Gönderen: adalarpostasi | 15 Temmuz 2010

ADALAR POSTASI-2461: nükleer karşıtı platform üyesi bir grup eylemci, beşiktaş’tan kalkan kadıköy vapurunu ‘kaçırdı’…


* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

28 Nisan 1902 Pazartesi Rum Patrikhanesi’nin Yedikule yahud Büyükada’da bir eytamhane inşasına izin talebine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada’da, Mayıs 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

15 Temmuz 2010 Perşembe
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Yer yer sağanak yağışlı
20/29ºC
% 74/96 nem
Yıldız, K 12km/sa
Gündoğuşu 05:45… Günbatışı 20:34…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Cornflower Fairy.

* * *

1- Mihal Şişko: “Dedem Mihal, 19. yüzyılın sonlarına doğru Sakızadası’ndan gelip Kınalı’ya yerleşmis, babaannem Donna’yı Armutlu’dan taka ile getirip evlenmiş…”

2- Adalar Müzesi`nin, 31 Temmuz’da başlayacak ve 40 gün 40 gece sürecek açılış etkinlikleri, İstanbul`un kültür ve sanat dünyasına taze bir soluk getirecek…

3- Nikiferos Metaxas: “Titreşen bir telin, bir makamın, antik ticaret ve kültür güzergâhının üzerinde oturan Heybeliada’da bulunan müzik araştırma merkezimizin amacı, bu güzergâha komşuluk eden halkların arasındaki kültürel bağları yeniden tesis etmeye katkıda bulunmak ve kâinatın ihtişamını kutlarken müziğin insanları birleştirdiğini hatırlatmak olacaktır…”

4- Yekpare…

5- Nükleer Karşıtı Platform üyesi bir grup eylemci, Beşiktaş’tan kalkan Kadıkoy vapurunu ‘kaçırdı’…

6- Oya İslimyeli: “15-18 Temmuz’da 10:30’dan 23:30’a Büyükada Atatürk Meydanı’nda, Büyükada Plastik Sanatlar ve Müzik Festivali: ‘Suya Çizilen Şeyler 2010’a davetlisiniz…”

7- Gizem Altın: “Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu olarak, deniz otobüslerinde bisikletin ücretsiz olması için bir imza, basın ve iletişim kampanyası başlattık. Aşağıdaki linkte dilekçe metnini okuyabilir, imza atabilirsiniz…”

8- Adalar Kültür Derneği: “18 Temmuz 2010 günü saat 21:00’de, Büyükada Anadolu Kulübü’nde, Şef Orhan Sevsar yönetimindeki Adalar Kültür Derneği Korosu’nun, Türk Sanat Müziği Konseri’ne davetlisiniz…”

ADALAR POSTASI’nın 2461. sayısında…

)O(

………………………………………………….1

Kinaliada.net, 28.11.2008
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/index.php?news-212

Mihal Sisko’nun Kinaliada Hatiralari

Panagia Kilisesi baskani Mihal Sisko bakin neler anlatiyor:

“Dedem Mihal, 19. yüzyilin sonlarina dogru Sakizadasi’ndan gelip Kinaliya yerlesmis, babaannem Donna’yi Armutlu’dan taka ile getirip evlenmis. Kardesleri Konstantin ve Yorgo da buraya göçetmisler.

Ben dedemin alti çocugundan biri olan balikçi Mimiko’nun ogluyum. Bütün ailem burada dogup büyüdügü için olaylar dolayisiyla herkes Yunanistan’a gittigi halde, ben Kinaliada sevgim yüzünden kaldim.

Hem birinci ve hem de ikinci karim Yunanistan’a göç ettiler ama hiçkimse beni Kinali’dan ayiramadi. Burada dogdum, tüm yasantimi burada geçirdim, birgün de atalarimin yanina gömülecegim.”

………………………………………………….2

Bugün, 14.7.2010

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/109346-istanbul-da-bir-ilk-haberi.aspx

İstanbul`da bir ilk…

İstanbul için bir ilk olma özelliği taşıyan açılış 31 Temmuz`da…

İstanbul`un ilk çağdaş kent müzesi olan “Adalar Müzesi“, geçici sergilerle 31 Temmuzda açılacak.


AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Adalar Müzesi, Adalar`ın sosyal tarihini, bugününü ve geleceğini anlatan, sahip olduklarını biriktiren, koruyan ve yarına aktaran bir müze olacak.

Adalar`ın tarihini anlatan bir müze kurulması, yıllar süren bir hayalin ve emeğin sonucunda Adalar Belediyesi ve Adalar Vakfı’nın iş birliğiyle, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı finansal desteğinde somutlaştı.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile Adalar Belediyesi, Adalar Kaymakamlığı ve Adalar Vakfı arasında 7 Nisan 2009 tarihinde imzalanan protokolle “Adalar Müzesi“ kuruluş çalışmalarına resmen başlandı.

Adalar Müzesi, Adalılar`ın katkı ve desteğinin izlerinin yanı sıra 50`den fazla uzmanın çalışmaları sonucunda oluşturuldu. Adalıların fotoğraf albümleri, anıları, sandıklarında sakladıkları, şarkıları, 8 mm`lik filmleri olmak üzere çeşitli kaynaklardan 20 binin üzerinde arşiv belgesi kapsamlı çalışmalar sonucunda müzenin koleksiyonuna kazandırıldı.

Bu sayede Adalar, tarihlerinde ilk kez bir müze çatısı altında tüm renkleriyle ziyaretçilerle buluşacak. Adalar Müzesi, Adalar`ın mimari mirasına ilişkin ayrıntılı bilgi veren dokunmatik ekranları, ziyaretçilerin kullanımına açık araştırma bilgisayarları ve 20 Temmuz’da açılacak olan web sitesiyle de ziyaretçilerine kapsamlı bir hizmet sunacak. İlgililer, “www.adalarmuzesi.org“ web adresi üzerinden müzenin, sergiler, etkinlikler, kütüphane, arşiv, koleksiyon, sözlü tarih video klipleri başta olmak üzere pek çok içeriğine erişilebilecek.

-ETKİNLİKLER 40 GÜN 40 GECE SÜRECEK-

Adalar Müzesi`nin, 31 Temmuzda başlayacak ve 40 gün 40 gece sürecek açılış etkinlikleri, İstanbul`un kültür ve sanat dünyasına taze bir soluk getirecek.

“Adalar Müzesi“nin Büyükada Vapur İskelesi`nde başlayacak açılış etkinlikleri kapsamında, konserler, yarışmalar, belgesel film gösterileri, söyleşiler gerçekleştirilecek.

Müzenin ilk geçici sergisi “Ada Sahillerinde Bekliyorum“ ve kalıcı bölüm sergilerinden “Adalılar“ sergisi de 31 Temmuz’da Büyükada Çınar mevkisindeki müze alanında açılacak. 800 metrekarelik geniş bir alana yayılan sergiler ücretsiz gezilebilecek.

Müzenin ilk iskele sergisi de aynı gün Büyükada Vapur İskelesi`nde sanatseverlerle buluşacak.

“Ada Lezzet Turları“ adı altında toplanan edebiyat durakları, bahçe tarihine ilişkin ziyaret noktaları, kültürel ve mimari miras durakları da ziyaretçilere Adalar`ın en keyifli yeme içme noktalarını kapsayan unutulmaz bir gezi yaşatacak.

Müzenin kronolojik ve tematik bölümlerini kapsayan Müze Aya Nikola Hangar`ın açılışı ise 10 Eylül’de Büyükada`da yapılacak. Müzenin bu bölümünde ziyaretçiler 600 milyon yıl öncesinden 2010`a dek uzanan bir hikâyeye tanıklık etme fırsatı bulacak.

Müzenin arşiv sorumlusu Ayhan Albayrak, müzenin açılmasıyla halkta bütünleşmesinin tam olarak sağlanmış olacağını belirterek, halkın çalışmaları görmeden müzenin oluşturulacağına inanmadığını, ön yargılı olduklarını ve müzeyi görmeden bağışta bulunma konusunda tereddüt yaşadıklarını söyledi.

Albayrak, bundan sonraki süreçte müzenin açılmasıyla birlikte insanların “Gerçekten bir çalışma var, bir şeyler sergileniyor ve bizi temsil ediyor“ düşüncesiyle müzeye daha fazla katkı sunacağını belirtti.

AA

………………………………………………….3

Heybeliada Uluslararası Müzik Araştırma Merkezi
Nikiforos Metaxas, Nisan 2008

http://www.halkicentre.org/Text.aspx?ID=43&PageID=50

Heybeliada’nın Tarihi, Kültür ve Eğitimdeki Katkısı


Ölümden sonraki mekâna dair görüşler pek çok gelenekte farklılıklar gösterir. Bunlar arasında en mitik ve şairane olanı Azizler Adası’dır, ozanların ve kahramanların istirahatgâhı, bilgeliğin, huzurun ve sükûnetin yatağı… Doğu ve Batı’nın kadim epik şiirleri, dünyanın, idrakimize göre, etrafında döndüğü bir sabit yıldızın, kutupyıldızının kuzey parçasının ötesinde gümüş bir helezon halinde dönen bir hisardan bahseder. “O şanlı eski zamanların” kahramanları, yeteneklerini önünde durulmaz fetihlerin hizmetine sunanlardan değil, bir hakikat nizamını ya da yukarıdan buyurulmuş bir vasiyeti savunmaya çağıranlardan sayılırdı. Ozanlar, insanların vücutlarına, kalplerine ve zihinlerine yükselen bir anafor halinde Tabiatın düzenini dokudukları bir şifahi geleneğin taşıyıcılarıydı. Üzerlerine giydikleri bir başka gömlek de, savaş alanında çarpışan orduları koşuklarla, dansla ve müzikle ayırmak görevini yüklüyordu onlara.

Heybeliada maddî düzlemde o mitik adaların uygarlaştırıcı enerjsini taşır, zira asırlar boyunca bir öğrenim mekânı, ozanlar, münzeviler, eğitmenler ve mistikler için bir yuva olmuştur. 19. yüzyılda, Roma-Yunan ekonomik canlanışının doruk yıllarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’ya ve Hıristiyan dünyaya açılışında çok katkısı olan üç anahtar kurumun burada kurulması da tesadüf değildir. İmparatorluğa bağlı Bahriye Mektebi, ilk olarak tanınmış bir Rum ailesinin arazisinde kurulmuştu. İmparatorluk sınırları içindeki ilk ticaret ve yabancı dil okulu da adanın gövdesini ve başını birbirine bağlayan boğaz kısmında inşa edilmişti. Bu yapı halen donanmaya ait dil okuluna ev sahipliği yapmaktadır. Bizans’ın ilk dönemlerinden itibaren adanın zirvesini taçlandıran Aya Triada manastırı da bir ruhban okuluna evrilmişti. Çok eski zamanlardan beri zigzaglarla ilerleyen bir patikadan çıkılan, puslu Marmara denizi üzerinden Boğaziçi’ne bakan bu doruk, bir ibadet yeri olarak kabul görmüştür. Antik Bizans manastırının methalinin, ibadete gelmiş olan hacının manastırın sütunlarından içeri kabul edilmeden evvel göğüs germek zorunda olduğu bir labirenti temsil eden bir mozaikle kaplı olduğu söylenirmiş.

Heybeliada’nın Yunancası olan Halki adı, Yunanca’da “bakır” mânâsına gelen “chalkos” yahut “chalkitis”ten gelmektedir. Bakır ve erken Bronz Çağları’ndan itibaren ada yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Çamlimanı civarında malahit (bakırtaşı) cevherinin çıkarıldığını gösteren kapsamlı kazılara dair izler mevcuttur. Bakır zengini, yeşil renkli malahit taşları denizde hâlâ bulunmakta ve küçük körfezin sahillerinde serpilmiş halde görülmektedir. Aristoteles’in müritlerinden Theophrastus, o zamanlar hâlâ çalışmakta olan madenleri ziyaret etmiştir. “Peri Lithon” (Taşlara Dair) kitabında hem Kıbrıs’tan hem de Marmara denizindeki Chalkidoni ya da Chalkitis adasından malahit taşının kaynağı olarak bahseder. Eski Mısır’da malahit Sina Yarımadası’nda çıkarılır ve bu taşa Tanrıça Hathor üzerinden bir kutsallık atfedilirdi. Hathor’un simgelerinden biri Ma’at, Hakikat ve Nizam’ın tanrıçası, Bilim’in, Eğitim’in ve Sanat’ın hamisi anlamına geliyordu. Helen dünyasında bu taşın kutsiyeti Afrodit’e mal edildi. Ortaçağ Bizansı’nda madenbilimciler bakır için Venüs (♀) simgesini kullandılar. Öyle söylenirdi ki bakır güzel bir madendir, yumuşaktır ve kolayca işlenebilir, iyi bir iletkendir; evlerimize enerji taşır ve olağanüstü uzaklıklara bizi ışık hızıyla bağlar. Kuşaklar boyu mutfak aletlerimizi güzelleştiren Çingenelerin ve diğer göçmen kavimlerin başlıca yardımcısı olmuştur. Allah’ın büyük dostu Mevlânâ Celâleddin Rumî’nin çarşıda kalaycıların tezgâhlarının yanından geçişinde duyduğu bakır işlenirken çıkan ritmik sesle dönmeye ve dans etmeye başladığı söylenir.

Bakır ve Kalay yolu – Müzik yolu

Heybeliada, erken Bronz Çağı’nda ve bakır madeninin çıkarılış rotasında ayrıksı bir kavşak noktası gibi görünür. Kalay ve gümüş Karadeniz kıyılarından Bythinia’daki Mariandyne’e (demir çağında Irakleio olarak adlandırılan bu mevkinin adı bugün Ereğli’dir) taşınırdı. Bakır Heybeliada’dan çıkarılır ve gemilerle Trakya’da bir başka Mariandyne’e (Trakya Ereğlisi’ne) taşınırdı. Trakya’da elekten geçirilen altın bu madenlerle karıştırılır, bronz ve pirinç üretimi için bakırla karıştırılan kalayın elde edildiği en büyük merkezler olan Kelt Avrupası’na, İrlanda’ya, Galler’e, İskoçya’ya yollanırdı. Karadeniz’den Trakya’ya, oradan İrlanda ve İskoçya’ya hâkim müzik enstrümanının tulum (gayda) olduğu görülüyor. Dikkatli ve vakıf kulaklar, bütün bu rota boyunca uzanan birbirine benzer sesleri, ritmleri ve melodileri yakalayabilir. Bugünün kemençesinin yahut klasik kemençesinin akort ve armonikleri de tulumla akrabalık gösterir.

20. yüzyılın başları gibi yakın bir zamanda dahi, Mayıs ayının 1’inde, evlatlarını süt ve şarapla beslemek üzere Rum cemaatinin anaları adanın en kuzeyindeki burnun dibinde, yeldeğirmeninin altında toplaşırlardı. Bu adetin izleri, erken Bakır Çağı’nın anaerkil toplumlarına kadar sürülebilir. Tevekkeli, Türkiye’deki gelenekler köklerini arkaik zamanlarda bulmaktadır –yani “o şanlı eski zamanlarda”, belki Mircea Eliade’nin diyeceği gibi: “I illo tempore”…

Müziğin rotası da, daha sonra petrol boru hattına dönüşen ipek yolunu takip eder. Bugün petrolün savaş sebebi olduğunu biliyoruz, savaşı açlığın ve kıtlığın takip ettiğini de. Uluslar bir yarışma halinde, kültür yangınları ve dinî savaşlar körükleniyor. Yine de, o ebedî bilgelik, her şeye nüfuz eden o sükunlu ses, varolan her şeyi birbirine bağlayan ve kaynaştıran Logos, rakamların o şaşılası oyunu, ki müziğin ta kendisidir, Hikmet karşısında şükran ve huşu içinde başlarını gökyüzüne kaldıran kadim insanlara ilham olan o müzik, asla fethedilemeyecek ve kirletilemeyecek.

Heybeliada Uluslararası Müzik Araştırma Merkezi

Müziğin cennetmekân özünün bir yankısı, Pythagoras’tan Safi Al Din’e, Antik ve Ortaçağ filozoflarının ve müzik kuramcılarının tartışmaları boyunca sürer gider. Yerkürenin uyumu, Hıristiyan ilahi yazarlarını ve müzik kuramcılarını olduğu kadar, bazı büyük İslâm sufilerini ve dervişlerini de büyülemiştir. O halde, sözde birbirine karşı kültürlerden, farklı inançlardan gelen bu bilge insanları birleştiren ve tüm uyuşmazlıkları ortadan kaldıran bu doğal düzenin mucizesi neyin nesidir? Mümkün olan en az enerjiyi ve maddeyi kullanırken hayatın sayısız biçimlerini tekrar etmeden sayıların ve seslerin ürettiği bilgeliğin yarattığı hafıza ve tefekkür değildir. Bizzat Platon’dan aktarırsak: “İlahi olan ve bakışlarını ona yöneltenleri hayretlere sürükleyen ve evrensel tabiatın sürekli bir muktedir devrimle biçimlendirdiği ve şekillendirdiği ve çeşitli dizilerdeki ikiliklerle söyleşen…” (Platon, “Epinomis”) Heybeliada Uluslararası Müzik Araştırma Merkezi, Doğu makam sistemleri üzerinde çalışırken, sözde birbirine karşıt addedilen kültürler arasında köprüler kurmak amacıyla, “antiklerin” bilgeliğine yakınlaşmaya çalışacaktır.

Hatırlayalım. Tarihöncesi çağlardan tarih çağlarına, Doğu her zaman için kültürün, bilgeliğin, bilginin, sanatlarda ve teknik işlerde yetkinleşmenin beşiği olmuştur –19. yüzyıl gibi yakın bir zamanda, Britanyalı istilâcıların Hindistan’da ve Çin’de öğrendiği dokuma tekniklerinin İngiltere’de endüstri devrimine yol açması gibi bir olguya bakalım mesela. Doğu ve Batı arasında yapılan büyük ticaret anlaşması, güzergâhını İstanbul Boğazı ve Balkanlar üzerinden kurmuştur.

Bugünün enerji rotası, kabaca söylersek, kültürel olarak en tehditkâr ve en az ilham uyandırıcı güzergâhtır. Madenlerin ve ipeğin daha önceki güzergâhları, insanın zanaatçılığı cevherin kutsiyetiyle yakından ilişkili olduğu için, birbirine komşu olan halkların maddî ve manevî dünyalarını geliştirmesine ve inceltmesine sebep olmuştu. Emeğini kullanarak insan, Doğa’nın doğurgan enerjisini tamamlamış ve maddî evreni güzelleştirmişti.

Yeni dünya düzeni, açıktır ki bu maddî evrenin sürekli olarak kutsiyetinden arındırılmasına, sömürülmesine ve hâkir görülmesine hizmet etmektedir.

Titreşen bir telin, bir makamın, antik ticaret ve kültür güzergâhının üzerinde oturan Heybeliada’da bulunan müzik araştırma merkezimizin amacı, bu güzergâha komşuluk eden halkların arasındaki kültürel bağları yeniden tesis etmeye katkıda bulunmak ve kâinatın ihtişamını kutlarken müziğin insanları birleştirdiğini hatırlatmak olacaktır.

………………………………………………….4

‘YEKPARE’ (monolithic)

‘YEKPARE’ (monolithic) from nerdworking on Vimeo.

“Yekpare” is a storyteller which narrates the 8500 year story of Istanbul. The story embraces symbols from Pagans to Roman Empire, from Byzantine Empire to Latin Empire, and finally from Ottoman Empire to Istanbul at the present day.

Haydarpaşa Train Station, with its brilliant architectural forms, is the building on which the story is projected. The connection between middle east to west has been provided by Istanbul and Haydarpaşa since 1906. In the 50’s it served as a door for millions of internal emigrants who have triggered the chaos in Istanbul’s dialectical daily life scenes.The project’s conceptual, political and geographical positioning, the location’s depth of field and the fact that the entire show can be watched from Kadıköy coast; make “Yekpare” a dramatic presentation.

The first day of the performance also marks the 47th deathday of Nazım Hikmet Ran, the famous Turkish poet. We started out with a quote from his epic novel, “Human Landscapes from My Country”: “At Haydarpaşa Train Station, in the spring of 1941, it is three o’clock. Sun, exhaustion and rush lay on the stairs…”

Art Direction & Visuals:
Deniz Kader – Candaş Şişman

Music & Sound Design:
Görkem Şen

Project Management:
Erdem Dilbaz

Technical Advisors: Refik Anadol – Alican Aktürk (GRIDUO.com)
Modelling: Gökhan Uzun – Can Dinlenmiş (prospektif.org)

Special Thanks to: Efor Production, Visio – Vox, Sinevizyon, Yakup Çetinkaya, Gökhan Kurtuluş, Lokman Doğmuş, Baran Güleşen, Ümit Özdemir, Tolga Dizmen, Yunus Dölen, Murat Durusoy, Ahmet Türkoğlu, Mustafa Nurdoğdu, Burhan Ersan.

Realized with mxwendler.net mediaserver

contact: nerd@nerdworking.org

………………………………………………….5

From: METİN KARADAĞ
Subject: [vapurlarimizi_vermiyoruz] KADIKOY VAPURUNU “KACIRDI”LAR…
Date: July 14, 2010 3:45:57 PM GMT+03:00
To: kentliler@yahoogroups.com

http://www.deniztv.com/HABER/23200/1/eylem-gemi-kadikoy-gemisi-nukleer-karsiti-platform-.html

KADIKOY VAPURUNU “KACIRDI”LAR…

Nukleer Karsiti Platform uyesi bir grup eylemci, BesIktas’tan kalkan Kadikoy vapurunu “kacirdi”.
BesIktas’ta gemi kacirilacagi bilgisi nedeniyle bolgede cok sayida cevik kuvvet polisi karadan, deniz polisine ait 3 tekne de denizden onlem aldi. Cok sayida basin mensubunun da hazir bulundugu kacirma eylemini bekleyenler, ters koseye yatti.

Herkes eylemcilerin gemi kaciracagi beklentisindeyken kacirmanin mecazi anlamda kullanildigi ilerleyen dakikalarda anlasildi.

Kadikoy vapuruna yetisemeyen eylemciler basin aciklamasi yaparak Rusya ile yapilmasi planlanan ve mecliste gorusulmesi beklenen Nukleer Santral Projesi’ni protesto etti.

Nukleer karsiti bir grubun BesIktas’tan Kadikoy vapurunu kaciracagi haberi ile Istanbul polisi ile basin hareket gecti. Polis ekipleri sabah saatlerinden itibaren iskeleye cok sayida cevik kuvvet yiginagi yapti. Karadaki onlemlerle yetinmeyen polis, denizden de polise ait teknelerle onlem aldi. Bu arada basin da boyle bir haberi atlamamak icin iskelede hazir bekledi. Saatler 11.40’i gosterdiginde Kadikoy’den gelen vapur iskeleye yanasti. Butun herkes eylemcileri beklerken vapur Kadikoy’e gitmek icin son hazirliklarini yapti. Eylemin bogazin ortasinda yapilacagini dusunen bazi gazeteciler gemiye bindi.

Geminin hareketinden sonra kiyida gergin bekleyis surdu. Geminin iskeleden ayrilisi esnasinda bir grup eylemci kosa kosa iskeleye geldi. Eylemcilerin ‘gemiyi kacirdik’ diye bagirmasiyla gercek ortaya cikti.

Iskelenin yanindaki parkta toplanan Nukleer Karsiti Platform uyesi yaklasIk 20 kisi basin aciklamasi yapti. Aciklama oncesinde neden boyle bir yola basvurdunuz seklindeki soruya Oya Koca, cocuklarin yakin gelecegini ilgilendiren bir yasanin meclisten kacirilmak istendigini belirterek soyle konustu: “Biz de bir kacirma mizanseni metaforu kullanarak ilginizi buraya odaklamak istedik.

Bu tur ufak tefek guvenlik durumlari cok ciddiye aliniyor. Gercekten guvenligimizi tehlikeye atacak bir nukleer yasa meclisin gundeminde. Bugun halka, basinimiza bilgileri aktarmak istedik.”

Ardindan basin aciklamasini okuyan Koca, “Rusya ile Turkiye arasindaki nukleer anlasmanin mecliste onaylanmak uzere oldugunu hatirlatarak, nukleerin zararlarini anlatan uzun bir basin aciklamasi okudu.
Grup aciklamanin ardindan olaysiz dagildi.
Haberin Eklendigi Tarih-Saat: 14 Temmuz 2010 Carsamba 14:50

Yapilan Basin Aciklamasi:

BASIN ACIKLAMASI

RUSYA ILE NUKLEER ANLASMA MECLISTE ONAYLANMAK UZERE!
NUKLEER ENERJININ IC YUZUNU IYI BILENLER BU RADYOAKTIF OLDU-BITTIYE IZIN VERMEYECEKTIR

Fotoğraf: Metin Karadağ

Halkin, bilim adamlarimizin, kamu ve ozel kuruluslarimizin yillardir surdurdugu nukleer karsiti cabalara karsin, Rusya ile yapilan bu anlasma “oldu-bitti” yontemiyle Meclis‘ten gecirilmek uzere… Hukumet tarafindan 29 Haziran‘da TBMM‘ye sevk edilen anlasma tasarisi, Meclis Komisyonlarindan hizla gecirilerek Genel Kurul’a indirildi. Hukumetin Meclis tatile girmeden once ivedi olarak gecirmek istedigi 4 yasadan birini Rusya ile yapilan nukleer anlasma olusturuyor.

Nukleer enerjinin ic yuzunu iyi bilenler ulkemizde bu maceraya hicbir bicimde girilmemesi gerektigini bilimsel veriler isiginda net bir bicimde ispatlayacak durumdadirlar. Sadece ulke yurttaslarinin saglikli, mutlu ve iyi yasamasina odaklanan bir bilincle davranildiginda, enerji verimliligi sartlari yerine getirildiginde, zengin ve dogal yer ustu kaynaklarimizi kullanarak beklenenin otesine bile gecen surdurulebilir bir enerji uretimi saglayacagimiz net ve asIkardir. Bu nedenle Milletin vekillerinin secme sorumluluklarinin agirligi ile hareket ederek bu anlasmanin iptali yonunde oy kullanmalarini milletce bekliyoruz. Aksi halde kendi vicdanlari dahi ileride kendilerini affetmeyecektir.

Rusya Federasyonu Baskani Dimitri Medvedev’in Mayis 2010 da Ankara’yi ziyareti sirasinda Turkiye’nin ilk nukleer enerji santralinin Ruslar tarafindan insa edilecegi aciklandi ve hukumetler arasi bir anlasma imzalandi. “Akkuyu Sahasinda Nukleer Guc Santralinin Tesisine ve Isletimine Dair Isbirligi Anlasmasi” baslikli bu anlasmaya gore, Rusya Akdeniz kiyisindaki Akkuyu’da toplam yatirim tutari 20 milyar dolari bulan nukleer santral yapacak.

Bu manevra ile AKP hukumeti, Hilmi Guler doneminde cikarilan Nukleer Santral Ihalesi Yonetmeligi’nin, yer tahsisi ve elektrik satis fiyatiyla ilgili bolumleri icin yurutmeyi durdurma karari alan Danistay’in arkasindan dolanmayi hedefliyor. Zira, Turk Muhendis ve Mimar Odalari Birligi (TMMOB), “Nukleer Guc Santrallerinin Kurulmasi ve Isletilmesi ile Enerji Satisina Iliskin Kanun Kapsaminda Yapilacak Yarisma ve Sozlesmeye Iliskin Usul ve Esaslar ile Tesvikler Hakkinda Yonetmelik’’in iptali icin dava acmis ve hakli oldugu icin Kasim 2009’da bu sonuc alinmisti.
Halka bu manevralari ve oldu-bittileri hakli gostermek isteyen bakanlar “Nukleer enerjiye muhtaciz” soylemine basvuruyor. “VELEV KI NUKLEERE MUHTACIZ, nukleer enerji tesisi boyle mi kurulur? “ diye sormak ve bu anlasmayi TBMM’nin kulliyen reddetmesi gerektigi konusunda kamuoyunu uyariyoruz.

Hukumetlerarasi anlasmada neler var?

Tasarlamalara bakilirsa, Mersin-Akkuyu’da insa edilecek nukleer santral, 4 unite ve 4 bin 800 megavat kurulu kapasiteden olusacak. Rusya’nin nukleer tesis sirketi Rosatom’un baskani Kiriyenko, Turkiye ile varilan anlasmanin ”Cok buyuk bir ihale” oldugunu vurguladigi son beyanatinda, %51 hisseleri Rusya’ya ait olacak Akkuyu santralinin, Rusya sinirlari disinda kurulan Rusya’ya bagli ilk nukleer tesis olacagini soyluyor.

Kiriyenko beyanatinda simdiden “…% 49’unu sirketlere satacagiz (… ) bazi Turk sirketleri ilgileniyor, ama biz Avrupali yatirimcilar ile de gorusmeleri surduruyoruz” diyebiliyor, zira tum irade Ruslarda olacagindan, topraklarimizda kurulu tesis icin biz Turklerin herhangi bir ongorude bulunmasi beklenmiyor. Akkuyu nukleer santral insa ve isletmesinde TC kamu payi olmayacak. Santralin finansmanini da Rusya saglayacak. Santral insaatinin % 60-65’ini Turk sirketleri ustlenecek. Bu sirketlerin kimler olacagina da Rusya karar verecek…
Santral kurulum ve isletimi Rus patenti tasidigindan; gelecekte ulkemiz adina ovunc kaynagi olabilecek teknolojik yatirim olmayacagi gibi, beklenenin aksine Turkiye’ye teknoloji transferi konusu, bu surecte guvence altina alinmamakta.

Her Turlu Yetki Rusya‘da

Rusya kendi ulkesinde bile yeni olan ve henuz isletmeye alinmamis VVER 1200 modeli santrali 20 milyar dolara topraklarimizda deneme yanilma yontemiyle insa edecek, sonra bildigi gibi isletecek; radyoaktif atik depolatacak, 20 milyar dolarini Turkiye’ye senelerce sabit fiyattan satacagi elektrikten misli misline karsilayacak.

Rus tarafi; VVER tipi santrallerde tek imalatci olmasi nedeniyle altyapi ile ilgili konularda Turk tarafinin onune surekli yeni sozlesmeler getirerek kazancini kat kat arttirabilecek.

Turkiye’nin onemli bir deprem bolgesi olmasi nedeniyle, nukleer santral yapmaya uygun bolge sayisi cok az bulunmakta Bu anlasma ile Akkuyu sahasinda Turkiye Cumhuriyeti’nin gelecekte baska model nukleer reaktorler insa etme sansi tamamen ortadan kalkmakta. Akkuyu, Ruslara kismen tahsis edilmis ozerk bir bolge statusune burunecek.

Isletim esnasinda ortaya cikacak nukleer atiklari Rusya‘nin yeniden degerlendirmesi, baska ulkelere ihrac etmesi mumkun. Turkiye‘de nukleer maddenin %20‘den fazla zenginlestirilmesine ve silah uretimine izin vermeyen anlasma, Rusya icin bunu mumkun kiliyor. Rusya Turkiye‘de kullandigi nukleer yakitlari ulkesine ya da baska bir ulkeye gondererek silah yapabilecek.

Disa bagimliligimiz artiyor

VVER-1200 reaktorlere dunyada sadece Rus TVEL sirketi yakit saglayabilmekte yakit kaynaginda cesitlilik prensibi ile uyusmamakta ve Rusya’ya ilave bagimlilik getirecek. Rus tarafi, bu yeni bagimliligi ulkemizin dogal gaza olan bagimligi ile birlestirerek, gelecekte Turkiye’den istedigi tavizleri kolaylikla koparabilecek.

Basbakan Erdogan, Rusya ile yapilan anlasmalarin onemini anlatirken karsisindaki basin mensuplari araciligiyla kamuoyuna soyle sesleniyor: “Zaten Turkiye, dogalgaz ve petrol ihtiyacinin yuzde 70’ini Rusya Federasyonu’ndan sagliyor. Dogalgazda Mavi Akim Projemizi cok daha gelistirmekten yanayiz.” Dunya, enerji saglayan kaynaklari cesitlendirmek icin ugrasirken, Turkiye enerjide Rusya bagimliligin % 70 olmasindan memnun. Ustelik bunu artiracak projeler pesinde, ulke cikari bunun neresinde?

Garantili Pahali Elektrik

Nukleer enerji sirketine alim garantisi verilen 15 yillik sure icin elektrik fiyati kilovat/saat basina KDV haric 12.35 sent olarak belirlenmis. Bu fiyata yuzde 18‘lik KDV eklendiginde 14.57 sente cikmakta ki bugunku kur uzerinden 23 kurusu asmakta. Bu fiyat agirlikli ortalama olup kademeli tarifede 28.7 kurusa kadar cikabilecek . (Bu maliyete sizinti, kaza, santralin kullanim omrunun bitiminde malzemenin radyoaktiviteden arindirilarak bertarafi maliyetleri eklenmemis, belirsiz gelecekte bu agir yukler Turk kamu maliyesinin, yani vergi veren yurttaslarin, sirtina sarilmis. Bu parantezin icinden ne cikacagini evlatlarimiz gorecek ve kullanilan nukleer elektrigin aslinda ne kadar pahali oldugunun hesabini da aci cekerek onlar yapacak, “nukleer santralli modern memleket”te buyuyen evlatlarimiz, cok degil on yirmi sene sonra, nukleer enerji kullanan batili ulkelerin akli selim yurttaslarinin bugunlerde vardigi hazin sonuclara varacaklar.)

Anlasmada elektrik satis fiyati tanimina bakildiginda, Rus sirketin nukleer santral insaati icin harcadigi sermaye ve kullandigi kredi faiziyle birlikte, Turkiye‘de odedigi lisans bedelleri, gelistirme bedelleri de “bunlarla sinirli olmamak uzere” Turkiye tarafindan sirkete 15 yil icinde geri odenecektir. Ayrica Turk mevzuatlarindan kaynaklanan maliyet artislari da alinan elektrik yuzdesine bagli olarak TETAS tarafindan karsilanacaktir.

Rus tarafi santralin 50 yillik isletme omru boyunca 150 milyar ABD dolarindan fazla net kar elde edecek ve bu karini Rusya’ya tasiyacak. Turk tarafi aleyhine, dis ticaret dengesi caresiz yuksek borc bakiyesi verecek.

Bu acelenin arkasinda yatan ne?

TBMM tatile girmeden derhal oylanmasi istenilen bu anlasma hukumetce milletvekillerinin onune bu hafta suruluyor.
29 Haziran‘da TBMM‘ye sevk edilen enerji anlasma tasarisi, tali komisyon olarak belirlenen Enerji Komisyonu ‘nun gorusmeleri dahi beklenmeksizin, Disisleri Komisyonu‘nda 2 Temmuz’da ele alindi. TBMM Baskanligi‘nca 30 Haziran‘da komisyonlara sevk edilen nukleer anlasma tasarisini incelemeleri icin Disisleri Komisyonu‘ndaki milletvekillerine yalnizca 1 gunluk sure tanindi. Anlasma metni hukumetce bu hafta sonuna dek Meclis’e arz edilecek, muhtemelen bir gece vakti, ellerin otomatik pilota bagli kalkacagi oturumda, iktidar milletvekillerince on dakikada tartismasiz kabul edilmesi beklenecek.

Bu anlasma metni hazirlanirken, Turk enerji uzmanlarinin onemli goruslerinin dikkate alinmadigini ve aceleye getirildigini de soylemekte yarar var. Enerji Bakanligi, Elektrik Uretim A.S., Turkiye Elektrik Ticaret A.S., Turkiye Atom Enerjisi Kurumu, Enerji Isleri Genel Mudurlugu gibi ilgili kuruluslarin uzman seviyelerindeki calisanlari, bu anlasmanin bazi maddeleri ve anlasmada ongorulen model ile ilgili onemli kaygilar tasimakta. Insa edilecek Akkuyu nukleer tesislerinin kontrolunu Rus kamu sektorunun eline birakacak bu modelin dunyada nukleer santral alaninda bir benzeri bulunmamakta.

25 yil sonra bile Cernobil Kazasinin eksilmeyen artan, olumcul etkileriyle bas edemezken, eski SSCB’nin halefi Rusya’nin sinir asiri magdurlara tazminat vermesi beklenecegine, sorunlu teknolojileri paketleyip biz magdurlara pahaliya yeniden satmasi ne yaman bir ironi.

Izin Vermeyecegiz!

Her sey gozlerimizin onunde cereyan ediyor, goruyor ve anliyoruz. Her insan yasadigi donem icin tarihsel bir sorumluluk tasir. Bizlerin secme hakki yani sira, secme sorumlulugu da bulunmaktadir. Eger kirlilikle, dayatma ve baskiyla, yolsuzlukla cevreleniyorsak, secimimizi bu yonde yapmisiz demektir, mirasimiz da bu olacaktir.
Gencleri ve cocuklara iyi dusunulmus ve dogru cikarimlarla varilmis, guvenilir bir enerji politikasi devredeceksek bu oldu-bitti ye HAYIR diyenlerin sesinin duyurulmasi da medyanin sorumluluk alanina girmektedir. Medya araciligiyla ulasmaya calistigimiz Milletin vekillerinin secme sorumluluklarinin agirligi ile hareket ederek bu anlasmanin iptali yonunde oy kullanmalarini milletce bekliyoruz. Aksi halde kendi vicdanlari dahi, ileride kendilerini affetmeyecektir.

NUKLEER KARSITI PLATFORM ISTANBUL BILESENLERI
14.07.2010
.

__,_._,___

………………………………………………….6

From: ADALAR BELEDİYESİ
Subject: BÜYÜKADA PLASTİK SANATLAR VE MÜZİK FESTİVALİ ”Suya Çizilen Şeyler 2010”
Date: July 14, 2010 3:03:07 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Festivalimize katılmanızdan onur duyacağız.



BÜYÜKADA PLASTİK SANATLAR VE MÜZİK FESTİVALİ

”Suya Çizilen Şeyler 2010”

15-18 Temmuz 2010
Atatürk Meydanı

Sanat Adalara demir atıyor. Adalar için biraraya gelen sanatçılar, halkı sanata davet ediyor.
Atatürk Meydanı üç gün boyunca büyük bir sanat şenliğine ev sahipliği yapacak.

Adalar Belediyesi Kültür-Sanat Koordinatörü Oya İSLİMYELİ’nin organize ettiği festivale, Plastik Sanatlar alanından Ayla AKSOYOĞLU, Bülent AYTAÇ, Münevver BIÇAKÇI, Sema BİCİK, Ela CİN, Rabia ÇALIŞKAN, Mesut ÇAM, Yücel DÖNMEZ, Vigan ERCAN, Şadan GENÇ, Zuhal Canlı GÜLER, Şerif GÜNYAR, Aslı KUTLUAY, Hafize Elibollar ORTAÇ, Alime ŞİMŞEK, Sibel ÜNALAN ve Sevgi ÜRÜM katılacaklar.

Büyükada Atatürk Meydanı’nda her sabah 10:30’da başlayıp akşam 19:00’a kadar sürecek olan workshop, performans, enstalasyon alanındaki çalışmalara resim, heykel, seramik ve grafik sanatçıları üç gün boyunca katılımcılarla birlikte sokak müzisyenleri, dansçılar, pandomim sanatçıları ve jonglörler eşliğinde devam edecekler.

Eski Sokak Eğlencesi İstanbul Laterna, İstanbul Trombon Dörtlüsü, Samsara İstanbul, Alatav, Mızıkçı Melodiler, Grup Mistik, Enemy ve İndian Sound Nostalgia Grubu müzik ve danslarıyla meydana renk ve enerji katacaklardan.
Akşamları ise yine Atatürk Meydanı’nda konserler ve panel yer alacak.

PROGRAM

15 Temmuz saat 21:00
Türkiye-Ermenistan Gençlik Senfoni Orkestrası Festival Açılış Konseri
Şefler: Nvart ANDREASSİAN-Cem MANSUR

16-17-18 Temmuz (üç gün boyunca) saat 10:30-19:00
Workshop, performans, enstalasyon+sokak müzisyenleri, dans show, pandomimci ve jönglörler

16-17-18 Temmuz saat 14:00-16:00
Eski Sokak Eğlencesi İstanbul Laterna

17 Temmuz saat 18:00
İndian Sound Nostalgia (Kızılderili Show)

17-18 Temmuz saat 12:00-14:00
Alatav

17 Temmuz saat 21:00
Gökçen KAYNATAN ve Arkadaşları Show Orkestrası Konseri

18 Temmuz saat 16:00-17:00
İstanbul Trombon Dörtlüsü

18 Temmuz saat 21:00
”Sanat Etkinliklerinin Toplumlara Kazandırdığı Sosyolojik ve Kültürel Artılar” Paneli
Moderatör: Oya İSLİMYELİ.
Konuşmacılar: Ayla AKSOYOĞLU, Bülent AYTAÇ, Şadan GENÇ, Sevgi ÜRÜM ve Rabia ÇALIŞKAN.

Etkinlikler ücretsizdir. 16 Temmuz’dan itibaren sabah 10:30’dan akşam 23:30’a kadar üç gün boyunca Adada Festivali aktivitelerine devam edilecektir. Yukarda sadece saatli aktiviteler yazılıdır.
Tüm sanatseverleri bekliyoruz.

Adalar Belediyesi Kültür-Sanat Koordinatörü
Oya İslimyeli

………………………………………………….7

From: ZEYNEL ABİDİN MERİÇ
Subject: ido, bisiklet ve Pedal sesi
Date: July 14, 2010 4:46:44 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi.1@gmail.com

MERHABALAR,
DESTEKLENMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜM.

zeynel meric

—– Original Message —–
From: imece evi
To: 00-imece dostları
Sent: Wednesday, July 14, 2010 3:49 PM
Subject: [imece evi] İmza Kampanyası: Deniz Otobüslerinde Bisiklete Ücret Alınmasın!

Merhaba,

Çoğunuzun bildiği gibi, şehir hatları vapurlarında bisiklet ücretsiz olduğu halde (olması gereken) deniz otobüslerinde bisiklete ücret alınıyor (kabul edilemez!).

Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu olarak, deniz otobüslerinde bisikletin ücretsiz olması için bir imza, basın ve iletişim kampanyası başlattık. Aşağıdaki linkte dilekçe metnini okuyabilir, imza atabilirsiniz.
http://www.pedalsesi.com/idoya

İmzalar, kampanya sonunda İDO ve Ulaştırma Bakanlığı’na iletilecek. İmza kampanyasıyla birlikte basın ve iletişim çalışmaları da yapacağız. Üst düzeyde yetkililere ulaşmaya çalışacağız.

Deniz otobüsünü hiç kullanmayabilirsiniz, hatta deniz kıyısında yaşamıyor bile olabilirsiniz. Ama bu kampanya, dünyadaki tek sürdürülebilir ulaşım aracı olan bisikletin bir ulaşım aracı olması kampanyasının bir parçasıdır. Bisiklet, var olan ulaşım sistemine entegre edilmediği sürece, bisikletle ulaşım mümkün olmayacak. Bisiklet kullanımının cezalandırılması değil, ödülledirilmesi gerekiyor.

Bol bisikletli günler…

Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu Adına
Gizem Altın

………………………………………………….8

From: ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ
Subject: [adalarkulturdernegi] Fwd: KONSER
Date: July 15, 2010 9:05:00 AM GMT+03:00
To: adalarkulturdernegi@yahoogroups.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: