Gönderen: adalarpostasi | 04 Haziran 2010

ADALAR POSTASI-2440: yıkım yaparken kıyılar adalar belediyesi’ne ait, kaçak iskele yapılırken ibb’ye!…


* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

3 Ekim 1900 Çarşamba günlü Büyükada’da ölen Osmanlı tebaalı Vasilaki Fahri’nin vereselerinden Yani’nin hissesini borcuna karşılık satmasına kızkardeşleri Sofya ve Marya’nın itirazına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Burgazada, Mayıs 2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

4 Haziran 2010 Cuma
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Parçalı bulutlu
17/27ºC
% 63-91 nem
Poyraz, KB 11km/sa
Gündoğuşu 05:33… Günbatışı 20:31…

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, The Scabious Fairy.

* * *

1- Adalar Belediyesi’nden ne haber?: “SGK’lı hastalara 7/24 hizmet verecek olan Adalar Belediyesi Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Heybeliada Sağlık Ocağı Hizmete Başlıyor…Üniversite ile Adalar elele… 16 Mayıs gecesi Kınalıada açıklarında teknenin alabora olması sonucu kaybolan 4 gencimizden Şerafettin Yakar, 2 balıkçının ihbarıyla Kınalıada açıklarında bulundu…”

2- Oya İslimyeli: “Daha bu saatte eve geldim başkanlığın teknesiyle. Hepimiz perişanız. Burgazada toplantısından Büyükada’ya giderken Kınalı-Burgaz açıklarında o gençlerden birinin su yüzünde cesetini bulduk ve bu saate kadar sahil güvenlik, hastane vs. vs… Çok üzgünüm…”

3- Selçuk Aral: “Çok duygulandım. Böyle olacağını evvelden bildiğim için bugün İstanbul’a kaçmak istemiştim. Cenazeyi bırakıp, Mustafa’ya ‘başın sağolsun’ demeden gidemedim…”

4- Alabora olan teknede kaybolduktan günler sonra Burgazada yakınlarında cesedi denizde bulunan Şerafettin Yakar’ın (27) cenazesi Kınalıada’da toprağa verildi…

5- Emine Çiğdem Tugay: “Velhasılı bu pek tanıdık can acısıyladır bugüne değin deryalarda yiten canların taziyesine dair suskunluğumuz… Şerafettin Yakar’ı Ada sahillerinden sonsuzluğa uğurlarken kederli ailesine sabırlar diliyoruz…”

6- Ugo Antonio Corintio: “28 Mayıs 2010… Kabataş İskelesi ―meşhur 10:40 vapuru― saat 10:20… İskele salonu tıklım tıklım dışarıya kadar taşmış… Kapılar açıldı… Herkes koşa koşa vapura hücum!…”

7- Aydın Ayaydın: “Kınalıada sahilleri kime peşkeş çekilecek?”

8- Avni Kurtuldu: “Belediye Başkanımız’ın ‘Vapurlarımızı İstiyoruz!’ eylemindeki çekingen duruşu ve kaçak iskele inşaatındaki kararlı (!) duruşu soru işaretlerinin bazılarına cevap niteliğindedir. Belediye Başkanımız bu açılış törenine katılarak Adalar’daki kaçak iskeleleri meşrulaştırmış ve vapurlardan mopurlara geçişi onaylamış olmuyor mu? Görüyoruz ki Adalar Belediyesi kıyılar üzerinde işine geldiği gibi hareket etmekte. Yıkım yaparken kıyılar Adalar Belediyesi’ne ait, kaçak iskele yapılırken İBB’ye!…”

9- Sibel Kantarcı: “Meşhur Kınalıada kaçak iskelekondu-motor iskelesi yetkili mercilerden yıkım kararı çıkmasına rağmen Sn. Farsakoğlu’nun ‘koruması altında’ olup, tüm haşmetiyle durmaktadır. Tebrikler!…”

Selçuk Aral, Kınalıada’dan bildiriyor…

10- Selçuk Aral: “Bunlar neler midir? Onları da söyleyeyim: çay bahçesi ve kır lokantası Jarden, Harbiye Börekçisi, Sahil Kafe’si Dezire, Bahar Pastahanesi, Ülker ve Mimoza. Bunların her biri ‘vapur’ iskelesi kadar lüzumludur ve eksikliklerinde Kınalı cazibesinden, çekiciliğinden çok şey kaybeder…”

11- Selçuk Aral: “Üstelik yapılan bütün istimlaklar neden? Söyleyeyim… Tek hedef: Şimdiye kadar bedava olan denizi ―o da Ada’lıya― bundan sonra ucuza yapmak için. Adam bunu yekten söylemesine, kâğıtlarda, evraklarda, broşürlerde-afişlerde yazmasına rağmen: Buna sevinen geri zekalılar bile mevcut…”

12- Selçuk Aral: “Gün batarken birbirini selamlayan iki tarih…”

13- Adalar Orman İşletme Şefliği’nden ne haber?: “Her yıl Haziran ayının ilk Pazar gününde, başta Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerde kutlanan ‘Bisiklet Bayramı’nın ilkini 6 Haziran’da Büyükada’da değerli katılımlarınızla birlikte gerçekleştireceğiz…”

14- Sibel Akkaşoğlu: “Bu hafta Adaevi’nde…”

ADALAR POSTASI’nın 2440. sayısında…

)O(

Büyükada Aya Yorgi Kilisesi, 5.5.2010.

Haydi siz de bir dilek dileyip atın Dilek Kutusu’na!
Ne olur ne olmaz tutmaz ya tutacağı da tutabilir!
)O(

………………………………………………….1

ADALAR BELEDİYESİ’nden NE HABER?

http://www.adalar.bel.tr

SGK’lı hastalara 7/24 hizmet verecek olan Adalar Belediyesi Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Heybeliada Sağlık Ocağı hizmete başlıyor. Açılış: 6 Haziran 2010 Saat: 10:30.

http://www.adalar.bel.tr/yazili_basin.asp#

http://www.adalar.bel.tr

16 Mayıs gecesi Kınalıada açıklarında teknenin alabora olması sonucu kaybolan 4 gencimizden Şerafettin Yakar, 2 balıkçının ihbarıyla Kınalıada açıklarında bulundu.

Cenazesi bugün (02.06.2010) Kınalıada Camii’nde ikindi namazının ardından toprağa verilecektir.

Öte yandan Cihan Şahin, Yücel Yazgan ve Tolga Baştepe’nin arama çalışmaları devam ediyor.

………………………………………………….2

Kınalıada.net,
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/index.php?news-990

İlk Kaybımızı Bulduk…

Foto: Selçuk Aral ©

Sevgili Okurlarım!

Bir şey beni dürtüklüyor, erkenden de daha erken uyanıyorum: Mail-Box’ta bir haber beni bekliyor: Değiştirmeden size iletiyorum…

/
selcuk daha bu saatte eve geldim baskanligin teknesiyle. hepimiz perisaniz.
Burgazada toplantisindan büyükadaya giderken kinali-burgaz aciklarinda o genclerden birinin su yüzünde cesetini bulduk ve bu saate kadar sahil güvenlik, hastane vs vs….. cok üzgünüm.
Baskan yardimcisi ercan bey dalgictir.
onu bulan kayikcinin tam yanindan gecerken haber geldigi icin atlayip o da daldi, cikarma calismalarina katildi.
Allah gencin ailesine sabir versin !!!
Oya Islimyeli

/

Kaç gündür hazırlanmış bugünün gelmesini bekliyorduk: En sonunda geldi çattı. Darısı diğer 3 kayıp delikanlıya…

Artık huzur bulmanın zamanı geldi de geçti bile…

Selçuk Aral

Not: Kaç gündür helikopterler başımızın üzerinden geçip, sahilbotu karşımıza demir atmış bekliyordu: Neticenin yaklaştığını tahmin ediyordum. İnşallah cesetleri annelere göstermezler. Denizde boğulup uzun süre kalan insanların vaziyetleri bilhassa yürek almaz durumda olurmuş.

NOT²: Ben bugün Kınalı’da kalamam, İstanbul’a iniyorum.

………………………………………………….3

Kınalıada.net,
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/index.php?news-991

Cenazemizi Kaldırıyoruz…

Foto: Selçuk Aral ©

Sevgili Okurlarım!

Çok fotoğraf çektim ama şimdiye kadar hüngür-hüngür ağlayıp, hıçkırıklar altında ―pozların bir kısmı titremekten flu çıkmış― çekmedim.

Bilmiyorum, 2500km uzaklarda ―aynı yaşlarda― olan oğlumun hasreti mi, yoksa Ada’nın haberi alan kadınlarının ağlayışları mıdır, yoksa geçen sene benim evin yarısını taşıyan Hamal Mustafa’yı tanıyışımdan mıdır, bilemiyorum.

Çok duygulandım. Böyle olacağını evvelden bildiğim için bugün İstanbul’a kaçmak istemiştim: Cenazeyi bırakıp, Mustafa’ya ―başın sağolsun― demeden gidemedim.

Allah hiçbirinize ‘evlat acısı’ vermesin.

Selçuk Aral

Foto: Selçuk Aral ©

Foto: Selçuk Aral ©

Foto: Selçuk Aral ©

………………………………………………….4

Cihan Haber Ajansı, 02.06.2010 18:42

http://www.haberler.com/denizde-cesedi-bulunan-yakar-in-cenazesi-topraga-2084172-haberi

Alabora olan teknede kaybolduktan günler sonra Burgazada yakınlarında cesedi denizde bulunan Şerafettin Yakar’ın (27) cenazesi Kınalıada’da toprağa verildi.

16 Mayıs’ta tekneleri alabora olduktan sonra arkadaşları Cihan Şahin (27), Yücel Yazgan (28) ve Tolga Baştepe (20) ile birlikte kaybolan Şerafettin Yakar’ın cesedi dün akşam 17:00 sıralarında balıkçılar tarafından Burgazada açıklarında bulundu. Sahil güvenlik tarafından Büyükada’ya götürülen Yakar’ın cesedi, Yavuz Selim Devlet Hastanesi Büyükada Polikliniği’nde bekletildi. Bu sabah getirildiği Adli Tıp Kurumu’nda işlemleri tamamlanan cenaze, Kınalıada’ya getirilerek ailesine teslim edildi.

Şerafettin Yakar için Kınalıada Camii’nde ikindi namazı sonrasında cenaze namazı kılındı. Yakar’ı son yolculuğuna annesi Menekşe ve babası Mustafa, Adalar Belediye Başkanı Mustafa Parsakoğlu, Adalar Kaymakamı Salih Keser, Yakar ailesinin yakınları ve vatandaşlar katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu cenazeye çelenk gönderdi. Cami avlusuna sığmayan kalabalığın cami dışında saf tuttuğu görüldü. Cenaze namazının ardından Yakar, Kınalıada Mezarlığı’na defnedildi.

16 Mayıs’ta meydana gelen deniz kazasında, bir arkadaşlarının düğünü dönüşünde vapuru kaçırınca tekneyle Kınalıada’ya gitmek isteyen 5 arkadaşın bulunduğu tekne Kınalıada açıklarında lodos nedeniyle alabora olmuş, Abdülkadir Himmet saatlerce yüzerek hayatta kalmayı başarmıştı. Cihan Şahin (27), Yücel Yazgan (28), Şerafettin Yakar (27) ve Tolga Baştepe’den (20) o tarihten itibaren haber alınamamıştı.

………………………………………………….5

Assos kazısı ve sualtı araştırmasında çalıştığımız evvel zeman içinde günün birinde Behramkale sakinlerinden Can dostumuz balığa çıkmış ammavelakin geri gelmemişti! Tüm aramalar ne yazık ki bir sonuç vermemiş, ancak kayığı hemen ertesi gün boş olarak Midilli’nin Molivon limanında bulunabilmişti. Canımızı Ege’ye vermiştik… Ekibimizde yer alan üstad balıkadamların ortak görüşüyse küçük bir olasılıkla şayet bir yere takılmadıysa dip/üst akıntının Canımızı alıp bilinmeze götüreceğiydi… Canının ardından hilafsız her an çıkagelmesini bekleyen eşi ‘İnci’ damlaları döktü yüreğine senelerce biçare… Velhasılı bu pek tanıdık can acısıyladır bugüne değin deryalarda yiten canların taziyesine dair suskunluğumuz… Şerafettin Yakar’ı Ada sahillerinden sonsuzluğa uğurlarken kederli ailesine sabırlar diliyoruz… Arama çalışmalarına katılan herkese gönülden teşekkürlerimizle…
ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

………………………………………………….6

From: UGO ANTONİO CORİNTİO
Subject: ADA VAPURU KABUSU
Date: May 29, 2010 8:03:28 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

İYİ AKŞAMLAR,

BİR KEZ DAHA AYNI KONUYA DEĞİNECEĞİM…

TARİH: DÜN CUMA 28 MAYIS 2010… KABATAŞ İSKELESİ (MEŞHUR 10:40 VAPURU…) SAAT 10:20… İSKELE SALONU TIKLIM TIKLIM DIŞARIYA KADAR TAŞMIŞ…

KAPILAR AÇILDI… HERKES KOŞA KOŞA VAPURA HÜCÜM!

ANONS: “VAPUR DİREKT ADALAR’A GİDECEKTİR KADIKÖY’E UĞRAMIYACAKTIR. KADIKÖY YOLCULARI LÜTFEN İSKELEYE GERİ DÖNSÜN!”
―SANKİ O VAPURDA KADIKÖY’E YOLCU VARMIŞ GİBİ!!!― VAPURDA İĞNE ATSANIZ YERE DÜŞMEYECEK… TIKLIM TIKLIM DOLU, İSTİAB HADDİNDEN ÇOOOK FAZLA YOLCU VAR!!! ADALI OLDUĞUNU TAHMİN ETTİĞİM BİR HANIMEFENDİ HAKLI OLARAK BAĞIRIYOR: “NEDİR BU REZALET… YETKİLİLER GÖRMÜYOR MU BU REZALETİ?…” YOLCULARDAN BİR ALKIŞ KOPTU AMA YETKİLİLERDEN ‘TIK’ YOK!

ALLAH KORUSUN ―GERÇİ ALLAH İNSANLARA KULLANMALARI İÇİN AKIL VERDİ AMA― BİR KAZA OLURSA ―DENİZDE BEKLENMEDİK BİR ANDA HERŞEY OLUR… 52 SENEDEN BERİ BU SEKTÖRDEYİM― BUNUN SORUMLUSU KİM OLACAK? BU KADAR VURDUMDUYMAZLIK OLMAZ! BU İNSANLARIN HAYATINI HİÇE SAYMAKTIR!

İYİ BİR HAFTA SONU DİLEĞİMLE…

SEVGİYLE KALIN,

UGO ANTONIO CORINTIO

………………………………………………….7

GazeteVatan, 28.5.2010

Aydın Ayaydın
aayaydin@gazetevatan.com

http://haber.gazetevatan.com/haber.vatan?detay=kinaliada-sahilleri-kime-peskes-cekilecek&Newsid=307928&Categoryid=4&wid=153

KINALIADA SAHİLLERİ KİME PEŞKEŞ ÇEKİLECEK?

Adalar, güzel İstanbul’un vazgeçilmez tatil yöresidir. Adalar’a alışanlar başka yerde huzur bulamaz. İç içe yaşadığımız azınlık kardeşlerimiz için de Adalar bir yaşam tarzıdır.

Yıllardır Adalar’da huzur bulan bu insanlarımız, Belediye Başkanı değişince huzur yerine çile çekmeye başladı. Çünkü sahillerdeki çay bahçeleri, plajlar ve gezinti alanlarının Belediye’nin gücüyle boşaltılarak, yandaş isimlere peşkeş çekileceği iddiaları var. Bu iddialar üzerine özellikle Kınalıada sakinlerinde huzur kalmadı.

Kınalıada Taşocakları mevkiinde 60’lı yıllardan bu yana çay bahçesini ve plajı Anıtlar Kurulu ve Belediye’nin ruhsatı ile işleten Mustafa Bilgin, CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu’nun apar topar burayı terk edin talimatını aldı. Üstelik orası belediyeye ait bir yer de değil. Bir Ermeni vatandaşımızın mülküyken 1995’te Hazine’ye geçmiş ve Mustafa Bilgin’in işletmeciliği de devam ediyor. Fakat Başkan Farsakoğlu’nun talimatıyla tesisler yerle bir edildi. İddialar doğruysa burası daha şimdiden bir yandaşına verilmiş, birkaç gün sonra yandaş burada faaliyete geçecek.

Kınalıada’da bir başka işletmeci, Ozan Narman da Farsakoğlu’nun gazabına uğramış. Narman’ın tesislerinin de Farsakoğlu’nun Muğla Vali Yardımcılığı döneminde ahbabı olan Bodrum’da adı çeşitli olaylara karışmış ve hakkında başta evrakta sahtecilik olmak üzere bir çok dava açılmış Muzaffer Ergöz tarafından yıktırıldığı iddiası var. Muzaffer Ergöz ismi bana tanıdık geldi. Muğla-Bodrum-Milas üçgeninde bu şahsı tanımayan yok. Muğla Valisi Lütfi Yiğenoğlu ile basına da yansıyan ilişkileri ile ünlü. Vali Yiğenoğlu, onunla kurduğu ilişkiler yüzünden koltuğundan oldu. Ergöz, savcılık ve mahkemelerden yapılan tebligatları almamak için adrese dayalı nüfus sisteminden kendisini Bodrum’dan ayrılmış gösterdi. Kendisine tebligat yapılamıyor. Birçok davası olan Muzaffer Ergöz nihayet Ada’da ortaya çıktı. Başkan Farsakoğlu’nun has adamı ve dostu olarak. Muzaffer Ergöz Bodrum’da AKP’liydi, Adalar’da CHP’li.

Kınalıada’da yerle bir edilen işletmelerin yerlerini Muzaffer Ergöz ve yandaşlarının işgal edeceği iddiaları var. Üstelik Muzaffer Ergöz belediyenin yıkımlarına bizzat eşlik ediyor ve Belediye Başkanı’nın danışmanıyım diyerek polislere ve kamu görevlilerine gözdağı da veriyor. Adalar’ın eski kaymakamı olan Farsakoğlu’nun polis ve savcılıkta tanıdıkları olduğu için iş yeri yıkılanların polise ve savcılığa müracaat ettiklerinde destek alamadıkları iddia ediliyor.

CHP’li Belediye Başkanı bütün bu iddiaları cevaplandırmalıdır. Geçen gün Başkan Farsakoğlu ile bir telefon görüşmesi yaptım. Muzaffer Ergöz’ü sordum. Farsakoğlu, Egöz ile Muğla’da güzel işler yapmıştık, şimdi Adalar’da da beraber iş yapacağız dedi. Ben de kendisine Muğla’da güzel işler yaptık dediğiniz Muzaffer Ergöz’ün o güzel (!) işleri nedense Valilik ve Kaymakamlık’ça zor bela boşaltıldı. İnşallah siz bu duruma düşmezsiniz dedim. Gördüm ki, CHP’li Farsakoğlu ile Bodrum’dayken AKP’li olan Ergöz’le yakın temas var. İnşallah bu temas iyi niyetlidir. Muzaffer Ergöz kendisini Başkan Farsakoğlu’na danışman yapmış görünüyor. Doğru mu değil mi, Başkan bunu açıklamalıdır.

Mustafa Farsakoğlu’nun eşinin Muzaffer Ergöz’le ortaklıkları olduğu iddiası da var. Pek ihtimal vermiyorum ama, elinde bunun belgesini taşıyanlar var. CHP’li Farsakoğlu buna da açıklık getirmeli.

Kılıçdaroğlu ne der?

CHP’nin idealist ve dürüstlüğü ile ortaya çıkan Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu işe ne der. Mustafa Farsakoğlu ile ilgili bu iddiaları araştırmalı. İddialar doğru ise gereğini yapmalı, değilse de Başkanı’nı aklamalı. Sanırım bu iddialar mülkiye müfettişlerince de incelenir. Vatandaşın tesisleri neden yıkıldı ve kimlere verilecek. İddialar doğruysa kimlere verileceği belli ve google’da görülüyor bile. Yani tesisler yıkılmadan yeni işletmecileri belli. Bu iddialar yenilir yutulur cinsten değil.

Kınalıada’da huzur kalmadı ve rahatsız olduk diyenler merak etmesinler, devletin yetkilileri var. Adalar’ı ne Farsakoğlu’na, ne de yandaşları olan Ergöz’lere peşkeş çektirecektir. Adalar Kaymakamı, Emniyet Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcılığı’na büyük görev düşüyor ve takibimiz altında olacak.

GazeteVatan, 28.5.2010
Aydın Ayaydın
aayaydin@gazetevatan.com

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=uludag-otelleri-yasam-savasinda&tarih=31.05.2010&Newsid=308418&Categoryid=4&wid=153

[…]

*****

Kınalıada’da sahte danışman

Geçen hafta Kınalıada’da huzur bırakmayan bazı girişimleri köşeme taşımış ve cevabını Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu’ndan beklediğim bazı sorular sormuştum. Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu beni telefonla arayıp bazı bilgiler verdi ve gerçekleri kamuoyuna duyurmak için hafta içinde beni ziyarete geleceğini söyledi. Ayrıca Adalar’da “Belediye Başkanı’nın Danışmanıyım” diye ortaya çıkan ve özellikle Kınalıada’da huzur bozan olaylara adı karışan, hatta belediyenin bazı yıkımlarına bizzat eşlik edip, işletme sahiplerinin tartaklanmasına adı karışan Muzaffer Ergöz isimli şahsın kesinlikle danışmanı olmadığının altını çizdi. Bu şahıs ile ilgili kendisinin de araştırma yaptığını söyledi. Kınalıada sakinleri, Adalar Kaymakamı, savcısı, polisi ve diğer yetkilileri de Muzaffer Ergöz’ün Başkan Danışmanı olmadığını, sahte danışman olduğunu bilmeli, hatta hakkında ünvan gasbından suç duyurusunda bulunulmalı. Başkan Farsakoğlu ile konuştuktan sonra kamuoyunu iddialar ile ilgili olarak bilgilendireceğim.

[…]

………………………………………………….8

From: AVNİ KURTULDU
Subject: Kıyakçılığın sonu kayakçılık !
Date: June 1, 2010 12:29:16 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

KAYAK MI?

KIYAK MI?

22-23 Mayıs’ta yapılan CHP Kurultayı tüm Türkiye’ye umut dolu bir rüzgâr yaydı. Beklentimiz bu olumlu açılımın partinin tüm kademelerine hakim olması ve CHP örgütlerinin Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin anlayışı doğrultusunda halkla buluşup kucaklaşması, önce insan anlayışının iktidara gelmesidir. Peki Adalar ilçesinde iktidarda bulunan CHP Belediyesi bu anlayışa uygun davranıyor mu? Yoksa bu anlayışa aksi bir tutum sergileyip iktidara giden yolda bilerek ya da bilmeyerek arızalar mı çıkartıyor?

Bu yazımda Kınalıada’daki yıkımlar ve kaçak iskele hakkındaki görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Kınalıada motor iskelesiyle ilgili çok şeyler yazıldı çizildi. Son noktayı İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü 12/05/2010 tarih 2509 sayılı kararıyla koydu. “Kıyı kanununa muhalefet ve çevre kanununu hiçe saymak sebebiyle Kınalıada’daki korsan iskelenin kaldırılması, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir,” İşine geldiğinde bu kurulun kararlarını referans gösteren işine gelmediğinde bu kurulun kararlarına şerh koyan bir yönetim anlayışı toplum içinde saygınlığını nasıl koruyabilir? Belediye yönetimimiz bu karara uymayacağını peşinen ilan ederken; ”Bu iskelenin yapıldığı alanın mülkiyeti İBB’ye aittir. Dolayısıyla nasıl değerlendirileceğine yönelik tasarruf hakkı da İBB’dedir,” diyerek ayrı bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. Şöyle ki Mavi Marmara’nın iskele inşaatıyla ilgili Adalar Belediye Başkanlığı’na yazdığı izin dilekçesine verilen cevapta adres olarak İBB’nin gösterilmesi gerekmiyor muydu? Netice olarak İBB tasarrufunda olan kıyılarda Adalar Belediyesi’nin ne yıkmaya ne yapmaya yetkisi vardır. Tüm Adalılar’ın karşı çıktığı kaçak iskele inşaatının arkasında durmaya da hiç hakkı yoktur!

Mavi Marmara’ya ait Erke Han mopurunun denizle tanıştırıldığı törene Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile her fırsatta AKP’ye bindiren Belediye Başkanımız’ın birlikte katılması akıllara birçok soru işaretini getirmekte! Belediye Başkanımız’ın ‘Vapurlarımızı İstiyoruz!” eylemindeki çekingen duruşu ve kaçak iskele inşaatındaki kararlı (!) duruşu soru işaretlerinin bazılarına cevap niteliğindedir. Belediye Başkanımız bu açılış törenine katılarak Adalar’daki kaçak iskeleleri meşrulaştırmış ve vapurlardan mopurlara geçişi onaylamış olmuyor mu? Görüyorüz ki Adalar Belediyesi kıyılar üzerinde işine geldiği gibi hareket etmekte. Yıkım yaparken kıyılar Adalar Belediyesi’ne ait, kaçak iskele yapılırken İBB’ye! Uçmaya gelince deve , yük taşımaya gelince kuş misali. Aslına bakarsanız haksız yıkımın da , kaçak yapımın da kesiştiği nokta Sn. Aydın Ayaydın ‘ ın da dediği gibi PEŞKEŞ ! Gelelim M. Farsakoğlu ‘ nun davetlisi olarak Kars ‘ ın Sarıkamış ilçesinden gelip Adalar ‘a yerleşen Muzaffer Ergöz isimli şahısa. Peşkeş ve M. Ergöz ne alaka ? Hep birlikte bekleyeceğiz ve göreceğiz. Kınalıada ‘ da deniz sporları üzerine gönüllü Başkan danışmanı olduğunu söyleyen Ergöz aslında bir kayak öğretmeni. Uludağ ve Sarıkamış’ ta kayak öğretmenliği yapan Ergöz ‘ ün siyasi geçmişine baktığınızda kayakçı misali zik- zak larla dolu olduğunu görürsünüz. ANAP ve AKP kurucu üyeliği, DP Belediye Meclis Üyesi adaylığı, TDH İl yönetim kurulu üyeliği, CHP Adalar Belediyesi gönüllü danışmanlığı. Profesyonel kayakçıları kıskandıracak zik-zak ! Gerçi 29 Mart ‘ ta Kınalıada ‘ ya MART KARI yağdı ama yine de kayak yapacak kadar kar olmaz Kınalıada ‘ da ! Bu sebeple M. Ergöz sadece su kayağı yapabilir Kınalıada ‘ da. Amaç kaymak olduktan sonra ha dağda ha denizde ne farkeder ki !Ticaret hayatı uğruna TSK ‘daki görevinden ayrılan , Ankara Üniversitesindeki eğitimini yarıda bırakan Ergöz belli ki iş hayatını ve ticareti çok seviyor. Gelgelelim, Ergöz Adalar için 10 kişilik bir ekiple çalıştığını ve Belediyeden para almadığını tüm ödemeleri cebinden yaptığını söylüyor. Böyle işadamı olur mu ?Bütün ‘ enayi işadamları ‘ Adalara mı doluştu ? Olsa olsa buna ‘ KAYAK İÇİN KIYAK ‘ denir ! Kıyakçılığın sonu ayakçılık diye bilirdik.Demek ki kıyakçılığın sonu kayakçılıkmış.Kınalıada ‘ lılar ” Bizler Adalılar olarak korkuyoruz can güvenliğimizden endişe ediyoruz. Karşımızda eli silahlı bir Başkan var.” diyor Agos gazetesinde. M. Ergöz ‘ de bir ropörtajında Adaların can güvenliğinin olmadığını söylüyor. ” Ben savaşmış bir adamım. Benimle uğraşanların başına hep bir olay gelmiştir.Kodum mu oturturum dedim ve Ozan Narman ‘ a yumruğu vurdum.” diye devam ediyor söyleşisinde. Sevgili Kınalıada’ lılar korkulu rüyanız bir idi iki oldu.Belli ki yıllar öncesine dayanan bir planın uygulaması ile karşı karşıyayız. Ancak unutulmamalı ki ‘ İNSANLAR PLAN YAPARKEN TANRI YUKARDAN GÜLERMİŞ.’

AVNİ KURTULDU

………………………………………………….9

From: SİBEL KANTARCI
Subject: 2010 İSTANBUL KÜLTÜR BAŞKENTİ ve ADALARIN DURUMU
Date: June 1, 2010 12:10:31 PM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

2010 İSTANBUL KÜLTÜR BAŞKENTİ ve İSTANBUL’un İNCİSİ ADALAR’IN DURUMU!!!!!

Bir şeyi yapmak zor, yıkmak kolay.

Kınalıada’daki 60 yıllık MİMOZA Restaurant’ın Adalar Belediyesi tarafından yıkım kararı çıktı ve 60 senede oluşan değer yok edildi.

Sn. FARSAKOĞLU kolay yolu seçerek görev süresi içinde henüz bir taş dikmemişken birçok değerli taşı yıkarak büyük (!) başarılara imza atıyor. Tebrikler!

Meşhur KINALIADA KAÇAK İSKELEKONDU-MOTOR İSKELESi ―yetkili mercilerden yıkım kararı çıkmasına rağmen― Sn. FARSAKOĞLU’nun ‘KORUMASI ALTINDA’ olup, tüm haşmetiyle durmaktadır. Tebrikler!

………………………………………………….10

Kınalıada.net,
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/index.php?news-992

Mimoza (Kınalıada – İstanbul)
veya
Artık Selçuk’un Fotoğrafları Bir Belgesel Oldu!

Foto: Selcuk Aral ©

Sevgili Okurlarım!

Hepinizin çok iyi bildiği: Hanımların kuaförden gelip “Saçım nasıl olmuş?” diye sorup ―karşı taraftan iltifat beklerken― Beylerin ―ağızlarından ‘kuşa dönmüşsün’ lafı çıkmasa da― yüzlerindeki ifadeden, berberin ayarını ―makasın kantarını― kaçırıp saçları çok kısa kesmiş olduğunu farkettigi bir an vardır.

İşte bugünlerde ―Ada’ya geldiğim günden beri― Kınalıada’nın neresine, hangi köşesine baksam ―iki defa Ada turu attım― karşımda sanki çok uzun yıllardan beri beraber olmamıza rağmen ―benim uzun saç sevdiğimi bir türlü ögrenemeyen― kuaförden yeni çıkmış, saçları usturaya vurulmuş veya sıfır numara traş edilmiş hanım gibi görüp ister istemez yadırgıyorum.

Aslında bütün berberler hep birbirlerine benzerler: Saç kestikçe ―onların işleri budur ve saç kesmek için insanı önlerine oturtup, boynuna havluyu asarak, içeriye kıl kaçmasın diye sıkı-sıkıya bağlayıp, açılmasın diye de bir toplu iğneyle sabitlerler― para kazandıkları için müşterilerine hep kısa saçı ―veya kimsede olmayan saç renklerini― tavsiye ederler.

Yani şayet saçının nasıl olduğunu soran ―önünde duran hanım― kendi hanımın değilse ―kafandan “böyle başa böyle traş” diye geçse de― “Ahhh… Bu doktorların zaten hepsi böyledir bir adamın bademcik-fıtık-apandisit’i gözlerine çarpmasın, hemen yatırıp, ameliyat ederler” diye konuşmamak gerekir.

Aslında Selçuk, bir taraftan yıllardır bıkmadan usanmadan çektiği ―hanım’ın― fotoğraflarının nerdeyse tamamını tek hamlede ―değerini artırıp― belgesel yapmasından dolayı sevinip sayın berbere teşekkür etmesi gerekirken; diğer taraftan artık fotoğraf çekmenin tadı tuzu kalmadığı için de üzülmektedir.

“Üzülme Selçuk “Bak, kel olmamışlar ya kesilen saç tekrar uzar,” demeyin. Uzasın diye beklenen saçın, ne kadar yavaş cıktığını biliyor musunuz? Valla, aylar, yazlar, mevsimler geçer. Üstelik bu zaman içersinde biz hanımın yüzüne nasıl bakıp, ayni yatağa gir’cez?

Ne? “Saçlar büyüyünceye kadar kafasına torba veya çuval mı geçireyim?” Sus terbiyesiz! Ne biçim laf o? Hayatta olmaz. Bunca senelik karıma öyle şey yapmam.

Foto: Selcuk Aral ©

İşte böyle dostlar: Ne kadar ―kendim müdavimi olmayıp, gidip gelmesem de― Ada’da beğendiğim ne kadar hoşuma giden, fotoğrafını çekmeye değer motif varsa hepsi de yok oldu. Her kenar köşe, etrafım ―yani dört bir tarafım― bir sürü bina enkazlarıyla doldu.

Dün cenazeyle birlikte camiye dogru giderken Mimoza’nın önünden geçiyoruz. Etrafta polisler, çıkartma gemisi, buldozer olmamasına rağmen: Ne damının ne de penceresinin kalmamış ―hemen hemen tamamı sökülmüş― olduğu gözüme çarpıyor.

Kendi kendime “Şimdi anladın mı Selçuk neden Mimoza‘nın burnunun dibine ―oturma odasının penceresi önüne― bir duvar gibi iskele dikilmiş? Herhalde yolcu olduğu evvelden biliniyordu.

Esasında geçen sene bana, iki-üç parça yenen-içilen için getirdikleri faturayı görünce kalayı ―içimden― basmıştım ama valla beddua etmemiştim. Ada’ya geldiğim 30 yıldan beri (―aslinda Mimoza benden çok daha kıdemlidir― orada vardır ve yokluğunu, eksikliğini hissetmek istemem.

Aslında Mimoza ―deniz doldulup yol önünden geçtikten sonra― son 10-15 senedir oldukça sakin olmasına rağmen daha evvelki senelerde, bir yıkılır, bir dikilir, yol bir önünden, bir arkasından geçerdi. Son üç-beş senedir ―yaz geceleri― kimsecikler lokantanın içersinde oturmaz, masaların hemen hemen tamamı binanın önünde ve yanında toplanırdı.

İçinizde ―bizim başkanın hangi partiden olduğunu bilmeyenleriniz― camiye bu kadar yakın olmasından dolayı ―100 metre kuralına istinaden içki yasağı olan bölge― sakın Recep Bey’in partisine kurban gittiğini zannedip de günahına girmeyin: Çünkü Mimoza oldum olası ve caminin inşaatından önce de oradaydı. Yani cami Mimoza’nın orda olduğunu bile bile sonradan inşa edilmişti.

Aslında Cami ile Mimoza arasinda yıllardan beri devam eden bir barış vardır. Her iki taraf da oyunun kurallarına uyar, kardeş kardeş geçinirler. Mimoza ezan okunduğu zaman, müziğine ara verdiği gibi hiçbir zaman da ―Ada’nın diğer köşesindeki Teos gibi dışardan gelen orkestranın bas sesini ―Allah ne verdiyse sonuna kadar açarak yaz günü komşularını balkon yerine salonlarında oturmaya mecbur etmez― aşırı ton ve yükseklikte gaza basmaz.

Zaten genelde Mimoza alçak tonların, romantiklerin, ay ışığı ve yakamoz seyretmek isteyenlerin yeridir. Şamata gürültü patırtı pek olmaz. Onun için de onun tek adamlı ―orkestrasi― org çalan, Türkçe-Rumca şarkı söyleyen müzisyeni ne içerdekini, ne de yoldan geçeni rahatsız eder.

Ayrıca bu kadar senelik Adalı’yım yemin ediyorum: Daha bir gün orada birisinin, kafayı çekip, sağı solu dağıtıp, sapıttığına şahit olmadım.

Şimdi kafanızdan mutlaka “Ya Selçuk, sen akşamcı olmayan birisin, rakı edebiyatı yapar, çiroz lakerda mezeden bahseder ―ama kendin Efes’e tezahurat yaparsin. Hahaha― etini balığını evde kendi ızgaranda kızartırsın: Peki bütün bu ballandıra ballandıra anlattıkların ―Fesatlar buna yağcilik da diyebilir. Hahaha…) neden?” diye geçebilir.

Söyleyeyim: Ada’da öyle mekânlar vardır kı: Artık onlar yıllardir Kınalı’yla birbirine kaynamış, sembol olmuş, hatıralara kazılmış: Olmazsa olmayanlardır.

Bunlar neler midir? Onları da söyleyeyim: çay bahçesi ve kır lokantası Jarden, Harbiye Börekçisi, sahil kafe’si Dezire, Bahar Pastahanesi, Ülker ve Mimoza.

Bunların her birisi ‘vapur’ iskelesi kadar lüzumludur ve eksikliklerinde Kınalı cazibesinden, çekiciliğinden çok sey kaybeder.

Her neyse artık lafımı bitireyim. Ahhh… Sizzler yok musunuz? Suya sabuna dokunmak istemeyen Selcuğu bile gaza getirerek ―hamama sokup― çenesini düşürterek sırılsıklam edersiniz. İnşallah şimdi tellağın kafası bozulup “Selçuk gel seni bir güzel keseleyeyim!!!” demeye kalkmaz.

Hoçça ve dostça kalın sevgili dostlarım, tabiki sizler de sevgili berberlerle, tellaklar.

Selçuk Aral

Not: Oldum olası Kınalı’nın bir gri bir pembeye boyanan iskelesi yüzünden Bostancı, Moda, Haydarpaşa ve Büyükada gibi olanlarinkini kıskanır dururum.

………………………………………………….11

Kınalıada.net,
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/index.php?news-982

Simdiye kadar bedava olan daha ucuzlayacak???

Foto: Selcuk Aral ©

Sevgili Okurlarim!

Bazi doktorlar vardir: Aslinda hastalarina yaptiklari diagnose veya koyduklari teshis tamamen dogrudur da: Yalniz uyguladiklari tedavi veya verdikleri ilac hakkinda etraflica düsünmek gerekir.

Foto: Selcuk Aral ©

Bugün Kinaliada’nin her tarafi aynen Israil’in savas ucaklariyla savunma gücü olmayan halka yaptigi saldirilar sonunda Palestina’ya veya 1999 depremi sonrasinda bizim Gölcük, Adapazari, Bursa, Yalova vs. benziyor.

Her yer yikilarak yerle-bir edilmis, tas-tas üzerinde kalmamis, bütün enkaz sa oldugu yerde duruyor. Zaten elde kaldirabilmek icin agir makinalar da mevcut degil.

Beni fotograf cekerken gören, dokunsam aglayacak, iki cocuklu dul bir kadin: “Abi bütün kis ―yazin öderiz diyerekten― bakkala borc yaptik, simdi altindan nasil kalkacagiz?” diye dert yaniyor.

Foto: Selcuk Aral ©

Biraz sonra yanima teskeresini yeni almis Turgut ile kardesi Ahmet ―Korkmaz― yaklasiyor. Her ikiside issiz. “Ayazma’da üc-bes kurus kazanacaktik, artik o da yok oldu, ne yapacagimizi bilemiyoruz” diyorlar.

Foto: Selcuk Aral ©

Iki-üc hafta sonra, okullarin kapanmasiyla yaz sezonu baslayacak, aileler yillardir yaptiklari gibi gene Ada’yi dolduracaklar. Zaten Ada’ya adim atan yerlisinin (<<<- yaslisi-genci, colugu-cocugu) ilk yaptigi is: Yikilan yerleri görebilmek icin aynen Kabe’nin etrafinda döner gibi ada turu atmak.

Foto: Selcuk Aral ©

Avrupa’da seyahat acentalari, organize ettikleri tatilerde sayet müsterilerinin kaldiklari otellerin önünde-arkasinda-yaninda-etrafinda böyle bir insaat manzarasi varsa (<<<- insaat zaten olmaz) aldiklari ücretin bir kismini tazminat olarak geriye ödemek zorunda kalirlar. Sayet hedefleri Kinaliada olmus olsalardi (<<<- kendilerine verilmis olan hak’tan istifade ederek) seyahatlerini tamamen iptal ederlerdi.

Foto: Selcuk Aral ©

Otuz senelik Ada’liyim gercegi, samimi olarak (<<<- hicbir parti sempatizani olmayarak) söylüyorum durum vahim. Ada halki ayni anda iki felaketle karsi karsiya: Bir tarafta denizde kaybolup hala bulunamayan evlatlar, diger tarafta cepe-cevre yikimlar.

Foto: Selcuk Aral ©

Bence yapilan bu islem tamamen pire icin yorgan yakmaktan baska bir sey degil ve eninde sonunda ceremeyi gene Kinali halki (<<<- Istanbuldan gelen günü-birlikciler de buna dahil olmak üzere) cekecek hatta yapilmasi planlanan plajlar icin kaldirim-vergisi gibi extra ödemeler yapilmak zorunda birakilacaklar.

Her ne kadar Türk’ün akli (<<<- herkesin bildigi zamanlar da) basina gelirse de yikimlara baslamak icin bu kadar beklemek gerekir miydi? Hersey sonbaharda, yazlikcilar gittikten, yaz sezonu bitip, insaat sezonu basladiktan sonra yapilamaz miydi?

Foto: Selcuk Aral ©

Üstelik yapilan bütün istimlaklar neden? Söyleyeyim…

Tek hedef: Simdiye kadar bedava olan denizi (<<<- o da Ada’liya) bundan sonra ucuza yapmak icin. Adam bunu yekten söylemesine, kagitlarda, avraklarda, brosürlerde-afislerde yazmasina ragmen: Buna sevinen geri zekalilar bile mevcut.

Foto: Selcuk Aral ©

30 sene önce diger adalari tercih etmeyip Kinaliada’ya yerlestiren en büyük sebep her tarafindan denize girilir olusuydu.

Bizler Kinaliada’da Lodos estiginde ön (Iskele) Poyraz estiginde (Yassi/Sivriada) arka taraftan denize girerken: Diger adalarda halkin sahillerin yillar önce parsellenmis olmasindan dolayi, denizin ortasinda olmalarina ragmen denize girecek yerlerinin olmayisiydi. Yani simdi artik son ada da elden gidiyor.

Eski bir Türk atasözü: „Her zaman gelen, gideni aratir!!!“ derse de: Insallah „beterin – beteri vardir“ demez.

Hosca ve dostca kalin, sevgili Kinalili’lar.

Selcuk Aral

………………………………………………….12

Kınalıada.net,
Selçuk Aral

http://www.kinaliada.net/index.php?news-987

Gün Batarken Birbirini Selamlayan İki Tarih

Foto: Selcuk Aral ©

………………………………………………….13

ADALAR ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ’nden NE HABER?

http://www.adalarorman.com//index.php?option=com_content&task=view&id=253&Itemid=1

6 HAZİRAN PAZAR GÜNÜ BÜYÜKADA BİRLİK (LUNAPARK) MEYDANI’NDA TOPLANILACAK

Her yıl Haziran ayının ilk Pazar’ı başta Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerde kutlanan ”Bisiklet Bayramı”nın ilkini, Büyükada’da, değerli katılımlarınızla birlikte gerçekleştiriyoruz.

1972’de İsviçre-Stockholm’da doğal çevreyi koruma amaçlı toplanan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı 5 Haziran’ı ”Dünya Çevre Günü” olarak kararlaştırmıştır.

Ülkemizde ise 5-11 Haziran tarihleri arası ”Çevre Haftası” olarak kabul edilmiştir.

Çevre bilinci gelişmiş ülkelerde bisiklet bir ulaşım imkânı olarak kabul edilmektedir.

Ülkemizde ise henüz emekleme döneminde olan bu algıdan dolayı ”Bisiklet Bayramı”nı, doğaya karşı sorumluluğu yüksek düzeyde bir ulaşım aracı olan bisiklet, çağdaş yaşam biçimi olarak trafikteki varlığına dikkat çekecek önemli faaliyetlerden birisidir.

Sadece bir bölgeye ait olmayan, Türkiye’deki tüm bölgeleri kapsayan Bisiklet Bayramı’nın , diğer çevreci kuruluşların da bisikletleri eşliğinde desteğini alarak kutlanması ve katılımcılarla birlikte çoğalarak devam etmesi dileklerimizle..

http://www.adalarorman.com//index.php?option=com_content&task=view&id=253&Itemid=1

HAYAT BİSİKLETLE DAHA GÜZEL!

ADALAR ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ
ve
VELOSTİK KOORDİNATÖRLÜĞÜNDE GERÇEKLEŞECEK BAYRAMLA İLGİLİ SÜPRİZ VE DETAYLAR TOPLANMA YERİNDE AÇIKLANACAKTIR.

………………………………………………….14

From: SİBEL AKKAŞOĞLU
Subject: 1-5 HAZİRAN ADAEVİ
Date: June 1, 2010 5:05:38 PM GMT+03:00

SEVGİLİ ADAEVİ DOSTLARI,
BU HAFTA ADAEVİ’NDE:
4 HAZİRAN CUMA GÜNÜ SAAT 20:30’DA SİYAH ORFE FİLMİ,
5 HAZİRAN CUMARTESİ SAAT 17:30’DA SİNEM ERTUĞ’UN MOZAİK SERGİSİ AÇILIŞI VAR.
EKDE SERGİMİZİN AFİŞİNİ GÖRECEKSİNİZ.
HEPİNİZİ BEKLİYORUZ.

SELAMLAR SEVGİLER,

SİBEL AKKAŞOĞLU
ADAEVİ KÜLTÜREL ETKİNLİKLER SORUMLUSU


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: