Gönderen: adalarpostasi | 22 Temmuz 2010

ADALAR POSTASI-2468: evrenin en benzersiz köşelerinden biri olan ve ‘insanlık mirası’ sayılması gereken bu muhteşem adalara sahip çıkanlar…

Büyükada’da…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

10 Temmuz 1902 Salı günlü Eytamhane ittihaz olunmak üzere Rum Patrikhanesi’nce mübayaa olunan Büyükada’da kain otelin şimdiye kadar müterakim vergilerinin affına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, Temmuz 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

23 Temmuz 2010 Cuma
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Parçalı bulutlu
22/32ºC
% 81/96 nem
Yıldız, K 11km/sa
Gündoğuşu 05:51… Günbatışı 20:28…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Zinnia Fairy.

* * *

1- İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nin (İKTVKD), 16 Temmuz 2010 Cuma günü saat 20:00’de Büyükada vapur iskelesi üzerindeki TURİNG Cafe’deki toplantısında…

2- Celal Karaca: “Sevgili arkadaşım David evinin balkonundan bu manzarayı gördüğünde çok şaşırmış ve aralarında yer kavgalarını anlatırken yok daha neler demiştim… Fakat bu resimleri görünce tek kelimeyle …uhhh olsun…”

3- Talin Etyemez: “24 Temmuz Cumartesi gecesi, saat 21:00’de Adalar Kültür Derneği, Çınar Meydanı’nda Marietta Khachatryan ve 14 öğrencisinin sunacağı konsere tüm Adalılar davetlidir…”

4- Adalar Müzesi’nin İlk Geçici Sergisi: “Ada Sahillerinde Bekliyorum…”

5- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Anadolu Kulübü’nün Büyükada Şubesi’nde toplam 48 adet sahte fatura kullanıldığının anlaşıldığı belirtildi. Sanıkların 7’şer yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırılmaları istenen dava 22 Temmuz’de başlayacak…

6- Adaları sanatla buluşturmak, İstanbullulara ve yerli-yabancı turistlere şehrin hemen yakınında günlük koşuşturmadan uzaklaşma imkânı sunmak, adaların köklü bir tarihsel gelenek içinde oluşturduğu kültürel yapısını tanıtmak amacıyla gerçekleştirilen festival, bu yılki teması çerçevesinde

7- Mihal Şişko: “Nisan ve Mayıs aylarında Ada’nın yan tarafindan başlayarak arkalara doğru (en çok güneş alan taraf) olan kısımlarda sergiler kurulur ve uskumrular kurutularak çiroz yapılırdı. Bu şekilde sahilboyu kurutulan çirozlar Ada’nın görünüşünün değismez bir parçası, aksesuarı ve aynı zamanda yazın gelişinin müjdecisiydi….”

ADALAR POSTASI’nın 2468. sayısında…

)O(

………………………………………………….1

“EVRENİN EN BENZERSİZ KÖŞELERİNDEN BİRİ OLAN ve ‘İNSANLIK MİRASI’ SAYILMASI GEREKEN BU MUHTEŞEM ADALARA” SAHİP ÇIKANLAR…

16 Temmuz 2010 Cuma günü saat 20:00’de Büyükada vapur iskelesi üzerindeki TURİNG Cafe’de, İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği (İKTVKD) üyelerinden Handan Altıneller, Ayşe Semiha Baltacı, Baki Nedim Baltacı, Arif Çağlar, Engin Damcı, Mehmet Emin Günay, Kemal Kil, Alper Ünsan, Özlem Yüzak yanı sıra Arif Atılgan, Ömer Aykul, Orhan Bursalı, Nermin Çeliktemel, Tiraje Dikmen, Emine Çiğdem Tugay, Gündüz Vassaf’ın davetli olarak katıldığı toplantıya, Dernek başkanı Arif Çağlar’ın, Adalar’ın sorunları çerçevesinde İKTVKD’nin son bir yıl içinde yaptığı çalışmalara değindiği konuşmasıyla başlandı.

İKTVKD Başkanı Arif Çağlar‘ın konuşması ektedir.

***
İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu başkanlığı yapmış ve uzun yıllardan beri TEMA Vakfı’nın hukuk müşaviri olarak çok başarılı bir hukuk mücadelesi yürütmekte olan “Ekolojik Hukuk (Eko-Hukuk” (Seçkin Yayınları, Ankara 2010) kitabının yazarı Avukat Ömer Aykul‘un son derece etkileyici ve önemli konuşmasından birkaç husus ektedir.

***
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Anadolu 1. Bölge Temsilciliği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Arif Atılgan yaptığı bilgilendirici konuşmada Adalar sorununa sadece Adalar’ın meselesi olarak değil tüm İstanbul’un sorunu olarak bakmak gerektiğini belirten Mimar Arif Atılgan’ın, “Adalar, İstanbul’un günübirlik gezinti yeridir, bu özelliği Adalar’ın korunmasını İstanbul’un sorunu haline getirmektedir. Hatta bunun da ötesinde Adalar’ın korunabilmesi ve bu konuda belli bir bilinç düzeyine ulaşılabilmesi genel bir eğitim ve kültür sorunu” olduğununa değindiği konuşmasının özeti ektedir.

***
Baki Nedim Baltacı, 3,5 aydır çarşıda ana arterlerin yıkanmadığını, Ada’nın çöp ve kokusundan geçilmediğini, insanların Anadolu Kulübü’nden iskeleye inerken paçalarını sıvamak zorunda kaldıklarını ifade ettiği konuşmasının özeti ektedir.

***

Ferruh Ertürk, yasaların dışında Adalar’ın ana karakterini belirleyecek olan mihenk taşının bulunmadığını, temel bir planlama anayasasının olmaması nedeniyle de her gelen yönetimin Adalar’a yeni bir elbise giydirmek istediğini belirtmiştir, konuşmasının özeti ektedir.

***

Emine Çiğdem Tugay, avukat Ömer Aykul’un konuşmasına istinaden Türkiye’de mücadelesini sürdürdüklerinden bahis olunan maden canavarının, 1800’lü yılların sonuna doğru Adalar’a da çıkmış olduğunu bugün neyse ki yalnızca adı yadigar kalmış olan Maden’de işletilmek istenen madenin ‘üstün kamu yararı’ adına Adalılar’ın ‘sivil itaatsizliği’ sayesinde kaldırılmışlığının bugünlere örnek teşkil edip ilham vermesi temennisiyle, Adalar’ın ‘Kentsel’ ve ‘Doğal’ SİT Bütünü olmasının yanı sıra ‘Arkeolojik’ SİT özelliğinin de bulunduğundan bahisle bu kapsamda tescillenmesinin korunmasına fayda edip etmeyeceğine dair görüş rica etti.

***

İAKTVKD, toplantının sonunda, meslek hayatı boyunca kültür ve doğa varlıklarının korunması mücadelesine, açıp takip ettiği davalarla bir hukukçu olarak katıldığı gibi bu konularda makale ve yazılar kaleme almış, yine bu konuda mücadele eden sivil toplum örgütlerine danışmanlık yapmış, çeşitli bilimsel toplantılarda tebliğler sunmuş olan Derviş Parlak’ın (1957-2006), Şehrin Hukuku kitabını pek manidar bir hediye olarak toplantıya katılanlara hediye etti.

From: ARİF ÇAĞLAR
Subject: toplantı notları
Date: July 23, 2010 10:03:02 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sevgili Üyeler,
Derneğimizin toplantısı 16 Temmuz 2010 saat 20’de Büyükada vapur iskelesi üzerindeki TURİNG’de bazı üyelerin ve davetlilerin katılımıyla yapıldı. Toplantıya davet edilen Avukat Ömer Aykul, Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi Başkanı Arif Atılgan ve ben, birer konuşma yaptık. Konuşmaların ardından tartışma bölümünde üye Baki Nedim Baltacı ve davetli Ferruh Ertürk geniş birer yorumla söz aldılar. Toplantı sonunda ve sonrasında davetliler ve üyeler Ada sorunlarını tartıştı. Benim yaptığım açılış konuşması özetle şöyleydi:

Trafik sorunu:
Adalar’da akülü araçlarlar da dahil olmak üzere motorlu araç kullanımı çok az sayıda kamu hizmeti aracı dışında yasaktır. Buna rağmen son birkaç yıl içinde Adalar’da motorlu araç kullanımı artmıştır. Adalar Belediyesi ve Kaymakamlık bu yasağın gereğini yerine getirmediği için Derneğimiz, Savcılığa her iki makam sahibiyle ilgili görevlerini yerine getirmedikleri için suç
duyurusunda bulunmuştur. Savcılığın dava açması konusunda süre kısıtlaması yoktur, dava açılması çok uzun sürebilir, Savcılık dava açmayabilir de. Derneğin, Savcılığa suç duyurusunda bulunması yerine avukat Ömer Aykul’un da önerdiği gibi doğrudan doğruya mahkemeye başvurarak dava açması çok daha doğru ve etkili bir yoldur ancak dava açılmasıyla ilgili masraflar ve
mahkeme masrafları yüksek olduğu için Dernek, Savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Yasaların korunması ve harfiyen uygulanması konusunda Savcılığın kendiliğinden harekete geçmesi gereken bir konuda davanın nasıl açılacağı, yasal dayanakları v.b. konularda titizlikle hazırlanmış olan bir dosyayı savcının sürüncemede bırakmayacağını umuyoruz.



Trafik sorunun bir diğer önemli boyutu kamu kullanımına tahsis edilmiş motorlu araçların özel amaçlı kullanımıdır. Bu konuda Savcılığa sözlü olarak suç duyurusunda bulunulmuştur. Yasalara muhalefet eden bu durum daha önce de birçok kez fotoğraflarla tespit edilmiş, yayımlanmış ve ilgili makamlara dilekçelerle bildirilmiştir. Daha önceki Kaymakam’ın kendisinin de şikâyetçi olduğu bu durumun düzeltilmesi için herhalde Valiliğe başvurmaktan başka çare kalmamıştır.


Bazı esnafın ticari yararına ama Adalar’da yaşayanların zararına olarak bisiklet kiralanması giderek genişleyen bir sektöre dönüşmüştür. Bisiklete binmesini bilmeyen ve Adalar’ın sokak ve yokuşlarında cahil ve sorumsuzca bisiklet kullananların neden oldukları kazalarla Adalılar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Belediye bisiklet derneklerine yaptırdığı az sayıdaki kontrol dışında bu durumu denetim altına almamaktadır.

Vapurlar ve motorlar:
Vapurların kaldırılması ve yerine motorların konulması konusunda Derneğin, İDO’dan istediği bilgilere İDO yanıt vermemiş ve ancak Ankara üzerinden baskıyla İDO’dan motorcularla yapılan ve Ekim-Aralık 2009 dönemini kapsayan mukavalenin kopyası alınabilmiştir. İSKİ örneğinde de olduğu gibi kamu kurumlarının yurttaşın bilgi edinme hakkını alaya alan ve savsaklayan
davranışlarına ilgili kurumlar ve denetleyiciler engel olmadığı için yasa dışı uygulamalarla karşı yürütülen mücadele de zorlaşmaktadır. Vapurların kaldırılmasına Adalıların 10 bin imzayla itiraz etmiş olması İDO’yu hiçbir şekilde etkilememiştir. Vapur yerine motorların devreye sokulması Adalar’a yapılan yolculukla birlikte genel olarak Adalar’da yaşam kalitesinin düşmesine neden olmuştur. En basit örnek olarak motorların anons, korna ve motor gürültüsü nedeniyle Ada sahilleri oturulamaz hale gelmiştir. Ses kirliliği kıyıların ötesinde Adalar’ın yamaçlarını da etkilemektedir.

Kınalıada’da yapılan kaçak motor iskelesinin engellenmesi için Dernek, Koruma Kurulu’na başvurmuştur. Ada Dostları Derneği’nin aynı konudaki başvurusuyla birlikte ele alınan bu konuda Koruma Kurulu oy birliğiyle savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.

Koruma Kurulu üyelerinin oybirliğiyle aldığı bu kararda Adalar Belediyesi temsilcisinin karşı oy kullanmış olduğunu Emine Çiğdem Tugay hatırlatmıştır.

Konuyla ilgili olarak Engin Damcı derneğin AYEDAŞ’ın kaçak yapıya elektrik bağlamasıyla ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu hatırlatmıştır.

Kamu alanları olarak kaldırım, sokak ve meydanlar:
Kamu alanlarının esnaf tarafından işgali büyük bir sorun olarak sürmektedir ve son yıl içinde bu işgalin alanı artmış, aynı işgale ne yazık ki belediye desteğiyle seyyar satıcıların işgali de eklenmiştir. Esnaf derneklerinin seyyar satıcılığı engelleyici şekilde niçin harekete geçmediği bilinmemektedir. Benzer şekilde hafta pazarlarının kurulmasında da arzu edilir bir düzenleme yapılmamaktadır.

Kaldırım kodlarının yükseltilmiş olması ve düzensizliği bu sorunun diğer bir parçasıdır.

Kaçak inşaatlar:
Kaçak inşaatlar yeni belediyenin bu konudaki vaatlerine rağmen sürmektedir. 1980’lerin ortasında Adalar Vakfı’nın bir çalışmasıyla Adalar ilçesinde belirlenmiş 570 kadar kaçak inşaatın sayısı son 20 yıl içinde daha da artmıştır.

Bugünkü (16 Temmuz 2010) Milliyet gazetesinde yayınlanan habere göre Belediye, Ada sahillerindeki kaçak plajları yıktırmıştır. Belediye’nin bu girişimi sevindiricidir ve desteklenmelidir. Aynı haberde sahillerdeki birçok kulübün kaçak olduğu da bildirilmektedir. Umarız Belediye kaçak yapılara karşı bu girişimini sürdürür. Belediyeyi bu konuda destekliyoruz.

Çöp sorunu:
Çöp sorununu Belediye bugüne kadar çözememiştir. Sokakların ve çarşının pisliği eski belediye yönetimlerinde olduğundan daha fazladır. Önceki Belediye yönetimde çöplerin toplanması ve temizlik için anlaşma yapılan TEMİŞ şirketiyle mukavele söylendiğine göre üçte bir fiyata yeni yönetim tarafından uzatılmıştır. Eğer doğruysa kamu harcamaları lehine yapılan bu anlaşma doğru bir girişimdir ancak ilçenin temizlik sorununun da çözülmesi gerekir. Çöpün toplanmadan önce ayrıştırılması sorunun çözümü için önemli bir adım olabilir. Karton ve kağıt atıklar zaten Büyükada ilkokulunda toplanmakta ve değerlendirilmektedir. Bunun evlerden atılan karton ve kağıtlarla genişletilmesi gerekir. Özellikle lokanta ve manavların atıkları düşünülecek olursa büyük ihtimalle biyolojik çöp toplam çöpün en büyük bölümünü oluşturmaktadır. Bu çöpün Adalar’da gübreye dönüştürülmesi mümkündür. Belediye’nin fidanlıklarında bu iş yapılabilir ve Adalar’ın çöp yükünü önemli ölçüde azaltacağı gibi çöpün gübreye dönüştürülmesiyle kazanç da sağlanabilir. Pil ve akü gibi kurşun, nikel v.b. zararlı maddeyi içeren malzemenin ayrıştırılması için zaten uygulama vardır. Geriye cam atık ve “geriye kalan çöp” hacmi az olacağından belediyenin çöp toplama ve karaya nakletme masrafı da azalacaktır. Böyle bir uygulama elbette ilçe halkının bu konuda bilinçlendirilmesiyle birlikte olabilir.

Sivrisinek, karasinek ve diğer uçkunlara karşı ilaçlaMA:
Birçok dilekçe ve başvuru hatta birkaç yıl önce valilikten çıkartılan yasaklama emrine rağmen Adalar’da bağ, bahçe, orman ve hatta insanların üzerine ilaç püskürtülmesinin sürdürüldüğü bilinmektedir. Bu ilacın kanserojen olduğu da bilinmektedir. 8 Temmuz 2010 günü motor iskelesinde rastladığım Adalar veteriner hekimi Fahri Dal nihayet istediğimizin olduğunu ve Adalar’da ilaç püskürtme işine son verildiğini söylemiştir. Ancak 13 Temmuz 2010 günü İBB’ne ait ilaç püskürtme arabası Nizam’dan, çarşı içinden büyük ihtimalle diğer mahallelerden de ilaç püskürterek geçmiştir. Ertesi gün Fahri Dal’a telefon ederek bu eylemin ne olduğunu sordum ve kendisiyle bugün (16 Temmuz 2010) görüştüm. Bu görüşmede Fahri Dal, Denizli Üniversitesi raporlarına dayanılarak İstanbul Anadolu Yakası ilçeleri tabib ve veterinerl hekimlerinin ortak kararıyla sivrisinek vesaireye karşı ilaç püskürtülmesinin yasaklandığını ve bu yasağın İBB tarafından desteklendiğini ve derhal uygulamaya geçildiğini bildirmiştir. Rumeli Yakası ilçeleri de aynı yasağı uygulama hazırlığı içindedir. Veteriner Fahri Dal bu uygulamaya karşı en büyük tepkinin halktan geldiğini belirtmiştir. Bilinçsiz ve cahil halk kanseri göremediği ama sineği gördüğü için ilaçlamadan yanadır. Dolayısıyla belediyelerin işi gerçekten zordur ve bu sorunun üstesinden gelmek ancak kararlı bir şekilde temizlik, yani çöp sorunun çözülmesi, zararlı uçkun larvalarına karşı kış aylarında biyolojik mücadeleye girilmesi, foseptik ve su birikintilerinin biyolojik olarak temizlenmesiyle mümkündür. Fahri Dal’ın bildirdiğine göre İBB bu konuda afişler hazırlatmaktadır. Ben derneğin şu andaki gücünü pek hesaba katmadan Adalar ilçesinde halkın bilinçlendirilmesi konusunda Fahri Dal’ın hazırlayacağı bir metnin derneğimiz tarafından grafik olarak hazırlanıp bastırabileceğini söyledim. Bu konuda belediyeyi desteklememiz gerekiyor.

Görüntü kirliliği – öngörünüm ve estetik:
Adalar’da görüntü kirliliği artmaktadır. Çoktan sökülmüş olması gereken ışıklı reklam levhalarını bu belediye de kaldırmıyor, aksine kullanıyor. Floresans ışığıyla yanıp söner reklam levhaları ve dükkan, otel v.b. kullandığı tabelalar çirkinliği artırmakta. Adaların peysajını korumak konusunda yeterli bir titizlik gösterilmiyor.

Ses kirliliği:
Adalar’a ilkel bir kasaba görünümü veren belediye anonslarının kaldırılması ve ezan sesinin hacminin azaltılması için Dernek, Belediye’ye dilekçe vermişti. Ezan konusu, Belediye Başkan yardımcısı tarafından Müftülüğe iletilmiş ancak bunun hiçbir etkisi olmamıştır. Belediye anonslarıysa önceleri biraz azalmıştır. Ayrıca deniz motorlarının motor ve korna gürültüsü sahilleri oturulamaz hale getirmiştir. Bunlara Belediye’nin ve Kaymakamlığın engellemediği motorlu araç gürültüsü de eklenince son yıllarda artan ses kirliliğiyle Adalar’da huzurun bozulmuş olduğu söylenebilir.

Deniz kirliliği:
Dernek, deniz kirliliğiyle ilgili olarak İSKİ’den arıtma tesisleri ve denize akıtılan atık su konusunda bilgi istemiştir ancak İSKİ bilgi edinme hakkını çiğneyerek cevap vermemiştir. Bilgi edinme hakkını kullanarak Ankara üzerinden yeniden bilgi istenecektir.
Deniz kirliliği Adalar ilçesinin dışında Marmara Denizi’nde kıyısı olan diğer il ve ilçelerle de ilgilidir. Marmara Denizi’nin eski temiz haline kavuşması için başlayacak bir girişmi dernek destekleyecektir.

Turizm ve reklam endüstrisinin yanlışlığı:
Adalar’a biçilen turizm kaftanı Adalar’ın yapısını olumsuz yönde bozacaktır. Ne yazık ki bu konuda tüm partilerin seçim kampanyasında Adalar’ı turizme açmak hedefi olduğunu gördük. Seçimi kazanan grup Adalar’da turizmi desteklemekte ve birlikte çalıştığı Adalar Vakfı da bu hedefle hareket etmekte. Bunun yanlışlığını ve Adalar’a sadece zarar vereceği ve turistlere de hiçbir şey kazandırmayacağı sadece turizmden zengin olmak isteyen birkaç esnafın işine yarayacağı bilinmelidir.

Adalar Belediyesi:
Adalar Belediye’sinin şimdiki yönetimi muhakkak eski yönetimden daha iyidir ve daha umut vericidir ve Adalılar tarafından da bu eski yönetimden kurtulmak için seçilmiştir. Ancak şimdiye kadarki pratik belediye yönetiminin kaçak inşaatlara göz yumulması dahil birçok yanlışı ortadan kaldırmadığı görülmektedir. Dernek, Belediye’ye karşı değildir, belediyeyi desteklemek için yanlışları göstermeye ve eleştirmeye kararlıdır.

Kent Konseyi ve çalışma grupları:
Adalar’la ilgili sorunların ve çözümlerinin gündeme gelmesi, Belediye tarafından dikkate alınmasını sağlamak için Kent Konseyi desteklenmelidir. Ayrıca Kent Konseyi bünyesinde oluşturulabilecek çalışma gruplarının Konsey tarafından onaylanması halinde alınacak kararlarda oy kullanma hakkının olması önemlidir. Dernek bu çalışma gruplarının kurulmasını desteklemelidir.

Hukuk mücadelesi:
Sorunların çözümünde en önemli mücadele hukuk mücadelesidir. Bu nedenle bu toplantıya katılan arkadaşlara bu konuda çok önemli ve öncü mücadele yürütmüş olan Derviş Parlak’ın “Şehrin Hukuku” adlı kitabını da mutlaka bilinmesi gerektiğine inandığımız için dağıtıyoruz. Hukuk mücadelesinde Kaymakamlık ve Belediye yönetimine verilen dilekçeler ve Savcılığa yapılan suç duyuruları bu mücadelenin önemli bir parçasıdır ve dernek bu konuda elinden geldiğince çalışmaktadır. Ama en önemli ve etkili silah hukukun ve özellikle bizim konumuzda kamu haklarının çiğnenmesi konusunda konuyu derhal mahkemeler götürerek dava konusu haline getirmektedir. Bu konuda yeterli değiliz çünkü hem dava açılması için yeterince paramız yok hem de birçok idari hukuk konusunda dava dilekçesi hazırlmakta zorlanıyoruz. Sorunların birçoğunun üstesinden gelebilmek için bu konuda bir çözüm üretmemiz gerekiyor.

Avukat Ömer Aykul’un söyledikleri:
Ömer Aykul’un son derece etkileyici ve önemli konuşmasını burada özetlemem olanaksız. Ancak derneğimizin çalışmaları konusunda uyarıcı olaması gereken birkaç noktayı belirtmek istiyorum:
– Dava açılmasının en etkin yoldur ancak açılacak davaların iyi seçilmesi, konuyu bilenlere danışılması aksi halde hedeflenin aksine kararların çıkabilme tehlikesine işaret etmiştir.
– Emine Çiğdem Tugay’ın sorusu üzerine Adalar’ın Arkeolojik SİT Alan’ı ilan edilmesinin Adalar’ın korunmasına yardımı olacağını söylemiştir.
– Peysajın korunması konusunda olduğu gibi bir çok konuda Türkiye’deki yasaların eksik ya da yetersiz olduğu ve hatta çeliştiği noktalarda Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası anlaşmaların üstünlüğüne dikkat edilmesinin önemini belirtmiştir.
– Sivil direniş hukuk mücadelesi yanında önemli bir boyuttur.
– Adalar’ın korunması konusunda en etkili ve önemli konunun neyin korunması gerektiğinin tespit edilmesi ve bununla ilgili olarak bir “eşik” belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu “eşik” gerçekçi olmalı ve bundan sonraki tüm değişikliklere temel teşkil etmelidir.

Ömer Aykul ayrıca şimdiye kadar tanık olduğu ve desteklediği STK mücadelelerine değinmiş ve özellikle TEMA vakfının açtığı davaların %78’inin kazanılmış olduğunu söylemiştir. Bu başarıların arkasında hukuk açısından iyi bir yöntem ve çalışmanın varlığı kadar bilimsel temele dayalı savunmanın ne derece önemli olduğuna işaret etmiştir.

Rize’de Derelerin Kardeşliği girişimi ve Yuvarlakçay’da yapılmak istenen hidroelektrik santraline (HES) karşı verilen mücadele sivil toplum hareketlerine örnek olabilecek başarılı mücadeleler olduğunu anlatmıştır.

Mimar Arif Atılgan’ın söyledikleri:
TMMOB Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi Başkanı Arif Atılgan yaptığı bilgilendirici konuşmada Adalar sorununa sadece Adalar’ın meselesi olarak değil tüm İstanbul’un sorunu olarak bakmak gerektiğini söylemiştir. Özetle: Adalar İstanbul’un günübirlik gezinti yeridir, bu özelliği Adalar’ın korunmasını İstanbul’un sorunu haline getirmektedir. Hatta bunun da ötesinde Adalar’ın korunabilmesi ve bu konuda belli bir bilinç düzeyine ulaşılabilmesi genel bir eğitim ve kültür sorunudur.

Yeni planlamaya göre Adalar Kartal MİA projesine bağlanmaya çalışılmaktadır ve Adalar’a yüklenen yeni fonksiyonlar da Adalar’ın Kartal’a bağlanması planının bir parçasıdır. Bu planın yürütülmesi halinde Adalar’ın eski durumunu korumak ve güzelliğini kurtarmak olanaksız olacaktır.

Yasal olmayan yapılaşma sorunu İstanbul’un tümünde içinden çıkılamayan bir sorundur ve imar aflarıyla kaçak inşaat ve yasa dışı yapılaşma meşruiyet kazanmıştır. Bunda çoğunluğun imar yasalarına aykırı eylemine göz yumulması rol oynamıştır.

Kadıköy’deki Corner Oteli inşaatına karşı Mimarlar Odası karşı çıkmıştır ve bu konuda hukuk mücadelesini sürdürmektedir. Aynı durum Kadıköy’deki eski Meteoroloji alanında da mevcuttur. Her iki yerde de inşaatları durdurmak mümkün olmamıştır.

Büyükada’da yapılması planlanan LİDO inşaatına Mimarlar Odası ÇED Raporu düzenleyerek karşı çıkmıştır. Planlanan LİDO inşaatı Büyükada’nın imar durumunu temelden değiştirecek niteliktedir ve bu inşaat planının da Adalar’ın Kartal MİA projesine bağlanmak istenmesinin bir parçası olduğu anlaşılmaktadır.

Kent Konseyleri aracılığıyla yapılabilecek bir denetim ve baskı Kadıköy ilçesinde başarılı olmamıştır. Belediye kendi isteği dışında hareket eden Kent Konsey’i başkanını değiştirmiştir.

Baki Nedim Baltacı’nın söyledikleri:
Adalar’ın sorunlarının bu yeni belediye yönetimiyle de çözülemediğini ve özellikle çöplerin toplanmaması ve dolayısıyla pislik sorununun geçmişte hiç olmadığı kadar büyümüş olduğuna işaret etmiştir.

Baki Nedim Baltacı 80’li yılların ortasındaki 570 kaçak inşaat sayısının günümüzde 1000’i geçtiğini ve şimdiki belediye yönetiminde çok sayıda kaçak inşaat tespit ettiğini, inşaatlara belediye izni ve ruhsatla ilgili tabela konulması zorunluluğunun yerine getirilmesinde ve denetlenmesinde belediyenin yeterli titizlik göstermediğini ve şikayet halinde belli belirsiz, okunması ve görülmesi güç küçük karton parçalarıyla işin geçiştirildiğini söylemiştir.

Ferruh Ertürk’ün söyledikleri:
Ferruh Ertürk Adalar’ın başka hiçbir yere benzemeyen özellikleri olduğuna ve Ada sorunlarının bu özellikleri açısından ele alınması gerektiğine değindi. Adalar’ın sorunları İstanbul’un herhangi bir ilçesinin sorunlarına benzemez, Adalar’ın geçmişiyle çok büyük bir ayrıcalığı olduğunu ve bu nedenle de İstanbul’la bütünleştirilerek çözüm aranmaması gerektiğine değindi.

Kent Konseyi’nin son derece önemli bir organ olduğunu ve özellikle yasada yapılan değişiklikle Kent Konseyi’ne belediye başkanının müdahelesinin ortadan kalktığını ve somut konularda yapılacak nitelikli çalışmalarla birçok sorunun üstesinden gelinebileceğini belirtti. Örneğin şu anda gündemde olan 1/1000’lik planların takibinin önemi üzerinde durdu.

Ömer Aykul’un “eşik” meselesine değinen Ferruh Ertürk bugüne kadar Adalar’da durum tespiti konusunda birçok girişim yapılmış olduğunu ama ciddi bir sonuç alınamadığını oysa bu meselenin son derece önemli ve Ada sorunlarının çözümünde can alıcı olduğunu belirtti.

Ses kirliliği konusunda söz alan Semiha Baltacı belediye anonslarının hiçbir şekilde
azalmadığını aksine eskisine oranla daha da arttığını belirtmiştir.

Yorum ve sonuçlar:
Motorlu ve akülü araçlar ve bisiklet ve faytonlar da dahil olmak üzere belediye ve kaymakamlığa daha fazla baskı yapılmalı, şu andaki durumun olumsuzluğu teşhir edilmeli ve savcılığa yapılan suç duyurusu yeterli olmazsa dava açılması gerekmektedir. Diğer sorunların halledilmesi konusunda olduğu gibi hukuk mücadelesi ve bu mücadelede özellikle idari hukuk konusunda uzman avukatların yardımı çok önemlidir.

Kamu hizmetine tahsis edilmiş araçların özel amaçlı kullanılmamasını sağlamak için bu konuya valiliğin dikkati çekilmelidir. Savcılığın bu konuda harekete geçmesi sağlanmalıdır.

Motorlu araçların kullanımı Koruma Kurulu kararlarında da sık sık yinelendiği gibi mümkün olduğunca azaltılmalı, olabildiğince patlamalı ya da benzinli motorlu araçlar yerine akülü araçların kullanımı teşvik edilmeli ve sağlanmalıdır. Adalar Belediyesi dahil kamu kuruluşları bir iki küçük akülü çöp arabası dışında bu konuya henüz gereken hasasiyetle yaklaşmamıştır.

Avukat Ömer Aykul’un dikkati çektiği “eşik” konusu son derece önemli bir konudur ve yapılacak mücadelede korumanın hangi temele dayanması gerektiğiyle ilgilidir. Adalar’ın doğal ve kültürel yapısını belirleyen her konuda böyle bir çalışmanın yapılması gerekmektedir.

Yapılan toplantıda sözü edilmeyen bazı konulara işaret etmek istiyorum. Dernek üyeleri burada sözü edilen konular dışında unutulmuş olanları ve özellikle ilgilendikleri konuda çalışmaya hazır olduklarını bildirsin lütfen.

Flora – bitki örtüsü:
Konusunda yanlış budama Adalar’da ormanların sağlıksızlığı, ekilen yeni fidanların doğru olup olmadığının incelenmesi gerekiyor.

Kıyılar:
Kıyı yasalarına uygunluk, kıyılara yapılan kaçak inşaatlar, kıyıların peysajı incelenmeli.

LİDO inşaatıyla ilgili olarak dernek Mimarlar Odası ve Koruma Kurulu ve Belediye izni üzerinden yapılacak inşaatın yasalara uygunluğunu takipte kararlıdır. Arif Atılgan bu konuda ADALAR POSTASI’nda da yayınlanan bir açıklamasında şöyle demektedir:
“Endişem bu sahile [Lido Oteli’nin yerine] inşa edilecek olan binanın Büyükada’ya, Kadıköy’ün Mühürdar Sahili’ndeki Corner Oteli’nin etkisini vereceğidir. Diğer yandan bu konuya Kartal MİA ile Prens Adaları’nın yavaş yavaş ilişkilendirilmesi olarak bakıldığında ise çok yakın bir tarihte Adalar’ın görüntüsünün tamamen değişeceği belli olmaktadır…”
(http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/07/4-2452.html)

Kartal MİA ve Adalar’a yüklenen işlevler:
Büyükada’nın konferans, Heybeliada’nın sağlık, Burgazada’nın kültür, Kınalıada’nın spor ağırlıklı olarak planlanmış olduğu söyleniyor. Bu plan Adalar’ı turizm bölgesi haline getirmekle ilgili yanlış bir plandır ve bundan vazgeçilmesi gerekir. Bu konu üzerinde ayrıca çalışmak gerekiyor. Adalar ilçesinin Kartal ilçesine bağlanması konusunda gelinmiş olunan entegrasyondan da (sağlık hizmetleri, mezarlıklar müdürlükleri, kadastro, itfaiye) vazgeçilmesi gerekiyor. Adalar ilçesi her bakımdan farklı bir yapıda olduğu için temel belediye hizmetlerinde de farklı ve özerk bir yapıda olması gerekir.

Derneğin bundan sonra yapması gereken şey bu toplantı ve tartışmalardan çıkarılan sonuçları somut öneri ve gerektiğinde somut mücadele şekillerine dönüştürmesidir.

Selamlar,
Arif Çağlar
(İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği)

Not:
Kent konularıyla ilgili birçok tanım ve yasayı aşağıdaki internet adresinde bulabilirsiniz:
http://kentli.org

………………………………………………….2

From: CELAL KARACA
Subject: Kumsalı el birliği ile temiz bir ortama sokalım…
Date: July 22, 2010 12:25:34 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com


Sevgili Ahmet Kardeşim,
Yazını ve resimlerini ilgiyle okudum ve izledim… Tek kelime ile haklısın… Bu bir rezalet, buna dur demek gerek… Gelen insanların ne adaya faydası var ne de etraflarına hepten zarar vermek üzere geliyorlar… Bunlara tuttuğum köpek balıklarını canlı canlı oraya bırakacağım… Belki burada köpek balığı var diye laf çıkar da biraz olsun caydırıcı olur…

Sevgili arkadaşım David evinin balkonundan bu manzarayı gördüğünde çok şaşırmış ve aralarında yer kavgalarını anlatırken yok daha neler demiştim… Fakat bu resimleri görünce tek kelimeyle …uhhh olsun…

Bu insanların pisliklerini temizlenmesi için Belediye para harcıyorsa bu paraların bir girdisini sağlaması gerekiyor. Bunun için Adaya ayakbastı parası almak veya buradan denize girmeyin, şuradan girin mi demek gerek anlamıyorum… Ada esnafına da alış veriş yaparak para da bırakmıyorlar…

İpini koparan adaya rahatlamaya geliyor… Ada da oturanlarda kafayı yiyorlar…

Cumartesi ve Pazar günleri Kumsal sahillerini Belediye olarak kapat… Plajlara yöneltilsin… Böylece biraz daha organize olur bu insanlar… Allah göstermesin boğulmalar olduğunda bu insanları kim kurtaracak… Yazık değil mi?

Kumsaldaki Liman kısmında da aynı manzara var… Bir de tuvaletlerini ağaç diplerine ve bahçelere yapmalarına bir çare kim bulacak bilmiyorum…

Ayrıca teknelerin üzerine sönmemiş sigara fırlatıyorlar “onların içinde benzin olduğunu ve yanıcı bir madde olduğundan haberdar değiller” bir gün yangın çıkarsa Büyükada kuvvetli bir poyrazda tamamen biter…

Biriler bunları görüyordur… Ama çabuk hareket etmelerinde yarar var…

Celal Karaca

………………………………………………….3

From: TALİN ETYEMEZ
Subject: klasik piyano – konser
Date: July 22, 2010 7:56:35 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

24 Temmuz Cumartesi gecesi, saat 21:00’de Adalar Kültür Derneği, Çınar Meydanı’nda Marietta Khachatryan ve 14 öğrencisinin sunacağı konsere tüm Adalılar davetlidir.

Program akışı ekteki gibidir.

Aksel Akmercan 1- Clementi : Valse en Forme de Rondeau
2- Glinka : Polka

Ari Barsamyan 1- Beyer : 64 (4 el) eşlik; Aksel Akmercan
2- Beyer : 100

Daniel Tavit 1- Beyer : 58, 59, 66

Lusine Tavit 1- Beyer : 52 Chopsticks Traditional

Julia Tavit 1- Beyer : 64, 30, 23

Aksel Çelikkol 1- Chopin : Mazurka G Minor
2- C. Norton : Prelude VI
3- Beethoven : Fur Elize
4- Bertini : Etude III

Artun Özbülbül 1- Beyer : 50, 58

Lorina Tekir 1- P. Wedwood : Saturday Shuffle
2- L. Chamberlain : Baby Bossanova
3- J. F. Burgmüller : Arabesque
4- T. Oesten : Dolly’s Dreaming and Awakening

Kami Sirop 1- Haugn : Minuet in C
2- Rowcroft : Rhapsody
3- Hedges : Pony Ride

Naira Sirop 1- Schumann : The Wild Horseman

Tanya Menzilcioğlu 1- A. Mozart : Fantasia d-moll
2- L.V. Beethoven : Sonata op. 13 Pathetique

Ayk Çiçekoğlu 1- Beyer : 50

Natali Palakoğlu 1- A. Khachaturyan : Andante
2- Beethoven : Turkish March
3- P. İ. Tchaikovsky : March from the Nutcracker

Şant Esmer 1- Beethoven : 8 Sonata
2- S. Joplin : Maple Leaf Rag
3- Şant Esmer : 8 Beste
4- F. Chopin : Nocturne C – moll
5- A. Khachaturyan : Kılıç Dansı (4 el) eşlik: Aksel Çelikkol

………………………………………………….4

http://www.adalarmuzesi.org/cms/index.php/sergiler/guncel-gecici-sergiler/ada-sahillerinde-bekliyorum


Müzenin İlk Geçici Sergisi: “Ada Sahillerinde Bekliyorum”

Küratörlüğünü Gökhan Akçura’nın yaptığı sergide, Adalar’ın yakın tarihinde gündelik yaşamın izleri, renkli bir anlatı, görsel malzeme ve objelerle desteklenerek sunuluyor. Serginin bölümleri şöyle: Adalar’a nasıl gelinir; Nasıl gezilir; Nerelerde kalınır; Nerelerden denize girilir; Ne yenir ne içilir; Nasıl eğlenilir; Nasıl dedikodu yapılır? Sergi Adaların 75 yıl öncesinde günlük yaşamına uzanıyor. Sergi başlangıç noktası olarak 1934 yılında Adalar’ı mamur etmeye karar verilerek kurulmuş olan “Adaları Güzelleştirme Cemiyeti” çalışmalarını esas alıyor. Adaların plajlarını, otellerini, ulaşım araçlarını daha yetkin bir hale getirmek için yola koyulan Cemiyet o zamanlar çok önemli bir sorun olan Adaların suya kavuşması için çabalarken bir yandan da daha fazla insanın Adalar’ı ziyaret etmesi için eğlence ağırlıklı etkinlikleri de ihmal etmedi. İstanbul Şehir Tiyatrosu sanatçılarının katılımıyla Rey Kardeşler’in özel olarak yazdığı Adalar Revüsü, Anadolu Kulübü’nde sahnelendi. Eşek yarışları, Çiçek Bayramları, deniz şenlikleri düzenlenerek Adalar daha neşeli bir hale getirilmeye çalışıldı.

Sergi, esas olarak bu çizgide yürümekle birlikte, ele aldığı konuların öncesi ve sonrasıyla ilgili bilgileri de gözden geçiriyor. Adanın iskelelerinin, plajlarının, otellerinin, gazinolarının, gece mekanlarının tarihine keyifli bir yolculuk yapmamızı sağlıyor.




………………………………………………….5

Cumhuriyet 29.05.2010

Yöneticilerinin sahte faturadan yargılandığı dava 22 Temmuz’da

Anadolu Kulübü davalı

İstanbul Haber Servisi – Atatürk’ün istemiyle kurulan Anadolu Kulübü yöneticilerinin sahte fatura davası, kulüp üyelerinin tepkisini çekiyor. Üyeler, kulübün istismar edildiğini düşünüyorlar. Kulüp başkanı ve eski şube müdürünün birbirlerini suçladıkları eylemlere ilişkin yargılama, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

Kulüpteki yolsuzluk iddiaları ilk olarak 13 Ocak 2009’da eski yöneticiler Abdulhalim Aras ve Erkan Kemaloğlu’nun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları başvuruyla yargıya taşındı. Kulübün üyeleri Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu ile AKP Ankara Milletvekili Mehmet Zekai Özcan, yönetim kurulu üyesi AKP Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın da bulunduğu 15 yönetici ve çalışan hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, kulübün Büyükada Şubesi’nde toplam 48 adet sahte fatura kullanıldığının anlaşıldığı belirtildi. Sanıkların 7’şer yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırılmaları istenen dava 22 Temmuz’de başlayacak.

Üyeler üzgün

Kulübe başkanlık yapan Metin Cizreli, “Naylon faturaları, üstlerindeki imzalarla mahkemeye sunduk. Ankara’da görev yapıyorum, sahte faturalar İstanbul’daki Büyükada Şubesi’nde 2005’te alınmış” dedi.

………………………………………………….6

Milliyet, 22.7.2010

http://sanat.milliyet.com.tr/adada-festival-baska-olur-/kultur/haberdetayarsiv/22.07.2010/1266878/default.htm

Adada festival başka olur!

“İstanbul’un Avrupalı Kardeşleri” – İstanbul Adalar Kültür ve Sanat Festivali 30 Temmuz 2010, Cuma günü başlıyor!

“İstanbul’un Avrupalı Kardeşleri” – 1. İstanbul Adalar Kültür ve Sanat Festivali, 30 Temmuz 2010, Cuma günü saat 13:00’ten itibaren Büyükada’nın farklı mekânlarında gerçekleştirilecek etkinliklerle kapılarını sanatseverlere açacak. Prens Adaları’nın ilk festivali olma özelliği taşıyan organizasyon; 1 Ağustos 2010, Pazar gününe dek birbirinden renkli etkinliklerle devam edecek.

Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Sivriada, Yassıada, Kaşıkadası ve Tavşan Adası adlı 9 adadan oluşan İstanbul’un Prens Adaları; ilk defa düzenlenen “İstanbul’un Avrupalı Kardeşleri” – 1. İstanbul Adalar Kültür ve Sanat Festivali ile tüm adalar halkını ve yerli-yabancı turistleri Büyükada’ya davet ediyor.

Adaları sanatla buluşturmak, İstanbullulara ve yerli-yabancı turistlere şehrin hemen yakınında günlük koşuşturmadan uzaklaşma imkânı sunmak, adaların köklü bir tarihsel gelenek içinde oluşturduğu kültürel yapısını tanıtmak amacıyla gerçekleştirilen festival, bu yılki teması çerçevesinde İstanbul Yunanistan Konsolosluğu destekleriyle, Yunanistan’ın kentlerinden bir olan Orestiada şehrinden gelecek olan sanatçıların katılımlarıyla düzenleniyor.

Ana mekân olarak, Büyükada Vapur İskelesi ve Deniz Otobüsü İskelesi’nin önündeki büyük alanın kullanılacağı ve bunun yanında adanın birçok mekânının da değerlendirileceği “İstanbul’un Avrupalı Kardeşleri” – 1. İstanbul Adalar Kültür ve Sanat Festivali kapsamında; müzik, edebiyat, resim, fotoğraf, sahne ve gösteri sanatları ücretsiz olarak sanatseverlere sunulacak.

Geçmişte adalarda yaşayan ve halen yaşamakta olan çeşitli kültürlerin yeme- içme, sanat, inanış, eğlence anlayışlarından yola çıkarak birbirlerini tanımaları ve kendilerini ifade edebilmeleri için oluşturulan programda, Orestiada’dan gelen 30 kişilik “Laogrifiko Musio Orestiadas” müzik, koro ve dans grubu; Berk Özbek, Çelik Kasapoğlu, Dünya Kızılçay’dan “Üç Tenor” konseri; Tekfen Filarmoni Solistleri “Üç Denizin Solistleri” konseri; Buzuki Orhan Osman konseri; Apostrophe Rock Grubu konseri ile TRT İstanbul Hafif Müzik ve Caz Orkestrası konseri sunulan müzik etkinlikleri olarak yer alıyor.

Konserlerin yanı sıra, Nikos Manginas Fotoğraf Sergisi, “Adalar ve Edebiyat” konulu söyleşiler, “Resmin Şiiri” konulu Devrim Erbil söyleşisi, Büyükada’nın mimari mirasını tanıtan bahçe gezisi, fayton turu, çocuk etkinlikleri, “Tatavla Keyfi” müzik grubu ile İstinpoli Dans Grubu gösterisi ve kardeş şehir Orestiada yemekleri ile ada yemeklerinin sunulacağı Gastronomi etkinliği de “İstanbul’un Avrupalı Kardeşleri” – 1. İstanbul Adalar Kültür ve Sanat Festivali kapsamında, tüm ada ziyaretçilerinin katılımını bekliyor.

………………………………………………….7

Kinaliada.net, 9.1.2009
Mihalis Şişko

Mihal Sisko’nun Kinaliada Hatiralari – #7

Uskumru ve Ciroz…

Foto: Selcuk Aral ©

Sevgili Kinaliada’lilar, Yazlikcilar, Günübirlikciler !

Ülkemizde uskumrular kis aylarini yumurtlamak icin Marmara’da gecirirler yaza dogru Karadeniz’e göc etmeye baslarlar. Günümüzden 60-70 sene önceleri Marmara’da uskumru baliginin cok bol oldugu zamanlardi.

Yakalanan baliklarin icleri temizlendikten sonra tuzlanir ve 12 saat bekletilirdi. Daha sonra bir süzgecle güzelce yikandiktan sonra iplere dizilerek günes altinda kurutulurdu.

Nisan ve Mayis aylarinda Adanin yan tarafindan baslayarak arkalara dogru (en cok günes alan taraf) olan kisimlarda sergiler kurulur ve uskumrular kurutularak ciroz yapilirdi.

Bu sekilde sahilboyu kurutulan cirozlar Ada’nin görünüsünün degismez bir parcasi, aksesuari ve ayni zamanda yazin gelisinin müjdecisiydi.

Bu isin erbabi simdileri yeni tabirle Roman dedigimiz cingenelerdi. Adanin arkasina cadirlarini kurar, bütün aile cümbür cemaat ise koyulurlardi. O zamanin parasiyla bir ciroz iki kurusa satilirdi.

Ne yazikki 50’li yillardan itibaren yakalanan uskumrularin azalmasiyla (Türkcesi baligin bitmesiyle) ciroz’da her gecen gün daha az yapilmaya basladi. Artik eski Istanbulda cok yaygin olarak, sofralardan eksik olmayan ciroz salatasi, günümüzde cok seyrek görülebilir bir hale geldi.

Sevgili Okurlar, gelecek yazimda bulusmak üzere, bu yazimi, bugün de burada noktaliyorum.

Mihal Sisko

NOT: Bu yazi daha önce Ada Gazetesinde yayinlanmistir.

Foto: Selcuk Aral ©


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: