Gönderen: adalarpostasi | 16 Haziran 2010

ADALAR POSTASI-2445: sanırım adalar ilçemiz her yeni belediye başkanıyla birlikte yeni bir festival sahibi olacak…


* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

31 Aralık 1901 Perşembe günlü Büyükada’da balık avlandığı mevkiin kendi dalyanı olduğu iddiasıyla mahkemeye başvuran Avusturyalı Michel Andonya’nın iddiası hakkında tahkikat yapılmasının Bozcaadalı Espero tarafından talebine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada ‘da arkadaki çöpler olmasa…, 6 Haziran 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

16 Haziran 2010 Çarşamba
Büyükada’da HAVA DURUMU*

Parçalı bulutlu
20/30ºC
% 73-88 nem
Günbatısı, B 8km/sa
Gündoğuşu 05:31… Günbatışı 20:37…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Yarrow Fairy.

* * *

1- AİHM: “Yetimhane Patrikhane’ye verilsin…”

2- Ugo Antonio Corintio: “En çok tuhafıma giden de kendilerini ‘Adalı’ sayanların (!) yasağa uymaması…”

3- F. Safvet Özdil: “Sanırım Adalar ilçemiz her yeni belediye başkanıyla birlikte yeni bir festival sahibi olacak…”

4- Bayram Öztürk: “‘Bu renk geçen hafta domates rengindeydi. İzmit Körfezi’nde ve Adalar açıklarında görüldü. Buna ‘red tide’ deniliyor. Sebebi kara kökenli kirlenmedir ve bunun sonucunda denizde çözünmüş oksijen azalmasıdır…”

5- Begüm Çelikkol: “Bir Ada vapuru alsa içimden hüzünlerimi, sıkıntılarımı. Duruyorum işte sahilde, gel beni de götür ada vapuru… Martılar eşlik etsin yanı başımızda bize, bir de gülümseyen insanlar… “Off”larınızı, “Keşke”lerinizi bir yana bırakın, umarsız bir biçimde binin söylediğim ada vapuruna… Denizle beraber akıp gitsin içinizde birikmiş ne var, ne yoksa…”

6- Selçuk Aral: “Geçen hafta evin vergisini yatırmak için Büyükada’ya gittiğimde, sahildeki lokantalardan birisinin önünde kurulmuş, kalın çıtalardan yapılmış bir askı üzerine sıralanarak, ayçiçeği gibi yüzü güneşe çevrilmiş, sofraya gelecek kıvama gelmis çirozları gördüm. Eski bir İstanbullu hemşerimi görmüs gibi sevinip…”

7- Sibel Akkaşoğlu: “Bu haftasonu Adaevi’nde…”

ADALAR POSTASI’nın 2445. sayısında…

)O(

Büyükada Aya Yorgi Kilisesi, 5.5.2010.

Haydi siz de bir dilek dileyip atın Dilek Kutusu’na!
Ne olur ne olmaz tutmaz ya tutacağı da tutabilir!
)O(

………………………………………………….1

ntvmsnbc ve Ajanslar, Güncelleme: 14:31 TSİ 15 Haziran. 2010 Salı

http://www.ntvmsnbc.com/id/25106312

AİHM: Yetimhane patrikhaneye verilsin

AİHM, Büyükada’daki Rum yetimhanesinin üç ay içinde Fener Rum Patrikhanesi’ne verilmesine karar verdi.

Büyükada’daki tarihi Rum yetimhanesi 1898-1899 yılları arasında yapıldı.

İSTANBUL – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Fener Rum Patrikhanesi’nin Büyükada’daki Rum yetimhanesi hakkında açtığı davada kararını verdi.

AİHM, yetimhanenin üç ay içinde patrikhaneye verilmesini kararlaştırdı.

Mahkeme, Ankara’yı 6 bin Euro manevi tazminat, 20 bin Euro da mahkeme masrafı ödemeye mahkum etti.

Büyükada’da bir asır önce yapılan Rum yetimhanesi, dünyanın ilk [!?] çok katlı ahşap yapısı olarak biliniyor. Altı katlı yetimhane, 1960 yılından beri kullanılamıyor.

AİHM, 2008 yılında açıkladığı ilk kararında Osmanlı döneiınde Patrikhane’ye ait olan yetimhaneye 1997 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce el konulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözlesmesı’nin mülkiyet hakkıyla ilgili maddesine aykırı olduğuna hükmetmişti.

………………………………………………….2

From: UGO ANTONİO CORİNTİO
Subject: BISIKLETE BINMEK YASAKTIR!!!
Date: June 15, 2010 1:24:34 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

İYİ GÜNLER,

MALUM, BÜYÜKADA’DA BİSKLETİN YASAK OLDUĞU KISIMLAR VAR, BUNLARDAN EN “MEŞHUR” OLANI ÇARŞIDADIR! AMA VE LAKİN İSTEDİĞİNİZ KADAR ZEMİNDE “BİSİKLETE YASAK” RESMİNİ ÇİZİN İSTER BEZLİ ASILI PANODA “BURADA BİSİKLETE BİNMEK YASAKTIR” YAZIN,HİÇBİR FAYDASI YOK!

BİRKAÇ KERE ÇARŞIDA ŞAHSEN MÜDAHELEDE BULUNDUM (BİLHASSA HAFTA SONLARI) ALDIĞIM CEVAPLAR: (GAYET LAUBALİ VE UMURSAMAZ BİR ŞEKİLDE) “SANA NE?”, “SANA MI KALMIŞ?”, “YASAKSA YASAK”!!!

EN ÇOK TUHAFIMA GİDEN DE KENDİLERİNİ “ADALI” SAYANLARIN (!) YASAĞA UYMAMASI!

YERE ŞEKİL ÇİZMEKLE, PANO ASMAKLA BU İŞ OLMAZ…. YAZACAKSIN YÜKLÜ BİR CEZAYI BAKALIM BIR DAHA OLUR MU? BİR TEK ZABITA YOK ÇARŞININ HER İKİ GİRİŞİNDE…

DİĞER BİR SORUN DA GÜNÜBİRLKÇİLERİN TEHLİKE SAÇAN BİSİKLETE BİNİŞ TARZI!!!!!

TABİİ BU YAZDIKLARIM BOŞUNA… MALUM YA “BÖYLE GELDİ BÖYLE GİDER”!!!!

SON SÖZ: HERŞEY EĞİTİM MESELESİ!

SEVGİYLE KALINIZ,

UGO

………………………………………………….3

From: F. SAFVET ÖZDİL
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2444: adalar’da halk plajları açarak gençlerimize istihdam yaratacaklarını söylemiş!…
Date: June 16, 2010 4:00:34 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhaba sevgili ADALAR POSTASI,

Bugun posta kutuma lise grubundan, küçük bir bölümünü aşağıya da alıntıladığım bir duyuru mesaji geldi.

(Şaskınlığıma sizleri de ortak etmek istedim. Ayrıca, ADALAR POSTASI okuyucularından festivale ilişkin bilgi sahibi olanlar bu konuda aydınlanmamızı da sağlayabilir)
.
İSTANBUL’UN PRENS ADALARI, İLK FESTİVALİ İLE ŞENLENİYOR!
Adalar Belediyesi; İstanbul’un kültürel ve tarihi çeşitliliğini yansıtan Prens Adaları’na ait “Adalar Kültür ve Sanat Festivali”nin ilkini, 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında düzenliyor. Bu yıl “İstanbul’un Avrupalı Kardeşleri” temasıyla düzenlenen festival; 16-17-18 Temmuz 2010 tarihlerinde Büyükada’da gerçekleştirilecek.

Birinci Adalar Festivali duyurusunu şaşkınlıkla okudum. İlki 2004 yılı olmak üzere 2005 ve 2006’da yapılan kültür ve sanat içerikli, konuları da çokkültürlülük olan festivalleri niçin unuttuk. Üstelik Adalar Belediyesi diğer üç festivali düzenleyen kurumlardan biriydi.

Sanırım Adalar ilçemiz her yeni belediye başkanıyla birlikte yeni bir festival sahibi olacak.

Ada sahillerine sevgiler,

F. Safvet Özdil

………………………………………………….4

(ZAK-MUR-ŞP) – BURSA (Anadolu Ajansı), 15.06.2010 10:22

http://www.haberler.com/mavi-marmara-kahverengiye-dondu-2104200-haberi

Mavi Marmara Kahverengiye Döndü

[…] Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ise denizdeki bu durumun, sudaki ‘fitoplankton’ denilen organizmaların renk değiştirmesiyle ilgili olabileceğini belirterek, ‘Bu renk geçen hafta domates rengindeydi. İzmit Körfezi’nde ve Adalar açıklarında görüldü. Buna ‘red tide’ deniliyor. Sebebi kara kökenli kirlenmedir ve bunun sonucunda denizde çözünmüş oksijen azalmasıdır’ dedi. […]

………………………………………………….5

HaberTürk, 07 Haziran 2010 Pazartesi, 12:40:26
Begüm Çelikkol

http://www.haberturk.com/yasam/haber/521327-huzunler-akip-gitsin-denizle-beraber

Hüzünler akıp gitsin denizle beraber!

Begüm Çelikkol’un bu haftaki durağı Büyükada…


Bir Ada vapuru alsa içimden hüzünlerimi, sıkıntılarımı. Duruyorum işte sahilde, gel beni de götür ada vapuru… Martılar eşlik etsin yanı başımızda bize, bir de gülümseyen insanlar… “Off”larınızı, “Keşke”lerinizi bir yana bırakın, umarsız bir biçimde binin söylediğim ada vapuruna… Denizle beraber akıp gitsin içinizde birikmiş ne var, ne yoksa…

Bu hafta İstanbul’a çok yakın bir yere, Büyükada’ya götürüyoruz sizi… Eski adı Prinkipo olan Büyükada tam anlamıyla bir cennet… Eğer “Bu sene tatile zamanım yok” diyenlerdenseniz burası tam size göre. Burada hem denize girebilirsiniz hem kafanızı dinleyebilirsiniz.

Günlerden Cumartesi… Kabataş’a ulaştık önce… Simit, peynir ve çay üçlemesiyle kahvaltımızı yaptıktan sonra Adalar İskelesi’ne ulaştık bana eşlik eden arkadaşımla birlikte. İskeleye ağır ağır ilerlerken vapurda boş yer kalmadığını anlamamız geç olmadı. Herkes akın akın vapura doğru koşuyordu… Çoluk çocuk, turistler, gençler herkesin gözde günübirlik tatil mekanı olmuş Büyükada… Sabah 10:30’da kalkan vapurumuz sırasıyla Kınalıada, Burgazada, Heybeliada’ya uğradıktan sonra Büyükada’ya yanaştı… Sanki ilk kez geliyormuşum gibi hissettim kendimi. Oysa ilk kez Büyükada’ya gelişim henüz çok küçükken babam ve annem eşliğinde olmuştu. O günlerden hatırladığım tek şey çığlık ata ata faytonlardan kaçışım…

EN GÜZEL BÜYÜKADA FOTOĞRAFLARI… TIKLAYIN… BÜYÜKADA
http://galeri.haberturk.com/galeri/index/402466

DONDURMA VE LOKMA KEYFİ

Büyükada İskelesi’nden yukarı doğru yürüdüğünüzde sağlı sollu dondurmacılar karşılayacak sizi. Fındıklı, Antep fıstıklı külahlar eşliğinde özellikle damla sakızlı dondurma yemeden ada turunuza başlamamanızı tavsiye ediyoruz. Dondurmacıların yanı sıra waffle ve lokma satan yerleri de görmeniz mümkün. Fiyatlar ise gayet uygun… Bir top dondurma 2 TL, bir kutu lokma ise 5 TL. Tatlı faslını geçtikten sonra büyük bir meydan karşınıza çıkacak. Meydanın sağında ve solundaki sokaklarda pek çok restoranı bulabilme şansınız var. Menüler bir hayli zengin. Tercihinizi balıktan, ızgara köfteden yana kullanmak isteyenleriniz için ayrı alternatifler mevcutken, size pide yemenizi öneriyoruz. Gerçekten çok lezzetliler… Ancak ilk önce ada turu atmanız gerekir. Sıkı bir yürüyüşten sonra muhteşem manzarasıyla yemek yiyeceğiniz durak gelecek…

Adanın merkezinden isteyen bisiklet kiralayabilir isteyen ise fayton. Sebebi, tepede bulunan Aya Yorgi Kilisesi’ne ulaşmak. Saint George adına yapılan Aya Yorgi Kilisesi, Büyükada’nın en yüksek yerindedir. Biz de adanın merkezinden faytona bindik ve Büyükada’nın Birlik Meydanı mevkiine ulaştık. Buradan sonra faytonla çıkış yok Aya Yorgi’ye. Haydi bakalım tabanlara kuvvet!

AYA YORGİ’YE ZORLU YÜRÜYÜŞ

Yaklaşık 30 dakikalık zorlu bir yürüyüşten sonra (zorlu diyorum çünkü yokuş yukarı çıkıyorsunuz) Aya Yorgi’ye ulaşınca zafer kazanmış edasına büründüğünüz için yorgunluk kalmıyor üzerinizde… Bu kilisenin hikayesini dinlemek için görevli arkadaşımıza yaklaşıyoruz. O da başlıyor anlatmaya… Rivayetlere göre, Aya Yorgi Bizans döneminde işgal altında kalmış. Görevli papazlar, kilise içindeki ikona ve kutsal cisimleri kurtarabilmek adına, toprağa gömmüş. Aradan çok uzun yıllar geçmiş. Aya Yorgi, bir çobanın rüyasına girmiş. Rüyada, çobana ve kiliseye uzanan yolu tırmanması, çan sesi duyduğu yerde durup kazmasını söylenmiş. Çoban, rüyayı çok da ciddiye almamış. Fakat aynı rüyayı üç gece üst üste görünce çıplak ayakla ve kimseye bir şey söylemeden o uzun yokuşlu yolu tırmanmış. Rüyasında görmüş olduğu olay gerçekleşmiş; kiliseye yaklaştığı anda çan sesleri duymaya başlamış ve tam o noktayı kazıp, gömülü cisimleri bulmuş. Ayrıca cisimlerin her biri gömüldüğü günkü kadar yeniymiş. Bu kilisenin bir diğer özelliği de Hristiyanların iki hac noktasından birisi olması. İnanışa göre 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde, Aya Yorgi Kilisesi’ne yürüyerek çıkarsanız, dilekleriniz kabul oluyor. Tarih tutmadı ama biz de dilek dilemek için kilisenin içinde mumlar yaktık…

MANZARAYA GEL!

Aya Yorgi’den çıktıktan sonra sağa döndüğünüzde sizi bir restoran karşılayacak. Yücetepe isimli bu yerde yürüyüşten sonra yorgun düşmüş bedeninizi dinlendirebilir, acıkmışsanız karnınızı doyurabilirsiniz. Manzarası harika, Marmara Denizi ve diğer adaları gören bu mekanda zamanın nasıl geçtiğini unutacaksınız. Fiyatları sıralamak gerekirse, salata ve meze çeşitleri 5 TL, ızgaralar 10 TL, meşrubatlar 2,5 TL. Bira ve rakı içmek isteyenler ise 5 ile 10 TL arasında ödeme yapıyorlar…

Bu manzarayı geride bırakmak zor ama artık adanın merkezine geri dönmek gerek! Çünkü sırada çarşı içinde dolaşmak var… Bu arada Aya Yorgi’den inerken, Birlik Meydanı’na döndüğünüzde eşekle tur atabilirsiniz. Bunun maliyeti ise 10 TL. Eğer, “Çok yürüdüm, adanın merkezine faytonla inmek istiyorum” diyorsanız, iki kişi 25 TL’ye faytonla adanın merkezine inebilirsiniz. “Yok ben illa temiz havayı soluyarak gitmek istiyorum” derseniz, iniş yolu sadece 30 dakika sürüyor… Eğer tepede yemek yemediyseniz, çarşıdaki restoran bolluğunda ne yemek istediğinizi şaşıracaksınız… Balıklar, pideler, mezeler… Restoranlardan derlediğimiz fiyat listesine göre, köfte tabağı ve pide çeşitleri 10 TL, balık çeşitleri 10 ile 14 TL arasında değişiyor. Dileyen 5 TL’ye balık ekmek yiyebilir. Meşrubatların fiyatları Aya Yorgi’nin ordaki gibi 2,5 TL. Bu arada Büyükada’da bisikletle gezmenin keyfi de ayrı. Pek çok dükkânda bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Saati 5 TL, günlüğü ise 15 TL…

DENİZE GİRMEK İSTEYEN VAR MI?

Sıcak yaz günlerinde tatil alternatifi olarak karşımıza çıkan Büyükada’da dört tane plaj var. Yörükali Plajı, Prenses Plajı, Nakibey Plajı ve Kumsal Plajı, deniz sezonunu açmak isteyenler için ideal. Suyu serin olan bu plajlarda güneşin tadını çıkarırken, bronzlaşacaksınız, dinleneceksiniz ve sakin ruhunuzla İstanbul’a geri döneceksiniz…
Bu arada İskele’nin yakınındaki çay bahçelerinde de oturmayı ihmal etmeyin. Ada halkından sıcak insanları burada görebilirsiniz. Her birinin ayrı bir hikayesi, ayrı bir hayatı var… Onlar anlatacak, siz dinleyeceksiniz…

NERELERİ GÖRMEK LAZIM?

Büyükada sadece bu kadar değil. Pek çok kilise daha var. En bilinen diğeri ise Aya Nikola. Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı Rum Yetimhanesi yani Prinkipo Palas da burada. Ayrıca ünlü romancımız Reşat Nuri Güntekin’in yaşadığı ev, Troçki Evi, Fabiato Köşkü, Sultan 2. Abdülhamit tarafından yapılan Hamidiye Camii, Aya Dimitri Kilisesi, Panayia Kilisesi, San Pacificio Latin Kilisesi, Aya Todori Şapeli, Surp Asdvadzadzin Kilisesi, Hesed Le Avraam Sinagogu, Aya Fotini, Aya Paraskevi, Aya Konstantin, Aya Yorgi Ayazmaları ile burası tam anlamıyla tarih kokuyor.

NERELERDE KALINABİLİR?

Büyükada’ya günübirlik gitmek istemeyen olursa burada pek çok otel hizmet veriyor. Birkaç tanesine de sizin için fiyat sorduk…

Aya Nikola Butik Pansiyon: Bu otelin ilginç bir özelliği var. Gelen çiftler, buradan evlenme kararı alarak ayrılıyor. Aya Nikola Butik Pansiyon yaz kış açık, isterseniz kısa süreli tatilinizi burada geçirmeyi bile planlayabilirsiniz. Mekanın sahibi Aysel Buluç’un banyosundan yatak odasına kadar dizayn tasarım ve dekorasyonunu üstlendiği 11 adet konaklama odası titiz çalışmalar sonucu ortaya çıkmış. Hafta içi konaklama fiyatı 200 TL, hafta sonu ise 300 TL. Telefon: 0 (0216) 382 41 43

Panaroma Butik Otel: Eşsiz deniz manzarası ile Büyükada sahilinde, deniz otobüsü iskelesinin karşısında, vapur ve motor iskelesine ise 100 metre mesafede bulunuyor.Deniz manzaralı bir oda isteyenler 180 TL, kısmi deniz manzaralı odada kalmak isteyenler 160 TL, standart odada konaklamak isteyenler ise 140 TL ödüyor… Telefon: 0 (216) 382 30 30

Köşk Orman Butik Otel: Günlük hayattan ve şehir ortamından ruhunuz daraldığında,
size eviniz yakınlığında tatil keyfi yaşatacak, rahat bir nefes alıp dinlenebileceğiniz, yeni bir eviniz var artık. Büyükada’nın tüm nostaljisini yansıtan tarihi köşk, size ve sevdiklerinize özel hizmet verecek beş odasıyla sizi hem geçmişinizle hem de içinizle baş başa kalmaya çağırıyor. Hafta içi iki kişilik fiyatı 200 TL iken, hafta sonu iki kişilik fiyatı 250 TL oluyor. Telefon: 0 (216) 382 60 48-49

Splendid Palas Otel: Gümüşî kubbeler ve kırmızı panjurlarıyla bir tarafta Marmara denizine bir tarafta da İstanbul’a bakan görkemli bir yapı… Doğayla tarihi bir paylaşım içerisinde, Büyükada geçmişinin nostaljik heyecanını koruyan, Büyükada’nın benzersiz, huzurlu ve dinlendirici ada havasıyla şehrin stresinden uzak bir yer. Diğer adalarda olduğu gibi Büyükada’da da atların çektiği arabalar tek toplu taşıma imkânını sağlıyor… Standart odanın fiyatı 100 Dolar, kısmi deniz manzaralı odanın fiyatı 115 Dolar, deniz manzaralı odanın fiyat 130 Dolar… Telefon: 0 (216) 382 69 50

Tur Yolu Cafe Pansiyon: Büyükada’da ormana ve plaja 5 dakika mesafede 2 katlı eski bir Rum evinde sıcak bir misafirperverlikle, unutulmaz bir tatil geçirmeye ne dersiniz? Orhan Kutbay’ın Evi Tur Yolu Cafe Pansiyon unutulmaz tatilinizi geçirmeniz için misafirlerimizi ağırlamak üzere sizleri bekliyor. Hafta sonu fiyat 120 TL, hafta içi ise 100 TL… Telefon: 0 (216) 382 17 19

OKUYUCU YORUMLARI

adalılar coşkun özden ve ekibini geri istiyor. sizden ricam gizli bir anket yapılsın ve sunu soralım. eski yonetım mı,yeni yonetım mı iddaa ediyorum acık ara %70 gibi bir farkla eski yonetım sonucu cıkacaktır.adaların bırazda buralara gelmesıne sebep mevcut yonetımın tutarsız ve bencil davranıslarıdır. baskanın mugladan getırdıgı ve taseron bır dernek kurdurup heryeri parselletıgı kişi kimdir ne iş yapar.belediye baskan yardımcısının kac tane insaatı devam etmekte bunlar arastırılsın.oncekı mesaj da da berıltıldıgı uzere mavımarmara sıze ne soz verdı de sustulurdunuz yazık yazık…
Misafir 08 Haziran 2010 Salı 15:00

tanıtımınız icin cok tesekkur ederım.fakat su bır gercek ki gemilerimizi geri istiyoruz.bu olaya destek cıkan adalar belediye baskanı mustafa farsakoglunu da siddetle kınıyorum.sayın baskan yapılan eylemlere ne oldu,neden sonuc alamadınız lutfen bu işin uzerıne gıdın dıyecegım ama sız tam tersıne tekne acılıslarında on saflarda yer buluyorsunuz,yenı kacak iskelelere izin veriyorsunuz.sizde rant adamı olmussunuz ama sunun surasında 2 sene kaldı.adalar halkı nasıl oncekı yonetımın hesabını sorduysa sızı alt etmesı pek te zor olmayacak.tum esnaf ozellıklede kınalı ada esnafı kan kusuyo sıze.
Misafir 08 Haziran 2010 Salı 11:54

büyük ada nereye kosuyor acaba polonoskayamı yoo onuda gectik bu kadar sahipsizlik
Misafir 08 Haziran 2010 Salı 10:23

adada doğmuş ve büyümüş biri olarak adayı ada yapan vapurların kaldırılması her adalıyı üzdüğü gibi beni de üzmektedir. ve evet malesef adaların eski hali kalmamıştır.ve bizler adalılar o eski insanı geçmişe götüren vapurlarımızı geri istiyoruz.
Misafir 08 Haziran 2010 Salı 10:17

gerçekten yorumlara hak veriyorum. büyükada zaten çığırından çıkmış durumda son birkaç yıldır. tanıtımını yapmanıza ihtiyacı yok bencede. insanlar haftasonu 2 günde adanın altını üstüne getirip mahvedip gidiyorlar. yazık oluyor. istanbul’a yakın olmak tek suçu bu güzel yerin…
Misafir 08 Haziran 2010 Salı 09:57

ben doğma büyüme burgazadalıyım. büyükada deyince hep aklıma fatura yatırmak gelir. çocukken 14.15 vapuru ile büyükadaya fatura yatırmaya giderdik hepberaber adadan. dönüş vapuruna kadar geziniridk büyükadada. atari salonu vardı meydana çıkarken orada oyun oynardık. geçen c.tesi gidelim dedik büyükadaya gitmez olsaydım bütün dönüş yolunda ağladım resmen içime oturdu orada gördüklerim. adaları artık gerçek adalılara bırakın gidip kirletmeyin oralarıda
Misafir 08 Haziran 2010 Salı 09:55

varoşların uğrak yeri…..
Misafir 08 Haziran 2010 Salı 03:28

özellikle hafta sonları maganda doluyor…ada nın eski özelliği kalmadı maalesef…
Misafir 08 Haziran 2010 Salı 03:27

ben doğma büyüme büyükadaliyim. maalesef adamizin eski halinden eser kalmadi. artik ada vapuru da alamaz içinizdeki hüzünü çünkü vapurlari kaldirdilar… yerine abuk subuk bir şey koydular…büyükada’da yaşamanın verdiği o duyguyu o mutlulugu anlamak için anca orada yaşamak gerek… birakın büyükada daha bozulmasın yapmayın tanıtımını yoksa yakında döner büyük bir şantiye alanına
Misafir 07 Haziran 2010 Pazartesi 16:08

………………………………………………….6

KinaliadaNet, 7.6.2010
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/?news-p2

Çiroz (Tsiros)

Foto: Selcuk Aral ©

Sevgili Okurlarim!

Gecen hafta evin vergisini yatirmak icin Büyükada’ya gittigimde, sahildeki lokantalardan birisinin önünde kurulmus, kalin citalardan yapilmis bir aski üzerine siralanarak, aycicegi gibi yüzü günese cevrilmis (<<<- agziniza layik), sofraya gelecek kivama gelmis (<<<- yani kemik gibi kurumus) ciroz’lari görüyorum.

Eski bir Istanbullu hemserimi görmüs gibi sevinip, sizler icin tabiki hemen fotografini cekmeden de yoluma devam etmiyorum.

Asli Rumca‘da tsiros olan ciroz, uskumru baliginin tuzlanarak, güneste kurutulmasiyla (<<<- kurutulmus baliktir) elde edilir. Istanbul’un (<<<- yani Marmara Denizinin) standart baligi (<<<- istavrit ile birlikte) Uskumru kis aylarini Marmara’da gecirip (<<<- yumurtladiktan sonra) Karadenize göc eden bir baliktir.

Iste bu göc esnasinda iri olmalarina mukabil (<<<- yumurtalarini atmis) yagsiz olan uskumrular pek izgara yapmaya elverisli olmazlarsa da: Ciroz yapmak icin idealdirler. Cünkü cok yagli olan uskumrular icin kurutulurken kurtlanma tehlikesi vardir.

Foto: Selcuk Aral ©

Eski Istanbul’da uskumrunun sürüler halinde, bolca akin ettigi Nisan-Mayis aylarinda Kumkapidan-Samatya’ya, Bakirköy-Yesilköy’e, Bogazin her iki yakasinda Ortaköyden – Sariyer’e, Üsküdar’dan – Beykoz, Kavaklara kadar, tabiki Adalarin tamaminda deniz kiyilari, sahillerde tuzlanarak ikiser-ücer birbirine kuyruklarindan baglanarak, kurumaya birakilmis ciroz askilariyla (<<<- tezgahlari) dolardi.

Benim Kinalilinin en kidemlisi (<<<- sadece kendi degil, babasi da Kinalida dogmus) arkadasim Mihal(is Sisko) bir yazisinda bu tezgahlarin Kinalinin günesi bütün gün tam alan taraflari olan (<<<- Burgaz ve Yassiada yüzleri) kesimleri (<<<- bilindigi gibi adanin arka, günes gören yüzünde, oturulacak ev yoktur) tamamen kapladigini anlatir.

50’li yillarin ortalarinda Istanbul’un Rumlarinin (<<<- balikcilarin cogu Rum’du) Yunanistana göc etmesi, ayrica Marmara denizinde atilan trollerden dolayi Uskumru’nun nesli kuruyacak kadar azalinca ciroz’da yavas yavas unutulmaya basladi.

Bugün ciroz sadece belli bir neslin (<<<- adini duyunca burnuna Raki veya Ouzo kokan. Hahaha…) cogu zaman anilarinda, arada sirada sofralarinda yasayan bir mezedir.

Bugünkü yazimi burada bitirirken kadehimi *hepinizin sihhatine* kaldirirken, agiz afiyetiyle birlikte, sahte Rakiya rasgelmemenizi dilerim.

Selcuk Aral

………………………………………………….7

From: SİBEL AKKAŞOĞLU
Subject: ADAEVİ BU HAFTA SONU
Date: June 15, 2010 3:35:34 PM GMT+03:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

SEVGİLİ ADAEVİ DOSTLARI,

BU HAFTA SONU ADAEVİ’NDE 18 HAZİRAN CUMA SAAT 20.30 DA SPORCUNUN HAYATI İSİMLİ FİLMİMİZ, 19 HAZİRAN SAAT 17.30 DA BESTE VAROL’UN ”KADINLARIN RUH HALİ” ADLI GRAFİK VE KOLAJ SERGİSİNİN AÇILIŞI YİNE 19 HAZİRAN CUMARTESİ SAAT 20.30 DA FLÜTİST EVRİM ÖZTÜRK’ÜN PİYANİST AYÇA ÖZTARHAN KOCATÜRK’LE VERECEĞİ KLASİK BATI MÜZİĞİ KONSERİ VAR.

HATIRLATAYIM DEDİM.
HEPİNİZİ BEKLERİZ

SELAMLAR SEVGİLER
SİBEL AKKAŞOĞLU
ADAEVİ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: