Gönderen: adalarpostasi | 08 Kasım 2010

ADALAR POSTASI-2509: sedef adası tepe arazileri meselesi nedir?


* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:
1 Şubat 1905 Çarşamba günlü, Madam Kalyopli’nin Büyükada ile Altıncı Belediye dahilindeki emlakının birikmiş vergi borçlarının kocası Şura-yı Devlet Azası Mihalaki Efendi’nin maaşından kesilmesine dair…
* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’dan Sedefadası,’na bir bakışla Nisan 2010.
* * *
ADALAR’da HAVA DURUMU:
9 Kasım 2010 Salı
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Parçalı bulutlu
14/23ºC
% 61-84 nem
Keşişleme, GD 13km/sa
Gündoğuşu 06:42… Günbatışı 16:52…
* * *
Cicely Mary Barker, The Rose Hip Fairy.
* * *

1- Ahmet Tanrıverdi: “Medeniyet denen canavar ezip geçiyor ada kimliğini, dur diyecek yok mu?…”

2- ADALAR POSTASI’na ulaşan kimi duyumlar uyarınca, 6 Kasım 2010 Cumartesi günü saat 17:30’dan sonra malumunuz o muazzam sisli havada Büyükada tarafindan puslar içinde beliriveren bir çıkartma gemisiyle Sedef Adası’na bir kepçe çıkartılmıştır…

3- Sedef Adalılar Derneği: “Sedef Adası tepe arazileri meselesi nedir?…”

)O(

_______________________________________________________1

From: AHMET TANRIVERDİ
Subject: yorumsuz!
Date: November 8, 2010 1:40:41 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com
Bu kamyonların geçtiği Ada yollarının altyapıları nasıl çökmesin?
Medeniyet denen canavar ezip geçiyor ada kimliğini, dur diyecek yok mu?
_______________________________________________________2
ADALAR POSTASI’na ulaşan 
kimi duyumlar uyarınca…

6 Kasım 2010 Cumartesi günü malumunuz o muazzam sisli havada saat 17:30’dan sonra Büyükada tarafindan puslar içinde beliriveren bir çıkartma gemisiyle Sedef Adası’na bir kepçe çıkartılmıştır. Kepçe, Ada’nın tepe arazilerinde, projektörleri yardımıyla alaca karanlık ve dahi karanlıkta Sedef Adası’nın tepesinde ekli resimlerde göreceğiniz faaliyetleri gerçekleştirmiştir.

Bu faaliyetler, Ada’nın tepesinde, su deposunun Büyükada tarafinda kalan düzlükteki tüm mevcut bitki örtüsünün yok edilmesi, toprağın kepçe tekerlekleriyle tamamen altüst edilmesi, yeni fidan dikimi için hazırlanmış ağaç çukurlarının moloz ve toprakla doldurulmasıdır.

Tepede halen içi doldurulmamış ağaç çukurları ve tamamen yok edilmemiş bir bitki örtüsü mevcuttu. Pek yakında ‘işi bitirilecektir ya da çoktan bitirilmiştir!

Çıkartma gemisi, kepçe ve ekiplerin, Adalar Belediyesi’ne ait olduğu söyleniyor, herhalde değildir değil mi? Kepçe ve ekipleri Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu’nun seferber ettiği iddia ediliyor.  Doğru olamaz! Gelen ekibin başı Adalar Belediye Başkan Yardımcısı Resul Can’mış! Bu da doğru değildir zaar! Sizce?

Sedefadası’nda neler oluyor yahu?


_______________________________________________________3

From: SEDEF ADALILAR DERNEĞİ
Subject: Re: Sedef’ten
Date: November 7, 2010 8:45:31 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sedef Adası tepe arazileri meselesi nedir?

Bu soruya cevap aranırken, Türkiye’nin doğal değerlerinin korunması konusunda duyarlılık sahibi kişiler, İstanbul Adaları’nı sevenler ve konuya ilgi duyan medya kuruluşlarının temsilcilerinin bilgi edinmeleri amaçlanmaktadır. Yazının diğer amacı da, başlıkta atıfta bulunulan Sedef Adası tepe arazilerinin korunmasının gerekliliği ve önemi hususunda, kamuoyunu aydınlatmaktır.

Sedef Adası tepe arazileri, yani 1956 yılında yapılmış olan İstanbul Nazım İmar planına ve parselasyona göre ada 14, parsel 1, ve ada 15, parsel 1, 1984 yılında, bu taşınmazların sahipleri ve aynı zamanda Sedef Adası yerleşiminin kurucuları olan Rey’an Şehsuvaroğlu ve Şehsuvar Menemencioğlu kardeşler tarafından, zamanın İstanbul Belediyesi’ne, korunma amaçlı olarak hibe edilmiştir.

Sedef Adası yerleşiminin kurucuları ve Sedef Adalılar, bu arazilerin hibe edilmelerinin, arazilerin korunmaları ve üzerlerindeki doğal zenginliğin muhafazası için olduğunu ve bu hibenin söz konusu arazi ve buradaki doğal değerlere bir dokunulmazlık zırhı sağlayacağı inancıyla Belediye’ye emanet edilmiş olduğunu bilir ve buna inanırlar.

Sedef Adası tepe arazileri meselesini anlamak ve meseleye taraf olmak için, öncelikle arazilerin, yurttaş tarafından kamuya emanet edilmiş olduklarının ve yurttaşın kendi mülkünde olan arazilerini kamuya bağışlarken, bu arazilerin ebediyen korunacak olmalarına dair inancının belirleyici olduğunun bilincinde olmak gerekir.

Sedef Adası rüyasının gerçekleşmeye geçişi, Ada yerleşim projesinin yaratıcılarının, 1958 yılından itibaren Ada’yı ağaçlandırmaya girişmeleri ve büyük bir gayretle 30.000 adet fidan dikmeleriyle başlıyor. 1961 yılında Ada’da iskânın başlamasından sonra Ada’nın yönetimini üstlenen ve faaliyetine bir kooperatif olarak başlayan bugünün Sedef Adalılar Derneği eliyle ve doğasever Adalılar tarafından ağaçlandırma gayretleri devam etmiş ve yıllar içinde on binlerce fidanın dikilmesiyle yapılaşma dışında kalan arazilerdeki ağaçlandırma, varlığını geliştirerek sürdüren nitelikli bir orman vasfı kazanmıştır (Resim 1).

Resim 1: Sedef Adasının 2010’da görünümü.

50 senelik yerleşimin kutlandığı 2010 yılında Ada’ya bakıldığında, geniş alanlarına kazandırılmış orman özelliğiyle Sedef Adası adeta el değmemiş, zengin bir yeşil alan görünümünün belirleyici olduğu, eşşiz bir doğa parçası niteliğindedir.

Peki hal böyle iken, bu görüntüyü kim, ne için bozmak isteyebilir?


Mülkiyeti, 1986 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden, Adalar Belediyesi’ne intikal aden Sedef Adası tepe arazileri, 2010 yılına gelene kadar, 26 yıl boyunca tüm Belediye yönetimlerince muhafaza edilmiş, kamuya bağışlanan bu yeşil alan Belediye’nin emanetinde kalarak korunmuştur. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Adalar Belediye Başkanlığı’na seçilen Dr. Mustafa Farsakoğlu yönetimindeki Adalar Belediyesi’nde, 2010 yılının yaz aylarında Sedef Adası tepe arazilerinin satışı fikri dile getirilmeye başlanmış ve muhtemel bir satıştan elde edilecek gelirle, Belediye bütçesindeki açıkların kapatılması düşüncesi ortaya çıkmıştır. Adalar Belediyesi’nin son dönemde kamuoyuyla da paylaşılmış bulunan hedefi, bağışlanma yoluyla Belediye mülkiyetine geçmiş olan Sedef Adası tepe arazilerinin nakte dönüştürülerek yıllık bütçe aktiflerine eklenmesidir. 2010 yılı sonbaharına girilirken, Adalar Belediyesi’nin mali yönetim stratejisini belirleyen unsur, Sedef Adası tepe arazilerinin satılarak, satış gelirinin Belediye bütçesine konmasıdır.

Belediye yönetimince geliştirilen bu düşünceler neticesinde, Adalar Belediyesi mülkiyetindeki ada 14, parsel 1 ve ada 15, parsel 1 tanımlı Sedef Adası ormanlık tepe arazileriyle ilgili ada 14, 1 numaralı parselin satış yetkisinin, Başkan Dr. Mustafa Farsakoğlu’na verilmesi konusu, 4 Ekim 2010 tarihli Belediye Meclisi toplantısı gündemine alınmıştır. Sedef Adalıların kısa bir süre içinde kamuoyu dikkatini Belediye’nin tasavvurlarına çekme çabaları ve STK’ların ve basının konuya gösterdikleri ilgi sonucunda, söz konusu Meclis toplantısında satış yetkisinin Başkana verilmesi kararı alınmamış, konu Meclis toplantısı gündem maddesi olarak tekrar görüşülmek üzere ileri bir tarihe bırakılmıştır.

Sedef Adası tepe arazileri niçin korunmalıdır?

İstanbul Prens Adaları, Türkiye’deki 305 Önemli Doğa Alanı’ndan biridir. Dokuz adadan oluşan İstanbul Adaları, oluşumları, konumları ve biyolojik zenginlikleri bakımından benzerlik gösterir. Bu nedenle Türkiye’nin 305 Önemli Doğa Alanı envanter çalışmasında Adaların biyolojik değerleri, uzmanlar tarafından bir bütün halinde ele alınmıştır.

Alan koruma, canlı türlerinin sağlıklı topluluklar oluşturmaları ve yaşam döngülerini devam ettirmeleri için gerekli tüm coğrafyaların, doğal özellikleri bozulmadan saklanmasını esas alır. ‘Önemli Doğa Alanı’ (ÖDA) kavramı, bu ilkeyi esas alarak doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan coğrafyaları tanımlar. Canlı türleri ve doğal kaynaklarla birlikte yeryüzünün en özel doğal alanlarının korunmasını amaçlayan ÖDA’lar, uluslararası ölçekte önemi olan alanları işaret etmektedir.

Bu alanlar, Conservation International, BirdLife International ve Planlife gibi uluslararası kuruluşların önderliğinde uzmanlar tarafından geliştirilen bilimsel kriterlere göre uluslararası öneme sahip olduğu kanıtlanmış doğa alanlarıdır.

Türkiye’nin 305 ÖDA’sından biri olarak belirlenmiş İstanbul Adaları’nın bir parçası olan ve İstanbul Adaları içinde yüzölçümüne göre yapılaşma oranının en yoğun olduğu ada olan Sedef Adası’nda, mevcut yapılaşma alanlarının dışında kalan ve orman vasfı kazanmış arazilerin biyolojik değerini oluşturan iki ana unsur, bu alanlardaki ağaç ve bitki örtüsü envanteri ve yerleşik kuş türleriyle bu arazileri her yıl konaklama ve dinlenme yeri olarak kullanan, koruma altındaki göçmen kuş türleridir.

Sedef Adasının Florası:
Sedef Adasında orman bölgesi, ağaç türlerinin zenginliğiyle dikkat çeker. Ada, diğer adalarda ağırlıklı olarak görülen Kızılçam (Pinus brutia) dışında, Himalaya sediri (Cedrus deodora) ve Atlas sediri (Cedrus atlantica), Fıstık Çamı (Pinus pinea), Akdeniz servileri (Cupressus sempervirens), Porsuk ağacı (Taxus baccata), At kestanesi (Aesculus hippocastanum), Dişbudak (Fraxinus), Akçaağaç (Acer), Ladin (Cistus creticus ve cistus salvifolsus), Kermes meşesi (Quercus coccifera), Akçakesme (phillyra latifolia), Kocayemiş (Arbutus unedo), Çınar (Platanus orientalis), Ihlamur (Tilia), Defne (Laurus nobilis), Katran ardıcı (Juniperus axycedrus), Erguvan (Cercis siliquastrum), Zeytin (Olea europaea), Boz Pırnal Meşesi (Quercus aucheri), Çitlembik (Celtis) türlerini de barındıran zengin bir ağaç popülasyonuna, ayrıca orman bölgesine ve bahçelere dağılmış İğde, Nar, İncir, Erik, Elma, Kayısı, Şeftali, Armut, Dut, Mandalina, Badem ağaçları ile Menengiç, Süpürge çalısı, Zakkum, Sakız, Funda, Delice, Tesbih, Katır Tırnağı gibi türleri içeren nitelikli bir maki topluluğu envanterine sahiptir.

Sedef Adasının Faunası:
Dünyadaki leylek nüfusunun büyük çoğunluğunun göç ettiği iki ana göç yolundan biri, Türkiye üzerinden geçer. İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Hatay-Belen geçidi, leyleklerin Türkiye üzerinden göçleri sırasında kullandıkları geçiş bölgeleridir. Bu nedenle Türkiye sadece topraklarında üreyen leylekler için değil aynı zamanda Avrupa’da üreyen leylekler için de hayati önemde bir göç yolu ve habitat olmak özelligine sahiptir. İstanbul Boğazı güzergâhında yer alan Adalar, bazıları nadir olan çeşitli göçmen kuşların göç yollarında bulunmaktadır. İstanbul Boğazı üzerinden, sonbahar ve ilkbahar kuş göçü dönemlerinde, yılda ortalama 500.000 göçmen kuşun geçtiği bilinmektedir. Göçmen kuş türlerinden olan ve Adalar güzergâhını kullanan Leylek (Ciconia ciconia), yılda 51.000 adetle, nüfusu en yüksek göçmen kuş popülasyonlarından birini teşkil eder ve bu göçün tamamı, Sedef Adası’nın üzerinden geçmekte ve bu sayının önemli bir kısmı Sedef Adası üzerindeki ormanı, dinlenme ve geceleme alanı olarak kullanmaktadır (Bkz. Resim 2-5).

Resim 2 ve 3: Sedef Adasında konaklayan leylekler

Resim 4 ve 5: Sedef Adası tepe arazisi ormanında konaklayan leylekler

Leylekler dışında Sedef Adası güzergâhını kullandığı bilinen kuşlar arasında, Şahin (Buteo buteo), Arı Şahini (Pernis apivorus), Guguk (Cuculus canorus) ve İbibik (Upopa epops) kuşları, Bülbül (Luscinia luscinia), Kara Kızılkuyruk (Phoenicurus ochrurus), Ak Mukallit (Hippolais pallida), Boz Ötleğen (Sylvia borin), Ak Gerdanlı Ötleğen (Sylvia cummunis), Sarı Mukallit (Hippolais icterina), Karabaş Ötleğen (Sylvia atricapilla), Söğüt Bülbülü (Phylloscopus trochilus), Benekli Sinekkapan (Muscicapa striata), Alaca Sinekkapan (Ficedula semitorquata), Halkalı Sinekkapan (Ficedula albicollis), Kızıl Sırtlı Örümcekkuşu (Lanius collurio), Kızıl Başlı Örümcek Kuşu (Lanius senator), Kırlangıç (Hirundinidae) ve Yaban ördeği familyalarına ait türler belirtilmelidir. Sayılan türlerin birçoğu, Sedef Adası’nda konaklayan ve bazıları üreyen göçmen kuş türleridir.

Gerek ağaç envanteri açısından, gerekse güzergâhında bulunduğu göçmen kuşların doğal habitatı olması bakımından, Sedef Adası tepe arazisi, orman vasfı kazanmış haliyle küçük bir alana sahip olmasına rağmen, küresel ölçekte öneme sahiptir. Türkiye’nin de imzalamış olduğu devletlerarası Ramsar Sözleşmesi (1) hükümlerine göre, bir türün dünya nüfusunun %1’inin bulunduğu veya barındığı bir alan, Ramsar konvansiyonu uyarınca küresel ölçekte öneme sahiptir ve koruma altına alınmalıdır. İstanbul Boğazı’ndan geçen 51.000 leylek, bu türün tüm dünya nüfusunun %10’udur. Sedef Adası tepe arazilerinin sadece göçmen leylek ve diğer kuş türlerinin göç yollarında bulunması ve göçmen kuşların konaklama ve dinlenme yeri olması olgusu bile Sedef Adası’nın, kamu tarafından korunması gerekli bir Önemli Doğa Alanı sayılması için yeterli nedendir.

Göçmen kuşların dışında Sedef Adası’nın güney yamacında deniz kuşlarının üremesi için uygun sarp kayalıkların geniş alanlar kaplaması ve Ada genelinde nitelikli ormanlaşma süreci sonucunda Sedefadası, zengin bir yerli kuş popülasyonuna da ev sahipliği yapmaktadır. Ada’nın yerli kuşları arasında, Gümüş Martı, Karabaş Martı, Karabatak, Gri Balıkçıl, Kızılgerdan, Karatavuk, Öter Ardıç, Büyük Baştankara, Mavi Baştankara, Kaya Güvercini, Orman Ağaçkakanı, Serçe, İspinoz, Saka, Sığırcık, Florya, Saksağan, Kumru ve Karga gibi türler sayılabilir. Ada ayrıca, Sincap ve çeşitli Kaplumbağa türlerinin habitatı haline gelmiştir.

Sedef Adası’nda insan yaşamının başlayıp geliştiği 50 sene boyunca, bahsedilen ekosistemin korunmasına tüm Adalılar tarafından yalnızca hassasiyetle özen gösterilmemiş, aynı zamanda bu ekosistemi besleyecek ve geliştirecek şekilde destek verilmiştir. Ada’daki ağaç envanterinin gelişmesinde, çoğaltılması ve çeşitlendirilmesinde, budama ve bakımlarının yapılmasında ve göçmen kuşların habitatlarının geliştirilmesi ve korunmasında, Sedef Adalılar’ın yıllar boyunca harcamış oldukları emek ve seferber ettikleri maddi imkânlar ancak örnek alınabilecek niteliktedir.

Sedef Adası tepe arazileri ve benzeri Önemli Doğa Alanları ve doğal hayat habitatları —özellikle Sedef Adası örneğinde görülen orman niteliğindeki özel alanlar—Türkiye’nin de taraf olduğu devletlerarası çeşitli sözleşmelerle koruma güvencesi altına alınmıştır.

Sedef Adası tepe arazilerini doğrudan ilgilendiren ve Türkiye’nin taraf olduğu devletlerarası anlaşmalar ve ilgili hükümleri şunlardır:

Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (1979-BERN) (2)
Sözleşmenin amacı, yabani flora ve faunayı ve bunların yaşama ortamlarını muhafaza etmek, özellikle birden fazla devletin işbirliğini gerektirenlerin korunmasını sağlamak ve bu işbirliğini geliştirmektir. Bu sözleşmenin önsözünde yaban hayatı ve yaşama ortamlarının tehdit altında olduğu belirtilerek, ilk üç maddesinde genel koruma önlem ve politikaları belirtilirken, dördüncü maddesinde yaşama ortamlarının, 5-9ncu maddesinde türlerin, 10ncu maddede de göçmen türlerle ilgili koruma önlemleri düzenlenmektedir. 11-12nci Maddeler ise Devlet taahhütleri ile ilgilidir.

Sedef Adası da başta leylekler olmak üzere çeşitli göçmen kuş türlerinin göç yolu üzerinde olduğundan, Ada üzerinde henüz yapılaşmanın olmadığı alanlar, sözleşme gereği korunmalıdır.

Avrupa Peyzaj Sözleşmesi (2000-FLORANSA) (3)
Bu sözleşmeyle; peyzajın korunmasını, yönetimini ve planlamasını geliştirmek ve peyzaj konuları hakkında Avrupa’da işbirliğini organize etmek amaçlanmaktadır.

Sözleşme’nin önsözünde peyzajın insan faaliyetleri sonucu bozulduğu ve peyzajın insan yaşamındaki önemi ile korunması ve planlanmasının gerekliliği vurgulanarak, birinci maddesinde tanımlar, ikinci maddesinde kapsam, 4-6ncı maddelerinde de alınacak önlemler, belirlenecek politikalar ve Devletlerin sorumlulukları düzenlenmektedir.

İstanbul Adaları, İstanbul’un en önemli doğal ve kültürel peyzaj değerlerindendir. İstanbul Adaları’ndan biri olan Sedef Adası’nın doğal peyzaj karakterine, geri dönüşü olmayacak şekilde zarar vermesi kaçınılmaz olan Ada’nın tepe arazilerinin korunmaları yerine satışa çıkarılması ve yapılaşmaya açılması, Sözleşme’ye açıkça aykırıdır. Ayrıca, söz konusu arazi Ada’nın en tepe noktasında bulunduğundan, buradaki herhangi bir yapılaşma Ada’nın siluetine de zarar verecek ve bu zarar, tüm Adalar için son derece kötü bir emsal oluşturacaktır.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (1992-NEW YORK) (4)
Sera gazlarının atmosferik birikimlerinin insanın iklim sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirecek bir düzeyde durdurmayı sağlayabilecek en önemli hükümetler arası çabalardan biri de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’dir.

Atmosferdeki sera gazı birikimlerini, iklim sistemi üzerindeki tehlikeli insan kaynaklı etkiyi önleyecek bir düzeyde durdurmayı başarmak amacıyla imzalanan Sözleşme’de taraf ülkeler, iklim değişikliğinin nedenlerini önceden tahmin etmek, önlemek veya en aza indirmek ve zararlı etkilerini azaltmak için önleyici önlemler almayı taahhüt etmektedir.

Sözleşme sera gazları ile açıklamalar ve bazı sözleşmelere atıflar yapan bir önsözden sonra, birinci maddede tanımları, ikinci maddede amacı, üçüncü maddede ilkeleri, dördüncü maddede de su kaynaklarının korunmasını da içeren Devletlerin taahhütlerini düzenlemektedir.

Yanlış arazi kullanım kararlarının, iklim değişikliği üzerindeki olumsuz etkilerinin bilinmesine rağmen, Sedef Adası’nın tepe arazisinin satışı ve yapılaşmaya açılması, sözleşmeye aykırıdır. Diğer bir deyişle, sürdürülebilir yaşam açısından son derece önemli olan, İstanbul yakın çevresinde henüz yapılaşmamış doğal alanlardan olan Sedef Adası’nın yeşil alanları yapılaşmadan korunmalıdır.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Rio de Janeiro 1994) (5)
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin üç temel amacı bulunmaktadır; biyolojik çeşitliliğin korunması, biyolojik çeşitliliği oluşturan unsurlardan sürdürülebilir kullanımın sağlanması, genetik kaynaklar ile teknoloji üzerinde sahip olunan bütün hakları dikkate almak kaydıyla bu kaynaklara gereğince ulaşımın ve bu kaynakların gereğince transferinin sağlanması ve uygun finansmanın tedariki de dahil olmak üzere bu kaynakların kullanımından doğan faydaların tüm dünya ülkeleri arasında eşit ve hakça paylaşılmasıdır.

Sözleşme’ye taraf ülkeler, kendi sınırları içerisindeki bitkilerin, hayvanların ve mikrobiyolojik yaşamın çeşitliliğinin tam olarak korunması sorumluluğunu üstleneceklerini, ayrıca biyolojik kaynakları sürdürülebilir kullanacaklarını ve biyolojik çeşitlilikten sağlanan faydaları eşit olarak paylaşmanın yollarını arayacaklarını taahhüt etmektedir.

Sözleşmenin 1. maddesi amaç, 3. maddesi benimsenen ilke, 6, 7, 8 ve 9uncu maddeleri de korunması gerekli alanlara yönelik alınacak tedbirler ile belirleme, izleme ve koruma yöntemlerini içermektedir.

Sahip olduğu ağaç envanteri ve göçmen ve yerli kuş habitatı olarak biyolojik çeşitlilik açısından korunması gerekli olan Sedef Adası’nın yeşil alanlarının herhangi bir yapılaşmaya açılması, Sözleşme’ye aykırıdır.

Sedef Adası’nın, günümüze kadar yapılaşmaya açılmayarak korunmuş ve doğal değeri artarak gelişmiş olan tepe arazilerine yönelik yeni plan kararları oluşturulurken, alanın sahip olduğu değerler göz önünde bulundurulmalıdır. Bu değerlerin korunması sadece Sedef Adalılar için değil, yerel ve ulusal ölçekte de önemlidir. Aksi yönde alınacak her türlü karar, hukuk, şehircilik ve planlama ilkelerine ve yukarıda açıklanan taraf olunan uluslararası sözleşmelere ters düşer.

Korunmanın neresindeyiz 
ve ne yapılmalı?

Sedef Adası sahip olduğu doğal ve kültürel değerler sonucunda, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.03.1984 gün ve 234 sayılı Kararı ile SİT Alanları Bütünü olarak ilan edilmiş, daha sonra 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun (Anıtlar Kurulu) 09.12.2009 gün ve 2201 sayılı kararı ile Ada 1/Parsel 1, I. Derece Doğal SİT ve III. derece Arkeolojik SİT, Ada 14 ve 15, II. derece Doğal SİT ve konutların bulunduğu bölge de III. derece Doğal SİT ve Kentsel SİT Alanı ilan edilmiştir. Kararda “A bölgesi” adıyla geçen Ada 1/Parsel 1 ile ilgili olarak, T.C. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 2001 yılında yayınlamış olduğu “Burgazada, Sedef Adası, Kaşıkadası, Tavşanadası” başlıklı araştırmayla(6), bu bölgedeki Bizans manastırının varlığı teyit edilmiş olup, geçen süre zarfında da aynı bölge ‘orman’ vasfı kazanmıştır.

Buna mukabil, Ada’nın tepe noktasında bulunan ve doğal profilini teşkil eden ve kararda “B bölgesi” adıyla geçen Ada 14 ve 15 no.lu parsellerin, yani Adalar Belediyesi mülkiyetinde bulunan arazilerin II. derece Doğal SİT ilan edilmesi, bu alanların turizm amaçlı kullanılmasının önünü açmaktadır.

Sedef Adası’nın yapılaşmamış ve ‘orman’ vasfı kazanmış arazilerinin korunması için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce onaylanarak Anıtlar Kurulu’na sunulan 1/5000 ölçekli Adalar İlçesi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve Sedef Adası’na yönelik plan kararlarının, Ada doğal değerlerine ve Ada’nın Önemli Doğa Alanı olması olgusuna uygun olarak,

1. Sedef Adası göçmen kuşların konaklama yolları üzerinde bulunduğundan ve göçmen ve yerli kuşların barınma ve üreme alanı olduğundan, üzerinde yapılaşma bulunmayan Ada’nın tepe arazileri, doğal yaşam açısından son derece önemlidir ve yapılaşmadan tamamen korunmalıdır.

2. Söz konusu alanda yetişen ağaçlar zamanla orman vasfını kazandığından, alan ‘orman’ alanı olarak korunmalı ve statüsü ‘muhafaza ormanı’ olarak adlandırılmalıdır.

3. Tepe arazileri, Ada’nın silueti açısından son derece önemlidir. Burada müsaade edilecek veya yapılacak, geçici ve günübirlik kullanımlar için bile olsa, herhangi bir yapılaşma veya turizm faaliyeti, bu siluetin değişmesi ve bozulmasına neden olacağından, bu tip kullanımlardan kaçınılmalıdır.

4. Sedef Adası’ndaki altyapı mevcut kullanımlara güçlükle cevap verirken, nüfusu artıracak herhangi bir plan kararıyla iyice yetersiz hale gelerek katı atıklar, atık su vb konularda çevresel sorunlara yol açacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

5. İstanbul Prens Adaları içinde yüzölçümüne göre yapılaşma yoğunluğunun en fazla olduğu adanın Sedef Adası olduğu unutulmamalı, yeni plan ve koruma kararları getirilirken, bu husus dikkate alınmalıdır.

Yukarıda geçen gerekçeler nedeniyle,

1. İBB Şehir Planlama Müdürlüğü ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, bu bölge için üzerinde çalıştıkları plan kararaları ve SİT derecelendirmelerinin, mutlak korumaya yönelik ve B Bölgesi olarak adlandırılan bölgenin “I. derece Doğal SİT alanı” olması,

2. Bölgenin kuş göç yolu üzerinde bir konaklama alanı olduğu göz önünde tutularak, turizm veya geçici konaklama amaçlı dahi olsa herhangi bir yapılaşmaya açılmamasının sağlanması şarttır.

İstanbul Adaları’nı sevenlerin, Adalar’ın doğal ve kültürel varlıklarına saygı duyan ve doğal değerlerin ve zenginliklerin korunmasını isteyen herkesin, sadece yerel değil, ulusal hatta uluslararası bir doğal varlığı temsil eden Sedef Adası’nın doğasını özenle koruması beklenmelidir. Salt parasal kaygılarla, üstelik kamu eliyle feda edilecek bu doğa parçasının, sadece Sedef Adası’na değil, yaratılacak kötü emsalle, Adalar’a ve İstanbul’a, hatta Türkiye’ye büyük zarar vereceğini düşünerek bu ziyana karşı çıkmak, yurtsever her vatandaşın görevi olmalıdır. Yurttaşın korunması için kamuya emanet ettiği bir varlık olarak Sedef Adası tepe arazilerinin, bir Belediye tarafından satışının düşünülmesi veya mutlak korunma dışında herhangi bir geçici, günübirlik veya kalıcı yapılaşmaya açılması, her şeyin ötesinde etik değerlerle de bağdaşmıyor.

Notlar:
(1) Ramsar Sözleşmesi metni için bkz: www.ramsar.org
(2) Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi metni için bkz: http://www.milliparklar.gov.tr/DKMP/Files/Mevzuat/hukuk/sozlesme/berns/bern.pdf
(4) Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi metni için bkz: www.iklim.cob.gov.tr/iklim/Files/REC_unfccc.pdf
(5) Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi metni için bkz: http://www.milliparklar.gov.tr/DKMP/Files/Mevzuat/hukuk/sozlesme/bcs/bcs.pdf
(6) Erendiz Özbayoğlu, “Burgazada, Sedef Adası, Kaşık Adası, Tavşan Adası“, TC Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara (2000).

Meraklısı için ek:

Sedef Adası tepe arazilerinin 
kaderini belirleyecek sürecin 
aktörlerini tanıyalım!

Sedef Adası tepe arazilerinin önümüzdeki dönemde korunmalarına yönelik plan kararları ve koruma (SİT) derecelendirilmeleri veya yapılaşmaya açılmasıyla ilgili kararları alacak olan kurumlar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Planlama Müdürlüğü, İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ve Adalar İlçe Belediyesi’dir.

Bu kurumların yanında, doğal değerlerin korunması konusunda Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları’nı devreden çıkarması muhtemel olan, yeni bir yasa tasarısı üzerinde de çalışıldığı ve bu yasa taslağının onaylanmak üzere hazır edilmiş olduğu bilinmektedir. Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu adlı bu yeni yasanın beklenebilir etkilerine de yazının sonunda yer verilmiştir.

Aşağıda Çevre Planlama ve Koruma Kurulu (Anıtlar Kurulu) genel yapıları ve görev tarifleriyle ilgili bilgiler yer almaktadır:

Adalar Belediyesi mülkiyetinde olan Sedef Adası tepe arazilerinin, yapılaşmada esas kriteri oluşturacak SİT derecelerinin tespiti için yetkili kamu kuruluşu: 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’dur.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurullarının oluşumu, görevleri ve çalışma şekli, şu şekilde açıklanabilir:

Koruma bölge kurulları aşağıda belirtilen üyelerden oluşur.

a) Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulunca seçilen üyeler:

1) Arkeoloji, sanat tarihi, hukuk, mimarlık ve şehir planlama dallarında uzmanlaşmış kişilerden Bakanlıkça seçilecek beş temsilci,

2) Yukarıdaki bentte belirtilen ve koruma bölge kurulunun ihtiyacına göre Bakanlıkça talep edilecek dallardan Yükseköğretim Kurulunca seçilecek iki öğretim üyesinden oluşur. Bakanlık personeli üye seçilemez. Seçilecek üyenin koruma konusunda ve alanında uzman kişiler olması tercih edilir.

b) Kurum temsilcisi üyeler:

1) Görüşülecek konu, belediye sınırları içinde ise Büyükşehirlerde Büyükşehir belediye başkanı veya teknik temsilcisi ile ilgili ilçe veya ilk kademe belediyesi başkanı veya teknik temsilcisi, belediye sınırları dışında ise ilgili valilikçe seçilecek teknik temsilci,

2) Görüşülecek konu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile ilgili ise Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğünden bir teknik temsilci,

3) Görüşülecek konu, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili ise, Vakıflar Bölge Müdürü veya teknik temsilcisi,

4) Görüşülecek konu, Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili ise konuyla ilgili teknik temsilci,

5) Görüşülecek konu, müze müdürlüğü ile ilgili ise ilgili müze müdüründen oluşur. İlgili meslek kuruluşları ile sivil toplum örgütleri temsilcileri koruma bölge kurulu toplantılarına gözlemci olarak katılabilirler. Rölöve ve anıtlar müdürlüğünü ilgilendiren konularda ilgili rölöve ve anıtlar müdürü oy hakkı olmamak kaydıyla toplantıya danışman olarak çağrılabilir. Ayrıca, gerek görülmesi halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarından oy hakkı olmaksızın görüş alınmak üzere uzman çağrılabilir.

Koruma Bölge Kurullarının Görevleri
Koruma bölge kurulları, Kanun ve ilgili mevzuat ile Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları doğrultusunda aşağıdaki görevleri yürütür:

a) Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen ya da Vakıflar Genel Müdürlüğünce tespit edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini yapmak,

b) Korunması gerekli kültür varlıklarının gruplandırılmasını yapmak,

c) Sit alanlarının, tescilinden itibaren üç ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek,

d) Koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini altı ay içerisinde inceleyip karar almak,

e) Uygulamaya yönelik projeler ile değişiklikleri hakkında en geç üç ay içinde karar almak,

f) Ören yerlerine ilişkin çevre düzenleme projeleri ile bunların her türlü değişikliklerine ilişkin görüş bildirmek,

g) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarının tespitini yapmak,

h) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanların tescil kaydını kaldırmak,

i) Koruma amaçlı imar planı onaylanmış sit alanlarında tescilli taşınmaz kültür varlığı parselinde, planın bulunmadığı sit alanlarında ise tüm parsellerde inşaî ve fiziki müdahalelere; tescilli 1. grup yapıların 3194 sayılı İmar Kanununun 21 inci maddesi uyarınca ruhsat gerektirmeyen tamirat ve tadilatlarına ilişkin karar almak,

j) Sit alanı içinde kalmayan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların koruma alanlarına ilişkin uygulamaya dönük kararlar almak,

k) Naklinde zorunluluk bulunan korunması gerekli kültür varlıklarının uygulamaya yönelik işlemleri hakkında görüş bildirmek,

l) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı parsellerinde, taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetlerini etkilemeyecek şekilde ayrılma ve birleştirilmelerine ilişkin karar almak,

m) Kanunun “Devir yasağı” ve “Kullanma” başlıklı 13 üncü ve 14 üncü maddelerinde yer alan konularda talep edilmesi halinde Bakanlığa görüş vermek,

n) Kanunun 15 inci maddesi uyarınca, tescilli taşınmaz kültür varlıklarının kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idare birliklerince kamulaştırılması işlemlerinde taşınmazın fonksiyonuna ilişkin karar almak.

Koruma Bölge Kurullarının Çalışma Şekli
Koruma bölge kurulları ayda en az dört kez toplanır. Gündemde bekleyen konu bulunmaması şartıyla koruma bölge kurulları ayda en az iki toplantı yapabilir. Birikmeye neden olmayacak şekilde görüşülecek dosya sayısı ve olağanüstü durumlar göz önüne alınarak toplantı sayısı arttırılabilir. Toplantı günleri ve gündemleri koruma bölge kurulu müdürlüğünce belirlenir, koruma bölge kurulu üyelerine toplantı çağrısı yapılır.

Koruma bölge kurulları, toplantıya katılması gereken üyelerin salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar alınır. Ancak karar yeter sayısı Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulunca seçilen üye sayısının salt çoğunluğundan az olamaz. Kararlar, Kanun ve ilke kararlarındaki dayanakları ile bilimsel gerekçeleri belirtilerek yazılır.

Koruma bölge kurulunca alınan kararın mevzuatla çelişmesi halinde koruma bölge kurulu müdürünce karar dağıtımı yapılmadan, durum belgeleriyle birlikte ivedilikle Genel Müdürlüğe iletilerek görüş istenir. Genel Müdürlük görüşü koruma bölge kurulunun ilk toplantısında değerlendirilerek karara bağlanır. Koruma bölge kurulu kararlarına karşı idari yargıda açılan Bakanlığın taraf olduğu davalarda, gerek görülmesi halinde hukuk müşavirliğince yapılacak savunmalara ve varsa bilirkişi raporlarına itirazda dikkate alınacak ayrıntılı görüş ve gerekçeler, kurul üyelerinden de istenebilir. Gündemdeki konu ile kişisel ve üçüncü derece kan ve sıhri hısımları açısından ilişkisi veya menfaati olan üye, bu konunun değerlendirilmesi sırasında koruma bölge kurulunun toplantısına katılamaz ve oy kullanamaz. Koruma bölge kurullarının toplantılarında konular gündeme uygun şekilde görüşülür ve karara bağlanır. Ancak aynı toplantıda konunun ikinci defa görüşülmesi üyelerden biri tarafından istenir ve diğer üyeler tarafından kabul edilirse, bu durum bir tutanağa bağlanarak karar yeniden değerlendirilebilir.

Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Bölge Kurullarında Komisyonlar Kurulması
Koruma Yüksek Kurulu veya koruma bölge kurulları çalışmalarını kolaylaştırmak için gündemindeki konuları, üyeleri arasından oluşturacağı komisyona verip yerinde inceleme yaptırabilir. Komisyonun görüşleri rapor halinde hazırlanır, kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanır.

Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Bölge Kurullarınca Alınan Kararlar ve Dağıtımı
Gündem gereği konularla ilgili Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları tarafından alınacak kararlar toplantı sonunda başkan ve üyelerce imzalanır. Alınan kararlar yazışma usullerine göre ilgili yerlere dağıtılırlar.

Koruma bölge kurulunca belirlenen koruma ilkeleri esasında ilgili alanlara ilişkin plan kararları ve 1/5000 ölçeğinde Nazım Imar Planı’nın hazırlanışından sorumlu kamu kuruluşu: IBB Şehir Planlama Müdürlüğü’dür.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Planlama Müdürlüğü ne yapar:
KURULUŞ TARİHÇESİ İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut müdürlüklerinden “İskan Müdürlüğü” unvanını “Şehir Planlama Müdürlüğü” olarak değiştirilmesine ilişkin; Bütçe – Hukuk Komisyonlarının müşterek onanlı örneği bağlı raporunun, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 05.07.1988 gün ve 429 sayılı kararına göre oy çokluğu ile aynen kabul edilmesi üzerine, İstanbul Valiliği’nin 12.08.1988 günlü yazısı ve İçişleri Bakanlığı’nın bila tarih ve MİGM- TNOB-TEŞK 521–84-34-306 sayılı oluruna binaen kurulan ve yeniden Organize edilerek bu tarihten itibaren faaliyete geçen Şehir Planlama Müdürlüğü’ne ait bu yönetmelik 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 5390 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun ve sair ilgili mevzuat hükümlerine istinaden hazırlanmıştır.

TEŞKİLAT, GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLAR

Teşkilat
(1) Şehir Planlama Şube Müdürlüğü İdari Teşkilatı; müdür, şef, memur, sözleşmeli personel, işçi personel ve diğer personelden oluşur.

(2) Birimlerin iç organizasyon yapılarının teşkili, söz konusu ilgili müdürlüğün teklifi ve bağlı olduğu üst amirin onayı ile gerçekleştirilecek bir iç düzenleme ile geçerlilik kazanır.

Müdürlüğün Görevleri
Müdürlüğün görevleri aşağıda sıralanmıştır;

a) İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki alanın uzun vadede gelişmesinin yönlendirilmesi, kontrol altında tutulması, sıhhileştirilmesi, doğal tarihi ve kültürel değerlerinin korunması amacı ile 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar planını yapmak, yaptırmak.

b) Her ölçekteki planlama kararlarına göre Büyükşehir Belediyesi yatırımlarının sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan yönlendirilmesi ve önceliklerinin tayin edilmesinin temini için, Metropoliten Alan bütününde sektörel (sanayi, hizmet, tarım) yatırımlarını takip etmek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına değerlendirmek ve koordine edilmesini sağlamak.

c) Her türlü plan çalışmalarında yatırımcı Bakanlıklar, Devlet Planlama Teşkilatı’nın ilgili birimleri, yatırımcı kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri ile koordinasyon sağlamak, İstanbul’a ait Merkezi Yönetim politikalarının ve yatırım programlarının imar planları ile uygunluk ve entegrasyonunu temin etmek.

d) Nazım İmar planlarına göre hazırlanacak eylem planları kapsamında öncelikli bölgelerde kentsel tasarım projelerini ve yatırım projelerini ilgili planlama ve yatırım müdürlükleri ile koordineli olarak tayin etmek.

e) Planlama çalışmaları sırasında toplanan ve toplanacak konusuna özgü bilgi ve dokümanların tasnif ve depolanmasını, bu dokümanların uygun ortamlarda ve biçimlerde arşivlenmesini sağlamak ve bu bilgi ve belgeleri ilgili birimlere iletmek.

f) İlgili birim tarafından yapılan Ulaşım Planlama çalışmalarını, üst ölçekli plan karar ve inisiyatifi doğrultusunda irdelemek ve görüş bildirmek.

g) İlçe Belediye Başkanlıklarınca plan yapım yetkisi verilen alanların ve ilgili yasa gereği yapılması gereken 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarını ve Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planlarını yapmak, yaptırmak.

h) İlçe Belediye Başkanlıklarınca yapılan-yaptırılan ve İlçe Meclis Kararına bağlanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ve bu planlara ait değişiklik tekliflerini ve bu planlara yapılan itirazlar incelemek, değerlendirmek ve onaylatmak.

i) Her ölçekli nazım imar planlarına ilişkin değişiklik teklifleri ve onanlı planlara yapılan itirazlar ile plan iptal davaları ve planların uygulanmasına ilişkin tereddüde düşülen konularda gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmak ve görüş bildirmek.

j) Plan yapım sürecinde; kamu kurum ve kuruluşlarından görüş almak, topoğrafik, jeomorfolojik, jeolojik vb. etütler ile halihazır haritaları temin etmek, mevcut durumun tespiti için arazi kullanım, sentez ve sair çalışmaları yapmak, bunlara ilişkin raporlar hazırlamak veya hazırlatmak.

k) Koruma amaçlı imar planlarında tescilli veya önerilecek eski eserleri incelemek, fişlemek, fotoğraf çekimi ve sair belgesel teknikleri ile fiziksel ve ekolojik tespitler yapmak-yaptırmak.

l) 1/5000 ölçekli onaylı imar planlarına yapılan itirazları incelemek, değerlendirmek ve Büyükşehir Belediye Meclisine sunmak, bu konuya ilişkin meclis kararı gereklerini yapmak.

Nazım Imar Planı nedir ve Istanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Planlama Müdürlüğü tarafından çalışması yapılan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı imar planlarının hazırlık, onay ve uygulama süreçleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ve plan revizyonları süreci nasıl işler?

Nazım Imar Planı, onaylı halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olan, varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hazırlanan ve arazi parçalarının, genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere 1/5000 ölçekte düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve bu raporu ile bir bütün olan plandır.

Koruma amaçlı planlama süreci kısaca şu şekilde işler:

• Koruma Bölge Kurulu tarafından sit alanı ve derecelendirmesi ilan edilir, • Alana yönelik koruma amaçlı imar planları yapılıncaya kadar plan uygulamaları durdurulur ve Kurul tarafından Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları belirlenir,

• Koruma amaçlı plan hazırlanır ve Büyükşehir Belediye meclisinin uygun
kararı ile Kurula sunulur

• Kurul tarafından incelenerek uygun görülen plan Belediyeye gönderilir • Belediye Meclisi tarafından onaylanan Plan uygulanmaya başlanır.

Yukarıda özetlenen süreç 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planları, 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ve plan revizyonları için aynıdır.

Nazım İmar Planı çalışmaları 6 aşamadan oluşmaktadır.

1. PLAN YAPILACAK ALANIN BELİRLENMESİ Plan yapılacak alan belirlenir ve sınırı tespit edilir.

2. PLAN VERİLERİNİN TOPLANMASIPlan yapılacak alan ve sınırları belirlendikten sonra, söz konusu alan ile ilgili resmi kurum görüşleri talep edilir. Arazide yapılacak olan çalışmanın programı ve altyapısı hazırlanır.

A. Görüşleri alınan kurumlar
• Harita Müdürlüğü • DSİ-Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğü Etüd İşleri Daire Başkanlığı • Milli Savunma Bakanlığı İnşaat Emlak Daire Başkanlığı • İSKİ Genel Müdürlüğü • Turizm Bakanlığı İl Turizm Müdürlüğü • Projeler Daire Başkanlığı Yatırım Planlama Müdürlüğü • Mezarlıklar Müdürlüğü • Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı • Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü • Sağlık Bakanlığı İl Sağlık Müdürlüğü • PTT İşletme Genel Müdürlüğü Anadolu Yakası Telefon Baş Müdürlüğü • Türk Telekom A.Ş. -BOTAŞ Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. • TEAŞ Türkiye Elektrik Üretim İletişim A.Ş. Genel Müdürlüğü • Başbakanlık Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü • Kültür Bakanlığı İl Kültür Müdürlüğü • TEDAŞ İstanbul Elektrik Dağıtım Müessesesi • Emlak Müdürlüğü • Çevre Bakanlığı İl Çevre Koruma Müdürlüğü • Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları I.Bölge Müdürlüğü • İGDAŞ Gen. Müdürlüğü • İ.E.T.T Genel Müdürlüğü • Park ve Bahçeler Müdürlüğü • İtfaiye Daire Başkanlığı • Ulaştırma Bakanlığı D.L.H. Meydanları Genel Müdürlüğü • Çevre ve Orman Bakanlığı İl Çevre ve Orman Bölge Müdürlüğü • İl Turizm Müdürlüğü • İmar Müdürlüğü • Planlama Müdürlüğü • Tapu Kadastro Müdürlüğü -İstanbul . • Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu • Zemin ve Deprem İnceleme Müdürlüğü • İlgili İlçe ve İlk Kademe Belediyesi • Doğal Hayatı Koruma Derneği •  Yerleşmenin özelliğine göre görüşü alınması gereken diğer ilgili birimler

B. Arazi ÇalışmalarıArazi çalışmalarında 1/1.000 veya 1/2.000 ölçekli haritalar üzerinde bina bazında aşağıda belirtilen tespitler yapılır.
Bina Tespitleri Bina Kat Adedi, Bina Durumu, Bina Yapım Cinsi, Bina Kat Kullanımları, Fotoğraf Çekimleri, Alanın özelliğine göre belirlenecek diğer özellikler.

Anket Çalışması Yörenin sosyo-ekonomik yapısını tespit etmeye yönelik konut, işyeri ve sanayi anketleri yapılır. Konut anketleri, hane sayısına göre belirlenen bir yüzde ile hesaplanıp uygulanır. İşyeri anketleri, %50 örneklem büyüklüğünde uygulanır. -Sanayi anketleri ise birebir yapılır.

3. ANALİZ VE SENTEZ ÇALIŞMASI Arazi çalışmaları ve toplanan kurum görüşleri neticesinde toplanan veriler derlenerek analiz paftaları hazırlanır. Bu veriler birbirleri ile çakıştırılıp, yorumlanarak sentez paftaları hazırlanır. Sentez çalışmaları sonucunda yerleşilebilir alanlar tespit edilir.
Analiz Paftaları -Arazi Kullanım Durumu -Eğim Analizi -Dereler -Jeolojik Durum – Yapılara ait fiziksel veriler -Taks Değerleri -Kaks Değerleri -Yoğunluk Analizi -Doku Analizi -Mülkiyet Durumu -Arazi Değerleri -Mevcut Ulaşım Ağı ve Sorunları -Ulaşım Zonları -Üst Plan Kararları
Sentez Paftaları -Doğal Eşik Sentezi -Yerleşilebilir Alanlar

4. PLAN KARARLARININ VERİLMESİPlanlama alanında analizlerden çıkan sonuçlar ve sosyo-ekonomik yapı da değerlendirilerek sentez sonucu ortaya çıkan plan altlıkları üzerine farklı plan alternatifleri üretilir ve üretilen alternatiflerin yerleşmenin dokusuna uygunluğu değerlendirilir.

5. PLANIN ÇİZİLMESİ VE RAPORUNUN HAZIRLANMASIAlternatif plan yaklaşımlarından biri olgunlaştırılarak, teklif planın hazırlanmasına geçilir. Sayısal ortamda plan çizimi yapılır. Üretilen planda çizgisel olarak ifade edilemeyen hükümler genel ve özel plan notları olarak belirlenir. Tüm bu planlama sürecinin anlatıldığı ve alt ölçekli plana yön veren yazılı açıklamaların olduğu plan raporu hazırlanır.

6. MECLİSTE GÖRÜŞÜLMESİ VE ONAYLANMASI
• Plan resmi yazı ile meclise gönderilir. • Mecliste onaylanır. • Onaylanan plan ilgili birime gönderilir. • İlgili birim planda gerekli düzeltmeleri yapar ve yedi takım çoğaltıp başkan’a onaylatılır. • Dağıtım yapılır. • Plan harita müdürlüğü tarafından askıya çıkarılır. • Askı süresince yapılan itirazlar değerlendirilir. • Değerlendirmeler meclise iletilir. • Meclisin vereceği karar doğrultusunda gerekli işlemler yapılır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 17. maddesindeki (Sit Alanlarında Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları İle Koruma Amaçlı Imar Planı Bölümü) ve bu maddeye istinaden hazırlanan Koruma Amaçlı Imar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik’in 6 ve 8. maddelerindeki koruma amaçlı imar planlarının süreçlerine yönelik aşağıdaki özet bilgiler de ışık tutucudur:

Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik
Plan hazırlama esasları

Madde 6
Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plan uygulamasını durdurur.
İdareler planları, Bakanlıkça hazırlanan koruma amaçlı imar planları teknik şartnamesinde belirtilen esaslara uygun olarak hazırlar.

Koruma amaçlı imar planları, kadastral durum işlenmiş güncel onaylı halihazır haritalar üzerine çizilir.
Koruma amaçlı imar planlarının varsa etkileşim geçiş sahaları da göz önünde bulundurularak ve sit alanının bütününü kapsayacak şekilde içinde bulunduğu yerleşme ile ilişkileri kurularak hazırlanması esastır.

Plan hazırlama süreci içerisinde idarelerce plan yapılacak alanda ilgili meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, üniversitelerin ilgili bölümleri, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren işyeri sahipleri ve etkilenen hemşerilerin katılımı ile plan kararlarının oluşturulmasından önce sorunlar, olanaklar, vizyon, hedefler, araçlar, stratejilerin oluşturulması üzerine ve taslak planın oluşturulmasından sonra taslak planın görüşülerek koruma bölge kuruluna sunulacak son şeklini alması için asgari iki toplantı düzenlenir.

Yapılacak koruma amaçlı imar planlarında, Kanun gereğince kesin yapılaşma yasağı uygulanması gereken alanlar belirlenir.

Koruma amaçlı imar planlarının hazırlanması aşamasında; tarihi çevre, kültürel ve doğal miras, sosyal, kültürel ve ekonomik yapı, teknik altyapı, sosyal donatı, yapı ve sokak dokusu, mülkiyet yapısı, ulaşım, dolaşım sistemi, örgütlenme biçimi ve benzerlerine ilişkin gerekli etütler kent bütünü ile ilişkilendirilerek yapılır. Tespit edilen sorunların çözümü ve tarihi, kültürel, doğal çevrenin yaşanabilir ve sürdürülebilir biçimde korunabilmesi için alana özgü stratejiler belirlenir.

Planların onaylanması
Madde 8 – Koruma bölge kurulu müdürlükleri, idarece uygun bulunarak kendilerine iletilen koruma amaçlı imar planını, Kanun ve bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda eksik belgesinin olup olmadığı yönünde incelerler. Eksik belgesi bulunduğu saptanan planlar koruma bölge kurulu müdürlüğünce idareye iade edilir.

Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma amaçlı imar planları onaylanmak üzere idarelere gönderilir.

İdareler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve karara bağlar.
Planlar onay tarihinden itibaren idarece herkesin kolayca erişebileceği yerlerde ve görebileceği şekilde ilan yerlerine asılarak otuz gün süre ile ilan edilir.

Meraklısı için, 2863 sayılı Kanun ve Yönetmelik’in tam metinlerine aşağıdaki linklerden ulaşmak mümkündür:
Kanun: http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/628.html
Yönetmelik: http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/23263.html

‘Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu’ yasa taslağı hakkında:
2003 yılından beri üzerinde çalışılan taslak, 2009’da hazır hale geldi. Yasa taslağı, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun Ikizdere vadisini sit alanı ilan etmesi ve bu vadide yapımı süren veya planlan 22 adet küçük ölçekli hidroelektrik santrali projesinin askıya alınmasıyla eşzamanlı olarak TBMM gündemine alındı.

Söz konusu yasa ve bunun işleyişi ile ilgili, TC Çevre ve Orman Bakanlığının web sitesinde yer alan 29 Ekim 2010 tarihli bir basın açıklamasının dışında henüz kamuoyu ile yeterli bilgi paylaşılmış değil, ancak korkulan, bu yasanın ve yasanın uygulama esaslarının, sit alanı olarak tanımlanmış, Istanbul Adaları gibi yapılaşmadan korunan bölgelerin ve bundan sonra koruma altına alınacak bölgelerin kaderlerini değiştirme potansiyeline sahip olduğu.

AB uzmanlarının görüşüne göre, yasa taslağı AB çevre mevzuatı ile uyumlu değil. Çevre ve tarih uzmanlarının görüşüne göreyse, tasarı onaylanırsa, doğal ve kültürel miras için geri dönüşü olmayan tahribat yasal bir kılıfla yapılır hale gelebilecek.

Yasa tasarısının, mikro ölçekte Sedef Adasını ve Adaları ilgilendiren üç temel sakıncası olduğu söyleniyor. Bunların birincisi, doğal ve kültürel sit alanları, muğlâk bir şekilde tanımlanmış ‘koruma-kullanma dengesi’ ve ‘üstün kamu yararı’ kavramları yoluyla, korunmadan ziyade ranta açık hâle getiriliyor.

Ikincisi, sit alanı tayininde tek seçici konumunda olan üç kurul geliyor:

• • •

Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Kurulu, Mahallî Biyolojik Çeşitlilik Kurulları ve Tabiatı Koruma Bilim Heyeti.

Bu kurulların özerkliğinin tartışmalı olması ve kurullarda çalışacak uzmanların da atamalarının Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yapılacak olması kamuoyunda endişe yaratıyor.

Yasanın uygulamayla ilgili kritik hükümleri, gelecekte hazırlanacak yönetmeliklere bırakılmış.

Bu arada Sedef Adalıların ve Istanbul Adalarının doğasını korumanın önemine inananların mutlaka takip etmesi gereken bir gelişme var: Türkiye’nin her yerinden 46 STK, ‘Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’ adı altında birleşti.

Girişim, doğal yaşama sahip çıkılması için Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu tasarısının geri çekilmesi ve yeni bir yasa hazırlığının başlatılmasını; yeni süreçte doğanın haklarının ve uluslararası taahhütlerin dikkate alınmasını ve hazırlık ile uygulama sürecinde stkların dahlini talep ediyor (Girişimin basın açıklaması, Çevre Bakanlığının basın açıklamasından sonra eklidir).

http://tabiatkanunu.wordpress.com

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı Hazırlık Süreci İle Alakalı TC Çevre ve Orman Bakanlığı Basın Açıklaması

29 Ekim 2010

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısının üzerinde 2002 yılından bu yana çalışılmakta olup, konuyla alakalı olarak 6 Ocak 2003 tarihinde GEF-II Projesi çerçevesinde ilgili Bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ile üniversitelerin yer aldığı Yasal Çerçeve Değerlendirme Komitesi oluşturulmuştur.

Söz konunu komitenin 29 Ocak 2003 tarihinde gerçekleştirdiği toplantı neticesinde, tabiat koruma ve biyolojik çeşitliliğinin sürdürülebilir kullanımı alanında yeni bir kanuna ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir.

Yeni bir kanun hazırlanmasını da ihtiva eden taslak strateji metni, 27–28 Şubat 2003 tarihlerinde düzenlenen bir çalıştayda tartışılmıştır.

Çevre ve Orman Bakanlıklarının 2003 yılında birleşmesinin ardından bu konudaki çalışmalar Çevre ve Orman Bakanlığı uhdesinde yürütülmüş ve yeni, çerçeve kanun tasarısı, 30.11.2004 tarihinde komisyon tarafından incelenmiş ve uygun bulunmuştur.

Bunun ardından Bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları ile STK ve üniversitelerin iştirakiyle 14.03.2005 tarihinde Biyolojik Çeşitlilik ve Doğa Koruma Kanun Taslağı konulu yeni bir çalıştay yapılmıştır.
Hazırlanan taslak metin; 25.01.2006 tarihinde ilgili kurum, kuruluş, STK ve üniversitelere gönderilerek görüşleri alınmıştır.

Alınan görüşler doğrultusunda kanun tasarısı üzerindeki çalışmalar devam etmiş, 21 Aralık 2009 tarihinde AB müzakerelerinde Çevre Faslının açılması ile birlikte Türkiye’nin yerine getirmesi gereken taahhütler çerçevesinde “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı” hazırlık süreci hızlanmıştır.

Kanun Tasarısı, AB Mevzuatı da dikkate alınarak yeniden tadil edilerek 09.02.2010 tarihinde ilgili Bakanlıkların görüşüne sunulmuştur.

Bakanlıklardan gelen görüşlerin değerlendirilmesi neticesinde yeniden düzenlenen kanun tasarısı, 13.04.2010 tarih ve 3028 sayılı yazıyla Başbakanlığa intikal ettirilmiştir.

09.07.2010 tarihinde ilgili bütün tarafların iştiraki ile Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürünün başkanlığında Başbakanlıkta toplantı yapılmıştır. Toplantıda uyumsuzlukların giderilmesi için Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ilgili diğer Bakanlıklar ile ikili görüşmeler gerçekleştirmesine karar verilmiştir.

Bu çerçevede; 14.07.2010 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 15.07.2010 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, 16.07.2010 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile toplantılar gerçekleştirilmiş ve mutabakat zaptı imzalanmıştır.

Bütün bu çalışmalar neticesinde tasarıya 6 Ekim 2010 tarihinde Başbakanlıkta nihai hali verilmiştir. Bakanlar Kurulunda imzaların tamamlanmasından sonra tasarı, Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın imzası ile 25 Ekim 2010 tarihinde TBMM’ne sevk edilmiştir.

Yukarıda izah edilen süreçten de anlaşılacağı üzere, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısının İkizdere’nin sit alanı ilan edilmesi ya da diğer HES projeleriyle en ufak bir bağlantısı yoktur.
Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Kurulu, Mahalli Biyolojik Çeşitlilik Kurulları ve Tabiatı Koruma Bilim Heyeti oluşturulmasını öngören tasarı ile bilimsel esaslara dayanan ve korunan alanlarda yaşayan vatandaşların da sürece dâhil edildiği daha etkin bir koruma hedeflenmektedir.
Basının ve kamuoyunun bilgisine sunulur.

Tabiat Kanunu Izleme Girişimi Basın Açıklaması

1 Kasım 2010

DOĞA KORUMAYA DOĞA KORUMA YASASIYLA DARBE
Türkiye’nin doğası, yeni bir kanun taslağının kıskacı altında. “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” adı altında hazırlanan yasa taslağı, Bakanlar Kurulu’nca onaylanarak TBMM Gündemine alındı. Yasa taslağı bu haliyle onaylanırsa, ülkemizin doğası için geri dönüşü olmayacak tahribatların önü açılmış olacak.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi; 2003 yılında sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla hazırlık süreci başlatılan ancak günümüzde temel prensipleri ve içeriği tümüyle değiştirilip, STK’ları süreçten dışlayarak son haline getirilen “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Taslağı”na karşı görüş oluşturmak ve mücadele etmek üzere kuruldu. Tabiat Kanunu İzleme Girişimi; söz konusu yasanın ilk biçimlenmesinde aktif rol oynamış kurumların yanı sıra, ülkemizin doğasını, temel bilimsel koruma yaklaşımını, uygulama süreçlerini ve yaptırımları olumsuz yönde etkileyeceğini öngören 53 sivil toplum kurumundan oluşuyor.
Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Taslağı onaylanırsa;

1. Ülkemizde dünyada kabul gören prensipler doğrultusunda doğayı koruyan bir yasal yapı olmayacak: Uluslararası ve ulusal mevzuatta son 20 yıldır biyolojik çeşitliliğin korunması hedefiyle oluşturulmuş “sürdürülebilirlik”, “koruma kullanma dengesi”, “üstün kamu yararı” ve benzeri kavramlar, söz konusu yasada yetersiz ve muğlâk tanımlanmıştır. Bir yasanın temel yaklaşımını ortaya koyan bu kavramlar; gerçekte biyolojik çeşitliliğin korunması yerine, doğayı tahrip edebilecek yatırımlar da dâhil her türlü kullanımın önünü açmaya hizmet edecek yönde şekillendirilmektedir.

2. Ülkemizde 1000’in üzerindeki “Doğal Sit” statüsü kaldırılarak, tahribin önü açılacak: Doğal sitler bugün Türkiye’de hala bakir kalmış kıyılara sahip olabilmemizin nedenidir. Bunun yanı sıra HES’ler başta olmak üzere doğal sit alanlarında gerçekleştirilen ve doğaya zarar veren birçok müdahale, koruma kurulları ve mahkemelerce engellenebilmektedir. Bakanlar Kurulu’nda onaylanan “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı”nın Meclis tarafından onaylanmasıyla birlikte doğal sit statüleri ortadan kaldırılacak ve hâlihazırda bağımsız bir yapıya sahip olan Koruma Kurulları’nın doğal sitlerle ilgili herhangi bir yetkisi kalmayacaktır. Bu düzenlemeyle birlikte ülkemizdeki 1234 Doğal Sit Alanı’nın kaderi ağırlıklı olarak kamu kurumu yetkililerinden oluşan yeni bir kurula terk edilecektir. Bu statünün bilimsel ve hukuki hazırlık yapılmaksızın başka bir kanun altında yeniden tanımlanarak farklı bir koruma statüsü haline dönüştürülmesi doğru değildir.

Hukuk uzmanlarının ve tarafların ortak çalışması olmadan bir dönüştürme girişimi ancak var olan hukuksal kazanımları ortadan kaldırma, koruma kurulu gibi yerel bir mekanizmayı tasfiye etme ve doğayı tahrip edecek yatırımların ve kaçak yapılaşma girişimlerinin hayata geçirilmesini kolaylaştırma anlamı taşımaktadır. Bu açıdan bakıldığında, geçtiğimiz hafta İkizdere Vadisi’nin Doğal Sit Alanı ilan edilmesinin üzerinden daha birkaç gün geçmişken, bu kanun taslağının ışık hızıyla Meclis gündemine getirilmesi oldukça manidardır.

3. Yasal olarak maden, kentleşme, enerji vb yatırımlar doğayı ne ölçüde tahrip ederse etsin ayrıcalık kazanacak: Yasanın ülkemizdeki koruma çalışmalarının tümünü yönlendirebilecek, korunan alanlar ve/veya biyolojik çeşitlilik üzerindeki tehditleri ve diğer sektörlerle (maden, kentleşme, enerji vb.) arasındaki çatışmalara çözüm getirebilecek bir yasa tasarısı olma yönündeki başlangıçtaki tutumu tümüyle değiştirilmiştir. Ayrıca, yasanın ilk taslağındaki madde sayısının yarı yarıya azaltılmış olması ve tüm belirleyici ve uygulamayla ilgili kritik hükümlerin gelecekte hazırlanacak yönetmeliklere bırakılması, söz konusu yasa tasarısının temel hedefini ve etkinliğini büyük ölçüde zayıflatmaktadır.

Bu 3 temel noktadaki kayıp ülkemizdeki doğa koruma çalışmalarının ve kazanımlarının yok edilmesi anlamına gelmektedir. Tabiat Kanunu İzleme Girişimi;
• Doğal yaşama sahip çıkılması için bu yasa taslağının geri çekilmesi ve yeni bir yasa hazırlığının başlatılmasını,
• Hazırlık sürecinde doğanın haklarının ve uluslararası taahhütlerin dikkate alınmasını,
• Gerek hazırlık ve gerekse uygulama sürecinde sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hazırlanmasını talep eder.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: