Gönderen: adalarpostasi | 25 Şubat 2010

ADALAR POSTASI-2380: H. Ada Sanatoryumu’nun katma değeri yüksek 1 yatırım projesiyle değerlendirilmesi için Adalar Bld.&Vakfı 1 arayış toplantısı…

Büyükada Lunapark’ta…

http://www.karamitsos.com/preview.php?img=07896.jpg&item_id=5&auc=341

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

15 Eylül 1898 Perşembe günlü Büyükada’da bir mahkeme teşkiline gerek olmadığına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Büyükada’da fırtına, 2010.
Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio.

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

25 Şubat 2010 Perşembe
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Sağanak yağışlı
8/13ºC
% 73-90 nem
Lodos, G 19km/sa

Gündoğuşu 06:46… Günbatışı 17:49

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *
Cicely Mary Barker, The Daffodil Fairy.

* * *

1-Statis Arvanitis: “Bugün bana çok çok süreden sonra ADALAR POSTASI’yla ilk haberleriniz geldi. Malesef Büyükadalılar Derneği’nin Atina’daki yılbaşı pidesi töreni için yazılan haberlerde bilgisayar arızasıyla size eksik gelen haberler oldu. Bu konuda size olayları yeniden yazıyorum…”

2- Dinçer Kaya: “Matmazellerin Pastahanesi için Statis Arvanitis Bey’in verdiği bilgilere teşekkür ediyorum. Ama itiraf edeyim, kimin kim olduğunu tam olarak anlayamadım…”

3- Emine Çiğdem Tugay: “Haydeeee… İstanbul 2010 Kültür (Mantarı) Başkenti’nde satılık Bizans sarayı…”
Kanun Tasarısı: “Şiiiştttt! Pazarlarda bağırmak yasak! Cezası 50TL olacak!”

4- Erendiz Özbayoğlu (Prof. Dr.): “Magnaura, Kutlugün Sokak’ta, Prof. Mehmet Özdoğan’ın evinin altında. Bu kadar önemli bir yerin, hakkında ciltlerce kitap yazılıp yazılmakta olduğu bir tarihi yapının onun bunun elinde olması çok düşündürücü…”

5- Siemens Sanat, yeni yılın ilk sergisi ”Adada Bir Yaz” ile adalı sanatçıların gözünden ‘adalı olmayı’ yorumluyor. Küratörlüğünü Emre Zeytinoğlu’nun üstlendiği sergide, Stella Angelidou, Ani Setyan, Simge Uygur ve Hasan Zeybek’in yapıtları yer alıyor. Sergi, 17 Şubat – 14 Nisan 2010 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor…

6- Adalar Belediyesi’nden ne haber?: “Kamuoyuna Duyurulur: Son günlerde, bazı basın yayın organlarında ve kamuoyunda, söz konusu kaldırım ve yol çalışmaları sonrası mükelleflerden alınması yasal zorunluluk olan yol harcamalarına katılma payı ile ilgili olarak farklı yorumlar yapılmakta olduğu, bunlardan bazılarının gerçekleri yansıtmadığı… Adalı Kart protokolü imzalandı… Heybeliada Sanatoryumu’nun binaları ve arazisinin katma değeri yüksek bir yatırım projesiyle değerlendirilmesi için Adalar Belediyesi ve Adalar Vakfı tarafından bir arayış toplantısı düzenlendi… Adalar Belediyesi ve Maltepe Üniversitesi işbirliğiyle Ocak ayında temeli atılan Heybeliada Sağlık Merkezi’nin yapımına hızla devam ediliyor… 2010 İstanbul Emitt Fuarında Ada esitileri… Adaları Gelecekte nasıl görmek istiyoruz?… Şubat ayı meclis toplantısı yapıldı… Pervanelere dolanan halatlar büyük tehlike…

7- Oktay Ekinci: “Adalar ‘güzel yarınlar’ planlıyor…”

ADALAR POSTASI’nın 2380. sayısında…

)O(

………………………………………………….1

From: STATİS ARVANİTİS
Subject: YILBASI PIDESI TORENLERI ICIN SIZE GELMEYEN BILGILER
Date: February 24, 2010 10:00:44 AM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com


SAYIN ADALAR POSTASI ÜYELERİ,

BUGÜN BANA ÇOK ÇOK SÜREDEN SONRA ADALAR POSTASI’yla İLK HABERLERİNİZ GELDİ.

MALESEF BÜYÜKADALILAR DERNEĞİ’NİN ATİNA’DAKİ YILBASI PİDESİ TORENİ İÇİN YAZILAN HABERLERDE BİLGİSAYAR ARIZASIYLA SİZE EKSİK GELEN HABERLER OLDU.

BU KONUDA SİZE OLAYLARI GENE YAZIYORUM.

HEYBELİADALILAR DERNEĞİ’NDE YILBAŞI PİDESİ TÖRENİNDE PİDEYİ HEYBELİADA DERNEĞİ’NİN BAŞKANI PERİKLİS PASHALİDİS VE PALEON FALİRON BELEDİYE BAŞKANI DİONİSİOS HACİDAKİS KESTİLER.

TÖREN 23/1/2010 CUMARTESİ GÜNÜ HEYBELİADALILAR’IN SALONUNDA YER ALDI. TÖRENE ÇOK ÜNLÜ ÜNİVERSİTE PROFESÖRLERİ KATILDILAR VE BÜYÜKADALI AKORDEON MUZİSYENİ YANİ MAGDAKİS BAŞKA MÜZISYENLERLE YILBAŞI ŞARKILARIYLA KONSER VERDİ.

ÖTEKI GÜN 24/1/2010 PAZAR GÜNÜ PALEON FALİRON BELEDİYESİ BİNASINDA BÜYÜKADALILAR ATİNA’DAKİ DERNEGİ’NİN YILBAŞI PİDESİ KESME TÖRENİ OLDU.

PİDEYİ BU TÖRENDE BÜYÜKADALILAR DERNEĞIİNIN BAŞKANI FOFI RAPTOPULU KESTİ VE ORADA BULUNAN AŞAĞI YUKARI 450 BÜYÜKADALILAR’A DAĞITILDI.

TÖRENDE PALEON FALİRON BELEDIYE BAŞKANI DİONİSİOS HACİDAKİS VE YUNANİSTAN’IN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI GENEL SEKRETERİ YER ALDI. HER SENE GİBİ BU SENE DE İLKOKULUN BİRİNCİ SINIFINA GİREN KÜÇÜKLER VE AYRICA ÜNİVERSİTEYE GİREN VE ÜNİVERSİTEDEN MEZUN OLAN GENÇLERE ÖDÜL VERİLDİ. BU SENE BÜYÜKADALILAR DERNEĞİ’NCE BÜYÜKADALI YORGO LEMOPULOS’A DA BAŞARILI ÇALIŞMALARI İÇİN ÖDÜL VERİLDİ. YORGO LEMOPULOS, BÜYÜKADA RUM CEMAATİ’NİN BAŞKANI VASİL LEMOPULOS’UN KARDEŞİDİR VE ÇOK SENEDEN BERİ İSVİÇRE’DE KİLİSELER BİRLEŞME KURUMU’NDA GENEL SEKRETER OLARAK ÇALIŞTI. BU TÖRENDE BÜYÜKADALILAR DERNEĞI’NİN DANS GRUBU BAŞARIYLA YER ALDI.

SİZE GÖNDERDİĞİM VE ADALAR POSTASI HABERLERİNDE BULUNAN İLK 3 FOTOĞRAF, ATINA’DAKI BÜYÜKADALILAR DERNEĞİ’NDE ÇEKILEN FOTOĞRAFLARDIR. SONUNCU FOTOĞRAF HEYBELI ADALILAR ATİNA’DAKI DERNEĞİ’NDEN ÇEKILEN FOTOĞRAFTIR.

ATİNA’DAN HEPİNİZI SAYGIYLA SELAMLARIM,

BÜYÜKADALI STATİS ARVANİTİS


………………………………………………….2

From: DİNÇER KAYA
Subject: ÇİĞDEM HANIM’IN DİKKATİNE
Date: February 24, 2010 12:45:31 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Sevgili Çiğdem Hanım,

Merhaba… ADALAR POSTASI’nın suskunluğuna bir anlam verememiştim. Şimdi memnuniyetle öğreniyorum ki teknik arıza giderilmiş, ‘ADALAR POSTASI sefere başlayacak yeniden!’
Matmazellerin Pastahanesi için Statis Arvanitis Bey’in verdiği bilgilere teşekkür ediyorum. Ama itiraf edeyim, kimin kim olduğunu tam olarak anlayamadım. Sanırım Arvanitis Bey, salt Ankara Pastahanesi’nden söz etmiyor, başka dükkânlardan ve sahiplerinden de söz ediyor.

Bu konuda Hüseyin Karayaprak Bey’in verdiği bilgiler ise şöyleydi:

Matmazellerin Pastahanesi diye anılan yerin gerçek adı Ankara Pastahanesi, iki bayan işletmecisinden birisinin adı Madam Ortans, Madam Ortans evlenmiş ama çocuğu yokmuş. Hüseyin bey, diğer matmazelin adını ise hatırlayamadı.

Bay Statis Arvanitis’in verdiği bilgiler ise şöyle:

“Büyükada’da bu köşedeki dükkânın yanında iskele tarafinda bir pastahane vardı. Bu pastahane Ermeni bir hanımındı ve adı Madam Ortans idi, orada senelerce küçük yaştayken Büyükada’nın ünlü fırıncısı Niko Mundis çalıştı.”
Madam Ortans çirkin bir Ermeni Hanım’dı ve devamlı yüzünü ve dudaklarını çok çok boyayla kaplardı.

Daha sonra yolladığı kısa mesajında ise şöyle yazıyor:

“Bak bir yaşlı Büyükadalı kadın buldum ve o pastahaneci matmazeller için bana bilgi verdi, bu büyük pastahanenin adı Ankara Pastahanesi’ydi sahipleri sana yazdığım gibi iki tane hayatında evlenmemiş hanımdı. Birisinin ismi Aristi ikincisinin ismi Eleni . İkisi de şişmandı ama Eleni kısa boylu ve yaz kış kısa kollu elbiselerle dolaşan bir hanımdı, ötekisi Aristi daha güzelce, normal boylu ve çok ciddi bir hanımdı.”

Bu arada söyleyeyim, öyküde Matmazel Fotini olarak adı geçen hanım Bay Statis Arvanitis’in anlattığı Madam Ortans’a dış görünüşüyle benziyor, öyküdeki diğer matmazel ise gerçekten asık yüzlü denecek kadar ciddi, saçlarına kır düşmüş bir hanımdı. Bay Arvanitis’in Aristi dediği kişi olabilir mi? Bilmiyorum.

Eldeki bu bilgilerle durum tam aydınlığa kavuşmuyor. Sanırım bu konuyu vaktiyle Ankara Pastahanesi’nde çalıştığı söylenen Bay Niko Mundis aydınlatabilir. Sağlık sorunları olduğu söylenen Bay Niko Mundis umarım sağlığına kavuşmuştur.

Çiğdem hanım, bu konudaki çabalarınıza bir kez daha teşekkür ediyorum.

İlginizi çeker mi bilmiyorum? Size, “Filozof Diyojen, Büyük İskender ve İnsan Hakları” başlıklı bir yazı yolluyorum.

İzmir’den sevgiyle selam ederim…

D.Kaya

………………………………………………….3

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: haydeeee… kültür (mantarı) başkenti’nde satılık bizans sarayı…
Date: February 23, 2010 10:02 AM
To: adalar.postasi@gmail.com

Haydeeee… Kültür (mantarı) Başkenti’nde satılık Bizans sarayı…

Kanun Tasarısı: “Şiiiştttt! Pazarlarda bağırmak yasak! Cezası 50TL olacak!”

YERSEN!
İSTANBUL 2010
AVRUPA KÜLTÜR (MANTARI) BAŞKENTİ

)O(
___________________________________

Radikal, 22.1.2010 10:02

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=976111&Date=23.01.2010&CategoryID=77

Kelepir, satılık Bizans Sarayı!

İstanbul’da Bizans İmparatoru 1. Konstantin’in elçileri kabul ettiği Magnaura Sarayı 12 milyon Euro’dan satışa çıkarıldı. Saraya talip olanlar arasında Vatikan da var

İstanbul’da Eminönü eski Belediye Başkanı Tahir Aktaş 1992’de Sultanahmet’te birçorap fabrikasını satın almıştı. Fabrikanın yıkım çalışmaları sırasında yerin 13 metre altına uzanan Magnaura Sarayı ortaya çıkmıştı.

324-337 yılları arasında Bizans İmparatoru 1. Konstantin’in elçileri kabul edip toplantılar düzenlediği 4 katlı sarayda bulunan tarihi eserler, Büyük Saray Mozaikleri Müzesi’ne teslim edilmişti.

DÜĞÜN SALONU MU OLACAK?

Tahir Aktaş sahibi olduğu Magnaura Sarayı’nı 12 milyon eurodan (yaklaşık 24 milyonTL) satışa çıkardı. Arkeologlar Magnaura’nın tarihi değerinin büyük olduğunu belirterek satışa karşı çıkarken saraya çok sayıda taliplinin olduğu öğrenildi.

Yatırımcılar sarayı özel müze, turistik tesis veya düğün salonu olarak kullanmak istiyor. Saraya talip olanlar arasında Katolik dünyasının merkezi Vatikan’ın da bulunduğu belirtiliyor.

’YATIRIMCILARLA GÖRÜŞÜYORUZ’

Sarayın satışından sorumlu Golden Royale Gayrimenkul’un Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Kongaz, “Kanunen bir bina aldıktan sonra binanın altında eski bir yapı bulursanız, bu eski yapının mülkü de size geçiyor. Saraya ilgi çok büyük. Yatırımcılarla görüşüyoruz” dedi.

Magnaura Sarayı’nın özel müze olması durumunda saraydan çıkan tarihi eserlerin tekrar yerinde sergilenebilmesi mümkün olabilecek.

………………………………………………….4

From: ERENDİZ ÖZBAYOĞLU
Subject: Re: haydeeee… kültür (mantarı) başkenti’nde satılık bizans sarayı…
Date: February 23, 2010 1:07:07 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

Çiğdem Hanım,
Magnaura, Kutlugün Sokak’ta, Prof. Mehmet Özdoğan’ın evinin altında. Bu kadar önemli bir yerin, hakkında ciltlerce kitap yazılıp yazılmakta olduğu bir tarihi yapının onun bunun elinde olması çok düşündürücü.

90’lı yılların ortasındaydı, benim evim de orada ve birkaç ögrenciyle binanın sokakla hemzemin çatısında –o zamanlar çay ocağı- binayı inceliyor, hakkında konuşuyoruz. Tahir Aktaş üzerimize yürümüştü ve onu mahkemeye vermiştim ve kazanmıştım. Aslında, Sultanahmet’in altı oyulmuş, halıcılar vb. tarafından kazınıp yok edilmiş halde. Ne Müze, ne Bakanlık ilgilenmiyor, Bizans araştırmacıları hiç ilgilenmiyor! Eski Zeiksippos, sonraki Hürrem Sultan Hamamı –Yeşil Ev’in önünde- 49 yıllığına Drej Ali’ye kiralandı, Turizm Bakanı tarafından, inşallah Ali Bey binaya iyi bakar!
Ne diyelim!

………………………………………………….5

http://www.siemens.com.tr/web/759-12797-1-1/siemens_sanat__tr/genel/basin_bultenleri/adada_bir_yaz_siemens_sanatta_

”Adada Bir Yaz” Siemens Sanat’ta

Siemens Sanat, yeni yılın ilk sergisi ”Adada Bir Yaz” ile adalı sanatçıların gözünden ‘adalı olmayı’ yorumluyor. Küratörlüğünü Emre Zeytinoğlu’nun üstlendiği sergide, Stella Angelidou, Ani Setyan, Simge Uygur ve Hasan Zeybek’in yapıtları yer alıyor. Sergi, 17 Şubat – 14 Nisan 2010 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

Adanın yaşam alanının sınırlarla çevrili olmasından dolayı ada sakinlerinin de her zaman kendi coğrafyasının koşullarına uyduğunu ifade eden küratör Emre Zeytinoğlu adalılara ilişkin gözlemlerini şöyle özetliyor: “Adalılar canları her çektiği an öyle alıp başını uzaklara gidemeyeceğini hisseder. Sürekli olarak gemi ya da uçak tarifelerine ya da hayli sert kurallar içeren ‘geçiş koşulları’na bağlı olduğundan ani seyahat kararları veremezler. Uzaklara gitme keyfi ya da gereksinimi ile gemi ya da uçak tarifeleri üst üste çakışabilirse, bir çılgınlık yapıp adayı terk edebilirler. Bu çakışmalar adalıların yaşamında pek az olur ve adada geçirilen uzun yıllar adalıları coğrafyaya iyice bağladıkça, adayı terk etme isteği (ve enerjisi) düşük bir olasılık halini alır. Genellikle, bir adalı için en büyük macera, bahçe kapısından çıkıp çarşıya inmektir. Hiç akla sığmayacak olanı ise, komşu köye ya da kente gitmektir.”

Günümüz koşullarında ise bu durumun değiştiğine dikkat çeken Zeytinoğlu, adanın koşullarından bağımsız olarak, artık adalıların uzun bir yol kat ederek de olsa ‘iş’ yollarına düşüp adalı karakterinin üstesinden gelmeye çalıştıklarını ifade ediyor.

Adanın insanlara denizin ve güneşin akla geldiği bir ‘yaz yaşamını’ çağrıştırması da sergide irdelenen konular arasında. ‘Adalı olmayı’ yorumlayan sanatçılar, günümüzün tüketim kültürü ile ilişkilendirilen ada yaşantısına farklı bir bakış açısı getiriyor.

”Adada Bir Yaz” sergisinde, ada yaşamını farklı biçimlerde algılayan ve deneyimleyen sanatçıların yapıtları yer alıyor. Bu farklı algıların ve deneyimlerin birbirine benzeyen ve birbirinden farklılaşan halleri, sergideki yapıtların yan yana duruşları ile ortaya konuyor. Sanatçılar kendi adalarında, genel olarak insanların ‘ada’ hakkında öne sürdükleri tüm verileri hissediyor ve yaşamlarını bağladıkları o adaların ticari, turistik, siyasi vb yönlerini yaşıyorlar. Yaşadıkları adalar hakkında başkaları tarafından kurgulanmış romantik öykülerin muhatapları hatta bizzat figürleri de olan adalı sanatçılar, kendi adaları hakkındaki özgün düşüncelerini yapıtlarıyla sunuyorlar.

Euromessage, Garanti Bankası, Intercity, Madebycat, OSRAM, Ran Logistics ve Siemens Ev Aletleri’nin desteğiyle gerçekleştirilen Adada Bir Yaz adlı sergi, 17 Şubat – 14 Nisan 2010 tarihleri arasında, haftanın her günü 10.00 – 19.00 saatleri arasında Siemens Sanat’ta ziyaret edilebilir.

KONSEPT

Adada Bir Yaz

Adanın coğrafi tanımı, denizle çevrilmiş bir kara parçasıdır. Böylece ada yaşamı, sınırların içine yönelik; dışardan içeri bakan bir “kara yaşamı”nı ifade eder.

Böyle bakıldığında (eğer daha geniş düşünülürse) ada sınırlarının dışındaki yerin deniz ya da kara olması pek fazla bir şey ifade etmez. Önemli olan, sınırların “içe yönelik” özelliğinin öne çıkmasıdır.

Bir adalı her zaman adalıdır. Kendi coğrafyasının insanıdır.

Adalı, küresel sürecin ulaşım ve iletişim teknolojilerine koşut biçimde ne kadar ticaret, turizm, siyaset vb. bağlamındaki yoğun akışa tanık olursa olsun, ne kadar farklı insanlarla karşılaşırsa karşılaşsın, o her zaman kendi coğrafyasının koşullarına uyar. Değil mi ki çevresi katı bir sınırla çevrilidir, canı her çektiği an öyle alıp başını uzaklara gidemeyeceğini hisseder.
Sürekli olarak gemi ya da uçak tarifelerine ya da hayli sert kurallar içeren “geçiş koşulları”na bağlı olduğundan, öyle “ani karar”lı da değildir. Uzaklara gitme keyfi ya da gereksinimi ile, gemi ya da uçak tarifesi (tam da aynı an) üst üste çakışabilirse, bir çılgınlık yapıp adayı terk edebilir (daha önceki yıllarda da aynı çakışmayı, denizin durumuyla ya da kiraladığı teknenin kaptanının keyfiyle ya da sınır görevlisinin hoşgörüsüyle gerçekleştirmek zorundaydı).

Oysa bu çakışma onun yaşamında pek az olur; hele adada geçirilen uzun yıllar onu o coğrafyaya iyice bağladıkça, adayı terk etmek isteği (ve enerjisi) düşük bir olasılık halini alır. Genellikle, bir adalı için en büyük macera, bahçe kapısından çıkıp çarşıya inmektir. Hiç akla sığmayacak olanı ise, komşu köye ya da kente gitmektir (işte bu neredeyse bir mucize sayılmalıdır).
Günümüz koşullarında bu durum böyle değil. Hangi ada olursa olsun, hava ne kadar sıcak ya da soğuk olursa olsun, o rahatlatıcı serin ya da ılık rüzgar ister essin ister esmesin; bir adalı her zaman onlarca / yüzlerce kilometre ya da mil katetmek zorunda kalıyor ve “iş” yollarına düşüp adalı karakterinin üstesinden gelmeye çalışıyor. Oysa her yola düştüğünde şunu da hissediyor: Adalının karakterinde, bir “tembellik hakkı” kullanma iradesi vardır. İşte “bu iradenin doğası nedir” diye sorduğumuzda, elde edeceğimiz yanıt; kişinin doğrudan coğrafi koşullara uygun yaşamasıdır (yani habitatını bulmuş ve ona göre bir yaşam kurmuştur; ondan vazgeçmesi zordur).

Ancak diğer yandan “ada” sözcüğünün yaydığı kanı, deniz ile ilişkilendirilmesidir. Daha da öteye gidersek, ada, çoğunlukla insanlara bir “yaz yaşamını” çağrıştırır: Denizin ve güneşin akla geldiği turistik alanlar¢¯¿½ Ne var ki adanın içe dönük sınırları, deniz ve güneşin çağrışımlarını kimi zaman yok eder ve o alanı farklı yaşanmışlıklar çerçevesinde, farklı çağrışımlara sürükleyebilir. Böylece “adada bir yaz” başlığı, günümüzün tüketim kültürüne olan turistik bağından çözülür ve “adalı”nın bizzat yaşadığı özel durumlara tekabül edebilir. Bu, bir “ada yazı” algısı ile tam bir çelişkidir. Adanın alışılmış algısının altında, hayli güçlü yaşamsal ve zihinsel farklılıklar su üstüne çıkar. Hatt¢ şu da söylenmeli ki; adalıların ada hakkındaki algıları, birbirine eşdeğer değildir.

İşte bu sergide yer alan sanatçılar, yukarda belirtilen “ada yaşamı”nı farklı biçimlerde deneyimleyen / algılayan sanatçılardan oluşmaktadır. Bu farklı deneyimlerin / algıların benzer ya da benzemez halleri, sergideki yapıtların yan yana duruşları ile ortaya konulmaktadır.

Daha belirgin bir saptamayla: Bu sergideki sanatçılar kendi adalarında, genel olarak insanların “ada” hakkında öne sürdükleri tüm verileri hissetmektedirler. Bu sanatçılar, bir yandan yaşamlarını bağladıkları o adaların, hem ticari, hem turistik, hem siyasi vb. yönlerini yaşamak zorundadırlar. Daha da ilginci, o adalar hakkında “başkaları” tarafından kurgulanmış romantik öykülerin de muhatapları; hatt¢ bizzat figürleri bu adalı sanatçılardır.

Oysa tüm bu “ada” tanımları dışında, bu adalı sanatçıların, kendi adaları hakkındaki özgün düşünceleri nelerdir? Oradaki yaşamlarının pratiği ile duygusal dünyaları, dışardan kurgulanmış o öykülerle ne kadar çakışmakta ya da onlardan ne kadar ayrı düşmektedir? “Adada Bir Yaz” sergisi, işte bu sorular üzerine tasarlanmış bir sergidir.

KÜRATÖRLER

EMRE ZEYTİNOĞLU
Doğum Yeri : İstanbul
Doğum Tarihi : 1955

1980 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Seramik Bölümü’nden mezun oldu. 1986 yılından itibaren sergi açıyor ve 1988’den bu yana da sanat konusunda makaleler yayımlıyor. Kıbrıs Afrika Gazetesi’nde yazıyor. “Sanat Üzerine Yersiz Yorumlar” (2008), “Uyku Tulumunda Spor” (2004), “Sanatın Suç Ortaklıkları” (2003), “Kavramın Sınırlarında” (Ali Akay ile, 1998) ve “Pisuarın Bir Dekonstrüksiyonu” (Ali Akay ile, 1994) adlı kitapları bulunuyor. Ayrıca “Sadi Diren” üzerine bir biyografi kitabı vardır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi’nde “Sanat, Kuram ve Eleştiri”, “Çağdaş Sanat ve Yorumu”, “Küreselleşme ve Sanat”, “Gürsel Kültür” derslerini veriyor.

SANATÇILAR

STELLA ANGELİDOU

Drought, 2009-2010 55x45cm, 30x40cm, Kağıt üzerine suluboya kolaj

Stella Angelidou
Doğum Yeri : Kıbrıs, Lefkoşa
Doğum Tarihi : 1969

1969 Lefkoşa doğumlu. Lefkoşa, Kıbrıs’ta yaşıyor ve çalışıyor

Eğitim

2006, Sanatçı Bursu, UNAM, Mexico City Ulusal Bağımsız Üniversitesi, Meksika
2004, Sanatçı Bursu, UNAM, Mexico City Ulusal Bağımsız Üniversitesi, Meksika
1993, Indiana Üniversitesi, Güzel San. Fak., Yüksek Lisans, Bloomington, Indiana, ABD
1992, Indiana Üniversitesi,Güzel San. Fak., Lisans, Bloomington, Indiana, ABD

Sergiler

2009, İki Toplumlu “İyi Niyet” Sergisi, Eski Lefkoşa Havalimanı, Lefkoşa, Kıbrıs
2007, “Meksikalı Portreler”, Kıbrıs Kültür Merkezi, Atina, Yunanistan
2005, “Rastlantısal Karşılaşmalar”, Belediye Sanat Merkezi, Lefkoşa, Kıbrıs
2004, “Kıbrıs’lı Genç Kadın Ressamlar”, Kerava Sanat Müzesi, Finlandiya
2001, “Kahkaha ve Kayıtsızlık Manzaraları”, kişisel sergi, Gloria Galerisi, Lefkoşa, Kıbrıs

ANİ SETYAN

Nature morte I, II, III, IV, V, VI, 2010 50.5×39.3cm, Dijital fotoğraf1 / 20

Ani Setyan
Doğum Yeri : İstanbul
Doğum Tarihi : 1965

1965 İstanbul doğumlu. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

Eğitim

1998, Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik ve Cam Bölümü, Yüksek Lisans
1993, Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik ve Cam Bölümü, Lisans

Seçilmiş Sergiler

2008, “Nuit Blanche a İstanbul”, Fransız Kültür Merkezi, Leyla cafe, İstanbul
2006, “Anlık Etki”, “PİST”, Disiplinlerarası Proje Alanı, Pangaltı, İstanbul
2005, “Sıradışı Hayatlar”, ART-ALAN II, Kadife sokak, Masal Evi, İstanbul
2005, “50 Sanatçı 50 Yapıt”, İstanbul Modern Sanat Galerisi, İstanbul
2004, “Sfenks Seni Yiyip Yutacak”, Karşı Sanat Çalışmaları, İstanbul
2004, “Dilin Gücü > II: Minör > Oluş”, Diyarbakır Sanat Merkezi, Diyarbakır

SİMGE UYGUR

Karanlık Kıta, 2008 100x100x50cm, Kağıt kalıplama tekniği, kağıt ip, kumaş14 / 20

Simge Uygur
Doğum Yeri : Kıbrıs, Lefkoşa
Doğum Tarihi : 1977

1977 Lefkoşa doğumlu. Lefkoşa, Kıbrıs’ta yaşıyor ve çalışıyor.

Eğitim

1998, Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü, İstanbul

Seçilmiş Sergiler

2009, “Dürtü”, Üçüncü kişisel sergi, Galeri Argo, Lefkoşa, Güney Kıbrıs
2008, “DWAYER Uluslararası Kadın Sanatçılar Atölye ve Sergisi”,
2008, İskenderiye Atölyesi, Sanatçılar ve Yazarlar Birliği, İskenderiye, Mısır
2008, “6. Uluslararası Kağıt Trienali”, Charmey Müzesi, Charmey, İsviçre
2007, “2. AAW Uluslararası Genç Salon 2007”, İskenderiye Atölyesi,
2007, Sanatçılar ve Yazarlar Birliği, İskenderiye, Mısır
2006, “Suitcase” sergisi , Papermacher Müzesi, Steyrermühl, Avusturya
2006, “Artist 2006, 16. İstanbul Sanat Fuarı” Tüyap, Beylikdüzü, İstanbul
2006, “Labirente Üç Adım”, Galeri Argo, Lefkoşa, Güney Kıbrıs
2005, “Accidental Meetings”, Lefkoşa Belediyesi Sanat Merkezi, Lefkoşa, Güney Kıbrıs
2005, “Welcome Home”, Galeri Argo, Lefkoşa , Güney Kıbrıs
2005, “Ruh Derisi”, İkinci kişisel sergi, Galeri Argo, Lefkoşa, Güney Kıbrıs

HASAN ZEYBEK

Arkadia I, II, III, 2009-2010 150x120cm, Tuval üzerine yağlı boya7 / 20

Hasan Zeybek
Doğum Yeri : Kıbrıs, Lefkoşa
Doğum Tarihi : 1986

1986 yılında Kıbrıs, Lefkoşa da doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

Eğitim

2009, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Resim Bölümü, Yüksek Lisans programında eğitimine devam etmektedir.
2008, Akdeniz Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, Lisans Eğitimi
2004, Lefkoşa Güzel Sanatlar Lisesi

Seçilmiş Sergiler

2009, Genç Kuşak Sanatçılar Yarışması Başarı Ödülü, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı, Lefkoşa
2008, “Mezuniyet Sergisi”, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sergi Salonu, Antalya
2008, “Proje 4 Sergisi”, Akdeniz Üniversitesi GSF Sergi Salonu, Antalya
2008, “Baskı Sergisi”, Akdeniz Üniversitesi AKM Sergi Salonu, Antalya
2008, “Sultan ve Üzümleri – Sultan and Rosend “, Atölye Çalışmaları Sergisi, Akdeniz Üniversitesi, Antalya
2007, Büyük Han Resim Sergisi Jüri Özel Ödülü, Vakıflar İdaresi, Lefkoşa
2007, (Kıbrıslırum-Türk), Venedik Bienali Kapsamında, İki Toplumlu ‘Memory Box’ Yerleştirme Projesi, Lefkoşa
2005, İki Toplumlu Baf Kapısı Duvar Resmi Projesi, British Council, Lefkoşa

………………………………………………….6

ADALAR BELEDİYESİ’nden NE HABER?

KAMUOYUNA DUYURULUR

Değerli Hemşehrilerimiz,
Bildiğiniz üzere, önceki Belediye yönetimi tarafından Kınalıada ve Burgazadası’nda 2007 yılında ihale edilen bordür ve kaldırım yapım işi, 2008 yılı ortalarında, Büyükada Maden Mahallesi’nde 2008 yılında ihale edilen çalışmalar ise 02 Nisan 2009 tarihinde tamamlanmıştır.

Son günlerde, bazı basın yayın organlarında ve kamuoyunda, söz konusu kaldırım ve yol çalışmaları sonrası mükelleflerden alınması yasal zorunluluk olan yol harcamalarına katılma payı ile ilgili olarak farklı yorumlar yapılmakta olduğu, bunlardan bazılarının gerçekleri yansıtmadığı, bazı haberlerde ise hemşehrilerimizi ve Belediyemizi üzücü ve incitici tarzda ifadeler kullanıldığı görülmektedir…

http://www.adalar.bel.tr/duyurular/kaldirim_payi.asp

ADALI KART PROTOKOLÜ İMZALANDI

19 Şubat 2010

Adalar halkının yaşamını kolaylaştırmak, daha iyi hizmet sunabilmek ve adalar’da ikamet eden adalıları doğrudan avantajlı kılabilmek amacıyla Yenal Koçak’ın önderliğinde başlatılan ADALI KART uygulamasının protokolü imzalandı.

Alışverişte ve belediye halk plajlarında indirimden, adalar arası ücretsiz ulaşıma, bilim, sanat, kültür ve eğitime kadar birçok alanda avantaj sağlayacak, ADALI KART’ın protokolü Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda oy çokluğuyla kabul edildi. 19 Şubat Cuma günü yapılan Protokol imza törenine, Belediye Meclis Üyeleri, Başkan Yardımcıları, Belediye personeli ve EAS (Elektronik Akıllı Sistemler) ELEKTRONİK SANAYİ ve TİCARET A.Ş. Yetkilileri katıldı.

Adalar Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda düzenlenen törende protokol, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu ile EAS Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Naim Sungur arasında imzalandı.

http://www.adalar.bel.tr/haberler/hbr77.asp

HEYBELİADA SANATORYUMU İÇİN BİR ARAYA GELİNDİ

17 Şubat 2010

2005 yılında faaliyetine son verilen Heybeliada Sanatoryumunun binaları ve arazisinin katma değeri yüksek bir yatırım projesi ile değerlendirilmesi için Adalar Belediyesi ve Adalar Vakfı tarafından, T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı işbirliği ile, ilgili bakanlıklardan, çeşitli uzmanlık alanlarından ve Adalar’dan davetli katılımcıların yer aldığı arayış toplantısı düzenlendi.

Adalar’a Heybeliada Sanatoryumu’nu altyapısı ve binaları ile yeniden kazandıracak verimli ve karlı bir yatırım projesinin gerçekleşmesi için birlikte çaba harcamak, Adalar’ın gelecek vizyonu ile çelişmeyen örnek olacak bir tesisin kurulmasını sağlamak amacıyla, 17 Şubat 2010 Çarşamba günü Heybeliada Halki Palas Otel’de düzenlenen toplantı, “Eski Heybeliada Sanatoryumu Hangi Konsept ile Yatırıma Açılmalı” konulu çalıştay için hazırlık toplantısı niteliğindeydi.

Toplantıya, Adalar Kaymakamı Salih Keser, Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu, Taha Tosun, Serdar Turaç, Emrah Akar, İlker Öz, Oktay Varlıer, Dr.Murat Yüksel, Ali Öz, Ömer Faruk Berksan, Sevim Çavdarlı, Halim Bulutoğlu, Erol Yazman, Münevver Öztürk, Dursun Özdemir, Kaya Sönmez, Gülşen Erçetin, Ercan Akpolat, Sumru Süslü, Aslı Barışkan, Ali Tokdemir, Yahya Bayrak, Süleyman Durmuş, Teoman Çınar katıldı.

Heybeliada Halki Palas Otelinde gerçekleştirilen toplantı öncesinde Heybeliada Sanatoryumu ve bölge katılımcılar tarafından gezildi ve yerinde incelendi.

http://www.adalar.bel.tr/haberler/hbr76.asp

OCAK AYINDA TEMELİ ATILAN HEYBELİADA SAĞLIK MERKEZİ NİSAN 2010’DA TAMAMLANACAK

15 Şubat 2010

Adalıların temel sorunlarından biri olan sağlık sorununa öncelikli yaklaşan Adalar Belediyesi, Büyükada’daki 1 No’lu 112 Acil Hizmet İstasyonu’nun ardından Heybeliada’nın da sağlık sorununa da çözüm bulma yolunda somut adımlar atıyor. Adalar Belediyesi ve Maltepe Üniversitesi işbirliğiyle Ocak ayında temeli atılan Heybeliada Sağlık Merkezi’nin yapımına hızla devam ediliyor. Nisan ayında tamamlanması planlanan merkezde, yalnızca mesai günleri ve mesai saatleri arasında hasta muayenesi ile sınırlı hizmetten yararlanabilen Heybeliadalılar Sağlık Merkezi’nin açılmasıyla tüm sağlık hizmetlerinden 24 saat faydalanabilecekler.

2010 İSTANBUL EMITT FUAR’INDA ADA ESİNTİLERİ

11 Şubat 2010

Her yıl dünyadan bir çok ülkenin katıldığı Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT) 11- 14 Şubat tarihlerinde yapıldı.

TÜYAP Beylikdüzü’nde gerçekleşen fuarda, açılışı Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay yaptı. İlk iki gün turizm profesyonellerine, diğer iki gün ise ziyaretçilere açık olan Mısır’ın konuk ülke olarak katıldığı EMITT fuarında, yurtdışından 60 ülkenin yanısıra yurtiçinden de 100’ün üzerinde valilik, belediye ve belde belediyesi yöresel zenginliklerini tanıttı.

2. salonda yerini alan Adalar Belediyesi, gelen ziyaretçilere Adalar hakkında bir çok broşür, dergi, ajanda ve adaların simgesi olan mimozalardan dağıttı. Fuarın ikinci günü, Adalar Belediyesi ve Anadolu Kulübü tarafından düzenlenen kokteylde yerli ve yabancı ülkelerden davet edilen konuklara Adalar hakkında bilgi verildi. Kokteyle Adalar Kaymakamı Salih Keser, Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, İlçe Meclis üyeleri ve çok sayıda ziyaretçi katıldı.

http://www.adalar.bel.tr/haberler/hbr74.asp

ADALARI GELECEKTE NASIL GÖRMEK İSTİYORUZ?

30 Ocak 2010

1. Stratejik Plan Toplantısı 30 Ocak Cumartesi günü Anadolu Kulübü’nde yapıldı.

Adalar Belediyesi Stratejik Plan Çalışmaları tanıtım toplantısı 30 Ocak Cumartesi günü Anadolu Kulübü’nde Stratejik Plan Ekibi’nin katılımıyla gerçekleşti. Toplantıya Kaymakam Salih Keser, İlçe Emniyet Müdürü Levent Yapraklı, çeşitli üniversitelerden akademisyenler, belediyemiz müdürleri ve Adalılardan oluşan 150’ye yakın kişi katıldı. Münevver Öztürk ve Sevim Çavdarlı’nın yönettiği toplantı, Dr. Mustafa Farsakoğlu’nun konuşmasıyla başladı. Konuşmasında Adaların özel konumuna değinen Farsakoğlu, “Amacımız bir araya gelerek adaları daha güzel bir yere getirmek ve beklentileri kısa, orta, uzun vadede tespit ederek görev tanımı yapmak. Zengin olan insan varlığının birikiminin ve donanımının bir araya gelerek hizmete dönüştürmeyi hedeflediğimiz bu toplantının genel amacı ise düşlediğimiz Adaları hep beraber oluşturmak” dedi. Adaların İstanbul’a bağlı en eski vilayetlerden biri olduğunu belirten Dr. Mustafa Farsakoğlu eğitim, ulaşım ve sağlık sorunlarında yaşanan alt yapı sıkıntısının yarattığı olumsuzlukların altını çizdi. Siyaset ve Kent Bilimci Prof. Dr. Ruşen Keleş ve Mimarlar Odası eski başkanı Oktay Ekinci’nin konuşmacı olarak katıldığı programda, Ruşen Keleş; kentlilik ve kentleşme ve adaların yıllardır tamamlanamayan 1/5000’lik planlarına değinirken, Yerel Yönetimlerin çalışma alanlarından bahsederek toplum yararına çalışmaların ön planda olması gerektiğine vurgu yaptı. İmar planlarının öneminden bahseden Keleş, planlar hazırlanırken dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. Mimar Oktay Ekinci ise Adaların mimari yapısına, yıllardır hazırlanamayan koruma amaçlı imar planlarının adalar için önemini anlattı ve Yavaş Şehir projesi içerisinde adaların aday olmasıkonusunda önerisini sunarak konuşmasını sonlandırdı. Ardından Adalar Belediyesi Stratejik Plan çalışmalarını yürüten Münevver Öztürk, 6 aylık detaylı hazırlık aşaması sonrası elde ettiği verileri paylaştı. Hazırlanan sunumda, Belediyenin mali durumundan, GZFD analizine, çalışan kadrosunun sıkıntılarından, beklentilere, güçlü ve zayıf yönlerden, şikayet ve dileklere kadar çok yönlü bilgiler dinleyicilere aktarıldı. Son olarak söz alan Sevim Çavdarlı ise konuşmasına bugünü değil yarını nasıl kuracağız sözüyle başladı. Var olan sorunların gündeme alınması ve nasıl bir çalışma yapılacağı konusunda bilgi veren Çavdarlı önerilerini almak için sözü gelen konuklara verdi. Adaların sağlık, eğitim, ulaşım, gençlik ve çocuk merkezleri gibi belli başlı sorunlarına çözüm önerileri getiren katılımcılar, somut adımlar atılabilecek projelerini paylaştılar.

http://www.adalar.bel.tr/haberler/hbr72.asp

Video Görüntüleri: http://www.adalar.bel.tr/video_izle/video_hbr72.asp

ŞUBAT AYI MECLIS TOPLANTISI YAPILDI

01 Şubat 2010

Adalar Belediyesi Meclisi’nin, 6. Seçim dönemi 1. Toplantı yılı 2010 Şubat ayı toplantısı, 2 Şubat Pazartesi günü Belediye Hizmet Binası Meclis Toplantı salonunda yapıldı.

Dr. Mustafa Farsakoğlu başkanlığında gerçekleşen toplantıya meclis üyesi Ali Tokdemir dışındaki tüm üyeler katıldı. Meclis üyesi Raffi Hermon Araks’ın Kınalıada Antenler ve Yol Katkı Harcamalarına Katılım Payına yönelik; Bülent Mısırlıoğlu’nun 1/ 5000 revize işlemleri konusunda ve Çöp İhalesiyle ilgili olarak; Müslüm Şahin’in mezarlıklarla ilgili temizlik ve yer sorununa ilişkin soru önergelerinin başkanlık makamına havalesiyle başlayan toplantı altı gündem maddesinin okunmasıyla devam etti. Gündemin üçüncü maddesi gereğince İlçe Satış Komisyonuna Hıdır Uvaçin asil, Ali Tokdemir yedek üye seçildi.

Belediye Meclisi’nin Şubat ayı olağan toplantısının 2. birleşimi 5 Şubat Cuma günü saat 14.00’de yapılması oy birliğiyle kabul edildi.

PERVANELERE DOLANAN HALATLAR BÜYÜK TEHLİKE

02 Şubat 2010

Adalar ile anakara ve adaların kendi aralarında yük taşıyan Adalar Belediyesi’ne ait çıkarma gemisinin pervanesine dolanarak motorunu bozan gemi halatları aynı zamanda dalgıç olan Başkan Yardımcısı A. Ercan Akpolat tarafından temizlendi.

Geçmiş dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi, gemilerin bakım ve onarımı için Adalar Belediyesi’ne yıllık ortalama 2.248.612,58 TL tutarında yardımda bulunuyordu. Ancak 29 Mart yerel seçimlerinin ardından yardımların miktarı düşürüldü.

1 Eylül 2009 tarihinden bu yana ise Adalar Belediyesi, kamu hizmetlerinde kullanılan gemilerin tüm bakım-onarım, yakıt ve personel giderlerini kendi imkânlarıyla karşılamaya çalışıyor.

Gemi halatlarının denizde işi ne?

Çıkarma gemisinin pervanelerine dolanarak çalışmasını engelleyen ve kimler tarafından hangi amaçla denize atıldığı kesin olarak bilinmeyen halatların, İDO’ya ait vapurlarda kullanılan halatlarla taşıdığı büyük benzerlik dikkat çekiyor. Denize atılan uzun halat parçalarından zarar gören tek araçlar çıkarma gemileri değil, Adalar’dan anakaraya hasta taşımada kullanılan tekneler de büyük zarar görüyor.

………………………………………………….7

Cumhuriyet, 11.2.2010
Oktay Ekinci

Belediyenin ‘stratejik planlama’ çalışmalarında ‘bakımlı ve huzurlu’ bir gelecek hedefleniyor…

Adalar ‘güzel yarınları’ planlıyor

Solda Osmanlı kartpostalı; sağda bugünkü “faytonlu yaşam”…

OSMANLI’DAN BU YANA ‘YAVAŞ ŞEHİR’

Sürekli vapur seferlerinin 1840’larda başladığı; İstanbul’un 1861’de kurulan “ilk” üç belediyesinden biri ve 1867’den beri “güzide ilçesi” olan Adalar, son yıllarda dünyada yaygınlaşan “Yavaş Şehir” hareketinin tüm hedeflerini barındırıyor…

İstanbul’un kuşatıldığı günlerde, fetihten bir buçuk ay önce Osmanlı’ya geçen; kuşaktan kuşağa şiirlerle, şarkılarla, sevdalarla kucakladığımız “Adalar” içinAtaol Behramoğlu diyor ki; “Kars’taki akşam güneşiyle Büyükada’da ‘Principo’dan izlediğim gün batımları arasında, benim düşlerimde, kimliğimin derinliklerinde bir yakınlık olduğunu duyumsuyorum..” (Benim Prens Adalarım-Heyamola Yayınları)

Hemşerim ne güzel anlatmış…

Evliya Çelebi’nin daha 17. yüzyılda “mamur ve bakımlı” deyip “abı-hayat gibi suyu ve gönül açıcı bağları vardır” diye eklediği; Atatürk’ün “artık Latin harfleriyle okuyup yazacağımız”ı ilan ettiği günün akşamı o “mutlu” devrimini kutladığı Adalar, herkesi öylesine sarıp sarmalar ki tarihçiHammer’in 19. yüzyılda “Evliya Adaları” demesi de işte o eşsiz “insan ve doğa” buluşmasının ürünüdür…

Kınalı, Burgaz, Heybeli, Büyükada ve Kaşıkadası, yerleşme dokularındaki bu kültür zenginliğinden ötürü “tümüyle sit” alanıdır; 1700 “tescilli” tarihsel mimarlık örneğinin yanı sıra 650 kadar da “tescil bekleyen” özgün yapısıyla, nüfusuna ve büyüklüğüne oranla “en fazla kültür mirası”nı barındıran ilçemizi oluştururlar. Tavşanadası, Sedef, Yassıada ve Sivriada da bu ilçemizin bakir “ada”larıdır…

Adalar, Osmanlı’nın o denli “himaye”sindeydi ki 1861’de Beyoğlu ve Kadıköy’den sonra İstanbul’un “üçüncü” belediyesiydi. 1867’de “ilçe” olduğunda da“düzenli vapur seferleri” 20 yıldır yapılıyordu…

Şimdi ise bir ankete göre Adalıların en önemli sorunu “ulaşım”; çünkü 160 yıllık “vapur” hizmeti giderek “azaltılıyor”!.. kültür zenginliğiyle bütünleşmiş bir ulaşım uygarlığı, yerini “motor”lara bırakıyor!

Büyükşehir belediyesi yönetiminin bu akıl almaz aymazlığına, son günlerdeki “Adalar Müzesi” hazırlığında yaşanan “gerilim” de eklendi. Büyükşehirin 2005’te Adalar Belediyesi’ne “müze” için verdiği binanın, şimdi “geri alınmak istendi”ği söyleniyor!

1890’larda 20’yi bulan okul sayısının bile bugün -birisi “binasız”- 5’e indiğini belirten Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu ise her bir m2’sinin özenle imar görmesi gereken ilçesinin, 1956’dan beri “plansız” bırakıldığını söylüyor.

Düşünün, onca tarihî binaya ve sit uygulamalarına rağmen yasanın “üç yılda yapılması”nı öngördüğü “Koruma Amaçlı İmar Planı” neredeyse yarım yüzyıldır ortada yok! Bu “rekor gecikme”nin temelinde, “inşaata sevdalı” siyasetlerin yattığı emlak rantı düşkünlerinin özellikle “plansızlık” ortamını yeğlemeleri olduğu biliniyor..

GELECEĞİN GÜVENCELERİ

Adalar’ı böylesi sorunlarla devralan CHP’li Belediye Başkanı Farsakoğlu, bir yandan büyükşehirdeki “siyasi soğukluk”tan kaynaklanan ulaşım ve altyapı sorunlarını göğüslemeye çalışırken bir yandan da ilçenin yarınlarını güvenceye alacak “stratejik planlama”ya ağırlık veriyor; çünkü Adalar’ın geleceğini“kurumsal güvence”lere bağlamak, giderek “yaşamsal zorunluluk” haline geliyor..

Bu nedenle planlamanın “öncelik”lerini tartışmak için 30 Ocak’ta düzenlenen “bilgilendirme ve danışma” toplantısının “mekân”ı da çok anlamlıydı. 1906’da İngilizlerin Büyükada’da kurdukları “Principo Yacht Club”ın Cumhuriyetten sonra Atatürk’ün talimatıyla “Anadolu Kulübü”e dönüşen tarihî binasında, Adaların “ulusal bir miras” olarak yaşatılmasının “yol haritası” konuşuldu…

Başkan Farsakoğlu, bunu sadece “yerel yönetim” sorumluluğuyla değil, ilçenin sahip olduğu zenginliklere karşı tarihsel bir “kamu görevi” olarak da önemsediklerinin altını çizdi. Konuk konuşmacılarından Prof. Dr. Ruşen Keleş ise planlamayla birlikte siyasal tercihlerin de amaç ve yöntemlerin eşgüdümüyle“aynı anayol”un benimsenerek belirlenmesi gerektiğini vurguladı…

Çalışmanın emektarları Münevver Öztürk ile Sevim Çandarlı’nın sundukları stratejik plan için “Adaları Gelecekte Nasıl Görmek İstiyoruz?” sorusu özetle şöyle yanıtlanıyordu: “Tarihî, kültürel ve doğal dokunun özenle korunduğu, geliştirildiği, insanca yaşamın tüm gereksinimlerinin karşılandığı, gelecek kuşaklara bırakılacak miras;. herkesin yaşamak için özlem duyduğu; her adanın özgün kimliği ile zenginlik sunduğu, bakımlı ve huzurlu yerleşim yeri; sanat ve tasarım ağırlıklı eğitimin merkezi…”

Peki, bütün bu heyecan verici hedeflere nasıl ulaşılabilir?

Adalar için gerekirse özel bir yasayla, öncelikle “restorasyon”un esas bir imar ve denetim düzeninin sağlanması; “Adalar Konseyi” ile demok-ratik karar süreçlerinin kurumsallaşması; büyükşehirin görevi olan ulaşım ve altyapı hizmetlerinin güvencelere bağlanması; belediyenin kış nüfusuna göre değil, yaz nüfusuna göre ve yılda 3 milyonu aşan turistik ziyareti de gözeten kaynaklara kavuşturulması.. gibi önerileri konuştuk.

Özellikle “bakımlı, huzurlu, kimlikli yerleşim” hedefi için de İtalya’da başlayan ve ülkemizden Seferihisar’ın önderlik ettiği “Yavaş Şehir” hareketine, Adalar’ın ne denli yakıştığını da anımsatma fırsatı bulduk…

Bakalım bütün bu değerlendirmeler, İstanbul’un Stratejik Planlama Hedefleri’nde de gözetilecek mi; Avrupa Kültür Başkenti’ni yönetenler, kentin kültür hazinesine karşı siyasi umarsızlıktan kurtulabilecekler mi?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: