Gönderen: adalarpostasi | 13 Kasım 2009

ADALAR POSTASI-2338: büyükada sanatoryumunun kuyu tulumbasının tamirini 1/7/44’den başlamak üzere altı ay müddetle yüz lira mukabilinde üzerime aldım!

Heybeliada Çam Limanı’nda…
http://urun.gittigidiyor.com/BUYUKADA-HEYBELIADA-BAYANLAR-GORUNUS-FOTO_W0QQidZZ20895117

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

12 Şubat 1897 Salı günlü Büyükada’da padişah adına inşa olunan Hamidiye Camii’ne su kuyusu açılmasına dair Şehremaneti’nin arzı hakkında…

söz kuyulardan açılmışken…

http://urun.gittigidiyor.com/ADALAR-ILE-ILGILI-BELGE-PERIDIS-SOKRAT-1944_W0QQidZZ18902255

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Heybeliada, 22/6/2006

ADALAR’da ÖBÜR GÜN:

Heybeliada, 22/10/2009

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

13 Kasım 2009 Cuma günü
Büyükada’da HAVA DURUMU*
parçalı bulutlu
8-14ºC
% 81-91 nem
K 16km/sa

Gündoğuşu 06:47 … Günbatışı 16:48

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

Cicely Mary Barker, Shepherd’s Purse Fairy.

* * *

ADALAR POSTASI’nın 2338. sayısında neler var şöyle bir bakalım:

1- SELAH ÖZAKIN : “Hay gününüz aydın olsun hepinizin e mi!…”

2- Radikal- GÜNDÜZ VASSAF : “Devleti şirket gibi yönetiyorlar. Kışın para kaybediyorlarmış diye İstanbul’da Adalara işleyen vapurları kaldırıp yerine motor kiralayacaklarmış. Yakında kâr etmiyor diye itfaiyeyi de kaldırıp, özelleştirirler. Sonra bakarsınız özel itfaiye firmaları para kazanmak için yangın çıkarmaya başlarlar. Yurdun taşını toprağını satan, özelleştiren devlet bize Nasreddin Hoca’nın eşeği muamelesi yapıyor. Ne demişti Hoca, ‘Tam açlığa alıştırmıştım hayvanı, gelip nalları dikti’…”

3- Cumhuriyet- ORHAN BURSALI : “İDO, ‘bize pahalıya geliyor’ biçiminde bir saçmalık abidesini gerekçe gösteriyor! Tarife numaralarıyla yolcularını motorlara devreden İDO, doğru söylemiyor! Bilinçli olarak kendi yarattığı sorunu, bir gerekçe olarak öne sürüyor. Ayrıca diyelim ki bazı saatlerde bazı hatlardan ‘zarar’ ediyor bazan! Bu işletmeciliğin normal bir yönüdür. Bazı hatlardan zarar, bazı hatlardan kâr! Önemli olan İstanbullulara hizmet, ulaşımda rahatlık güvenlik kolaylık! İDO yönetiminin bu politikasını 10 binden fazla Adalar oturanı imzasıyla protesto etti! Paksoy’un, İDO yönetiminin, motorcularla alışverişi nedir?…”

4- Gazete Port- GÜNDÜZ MUTLUAY : “Her gün, her an bir facia olabilir…”

5- “Adalar’a motorla seyahat mi? Ayyyy! Ne romantik!…”

6- ADALAR BELEDİYESİ’nden ne haber? : “14 Kasım Cumartesi saat 16.00’da Adalar Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleştirilecek etkinlik, Dünya Felsefe Haftası dolayısıyla yapılacak konuşmaların ardından Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erdal Yavuz’un “ Devlet Nedir?” konulu konuş- ması ile devam edecek…”

7- “İst5days Oryanting Yarışması Büyükada’da yapıldı…”

8- ADALAR MÜZESİ’nden ne haber? : “Adalar için çok önemli çalışmalar yapmış olan Çelik Gülersoy’un uzun süre yönettiği Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ile o döneme ilişkin belge ve bilgilerin müzeye de aktarılması kararlaştırıldı…”

9- DÜNDAR İNCESU : “Toplumscu Tiyatroya Adanmış Bir Yaşam…”

ADALAR POSTASI’nın 2338. sayısında…

)O(

…………………………………………………1

From: SELAH ÖZAKIN
Subject: hay gününüz aydın olsun hepnizin e mi!
Date: November 13, 2009 10:11:26 AM GMT+02:00
To: selah.ozakin@gmail.com

dinleyin beni hepiniz
açın koca kulaklarınızı iyice
dibine kadar duyun diyeceklerimi
dinle beni sabahın taze şehveti
kulak kabartın bana ey çiy yemiş kaldırımlar
okul yolunda eskiyen ayakkabılar
nasırlar
mecburi çayı önüme dayayan sabahçı kahveleri
dinleyin
duyun beni
sahi siz de dinleyin telefon böcekleri
başladı mesaisi korkunun
nefretin
öfkenin
ve elbette aşkın
ey çok hücreli canlılar
ey insanlar
kaldırın yüzünüzü yeni güne
yarattığınız sahte değerler için ölümüne savaşmak yerine
güzelliği görmeye bakın ey düşünce ibneleri
ey yavuz hırsızlar
bir çitlembik gibi açıyorken güneş çiçekleri
sizileri almış bir kazanç gailesi
alın elimdeki bütün çeyizleri
yeter ki bırakın da
gönlümce yaşayayım bu sabahın keyfini
isterseniz sonra öldürün beni
günaydın size e mi

selah
08:27
13 11 2009

…………………………………………………2

Radikal, 1.11.2009
Gündüz Vassaf

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=01.11.2009&ArticleID=962115

‘İstanbul’un 100 Kedisi’

Cumhuriyet kuşakları memleketime nasıl faydalı olabilirim diye yetiştirildi. Birey yok, ulus, ben yok memleket vardı.
Hayatımıza nasıl mı yansırdı?
Tek bir ruh gibiydik. Sınıfta topluca kopye çekerdik mesela. Öne fırlamak, arkadaşlarımıza nalları toplatmak gibi bir anlayış yoktu. Kopye vermeyen kalleşti.
Şimdi-
Hayatta başarılı olmak var. Mesele, doktor, atom mühendisi, hariciyeci. Olmak değil, başarılı olmak. Hababam sınıfı mazide kaldı. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için yok. Hepimiz kendimiz için. Kimse başkasına kopye verecek kadar keriz değil.
Ama kuşaklar boyunca bizlere günde 24 saat, haftada yedi gün, “Memleketine faydalı ol!” dendiğinden bu nosyondan kurtulamadık. En zararlı başbakanlar, hükumetler bile kendilerini memlekete nasıl faydalı olduklarını anlatmak mecburiyetinde hissediyor.
Haliyle yeni kültürümüzde memlekete faydalı olmanın biçimi değişti. Devletin yeni hizmet anlayışı vermek değil kazanmak üzerine. Bizden topladıkları vergilerin hizmet için olduğunu çoktan unuttular.
Devleti şirket gibi yönetiyorlar. Kışın para kaybediyorlarmış diye İstanbul’da Adalara işleyen vapurları kaldırıp yerine motor kiralayacaklarmış. Yakında kâr etmiyor diye itfaiyeyi de kaldırıp, özelleştirirler. Sonra bakarsınız özel itfaiye firmaları para kazanmak için yangın çıkarmaya başlarlar. Yurdun taşını toprağını satan, özelleştiren devlet bize Nasreddin Hoca’nın eşeği muamelesi yapıyor. Ne demişti Hoca, “Tam açlığa alıştırmıştım hayvanı, gelip nalları dikti.”
Tamam da, özelleştirmenin sonu nereye varacak? Devlet gırtlağına kadar borçta. Gün gelecek deniz bitecek satacak bir şey kalmayacak. Ekonomik krizin ne zaman biteceği, bu gidişle bitip bitmeyeceği de belli değil. Türkiye’de işsizlik rekor düzeyde ve artıyor.
İyi bir vatandaş devletin nereden nasıl para kazanacağı üstüne kafa yormalı.
İlkokullarda, Ku’ran kurslarında çocuklar bu anlayışla yetiştirilmeli.
Düşündüm taşındım, aklıma İstanbul kedilerinin sırtından para kazanmak geldi.
Malum Bizans’dan beri bu şehir sokak kedileriylede meşhur.
İşin sırrı kedilerimizi bireyselleştirmekte
Önce bir reklam firması yarışma düzenleyecek.
Usta fotoğrafçılarımıza şehrin kedilerinin posterlerini hazırlattırılıp bunlar billboardlarda, televizyonda, gazetelerde sergileyenecek. Ardından yapılan halk oylamasıyla “İstanbul’un 100 Kedisi” seçilecek. Şair ve yazarlarımız, Nobel ödüllü Orhan Pamuk’un başkanlık yaptığı bir komiteyle 100 kediye teker teker isim verecek.
Projemde bundan sonraki aşama İstanbul’umuzun 7Dünyanın İlk ve Tek Kedi Turizmi Şehri’ olarak uluslararası platformda tanıtılması.
Yüz kedi dünya çapında bir reklam kampanyasıyla meşhur edilecek. Kimileri televizyonda, basında çeşitli mamullerin reklamlarında kullanılacak. Cumhurbaşkanımız ABD Başkanına, Başbakanımız Genelkurmay Başkanına birer kedi hediye edecek. Yurtdaşlarımızdan kedisini rahatsız etmemesi için eteğini
kesen Peygamberi örnek almaları istenecek. Gerisi insan-kedi dostluğu temasıyla turizm sektörünün canlandırılmasına yönelik. Turistlere şöyle hitap edilecek, “Başka şehirlerde sizi rehberler dolaştırıyor, gelin İstanbul’u kedilerimiz göstersin.”
Turistler, kendilerine havaalanı ve otellerde verilen ‘İstanbul’un 100 Kedisi’ kitapçığı ellerinde, yollara düşecek, sokaklarda bu meşhur kedileri arayacaklar. Bulanlar uluslararası sponsor firmalar tarafından ödüllendirilecek. İstanbul dünya kediseverlerinin akımına uğrayacak. Büyük ikramiye, milli piyango gibi, köşeyi döndürecek büyüklükte.
Kazanılması sebat ve şans meselesi.
Aynı kediyi bir yıl içinde İstanbul’un beş ayrı semtinde fotoğrafını çekebildiğini, kedi komiserlerine kanıtlayabilene
büyük ödül verilecek.
Şimdilik düşünebildiğim kadarıyla ‘İstanbul’un 100 Kedisi Projesi’ bu. Önümüzdeki aşama devletin bunu
ihaleye çıkarması. Kim kazanır birlikte göreceğiz.

İstanbul’un 101. kedisi… :)

Büyükada,

…………………………………………………3

Cumhuriyet, 26.10.2009
Orhan Bursalı

http://www.yapi.com.tr/Haberler/idonun-kotulugu_73712.html

İDO’nun KÖTÜLÜĞÜ


Cumartesi günü Büyükada’ya geçeceğim. Vapur tarifesine bakıyorum, direk Büyükada seferi 12.15, sonrası ise 17.00. Arada 3 vapur seferi daha var, üçü de büyük tur, yani Kınalı’dan başlayıp Büyükada’ya varıyor. Süre 1.05 saat. Doğrudan Büyükada’ya ise 25-30 dk.

En çok yolcu Büyükada’ya. Ama, şehirhatları vapurlarını da devralan Büyükşehir Belediyesi’nin İDO (İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ) yönetimi, Büyükada’yı pas geçiyor. Hadi eşit davransın, sırayla bir Büyükada’ya doğrudan koysun arkasından Kınalı’dan başlatsın.. Hayır! Nedeni: İDO yönetimi yolcuları özel motor işletmesine peşkeş çekiyor! Bostancı’dan motor seferleri de var adalara. İDO Büyükada yolcularını öncelikle motorlara bırakıyor! Motor tarifeleri de öyle düzenlenmiş ki İDO’nun Büyükada turu başlayacağı sırada, onlar direk Büyükada’ya vapur koyuyor. Dolayısıyla insanlar motora yöneliyor. İDO da bunu tarifeleriyle teşvik ediyor…

İDO’yu yöneten Ahmet Paksoy, vapurların yolcularını motorlara devretmek için çok bilinçli politikalar izliyor. Paksoy, yolcuların mutluluğunu, güvenliğini, keyifli deniz yolculuğunu düşünmüyor.

Ya ne yapıyor? “Gidin motorlara binin” diyor. Hemen ayaklarınızın altındaki motorun kulakları sağır eden gürültüleri içinde bir yolculuk. Üstelik kötü havalarda, can güvenliği tehlikesi var, lodosta adalara gitmesi mümkün değil…

Şehirhatları vapurlar kimin? İstanbullula’rın… Paksoy kim? İDO’nun genel müdürü. Yani halkın mallarını halk adına yöneten biri. Ama Paksoy İstanbullular’ın sanki gizli düşmanı!

***

İDO yönetimi bununla kalmadı. Büyük bir kötülük daha yaptı İstanbullulara: Vapur seferlerinden pek çoğunu iptal etti. Motorlar, Şehirhatları vapurlarından bazılarının görevlerini devraldı! Vapur diye gidiyorsunuz, artık şansınıza! Karşınıza mopur çıkabilir!

Akşam bir vakit Bostancı’dan adaya geçeceğiz, baktık bizim vapur. Gemicilerle sohbet ettik biraz. Efendim, mopurda bir sorun çıkmış, bunun üzerine vapurumuz devreye sokulmuş. Bir gemici diyor ki adalara vapurların yerine motor seferleri koymak yanlıştır. Küçük bir lodosta gidemezler.

İDO yönetimini eleştiriyorlar. Boğaz’da karşı yakaya vapur seferi önermişler. “Motorlar orada çok iş yapıyor” demişler. Aldıkları yanıt: Esnaf arkadaşlar da para kazansın! İDO’nun bu anlayışını tarife de çok iyi yansıtıyor.

***

İDO’nun bu yönetimini bu ülke 50 yıldır tanıyor. İktidarlar, İktisadi Devlet İşletmelerini hep kötü yöneterek, yandaşlara peşkeş çekerek batırdılar. Paksoy gibileri bu anlayışın izleyicileri! Şehirhatlarını ve vapurlarını battal hale getirecekler, milleti kötü kötü motorlara mecbur bırakacaklar.

Dün Büyükada’da bir araya gelen adalılar İDO’nun bu politikalarını protesto ettiler ve vapurlarımızı istiyoruz diye bağırdılar!

Oluşturulan Adalar-Bostancı Vapurumu Vermiyorum Platformu’nun açıklaması: “Sefere konulan motorlar ile vapurların standartları eşdeğer değildir. Motorların hızları az, açık ve kapalı alanlarda yolcu taşıma kapasitesi düşük, motor sesi desibeli ve titreşim düzeyi ise vapurlardan çok daha yüksektir. Bu motorlarla yolculuk yorucu ve yıpratıcı. Isıtma, koltuk genişliği ve rahatlığı, kadın-erkek tuvalet sayısı gibi birçok yönden de motorlar, vapurların konfor ve kalitesine sahip değil. İskelelere burundan yanaşabilen motorlara çocuk, yaşlı ve sakatların; hasta, bebek arabası ve yük taşıyıcısı kullananların iniş-binişleri de çok zor.”

İDO, “bize pahalıya geliyor” biçiminde bir saçmalık abidesini gerekçe gösteriyor! Tarife numaralarıyla yolcularını motorlara devreden İDO, doğru söylemiyor! Bilinçli olarak kendi yarattığı sorunu, bir gerekçe olarak öne sürüyor. Ayrıca diyelim ki bazı saatlerde bazı hatlardan “zarar” ediyor bazan! Bu işletmeciliğin normal bir yönüdür. Bazı hatlardan zarar, bazı hatlardan kâr!

Önemli olan İstanbullulara hizmet, ulaşımda rahatlık güvenlik kolaylık! İDO yönetiminin bu politikasını 10 binden fazla Adalar oturanı imzasıyla protesto etti! Paksoy’un, İDO yönetiminin, motorcularla alışverişi nedir?

…………………………………………………4

Gazete Port, 24.10.2009

http://www.gazeteport.com.tr/GUNCEL/NEWS/GP_568403

“Her gün, her an bir facia olabilir”


Adalar halkı, Büyükada-Bostancı Vapurunu kaldırıp yerine “motor” koyan İDO’yu uyarmak için yarın Büyükada’da büyük bir eyleme hazırlanıyor.

İSTANBUL- İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İDO’nun Büyükada-Bostancı arasında çalışan vapur sayısını azaltıp yerine “motor” koyması Adalar halkını isyan ettirdi. “Biz daha önce de Adalar halkının uğradığı bir çok haksızlık için eylem yaptık ancak bu sefer ki başka, çünkü can güvenliğimiz tehlikeye atılıyor” diyen Adalılar, yarın saat 12:30’da Büyükada İskelesi’nde bir eylem yapmaya hazırlanıyor.

“DEVLET SADECE KÂR ETME MANTIĞI GÜDEMEZ”

İDO’nun “vapuru dolduracak kadar yolcu olmuyor” diyerek bir motor şirketiyle anlaştığını ve Eylül ayında Büyükada-Bostancı arasında çalışan vapur sayısını azalttığını belirten Adalılar, bunların yerine “motor” denilen taşıma araçlarının konulmasının “bir faciaya davetiye çıkarmak olduğunu” söylüyor.

Kışın vapur sayısının düşürülmesi anlaşılır bir şey olduğunu ancak bu hatlara ulaşım için motor verilmesini ve can güvenliklerinin tehlikeye atılmasını kabul edemeyeceklerini kaydeden, Gündüz Mutluay, şöyle konuştu:

“Devletin, belediyenin, herhangi bir kamu kuruluşunun sırf kar etmek mantığıyla hareket etmesi anlaşılır ya da kabul edilebilir bir şey değil. Vatandaşının huzurunu ve can güvenliğini de sağlamakla yükümlüdür.”

“SERT BİR RÜZGAR VEYA DALGADA FACİA OLUR”

“Bu motorların örneğin Beşiktaş-Üsküdar arasında yani 5-6 dakikalık yolculuklarda, Boğaz gibi sularda çalışmasının bir sakıncası olmadığını belirten Gündüz Mutluay, ancak Adalar denizinin başka olduğunu vurguladı. “Bu motorlar iç denizler için, göl için yapılmış ufak motorlardır. Bunların sert bir rüzgarda veya bir dalgada güvenilirliği yoktur. her gün her an bir facia olabilir” diyen Mutluay, bunun bir “can güvenliği” meselesi olduğunun anlaşılması gerektiğini söyledi.

“ENGELLİ VE YAŞLILAR İÇİN BÜYÜK SORUN”

Bir süredir iskelelerine yanaşan motorların yaşlılar, çocuklar ve engelliler içinde kesinlikle uygun olmadığını ve iskelelerde utanılacak görüntülerin oluştuğunu anlatan Mutluay, şöyle devam etti:

“Bu motorlar iskeleye kafadan yanaşırlar. Dolayısıyla motora binmek için belli bir yükseliği aşmanız gerekir. Tekerlekli sandalyeli bir vatandaşın bir motora binmeye çalıştığını görüntüden utanıyoruz, 5-6 vatandaş birleşip tekerlekli sandalyeyi motorun üstüne çıkarmaya çalışıyoruz ki bu gerçekten çok üzücü bir durum. Bu insanlara bir mal gibi yük gibi muamele edilmesini doğru bulmuyoruz. Aynı şekilde yaşlılar ve çocuklar için de bu durum büyük sıkıntı.

“SAĞLIK MASRAFLARIMIZI İDO MU ÖDEYECEK?”

“ADALAR POSTASI”na konuyla ilgli yorumlarını gönderen ve yetkililerden duruma müdahale edilmesini isteyen Adalılar’dan biri ise isyanını şöyle dile getirdi:

– “Bu sabah 07:25 motoruna bindim. Aşağıda oturacak yer yoktu. Yukarı kata çıktım. Peki kışın ne olacak? KARDA KIŞTA motorun üst katında zatürree mi olacağız? Sağlık masraflarımızı İDO Genel Müdürlüğü mü verecek?”

SELDEN DERS ÇIKARMADILAR MI, İLLA İNSANLAR MI ÖLECEK?

– “İDO adı üstünde İstanbul Deniz Otobüsleri ve Şehir Hatları Vapurları işletmesidir. İstanbul’un herhangi bir kıyı semtinde vapurun yerine motor konulması gibi bir uygulama yokken, Adalılar’a bu uygulama neden yapılıyor? Bu uygulamanın yanlışlığı ancak çetin kış şartlarında, teknenin içinde onlarca insan varken yaşanabilecek bir felaketle mi anlaşılacak? Böyle bir durum meydana geldiğinde sorumluluğu kim alacak? Yanlış uygulamalar sonucu yaşanan son sel felaketindeki can kayıpları ne çabuk unutuldu!

Devlet, en tepeden en aşağıya kadar tüm kurumlarıyla ve birimleriyle vatandaşının can güvenliğini, emniyetini korumakla mükellef değil mi? Vergisini veren, her tür vatandaşlık görevini yerine getiren insanların da belediye hizmetlerinden yararlanması en doğal hakları değil mi?” (GAZETEPORT)

…………………………………………………5

ADALAR’A MOTORLA SEYAHAT Mİ?

AYYYY! NE ROMANTİK!

HİS OLDUM VALLA! :)

Bostancı-Adalar Motor SeferleriThe best bloopers are a click away

…………………………………………………6

ADALAR BELEDİYESİ’nden ne haber?

http://www.adalar.bel.tr

“ADALAR’DA ” FELSEFE ETKİNLİĞİ


Yeditepe Üniversitesi Felsefe Bölümü ve Adalar Belediyesi işbirliği ile düzenlenen Adalarda Felsefe etkinliği bu defa Dünya Felsefe Haftası dolayısıyla düzenleniyor. 14 Kasım Cumartesi saat 16.00’da Adalar Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleştirilecek etkinlik, Dünya Felsefe Haftası dolayısıyla yapılacak konuşmaların ardından Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erdal Yavuz’un “ Devlet Nedir?” konulu konuş- ması ile devam edecek.

Sadece akademisyenlerin ve öğrencilerin değil vatandaşların da ilgi gösterdiği Adalarda Felsefe etkinlikleri çeşitli konu ve konuklarla herkese açık ve ücretsiz olarak düzenleniyor.

…………………………………………………7

İST5DAYS ORYANTİNG YARIŞMASI BÜYÜKADA’DA YAPILDI

http://www.adalar.bel.tr/haberler/hbr56.asp

6 Kasım, 2009


İstanbul Orienteering Spor Kulübü Derneği (İOG) tarafından organize edilen İst5days yarışlarının 3. Etabı 6 Kasım Cuma günü Büyükada’da koşuldu.32 ülkeden 10 ile 75 yaş arasında değişen 1028 sporcunun katıldığı yarışmalar aynı zamanda “Atatürk’ü anma koşusu” niteliği de taşıyor.

Yarışmalar 1 dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Kaymakam Salih Keser’in açılış konuşmasıyla başladı. Yarışma sonucunda 21 Elit Bayanlarda birinciliği İsveçli sporcu Åsa Lindqvist 52 dakika 19 saniye ile elde etti. Rus Irina Mikhalko 52 dakika 21 saniye ile ikinci olurken, 57 dakika 49 saniye ile İsviçreli Katja Stoecli üçüncü oldu. 88 sporcunun katıldığı 21 Elit Erkekler yarışmasında ise 1. Sırayı 55 dakika 57 saniye ile Rus Vlacheslav Kruglov alırken, 57 dakika 29 saniye ile Brezilyalı Leandro Pereira Pasturiza ikinci ve Türkiye’den Alen Gavar 58 dakika 43 saniyelik derecesiyle üçüncülüğü elde etti.

4 Kasım da Belgrad Ormanı, 5 Kasım da Ömerli’de koşulan yarışma 7 Kasım günü tekrar Belgrad Ormanı ve 8 Kasım Kapalıçarşı da koşulacak son yarışla sona erecek. Toplam 5 gün sürecek yarışın ilk 4 günü kendi içinde değerlendirilecek ve 4 günün en iyileri belli olacak.


Oryantiring Nedir?

Anavatanı İsveç olan Oryantiring, haritada işaretlenmiş hedefleri en kısa zamanda bulmayı amaçlayan bir yarışma. Koşarken düşünebilmeyi ve strateji kurmayı gerektiren yarışmada, kaybolmadan ilerlemek araziyi iyi okumak ve elinizdeki haritayı üç boyutlu düşünebilmeyi gerektiriyor. Bu özelliklerinden dolayı bu yarışmaya aynı zamanda ‘koşarken satranç oynamak’ diye adlandırılıyor.

…………………………………………………8

ADALAR MÜZESİ’nden ne haber?

Adalar Müzesi Çalışmaları Adım Adım İlerliyor


Müze için geri sayım başladı…

Geçtiğimiz Mart ayında başlayan Adalar Müzesi çalışmaları, somut gelişmelerle sürüyor.
Mimari proje tamamlandı, Koruma Kurulu’na sunulma aşamasında.

Arşiv ve sözlü tarih çalışmaları hızlandı, görüşülen yüzlerce kişi ve onların yakınlarında müze için değerlendirebileceğimiz malzemeler tespit edilerek listelendi.

Kürasyon Kurulu, müzenin ana sergisi be ilk yan sergisi için kararlarını verdi. Küratörler çalışmalarına başladı.
Çeşitli arşivlerde Adalar’la ilgili taramalar başlatıldı, belgeler akmaya başladı.
Müze çevresinde yoğunlaşacak yayınlar için çalışmalar başladı, kimi kitapların çevirisi kimilerinin hazırlıkları ilerliyor.
Müze oluşumuna katkıda bulunabilecek kurum ve kuruluşlarla, kişilerle görüşmeler başladı. İlk sponsorluk sözleşmeleri imzalandı, diğerleri ilerliyor.

Adalar’daki kurum ve kuruluşlarla (Deniz Lisesi, Ruhban Okulu gibi) çeşitli inanç grupları ve kurumların (kiliseler, cemevi, cemaat örgütleri), ellerinde bulunan ya da arşivlerinde olan belgelerin, müzeye aktarılabilmesi için verimli ortak çalışmalar başladı.

Arkeoloji Müzesi, kütüphaneler, Turing vb. kuruluşlarda Adalara ilişkin tüm kayıtların derlenmesi amacıyla taramalar sürüyor.
Bu liste daha da uzatılabilir ancak çalışmalar, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile imzalanan protokola uygun olarak, 2010 yaz aylarında Müze’nin kapılarını açabilecek doğrultuda sürüyor.

Projenin ortakları olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Adalar Belediyesi, Adalar Kaymakamlığı ve Adalar Vakfı, İstanbul’un ilk kent müzesi olacak Adalar Müzesi’nin çalışmalarının aksamaması için gerekli her çabayı gösteriyor.

Haberler

· Akillas Milas Adalar’daydı
Adalar’la ilgili çok önemli araştıma ve kitapların yazarı Akillas Millas geçtiğimiz günlerde Adalar’da iki hafta geçirdi. Bu süre içinde müze çalışmaları için Eva Şarlak, Deniz Koç ve Uğraş Salman’la da uzun süre çalışan Millas’la bir akşam Prinkipo’da yemekli bir buluşma da gerçekleşti.
Arşivinden müze için gereken her belgenin kopyasını veren Millas’ın önemli yapıtı Prinkipo da Türkçe’ye çevrilmeye başlandı.

· Adalar için çok önemli çalışmalar yapmış olan Çelik Gülersoy’un uzun süre yönettiği Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ile o döneme ilişkin belge ve bilgilerin müzeye de aktarılması kararlaştırıldı. Çelik Gülersoy Vakfı Başkanı ve o yılları Gülersoy’un en yakınında yaşamış olan Arhan Arpak ile yapılan görüşmede, faytonların ıslahından, Taş Mektep’e kadar Çelik Gülersoy’un Adalar için yapmayı amaçladığı ve gerçekleştirebildiği çalışmalar ile sonrası değerlendirildi.

…………………………………………………9

From: DÜNDAR İNCESU
Subject: Toplumsal Tiyatroya Adanmis Bir Yasam
Date: November 12, 2009 9:06:00 PM GMT+02:00
To: adalar.postasi@gmail.com

BİR TİYATRO ADAMININ YAZILARI VE YAŞAMI


S. Günay Akarsu 1959 – 1982 arasında tiyatro eleştirmenliği, tiyatro kitapları ve tiyatro dergisi yayıncılığı, tiyatro öğretmenliği, amatör tiyatro yönetmenliği gibi bir çok alanda ürün veren, tiyatronun seyirci ve siyasa ile ilişkisi üzerine görüşlerini yazan sosyalist bir tiyatro adamı idi. Öğrencileri Akarsu’nun tiyatro etkinlikleri ve yazılarının derlendiği bir kitap hazırladı, Mitos- Boyut Yayınları’nda yayımlandı: “Tiyatroya adanmış bir yaşam: S. Günay Akarsu”.

Kitap, Akarsu’nun tiyatro eleştirilerinden seçmeler, farklı gazetelere yazdığı profesyonel ve amatör tiyatroların kültürel ve siyasal etkileri üzerine kendi yazıları yanında, hakkında yazılan yazılar ve kurduğu ve yönettiği İzlem Yayınevi, Oyun (1964 ve 1979) ve Tiyatro 70(1970) dergileri, İzmir (1972) ve İstanbul (1976) Merhaba Gösteri Toplulukları hakkında yazılmış yazılar yer almaktadır.

“Tiyatroya adanmış bir yaşam: S. Günay Akarsu”, Akarsu’nun yaşamı ve emeği yanında Türkiye Tiyatrosu’nun 50 yıl öncesine dek uzanan geçmişinden renkler, kesitler taşıyan bir kitap.

“Tiyatroya adanmış bir yaşam: S. Günay Akarsu”. Mitos- Boyut Yayınları Tiyatro/ Kültür Dizisi:93
1. Baskı: 2009 Ekim
ISBN : 978 975 7785 34-2
320 sayfa- Fiyatı: 25 TL ( Kdv dahil)

Yayına Hazırlayan:
MERHABA GÖSTERİ TOPLULUĞU
Mustafa SERCAN- Şefika Görgülü KAMÇEZ- Rüksan Doksatlı TUNA- Erdinç ÖZKÖYLÜ- Dündar İNCESU

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: