Gönderen: adalarpostasi | 23 Mart 2010

ADALAR POSTASI-2393: kınalıada’da bir iskele yapılıyorsa yapıcılara kimse izin verdiğini söylemiyorsa inşaat sürüyorsa engellenmiyorsa bu demektir ki:


* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

10 Nisan 1899 Pazartesi günlü İtalya sefirinin maiyetiyle Büyükada’ya seyahatlerine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Büyükada’dan Heybeli’ye bir bakış, 21.03.2010.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

23 Mart 2010 Salı
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Parçalı bulutlu
8/17ºC
% 62-76 nem
Lodos, GB 16km/sa

Gündoğuşu 06:02… Günbatışı 18:18

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *

Cicely Mary Barker, The Lady’s-Smock Fairy.

* * *

1- Orhan Bursalı: “Kınalıada’da bir iskele yapılıyorsa, yapıcılara kimse izin verdiğini söylemiyorsa, inşaat sürüyorsa, kimse engellemiyorsa, bu demektir ki, Adalar Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi dahil herkesten izin almış durumdadır… Şüphesiz bu yazılı bir izin değildir!…”

2- Seda Alp: “Adalar’ın kendi içinde bir dinamiği ve iletişim ağı olduğunu biliyorum ve henüz bu networke çok da dahil olamamış biri olarak, Adalar’la ilgili sorunların takipçisi olan sizlere birkaç sorum olacak. Ben ve benim gibiler bu sorunları takip edip sahiplenmek için nasıl bir girişimde bulunabiliriz? Bunun için bir mekanizma var mı?”

3- Heves Atasoy (ntvmsnbc): […] Kınalıada, trafikten uzaklaşmanın tek yolu; çünkü burada, adalarla özdeşleşen fayton dahi yok. Tek alternatifleriniz, yürüyüş ya da bisiklet. Ya da eğer beklerseniz iskelenin önünden kalkan belediye minibüsleri [!?]. […] İskeleye indiğinizde eğer şanslıysanız, belediyenin minibüsünü [!?] yakalayabilirsiniz. Ama bu sadece, gidişte söz konusu. Dönüşü yine, yürüyerek yapmanız gerekiyor. […] Biz minibüse atlayıp [!?], adanın tek tesisi sayılabilecek, Ayazma Plajı’na doğru yol alıyoruz. […] Minibüs sizi [!?], adanın tam arkasındaki Ayazma-Kamos tesislerinin tam önüne kadar getiriyor. […]

4- Engin Damcı: “Acaba son yirmi beş senede Adalar’ın resmen önem arz ve ifade eden makamlarını işgal ve meşgul etmişlerden bu derece anılmaya layık şahsiyet var mı? Hatıralarda nasıl yer alacaklar, acaba? Bir bilen varsa söylesin… Adalar’ın yol ve kaldırımlarının ve ağaç ve peysajının tahribi, orman yağmaları, kıyı yağmaları, nüfus su-i istimaliyle imar yolsuzlukları, kaçak iskeleler, kaçak yeşil alan işgalleri, motorlu araçlarla hem de resmi arabalarla mesai dışı ve özel hizmete matuf su-i istimaller, sinsi bir şekilde yolcularını bizar ederek başka çarelere mahkum eden; vapur seferlerini ilga ederek ahaliyi kötü ve basit ve cezaya müstehak kılmak gibi haddi aşan tasarruflarda bulunanlardan, gelecek acaba nasıl bahsedecek?”

5- Adalar Belediyesi’nden ne haber?: “Seçilmişleri ve Atanmışları İzleme Derneği’nin (İZDER) bu yıl dokuzuncusunu düzenlediği ‘Türkiye’de Yılın Adamları ve Kuruluşları’ ödülleri Ankara’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Yapılan anketler sonucu Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, “Yılın Büyükşehir İlçe Belediye Başkanı” seçildi…”

6- Avedis Hilkat: “21 Mart 2010 Pazar günü Heybeliada Halki Palace Otel’de AKP Adalar İlçesi’nin tertiplediği Demokratik Açılım Bilgilendirme Toplantısı yapıldı…”

7- Adalar’da inşaat mevsiminden ne haber?: “Büyükada Şemsi Molla Sokak’ta tarihi bir evin restorasyonunu yapmakta olan Özen Mimarlık pek de ‘özen’li çalışmıyor anlaşılan! Komşusu olan o harikulade güzellikteki tarihi evin balkonuna moloz çuvallarını yığdığı yetmezmiş gibi ikinci bir ruhsat tabelasını da bu komşu evin yan duvarına çakıvermiş! Ötede Doğan Bey Sokak’ta bilmem ne Mimarlık tarafından yapılan tamirat-tadilatın her nasılsa bir el arabası dahi olmadığından, yokuşun başına dökülen kum, çakıl vesaire biçare işçiler tarafından öyle konu komşuya falan aldırmaksızın uyduruktan bir tahta parçasının, beton bisiklet yolu üzerinden kızak misali yokuş aşağı kaydırılmasıyla adeta gürültü senfonisi çalarak haftalardır çekilmekte, bir o kadar da sokak sakinlerine çektirmekte!”

ADALAR POSTASI’nın 2393. sayısında…
)O(

………………………………………………….1

From: ORHAN BURSALI
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2392: “ç ocuklarımız gü nün birinde ‘adaları koruyamadınız’ diye hesap sorarlarsa ne cevap vereceksiniz?”
Date: March 22, 2010 9:19:46 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Kınalıada’da kaçak iskele, Fotoğraf: Gila Benmayor.

Kınalıada’da bir iskele yapılıyorsa, yapıcılara kimse izin verdiğini söylemiyorsa, inşaat sürüyorsa, kimse engellemiyorsa, bu demektir ki, Adalar Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi dahil herkesten izin almış durumdadır… Şüphesiz bu yazılı bir izin değildir! Gizli kapaklı işlerin hep ve her zaman böyle sürdüğünü öğrenemedik gitti, velhasılı kelam… Ulaşım işleri motorculara devrediliyor, motorcuların da bu iskele ve benzerleri karşısında gerekli ödemeleri yaptığına güveniyorum:-))
Burada kastım, özel ceplere ödeme yapıldı, değildir…
Orası yıkılmadığı sürece, bu savım geçerlidir…

Orhan Bursalı

………………………………………………….2

From: SEDA ALP
Subject: Adalarda yapilanlara karsi ortak bir girisimde bulunmak
Date: March 22, 2010 2:43:31 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhaba,
Aralık ayından bu yana Burgazada’da yaşamaya baslamış biri olarak kısa bir süreden bu yana ADALAR POSTASI’nı takip ediyorum. Öncesinde Ankara’da yaşıyor olmamdan dolayı Adalar’ın süregelen sorunlarına yeni vakıf olmaya başladım.

Kınalıada’da bahsedilen iskele yapımı, Kalpazankaya’da başlatılan iskele inşaatı ve daha öncesinde yapılan deniz otobüsü iskeleleri gibi sürekli olarak kıyıların
usulsüz kullanımıyla ilgili sorunlar gündeme geliyor sanırım…

Adalar’ın kendi içinde bir dinamiği ve iletişim ağı olduğunu biliyorum ve henüz bu networke çok da dahil olamamış biri olarak, Adalar’la ilgili sorunların takipçisi olan sizlere birkaç sorum olacak.

Ben ve benim gibiler bu sorunları takip edip sahiplenmek için nasıl bir girişimde bulunabiliriz? Bunun için bir mekanizma var mı?

Bahsedilen sorunlar çoğunlukla belli bir yasanın ihlaline denk geliyor; bu yasal süreçlerle ilgili hukuksal alanda danışmanlık verebilecek kişilere ulaşabiliyor
muyuz?

Sorunları dile getirmenin yanısıra çözüm önerilerinin tartışılması için bir araya gelebilme olasılıklarımız nelerdir?

Olası çözüm önerileri üretildiğinde çıkacak olan görevleri nasıl paylaşabiliriz? Bunun için yeterli desteği ve enerjiyi bulabilir miyiz?

Adalar’da yaşayan bir kişi olarak sorunların çözülebilmesi için olabilecek her türlü katkıyı sağlamaktan ve destek olmaktan memnuniyet duyarım.

Seda Alp

Sayın Seda Alp,
Aslında hiç kimse… Aynı zamanda siz… Herkes… Hepimiz! Gerçekte 1 Nisan 2005’ten beri sanal alemde ‘sadece bir haberleşme ağı’ olan ADALAR POSTASI,

sorularınıza birlikte cevap bulabileceğiniz amaçlar (http://www.adalarkoruma.org/amac.php) doğrultusunda kurulup çalışmalarını yürüten İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’yle

adalarkoruma@adalarkoruma.org
http://www.adalarkoruma.org
http://www.adalarkoruma.org/blog

irtibata geçmenizi önemle tavsiye eder.

Ada sahillerinden selam ve sevgiler,
)O(

………………………………………………….3

Söz Kınalıada’dan açılmışken…

Heves Atasoy (ntvmsnbc): […] Kınalıada, trafikten uzaklaşmanın tek yolu; çünkü burada, adalarla özdeşleşen fayton dahi yok. Tek alternatifleriniz, yürüyüş ya da bisiklet. Ya da eğer beklerseniz iskelenin önünden kalkan belediye minibüsleri. […] İskeleye indiğinizde eğer şanslıysanız, belediyenin minibüsünü yakalayabilirsiniz. Ama bu sadece, gidişte söz konusu. Dönüşü yine, yürüyerek yapmanız gerekiyor. […] Biz minibüse atlayıp, adanın tek tesisi sayılabilecek, Ayazma Plajı’na doğru yol alıyoruz. […] Minibüs sizi, adanın tam arkasındaki Ayazma-Kamos tesislerinin tam önüne kadar getiriyor. […]

diye pek çelişkili bir ‘heves’le anlatılıp alenen ifşa edilen ‘iskeleden kalkan belediye minibüsleri’ de ne demek oluyor yahu?

İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 16.06.1999 tarihli 550 sayılı kararı uyarınca “[…] Adalar’daki bütün yolların prensipte de yaya yolu olması öngörüldüğünden, motorlu araçların kullanılamayacağı, ancak Belediye ve Kaymakamlığın sağlık, itfaiye, temizlik, orman hizmeti, emniyet hizmetleri için kullanılmak üzere kısıtlı miktarda araç kullanılabileceği […]” belirtilmiş olmasına ve “[…] kamuya ait araçların zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmaması, trafiğe çıktıklarında yerleşim alanlarında 30 km/saat, yerleşim bölgeleri dışında ise 50 km/saat hızla seyir etmeleri, yasak olan cadde ve sokaklara zorunlu olmadıkça giriş yapılmaması, yolcu ve esya taşınmaması […]” kaidesi Kınalıada’da hükümsüz mü ki?
Hayretle…
)O(

ntvmsnbc, [haberin tarihi yok!]
Heves Atasoy

http://arsiv.ntvmsnbc.com/modules/yakinyerler/kinaliada.asp


Bu kez istikametimiz Kınalıada. Kınalıada adını, ada toprağının kızıla çalan renginden alıyor. Artık pek bu rengi görmek mümkün değil; ama Kınalıada’ya yaklaşırken, neredeyse adayı çepeçevre saran kumların rengini hemen görüyorsunuz. Bir de tabii adanın güzelliğine pek de yakışmayan televizyon vericilerini.

Kınalıada’ya ulaşmanın en kolay yolu, Sirkeci ve Bostancı’dan kalkan şehir hatları vapurlarına binmek. Yaklaşık bir buçuk saatte bir olan vapurları kaçırırsanız, Kınalı’ya giden motorlara binebilirsiniz.

Kınalıada, İstanbul’a en yakın ada. Bu yüzden eski adı da ilk anlamına gelen Proti’ymiş. Gerçekten de Bostancı’dan vapura bindikten 25 dk. sonra, Kınalıada’nın plajlarındayız.

Kınalıada demek, plaj, deniz ve güneş demek. Diğer adalardan çok daha uzun plajları var, Kınalı’nın. Ama tesis pek fazla değil. Sanki, ada halkı da dışardan çok fazla ziyaretçi gelsin istemiyor gibi. Bir tek, Ayazma Plajı’na kurulu Kamos tesisi var.

Kınalıada, trafikten uzaklaşmanın tek yolu; çünkü burada, adalarla özdeşleşen fayton dahi yok. Tek alternatifleriniz, yürüyüş ya da bisiklet. Ya da eğer beklerseniz iskelenin önünden kalkan belediye minibüsleri.

İskeleye indiğinizde eğer şanslıysanız, belediyenin minibüsünü yakalayabilirsiniz. Ama bu sadece, gidişte söz konusu. Dönüşü yine, yürüyerek yapmanız gerekiyor. Kısacası, Kınalı’ya gelince yürümeyi göze almak gerekiyor. Tabii vaktinizi tamamen iskele civarında geçirmeyi planlamıyorsanız ya da iskelenin solundaki bisikletçilerden kendinize uygun bir tane seçmediyseniz.

Biz minibüse atlayıp, adanın tek tesisi sayılabilecek, Ayazma Plajı’na doğru yol alıyoruz.

Yolda dantel gibi işlenmiş birkaç ev dışında, diğer adalardaki gibi, pek fazla tarihi bina yok. Daha çok yeni binalar var, hep etrafta; ama çiçekler içinde yine de gezmeye değer, Kınalı Sokakları.

Minibüs sizi, adanın tam arkasındaki Ayazma-Kamos tesislerinin tam önüne kadar getiriyor. Haftasonları ise, daha keyifli bir seçeneğiniz var. Buraya, tekneyle gelmek. Sonra ister denize, ister havuza girersiniz.

Ayazma Kamos Tesisleri’ne giriş haftaiçi 10, haftasonu 15 milyon. Hem Kınalıadalılara hem de dışardan gelenlere hizmet veriyor tesis.

Genelde Ayazma’ya gelenler memnun. Ada olduğu için, zaman zaman her aradığınız yiyecek içeceği bulamayabilirsiniz. Bir de minibüsü kaçırırsanız, uzun ve yokuşlu bir yürüyüş sonunda buraya ulaşıyorsunuz. Ama otomobilden, trafikten uzak olmak, bunlara değer gibi geliyor. Çünkü Kınalı’nın havası bir başka temiz.

Ayazma Koyu’nda, Kamos tesislerinin yanında, bir de halk plajı var. Ama şezlongları ve şemsiyeleri ile diğer tesisleri pek de aratmıyor.

Ayazma’dan çıkıp, daha tepelere doğru yöneliyoruz. Toprak bir yokuş var önümüzde. Galiba biraz daha serin; bir günde gelmek lazım, Kınalıada’nın tepelerine.

Kınalıada’nın en yüksek tepesine kurulu Hristos manastırı, Bizans İmparatoru Romen Diyojen’in sürgün yıllarında yaptırdığı bir manastır. Zaten imparatorun mezarı da manastırın önünde. Yalnız buraya, 15 dk’lık bir yokuştan çıktıktan sonra vardığınızı da hatırlatalım.

Tarihte hep sürgün için gelinmiş adalara… Kalan tarihi binalar da hep sürgün hikayaleri ile dolu. Romen Diyojen’in Hristos Manastırı, sadece cumaları halka açık, bunun dışında manastır özel izinle geziliyor. Bir de “Şu güzel manzaraya karşı oturacak, birkaç bank olsa burada” dedirtiyor, insana doğrusu.

Su Sporları Kulübü, Kınalıada’nın simgelerinden. Buradaki olimpik yüzme havuzu, her yıl birçok yarışa sahne oluyor.

Kınalıada Su Sporları Kulübü, üyelik sistem ile çalışıyor. Üyelerin yanında, misafirler de tesisten yararlanabiliyor. Su sporları yapan gençler, çoğunlukta; tabii kulüpte.

Kulüp çıkışında kapıda şemsiyesi ile pırıl pırıl bir dondurma arabasını görünce, Dondurmacı Yücel’in yanına gidiyoruz hemen. Meşhur gül şeklindeki dondurmasını yapıyor, bize.

“Gerçek meyvelerden, eski usulde yaparım dondurmamı” diye anlatıyor, Dondurmacı Yücel.

Dondurmamızı yiyerek, tekrar iskeleye doğru ilerliyoruz. Kınalı’nın en eski lokantası Mimoza, tam denizin üstünde.

İskelenin solundaki son derece modern olarak inşa edilmiş “Camii”yi görmeden dönmeyin.

Biz, bir de dönmeden Kınalı’nın çarşısına girelim diyoruz. Esnaf da biraz pahalı olduğunu kabul ediyor, Kınalıada’nın.

Bir yandan motorcular müşteri toplamaya çalışırken; bizim vapur da iskeleye yanaşıyor.

Kınalıada’da kalacak hiçbir yer yok. Bu yüzden akşam olunca, ya son vapuru kaçırmadan şehre dönmek, ya da diğer adalara gitmek gerekiyor.

YEMEK
MİMOZA RESTAURANT 0216 381 52 67
KINALI SOFRASI 0216 381 63 90
ALTIN FIÇI SERENA 0216 381 50 47
ÇINARALTI KUYU RESTAURANT 0216 381 54 07
ELPİDA PUB 0216 381 52 86

KONAKLAMA
AYAZMA KAMO’S TESİSLERİ 0216 381 69 13
KINALIADA SU SPORLARI KULÜBÜ 0216 381 40 67

………………………………………………….4

From: ENGİN DAMCI
Subject: Ada Beyi 2
Date: March 22, 2010 2:42:55 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Ercümend Ekrem Talu, Geçmiş Zaman Olur ki (Anılar), İstanbul (2005)164-166:

ADA BEYİ [2]

[…]

Hekimlikte oldukça hazâkati vardı. Kuleli Mektebi’nin ser-tabibi idi. Bu itibarla Ada’da kendisine birçok fukara hastalar müracaat ider, hepsine aynı ihtimamla baktığı hâlde hiçbirinden para almazdı. Hatırasını ilelebed payidar etmeye yetecek olan bunca insanî fezâilden [faziletlerden] maada, Şemsi Molla nesilden nesle yadigâr olacak menkıbeleriyle de yaşıyacaktır. Ben, bugün babamın bu kıymetli dostunu rahmatle yâda vesile olan birçok vekâyıı heyecanla hatırlıyorum.

Molla, boğazına çok düşkün, nefaise âşık bir adamdı. İyi yemek pişirirdi. Hele muhallebisi meşhurdu. İkide bir de ehibbasını [dostlar, iyi görüşülen kimseler] toplar, ziyafetler tertip eder, bu meşhur muhallebiden helvahaneler dolusu yapıp yedirirdi.

Birgün yine böyle evine davetli idik. Sofrada babamla biz iki biraderden başka, Sami Paşazade Baki Bey, Muhsin merhum, Adalar Kaymakamı Affan Bey ve bir de kulak boğaz hekimi Doktor Cevani Ananyan Bey isminde, Molla’nın her zaman dil denediği, çattığı, hırpaladığı fakat sevip de yanından ayırmadığı bir zat vardı.

Yemekten evvel, Molla Bey misafirlerine bir iki kadeh rakı ikram etti. Bir yandan kendi, bir yandan da Muhsin şakrak neşeleriyle meclisi şenlendiriyorlar, fıkra üstüne fıkra anlatıyorlar, nükte üstüne nükte yuvarlıyorlardı. Bir aralık, haremden gelen küçük bir ahretlik, Molla’nın yanına sokularak, kulağına bir şeyler fısıldadı. Molla kalktı, hazirûna: “Ben muhallebiyi kurtarmaya gidiyorum,” dedi. Ve odanın duvarlarını tezyin eden gayet kıymetdar mertabanî tabaklardan bir tanesini yerinden alıp çıkarken, Doktor Cevani Bey, kaba Ermeni şivesiyle, soğuk bir şaka tarzında:

― Molla’dan o kadar istedim, bu tabaklardan bir tane vermedi. Hesapça gün bekleyeceğiz, dedi.

Bu çirkin latifeye kimse gülmediği gibi, Molla da onu işitmişti. Fakat önceden hiç ses çıkarmadı. Ve biraz sonra, avdet ettiği zaman da bu hadiseye dair şakk-ı şefe etmedi [ağzını açmadı, lakırdı etmedi]. Yemekler yendi. Hizmetçinin mahud tabak içerisinde sunduğu muhallebi de, hazirunûn ber-mutâd takdir ettiği tahsinleriyle silinip süpürüldükten sonra, Şemsi Molla, boş tabağı ortadan kaptı ve olanca kuvvetiyle Cevani Bey’in başına atarak:

― Al! Dedi. Parçalarını yapıştırır, sen yine kullanırsın!..

Ada Bey’i böyle bir adamdı. Maahazâ neşesi olduğu zaman, sohbetine doyum olmazdı. Vapurda kaptandan ziyade onun hükmü yürürdü. Bir kere evde unuttuğu mühim bir evrakı uşağına aldırmak için iskelede yirmi dakika tevkif ettiği halde kimse ses çıkaramamıştı. Kendisini herkes sever, sayar, sohbetinden mütelezziz olmak için yanına sokulurdu. Peder merhum, bir gün Molla’nın yağlı boya resmini yapmaya kalkmıştı. Resmin bittiği gün ben orada hazırdım. Molla çerçeveyi eline aldı, baktı ve kaşlarını çatarak babama:

― Yahu! dedi. Bu ben değilim.

― Sen değilsen de, ya kim?

― Aşiret beylerinden biri… Sen galiba bana Ada Bey’i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın.

Babam da şu cevabı verdi:

― O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm. Bu resmin münakaşası haftalarca sürdü. Şemsi Molla ne kadar bildiği varsa çağırıp çağırıp resmi gösteriyor, fikirlerini soruyordu. Nihayet resmin pek az farkla kendisine benzediği ekseriyetle tasdik olundu. Molla da sustu.

Nüktelerinden hatırımda kalanları şurada burada evvelce neşretmiştim. En güzellerinden birini hâtime-i makâl olarak aşağıya naklediyorum:

Şemsi Molla o tarihte Büyükada’da deniz suyunu tuzundan tecrit ile fabrikasından evlere sevk eden Kazoğlu isminde bir adamla akd-i mukavele etmişti. Su iki gün akıp üç gün kesildiği cihetle Molla Bey kızdı ve taksidini ödemedi. Bilâhare Kazoğlu bunun sebebini sorunca da, Molla ber-mutâd sövüp saymaya başladı. Muhatabı:

― Affedersiniz beyefendi! Bunları kime söylüyorsunuz?.. Ben Kazoğluyum, deyince Molla:

― Halt etmişsin! diye bağırdı. Kaz oğlu sen değil bizleriz ki, seninle mukavele yapıp, akmayan su için avuçlar dolusu para veriyoruz.

Şemsi Molla, bir gün ansızın vefat etti. Tabutunun arkasından, bilâ-tefrik-i cins ü mezheb bütün Ada halkı günlerce göz yaşı döktü.

Hâlâ ihtiyar yerliler arasında Molla’nın adı anıldığı vakit hazin hazin gülümseyen yerliler vardır.

[…]
[Hamiş: Acaba son yirmi beş senede Adalar’ın resmen önem arz ve ifade eden makamlarını işgal ve meşgul etmişlerden bu derece anılmaya layık şahsiyet var mı? Hatıralarda nasıl yer alacaklar, acaba? Bir bilen varsa söylesin… Adalar’ın yol ve kaldırımlarının ve ağaç ve peysajının tahribi, orman yağmaları, kıyı yağmaları, nüfus su-i istimaliyle imar yolsuzlukları, kaçak iskeleler, kaçak yeşil alan işgalleri, motorlu araçlarla hem de resmi arabalarla mesai dışı ve özel hizmete matuf su-i istimaller, sinsi bir şekilde yolcularını bizar ederek başka çarelere mahkum eden; vapur seferlerini ilga ederek ahaliyi kötü ve basit ve cezaya müstehak kılmak gibi haddi aşan tasarruflarda bulunanlardan, gelecek acaba nasıl bahsedecek?

İleride, Adalar’ın siyasi ve ictimai yapısını inceleyecek olan ve tarihini kaleme alacak olanlara vesika bırakmak ve bazı okumuş mafya taslaklarının ne herzeler yemek istediğine, acizlerin nasıl işbaşı yaptıklarına, yalakalığın siyaset sahasında nasıl da revaç bulduğuna delil teşkil edecek ipuçlarını, tarihe not bırakmak üzere ADALAR POSTASI’nın arşivine acizane tevdi ediyorum ve de etmeye devam edeceğim.]

………………………………………………….5

ADALAR BELEDİYESİ’nden ne haber?

http://www.adalar.bel.tr/haberler/hbr81.asp

Dr. MUSTAFA FARSAKOĞLU “YILIN BÜYÜKŞEHİR İLÇE BELEDİYE BAŞKANI” SEÇİLDİ…


Seçilmişleri ve Atanmışları İzleme Derneği’nin (İZDER) bu yıl dokuzuncusunu düzenlediği ‘Türkiye’de Yılın Adamları ve Kuruluşları’ ödülleri Ankara’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Yapılan anketler sonucu Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, “Yılın Büyükşehir İlçe Belediye Başkanı” seçildi.

‘Türkiye’de Yılın Bakanı” seçilen Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ve “Türkiye’de Yılın Hukukçusu” seçilen Danıştay Başkanı Mustafa Birden’in aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi, akademisyen, bürokrat ve işadamının ödül aldığı tören “Türkiye’de Yılın Adamları ve Kuruluşları Ödül Töreni” 19 Mart 2010 Cuma günü saat: 15:00’te Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Konferans Salonunda yapıldı.

Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’na ödülü takdim edilirken kısa bir konuşma yapan İZDER Başkanı Ali Doğan şunları söyledi;
“Toplumun hep lafta kalan şeffaflık özlemi nihayet Adalar Belediye’sinde gerçekleşti. 1996-2001 dönemleri arasında Adalar Kaymakamlığı görevinde yaptığı çalışmalarla halkın büyük sevgisini kazanan Mustafa Farsakoğlu emekli olduktan sonra Mart 2009’da Adalar Belediye Başkanlığına adaylığını koydu ve seçimi kazanarak başkan seçildi. Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu Belediye internet sitesinde ve Adalar’daki panolarda Türkiye’de ilk olarak kendi ve eşinin mal varlığını, gelir ve giderini. Ayrıca belediyenin gelir ve giderleri ile borç ve alacak dökümünü de belediyenin internet sitesinde halka ilan etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Adalar Belediyesine 2008 yılında 5 milyon 210 bin tl. Ocak-Mayıs 2009 döneminde 8 milyon 200 bin tl yardım ederken seçimi muhalefetten bir başkanın kazanması üzerine yardımları Mayıs-Aralık 2009 döneminde 1 milyon 660 bine düşürdü. Buna rağmen hizmet üretmeye devam eden Başkan Farsakoğlu yanına adalar halkını alarak hizmete devam etti.”

9. İZDER Türkiye’de Yılın Adamları ve Kuruluşları Ödül Töreninde Ödül Alanların Listesi:

Türkiye’de Yılın Bakanı:Devlet Bakanı- Zafer Çağlayan
Türkiye’de Yılın Hukukçusu:Mustafa Birden- Danıştay Başkanı
Türkiye’de Yılın Rektörü:Prof. Dr. Mustafa Gündüz- Adıyaman Üniversitesi Rektörü
Türkiye’de Yılın Bilim Adamı:Prof. Dr Sezai Yılmaz- İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi
Türkiye’de Yılın Siyasetçisi: Numan Kurtulmuş-SP Genel Başkanı
Türkiye’de Yılın Milletvekilleri: Güldal Mumcu-Oktay Vural-Suat Kılıç
Türkiye’de Yılın Valisi: İlhan ATIŞ- Adana Valisi
Türkiye’de Yılın Emniyet Müdürü: Hüseyin Çapkın-İstanbul Emniyet Müdürü
Türkiye’de Yılın Kaymakamı: Fatih Genel-Havran Kaymakamı
Türkiye’de Yılın Kuruluşu: THY-Hamdi Topçu/Yönetim Kurulu Başkanı
Türkiye’de Yılın Yayın Kuruluşu: TRT-İbrahim Şahin/ Genel Müdür
Türkiye’de Yılın Sendikacısı: Mustafa Türkel-Tek Gıda İş Sendikası
Türkiye’de Yılın Gazetecisi: Yılmaz Özdil
Türkiye’de Yılın Büyükşehir Belediye Başkanı: Aziz Kocaoğlu-İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
Türkiye’de Yılın İl Belediye Bakanı: Ahmet Eşref Fakıbaba- Şanlıurfa Belediye Başkanı
Türkiye’de Yılın İl Belediye Bakanı: Özlem Çerçioğlu-Aydın Belediye Başkanı
Türkiye’de Yılın Büyükşehir İlçe Belediye Bakanı: İbrahim Genç-Yenişehir Belediye Başkanı
Türkiye’de Yılın İlçe Belediye Bakanı: Halil Posbıyık- K. Ereğli Belediye Başkanı
Türkiye’de Yılın Belde Belediye Bakanı: Bekir Altan- Payas Belediye Başkanı
Türkiye’de Yılın Belde Belediye Bakanı: Yaşar Açıkbaş- Taşucu Belediye Başkanı
Türkiye’de Yılın Esnaf Odası: Mersin ESOB-
Türkiye’de Yılın STK: Güneydoğum Derneği
Türkiye’de Yılın Basın Kuruluşu: MGC
Türkiye’de Yılın Muhabiri: Merhum İsmail Güneş-İHA Sivas Muhabiri
Türkiye’de Yılın Muhtarı: İbrahim TUNCER- Yeniköy Muhtarı
Türkiye’de Yılın Hayırsever İşadamı: Eyüp Aygar

………………………………………………….6

HEYBELİADA HALKİ PALACE OTEL’DE DEMOKRATİK AÇILIM BİLGİLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI…


21 Mart 2010 Pazar günü Heybeliada Halki Palace Otel’de AKP Adalar İlçesi’nin tertiplediği, İstanbul 1. Bölge AKP milletvekili M. Nursuna Memecan’ın konuşmacı olarak katıldığı, Demokratik Açılım Bilgilendirme Toplantısı yapıldı.

Adalar’da yaşayan cemaat temsilcilerinin de hazır bulunduğu bilgilendirme toplantısında Güneydoğu’daki Kürt açılımı ve son günlerdeki görsel ve yazılı basında yer alan Ermeni Açılımı anlatıldı. Konuşmanın soru cevap bölümünde Avedis Hilkat söz alarak Sayın Vekil Memecan’a, Türkiye’de yaşayan Ermeniler’in sorunlarını dile getirdi. Hilkat yaptığı konuşmada yüzyıllardır bu topraklarda huzur içinde yaşadıklarını Osmanlı’da Sadıka-i Milliye (sadık tebaa) ünvanı taşıdıklarını, Diyaspora Ermenileri ile Türkiye Ermenileri’nin farklı şeyler olduğunu, kendi sorunlarımızı biz bize çözecegimizi, açılımın daha da ivme kazanması gerektiğini, bu bayrak altında özgürce yaşadıklarını, din, dil, eğitim gibi temel konularda kısıtlama görmediklerini, bazı aksamaların da anlayış ve hoşgörüyle çözüleceğini, Türkiye ve Ermenistan görüşmelerinin daha sıklaşmasını, her iki komşunun el ele vererek olası sorunları birlikte çözebileceğini belirterek yaptığı benzetmede “Türkler ve Ermeniler’in aynı anneden doğup da birbirinden ayrı kalmış iki kardeş gibi olduklarını,” dile getirdi. Bu konuşma toplantıya katılan davetliler ve AKPlilerce uzun uzun alkışlandı.

Avedis Hilkat
Kınalıada- İstanbul

………………………………………………….7

ADALAR’da ‘İNŞAAT MEVSİMİ’nden [!] NE HABER?



Büyükada Şemsi Molla Sokak’ta tarihi bir evin restorasyonunu yapmakta olan Özen Mimarlık pek de ‘özen’li çalışmıyor anlaşılan! Komşusu olan o harikulade güzellikteki tarihi evin balkonuna moloz çuvallarını yığdığı yetmezmiş gibi ikinci bir ruhsat tabelasını da bu komşu tarihi evin yan duvarına çakıvermiş! Ötede Doğan Bey Sokak’ta bilmem ne Mimarlık tarafından yapılan tamirat-tadilatın her nasılsa bir el arabası dahi olmadığından, yokuşun başına dökülen kum, çakıl vesaire biçare işçiler tarafından öyle konu komşuya falan aldırmaksızın uyduruktan bir tahta parçasının, beton bisiklet yolu üzerinden kızak misali kaydırılmasıyla adeta gürültü senfonisi çalarak haftalardır çekilmekte, bir o kadar da sokak sakinlerine çektirmekte!

)O(

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: