Gönderen: adalarpostasi | 04 Temmuz 2010

ADALAR POSTASI-2452: ada sahillerinde bekliyoruz…


* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

11 Eylül 1901 Çarşamba günlü Heybeliada arazisinin tahdidinde manastırlar ile bazı emlak sahipleri arasında çıkan münazara ve komisyon çalışmalarına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Büyükada, 2 Temmuz 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

4 Temmuz 2010 Pazar
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Az bulutlu
29ºC
% 37 nem
Poyraz, KD 23km/sa
Gündoğuşu 05:37… Günbatışı 20:39…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Horned Poppy Fairy.

* * *

1- Toplantının amacı doğrultusunda Büyükada sahilinde Lido Oteli yerine yapılacak proje hakkında bilgi veren İnanlar İnşaat adına Yönetim Kurulu Başkanı mimar Serdar İnan sözkonusu proje ve projeye dair basın bültenini ADALAR POSTASI kanalıyla da Adalılar’a duyuracaklarını ifade etmişlerdir. Ada sahillerinde bekliyoruz…

2- (TMMOB Mimarlar Odası Kadıköy Şubesi Başkanı) Arif Atılgan: “Endişem bu sahile [Lido Oteli’nin yerine] inşa edilecek olan binanın Büyükada’ya, Kadıköy’ün Mühürdar Sahili’ndeki Corner Oteli’nin etkisini vereceğidir. Diğer yandan bu konuya Kartal MİA ile Prens Adaları’nın yavaş yavaş ilişkilendirilmesi olarak bakıldığında ise çok yakın bir tarihte Adalar’ın görüntüsünün tamamen değişeceği belli olmaktadır…”

3- ADALAR POSTASI’nda seyreden Sevgili Dilek Zaptçıoğlu ile Jurgen Gottschlich‘in, 2 Temmuz 2010 Cuma günü saat 15:00 itibariyle başlayan “Medeniyetler İttifakı” projesini tebrik eder mutluluklar dileriz.

4- Çiğdem-Selim Tugay: “Sevgili Dilek ile Jurgen’in ‘Dilek Ağacı’ndaki tüm dileklerin gerçekleşmesi dileğiyle…”

5- Selçuk Aral: “Sayın ADALAR POSTASI, ben sizin icin bir logo hazırlayıp kendi siteme [http://www.kinaliada.net] koydum…

6- İsmail Baysal: “Sahilleri düşünen Belediye acaba halkın sağlığını ne kadar düşünüyor? diye hiç düşündünüz mü?…”

7- Selçuk Aral: “Helikopterle Aya Yorgi ziyareti…”

8- Adalar Belediyesi’nden ne haber?: “Büyükada’da antika ve sanat her Cumartesi…”

9- Adalar Belediyesi’nin sahillere tel örgü çekerek, halka açık plajlarda giriş ücreti uygulaması tepki yarattı…

10- Galata’daki Katolik St. Pierre Kilisesi’nin İtalyan rahibi Giuseppe Gandolfo ile opera sanatçısı alto Atilla Enginol ikilisi, kültürel etkinliklerde verdikleri konserlerle izleyicileri adeta büyülüyor…

ADALAR POSTASI’nın 2452. sayısında…

)O(

Büyükada Aya Yorgi Kilisesi, 5.5.2010.

Haydi siz de bir dilek dileyip atın Dilek Kutusu’na!
Ne olur ne olmaz tutmaz ya tutacağı da tutabilir!
)O(

………………………………………………….1

ADA SAHİLLERİNDE BEKLİYORUZ…


Büyükada (b)öngürünümünde eski Lido Oteli’nin yerine yapılmak istenen inşaata dair kimi söylentilere açıklık getirmek amacıyla mülkiyet-yatırım ortağı ve proje sahibi olan İnanlar İnşaat [http://www.inanlarinsaat.com.tr] adına Yönetim Kurulu Başkanı mimar Serdar İnan’ın, İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’ni [http://www.adalarkoruma.org] aramak suretiyle ilettiği toplantı talebi üzerine;

3 Temmuz 2010 Cumartesi günü saat 11:30’da Büyükada İskelesi Turing Kahvehanesi’nde,

İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği Yönetim Kurulu üyelerinden (Başkan) Arif Çağlar, (Başkan yardımcısı) Engin Damcı, Özlem Yüzak yanı sıra İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu üyelerinden (Başkan) Serdar İnan, (Başkan vekili/Genel Müdür) Gülsen Ramazanoğlu ve mimari ekipten Nursen Durmuş’un katılımıyla yapılan toplantının amacı doğrultusunda proje hakkında bilgi veren İnanlar İnşaat adına mimar Serdar İnan sözkonusu proje ve projeye dair basın bültenini ADALAR POSTASI kanalıyla da tüm Adalılar’a duyuracaklarını ifade etmişlerdir.

13.01.2010/2260 tarih/sayılı kararıyla sözkonusu projeye onay veren 5 No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun aslen böyle bir yetkisi olmadığına haliyle sözkonusu iznin de hükümsüz olduğuna önemle dikkat çeken İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği Yönetim Kurulu üyeleri, Adalar’ın Kentsel ve Doğal SİT dokusunun korunması adına konunun takipçisi olacaklarını vurgulamışlardır.

Ada sahillerinde bekliyoruz…

ADALAR POSTASI
)O(

ADALAR POSTASI-2443 (12.6.2010):
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/06/12-2443.html

[…]

ADALAR POSTASI-2406 (17.4.2010):
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/04/17-2406.html


NİHAYET LİDO’nun YIKIMINA BAŞLANMIŞTI ya!

Allah tamamına erdirsin! Yerine gelen* gideni aratmasın emi!
AMİN!

* Yan yana sıram sıram sıralanmış nur topu gibi 3 plazanın ortadaki en yükseğinin Carrefour olarak tasarlandığı inşaatın hamiliğini ise Adalar Belediye Meclisi üyesi ve Adalar Vakfı başkanı Aykut Mutlu’nun yaptığı, sözkonusu projenin ilgili 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca reddedildiği amma ve lakin ikinci defa gündeme alınıp her nasılsa izin verildiği söylentileri dolaşıyor böngörünümlü Ada sahillerinde… Hayretle…
)O(

ADA SAHİLLERİ’nde neler oluyor?
Bir bilen var mı aceba?
)O(



………………………………………………….2

Arif Atılgan, “Büyükada’da Lido Oteli”, Mimarlara Mektup 134 (Nisan 2010)15-16:

MİMARLAR ODASI İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ ANADOLU 1. BKBT: KADIKÖY

BÜYÜKADA’da LİDO OTELİ

Daha önce Adalar’la ilgili iki yazı yazmıştım. Bunlardan birincisi Adalar’ın 1/5000’lik planlarıyla, ikincisi ise Sedef Adası’ndaki yapılaşmalarla ilgili idi.

1/5000’lik planlarda her adaya ayrı fonksiyonlar verilmişti. Büyükada’ya kongre, Heybeliada’ya sağlık, Burgazada’ya kültür ve Kınalıada’ya ise spor fonksiyonları yakıştırılmıştı. Ben de yazılarımda, bu fonksiyonlar ile Adalar’ın Kartal MİA (Merkezi İş Alanı) ile ilişkilendirilmesinin amaçlandığı kanısında olduğumu belirtmiştim.

Büyükada İskelesi’nin hemen yanındaki 13 pafta, 21 ada, 27 parselde bir rezidans + ticaret fonksiyonlu bina inşa edilmek istenmektedir. 2783 m2’lik arsada, 2120,42 m2’lik alanlara sahip bodrum ve zemin katlarda alışveriş merkezi planlanmakta, neredeyse arsanın tamamına bina oturtulmaktadır. Üst katlarda ise rezidans şeklinde planlama yapıldığı görülmektedir. Arsanın hemen arkasındaki yoldan sonra iki kat olacak olan bina, arsanın tabanından, yani deniz seviyesinden sonra altı kat olabilmektedir. Toplam inşaat alanının 7110,73 m2 olduğu arsada yapılacak yapıda emsal = 2,55’e denk gelmektedir. İnşa edilecek bina için deniz seviyesini zemin kabul edersek bodrumla birlikte altı kat, üstteki yolu zemin kabul edersek aşağıya doğru iskâna açık dört kat bodrum olabilmektedir.

Bölgeyle ilgili olan 5 No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 13.01.2010/2260 tarih/sayılı kararı ile projeye gerekli onayı vermiştir. Bu karardan anlayabildiğimize göre, parseldeki 1954 yılında inşa edilmiş olan iskânlı ve ruhsatlı bina için 1984 yılında tamirat-tadilat ruhsatı alınmıştır. Yine bu karardaki bilgilere göre, daha sonraki yıllarda, buradaki binadan projesiz ve ruhsatsız yapı olarak bahsedildiğine göre eski bina yıkılıp yerine kaçak bir inşaata başlanmıştır. Ancak diğer yandan da bu yapının inşaat haklarını kullanan bir avan proje teklifi ile belediyesine başvurulmuştur. 5 No.lu KTVK Kurulu’nun 09.12.2009/2200 tarih sayılı kararında ise yapı sahiplerinden “Ada karakterine katkıda bulunan ve 21. yüzyılın çağdaşlığını yansıtabilen, deniz siluetinde monoblok izlenimi uyandırmayan” şeklinde tarif edilen teklifler istenmiştir.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Anadolu 1. BKBT tarafından bu projeye ÇED Raporu ile Mimari Proje Müellifi Sicil Durum Belgesi düzenlenmiştir.

Ada sakinlerinden aldığım bilgilere göre bu parselde 1983 yılına kadar bulunan bina, Adalıların çok değer verdiği Lido Oteli’ymiş. Lido Oteli, yaz aylarında yüzme havuzundan yararlanılan ve akşamları çeşitli eğlencelerin düzenlendiği bir tesismiş. O yıllarda her yerde yüzme havuzu yokmuş ve havuzla otel arasında kalan alandaki restoranda, zamanın çok popüler sanatçılarının da katıldığı konserler düzenlenirmiş.

Bizim çocukluk yıllarımızda 1 Mayıs günü Bahar Bayramı olarak yaşanırdı. O gün genellikle, zamanın en gözde enstrümanı olan akordeon başta olmak üzere müzik aletleriyle adalarda piknik yapmak modası geçerliydi.

Ben gerek çocukluğumda gerekse daha sonraları Adaları hep kullanmış olan bir İstanbulluyumdur. Dünya görüşüm bu tip ayrıcalıklı tesislere girmekten yana olmamıştır. Ancak Adalılardan aldığım bilgiye göre Adalar’daki tesisler ayrıcalıklılar tarafından değil, tüm Adalılar tarafından kullanılmaktadır. Yani bu konuda Adalıların kendilerine özel sosyal ve kültürel yapıları olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıdan Lido Oteli’nin nasıl olup da tescil edilmediğini anlayamamaktayım.

Endişem bu sahile inşa edilecek olan binanın Büyükada’ya, Kadıköy’ün Mühürdar Sahili’ndeki Corner Oteli’nin etkisini vereceğidir. Diğer yandan bu konuya Kartal MİA ile Prens Adaları’nın yavaş yavaş ilişkilendirilmesi olarak bakıldığında ise çok yakın bir tarihte Adalar’ın görüntüsünün tamamen deği- şeceği belli olmaktadır.

Arif Atılgan

………………………………………………….3

ADALAR POSTASI’nda seyreden Sevgili Dilek Zaptçıoğlu ile Jurgen Gottschlich’in, 2 Temmuz 2010 Cuma günü saat 15:00 itibariyle başlayan “Medeniyetler İttifakı” projesini tebrik eder mutluluklar dileriz.
ADALAR POSTASI
)O(

………………………………………………….4


Sevgili Dilek ile Jurgen’in ‘Dilek Ağacı’ndaki tüm dileklerin gerçekleşmesi dileğiyle…
Çiğdem)O(Selim Tugay

………………………………………………….5

From: SELÇUK ARAL
Subject: Re: Kontakt ADALAR POSTASI\’nın adresinize ulaşması için…
Date: July 2, 2010 11:33:10 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayın ADALAR POSTASI,

Ben sizin için bir logo hazırlayıp kendi siteme koydum…


Subject: Re: Kontakt ADALAR POSTASI’nın adresinize ulaşması için…
From: ADALAR POSTASI adalar.postasi@gmail.com
Date: July 3, 2010 1:42:55 AM GMT+03:00
To: Selçuk Aral

Sayın Selçuk Aral,
ADALAR POSTASI’na göndermiş olduğunuz harikulade hediyeyi şu anda gördük, 1001 teşekkürler…
Geçenlerde sanal alemde http://www.kinaliada.net adresine tesadüfle kimi yazı-fotograflarınızı yayımlamış, o esnada irtibat-izin için mail adresinize de bakınmıştık ya nafile… Şimdi cam şiseyle birlikte adresinizin de ulaşmasına doğrusu pek sevindik… Derhal ADALAR POSTASI’nın gönderim listesine ekliyoruz… Hoşgeldiniz! Sefalar getirdiniz…
Ada sahillerinden selam ve sevgilerimizle,
ADALAR POSTASI adına
Emine Cigdem Tugay
)O(

………………………………………………….6

From: İSMAİL BAYSAL
Subject: Ekmeğini elletme
Date: June 30, 2010 4:02:34 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com


Sayın Adalılar,

Paralarda ve tükürükte bulunan mikropların büyük hastalıklara yol açtığını herhalde bir çoğumuz bildiği halde önemsemeyiz. Ama niye? Hayatımızın bir parçası olan elden ele gezen kağıt ve bozuk paralar, Karadeniz Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Kemalettin Aydın’ın açıklamasına göre “dışkı yoluyla çıkıp ağız yoluyla bulaşabilen bütün mikropları barındırmaktadır,” diye ifade edilmiş ve kanıtlanmıştır. Birçok yerde tükürerek kağıda ekmek, çörek vs. sarma işlerini yaşıyoruz ama konuşmuyoruz. Gıda işiyle uğraşan bazı fırıncılar, kasaplar, pastahane, şarküteri vs. gıda imalatı yapanlar niçin eldiven, ağızlık ve bone kullanmazlar veya yetkililer tarafından mecburi uygulamaya —Sağlık Müdürlüğü, İlçe belediyeleri tarafından denetime— niçin tabi tutulmazlar? Eskiden 1983 öncesi bu gibi yerlerde 6 ayda bir muayene ve rapor mecburiyeti vardı. Maltepe Belediyesi örnek uygulamayla halkın sağlığını düşünerek “Ekmeğime Dokunma!” kampanyası başlatarak ekmekleri kağıt ambalaj mecburiyeti başlattı. Kendisini gerçekten vatandaş olarak kutlarım. Karşıda ambalajlı ekmek 85.00kr olan ekmek aynı şartlarda kamyon ve doğalgaz kullandığı halde neden 1.00tl’ye satılır?

“Sahilleri düşünen Belediye acaba halkın sağlığını ne kadar düşünüyor?” diye hiç düşündünüz mü?

Sağlıklı ve mutlu günler…

İsmail Baysal

………………………………………………….7

Kınalıada.net,
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/index.php?news-1031

Helikopter’le Aya Yorgi ziyareti…

Foto: Selcuk Aral ©

Sevgili Okurlarim!

Icinizde mutlaka gitmis olanlariniz bilirler: Aya Yorgi’nin kapisina kadar (<<<- özel durumlar haric) vasita ile gidebilmek mümkün degildir.

Genel olarak ziyaretcilerin cogu iskele yakininda (<<<-vapurdan cikar cikmaz karsiniza gelen kücük saat kulesinin sol tarafinda bulunan <<<- zaten sira bekleyenlerin teskil ettikleri uzun kuyruk gözünüze carpar) arabacilarin tamaminin sira bekledikleri meydandan kalkan faytonlarla (<<<- tarifeye göre ücreti 20 TL <<<- 4 kisiye kadar binebilir) Lunapark meydanina gidilir.

Tabi havanin güzel veya fayton bekleme kuyrugunun uzun, yahutta gurubunuzun büyük oldugu günlerde ayni mesafeye yavas yavas yürüyerekte ulasalabilirsiniz. Yürümeye karar verdiyseniz saat kulesinin sagindan giden yolu (<<<- ayni yere soldan da varabilirsiniz) hic birakmayin sayet geldiginiz meydan da bir sürü fayton toplanmis sira bekliyorsa ve kösesinde bir kir-gazinosu mevcutsa, yolunuzu sasirmamis, Lunapark meydanini bulmussunuz demektir.

Foto: Selcuk Aral ©

Iste artik buradan itibaren (<<<- yani fayton’la da, yürüyerek de gelseniz farketmez) 800 metrelik yokusu cikmanin iki yolu vardir. Ya yolunuza devam ederek, oflaya-puflaya (<<<- aslinda herkes bunu yapar) yukari tirmanmak yahutta sizi tasimasi icin toplu halde sira bekleyen eseklerden birisini kiralamak.

Eski zamanlarda (<<<- zerzevat, süt vs. nin esekler sirtinda satildigi veya hala cesmeden eve su tasiyan
sakalarin bulundugu semtlerin mevcut oldugu günlerde) insanlar (<<<- bilhassa cocuklarla, hanimlar) eseklere cok daha fazla (<<<- yani olmassa olmaziydi) binerlerdi.

Bugünlerde (<<<- artik sadece hayvanat bahcelerinde görebilmek mümkün olmasiyla) kendini esege tasittirmak nerdeyse utanacak bir hala aldi. Artik 36 beden 48 kiloluk kadinlari bile eseklerin üzerlerinde görebilmek (<<<- benim son iki ziyaretimde de durum böyleydi) mümkün degil.

Lunapark meydaninda müsteri bekleyen esekleri her ziyaretci sevip-oksayip, fotografini cekmesine ragmen iclerinden sirtina binenine raslamadim. O sebepten esekcinin yokusu cikmak icin ne kadar para istedini (<<<- sormak aklima gelmedi) bilmiyorum.

Foto: Selcuk Aral ©

Yalniz gecenlerde bizim damat Yekta’nin evlilik yildönümünde dizinden problemi olan kizkardesimi (<<<- benim ballandira-ballandira anlatmalarimdan tahrik olan <<<- kibarca, gaza gelen) Aya Yorgi’ye götürmek istedigini ve yokusu esekle cikartmayi tasarladigini (<<<- benim kizi makaraya almam üzerine planlarinin suya düstügünü ) biliyorum.

Aralarinda bir kac gün önceden baslayan (<<<- Beni hayatta essege bindiremezsin!) muhabbetiyle cekisip dururlarken Allah’tan yagmur yagdi da (<<<- Ada’ya gidilemedi) hersey sonunda gene tatliya baglandi.

Hayirli bir Pazar dilegiyle, hosca ve dostca kalin.

Selcuk Aral

NOT: Hani ben yukarda Aya Yorgi’ye cikmak ya yürüyerek yahutta esekle dedim ya: Inanmayin, yalan. Simdi aklima geldi: Artik isterseniz helikopter’le de gidebilirsiniz.
Aslinda devlet erkanina (<<<- Istanbulu ziyarete gelen üst düzey diplomatlara) yapilan alana mutlaka diger helikopterler de iner kalkarlar.

„Ah ulan Yekta, ah!“ gene pacayi kurtardin: Bundan bir ay önce bu aklima gelsey di: Ben kizkardesimi sana Aya Yorgi’ye helikopterle tasitmazmiydim? Hahaha…

………………………………………………….8

ADALAR BELEDİYESİ’nden NE HABER?

………………………………………………….9

Penguen 2010/26 (24.6.2010):

………………………………………………….10

Milliyet- Pazar, 4.7.2010
Önay Yılmaz

http://www.milliyet.com.tr/italyan-rahipten-karadeniz-turkuleri/pazar/haberdetay/04.07.2010/1258787/default.htm

İtalyan rahipten Karadeniz türküleri


Giuseppe Gandolfo 17 yıl önce orgu onarmak için adım attığı Galata’daki St. Pierre Kilisesi’nin rahibi. Akşamları da piyanonun başına geçip operacı Atilla Enginol’a eşlik ediyor. Rahip Gandolfo en çok Karadeniz türkülerini seviyor

Galata’daki Katolik St. Pierre Kilisesi’nin İtalyan rahibi Giuseppe Gandolfo ile opera sanatçısı alto Atilla Enginol ikilisi, kültürel etkinliklerde verdikleri konserlerle izleyicileri adeta büyülüyor. Rahip Gandolfo gündüzleri kilisesini yönetirken, geceleri de Enginol’a piyanosuyla eşlik ediyor. İkili izleyenlere, aryalardan türkülere, tasavvuf müziğinden alaturka şarkılara ve popüler batı müziğine kadar geniş bir repertuar sunuyorlar.

Kilisenin Camillo Bianchi’nin eseri olan antika orgunu onarmak için 1993 yılında Vatikan tarafından görevlendirilerek İstanbul’a gelen 61 yaşındaki rahip Gandolfo, “Bu görev bana verilince severek kabul ettim. İstanbul’a gelince de 15 günde akordunu, içindeki tozları temizleyerek, motorunu elden geçirerek orgu onardım. Sonra kilisenin başına getirildim. Türkçe’yi öğrendim. Buraya gelmeden önce Türkiye hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sonra burayı çok sevdim ve ayrılamadım. 17 yıldır St. Pierre Kilisesi’ni yönetiyorum” diyor.

Türkiye’den ölene kadar ayrılmayı düşünmediğini belirten rahip Gandolfo, en çok Karadeniz türkülerine ilgi duyduğunu söylüyor.
“Galata kendimi en rahat hissettiğim yer, evim gibi” İstanbul’un uluslararası öneme sahip çok güzel bir kent olduğunu, mimari açıdan Sultanahmet Camii ve Galata Kulesi’ni çok sevdiğini anlatan rahip Gandolfo, “İstanbul bir kültür kenti. Kendimi en rahat hissettiğim yer Galata. Burası bana mimarisiyle sokaklarıyla topoğrafik yapısıyla doğup büyüdüğüm Cenova’ya hatırlatıyor. Atalarım Cenevizliler burada 600-700 yıl yaşamış.
O nedenle burada hiç yabancılık çekmiyorum. Kendimi evimde gibi hissediyorum. Burgazada’yı da çok seviyorum” diye konuşuyor.
Türklerle İtalyanların birçok yönden birbirlerine benzediklerini de söyleyen Gandolfo “Akdeniz kültürünü her iki toplumda da görmek mümkün. İki halk da sıcakkanlı, duygulu, sabırlı, tevekkül sahibi, akıllı ve çalışkan. İtalyanlar askerlik sanatını Kanuni Sultan Süleyman zamanında Türklerden öğrenmişler. Bunun yanında Türklerden mutfak ve aşçılık sanatını da öğrenmişler” diyor.
Dini eğitimin yanı sıra müzik eğitimi de aldığını anlatan rahip, kendisini profesyonel bir müzik adamı olarak görmediğini belirterek, “Ben her ne kadar müzik ve org eğitimi alsam da aslında bir din adamıyım. Ama bu tür etkinliklere katılmaktan, konser vermekten de büyük bir keyif alıyorum. Piyano ve org dışında gitar, akerdeon, flüt çalabiliyorum. Boş zamanlarımda İtalyanca ve Latince dersler de veriyorum” diye ekliyor.
“Öldürülen piskoposlar hakkında konuşmak için henüz erken”
19. yüzyıl müzik yorumcusu, besteci, doğaçlama ustası ve org maestrosu Dominiken rahibi Gandolfo, Trabzon ve Hatay’da öldürülen Katolik piskoposlar hakkında yorum yapmak istemediğini, bu konuda görüş belirtmek için henüz erken olduğunu söylüyor.

Hem “Que Sera, Sera” hem “Fincanı Taştan Oyarlar”
Opera sanatçısı Atilla Enginol, Padre (peder) Gandolfo’yla birkaç yıl önce Büyükada’da bir kilisede tanıştıklarını, birlikte düet yapma
fikrini rahibe kendisinin açtığını belirterek,
“Peder bu fikre sıcak baktı ve birlikte prova yapmaya başladık. Birlikte bugüne kadar beş konser verdik. İlk konserimizi 16 Ocak’ta Galata Derneği’nde verdik” diyor.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nden
1996 yılında emekli olduktan sonra da müzik çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü anlatan Enginol, “Aryaların yanı sıra, türküler söylüyoruz. Yunus Emre’den de popüler müzik de söylüyoruz. Yani ‘Que Sera, Sera’yı da söylüyoruz, ‘Fincanı Taştan Oyarlar’ı da. Amacım öncelikle operayı sevdirmek, halk müziğimizi yabancılara tanıtmak. Ayrıca her sevgiyi, barışı ve dostluğu ön plana çıkarmak” diye konuşuyor.
Enginol bu tür konserlerin ulusları, dinleri birbirine yaklaştırdığını belirterek “Bu tür etkinliklere daha fazla ilgi gösterilmesini ve sponsor olunmasını bekliyoruz” diyor.

Coloratura soprano Leyla Pekin ile organist Giuseppe Gandolfo’nun, 1 Ağustos 2010 Pazar günü saat 19:30’da ve Alto Atilla Enginol ile organist Giuseppe Gandolfo’nun, 29 Ağustos 2010 Pazar günü saat 19:00’da Büyükada San Pacifico Kilisesi’nde verecekleri şan ve org konserlerine huzurunuzla şeref vermenizi rica ederiz.
ADALAR POSTASI
)O(
Konser Program ve Bültenleri için:
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/06/29-2451.html
ADALAR POSTASI-2451 (29.6.2010): ağustos 2010 büyükada şan ve org konserlerini lütfen ajandanıza not ediniz…


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: