Gönderen: adalarpostasi | 06 Ocak 2010

ADALAR POSTASI-2366: baltalı bayram efendi’den illallah dedi çamlıklar…

http://cgi.ebay.com/TURKEY-CONSTANTINOPLE-PRINKIPO-GRAND-HOTEL-CALYPSO-RP_W0QQitemZ330391481953QQcmdZViewItemQQptZUK_Collectables_Postcards_MJ?hash=item4cecddee61#ht_2787wt_1147

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

29 Nisan 1898 Cuma günlü Bulgaristan Emareti tarafından Büyükada Jandarma Yüzbaşısı İsmail Pertev Efendi’ye ita kılınan beşinci rütbeden Merit Sivil Nişanı’nın muma-ileyh canibinden kabul ve lede’l-icab talikine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Büyükada, 02/01/2010

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

6 Ocak 2009 Çarşamba
Büyükada’da HAVA DURUMU*
Parçalı bulutlu
3/14ºC
% 47-81 nem
Keşişleme, GD 14km/sa

Gündoğuşu 07:28… Günbatışı 16:51

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *

Cicely Mary Barker, The Snowdrop Fairy.

* * *

1- Baltalı Bayram Efendi‘den illallah dedi çamlıklar…

2- Adalar Orman İşletme Şefliği’nden ne haber?: “23. Ekotur 10.01.2010 Pazar günü Büyükada’da yapılacak…”

3- Adalar Belediyesi’nden ne haber?: “2010 Yılının ilk meclis toplantısı istifalarla başladı…”

4- Hasta nakline yakıt yok ammavelakin her nasılsa zevat-ı mutade türlü bahaneyle otomobille keyfi turlamakta… Misal mi? Yılbaşında Aya Yorgi yolunda…

5- Avni Kurtuldu, CHP Adalar İl Teşkilatı Başkanlığı’ndan neden kurtuldu?

6- 86’lık Amca, kayıptı… Aranıyordu… Neden sonra ancak ertesi sabah bulundu!

7- Bugün Kınalıada’dan haç suya atıldı… atılacak… Bakalım bu sefer kim çıkartacak? Teofania Yortusu kutlu olsun!

ADALAR POSTASI’nın 2366. sayısında…

)O(

…………………………………………………1

BALTALI BAYRAM EFENDİ’den İLLALLAH DEDİ ÇAMLIKLAR…

28/3/2006 16:24, Türkoğlu Sokağı’nın üst yamacındaki bir çamı tüm uyarılarımıza karşın “sana ne,” diye kesmeye kalkmıştı da Orman İdaresi yetişmişti imdada… Yine O günlerde Orman İdaresi tarafından açılan gsm kontürü karşılığında çamlıklardan pet şişe toplama yarışmasında bilmem kaç çuval pet şişe toplayıp rekor kırarak birinciliği de almıştı üstelik!

12/3/2006 13:22, Tüm uyarılara aldırmaksızın her daim iki eli ve dahası 2 gözü Ada çamlıklarında dolanmakta!

5/1/2010 14:23, Adliye Sokağı’nın yamacında dalı kırılan bir çamı kimbilir belki de dalını kırdığı bir çamı baltayla kesmekte! İhbar üzerine —her ne kadar merkez ile olay mahaline gönderilen memur her nasılsa irtibat kuramasa da— defalarca baltasını aldığı Orman İdaresi de hal vaziyet karşısında biçare… Kırılan bir dal olsa da İdare’den izinsiz ormandan baltayla kesip alması yasak değil mi oysa? TCK’da yapılan yeni düzenlemeler uyarınca suçun cezalandırılması için “kast”ın ispatı gerekmekteymiş. ‘Suç’ varsa ‘kast’ yoksa ‘ceza’ da yokmuş! Rivayet o ki Baltalı’nın akli muvazenesinin yerinde olmadığına dair bir de raporu varmış! Çamlıklarda nicedir sürdürdüğü gözetlemelerden de işte bu rapor sayesinde paçayı kurtarsa da her ay birilerinden dayak yemekten kurtulamıyormuş! Öyle ya da böyle Baltalı da günün birinde baltayı taşa vuracaktır nasılsa!

…………………………………………………2

ADALAR ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ’nden ne haber?

http://www.adalarorman.com//index.php?option=com_content&task=view&id=241&Itemid=1

23. Ekotur 10.01.2010 Pazar Günü Yapılacak…

Yazan Yüksel ÖZCAN


2010 yılına ekolojik dengeye bir katkı sağlayarak başlamak amacıyla saat 11:30’da Büyükada Orman İdaresi önünde toplanacak olan katılımcılar, İstanbul Adaları’nın ekolojisi hakkında bilgilendirildikten sonra Nizam caddesi boyunca yürüyüşe başlayacak. Cadde üzerinde bulunan ve adada tek olan ağaç türlerini de yakından tanıyacak.

Aşıklar Mesire alanına varılıp, kızılçam ormanı ve kızılçamın biyotik zararlıları hakkında bilgi verilecek.

Orman idaresi tarafından yapılan ekolojik denge çalışmaları anlatılıp, bu çalışmalar kapsamında tırtıl paraziti üretmek için çamkeseböceği keseleri toplanacak.

Önceki ekotura katılan katılımcılara Orman idaresi tarafından hediye edilen kuş yuvaları kızılçamlara asılacak. Ve ekolojik dengede kuşların önemi vurgulanacak.

…………………………………………………3

ADALAR BELEDİYESİ’nden ne haber?

2010 YILININ İLK MECLİS TOPLANTISI

04 Ocak 2009

2010 Yılının İlk Meclis Toplantısı İstifalarla Başladı


Adalar Belediyesi Meclisinin, 6. seçim dönemi 1. toplantı yılı Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Belediye Meclis Üyesi seçilen Bülent Mısırlıoğlu ve Müslüm Şahin’in partilerinden istifalarını açıklamalarıyla başladı. Mısırlıoğlu ve Şahin, yaptıkları açıklamada Belediye Meclis Üyeliklerine bağımsız olarak devam edeceklerini belirttiler.

Meclis Üyesi Oktay Altın dışındaki tüm meclis üyelerinin katıldığı toplantı, gündem maddelerinin okunmasıyla devam etti. 12 maddeden oluşan gündemin ikinci maddesine istinaden, belediyenin 2009 yılı gelir, gider ve bunlara ilişkin hesap, kayıt ve işlemlerinin denetimi için gizli oyla denetim komisyonu kuruldu. Oylama sonucu, Akif Şekerci, Ali Tokdemir ve Dursun Özdemir Denetim Komisyonu üyeliğine seçildiler.

Ocak Ayı 1. Olağan Meclis Toplantısı 2. oturumunun 8 Ocak 2009 Cuma günü saat 14.00’da yapılmasının ilanıyla toplantıya son verildi.

…………………………………………………4

HASTA NAKLİNE YAKIT YOK amma HER NASILSA ZEVAT-I MUTADE TÜRLÜ BAHANEYLE OTOMOBİLLE KEYFİ TURLAMAKTA… MİSAL mi? YILBAŞI’nda AYA YORGİ YOLUNDA…

Adalar Belediyesi nicedir ambulansa, anakaraya tekneyle hasta nakliyesine, çıkartma gemisine vesaire yakıt bulamamaktan dem vurmakta ammavelakin misal 29 Ekim’de, geçenlerde yılbaşı geçesinde de zevat-ı mutadeyle Aya Yorgi’ye kamu aracıyla seferler düzenlemekten de geri kalmamakta! Bırakınız yakıtın varlığını yokluğunu otomobilin yasak olduğu Adalar’da üstelik de kamu aracıyla böylesi keyfi turlamalar başlıbaşına suç teşkil etmekte! Görev etiğini de yerle yeksan eden sorumsuz sorumluları esefle kınıyoruz!
)O(

…………………………………………………5

AVNİ KURTULDU, CHP ADALAR İLÇE TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI’ndan NEDEN KURTULDU?

2010’un ilk günlerinde CHP Adalar İlçe Teşkilatı Başkanlığı’ndan istifa eden Avni Kurtuldu’nun Adalılar arasında üzüntü yaratan istifasının nedenleri niçinleri merak edilmekte…

…………………………………………………6

86’lık AMCA, KAYIPTI… ARANDI… NEDEN SONRA ANCAK ERTESİ SABAH BULUNDU!

4 Ocak günü Büyükada’daki evinden çıkan 86 yaşındaki bir bey, hayli soğuk olan gece boyunca da süren tüm aramalara rağmen bulunamadı, ertesi gün Hristos’un eteklerinde Taş Ocakları mevkiinde bir çukurun içinde sağ salim bulundu neyse… Geçmiş olsun!

…………………………………………………7

BUGÜN KINALIADA’dan HAÇ SUYA ATILACAK… BAKALIM KİM ÇIKARTACAK?


Geçen sene Burgazada sahillerinden atılmıştı suya haç ya! Bu sene de Kınalıada sahillerinden suya atıldı atılacak… Bakalım bu sefer kim çıkartacak? Teofania Yortusu kutlu olsun!
)O(

Turgay Tuna, “Papaz Haçı Suya Attı, Hristo Dalıp Çıkarttı!..”, Denizce (29.1.2008).

http://www.denizce.com/tunaturgay03.asp

Papaz Haçı Suya Attı, Hristo Dalıp Çıkarttı!..


Evet!. Ocak ayı, Ortodokslarda kutsal haçın suya atıldığı aydır!.. Artık eskisi gibi olmasa da; bugün hala, İstanbul’da kalmış bir avuç Rum vatandaşımız, her yılın ocak ayında, geçmişten günümüze süre gelen, kutsal haçı suya atma geleneğini Haliç, Arnavutköy, Çengelköy, Yeşilköy gibi semtlerde devam ettirmektedirler.. Aslında Ortodoks Kilisesi’nin, Bizans’tan günümüze dek süre gelen geleneksel ritüellerinden biridir bu. Adı da “Teofania Yortusudur”. Ürdün Nehri’nde, Aziz Yahya tarafından gerçekleştirilen Hazreti İsa’nın vaftizini anımsamak için her yıl Ocak ayının altıncı gününde yapılan dini bir kutlamadır.


Geçmişte yaşanmış kimi acı olaylar nedeniyle, İstanbul’un en renkli ve en önemli mozaik taşlarından birini oluşturan Rum nüfusun azalması, günümüzde yapılmaya devam ede gelen denize haç atma merasimlerinin de azalmasına, o eski zengin renkliliğini yitirmesine neden olmuş ve maalesef bu merasimin yapıldığı semtlerin sayısı da ikiye, üçe inmiştir.
İstanbul’da denize haç atma merasiminin yapıldığı en popüler semtlerden biri de, günümüzde hala bu geleneği devam ettiren Yeşilköy’dür. 6 Ocak sabahı, Yeşilköy, Arnavutköy, Çengelköy kiliselerinde olduğu gibi Fener Patrikhane Kilisesi, yediden yetmişe bayramlık elbiselerini giymiş bir avuç Rumla dolmakta, Patrik Efendi’nin de katılımıyla saat 10.00 da başlayan ayin 12.00’ ye kadar sürmekte, ayinin ardından topluca deniz kenarına inilerek, sahilde papazların, denizin bereketi, balıkçı ve denizcilerin sağlığı için okudukları dualardan sonra haç denize fırlatılmakta, ardından da mayolarını giymiş, hazır bekleyen bir kaç Rum genci suya atlayarak haçı çıkartmaktadırlar. Haçı bulup çıkartan genç öptükten sonra papazlara teslim etmekte, böylece bu geleneksel ritüel ertesi yıl yinelenmek üzere son bulmaktadır. Haçın kaybolması büyük uğursuzluk sayıldığından derin sulara atılmamasına dikkat edilmektedir.
Son yıllarda, Yeşilköy’deki denizden haç çıkartma “şampiyonluğunu” üst üste devam ettiren Hristo Benlisoy, semtin eski Rum ailelerinden birine mensup.


Çocukluğundan beri denizle haşır neşir olmuş, 30 yaşlarındaki bu enerji dolu genç adamın denizden haç çıkartma başarıları değişik gazetelerin sütunlarından da haber olarak verilmiş. Bunlardan, 7 Ocak 1989 tarihli Milliyet Gazetesi’nde Pınar Türenç’in yazdıklarına bir göz atalım:

“Dini törenlerde giydiği parlak, görkemli giysinin ve taşlı başlığının içinde papaz, rıhtıma ulaştığında Ortodoks aleminin şık hanımları kıpır kıpırdı.. Yeşilköy’ün yeni yat limanının içinde hazır bekleyen teknedeki beş genç ise, heyecanla komut bekliyorlardı.

Güneş tam tepede, 6 Ocak Fota Günü’nü kutlayanları ve az sonra kendisini buz gibi sulara koyverecek gençleri ısıtma telaşındaydı. İsa’nın vaftiz edildiği kutsal günü kutlamak için kıyıda toplanan yüzlerce Rum, Bulgar, Rus dünya üstünde ne kadar Ortodoks dininden millet varsa, kış güneşi altında, papazın elinden suya düşecek haçı İstanbul’da bekliyordu. Ve çarmıha gerili İsa resimli kutsal haç, Yeşilköy’de suya değer değmez beş delikanlının çıplak vücutları da denize cozlarcasına düşüverdi.. Tekneden haça ulaşmak için kulaç atma yarışına giren Müslüman Erol ile Hristo, Erol’u kıl payı geçip, muradına erdi.. Alkışlar, dualar, yürekler hep Hristo içindi Fota Günü’nde; yıl boyu da onunla olacaktı, bir inanışa göre. Yeşilköylü balıkçı Erol ise, Rum arkadaşlarının tebriklerini alırken mutluluk halkaları suda geziniyordu büyüyerek.. Yani’ler, Yorgo’lar, Eleni’ler, Despina’lar.. Yeryüzünde istediklerince yaşamanın güzelliğini tadıyorlardı hep birlikte, sımsıcak kürklerinin içinde.. “Oh ! Çok şükür diyordu Yani, karısının elini tutarken.. Saatler 12.00’yi gösteriyordu ve İskele Sokağı’ndaki camiden yükselen namaz çağrısını herkes duyuruyordu. Birbirine karışıyordu dualar.. Gönüller şendi Yeşilköy’de..”

Gönüller çok daha eskilerde olduğu gibi şen miydi bilinmez?. Ama bilinen bir gerçek var ki, o da 40-50 yıl kadar önce bu törenlerin çok daha görkemli geçtiği; törene katılanların sayısı gibi heyecanlarının da çok daha üst düzeylerde olduğu idi.


Çok değil.. Şöyle yakın bir geçmişe, 1960’lı yılların başlarına doğru gidelim. 1951 Yeşilköy doğumlu Kosta Melidis anlatıyor:
“1960’lı yılların başlarında haçı denizden çıkartanlardan biri de bendim. Ne de olsa o yıllarda atletizmle uğraşan, spor yapan, çakı gibi bir adamdım. Gerçi, Yorgo bu işin şampiyonuydu; yalnızca 1960’ların başlarında denizden üç kez haç çıkartmış, adeta bir kahraman olmuştu. Benim için unutulmayan bir hatıradır. O kış gününde, o heyecanla denizin soğuk suyu bana hamam suyu gibi gelirdi. Elimde haç, sudan çıktığımda, kendimi bir olimpiyat şampiyonu gibi hissetmiş, haçı o zaman Amerika’dan yeni gelmiş olan metropolitimiz Derkon Germanos’a teslim etmiştim.”

Bundan 5 yıl önce; 6 Ocak 2003’te, Yeşilköy’deki Denize Haç Atma törenlerinin tarihine ilk defa olmak üzere ilginç bir anekdot eklenir.. Metropolit Konstantin Efendi’nin denize attığı, üzerinde Hazreti İsa‘nın resmi bulunan haçı, suya atlayan beş genç arasından, her yıl olduğu gibi gene 31 yaşındaki Hristo Benlisoy sudan çıkartır. Ancak, onun ardından suya atlayanlar arasında, günümüzün modasına uygun olarak üstü başı tesettürlü genç bir kadın da kendisini denize atmaktan geri kalmaz. Her ne kadar haçı çıkartma başarısını elde edememişse de, denize haç atma törenlerinin tarihine böylesine ilginç bir olay ister istemez eklenmiş olur ve bu ilginç enstantane foto muhabiri Levent Aslan’ın objektifinde karelenir. Ama, hepsi bir yana, gelin, biraz daha eskilere doğru uzanıp o eski törenlerin ihtişamından az buçuk bir fikir edinelim. Yıl 1931, dönemin ünlü muhabirlerinden Osman Cemal üstadımız yazıyor:

“.. Kalabalık birazdan coşacak, dalgalanacak, heybetli bir herç ve merç halinde iskelenin yanındaki gazinonun rıhtımına üşüşecek. O zaman ya bizzat rütbeli Patrik Efendi yahut onun vekili olan zat, içi mor atlaslı selamlık cüppesi ve ucu altın yaldızlı asasıyla gelip oradan haçı denize fırlatacak ve daha haç suya inmeden sahildeki düzinelerle yüzücü hep birden denize atılacaktı..
…………….
O müthiş soğuk, o kaskatı ayaz insanın açık yerlerini taze, gürbüz bir ısırgan gibi ısırıp fena halde dalarken tam iki düzineye yakın insan yalnız birer ince peştamalla geldiler, rıhtımın kenarına sıralandılar. İçlerinde Rum, Yahudi, Türk, Ermeni her milletten insan vardı. Vaktaki içi parlak mor astarlı geniş cüphesi ve altın kakmalı asası ile baş papaz efendi rıhtımın kenarına geldi, işte o zaman koskoca mahşer yeri çıt kesildi.. Herkes serapa göz kesilmiş, herkes baş papazın elindeki haça bakıyordu. Kısa bir duayı müteakip haçla beraber yirmiden fazla çıplak insan, soğuğun, ayazın şiddetinden tıpkı yeni kırılmış bir cam parçasının içi gibi pırıl pırıl ve keskin keskin parlayan denize atıldılar..”


Yaa, işte böyle sevgili Denizce okurları.. Gökten üç elma düşmüş… Biri Rumlar, biri Türkler, biri de sonsuz kardeşlik içinmiş…
Kosta, Sofia, Teo, Yorgo, Sonia, Niko, Nelli… ve daha niceleri.. Teofania yortunuz kutlu, yeni yılınız mutlu olsun…

Görseller: Turgay Tuna

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: