Gönderen: adalarpostasi | 27 Aralık 2010

ADALAR POSTASI-2534: gereği gereği gibi yapıldı…

* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:
7 Ekim 1906 Pazar günlü, Heybeliada sakinlerinden ve serseri takımından olup gezintiye çıkan islam kadınlarına uygunsuz hareketlerde bulunan ve halen Kartal’da mevkuf bulunan Liyonida veled-i Dimitri hakkında kanuni muamele yapılmasına dair…
* * *
ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, 22.12.2010.
* * *
ADALAR’da HAVA DURUMU:
27 Aralık 2010 Pazartesi
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Kuvvetli sağanak yağışlı
11-14ºC
% 83-94 nem
Keşişleme, G 22km/sa
Gündoğuşu 07:26… Günbatışı 16:42…
* * *
Cicely Mary Barker, The Holly Fairy.
* * *
1- Oya İslimyeli: “Gerek var mıydı?…”

2- Emine Çiğdem Tugay: “Gereği gereği gibi yapıldı…”

3- ‘Fıstık’ Ahmet Tanrıverdi: “Adalar Kent Müzesi’nin kuruluşundaki çalışmaları köstekliyenlere selam olsun…”

4- Esin Gedik: “Eski adı Prinpiko olan Büyükada’da düzenlenmiş ilk yelken yarışı…”

5- Ebru Eğinlioğlu: “Ada’da, evden atılmış ne kadar kap kacak, eski perde gibi bilimum ıvır zıvırı toplayıp dekor yaptığımız ve sokak tiyatrosu oynadığımız, oyundaki prense aşık olmuştum…”

6- Sessizliğin Sesi: “Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu ve ada sakinleri onlar için çok üzülüyor ve bizlerden bu konuda bir adım atmamızı istiyorlar…”

7- Yalçın Çelik: “Birinci biyolojik koridorda yani İstanbul liman hudutları Darıca Yelkenkaya, 9 ada içeride kalmak kaydıyla Yeşilköy, İstanbul Boğazı Karadeniz çıkışı üç mil açıkları dahil olta ile avcılık dışında derhal ava kapatılmalıdır. Burada önceden ilan edilerek para cezası değil doğrudan tekneye el koyma cezası uygulanmalı…”

8- Celal Karaca: “Belki bir hayırsever, belki bir Belediye çıkar da yaparsa diye yolluyorum…”

9- Eren Sagay: “Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle…”

10- Sinan Ufuk Nergis: “Neşe ve tutku dolu bir 2011…”

11- Leyla Pekin: “Nice mutlu yıllara… Sevgilerimle…”

12- Oya İslimyeli: “Tüm Adalıların yeni yılını kutlar, el ele, sanat ve neşe dolu sağlıklı günler dilerim…”

13- Sami Yılmaztürk: “2011 yılının sağlıklı, güvenli ve nitelikli çevrelerde barış ve esenlik içinde geçmesini diliyoruz…”

14- Ugo Antonio Corintio: “Bunu da yaptılar… İskelenin damına çıktılar…”

15- Hristofi Küçükandonyadis: ”Hadi Ahmet al şu bisikleti de beni de eve bırak…”

16- 50 metre erkekler sırtüstüde Kınalıada Su Sporları’ndan Berk Yomralıoğlu 26.43’lük derecesiyle 15 ve 16 yaşta, Alp Yomralıoğlu 26.53’lük derecesiyle 13 ve 14 yaşta yeni Türkiye rekorlarının sahibi oldular.

17- Adalar Müzesi Bülteni- Aralık 2010…

18- Adalar Belediyesi hoparlöründen: “Fayton tarifesi… Pilates dersleri başladı…” duyurulur!

19- Mükerrem Atıcı: “Bir arkadaşımın bana göndermiş olduğu maili sizlerle paylaşmak istedim. ADALAR POSTASI’nda bunu yayınlarsanız sevinirim…”

)O(
_______________________________________________________1
From: OYA İSLİMYELİ
Subject: GEREK VAR MIYDI ?!…
Date: December 21, 2010 11:45:28 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com
Gerek var mıydı?!…
Sevgili ADALAR POSTASI,
Adaların, el ele olmak isteyen, bu ayrıcalıklı kültür coğrafyasını korumak isteyenlerin Postası,
Sizlere bazen Adalar’da düzenlediğimiz etkinlikleri, bazen de paylaşmayı gönülden istediğim hikâyeleri ya da güzel, önemli bulduğum sanat haberlerini gönderiyorum.
Neden? Çünkü tüm Adalılar ve Adaseverler birlikte olsun, haberleşsin, bu sevda paylaşılsın, korunsun istediğim için… Ve çünkü herkesin en az benim kadar bu coğrafyayı sevdiğini, birlik ve huzur içinde yaşamayı tercih ettiğini düşündüğüm için…
Son yazımda yine istedim ki, iki güzel etkinlikten haberi olmayanlar haberdar olsun, gitmeyenler gitsin, izlesin, onur duysun bu topraklarda yeşeren, emek veren iki sanat insanından.
Haberim, bir önceki sayıda
[ADALAR POSTASI-2533 (21.12.2010) 
okuduğunuz ARA GÜLER ve GOMİDAS üzerineydi.
Peki sonuç nedir? Birlikte katıldığımız iki etkinliğin haberleriyle yolladığım fotoğraflardan Adalar Belediye Başkanı Sayın Mustafa Farsakoğlu’nun bulunduğu karelere yine taşlamalar ve e-bültene de böylesi önemli bir etkinlik haberinde bile atılan ”Dostlar alışverişte görsün,” başlığı…
Sorarım size, gerek var mıydı?… Böylesi iki güzel ve önemli etkinlik haberinde bile mutlaka Sayın Farsakoğlu’nu taşlamalarla gündeme oturtup, gündemin, bakışların yön değiştirilmesine gerek var mıydı?
Üzgünüm… Polemiğe asla girmeyeceğim ama etkinlik ve sanat haberlerini paylaşma şevkimi ben Adalar’da yaşadığım sürece asla kıramayacaksınız.
Tüm Adalıları saygıyla selamlıyorum.
Oya İslimyeli
_______________________________________________________2
Gereği gereği gibi yapıldı…

Sayın Oya İslimyeli,
“Son yazımda yine istedim ki, iki güzel etkinlikten haberi olmayanlar haberdar olsun, gitmeyenler gitsin, izlesin, onur duysun bu topraklarda yeşeren, emek veren iki sanat insanından,” edebiyatını bir kalemde geçelim zira 

YERSEN!

İSTANBUL 2010
AVRUPA KÜLTÜR (MANTARI) BAŞKENTİ’nde

öylesine çok kültür-sanat etkinliği seyretmekteyiz ki herbirimiz gördüklerimizden bir tekini dahi yazsak ADALAR POSTASI rotasından çıkıp bir başka alemde seyre çıkar şüphesiz! Oysa ki 9 Haziran 2010 tarihli talebiniz üzerine adresinize gönderilmekte olan ADALAR POSTASI’nın rotasının o günden bugüne yeterince  farkında olduğunuzdan hiç şüphemiz yok. Bu minvalde paylaşmış olduğunuz yazılar için de içtenlikle teşekkür ederiz. Amma ve lakin rica ederim samimiyeti böylesine sudan sebeplerle harcayıp da heba etmeyelim… Yeşim Salkım ile Adalar Belediyesi başkanı Mustafa Farsakoğlu’na dair ulusal basında yer alan haberlerin hemen akabinde halkla ilişkiler cin fikri-diliyle Adalar Belediye Başkanı-sanat ilişkisine vurgu yapmak gereği üstelik de Adalar’la kes kel âlâka bu haberi, Adalar’ın sayısız derdine dair sorumsuz sorumlulara ilgisiz ilgililere seslenmekten hâl olan ADALAR POSTASI’na göndermeniz, Adalar Belediyesi ve Başkanı’na dair bardağı taşıran son damla oldu haliyle… Adalar Belediye Başkanı ve eşi, baş danışmanı-meclis üyesi ve kültür-sanat koordinatörü İstanbul’da bir fotoğraf sergisinin açılış kokteyli akabinde bir de konsere gitmişler! İyi de bundan ADALAR POSTASI’na ne? Velhasılı melanur sorunuza bir başka açıdan yanıtla… Böylesi haberlere ‘gerek’ olmadığı gibi ADALAR POSTASI’nda ‘yer’ de yok aslında! 


Adalar’a dair asıl gündeme gelince… Adalar Belediyesi ve başkanına gönderilip de ‘Bilgi Edinme Kanunu’na dahi aldırmaksızın cümlesi itinayla cevapsız bırakılan arzuhallerimize, Sedefadası yeşil alanlarına gözünü diken, Büyükada sahillerini Terrace-Lido kisvesiyle kemiren imar canavarına, Adalılar’ın can güvenliğini dahi yok sayan mopur seferlerine, kaçak mopur iskelelerine, çığrından çıkan trafik canavarına, başıbozuk faytoncular, kaldırım haracı vesaire Adalar’ın Doğal ve Kentsel SİT Alanı bütününe mugayyir nicesi içler acısı hal vaziyete dair velhasılı bu ve benzer Adalar’ı ve Adalılar’ı doğrudan ilgilendiren Adalar Belediyesi icraatlerinden ne haber? Tabii biliyoruz ki tüm bunlar zat-i âlinizin ‘iş’i/’iştigal’i değil, uzun sözün özü Adalar Belediye Başkanı ve avanesinin ruznâmesi yerine ‘gönül’den emek verdiğiniz kültür ve sanat etkinliklerine dair her daim haberlerinizi bekleriz… 

Gerisi lâf-ı güzaf…

“Dostlar alışverişte görsün…” bir başka deyişle…



Ada sahillerinden sevgiyle selamlar,


ADALAR POSTASI adına

Emine Çiğdem Tugay

)O(

_______________________________________________________3









From: ‘FISTIK’ AHMET TANRIVERDİ
Subject: müze
Date: December 22, 2010 6:42:25 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Müze…

Pazartesi günü, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul etkinlikleri çerçevesinde Çatalca’da açılan Mübadele Müzesi’ne gittim. İnanın sevinçten ve kıskançlıktan gözlerim yaşardı. 2010 Ajansı, Lozan Mübadilleri Vakfı ve CHP’li Çatalca Belediyesi ortaklığıyla açılan müzenin mülk bağışçısı kimdi biliyor musunuz? MHP’den seçim kaybetmiş bir beyefendi. CHP’li Çatalca BELEDİyesi’nin kardeş ilçesi kimdi? MHP’li Beypazarı Belediyesi. Adalar Kent Müzesi’nin kuruluşundaki çalışmaları köstekliyenlere selam olsun…



_______________________________________________________4


Patronlar Dünyası, 26.12.2010
Esin Gedik


http://www.patronlardunyasi.com/yazar/Turkiye-nin-ilk-ruzgar-sevdalilari/5561


Türkiye’nin ilk rüzgar sevdalıları

Eski adı Prinpiko olan Büyükada’da düzenlenmiş ilk yelken yarışı. […] Türkiye’yi yelkenle tanıştıranların İstanbul’da yaşayan gayrimüslimler olduğu ve ilk yelken kulüplerini Prinpiko (Büyükada) ve Moda’da kurdukları biliniyor, buna karşın tek tük de olsa Türkler de vardı aralarında. Kayıtlara göre 1898 yılında Prinpiko Yacht Kulübü’nün düzenlediği ilk yarışı da ‘Afacan’ adlı yelkenlisiyle Faik Bey kazanmış. […]



_______________________________________________________5
Haber3, 26.12.2010

Ebru Eğinlioğlu



http://www.haber3.com/platonik-ask-olayi-106269y.htm


Platonik aşk olayı

[…] Biraz daha büyüdükten sonra, Büyükada’ da yazları bisiklete binerken, sürekli üstüne uçtuğum muhtarlığın, camını kırdıktan sonra, yardımıma koşan, falanca restaurant’ın sahibinin oğlu vardı. Ona platonik olarak aşık olmuştum. Yazları birlikte bisiklete biner, deli gibi yarış yapardık. Vay be….

Sonra yine Ada’da, evden atılmış ne kadar kap kacak, eski perde gibi bilimum ıvır zıvırı toplayıp dekor yaptığımız ve sokak tiyatrosu oynadığımız, oyundaki prense aşık olmuştum. Çocukcağız pek bir çirkindi, ağzındaki dişlerinin öndeki ikisi dökülmüş, geridekilerde aralıklı olarak kalmıştı. Sürekli burnunu çekerdi.

Ama işte prens olmuştu ya, bende belli bir karizma havası yaratmıştı. Benim anlamadığım, o şişko halimle beni nasıl prenses yaptıklarıydı.

Her neyse demek ki, büyüyünce güzel olacağımı anlamışlar o zamandan diyelim bari…..

Tabii bu arada bana da platonik olarak aşık olanlar vardı hani.

Bir tanesi, annemin arkadaşının oğluydu. Çocukcağız beni görünce heyecandan dili tutulur kekelemeye başlardı. Ben de tam tersi iki kelimeyi bir türlü bir araya getiremiyor diye çok kızardım. Çocuk egoizmi işte, şimdi o halinin aslında ne kadar değerli olduğunu anlıyorum. Ama o zaman müthiş kızardım.

Bir gün yine öğlen vakti annesiyle bize gelmişler, annemde bize ayrı yemek masası hazırlamış, başına ikimizi oturtmuştu, sanki romantik bir öğle yemeği yiyor gibi olduk. Bu duruma fena halde canım sıkılmıştı. Çocuk bir de; Hadi birbirimizin gözüne bakarak ayran içelim demez mi? Döküverdim ayranı üstüne. Rahatladım…. […]





_______________________________________________________6


From: MEHMET GÖZGÜCÜ
Subject: Güzin Abla
Date: December 24, 2010 4:17:16 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Hürriyet- Kelebek, 24.12.2010
Güzin Abla/ Feyza Algan

[…]
Atlara eziyet edilmesine ada halkı da tepkili
Adalardaki atlar, para uğruna eziyet ve işkencelere maruz bırakılıyor. Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu ve ada sakinleri onlar için çok üzülüyor ve bizlerden bu konuda bir adım atmamızı istiyorlar. Tüm hayvanseverleri yardıma çağırıyoruz.
[…]



_______________________________________________________7

Haberler.com, 26.12.2010


İstanbul Balıkçılık Kurultayı

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Bayram Öztürk, ‘Denizlerimiz kendi kaderine terk edildi. Orkinos, uskumru, kılıç balığı çoktan bitti. Kalkan balığını Romanya’dan Ukrayna’dan ithal ediyoruz. Şimdi sıra lüfere geldi’ dedi.

Öztürk, TÜDAV ve Sarıyer Belediyesinin birlikte düzenlediği İstanbul Balıkçılık Kurultayında yaptığı konuşmada, denizlerin kendi kaderine terk edildiğini belirtti.

Bayram Öztürk, ‘Orkinos, uskumru, kılıç balığı çoktan bitti. Kalkan balığını Romanya’dan Ukrayna’dan ithal ediyoruz. Şimdi sıra lüfere geldi. Bu sene kimse lüfer yiyemiyor. Neden? Çünkü balık daha çinekop iken avlanıyor. Böyle giderse diğer balıklarımızın akıbeti, lüferin de kaderi olacak’ dedi.

Yalnız lüferin değil istavrit, Tekir, barbun ve istavritin de her geçen gün daha büyük tehlike altında kaldığını ifade eden Öztürk, sorunların çözümü için balık fiyatlarını regüle edecek bir kurum kurulmasını, balıkçı tekneleri ve ağların daha iyi denetlenmesini, Marmara ve Adalar civarında deniz koruma alanları kurulmasını, arıtma tesislerinin yaygınlaştırılmasını önerdi.

Yıllardır eleştiri ve önerilere kulak tıkandığını savunan Öztürk, şunları kaydetti:

‘Aşırı ve denetimsiz avcılık sürerse bir süre sonra hamsiyi 10 liraya yediğimiz bugünleri bile aracağız. Marmara Denizi ve Boğazlar balıkların göç yeri ama biz Kız Kulesi’nde Salı Pazarı’nda gırgırlarla ağ çeviriyoruz. Marmara’da troller fink atıyor. Üzülerek söylüyorum bu gidişle denizlerimizde numunelik balık kalacak. Nasıl şimdi hayvanat bahçesinde gidip hayvanları seyrediyorsak on yıl sonra büyük akvaryumlara balık seyretmeye gideceğiz. Balıklarımız, balık stoklarımız tükeniyor.’

– ‘BALIKÇILARA Kdv İNDİRİMİ VERİLMELİ’-

Türkiye Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birlik Başkanı Ramazan Özkaya ise Tarım Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün kurulması gerektiğini söyledi.

Balıkçıların barınak, kredi, teşvik sorunları olduğunu belirten Özkaya, balıkçılara Kdv indirimi verilmesini istedi.

Çinekop avlanmasıyla ilgili balıkçılara tepki gösterilmesini de eleştiren Özkaya, ‘Şu andaki tebliğ 14 santime müsaade ediyor. Balıkçı devletin kendine verdiği hakkı kullanıyor. Elbette bu tebliği değiştirmek zorundayız. Ama bu tebliğ değişene kadar balıkçı o boyuttaki balığı avlayabilir’ dedi.

45 yıldır Bostancı sahilinde balıkçılık yapan Baba Yalçın lakaplı Yalçın Çelik de, ‘Yalnız mavi ormanın son kralı lüfer yetmez, uskumrumuyu da geri istiyorum. Türkiye karasularında gırgırın ışıkla avına derhal son verilmeli. Birinci biyolojik koridorda yani İstanbul liman hudutları Darıca Yelkenkaya, 9 ada içeride kalmak kaydıyla Yeşilköy, İstanbul Boğazı Karadeniz çıkışı üç mil açıkları dahil olta ile avcılık dışında derhal ava kapatılmalıdır. Burada önceden ilan edilerek para cezası değil doğrudan tekneye el koyma cezası uygulanmalı’ dedi.

Toplantıya ev sahipliği yapan Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç de balıkçılıkla ilgili sorunların bir an evvel ülkenin gündeminde tartışılması gerektiğini belirtti.

Genç, ‘Benim ilçemde balıkçılıktan geçinen binlerce insan var. Tekneler borç içinde, balıkçıların sosyal güvencesi yok, insanlarımız ise pahalı balık yiyor. Biz yerel yönetimler olarak tüm kesimlerin bu toplantıda bir araya getirilmesine katkı sağladık’ dedi.

(FM-NER-ABK) – İSTANBUL (Anadolu Ajansı) 26.12.2010 16:01[2438560]


_______________________________________________________8

From: CELAL KARACA
Subject: Adalarımıza balık yuvaları
Date: December 23, 2010 10:25:00 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Bir yazı okudum. ADALAR POSTASI’yla paylaşmak istedim.
İlginizi çekerse bölüm bölüm yayınlayın.
Belki bir hayırsever, belki bir Belediye çıkar da yaparsa diye yolluyorum.

Saygılar,

Celal Karaca

* * *

Niçin yapay barınak? Nereye yapay barınak?

Deniz canlılarına sığınmak, yerleşmek olanağı sağlayacak yaşam ortamları oluşturan veya üretimlerini arttırmak amacıyla oluşmuş ortamlarını korumak amacı güden deniz zeminindeki doğal veya yapay barınaklar, birçok batı dilinde olduğu gibi Türkçede de Arapça ‘deniz içindeki kaya ya da kayalar topluluğu’ anlamındaki ‘el rasif’den türeme bir ad olan ‘resif’ olarak anılmaktadır. Bu bağlamda ‘yapay resif’ denilince ise, duyarlı ekosistemlerin korunması ve balıkçılığın geliştirilmesi amacıyla kaynakların üretimini arttırmak ve desteklemek için tasarlanıp deniz zeminine yerleştirilen sucul canlılara özel ‘yapay barınaklar’ anlaşılmaktadır.

Deneyimleriyle batık gemilerin, sabit ya da yüzer deniz yapılarının üzerinde, kayalıkların çevresinde bolca balık bulunduğunu bilen balıkçılar yapay barınak kurmak üzere pek çok ülkede korunması, üretilmesi amaçlanan türlere göre tasarlanmış ve üretim malzemesi seçilmiş (pişmiş toprak, kaya, beton, çeşitli metaller, plastik, vb.) yapay barınakların denize yerleştirilmesi yaklaşık iki yüz yıldır uygulanan bir yöntemdir.


Kuşadası yapay resif meteryalleri


NİÇİN YAPAY BARINAK?

Yapay barınak uygulamalarının yöresine özgü gerekçeleri olduğu gibi, genel olarak aşağıda sıralanan amaçlar güdülmektedir:

• Soyu tükenmekte olan, önemli deniz habitatlarını korumak
• Yavru balıkların beslenmesi ve barınması için uygun alanlar yaratmak
• Istakoz, böcek ve ahtapot gibi habitat-bağımlı türlere habitat sağlamak
• Amatör balıkçılık ve dalış turizmini geliştirmek
• Küçük balıkçılık takımlarının (uzatma ağı, parakete, vb.) verimini arttırmak
• Duyarlı ekosistemlerin ve bozulmakta olan popülasyonların korunmasında ve
geliştirilmesinde etkinliği arttırmak
• Yasadışı balıkçılık etkinliklerini engellemek
• Yetiştiricilik etkinliklerinde yeni yerleşim alanları katkısı sağlayacak deniz
bitkileri ve kabukluları yönünden deniz faaliyetlerini arttırmak
• Kıyıların doldurulması sonucu kaybolan habitatları dengelemek
• Bilimsel araştırma yapmak

Adana-Yumurtalık resif materyalleri

NEREYE YAPAY BARINAK?
Yapay barınakların yerleştirilebilecekleri zonun seçimi yukarıda sayılan amaçlara erişmenin yaşamsal bir aşamasını oluşturmaktadır.

Bu aşamada bilimsel, teknik bilimsel, sosyal, hukuksal pek çok etmenin uzlaştırılması gerekecektir.

Birbirleriyle çatışma içinde olacak bu etmenleri uzlaştırıcı aşağıdaki bazı öneriler deneyimlerin ışığında geliştirilmiştir:

• Yörenin zemin karakteristiği saptanmalı; akıntıyı, dalga ve gel-git hareketliliği irdelenmelidir
. Barınak zonlarının seçiminde sert zeminin üzerinde kumlu, kavkılı sedimanlar bulunan yöreler yeğlenmelidir. Bu bağlamda zonun eğimi de önem taşımaktadır. Genelde en çok 30°’lik eğime sahip zeminler uygun varsayılmaktadır.
• Barınak zonunun işlevini tam olarak yerine getirebilmesi için yeterince büyük olması gerekir.
Ancak bu büyüklük yöredeki hidrolojik koşulları değiştirmemeli ve mevcut deniz trafiğine de engel olmamalıdır.
• Yapay barınak zonlarının konumlarının planlanması aşamasında ilgili makamlarla, yörede etkinlik gösteren amatör ve profesyonel balıkçılarla, yetiştiricilerle, turizmcilerle ve yerel yöneticilerle iletişim içinde olunmalı, barınak yerleştirildikten sonra ise yeri konusunda yukarıda anılan kullanıcılar ve ilgililer bilgilendirilerek yeri bir işaret şamandırası ile belirlenmelidir.
• Barınak zonları için kirlenmemiş yöreler seçilmeli, deniz suyunun bulanık olmamasına dikkat edilmelidir.
• Bloklar daire, yarımay, birbirine dik veya belli bir eğimle birleşen hatlar üzerinde ve gün ışığından en iyi yararlanmanın sağlanması için kuzey-güney doğrultusunda yerleştirilmelidir.

NASIL BİR YAPAY BARINAK TASARIMI?
Bilindiği gibi, mühendislik tasarımlarının temelinde belli bir ekonomik ömür içinde işlevlerini yerine getirmeleri istenen yapı üzerindeki ortam etkilerini kestirebilmek yatar. Özellikle deniz ortamında yapı üzerindeki etkiler çok çeşitli, değişken ve birbirleriyle etkileşim içindedir: su derinliğine bağlı hidrostatik yükler, dalgalar, akıntılar, rüzgarlar, gel-gitler nedeniyle etkiyen dinamik yükler, zemin yükleri, vb.
Yine tasarımın en önemli unsurlarından biri de malzemedir.

Dünyadaki yapay barınak uygulamalarında kullanılan malzeme çeşitlilik sunmaktadır:
Pişmiş toprak, cam takviyeli plastik, pvc borular, kaya blokları, hurda yapılar (otomobil, gemi, otobüs, vagon, vb.) Bunların içinde hurda yapılar denizin korozif etkisiyle ayrıştıkları için ömürlerinin kısa oldukları ve bu yapılarda bulunan metalik yağlar denizel ortamın kirlenmesine neden oldukları için uygun bulunmamaktadır.

Barınak malzemesi olarak denizel çevreye olumsuz etkisinin uygulanabilecek diğer malzemelere oranla yok denecek kadar az ve ömrünün uzun olması nedeniyleriyle betonun birçok uygulayıcı tarafından yeğlendiği burada belirtilmelidir. Yapay barınak zonlarının deniz ürünleri potansiyelini uzun vadede arttırmada katkılarının olacağı görüşünü benimseyen ve resiflere ilişkin uygulamaların yüz yılı aşkın süredir yapıldığı Japonya’da bu yapıların malzemesinin beton olmak koşulu Japon tarım ve Balıkçılık Bakanlığı tarafından, “Kıyı Balıkçılığı ve Balıkçılık Zonunun Zeminini Geliştirme Kanunu” çerçevesinde getirilmiştir.

Bununla birlikte beton, davranışı nispeten belirsiz bir yapı malzemesidir. Betondan deniz yapılarında yaralanma iki bin öncesine, Eski Yunan ve Roma dönemlerine kadar uzanır. Bu zaman ölçeği içinde betonun davranışlarıyla ve işleyişiyle ilgili tasarımlara yön verecek uygun yaklaşımların ancak yakın zamanda gerçekleştirilmiş olmasına karşın hala yanıtsız birtakım sorularla karşı karşıya kalınmaktadır.

Beton malzeme kullanılarak üretilen yapay barınakların bir birim barınak elemanının tasarımının belirleyici etmenlerine ilişkin ve deneyimlerimizin de yardımıyla şu noktalara dikkat çekilebilir:

• Betonun döküm olanakları
• Barınakların yerleştirilecekleri yöreye taşıma olanakları
• Barınakların deniz dibine yerleştirilme olanakları
• Deniz dibinin zemin yapısı
• Oluşturulacak barınak için üst üste gelecek birim barınak elemanlarının taşıyabileceği statik yük
• Sığ alanlarda, deniz zemininde belirgin olarak hissedilen dalga yükleri
• Kayalarla ve iyi yerleşmemiş diğer birim barınak elemanlarıyla çarpışmadan doğacak yükler
Bu etmenler göz önüne alınarak tasarlanacak birim barınak elemanı,
• Dönmeyi önleyecek açıklıklı ve düz bir taban yapısına sahip,
• Su hareketlerinden daha az etkilenmeyi sağlayacak yan açıklıklı,
• Su hareketlerinden doğabilecek türbülansı giderecek ve canlıların kolay tutunabilmesine elverişli ortam sağlayacak irregüler yüzeyi sahip,
• Denge bakımından olumluluk için ağırlık merkezi mümkün olduğunca aşağıda yer alan,
• Gelen yükleri iyi dağıtabilecek ve kırılmayı önleyecek yumuşak eğimlere sahip,
• Ekonomiklik için kalıp maliyeti düşük ve dolayısıyla kolay dökülebilecek form özelliklerinde olmalıdır.

Günümüzde başta Fransa olmak üzere birçok Akdeniz ülkesinde, denizlerde aşırı avcılığı önlemek, soyu tükenme tehlikesi içindeki sucul organizmaları korumak, ekonomik değeri olan canlı deniz kaynaklarının kendilerini yenilemelerini sağlamak, denizin kendini temizlemesi yoluyla ekolojik direncini arttırmak yoluyla kirlenmeye karşı korumak amacıyla oluşturulan deniz parklarının ve deniz koruma alanlarını sayısı hızla artmaktadır.

Ülkemizde de halen Orman Bakanlığı’na bağlı üç milli park ve Çevre Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nca 1988-90 yılları arasında saptanarak korumaya alına on iki Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin çoğu denizel alanları da koruma statüsü içine almıştır (Foça/İzmir, Gökova/Muğla, Datça-Bozburun/Muğla, Fethiye- Göcek/Muğla, Göksu Deltası/İçel).

Türkiye’deki koruma alanlarından birine yurtdışındaki benzerlerinin çoğunda uygulanmış olan yapay barınaklar yerleştirilmesi işlevinin ilk örneği “Sucul Ortama Bırakılabilecek Yapay Barınaklar Üzerine Bir Araştırma” adlı projeyle Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nce gerçekleştirilmiştir.

Bu çalışma kapsamında tasarımı ve yapımı enstitü tarafından gerçekleştirilen otuz yapay birim barınak Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde, 15-20 metre derinliklere yerleştirilmiştir.
Söz konusu çalışmanın başlıca iki amacı söz konusudur:

– Akdeniz’de soyu tükenmek tehlikesiyle karşı karşıya kalan deniz çayırlarının (Posidonia oceanica L.) zemin sürtücü ve tarayıcı av araçlarına karşı korunmasını sağlanmak ve bu canlı topluluğunu izlenmek.

– Yapay barınaklar üzerinde deniz canlılarının yerleşiminin enstitü tarafından düzenlenecek programlar ve akademik çalışmalarla izlenebilmesi için altyapıyı hazırlanmak ve bu barınakların üretkenlik fonksiyonları ile gıda zincirine olan katkılarını belirlenmek.

Burada anlatılan çalışmayla oluşturulan yapay barınak zonunda gerçekleştirilen periyodik gözlemlerle, yörede ekolojik çeşitlilik artışının, sesil organizmalara açısından yeni bir biyokütle yaratımında ve bu yöreye yakın alanlardaki avcılık oranlarında nitelik ve nicelik olarak bir artış olmuştur.

Özellikle ekonomik değeri olan midye ve istiridyelerin geliştiği, ahtapot ve kalamarların yuvalandığı ve yumurtalarını bıraktıkları gözlenmiştir.

Dünyanın pek çok yerinde, çeşitli şekillerde ve boyutlarda oluşturulan resif zonları denizel canlılara yerleşme, barınma ve üreme olanağı sağladığı gibi yörenin zemin tarayıcı av araçlarına karşı korunmasını sağlamakta ve böylece denizde yeni, üretken sahaların oluşmasına yardımcı olmaktadırlar. Ancak resif zonlarının gerçekleştirilmesinde uzmanlarca belirlenmiş ekolojik, hukuksal, sosyal ve teknik kriterler göz önüne alınmalıdır.

Ülkemizi çevreleyen denizlerde Uzakdoğu ülkelerinde, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da olduğu gibi büyük ölçekli resif zonu oluşturulması yönünde çalışmalar yapılmamıştır.

Ancak balık stoklarını ve nesli tükenmekte olan türlerin korunması, bunlara kendini yenileme fırsatının verilmesi, kıyı zonunda yeni üreken sahaların yaratılıp amatör balıkçılığa açılması gibi çeşitli ekolojik, ekonomik ve rekreatif nedenlerden dolayı bu zonların denizlerimizde yaygınlaştırılmasında büyük yararlar görülmektedir.

Çoklu disiplinli bir çalışma grubunun kurulmasını gerektiren yapay barınak zonlarının oluşturulması çalışmalarında yaratıcı yaklaşımlarla çeştili modüllerin oluşturulmasına katkıda bulunacak deniz teknik bilimcilerinin yeralmaları önemli bir gereksinim olarak kendini göstermektedir

Yapay resif çalışmaları, son yıllarda uygulama alanı, tasarım, malzeme seçimi, yerleştirme teknikleri, stabilite hesapları, çevresel ve biyolojik koşullara göre planlama gibi değişik disiplinlerde sürekli bir gelişim sürecine girmiştir. Özellikle yapay resif inşası öncesi kullanım amacına uygun malzeme seçimi ve tasarımı önemli bir konu haline gelmiştir. Ekonomik kaybın önlenmesi, çalışmalar sırasında insan güvenliğinin sağlanması, yerleştirme özelliklerine cevap vermesi, çevreye zarar vermemesi ve biyolojik etkisinin en üst düzeyde olabilmesi için uygun malzeme kullanımı ve en iyi tasarımın yapılması şart olmuştur.

Yapay resiflerin doğal ortamdaki başarısı ortaya kondukça, farklı amaçlar için değişik boyut ve malzemeler kullanarak resif inşa edilmesine dünya genelinde hız verilmiştir. Yapay resif inşasında, yapısal özellikler, dayanım, şekil ve boyut, kullanılan malzemenin dayanımı ve özellikleri gibi birçok faktör önem kazanmıştır. Yapay resif malzemeleri emniyet, güvenirlik, işlevini yerine getirme ve ekonomik olma özelliklerini de kapsamalıdır. Resif uygulamalarının çok eskiye dayandığı Japonya’da, bu nitelikler devlet tarafından belli standartlara getirilmiştir. Malzemenin en az 30 yıl ömre sahip olması, toksik maddeler içermemesi, resif-malzeme ilişkisine bağlı, yerleştirme alanında balık cezp etme yeteneğinin en az 1 yıl içinde ortaya çıkarılması ve işlevinin tespiti sağlanmalıdır. Tüm yapay ortam uygulamaları ekonomik açıdan kazançlı olmalıdır.

Birincil Malzemeler

Beton
Yapay resif üretiminde çimento, çeşitli kayalar ve tozları, agregalar gibi mineral kökenli malzemeler kullanılmaktadır (Tablo 1). Yapay resifler son yıllarda yoğun olarak çimentodan üretilmektedir. Çimento, belirli oranlarda su, kum ve agrega ile karıştırılıp beton elde etmek için ahşap veya metal kalıplara dökülür. Stabilitenin artması için yapı çeliği donatı olarak kullanılmaktadır. Betondan yapılan tek bir yapay resif birimine “yapay resif bloğu” adı verilmektedir. Kalker ve kilin belli oranlarda karıştırılıp, pişirilmesi sonucu elde edilen çimento, silikat ve alüminatlarla bağlayıcı özellik kazanmıştır (Baradan, 1992). Ülkemizde üretilen Portland çimentosunun içerdiği maddeler; Kireç (CaO) %63-67, Silis (SiO2) %20-25, Alümin (Al2O3) %5-9, Demir oksit (Fe2O3) %2-4, Magnezi (MgO) %0.5-3, Kükürttrioksit (SO3) %1-2 ve diğer maddeler %0.5-2 oranındadır (Baradan, 1992). Normal Portland çimentosunun (NPÇ) analizinde diğer göre %0.7 K2O ve %0.28 Na2O olarak saptanmıştır.

JPFA (Japon Kıyı Balıkçılığı Destekleme Kurumu) standartlarında beton bloklarda kullanılacak su-çimento oranları ve agrega boyutları 28 günlük maksimum dayanım bazında verilmiştir. Bölge koşullarına göre, kıyıdan uzakta, su-çimento oranı %60, maksimum agrega boyutu 40-50 mm ve maksimum 28 günlük dayanım 160 kg/cm2, kıyıya yakın bölgede, su-çimento oranı %55, maksimum agrega boyutu 40-50 mm ve maksimum 28 günlük dayanım ise 180 kg/cm2 olarak hesaplanmıştır.

Beton malzeme denizel çevreyle uyumlu, dayanıklı, sağlam ve uzun ömürlüdür. Temin edilmesi kolaydır ve sorun yaratmadan, çeşitli tasarımlarda dökebilme esnekliği vardır. Ayrıca prefabrik blokların geliştirilmesi için uygun bir malzemedir. Yapay resif projelerinde maliyeti azaltmak için betonun içine dolgu ve katkı maddesi olarak çeşitli malzemeler (moloz, parçalanmış lastik, çamur, kül vb.) konabilir.

Beton resif üretiminde çelik kalıpların iç yüzeylerine yapıştırılan ve bir süre sonra beton tarafından absorbe edilen FeSO4.7H2O (demir sülfat) kristalleriyle algal oluşumun hızlanması ve yüzey yoğunluğunun artırılması amaçlanmıştır. TERRAX tabaka adı verilen kristal yapılar metal kalıplara yapıştırılmadan kalıplar iyice temizlenmektedir. Aynı işlem demir sülfat içeren bir emülsiyonun beton resif yüzeyine pülverize edilmesiyle de uygulanmaktadır. Elde edilen verilere göre, yüzeyden 500μm tabakalara kadar dağılan sülfür ve demirle, 50μm kalınlığında amorf demir oksit tabakaları yüzey ve yüzeye doğru şekillenmiştir. Ayrıca demir oksit tabakasından sonra kalsiyum oksit oluşmuştur. Bu maddelerin uygulandığı resif bloklarında alg üremesi ve gelişimi hızlanmış ve bu da balık cezbetme işlemini teşvik etmiştir.

Ülkemizde yapılan yapay resif uygulamalarında beton bloklar kullanılmıştır. Urla, Çeşme, Ürkmez, Gümüldür, Gülbahçe, Kırdeniz, Foça, Zonguldak ve Marmaris’te yapılan çalışmalarda farklı tasarımlara sahip resif blokları denize indirilmiştir. 0.6-2 m3’lük hacim ve 0.5-1.5 ton arasında ağırlığa sahip beton bloklar üretilmiş ve yaklaşık 10.000 m3’lük bir hacme ulaşılmıştır (Şekil 2) (Lök ve diğ., 1999; Düz bastılar ve diğ., 1999). Bu çalışmalarda ahşap ve metal saç kalıplar kullanılmıştır. Ahşap kalıplarda dökülen blokların şekil ve ölçüleri birbirlerinden farklı ve yüzeyleri pürüzlüdür. Pürüzlü yüzey organizmaların tutunmaları için daha uygun olsa bile, metal kalıplarda yapılan üretim daha kalitelidir

Beton, omurgasızlar ve balıklar için besin ve barınma alanları sağlayan, fouling organizmaların yerleşmesi ve büyümesinde uygun bir yüzey ve habitat oluşturur. Ağır ve hacimli olması, hareket ettirme ve nakliye işlemlerinde ağır iş makineleri gerektirir. Beton karışımında kullanılan malzemeler kum, çakıl, moloz, çimento gibi küçük partiküller halindedir. Bağlayıcı çimentonun parçaları bir arada tutması, akıntı, dalga gibi su hareketlerine karşı dayanıklı olması gerekmektedir. Servis ömrü uzun olsa da, çimentonun bağlayıcı özelliğinin zamanla kaybolması bir arada tuttuğu parçaların dağılmasına sebep olacaktır.

Doğal Kayalar
ABD’de 1958’den beri Kaliforniya Eyaleti’nde Balık ve Av Bölümü, kayaları kullanarak resif inşa etmişlerdir. Kayalardan yapılan resiflerin prefabrik beton resif blokları ve çeşitli araçlarla (otobüs, troleybüs vb.) karşılaştırıldığında, balık cezbetme etkinliği açısından, beton bloklardan sonra gelmektedir. Florida Eyaleti’nin farklı bölgelerinde 270-2500 ton arasında değişen miktarlarda, taş ocaklarından çıkartılan kireçtaşları resif yapımında kullanılmıştır. Benzer uygulamalar Maryland ve Mississippi Eyaletleri’nde de gerçekleştirilmiştir. 1992 yılında, volkanik bazalt kayaç yığınlarından oluşan, yaklaşık 125 ton blok şekilli yapay resif, Hollanda’nın Noordwijk kıyılarında 8.5 km açığa bırakılmıştır.

Yapay resif oluşturmak için kaya kullanma nedenleri; ucuz olması, kolay işlenebilmesi, etraflarındaki oyulmayı ve sedimentasyon taşınmasını azaltmalarıdır. Kaliforniya’da yapılan bir çalışmada, yapay kaya resifleri, doğal kaya resifleri ve deniz çayırları habitatı arasında balık yoğunluğu karşılaştırılmıştır. En yüksek yoğunluk, yapay kaya resiflerinde bulunmuştur. Proje yürütücüleri bu malzemenin balık cezbetmede ve fouling organizmalarının yerleşmesinde çok başarılı olduğunu ifade etmişlerdir. Yapay resif yapımında kireçtaşları, CaCO3 içermekle beraber çevreye uyumlu kabul edilmektedir. Bu malzemeler yüksek yoğunluğa sahiptir ve çok kötü koşullar dışında, resif alanında sabit kalırlar. Kayalar dayanıklıdır ve servis ömürleri çok uzundur. Ancak taş ocağından satın alındıktan sonra nakliyesi zor ve maliyetlidir. Yerleştirme yapılırken özel vinçler kullanılmalı ve tabanı açılan gemilerle zemine boşaltma yapılmalıdır

Metal
Japon araştırıcılar özellikle demir-karbon alaşımlarından yapılan özel olarak tasarlanmış yapay resiflere “yapay resif modülü” adını vermiştir (Şekil 3).

Yapay resif yapımında, istiridye, midye ve alg yetiştiriciliği için metal kafes adı verilen yapılar kullanılmaktadır. Bunun yanında yaygın olarak yapılan beton resif bloklarında, yapısal bütünlüğün ve dayanımın artırılması için çelik kullanılmaktadır. Yasadışı trol avcılığının önlenmesi için tasarlanan anti-trol resiflerinde ağın takılması ve zarar görmesi için çelik profiller betonun dışına çıkacak şekilde yerleştirilmektedir.

Betonda donatı olarak veya tek başına kullanılan çelikler farklı özellikler taşırlar. Genellikle donatı çeliği için, yapı çeliği (S ve P %0.050-0.065) kullanılır. Resif modülü sadece metalden oluşacaksa, elektro-kimyasal korozyona dayanıklı olan paslanmaz çelik (%0.08-0.25 C, %1 Si, %2 Mn, %16-26 Cr ve diğ., S, P, Ni, Mo) kullanılmalıdır. JPFA standartlarına göre, deniz suyuna maruz kalan çelikteki elektro-kimyasal korozyon, kıyıdan uzakta, yüksek su seviyesinin üzerinde 0.3 mm/yıl, deniz zemini ve yüksek su seviyesi arasında 0.1 mm/yıl, deniz zeminine gömülü ise 0.03 mm/yıl olarak, kıyıya doğru, havaya yakın 0.1 mm/yıl, su seviyesinin üzerinde 0.03 mm/yıl ve su seviyesinin altında 0.02 mm/yıl olarak hesaplanmıştır.

Japonya’da çelik modüller ve küp şekilli beton resif üniteleri arasında Crustacea ve Polychaeta yoğunluğuna bağlı yapılan karşılaştırmada, çelik malzemeden yapılan resiflerin balık türlerindeki birim av gücü, beton resiflerin 2.6 katı bulunmuştur. Japonya’da TR55 çelik beton resif modüllerinin yerleştirilmesinden (1992) 5 ay sonra, uzatma ağları ile yapılan 6 örneklemeden ikincisinde, 25.16 kg av miktarı elde edilmiştir (Şekil 4).

Bu araştırmada 8 ayrı balık türü ve 41 birey (1 pelajik, 7 demersal tür) tespit edilmiştir. Ağustos-Eylül 1993 arasında yapılan bir araştırmada, 1.5×1.5×1.5 m3’lük beton blok ile TR55 modülü arasındaki uzatma ağları ile yapılan karşılaştırmada, metal modüllerde 13.2 kg, beton bloklarda ise 6.39 kg av miktarı kaydedilmiştir. TR8 adı verilen diğer bir modül, 1992’de yerleştirilmiş ve 1 yıl sonra, 2 kişi tarafından yapılan olta balıkçılığında (toplam 7 saat, 8:00-10:00 arası, ilk örnekleme) 38.2 kg/kişi av miktarı elde edilmiştir. 13 ay sonra aynı modülde (toplam 7 saat, 12:30-17:30 arası) 36.9 kg/kişi av miktarına ulaşılmıştır. Bu modüllerde yerleştirmeden 2 yıl sonra tabanda oluşan gömülme 2-5 cm ile sınırlı kalmıştır .

Plastik
Yapay resif yapımında plastik malzemelerin kullanımı bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır (Şekil 5).

Bunlardan biri modül yapımında kullanılan vinilklorürün polimerleşmesi sonucu elde edilen ve özgül ağırlığı 1.39 civarında olan PVC’dir. Malezya’da 10 cm’lik PVC borularla 18 m derinlikte resif kompleksleri oluşturulmuştur. PVC modüllerin özellikle primer fouling organizmaların yüzeye yerleşmelerini hızlandırdığı ifade edilmektedir. Mikroorganizmaların resife tutunabilmeleri için, yüzeyleri oluklu ve tırtıklı bir yapıya sahiptir. Küçük balık bireylerinin ve crustacea’ların barınma ve yerleşmesine izin verir. Resif yüzeyinin kalkerleşmesi ve fouling organizmaların homojen olarak dağılımı plastik modüllerde gözlenmiştir. Plastik resiflerde bölmeler, pencereler, delikler yapmak ve istenen tasarımı gerçekleştirmek üretim teknolojisi açısından daha kolaydır. PVC modüllerle 2500-130.000 m3’lük resif alanları yaratmak mümkündür. Birbirinden bağımsız, üçgen profilli üniteler bir araya getirilerek resif kompleksi oluşturulmaktadır. CTP (cam takviyeli poliester) yapay resif olarak kullanılan diğer bir plastiktir. CTP ve PVC modüllerde özgül ağırlıkları nedeniyle, özellikle fırtınalı havalarda ve balıkçı donamlarının takılması sonucu devrilme ve stabilite problemleri ortaya çıkmıştır.

1996 yılında İtalya’da 11 m derinliğe küre şeklinde polietilen (PE) resif modülleri yerleştirilmiştir. 4 m çapında, 149 m2’lik yüzey alanına sahip resiflerin hacmi 33.5 m3 ve ağırlığı ise 280 kg’dır. 8 ay süresince toplam 800 kg midyenin (Mytilus galloprovincialis) PE modüllerin yüzeyin kapladığı gözlenmiştir. 1998 yılında 450 m2 alan, 483 m3 hacim ve 1000 kg ağırlığa sahip küre ve yarı küre 2 resif modülü kombinasyonu balık cezbetme amaçlı kullanılmıştır. PE malzemenin bulunduğu ortamda diğer maddelerle reaksiyona girmemesi nedeniyle bazı özel uygulamalarla organizmaların yüzeye tutunmaları sağlanmaktadır.

Sonuç ve Öneriler
Japonya resif inşa standartlarına sahip tek ülkedir. İlk kapsamlı tasarım kılavuzu 1978 yılında Kıyı Balıkçılığını Geliştirme Programı (Coastal Fisheries Development Program, CFDP) kapsamında Yapısal Tasarım Kılavuzu olarak hazırlanmış ve 1984’te genişletilmiştir. Japon Kıyı Balıkçılığı Destekleme Kurumu (Japan Coastal Fisheries Promotion Association, JCFPA 1984) çelik yapay resif için 1982’de 98 sayfa, planlama şartları için 1986’da 1184 sayfa ve yapay resif tasarımı için 1989’da 398 sayfa içeren kılavuzları düzenlemiştir. Tüm proje sahipleri Japon hükümetinden para yardımı alarak, hazırlanan bu kılavuza uygun resif projeleri üretmiştir. Kılavuzlar önemli deneyimlere dayanmaktadır ve halen tam olarak bitmemiştir (Grove ve diğ. 1989).

Yapay resif yükleme, nakliye ve yerleştirme süresince çevreye zarar vermemeli ve denizel ortamda zararlı kimyasal özelliklere sahip olmayan malzemelerden yapılmalıdır. Genellikle bir çok ülkede yapılan çevresel düzenlemeler, Cd, Pb, Cr ve As gibi maddeler için izin verilebilir dozlarda kullanıma izin vermektedir. Ayrıca, balıkçılık amaçlı resif uygulamalarında kullanılan malzemeler içinde organik fosfat, CN, Hg ve PCB (Poliklorür bifenil) kesinlikle yasaktır.

Yapay resif uygulamalarında kullanılan malzemeler, ekonomiklik, toksisite, dayanım, organizmalarla etkileşim, temin edebilme ve üretim kolaylığı, farklı tasarımlar oluşturabilme imkanı vb. faktörlere bağlı olarak seçilmektedir. Bunlardan en önemlisi ise çevreye olan uyumudur. Resif sistemleri oluşturmak için kimyasal reaksiyonların en az seviyede meydana geldiği malzemeleri seçmek, resif üzerinde ve etrafında oluşacak fauna ve floranın olumsuz etkilenmesini önleyecektir.

Son yıllarda çimento ve farklı katkı maddeleri ile yapılan yapay resif blokları yaygın bir hale gelmiştir. Çimentonun çelik ile güçlendirilmesiyle elde edilen donatılı beton dayanım kriterlerine cevap vermekte ve arzu edilen tasarımda üretime imkân vermektedir. Ayrıca içerik olarak çevreye zararlı olabilecek maddeler en az seviyededir. Yapay resif modülü adı verilen çelik yapılar ise genellikle alg, istiridye ve midye kültürü için kullanılmakta ve betona oranla daha verimli oldukları ifade edilmektedir. Bununla birlikte, kullanılacak çelik kalitesinin standart dışı olmaması, oluşacak korozyonun en az seviyede kalmasını sağlayacaktır. Plastik malzemelerden yapılan resif modülleri özellikle fouling organizmaların tutunmalarını sağlayan özel yüzeylere sahip oldukları ve farklı tasarımlarda üretim kolaylığı sağladıkları için tercih edilmektedir.

Balıkçılık ve diğer amaçlarla yapılacak yapay resif uygulamalarında ilk amaç, ortamda bulunan canlı popülâsyonunu artırmak ve doğal yaşama destek vermektir. Doğal dengenin bozulmaması için ortamda bulunan canlı organizmalara zarar vermeyecek standartta ve özellikte malzeme kullanımı çok önemlidir. Bunun öneminin kavranması için yapay resif projelendirme kılavuzunda yer alan malzeme kısıtlamalarına uyulmalıdır. Yeni malzeme gruplarının denenmesi için uzun süreli pilot çalışmalar yapılmalı ve araştırma sonuçlarına göre kullanımına karar verilmelidir.

Kaynak: 

GEMİ İNŞAATI VE DENİZ TEKNOLOJİSİ
TEKNİK KONGRESİ 99 – BİLDİRİ KİTABI
E.Ü. Su Ürünleri Dergisi 2004
E.U. Journal of Fisheries & Aquatic Sciences 2004
Cilt/Volume 21, Sayı/Issue (1-2): 181 – 185
Resimler alıntıdır

Doğanın mucizelerini ve bize sunduğu nimetleri daha iyi kavrayabilirsek, hepimiz insanlığın geleceği için daha duyarlı davranabiliriz.
_______________________________________________________9

From: EREN SAGAY
Subject: yılbası 2011 I
Date: December 21, 2010 9:23:29 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

YENI YILIN
TÜM İNSANLIĞA VE ÜLKEMIZE
BARIŞ, MUTLULUK GETİRMESI DİLEĞIYLE
TÜM DOSTLARIN
YENI YILI KUTLU OLSUN

_______________________________________________________10

From: SİNAN UFUK NERGİS
Subject: FELICES FIESTAS / HAPPY NEW YEAR / MUTLU BIR 2011 DILEGIYLE
Date: December 21, 2010 11:51:47 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com




_______________________________________________________11

From: LEYLA PEKİN
Subject: Fwd: NİCE MUTLU YILLARA…. SEVGİLERİMLE
Date: December 22, 2010 1:30:31 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com […] oyaislimyeli@gmail.com

Christmas Card


_______________________________________________________12

From: OYA İSLİMYELİ
Subject: Nİce Mutlu Yıllara…
Date: December 22, 2010 2:22:41 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Tüm Adalıların yeni yılını kutlar, el ele, sanat ve neşe dolu sağlıklı günler dilerim. :)

Christmas Card

Oya İslimyeli


_______________________________________________________13

From: C. SAMİ YILMAZTÜRK
Subject: mimarlar odası yeni yıl buluşması
Date: December 26, 2010 11:32:18 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

MİMARLAR ODASI 
YENİ YILA MERHABA 
BULUŞMASI

Tarih: 28 Aralık 2010, Salı Saat: 19.00
Yer: Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Karaköy Binası

geleneksel
“Yeni Yıla Merhaba”
kokteyline bekliyoruz.

2011 yılının sağlıklı, güvenli ve nitelikli çevrelerde barış ve esenlik içinde geçmesini diliyoruz.


_______________________________________________________14

From: UGO ANTONİO CORİNTİO
Subject: Emailing: IMG_1346, IMG_1347
Date: December 25, 2010 7:51:49 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Bunu da yaptılar… 

İSKELENIN DAMINA ÇIKTILAR… BAKALIM DAHA NELERLE KARŞILAŞACAĞIZ?



GEÇEN HAFTA PERŞEMBE GÜNÜ…

İYİ BIR HAFTASONU DİLEĞİMLE…

SELAM ve SEVGİLER,

U G O


_______________________________________________________15

Hürriyet- Spor, 22.12.2010


Babası Arnavut, annesi Rum

Lefter Küçükandonyadis.. Sizler ve bizler onu Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ”Yaşayan Efsanesi” olarak tanıyoruz..

Futbol oynadığı yıllarda attığı birbirinden nefis gollerle ”Ordinaryüs” lakabını da alan ve taraflı tarafsız herkesin gönlünde taht kuran Lefter’i herkes Rum asıllı Türk vatandaşı olarak bilir..

Ancak Lefter gibi Büyükada’da doğan, yaşamı Büyükada’da geçen ve Adalar’da yaşayan Rumlar’ın hayat hikâyelerini araştıran yazar Ahmet Tanrıverdi’nin (Lakabı Fıstık Ahmet) Fenerbahçe’nin efsane futbolcusuyla ilgili bazı iddiaları var..

İşte Tanrıverdi’nin ağzından o ilginç iddialar;

-”Lefter’in babası Hristof Arnavut Ortodoksu.. Annesi Marika ise Rum Ortodoksu.. Zaten Lefter de her fırsatta kendisinin Rum değil, Arnavut olduğunu söyler.. Biliyorsunuz bugün aynı zamanda Lefter’in doğum günü.. Babası bilinenin aksine balıkçı değil rençber.. Karısı ise annemin terzisi.. Babasının balıkçı olarak anılması ise onun değil Lefter’in kayınpederinin balıkçı olması.. Zaten o yıllarda Adalar’da yaşayan Rum kadınlarının çoğu terzi.. Ben Lefter’i çok yakından tanıdım ve onun futbol yaşantısının son yıllarında geleneksel Kınalıada-Büyükada maçlarında birlikte top koşturma şerefine de sahip oldum.. Lefter ve ailesiyle aram o kadar iyiydi ki, Lefter İtalya’da futbol oynadıktan sonra geri döndüğünde bir yarış bisikleti getirmişti.. O Fenerbahçe’ye antrenmana gittiğinde bisiklet Ada’da kahvenin önünde dururdu. Babası Hristofi ”Hadi Ahmet al şu bisikleti de beni de eve bırak,” derdi.. Aileye o kadar yakındım yani. Bu yüzden çok iyi tanırım. Lefter’in abisi Panani de çok büyük futbolcuydu. O da Taksim’de ve Beyoğlu’nda oynamıştı..”

Lefter Küçükandonyadis’in (solda ayakta duran çocuk) üç yaşındaki fotoğrafı. Büyükada’da evlerinin önünde, ablaları, ağabeyi ve annesi ile. Bu fotoğraf Türk basınında ilk kez yayınlanıyor.
Kaynak; Dr. Akilas Millas, arşiv; Ahmet Tanrıverdi

* * *



Lefter kimdir

Lefter 22 Aralık 1925 yılında Büyükada’da dünyaya geldi. Futbola Büyükada’da başladı. Taksim Spor Kulübünde yetişti.

Taksim kulübü yöneticileri kendisine lisans çıkartabilmek için 1941’de mahkeme kararıyla yaşını büyüttüler. Ancak bu sayede takımda oynayabildi. 2 yıl Taksim takımında yer aldı. 1943’te askere gitti, 4 yıl süren askerlikten sonra 1947’de İstanbul’a döndü, Fenerbahçe kulübüne girdi. 1964’e kadar Fenerbahçe forması altında top koşturdu. İstanbul Ligi 1953-1954 sezonunda gol kralı oldu. Bu süre içinde 1 yıl İtalya’nın ACF Fiorentina ve 1 yıl da Fransa’nın OGC Nice takımında oynadı. Yurtdışında da başarılı futboluyla ün yaptı. Türk futbolunun efsaneleşen isimlerinden biri olarak tanındı. Golcülüğünden ötürü Ver Lefter’e, yaz deftere! sloganı onun için çıktı. Futboldaki ustalığından ötürü Ordinaryüs sıfatıyla anıldı. Örnek bir profesyonel olan Lefter, golleri ve gole çevirdiği penaltı atışları ile de Fenerbahçeli taraftarların gözbebeği olduğunu ispatladı.

Başarılı futbol yaşamında toplam 50 kez milli formayı giydi (46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı). 1954 FIFA Dünya Kupası’nda forma giyen Lefter turnuvada 2 de gol attı. Türk futbolunda 50. Milli Maç altın madalyasını alan ilk futbolcu oldu. Milli takım formasıyla attığı 21 golle en çok gol atan milli oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tuttu, 9 kez de milli takım kaptanlığını yaptı. Fenerbahçe forması altında 615 maç oynadı, 423 gol attı. Lefter bir Galatasaray derbisinde topu doksana çakarak hafızalarda yerini aldı..

Lefter 1964’te futbolu bıraktıktan sonra Yunanistan’ın Egaleo, Güney Afrika’nın Johannesburg takımlarında futbolcu ve antrenör olarak yer aldı. Daha sonra Samsunspor, Orduspor, Mersin İdman Yurdu ve Boluspor’da teknik direktörlük yaptı. Antrenörlük kariyerinden sonra da bir süre spor yazarlığı yaptı. 3 Mayıs 2009’da Kadıköy’de Kuşdili Parkı’na heykeli dikildi..

Lefter Fenerbahçe ile İstanbul Profesyonel liginde 2, Türkiye Şampiyonasında 3 kere şampiyonluk yaşadı. Kariyeri boyunca toplam da 832 gol atarak rekor kırdı..

Ve bu efsane isim futbol oynadığı dönemlerde ”Ver Lefter’e yazsın deftere” sloganları ile anıldı..

Geçtiğimiz hafta tatil için gittiği Yunanistan’da aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ve sevenlerini korkutan Lefter, Fenerbahçe Kulübü’nün organizasyonunda ambulans uçakla Atina’dan İstanbul’a getirildi ve Memorial Hastanesi’nde tedavi altına alındı..

* * *



Ahmet Tanrıverdi (Fıstık Ahmet) kimdir

“Fıstık” lakaplı yazar Ahmet Tanrıverdi, 1944 Büyükada doğumlu. Tanrıverdi, ilkokul, orta ve liseyi Adalar’da okudu..

Altı yaşında başladığı okulda okuma-yazmayı sökmeye başlayınca babası İş Bankası’nın dağıttığı küçük bir cep ajandasını kendisine verdi ve “Her gün ne yaparsan buraya yaz. Yaz ki ileride neler yaptığını okuyunca sana ders olsun.” dedi..

Ve yazmaya başladı Fıstık Ahmet. Üniversite yıllarında, babasından gizli Galatasaray’da futbol oynadığı günlerde, matbaacı ve reklamcı olarak hayata atıldığında, ek iş meyhanecilik yaptığında da hep yazdı. Defterler evde büyük bir alan kaplayıp kurtlanmaya başlayınca bilgisayara geçti. Bütün defterlerini yükledi disklere.

İlk kitabı ‘Zaman Satan Dükkân’dı. (2002) Daha sonra sırasıyla ”Hoşçakal Prinkipo, Büyükada’nın solmayan fotoğrafları, Ayayorgi Rehberi ve İlçemizi tanıyalım; Adalar, Barba’nın Mezeleri, Atina’daki Büyükada ve Bir Başka kentte ölümü beklemek”i yazdı.. Tanrıverdi şimdi ise ”Azınlıkların askerlik anıları”nı içeren bir kitap üzerinde çalışıyor..

Rumlar’la ilgili çok sayıda araştırması da bulunan Fıstık Ahmet Tanrıverdi’nin Fenerbahçe’nin efsane ismi Lefter Küçükandonyadis ile de çok yakın bir dostluğu bulunuyor..


_______________________________________________________16

Medya 73, 24.12.2010


Türkiye Kısa Kulvar Kış Yüzme Şampiyonası’nda üçüncü gün gündüz seansında 7 Türkiye rekoru kırıldı.

Yüzmede 7 Türkiye Rekoru


Türkiye Kısa Kulvar Kış Yüzme Şampiyonası’nda üçüncü gün gündüz seansında 7 Türkiye rekoru kırıldı.

Galatasaray Ergun Gürsoy Yüzme Havuzu’nda düzenlenen şampiyonanın üçüncü gün gündüz seansındaki elemelerde, 100 metre erkekler karışıkta ENKA Spor’dan Eyüp Taşpınar 01.03.00’lık derecesiyle 13 yaş Türkiye rekoru kırdı.

Elemelerde, 6 yarışta ise takımlar Türkiye rekorları kırıldı. 4×50 metre erkekler serbest bayrakta Fenerbahçe 1.45.79’luk derecesiyle 13 yaşta, 4×50 erkekler serbest bayrakta Fenerbahçe 1.45.79’luk derecesiyle 14 yaşta, 4×50 metre erkekler serbest bayrakta Fenerbahçe 1.38.19’luk derecesiyle 15-16 yaşta, 4×50 metre erkekler serbest bayrakta ENKA Spor 1.42.33’lük derecesiyle 14 yaşta, 4×50 metre erkekler serbest bayrakta Fenerbahçe 1.34.22’lik derecesiyle 17-18 yaşta, 4×50 metre erkekler serbest bayrakta Kınalıada 1.38.34’lük derecesiyle 15-16 yaşta Türkiye rekorlarını kırdılar.

Şampiyonaya, akşam yapılacak final yarışmalarıyla devam edilecek. (Tümspor)

* * *

Kanal a Haber, 25.12.2010


Yüzmede 11 Türkiye rekoru

Türkiye Kısa Kulvar Kış Yüzme Şampiyonası’nda 4. gün akşam seansında 11 Türkiye rekoru kırıldı.

Türkiye Kısa Kulvar Kış Yüzme Şampiyonası’nda, dördüncü gün akşam seansında 11 Türkiye rekoru kırıldı.

Galatasaray Ergun Gürsoy Yüzme Havuzu’nda düzenlenen şampiyonanın dördüncü gün akşam seansındaki finallerde, 100 metre bayanlar sırtüstüde Bursa Kolejliler’den Merlin Aşkın 1.04.70’lik derecesiyle 13 yaşta, 50 metre bayanlar serbestte FMV Işık Kulübü’nden Hazal Sarıkaya 26.28’lik derecesiyle 14, 15 ve 16 yaşta, 50 metre bayanlar serbestte Galatasaray’dan Burcu Dolunay 25.37’lik derecesiyle 19 yaş üstünde Türkiye rekoru kırdı.

50 metre erkekler sırtüstüde Kınalıada Su Sporları’ndan Berk Yomralıoğlu 26.43’lük derecesiyle 15 ve 16 yaşta, Alp Yomralıoğlu 26.53’lük derecesiyle 13 ve 14 yaşta, 50 metre erkekler kurbağalamada Yıldızlar Kocaeli’den Mustafa Kaçmaz 28.16’lık derecesiyle 17 ve 18 yaşta yeni Türkiye rekorlarının sahibi oldu.

Şampiyonaya, yarın yapılacak yarışlarla sona erecek. AA


_______________________________________________________17

From: ADALAR MÜZESİ
Subject: Adalar Müzesi Bülteni – Aralık 2010
Date: December 22, 2010 7:42:17 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com


Adalar Müzesi Bülteni – Aralık 2010


_______________________________________________________18


Adalar Belediyesi hoparlöründen…




FAYTON TARİFESİ


Büyükada Fayton Tarifesi

HARAKET GİDECEĞİ YER ÜCRET
Araba Meydanı Kaymakamlık 6,00 TL.
Araba Meydanı Kumsal ve Civarı 7,00 TL.
Araba Meydanı M. Nedim Doral – Şemsi Molla 8,00 TL.
Araba Meydanı Çarkıfelek – Nakibey (Plaj) – Mimoza Sokak 8,00 TL.
Araba Meydanı Seferoğlu Çankaya Sonuna Kadar 8,00 TL.
Araba Meydanı Nizam Köprüye Kadar 8,00 TL.
Araba Meydanı Nizam Evler Sonu 12,00 TL.
Araba Meydanı Maden Karakolu 10,00 TL.
Araba Meydanı Maden Bakkal 10,00 TL.
Araba Meydanı Maden Evler Sonu 13,00 TL.
Araba Meydanı Güzel Sanatlar – Kadıyoran Caddesi 14,00 TL.
Araba Meydanı Karadağ – Misak Sokak – Cami Çıkmazı 14,00 TL.
Araba Meydanı Türk Mezarlığı 17,00 TL.
Araba Meydanı Dil Burnu (piknik alanı) 20,00 TL.
Araba Meydanı Aşıklar – Yörükali (plaj) 20,00 TL.
Araba Meydanı Türkoğlu 18,00 TL.
Araba Meydanı Mavi Kulüp – Orman Kampı 20,00 TL.
Araba Meydanı Lunapark (Ayayorgi St. George Monastery) 22,00 TL.
Araba Meydanı Yıldırım Spor Tesisleri 15,00 TL.
Araba Meydanı Ayanikola Gazinosu 16,00 TL.
Araba Meydanı Prenses Plajı 25,00 TL.
Araba Meydanı Küçüktur – Viranbağ Gazinosu ( short Tour) 50,00 TL.
Araba Meydanı Büyüktur ( long tour takes 70-75 minutes) 60,00 TL.


Heybeliada Fayton Tarifesi

HARAKET GİDECEĞİ YER ÜCRET
Araba Meydanı Şadiye sokak-Hamam sokak 9,00 TL
Araba Meydanı Bahriye Bayırı-Akçakoca Merkez 14,00 TL
Araba Meydanı Kuleli Köşk 13,00 TL
Araba Meydanı Turgut Reis-Şehit Hakkı Burak 13,00 TL
Araba Meydanı Baş Kürekçi-Ümit Sokak Civarı 11,00 TL
Araba Meydanı Ümit Tepesi-Halanın Yeri
Sadık Güzel Osman Plajı 13,00 TL
Araba Meydanı Şafak Tesisleri 13,00 TL
Araba Meydanı Çam Limanı 20,00 TL
Araba Meydanı Kablo Evler Sonu 17,00 TL
Araba Meydanı Alman Koyu 20,00 TL
Araba Meydanı Su Sporları Tesisleri-Hakli Palas 13,00 TL
Araba Meydanı Terki Dünya 24,00 TL
Araba Meydanı Deniz Lisesi Evler Sonu 13,00 TL
Araba Meydanı Mezarlık 13,00 TL
Araba Meydanı Kürekçi Bahri Sokak 12,00 TL
Araba Meydanı Papaz Okulu 20,00 TL
Araba Meydanı Küçük Tur 33,00 TL
Araba Meydanı Büyük Tur 43,00 TL


Burgazadası Fayton Tarifesi

HARAKET GİDECEĞİ YER ÜCRET
Araba Meydanı Kış Bahçeleri Sokak 7,00 TL
Araba Meydanı Kış Bahçeleri Çıkmazı 9,00 TL
Araba Meydanı Yeni Yalı Sokak 9,00 TL
Araba Meydanı İndos Mevkii 13,00 TL
Araba Meydanı Çam Mevkii 11,00 TL
Araba Meydanı Çayır Aralığı 8,00 TL
Araba Meydanı Mehtap Sokak 11,00 TL
Araba Meydanı Mehtap Sokak Sonu 11,00 TL
Araba Meydanı Sarınç Sokak 14,00 TL
Araba Meydanı Çakıltaşı sokak 15,00 TL
Araba Meydanı Ecmel Sokak 20,00 TL
Araba Meydanı Barış Sokak 23,00 TL
Araba Meydanı Gönüllü Caddesi,No:19 Kadar 7,00 TL
Araba Meydanı Cennet Yolu – Manastır 11,00 TL
Araba Meydanı Ayanikola Bakkala Kadar 11,00 TL
Araba Meydanı Turgut Reis Mevkii 13,00 TL
Araba Meydanı Esentepe 20,00 TL
Araba Meydanı Mezarlık Mevkii 13,00 TL
Araba Meydanı Öğretmen Evi 10,00 TL
Araba Meydanı Kalpazankaya 20,00 TL
Araba Meydanı Küçük Tur 33,00 TL
Araba Meydanı Büyük Tur 43,00 TL

Tarife kişi başına değildir, faytona uygulanır. (Fayton 4 kişiliktir)
Beklemelerde 15 dakikadan sonraki her 15 dakika için 2,50 TL. alınır.
Faytona alınan 40×50 cm ebadını aşan valiz başına 2,50 TL. alınır.
Gece saat 24:00’dan sonra %50 zamlı ücret alınır.

NOT: Şikâyetlerinizi fayton plakasını alarak 0 216 382 70 71 – 0 216 382 30 82 numaralı telefonlara bildiriniz.

* * *


PİLATES DERSLERİ BAŞLADI


Adalar Belediyesi tarafından ücretsiz olarak düzenlenen pilates kursları başladı. Sibel Tunçelli eşliğinde gerçekleştirilen kurslar, pazartesi, çarşamba ve cuma günleri saat 10.30-11.30 arasında düzenleniyor. Kursa katılmak isteyenlerin Adalar Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nü arayıp kayıt yaptırmaları gerekiyor.

Pilates Nedir

Pilates, bedenin dengeli tutulmasına yardımcı olan ve omurgayı desteklemekte önemli işlevi olan temel kaslar üzerine yoğunlaşılan bir egzersiz programıdır. Nefes egzersizi teknikleri de yer aldığı Pilates’de her bir egzersizin çok kez tekrarı yerine daha az sayıda, tam, kontrol ve belirli bir biçim içinde uygulanması tercih edilir.


duyurulur!


_______________________________________________________18

From: MÜKERREM ATICI
Subject: FW: Acil olarak yayın çoçuklar yemesin….(çin tuzu ) [1 Attachment]
Date: December 21, 2010 6:10:37 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Bir arkadaşımın bana göndermiş olduğu maili sizlerle paylaşmak istedim. ADALAR POSTASI’nda bunu yayınlarsanız sevinirim. Bilmeden sağlığımızı nasıl kaybediyoruz. Kendi ellerimizle daha çocuk yaşta en sevdiğimiz yiyecekler hayatımızı ileride nasıl karartıyor. Bu maili okuyunca herkes küçücük bir not olan ve hiçbirimizin dikkat etmediği bir gerçekle karşılaşacak. Lütfen rica ediyorum bunu yayınlarsanız sevinirim. Ayrıca tüm Adalı dostlarımın yeni yılını kutlarım. Sağlıklı, huzurlu, nice yıllar dilerim. 


Sevgiler…

Adalı bir dost
Mükerem Atıcı

* * *

MSG Tayvan’da bu sene yasaklandi

MSG NEDİR , KATKI MADDESİ / KORUYUCU MADDE FARKI

HİÇBİR KATKI MADDESİ YOKTUR” İLE ” HİÇBİR KORUYUCU MADDE İÇERMEZ”
ARASINDAKİ AYRIM VE MSG ( ÇİN TUZU) DENEN ZEHİR

Knorr un hazır çorbalarının üzerinde”hiç bir
koruyucu madde içermez” yazıyor diye alıyordum.Özellikle son çıkardıkları
çorbalar çok kolay yapılıyordu ve gerçekten de çok lezzetli oluyordu.Bu
maili okuduktan sonra hemen mutfağa gidip Knorr çorba paketlerinin
içeriğine baktım.Maalesef içeriğinde MSG denilen madde var
“”” MSG Nedir ..??? “”” Dikatlice Okuyalım ve Paylaşalım…!ar.
Utanmadan Sağlık Bakanlığı’da bunu onaylayıp “Türk Gıda Koteksi’ne uygundur”izni
veriyor.Şimdi anlıyorum ki ince bir çizgiye dikkat etmek gerekiyor.Şöyle ki
“hiçbir katkı maddesi yoktur” la” hiçbir koruyucu madde içermez”dikkat
etmediğimiz ama çok önemle dikkat etmemiz gereken iki ayrı ama önemli
bilgi..Sizlerle paylaşmak istedim…

MSG NEDİR?…

Halim Vural, biyolog
İl Halk Sağlığı Laboratuvarı
Müdür Yardımcısı
SİVAS
Tel; 0346 225 35 14
Faks: 0346 224 51 25
Cep: 0533 658 14 15

ÇOK önemli:
Bu msg denen illeti piyasalarda, daha masum bir ifade tarzı olsun diye ÇİN TUZU adıyla satıyorlar.

Piyasada bazı dönerciler de bunu kullanıyorlar. O kadar lezzetli oluyor ki, bir döner yiyecegine 2-3 döner yiyesin geliyor.

Ayrıca ithal olarak gelen BUTUN GIDA MADDELERİNDE BU MSG VAR (Peyniri, eti, konservesi vs. vs.)

MSG NEDİR?…

MSG adında bir yiyecek katkı maddesi var.

MONO SODYUM GLUTAMAT

Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel
Olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.
Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda
üreticilerinin bir çoğu MSG’yi karlı olduğu için kullanıyorlar.
MSG ZARARLI MI ?
Buna okuduktan sonra siz karar verin.
Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve
buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SAR (Epilepsi)
Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite.
Büyüme hormonu baskılanması.
Pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.
Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar.
Bu madde hamilelerde plasenta
bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.
Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği CİPS’lerde çok kullanılmakta.

Hazır köfte harçları, Et suyu tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.

Şimdi diyeceksiniz ki, Madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?.
Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri insaf, merhamet
gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kar etmek, çok daha büyümektir.
Bu mamuller, albenisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur.
Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız.
Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır adeta.
Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya tükettiğimizi görürüz.
Mesela Cips. Semt pazarlarında 3 kg . patatesi 1 TL ye alabilirsiniz. Oysa ki 50 gram CİPS 1 liradır.

Yani 1 kg . Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz.
Olumsuz etkileri de cabası. bu mamulleri üretenler !….
Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik ve doğaldır.
Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi,
burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı? Ben henüz rastlamadım.
Gelelim genel sağlık boyutuna;
Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına
bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli
doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12’sine çıkması ve benzerleri. Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar.

Hastalıkları üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler. Bu da madalyonun diğer karlı yüzüdür.
Karbondioksitli meşrubatlardan, sakıncalı hazır gıdalara varana kadar bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun ciddiyetini anlayabilenimiz var mı? Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.
Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında yetersiz kaldığından, yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler. Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli olmasını istemezler. Onlar için önemli olan kendi halkları ve elde edeceği yeni sömürü kaynaklarıdır.

Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık tehlikesi yaklaşan bir dünyada, Küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir dünyada, Dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada yaşadığımızı asla unutmamalıyız.
Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmamalıyız.
Gelin bu güzelim yurdumuza hep beraber sahip çıkalım.
YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !…..

LÜTFEN…  MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇOK KİŞİYE GÖNDERİNİZ.

AYŞE ATAR
UNIVERSAL HOSPITAL BODRUM
Hemşirelik Hizmetleri Direktörü
Kalite Yönetim Temsilcisi


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: