Gönderen: adalarpostasi | 13 Temmuz 2010

ADALAR POSTASI-2460: hristos manastırı civarında palas şirketi’nden alınarak yetimhane yapılması için izin istenilen binanın…


* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

28 Nisan 1902 Pazartesi günlü deprem sebebiyle yıkılan Yedikule dışındaki Rum yetimhanesinin yerine Büyükada Hristos Manastırı civarında Palas Şirketi’nden alınarak yetimhane yapılması için izin istenilen binanın orman içinde bir mesire yeri olması sebebiyle söz konusu yetimhanenin burada yapılmasının uygun olamayacağı, Şehremaneti’nin de bu binayı istimlak gücü olmamasına binaen bu konuda son kararın Şura-yı Devletçe verilmesine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada eski Rum Yetimhanesi, Mayıs 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

14 Temmuz 2010 Çarşamba
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Parçalı bulutlu
18/27ºC
% 68/94 nem
Yıldız, K 16km/sa
Gündoğuşu 05:42… Günbatışı 20:36…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Willow Fairy.

* * *

1- Yunan senarist ve yönetmen Fotini Siskopoulou‘nun “Mucizeler Şehri İstanbul” adlı filminin çekimleri Eylül ayında Heybeliada ve Assos’ta başlayacak…

2- Handan Yalvaç: “İstanbul’un Dünya Mirası Listesi’nden çıkartılacak olmasına yerel ve merkezi yönetimin kayıtsız kalmasına karşı başlattığımız imza kampanyasına aşağıdaki linke tıklayarak imza atabilirsiniz…”

3- Nesrin Çokneşeli: “Objektifimden…”

4- Erhan Öztürk: “Kınalıada ve Heybeliada’daki halk plajları telle çevrilip paralı hale gelince halk isyan etti. Büyükşehir telleri söktü, Adalar Belediyesi yeniden taktı. Uygulama, CHP İl Başkanlığı’nda da rahatsızlık yarattı…”

5- İsmail Baysal: “Adalı öğrencilere müjde!…”

6- Tilda Levi: “Adalarda yağmura yakalanmak her zaman pek hoş olmayabilir. Tıpkı geçen gün vapur çıkışı, birçok yolcu gibi tedariksiz yakalandığım üzere…”

7- Ali Rıza Önses: “Çocukken Büyükada`da eşeğe bindiğini belirten [Cemil] İpekçi, `Ama binmemle birlikte düştüm. Ondan bu yana ilk defa böyle bir arabaya biniyorum. Çok keyifliymiş’…”

8- Selçuk Aral: “Mihal Şişko ile nasıl tanıştım?…”

9- Kebire Bozkurt: “Hasdal Rehabilitasyon Merkezi’nde yuva arayan köpeklerin bir kısmının bir hafta 10 gün içinde süreleri dolacak. Bebekli annelerin daha fazla tabi ama yakında bebekler annelerinden ayrılacak ve anneler kısırlaştırılıp salınacak, bebekler annesiz kalacak, hadi bir kaçına yuva bulmamıza yardım edin, lütfen paylaşın…”

ADALAR POSTASI’nın 2460. sayısında…

)O(

………………………………………………….1

Sabah, 8.7.2010

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2010/07/08/mucizeler_sehri_istanbulun_cekimleri_eylulde_basliyor

‘Mucizeler Şehri İstanbul’un çekimleri eylülde başlıyor

Yunan senarist ve yönetmen Fotini Siskopoulou’nun “Mucizeler Şehri İstanbul” adlı filminin çekimleri eylül ayında Heybeliada ve Assos’ta başlayacak. Filmde, Rumların sınır dışı edildiği 1964 mübadelesinde Atina’ya gönderilen bir kızın, yıllar sonra yeniden doğduğu topraklara dönüp, Büyükada’daki evlerinde bulduğu annesinin günlüğü üzerine yaşadıkları beyaz perdeye aktarılıyor. Siskopoulou’nun, Heybeliada doğumlu yazar Petros Markaris’in eserinden uyarladığı “Mucizeler Şehri İstanbul” adlı filmin yapımcılığını Gina Petropoulou ve Biket İlhan paylaştı. Theodora Tzimou, Onur Saylak, Esin Harvey ve Minas Hadjisavas’ın rol alacağı filmin 2011 sonunda vizyona girmesi bekleniyor.

………………………………………………….2

From: HANDAN YALVAÇ
Subject: İmza Kampanyası: İstanbul dünya miras listesindençıkarılıyor!
Date: July 13, 2010 6:34:47 AM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Merhaba,
İstanbul’un Dünya Mirası Listesi’nden çıkartılacak olmasına yerel ve merkezi yönetimin kayıtsız kalmasına karşı başlattığımız imza kampanyasına aşağıdaki linke tıklayarak imza atabilirsiniz.
İkinci linkte bulunan İngilizce metni yurtışındaki gruplarla, kişilerle vs. paylaşabilirsiniz.
Etkinlik blogu ise şu şekildedir: http://istanbulsos.wordpress.com

türkçe:
http://www.gopetition.com/petitions/istanbul-sos-tr.html

ingilizce:
http://www.gopetition.com/petitions/istanbul-sos.html

………………………………………………….3

From: NESRİN ÇOKNEŞELİ
Subject: Objektifimden
Date: July 13, 2010 9:38:49 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com




………………………………………………….4

Sabah, 5.7.2010
Erhan Öztürk

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2010/07/05/adalar_sahilinde_tel_orgu_savasi

Adalar sahilinde tel örgü savaşı


Kınalıada ve Heybeliada’daki halk plajları telle çevrilip paralı hale gelince halk isyan etti. Büyükşehir telleri söktü, Adalar Belediyesi yeniden taktı. Uygulama, CHP İl Başkanlığı’nda da rahatsızlık yarattı

Adalar Belediyesi yıllardır Kınalıada ve Heybeliada’da halka açık olan plajları tel örgülerle çevirerek paralı hale getirdi. Denize giden yollara kapılar yaptıran ve para toplamaları için 40 kişilik özel bir ekip kuran CHP’li Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu’nun uygulamasına tepki gösteren Ada sakinleri CHP Genel Merkezi’ne çok sayıda protesto mesajı yolladı. İstanbul Valiliği ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne de konuyla ilgili şikâyetler yapıldı Yıllarca Heybeliada’daki Çamlimanı Mevkisi’nden denize giren Melek Merdinyan, uygulamaya tepkisini yerel bir gazeteye “Bu Deli Dumrul zihniyetine son verin” başlıklı bir yazı ya zarak gösterdi. Merdinyan yazısında “Heybeliada’da halkın denize ulaşabildiği son yerlerden biri de halka kapatıldı! Adalılar bir gün kalktıklarında Çamlimanı Mevkisi’nin tel örgülerle kapatıldığını gördüler. Adalar’ın halkçı belediyesi, zaten büyük bölümü çeşitli bakanlıklarca halka kapatılan ada kıyılarının son kalan bölgesini de bizzat kendisi kapattı. Anayasaya göre kıyılar halka kapatılamaz, kamu yararını gözetmek önceliklidir. Peki, Adalar’ın halkçı belediyesinin bu uygulaması ne anlama geliyor? Para veremeyecek durumda olanlar Adalar’a gelmesin; gelebilirse de denize giremesin” diye yazdı.

BU AKŞAMA KADAR SÜRE

Bu yazının ardından şikâyetler daha da artınca olaya İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) el koydu. İBB ekipleri, Adalar’a giderek söz konusu plajlarda denetim yaptı. İnceleme sonucunda kamuya ait alanların tel örgüyle çevrilemeyeceği belirtilerek tel örgüler söküldü. Ancak bir süre sonra Adalar Belediyesi ekipleri, tel örgüleri yeniden sahile koydu. Bunun üzerine İBB ekipleri yeniden Adalar’a gidip tutanak tutarak Adalar Belediyesi’ne bu akşama kadar tel örgüleri kaldırmaları için süre verdi. CHP’li belediye başkanının uygulaması CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda da rahatsızlık yarattı. İl merkezine bazı şikâyetler geldiğini belirten CHP İl Başkanı Berhan Şimşek, “İnsanların özgürlüğü bu şekilde kısıtlanamaz. Denizler, sahiller kamuya aittir. Belediye başkanıyla konuştum. Halkı mağdur etmemesi lazım. Ortak bir akıl bulmalıyız. Parası olan olmayan herkes kamuya açık bu tür yerlere girebilmelidir” dedi.

Denizin dibinde gönüllü temizlik

Adalar Belediyesi, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 84. yıldönümü kutlamaları kapsamında denizde dip temizliği yaptı. Gönüllü dalgıçlar Serço Ekşiyan ve Ekrem Başak, Sedef Adası açıklarında 30 metreye dalarak, dipteki gırgır ağlarını, plastik bidonlara bağlayarak su yüzeyine çıkardı. Adalar Belediyesi’nden yapılan açıklamada, bu ağların naylon olması dolayısıla 200 yıl çürümeden denizin dibinde pasif avlanmaya devam ettiği, deniz eko-sistemini bozan gırgır ağlarının, deniz dibi kirliliği açısından oldukça tehlikeli olduğu vurgulandı.

………………………………………………….5

From: İSMAİL BAYSAL
Subject: Fwd: ADALAR’DA EĞİTİM,DANIŞMANLIK
Date: July 13, 2010 5:54:24 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Adalı öğrencilere müjde!

Yıllardır Adalı eksikliğini yaşadığı, kışın kar kış, lodos sis derdinden, Bostancı’ya motorla gidip gelme, iskelede bekleme ve zaman kaybına son!

Öğrencilerin kışın yaşadıkları eziyeti gören ve Ada sevdalısı olan Özkan Hoca tüm birikim ve tecrübelerini, konusunda uzman öğretmen arkadaşlarıla, lise ve üniversiteye hazırlık dersleri vermek için Fenerbahçeli Lefter Sokak kütüphane karşısında öğrencilerini bekliyor…

Ismail Baysal

———- Yönlendirilmiş ileti ———-
Kimden: Özkan Güray
Tarih: 13 Temmuz 2010 14:51
Konu: ADALAR EĞİTİM
Kime: İsmail Baysal

Sn. İsmail Baysal’ın dikkatine!

………………………………………………….6

Şalom, 30.6.2010
Tilda Levi

http://www.salom.com.tr/news/detail/16111-Seffaf-plastik-semsiyeler.aspx

Şeffaf plastik şemsiyeler

Şalom’a hergün yerel basından altı farklı gazete alınır. Onlar tek tek okunur. Arşive yarayacak malzeme varsa ayrılır. Gazeteleri tarama sürecinde elleriniz matbaa mürekkebinden simsiyah olur. Kesilecek malzeme çok fazlaysa, daha da kara olurlar. Bu, gazete/kitap basımıyla ilgilenenler için çok doğaldır. Olayı ‘elimizin kiri’ değil, ‘elimizin tozu’ olarak tanımlarız.

Yazarlar odası sabahları sakinse işler yolundadır. Yok, eğer makas sesleri aralıksız geliyorsa, gündem yoğun demektir. Son birkaç haftadır makas, gazetelerin üzerinde biteviye gidip geliyor. Hayırlara vesile olsun.

Makaslar kupürleri hızla keserken, uluslararası arenada gri bulutlar dolaşmaya başladı. Derken, İstanbul’da şimşek gök gürültüsü sesleri arasında yağmur boşaldı.

***

Adalarda yağmura yakalanmak her zaman pek hoş olmayabilir. Tıpkı geçen gün vapur çıkışı, birçok yolcu gibi tedariksiz yakalandığım üzere. İlk işim hızlı adımlarla belediye kahvesine sığınmak oldu. Güneşten korunma amaçlı konmuş büyük şemsiyelerin altında durmak söz konusu değildi. Biraz daha içerlek bir yere girdiğimde yoldan geçenlerin ellerinde şu “üç kullanımlık plastik şeffaf şemsiyeler”ifark ettim.Belli ki, yeni satın almışlar. Zira bir grup, açık mavi şeffaf şemsiyelerle yukarı doğru yürürken, bir başka grup açık pembe şeffaflarla aşağı, vapura doğru gidiyordu. Çayımı içtikten sonra derhal kendime bir tane edindim. Eve kadar idare etse yeterdi. Gerçekten bu Çin yapımı şemsiyeler ‘kullan ve at’ cinsinden. Şehirde de bir tane almıştım.

Hayret, ne zaman yağmur çiselemeye başlasa, her köşede şeffaf şemsiye pazarlayan seyyar satıcılar mantar gibi ortaya çıkıyor. Doğrusu, o an için sizi kurtarıyor. İkinci kullanışta ise kenar plastikler demir(!) çubuklardan fırlamaya/kopmaya başlıyor. Üçüncü kez kullanacak kadar şanslı iseniz, bu kez de yanınızdan geçeni hasara uğratma durumunuz var. Sonra da final. Yani çöp. Tabi çöp kutusuna sığdırmak da ayrı marifet.

Yazlığa giderken yağmurlu havaları düşünerek önlemlerinizi aldıysanız ne ala. Yoksa Büyükada’daki gibi manzaralara tanık olursunuz. Yani her evde bir yazdan diğerine unutulan kimi mor, kimi yeşil mont türü kısa yağmurluklar ortaya çıkar. Ya da vapurlarda çığırtkan satıcıların eylül aylarında pazarladıkları uzun lacivert, balıkçıların giydiği türden yağmurluklar. Onlar da genelde takım elbiseli beylerin üstünde görülür. Her nedense insanlar sayfiye yerlerinde yağmura çoğu kez hazırlıksız yakalanırlar. Oysa ki, çok uzun sürmemesi şartıyla bir başka güzeldir yağmur Adalarda.

………………………………………………….7

İHA-Konya, 11.7.2010
Ali Rıza Önses

http://www.iha.com.tr/haber/detay.aspx?nid=128744&cid=12

Cemil İpekçi eşeğe bindi

Ünlü modacı Cemil İpekçi, Konya`nın Hüyük ilçesine bağlı Çavuş beldesinde eşek arabasına bindi.

Yapımı devam eden kerpiç ev ve atölyelerin yapıldığı alana eşek arabasıyla giden İpekci, inşaat ustalarına yardım ederken, bir evin duvarına kerpiç koydu.

Çavuş beldesinde hayata geçirilen, `Sonsuz Şükran Köyü` projesi kapsamında düzenlenen `Anadolu`ya Şükran Buluşmaları` etkinliği, festival havasında devam ederken, etkinlik için bölgeye akın akın gelen sanatçılar, kendileri için yapılan kerpiç evleri de ziyaret ediyor.

Sinema ve sanat dünyasının ünlü isimlerinin yaşayacağı, atölye çalışmalarını yapacağı kerpiç ev ve atölyelerin yapım çalışmaları büyük bir hızla devam ederken, sanatçılar da inşaat çalışmaları süren evlerde ustalara yardım ediyor.

Ünlü modacı Cemil İpekçi de sanat köyünde yaşayacak ve atölye çalışmaları yapacak isimler arasında yer alıyor. Sanat etkinliğinin açılışına katılan İpekçi, inşaat alanına bindiği eşek arabasıyla giderken renkli görüntüler sergiledi. Zaman zaman inatçılık eden eşeği büyük bir ustalıkla kullanan İpekci, inşaatı süren bir kerpiç eve gelerek ustalara yardım etti. Evin duvarına kerpiç koyan İpekci, daha önce eşeğe bindiğini ancak eşek arabasıyla ilk kez yolculuk yaptığını söyledi.

Çocukken Büyükada`da eşeğe bindiğini belirten İpekçi, `Ama binmemle birlikte düştüm. Ondan bu yana ilk defa böyle bir arabaya biniyorum. Çok keyifliymiş. İdare edebileceğimi sanmıyordum ama herhalde benim de burada bir evim olduktan sonra ben de burada küçük bir ahır yapar, kendime bir araba alır köye bununla iner çıkarım. Yani çok hoş bir şey` diye konuştu.

İpekçi, Türkiye`de eskiden Akdeniz, Ege sahilleri ile Anadolu`nun içinde faytonun da çok kullanıldığını vurgularken, bu kültürün kaybedildiğini, yok olduğunu söyledi. Artık köylerde bile araba sorununun yaşandığını dile getiren İpekçi bu tür yerlerde arabaların yerinde kalması gerektiğini, yerine faytonların geriye dönüş yapması gerektiğini kaydetti.

İpekçi, Sonsuz Şükran Köyü`nde `organik evler` olarak adlandırdığı kerpiçten evlerde bundan böyle yaşayacağını, atölyesinde ise çalışmalar yürüteceğini kaydederek, `Burası zaten bir türlü organik köy. Organik tarlalarımız olacak, organik sebzelerimizi kendimiz yetiştirip, kümeslerimiz, tavuklarımız olacak. Burada organik olarak nitelendirdiğimiz evlerde kalacağız. Binlerce yıldır yapılan usulle inşa edilen kerpiç evler, samanla, sazlarla yapılan, hava alan, insanı zehirlemeyen tam tersine birçok hastalığa iyi gelen evler.

Burada yılın belki 90 günü de kalabileceğiz. Şu anda 10 günMardin`de, 10 gün Bodrum`da, 10 gün İstanrbul`da, 10 günde Avrupa`da kalıyorum. Allah ömür, sağlık versin. Yılın 12 ayında her ay 10 gün kalmış olsam 90 günü bulur. Belki arka arkaya 2 ayda kalacağım günler olabilir. Bilhassa bahar aylarında` şeklinde konuştu.

Bu arada, Anadolu`ya şükran borcunu ödemek için Sonsuz Şükran Köyü`ne yerleşme kararı alan sanatçılar, sanat etkinliği için geldiği Çavuş beldesinde evlerin kerpicini yaptıktan sonra şimdi de hazırladıkları kerpiçlerle duvar ördü. Sinema dünyasının ünlü isimleri Bulut Aras, Selçuk Özer,Tamer Yiğit, Mustafa Uzunyılmaz, Gaffur Uzuner ve sanatçılar ziyaret ettikleri inşaat alanında, Konyalım türküsünü seslendirirken hem oynadılar, hem de el arabalarıyla taşıdıkları kerpiçlerle duvar ördüler.

Çavuş beldesinde devam eden etkinliğe katılan bazı sanatçılar kişisel ve karma sergiler açarken, bölgeye gelen vatandaşlarla da söyleşiler yapıyor. Akşam saatlerinde ise belde merkezinde ve çevre yerleşim birimlerinde film gösterileri sergileniyor. Sinema yönetmenleri ise sinemaseverlerle söyleşilerde bulunuyor. Etkinlik 20 Temmuz tarihine kadar devam edecek.

………………………………………………….8

Kinaliada.net, 21.11.2008
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/index.php?news-189

Mihal Sisko ile nasil tanistim?

Panagia Kilisesi baskani Mihal Sisko

Sevgili Kinali’lar ve Ziyaretciler!

Bugün sizlere, icinizden Kinali’nin yerli olanlarindan daha cok, yeni tasinanlariniza, yazlikcilarla, günü-birlik gelen ziyaretcilere, sitemizin bas diregi, belki de beni böyle bir faaliyete gecmeye sebep olan kisiden, güler yüzlü, espritüel arkadasim, Mihal Sisko’dan bahsetmek istiyorum.

Mihal’in soyadinin Sisko olduguna pek bakmayin, kendisi 78 yasinda, orasi-burasi biraz agrisa da, cita gibi delikanlidir ve Kinali’nin oldukca yüksek sokaklarindan birisinde (yani inisi cikisi mevcut, tirmanmayi gerektiren bir yerde) yaz-kis oturur.

Mihal Kinali’nin en yaslisi olmasa da, tereddütsüz en eskisi en kidemlisidir. Sadece Mihal’in kendisi degil anne ve babasi da Kinaliada dogumludur ve hep orada oturmus daha dogrusu yasamistir..

Bircok Rum-Ailenin uzun yillar önce tasi-taragi toplayip, Istanbulu terkederek Yunanistan’a göc etmesine ragmen o Kinaliada’ya beton atip, kök salmis, baska bir dine mensup olsa bile gercek Istanbul’lu ve bir Türk’dür. Yani Mihal basli-basina yasayan bir tarih, bir hatira defteridir.

Mihal Sisko ile tanismama http://www.kinalida.net den cok (Aslinda 1980 senesinden beri Kinali’li olan benim icin bir-hayli gec) bir tesadüf sebep olmustur.Yani dostlugumuz daha eskilere dayanir.

Günlerden, bir Pazar günü sabahi, Mihal’in baskani bulundugu ve ayni zamanda, mükemmel sesiyle, ayinler esnasinda dini sarkilari (ilahi), yüksek sesle bir opera sanatcisi gibi okudugu, bizim Besiroglu Sokaktaki (<– eski Kinali Hamam Sokak) Rum (Ortodoks) Kilisesinde, kimseyi rahatsiz etmemek icin makinanin *pips-sesini* kapatmis binanin giris kismina sehpami kurmus fotograf cekiyorum.

Mihal kendini kaptirmis gözleri yari-kapali, sayilari cok az olan ziyaretcilere, biri bitip – digeri baslayan dini sarkilarini okuyor. Yaz günü, kapi pencere acik olmasina ragmen, gür sesi zaten Kinali’nin ahalisine yetecek kadar, hemen hemen normal bir evin oturma odasi büyüklügünde insa edilmis kilisenin, her kösesinden duyulup, isitiliyor ve büyük yankilar yapiyor. Adam adeta davudi erkek sesiyle, bülbül gibi sakiyor.

Iste ne olduysa, o anda oluyor. Aniden kilisenin bir üst sokaginda (Kinalibagi Sokak), apartmanlarin cöpünü almak icin, koskoca bir temizlik kamyonu peydahlaniveriyor. Sanki kendisinin yaptigi rahatsizlik yetmiyormus gibi kontenerleri indirmesi-bindirmesi, büyük bir gürültü-patirdi, artik icerde kimse-kimsenin sesini duyup, lafini anlayamiyor.

Derhal disariya cikarak, kamyonun soförüne dogru kosup *Birader, sen burada ibadet yapildigini bilmiyormusun ? Verdigin rahatsizligin farkindamisin ?* diye soruyorum. Orta yasli adam bir anda ezilip-büzülerek, yüzü kizariyor ve bana *kendisinin her gün, günde iki defa, sabah/aksam cöp topladiginin, fakat adanin yerlisi olmadigi icin etrafi pek tanimadigini bundan sonra Pazar günleri o sokaga en son, daha gec saatlerde ugrayacagini* söylüyor. Cöp almayi yarim birakarak yoluna devam ediyor.

Tekrar iceri girip sehpamin basina gectigimde: Mihal kendine ayrilmis, alcak bir tahta merdiveni andiran parlak cilali, üzerinde acik bir kitabin yattigi, bir tabureye benzeyen, sirasindan bana dogru bakiyor. Göz-göze geliyoruz. Herseyin farkinda, bana asagiya dogru inen göz kapaklariyla tesekkür ediyor ve zaten yüksek olan sesini cok daha da arttirarak sarkisina devam ediyor.

Ayinden sonra kiliseye ait cemiyet kismina beni davet ediyor. *Onu tanirmisin, Bunu tanirmisin ?* konusmaya (sorusturmaya basliyoruz. Sarmas-dolas sanki kirk yillik ahbabiz. Bu bizimkisi görür-görmez vurulmak gibi bir sey, büyük ask. Sene 2005, mevsimlerden yaz. Bu olayi takip eden yazlarda bulusuyoruz ve hersey ayni sekilde böylece devam ediyor.

Beni bir sürü kimseyle tanistiriyor. Yazar oldugumu duymus illa kendisininde mensubu bulundugu *Ada Gazetesi’ne* almaya ugrasiyor. Önemli kisiler Kinaliya geldiginde (Mesela Patrik Hazretleri Bartelomeos) veya yortularin yapildigi belli günlerde bodyguard ve sivil polisler arasinda ortalikta dolasan, tek davetli fotografci (Mihal’den torpilli, Hahaha…) Selcuk Aral.

Hosca ve her zaman dostca kal, sevgili Arkadasim Mihal, sizlerde sevgili okuyucular.

Selcuk Aral.

NOT: Bundan sonra *kendini Kinali’nin agacta kalmis son yapragi* gibi gören Michal’in anilarini burada http://www.kinaliada.net de belli araliklarla yayimlayacagim.

………………………………………………….9

From: KEBİRE BOZKURT
Subject: Border Collie, setter, terrier, siyah yavru kurt, huskyler, melezler, anneler, bebekler yaslilar terk edilenler sizleri beklerler :)
Date: July 13, 2010 7:57:39 PM GMT+03:00
To: Kebire Bozkurt

Hasdal Rehabilitasyon Merkezi’nde yuva arayan köpeklerin bir kısmının bir hafta 10 gün içinde süreleri dolacak.
Bebekli annelerin daha fazla tabi ama yakında bebekler annelerinden ayrılacak ve anneler kısırlastırılıp salınacak, bebekler annesiz kalacak, hadi bir kacına yuva bulmamıza yardım edin, lutfen paylasın.

Hasta kopeklerimiz de var, bir kısmı ozel kliniklerde tedavi oldu, bir kısmını kaybettik. Bir kısmı taburcu olacak ama gidecek yerleri yok.

Hastalarımız sokaga donene kadar bir sure daha bakıma ihtiyac duyuyorlar var mı yardımcı olabilecekler?

Gecici ve/veya kalıcı yuva da olabilirsiniz yeter ki bir cana kapınızı açın, yeter ki siz de birseyler yapmak isteyin.

Acilen karma aşıya, yaş mamaya ve süte ihtiyacımız var.

Ve tabi herşeyden çok SİZE ihtiyaç var. En önemlisi sizsiniz, oradaki canlar için lutfen varsa gelebilecek olanlar, bekliyor sizi köpeklerimiz…

Sevgiler,

Kebire
0555 422 88 95

















Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: