Gönderen: adalarpostasi | 10 Mart 2010

ADALAR POSTASI-2385: büyükada mezarlığı, hastahanesi, itfaiyesi derken orman kampı da kartal belediyesi’nin sosyal tesisine dönüşüyormuş!


http://www.karamitsos.com/preview.php?img=07897.jpg&item_id=5&auc=341

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

18 Kasım 1898 Cuma günlü Sicill-i Nüfus Kalemi hulefasından Todoraki Efendi’nin Büyükada’da mutasarrıf olduğu arsanın maaşından mahsubuna dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Büyükada’da, 2010.
Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

11 Mart 2010 Perşembe
Büyükada’da HAVA DURUMU*

Hafif yağmurlu
6/14ºC
% 72-88 nem
Poyraz, KD 34km/sa
Gündoğuşu 06:24… Günbatışı 18:04

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *

Cicely Mary Barker, The Primrose Fairy.

* * *

1- “Bir Adalı/Büyükada Postası” rumuzuyla, 15.2. 2010 tarihinde ADALAR POSTASI’nın adalar.postasi@gmail.com adresine gönderilen, böylece ADALAR POSTASI-2379 (24.10.2010)’da http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/02/24-2379.html yayımlanan, “Sayın Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’na açık mektup” başlıklı mektubun, 11. maddesinde ismi geçen Akif Şekerci’nin tekzibini yayımlıyoruz…

2- Engin Damcı: “Sirkeci’den Kabataş’a def edilen Adalar vapur iskelesi çıkışında kime, nereye aid olduğu bilinemeyen ancak sivil pılâkalı bir kamyon yavrusunun “kamusal” alana çökmüş olduğu görülmektedir. […] Biz bu kafanın buna benzer desiselerini Bostancı-Adalar arasında çalışan vapurların kaldırılışında da görüyoruz. Esasen mürteciyane, müçtehidane mantardan kültürün müntesiblerinden de başka bir amel-i salih beklenmeyeceğini bilenlerden olmamıza rağmen Adalılar’ın İstanbul cihetine pek inmeyip de durumdan haberdar olamayanlarını tenvir babında hadiseyi kaleme aldık vesselâm…”

3- Handan Altıneller: “Gelelim Ada’da gördüğüm inanılmaz bir manzaraya… Maden bölgesinde Yılmaztürk caddesindeki eskiden bir bahçe kenarında olan Ayedaş elektrik trafosunu yola kaldırıma çok çirkin bir gecekondu binası şeklinde kondurmuşlar…”

4- Henry Shaw: “Had only just got to sleep this morning when we were aroused by the firing of the little steamer from Gimlick to take passengers from Prinkipo to the city…”

5- Perihan Ergun: “Ali Poyrazoğlu’nun iki oyununun 5 milyarın üstündeki kazanımını bize ulaştırılması için verdiği kişi, bu parayı Adalar Vakfı’na bırakmayı yeğlemiş. Bu yardım kayboldu gitti. Durum buyken çalışmalarımızı izlemeye gelen medyaya, bizler beyan verecekken bir vakıf yetkilisinin kalabalığı dirseğiyle itip öne çıkarak, tek fidanlık katkısı bulunmadığı halde Star TV’nin kamerasına ‘Ağaçları diktik, şimdi bakımı kaldı’ diyebilmesi epeyi utandırıcıydı…”

6- Altınok Öz: “Karşımızda Büyükada. Büyükada’nın Sedef Adası’na bakan yüzünde Orman Kampı var. Orayı kiraladık. Kartal Belediyesi’nin sosyal tesisi haline getiriyoruz…”

ADALAR POSTASI’nın 2385. sayısında…

)O(

………………………………………………….1

“Bir Adalı/Büyükada Postası” rumuzuyla,
15.2. 2010 tarihinde ADALAR POSTASI’nın adalar.postasi@gmail.com adresine gönderilen,
böylece ADALAR POSTASI-2379 (24.10.2010)’da yayımlanan,
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2010/02/24-2379.html
“Sayın Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’na açık mektup” başlıklı mektubun,
11. maddesinde ismi geçen Akif Şekerci’nin tekzibini yayımlıyoruz…”
)O(

From: AKİF ŞEKERCİ
Subject: Tekzip
Date: March 10, 2010 4:51:54 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Hakkımda çıkan yazının tekzip edilmesini rica ederim.

Akif ŞEKERCİ
AKP Adalar Belediye Meclis üyesi

Şahsıma yapılan eleştiriye cevap:

SORU:
Bir Adalı

From: BÜYÜKADA POSTASI
Subject: Açık mektup
Date: February 15, 2010 10:34:23 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayın Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu’na açık mektup:

[…]

11- Sayın Ak Parti Adalar Belediye Meclis üyesi Akif Şekerci’nin, Büyükada’da çarşının göbeğinde inşaatını tamamladığı kaçak kat niye bugüne kadar yıkılamamıştır? Acaba aranızda bir alış veriş mi var?

[…]

Değerli Bir Adalı arkadaşıma,

CEVAP :

Şahsıma ait Büyükada’da çarşı içinde kaçak kat değil, gayrimenkulüm dahi yok,

Özdemir Sokak’ta rahmetli babamdan kalan bir dükkânım var.

Arkadaşımızın eksik ve yanlış bilgiye sahip olduğunu düşünüyorum, kamuoyuna doğru bilgi aktararak eleştirilerine saygı duyduğumu ifade eder, saygılarımı sunuyorum.

Akif ŞEKERCİ
AKP Adalar Belediye Meclis üyesi
01.03.2010

………………………………………………….2

From: ENGİN DAMCI
Subject: Bazlama değil; BAZ! BAZ!
Date: March 10, 2010 3:49:33 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BAZ KORSANLARI

Sirkeci’den Kabataş’a def edilen Adalar vapur iskelesi çıkışında kime, nereye aid olduğu bilinemeyen ancak sivil pılâkalı bir kamyon yavrusunun “kamusal” alana çökmüş olduğu görülmektedir.

Ekli fotoğraflarda görüldüğü gibi, aidiyeti meçhul olduğundan da korsan olarak algılanan; gelip geçiçi bir aracın park etmiş hali kullanılarak ahali-i muhteremeyi avanak yerine koyan bu fiili meydan gaspının mesulleri kimlerdir acaba?..

Sabit tesisin kurulması mümkün olmayan bir yerde “mücahid-müteahhid” kurnazlığı ve dayanışmasının bir tezahürü daha görülmektedir…

Hareket kabiliyetine sahib bir aracın oraya nasıl da çivilendiğinin, sökülüp atılamayacağının isbatı da yine ekli fotoğraflarda görülmektedir. Kamyon yavrusuna yer altından devamlı enerji takviyesi yapan hatırı sayılır bir kablonun ulaştığından da ayrıca hinliğin şekl-i şemalinin ne kertede olduğu anlaşılmaktadır.

Bu arada fotoğrafları analizde ve ifade etmede uygun bulduğumuz, merhum ve magfur Ziya Paşa’nın üç beyitini de sayfamıza aldık.

Sadık görünür kisvede erbab-ı hiyanet,
Mürşit sanılır vehlede eshab-ı dalâlet.

Ekser kişinin suretine sireti uymaz,
Yar Rab, bu ne hikmettir, İlâhi, bu ne halet!

Ümmid-i vefa eyleme her şahs-ı dagalde:
Çok hacıların çıktı haçı zir-i bagalde.

Vehlede: ilk anda
Şahs-ı dagalde: Hileci şahıs
Zir-i bagalde: Koltuk altında

Biz bu kafanın buna benzer desiselerini Bostancı-Adalar arasında çalışan vapurların kaldırılışında da görüyoruz. Esasen mürteciyane, müçtehidane mantardan kültürün müntesiblerinden de başka bir amel-i salih beklenmeyeceğini bilenlerden olmamıza rağmen Adalılar’ın İstanbul cihetine pek inmeyip de durumdan haberdar olamayanlarını tenvir babında hadiseyi kaleme aldık vesselâm.

Engin DAMCI
10.03.2010

………………………………………………….3

From: HANDAN ALTINELLER
Subject: Şurdan burdan..
Date: March 10, 2010 4:06:37 PM GMT+02:00
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Sevgili Çiğdem Hanım,
Çok üzüntülü bir süreçten sonra yine aramızdasınız. Gidenlerin mekânı cennet olsun, sizlere de sabır diliyorum. Yaşlar ilerledikçe ailemizden eksilenler daha da artıyor, doğanın kanunu desek de alışmak çok zor oluyor. Ama insan denen canlının dayanma gücü öylesine yüksek ki… Daha dün gibi ama bir bakıyorum babamı kaybedeli dört sene, babamdan henüz dokuz ay sonra da abimi kaybedeli üç seneyi geçmiş bile… O zamanlar konuşması bile zor geliyordu, ama her şeye alışıyoruz işte… Başka acılar görmeyelim inşallah…

Gelelim Ada’da gördüğüm inanılmaz bir manzaraya… Maden bölgesinde Yılmaztürk caddesindeki eskiden bir bahçe kenarında olan Ayedaş elektrik trafosunu yola kaldırıma çok çirkin bir gecekondu binası şeklinde kondurmuşlar… Fotoğraflarını gönderiyorum.


Mimozalar konulu yazınıza da bir şeyler yazmak istiyorum. Bu sene Ada’da mimozalar Ocak ayında açmaya başladılar ve ben Ocak ayından beri iskelede demet demet mimozaları gördüm. Ne yazık ki bunları koparanlar sadece satış amaçlı sepetlerine dolduran çingeneler değiller. Dışardan baktığınızda çiçeği, ağacında, dalında sevecekmiş gibi görünen ama maalesef öyle olmayan insanlar… Yazın her geçenin bir begonvil dalını kırmasından, benim de onlara, herkes koparırsa Ada’da seyredilecek güzellik kalmayacağını anlatmaktan yorulmam da cabası…

İşte böyle böyle kendimizi insanlardan uzakta tutmaya çalışırken hayvanların saf ruhlarına daha da yaklaşır buluyorum. Maden bölgesinin tüm kedileriyle pek içli dışlı olduk bu kış… Her ne kadar Sayın Arif Çağlar, kışları tüm mahlukatın beslenmesi gerektiğini çok haklı olarak yazsa da benim de elimden gelen bu… Ancak bir şeye dikkat ediyorum, kediler beslenirken, köpekler de geliyor yanlarına ve hatta kargalar, martılar da aynı anda yiyorlar. Belki böylece kırıntılar da karıncalara yarıyordur. Hele bir keresinde gördüğüm bir manzara beni çok şaşırttı… Sanırım Ada’da yaşayan evsiz konumunda bir insan var, konuştuğumda birisinin ona derme çatma bir baraka verdiğini orda kaldığını söyledi. Yazları bir çınarın altında kimseyi rahatsız etmeden birasını içerken sıkça görmüş olabilirsiniz kendisini. Belediye’ye yakın bir sokakta elinde buğday taşıdığı bir torbayla güvercinleri isimleriyle çağırıyordu; “Pamuuuk…” diye… İnanılmaz bir şekilde güvercinler sesi tanıyor olacaklar ki, hepsi birden pike iniş yaptılar… Ne güzel bir manzaraydı… Motor iskelesinde motor bekleyen kadının omzundaki kedi de görülmeye değerdi, fotoğrafını gönderiyorum.


Oysa buna karşın, biz kedileri beslerken bir hanım yanıma yaklaşıp, aman dikkat edin biz sırf bu konu yüzünden mahkemelik olduk ve ceza aldık demez mi? Adı Gülizar olan bu hanım, kendisini şikâyet eden insanın da Ada’da yaşayan bir piyano öğretmeni, sanatçı olması gereken İlhan Bey (Kunt ya da Kent gibi tam hatırlayamadım) olduğunu söyledi. Olay Nizam tarafında olmuş. Kedilere mama bırakılıyor diye bu Bey, mahkemeye vermiş Gülizar hanımı…

İşte böyle sevgili Çiğdem Hanım… Yeni ADALAR POSTASI haberlerini merakla bekler, Moda sahillerinden Ada sahillerine selam ve sevgilerimi iletirim.

Handan Altıneller

………………………………………………….4


Although he kept detailed business papers, Missouri Botanical Garden founder Henry Shaw left little personal material for biographers to consider in analyzing his life. One of the few items which remain is a series of five journals. Following his retirement from the hardware business in 1840, Shaw traveled abroad and made notes, recollections, and even sketches in these small bound books. Join us as we chart Henry’s journey to Europe and beyond.

August 2, 1841: Returning to Gimlick
Had only just got to sleep this morning when we were aroused by the firing of the little steamer from Gimlick to take passengers from Prinkipo to the city – all night could not sleep for pains in my limbs & headache – there had also been music and dancing close by – Mr. Longworth had not slept any more than myself – hurried to the boat and returned to the city in company with abt 25 others – there were few or no passengers from Gimlick for since the case of plague they have put a quarantine of twenty days


I was born on July 24, 1800, in Sheffield, England. On May 3, 1819, I arrived at a small French village on the Mississippi called St. Louis. I owned a hardware store and worked there from 1819 to 1840. In 1840, I retired and traveled around the world. In 1851, after seeing the beautiful Royal Botanic Gardens, Kew, outside London and the Chatsworth gardens in Devonshire, I decided to create my own garden in St. Louis.

………………………………………………….5

Cumhuriyet 16.02.2010
Perihan Ergun

İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti Oluşunda Adaların Önemi

Adalar ilçesinde, Büyükada’da bulunan tarihi Taşmektep binasının, müze, kültür ve eğitim amaçlı düzenlenmesi düşüncesini, 1984’ten beri Prens Adaları’nın çevre doğa ve kültürünü yaşatıp geliştirmeye çalışan Ada Dostları Derneği olarak, mutlulukla karşılıyoruz.

Bu çalışmanın, Adalar Kaymakamlığı, Belediyesi ve Vakfı’nca ele alındığını öğrendiğimizde olumlu çalışmalarla amaca ulaşılırsa, bunun yalnızca katılımcılarca değil, ışıklar içinde yattıklarına inandığım, 23.03.1989’da derneğimizin kuruluşunda manevi katkıları olan ilk genel başkanımız İstanbul gönüllüsü Çelik Gülersoy -ki Çankaya Caddesi’ndeki Kültür ve Sanat Evi’ni bu amaçla alıp geliştirmişti- onursal başkanımız olduktan sonra bizlere önemli katkılarıyla uzun süre başkanlık eden Prof. Asım Mutlu’nun da ruhları şad olacaktır.

Övüncümüz olan İstanbulumuzun 2010 Avrupa Kültür Başkenti oluşuna gönüllülerce kurulmuş olan derneğimizden istenebilecek görevlerde alacağımız yeri düşünürken, 4 Şubat 2010 günlü Sabah gazetesinin İstanbul ekindeki olumsuz haberle karamsarlaştık. Yazı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde olan Taşmektep’in müze ve kültür evi olarak hiçbir kuruma protokolle verilmediğini, binanın İBB kapsamında bulunan Müzeler Müdürlüğü’ne tahsis edildiğini ve bunun kendi bünyelerince değerlendirileceğini duyuruyordu.

Hemen üç gün sonra 7 Şubat’ta Cumhuriyet gazetesinin Pazar ekinde “Adalar’da Canlanma Dönemi” başlığı altında, Adalar Vakfı Sekreteri Halim Bulutoğlu’yla yapılan röportajı gördük. Bu iki gazetedeki çelişkili haber kafamızı karıştırdı. Bu arada derneğimize İBB Başkanlığı Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü, Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanı Av. Numan Güzey’den Büyükada’da bulunan tarihi Taşmektep binasının kültür ve eğitim amaçlı kullanım konseptini konuşma ve Adalar’ın saygıdeğer Kültür Gönüllüleri’nin görüşlerini ve önerilerini dinlemek üzere 3 Şubat 2010 günü yapılacak toplantıya çağırı geldi. Toplantıdan sonra da sonuç bildirisiyle, konuşulanlar katılımcılara bildirildi.

***

Bu toplantıdan sonra adalarımıza gönüllülükle verdiğimiz hizmetler eşliğinde bu birlik ve beraberlik içindeki çalışmalarda yer alma kararını verdik.

Geçmişte Büyükada Cumhuriyet Meydanı’nda o günlerin belediye başkanı Av. Can Esen’e önerdiğimiz Adalar’a yakışan bir Atatürk ile 100’ü aşkın, adalarda yaşayıp ürün veren sanat ve bilim insanının anıtlarının yapılması dileğimizin kabulüyle, bunların oluşumunda belediyeyle birlikte çektiğimiz güçlükleri anımsayınca, çoksesli bir çalışmanın yararlı olacağı sonucuna vardık. Kurulduğumuzdan bu yana Adaları’n sağlık, ulaşım, sosyal, kültürel, çevresel ve eğitim yaşamında, anma günlerinde, Hüseyin Rahmi ile Sait Faik müzelerinin yaşatılıp geliştirilmesindeki çabalarımızın çok kez görmezden gelindiğini de yaşamış olduğumuzdan, 2010 Avrupa Kültür Başkenti’nin eşi bulunmaz bir ilçesinin bireyleri olarak, bu çalışmalara elimizden geldiğince katılmayı görev bildik.

***

Yoksunluk çektiğimiz bir konu da 6 Ekim 2003’te yanıp kül olan, Burgazada ormanının yeniden oluşturulmasında dernekçe yaşadığımız yalnızlıktır. Başlangıçta yasalar kapsamında Vilayet’ten bir yıllık süre izniyle topladığımız bağışlarla Orman Bakanlığı ölçeğinde sağladığımız ağaçlandırma ve hizmet giderlerinde Adalar’da -az da olsa- Büyükada Kültür Derneği’yle Şişli Belediyesi dışında hiçbir kuruluştan destek göremeyişimizdir. Bağışların hemen tümüne yakınını ada dışındaki dostluklardan sağlamıştık. Daha sonra çabalarımızı izleyen Burgazada’nın has evladı Cem Mansur, bir konserinin tüm gelirini derneğimize bağışlamıştı. Bir de Ali Poyrazoğlu’nun iki oyununun 5 milyarın üstündeki kazanımını bize ulaştırılması için verdiği kişi, bu parayı Adalar Vakfı’na bırakmayı yeğlemiş. Bu yardım kayboldu gitti. Durum buyken çalışmalarımızı izlemeye gelen medyaya, bizler beyan verecekken bir vakıf yetkilisinin kalabalığı dirseğiyle itip öne çıkarak, tek fidanlık katkısı bulunmadığı halde Star TV’nin kamerasına “Ağaçları diktik, şimdi bakımı kaldı” diyebilmesi epeyi utandırıcıydı. Bu ve daha birçok nedenlerle, birleşerek çalışılmasının, borçluluk duyarak yanındayız.

………………………………………………….6

Cumhuriyet, 07.02.2010
Leyla Tavşanoğlu

İstanbul-Kartal’ın CHP’li Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, yerel yöneticilik anlayışını ve projelerini anlattı

[…]

Op. Dr. Altınok Öz onlarca yıldır Kartal halkına hizmet vermiş bir hekim. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde CHP’den yüksek bir oy oranıyla belediye başkanı seçildi. Nevşehirli olan Dr. Öz, Kartal’ı bütün Türkiye’ye açma çabası içinde. Hedefi ilçesini kültür merkezi yapmak. Dr. Öz’le Kartal Belediyesi Huzurevi’nde yaptığımız söyleşi şöyle gelişti:

[…]

– 29 Mart yerel seçimlerinin üzerinden tam on ay geçti. Kartal için ne gibi projeler hazırlıyorsunuz?

– Öncelikle bu 300 kişilik huzurevini yaptık. Karşımızda Büyükada. Büyükada’nın Sedef Adası’na bakan yüzünde Orman Kampı var. Orayı kiraladık. Kartal Belediyesi’nin sosyal tesisi haline getiriyoruz.

[…]

Deniz kıyısındaki TEKEL arazisi birilerinin iştahını kabartıyor

– Kartal denize bayağı uzun kıyısı olan bir ilçe. Kıyı boyunca tesisler yapmayı planlıyor musunuz?

– Birinci hedef Büyükada’daki tesis. Bunun belediye tesisi olması, hem kurum çalışanlarının eğitimleri hem de bir arada bulunmaları bakımından önemli. İkincisi, sizin de dediğiniz gibi Kartal’ın bu kadar büyük bir sahil kesimi var ama denize girebilecek bir yer yok. İnsanlar denizle buluşamıyor. Kartal halkını denizle buluşturabileceğimiz yer Büyükada’nın 600 metrelik plajı. Orada 60 tane bungalov var. Otelcilik hizmeti veriliyor. Havuzu, lokantası, iskelesi var.

[…]


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: