Gönderen: adalarpostasi | 06 Ekim 2010

ADALAR POSTASI-2497: meraklısı için öyle bir hikâye…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

22 Temmuz 1904 Perşembe günlü Heybeliada’da mukim Bartınlı Cevahircioğlu Bedusaki’nin firari İsmail Kemal ile münasebet ve muhaberesi olduğuna dair zabtiye tezkiresine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:




Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, Eylül 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

7 Ekim 2010 Perşembe
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Sağanak yağışlı
13/19ºC
% 54-70 nem
Poyraz, KD 31km/sa
Gündoğuşu 07:06… Günbatışı 18:36…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *




Cicely Mary Barker, The Rose Hip Fairy.

* * *

1- Oya İslimyeli: “Adalar Belediyesi ve Mavi Marmara.Net işbirliğiyle…”
2- Bostancı seferleri Mavi Marmara İskelesi’nden yapılmaktadır!
3- Bülent Mısırlıoğlu: “Adalar Belediye Başkanlık teklifi olarak sunulan Görsel Kimlik ve LOGO ile ilgili teklifi 13.09.2010 tarihli meclis toplantısında kabul edildi…”
4- Ahmet Mete Işıkara: “Marmara’da iki yerde deprem olma tehlikesi var. Bir tanesi benim 13 Kasım 1999’da açıkladığım gibi Adalar’ın güneybatısından Tekirdağ’a kadar uzanan çizgi…”
5- Selçuk Aral: “Göze Gelen-Gözde Kafe…”
6- İBB Zabıtasından Büyükada’da yıkım…
7- Araçlarda bulunan ve atların da sahipleri olduğunu belirten kişiler, atların ve bir kaç eşeğin Büyükada’daki fayton sahiplerine ait olduğunu sezon sona erdiği için besiye götürüldüklerini söyledi…
8- Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye…
9- Gazeteci-yazar Oral Çalışlar, Bekir ve kardeşi Perihan’ı sahiplenip Büyükada’daki evine götürdü. Ancak…
10- Belediyesi nezdinde Sedef Adası’nın mülkiyet sorunu! :)
11- “Ada”mı böyle satarlar!
12- Sedef Adası’nda neler olmuştu?…

)O(

_______________________________________________________1

From: OYA İSLİMYELİ
Subject: Adalar arası yolculuk yapan ilköğretim ve lise öğrencilerine
Date: October 5, 2010 12:20:14 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Adalar Belediyesi ve Mavi Marmara.Net işbirliğiyle Adalar arası yolculuk yapan ilköğretim ve lise öğrencileri, Mavi Marmara ulaşım araçlarından, öğrenci pasolarını göstermek suretiyle ücretsiz olarak yararlanabileceklerdir.
Adalar Belediyesi

_______________________________________________________2

Bostancı seferleri 
Mavi Marmara İskelesi’nden yapılmaktadır!

_______________________________________________________3

From: BÜLENT MISIRLIOĞLU
Subject: BELEDİYENİN DEĞİŞTİRİLEN GÖRSEL KİMLİK VE LOGO’SU
Date: October 5, 2010 3:37:41 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Adalar Belediye Başkanlık teklifi olarak sunulan Görsel Kimlik ve LOGO ile ilgili teklifi 13.09.2010 tarihli meclis toplantısında kabul edildi.
13.09.2010- 2010/91 sayılı Meclis KARARI
. . .
KARAR:
Adalar Belediye Meclisinin 6.seçim dönemi 2.toplantı yılı 2010 Eylül ayı toplantılarının 13.09.2010 tarihli 2.birleşiminde Hukuk Komisyonunun hazırlamış olduğu görsel kimlik ile ilgili rapor görüşülerek yapılan müzakere ve açık oylama sonucu, oylamaya katılan mevcut 10 Meclis üyesinden; 2 RED, 8 KABUL oy alarak teklifte önerilen görsel kimliğin oy çokluğu ile kabulüne karar verildi.
Not:
Toplantıya Katılanlar
Mustafa Farsakoğlu – CHP – KABUL
Ali Ercan Akpolat – CHP – KABUL
Ali Tokdemir – CHP – KABUL
Dursun Özdemir – CHP – KABUL
Hıdır Uvaçin – CHP – KABUL
Rafi Hermon Araks – CHP – KABUL
Oktay Altın – CHP – KABUL
Aykut Mehmet Mutlu – CHP – KABUL
Bülent Mısırlıoğlu – BAĞIMSIZ – RED
Müslüm Şahin – BAĞIMSIZ – RED

_______________________________________________________4

HaberTürk, 5.10.2010
Gülin Yıldırımkaya

http://www.haberturk.com/polemik/haber/558249-44luk-deprem-uzmanlari-da-boldu

4.4’lük deprem uzmanları da böldü

Önceki gün İstanbul’da meydana gelen 4.4’lük depremi uzmanlara sorduk, birbirinden farklı cevaplar aldık
[…]
İÜ Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY:
‘Burada büyük deprem olmayacağının kanıtı’
PAZAR gecesi yaşadığımız 4.4’lük Marmara Denizi depremi, büyük İstanbul depreminin habercisi değil, tam tersine büyük İstanbul depreminin olmayacağının kanıtıdır. Büyük İstanbul depremi, Adalar Fayı dediğimiz fay hattında modellenmiş bir senaryoydu. Tuzla’dan Küçükçekmece’ye kadar bu hatta aktivite yok. Diğer yandan, 1912 yılında Tekirdağ-Silivri hattı kırılmıştı. Marmara’da kırılmayan yegane fay Silivri çukurundan Kumburgaz çukuruna uzanan 40 km’lik fay. Bu fay da en fazla 6.5 şiddetinde bir potansiyel taşıyor. Bu fay hattında bir deprem riski var evet ama büyük bir stres gözükmüyor. Büyük deprem denilen Adalar hattında zaten stres yok. Kırılan ilk hat ile kırılmayan ikinci hattın birleştiği noktada 4 ila 5 şiddeti arasında onlarca deprem olmuştur.
Afete Hazırlık ve Deprem Eğitimi Başkanı PROF. DR. AHMET METE IŞIKARA:
‘Marmara’da iki noktada deprem riski yüksek’
Bugün için deprem zamanının cevabını vermek mümkün değil. O yüzden bu 4.4’lük deprem için “öncü” diyemeyiz. Öncü deprem ancak asıl deprem olduğunda bilinebilir. Biz deprem gerçeğiyle yaşamak zorundayız. Marmara’da iki yerde deprem olma tehlikesi var. Bir tanesi benim 13 Kasım 1999’da açıkladığım gibi Adalar’ın güneybatısından Tekirdağ’a kadar uzanan çizgi. Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolu. İkincisi de Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu. Bu, Adapazarı- Geyve’den Gemlik Körfezi’nden geçiyor. Bu kol 250 yılı aşkındır sessiz. Bu da iyi bir durum değil. Tehlikeli. İstanbul 17 Ağustos’u nasıl hissettiyse o şekilde hissedilecek, ama Adalar’ın güneybatısındaki depremi yaşayacak. En çok da İstanbul’un Avrupa yakası etkilenecek.

_______________________________________________________5

From: SELÇUK ARAL
Subject: Alasmarladik…
Date: October 5, 2010 7:43:33 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Kinaliada.net, 5.10.2010

http://www.kinaliada.net/index.php?news-1162

Göze Gelen – Gözde Cafe

Foto: Selcuk Aral ©

Sevgili Adali’lar!

Bugün Büyükada’da (<<<- Belediye’nin bitisiginde) büyük bir kalabalik görüyorum. Toplananlarin büyük bir kismi belediye zabitasi (<<<- nedendir bilmem Almanyadaki belediyelerin böyle üniforma giymis özel polislere ihtiyaclari yok!!!) digerleri polis. Belediyenin calisan memurlarinin bir kismi pencerelere, digerleri kapilara yigilmis uzaktan bakildiginda sal görünüslü (üzeri tiklik-tiklim belediye zabitasi dolu) bir teknenin yük iskelesine yaklasmasini seyrediyorlar. Üzerindekiler zabita, polis olsa bile, böyle bir vasitayla bu kadar insanin bu sekilde tasinmasinin legal oldugunu kimse bana anlatmasin. Bu düpedüz insanlarin hayatini tehlikeye atmak. Iclerinden bir tanesi fenalasip yere düsse digerleri domino taslari gibi denize dökülecekler. 

Foto: Selcuk Aral © 

Ne demisler efendim, ne demisler? Imam kendisi yellenirse (<<<- pardon belediye olacakti) IDO ondan kuvvet alip… Bu kadar memuru buraya toplamanin anlaminida bir türlü anlayamadim. Hersey gayet sakin, sessiz (<<<- kaynak ve balyoz gürültülü ) normal cereyan etti. Uzaktan gören de, yikima degil, baskomutanlik meydan muharebesine gidiliyor zannedecek. Her neyse ben iki gün sonra artik yola cikiyorum. Okuyucularimdan büyük bir kismi bana (<<<- Bu sene dogru dürüst Kinaliada fotografi yüklemedin, Selcuk! <<<- Adi kinaliada.net olan bir siteye bu yakisir mi?) diye sitem ediyor. Haklilar… Fakat bu sene Kinali’da ne kadar hos, güzel yer varsa, belediye gelip hepsini yerle bir etti. Bana ne fotografi cekilecek, ne de hakkinda yazilacak motif birakti. Daha sonra (Evet mi – Hayir mi oylamasinda herseyi tekrar serbest birakip) tükürdügünü yalasa da kirilan vazoyu tamir edemedi. 

Foto: Selcuk Aral © 

30 senedir Kinaliada’da oturuyorum, simdiye kadar dönerken, gözüm hicbir zaman bu derece arkamda kalmamisti. Bakalim iler’si daha neler gösterecek? Her halikarda ben yikici degil yapici insanlari severim. Hosca ve dostca kalin sevgili Ada’lilar, Allah hepinize sabir ve kuvvet versin. 

Selcuk Aral (<<<- 5 Ekim 2010, Kinaliada)

 Foto: Selcuk Aral ©

 _______________________________________________________6

İnternetHaber, 6.10.2010

http://www.internethaber.com/istanbul/adalar/ibb-zabitasindan-buyukadada-yikim-299390h.htm

İBB zabıtasından Büyükada’da yıkım!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, Büyükada Aya Nikola mevkisindeki at ahırlarının önündeki fayton tamirhanesini izinsiz işletildiği gerekçesiyle yıktı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, sabah saatlerinde Büyükada’ya geldi. Zabıta ekipleri, Aya Nikola mevkisine giderek, burada bulunan at ahırlarının önündeki fayton tamirhanesini izinsiz işletildiği gerekçesiyle yıktı.
Ekipler, daha sonra, Adalar Belediyesi binasının yakınındaki çay bahçesinin güneşlik demirlerini kesmek istedi. İş yeri sahipleri, direnmeden demirleri kendileri kesti.
Zabıta ekipleri, daha sonra, Büyükada İskelesi’nin bulunduğu Atatürk Meydanı’na geldi, Halk Eğitim Merkezi kursiyerlerinin ürünlerinin sergilendiği 8 adet fayton büfeyi içindeki eşyalarla birlikte gemiye yükleyerek götürmek istedi. Adalar Belediyesi yetkililerinin araya girmesiyle gemiye yüklenerek Kartal İskelesi’ne çıkarılmaya çalışılan fayton büfeler iade edildi.
Adalar Belediye Başkan Yardımcısı Resul Can, AA muhabirine yaptığı açıklamada, adada kullanılan faytonların İstanbul Büyükşehir Belediyesince toplu ulaşım aracı sayıldığını, bu nedenle at ahırlarının da İSPARK tarafından işletilmesi gerektiğini söylediğini ifade etti. Fayton tamir atölyelerinin de İSPARK’ın işletmesi gerektiği gerekçe gösterilerek Aya Nikola bölgesindeki fayton tamirhanesinin yıkıldığını belirten Can, yıkım kararıyla ilgili olarak kendilerine bilgi verilmediğini, tebligatta bulunulmadığını bildirdi.
Resul Can, şöyle devam etti:
”Belediyemizin demir başı olan, Halk Eğitim Merkezi’nin kursiyerlerinin ürünlerinin sergilendiği fayton arabalarımız var. Mülkiyeti belediyemizin. Tebligat ve uyarı yapılmadan 150-200 zabıtayla bunlar tabiri caizse gasbedilerek 8 fayton gemilere bindiriliyor. Bizim zabıtamız da iki kurumun arasında sorun olmasın diye müdahalede bulunmuyor. Bizi haberdar ettiklerinde yanıma zabıta müdürümü ve koordinatörümü alarak gittim.
Görüşemeyeceklerini ve emrin yukarıdan olduğunu söylediler. Maltepe İskelesi’ne yanaşacaklardı, yanaşmadılar. En son Kartal İskelesi’ne yanaştılar. Ben de müdürleriyle temas kurarak kendilerini cumhuriyet savcılığına vereceğimizi, yaptıklarının yasal olmadığını, fayton büfeleri iade etmelerini söyledim. Kendileri görüşmelerini yaptılar ve fayton arabaları zabıta müdürümüze teslim ettiler. Çok talihsiz bir olay.”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri de söz konusu fayton büfelerin kaçak olup olmadığının ilçe belediyesine daha önceden yazı yazılarak sorulduğunu ancak cevap gelmediğini, rutin kontrollerde fayton büfelerin kaçak olduğu düşünülerek kaldırılmak istendiğini, daha sonra ilçe belediyesi yetkililerinin durumu izah etmeleri üzerine yıkımdan vazgeçildiğini belirtti.

Kaynak : http://www.internethaber.com/istanbul/adalar/ibb-zabitasindan-buyukadada-yikim-299390h.htm#ixzz11cdZxzwG

_______________________________________________________7

Milliyet, 4.10.2010

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1297232&Date=04.10.2010&Kategori=turkiye&b=Vatandas telefon yagdirdi

Vatandaş telefon yağdırdı

Maltepe sahilyolunda 2 kamyona yüklenmiş çok sayıda at ve eşek olduğunu gören vatandaşlar, kaçak et şüphesi üzerine polisi aradı. Polis araçları sahilyolunda durdudu. Araçlarda bulunan ve atların da sahipleri olduğunu belirten kişiler atların ve bir kaç eşeğın Büyükada’daki fayton sahiplerine ait olduğunu sezon sona erdiği için besiye götürüldüklerini söyledi. Kısa bir araştırmanın ardından at sahiplerinin anlattıklarının tutarlı olduğunu polis trafik mevzuatı da dahil daha detaylı bir inceleme için at ve eşek yüklü kamyonları salıvermeyip otoparka götürdü.
AT VE EŞEK YÜKLÜ 2 KAMYON
Anadolu yakasında sahilyolunda içinde yaklaşık 20 tane at ve eşek bulunan iki kamyonu gören vatandaşlar 155’e ihbar telefonu yağdırdı. Hayvanların kaçak kesime götürüldüğünü düşünen vatandaşların haber vermesi üzerine polis ekipleri harekete geçti. İki araç Maltepe Sahilyolu Dragos ışıklarda polis tarafından durduruldu. Polis araçtan indirdiği at sahiplerinin önce kimlik kontrolünü yaptı. Daha sonra taşıma belgesi olup olmadığını sordu. At sahipleri hayvanların yaz sezonunda Büyükada’da faytonlarda kullanıldığını, kış sezonu geldiği için hayvanların Kemerburgaz’da ve Terkos’da ahırlara götürülüp besiye alındığını anlattı. Ancak polis, gündemden düşmeyen kaçak et kesimiyle ilgili duyarlı ve dikkatli bir şekilde hareket edip at sahiplerini detaylı bir incelemeye aldı.Taşıma belgesi bulunmayan iki araç polislerin eşliğinde Maltepe’de bir otoparka çekildi. Araçların taşıma belgesi olduğunu söyleyen at sahipleri, taşıma belgelerinin Büyükada’da olduğunu söyleyerek faks çektireceklerini belirtti. Polis her ihtimale karşı kamyonlarla at sahipleriyle birlikte içinde 20 at ve eşek bulunan iki kamyonu otoparkta gerekli belgeleri gelene kadar muhafaza altına aldı.

_______________________________________________________8

http://www.bigglook.com/biggistanbul/kultur/aktv_detay.asp?aa_id=1&aktv_id=61275&subof=

Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye…

Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye’de Savaş Dinçel, Türk edebiyatının en önemli kalemlerinden Sait Faik’in öykülerinden, anılarından, yazılarından yola çıkarak onun şahitliğinde bir İstanbul turu yaptırıyor seyircilere… Ergün Işıldar’ın yönettiği, Naşit Özcan’nın rol aldığı oyun, seyircileri, önce Burgazada, ardından Karaköy, Tünel, Beyoğlu, Hristaki Pasajı ve Taksim Parkı’na götürüyor. Oyun, 15-16 Ekim 2010 tarihlerinde Küçükçekmece Sefaköy KSM Sahnesi’nde seyredilebilir.
Yer:Küçükçekmece Sefaköy KSM Sahnesi
Tevfikbey Mah. Maslak Çeşme Cad. Küçükçekmece-İstanbul
T:0 212 470 61 72
Tarih : 15-16 Ekim 2010

_______________________________________________________9

MedyaTava, 5.10.2010

http://www.medyatava.net/haber.asp?id=71100

CUMHURİYET 
‘EMEKTAR KEDİSİ BEKİR’İ 
KAYBETTİ

© MEDYATAVA- Bekir’e son yıllarında bakan gazeteci Metin Hakyeri, Facebook’tan Bekir’in vefat haberini şöyle verdi: “Cumhuriyet Gazetesi’nin biricik kedisi Bekir yaşama veda etti. 15 yaşındaydı ve çok güzel bir hayatı oldu. Onu hep sevgiyle hatırlayacağız. Güle güle biricik dostum, canım kedim… Seni hiç unutmayacağım.”
Bekir’le Cumhuriyet’te mesai yapan Star İstanbul yazarlarından Özkan Güven, Milliyet’te onunla ilgili şu haberi yapmıştı:

Gazeteci kedi Bekir Çalışlar

Adı Bekir. Bu bir kedi için garip bir isim belki ama Bekir de bildiğiniz kedilerden değil zaten. O Cumhuriyet gazetesinin yeşil gözlü maskotu. Her gün yazıişleri toplantısına katılıyor, masaların üzerinde uyuyor
Cumhuriyet gazetesinde çalıştığım dönemde, onun rutin işlerinden biri iri cüssesini ajans haberlerinin toplandığı sepetin içine sığdırmaya çalışmasıydı. Ama bir gün başka bir şey oldu. Sepete girmeden önce haberleri eşelemeye başladı. O sırada bir haberin bulunduğu kağıt tırnağına takılı kaldı. Kağıdı ben çıkardığım için biliyorum, irkildim. Çünkü haber “hayvan haklarıyla” ilgiliydi. Bu olaya elbette arkadaşlarım inanmadı. Ben de deli muamelesi görmemek için olayın üzerine fazla gitmedim.
Bekir, gazetenin onlarca kedisinden biri olan Asuman’ın 1995’te doğurduğu yavrularından biri. Gazeteci-yazar Oral Çalışlar, Bekir ve kardeşi Perihan’ı sahiplenip Büyükada’daki evine götürdü. Ancak Çalışlar’ın karısı İpek Çalışlar, tüylerinden rahatsız olduğu için iki kedi gazetede yaşamak zorunda kaldı. Perihan gazeteyi terk ederek yakınlardaki bir köftecinin yanında takılmaya başladı. Bekir hafta sonları onu, diğer günlerde de o Bekir’i ziyaret ediyordu. Bir gün Perihan bir arabanın altında kaldı. O olaydan sonra anne Asuman ortadan kayboldu, Bekir ise artık gazetenin dışına adım atmayacaktı. Hiçbir kedinin sahip olmadığı ayrıcalıklı yaşamı da böylece başladı. Bekir şu an gazetenin en çok sevilen, en çok itibar gören kedisi. Eskiden Bekir’le arası pek iyi olmayan Hikmet Çetinkaya bile köşesinde o olmadan yazısını artık yazamadığını yazdı. Daha ne olsun?
“Bekir’in sınırları belli değildir”
Bekir 10,5 yaşında. Yani oldukça yaşlı. Eskiden onun için “Ormanda 10 kaplan gücündedir” denilse de şimdilerde bundan pek eser yok. Gazetede onun çok hızlı koştuğunu hatırlayan tek isim editör Cüneyt Muharremoğlu. “Bir keresinde oyuncak ‘laser point’ getirmiştim. Ondan çıkan ışıkları görünce bir o yana bir bu yana koşturdu” diyor. Bekir’in bilgisayar faresinin (mouse) dışında bir fareyi yakaladığına kimse inanmıyor. Ama Oral Çalışlar buna itiraz ediyor: “İddialar asılsızdır. Bekir’in fare yakalama özelliği vardır. Yıllar önce Cumhuriyet Kitap Kulübü’nün Taksim’deki yerini fareler basmıştı. Bekir ve kardeşi Perihan, Cumhuriyet’in görevlisi olarak orada istihdam edildi. Bir aylık çalışmaları sonunda bütün fareleri bitirdiler ve gazeteye tekrar döndüler.”
Editörlerden Ayşe Yıldırım, Bekir’in tipik hareketlerini şöyle sıralıyor: “Yazıişlerindeki toplantılara gelip masanın üzerine yığılır. Başka bir kedi olsa kovulur ama onun dokunulmazlığı vardır. Plan yaptığımız kağıtların üzerine kendisini sevmemiz için devrilir. Gazetenin yetişmesi gerektiği umrunda değildir. ‘Kalk oğlum’ dersin ama ikna edemezsin. Keyfini beklersin, kalkınca işine devam edersin. Bekir’in sınırları belli değildir. İstediği yerde olur.”
“Ona bir şey yapamıyorum çünkü arkasında 80 yandaşı var”
Mehmet Faraç (Yurt Haberler Servisi şefi)
Hayvanları uzaktan seven bir insanım. Kedileri değil ama Bekir’i seviyorum. Öğle yemeklerini yerken mutlaka başımda dikiliyor. Hiçbir şey yapmadan durup bana bakıyor. Biraz rahatsız oluyorum, sanki lokmalar boğazıma diziliyor. Bir şey de yapamıyorsun çünkü 80 kişilik bir yandaş topluluğu var. Bir şey diyecek olsan herkes sana ters ters bakıyor. Bu gibi durumlarda “Haydi aslanım git” falan diyebiliyorsun ancak. Cumhuriyet’in protokol listesinde yer alan bir canlı o. Genel yayın yönetmeninden sonra Bekir geliyor. Onun yanından geçerken cüssesinden dolayı ona saygı gösteriyoruz.
“Bekir gazetenin efesidir”
Mehmet Sucu (Sorumlu yazıişleri müdürü)
Bekir gazetenin efesi, genel yayın yönetmeni, yazarı, denetleyicisidir… Çok atik bir kedi değildir. Beyefendi dolabın üzerine sıçrayacağı zaman gelir, orada durur ve dolabın üzerine bakarak miyavlamaya başlar. Bu, “Beni alıp dolabın üzerine koyun” anlamındadır. Zahmet edip oraya çıkmaz. Biz alır onu oraya koyarız, ineceği zaman da aynı hareketi yapar. Hayvan eğitilir ya, bizde tersi oldu, o bizi eğitti.
“Dolabın içinde iki gün kilitli kaldı”
Necmettin Yılmaz (Odacı)
10 yıldır ona bakıyorum. Saat 08.30’da gazeteye geliyorum. Aynı işi yapan biri önce gazeteleri yazarların odalarına, servislere bırakır ama ben önce Bekir’i beslemek ve suyunu vermek zorundayım. Geceleri genellikle dolapların içinde yatar. Bir keresinde bir muhabir onu yanlışlıkla dolaba kilitleyip gitmiş. İki gün boyunca o dolapta kaldı. Acıktığı aklına gelmiş olmalı ki miyavladı da kurtardık onu. Zaman zaman kuş yakalamaya çalışır ama
o kadar ağır ki yerinden kalkıncaya kadar kuş muş kalmaz. Çoğu zaman cama çarpıp düşer. Bunun için kedilerin yüz karası o.
MEDYATAVA NOTU: Bekir’le mesai yapan, bakan, büyüten, şefkat gösteren Cumhuriyet çalışanlarının üzüntüsünü paylaşıyoruz.
© MEDYATAVA-2010

_______________________________________________________10
belediyesi nezdinde sedef adası’nın mülkiyet sorunu! :)
ha Ahmed Fethi Paşa ha Damad Ferid Paşa!
)O(
SEDEFADASI

Adalar’ın yerleşime açık olan en küçük adasıdır. 1300X1100 metre büyüklüğündedir. Üzerindeki bitki örtüsü uzaktan bakıldığında sedefe benzetildiği için Sedefadası adı verilmiştir. Eskiden tavşanı bol olduğu için Tavşanadası adı da kullanılmıştır. Adada iki plaj vardır.
Sedefadası da, diğer İstanbul adaları gibi Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Adanın en önemli sürgünlerinden biri, miladi 857 yılında adaya gönderilen Patrik İgnatios’tur. İgnatios, 10 yıl adada çeşitli işkencelere maruz kalarak yaşadıktan sonra, 867 yılında yeniden patrik seçilmiştir. Ada, 1850’de Tophane Müşiri Damad Ferid Paşa‘nın mülkiyetine geçmiş, paşa adaya zeytin ağaçları dikmiş ve sebze yetiştirmiştir. Paşanın ölümü üzerine ada bakımsız kalmış, 1. Dünya Savaşı sırasında da adanın tüm ağaçları kesilmiştir.
İstanbul’un işgali sırasında müttefiklerin eline geçen Yavuz Zırhlısı uzun süre buraya demirlenmiştir.
Ferid Paşa‘nın torunları, adayı seçkin insanların yaşadığı bir yerleşim yeri yapmaya çalışmış, bu amaçla bir konut kooperatifi kurmuş, binlerce ağaç diktirmiş ve villalar inşa ettirmiştir.

_______________________________________________________11

HaberTürk, 6.10.2010

http://ekonomi.haberturk.com/emlak-mortgage/haber/558832-adami-boyle-satarlar

“Ada”mı böyle satarlar!

Adalar Belediyesi, yeşil alan olarak korunma şartıyla bağışlanan Sedef Adası arazisine göz dikti

SEDEF Adası’nı karıştıran arazi satışının yıllar öncesine dayanan çarpıcı bir hikayesi var. Şöyle ki; Ada’nın tam tepesinde bulunan ormanlık alan, 1984 yılında, dönemin İstanbul Belediyesi’ne hibe edilir. Bu ağaçlık alanın sahibi, araziyi bağışlarken arsanın yeşil alan olarak korunmasını da şart koşar. Zira arazi, aynı zamanda göçmen kuşların uğrak yeridir. Binlerce ağacın bulunduğu, leyleklerin göç yolu üzerinde bulunan arazinin mülkiyeti, bir süre sonra ise Adalar Belediyesi’ne devredilir. Uzun yıllar, Adalar Belediyesi de ormanlık alanı korur. Ancak, geçtiğimiz günlerde, bu araziyle ilgili şaşırtıcı bir gelişme yaşanır. Adalar Belediyesi, korunması şartıyla belediyeye bağışlanan arazinin satışını gündeme alır ve böylece kıyamet kopar….
SEDEF Adalılar Derneği üyeleri başta olmak üzere tüm ada sakinleri, belediyenin ormanlık alanı satmak istemesiyle ayaklandı. Birbiri ardına itiraz dilekçeleri verildi, satışın engellenmesi için Anıtlar Kurulu’na başvuruldu ama nafile! Geçtiğimiz pazartesi günü toplanan Adalar Belediyesi Meclisi, arazinin satılması için Belediye Başkanı’na satış yetkisi verdi. Cuma günü ise, Adalar Belediyesi İmar ve Hukuk Komisyonu toplanacak, muhtemelen bu karar komisyondan da geçecek. Arazinin satışa çıkarılması, aslında imara açılması anlamına geliyor. Ve Sedef Adalılar da yeşil alanların betonlaştırılmasına şiddetle karşı çıkıyor.
Sedef Adalılar Derneği üyeleri, satışın engellenmesi, arazinin betonlaştırılmaması için yasal yollara başvurmaya hazırlanıyor. Sonuna kadar mücadele etmekte kararlı olan dernek, belediyeyi duyarlı olmaya davet ediyor… “Şu anda Adalarla ilgili yeni bir imar planı hazırlanıyor. Anıtlar Kurulu da bu plan üzerinde çalışıyor. Henüz Sedef Adası’nın yeni imar planı bile belli değil. Buna rağmen arazi imara açılmak isteniyor. 14 Eylül’de Anıtlar kurulu’na başvurarak arazinin ne kadar değerli olduğunu dile getirdik. Buranın betonlaştırılmasının doğal yaşamı yok etmek anlamına geleceğini vurguladık, Arazinin satışının, imara açılmasının önlenmesini istedik. Adalar Belediyesi Meclisi’nden alelacele bir karar çıktı, ancak Anıtlar Kurulu’ndan henüz bir yanıt alabilmiş değiliz. Sedef Adası’nı korumaya, hukuk mücadelesi vermeye kararlıyız. Doğa ve kültür varlıklarının korunması için çaba göstermesi gereken belediye yetkililerinden de anlayış bekliyoruz.”

_______________________________________________________12

Sedef Adası’nda neler olmuştu?

Sedefadası’nın maliklerinden Şehsuvar Menemencioğlu tarafından 1984 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ‘korunması amacıyla’ hibe edilen 35 dönümlük ormanlık/yeşil alan, 1986 yılında Adalar Belediyesi’ne geçtikten bugüne kadar her nasılsa hiçbir belediye başkanının aklına düşmemiş anlaşılan! Malumunuz ‘fakir fukara’ edebiyatıyla nam salan, kaynak yaratmada ‘cin fikirli’ bugünkü Adalar Belediyesi tarafından haraç meraç satılmak istenilen Sedefadası’ndaki 35 dönümlük bu ormanlık/yeşil alanın akıbeti ‘doğrudan ve/veya dolaylı’ olarak Sedefadası maliklerinden merhum Reyan Şehsuvaroğlu’nun evladı Esra Bereket ile Mehmet Birgen’in ―ki Şehsuvar Menemencioğlu’nun da yeğenleridir― nicedir ve son olarak da 2008 senesinde imar planlarında yapılacak hin değişiklikle gündeme getirdikleri yine Sedefadası’nda maliki bulundukları bir diğer 30 dönümlük araziye ‘tatil köyü’ inşa etme sevdalarıyla birlikte değerlendirilmelidir mutlaka… ADALAR POSTASI ‘anımsatma’ mahiyetiyle bir dosya yayımlıyor bu amaçla…
)O(

________________________a

Cumhuriyet 11.09.2006
Oral Çalışlar

Sedef Adası’nda Neler Oluyor?

Sedef Adası, Marmara Denizi’nde yan yana sıralanmış dört adadan (Kınalı, Burgaz, Heybeli ve Büyükada) sonra gelen, çok az sayıda insanın oturduğu, sevimli, küçük bir adadır. Sedef Adası’nın halka açık plajı yaz boyunca İstanbullular tarafından kullanılır. Temiz denizi ve güzel koyuyla Sedef Adası yaz aylarının keyifli yerlerindendir.
Bir süredir, Sedef Adası’nda bazı hazırlıklar yapıldığına ilişkin söylentiler dolaşıyor. Bu söylentiler, bir SİT alanı olan adanın imara açılmaya hazırlandığı yönünde.
Duyduklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Adalar Belediye Başkanı Çoşkun Özden ‘in de bu iddialar karşısında neler söyleyeceklerini merak ediyorum.
Bana gelen bilgiler şöyle: Reyan Şehsuvaroğlu ve Şehsuvar Menemencioğlu kardeşler, 1950’lerin sonunda mülkiyeti kendilerine ait çorak Sedef Adası’nı büyük bir gayret ve fedakârlıkla ağaçlandırıp halkın kullanımına açmışlardı. Örnek bir altyapı projesiyle sevilen bir yaşam mekânı haline gelen bu ada, şimdi yapılaşma tehdidi altına girdi.
****
Şehsuvar Menemencioğlu 1986 yılında yaşama veda etti. Kardeşi Reyan Şehsuvaroğlu da iki yıl önce ölünce, mirasçıları Esra Bereket ve kardeşi Mehmet Birgen harekete geçtiler. Konut imarına kapalı yeşil alanlarda imar izni almaya çalışan kardeşler, iddiaya göre Aşçıoğlu İnşaat’la anlaştılar. Aşçıoğlu İnşaat, Büyükşehir Belediyesi’ni ve Adalar Belediyesi’ni ikna faaliyetlerine girişti.
İddialar bununla bitmiyor. Mirasçı Esra Bereket, İstanbul İnşaatçılar Derneği Genel Başkanı (İNDER) ve Aşçıoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Aşçıoğlu ‘yla imar yasağı engelini aşmak için anlaştı. Anlaşma uyarınca Aşçıoğlu İnşaat belediyelerden imar iznini koparırsa bu alanlara 40 civarında süper lüks villa inşa edecek. Bunların yüzde 30’unu da Esra Bereket alacak.
****
Yine iddiaya göre Esra Bereket, bu projeyi hayata geçirmek amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı ve Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden’i özel bir yatla adaya davet edip ağırladı. Acaba Topbaş ve Özden, bu ağırlamanın sonunda Bereket’in önerisini kabul ettiler mi? Ayrıca Adalar Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Çıralı ‘nın ve Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mesut Pektaş ‘ın da Aşçıoğlu İnşaat’ın projesinin hayata geçirilmesi amacıyla gerekli imar değişikliklerinin yapılmasına destek verdikleri ve Anıtlar Kurulu nezdinde girişimde bulundukları öne sürülüyor.
İddialar bununla bitmiyor: Belediye ve Anıtlar Kurulu ile ilgili işlemleri çözümlemek için Esra Bereket’in güçlü bir aracı ekip yaratabilmek amacıyla kendisine yapılan öneri üzerine Selenium projeleriyle tanınan Aşçıoğlu İnşaat’ı devreye soktuğu söyleniyor. Tabii Sedef Adası’nda yapılmak istenen değişiklikler ve buranın yapılaşmaya açılması Adalar, açısından yeni bir tehlikeye işaret ediyor.
Sedef Adası da diğer adalar gibi SİT alanı. Ancak kişisel mülk olan arazinin SİT’i delerek imara açılması, diğer adalar açısından da bir emsal oluşturabilir. Orada denenenler bir süre sonra diğer adalar için de denenebilir. Ormanları, kıyıları imara açmayı hedef olarak önüne koyan AKP’li belediyelerin Sedef Adası’na yönelik girişimleri eğer doğruysa, tam anlamıyla bir yağma tehdidini önümüze koyuyor.
****
Sedef Adası dahil, Marmara’nın adaları, bu adalarda yaşayanların ötesinde, tüm İstanbulluların yaz mevsiminde kullandıkları mekânlar. Bu adalar, yıllardır büyük bir çaba ve itina ile motorlu araç trafiğine kapalı tutuldu. Bir büyük metropolün hemen yanı başında yeşil alanları, plajlarıyla İstanbulluların nefes aldığı yerler olarak varlığını sürdürdü.
Adalar, İstanbul’u ziyarete gelen turistlerin en çok itibar ettiği mekân olmaya devam ediyor. İstanbul’a oranla yeşiliyle ve temiz havasıyla benzersiz özelliklerini korumayı başaran Adalar, bir açgözlülüğün kurbanı olacak mı diye sürekli merak içindeyiz?
Sedef Adası’yla ilgili son haberler bu korkumuzu iyice arttırdı. Birileri biraz rant elde etsin diye, yüzlerce yıllık bir gelenek yok mu edilecek?
Bu soruların cevabını en iyi Kadir Topbaş ve Coşkun Özden biliyorlar. Onlardan böyle bir yağmaya izin verip vermedikleri konusunda bir açıklama bekliyoruz. Biz Adalılar da tutumumuzu ona göre belirleyeceğiz.
Burnumuza kötü kokular geliyor… Doğru mu bütün bunlar?

________________________b

Sedef Adası’nda neler olMUŞTU?*

Vaktiyle Fethi Ahmed Pasa’nin mulkiyetindeydi ada… Padisah ihsani miydi yoksa kendisi mi satin aldiydi merakiyla soyle hizli bir aradim amma herhangi bir belgeye rastlayamadim daha… Torunu Yegane Hanim’in kizi Reyan Hanim’in, bir gorusmemiz sirasinda “Sedefadasi’ni 180 sene evvel almisti dedem Fethi Ahmed Pasa” dedigini animsadim neden sonra…
Sultan Abdulmecid (slt. 1839-1861)’in culusundan kisa bir sure sonra Dolmabahce Sarayi yiktirilarak yeniden insaasina baslanmisti. Bu siralarda Istanbul’da yeni sahilsaraylar, kosk ve kasirlar da insa edilmekteydi. 1843 yilinda ikinci defa Tophane Musiri olan Damad-i Sehriyari Fethi Ahmed Pasa’ya (1801-1857), yurtdisinda cesitli elciliklerde gorev yapmis olmasi nedeniyle Dolmabahce Sarayi’nin doseme ve susleme isleri birakildiydi. Fethi Ahmed Pasa’nin himmet ve delaleti ve Fransali meshur Krenpler gibi is adamlari marifetiyle Avrupa’dan modeller celp edilip dogrudan dogruya Avrupa fabrikalarina siparisler vuku bulduydu da Fethi Ahmed Pasa’nin da adi saraya yaptigi bu isler dolayisiyla Bezirgan Pasa’ya ciktiydi bu siralarda…
8 Ekim 2003 gunu yapmis oldugumuz gorusmede Reyan Sehsuvaroglu** Sedefadasi’nin da hikayesini anlatmisti:
Emine Cigdem Tugay-Mehmet Selim Tugay, Reyan Sehsuvaroglu’yla Roportaj, Arnavutkoy (8 Ekim 2003):
[…]
Efenim soyle oldu onu da anlatayim size… Bu bes kardesindi.** [Ahmet Fethi Pasa’nin Semsinur Hanim’dan olan evlatlari: Emine Guzide Hanim, Mahmud Celaleddin Pasa, Saliha Yegane Hanim ve Atiyye Sultan’dan olan kizlari: Feride Hanim Sultan, Seniyye Hanim Sultan] Ben soyle on yedi, on sekiz yasindayim. Negahat Teyzem—en buyuk ablalari—”ben sizin en buyugunuzum bu yalidaki hisseni bana ver” dedi. Annem [Yegane Hanim] vermek istemedi. Ben sana Sedef Adasi’ndaki hissemi vereyim dedi. Ondan sonra efenim… “Ne yapayim” dedi. Cevap vermedi uc dort sene. Tekrar deyince eski terbiye, izin vererek annem cikti yalidan. Madrid Seferi’nin yalisini aldi. Boylece [yali] Sevket Agabeyim’in [Mocan] koluna oyle gecti.
[…]
Sedef Adasi’ni, Koru’da [Kuzguncuk’taki Ahmed Fethi Pasa Korusu] yirmi sekiz donum yerim vardi benim. Dayimin kizi sIkIsmIstI da onun hissesini de aldim. Bir tek agac vardi. Efenim ben cok vatanperver oldugum icin hep bana olmaz. Fethi Pasa Korusu’nu satmam dedim. Sekiz yuz elli bin liraya Haluk Sehsuvaroglu… Benim babam Menemencioglu. Annem benim babamdan ben iki yasindayken ayriliyor.
Bakin Ada nasil kurakti goruyor musunuz? Fikret Saatcioglu cekmisti fotograflari. 180 sene evvel satin alinmis. Derken harap halde… Teyzem, ben orada amele gibi calistim. Kirk bin agac dikildi hepsinin basindaydik. Cok ugrastik efenim. Kardesim [Sehsuvar Menemencioglu] oleli on yedi sene oluyor. On yedi senedir de ben bakiyorum Ada’ya.
[…]
1956 yilinda kardesimle [Sehsuvar Menemencioglu] Sedef Adasi’ni yapmaya basladik.
“Mademki ayrilik varmis
keske asinalik olmasaymis”
misralarinin yazari Huseyin Servet Bey’in kizi Reyan Sehsuvaroglu’nun, kendi deyisiyle “amele gibi calisarak” agaclandirdigi Sedef Adasi’nin, bu guzel yesil goruntusune asinayiz bizler ve umariz cocuklari Esra Bereket ve Mehmet Birgen de annelerinin anisina ve eserine saygida kusur etmezler de bir guzellikten daha ayrilmak zorunda kalmaz bu gozler…
MUSTU’yu bekleriz elbette… Simdilik endiseyle…
Emine Cigdem Tugay
Buyukada, 11 Eylul 2006.
)O(
* Oral Calislar’in, 11 Eylul 2006 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ndeki “Sedef Adasi’nda Neler Oluyor?” baslikli yazisinda belirttigi duyumlar cercevesinde, TC Kultur ve Turizm Bakanligi Tasinmaz Kultur ve Tabiat Varliklari Yuksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numarali karari uyarinca “Dogal ve Kensel Sit Alani Butunu” ilan edilmis olan Istanbul Adalari’ndan Sedef Adasi’nin tarihi hakkinda bir kac kucuk bilgiyi kaleme alarak bugun usulsuz ve uygunsuz bir sekilde imara acilmak istenmesindeki tezati vurgulamak istedim. Buyuk dedesi Ahmed Fethi Pasa’nin korusunun izinden giden Reyan Sehsuvaroglu’nun vaktiyle agaclandirarak abad ettigi Sedefadasi’ni, bugun cocuklari Esra Bereket ve Mehmet Birgen berbad etmezler umarim!
** Fethi Ahmed Pasa’nin ilk esi Sems-i Nur Hanimefendi’den olan cocuklari Emine Guzide Hanim, Mahmud Celaleddin Pasa, Saliha Yegane Hanim yanisira Sultan Abdulmecid’in iradesiyle Atiyye Sultan’la yaptigi evliliginden ise Seniyye ve Feride Hanim Sultanlar olmak uzere bes evladi olmustur. Reyan Sehsuvaroglu, Emine Guzide Hanim’in torunudur.
*** Mediha Mocan, Memduh Hasaga, Said Bey, Saide Argeso, Yegane Menemencioglu.
**** Uskudar’in kuzeyinden baslayarak tum sirt ve dik yamaclari kaplayarak Kuzguncuk tepesinde nihayet bulan 16 hektarlik Fethi Ahmed Pasa tarafindan agaclandirilan koruda, cok sayida kermes mesesi, defne, akca kesme, sakiz agaci, erguvan ve gumusi ihlamur agaci yanisira korunun yukari kisminda siralar halinde dikilmis kizil camlar, fistik camlari, sedirler ve sakiz agaclari buyuk cap ve boyutlara ulasmis anitsal nitelikte agaclardir. Ayrica at kestanesi, sapli mese, akdut, trabzon hurmasi, yalanci akasya, disbudak, porsuk, yesil kartopu, japon taflani ve japon kadife camlari bulunmaktadir.

Faik Yaltirik-Asuman Efe-Adnan Uzun., İstanbul Adalari’nin Dogal ve Egzotik Bitkileri, Istanbul (1993)216, res.111’de:
Sedef Adasi’nin agaclandirildigi yillar (1957), Reyan Sehsuvaroglu Albumu’nden.

________________________c

Cumhuriyet, 13.09.2006
Oral Çalışlar

Kadir Topbaş ve Coşkun Özden’in Açıklamaları

Sedef Adası’yla ilgili bu köşede iki gün önce ortalıkta dolaşan bazı söylentileri gündeme getirmiş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden ‘e sorular yöneltmiştim. Soruların özü, Sedef Adası’nda bir kısım arazinin imara açılıp açılmamasıyla ilgiliydi. Sedef Adası da diğer dört ada (Büyükada, Heybeli, Burgaz ve Kınalı) gibi sit alanı; bu yüzden imara açılması mümkün değil. İmara yönelik her türlü girişim Anıtlar Kurulu’nun izniyle gerçekleştirilebiliyor.
Uzun süredir bu konuda Adalarda kulaktan kulağa aktarılan bilgi, Sedef Adası’nın imara açılması niyetine yönelik girişimler olduğu yolundaydı. Ben de pazartesi günü, bu anlatılanları söylenti olmaktan çıkarıp sorulara dönüştürdüm.
Bu yazı üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden beni aradılar. Sedef Adası’na ilişkin imar söylentilerinin doğru olmadığını belirttiler. Başkan Kadir Topbaş telefonda Adaların sit alanı olduğunu vurguladı ve bu nedenle bu konuda kendilerinin bir karar almalarının mümkün olmadığını da söyledi. Topbaş, yurttaşlarla bazı görüşmeler yapmalarının, onlara bir ayrıcalık tanınacağı anlamına gelmeyeceğini de ekledi. Her ikisi de açıklamalarını yazılı hale getirip gönderdiler. Kendilerine gösterdikleri duyarlık için ayrıca teşekkür ediyorum. Açıklamalarını aynen yayımlıyorum.
Kadir Topbaş’ın yazılı açıklaması şöyle:
”Sayın Oral Çalışlar, Cumhuriyet gazetesi.
11 Eylül 2006 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşenizde ‘Sedef Adası’nda Neler Oluyor?’ başlığıyla yer alan yazınızla ilgili olarak aşağıdaki hususları dikkatinize sunmak istiyoruz:
Sedef Adası’nın imara açılması hususunda yazınızda yer verdiğiniz hususlar doğru değildir. Adı geçen kişilerden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Sayın Kadir Topbaş’a herhangi bir öneri ya da talep gelmemiştir. Sözünü ettiğiniz görüşme, yaklaşık bir buçuk yılı aşkın bir süre önce gerçekleşmiştir ve o görüşmede Sayın Esra Bereket ‘ten Sayın Başkan’a bu yönde bir talep iletilmemiştir. Büyükşehir Genel Sekreteri Sayın Mesut Pektaş ‘ın da bahsi geçen konuda ne bir görüşmesi ve ne de bir girişimi olmuştur.
Bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dileriz.
Saygılarımızla. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı.”
****
Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden’in açıklaması da şöyle:
”Sayın Oral Çalışlar. 11 Eylül 2006 Pazartesi günü, Cumhuriyet gazetesindeki köşenizde, ‘Sedef Adası’nda Neler Oluyor’ konulu yazınızda sit alanı Sedef Adası’nın imara açılmasıyla ilgili söylentiler gerçeği yansıtmamaktadır. Adalarımızda konut imarına kapalı yeşil alanların imara açılması mümkün değildir. Sekiz senelik belediye başkanlığım döneminde bir metre yeşil alan imara açılmamış olup, yeşil alanları özenle korumaktayız. Korumaya devam edeceğiz.
Yazınızda adı geçen Esra Bereket Hanım ile bu konuda hiçbir görüşme ve değerlendirmem kesinlikle olmamış, kendisi tarafından bize böyle bir öneri getirilmemiştir. Kendisiyle her Adalı gibi birkaç kere davet ve toplantılarda karşılaştım. Özel mülkiyet sahiplerinin işadamları ve inşaat şirketleriyle yaptığı görüşmeleri bizim belediye olarak takip etmemiz mümkün değildir. Ancak belediyemizle ilgili kişilerin imar izni ile ilgili müracaatları olduğunda belediyemiz yasal olarak vatandaşın hakkı olan bu müracaatları değerlendirir. Yasal mevzuat dışında hiçbir işlem yapmadan gerekli cevapları veririz.
Adı geçen kişiler, belediyemize Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 5 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü’ne herhangi bir teklif veya proje getirmemişlerdir.
Belediyemize gelen proje ve teklifleri İstanbul 5 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü’ne sunarız. Aynı kurulun onayladığı projeler belediyemizce onaylanır ve ruhsat veririz. Onun dışında hiçbir işlem yapmayız. Adı geçen şahıslara herhangi bir ayrıcalık yapmamız mümkün değildir. Bilgilerinize sunarım. Saygılarımla. Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden.”
Başkanlara açıklamaları için teşekkür ediyor, gereği için bilgilerinize sunuyorum.

________________________d

Cumhuriyet, 15.9.2006
Oral Çalışlar

Sedef Adası Tartışması Bitmeyecek Gibi…

Sedef Adası konusunda yazdığım yazıdan sonra aldığım telefonların, adalardaki dostlarımın sorunla ilgili yaptıkları değerlendirmelerin sonu gelmiyor. Önceki gün, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden’ in açıklamalarını yayımlamıştım. Sedef Adası’nda bir inşaat firmasıyla anlaşarak, adaya yeni süper lüks villalar yapmayı planladığı öne sürülen Esra Bereket’ in (Esra Y. Birgen) avukatından da bir açıklama geldi. Bu açıklamaya yer verdikten sonra söylenenleri yorumlamaya çalışacağım.
Esra Y. Birgen’in avukatı olduğunu belirten Fuat Tokdemir’ in, ailenin girişimleri konusunda benim yazdıklarıma cevap olarak yolladığı 13 Eylül 2006 tarihli açıklama aynen şöyle: ”Sayın Oral Çalışlar, 11 Eylül 2006 tarihli Cumhuriyet gazetesinde ‘Sedef Adası’nda Neler Oluyor?’ başlıklı yazınız gerçekleri yansıtmamaktadır.
İstanbul’daki tüm adalar gibi Sedef Adası da doğal SİT alanıdır, ancak, bu SİT alanı, hiçbir yapılaşma yapılamayacağı anlamına gelmemektedir. İlgili mevzuat çerçevesinde sınırlı yapılaşma olanağı verilmekte olup, müvekkilem Esra BİRGEN, yasaların kendisine tanıdığı olanaklar ve imar durumu çerçevesinde Sedef Adası’ndaki taşınmazları üzerinde tasarruf etmektedir. Esasen müvekkilemin dayısı Şehsuvar Menemencioğlu ve annesi Rey’an Şehsuvaroğlu’ nun yıllar süren çabaları ile; vaktiyle bir tek ağaç bile yok iken, yeşil bir doğa parçası haline getirdikleri bu yeri, müvekkilimin bu tutum ve anlayışa ters bir tavırla; ‘rant gayesi ile’ ‘yağmaya dönüştürdüğü’ iddiaları, bu aile geleneğine ve kültürüne sahip müvekkilem için son derece haksız bir itham olmuştur.
Deneyimli gazeteci kimliğinizle bağdaştıramadığımız, söylentiye dayalı iddiaları ithama dönüştüren yazınızla ilgili bu açıklamamızın aynı sütununuzda yayımlanmasını rica ederiz. Saygılarımla. Esra Y. Birgen Vekili Av. Fuat Tokdemir.”
Esra Birgen’in avukatı olduğunu belirten Fuat Tokdemir’in açıklamaları ne anlama geliyor: Tokdemir, Sedef Adası’nın da SİT alanı olduğunu ifade ediyor. SİT alanına inşaat yapılması çok özel izinler gerektirir. Bu izinler de önce belediyeye başvurarak yapılır ve daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 5 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü böyle bir inşaatın yapılıp yapılamayacağına karar verir. Tabii bu karar da keyfi yollardan alınamaz. Bir SİT alanında yapılaşmanın ne şekilde ele alınacağının da kuralları vardır. ”Ben istedim yaptım” demekle kimse bir SİT alanına villalar dikemez.
***
Konuyla ilgili her iki belediye başkanı da böyle bir başvurunun yapılmadığını açıkladılar. Ben de bu köşede yayımladım. Herkes arazisini değerlendirmek ister. Ama bu arazi SİT alanı içinde olunca, toplumun söz sahibi olacağı bir durum ortaya çıkar. Sedef Adası’nı lüks villalarla kuşatmak rant elde etmek isteğinden kaynaklanmıyor mu? Rant başka türlü nasıl elde edilir?
Sedef Adası’nı Menemencioğlu ve Şehsuvaroğlu kardeşlerin yeşillendirdiğini, çorak halden kurtardıklarını ben ilk yazımda belirttim. Kendileri örnek bir çaba göstermişlerdir. Bunu takdir etmemek mümkün değil. Biz onları tartışmıyoruz, Esra Y. Birgen’in buraya villa yapmaya çalışıp çalışmadığını konuşuyoruz.
Biz adalarda aylardır herkesin dilindeki söylentileri bir iddia olarak ortaya ıattık. Esra Y. Birgen’in avukatı da zaten, bu söylentileri doğrulayan ipuçlarını dile getiriyor: Biz buraya villa yapabiliriz, bu bizim hakkımız diyor. Biz de zaten bu konuda bazı çabalar olduğunu duyduğumuzu yazmıştık.
Ancak Topbaş ve Özden, bu konuda yapılmış bir başvuru olmadığını ifade ettiler. Henüz böyle bir resmi girişim olmamış. Zaten biz de bir resmi girişimden değil, bazı çabalardan söz etmiştik. ıOrtada gazetecilik etiği açısından söylenecek bir söz olduğunu da sanmıyorum.
Esra Y. Birgen Sedef Adası’na villalar yapmak istiyor mu? Bu amaçla bir inşaat şirketiyle işbirliği yaptı mı? Bizim duyduğumuz buydu, bunu yalanlayan bir açıklama göndermiş değil…
Sedef Adası, Büyükada, Heybeliada, Burgaz Adası, Kınalıada, herhangi bir yer değil. İstanbulluların en önemli soluk alma alanları. Buralar bu özellikleri nedeniyle SİT alanı ilan edildiler ve özel koruma altına alındılar. Buralara konulacak her taşın önemi var. O nedenle bu konudaki duyarlılığımız devam edecektir.
Bunu bir gazeteci olarak da, bir yurttaş olarak da, bir adalı olarak da yapmayı sürdüreceğim…

________________________e

Sabah, 12.9.2006
Meltem Ersoy

http://arsiv.sabah.com.tr/2006/09/12/eko101.html

Villa projeleri şimdi de Adalar’a taşınıyor

Sedef Adası’na villa yapmak için arsa sahipleriyle anlaşan Aşçıoğlu İnşaat’ın Başkanı Yaşar Aşçıoğlu, “Anıtlar Kurulu ve Belediye izin verirse tek katlı villalar yaparız, vermezlerse de umurumda değil, elimde bir sürü proje var” dedi.

İstanbul Sedef Adası’nda 30 dönümlük araziye sahip olan Esra Bereket ve kardeşi Mehmet Birgen’in proje yapması için teklif götürdüğü Aşçıoğlu İnşaat, Ada’da tek katlı villa projesi inşa etmek istiyor. Aşçıoğlu İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Aşçıoğlu, şu an Ada’da 103 villanın olduğunu söyleyerek, “Bereket ve Birgen’e ait biri 20, biri 10 dönümlük olmak üzere toplam 30 dönümlük arazi var, bizden proje yapmamızı istediler, biz de sözleşme imzaladık. Şu an da fizibilite çalışmaları yapıyoruz” dedi.

DEĞERİNİ BULAMAMIŞ
Aşçıoğlu, villa projesinin yapılabilmesi için Belediye ve Anıtlar Kurulu’ndan izin almaları gerektiğine dikkat çekerek, henüz imar izni almak için Belediye’ye başvurmadıklarını belirterek, şöyle konuştu: “Yine bir Selenium projesi yapmak istiyoruz; ancak izin çıkmazsa umrumda değil. Benim daha bir sürü projem var, yürüyen işlerim var. Tabi ki buraya güzel bir yapı inşa etmek isterim, ama izin vermezlerse de kendileri bilirler.” Adalar’da deniz kenarında yer alan evlerin ‘gecekondu fiyatına satıldığını’ ifade eden Aşçıoğlu, bir metropole bu kadar yakın olan bir adanın dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmadığını vurguladı. “Adalar bugüne kadar hak ettiği değeri bulamamış” diye konuşan Aşçıoğlu, Adalar’da iş yapmanın tam da bu nedenle riskli olduğunu dile getirdi. Birim fiyatları düşük olan bir yerde proje yapmanın kendisine çok fazla birşey katmayacağını belirten Aşçıoğlu, “Ben İstanbul’a güzel bir proje yapmak için bu işe evet dedim. Yoksa bu proje bana çok büyük kâr getirmez, çünkü örnek proje yok etrafında. Adalar esas bu projeden sonra değerlenir” dedi. Aşçıoğlu, sözlerini “Sedef Adası’nın sahibi olan aile Ada’daki arazisini parsel parsel satmış. Kendilerine kalan arazinin 40 dönümünü de Belediye’ye yeşil alan yapsın diye bağışlamış. Diğer 30 dönümlük arazide bir proje yaptırmak istiyor. Böyle iyi niyetli arsa sahiplerinin değerini bilmek gerek. Bundan sonraki prosedür yaklaşık 1 yıl sürer” şeklinde tamamladı.

http://arsiv.sabah.com.tr/2006/09/12/eko102.html

50 yıl önce alıp ağaçlandırdılar

MARMARA Denizi’nde yer alan Kınalı, Burgaz, Heybeli ve Büyükada’ya göre çok daha ufak olan Sedef Adası, 1950’lerde Reyan Şehsuvaroğlu ve Şehsuvar Menemencioğlu tarafından satın alındı. Ada’yı satın aldıktan sonra ağaçlandırma çalışmaları yapan Menemencioğlu ve Şehsuvaroğlu, sırasıyla 1986 ve 2004’te ölünce, Ada, mirasçıları Esra Bereket ve Mehmet Birgen’e geçti. Ada’nın imara kapalı bölgelerinde proje yapılıp yapılamayacağı ise henüz belirsiz.

________________________f

From: Emine Cigdem Tugay
Subject: ADALAR POSTASI-1074: Sedefadasi’ndaki fundaliklar imar canavarinin serefine mi yakiliyor?
Date: November 16, 2006 8:46:26 PM GMT+02:00
To: ADALAR POSTASI

Sedefadasi’ndaki fundaliklar imar canavarinin serefine mi yakiliyor?

Sedefadasi da diger Istanbul Adalari gibi TC Kultur ve Turizm Bakanligi Tasinmaz Kultur ve Tabiat Varliklari Yuksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numarali karari uyarinca “Dogal ve Kensel SIT Alani Butunu” ilan edilmistir. Dolayisiyla da SIT alani oldugu 1984’ten sonra mevcut yapi stoguna bina eklenmemesi gerekir!

Diger Adalar’da da boyle mi olmustur? Ya da olmaktadir? Hepimizin malumu oldugu uzere maalesef hayir! Amma ve lakin usulsuz ve uygunsuz ornekler bir digerine emsal teskil edebilir mi? Elbette edemez! Istanbul Adalari’nda SIT karari kapsaminda olan parselasyon yasagina ragmen son zamanlarda Buyukada Yilmaz Turk Caddesi No:1’deki tarihi koskun bahcesinde usulsuz parselasyonla pek cok villa insaa edilmistir!

Bu konularda gecerli imar planlarinin hukmu nedir? Peki olup biten tum bu usulsuzluklerin hesabini kim verecektir?

Sedefadasi’nda 130 ev var, adanin mal sahipleri Esra Bereket ve Mehmet Birgen ise 30 donumluk alani daha imara acmak hevesinde!

Bugun cocuklarinin berbad etmek niyetinde oldugu Sedefadasi’ni vaktiyle nasil abad ettiklerini anlatmisti anneleri Reyan Sehsuvaroglu: (…) Bakin Ada nasil kurakti goruyor musunuz? Fikret Saatcioglu cekmisti fotograflari. Dedem 180 sene evvel satin almis. Derken harap halde… Teyzem, ben orada amele gibi calistim. Kirk bin agac dikildi hepsinin basindaydik. Cok ugrastik efenim. (…)”

“Mademki ayrilik varmis
keske asinalik olmasaymis.”
misralarinin yazari Huseyin Servet Bey’in kizi Reyan Sehsuvaroglu’nun, kendi deyisiyle “amele gibi calisarak” agaclandirdigi Sedef Adasi’nin, bu guzel yesil goruntusune asinayiz bizler ve umariz cocuklari Esra Bereket ve Mehmet Birgen de annelerinin anisina ve eserine saygida kusur etmezler de bir guzellikten daha ayrilmak zorunda kalmaz bu gozler…

MUSTU’yu bekleriz elbette… Simdilik endiseyle…

________________________g

Cumhuriyet- Hafta Sonu, 01.11.2008
Zuhal Aytolun

Adalar’dan inşaat sesleri geliyor


Sedef Adası’nda yapılması planlanan, Adalıları ve İstanbulları tedirgin eden villa projesi hâlâ gündemde
Adaların yerleşime açık en küçük adasıdır Sedef. Adaları sevenler bilir gerçi ama kısaca özetlemek gerekirse, 1850’de Sultan Abdülmecid tarafından damadı Fethi Ahmet Paşa’ya hediye olarak verilen adada, paşanın ölümünden sonra ağaçlar talan edilmiş, I. Dünya Savaşı sırasında ise tüm ağaçlar kesilmiş. 1957’de Fethi Ahmet Paşa’nın soyundan olan, Şehsuvar Menemencioğlu ve Rey’an Şehsuvaroğlu burayı ağaçlandırmak ve iskan alanı haline getirmek için çalışmaya başlamışlar. Aile, o yıllarda binlerce fidan dikerek örnek bir işe imza atmış, doğal güzellikleriyle yaşanır bir yer haline getirmiş adayı. Sedef Adası, bugünkü mal sahibi Esra Birgen’e ailesinden kalmış. Peki şimdi neden mi yazıyoruz Sedef Adası’nın hikayesini? Adada yapılması planlanan villa projesinin yarattığı tedirginlik konumuz. Adanın doğal güzelliğinin beton yığınlarıyla bozulması ve yapılacak villaların adaya getireceği yük konusunda endişeler sürüyor. Hatta e-gazete gibi işleyen ve ada halkının haberleşme kaynağı olan ‘Adalar Postası’ aracılığıyla bir mail dolaşıyor konuya dikkat çekebilmek amacıyla. “Sedef Adası bu kadar insanı kaldıramaz. Gelişmiş bir ülkede bu boyda bir adada bu denli bir yapılaşmaya izin verilmesi mümkün olamaz” sözlerine yer verdikleri bir mail dolaştıran Adalılar, “Mutlaka takipçisi olarak hesap soracağımız şey, eğer gerçekleşirse, bu projeye resmi makamlarca onay verilmesi olacak” diyerek paylaşıyorlar görüşlerini.
YAPILAŞMAYA MI AÇILIYOR?
Adanın bugünkü sahibi Birgen ile Aşçıoğlu İnşaat arasında imzalanan ön sözleşme gereği, Sedef Adası’na yeni villalar yapılacak ve burası iskana açılacak. Tüm adaların sit alanı olduğu düşünülürse bu kararın İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan (Anıtlar Kurulu) geçeceği bilinen bir gerçek. Anıtlar Kurulu’ndan bilgi alamamış olsak da Adalıların ve İstanbulluların endişesinin ne yönde olabileceğini tahmin edilebiliyor. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Birgen’in avukatı Fuat Topdemir, Sedef Adası’nın orijinal imar planında görülen ve boş olan yerlere ev yapılmak istendiğini ancak bu konuda kurula başvuru yaptıklarını ve projenin hayata geçirilmesi için izne ihtiyaçlarının olduğunu dile getirdi. 3 parçalık araziden ikisinin tamamen boş, birinin de yeşil alan dışında kalan küçük bir bölümünün proje dahilinde olduğunu söyleyen Av. Topdemir, bunun bir rant alanı değil boş alanı değerlendirme olduğunu söylüyor. Arsaların vergisinin çok yüksek olduğunu ve müvekkilinin bu yükten kurtulup orayı değerlendirmek istediğini dile getiren Av. Topdemir’e aynı zamanda Sedef Adalı olmasından dolayı da soruyoruz bu konuyu nasıl yorumladığını. Yanıtlıyor Topdemir: “Adada ev sayısı 100’ü geçmez. Yeni yapılacak olan evler de bu rakamın yarısı kadar bile olmaz. Yeni olanaklar ve yeni altyapı imkanları sunacaktır diye düşünüyorum.”
FAY HATTI YAKINI VİLLALAR
Bahsi geçen 3 araziden biri de ormanlık arazi. Yani Esra ve Mehmet Birgen’in ailesinin büyük bir emekle yarattığı ormanlık alan. Peki burada bulunan arazi imara açılırsa bu ağaçlar ne olacak? 50 yıllık ormana nasıl bir zarar verilecek? Adalılar, buranın daha fazla konut yapımını kaldıramayacağını dile getiriyor. Yapılacak inşaatın molozunun bile nereye döküleceği düşündürüyor Adalıları. Hatta durum, ‘Taksim’e 150 katlı bir bina yapmak’ gibi yorumlanıyor. Korunmuş bir alanın bu şekilde yapılaşmaya açılmaya çalışılması korkuları da beraberinde getiriyor: Sedef Adası’nda yapılacak bu tür bir proje ya diğer Adalara da sıçrarsa… Doğal güzellikleri korunmuş böylesi bir alan ya bir proje cennetine dönüşerek betonlaşırsa…
Konuyu taraflarına sormak üzere sarıldık telefona. Ancak çok da tatmin edici yanıtlar alamadık. Görüş bildirmekten kaçınan taraflar endişe ve korkuların nedenlerini göstermiş oldu bize. Aşçıoğlu İnşaat, şu anda gündemlerinde böyle bir proje olmadığını dile getirerek görüş bildirmekten kaçındı. Adalar Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Çıralı, adanın belli bölümlerinin o yıllarda istenilen kişiye satıldığını ve kalan arazilerin de yıllarca kullanılmadan durduğunu söyledi ve ekledi: “Mal sahibinin kendi tercihidir bu. Bu şekilde değerlendirmek istiyor olabilir. Anıtlar Kurulu’nun kararına göre belli olacak.” İstanbul 5 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü’nün değerlendirmesi sonucu belli olacak projenin akıbeti.
Ayrıca Sedef Adası’nda yapılması planlanan villalar adanın güneyine bakıyor. Bu bölüm lodos aldığından yazları çok sıcak oluyor. Peki kullanılacak klimalarla artacak elektrik yükünü Sedef Adası kaldırabilecek mi? Ayrıca Marmara fay hattına yakın bir yere yapılacak olan villalarla birlikte deprem alanının yapılaşmaya açılması da Adalıları korkutan bir diğer nokta. Genel bir bakış atarsak; Sedef Adası’nda bu tür bir proje hem fay hattına yakın kesimde olması itibariyle, hem ormanlık arazilere vereceği zarardan hem de diğer adalara sıçrayacak olması ihtimaliyle hassasiyet gösterilmesi gereken bir konu. Bakalım zaman ne gösterecek?

________________________h

From: ADALAR POSTASI
Subject: ADALAR POSTASI-2180: sedefadasi’nin istanbul’un tarihindeki onemini bir nebze hatirlatalim…
Date: November 3, 2008 11:23:44 AM GMT+02:00
To: ADALAR POSTASI

………………………………………………….1
From: Rezan Peya Gokcen
Subject: TEREBİNTHOS (SEDEF) ADASI ve AZİZ İGNATİOS
Date: November 3, 2008 12:27:44 AM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

Size bizim SEDEF, yani eski adiyla ‘TEREBINTHOS’ Adasi hakkinda bir noktayi soracaktim. Bu ada SIT ALANI olarak ilan edilmemis miydi? [El cevap: Edilmisti!] Eger resmen bu konumda ise ve de uzerine cimentodan evler doldurulursa, fiilen ve mantiken ‘degerlenmez’. Aksine, degeri, Buyukada’nin arkasinda, ustune biribirinin ayni tip binalar ususmus kucuk bir ada parcasi, herhangi bir yer seviyesine duser gider. SIT ALANI koruma yasalari cignenmis olur. Sedef Adasi’nin Istanbul’un tarihindeki onemini bir nebze hatirlatalim: 
Bizans imparatoru Michael I’in oglu din adami Ignatios saray erkaninin yolsuzluklarina karsi cikiyordu. 857 yilinda Konstantinopolis Patrik’i iken Sedef (Terebinthos) adasindaki (kendi) manastirina surulmustu. Cesitli iskencelere ugradi. 867’de basa gecen Basil I, onu tekrar Konstantinopolis kenti Patrikligi’ne getirdi. Ikona karsiti olmamak sorunu uzerine ilahiyat acisindan yol gostermeye calisti, kendisinin yerine gelen patrik Photius’u Roma Kilisesi’ne afaroz ettirdi, yeni hiristiyan olmus Bulgaristan’in Bizans kilisesine bagli olmasi icin ugrasti ve basardi, bu durum Dogu-Bati hiristiyanlik iliskileri kapsaminda Roma kilisesinin hic hosuna gitmedi. Nitekim Romali din adamlari Patrik Ignatios’u afaroz etmek icin Istanbul’a geldiler, yalniz biraz gec kalmislardi: Ignatios kisa bir muddet once olmus, cenazesi Terebinthos Adasi’na goturulup orada gomulmustu. Iskence cekmis, karakteri butun din adami Ignatios olumunden sonra Aziz kabul edildi. 
Sedef Adasi’nda kontrollu bir kazi yurutulse bu mezar yeri ve manastiri tesbit edilebilir kanisindayim. J. Ebersolt’un kitabinda sahilde bazi duvar kalintilarini gosteren vaktiyle alinmis kucuk fotograf vardi. Kendim de zaten 35 yil kadar once Sedef’e yuzmeye gittigimizde, sahilde bir takim kalintilari farkederdim. 
Sedef Adasi’nin ozel kullanim icin daha fazla imara acilmasini uygun bulmuyor, arkeolojik zenginliklerimizin tahrib edilmemesi icin bu yonde cikan soylentilerin takib edilmesini oneriyorum. 
Rezan Peya Gokcen

………………………………………………….2
From: ADALAR POSTASI
Subject: ADALAR POSTASI: Sedefadasi…(9)
Date: August 13, 2006 3:49:49 PM EEST
To: ADALAR POSTASI

http://www.istanbul.com/KesfetDetail.aspx?Cat=105&ColId=2363&Start=0&Comment=1

Sedefadası…

Buyukada’nin Maden semtinin karsisinda, 450×1000 m. ebadinda, en yuksek noktasi 55 m olan adaya once ‘Terevinthos’ adi, makilerin kokulu (aromali) bitkileri nedeniyle verilmistir. Osmanlilar zamaninda bir sure Tavsanadasi denilmesinin nedeni (Mikhail Komnen I. kayitlarinda oldugu gibi) adada epeyce tavsan bulunmasi idi. Cumhuriyet’in baslarindan itibaren yine buradaki aromali maki nedeniyle, ‘Sedefadasi’ denilmeye baslanmis; 1957 yilindan itibaren Sedefadasi ismi tescil edilmistir.
8. yuzyila kadar martilarin yuvasi, metruk Marmara adalarindan biri idi. O yuzyildan itibaren manastirlar, surgunler donemi, yine bosluk, Osmanli doneminde bosluk ve Cumhuriyet’de kooperatif haline gelisi’
Burgazadasi’nin onundeki Kasikadasi gibi, uzerinde pek az arkeolojik kalinti bulunuyor. Sedefadasi’nin yakin zamanda yapilan vapur iskelesinin hemen solunda gorulen yarim bir Bizans duvari harabesi ile birkac metre arasindaki sarnic, lahit parcalari gorulebilen tarihi kalintilardir. Bu kalintilar Bizans tipi eserlere ait gozukmektedir.
Din ugruna cektigi iskencelerle Ortodoks kilisesinin unlu azizleri arasina giren Patrik Ignatios’a (Ignace) menfâlik yapmasi nedeniyle Sedefadasi (Terevinthos) Manastiri, Bizans ve Ortodoks tarihinde onemli bir yer isgal etmektedir. Bu manastirin ilk nuvesinin Patrik Leonidias tarafindan kuruldugu yazilmistir.
Sedefadasi, Patrik Ignatios’tan baska Patrik Theodos ve Imparator Roman Lakapinos’un oglu Konstantin’in hayati ile de un kazanmistir. Patrik Ignatios birinci defa 857’de, Konstantin 945’de, Patrik I. Theodosios da 1184’de adaya surgune gonderilmislerdir. Ignatios buraya birkac defa daha gelmistir. Nicetas le Paphlagonien’in de kaydettigi gibi, Ignatios bu manastiri hayatinin son yillarinda (877’ye dogru) yaptirmis ve L’Archange’a (Saint Michel) vakfetmistir. Sonralari burasi ‘Satyros Manastiri’ olarak isimlendirilmisti.
Din kurbanlari icinde, kaderi hepsinden faciali olan Aziz Ignatios’tur. Bu zat, Andonic Kommene’den sonra Bizans imparatorlarinin en zalimi sayilan Michel’in kurbanlarindandir. Butun hayati boyunca bir fedai gibi yasayan Ignatios asil bir aileye mensuptu; imparatorluk ailesinden geliyordu.
1844 yilinda Alexander Timoni kaleme aldigi kitabinda (Meditation Bosphorique) ‘…Antichion Koyu ile Prinkipo Adasi arasinda bulunan Therebinthos (Andrivitos) Adasi’na dumen kirdik. Buranin denizinin ne kadar guzel oldugunu anladim.’ der. Hakikaten bugun de Sedefadasi’nin denizi cok temiz ve guzeldir.
Adada 19. yuzyilin yarisina kadar tavsanlardan baska canli bulunmuyordu. Sultan Abdulmecid’in damadi Fethi Ahmed Pasa buraya bol miktarda zeytin agaci diktirmis, bir de yazlik kosk insa ettirmisti. 20. yuzyilin baslarinda 2500 zeytin agaci bulunuyor, cesitli sebzeler de yetistiriliyordu. (Agaclar Vakfiyesi’nde kayitli bulunuyordu). I. Dunya Savasi sirasinda agaclarinin tumu kesilmistir. Iki tas ve iki kirec ocagi mevcuttu, volisinden de en iyi cins baliklarin avi yapiliyordu.
Fethi Ahmed Pasa’dan sonra adanin mulkiyeti Saliha Yegane Hanim’a kalmis; 1938 yilinda olumu uzerine varisleri oglu Sehsuvar Menemencioglu ile kizkardesi Rey’an Sehsuvaroglu’na gecmistir. Yeni sahipleri adayi imar etmislerdir. Hemen bir kooperatif kurulmus, yuz adet villa, bir plaj/kafe, bir restaurant ve vapur iskelesi insa edilmistir. Yollari yapilmis, binlerce cesit agac dikilmis, deniz altindan kablo ile elektrik getirilmistir. Halen, dikilen saricam, Guarin cami, selvi ve zakkumlar boy atmis durumdadir. Kirac bir tarla gorunumundeki ada mamur, her taraftan denize girilir, bahcelerinde asmalar, ozel ciceklerle guzel bir sayfiye yeri olmustur. Yaz aylarinda Sehir Hatlari Vapurlari da muntazam seferler yapmaktadir. Denize girmek icin yaz aylarinda buyuk bir kalabalik buraya gelir.
Hazirlayan: Orhan Erdenen, Kentim Istanbul semt kitapciklari.

………………………………………………….3
From: ADALAR POSTASI
Subject: ADALAR POSTASI: Burgazada, Sedefadasi, Kasikada, Tavsanadasi…1
Date: July 22, 2006 11:52:42 AM EEST
To: ADALAR POSTASI

Erendiz Ozbayoglu, ” Burgazada, Sedefadasi, Kasikada, Tavsanadasi”, 18. Arastirma Sonuclari Toplantisi (22-26 Mayis 2000-Izmir), Ankara (2001)115-126.

________________________ı

Radikal, 12.11.2008
Yonca Cingoz

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=908004

Kendi küçük, derdi büyük Sedef


Marmara Denizi’ndeki en sessiz sakin sayfiye olan Sedef Adasi’nda, 1950’li yillarda agaclandirilan bolgeye insaat izni verilmesi icin dugmeye basildigi iddia ediliyor
ISTANBUL – Marmara’daki Prens Adalari’nin incisi Sedef Adasi’ni insaat telasi sardi. Topu topu 329 donumluk adanin 30 donumunde imar degisikligi onerisinin onumuzdeki gunlerde Istanbul 5 Nolu Koruma Kurulu’nda karara baglanacagi soylentisi Adalar’i hareketlendirdi. Imar degisikligi sonrasi Sedef Adasi’nin ‘villalarla dolacagi’ iddia ediliyor. 
Radikal, onceki gun imar degisikliginin icerigi ve takvimiyle ilgili bilgi almak icin aradigi 5. Nolu Koruma Kurulu’na ulasamadi. Ama Adalar Belediye Baskani Coskun Ozden bir basvurunun oldugunu dogruladi. Ozden’in verdigi bilgiye gore 30 donumluk arsanin sahibi 1.5 yil once izin icin belediyeye geldi. Belediye de muracaati Koruma Kurulu’na havale etti. Bundan sonra kararin Kurul’a ait oldugunu vurgulayan Baskan Ozden’in ici rahat: “Projeyi gormedim ama surecin yasal mevzuata uygun isleyeceginden suphem yok. Oyle imara acmak gibi bir sey degil. Vatandas ‘mevcut planlar dahilinde’ Anayasal hakkini kullaniyor. Kurul da degerlendiriyor.” Ozden, yapi kurulmak istenen alan ‘yesil alan’sa, zaten izin verilmesinin mumkun olmadigini vurguladi. 
Sedef Adalilar Dernegi uyelerininse ici o kadar rahat degil. Dernegin adini vermek istemeyen bir uyesi, imar degisikliginin cikmasinin sadece Sedef degil, diger Prens Adalari icin de emsal olacagini iddia etti: 
“Burada insaat yapilabilmesi icin, araziye ‘otel’ izni veren 1956 tarihli imar planinda degisiklik gerekiyor. Adanin otel acisindan rantabilitesi olmadigindan, bu izni 36 adet eve cevirmeye calisiyorlar. Ayrica, 10 donumluk, 1950’den bugune ormana donusmus bir arazide de insaat isteniyor. Buranin altinda Bizans manastiri var. Su anda Istanbul Buyuksehir Belediyesi Sehir Planlama Mudurlugu adalar icin 1/5000 planlarini hazirliyor. Sedef’te bir imar plani degisikligi cok onemli bir emsal olusturacak. Bu, adayi mahvedecek bir proje cunku mevcut 110 evden sadece 80’i yazin dolar ve doldugunda uc taraftan kanalizasyonlar tasar. Lodosa baktigi icin adalarin guneyinde hicbir zaman yapilasma olmaz. Soz konusu villalar ise lodosa bakacak, yazin hepsi klima taktiracak, elektrik altyapisi bunu kaldiramayacak. Arazi, Marmara’daki buyuk fay hattina da en yakin yerde.”
Koruma Kurulu’na havale ettikleri konuyla ilgili henuz onlerine gelen hicbir sey olmadigini vurgulayan Adalar Belediye Baskani Ozden ise, dernek uyesinin bu iddialariyla ilgili olarak “Adalarda suyumuz da dort dortluk, dogalgaz da geldi, oyle bir sikinti yok. Zaten insaat da yok denecek kadar az. Bizim senede verdigimiz insaat izni bes adada toplam 10’u gecmez” yanitini verdi. 
Bizans’in surgun yeriydi 
Bizans doneminde ‘surgun yeri’ olarak kullanilan Sedef Adasi, 1850’de Sultan Abdulmecid tarafindan damadi Fethi Ahmet Pasa’ya hediye edildi. Ada 1950’lerin sonuna kadar Reyan Sehsuvaroglu ve Sehsuvar Menemencioglu kardeslere aitti. Iki kardes 1. Dunya Savasi’nda neredeyse butun agaclari kesilip odun yapilan adayi 40 bin zeytinle agaclandirdi. Ardindan uzerine kooperatif kurup imara acti. Yillarca Istanbul’un en sessiz sakin, icine kapali sayfiyesi olan ada, 1.5 yil once Sehsuvarogullari’nin mirascilari Esra Bereket ve Mehmet Birgen’in Ascioglu insaatla adada luks villalar yaptirmak istedigi haberiyle yeniden gundeme geldi. Bereket’in avukati Fuat Tokdemir villa planlarini dogrulayarak, bunun muvekkilinin anayasal hakki oldugunu soylemis, Ascioglu Insaat’in baskani Yasar Ascioglu ise Anitlar Kurulu’nun onaylamasi halinde plani ‘memnuniyetle’ uygulayacaklarini belirtmisti.

________________________i

From: ADALARIN SESI
Subject: Lutfen bu mesaji (cut and paste ederek) genis kitlenize duyurun – Tesekkürler
Date: January 26, 2009 12:45:34 PM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

Sedef Adasi icin planlanan sorumsuz ve vahsi villa projesini gerceklestirme cabasindaki arsa sahibi-muteahhit-Belediye uclusu, bir adim daha atarak, 21 Ocak 2009 Carsamba gunku 5 No’lu Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kurulu (Anitlar Kurulu) haftalik toplantisinin Sedef Adasi’nda yapilmasini sagladi.
Adalar Belediyesi’nde ve 5 No’lu Anitlar Kurulunda, Sedef Adasi villa projesinin is takipcisi konumunda olan ve muteahhit ve arsa sahibinin gizli ortagi oldugu artik acikca dile getirilen Adalar Belediyesi imardan sorumlu Baskan Yardimcisi Ibrahim Cirali ve onun Kurul icindeki bazi ortaklari, Anitlar Kurulu’nu kalabalik bir ekip halinde, Adalar Belediyesi’ne ait ‘Horoz Reis’ teknesiyle soguk ve yagmurlu kis gununde Sedef Adasi’na getirmeyi basardi. 
Bu gezinin amaci, Adayi, bitki ortusunu, agaclari, kus neslini filan korumak kaygilari veya projenin Ada alt yapisina ne kadar uyacagi, Ada’nin bu olcekte ek
insaatlari kaldirip kaldiramayacagi hususu degil, projeye nasil kimselere duyurmadan ve yakinda yapilacak Belediye secimleri oncesinde Anitlar Kurulu’ndan onay cikartip, alelacele Belediye’den de geciririz dusuncesiydi. 
Adalar Belediyesi Baskan yardimcisi Ibrahim Cirali ve bu sahsin emrinde calistigi arsa sahibi Esra Birgen ve muteahhit Yasar Ascioglu ekibi, bu projeyi ne pahasina olursa olsun Anitlar Kurulu’ndan gecirmek istiyorlar. Korkulari, Adalar Belediyesi’nde olasi bir yonetim degisikligi sonrasinda, Ibrahim Cirali’nin gorevden ayrilmak zorunda kalabilecek olmasi ve is takipciligini Belediye icinde devam ettiremeyecek olmasi.
Tam bu gunlerde Sedef Adasi 40 adet villa projesini incelemekte olan 5 No’lu Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kurulu’na ve Kurulu olusturan Ibrahim Cirali disindaki su uyelere
Mudur Metin Yildirimli,
Baskan Zinnur Buyukgoz (Gebze Belediyesi Imardan Sorumlu Baskan Yardimcisi)
Kutgun Eyupgiller – Baskan Yardimcisi (ITU Mimarlik Fakultesi)
Yucel Senyurt (Gazi Universitesi Fen-Edebiyat Fakultesi Arkeoloji Bolumu)
Prof. Dr. Fulin Bolen (ITU Mimarlik Fakultesi, Sehir ve Bolge Planlamasi Bolumu Sehircilik Anabilim Dali)
Ali Reyhan Esen (Reyhan Mimarlik Muhendislik Ltd sahibi)
Onemli bir is dusuyor: Sedef Adasi Projesini, gorevlerini kotuye kullanmadan incelemek ve varlik nedenleri olan ‘korumacilik’ vasiflarini unutmamak.
Alinan duyuma gore, Sedef Adasi’na gelen Anitlar Kurulu uyeleri, ne Ada’nin agac envanterine, ne eski tas ocaklari nedeniyle kismen yok olmus yollarin yeni kadastro ve harita olcumlerine, ne de Sedef Adasi’nda mevcut arkeolojik varliga dair bir bilgi edinmek kaygisi tasimiyorlardi ve bu yonde bir degerlendirme gayreti icinde
degillerdi.
Alinan bir baska duyum, Ada sakinlerinin, Adanin korunmasiyla ilgili tum hukuki yollari kullanacagi ve bunun icin de cesitli STK’larla isbirligi yapacagi yonunde. Adalilar, avukatlari vasitasiyla, gerek tek tek Anitlar Kurulu uyeleri, gerekse Adalar Belediyesi ve Belediye yoneticileri nezdinde bu projenin takipcisi olacaklarini soyluyorlar ve kendilerine hukuk yollarinin her zaman acik kalacagi gorusundeler.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: