Gönderen: adalarpostasi | 02 Ağustos 2010

ADALAR POSTASI-2477: adalar belediyesi ‘zorba’ zabıtasını esefle kınıyoruz!…

Büyükada Lunapark’ta, 1929.

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

10 Kasım 1902 Pazartesi günlü Haçin kazası ahalisinden olup Dersaadet’de ikâmet eden Ermeni cemaatinden Karabet veled-i Agob’a usulsüz ilmühaber veren Büyükada Muhtar-ı Sanisi Nikolazis ile ilmühaberi kabul eden nüfus memuru hakkında gerekli tahkikatın yapılmasına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Adalar Zabıtası arabası ‘her nedense’ Anadolu Kulübü’nde, 8.1.2010 15:04.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

3 Ağustos 2010 Salı
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
22/32ºC
% 71/96 nem
Yıldız K 13km/sa
Gündoğuşu 06:00… Günbatışı 20:18…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Sycamore Fairy.

* * *

1- Adalar Belediyesi ‘zorba’ zabıtasını esefle kınıyoruz!… Lütfen ilgili dilekçeyi kendi adınıza düzenleyerek verilen adreslere gönderiniz…

2- Talin Etyemez: “Aynı olay benim de başıma geldi! 6 Mayıs Perşembe günü öğleden sonra, Kınalıada Taşocakları bölgesinde resim çekerken, Büyükada’dan, Saykon 2 çıkarma gemisiyle gelen 10 kadar moloz yüklü kamyonun o bölgeye çıkması ve moloz dökmesi olayına tesadüfen o anda tanık oldum. Tabii resimlerini çektim. Bunu görenler her kimse (!), kim bilir ne biçim azarlamış olacaklar ki, yıllardır tanıştığımız belediye memuru —adı bende saklı— dönüşte tam iskeleye girip vapura binecekken yolumu kesti ve beni zorla zabıta kulübesine soktu. O nasıl bir taciz…”

3- Özlem Yüzak: “Artık Büyükada iskelesinin üzerinde içkinizi yudumlarken gün batımını seyretmek yok, klasik müzik esliğinde soğuk bira ile dolunay keyfi de bitti. Çünkü artık Turing devri şu dakikalar itibariyle sona erdi. Sessiz sedasız!…”

4- Arif Çağlar: “Edinebildiğim bilgiye göre TURİNG’in Büyükada vapur iskelesi üzerindeki lokalinin kapatılması ve mekânın boşaltılması şöyle olmuştur…”

5- Büyükada İskelesi TURING Kahvehanesi’ni sahiplenen İstanbullular ve Adalılar, ne mülk sahibi ne de kiracıydı ancak tahliyeye kesinlikle karşıydı…

6- İsmail Baysal: “2010 Kültür Başkenti İstanbul’da bir kültür mirasının simgesi ve parçası olan vapurları yok etmeyin, halkın can güvenliği için turistik ve tarihi adanın nostaljik sembolü olan vapurları hizmete koyunuz. Ada demek, vapur demek, martı demek, deniz demektir…”

7- Gila Benmayor: “Sorun giderek çetrefilleşen Adalar’a ulaşım sorunu. Bostancı-Adalar hattında bu yaz vapur yok motor var. İşin kötüsü, İDO’nun önümüzdeki aylardan itibaren Kabataş’tan Adalar’a kalkan birçok vapur seferinin yerine bu motorları kullanacağı söyleniyor. Nitekim Kabataş’tan bazı vapur seferleri kaldırılarak yerlerine motor konmuş bile…”

8- ‘Fıstık’ Ahmet Tanrıverdi: “Toparlanmanın başlaması için geç kalınmamasını bir kez daha haykırıyorum. Dinamik güçler, Ada’yı sevenler lütfen biraraya gelip, yöneticileri uyaralım. Zaman akıp gidiyor, Ada kayboluyor. Kültürünü yitiren adanın sonu Vortonos olmadan…”

9- İsmail Baysal: “Bir tarafta Arap bir tarafta kedi, sıcaklık gölgede 37 derece ve havada %90 nem olur da…”

10- Büyükada’da Unutulmaz ‘Bir Yaz Gecesi’ydi…

11- Oya İslimyeli: “Adalar Belediyesi’nin düzenlediği Büyükada Plastik Sanatlar ve Müzik Festivali ‘Suya Çizilen Şeyler 2010’ etkinliği için davet ettiğimiz ‘Eski Sokak Eğlencesi İstanbul Laternası’ grubu, bizi kırmayarak festival süresindeki üç gün boyunca iskele girişinde, daha sonra peş peşe Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’daki gösterileri ve son olarak da 31 Temmuz 2010’da Çınar Meydanı Müze Alanı’nda açılışı yapılan ‘Adalar Müzesi’ şenliğinde Adalıları hatıralara götürerek çoşturmaya devam ettiler…”

12- Deniz İnceoğlu: “Korhan Atay’ın küratörlüğünü yaptığı ‘Adalılar’ ve ‘Adalarda İz Bırakanlar’ Büyükada İskelesi ve Çınar Meydanı’nda görülebiliyor. Gökhan Akçura’nın küratörlüğünü yaptığı ‘Ada Sahillerinde Bekliyorum’ ise film, fotoğraf, klip, broşür gibi malzemelerle Adalar’ı her yönüyle anlatıyor. Üç sergi de Eylül ayında açılacak olan Müze’de de görülebilecek. Müze’de neler olacağını ve ‘Ada Sahillerinde Bekliyorum’u küratör Gökhan Akçura’yla konuştuk…”

13- Neşe Mesutoğlu: “Fıstık Ahmet olarak tanınan yazar Ahmet Tanrıverdi, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı projeleri kapsamında Adalar Vakfı, Adalar Belediyesi ve Kaymakamlığı’nın ortak çalışmasıyla hayata geçirilen Adalar Müzesi’nin hedeflerini anlattı…”

14- Sibel Akkaşoğlu: “Bu hafta Adaevi’nde iki tane güzel filmimiz iki tane de söyleşimiz var…”

15- Adalar Kültür Derneği: “Hasan Hararlı Fotoğraf Sergisi… Nurhan Ulusaraç Kat’ı Sergisi… Adalı Yazarlar İmza Günü…”

)O(

Çocukluğumdan bir sahne bugünmüş gibi gözlerimin önünde… Ada’ya gelmişiz… Hayal meyal… Dil Burnu cihetindeyiz zaar… Sevgili Kuzinim Arzu denizde… Benim de atlamamı istiyor büyüklerim… Ne mümkün… Deniz değil deniz anası bulamacı sanki… Sevgili kuzinimin etrafı deniz analarıyla çevrili… Ağlıyorum canı yanacak, canım acıyacak diye gözümü karartıp atlıyorum en nihayetinde… Öyle buyrulduğu için hiç değil yalnız kalmasın diye… Şu günlerde tüm bu olup bitenler seneler evvelinden bana bu sahneyi anımsattı birden… Bilmem neden… ADALAR POSTASI’nın bu sayısının zarfı kapanmak bilmedi ya hilafsız içim kapandı şu hal vaziyetten… Ağlanacak halimize ha bire çalıp söyleyip oynuyoruz bir hayli garipçe, oysa ki ‘Fıstık’ Ahmet’in dediği gibi Vordonisi’yle kader birliği yapmışcasına battıkça batıyor Adalar!
)O(

_______________________________________________________1

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: başınıza/başımıza gelenleri esefle kınıyorum!
Date: August 1, 2010 12:44:33 PM GMT+03:00
To: SELÇUK ARAL

Sayın Selçuk Aral,
Başınıza/başımıza gelenler dehşet verici!
Adalar Belediyesi zabıtasının bu zorbalığını esefle kınıyorum!
Yapabileceğimiz herhangi bir şey olursa lütfen haber ediniz.
Büyükada’dan tuhaf mı tuhaf Kınalı sahillerine selam ederim,
ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

* * *

From: ADALAR POSTASI adalar.postasi.2@gmail.com
Subject: adalar belediyesi ‘zorba’ zabıtasını esefle kınıyoruz!…
Date: August 2, 2010 7:47:23 PM GMT+03:00
To: ADALAR POSTASI

Tüm Adalıları,
Adalar Belediyesi ‘zorba’ zabıtasını esefle kınamaya davet ediyoruz!

Lütfen ekteki ilgili dilekçeyi kendi adınıza düzenleyerek verilen adreslere gönderiniz.

Zorbalığa seyirci kalmayalım! Birimizin başına gelen hepimizin başına gelmiştir, gelecektir!

ADALAR POSTASI
adalar.postasi@gmail.com
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com
)O(

* * *

From: ADALAR POSTASI adalar.postasi@gmail.com
Subject: adalar belediyesi ‘zorba’ zabıtasını esefle kınıyoruz!…
Date: August 2, 2010 7:52:11 PM GMT+03:00
To: Mustafa Farsakoğlu mustafafarsakoglu@adalar.bel.tr, belediye@adalar.bel.tr, Salih Keser adalar@istanbul.gov.tr
Cc: adalarkoruma@adalarkoruma.org, adalar.postasi@gmail.com

ADALAR BELEDİYESİ
‘zorba’ zabıtasını
ESEFLE KINIYORUZ!…

Mustafa Farsakoğlu / Adalar Belediye Başkanı
ADALAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Altınordu Caddesi No: 21
Büyükada 34970 Istanbul
Tel: 0216 382 78 50-56
Faks: 0216 382 67 85
belediye@adalar.bel.tr
mustafafarsakoglu@adalar.bel.tr

Salih Keser / Adalar Kaymakamı
ADALAR KAYMAKAMLIĞI
Çankaya Caddesi No: 44
Büyükada 34970 İstanbul
Tel/Faks: 0216 382 60 17
adalar@istanbul.gov.tr

Arif Çağlar / İAKTVKD Başkanı
İSTANBUL ADALARI KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA DERNEĞİ
Güzeller Sokak No: 30
Büyükada 34970 İstanbul
adalarkoruma@adalarkoruma.org

ADALAR POSTASI
adalar.postasi@gmail.com

2 Ağustos 2010

ADALAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI,
ADALAR KAYMAKAMLIĞI,
ilgisine;

İSTANBUL ADALARI KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA DERNEĞİ,
ADALAR POSTASI,

bilgisine;

“Geçen hafta Pazar [25.7.2010] sabahı, Kınalıada sahilinde olup bitenlerin fotoğrafını çekiyorum —Ayedaş’ın bir teknisyeni 100 metre uzaktan ütü kablosuna benzeyen bir kabloyla kulübe vazifesi gören arabaya çekilmiş elektriği kesmek istiyor, belediye zabıtaları mani oluyor— işte bu anda ne olursa oluyor, hiç beklemediğim —boş bulunduğum— bir an, dört belediye zabıtası aynı anda üzerime hücum ederek ‘makineye el koydum’ diyerek elimden fotoğraf makinemi almak istiyorlar. Vermiyorum, boğuşuyoruz, elimden makineyi alamıyorlar. Herşey herkesin —şahitlerin, yüzlerce insanın— gözü önünde olduğu için devam edemeyip bir tanesi beni sürükleye sürükleye karakola götürüyor. Karakol’da genç sivil polisin çektiğim fotoğraflardan 13 tanesini silmesinden sonra serbest kalıyorum. Oram buram çizilmiş, gömleğim kan içersinde, makinem zedelenmiş, eve geldiğimde, Nitrolingual —acil durumlarda kullanılan kalp ilacı— spreyimi ağzıma püskürtürken ‘başlarım ben bu işe’ deyip pes ediyorum. Böyle devam edersem Kınalıada sahilinin tamamını bana verseler faydası olmayacak diye düşünürken: Yıllarca gerilerde gezinmeye başlıyorum…” diyor… Kınalıada sakinlerinden Sayın Selçuk Aral.
[http://www.kinaliada.net/index.php?news-1070]

“Öncelikle beldenin düzenini, belde halkının huzurunu ve sağlığını korumak amacıyla” [http://www.adalar.bel.tr/zabita.asp] görev yapması lüzum eden Belediye zabıtası varoluş nedeninin tam aksi istikamette kanun kaide tanımadan alenen zorbalığa kalkışmıştır!

Tüm bu olup bitenlerin karşısında Adalar Belediyesi ‘zorba’ zabıtasını esefle kınıyoruz! Adalar Belediyesi’ni ivedilikle ‘gereğini gereği gibi yapmaya’ hemen akabinde de Sayın Selçuk Aral ve Adalılar’dan ‘açık özür’ dilemeye davet ediyoruz!

Kaygılarımızla,

ADALAR POSTASI
adalar.postasi@gmail.com
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com

Emine Çiğdem Tugay, Ali Şenalp, Talin Etyemez, Hayati Önel, Handan Altıneller, Mehmet Selim Tugay, Serap Güre Şenalp, Canan Alioğlu, Yusuf Ziya Özcan, Semiha Baltacı, Işık Meriç, Esen Çamurdan…(9 Ağustos 2010 Pazartesi günü saat 00:13 itibariyle 12 imza…)

Adalar Belediyesi ‘zorba’ zabıtasını esefle kınayanlar… http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/08/3-2477.html adresinde yayımlanacaktır.)

_______________________________________________________2

From: TALİN ETYEMEZ
Subject: birinci imza benden, hem de kocaman
Date: August 2, 2010 11:59:56 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

AYNI OLAY BENİM DE BAŞIMA GELDİ

6 Mayıs Perşembe günü öğleden sonra, Kınalıada Taşocakları bölgesinde resim çekerken, Büyükada’dan, Saykon 2 çıkarma gemisiyle gelen 10 kadar moloz yüklü kamyonun o bölgeye çıkması ve moloz dökmesi olayına tesadüfen o anda tanık oldum. Tabii resimlerini çektim. Bunu görenler her kimse (!), kim bilir ne biçim azarlamış olacaklar ki, yıllardır tanıştığımız belediye memuru —adı bende saklı— dönüşte tam iskeleye girip vapura binecekken yolumu kesti ve beni zorla zabıta kulübesine soktu. O nasıl bir taciz, o nasıl bir kendinden geçişti, anlatamam. “Çabuk çektiğin resimleri sil, kartını bana ver, çabuk çabuk,” diye üzerime saldırmaktan daha beter bir durumda, beni azarlıyor adam. “Kardeşim, ne oluyor sana, ortada bir suç yok, ne senin ne de benim,” diyorum…

Hemen tanıdığım yetkilileri arayıp, kendisiyle de konuşturuyorum ama korkudan memurun gözü dönmüş, kimseyi dinlemiyor. Öte yandan vapur kaçmak üzere…

Neticede iskeleye girip, turnikeden geçiyorum. Memur, polis çağırıyor beni engellemek için. 7-8 polis memuru geliyor iskelenin başında beni bekliyorlar. Belediye memuru kıpkırmızı olmuş yüzüyle kollarını iki yana açarak sürme iskeleden vapura girmemi engelliyor. Sanki teroristim…

Polislere soruyorum, “neden şikâyetçi olduğunu biliyor musunuz bu memurun,” diye. “Hayır, ama karakola geleceksiniz orada konuşacağız,” diyorlar. “Vapura mutlaka binmem lâzım, şehirde randevularım var, davacı olacağım,” diyorum. Rezil bir durum anlayacağınız. Alıyorlar beni polis arabasıyla karakola. “Resim çekemezsiniz,” diyorlar, ifademi verirken. Ne büyük bir suç işlemişim meğer! Gazeteci kartımı soruyorlar, ister gazeteci olayım ister herhangi biri, her yerde resim çekebilirim kimse karışamaz diyorum.

Tabii olayı gören bütün tanıdıklar karakola geliyor peşimden. Ben “haklarımı bildiğimi, kesinlikle resimleri silmeyeceğimi, askeri alanda, yasaklı alanda olmadığımızı, kamuya açık alanda istediğim şekilde, her türlü resmi çekebileceğimi,” söylüyorum. “İstersem şimdi buradan çıkıp iskeleye gidene kadar binlerce resim çekerim kimse karışamaz,” diyorum.
“O resimleri sil, geri dön bir daha çek,” diyor birileri…

Kadın olmasam ve tanıdıklarım olmasa ne olurdu herkes tahmin edebilir.

Şikâyetçi olanlar hem suçlu hem güçlü! Kendi Ada’mda, bunca yıl her gün yürüdüğüm yollardan geçmek yasak, resim çekmek yasak!

Malum, SİT alanında neler dönüyordu ki gizlemek istiyorlar. Büyükada’daki üst düzey yetkililere ulaşıyorum hemen, neticede olay bitiyor. Fakat ben şikâyetçi olmak istiyorum. Çünkü taciz edildim, bir vapur dolusu insanın önünde rezil oldum. Azılı katiller korunurken ben bu yaşta bir kadın kendi Ada’mda böyle bir muameleyle karşılaştım. Şikâyetçi olmakta ısrar ediyorum ama komiser gerek olmadığını söylüyor.

Eğer haklarımı bilmeseydim ve tanıdıkları devreye sokmasaydım tarafsız olması gereken kendi Ada’mın polisi de, beni korumak yerine Adalar Belediyesi’nden ve saldırgan memurundan taraf çıkacaktı herhalde. Çünkü hiçbiri, belediye memuruna dönüp de ‘kardeşim sana ne oluyor, ne yapmış ki kadın, derdin ne senin,” diye sormadı.

Ben şimdi kime güveneyim? Bir daha resim çekerken ve işimi yaparken yine engelleyen olursa beni kim koruyacak? Kimi arayacağım?

Belli ki bu yasak sadece Adalar’da geçerli! Aksi takdirde günlük gazeteler resimsiz basılırdı!

Yeni dönemde son numara bu maalesef. Herhalde belediye personeline sıkı bir ‘insan hakları’ dersi verildi.

_______________________________________________________3

From: ÖZLEM YÜZAK
Subject: turinge veda
Date: August 1, 2010 6:11:29 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com


Artık Büyükada iskelesinin üzerinde içkinizi yudumlarken gün batımını seyretmek yok, klasik müzik esliğinde soğuk bira ile dolunay keyfi de bitti. Çünkü artık Turing devri şu dakikalar itibariyle sona erdi. Sessiz sedasız!

Şimdi tahta koltukları, üstü mermer ferforje masaları topluyor, minderleri kaldırıyorlar. İskele üstünün artık adı Turing değil. Yeni sahibi Büyükşehir Belediyesi. Büyük olasılıkla Beltur işletecek. Şimdikinden ve büyük olasılıkla maliyetinin altına satış yapacağı için masalar dolup taşacak. Birileri keyfini sürecek. Sevgili Çelik Bey’e sözümüzü tutamadık ve Turing’e sonuna kadar sahip çıkamadık ne yazik ki…

Tek yapabildigim son görüntüleri çekmek oldu!





_______________________________________________________4

From: ARİF ÇAĞLAR
Subject: Re: turinge veda
Date: August 2, 2010 10:09:41 AM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Edinebildiğim bilgiye göre TURİNG’in Büyükada vapur iskelesi üzerindeki lokalinin kapatılması ve mekânın boşaltılması şöyle olmuştur:

Adalar Belediyesi gönderdiği zabıta aracılığıyla işletme müdiresine aylık kirayı kimin banka hesabına yatırdıklarını sormuş ve “İBB hesabına” yanıtını almıştır. Adalar ilçesi sınırları içinde olması nedeniyle kiranın Adalar Belediyesi’ne ödenmesi gerektiği gibi bir takım laflarla lokalden ayrılmıştır. Birkaç gün içinde İBB’den tahliye emri gelmiş ve TURİNG yönetimi de bu emre uyacaklarını bildirmiştir. Özlem Yüzak’ın haberi doğru olup TURİNG’in iskele üzerindeki lokali 1 Ağustos 2010 saat 18:00’de boşaltılmaya başlanmıştır. TURİNG Büyükada’da bundan sonra sadece Fabiato Köşkü’nde çay, kahve ve soğuk içecek ikram edecektir.

Bu hikâyeden anlaşılan anlaşılmaz bir yığın şeydir:

Adalar Belediyesi bu kira girişimiyle yeni bir gelir kaynağı bulduğuna inanmış olabilir. Kirayı tahsil etmek istemiş ya da bu lokali kendisi işletmek istemiş ya da bu mekânı başka bir işletmeciye kiralamak istemiş olabilir, hatta kirayı artırmayı istemiş dahi olabilir. Oysa tahliye emrini İBB verdiğine göre İBB iskele binasının kendisine ait olduğundan emindir. O halde Büyükada vapur iskelesinin mülk sahibi kimdir? Bu durum birkaç hafta önce Çınar Meydanı’nda yaşanan belediyeler arası meydan savaşını anımsatmaktdır.

Bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce TURİNG başkanı ve işletmeler müdürüyle yaptığımız toplantıda TURİNG yönetimi başkanı Uğur İbrahimhakkıoğlu İBB’yle kira kontratı olmadığını, hatta bu nedenle İGDAŞ’ın doğal gaz bağlamadığını ama yıllardan beri düzgün olarak kirası ödenen bir mekânın kiracısının çıkartılamayacağını, ödenen kiraların hukuki açıdan kiracıyı haklı çıkaracağını söylemiş ve TURİNG’in bu lokali işletmeye devam edeceği konusunda teminat vermiştir. Uğur İbrahimhakkıoğlu hukukçudur. Bu ani tahliye kararına hemen uymak istediğine göre TURİNG bu lokalde varlığını sürdürmek istememiştir.

Çelik Gülersoy restore ettirip yeni ve modern bir düzen verinceye kadar iskelenin üzerindeki salonlar ve teraslar tam bir mezbelelikti. Bundan sonra daha iyi ve güzel bir mekân olacağına dair henüz hiçbir işaret yoktur.

Arif Çağlar

_______________________________________________________5

From: Emine Cigdem Tugay
Subject: TTOK Genel Kurulu’na sunulmak uzere 821 imzali arzuhalimiz…
Date: April 25, 2008 6:29:11 PM EEST
To: TTOK
Cc: Ugur Ibrahimhakkioglu

Buyukada Iskelesi TURING Kahvehanesi Celik Gulersoy icin de onemli!
26.4.2008 tarihli TTOK Genel Kurulu’na sunulmak uzere 821 imzali arzuhalimiz!

Çelik Gülersoy’un anısına hürmetle…

* * *

From: Gila Benmayor
Subject: Re: S.O.S: buyukada turing iskele kahvehanesi icin elimizden ne gelir? LCV: …
Date: April 24, 2008 4:33:21 PM EEST
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Sevgili Cigdem,

Ozlem iletmistir mutlaka… Operasyon tamam.. Kadir Topbas ile konustuktan sonra IDO baskani Ahmet Paksoy aradi ve sozlesmenin yenilenecegini soyledi.

Tum Adalilara sevgilerimle,

Gila

* * *

From: Emine Cigdem Tugay
Subject: TTOK Genel Kurulu’na sunulmak uzere 821 imzali arzuhalimiz…
Date: April 25, 2008 6:29:11 PM EEST
To: TTOK
Cc: Ugur Ibrahimhakkioglu

Buyukada Iskelesi TURING Kahvehanesi Celik Gulersoy icin de onemli!
26.4.2008 tarihli TTOK Genel Kurulu’na sunulmak uzere 821 imzali arzuhalimiz!

Celik Gulersoy’un anisina hurmetle…

* * *

From: adalar.postasi@gmail.com
Subject: Buyukada Iskelesi TURING Kahvehanesi icin 821 imzali arzuhalimiz…
Date: April 25, 2008 6:36:39 PM EEST
To: baskan@ibb.gov.tr, info@ido.com.tr, adalar@istanbul.gov.tr, turing@turing.org.tr
Cc: gbenmayor@hurriyet.com.tr, emine.cigdem.tugay@gmail.com

Buyukada Iskelesi TURING Kahvehanesi’ni sahiplenen ISTANBULLULAR ve ADALILAR, ne mulk sahibi ne de kiraci ancak tahliyeye kesinlikle karsi…
7 Nisan 2008 gunu Adalar Kaymakamligi araciligiyla Istanbul Buyuksehir Belediyesi tarafindan Buyukada Iskelesi TURING Kahvehanesi’ne gonderilen sozkonusu mekanin 15 gun icinde tahliye edilmesi kararina karsi, Istanbul Buyuksehir Belediye Baskani Kadir Topbas, IDO Genel Muduru Ahmet Paksoy, Adalar Kaymakami Mevlut Kurban, Turkiye TURING ve Otomobil Kurumu Yonetim Kurulu (TTOK) Baskani Ugur Ibrahimhakkioglu yani sira 26 Nisan 2008 Cumartesi gunu toplanacak TTOK Genel Kurulu’na sunulmak uzere 25.4.2008 17:45 itibariyle toplanan 821 imzadir!
ADALAR POSTASI adina
Emine Cigdem Tugay
)O(

Kadir Topbas / Istanbul Buyuksehir Belediye Baskani
ISTANBUL BUYUKSEHIR BELEDIYE BASKANLIGI
Istanbul Buyuksehir Belediye Baskanligi
Sarachane / Istanbul
Tel: 0212 455 14 00-01
Santral: 0212 455 13 00
Faks: 0212 455 27 00
baskan@ibb.gov.tr

Ahmet Paksoy / IDO Genel Muduru
ISTANBUL DENIZ OTOBUSLERI SANAYI ve TICARET A.S. GENEL MUDURLUGU
Kennedy Cad. Yenikapi Hizli Feribot Iskelesi
Eminonu Istanbul
Tel: 0212 455 69 00
Faks: 0212 517 39 58
info@ido.com.tr
http://www.ido.com.tr

Mevlut Kurban / Adalar Kaymakami
ADALAR KAYMAKAMLIGI
Cankaya Caddesi No:44
Buyukada 34970 Istanbul
Tel/Faks: 0216 382 60 17
adalar@istanbul.gov.tr

Ugur Ibrahimhakkioglu / TURING Kurumu Yonetim Kurulu Baskani
TURKIYE TURING ve OTOMOBIL KURUMU YONETIM KURULU BASKANLIGI
I. Oto Sanayii Sitesi Yani, Seyrantepe Yolu
4. Levent / Istanbul
Tel: 0212 282 81 40
Faks 1: 0212 282 80 42
Faks 2: 0212 288 58 08
turing@turing.org.tr

10 Nisan 2008

ISTANBUL BUYUKSEHIR BELEDIYE BASKANLIGI’na,
ADALAR KAYMAKAMLIGI’na,
TURKIYE TURING ve OTOMOBIL KURUMU YONETIM KURULU BASKANLIGI’na,

TC Kultur ve Turizm Bakanligi Tasinmaz Kultur ve Tabiat Varliklari Yuksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numarali karari uyarinca “Dogal ve Kentsel SIT Alani Butunu” ilan edilmis olan Istanbul Adalari’ndan Buyukada’nin tarihi iskele binasinda yer alan TURING Iskele Kahvehanesi’nin tahliye edilecegini ADALAR POSTASI’nda yayimlanan ilgili haberlerden uzuntuyle ogrenmis bulunuyorum.

Oysaki Adalar’in tarihi ve kentsel dokusuna son derece duyarli ve uygun bir bicimde tasarlanarak hizmet veren TURING Iskele Kahvehanesi’nde, yillardan beri Adalilar yanisira yerli yabanci tum Buyukada ziyaretcileri adeta bir gemi guvertesinde seyreder gibi essiz gunbatimlarini, Heybeli uzerinde salinan hilalleri, mehtaplari, yildizlari, vapurlari, martilari ve daha nice doyumsuz manzarayla turlu guzellikleri, huzur ve keyif icinde seyrederlerken bu zarif ve guzel mekan da Buyukada’nin saygin ve ozgun bir simgesi haline gelmisti.

Turkiye TURING ve Otomobil Kurumu’nun kira sozlesmesinin yenilenmesi suretiyle yasatilmasi gereken vazgecilemez bir kentsel kultur degeri olan Buyukada’nin bu son ozgun mekaninin, bu minvalde farkindalik ve ortak sorumlulukla Buyukada Iskelesi TURING Kahvehanesi olarak isletilmeye devam edilmesini arz ederim.

Saygilarimla,

Emine Cigdem Tugay, Ozlem Yuzak, Gila Benmayor, Buket Uzuner, Tiraje Dikmen, Fatma Artunkal, Suheyl Acikel, Ayse Caglar (Prof. Dr.), Huricihan Islamoglu (Prof. Dr.), Mehmet Selim Tugay, Dilek Zaptcioglu, Jurgen Gottschlich, Rezan Peya Gokcen, Semiha Baltaci, Baki Nedim Baltaci, Tulay Cellek, Aynur Ozisik (Dr.), Ismail Serdar Demir, Cengiz Karatas (Adalar Belediye Meclisi uyesi), Ruhan Celebi, Tuna Ozturk, Selah Ozakin, Emin Gunay, Orhan Bursali, Kubilay Beyhan, Fatma Safvet Ozdil, Yalim Eralp, Ebru Senher, Sibel Kapanci, Sibel Barut, Defne Yanger, R. Talat Hitay, Su Yucel, Ali Hitay, E. N. Eren Glover, Jay Glover, Alex Glover, Azra Glover, Sumru Toydemir, Mukaddes Orcun, Alp Orcun, Suna Orcun, Faruk Salman, Beyza Salman, Oguz Ozturk, Ebru Okan, Feriha Ozturk, Selen Manizade Saner, Ilgen Manizade Cetin, Samim Saner, Haldun Cetin, Habib Kent, Eva Kent, Burcin Altinsay Ozguner, Ahmet Ozguner, Zeynep Kuban, Tuba Ilkmen Senay, Cengiz Kabaoglu, Nese Kildaci, Ali Senalp, Hulya Kazanci, Zeynep Inankur (Prof. Dr.), Eren Sagay, Ipek Yagal Gul, Mehmet Cemal Beskardes (TTOK Onur Kurulu uyesi), Arif Caglar (Dr.), Esra Kiziltug, Nimet Yalcinkaya, Yilmaz Yalcinkaya, Kaya Onur, Nur Baysal Cakmak, Demet Ileri, Berken Cakmak, Musa Cakmak, Sener Akdemir, Ozlem Keles Akdemir, Riza Akdemir, Fatma Akdemir, Senay Akdemir, Suar Gazaroglu, Begum Yavuz (TKB Adalar Onursal Baskani), Gokhan Akcura, Sebnem Aksan, Ayse Orbay, Serda Etyemez, Silva Zorlu, Ced Oner, Nadya Hamamciyan, Fatma Kendir, Rasel Levi, Arman Etyemez, Jilda Mezirciyan, Mehin Oner, Suzan Cagli, Meltem Cansever, Temel Baltaoglu, Aysen Ekmekci, Yigit Ekmekci, Oksan Paus, Michiel Paus, Fatma Arig, Gulgun Agabeyoglu, Fikret Baltaoglu, Aysun Baltaoglu, Ihsan Baltaoglu, Makbule Cansever, Ihsan Cansever, Derya Cansever, Sila Cansever, Ersin Guneralp, Aysel Ozakin Ingham, Gonul Dogu, Yusuf Bahar (GP Adalar Ilce Baskani), Lily Washington, Sultan Gulyar, Engin Damci, Cem Guler, Cevahir Karabulut, Aydin Karabulut, Ali Karabulut, Naciye Guler, Muslim Guler, Emre Guler, Suzan Karabulut, Latife Karabulut, Aytekin Karabulut, Erkan Karabulut, Ayhan Guler, Ali Guler, Fadime Guler, Burhan Yar, Fahri Akgun, Hakan Yuruk, Gokhan Cevik, Sema Ustun, Cem Ustun, Ecem Ustun, Cemil Ustun, Haydar Akdag, Suleyman Akdag, Kazim Akdag, Gulizar Akdag, Suleyman Savas, Hasan Selisik, Ahmet Ergelen, M. N. Aydin Deris, Nesimi Buyukbabani (Prof. Dr.), Cagla Ormanlar, Melda Keskin, Gunnur Onay, Cemal Mersinli, Birsen Sezgun, Yusuf Sezgun, Vahide Ersu, Gulcin Ateser, Zeynep Guzeldogu, Reyhan Oksay, Ziya Cecan, Tunc Cecan, Ayhan Cecan, Besi Cecan, Nazan Sinoplu, Yasemin Sinoplu, Ipek Sinoplu, Sibel Sicimoglu, Suheyla Cezairli, Mine Sarper, Fusun Guzeloz, Ayse Keskinel, Ayse Inaydin, Ayse Eyuboglu, Mehmet Inaydin, Emre Mogul, Hale Figen, Leman Tuay, Seyda Fulyaoglu, Nesrin Yazici, Sendogan Yazici, Gulden Unluer, Ulker Tumay, Murat Sahin, Abdurrahman Kucuksari (Istanbul Il Genel Meclisi uyesi), Yasin Pekdemir, Zeynep Pekdemir, Emrah Ali Pekdemir, Can Pekdemir, Veli Uysal (Prof. Dr.), Mehves Yardimci, Kerim Yardimci, Sema Sarpman, Ernie Verbowski, Tulay Ayangil, Cigdem Yazicioglu, Hasan Cevad Ozdil, Neriman Erduman, Sezai Yavuz, Enif Yavuz Dipsar, Irem Berk, Memduha Kuban, Necla Celikbas, Nurcan Aslan, Serife Ozdemir (Av.), Merve Baristiran, Nuray Ozbal, Lutfiye Buyukyonga, Mukadder Sanliturk, Eda Yurdakul, Oguz Argon, Esen Camurdan, Damla Yilmaz, Pinar Caglar, Gul Seferoglu, Metin Karadag, Barbaros Saribayraktaroglu, Mehtap Tiram, Vilma Zekian, Kadir Ciloglu, Manuk Etyemez, Ani Parmaksiz, Arif Pirnal, Guzin Caner, Sami Caner, Guher Saruhan Direskeneli, Meliha Nuket Turel, Ugras Salman, Mehmet Gozgucu, Necati Onel, Osman Ozturk, Nimet Bozdogan, Iclal Ozturk, Huseyin Karayaprak, Mehmet Yildiz, Nihat Karaman, Necati Duran, Sahin Keles, Mustafa Aydin, Kamil Gurcu, Ali Akdemir, Erdogan Yilmaz, Guven Kiziltan, Pelin Alioglu, Can Karabas, Recep Ozen, Alexan Grunberk, Serefettin Aktugay, Nusret Uzunyurt, Hilmi Orhon, M. Yavuz Sezer, Ilhami Cetin, Aydin Ugur, Halil Ince, Yeter Ince, Mehmet Ozturk, Sevket Aydemir, R. Ali Durmus, Sabri Jonturk, Engin Altiparmak, Ali Bayindir, Omer Aydal, Aydin Garip, Binali Aydin, Mehmet Tellibas, Ersin Kaya, Guclu Yildirim, Mehmet Yildiz, Ozge Erten, Almin Belek, Fuat Uran, Affan Gincay, Ibrahim Ulger, Muharrem Demir, Kadriye Tugay, Ahmet Tugay, Bulent Tugay, Oguz Koykiran, Burcin Ozalp, Mete Ozalp, Basak Bilgin, Selin Tessa Ozalp, Ada Ozalp, Can Ozalp, Sinan Erhan, Teoman Ozalp, Selmin Ozalp, Aksel Katalan, Teri Katalan, Metin Katalan, Jacqueline Katalan, Selin Erensal, Ferhan Kaya Poroy, Kayhan Poroy, Cengiz Kaya, Reyhan Kaya, Ferhat Kaya, Selen Tabak, Lerzan Onen, Can Filibeli, Emine Baran, Begum Cop, Yekta Oksuz, Ayca Ozalp Oksuz, Emre Oksuz, Tulin Cavus, Selen Binatli, Yasemin Baran, Solin Ohanyan, Andre Ohanyan, Batur Saracoglu, Tuba Unsal, Sami Kalveci, Sevket Yanar, Ayse Yanar, Hakan Hamamcioglu, Alex Gazeryan, Leyla Celaylan, Sahan Celaylan, Gizem Yazici, Melis Yazici, Berat Egilmez, Kadir Akkurt, Dogan Levi, Culpan Erhan, Faruk Erhan, Esin Turhan, Cuneyd Turhan, Rifat Turhan, Emre Turhan, Arzu Turhan, Teoman Onat, Altan Onat, Ismail Gunduz, Ovunc Angun, Songul Murat, Nilufer Kuyas, Oksan Aytaman, Ayda Arel (Prof. Dr.), Murat Seckin, Neriman Dincer, Aysen Sahmay, Guner Polat, Nurten Doseyen, Neslihan Dereli, Tugay Kartal, Zerrin Pinar, Elif Senel Munir, Zeynep Erkut, Ebru Tulumen Bulut, Murat Daryal, Dilek Pamir, Umit Pamir, Aysem Gokturk, Abdurrahman Gokturk, Alican Gokturk, Hanife Gectogan, Esin Birkirgiz, Ajlan Birkirgiz, Figen Etus, Guner Yuzak, Remin Gokgoz, Tahire Borekcioglu, Atakan Gokturk, Bilsev Manav, Yasat Manav, Meltem Akbalci, Elvan Akbalci, Ceylan Akbalci, Yasar Akbalci, Atakan Gokturk, Nihal Gurevin, Ayse Hattatoglu, Handan Gokturk, Halil Gokturk, Nilgun Eryilmaz, Hakki Yuzak, Kaan Zambakci, Zeynep Zambakci, Hale Sozmen, Baris Kaptanoglu, Ruhat Sandikcioglu, Isil Bilger, Semra Turel, Ikbal Turel, Ahmet Cakmak, Nuran Ataylan, Zafer Ataylan, Utku Ataylan, Ezgi Ataylan, Nursen Donmez, Ilgi Adalan, Ayfer Yavi, Erkal Yavi, Melis Akilli, Cosar Buyukdigan (TMMOB GMO YK Sayman uye), Hayriye Karaca, Ipek Buyukdigan, Lutfi Buyukdigan, Sayeste Buyukdigan, Sinan Kocak, Candan Kalender, Nazmi Uney, Beril Alatas, Bahar Ozkan Eroglu, Adile Yadirgi Seyman, Asef Kocabay, Hulya Tokmak, Fatma Okce, Semsi Yazici, Yagmur Say, Fuat Akca, Hulya Akca, Abide Akca, Faika Savas, Sirin Kahraman, Mahmut Aytas, Bahriye Aytas, Boran Aytas, Onur Acar, Irem Portakal, Recep Yarligan, Kerem Severcan, Safter Yalcin Atay, Senem Ugurlugil, Aysel Ayan Atay, Asiye Ilgaz, Zarif Atay, Talip Temel Atay, Meral Atay, Inal Cinko, Esin Esma Alagul, Salih Alagul, Rami Atilganer, Aleks Ohanyan, Serkan Ozden, Andre Bardakci, Sevan Donat, Gokhan Ertem, Hande Ertem, Gamze Ozdagdeviren, Mehmet Asik, Bulent Asik, Ilker Hasgul, Soner Hasgul, Sezer Guvenc, Saban Tan, Firdevs Tan, Gulay Aykit, Hasan Aykit, Buse Aykit, Metehan Aykit, Ada Ozalp, Mehmet Alagul, Gulay Erdemli, Haydar Erdemli, Sevinc Erdemli, Nazli Erdemli, Nazan Karakas, Murat Karakas, Alara Karakas, Leyla Karakas, Tamar Karakas, Selim Demiren, Mehves Demiren, Mina Demiren, Deniz Pala, Sevan Ozacar, Talin Etyemez, Oya Karagulle, Sirri Ulas Guzeldogu, Erkut Emcioglu, Gulsun Erbil, S. Kaya Konuray, Turgay Tuna, Hatice Yavuz, Sema Ucal, Arzu Sarac, Vicdan Celayir, Deniz Ariturk, Cansu Baseski, Ertugrul Kuban, Kamuran Kuban, Tunc Kuban, Erzen Onur, Tuna Buyuksuda, Gokhan Buyuksuda, Omer Bugay, Irem Senemoglu, Figen Aydintasbas, Huseyin Pamuk, Beto Levent, Nuray Uzunoren (Prof. Dr.), Erendiz Ozbayoglu (Prof. Dr.), Cengiz Pala, Nilgun Pala, Ayda Tandirci, Arif Kizildag, Nazan Atasoy, Tilda Levi, Bilge Okutman, Nusin Asgari, Gul Tokay, Sirma Kafali, Huseyin Unal, Tulay Gures, Bayram Kersit, Funda Eraslan, Kevser Yalcin, Hacer Ceylan, Ramazan Ozel, Omer Senol, Nermin Tamci, Ali Korkmaz, Nihat Duman, Nurdane Kersit, Sebnem Batur, Mehmet Sanliturk, Genc Aga Yildirim, Ismet Sert, Bulent Sonmez, A. Murat Gezgin, Hediye Barik, Aga Yildirim, Hidir Unacin, Ugur Hararli, Hasan Hararli, Ayhan Culum, Ulku Culum, Umit Hararli, Aytac Oztuna, Alev Tasaliyan, Arslan Ozcelik, Gonul Dinler, Mazlum Dinler, Veysel Almaz, Banu Atilgan, Binnur Yuceil, Servet Atilgan, Melek Sahin, Ahmet Nazif Aydin, Hatice Tokdemir, Savas Furtuna, Suleyman Furtuna, Murat Elik, Zarife Bakan, Tayla Karaduman, Yasar Cakir, Evren Tasci, Murat Serin, Rasim Buyukkal, Hidir Sen, Hasan Akay, Haluk Guner, Meri Samsg, Esra Hazinedar Bostanci, Necla Hazinedar, Berna Hazinedar, Ayse Kapucu, Nihal Cicek, Baris Yidirim, Kristin Yildirim, Yesim Ozsoy, Hulya Akpolat, Melek Akpolat, Yuksel Akpolat, A. Ercan Akpolat, Canan Akpolat, Tulay Almaz, Gonul Serin, Durdu Serin, Mesut Serin, Nalan Oge, A. Emre Oge (Prof. Dr.), Nevgul Guller, Ertan Dincoz, Melda Tuncay, Aysegul Bayraktar, Nezih Bayraktar, Damla Bayraktar, Tuna Siskolu, Feride Ozmat, Mustafa Ozmat, Abidin Ozmat, Handan Cakmak, Nevin Ozsurucu, Ismail Ozsurucu, Berkay Ozsurucu, Irem Ozsurucu, Mucahide Kaptanoglu, Bulent Kaptanoglu, Aysenur Ates, Sive Batirer, Avni Batirer, Burcu Batirer, Vildan Kacar, Emre Oktem, Ozlem Oktem, Niyazi Oktem, Ulku Karsli, Ihsan Karsli, Mehmetcan Karsli, Hasan Cem Karsli, Mujde Karsli, Ferhat Feriver, Nilgun Feriver, Polat Akbulut (TBMM Baskani E. Danismani ve Milli Saraylar Dairesi E. Baskani), Nilgun Akbulut, Tolga Akbulut (Y. Doc. Dr.), Dilek Akbulut (Y. Doc. Dr.), Burcu Akbulut Onur, Umut Onur, Ismail Yenigun, Sebahat Yenigun, Baris Yenigun, Ekin Yenigun, Sevgi Cicek, Nuray Aksu, Gulsevil Tuzun, Yesim Argun, Ayhan Argun, Umut Argun, Ozcelik Argun, Nur Argun, Uygar Argun, Ozdemir Argun, Feza Argun, Yasemin Argun, Altan Houssein, Inci Yildiz, Ferruh Yildiz, Gurcan Kocan, Tugca Arkun, Fatih Yilmaz, Nilay Dilber, Nihat Dilber, Sevda Cavas, Zehra Tasman, Sara Beskardes (Op. Dr.), Ali Fuat Beskardes (Dr.), Ahmet Can Beskardes, Samiye Beskardes, Selma Kurdakul, Cem Ertekin (Doc. Dr.), Nesrin Ucarlar, Gulcin Orgun, Yesim Tetik, M. Ebru Angun (Yard. Doc. Dr.), Teoman Onat (Prof. Dr.), Altan Onat (Prof. Dr.), Suzan Onat Bayazit, Tayfun Bayazit, Erol Rasim Onat, Muge Semsioglu, Fusun Celikbilek, Sabiha Celikbilek, Isik Meric, Ayse Sobutay, Zeynep Gunay, Nazlan Erdinc, Marsel Eskinazi, Ilhan Gunay, Jale Gunay, Ayse Hazal Gunay, Emel Deniz, Jale Ertem, Gursel Kablan, Selma Deniz, Meral Or, Gunduz Vassaf, Kamil Masaraci, Mustafa Karakus, Selma Eker Karakus, Hurriye Karakus, Kemal Karakus, Berrin Pirgon, Deniz Kafali, Ilhan Gunay, Jale Gunay, Josie Tuna, Mustafa Sutlas, Nilufer Yenigun Evis, Berk Iybar, Senem Gol, Eylem Ozturk, Aysan Ucta, Hulya Ucta, Murat Adali, Erdogan Adali, Isik Adali, Burak Adali, Nil Adali, Alara Adali, Tuvana Adali, Sim Sirmakes, Cagla Diner, Cagri Diner, Ebru Kayaalp, Asena Gunal, Kaya Balamir, Nefise Bazoglu (BM diplomati), Nermin Saybasili, Olcay Basegmez (ADD Berlin-Brandenburg Yon.Krl.Bsk.), Dogan Sahin, Ilyas Tunaoglu, Yasar Acarli, Hande Celaylan, Rusen Turkoglu, Mehmet Yersel, Koray Yersel, Demet Yersel, Ayse Secil Yersel Kosova, Erden Kosova, Kemal Zavaro, Nejat Anilmis, Ferihan Anilmis, Ziya Can Bilgin, Pinar Bilgin, F. Ferit Mericten, Hatice Mericten, Ozgur Mericten, Gokce Mericten, Deniz Mericten, Ali Ekmekci (Prof. Dr.), Sevgi Ekmekci, Banu Ekmekci, Arif Akgun, Semra Akgun, Erol Uzelli, Bugra Uzelli, Poyraz Uzelli, Mikail Dagli, Dilek Sert, Adnan Erten, Berca Balkis, Berna Muderrisoglu, Ilknur Yucel, Suleyman Inceoglu, Selim Gazioglu, Serdar Ciftci, Osman Heybeli, Nalan Heybeli, Necip Girit, Vahit Nurulke, Lale Alatli, Ali Riza Ongoren, Ahmet Yalcin Ozalp, Selcuk Esenbel, Nedim Yildiz, Deniz Orcun, Yesim Atasagun, Z. Dehma Salli, Zeynep Ozoguz, Nilgun Akoy, Ayse Kuruoglu, Aysegul Yazan, Sen Akduman, Ismail Sagman, Mine Unal, Kamuran Orcun, Ayse Kandira, Sukran Bengi, Beyhan Koc, Seden Koc, Gulden Koc, Melike Tas, Iclal Gursoy, Ozge Tas, Sukran Alot, Emre Altinbaran, Tulay Ararat, Muruvvet Ararat, Sebnnem Kaya, Cengiz Kaya, Guzin Yanmaz, Selma Demir, Sadik Olcaysoy, Nevin Ozbasi, Selin Ozbasi, Yaren Ozbasi, Handan Gulmez, Mehmet Gulmez, ªaibe Diken, Zeliha Dogan, Zeliha Boyacioglu, Bilhan Ulucay, Ruksan Tuna, Sara Bahar, Cuneyt Uzunogullari, Hulya Isbilir Behramoglu, Ataol Behramoglu, Muge Akgun, Dilek Alican, Aris Kyriazis, Sitare Simsek, Sara Zavaro, Mesut Soyumert, Osman Sermet Kabasakal (Prof. Dr.), Nilgun Oztoprak, Taner Yurtkuran, Sukran Yurtkuran, Huseyin Gun, F. Lale Goral, Teoman Goral, Yasemin Bilener, Nilufer Agirdir, Gizem Gursel, H. Piynar Yucel, Perge Dundar, Sedef Kermen, Murat Yelken, Sule Hekimoglu, Cigdem Banu Ant, Suleyman Ferruh Basaka, Fersan Basaka, Orcun Basaka, Nezih Basgelen, Sema Basgelen, Sophie Quintin Adali, Raife Polat, Aysen Donmez, Huseyin Gün, Nazli Figlali Soyumert. (25.4.2008 15:15 itibariyle toplanan 821 imzadir.)






_______________________________________________________6

From: İSMAİL BAYSAL
Subject: VARAAN 1
Date: August 2, 2010 4:30:19 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

DENİZLE ŞAKA OLMAZ

Şu mopurları zoraki hizmete başladığından beri izliyorum, motorların denizde can güvenliği açısından tehlikeli ve güvensiz olduğunu pek çok kişinin de böyle düşündüğünü biliyorum. Hem seyir esnasında hem de iskeleye yanaştığında iniş ve binişlerin sağlıksız ve tehlikeli, alt kat salonuna dar olan kapıdan girişlerin ne denli zor olduğu, özellikle yaşlıların, tekerlekli iskemlede olan engellilerin, çocuk arabalarının ne kadar zorlandıkları herkesçe alenen görülmektedir.


Yıllar önce vapurun üst katından inenler için iskeleye yapılan estetik olarak da kullanım olarak da mükemmel olan üst kat iniş-biniş demir servis merdivenleri hem kolaylık hem de vapur tahliyesini hızlandırmak için özenli ve güvenli yapılmış olup, eski resimde görülmektedir.

Şimdi ise uyduruk tahta ve demir merdivenlerin motora dahi yanaşmadığı bazı problemli vatandaşların zorlandıkları görülmektedir.

Eski Belediye Deniz nakil Vasıtaları Kontrol Amiri olarak gözüme çarpanlar motorların öncelikle ses izolasyonu olmadığı için, gürültüden insanların rahatsız olduğu, konuşmaları duymadıkları için yüksek sesle konuştukları görülmektedir.




Teknelerde fırtına, lodos, sis ve olağanüstü durumlarda vatandaşın en kısa sürede (10-15 sn. gibi) can yeleğini alıp takması, tehlikeye karşı hazır durumda olması gerekir. O esnada vatandaş, büfeden meşrubat, çay alır gibi kalkıp gidip can yelek alamaz, arayamaz, çünkü saniyeler çok önemlidir. Can yelekleri kesinlikle koltuk altında veya tavanda olup, hemen alınacak şekilde olmalıdır. Motorların hepsinde can yeleklerinin adedi ve bulunduğu yer yazılmalıdır. Can yelekleri herzaman yolcu adedinden fazla olmalıdır.



Ayrıca tüm motorların yanında veya üstünde en az 10-15 kişilik zodiak, fiber kurtama tahliye botları, filika (deniz otobüslerindeki gibi) olması şarttır. Ayrıca alt kapalı salonda sağlı sollu orta kısımdan acil çıkış kapıları ile camların açılabilir olması, acil durumlarda veya en ufak panik halinde kurtulmak için şarttır. En ufak bir panikte dahi tahmini bile zor olan kayıplar olabilir. Camların yanında çekiç bile düşünülmemiş. Televizyon düşünülmüş ama koltuklarda katlanabilir (deniz otobüslerindeki gibi) plastik servis masası, çöp kutusu vs. gereçler unutulmuş!

Yangınlara karşı söndürme sistemi yapılmış mı? Kaçar tane günü geçmemiş yangın söndürme (ahşap ve akaryakıt söndürücüleri) cihazı var?

Motorların gücü seri olarak çalışırsa kaç mil yapabilir? Yoksa hararetten dolayı motor tutuşur mu? Elektrik kabloları tehlike yaratır mı? Daha aklımıza gelmeyen bir sürü sorular mutlaka vardır. Biz bunları en kötü vapura bindiğimiz zaman bile düşünmemiştik ama şimdi düşünür olduk. Şimdiye kadar 50-55 yıldır hatırladığım İstanbul, Bostancı, Adalar, Yalova hattında (İzmit- Gölcük hariç) hiçbir kötü olay yok veya duymadım. Mavi Marmara diye etiketli mopurlar daha bir kaç ay oldu, normal havada teknenin herkesin bildiği kayalara oturması, kaptanın içkili olduğu söylenen kaza ilk uyarıdır. Ama herhalde 4-5 ay önce de motorun hararetten tutuştuğunu yaşayanlar vardı? Allahtan havada lodos, fırtına yoktu öyle bir durum olmasını asla dileyemeyiz ama sadece panikte bile tekne batmadan insanlar birbirini dışarı çıkamamaktan ezerlerdi.

Son büyük motorlar hariç kışın diğer küçük motorların kışın kesinlikle çalıştırılmaması gerekir. Motorların günlük, haftalık, aylık motor bakımlarının yapılması halkın can güveliği açısından önemlidir. Kınalı’daki rahmetli gençlerin motorlarında canyeleği olsa belki böyle kötü bir olay olmayacak, hayatta kalacaklardı. Bu da canyeleğinin hayati önemini gösteriyor hele ki profosyenel yolcu taşımada bu işin affedilir tarafı kesinlikle olmaz.

Bu motorların ilk sorumlusu dünyanın en büyük deniz ulaşımı diye övünen İDO teşkilatı ile ona bağlı Büyükşehir Belediyesi’dir. Kapris, peşkeş ve çıkar için insan hayatlarını hiçe sayıyorlar. AB üyesi olsak bu küçük motorlar bu şartlarda insan değil, mülteci bile taşıyamaz. Merak ediyorum, Liman İşletmeleri nasıl kontrol yapıyor, nasıl ve neye göre müsaade ediyor? Nasılsa sorumlu yok, insan kıymeti yok, ses çıkaran yok, denetleyen yok o halde herkes bildiğini okuyor ama ne zamana kadar? Allah beterinden korusun!

Vapurlarımızı geri istiyoruz, vapur ulaşımı amme hizmetidir, yanlış yatırımlardan dolayı, kişisel yolsuzlardan dolayı çıkan zararları, vapurları ben sattım oldu diye kaldıramazsınız… Amme hizmetleri vatandandaşların güvenliği için devlet zarar dahi yapsa karşılıksız yapmak zorundadır. O zaman bakanlar, yetkililer can güvenliği için zırhlı araba alıyorlarsa, canları ne kadar değerliyse; Adalı vatandaşlar ile Ada’ya kar, kış, lodos, sis yolculuk yapan vatandaşların da canları o kadar kıymetlidir.


Sadece ve sadece istedikleri zırhlı motor değil, canları için her koşulda %99 emniyetli, mukavemetli motorlar. Daha 3-4 sene önce ‘Vapurunu Seç’ kampanyası yapan Büyükşehir Belediyesi boy reklamlarla insanların sempatisini kazanmış olup, maalesef o gemileri Adalar uzaktan görmüştü. Aynı gemilerin kış için ekonomik olsun diye daha küçüğü rahatlıkla yapılabilir.


2010 Kültür Başkenti İstanbul’da bir kültür mirasının simgesi ve parçası olan vapurları yok etmeyin, halkın can güvenliği için turistik ve tarihi adanın nostaljik sembolü olan vapurları hizmete koyunuz. Ada demek, vapur demek, martı demek, deniz demektir.

Adalılar adına
İsmail Baysal

NOT: Fotoğraflarda motor ve can yelek görüntüleri ile eski vapur iskelesi yolcu iniş merdivenleri görülmektedir.

_______________________________________________________7

Hürriyet, 3.8.2010

Gila Benmayor

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15471592.asp?yazarid=20&gid=61

[…]

Adalar’ın ulaşımı Allah’a emanet

TOKYO’nun düzeni, hijyeni, insanına, havasına sinmiş zerafetinden sonra merhaba Sevgili İstanbul’um.
Dev sorunlarına da merhaba.
Ben yokken posta kutum Adalıların şikâyetleriyle doldu taştı.
Hem de, en nihayet bir müzeye ve Sanat-Kültür Festivali’ne kavuştukları şu günlerde.
Hafta sonlarında Kınalıada başta, Burgazada, Heybeli ve Büyükada ’yı batma noktasına getiren çılgın kalabalıklar sorununa hiç değinmeyeceğim.
Sorun giderek çetrefilleşen Adalar’a ulaşım sorunu. Bostancı-Adalar hattında bu yaz vapur yok motor var.
İşin kötüsü, İDO’nun önümüzdeki aylardan itibaren Kabataş’tan Adalar’a kalkan birçok vapur seferinin yerine bu motorları kullanacağı söyleniyor.
Nitekim Kabataş’tan bazı vapur seferleri kaldırılarak yerlerine motor konmuş bile.
Lodoslu havalarda konserve kutusu gibi sallanan motorlar Adalıların gerçek kabusu. İnip binerken iskele niyetine konan acayip şey son derece güvensiz ve hatta tehlikeli.
Özellikle yaşlılar ve engellilerin motora binmeleri çok güç. Buna bizzat tanığım.
Geçenlerde bu motorların en büyüklerinden biri “Caner Kaptan” Bostancı’da kayalıklara çarpmış, yolcular büyük bir panik yaşamıştı.
Kazadan sonra Heybeliada Gönüllüleri Derneği’nin İDO’ya gönderdiği mektubu özetleyerek dikkatinize sunuyorum:
“Yolcu taşımacılığında güvenlik olmazsa olmaz şarttır. 3 kuruşluk maliyetin düşürülmesi için 200 kişinin hayatının tehlikeye atılması İBB’ye yakışmaz. Lütfen sizin hatalı hesaplarınız ve kaprisleriniz nedeniyle insanlar boğularak can vermesinler.”
Derneğin mektubunda, Kınalıadalı dört gencin de vapur yokluğundan boğularak öldükleri hatırlatılıyor.
İDO bu uyarıları dikkate alacak mı?
Ya Adalar Belediyesi bu konuya el atacak mı?

_______________________________________________________8

‘FISTIK’ AHMET TANRIVERDİ BÜYÜKADA’dan bildiriyor…

KUMSAL’dan İNSAN MANZARALARI…

From: AHMET TANRIVERDİ
Subject: fotolar
Date: August 2, 2010 5:41:15 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Gönderdiğim fotoğrafların aslında altyazıya ihtiyaçları yoktu. Ada’yı bu hale getirenlerin şimdi nasıl pişman olduğunu ağızlarından duymak insanı güldürüyor. Kaçak inşaat molozlarının üzerine yapılan parkın ne tuvaleti, ne soyunma kabini yapıldı. Ama buraları yaparlarken park değil, çayır yaptıklarını söylediğimizde bize kızanlar, şimdi bu manzaraya kızıyorlar. Kişiliğini yitiren Ada’yı yaratanlara bir kez daha yazıklar olsun. Toparlanmanın başlaması için geç kalınmamasını bir kez daha haykırıyorum. Dinamik güçler, Ada’yı sevenler lütfen biraraya gelip, yöneticileri uyaralım. Zaman akıp gidiyor, Ada kayboluyor. Kültürünü yitiren adanın sonu Vortonos olmadan…

* * *

Büyükada’mızın yeni günübirlik-yazlıkçılarının veya sorunlu ziyaretçilerinin plaj kıyafetlariyle Kumsal Parkı podyumunda ilgiyle izlenen gösterisi. Gösteri sonunda sorunlu mankenimiz zakkumların arasına girip, def-i hacetini yapacaktır.

Sorunlu ziyaretçilerimizin akşam Büyükada’yı terk ederken bıraktıkları kıymetli eşyaları.


Denize giren hanımlara göz banyosuyla eşlik eden bıyıklı eskort takımı.

Deniz ve güneşe hasret, ama aynı zamanda da deniz ve güneşe küs canım vatandaşlarımın taam vakti.

Pratik oteller kitabına namzet bir kondu.

_______________________________________________________9

From: İSMAİL BAYSAL
Subject: Ne farkı var
Date: August 3, 2010 10:06:32 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com


Bir tarafta Arap bir tarafta kedi, sıcaklık gölgede 37 derece ve havada %90 nem olur da Arap öyle yatarsa, kedi de nispet yaparcasına karşı kaldırımda aynı şekilde sırt üstü boylu boyunca yatmaz mı? Yatar!

İsmail Baysal

_______________________________________________________10

Büyükada’da Unutulmaz ‘Bir Yaz Gecesi’ydi…


Coloratura soprano Leyla Pekin ile organist Giuseppe Gandolfo, 1 Ağustos 2010 Pazar günü saat 19:30’da Büyükada San Pacifico Kilisesi’nin sıralarını dolduran —ve dahi ilave sıra ile tabureleri de koyacak yer kalmadığından kilisenin kapısında basamaklarda ya da ayakta kalan— yaklaşık 200 kişiden oluşan dinleyiciye unutulmaz bir konser verdiler.




Stradella’nın Pietà, Signore, Vivaldi’nin Domine Deus, Chopin’in Preludio in Mi minore n. 4 op. 28, Bizet’nin Agnus Dei, Schumann’ın Sogno – Träumerei, Franck’ın Panis angelicus, Bach’ın Celebre Toccata in Re minore BWV 565, Pergolesi’nin Salve Regina, Godrd’ın Berceuse de Jocèlyn, Saint-Saëns’in Sub tuum praesidium, Chopin’in Nocturne en Mib n. 2 op. 9, Bach-Gounod’un, Ave Maria, Quirici’nin Suonata per la Consumazione, Haendel’in Samson operasından Let the bright Seraphim adlı eserlerini seslendiren sanatçılar bunaltıcı sıcağa rağmen konser sonuna değin coşkuyla dinleyenler tarafından hararetle ayakta alkışlandılar.



Velhasılı Büyükada’da unutulmaz “Bir Yaz Gecesi”ydi…


Ayağı alçıdayken dahi zar zor Ada’ya gelip harikulade yorumuyla bizleri büyüleyen Coloratura soprano Leyla Pekin ve tarihi armoniumun yine bakım ve akorduyla eserlerin fevkalade bir biçimde icrasını yapan organist Guiseppe Gandolfo yanı sıra değerli katkılarıyla konserin gerçekleşmesini sağlayan Mehmet Selim Tugay’a, Büyükada San Pacifico Kilisesi sorumlularından Bay Andreas’a, Bay Antonio’ya, Bay Ricardo’ya, konser esnasında ayağı kırık olan Leyla Hanım’ın yaslanabilmesi için bar sandalyesi temin eden ‘Fıstık’ Ahmet Tanrıverdi’ye ve konsere gelerek bu güzel ezgilerde yerini alan tüm dinleyicilere en içten teşekkürlerimizle…


Alto Atilla Enginol ile organist Giuseppe Gandolfo‘nun, 29 Ağustos 2010 Pazar günü saat 19:00’da Büyükada San Pacifico Kilisesi’nde verecekleri şan ve org konserinde buluşmak üzere…

ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

_______________________________________________________11

From: OYA İSLİMYELİ
Subject: Eski İstanbul Sokak Eğlencesi Laterna
Date: August 2, 2010 4:24:01 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Müzik ve Opera Yönetmenliğinin, Z Müzik Yapımın Yöneticilerinden Nilüfer Saltık ile hayata geçirdiği yaklaşık yüz yıldır artık kimselerin göremediği ‘Eski Sokak Eğlencesi İstanbul Laternası’ İstanbul’un farklı semtlerinin caddelerinde ve meydanlarında dinletildi, gösteriler yapıldı.


10 Haziran Perşembe günü İstiklal Caddesi Galatasaray Meydanı’nda başlayan etkinlikler,Taksim Meydanı, Tünel, Galata Kuledibi, Dolmabahçe Çay Bahçesi, Karaköy İskelesi, Ayasofya Müzesi önü, Haydarpaşa, Şaşkınbakkal ve Adalar’da devam etti.
Nilüfer Saltık, unutulan müzik kutusu laternayı yeniden hayata geçirmek için laterna ustası Panos İoannidis’i Selanik’ten İstanbul’a davet etti.

İstanbul’daki şenlik için yeni bir laterna yapan İoannidis, Türkçe ve Rumca 18 şarkının yer aldığı bir repertuvar oluşturdu.
Laterna, eski İstanbul şarkılarından oluşan özel repertuarı, müzisyenler, dansçılar, eski İstanbul’un limonata, lokum vb ikramları ve hatıra fotoğraf çekimiyle yoğun ilgi topladı.



Adalar’da ise Adalar Belediyesi’nin düzenlediği Büyükada Plastik Sanatlar ve Müzik Festivali ”Suya Çizilen Şeyler 2010” etkinliği için davet ettiğimiz grup, bizi kırmayarak festival süresindeki üç gün boyunca iskele girişinde, daha sonra peşpeşe Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’daki gösterileri ve son olarak da 31 Temmuz 2010 da Çınar Meydanı Müze Alanında açılışı yapılan ”Adalar Müzesi” şenliğinde Adalıları hatıralara götürerek çoşturmaya devam ettiler.

İstanbul’un ve Adalar’ın geçmişten günümüze taşınan tarih ve kültür mozaiğine renk ve anlam kattıkları için İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve mimarı Nilüfer Saltık’a teşekkür ediyor, bu güzel nostalji ziyafetlerini bir kez daha alkışlıyoruz.

Adalar Belediyesi Kültür-Sanat Koordinatörü
Oya İslimyeli

_______________________________________________________12

Hürriyet- Keyif Cumartesi, 31 Temmuz 2010
Deniz İnceoğlu
dinceoglu@hurriyet.com.tr

http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/15454001.asp

Ada sahillerinde beklenen müze

Nisan 2009’dan bu yana çalışmaları sürdürülen Adalar Müzesi’nin ilk adımı üç sergiyle atılıyor.


Müze 10 Eylül’de açılacak ama onun habercisi olan üç sergi geçen cuma gezilmeye başlandı. Korhan Atay’ın küratörlüğünü yaptığı ‘Adalılar’ ve ‘Adalarda İz Bırakanlar’ Büyükada İskelesi ve Çınar Meydanı’nda görülebiliyor. Gökhan Akçura’nın küratörlüğünü yaptığı ‘Ada Sahillerinde Bekliyorum’ ise film, fotoğraf, klip, broşür gibi malzemelerle Adalar’ı her yönüyle anlatıyor. Üç sergi de eylül ayında açılacak olan müzede de görülebilecek. Müzede neler olacağını ve Ada Sahillerinde Bekliyorum’u küratör Gökhan Akçura’yla konuştuk.

Müzenin açılışından önce neden böyle üç sergiyle başlanması tercih edildi?
– ‘Ada sahillerinde bekliyorum’ başlıklı sergi, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında olan, Adalar Vakfı, Adalar Belediyesi ve Adalar Kaymakamlığı’nın ortak çalışması olan Adalar Müzesi’nin ilk adımlarından biri. Adalar Müzesi’nin resmi açılışı 10 Eylül’de Aya Nikola mevkiindeki eski Helikopter Hangarı’nda yapılacak. Bu adım adım hayata geçişin ise çok uzun bir öyküsü var. Biz bu işe başladığımızda Ada Müzesi için Kadıyoran Yokuşu’ndaki eski Büyükada İlkokulu tahsis edilmişti. Ama nedense İstanbul Büyükşehir Belediyesi, binayı bu yılın başında geri aldı. Orada “Özürlüler Eğitim Merkezi”nin kurulacağı söyleniyor. Mekân arama çalışmaları sürerken, 2010 yılı içinde vaat ettiğimiz sergileri de gerçekleştirmek durumundaydık. Bu nedenle ilk olarak Çınar Meydanı’nda ve Büyükada İskelesi’ndeki sergiler açılıyor.



Sizinki dışında, Korhan Atay’ın küratörlüğünü yaptığı Adalarda İz Bırakanlar ve Adalılar adlı sergilerde hangi objelerle hangi konular işlenecek?
– Büyükada İskelesi’nde açılan ‘Adalarda İz Bırakanlar’da Adalar’da yaşamış, orada ölmüş ya da oradan geçip gitmiş insanların bıraktıkları izlerden yola çıkılarak, Adalar’ın öyküsü anlatılıyor. Adalar’ın henüz ada olmadığı 12 bin yıl öncesinden, Bizans’tan, Osmanlı döneminden Temmuz 2010’da dünyaya gelen en küçük adalıya kadar uzanan öyküler var. Çınar Meydanı’nda açılacak ‘Adalılar’ sergisi, Adalar’ın çokkültürlü ve renkli geçmişini oluşturan adalıları ele alıyor. Yazlıkçısı, kışlıkçısı, bakkalı, manavı, eşekçisi, meyhanecisi, balıkçısı ve kalfasıyla Adalar’ın sıradan ünlülerinin kısa yaşamöykülerinden yola çıkılarak ada yaşamı, dayanışma yani adalılık anlatılıyor.

ŞARKILAR DİNLEYİP FOTOĞRAFLARI İNCELEYİN

Çınar Müze Alanı’nda açacağınız Ada Sahillerinde Bekliyorum sergisi için ne tür araştırmalarda bulundunuz?
– Adalar Müzesi’nin hazırlık çalışmaları sürerken, ilk sergi olarak neyi seçelim diye düşündük. O aralar elime geçen 1930’lu yıllarda yoğun olarak çalışmalar yürütmüş “Adaları Güzelleştirme Cemiyeti”nin broşürleri yol gösterici oldu. 1934’te Adalar’ı mamur etmeye karar verilerek kurulmuş olan bu cemiyet, Adalar’ın plajlarını, otellerini, ulaşım araçlarını daha yetkin bir hale getirmeye uğraşmış. Adalar’ın suya kavuşması için çabalamış. Ama eğlenceyi de ihmal etmemiş. İstanbul Şehir Tiyatrosu’yla birlikte Adalar Revüsü’nü sahnelemişler. Diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi Çiçek Bayramları düzenlemişler. Bu çalışmalar 1960’lı yıllara kadar uzanıyor. Bu 30 yıllık zaman aralığı, aslında Adalar’ın da en görkemli yılları. Bu nedenle odakta bu yıllar olmak üzere Adalar’ın günübirlik yaşamını sergilemek hoş bir seçim olacak diye düşündük. ‘Ada Sahillerinde Bekliyorum’ başlıklı sergi, esas olarak bu çizgide yürümekle birlikte, ele aldığı konuların öncesi ve sonrasıyla ilgili bilgileri de elden geçiriyor.



Sergide fotoğraf ya da resimler mi olacak? Bunları nerelerden edindiniz?
– Serginin ana malzemesi fotoğraflar ve efemeralar. Bunların bir bölümü Adalar Müzesi’ne yapılmış olan bağışlardan sağlandı. Müzeye hem Adalar’da yaşayanlardan, hem de araştırmacı ve koleksiyonerlerden fotoğraf, obje, belge bağışı yapılıyor. Öte yandan ben de sahaflardan, müzayedelerden ilginç bulduğum fotoğraf, kartpostal ve diğer efemeraları topladım. Sergide bunlardan bir bölümünü bulacaksınız. Ama sergi sadece fotoğraf ve efemeralardan ibaret değil. Bazı panolarda şarkı klipleri de var. Ada iskelelerini anlatırken, 1933’te Muhsin Ertuğrul’un yönettiği ‘Söz Bir Allah Bir’ filminin başında yer alan, İpek Film Balet Heyeti’nin Büyükada İskelesi’ndeki revü sahnesi sizlere eşlik edecek. Ada’da fayton turlarını ele aldığımız bölümde, Aliki Vuyuklaki’nin küçük tur sırasında söylediği ‘Gençlik Bir Gün Gidecek Elden’ şarkısını dinleyeceğiz. Eğlencelerden söz ederken, Erol Büyükburç’u, Dil Burnu’nda söylediği ‘Haydi Gençlik Hop Hop’ şarkısında izleyeceğiz. ‘Adalar Revüsü’ bahsinde ise 1934’te Anadolu Kulübü’nde Büyükada şarkısını söylemiş olan Semiha Berksoy’un 1992’de bu şarkıyı yeniden icra edişini izleyeceğiz.

* * *

1.8 MİLYON LİRALIK MÜZE 10 EYLÜL’DE AÇILACAK
Şimdilik sergilerle tanıtımı yapılan Adalar Müzesi, Adalar’ın oluşumundan bugüne kadarki hikâyesini yüzlerce obje, 20 bin belge, 6 bin fotoğraf, yüzlerce belgeleme çekimi, film ve sözlü tarih kayıtlarından oluşan kuruluş koleksiyonu ile ziyaretçilerine sunacak. Adalar Müzesi, başta Büyükada’da bulunan müze yerleşim alanları olmak üzere, Adalar’ın bütününe yayılan sergileme, sunum, etkinlik çalışmaları ile zengin bir ziyaretçi rakamına ulaşmayı hedefliyor. Müze kapsamında sürekli ve geçici sergiler bölümü, kütüphane, arşiv, atölyeler, ada lezzet turları ve müze dükkânı olacak. Adalar Belediyesi ve Adalar Vakfı’nın işbirliğiyle, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı finansal desteğiyle gerçekleşen projenin toplam bütçesi 1.8 milyon TL.

_______________________________________________________13

Milliyet, 2.8.2010
Neşe Mesutoğlu

http://cadde.milliyet.com.tr/2010/08/02/HaberDetay/1271041/ada-kulturu-diriliyor-

Ada kültürü diriliyor!


Türkiye’nin ilk kent müzesi 10 Eylül’de Büyükada’da açılıyor. Fıstık Ahmet olarak tanınan yazar Ahmet Tanrıverdi, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı projeleri kapsamında Adalar Vakfı, Adalar Belediyesi ve Kaymakamlığı’nın ortak çalışmasıyla hayata geçirilen Adalar Müzesi’nin hedeflerini anlattı

Adalar’ı ayakta tutmak için neler yapılıyor?
Adayı ayakta tutan üç tane sektör var. Dondurmacılar, arabacılar ve sahil lokantacıları. Küçük esnafı, sanatkârı ve zanaatkârı yok artık. Kimlik kaybı var. Kayboldu bazı değerler. Güzellikler yok olmaya başladı. Müze bu anlamda doğru bir yatırım.

Adalar Müzesi kaybolmaya yüz tutmuş değerleri yaşatacak mı? Müze durup dururken kurulmaz. Demek ki kimliğini yitiriyor. En önemli faktör insan faktörü. Eski insanlar yok olunca kültürsüzlük başladı. Bunu engellemek için güzel bir girişim bu.

Müze kapsamında pek çok farklı proje var.
Bütün variyantların hepsi eli tutan, ayağa yere basan projeler. Yazılı tarihten öğrenebildiğimiz Adalar’ın Bizans döneminde sürgün yeri olması. Tanzimat’ta yabancıların itibar ettiği, Cumhuriyeti kuranların sıkça geldiği bir yer. Oysa 400 milyon sene önce bu denizlerde yaşamış zırhlı balığın fosili bulundu.

Nedir bu zırhlı balık?
10 metre uzunluğunda bir balık. Jeolojik araştırmalarda böyle bir fosilin varlığı ortaya çıktı. Teknik Üniversite’de incelendi. İsviçre’de maketi yapıldı. Bu makette sergilenecek.

Peki müze yaşayacak mı?
Ne kadar engellense de artık tohum atıldı, filiz oldu, fidan haline geldi. Devletin vereceği sadece altyapıydı, onu da veriyor. İnsanların olaya olumlu bakması ve kaynak göndermesi bu işin tuttuğunu gösterir. Destek çok büyük.

Nasıl destek veriyorlar?
Elimizde hiçbir şey yoktu. El yordamıyla toplananlar vardı. Şimdi anı yağmaya başladı. Fotoğraf yağmaya başladı. Çok kişi evindeki albümünü açtı. Atina’ya gittik oradan da aldık dünya kadar şey.

Fotoğraf gönderenler arasında kimler var?
Buradan Hatay’a gelin gitmiş 83 yaşındaki bir kadın, bana Ada’daki çocukluk fotoğraflarını yolladı. Bunların hepsi sergilenecek. Belki iğneyle kuyu kazmak bu. Ama zaman içinde bir müzenin kurulması kolay değil. Osman Hamdi Arkeoloji Müzesi’ni kurduğu zaman elinde ne vardı? Her geçen gün yeni bir şey ekleniyor.

Fotoğraflar kültürü korumak için yeterli mi?
Eski adalının profilini anlamak için müzedeki fotoğrafları görmek yeterli. Üç bini aşkın fotoğraf var. Kızım bendekilere bakarak soru sorabiliyor. Soru sormak, merak etmek demektir. Merak etmek, öğrenmeye teşne demektir.

Ada kültürü yeniden canlanabilir mi sizce?
“Hemen canlanacak” demek biraz ütopya olur. Ama insanlara bazı şeyleri öğretecek. İnsana yatırım yapılmadığı için bu noktaya geldik. Müzenin bir işlevi de budur. Bir sonraki kuşak çok önemli, onlar belli bir noktaya gelebilir. Bu kuşaktan bir şey beklemiyorum. Mübadelede gelen gidenlerin çocukları olaya doğru dürüst eğilemedi ama torunları bugün Mübadele Derneği’ni kurdu. O değerleri istiyorlar. Gelecek kuşak sahiplenebilir.

Bu müzenin hedef kitlesi arasında kimler var?
Bugünkü Ada halkı kadar buradan gidenler de var. Ayın 10’unda Atina’dan iki otobüs gelecek. Müzede gösterilecek belgeseller için anılarını anlatmışlardı. Verdiklerinin nereye gittiklerini görecekler. Burada doğmuşlar. Anne babaları burada toprakta yatıyor.
Kendileri de buranın özlemini taşıyor.

MÜZEDE NELER OLACAK ?
-Sürekli, geçici ve konuk sergiler.
-Dokunmatik ekranda haritalar ve arşiv.
-Aristotales’ten seyyahlara Ada gravürleri.
-Jeolojik gezi panosu.
-Kütüphane ve yayınlar.
-Etkinlikler ve atölyeler.
-Ada lezzet turları.
-Müze dükkanı.

MÜZE ARŞİVİNDEN SEÇMELER
-Adalar’ın ilk sahipleri.
-Adalar mimarisi.
-Ada içi ulaşım öyküleri.
-Adalı sanatçılar.
-Adalar’ın kuşları.

SERGİLERDE ADA KÜLTÜRÜ
Müze etkinlikleri kapsamında 31 Temmuz’da açılan ‘Ada Sahillerinde Bekliyorum’ sergisi ve ‘Adalılar’ sergisi Büyükada Çınar mevkiinde, ‘Adalar’da İz Bırakanlar’ sergisi ise Büyükada İskelesi’nde ziyaretçilerle buluşuyor.

NOT
Adalar Müzesi hakkında bilgi için: http://adalarmuzesi.org.tr/cms/index.php

_______________________________________________________14

From: SİBEL AKKAŞOĞLU
Subject: ADAEVI BU HAFTA 2 -8 AGUSTOS
Date: August 2, 2010 1:43:51 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

SEVGILI ADAEVI DOSTLARI,

BU HAFTA ADAEVI’NDE 2 TANE GUZEL FILMIMIZ 2 TANE DE SOYLESIMIZ VAR. 2 AGUSTOS PAZARTESI GUNU SAAT 21.00’DE 1988 YILINDA EN IYI YABANCI FILM OSCARINI KAZANMIS, SINEMA SEVERLERE ADANMIS ”CENNET SINEMASI” FILMINI, 6 AGUSTOS CUMA GUNU ISE YINE ODULLU COK YENI BIR TURK FILMI OLAN VAVIEN’I GOSTERECEGIZ.

7 AGUSTOS CUMARTESI GUNU, SAAT 20.30’DA PROF. NILUFER NARLI ILE KITABI ”MILONGA KADINLARI” VE TANGO RUHU UZERINE; 8 AGUSTOS PAZAR GUNU YINE AYNI SAATTE YAZARIMIZ BUKET UZUNER’LE KITABI ”ISTANBULLULAR” VE ISTANBULLULUK UZERINE SOHBETEDECEGIZ.

SELAMLAR SEVGILER,

SIBEL AKKASOGLU
ADAEVI-BUYUKADA

_______________________________________________________15

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: [adalarkulturdernegi] HASAN HARARLI FOTOĞRAF SERGİSİ
Date: August 2, 2010 8:22:48 PM GMT+03:00
To: Adalar Kültür Derneği adalarkulturdernegi@yahoogroups.com

* * *

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: [adalarkulturdernegi] NURHAN ULUSARAÇ KAT’I SERGİSİ
Date: August 2, 2010 8:24:01 PM GMT+03:00
To: Adalar Kültür Derneği adalarkulturdernegi@yahoogroups.com

* * *

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: [adalarkulturdernegi] ADALI YAZARLAR İMZA GÜNÜ
Date: August 2, 2010 8:24:52 PM GMT+03:00
To: Adalar Kültür Derneği adalarkulturdernegi@yahoogroups.com


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: