Gönderen: adalarpostasi | 06 Aralık 2010

ADALAR POSTASI-2525: işte asıl mesele faytonların olması ya da olmaması değil, nasıl ol(durul)ması gerektiğidir!…

Büyükada’da, 1939.
* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:
21 Nisan 1906 Cumartesi günlü, Büyükada’dan Madam Azaryan ile Amerika’dan Dersaadet’e gelen Madam Komiç arasında ilgili mübhen telgraflar teatisi ve Madam Kamiç’in rahatsız olduğundan Paris’e gideceğine dair…
* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, 4 Aralık 2010.
* * *
ADALAR’da HAVA DURUMU:
6 Aralık 2010 Pazartesi
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Çok bulutlu
5-12ºC
% 68-93 nem
Yıldız, K 31km/sa
Gündoğuşu 07:12… Günbatışı 16:36…
* * *
Cicely Mary Barker, The Groundsel Fairy.
* * *

1- Engin Damcı: “Hem geçmiş hem de gelmiş olan o biçim belediyeciler ve bezirgân zihniyetleri; Adalar’ın sükûn ve sükûnetinden rahatsız olmuş olacaklar ki; yasak olan motorlu vasıtalarla ticari taşımacılığa çanak tutuyorlar…”

2- Turhan Arslanoğlu: “Sabıkalı faytoncu serbest, Büyükada tedirgin…”

3- Erkan Gürpınar: “Büyükada faytonu… atlara cici pabuçlar…”

4- Vivian Herman: “Fayton sevdalılarına…”

5- Emine Çiğdem Tugay: “İşte asıl mesele faytonların olması ya da olmaması değil, nasıl ol(durul)ması gerektiğidir!…”

6- ADALAR POSTASI sandığından: Siz hiç ölü bir at gördünüz mü?

7- Avedis Hilkat: “Kınalıada Çınaraltı Meydanı’nda hamsi ızgara ziyafeti…”

8- Byzantion’un idari, toplumsal ve ekonomik yapısı; kentteki yapılar, surlar, kültler, limanlar ve adalar da ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor…

)O(

_______________________________________________________1

From: ENGİN DAMCI
Subject: İlt:
Date: December 6, 2010 12:46:43 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BİR LODOSUN ARDINDAN

Turhan Arslanoğlu, “Lodos Ro-Ro Gemisini Batırdı”, HaberTürk, 24.11.2010.

İnsan hiç bu kaza, bu felâket iyi ki olmuş der mi?
Der der!..
Eğer daha büyük ve sürüp gidecek bir felâketin oluşmasını ortadan kaldıracak ise der!..
Hem geçmiş hem de gelmiş olan o biçim belediyeciler ve bezirgân zihniyetleri; Adalar’ın sükûn ve sükûnetinden rahatsız olmuş olacaklar ki; yasak olan motorlu vasıtalarla ticari taşımacılığa çanak tutuyorlar…
Belediyenin kendi malı olan çıkarma gemisi zaman zaman, acil ve mübrem kabul edebileceğimiz ihtiyaclara hizmet veriyordu. Ne kadar su-i istimal edilmeye çalışılsa da murakabe imkânları resmî usul ve esaslar dahilinde daha kolaydı. Gemiler resmi hüviyet taşıyor, kamu malı nitelikleri ticari insiyakla değil, hizmet anlayışıyla hareket etmelerini sağlıyordu…
Hiç olamayacak bir şeyi bile tatbik ederek, Aya Yorgi Tepesi’ne kamyon dahil her türden motörlü vasıtanın çıkmasını hizmet zanneden gafillerin taht-ı idaresine geçmiş bulunan CHP’nin; başından kıçına kadar (puruvasından pupasına) belediyecileri, anakaradan gelecek olan vasıtalar için özel bir arabalı vapurcu ile anlaşma yapmışlar!.. Ki, kamyonları adalara o taşıyıp soksun!
Soksun bakalım…
Kanunsuz da olsa, Adalar Belediyesi bu hizmeti ticari değil amme hizmeti olarak yapıyordu. Amacı Adalara daha çok vasıtanın girmesi değil, sadece yeterli hizmetin verilmesi idi. İster istemez bu böyleydi. Şimdiyse özel sektöre ihale ile havale edilen bu iş isteseniz de istemeseniz de deniz taşımacılığı açısından ticarete dönüşmüştür. Çünkü, arabalı vapurcu ne kadar çok kamyonu adalara sokarsa o kadar çok ticaret yapmış olacak. Amacı zaten çok hizmet (!) vermek ve çok kamyon sokmak olacaktır…
“Cukkası” için sokması şart!..
İşte Adaları cennetten “cehenneme çevirecek olan zebanilerin” ellerindeki imkânın bir tanesi şu anda hikmet-i Hudâ tarafından batırılmış halde. Yakında ne olacağı belli olmamakla birlikte Adalar şimdilik beterin beterinden kurtulmuş durumda. Adalar batacağına Adaları batırmak isteyenlerin batması yeğdir vesselâm…

Engin DAMCI
02.12.2010

_______________________________________________________2

HaberTürk, 5.12.2010
Turhan Arslanoğlu/AHT

http://www.haberturk.com/yasam/haber/578068-sabikali-faytoncu-serbest-ada-tedirgin

Sabıkalı faytoncu serbest, ada tedirgin!

Büyükada’da ABD’li turiste tecavüze kalkışan faytoncunun, 6 ayrı kaydı bulunduğu ortaya çıktı
Daha önce kayıtlara geçen 5 ayrı cinsel saldırı olayıyla gündeme gelen Büyükada’daki son skandalda ilginç gelişmeler yaşanıyor. Ada’da fayton gezisi yapmak isteyen Amerikalı kadın turiste cinsel organını göstererek tecavüz etmek istediği öne sürülen N.U’nun suç dosyasının kabarık olduğu ortaya çıktı. Malatya Asayiş Şube Müdürlüğü’nün verilerine göre, faytoncu N.U. hakkında 01.01.1999 ve 31.01.2002 tarihlerinde hırsızlık, 01.08.2004 ve 01.01.2005’te yağma, 05.03.2009 ve 11.05.2009 tarihlerinde de kasten yaralama suçlarından işlem yapıldı.
‘HUZURUMUZ KALMADI’
6 ayrı suçtan poliste kaydı bulunduğu halde Büyükada’da faytoncu olarak çalışan zanlı, Amerikalı turistin şikayetinden sonra gözaltına alındı. Ancak N.U., dün sevkedildiği mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Ada Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edilen N.U.’nun, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verildi. Amerikalı kadın turist olayla ilgili soruları yanıtsız bırakırken, faytoncunun serbest bırakılması Ada sakinleri arasında huzursuzluğa yol açtı. Diken üstünde yaşadıklarını söyleyen Ada sakinleri, “Adamızda bir tecavüz girişimi oldu. Bunun üstünün kapatılmasından korkuyoruz. Eskiden adamız daha yaşanabilir bir yerdi. Son 2-3 yıldır bu tarz olaylar olmaya başladı. Ailelerimiz var. Huzursuzuz. Bu tip sabıkalı kişilere burada çalışma izni verilmesin” dediler.
İBB’NİN DENETİMİNDE
Bundan üç gün önce yaşanan olayda, faytoncudan şikayetçi olan Amerikalı turist M.C.H., zanlıyı teşhis etmişti. Adalar Belediyesi de, önceki gün yaptığı açıklamada, faytoncularla ilgili sık sık şikayet aldıklarını belirterek, “Adalardaki faytoncuların denetimi, Büyükşehir Belediyesi’ne ait İSPARK’ta. Sabıka kayıtları da İBB tarafından alınıyor. O nedenle biz müdahale edemiyoruz,” demişti.
SIKI DENETİM GEREKİYOR
Malatya Emniyeti’nin verdiği bilgiye göre tam 6 ayrı suçtan poliste kaydı bulunan N.U., buna rağmen İstanbul’un en güzel köşelerinden Büyükada’da faytonculuk yapıyordu. Amerikalı kadın turiste tecavüze yeltendiği öne sürülen zanlı, daha önce hırsızlıktan yağmaya kadar birçok suça karıştı. Büyük korku yaşayan vatandaşlar faytonculara sıkı denetim istiyor.

_______________________________________________________3

From: ERKAN GÜRPINAR

Subject: erkang49 sent you a video: “BUYUKADA FAYTONU ATLARA CICI PAPUCLAR…2008 .wmv”
Date: December 5, 2010 7:05:27 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BÜYÜKADA FAYTONU 
ATLARA CİCİ PAPUÇLAR…

_______________________________________________________4

From: VİVİAN HERMAN
Subject: FAYTON sevdalılarına
Date: December 6, 2010 11:14:42 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

FAYTON sevdalılarına…

Sayın Emine Çiğdem Tugay,
ADALAR POSTASI’nı devamlı okumaya çalışıyorum. Çalışmanızdan dolayı sizlere teşekkür ederim.

ADALAR POSTASI-2524(5.2.2010)‘da
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/12/5-2524.html

yazdığınız yazıda fayton Adalarımızda olmazsa olmazlardan demişsiniz, bunu bizler de istiyoruz… Yalnız Ada faytoncuları bu kadar istendiklerini bildikleri için mi tüm bu rezalet ve kepazelikleri yapıyorlar? Haberlerde dinledim. Amerikalı bir turiste cinsel istismar yapılmış. Kim tarafından: FAYTONCU! “Kendini bilmez bir faytoncu”… Geçen senelerde yine buna benzer olaylar oldu. Hiçbir önlem alındı mı? Bu arada ada halkı ayağa kalktı yazıları falan da YALAN, ada halkı faytonculara karşı ayağa falan kalkamaz… Kalkanın ayağını kırarlar, yalan mı? 
Sizler devamlı ada sorunlarıyla uğraşıyor ve inanılmaz faydalı işler yapıyorsunuz. Yine teşekkür ederim. Yalnız faytoncuları savunmayın… Bu adanın sembolü olabilir fakat bu kadar pislik ve hayvan sevgisinden yoksun insanlar topluluğunu korumayın. Yaz günlerinde fayton sıraları uzayıp giderken o hayvanların kaç tur attığını ve ne kadar zayıf ve bakımsız olduğunu hiç gördünüz mü? İçlerinden tabii iyi niyetliler çıkacaktır. Bunlara saygı duyarım. Fakat kendi aralarında çürük olanları ayıklamak yerine hiç ama hiçbir işe karışmadıklarına şahit olmuyor musunuz? Yollarda pisliklerin olması kafalarına göre istedikleri yerde durup atların dinlenmesi diyerek bira vs. içmeleri sizce doğru mu? İnanın bunlar atları için mola vermiyorlar sadece kendi rahatları için yapıyorlar… Dikkat edin bir araçta bira içenleri görünce alkollü içecekten dolayı trafikten ceza yazılıyor… Ada’da içki içen faytoncuya ceza mı yazılacak bunu kime söylesem güler. Şunu çok merak ediyorum. Emniyet yoldan geçen birçok insanın kimlik kontrolünü yapıyor… Gerçekten faytoncuları hiç kontrolden geçiriyorlar mı? Belki içlerinden sabıkalı, aranan kişiler vardır… Dikkatimi çekti. Emniyet sanırım kontrol ediyordur. Narkotik polisinin sanırım ilgi alanındadırlar. Öyle fayton kullanıyorlar ki içkili desem içkili değiller ama pis pis sırıtarak gülmeleri acaba başka madde mi kullanıyorlar diye düşündürüyor insanı… 
Özetle ben faytoncuları savunmuyorum… Ne zaman onları savunurum biliyor musunuz? Kılık kıyafet düzgün olur, etraflarını temiz tutarlar o zaman… Hiç gördünüz mü bilmem ama Büyük Kulübün (Kahve Dünyası) önünden müşteri almak için sıralı bekleyen faytonlar, sizce nostaljik mi yoksa AT sidiklerini kokusuyla oradan geçmek mi? Neden bir çözüm üretilmez? Çünkü karışanı kaçırıyorlardır. Ne demek istediğimi okuyanlar anlarlar. Faytoncular meydanı inanılmaz pislik içinde kokuyor ve sonuç hiç… Çözüm bulsunlar… Lodos esince Eski Büyükada fırını (Dolce pastanesi) ve civarı, Poyraz esince arka taraflarda oturuyor veya çalışıyorsan bu kokuları çekmek durumundasınız… Bunun adı NOSTALJİ ise sorun bitmiştir. Tekrar söylüyorum bu faytoncuların hepsi böyle değildir… Ama temizlensinler…

Saygılarımla,

Vivian Herman

_______________________________________________________5

işte asıl mesele 
faytonların olması ya da olmaması değil, 
nasıl ol(durul)ması gerektiğidir…

Sayın Vivian Herman, nam-ı diğer ‘genel sohbet’ 
ve/veya asıl isminiz her neyse,

Ne şahsım ne de ADALAR POSTASI, ne faytonları ne de faytoncuları, ne savunuyor ne de koruyoruz!
Elbette şahsım adına samimiyetle şunu da itiraf etmeliyim ki; Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun, 447 Tırnak Numaralı Beyaz At* şiirindeki misali çoğu ne yazık ki gayetle bakımsızlıkla hor görülüp zora koşulan amansız bırakılan atların o içler acısı haline yüreğim sızladığından, çok zorda kalmadıkça pek sevdiğim faytonlara da binmemeye gayret ediyorum. 

Lakin işte asıl mesele faytonların olması ya da olmaması değil, nasıl ol(durul)ması gerektiğidir ki… Bu minvalde akıntıya kapılıp sürüklendiğimiz, Adalar’da faytonların olması/olmaması nafile ‘sohbeti’ yerine olsa olsa her nedense-nasılsa asıl bu düzen ve intizamı sağlayamayanların, sorumluluğu taşıyamayıp topu birbirlerine atanların varlığı sorgulanmalıdır naçizane acizane fikrimce. Anımsayacaksınız, Viyana’daki faytonların/faytoncuların fotoğraflarını ibret olsun diye ADALAR POSTASI’na göndermişti vaktiyle Arif Çağlar… Viyana’daki faytonlar/faytoncular ile Adalar’dakilerin kıyasından ziyade düzen, nizam, intizamı sağlaması lüzum edenlerin kıyaslanarak ivedilikle gereğini gereği gibi yapmaya davet olunmaları lüzum etmektedir!

Hipokrat yemini eden hekimler arasından dahi cinsel istismar yapanlar çıkabiliyor, o vakit şüphesiz ki hekimliğin, tıbbın toptan kaldırılması değil o hekimin kanunlar çerçevesinde hak ettiği cezayı almasının sağlanması gerektiği misali faytoncuların da faytonların da belirli kanun/kaidelere tabi tutulup kati surette denetlenmesi ve gerektiğinde bu doğrultuda cezalandırılması sağlanmalıdır.

Aslında tüm bunları,
ADALAR POSTASI-2519/2 (29.11.2010)‘da

yayımlanan mektubunuz peşi sıra “ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin! ya bu faytonları adam edersin ya bu faytonları adam edersin!” başlığı altında da anlatmıştım gerçi ya gereğince anlaşılmamış zaar… O halde tekrar: […] Adalar’ın kentsel dokusuna uygun olmayan ve dahası ‘güvenlik’ de dahil ciddi surette türlü soruna neden olabilecek tramvay nevii bir toplu taşımacılık yerine ve kesinlikle Adalar’ın olmazsa olmazı ve fekat bir türlü gereği gibi zapt-ı rapta alınıp işletilmesi akıllara ziyan bir kifayetsizlikle becerilemeyen faytonların gereği gibi bir düzen, nizam ve intizamla çalıştırılması sağlanmalı. Son zamanlarda çokca dile/yazıya getirilen biçarelik karşısında faytonlardan vazgeçilip yerine alternatif aranması son derece sakıncalı… […]

Faytonlar Adalarımız için ‘nostalji’ değil SİT Alanı bütünü çerçevesinde kentsel dokunun ‘kültürel bir değer’ olarak düzen ve korumaya alınması lüzum eden olmazsa olmaz bir unsurudur. Adalar’ın Kentsel SİT Alanı bütünü içinde her ne bahaneyle olursa olsun bir parçayı çıkarıp akla esen bir diğerini koymak tüm dokunun bozulmasına sebep olmaktadır! Tıpkı doğal ortamda yer alan yaşam zincirine dışarıdan aslen o ortamda yaşamayan bir canlının bir başka yerden getirilip konulduğunda, bilimsel olarak kanıtlanmış olduğu gibi geri dönüşümü hayli güç sorunlara neden olması misali…

O halde bir kez daha ve önemle “İşte asıl mesele faytonların olması ya da olmaması değil, nasıl ol(durul)ması gerektiğidir!” Bilmem bu sefer anlatabildim mi?

Konuya dair ADALAR POSTASI’nda vaktiyle yayımlanan bir kaç name bu bölümü müteakiben ekte…

ADALAR POSTASI’na ilgi ve teveccühünüze teşekkürlerimizle…

Bir tuhaf ada sahillerinden selam ve sevgiler,

Emine Çiğdem Tugay
)O(
*

447 Tırnak Numaralı Beyaz At


Ama sen çoktan miadını doldurmuş
447 tırnak numaralı beyaz bir atmışsın
Ama senin iler tutar tarafın kalmamış artık 
Ama sen tökezliyormuşsun
Sağ böğründe sızı sol böğründe yara
Üç buçuk senedir sakatmışsın
Ama seni insanca değil 
Hayvanca değil
Bilmem nece yüklemişler
Vurmuşlar yokuşa
Ciğerlerin ateş alev tutuşa

Ama sen kaç defa artık yeter demişsin
Böyle yaşayacağına geber demişsin
Bir çifte daha sallamışsın boşuna
Sonra boş bir çuval gibi yolun ortasına serilmişsin
Kaskatı kesilmişsin ama becerip ölememişsin
Gözlerinden yaş boşanmış: Ter demişler
İnim inim inlemişsin geber demişler
Derin derin çekince içini
Kalp musibet, eşekten beter demişler
Basmışlar kırbacı, muştayı, sopayı
Ne güçmüş haketmek Allahım bir avuç arpayı
Bel kemiğin çentik çentik
Külbastıya dönmüş sağrıların
Sen 447 tırnak numaralı beyaz bir atsın
Çoktan miadını doldurmuş
Kimin umrunda ağrıların

Ama yağmur yağıyormuş
Seller akıyormuş
Arab kızı damdan bakıyormuş
Seni görünce başlamış bağırmaya
Anne anneciğim nolursun
Şu ata söyle bana beyaz bir tay doğursun
Anası ömründe beyaz tay görmemiş
Arabacıya seslenmiş:
Bu atın tayı beyaz mı olur
Bir kadına bakmış arabacı bir ata
Bir tövbe estağfurullah çekmiş
Tayına, tavanına, kızına kısrağına

Beyaz atın tayı beyaz mı olur
Ah gözünü sevdiğim beyaz at
Hanım hanımcık taylardan vaz geç de başka bir şey doğur

İnsan gücünün başa çıkamayacağı
Bir milyar beygir kuvvetinde olsun
Bir tay ki yüreği taş kesilmiş insanlardan
Kahrolan sülâlenin hesabını sorsun.

Bedri Rahmi Eyuboğlu

_______________________________________________________6

ADALAR POSTASI sandığından…

ADALAR POSTASI (15.4.2006)

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: ADALAR POSTASI: siz hic olu bir at gordunuz mu? 2
Date: April 15, 2006 8:10:07 PM GMT+03:00
To: ADALAR POSTASI

siz hiç ölü bir at gördünüz mü? -2

Bugün saat 18:15‘te Büyükada Türkoğlu Sokak’ta can çekişiyordu zavallı bir at…
Hemen eve koşup Adalar Belediyesi Veteriner Hekimi Fahri Dal’ı (0532 245 10 47) aradım. Telefonu defalarca çaldırdım ancak açan olmadı! Tekrar tekrar denedim yine de ulaşamadım.
Ardından Adalar Belediyesi Veteriner Hekimliği’ni (0216 382 78 34) sonra Adalar Belediyesi’ni (0216 382 78 51-56, 382 80 50, 382 78 09-10) aradım fakat hiçbir telefona cevap verilmedi!
Çaresiz Büyükada Karakolu’nu (0216 382 50 10) aradım. Polis memuru Şükrü Bey de veteriner hekime ulaşmaya çalışacağını ve ekip göndereceğini söyledi. O sırada hiç değilse ata su götüreyim diye yanına gittiğimde bu defa yolun karşı tarafında kaskatı kesilmiş bir halde yerde yatmaktaydı! Son bir umutla belki canlanır diye suyu yüzüne doğru döktüm. Nafile!
Eve dönüp Büyükada Karakolu’nu arayıp atın ölmüş olduğunu haber verdim. Şükrü Bey de ne Veteriner Hekim’e ne de Belediye’ye ulaşamadığın söyledi. Belediye’yi aramayı sürdüreceğim dedi.
Fotoğraf çekmek için tekrar gittiğimde (18:25) polis ekibi de gelmişti!
Büyükada Türkoğlu Sokak’ta, 15/04/2006 18:25.
Saat 19:15 at halen yolun kenarında, Polis Karakolu’nu tekrar aradım. Şükrü Bey çıkmış; Vahit Bey kendisini aradığında belediyeye ulaşamadığını söylemiş. Belediye’ye ulaşılamaz olmasının isyanıyla Kaymakam Bey’i mi arayayım diye sorduğumdaysa Belediye’nin 382 68 03 no’lu telefonunu aramamı söyledi. Aradığımda meşguldü. Birazdan tekrar aradım. Polis’in şimdi aradığını, haberlerinin olduğunu ancak haftasonu olması nedeniyle işçi bulunmadığını dolayısıyla da atı nasıl kaldıracaklarını bilemediklerini söyledi!!! Atın ruam olabileceğini derhal kaldırılması lüzum ettiğini söyleyerek ısrar ediyorum!!!
Saat 19:30 yoldan çocuklar, hayvanlar geçiyor… At halen yolun kenarında boylu boyunca uzanmakta… Yüzünde anlaşılmaz bir tuhaf ifade! Halimize gülüyor mu ne?
Saat 19:51 at kaldırılmış mı diye bakmaya gittim. Bu defa atın başında genç bir faytoncu.
— “At senin mi?” diye soruyorum.
— “Değil! Arabalar geçerken çarpmasın diye kenara ittim abla,” diyor.
Kimin atı olduğunu bilip bilmedigini soruyorum.
— “Özer’in atlarından, dört tane aldı böyle… İyi at, yarış atı bu aslında.”
Neden ölmüş sence diye soruyorum.
— “Dişi at olsa kurtarılırdı erkek olunca zor. Çok çalıştırıyorlar sonra su veriyorlar daha da koşsun diye… Şişip kaskatı kesiliyor böyle…”
)O(

* * *

ADALAR POSTASI (15.4.2006)

From: YÜKSEL ÖZCAN
Date: April 15, 2006 8:54:20 PM EEST
To: ADALAR POSTASI
Subject: RE: ADALAR POSTASI: siz hic olu bir at gordunuz mu? 2

Merhaba Emine Hanım,
Benim aylardır düşündüğüm konuyu çok acı bir şekilde ekranlara taşıdınız.
Dünyanın en güzel en faydalı hayvanı ama ne yazık ki köpek ve kedileri koruyanlar faytonculuğu cahil ve katillerin eline bırakmışlar.

Kış boyunca ormanlarda dolaşan, açlıktan kemikleri çıkmış atlar faytonlara koşuluyor ve ona binerek zevk-ü sefa eden hayvanseverler mi hatalı bilmem ama.

Bildiğim bir şey var. Atlar perişan!
Ben yapabildiğim kadar projelerimi yapacağım atların bu sahipsizliklerine son vermek için uğgrasacağım. Yazın kosup kışın ormana salınmayacaklar artık.

Çok üzüldüm.

Atlar insanlara en yakın en faydalı dostturlar. Tarih onlarla yazılmıştır.

O kadar asildirler ki, olu halleri bile gulmekte.

Yüksel ÖZCAN

* * *

ADALAR POSTASI (15.4.2006)

From: ARİF ÇAĞLAR
Date: April 15, 2006 9:39:21 PM EEST
To: ADALAR POSTASI
Subject: RE: ADALAR POSTASI: siz hic olu bir at gordunuz mu? 2

Budapeşte, 15 Nisan 2006
Sevgili Çiğdem,
Buralarda da şehirlerde fayton var ama henüz sokakta at ölüsüne rastlamadım. Fayton konusuyla ilgili olarak geçenlerde Viyana’da bir fayton fotoğrafı çekmiştim, bir de oradaki faytoncuların kethüdasını. Her iki fotoğrafı da ekte gönderiyorum.

Budapeşte, Berlin, Sevilla ve daha nice Avrupa şehrinde, hemen hemen hepsinde gördüğüm fayton ve arabacı tipleri hep birbirine benziyor. Hiçbiri senin gönderdiğin fotoğraf kadar etkileyici değil. Böyle etkili sahnelere hasret insanları “maceraya yolculuk” adı altında büyük paralara seyahate çıkarıyorlar buralarda, Camel sigarası reklâmı misali. Bence İstanbul Adaları’nda yılkı atları, ormanlarında açlıktan ölmüş at iskeletleri, sezonda tehlikeli fayton seferleri, Vahşi Batı’daki gibi atları son nefesine kadar zorlayan, yorgun ata su verip çatlatan cesur, cahil, cürretkâr arabacılar, bu arabacıların ahır ve ev bütünü olarak kullandıkları artık tarihte kalmış ve unutulmuş yoksul mekânlara, ancak flimlerde görülebilecek sahnelere real time yolculuk, sezon sonunda ruam tespiti ve büyük at telefatı v.s. Bütün bunları hayat-i hakikide yaşamak bizim Adalar’da mümkün. Bir turizmci bu sahneleri pazarlayabilir, eli kulağındadır. Bu turizme engel olmak istiyorsak birşeyler yapmamız lâzım ama ne?

Sevgiler,
Arif
Hamiş: At cenazesini kaldırıp nereye götürüyorlar acaba? Şimdi de bu soru aklıma takıldı. Hayvanın canlısıyla tuhaf bir ilişki içindeki dünyanın hayvan ölüsüne gösterdigi ilgi ve mahareti merak ettim doğrusu.

* * *

ADALAR POSTASI (16.4.2006)

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: ADALAR POSTASI: peki ya kahrolan sulalesinin hesabini kim soracak simdi?
Date: April 16, 2006 12:43:44 AM GMT+03:00
To: ADALAR POSTASI

peki ya kahrolan sülalesinin hesabını kim soracak şimdi?

Cânım at insafsızların elinde can çekişerek çatladı gitti, bir başka deyişle nalları dikti!
Hâlen Türkoğlu’nda uzanmakta boylu boyunca ebedî uykusunda…
Gözünün feri gitti amma ve lakin yüzünden o tuhaf ifade silinmedi!
İlgisiz ilgililer yataklarında mışıl mışıl uyumakta! Sözümona bir kepçe operatörü aranmakta!
Neden sonra Türkoğlu’na vardıklarında, halimize gülüyor bulacaklar onu yolun kenarında!
Peki ya yüreği taş kesilmiş insanlardan kahrolan sülalesinin hesabını kim soracak şimdi?
Ah gözünü sevdiğim canımın içi cenazeni kaldırırlar elbet  de ne zaman, ne şekilde ve nereye bilmem ki!
Bir gün yolun yine bu cehenneme düşerse eğer aman unutma sakın,
Varacağın mahal Ada değil asla, Viyana olsun emi!
)O(

_______________________________________________________7
From: AVEDİS HİLKAT
Subject: KINALIADA MEYDANINDA HAMSİ IZĞARA ZİYAFETİ
Date: December 5, 2010 6:09:15 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com
KINALIADA ÇINARALTI MEYDANI’nda  
HAMSİ IZGARA ZİYAFETİ
Soğukların —bir hayli gecikmeli de olsa— aniden iyiden iyiye kendini gösterdiği Aralık ayını yaşadığımız şu günlerde Kınalıada sakinleri 5 Aralık Pazar günü Kınalıada Çınaraltı Meydanı’nda hamsi ızgara ziyafeti verdi. Kınalıada muhtarı Hüseyin Şahin, CHP Adalar İlçe başkan yardımcısı Avedis Hilkat ve yönetim kurulu üyesiYılmaz Erdeniz’in organize ettiği meydan ziyafeti soğuk ve ayaza rağmen samimi ve sıcak bir atmosferde neşe ve espirilerle gerçekleşti. Avedis Hilkat yaptığı sohbette bu tür toplantıların dostlukları, Adalıları ve insanları birbirine daha çok kaynaştırdığını amacın meydanda karın doyurmak değil farklı güzel şeylerin paylaşılması olduğunu dile getirdi. Adalılar birbirleriyle şakalaşarak bu tür etkinliklerin yapılmasını ifade ettiler.

_______________________________________________________8

Radikal-Kitap, 4.12.2010
Yeni Çıkanlar

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=1031148&Date=06.12.2010&CategoryID=40

[…]

İSTANBUL’UN ANTİKÇAĞ TARİHİ: 
KLASİK VE HELLENİSTİK DÖNEMLER

Murat Arslan, Odin Yayıncılık,
tarih, 595 sayfa
Murat Arslan ‘İstanbul’un Antikçağ Tarihi’ adlı bu kitabında, İstanbul’un Klasik-Hellenistik dönem tarihini, tarihi coğrafyasını ve toplumsal yapısını inceliyor. Kitap, kentin kuruluşu ve İstanbul Boğazı’nın tarihsel coğrafyasına dair bilgilerle başlıyor ve Klasik ve Hellenistik dönemlerin tarihiyle devam ediyor. Çalışmada bunun yanı sıra, Byzantion’un idari, toplumsal ve ekonomik yapısı; kentteki yapılar, surlar, kültler, limanlar ve adalar da ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Baskı kalitesiyle de dikkat çeken çalışma, İstanbul’un antikçağ tarihi gibi çokça uğraş isteyen bir konuda çalışmak isteyen araştırmacılar için iyi bir kaynak.

[…]

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: