Gönderen: adalarpostasi | 17 Temmuz 2010

ADALAR POSTASI-2463: marmara denizi kaldıramayacağı kadar yoğun bir kirlilik baskısıyla karşı karşıyadır…

Büyükada’da…

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

2 Haziran 1902 Pazartesi Büyükada’da kurulması düşünülen Rum Eytamhanesi’ne daha önceden de izin verildiğinin Sadaret’e arzına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, Temmuz 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

17 Temmuz 2010 Cumartesi
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
23/31ºC
% 65/96 nem
Poyraz, KD 23km/sa
Gündoğuşu 05:45… Günbatışı 20:33…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Canterbury Bell Fairy.

* * *

1- Emre Özkanlar: “Belediye’nin, halka açık yerlerde hiçbir hizmet vermeden para istemesini geçtiğimiz haftalarda eleştirdik. Kınalıada’da sahil yolunu, Heybeliada’da Çam Limanı’nı çitle çevirip insanlara şezlong, şemsiye, kabin vermeden ücret toplamak istemesi yanlış bir davranıştı. Ancak…”

2- Levent Artüz: “Yapılan çalışmaların ön değerlendirmesine göre ne yazıktır ki Marmara Denizi genelinde tarafımızdan ölçülen parametrelere bağlı ciddi ve gerçek anlamda önlem alınmasını gerektiren vahim bir durumla karşılaşılmıştır. Marmara Denizi kaldıramayacağı kadar yoğun bir kirlilik baskısıyla karşı karşıyadır…”

3- Mustafa Rafi: “Sağlık Bakanlığı’nın Büyükada Devlet Hatahanesi’nin sorunlarını ciddi olarak ele alıp, küçük de olsa tam teşekküllü hastahane durumuna getirmek için acilen tedbir alması gerekmektedir…”

4- Erkan Emiroğlu: “30 Temmuz-01 Ağustos 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan Adalar Festivali’yle ilgili biraz bilgi edinmek istiyorum. Festivalde düzenlenecek olan etkinliklerin saat ve mekânlarını nereden öğrenebilirim? Bununla ilgili internette herhangi bir bilgiye raslayamadım…”

5- 31 Temmuz Büyükada Vapur İskelesi, 18:30! Adalar Müzesi’nin açılış etkinlikleri 40 gün 40 gece boyunca bir şenlik havasında sürecek. Konserler, yarışmalar, belgesel film gösterileri, söyleşiler ve diğer aktiviteler bu süre boyunca Adalar’ı bir kültür ve sanat merkezi haline getirecek…

6- İsmail Baysal: “Saat Meydanı’ndan geçenlerin merakla bakıp da “Bursa ile Ada’nın ne alâkası var, yoksa Adalılar da Bursalı mı?” diye düşünüp soranları var. Ancak işin aslı şudur ki…”

7- Özden Toker-Mustafa Farsakoğlu: “Lozan Barış Konferansı ve Antlaşması’nın 87. yıldönümü etkinliklerinde sizi de aramızda görmekten onur duyacağız…”

8- Mihal Şişko: “Hristos Manastırı’nda her yılın 6 Ağustos’unda Üzüm Yortusu (Bayramı) gelenek olarak Rum-Ortodoks Patriği Sayın Bartelomeos’un da katılımlarıyla büyük bir ayinle kutlanır…”

ADALAR POSTASI’nın 2463. sayısında…

)O(

………………………………………………….1

From: EMRE ÖZKANLAR
Subject: Adalardaki kaçak plajlar
Date: July 16, 2010 3:09:32 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com
Cc: mustafafarsakoglu@adalar.bel.tr, belediye@adalar.bel.tr

Milliyet gazetesindeki haberden
(http://www.milliyet.com.tr/plajlar-yerlebir/guncel/haberdetayarsiv/16.07.2010/1264199/default.htm)
ADALAR POSTASI vasıtasıyla haberim oldu.

Belediye’nin, halka açık yerlerde hiçbir hizmet vermeden para istemesini geçtiğimiz haftalarda eleştirdik. Kınalıada’da sahil yolunu, Heybeliada’da Çam Limanı’nı çitle çevirip insanlara şezlong, şemsiye, kabin vermeden ücret toplamak istemesi yanlış bir davranıştı.

Ancak… Bu haberle kaçak olarak sahilleri parsellemiş olan işgalcilerin de sahillerden atılacağını öğrenmek doğrusunu söylemek gerekirse beni çok sevindirdi.

Zamanında bir şekilde Ada’ya yerleşerek, boş buldukları bir sahile çöreklenip oraya kulübe koyarak insanlardan para toplanılması yıllardır kanayan bir yara.

Heybeliada’dan örnek vereyim… Kablo, Akvaryum, Alman Koyu gibi koylarımız mevcut. Buraya yerleşip zapt eden insanlar var.
Sizden para istediklerinde karşı çıkarsanız başınızın belayı girmesi çok olası bir durum.

O bölgeyi işletmek için kimden izin aldıkları kime vergi verdikleri meçhul!

Bu yüzden Belediye’nin bu kararı beni çok sevindirdi.

İnşallah kararlı bir şekilde bu kararın arkasında dururlar ve işgalciler de gider.

………………………………………………….2

From: CELAL KARACA
Subject: Marmara’da salya salgını inanılmaz boyutta…
Date: July 16, 2010 12:22:17 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com>

Marmara’da salya salgını inanılmaz boyutta…


Bunun nedenlerinden biri ARITMA yetersizliğidir… Adalar’da (Büyükada, Heybeli, Kınalı, Burgaz, Sedef gibi) dağınık yüzeyden akan kanalizasyonlar, hiçbir arıtmaya tabi olmadan, kıyıdan belli bir açıklığa verildi. Nasıl olsa göz görmüyor gibisinden… Balıkların esas yaşam alanı olan 20-50 mt. derinlikteki etkisi facia oldu. Bu işin ekonomik boyutuna bir şey diyemeyiz. Bize göre Adalar’ın tüm kanalizasyonu bir yerde birleşip kıyıya en yakın noktadan (Anadolu sahil şeridinde toplanmalı, diğer kolektörlere bağlanmalı. ANCAK: İstanbul Boğazı’nın dip akıntısına (57 mt. derinliğe) verilen, dip akıntısı Karadeniz’e götürür diye düşünülen —sadece katı atık tutulan— arıtılmadan verilmesi bütün balıklarımızın yatak ve geçiş yaptığı İstanbul Boğazı’nın kışı bu derinliklerde geçirmek isteyen balıklar açısından şelale gibi toplu halde gelen pis su, denizdeki canlılar için tam bir FACİADIR. Teknolojik parasal boyutuna bir şey diyemeyiz ama doğru olduğunu düşündüğümüz kıyılardaki tüm fabrikalar dahil tüm atık sular (BAHÇE SULUYABİLECEK HALE GELDİKTEN SONRA bazı devre mülkler, oteller gibi) Karadeniz’in İstanbul Boğazı’na en yakın derinliği 2000 mt. olan yere verilmelidir. 2 km’de açığa doğalgaz borusunun geçtiği gibi verilirse herhalde bu sorun kısmen çözüme kavuşur. Arıtmalar hiçbir şekilde Marmara’da dibe verilmemelidir. TV’de, Marmara’daki fay hattı görüntüleri verilirken 1300 mt. derinlikte fay kırığının yanında kameraya yansıyan balıkları gördüğümüze göre demek ki o derinlikte bile oksijen var. Bu iş ancak o zaman belli ölçüde bir kerede düzene girer.

* * *

Denizlerdeki salya sorununun nedeni denizlere verilen kirliliktir. Marmara Denizi’ne “derin deşarj” adı altında tüm pislikler Marmara Denizi’nin dibine basılmaktadır.

Derin deşarj yöntemiyle evsel ve endüstriyel atıkların dip akıntıları sayesinde kaybolacağını düşündüler ama yanıldılar. Çünkü verilen atık su miktarı çok yüksek, bu da denizde salya oluşumunu artırıyor. Marmara bu konuda can çekişiyor. Salya sorunu çok basit bir hadise değildir. Bu sorunun reel çözümüne bakılacak olursa, Karadeniz’den Marmara’ya kadar olan tüm ülkelerin atıksularının ileri biyolojik arıtmaya tabi tutulması gerekmektedir.

Derin deşarj metodu Marmara denizinin dip yapısını mahvetti. Pislik yığıldı. Balık bu pisliğin içine yumurta dökse ne olacak?
2 yıl kadar önce Levent Artüz, Marmara denizinde yaptığı çalışma sonuçlarının İBB Başkanı Kadir Topbaşa aktarınca belediye ileri biyolojik arıtma tesisi yapmaya başladı.

Ancak yapılan ileri biyolojik arıtma tesisi de 1,5 milyon kişinin atık sularını arıtmaya yönelik. Bu tesis tamamlansa bile İstanbul’un atık sularının sadece %10’u gerçek anlamda arıtılabilecek.

Marmara’nın kendi pisliğinden kurtulması için bu arıtma tesislerinin de en az 10 adet yapılması gerekli bu da büyük maliyet.
Ancak bunun yanı sıra kirlilikle mücadelede bazı biyolojik sistemler de var. Sorunun çözümü buradan geçiyor. Yani Büyükşehir Belediyesi’nden daha fazla ileri biyolojik arıtma tesisini yapması için destek vermesini belirtmek lâzım. Yoksa bu sorun sonsuza kadar devam eder.

* * *

Marmara Denizi’nde, “2008 Yaz Dönemi Oşinografik Değişimlerin İzlenmesi ve Etkileri” Projesi’nin yaz ayağı çalışmasının 1. bölümünü oluşturan ve geçtiğimiz sezon kamuoyuna “salya” veya “denizde beyaz köpüklenme” olarak yansıyan olgunun olası sonuçlarının izlendiği periyot 02 Temmuz 2008 tarihinde başlatılmış, çalışma ve etütler 22 Temmuz 2008 tarihine kadar sürdürülmüştür.

MAREM projesinin tüm Marmara Denizi çalışması ise 1 Ağustos 2008 günü başlatılmış ve 14 Ağustos 2008 günü fiilen sonlandırılmıştır.

Buna göre:
1- Marmara Denizi’nde geçtiğimiz dönem oluşan ve balıkçıların “salya” adını verdikleri bitkisel plankton patlamasına bağlı musilaj agregat yapının Marmara Denizine çok ciddi zararlar verdiği sonucuna varılmıştır;
a- Söz konusu yapının çökerek özellikle midye, istiridye, yumuşak mercanlar gibi yer değiştiremeyen canlıları neredeyse tümü ile yok ettiği,
b- Bu yok oluşa bağlı olarak Marmara Denizi’nin dip yapısında köklü bir değişimin gerçekleştiği ve buna bağlı olarak deniz yıldızı, deniz kestanesi, deniz hıyarı gibi derisidikenlilerde anormal artışların yaşandığı,
c- Değişim kapsamında ekonomik öneme sahip “yerli” olarak nitelendirilebilecek türlerin neredeyse tamamen yok oldukları,
d- Tür çeşitliliğinin vahim ölçülerde tahribata uğradığı,

2- Salya oluşumunun tüm Marmara Denizi genelinde 20m derinlikte ve 10-15m kalınlıkta bir tabaka olarak mevcut bulunduğu ve bu tabakanın birçok noktada yeni oluşan materyalden olduğu,

3- Salya oluşumu ve geçen sezon oluşmuş salyanın efektlerinin yanı sıra; tür çeşitliliğinin azalmasına bağlı olarak mevcut türlerin fert adetlerindeki artışın tipik bir göstergesi şeklinde taraklı medüzlerde (kay-kay) çok ciddi patlamalar şeklinde artışlar tespit edilmiştir.

4- “Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi” MAREM projesi kapsamında, Marmara Denizi’nin başta en önemli gösterge olan suda erimiş oksijen değerlerinde geçmiş seneler baz alındığında çok düşük, hatta sıfıra yakın değerlere rastlanmıştır,

5- Marmara Denizi’nin alt su tabakasında sürekli 14,2°C ortalama değere sahip Akdeniz kökenli su kütlesinin sıcaklığının ortalama değerinin 14,8-15,0°C yükseldiği saptanmıştır,

6- Özellikle 1000m derinliğin altında yürütülen çalışmalarda 9 adet Marmara Denizi için yeni ve 1 adet de tamamen yeni bir türe rastlanmıştır. Tahminimiz, halihazırda süren örneklerin tasnif ve değerlendirme çalışmaları bittiğinde, bu sayının özellikle mikroskobik formlar ve 1000m derinliğin altında alınan çamur numunelerinde artacağı yönündedir.

7- Proje kapsamında yapılan ölçümlerde, özellikle Marmara Denizi’nin doğu kesiminde besleyici materyalde ciddi artışlar tespit edilmiş, ancak ön çalışmalara göre bitkisel plankton tür çeşitliliği ve genel toplam miktarlarında ciddi düşüşler saptanmıştır. Bu da Marmara Denizi’nin birincil üretime bağlı olarak ciddi bir verim düşüklüğü göstereceğinin anlamlı bir sinyali olarak algılanmalıdır.

8- Marmara Denizi genelinde, geçmiş senelere oranla ciddi bir bulanıklılık saptanmıştır. İlk bulgulara bulanıklılığın başlıca nedeni olarak askıda partiküller (sarı madde) saptanmıştır.

9- Marmara Denizi batısında, Karabiga Burnu – Şahmelek Limanı’ndaki fok mağaralarında her şeye rağmen hayatiyetin devam ettiği saptanmış, 2 adet Akdeniz foku (Monachus monachus) görsel olarak tespit edilmiş, (teknik imkanlar ve tecrübeli personel olmadığından görüntü alınamamış) Doğanaslan Bankı – Kazanağzı mevkiinde ise son kalan Marmara Denizi deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) bütün olumsuzluklara rağmen soyunun tükenmediği saptanmıştır.

Sonuç:
Yapılan çalışmaların ön değerlendirmesine göre; ne yazıktır ki Marmara Denizi genelinde tarafımızdan ölçülen parametrelere bağlı ciddi ve gerçek anlamda önlem alınmasını gerektiren vahim bir durum ile karşılaşılmıştır. Marmara Denizi kaldıramayacağı kadar yoğun bir kirlilik baskısı ile karşı karşıyadır. Zaten gecikmiş olan önlemlerin ivedilikle, belki de bir afet bölgesi statüsü içinde, bir an evvel devreye sokulması gerekmektedir.

* * *

Bu yazılar Balıkçı Forumu’dan http://www.balikcilar.net/showthread.php?t=12756 alınmıştır…

Celal Karaca

………………………………………………….3

From: MUSTAFA RAFİ
Subject: Adalar acilde ilk müdehale
Date: July 17, 2010 1:18:41 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com


Büyükada’da bisikletten düşen çocuğa, röntgen çekildildikten sonra “bileği kırık” teşhisi konulup hiçbir şey yapılmadan, sargı askıya alınmadan, annesinin kolunda dayanarak karşıya ağrılar içinde yollanırken; Uganda’da bile olması mümkün olmayan müdahalede çocuğun annesi babası resim çektirmekten çekindikleri için resim arkadan gizlice çekilmiştir. Babası ise ilgili hastahaneyle cep telefonundan bağlantı kurup yaya olarak vapura yürüyerek ulaştılar. Daha birçok sorunların yaşandığı hastahane S.O.S vermekte olup bul hal vaziyette ‘Adalar Devlet Hastahanesi’ tabelasının herhalde ‘Sağlık Ocağı’ olarak değiştirilmesi gerekir. Özellikle her yaz 8-10 kişinin bisikletten düşerek öldüğü söylenen ve diğer kısımlarında kardiyoloji vs. gibi hayati ünitelerin olmadığı, yetersiz olduğu sözde hastahanenin, Sağlık Bakanlığı’nın Büyükada Devlet Hatahanesi’nin sorunlarını ciddi olarak ele alıp, küçük de olsa tam teşekküllü hastahane durumuna getirmeleri için acilen tedbir almaları gerekir.

Adalılar adına

Av. Mustafa Rafi

………………………………………………….4

From: ERKAN EMİROĞLU
Subject: Adalar Festivali hakkinda
Date: July 17, 2010 9:35:39 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Değerli Yetkili,

30 Temmuz-01 Ağustos 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan Adalar Festivali’yle ilgili biraz bilgi edinmek istiyorum.

Festivalde düzenlenecek olan etkinliklerin saat ve mekân’larını nereden öğrenebilirim? Bununla ilgili internette herhangi bir bilgiye raslayamadım.

Bir de Büyükada’da çadır kampı var mı veya sahile çadır kurabilme imkânım var mı?

Konuyla ilgili bilgi verebilirseniz çok memnun olurum.

Herşey için çok teşekkür ederim.

İyi çalışmalar…

………………………………………………….5

From: ERENDİZ ÖZBAYOĞLU
Subject: E-posta gönderiliyor: 31_temmuz_acilis_basin_bulteni.doc
Date: July 16, 2010 8:37:46 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BASIN BÜLTENİ

İstanbul ilk kent müzesine kavuşuyor,
Adalar Müzesi açılıyor!

40 gün 40 gece sürecek açılış etkinlikleri İstanbul’un kültür ve sanat dünyasına taze bir soluk getiriyor!

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın katkılarıyla çalışmaları yürütülen İstanbul’un ilk çağdaş kent müzesi olan “Adalar Müzesi”, İstanbulluları şenlikli bir merhabayla selâmlayacak. 31 Temmuz Büyükada Vapur İskelesi, 18:30!

Adalar Müzesi’nin açılış etkinlikleri 40 gün 40 gece boyunca bir şenlik havasında sürecek. Konserler, yarışmalar, belgesel film gösterileri, söyleşiler ve diğer aktiviteler bu süre boyunca Adalar’ı bir kültür ve sanat merkezi haline getirecek. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında hayat bulacak olan müzenin kronolojik ve tematik bölümlerini kapsayan Müze Aya Nikola Hangar’ın açılışı ise 10 Eylül’de Büyükada’da gerçekleştirilecek. Müzenin bu bölümünde ziyaretçiler 600 milyon yıl öncesinden 2010’a dek uzanan bir hikâyeye tanıklık etme fırsatı bulacak.

Müzenin ilk geçici sergisi “Ada Sahillerinde Bekliyorum” ve kalıcı bölüm sergilerinden “Adalılar” sergisinin açılışları, 31 Temmuz Cumartesi günü Büyükada Çınar mevkiindeki müze alanında gerçekleşecek.

800 metrekarelik geniş bir alana yayılan sergiler, ücretsiz olarak gezilebilecek. Müzenin ilk iskele sergisi de, aynı gün Büyükada Vapur İskelesi’nde açılacak.

Kuruluş çalışmaları 2009 yılı Şubat ayında Adalar Vakfı koordinasyonunda başlayan Adalar Müzesi, 50’den fazla uzmanın yanı sıra bizzat Adalıların katkı ve desteğinin izlerini taşıyor. Başta Adalıların fotoğraf albümleri, anıları, sandıklarında sakladıkları, şarkıları, 8 mm’lik filmleri olmak üzere çeşitli kaynaklardan 20 binin üzerinde arşiv belgesi kapsamlı çalışmalar sonucunda Müze’nin koleksiyonuna kazandırılmış bulunuyor. Bu sayede Adalar, tarihlerinde ilk kez bir müze çatısı altında tüm renkleriyle ziyaretçilerle buluşacak.

Adalar Müzesi, Adalar’ın mimari mirasına ilişkin ayrıntılı bilgi veren dokunmatik ekranları, ziyaretçilerin kullanımına açık araştırma bilgisayarları ve 20 Temmuz’da açılacak olan web sitesiyle de ziyaretçilerine kapsamlı bir hizmet sunacak.

Tüm bunların yanı sıra “Ada Lezzet Turları” adı altında toplanan edebiyat durakları, bahçe tarihine ilişkin ziyaret noktaları, kültürel ve mimari miras durakları da ziyaretçilere Adalar’ın en keyifli yeme içme noktalarını kapsayan unutulmaz bir gezi yaşatmaya aday.

20 Temmuz 2010 tarihinden itibaren müzenin sergiler, etkinlikler, kütüphane, arşiv, koleksiyon, sözlü tarih video klipleri başta olmak üzere pek çok içeriğine www.adalarmuzesi.org adresindeki web sitesi üzerinden erişilebiliyor.

Editöre Not:
Açılış ve etkinlikler hakkında daha fazla bilgi için:
Adaevi Adalar Müzesi Proje Ofisi 0 216 382 5280 / 0 216 382 7686

Adalar Müzesi bir İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesidir; içerik ve müze planlama çalışmaları Proje Yöneticisi Deniz Koç koordinasyonunda Müze Küratoryal Kurulu, Danışman Uzmanlar ve Proje Ekibi tarafından yürütülmektedir.

Müze Küratöryal Kurulu: Eva Şarlak, Gökhan Akçura, Gündüz Vassaf, Halim Bulutoğlu, İhsan Bilgin, Korhan Atay, Murat Güvenç, Sadık Karamustafa, Suay Aksoy.

Danışman ve Uzmanlar: Ahmet Tanrıverdi, Akillas Milas, Alev Erkmen, Ali Rıza İşipek, Asnu Bilban Yalçın, Aydan Çelik, Aylin Öney Tan, Bülent Özden, Cengiz Zapçı, Cenk Yaltırak, Didem Özdarcan, Eda Yücesoy, Edhem Eldem, Elvan Altan Ergur, Erendiz Özbayoğlu, Hasan Kuruyazıcı, Hüsamettin Balkıs, İlay Örs, İrfan Dağdelen, Gürsan Ergil, Kevser Üstündağ, Mehmet Sakınç, Mehmet Özdoğan, Murat Belge, Naci Görür, Nemci Karul, Neslihan Balkıs, Orhan Erdenen, Orhan Şevki, Ruhi Ayangil, Serdar Özbay, Sevengül Sönmez, Sula Bozis, Uğraş Salman, Yüksel Dede.

Sergiler Tasarımı: Karamustafa Tasarım

Mimari Projeler: Sevim Ozan

Müzecilik Teknolojik Uygulamaları: Harikalar Kutusu

Proje Ekibi: Ayhan Albayrak, Deniz Balu, Eda Yiğit, Koray Kakaliçoğlu

Stajyerler: Duygu Atalay, Selnur Sarman, Sinejan Korkmaz

www.adalarmuzesi.org.tr
Adalar Müzesi, İstanbul Adaları’nın sosyal tarihini, bugününü ve geleceğini anlatan, sahip olduklarını biriktiren, koruyan ve yarına aktaran bir müzedir. Adalar’ın tarihini anlatan bir müze kurulması, yıllar süren bir hayalin ve emeğin sonucunda, Adalar Belediyesi ve Adalar Vakfı’nın işbirliğiyle, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı finansal desteğinde somutlaşmıştır. 7 Nisan 2009 tarihinde İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile Adalar Belediyesi, Adalar Kaymakamlığı ve Adalar Vakfı arasında imzalanan protokolle, Adalar Müzesi kuruluş çalışmalarına resmen başlanmıştır.

………………………………………………….6

From: İSMAİL BAYSAL
Subject: BU BAYRAK BURSASPOR MU? ADALAR SPOR MU?
Date: July 17, 2010 4:06:42 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com


Saat Meydanı’ndan geçenlerin bakıp da merakla “Bursa ile Ada’nın ne alâkası var, yoksa Adalılar da Bursalı mı?” diye düşünüp soranları var. Ancak işin aslı şudur ki ADALARSPOR, 2009-2010 yılı ikinci amatör futbol liginde namağlüp şampiyon olmuş ve birinci amatör lige çıkmıştır. Hiçbir maddi destek alamayan spor kulübümüzü Adalılar adına kutluyorum. Zannediyorum aceleden ve heyecandan bayrağa ADALARSPOR yazılması unutulmuş; olsun, biz biliyoruz, bilmeyenlere de söylüyoruz.


Bir zamanlar turnuvalar düzenleyip, orkestra kurup bedava konserler vererek eğlenceler düzenlediğimiz tarihi Tepeköy sahasının kapatılmasından (1981) sonra, 1982 yılında, yani 28 sene önce benim istediğim ve yerini önerdiğim, 1982 Adalar Belediye Şube Müdürü olarak görev yapan rahmetli Dz. Alb. Orhan Yalmaç’ın destekleriyle Hristosta’ki futbol sahasının yapımında, 6 ay hafriyatının başında bizzat durarak, kayaları kazıyarak, Adalar gençliğine kazandırmak için çalıştık.


Daha sonra rahmetli Recep Koç tarafından (tahmini 1987 yılında) çimlendirilip yağlı güreş turnuvası düzenlenmiş olup (50X100m) daha sonra kaderine terkedilmiş, hâlâ etrafı açık, hâlâ üstteki ahırın pislikleri dökülmekte ve her tarafı da açık olduğundan içinde atlar, inekler otlamaktadır.

Eski Galatasaraylı Kubilay Türkyılmaz’ın, “yapılırsa konum olarak Türkiyenin en güzel sahası olur,” dediği saha maalesef kaderine terkedilmiş durumda. Yazık çok yazık! İşte yönetimlerin, Belediyeler’in gençliğe, spora verdiği önem!



Adalar Spor Kulübü neden kendi sahasında top oynamasın, niçin çocuklar yollarda, sokak aralarında arabalar, kamyonlar arasında ezilme tehlikesi yaşaşınlar? Eskiden birinci ligde top oynayan 20 tane futbolcu vardı, şimdi nerdeyse hiç yok. Ada’nın bana göre müzeden önce kalıcı spor tesislerine ve temizliğe ihtiyacı vardır.

Birinci Amatör ligde mücadele edecek olan ‘sponsorsuz’ ADALARSPOR KULÜBÜ’ndeki KARDEŞLERİME YÜREKTEN BAŞARILAR DİLERİM.

İsmail Baysal

………………………………………………….7

http://www.adalar.bel.tr

………………………………………………….8

Kinaliada.net, 19.12.2008
Mihail Şişko

http://www.kinaliada.net/index.php?news-348

Mihal Sisko’nun Kinaliada Hatiralari – #2

Hritos Manastiri

Foto: Selcuk Aral ©

Sevgili Kinaliada’lilar, Yazlikcilar, Günübirlikciler !

Ilk olarak Adamizin tepesinde bulunan Manastir ve cevresinden baslayarak yola cikiyoruz.

Manastir yaklasik olarak 200 sene once insa edilmistir. Öyle fazla büyük bir yapi sayilmaz. Yillar boyunca sayisiz, pek cok güzel anilara tanik olmus, tarihi kendi icinde misafir etmistir.

Zamanla her yapi gibi eskimis ve yenilenmesi gerektiginde bunu Büyükada’nin Rum zenginlerinden Simeon Sinosoglu tamamen üstelenmis ve onun yardimlariyla Manastir restore edilmistir.

Iste bu sebepten Bay Simeon vefatindan sonra manastirin bahcesine gömülüp kendisinin bir heykeli dikilmistir. Halen Patrigimiz her yil Ada’ya geldiginde burada, merhumun anisina, dua edip mevlid okutur.


Foto: Selcuk Aral ©

Manastirda bulunan kiliseye peygamberimizin adi verilmistir. Hristos, Hz. Isa`nin Rumcadaki adidir ve manastir ona adanmistir. Hristos Manastiri’nda her yilin 6 Agustos’unda Üzüm Yortusu (Bayrami) gelenek olarak Rum-Ortodoks Patrigi Sayin Bartelomeos’un da katilimlariyla büyük bir ayinle kutlanir. Gecen seneki Üzüm Yortu’sunda davetli olarak bulunan arkadasim Selcuk Aral bir hayli fotograf cekmisti. Baska bir yazimda daha etraflica bilgi vermek istiyorum.

Kuruldugundan bugüne kadar Manastir dini ibadetin yaninda, insanlik hizmetinde, sayisiz sosyal ve yardim faaliyetlerinde bulunmustur. Zaman zaman yetimhane olarak kullanilarak, anasiz-babasiz, yardima muhtac cocuklara barinak vazifesi görmüstür.

Ayrica Rusya ihtilal sonrasi kominizm rejimine gecince, geriye dönmek istemeyen, subay ve gerallere tahsis edilmistir. Bu insanlar manastir bahcesinde cicek yetistirerek satmislar ve böylece kazanclarini saglamislardir. Cocuklugumda ben, bahsi gecen generallerden birisinin, yaz aylarinda, vapur iskelesinde, 5 Kurus karsiginda cicek sattiklarini bizzat gördüm ve cok iyi hatirliyorum.

Bu insanlar aradan gecen zaman zarfinda bazilari tutulduklari hastaliklardan digerleri (eceliyle) yasliliktan öldüler, Ada’daki Rum Mezarliginin uc kismina gömüldüler ve geldikleri gibi teker teker aramizdan kayboldular.

Ben Kinaliada Rum Cemaati Baskani olduktan sonra bu insanlarin mezarlarini yaptirip, üzerlerine hac’larini koydurmayi kendime bir borc bildim.

Sevgili Okurlar, bu yazimi bugünlük, burada noktaliyorum. Gelecek yazimda Manastir ile ilgili yazima devam edecegim.

Mihal Sisko

NOT: Bu yazi daha önce Ada Gazetesi’nde yayinlanmistir.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: