Gönderen: adalarpostasi | 06 Ocak 2011

ADALAR POSTASI-2541: iki imza, bir mühürle yok edilen bir abidenin öyküsü…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

21 Şubat 1907 Perşembe günlü, Rum cemaatinden Arikli’nin Büyükada’da sahibi olduğu haneyi İngiliz tebaasından Henri Edvin Piyers’e satmak istediğinden ve satışında herhangi bir mahzur olmadığından ferağ muamelesinin biran önce yapılmasına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, Aralık 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

6 Ocak 2011 Perşembe

Büyükada’da HAVA DURUMU*
Hafif yağmurlu
4-9ºC
% 61-81 nem
Poyraz, KD 32km/sa
Gündoğuşu 07:28… Günbatışı 16:51…

* * *

Cicely Mary Barker, The Agrimony Fairy.

* * *

1- Baki Çokneşeli: “2005 yılında kapatılıncaya kadar 80 yıl boyunca yüz binlerce hastaya şifa dağıtan, yüzlerce uzman hekim yetiştiren, binlerce bilimsel yayın yapan bu kuruluş artık yok! Yeni kurulan bir devletin tüberkülozu, trahomu, sıtmayı, cüzzamı, frengiyi kısa sürede ortadan kaldırması destanlarından yalnızca bir kısa bölümdür Heybeliada sanatoryumu. Yokluklarla, bin bir zorluklarla var edilen, büyütülen, geliştirilen, sonra da iki imza, bir mühürle yok edilen bir abidenin öyküsüdür…”

2- Zeynep Alpar: “Belki hatırlarsınız yaz sonunda Heybeliada Değirmenburnu Mesire Alanı’nda yaşadığımız bir saldırıyı yazmıştım. Bu konuda ilkin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, sonra Adalar Belediyesi’ne Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde sorduğum sorulara bazı cevaplar aldım…”

3- Akif Poroy: “Herhalde bir yanlışlık oldu veya yanlış anlama oldu diye düşünüyorum…”

4- Güzin Yılmaz: “Büyükada akülü araba cehennemi mi olsun? konulu göndermiş olduğum yazı…”

5- Emlâk Kulusi: “Vakıflar’dan Büyükada’da 49 yıllığına kiralık…”

6- Selim İleri: “Beş altı yıl önce, Nizam’dan iskeleye inerken, solda ıssız bir köşk. Oturanı mı kalmamış, o yaz mı Büyükada’ya gelmemişler, bilmiyorum. Köşkün hemen bitişiğinde sonsuz güzelliğiyle bir kış bahçesi…”

7- Bugün hangi Ada’dan haç suya atıldı, kim çıkardı? Kim bilir?…

8- Ulaşımın faytonla sağlandığı adada, ada sakinleri ve ziyaretçilerin en çok kullandığı taşıt ise bisiklet…

9- Erol Gümüş (Erol Günaydın): “Ben yıllardır Ada’dan ayrılmadım…”

)O(

_______________________________________________________1

From: BAKİ ÇOKNEŞELİ

Subject: Heybeliada sanatoryumu
Date: January 6, 2011 4:55:59 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com
Bir varmış… Bir yokmuş…
Heybeliada Sanatoryumu…

Hem Adalarla ilgili kitaplara meraklı bir Adalı, hem de bir hekim olarak sahaftta bulduğum 1957 basımı bir kitap çok ilgimi çekti. Heybeliada Sanatoryumu, Kuruluş ve Gelişimi, 1924-1955 adlı bu kitap, hastahanenin 1924 yılında kurulması için çalışan ve 1925-1955 yılları arasında da başhekimliğini yapmış olan Dr. Tevfik İsmail Gökçe’nin anı-belgesel-tarihçe tarzında yazmış olduğu 474 sayfalık çok nadir bir eser.
Heybeliada sanatoryumu açılana değin Türkiye’de hiç sanatoryum bulunmadığını, hastaların tedavi için yurt dışına gittiğini bu kitaptan öğrendim. Beni en çok etkileyen ise savaştan çıkmış ve yeni kurulmuş Cumhuriyet’in Sağlık bakanı Dr. Refik Saydam’ın, kısıtlı olanaklara rağmen ve henüz birinci yılınını bile doldurmamış olan meclisin tahsis ettiği 50.000 TL’yla 15 Ağustos 1924 tarihinde, bir profesör ve bir uzmanı, sanatoryum kurmak üzere Ada’da görevlendirmiş olmasıdır.
Kitaptan kısa alıntılar yapmak istiyorum:
[…] Bize verilen bina Birinci Dünya Harbi sıralarında Mektebi Harbiye müdürü olan Vehip Bey tarafından Harbiye mektebi talebelerine nekahathane olarak yapılmıştı. İngiliz generali Tawnshend’in esaret yeri olmuş ve daha sonra görülen zaruret üzerine muhacirin idaresine devredilmiştir. […]

Bina uzun müddet muhacir iskan edilmiş olmak itibarile çok harap bir halde idi. […]

Tapusu olmadığı gibi kendine mahsus bir arazisi de yoktu. Hatta yanı başında bir de gazino vardı. Gazinocunun iddiasına göre bu arazi, binanın arsası da dahil olmak üzere, Kudüs manastırına aittir ve kendisi de kirasını oraya yollamaktadır. Bu iddiaların hiçbir esasa istinat etmediği ve senelerce buraların fuzuli olarak işgal edildiği anlaşılınca kendileri derhal çıkarıldılar ve tur yolu hudut olmak üzere, o zaman için kafi bulduğumuz 3850 metre murabbalık yeşil burun kısmı sanatoryum arazisi olarak kabul edildi ve tel örgü ile çevrilerek tahdit edildi. […]

Derhal işe başlanarak iki buçuk ay içinde, mali sene bitmeden, hasta kabul edilecek bir hale getirildi ve Heybeliada sanatoryumu 1924 yılı teşrinisanisinin birinci günü 16 yatak olarak açıldı. […]

Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) müşavirlerinden Dr. Donald R. Thomson bilhassa müessesemizin hayranlarındandır. Ve sanatoryumumuzu Dünya Sağlık Teşkilatı’nda ve milletlerarası sahada ileri sürmekte ilk defa müessir olan bir zattır. Aşağıdaki yazısında görüleceği gibi “Burası benim ziyaret edip de hasta olarak yatmak istediğim ilk sanatoryumdur,” diyecek kadar mübalağalı bir şekilde izhar edecek derecede ileri gitmiştir. 

This is the first sanatorium I have seen where I have wished I were a patient
January 3, 1950
Donald R. Thomson
World Health Organization, Alexandria […]

16 Yatakla açılışı yapılan ve 650 yatağa ulaşan, 2005 yılında kapatılıncaya kadar 80 yıl boyunca (bir hastanın ortalama 1 ay yattığı varsayımıyla) en az 600.000 hastaya şifa dağıtan, yüzlerce uzman hekim yetiştiren, binlerce bilimsel yayın yapan bu kuruluş artık yok! Yeni kurulan bir devletin tüberkülozu, trahomu, sıtmayı, cüzzamı, frengiyi kısa sürede ortadan kaldırması destanlarından yalnızca bir kısa bölümdür Heybeliada sanatoryumu. Yokluklarla, bin bir zorluklarla var edilen, büyütülen, geliştirilen, sonra da iki imza, bir mühürle yok edilen bir abidenin öyküsüdür.
Devam etmek üzere…
Dr. Baki Çokneşeli,
Büyükada
_______________________________________________________2

From: ZEYNEP ALPAR
Subject: Fwd: Heybeliada Değirmenburnu Mesire Yeri şikayetiniz.
Date: January 5, 2011 1:30:41 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhaba Çiğdem Hanım ve ADALAR POSTASI,

Belki hatırlarsınız yaz sonunda Heybeliada Değirmenburnu Mesire Alanı’nda yaşadığımız bir saldırıyı yazmıştım.

ADALAR POSTASI-2487/2 (27.8.2010):
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/08/27-2487.html

Bu konuda bir önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, sonra Adalar Belediyesi’ne Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde sorduğum sorulara bazı cevaplar aldım. İBB’nin dediği, buranın kendilerine değil Milli Emlak’a ait olduğu idi. Adalar Belediyesi özetle bu tür alanlardan Adalı Kart’la ücretsiz yararlanabileceğimizi doğruluyor, sorun olursa zabıtaya başvurulabileceğini ama bizim Değirmenburnu için böyle bir resmi başvuru olmadığını söylüyor. Haklarımızı tam olarak anlatan en yetkili cevabı Orman Bakanlığı’na bağlı Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nden aldım, ekte size de gönderiyorum.
Bütün bunlar biraz vakit alıyor benim de mecburi ağırkanlılığımdan dolayı. Kendilerine cevaben, teşekkür edip bu bölgelerin girişine Adalılar’ın ücretsiz yararlanabileceğini ve sorun olursa nerelere başvurabileceğini belirten tabelalar konulmasını rica ettim. Bir komşumun dediğine göre öyle bir tabela zaten varmış ama işletmeciler kaldırmış. Bize küfreden ve fiziksel saldırıda bulunan, “Seni de s.keyim, polisi de s.keyim,” diye bağıran işletmecinin adının Yahya olduğu ve MHP Adalar İlçe başkanı olduğu söyleniyor —bu partinin internette ilgili sayfasında Adalar İlçe başkanının kim olduğu boş bırakıldığı için
bilgiyi doğrulayamadım—
Şimdilik hal vaziyet bu minvalde, ADALAR POSTASI aracılığıyla cümlemizi haberdar etmek istedim,
Heybeli’den sevgiler,
Zeynep Alpar

* * *

———- Yönlendirilmiş ileti ———-
Kimden: İstanbul DMP Şube Müd.
Tarih: 22 Aralık 2010 13:08
Konu: Heybeliada Değirmenburnu Mesire Yeri şikayetiniz.
Kime: Zeynep Alpar

02.12.2010 tarih ve 540663 nolu başvurunuz idaremizce incelenmiştir. Heybeliada Değirmenburnu Mesire Yeri idaremiz sorumluğunda olan bir sahadır. Saha 2010 yılında ilgili ihale kanunları çerçevesinde ihale edilerek 5 yıl süreyle işletmeye verilmiştir. Saha ihale edilmeden önce İdaremizin Mayıs 2010 ayında Heybeliada’da düzenlemiş olduğu toplantıya Adalar Belediye başkanı ve İdare müdürleri, Adalı esnaf ve Ada’da yaşayan bir kısım vatandaş da katılmış, ortak kararlar alınmıştır. Buna göre Ada’da yaşayan ve Adalı kartı olan kişilerin sahada piknik yapmak istemeleri halinde ücret alınmayacağı ve her türlü kolaylığın sağlanacağı ifade edilmiştir. Bu kararlar ihaleyi alan şirketle de görüşülmüş ve uygulamaya konulmuştur. Sonuç olarak Mayıs ayından bu yana geçen 7 ay süresince sahada herhangi bir olumsuzluk ve şikâyet yaşanmamıştır. Özellikle yoğun dönemlerde yaz aylarında hafta sonları sahayı denetleyen Orman Muhafaza memurlarımız da görev yapmaktadır. Sözünü ettiğiniz şikâyetiniz sahayı işleten şirket yöneticisine sorulmuş ancak sahada böylesine agresif bir olayın gerçekleşmediğini ve emniyet güçlerine yansımış bu tür bir olayı yaşamadıklarını ifade etmişlerdir. Bu ifadelerine rağmen yaşamış olduğunuz olayın doğru olduğu kanaatiyle işletmeci bu konuda uyarılmış, sahaya piknik yapmak amacıyla gelmeyip sadece yol güzergâhından geçmek isteyenlerden, Ada’da yaşayan ve Adalı kartı olan vatandaşların piknik yapmak istemesi halinde de ücret talep edilmemesi gerektiği hususunda uyarılmıştır. Sahada yaşayabileceğiniz bu tür olumsuzlukların tekrarı halinde anında ilgili ve sorumlu mühendisliğimize şikayetinizi yapmanız halinde gerekli hukukî her türlü işlemin yapılacağının bilinmesini rica ederim.
Nejdet HACISALİHOĞLU
Adalar Mühendisi
0216 425 83 53-52
_______________________________________________________3

From: AKİF POROY
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2540: adalar belediye meclisi arbedesi…
Date: January 5, 2011 10:55:30 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Hoppalaaaa!!!!!!!!!!

ADALAR POSTASI’nda kendisini tanımadığım sayın ve mutlaka saygıdeğer Engin Damcı Bey benim ağzımdan çıkmamış veya bu şekilde bir yazı yazmadığım cümleleri bana atfen kullanmasını bir yanlış anlama veya başka birinin yazısyla karıştırma olarak alıyorum. Veya ben mi acaba yanlış anladım? “Adalar bezirganlar vs ifadesini kullanmadım,” Bu şekilde ifadeler yerine bir şeyler yapmak çabasında olan yerel yönetime destek çıkmak gerekir. Eğer beğenilmeyen yönler varsa başkasının üstünden değil herkes kendini kendi istediği şekilde ve nezaket çerçevesinde ifade etmelidir diye düşünebiliriz.
Lütfen, ADALAR POSTASI, İstanbul’un huzurlu mekânı Adalarımızda çıkan yazılarda kim ne demiş takip ederek değerlendirmeli. Her zaman yazılanları değiştirip kendi ifadelerini başkasının ağzına yerleştirmeğe çalışmak gayreti içinde olanlar olabilirse de Ada’nın mümtaz insanlarına yakışmayacağını hepimiz biliriz. Değerli insanların komşuluk yaptığı B.Ada’da böyle bir şeyin olabileceğini düşünmüyoruz. Herhalde bir yanlışlık oldu veya yanlış anlama oldu diye düşünüyorum. 
Herkese saygılarımı ve sevgilerimi sunarım,
Akif Poroy

+ Not: Edebi mizah hep yanlış anlaşılırmış.

* * *

Sayın Akif Poroy, Sayın Engin Damcı,
Öyle zannediyorum ki bir ve/veya bir kaç yanlış anla(şıl)ma sözkonusu… Hep birlikte anlamaya çalışalım bakalım…

1. Engin Damcı‘nın, ADALAR POSTASI-2538/1 (3.1.2011)‘de
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2011/01/3-2538.html
yayımlanan “Alay Eder Gibi” başlıklı yazısını müteakiben,

2. Akif Poroy‘un, ADALAR POSTASI-2539/1 (4.1.2011)‘de

yayımlanan “Büyükada’da Yaşayanlara 2011 sınav sorusu” başlıklı yazısını müteakiben,
3. Engin Damcı‘nın, ADALAR POSTASI-2540/2 (5.1.2011)‘de
yayımlanan “Her Türden Motorcuların Adası”na konulu girizgâhı ile “Şaka gibi” başlıklı yazısını  müteakiben,
4. Akif Poroy‘un, ADALAR POSTASI-2541/2 (6.1.2011)‘de
yayımlanan “Hoppalaaaa!” başlıklı mektubu.
/
1.‘de “Her Türden Motorcuların Adası”na atfen kaleme alınan yazıda geçen Seferihisar’ın ‘Yavaş Şehir’ payesini almasına nisbetle zaten ve aslen varoluşundan bugüne tabiatiyle adeta bir ‘Yavaş Şehir’ olan Adalarımızın1984 senesinden bu yana ve halen bütün hızıyla devam ederek o biçim siyaset bezirgânı belediyecilerin marifetleriyle yavaş olmaktan hızlı olmaya inkılâb eylemişliğine serzenişte bulunulmuşken; 2.‘de sorulan şıklı sınav sorusu; 3.‘de şıklarla sınırlı kalınmadan cevaplanmış; 4.‘de ise ‘bir yanlış anlaşılma’ olduğu anlaşılmıştır!
Anlayabildiğimiz kadarıyla —kim bilir belki de tamamiyle bağımsızken ihtimalle ve olasılıkla— 1.‘nin 2.‘ye ilham verdiği düşünülmüş, böylelikle 2.‘nin de 3.‘ye cevaben yazılışında girizgâhında yer alan [“Adalar bezirgânlar yerine kendisine uygun olanlarca yönetilebilseydi…” ifadelerine atfen, bir soru soruyorlar ve bu sorularını a’dan başlayarak e’ye kadar bir dizi ihtimalî cevaplarla adeta ve tabiri caiz ise şaka gibi… “şakayla karışık” süslemişler. Anlaşılan bunların işaret edilmelerini istiyorlar. El cevap: Gerçeği kimler bilebilir? Bilemem amma; fakirin fikri de zikri de bervech-i zir maruzdur efendim.] ifadesiyle sunulan yazı, 4.‘de Herhalde bir yanlışlık oldu veya yanlış anlama oldu,” düşüncesine neden olmuş olmalı.

Bilmem anlayıp anlatabildik mi?

Bu yazı dizisinde yanlış anlaşılan ve/veya anlaşılmayanlardan ziyade anlaşılması gereken asıl önemli nokta2.‘de sorulan şıklı sınav sorusuna, —d. şıkkında yer alan ve “anlaşılmama olasılığı yüksek edebi mizah” ürünü olan Belki Belediye 60 veya 65 yaş üstündekilere bir çözüm bulur diye çarşıda beklerim,” seçeneğinin  ilgilisince es kaza kabulü tehlikesini sezinleyip önemseyerek— ilgisiz/ilgililer sorumsuz/sorumlularca seyredilen ve dahi bizzatihi zikredilen Adalar’daki motorlu araçlar kanunsuzluğuna isyanla ADALAR POSTASI’nda seyreden yolculardan Engin Damcı ve Feride Özmat’ın tedbiri elden bırakmayıp kendilerine sunulan şıklarla sınırlı kalmadan vermiş oldukları pek yerinde cevaplardır vesselam…

Ada sahillerinden selam ve sevgiler,

ADALAR POSTASI adına 
Emine Çiğdem Tugay’dan
)O(

_______________________________________________________4

From: GÜZİN YILMAZ

Subject: Sayin Çiğdem hanımın dikkatine
Date: January 6, 2011 11:57:40 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayın Çiğdem Hanım,
Büyükada akülü araba cehennemi mi olsun?” konulu göndermiş olduğum yazı 
ADALAR POSTASI-2524 (5.12.2010)‘da 
yayınlanmış, üstelik altına son derece nazik ve daha önce sizin aynı konuda yazmış bulunduğunuz metinlerle ilgili bilgi içeren bir de not eklemişsiniz. Ne yazık ki bütün bunları ancak şimdi farkettim ve özür dileyerek çok gecikmeli olarak teşekkür edebiliyorum. Bir daha böyle gecikmeler olmaması ve bilgileri düzenli olarak izleyebilmek için bugün email adresimi bildiren ve mümkünse güzel blogunuzun tarafıma ulaştırılmasını rica eden bir email de gönderdim.
İlginiz ve nezaketiniz için çok teşekkür ederim.
Sizin gibi bilgili, değerli, cesur, bizleri umutlandıran ve motive eden müthiş bir kaptanımız oldukça Büyükada’ya hiçbir şey olmaz, tayfalar olarak ordu gibi arkanızdayız!
Hep birlikte güzel adamızda, nice güzel günler umuduyla, en iyi dileklerimi gönderir tekrar teşekkür ederim.
Güzin Yılmaz

* * *
Sayın Güzin Yılmaz,
İlgi ve desteğiniz yanı sıra teveccühünüz için de en içten teşekkürlerimizle,
ADALAR POSTASI’na hoşgeldiniz, sefalar getirdiniz!…
İyi seyirler dileğiyle…
Ada sahillerinden selam ve sevgilerimizle,
ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

Büyükada akülü araba cehennemi olmasın!

Foto: Selçuk Aral ©
Selçuk Aral, “2 Stend bir Bypass yerine gecer mi?”, Kinaliada.net (24.7.2010).
‘da Mete Akyol ve ailesi yine ‘usulsüz ‘seyirde… İlgisiz ilgililer nerede?
Akyol’un karayoluna ne zaman son verilecek?
)O(

_______________________________________________________5


Emlak Kulisi, 5.1.2011


İstanbul Vakıflar’dan 
Büyükada’da 49 yıllığına kiralık!

Bölge Müdürlüğü Büyükada Cami Mahallesi’ndeki taşınmazı restorasyon karşılığı kiralamak için ihale düzenledi. Açık Teklif Yöntemi ile yapılacak olan ihale…

_______________________________________________________6

Zaman, 1.1.2011
Selim İleri

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1072620&title=kis-bahceleri&haberSayfa=1

Kış Bahçeleri

[…] Beş altı yıl önce, Nizam’dan iskeleye inerken, solda ıssız bir köşk. Oturanı mı kalmamış, o yaz mı Büyükada’ya gelmemişler, bilmiyorum. Köşkün hemen bitişiğinde sonsuz güzelliğiyle bir kış bahçesi.
Sonsuz güzelliğiyle diyorum ama, güzellikte ille eskimişlik, tozarmışlık, ille haraplık aradığımdan. Bu camköşkün de kocaman camları kırılmış; Maslak’takini andırır bir kamelya cadalozu dışarıya uzatmış dallarını. Çıldırtacak kadar güzeldi. Sonra hemen Yarın Yapayalnız’da yazmıştım.
Bugün, alışveriş merkezlerinin tutsağı olup çıkmış, gökdelenli, rezidanslı, yeni zaman ‘konak’lı İstanbul’da kış bahçeleri git git azalıyor, sona eriyor, yok oluyor. Daha çok Boğaziçi semtlerinde, satış amaçlı birkaç sera, artık birer camköşk falan değil, kalın naylonlarla örtülmüş, ruhsuz yerler.
Demek ki kış bahçeleri birer hatıra olacakmış…

_______________________________________________________7

Milliyet, 6.1.2011 15:18

http://www.milliyet.com.tr/balat-ta-hac-cikarma-toreni/turkiye/sondakika/06.01.2011/1335725/default.htm?ref=haberici

Balat’ta haç çıkarma töreni

İskelede haç atma törenine geçileceği sırada ise öğle ezanı okununca Bartholomeos, ezanın bitmesini bekledi.
Hazreti İsa’nın doğumu ve vaftizi Fener Rum Patrikhanesi’ndeki ayinle kutlanırken, geleneksel Haç çıkarma törenini de gerçekleştirildi.
Hıristiyan inancına göre Hazreti İsa’nın doğumu ve vaftiz edilişinin 2011. yıldönümü nedeniyle Fener Rum Patrikhanesi Aya Yorgi Kilisesi’nde sabah saatlerinde ayin düzenlendi. Yunanistan’dan gelen turistlerin de katılımıyla gerçekleşen ayinde Hristiyan vatandaşlar, mum yakıp dua ettiler. Fener Rum Ortodoks Patriği Başpiskopos Dimitri Bartholomeos Ankondoni’nin yönettiği bir ayin sonrası denizden haç çıkarma töreni için Bartholomeos öncülüğünde katılımcılar Balat’taki Fener İskelesi’ne yürüdü. İskelede haç atma törenine geçileceği sırada ise öğle ezanı okununca Bartholomeos, ezanın bitmesini bekledi.
RÜZGARIN AZİZLİĞİNE UĞRADI
Ezanın bitmesiyle Batholomeos haçı denize atmak istedi. Ancak Batholomeos’un ilk hamlesinde haç denize atılamadı ve ayağının önüne düştü. Yerden haçı alan Batholomeos, haçı öptükten sonra denize attı. 
Haçın atılmasıyla birlikte iskele açığındaki tekneden bekleyen aralarında bir kadının da bulunduğu 14 kişi denize atladı. 

Soğuğa rağmen haça ulaşmak için kıyasıya mücadele edilmesinin ardından Selanik’ten turist olarak İstanbul’a gelen Dimitris Kouzounis, haçı çıkardı. 
Haçı Patrik Bartholomeos’a teslim eden Kouzounis’a da Haç hediye edildi. Kendisine hediye edilen haçı ailesi, çocukları ve tüm dünyaya armağan ettiğini söyleyen Kouzounis, “Selanikliyim, Atatürk’ün doğduğu yer olduğunu biliyorum. Bununla da çok gurur duyuyorum. Küçükken okuduğum okul Atatürk’ün evinin tam arkasındaydı. Ben Kemal Atatürk’ün doğduğu, büyüdüğü yerde büyüdüm” dedi.
“ÖNEMLİ OLAN BARIŞ VE SEVGİDİR”
Daha önce de Yunanistan’daki haç çıkartma törenine katıldığını belirten Kouzounis, Yunanistan’da da haçı denizden kendisinin çıkardığını anlattı. Kouzounis, “Türkiye’ye bi mesajınız var mı?” sorusuna ise, “Evet var. Müslüman yada Hristiyan olmamız fark etmez. Önemli olan barış ve sevgidir. Sonuçta hepimiz Tanrı’ya inanıyoruz. Bütün dinler aynı şeyi işaret eder bize sevgi verirler ve barış verirler, bu hepimiz için geçerli” şeklinde yanıt verdi.

* * *


Bugün hangi Ada’dan haç suya atıldı, 
kim çıkardı? 
Kim bilir?…


Peki ya vaktiyle Adalar’da ekseriya kim çıkartırdı sudan haçı? Kim bilir?


Teofania Yortusu’yla ilgili okumanız tavsiyesiyle
Turgay Tuna, “Papaz Haçı Suya Attı, Hristo Dalıp Çıkarttı!..”, Denizce (29.1.2008).
yazıysa şu linkte: http://www.denizce.com/tunaturgay03.asp
)O(

* * *


GerçekGündem.com, 6.1.2011

http://www.gercekgundem.com/?p=342474

[…]


BÜYÜKADA AYA DİMİTRİ KİLİSESİ’NDE AYİN

Öte yandan, Hz. İsa’nın doğumu ve vaftiz edilişinin yıl dönümü dolayısıyla Büyükada Aya Dimitri Kilisesi’nde de ayin düzenlendi. Ayini, Adalar Metropoliti Yakovos yönetti.
Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu’nun da katıldığı ve yaklaşık bir saat süren ayinin ardından kiliseden çıkan cemaat, dualar eşliğinde yürüyerek Belediye İskelesi’ne geldi.
İskeleden, saflığı, temizliği sembolize eden güvercinlerin uçurulmasının ardından, Metropolit Yakovos tarafından denize haç atıldı. Manoli Minaoğlu, Edi Kevorkyan ve Yanis Koşker suya atladı.
Edi Kevorkyan, denizden çıkardığı haçı Adalar Metropoliti Yakovos’a teslim eden Kevorkyan’a Yakovos tarafından altın haç ve para ödülü verildi. […]

A.A.

_______________________________________________________8

Anadolu Ajansı
ADALAR
Adalar, bahar ve yaz aylarının vazgeçilmez mekânları arasında yer alıyor. Mimozaların, renk renk çiçeklerin açtığı sokaklarda, tarihi köşkler arasında, fayton veya bisiklet turlarına çıkılabiliyor.
Yerleşime açık Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedef Adası İstanbul’dan yapılan gemi seferleri ile yıl boyu ziyaretçileri ağırlıyor.
Büyükada’nın en yüksek tepesi Aya Yorgi Kilisesi’nin bulunduğu Yüce Tepe, 23 Nisan ve 24 Eylül’de Müslüman, Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıkların akınına uğruyor. Adak dileyip dilek tutanların isteklerinin yerine geldiği inancıyla ziyaretçiler, manastıra yıllardır olduğu gibi, yalın ayak tırmanıyor.
Ulaşımın faytonla sağlandığı adada, ada sakinleri ve ziyaretçilerin en çok kullandığı taşıt ise bisiklet.
Vapur iskelesi çevresinde küçük, zevkli bir çarşı, sahil restoran ve cafeler arasında Büyükada’nın saat kuleli meydanına çıkanlar, çevreye hakim manzara karşısında anı fotoğrafları çekiyor.
2 bin yıllık tarihi ve Bizans, Osmanlı, Türk ve batı kültürlerinin sentezi, yaklaşık 900 adet tarihi eser köşk, dinsel yapıları, çam ormanları ile süslü Büyükada da yapılacak gezilerde, görülecek birçok eser bulunuyor.
Bahçeleri içinde görkemli köşkler, konakların yanı sıra Yörükali Plajı, Dilburnu Piknik Alanı, Aşıklar Yolu, Lunapark ve Viranbağ Gazinosu, Yücetepe Aya Yorgi Manastırı ve Kilisesi, Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı eski Prinkipo Palas olan Rum Yetimhanesi, yazar Reşat Nuri Güntekin’in yaşadığı ev, Troçki Evi, Fabiato Köşkü Büyükada Kültür Evi, Sultan II. Abdülhamit tarafından yapılmış olan Hamidiye Camisi, Hristos (Metamorfosis) Manastırı ve Kilisesi ve Aya Nikola Manastır ve Kilisesi, Aya Dimitri Kilisesi, Panayia Kilisesi, San Pacificio Latin Kilisesi, Aya Todori Şapeli Surp Asdvadzadzin Kilisesi, Hesed Le Avraam Sinagogu, Aya Fotini, Aya Paraskevi, Aya Konstantin, Aya Yorgi Ayazmaları, görülebilecek yerler arasında bulunuyor.
Türkler’in en yoğun olarak yaşadığı adalardan biri ve en çok yeşil alana sahip olan Heybeliada’da ise Deniz Lisesi, Harp Okulu ve senatoryum bulunuyor.
Büyükada’dan sonra ikinci büyüklükte olan adanın yüksek yerlerini Değirmen Tepesi, Ümit Tepesi ve Domuz Tepe oluşturuyor.
Sonradan müze haline getirilen İsmet İnönü’nün evi görülmesi gereken yerler arasında…
Heybeliada’nın arka yüzünde Ege ve Akdeniz’in kıyılarını aratmayacak güzellikte koylar bulunuyor.
Çam ağaçlarını denizle kucaklaştığı Çam Limanı ve Alman Koyu tekne ve yatların hafta sonu denize açılanların önemli huzur sığınaklarından sayılıyor. Doğal liman Çam Limanı, bol miktarda mezgit, istavrit, dil, kırlangıç, tekir gibi balıkların bolca tutulabildiği balık yuvası olarak tanınıyor.
Kınalıada, Burgazada ve Sedef Adası, daha sakin ve daha küçük olmalarına karşın sıcak ve samimi atmosferi ile tercih ediliyor. Piknik malzemeleri ile adaları ziyaret edenler, tüm adalarda çam ve çiçek kokuları arasında deniz havası alıp piknik yapabiliyor.
_______________________________________________________9

ve adada münzevî bir hayat süren baba…


Orada HD Fragman (There Trailer) from ikifilm on Vimeo.

http://www.ikifilm.com/tr/orada

Orada…

Huzurevine bırakılmış, kendini ölüme yatırmış bir anne; onun ölümünü öğrenip apar topar ülkesine dönüp, yıllardır görüşmediği kızkardeşiyle buluşan bir oğul; annesinin tüm yükünü üstlenmiş bir kız ve adada münzevî bir hayat süren baba… ORADA, paramparça olmuş işte bu İstanbul ailesinin hüzün dolu 24 saati üzerine bir film.
Dolunay Soysert, Sinan Tuzcu, Erol Günaydın, Füsun Erbulak ve Bahtiyar Engin’in rol aldıkları ORADA, Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun ilk filmi.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: