Berberoğlu, Kınalıada’da tarihi eser niteliğindeki köşk sayısının 2-3’ü geçmediğini belirtiyor. Bin 200 metrekare arazi içinde 4 katlı ve her katı 250 metrekare kullanım alanına sahip Pilo Bey’in Köşkü’nde 10 oda, 4 salon ve 6 banyo bulunuyor. Meyve ağaçlarıyla dolu köşkün bahçesinde 3 veranda, 1 şadırvan ve 13×20 metrelik bir yüzme havuzu mevcut.
Kınalıada’da Taşmahal Gayrimenkul tarafından satışa çıkarılan ikinci derece tarihi eser niteliğindeki 4 katlı köşkün fiyatı ise 650 bin dolar. 250 metrekare arazi üzerinde 500 metrekare kullanım alanına sahip olan bu köşkte de 10 oda, 4 salon ve 6 banyo bulunuyor.
SEDEF ADASI
Prens Adaları’nın en küçüğü olan Sedef Adası, 1950’lerden beri özel mülk olarak geliştiği için her yerine girilemiyor. Adada 80-100 civarında ev var ama hepsinde yaşam yok. Satılık yer bulmaksa neredeyse imkansız gibi. Adada Şahin Emlak tarafından satışa çıkarılan bahçeli ve havuzlu 450 metrekarelik villanın fiyatı 750 bin euro.
Şamlı Şükrü Bey Köşkü
Atatürk’ün Büyükada’ya gittiğinde kaldığı Şamlı Şükrü Bey Köşkü de satışa çıkarılmış. 1860’larda Şamlı Şükrü Bey tarafından yaptırılan köşkün son sahibi yüksek mimar Orhan Terzioğlu, şubat ayı başında vefat etmiş. Mirasçıları da köşkü 2 milyon 300 bin dolara satışa koymuşlar. 3 katlı ve 21 odası olan köşkün, 3 salonu, 6 da banyosu mevcut. Restore edilen ve içinde hamamı bulunan köşkte, 2 odalı müştemilatı ve bir de kış bahçesi yer alıyor. ATV’de yayınlanan Aile Saadeti dizisinin bu konakta çekildiğini de belirtelim.
Yanaros Köşkü
Stalin’le anlaşmazlığa düşünce Sovyetler Birliği’nden sürülüp Türkiye’ye gönderilen Troçki’nin uzunca bir süre ikamet ettiği Yanaras Köşkü, 5 milyon euro bedelle satışa çıkarılmış. Hamlacı Sokak’taki bu yalı köşkünün ünlü mimar Demades tarafından 1885 yılında inşa edildiği belirtiliyor. Şu anda harabe şeklinde bulunan binanın içi ve dışının aslına uygun olarak yeniden restore edilmesi gerekiyor. 8 odalı Yanaros Köşkü’nün bir de müştemilatı bulunuyor.
Lambridis Evi
Büyükada’da Selvili Cami Sokağı’nda 8 kapı numaralı Lambridis Evi de satışa çıkarılmış. Adadaki en ucuz köşk olan Labridis Evi’nin fiyatı 790 bin dolar. Osmanlılar zamanında Rum mimar Andonis F. Dimitrakopulos tarafından inşa edilen 3 katlı Labridis Evi, 300 metrekarelik bahçe içinde yer alıyor. Dışı fırınlanmış ve empenyelenmiş ahşapla yenilenen köşkte 7 oda, 1 salon ve 2 banyo bulunuyor.

_______________________________________________________19


Zaman, 5.3.2011
Selim İleri

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1102329&title=nar-ciziktirmeleri

Nar çiziktirmeleri

Kınalıada’ya gitmeyeli yıllar geçmiş olmalı. Oradaydı Nar Çiçeği Sokağı. Kim bilir ne zaman, yürüyüp uzaklaşmıştık. Ama sokağın adına vurulmuştum. İstanbul’un çiçeklerle bezenmiş sokak adları oldum bittim gönlümü çeler. […]

_______________________________________________________20


From: CANAN ALİOĞLU
Subject: Fw: Kinaliada belgeseli
Date: March 3, 2011 10:23:38 PM GMT+02:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

kesin biliyorsundur ya…
canan

* * *

PROTİ “Bir Kınalıada Belgeseli” / BELGESEL


http://www.kademefilm.com/housereel006.html

_______________________________________________________21


Haberler.com, 28.2.2011

http://www.haberler.com/suskun-okul-heybeliada-ruhban-okulu-belgeseli-2565059-haberi/

“Suskun Okul” Heybeliada Ruhban Okulu Belgeseli Galası
Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosu Vasileios Bornovas, ”Umarız Yıllar Boyunca Verdiğiniz Cesur Mücadele Bir Sonuç Verir Ve Okul Tekrar Faaliyete Geçer” dedi.
“SUSKUN OKUL” HEYBELİADA RUHBAN OKULU BELGESELİ GALASI
* Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosu Vasileios Bornovas: “Umarız yıllar boyunca verdiğiniz cesur mücadele bir sonuç verir ve okul tekrar faaliyete geçer. Bugün hepimizin heyecanla beklediği bir jesttir. Türkiye’nin Avrupa ailesine girmesine önemli katkıda bulunacak bir jest”
Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Heybeliada Ruhban Okulu’ndan mezun oluşunun 50. yıldönümü nedeniyle Yunan Tarih Vakfı tarafından hazırlanan, “Suskun Okul” adlı belgeselin galası Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda gerçekleştirildi.
“AB İÇİN ÖNEMLİ BİR JEST”
Heybeliada Ruhban Okulu’nun tarihini konu alan “Suskun Okul” adlı belgeselin Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda gerçekleştirilen galasında konuşma yapan Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosu Vasileios Bornovas: “Bugün hepimizin isteği okulun tekrar Heybeliada’da faaliyete geçmesidir. Ama sadece orada. Başka yerde olması anlamsızdır. Umarız yıllar boyunca verdiğiniz cesur mücadele bir sonuç verir ve okul tekrar faaliyete geçer. Bugün hepimizin heyecanla beklediği bir jesttir. Türkiye’nin AB’ye girmesine katkıda bulunacak önemli bir jesttir okulun tekrar açılması.” diye konuştu. Galaya Patrik Bartholomeos’un yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Bartholomeos konuşmasının tamamını Yunanca yaptı.
BELGESEL HAKINDA
Belgesel, Heybeliada Ruhban okulunun kuruluşundan bugüne kadar olan tarihi süreci anlatıyor. Yunan Tarih Vakfı belgesel için, aylar süren araştırmaların ardından, Selanik, Heybeliada ve Kalimnos Adası’nı ziyaret ederek okulun eski öğrencilerinin yanı sıra bir manastır okulunun baş rahibiyle röportajlar yaptı. Okulu 1961 yılında bitiren Patrik Bartholomeos’un röportajına da yer verilen belgeselde Yunanlı ve Türk tarihçiler birlikte çalıştı. Belgeselin yönetmenliğini İrini Sarioglou ve Marina Leondari, özgün müziğini ise Vasilis Dimitriou yaptı. “Suskun Okul” filmi, 4 Nisan’da Atina’da gösterilecek. (Doğan Haber Ajansı) 28.02.2011 23:20[2565059]

_______________________________________________________22

From: OYA İSLİMYELİ
Subject: ADALAR BELEDİYESİ DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜ MİMOZALAR, PANELLER, ŞİİRLER, KONSERLER VE TİYATROLARLA KUTLUYOR !
Date: March 1, 2011 1:01:10 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

6-12 Mart 2011 tarihleri arasında kutlanacak olan ”Dünya Emekçi Kadınlar Günü” etkinliklerimizde sizleri de aramızda görmekten onur duyarız.

Adalar Belediye Başkanı
Dr. Mustafa Farsakoğlu

* * *

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜ 
BEŞ GÜN BOYUNCA FARKLI ETKİNLİKLERLE KUTLUYORUZ!

6 Mart 2011 Pazar
Adalar Belediyesi ve Adalar Müzesinin birlikte organize ettiği ”Mimozaların Açış Şenliği ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlamaları”

Saat: 11.00
Yer: Büyükada Anadolu Kulübü toplantı salonu
Mimoza ve Adalar (sunum ve panel)
Konuşmacılar:
Adalar ve Mimoza: Gürsan Ergil (Bahçe Tarihçisi, Adalar Müzesi Danışmanı)
Mimoza: Yrd. Doç. Dr. Erdal Uzen (İ.Ü Biyoloji Bölümü)
Mimoza ve Kadın: İpek Çalışlar (Gazeteci-Yazar)

Saat: 13:00
Kent Orkestrası Oda Müziği Grubu konseri
Flüt: Duygu Kozak
Arp: Burcu Aygider
(İkram: Sıcak şarap)

Saat: 15:00
Fethi Okyar Köşkü ve Büyükada bahçelerinde mimoza turu

8 Mart 2011 Salı
”Dünya Emekçi Kadınlar Günü Etkinlikleri”

Saat: 14:00
Yer: Büyükada Anadolu Kulübü toplantı salonu
”Hayatın içindeki kadın ve sanat eğitiminin önemi” (sunum ve panel)
Konuşmacılar:
Prof. Dr.Serap Buyurgan (G.Ü. Eğitim Fak.Güzel Sanatlar Eğitimi Böl.)
Doç. Dr. Meliha Yılmaz (G.Ü. Eğitim Fak.Güzel Sanatlar Eğitimi Böl.)
Oya İslimyeli (Adalar Belediyesi Kültür-Sanat Koordinatörü)

Saat: 16:00
Müzik Dinletisi:
Ali Kemal Özdemir (klasik Gitar), Eylem Küçük (keman), Çiğdem Abda (ritim), Fatma Merve Erkan (bağlama), Figen Yıldızay (bağlama)

9 Mart 2011 Çarşamba
Saat:14:00
Yer: Büyükada Anadolu Kulübü toplantı salonu
Şiir ve Müzik Dinletisi
Prof. Dr. Ataol Behramoğlu (Beykent Üni.Şair-yazar)-Haluk Çetin (müzisyen)

Saat: 16:00
”Duygusal Güvenlik ve Nepal Kadınları” (sunum ve konferans)
Konuşmacı:
Prof. Dr Günseli Malkoç (Nepal Fahri Başkonsolosu)

11 Mart 2011 Cuma
Saat: 14:00
Yer: Adalar Belediyesi Toplantı salonu
Tiyatro: ”Zengin Mutfağı”
Yazan: Vasıf Öngören
Yöneten: Müge Saut
Müzik: Ruhi Su
Oynayanlar:
Nevzat Süs,Şahin Adıgüzel,Halil Ersan,Müge Saut,Beran Soysal

12 Mart 2011 Cumartesi
Saat: 14:00
Yer: Büyükada Anadolu Kulübü toplantı salonu
”Kadınlar Ölmesin!” Kadınları etkileyen kanser türleri ve korunma yolları (sunum ve konferans)
Konuşmacı:
Onkolog Doç.Dr. Cüneyt Ulutin (GATA)

_______________________________________________________23


From: ADALAR MÜZESİ
Subject: Adalar Müzesi – Mimoza Şenliği
Date: March 3, 2011 6:50:38 PM GMT+02:00
To: AdalarPostası



Adalar Müzesi’nden Haberler

Baharın başlamasıyla birlikte Adalar’ın âdeta simgesi haline gelen mimozaların açışı gerçek bir görsel zenginlik yaratıyor. Adalar Müzesi ve Adalar Belediyesi 6 Mart Pazar günü saat 11:00’de yapılacak etkinlikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve mimozaların açışını Büyükada’da bir şenlik edâsıyla kutlayacak.

6 Mart 2011 Pazar – Büyükada Anadolu Kulübü

11:00 Mimoza ve Adalar (sunum ve panel)
Yer: Büyükada Anadolu Kulübü toplantı salonu
Konuşmacılar:
Adalar ve Mimoza: Gürsan Ergil (Bahçe Tarihçisi, Adalar Müzesi Danışmanı)
Mimoza: Yrd. Doç. Dr. Erdal Uzen (İstanbul Üniversitesi, Biyoloji Bölümü)
Mimoza ve Kadın: İpek Çalışlar (Gazeteci Yazar)

13:00 Kent Orkestrası Oda Müziği Grubu konseri ve kokteyl
Flüt: Duygu Kozak
Arp: Burcu Aygider

15:00 Fethi Okyar Köşkü ve Büyükada bahçelerinde mimoza turu
Tur rehberi: Gürsan Ergil

İletişim:
Eda Yiğit (Adalar Müzesi) – (507) 202 81 79
Oya İslimyeli (Adalar Belediyesi) – (216) 382 78 50

_______________________________________________________24
StarGazete, 28.2.2011
Gölge Başkan- Özay Şendir
[…]
Mimozayı kullanmak
Adalar Belediyesi’yle bugüne kadar birkaç kez karşı karşıya geldim.
Daha doğrusu ben salınan vergiler ve azalan nüfus olmak üzere yaşanan olumsuzluklara dikkat çektim, onlar suskun kalmayı tercih ettiler.
Bu kez bir eleştiri değil eksikleri olsa da bir iyiden söz edeceğim.
Adalar Müzesi ve Adalar Belediyesi 6 Mart Pazar günü mimozalar için önemli bir adım atacaklar. Mimoza Şenliği’ne 8 Mart Kadınlar Günü teması da eklenmiş ama çiçek ve kadını birbirinden ayırmak olmazdı diyelim.
İşin konuşma ve konser kısmını geçiyorum ama büyük tur yolu üzerindeki mimozalı yolda yapılacak bahçe turu önemli. Adalar Müzesi Bahçe Kültürü Danışmanı Gürsan Ergil rehberliğinde yapılacak bir tur bu, mimozayı sevmek kadar bilmenin de önemli olduğunu düşünenlere öneririm.
Ancak Adalar’ın mimoza etkinlikleri bununla sınırlı kalmamalı…
Mis gibi kokular arasında faytonlarla düzenlenecek mimoza turu mu olur yoksa iskelelerde etkinlikler mi, o kısmını bilmiyorum ama, mimozaları şehirden gelen çocukların kesip, sonra şehirde satmasından kurtarmak gerekiyor.
Mimozaya dair başka sıkıntılar da var, mesela koruma altına alınmış olmalarına rağmen Ada’daki mimoza ağaçlarının sayısı hızla azalıyor. Bu işe dur demek ve yeni ağaçların dikilmesini sağlamak gibi görevler var. Mimoza’ya sadece tek bir gün ayırmak demek güzelliğe de Ada’ya da haksızlık etmek demektir…

_______________________________________________________25

Saatli Maarif Takvimi’nden
5 Mart 2011 Cumartesi
3. cemre toprağa!…
Victor Ananias anısına saygıyla…
Yaşanabilir bir dünya için hayatı boyunca can-ı gönülden verdiği tüm emeklere 
minnet duyduğumuz Victor Ananias bugün toprağa verildi!…
)O(
* * *
From: Buğday E-Bülten
Subject: Victor Ananias’ın Cenazesi 5 Mart’ta Bodrum’dan Kalkacak
Date: March 4, 2011 12:50:08 PM GMT+02:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Victor Ananias’ın cenazesi 5 Mart’ta Bodrum’dan kalkacak.

2 Mart gecesi kaybettiğimiz Buğday Derneği kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Victor Ananias’ı, 5 Mart Cumartesi Bodrum Bitez Camii’nde öğle namazını müteakip uğurluyoruz.
12 Mart’ta Buğday Derneği’nin kırsal merkezi olan Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi’nde anma töreni ve hayır yapılacak. İletişim: selma@bugday.org
Victor’umuzu son yolculuğuna uğurlarken çiçek veya çelenk getirmemenizi rica ediyoruz. Victor 6 Mart Pazar günü Runtalya’da TaTuTa (Tohum-Turizm-Takas) ağına yeni çiftlikler eklemek amacıyla bağış toplamak için koşacaktı. Victor’un hayallerini ve ideallerini devam ettirmek, attığı tohumlara bir damla su olmak için Buğday Derneği’ne bağış yapabilirsiniz.
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
Garanti Bankası / Karaköy Şubesi 6694649
IBAN NO: TR96 0006 2000 4000 0006 6946 49
Teşekkürler,
Buğday Ailesi
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: