Gönderen: adalarpostasi | 03 Ekim 2010

ADALAR POSTASI-2495: marmara denizi’nde 4.4 şiddetinde deprem!…


* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

17 Mayıs 1904 Salı günlü Büyükada ahalisinden olup Filibe’de papazlık mesleğine girmesinden dolayı isminin tashihini isteyen Dimitri İstavri oğlu Manyati’nin Adalar Kazası Nüfus Memurluğu’nca kaydı bulunamadığından, döndüğünde kaydını yaptırıp ona göre tezkire-i osmaniye alması gerektiğinin kendisine iletilmesine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, Eylül 2010.


* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

3 Ekim 2010 Pazar
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Yer yer sağanak yağışlı
12/19ºC
% 56-77 nem
Yıldız, K 20km/sa
Gündoğuşu 07:02… Günbatışı 18:43…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Beechnut Fairy.


* * *

1- Marmara Denizi’nde 4.4 şiddetinde deprem!…
2- Arif Çağlar: “Sedefadası’nda 35 dönümlük alanın satılması yasalara ve SİT alanı koruma kurallarına aykırıysa Belediye Meclisi’nin yasaya aykırı böyle bir karar alması halinde kararın iptali için derhal mahkemeye başvurulmalıdır. Derneğimizin de davaya müdahil olacağını şimdiden bildirmiş olayım…”
3- Begüm Yavuz: “Sedef Adası’yla ilgili yazılanları okuyunca tepede mezarında uyuyan babacığımın kemiklerinin sızladıgını hissettim… Böyle bir hatanın yapılacağını asla düşünmek istemiyorum, mutlaka başka bir şey vardır!…”
4- Bülent Mısırlıoğlu: “Bağımsız meclis üyesi olarak 04.10.2010 tarihli Meclis toplantısı gündemi tarafıma da 01.10.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Gündemi okuduğumda benzer tepkileri gösterdiğimi ve Meclis toplantısında Meclis üyeliği görev ve sorumluluk bilinciyle duyarlı insanların tepkilerini dile getireceğimi, şiddetle teklife karşı çıkacağımı beyan ederim…”
5- Saffet Tanman: “Ilgaz Dağları’ndan Batnas Tepeleri’ne…”
6- İrfan Özfatura: “(Nurullah Ataç’ın) Eşi Leman Büyükada’nın en güzel kızıdır…”
7- Hasan Kaçan: “Babam berberliğe Kayseri’nin İncesu kazasında başlamış. Sonra İstanbul’a gelip Büyükada’da berberliğe devam etti…”
8- Yüksel Özcan: “29. Ekotur Büyükada Kızılçam Ormanları’nda yapıldı…”

)O(

_______________________________________________________1

Boğaziçi Üniversitesi
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü

Türkiye’deki Son Deprem Etkinlikleri

http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/map/tr/20101003204903.html

MARMARA DENİZİ 03.10.2010 20:49:03

Tarih-Saat: 03.10.2010 20:49:03
Koordinat: 40.824K 28.138D
Büyüklük: 4.4
Derinlik: 7.7 km
Açıklama: MARMARA DENİZİ

_______________________________________________________2

From: ARİF ÇAĞLAR
Subject: Farsakoğlu Sedefadası’nda hepimizin malını mı satıyor?
Date: October 3, 2010 3:43:38 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Farsakoğlu
Sedefadası’nda hepimizin malını mı satıyor?

Eğer bu haber bir aldatmaca değilse Adalılar ağır şekilde aldatılıyor demektir.
Böyle bir durumda ilk adım olarak:
1. Sedefadası’nda 35 dönümlük alanın satılması yasalara ve SİT alanı koruma kurallarına aykırıysa Belediye Meclisi’nin yasaya aykırı böyle bir karar alması halinde kararın iptali için derhal mahkemeye başvurulmalıdır. Derneğimizin de davaya müdahil olacağını şimdiden bildirmiş olayım.
2. Adalar’da yeşil alana yapılan bu tecavüz girişimi basın ve medyaya duyurulmalıdır.
3. 4 Ekim Pazartesi günü Adalar İlçe Belediye Meclisi toplantısı izlenmeli ve oylamaya sunulacak bu öneri ve oylama süreci ayrıntılı bir şekilde internet aracılığıyla hepimizin bilgisine sunulmalıdır.
Arif Çağlar

_______________________________________________________3

From: BEGÜM YAVUZ
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2494: sedef adası’nda belediyesi’nden satılık yeşil alan!… imar canavarı duymasın aman!…
Date: October 3, 2010 9:45:32 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Sevgili ADALAR POSTASI,
Sedef Adası’yla ilgili yazılanları okuyunca tepede mezarında uyuyan babacığımın kemiklerinin sızladıgını hissettim…
Böyle bir hatanın yapılacağını asla düşünmek istemiyorum, mutlaka başka bir şey vardır!
Ben bir önceki yazımda FARSAKOĞLU’nun hukuk doktoru olduğunu ve asla illegal bir uygulamaya girmeyecegini, son derece hukuka uygun yaşamayı ilke edinmiş bir kişi olduğunu yazmıştım ve öyle olduğunu da biliyorum, mutlaka başka bir şey vardır diyerek tepkimi göstermek istedim eğer gerçekten yazılanlar gibi bir durum varsa kimsenin bize bunları yaşatma hakkının olmadığını savunuyorum.
Nazife Akgün hocamızın yazılarına harfiyen katılıyorum herzaman da katıldım zaten…
Sevgili Çiğdem, Sedef Adası çok önemli çok da özel…
Beni de haberdar edin her türlü toplantıya katılırım. Çok üzüldum çok!
Dayanışma dileklerimle,
Begum Yavuz

_______________________________________________________4

From: BÜLENT MISIRLIOĞLU
Subject: sedef adası
Date: October 3, 2010 6:14:55 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BİLGİ KİRLİĞİNİN KURBANI OLUYORUZ…

Aslında her olay, her uygulama gözler önünde sergileniyor. Ama çeşitli sebeplerle toplumun her kesiminde güç sahibi olanlar, doğruların ortaya çıkması durumunda etkinlik ve güvenilirliliklerini kaybedeceklerini düşünenler ve sadece kendi konumlarını korumak adına çanak tutanların gayretleri sayesinde toplumumuz maalesef bilgi kirliliğinin kurbanı olmakta… Doğru, güzel, faydalı ve zararlı kavramlar karışmakta, toplum devamlı surette birbirini suçlar hale gelmektedir.
O halde toplumun daha bilinçli hale gelmesi, olayları ve uygulamaları sorgulayıcı beceriye sahip hale gelmesi önemlidir. Bu kapsamda her sese kulak ve yer veren “ADALAR POSTASI” bloğunuz çok yararlı bir görev yerine getirmektedir.
02.10.2010 tarihli yayınınızda “Sedef Adası arsa satışı için Belediye Başkanı’na yetki verilmesi” konusunda duyarlı insanların tepkilerini okudum. Bağımsız meclis üyesi olarak 04.10.2010 tarihli Meclis toplantısı gündemi tarafıma da 01.10.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Gündemi okuduğumda benzer tepkileri gösterdiğimi ve Meclis toplantısında Meclis üyeliği görev ve sorumluluk bilinciyle duyarlı insanların tepkilerini dile getireceğimi, şiddetle teklife karşı çıkacağımı beyan ederim.
Peki neden böyle uygulamaya gidiliyor? “ÇOK YÜKLÜ BORÇ DEVRALDIK” söylemi mi önemli etken?!… Yoksa özkaynak yaratıp Adalarımız’da yeni projeler mi hayata geçirilecek?!… Arsayı satın alan orada çiçek mi yetiştirecek?!…

Nedir bu borç yükü?

Belediye Meclisi’nde her vesileyle dile getirdiğim, sizlere gönderdiğim açıklamalarla kamuoyuna sunduğum, en son “ADA GAZETESİ” röportajımda da yaptığım açıklamaların özetinde;
Özellikle mali kaynak yetersizliği içinde bulunan belediyelerin borçlarını, ‘Faaliyet Borçları’ ve ‘Kamu Kurumları’na (DEVLETE) Borçları’ olarak iki ayrı grupta değerlendirmek gerekir.

31.12.2008 tarihli KESİN HESAP raporuna göre
Bilançonun Borç (Pasif) tarafı

Banka Kredileri 1.018.046,19
Kamu idarelerine olan mali borçlar 294.758,48
Alınan Depozito ve Teminatlar 48.336,11
Emanetler 298.519,40
Ödenecek diğer yükümlülükler 12.260.742,61
Faaliyet Borçları 2.671.882,70
TOPLAM 16.592.285,49
Yukarıdaki tabloya göre;
Faaliyet Borçları: 2.671.882,70 TL
Devlete olan Borçlar: 12.260.742,61 TL
olarak gerçekleşmiştir.

31.12.2008 tarihli KESİN HESAP raporuna göre
Bilançonun Alacak (aktif) tarafı

Banka Mevcutları 159.197,82
Gelirlerden Alacaklar 1.594.621,07
Banka Kredi Kart Alacaklar 15.471,79
Kişilerden Alacaklar 39.442,46
TOPLAM 1.808.733,13
2009 yılının ilk üç ayı (Ocak-Şubat-Mart) sorumluluğu da önceki döneme ait olduğu ve bu dönemde yapılan faaliyet borçları (temizlik ihale harcamaları, Büyükada Maden Mahallesi bordür ve tretuvar ihalesi ikinci hak ediş toplamı eklenerek) 2.671.882,70 + 1.884.584,35 = 4.556.467,05 TL tutarına ulaşmış ve yeni döneme devredilmiş Faaliyet Borçları tutarıdır. Bu borcun içinde 3 milyon küsür lirası Büyükada Maden Mahallesi bordür ve tretuvar ihalesi sonucu müteahhide ödenmemiş olan tutardır. Geri kalan kısım muhtelif faaliyet borçlarıdır.
2007 ve 2008 yıllarında Kınalıada ve Burgaz Adası’nda yapılan tretuvar hizmetlerinin Belediye’ye maliyeti kesin hak ediş raporlarına göre 2.294.864 TL olup tamamı Belediye kaynaklarıyla yılları içinde ödenmiştir. Bu maliyete 2008 ve 2009 yıllarında yapılan Büyükada Maden Mahallesi tretuvar ihalesi hak ediş toplamları olan 3.074.418,94 TL de eklendiğinde toplam harcama tutarının 5.369.282,94 TL olmaktadır. Belediye Gelirleri Kanunu’nun 86-94 maddeleri gereğince bu tutar hizmetten istifa edenlerden tahsil edilebilecek bir ALACAK hüviyetindedir.
Faaliyet borçlarını Bilanço’nun aktif ve pasif değerleriyle gerçekçi şekilde değerlendirdiğimizde;
Elimizdeki mevcut verilere göre,
Devir Borç toplamı Varlık ve Alacak toplamı
31.03.2009 itibari ile 4.566.467,05 TL Varlıklar 1.808.733,13 TL
Harcamalara katılım payı 5.369.282,94 TL
Toplam 7.178.016,07 TL
Alacak kaynağıyla devralan yeni idarenin nasıl “yüklü borç devraldık” sızlanması içinde kaldığını anlamak mümkün değildir. Programlı ve doğru bir şekilde ortaya konulmuş olması ve tahsilatlarının tamamlanması durumunda mevcut borca karşılık bir alacağın varlığı ortadadır.
Asıl dikkatimizi yoğunlaştıracağımız nokta “çok yüklü borç devraldık” söylemi içindeki Belediye yönetiminin yapılmış olan 5.4 milyon TL’lik harcamalar karşılığı Adalar halkından (resmi web sitesinden yayınlanmış kendi beyanlarıdır) 14.7 milyon TL bordür ve tretuvar hizmet bedeli tahsil edilmeye kalkışmış olmasıdır. Bu tutar yapılan itirazlar üzerine mükelleflere gönderilen yazılarla 9.5 milyon TL olarak beyan edilmektedir. Ancak Ocak/2010 ayından bu zamana kadar yaptığımız öneri ve eleştirilerimiz göz ardı edilerek ‘Harcamalara Katılım Payı’ konusunda net bir açıklama ve Cadde ve Sokak Tahakkuk Cetvelleri, Ada halkına sunulmamıştır. Vatandaşlarımızı kışkırttığımız suçlamasına maruz kaldık. Halbuki talebimiz vatandaşlardan tahsil edilmek istenilen paralarla ilgili olarak yasa hükümlerine uygun davranıldığının, hesaplamalara ait listelerin kamuoyuna açık bir şekilde sunulmasını istemektir. Kısaca hesapları halkın önüne açık şekilde koymaları gerçekten de kışkırtma var ise bunu da ortaya çıkartmaları idi.
Kamu kurumlarına (DEVLET’e) ait olan borç toplamı da 31.03.2009 tarihinde yaklaşık 13.219.402,47 TL tutarında olup, 2006 yılında Devlet’e olan borçlarda yeniden yapılandırma işlemi dolayısıyla 2006 yılına kadar gecikme zamlarının toplamı olan ve bu işlem dolayısıyla sabitlenmiş olan 5.198.426,85 TL faiz borçlarını da eklediğimizde toplam 18.417.829,32 TL olarak yeni döneme devredilmiş borçlardır.
Belediyelerin devlete olan borçları tüm belediyelerin ortak ve önemli bir sorunu olup tüm belediyelerde olduğu gibi Adalar Belediyesi’ne de bugüne kadar bu borçlardan dolayı ciddi bir yaptırım yapılmamıştır.
İşte önceki dönemlerin tamamında Sedef Adası’nda bulunan ve Adalar Belediyesi’ne bağışlanmış olan arsanın hiçbir şekilde satışa çıkartılması düşünülerek borçların ödenmesi cihetine gidilmemiştir. Belediyenin tek varlığı olan bu arsa malvarlığı teminatı olarak kullanılmıştır.
Bu açıklamalar sonucunda Adalar Belediye Başkanlığı’nın resmi web sitesinde 31.08.2010 tarihi itibariyle yayınlamış olduğu BORÇ tablosu aşağıdaki gibidir.
Banka Kredileri 737.534,20
Kamu idarelerine olan mali borçlar 563.752,25
Alınan Depozito ve Teminatlar 111.084,87
Emanetler 767.868,85
Ödenecek diğer yükümlülükler 15.923.123,04
Faiz Boçları 5.198.426,85
Faaliyet Borçları 2.849.943,49
TOPLAM 26.151.733,55
Bülent MISIRLIOĞLU
Bağımsız meclis üyesi

* * *

From: ADALAR POSTASI
Subject: Re: sedef adası
Date: October 3, 2010 6:45:22 PM GMT+03:00
To: BÜLENT MISIRLIOĞLU

Sayın Bülent Mısırlıoğlu,
Ekli yazınız birazdan ADALAR POSTASI’nda yayımlanacak! İlgi ve desteğinize teşekkür ederiz.
Daha önceki Belediye Meclisi toplantılarını video kayda aldırmak suretiyle http://www.adalardan.com adresinde yayimladiginizi animsayarak, mümkünse ve önemle yarınki toplantının da kaydını aldırıp ’embedded’ koduyla birlikte http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com adresinde yayımlanmak üzere ADALAR POSTASI’na göndermenizi rica ederiz.
ADALAR POSTASI
)O(

* * *

From: BÜLENT MISIRLIOĞLU
Subject:
Date: October 3, 2010 8:05:13 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Biraz önceki mailime ek olarak gündemi gönderiyorum. Ancak meclisin video kaydını almam mümkün değil. Benim yayınladıklarım Meclis kararı gereği Meclis videolarının daha sonra Meclis üyelerine dağıtılması gerekir. Nisan ayına kadar bu karar gereği videoları aldığım için yayınlıyabiliyor idim. Sayın Başkan maalesef Nisan ayından bu yana Meclis kararını dahi yerine getirmiyor ne hikmetse. Sanıyorum şeffaflık ve sosyal demokratlık gereği olsa gerek.
Sayfanızda yapılan yayınların etkili olduğunu düşünüyorum. Umuyorum yarın bu konuyu gündemden çıkarırlar ya da “biz zaten böyle bir şey düşünmedik ki gündemimizde bu yok,” diyebilirler. En azından her iki seçenek de Adalarımız adına olumlu.
Bu sebeble meclis üyeleri olarak tarafımıza imza mukabili verilmiş resmi gündemi size gönderiyorum.
Saygılar,
Bülent Mısırlıoğlu

_______________________________________________________5

http://www.ykykultur.com.tr/kitap/?id=1485

Ilgaz Dağları’ndan Batnas Tepeleri’ne


Kategori: Edebiyat
Yazar: Saffet Tanman
Sayfa: 192
Ölçü: 13.5 x 21 cm
ISBN: 978-975-08-1407-5
YKY’de 1. Baskı: Nisan 2008

“Hatıralarımın bazılarını rafa kaldırıp koymuşum, pek hoşlanmadıklarım herhalde. Ama şimdi onları da raftan indiriyor, tozlarını alıyorum. Her hatırayı sanki yeniden yaşıyorum. Kimini istediğim şekilde hatırlayıp zevkini yaşıyorum, o zamana o unutulmaz ana gidiyorum. Vücudumda her zerremin zevkle titrediğini, gençleştiğini hissediyorum. Bu sırrı bozmamak için aynaya bakmaktan korkuyorum. Bizden her şeyimizi alsalar da işte bunları alamazlar: Sevgili hatıralarımız.” Ilgaz Dağları’ndan Batnas Tepeleri’ne, savaş yıllarında yolu ailesiyle Anadolu’ya düşmüş bir İstanbul kızının çocuk, gençkız ve hanımefendi oluşuna ilişkin anılar yanında üç büyük savaşın ardından, Türkiye (Kastamonu, Ankara, İstanbul, İzmit, Söke), Almanya (Hamburg) ve Amerika (New York) üçgeninde yaşananlar, portreler, ince değinmeler ve tanıklıklar ortasında geniş ve köklü bir ailenin de serüveni. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak Dame de Sion ve İstanbul Üniversitesi’nde öğrenim, evlilik, büyüklü küçüklü aile üyeleri, hısım akraba, konu komşu, eş, dost ve arkadaş çevresiyle bu anılar Türkiye’nin kurtuluş ve kuruluş yıllarına, Batnas Tepeleri’nde Zaman’ın öncesine ışık tutuyor.
* * *
TADIMLIK
Giriş
İlk torunum Behire ile biz aynı günde doğmuşuz. Senelerce bu böyle kutlandı. Ben artık hatırlamak istemiyorum. Ama torunlar söz dinlemiyor. Yine bir akşam az da olsa toplanmak istiyorlar.
Adaların güzel sonbaharını yaşıyorum. İşte yine doğum günü geldi çattı. Bazı arkadaşlar, eş dost, gençler gelecekler. Arka bahçede çiçekler arasındaki düzlüğe masaları birbirine ekleyerek uzun bir masa kurup üç sofra örtüsü ile üstlerini örttük. Baha, bahçenin yeşil yaprakları ve çiçeklerle masayı süsledi. Ben de doğru mutfağa daldım.
Seneler beni yüz yaşıma doğru sürüklerken belki içimizden bazıları benim için korkuyor ve yaşlanıyorum diye üzülüyor. Şunu söyleyeyim ki ben yaşlanmaktan çok memnunum. Çünkü şimdi hayatımı yaşıyorum. Geriye bakınca çocukluk, sonra mektep, hep çalışmak, okumak, muvaffak olmak; hayat mücadelesi, ekmeğini kazanmak, derken evlilik lâzımmış evlenmek, doğum lâzım doğurmak… O çocukları yetiştirmek, hep didişmek, hep koşmak, telâş içinde yaşamak.
Bir evin önünden günde üç beş defa da geçsem, “O ev ne renkti?” diye sorsanız bilemezdim. Çünkü etrafa bakıyor, ama göremiyorduk. Vaktimiz yoktu. Şimdi rahat rahat etrafımı seyrediyor, bazı bir çiçek karşısında bir saat kalıyorum. Onun rengi, kokusu, içinin ilâhî ahengi, yaradılışı. Her şey ölçülü, en ufak teferruatta dahi nizam hakim.
Düşünüyor, düşünüyor… Anlamak için Allah’tan yardım istiyorum. Her şey derine gidilirse beni şaşırtıyor. Ama hayat güzel, yaradılış muazzam bir muhabbet rüzgârı ile ürperiyor.
Türlü türlü yemekler yapılıyor. Bir yanda çeşitli hamur tatlıları, oğlum almış, getirmiş İstanbul’dan. Baktım bir de cevizli tel kadayıfı. En sevdiğim hamur tatlısıdır.
“Demek çocuklar unutmamış, dedim…” Hoşuma gitti.
Güneş batarken çamları okşayıp esen mis kokulu poyraz bahçeyi serinletmişti. Mumların ve fenerlerin ışığında bir çocuk sevinci içinde neşe ile yemeğimizi yedik. Dostlara bir teşekkür etmek istedim. Kalkıp konuşmaya başladım:
“Oradan buradan, uzaktan yakından ellerinizdeki hediyelerle sevinerek geldiniz. Hepinize teşekkür ediyorum. Birkaç şey söylemek istiyorum. Bugünkü bu neşeniz, bu ruh hafifliğinizin sebebi, bu toplantının özünde sırf muhabbet olmasıdır. Dünyada en büyük kuvvet muhabbettir. Bir insan hayatında bir kere sevmiş ve ilâhî muhabbet kaynağından bir yudum tatmış, kendinden geçmişse o an ebedîdir ve bizde yaşar. Şimdi her şeyin kıymetini biliyorum. Her şeyden zevk alıyorum. Velhasıl yaşlanmaktan memnunum. Benim için üzülmeyin. Hâlâ neler yapmak, neler yazmak istiyorum…”
Nitekim çocuklarım ve genç dostlarım hatıralarımı yazmamı istediler, beni teşvik ettiler, böylece ben de yazdım.
Esra Okudan, Fatma Er, Fulya İbanoğlu ve Meryem Üke, bu kültürlü, akıllı, güzel insanlar okunması pek kolay olmayan yazılarımı okuyarak bilgisayara geçirdiler, günlerce çalıştılar ve bu çalışma bir muhabbet havası içinde severek ve isteyerek yapıldı. Çok teşekkür ediyorum. Bu mevzuda beni cesaretlendiren, ayrıca metinlerin redaksiyonunda bana yardımcı olan aile fertlerine ve dostlara teşekkür ediyorum.
Hatıralarımın bazılarını rafa kaldırıp koymuşum, pek hoşlanmadıklarım herhalde. Ama şimdi onları da raftan indiriyor, tozlarını alıyorum. Her hatırayı sanki yeniden yaşıyorum. Kimini istediğim şekilde hatırlayıp zevkini yaşıyorum, o zamana o unutulmaz ana gidiyorum. Vücudumda her zerremin zevkle titrediğini, gençleştiğini hissediyorum. Bu sırrı bozmamak için aynaya bakmaktan korkuyorum. Bizden her şeyimizi alsalar da işte bunları alamazlar: Sevgili hatıralarımız.

* * *

Sabah, 22.11.2005

http://arsiv.sabah.com.tr/2005/11/22/gny/gny117-20051122-200.html

Heybeliada’da 125 yıllık tarih

Batı ve doğu mimarisini biraraya getiren Heybeliada’daki ‘Hulusi Bey Köşkü’ yıllara meydan okuyor. 125 yaşındaki bu tarihi yapı, Osmanlı padişahlarından izler taşıyor.

Heybeliada’daki tarihi Hulusi Bey Köşkü, 125 yıldır dimdik ayakta kalmayı başarmış bir yapı. 1870’li yılların sonlarına doğru ünlü banker Kiryako Hacopulo’nun kızı için yaptırdığı bu köşk, doğu ve batı mimarisini buluşturuyor. Bir İtalyan mimar tarafından inşa edilen köşk adını ise 1920 yılında yapıyı satın alan Selanik Şehremini ve Serez Mebusu Selamizade Ahmed Hulusi Bey’den almış. İlerleyen yıllarda varisler tarafından satışa çıkarılan evi, Fahri Tanman ve eşi Saffet Tanman satın almış. Şimdilerde ise köşkte Saffet Tanman ve oğlu Baha Tanman yaşıyor. Bodrum katı, üzerinde iki tam kat ve bir çatı katından oluşan yapı, duvarlarının içindeki gizli demir desteklerle yapılan yatay ve düşey bağlantılar sayesinde 1894 yılında meydana gelen büyük deprem karşısında bile ayakta kalmayı başarmış. 1957-60 ve 1990 yıllarında restorasyon yapılan köşkün geçen yıl başlayan cephe onarımı da halen devam ediyor. Köşkün onarımında ise Mires Mimarlık ve Restorasyon’dan Mehmet ve Ebru Sünnetçi görev alıyor.

YENİ GOTİK İZLERİ
Dikdörtgen panjurlu pencereleri, iyon ve korint sütun başlıkları ve üçgen alınlığıyla batı mimarisinden izler taşıyan ‘Hulusi Bey Köşkü’nde geleneksel Türk evlerinde rastlanan detaylar da gözleniyor. Dikdörtgen uzun bir sofanın etrafındaki yaşam alanlarından oluşan köşkte, İngiliz yapımı olan 19. yüzyıl yeni gotik üslubunun izlerini taşıyan mobilyalar yer alıyor. Yapının duvarlarını ise II. Abdülhamit, Abdülaziz ve V. Mehmet dönemlerine ait beratlar (fermanlar) süslüyor.

YALDIZLI KOLTUK TAKIMI
Bu katta ayrıca birbiriyle bağlantısı bulunan iki salon, yemek odası, mutfak, banyo ve küçük bir oda yer alıyor. Girişin sağında bulunan büyük salon, yapının en görkemli bölümlerinden biri. Saffet ve Fahri Tanman tarafından satın alınan I. Ulusal Mimarlık Dönemi üslubundaki yaldızlı koltuk takımı, II. Meşrutiyet Dönemi’nde Naciye Sultan’a, Enver Paşa ile olan evliliği sırasında çeyiz olarak verilmiş. Ayrıca salonun tavanları da yuvarlak madalyonlar içinde yağlıboya manzara resimleri ve kalem işlemeleriyle renklendirilmiş. Salonun perdeli bir kapıyla geçilen bir odayla bağlantısı var. Oryantalizm etkilerinin çok yoğun hissedildiği bu oda, tavanındaki Endülüs-Magrip üslubunda yapılmış kartonpiyerleri nedeniyle ‘Arabesk oda’ olarak tanımlanıyor. Bu bölümde yer alan 19. yüzyıl pirinç avize ise Şam’da yaptırılmış.

_______________________________________________________6

Türkiye, 3.10.2010
İrfan Özfatura

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?id=463616

[…] (Nurullah Ataç) Sıkça aşık olur ama yüz bulamaz. 1926’da evlenir. Eşi Leman Büyükada’nın en güzel kızıdır. Zariftir, sabırlıdır, sadıktır. […]

_______________________________________________________7

Haber50, 3.10.2010

http://haber50.com/308825_Halil-Ibrahim-Sofrasi-Geyikleri-Guldurdu.html

[…] Hasan Kaçan, Halil İbrahim Sofrası adlı dizide bir berberi canlandırıyor. Rolü üzerinde hiç sırıtmıyor, elleri hayli maharetli, çünkü o da benim gibi bir berber çocuğu. Kaçan’la babasının berber dükkânındaki çıraklık günlerinden Başbakan’la yaptığı kebapçı kaçamağına çok eğlenceli bir mubabbet yaptık.
Benim babam da berber sizinki de öyle…
Babam berberliğe Kayseri’nin İncesu kazasında başlamış. Sonra İstanbul’a gelip Büyükada’da berberliğe devam etti. Sonra Kasımpaşa, Dolapdere arasında, şimdiki Bilgi Üniversitesi’nin karşısında bir berber dükkanı açtı. Çocukluğumuz o berber dükkânında geçti. […]

_______________________________________________________8

29. EKOTUR
BÜYÜKADA KIZILÇAM ORMANLARINDA YAPILDI

Hava muhalefetine rağmen 3 Ekim Pazar günü Büyükada’daki Adalar Orman İdaresi önünde toplanan Ekotur katılımcılarına gezi hakkında ön bilgi verildi.

Adalar’da yapılan ekolojik denge çalışmaları hakkında önemli detaylar anlatıldı. Ekolojik denge çalışmalarında Eylül ayında yapılan uygulamada toplanan çamkeseböceği yumurtaları ekoturculara tanıtıldı. Bu yumurtalardan çıkan minik çamkeseböcekleri gösterildi. Aynı yumurtadan çıkan parazit sineği de.

Parazit sineklerin yok edilmesiyle çamkeseböceğinin populasyonunun arttığı vurgulanarak kendi rahatımız için toplu katliam yapmamak gerektiği anlatıldı.
Büyükada Laboratuvarı’nda çoğaltılan gladyatör böcek evreleri görselleri gösterilerek bilgilendirme yapıldı. Katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirildi.

Daha sonra grup halinde yürüyüşe geçildi. Tepeköy toprak yolunu takiben Birlik meydanına yürüyen ekoturculara yırtıcı böcekten kurtulan çamkeseböceklerinin uçup yumurta koydukları da gösterildi.

Toplanan yumurtaların parazitlenmiş oldukları ve parazit sineğinin yumurtaları imha ederek uçtuğu ve doğal dengenin kurulduğu anlatıldı. Herkesin biyolojik mücadelede üstüne düşeni yapması hatırlatılarak, yumurta toplandı. Özellikle katılımcı çocukların ilgi gösterdiği yumurta toplama yarışmasında kuş yuvası hediye edildi. Çevre temizliği yapanlara da kuş yuvası hediye edildi. Hediye kuş yuvalarının asılacağı yetimhane çevresine varıldı.

Orman idaresi personelinin yardımlarıyla kuş yuvaları usulüne uygun olarak çam ağaçlarına asıldı. Herkesin birer yuvası oldu. Kuşların çoğalması sağlanarak ekolojik dengeye katkı sağlanmasına katkıda bulunuldu.

Kanaltürk TV’nin haber ekibinden Can HASASU ve kameramanının da katıldığı ekotur tamamlandı.
Kanaltürk haber ekibi tarafından hazırlanan ekotur detayı 4 Ekim 2010 Pazartesi akşamı 18:15 haber bülteninde yayınlanacak.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: