Gönderen: adalarpostasi | 24 Ekim 2009

ADALAR POSTASI-2330: yarın 12:30’da buluşalım (büyük) ada sahillerinde…

http://urun.gittigidiyor.com/PRINKIPO-BUYUKADA-BAYRAM-FOTOKART-30-BTN-1937_W0QQidZZ16961276

Burgaz vapuru Büyükada İskelesi’nde, 30 Birinci Teşrin 1937.

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

30 Ocak 1896 Perşembe günlü Büyükada’daki Hamidiye Camii’ne zeyt ve sairenin tahsisine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Büyükada, 21/10/2009

Fotoğraf: Handan Altıneller

* * *

ADALAR’da BU GECE:

29 Mart 2009 tarihinde başlayan yaz saati (ileri saat) uygulaması bu gece sona eriyor. Gece 04:00’da saatlerinizi 1 saat geri almayı unutmayınız! Kolay gelsin!

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

24 Ekim 2009 Cumartesi günü
Büyükada’da HAVA DURUMU*
sisli
13-24ºC
% 65-96 nem
D 10km/sa

Gündoğuşu 7:25 … Günbatışı 18:10

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

+
ADALAR’da NÖBETÇİ ECZANELER:

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/nobet/liste.asp?lc=1&gun=24.10.2009

Burgazada’da Bülent Ecz. 311 81 15, Büyükada’da Yeni Ecz. 382 38 00, Heybeliada’da Halk Ecz. 351 84 32, Kınalıada’da Ada Ecz. 381 47 75.

* * *

Cicely Mary Barker, The Michaelmas Daisy Fairy.

* * *

ADALAR POSTASI’nın 2330. sayısında neler var bir bakalım:
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/10/24-2330.html

1- “Adalar’a ‘mopur’ değil ‘vapur’ istiyoruz!” kampanyasına 23 Ekim 2009 Cuma günü 14:12 itibariyle toplanan 1139 imza…

2- Nurdan Kazak: “Sayın İlgili İlgisizler, ADALAR POSTASI’nda okuduğum, tarafınızdan gönderilmiş basın açıklaması ve diğer açıklamalara karşılık olarak kendimi yazmaktan alıkoyamadığım konular ve cevap beklediğim sorular şunlar…”  

3- Aslı Tolun: “Şikayet dilekçesini keşke İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’na gönderseniz…”

4- Nur Çakmak: “Her pozisyondaki İDO yetkililerini tebrik edip alnından öpüyorum! Adalıları bunak ve aptal yerine koydukları için…”

5- Tuba İlkmen Şenay: “Merak ettiğim bir konu var. ‘%76 oranında motorlara evet diyenler’ kim acaba? ADALAR POSTASI dahilinde bu anketten haberi olan/dolduran kimse var mı?..”

6- “İBB ve İDO, yaz tarifesinin sona erdiği 24 Eylül 2009 tarihinden sonra, hiçbir uyarıda bulunmaksızın Bostancı-Adalar seferlerini yapan vapur sayısında kısıtlamaya giderek, vapur yerine motorlar koydu. Seyir ve can güvenliği nedeniyle motor istemediklerini belirten Adalar halkı, seslerini Büyükşehir Belediyesi ve İDO`ya duyurmak adına “Mapur değil, vapur istiyoruz” diye imza kampanyası başlattı.

7- Kenan Yüksel: “ADALAR-BOSTANCI VAPURUMU VERMİYORUM! platformunun tüm Adalar’da yapacağı etkinliklere,  ADALAR POSTASI grubunun da katılacağını ümit ediyoruz. Her Ada’da ayrı ayrı ve özellikle 25 Ekim 2009 Pazar günü Büyükada İskele Meydanı’ndaki basın açıklamasına tüm Adalılar’ın katılmasını istiyoruz ve bekliyoruz…”

8- Handan Altıneller: “Maden ve Nizam mahallesi muhtarları ve çoğunluğu kadınlar olmak üzere 40-50 kadar insan vardı ki gerçekten sevindirici idi. Orada tekrar kampanya için imza aldılar gelen geçenden. Bence artık bir kişi sanırım 4 kere filan imza verdi. Dondurmacıların arasına da yukarıya Adalılara çağrı pankartı asılmış ki iskeleden her çıkan görebiliyor…”

9- ADALAR POSTASI: “Toplanan tüm imzaların “Adalar-Bostancı Vapurumuzu Vermiyoruz!” Platformu’nda biraraya getirilmesi çerçevesinde ADALAR POSTASI aracılığıyla “Adalar’a mopur değil vapur istiyoruz!” başlıklı arzuhal altında 22 Ekim 2009 Perşembe günü 21:55 itibariyle toplanan 1138 imza…”* nın da [ekte word ve e-mail formatında] ilgili dilekçe metninden ayrılmadan diğer imzalarla biraraya getirilmesi hususunu önemle rica ederiz…”

10- Ayşen Ertür: “Motorlarda radar yok, vapurlarda var. Kışın karayeli var, lodosu var, sisi var. İDO’nun iki alternatifi var. Öyle havalarda motorla yaptıkları seferleri iptal etmek (nasıl olsa tarifelere yazdıkları kurallar gereği onlar soumlu değil iptal edilen ya da geciken seferlerden, herhalde sen, ben sorumluyuz!), ya da seferi yapıp da motor devrilir ya da batarsa, kabahati doğaya ya da allahu tealaya yıkmak!”

11- Dionisos: 25 Ekim Pazar günü 12:30’da, dört adanın halkı “Adalar Bostancı vapurumuzu vermiyoruz” demek için Büyükada’da toplanıyor. Gelecek için bugünü atlamayalım. Pazar günü Büyükada İskelesi’nde buluşalım…”

12- Ada’nın Tek Baykuşu: “Şimdi de motorlar yakında alamanalarla sefer yaparız, havamızdan da geçilmez. İDO EN FAZLA HİZMETİ YAPIYOR… EN FAZLA PARAYI DA ALIYOR ZATEN!!! İDO yetkilileri akıllı olun bu yaptığınız hizmet değil, kâr amaçlı halkı sömürmektir… Dünyada birinci imiş::)))) Kardeşim paraları zaten peşin alıyorsunuz (Akbil’den) seferleri istediğiniz gibi yapıyorsunuz, deniz otobüsü nedense bazen ÖZEL kişileri bekliyor?????? Hatta kalktıktan sonra tekrar yanaşıp alıyor???? Kim oldukları tiplerinden belli… TV zaten malum 24 kanal devamlı propağanda… BİZLER DE KOYUNLAR!!!”

13- Funda Özkan: “İstanbul’un ‘sembolü’ vapurları, İDO işletmeden kaldırıp, yerine kapalı kutu feribotları devreye alacak diye daha önce eylemler yapılmıştı. ‘Adalar-Bostancı Vapurumu Vermiyorum Platformu’ bir kez daha bu pazar günü Büyükada’da eylem yapacak…”

14- İ. Cem Yenigül: “Evet, Mopur degil VAPUR istiyoruz… Eski Sanatoryum binasının bir takım AKP yandaşlarına üç kuruşa verilmesi yetmiyormuş gibi…”

15- İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği: “V Numaralı Koruma Kurulu’nun verdiği bilgilerden ise Adalar’ın 1/5000 ölçekli Nazım İmar Pılânı’nda ‘DOĞAL SİT ALANI SINIRLARINDA ORMAN SAHASINDA’ kaldığını ve Adalar Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Bölge Kurulu’na yolladığı 13.07.2009 tarih 775 sayılı dosyayla da durumdan haberdar olduğu anlaşılmaktadır. İmar pılânlarında yapılaşmaya kapalı olduğu görülen bu yerde yapılan binanın, resmi yazışmaların seyrinden kaçak olarak yapıldığı ve zımnen de korumaya alındığı anlaşılmaktadır. Adalar Kaymakamlığı’na Kıyı Kanunu’nun 15. maddesi mucibince kaçak inşaat hakkında Kaymakamlıkça bir muamele başlatılmış mıdır sualimize, verilmesi icab eden cevab eksik verilmişdir. Adalar Belediyesi ise kaçak olarak başlandığı ayan olan yapı hakkında taleb ettiğimiz sualleri kısmen cevaplayıp ‘Belediyemizce tasdik edilmiş bir puroje ve ruhsat mevcut değildir,’ diyerek yapının dosyalarını V Numaralı Koruma Kurulu’na gönderdiklerini 6.10.2009 tarih 1463 sayılı yazılarıyla ikrar ve takrir eylemişlerdir…”

16- Fatma Safvet Özdil: “Daha bir kaç hafta önce, mezarlık ziyaretimden sonra kücük turdan Çam Limanı’na doğru bakarken yanımdaki arkadaşlarımla ‘bu sene Sanatoryum’un plajı dediğimiz yerin ihaleyle işletmeye açıldığını, sıranın Sanatoryum’a geldiğini ve inşallah bu binanın başına bir çorap örülmez’ diye konuşmuştuk…”

17- Emine Çiğdem Tugay: “Ada’da kalan son özgün kentsel ve doğal sokak dokusunun [Büyükada Doğan Bey Sokağı] da bozulmaması düşüncesiyle gayetle uygunsuz olan kalın beton bordür ve iki renkli beton paket taşlarının kullanılmadan sözkonusu beton bisiklet-pazar yolunun genişletilme çalışmasının yine yalnızca beton dökülmek suretiyle yapılması gereğini önemle arz ederiz…”

18- Avedis Hilkat: “Lakerda’nın anavatanı İstanbul’dur…”

* * *

BİR de BALIK:

…………………………………………………1

From: adalar.postasi@gmail.com
Subject: ido aciklaMA’sinda… adalilar’in arzuhalindeki sorularin cevabi nerede?
Date: October 22, 2009 12:45:41 AM EEST
To: baskan@ibb.gov.tr, info@ido.com.tr, binali.yildirim@tbmm.gov.tr, hnaiboglu@denizcilik.gov.tr, adalar@istanbul.gov.tr, mustafafarsakoglu@adalar.bel.tr
Cc: BASIN, adalar.postasi@gmail.com, adalarkoruma@adalarkoruma.org

23.10.2009

İLGİSİZ İLGİLİLERE SORUMSUZ SORUMLULARA,

GÜN AŞIRI ‘BOMBARDIMAN’ YAPTIĞIMIZ
“ADALAR’A MOPUR DEĞİL VAPUR İSTİYORUZ!” BAŞLIKLI
23 EKİM 2009 CUMA GÜNÜ 14:12 İTİBARİYLE 1139 İMZALI
EKTEKİ ARZUHALİMİZDE;

“SORULARIMIZIN HER BİRİNE —BUGÜNE DEĞİN BENZER BAŞVURULARIMIZA VERMİŞ OLDUĞUNUZ
BAŞTANSAVMA BASMAKALIP UYDURUK AÇIKLAMALAR YERİNE—
HAK HUKUKA DAYANAN, BİLİMSEL VE GERÇEK CEVAPLAR VERMENİZ”İ ARZ ETMEMİZE RAĞMEN,

ÇOĞU HAYATî SORU CEVAPSIZ BIRAKILMIŞ NE YAZIK Kİ!

1. “ADALAR’A MOPUR DEĞİL VAPUR İSTİYORUZ!” BAŞLIKLI DİLEKÇEMİZDEKİ TÜM SORULARIMIZA,

2. SÖZKONUSU DİLEKÇEYE VERMİŞ OLDUĞUNUZ açıklaMA’ya dair metin üzerinde [KÖŞELİ PARANTEZ İÇİNDE] YER ALAN TÜM SORU ve DEĞERLENDİRMELERİMİZE;

HER TÜRLÜ HUKUKÎ HAKKIMIZ SAKLI KALMAK KAYDIYLA, BİLGİ EDİNME KANUNU UYARINCA
BAŞTANSAVMA BASMAKALIP UYDURUK AÇIKLAMALAR YERİNE
“HAK HUKUKA DAYANAN, BİLİMSEL VE GERÇEK CEVAPLAR VERMENİZ”İ BİR KEZ DAHA ARZ EDERİZ.

Kaygılarımızla,

ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
adalar.postasi@gmail.com
)O(

+

İDO’nun açıklaMA’sına dair [KÖŞELİ PARANTEZ] içindeki soru ve değerlendirmelerimiz şöyle:

From: SSair@ido.com.tr
Subject: İDO Bilgi
Date: October 20, 2009 2:58:15 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayın Yolcumuz,

Öncelikle düşüncelerinizi bizimle paylaşarak sizlere sunduğumuz hizmetin [!?] iyileştirilmesine katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederiz.

Şikayetlere konu olan motorlar Türk Lloyd’unun belirlemiş olduğu standartlara

[BİLGİ EDİNME KANUNU UYARINCA SÖZKONUSU TÜRK LLOYD’u STANDARTLARININ BİR KOPYASINI RİCA EDERİZ.]

göre üretilmekte [!?] ve aynı şekilde SOLAS kurallarına

[BİLGİ EDİNME KANUNU UYARINCA SÖZKONUSU SOLAS KURALLARI’nın BİR KOPYASINI RİCA EDERİZ.]

uygunluğu da Liman Başkanlığı tarafından denetlenmektedir. Bu denetimden geçemeyen motorlar sefere çıkamamaktadır. Ancak söz konusu motorlar yıllardır İstanbul halkına hizmet [!? HEZİMET] vermekte ve Sarıyer – Boğaz, Eyüp – Üsküdar, Beşiktaş – Üsküdar, Kadıköy – Eminönü – Karaköy gibi hatlarda da

[BOĞAZ VAPURLARI İDO TARAFINDAN VAN GÖLÜ’ne GÖNDERİLMİŞ OLDUĞUNDAN, HALKIN TEPKİ ve MEMNUNİYETSİZLİĞİNE RAĞMEN]

sefere çıkmaktadır. Motorların denize elverişlilik belgeleri

[BİLGİ EDİNME KANUNU UYARINCA ADALAR-BOSTANCI HATTINDA SEFER YAPAN SÖZKONUSU TÜM MOTORLARIN DENİZE ELVERİŞLİLİK BELGELERİNİN BİR KOPYASININ TARAFIMIZA İLETİLMESİNİ RİCA EDERİZ.]

mevcut olup, sefer çıkmalarında herhangi bir sakınca [VAPUR SEFERİNİN yerine MOTOR’un SEFERE ÇIKMASI HARİCİNDE] bulunmamaktadır. İDO’nun, yukarıda belirtilen belge ve izinlere sahip olmayan motorları çalıştırmasının mümkün olmadığını ve yine yukarıda belirtilen hatlarda da motor seferleri kullanıldığını belirtir, bu uygulamaların filo kullanımını olumlu [!?] [MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİ OLUMSUZ] şekilde etkilediğini sizlerle paylaşabiliriz.

İDO, tarifelerin açıklamalar kısmının 2. Maddesinde de belirtildiği gibi yolcu talepleri [!? 8000 küsur Adalı’nın vapur talebi??] ya da diğer sebeplerle mevcut tarifelerde

[!? ARAÇLARDA DEĞİL SEFERLERDE ZAAR, VAPUR TARİFESİ’nde MOTOR SEFERLERİ’nin işi ne?]

değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Bu doğrultuda “Yapılan saha araştırmalarının ve anketlerin,

[!? HANGİ TARİHLER ARASINDA KAÇ KİŞİYLE YAPILMIŞTIR? NOTER MİSALİ RESMİ BİR DAYANAĞI VAR MIDIR? İDO’NUN PALAVRASI MIDIR? BİLGİ EDİNME KANUNU UYARINCA BİR KOPYASININ TARAFIMIZA VERİLMESİNİ RİCA EDERİZ.]

potansiyel yolcu sayılarının, çalışan hatların günlük, aylık, yıllık yolcu ve araç sayılarındaki değişimlerin

[!? BİLGİ EDİNME KANUNU UYARINCA BAHSİ GEÇEN İSTATİSTİKİ BİLGİLERİN BİR KOPYASININ TARAFIMIZA VERİLMESİNİ RİCA EDERİZ.]

takip edilerek incelenmesi sonucu

[TAMAMİYLE İSTİNADSIZ AÇIKLAMALAR!]; yolcu sayısındaki değişimler azalma [!?] eğiliminde olduğundan [DAHA DOĞRUSU SEFERLER ARASINDAKİ KOORDİNASYONU ASLA SAĞLA(YA)MADIĞINIZ YETMEZMİŞ GİBİ MOPUR SEFERLERİNİ DE KASTEN VAPUR YOLCUSUNU AYARTIP ÇALACAK BİR ŞEKİLDE DÜZENLEDİĞİNİZDEN],

gerekli düzenlemelerin yapılması ve seferlerin vapur yerine motorlarla yapılması kararı” alınmıştır. Ve yine bu doğrultuda milli servetimiz [İDO’nun 2008 YILI TİCARİ BİLANÇO KÂRI 9 .043.864-TL’dir. KANUNEN KABUL EDİLEMEYEN GİDERLERİ İSE 376.464.048-TL’dir. AYRICA SPONSORLUK GİDERLERİ DE 49.728.964,97.- TL.’dir. TABİİ BU BEDELLERİN de KİMLERE, HANGİ HİZMET ve DEĞERLER KARŞILIĞI ÖDENDİĞi TARAFIMIZCA MEÇHULDÜR! HAL VAZİYET BU MİNVALDEYKEN SÖZDE “KAMU YARARI”NA MİLLİ SERVETTEN BAHSETMEK PEK İNANDIRICI OLMASA GEREK!] sayılan ve İstanbulluların tamamına ait olan vapurların, daha yoğun hatlara kaydırılarak

[Bu açıklaMA KAZARA YANILGIYA NEDEN OLMASIN DİYE İŞİN ASIL ASLI ASTARINI BEYANLA: “VAPURLARIMIZI VERMİYORUZ!” KAMPANYASI’ndan İLHAMLA ZAAR İDO’dan “HER BELEDİYEYE ve İSTEYENE BİRER İKİŞER VAPUR VERİYORUZ!” KAMPANYASI DERKEN AK(P)li EVVEL BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARININ BİR SEÇİM YATIRIMI OLARAK “HAYDEEE VAPURLARIMIZI ALIYORUZ!” KAMPANYASIYLA, “MİLLİ SERVETİMİZ OLUP İSTANBULLULARIN TAMAMINA AİT OLDUĞU”NU BELİRTTİĞİNİZ VAPURLARIMIZI: SAMSUN’a ‘YALOVA’ (restoran); YALOYA’ya ‘İNKILAP’ (nikâh salonu); VAN’a ‘SÜTLÜCE’, ‘DEFTERDAR’, ‘KÂĞITHANE’, ‘YENİ YAVUZ’; MUDANYA’ya (BCR A.Ş.) ‘TURAN EMEKSİZ’ (yuzen otel), HALİÇ ÜNİVERSİTESİ’ne ‘ALİ İHSAN KALMAZ’, RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ’ne ‘FENERBAHÇE’ (2010’da ŞEHRE KÜLTÜREL ve TURİSTİK BİR DEĞER KATMASI İÇİN), YALOVA’ya ‘BÜYÜKADA’ (YALOVA BELEDİYESİ İŞLETMESİNDE ADALAR SEFERİ YAPMAK ÜZERE VERİLDİ BİR İKİ SEFER SONRASI BU HEVES DE UÇUP GİTTİ!…) NEDEN PEŞKEŞ ÇEKTİNİZ?],

söz konusu hatta yaşanan yolcu sayısındaki azalma doğrultusunda 600 kişi kapasiteli motorları çalıştırıp, kaynak kullanımında optimizasyon [!?] düşüncesi ile konuya proaktif bir çözüm [!?] getirmiştir. [BU SÖZLERE KİMSELER İNANMAZ, KİMSELER KANMAZ!]

Bunun yanında söz konusu motorların tarifeye uyumda [!?] da vapurla benzer performans [!?] gösterdiği ve sefer saatlerine [!?] tarifeye [!?] uygun bir şekilde [!?] uyum gösterdiği [!?] tarafımızca saptanmıştır.

[BÜYÜKADA-BOSTANCI SEFERİNİ 30 DAKİKADA YAPAN VAPURLARA GÖRE BASILAN TARİFE NAFİLE! ZİRA MOPURLAR AYNI MESAFEYİ 40 DAKİKADA KATEDEBİLMEKTEDİR. AYRICA ANCAK BAŞTANKARA İSKELEYE YANAŞABİLDİKLERİNDEN YOLCUNUN İNİP BİNMESİ DE TÜRLÜ GÜÇLÜKLE BİR HAYLİ ZAMAN ALMAKTA HALİYLE ÇALIŞANLAR İŞLERİNE, ÖĞRENCİLER OKULLARINA GEÇ KALMAKTA, ZATEN HER NASILSA ve NEDENSE ASLA KOORDİNELİ OLAMAYAN DENİZ OTOBÜSÜ SEFERİNE EVVELCE YETİŞMEK ÜZERE BİR UMUT TABANA KUVVET KOŞANLAR ARTIK BİÇARE SALINARAK HAVALARINI ALMAKTADIRLAR!]

Yine aynı şekilde hasta, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızın bu seferlere zorlanmadan [!?] geçiş yapabilmeleri için iskelelerimizde iyileştirme [!?] çalışmaları gerçekleştirilmiş ve rampalar eklenerek yolcularımızın seferlere kolaylıkla [!?] dahil olmaları sağlanmıştır.

[BU SÖZDE İYİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI GERÇEKLEŞTİRİLİNCEYE DEĞİN TARİFE UYARINCA VAPURA BİNMEK ÜZERE VAPUR İSKELESİNE GELEN HASTA, YAŞLI VE ENGELLİLER “MOPUR” ENGELİYLE KARŞILAŞTIKLARINDAN ANCAK KARGA TULUMBA BİR ŞEKİLDE MOPURA ALINMAK SURETİYLE SERSEFİL OLDUKLARININ FOTOGRAFI ŞU LİNKTE: http://2.bp.blogspot.com/_o8uj35AMFaU/SsESnMmO2ZI/AAAAAAAADHY/lqCbMGRkk94/s1600-h/9.jpg ]

Konu hakkında yapılan basın açıklaması aşağıdaki gibi olup, konu hakkında bazı rakamlar da sunmaktadır.

Bilgilerinize sunarız,
Saygılarımızla,
İDO Müşteri Hizmetleri.

+

Basın Açıklaması 29.09.2009

“Ada vapurlarının kaldırılması kesinlikle söz konusu değildir”

[PEKİ YA ADA VAPURLARI’nın YERİNE SEFERE ‘MOPUR’ KONULMASI NEDİR?]

Sayın Basın Mensubu,

İDO’nun 2009 Kış Tarifesi kapsamında, güçlendirerek [!?] sefer sayılarını artırdığı [!?] Adalar hattı hizmetine [!? HEZİMETİNE] ilişkin, kamuoyuna doğru bilgiye dayanmayan [!?] bazı ifadelerin yansıdığı gözlemlenmiş; bu nedenle sağlıklı bilgilendirME [!?] adına açıklaMA [!?] yapma gereği doğmuştur.

Öncelikle, Ada Vapurları’nın kaldırılması kesinlikle sözkonusu değildir, bu konudaki görüş ve değerlendirmeler yanlış bilgiden kaynaklanan spekülatif yaklaşımlardır. Bu sürece konu edilen Adalar- Bostancı hattının tekne seferleri ile güçlendirilmesine [!? VAPUR YERİNE SEFERE MOTOR KONULMASINA TÜRKÇE’de GÜÇLENDİRME Mİ DENİLMEKTE?] ilişkin planlaMA aşağıdaki gibi olmuştur:

Filosundaki farklı tipteki deniz araçlarını, deniz koşulları, yolcu sayıları ve taleplerinin birbirleriyle uyumunu [!?] esas alarak optimize eden [!?] İDO, diğer hatlarda olduğu gibi Adalar hattında da öncelikle bir kamuoyu araştırması [!?] ile

[!? BU KAMUOYU ARAŞTIRMASI HANGİ TARİHLER ARASINDA KAÇ KİŞİYLE YAPILMIŞTIR? NOTER MİSALİ RESMİ BİR DAYANAĞI VAR MIDIR? BİLGİ EDİNME KANUNU UYARINCA TARAFIMIZA BİR KOPYASININ VERİLMESİNİ RİCA EDERİZ!]

yolcu beklentilerini [!? YOLCULAR MOTOR değil VAPUR BEKLEMEKTEDİRLER!] ölçümlemiştir.[!?] Bu saha araştırmalarında, [!?] Ada yolcuları yüzde 76 gibi yüksek bir oranla, ‘seferlerin arttırılarak vapur yerine yolcu motorlarıyla sefer yapmayı tercih eder misiniz?’sorusuna olumlu yanıt vermiştir. [!? 8000 KÜSUR ADALI MOTOR değil VAPUR İSTEMEKTEDİR!]

Bu veriler [!?] ışığında İDO, Ada hattında hizmet veren 5 vapur hattını, 4’e indirerek; söz konusu 1 vapur hattını, yolcu kapasiteleri 400 ile 600 olan yolcu tekneleri ile sık sefer yapılan bir hatta dönüştürmüştür. 40 metre uzunluğundaki büyük tekneler, Denizcilik Müsteşarlığı tüzüklerine uygun [!?] inşaa edilmiş, ehliyetli personel tarafından sevk ve idare edilen, yetkin ve klaslı teknelerdir. Teknelerin her biri, İDO’nun diğer deniz araçları gibi [!?] konforlu [!?] ve güvenli olup [!?], tüm hava koşullarında [!?] seyahat ehliyetine sahip,

[8 Nisan 2007 tarihinde Boğaz trafiğinin sis nedeniyle trafiğe kapanmış olmasına rağmen Eminönü-Üsküdar arasında yolcu taşımaya devam eden İDO’ya bağlı TURYOL bünyesinde çalışan “Urfalı Cemal” adlı motorun Boğaz’dan transit geçiş yapan “Adil Kaptan” adlı kum kosterine çarparak kaza yapmasının ve dahası motorda yeterli can yeleğinin olmayışının nelere mal olduğu (1 ölü, 47 yaralı) ne çabuk unutulmuştur!]

İDO’nun genel kriterleri ve kalite anlayışı ile tamamen örtüşen deniz araçlarıdır.

[İŞTE açıklaMA’daki EL-HAK TEK DOĞRU TARAF! HAKİKATEN ‘MOPUR’LAR İDO’NUN GENEL KRİTERLERİ ve KALİTE ANLAYIŞIYLA TAMAMEN ÖRTÜŞEN DENİZ ARAÇLARIDIR! BOZUK SAAT BİLE GÜNDE İKİ KEZ DOĞRUYU GÖSTERİR! İDO EN NİHAYETİNDE BİR KEZ DE OLSA DOĞRU SÖYLEMEYİ BAŞARMIŞTIR! KUTLARIZ!]

Kuşkusuz araştırma sürecinde, Ada yolcularına sık sefer ile daha fazla ulaşım [!?] alternatifi sunmanın yanında, işletmenin ekonomik verimlilik esasları

[TDİ’den ‘KAMU YARARINA İŞLETMEK’ KAYDIYLA NEREDEYSE BEDAVAYA ALDIĞINIZ İŞLETME VE VAPURLAR’DAN TEK AMACINIZ KÂR ETMEK OLUP DENİZ OTOBÜSLERİNDEN ZARAR EDİYORKEN 2009’DA ALLAYIP PULLAYIP ‘DÜNYANIN EN ÇOK YOLCU TAŞIYAN DENİZCİLİK ŞİRKETİ’ ETİKETİYLE SATIŞA ÇIKARTMAK ASIL AMACINIZ!]

da dikkate alınmıştır. 1200 ila 2 bin kişi kapasiteli vapurlarımızın, Ada hattında doluluk oranına bağlı ekonomik zararı aşağıdaki gibidir:

Kış döneminde günlük ortalama taşınan yolcu sayısı; 108 yolcu

Söz konusu hattın yıllık zararı 7.4 milyon TL

[HAZIR SÖZ RAKAMLARDAN AÇILMIŞKEN: İDO’nun 2008 YILI TİCARİ BİLANÇO KÂRI 9 .043.864-TL’dir. KANUNEN KABUL EDİLEMEYEN GİDERLERİ İSE 376.464.048-TL’dir. AYRICA SPONSORLUK GİDERLERİ DE 49.728.964,97.- TL.’dir. TABİİ BU BEDELLERİN de KİMLERE, HANGİ HİZMET ve DEĞERLER KARŞILIĞI ÖDENDİĞi TARAFIMIZCA MEÇHULDÜR! HAL VAZİYET BU MİNVALDEYKEN, ASLOLAN “KAMU YARARI”NA İŞLETMEKKEN 7.4 MİLYON ZARARIN LAFI MI OLUR?]

Adalar hattında sefer başına ortalama 100 civarı yolcu ile sefer yapan vapurlarımızın, sabah ve akşam en yoğun saatlerde dahi- iskelemizdeki elektronik sayaçlarca da kayıt altına alınan- doluluk oranı 200’ü geçmemiştir.

[BU RAKAMLARDAKİ HİLE İSE ŞÖYLE: BİR TÜRLÜ VERİMLİ ve KOORDİNELİ DÜZENLEYEMEDİKLERİ VAPUR SEFER SAATLERİ ARASINA TUZAKLI BİR BİÇİMDE KASTEN KONULAN MOTOR SEFERLERİNİN, VAPUR YOLCUSUNU ÇALMASIYLA…]

Kamu hizmeti yaklaşımını hassasiyetle koruyan [!?] ve ekonomik zorunluluklar [!?] karşısında olabildiğince özverili [!?] davranan bir ticari işletme

[Mİ? KAMU İŞLETMESİ Mİ? İŞTE ASIL MESELE!]

kimliğiyle İDO’nun, titiz araştırmalara [!?] dayanmayan planlamaları, bir teknik işletme [!?] kimliği ile de hayata geçirmesi söz konusu olamaz.

[HAYDEEEE! YOK MU ALAN? TAZE GELDİ… HARAÇ MEZAT SATILIK İDOOOOO!]

100 gemiyi aşan filosu ile günde 1300 sefer yapan “Dünyanın En Büyük Yolcu Taşımacılık Şirketi” [!?] unvanına sahip İDO’nun, günü birlik planlamalar [!?] ile hareket etmesi mümkün değildir.

Nitekim, iyi niyetli ve kamu yararı gözeten [!?] bir düzenleme olan Adalar arası “Ücretsiz” ulaşım imkanı da,

[BU BİR “İMKAN”DAN ZİYADE ZATEN VAROLAN, EMSALLARİ MİSALİ OLMASI LÜZUM EDEN VE ADALILAR’DAN ZORAKİ (Ç)ALINAN BİR HAKTI VESSELAM!?] yine Ada halkının menfaatleri doğrultusunda planlanan [HAVUÇ! YEM! NE DERSENİZ ARTIK! VAH Kİ VAH YUTACAKLARA!]

bir uygulama olup, İDO’nun yukarıda ifade edilen “kamu yararını esas alan” [!?] iyi niyetli yaklaşımının [!?] en somut [!?] göstergesidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İDO Genel Müdürlüğü

+

From: adalar.postasi@gmail.com
Subject: adalara mopur degil vapur istiyoruz! (1058 imza…)
Date: October 20, 2009 2:50:45 PM EEST
To: baskan@ibb.gov.tr, info@ido.com.tr, binali.yildirim@tbmm.gov.tr, hnaiboglu@denizcilik.gov.tr
Cc: adalar@istanbul.gov.tr, mustafafarsakoglu@adalar.bel.tr

bombardıman!

Kadir Topbaş / İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Saraçhane İstanbul
Tel: 0212 455 14 00-01
Santral: 0212 455 13 00
Faks: 0212 455 27 00
baskan@ibb.gov.tr
http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Baskan/Pages/Iletisim.aspx
+
Ahmet Paksoy / İDO Genel Müdürü
İSTANBUL DENİZ OTOBÜSLERI SANAYİ ve TİCARET A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Kennedy Cad. Yenikapı Hızlı Feribot İskelesi
Eminönü İstanbul
Tel: 0212 455 69 00
Faks: 0212 517 39 58
info@ido.com.tr
+
Binali Yıldırım / Ulaştırma Bakanı
TC ULAŞTIRMA BAKANLIĞI
Hakkı Turayliç Caddesi No:5
Emek Ankara
Tel: 0312 212 44 16-18
Faks: 0312 212 49 30
binali.yildirim@tbmm.gov.tr
+
Hasan Naiboğlu / Denizcilik Müsteşarı
TC DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI
Gazi Mustafa Kemal Bulvarı No:128/A
Maltepe Ankara
Tel: 0312 232 38 60 / 2150
Faks: 0312 232 47 70
hnaiboglu@denizcilik.gov.tr

__________________________________

26.9.2009

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı
Sayın KADİR TOPBAŞ,

İstanbul Deniz Otobüsleri Genel Müdürü
Sayın AHMET PAKSOY,

TC Ulaştırma Bakanı
Sayın BİNALİ YILDIRIM,

TC Denizcilik Müsteşarı
Sayın HASAN NAİBOĞLU,

ADALAR’A
MOPUR DEĞİL
VAPUR İSTİYORUZ!

ADALILAR da İSTANBULLULAR da vapur yerine sefere konulan can güvenliği olmayan o uyduruk motorlarla yolculuk etmeyecek!

Şehir Hatları Vapurları’nın Kış Tarifesi’ne geçtiği 24.9.2009 Perşembe günü —ilgili tarifede bu minvalde herhangi bir ibare yer almamasına rağmen— vapurlarımızın yerine sefere konulan seyir dolayısıyla da yolcularının can güvenliği bulunmayan o uyduruk motorlarla değil emniyetli vapurlarımızla yolculuk etmek istiyoruz!

İlgisiz ilgililere, sorumsuz sorumlulara soruyoruz:

Her nasılsa T.C. Denizcilik Müsteşarlığı Marmara Bölgesi Müdürlüğü tarafından verilmiş “denize elverişlilik belgesi”yle tescil ve izinleri bulunan ya da bulunduğu söylenen ancak gerçekte Lloyd “Uluslararası Deniz ve Gemi Kazalarına Karşı Sigorta Zorunluluğu ve Sorumluluğu” maddeleri ve SOLAS “Denizde Can ve Mal Güvenliği” kapsamındaki kurallara uymayan dolayısıyla da seyir güvenliği bulunmadığından taşıdığı yolcuların can güvenliğini sorumsuzca tehlikeye atan sözkonusu motorların;

· 24.9.2009 Perşembe günü itibariyle başlayan Şehir Hatları Vapurları’nın Kış Tarifesi’nde —bu minvalde herhangi bir ibare yer almamasına rağmen— Adalar–Bostancı hattında vapurlar yerine sefere konulması, kamuoyunun alenen kandırılması değil midir?

· O günkü gün —ve elbette takip eden günlerde de— tarife uyarınca Heybeliada/Büyükada vapur iskelelerine gelen yolcular, tarifede yer aldığı üzere vapurla 45/30 dakikada Bostancı’ya geçecekleri yerde ancak 55/40 dakikada motorla Bostancı’ya varabildiklerinden; işlerine, okullarına, randevularına geç kalmışlardır. Bu kayıplar nasıl tazmin edilecektir?

· Dahası tarifedeki seferlerin vapurla ve 45/30 dakikada Bostancı’ya varacakları belirtilmişken motorla yapıldığı takdirde 7:10/7:25 Heybeliada/Büyükada-Bostancı seferinin yolcuları biçare 5:45/6:00 seferine yetişebilmek üzere Adalar’ın değişik mevkilerinden kim bilir saat kaçta evlerinden çıkmak zorunda kalarak türlü hava muhalefetinde sabahın kör karanlığında iskeleye koşturacaklardır? Yaklaşık bir hesapla ortalama 4:00/4:30’da uyanmak da haliyle öğrenciler için mümkün ve verimli olmayacağından meydana gelecek çözümsüzlüğe, müsebbihi İDO nasıl bir çözüm üretmeyi düşünmektedir? Ailelerin biçare Adalar’dan taşınmasına dahi neden olan/olacak böylesi bir mağduriyet İDO tarafından nasıl tazmin edilecektir?

· Lloyd “Uluslararası Deniz ve Gemi Kazalarına Karşı Sigorta Zorunluluğu ve Sorumluluğu” maddeleri kapsamındaki esas kurallara uymayan dolayısıyla da seyir güvenliği bulunmayan motorların, hava muhalefeti ve benzeri nedenlerle kaza yapması durumunda —çoğunda yeterli sayıyı bırakın, can yeleği dahi bulunmamaktadır— sorumluluk kimin olacak ve nasıl tazmin edilecektir?

· Vapurlarin dahi sefere çıkamadığı hava ve deniz muhalefetinde motorların para için her türlü riski alarak ve yolcusunu da riske atarak sefer düzenlemelerine izin verilmesi ya da engel olunmaması İDO’nun denetim ve sorumluluğunda mıdır? 8 Nisan 2007 tarihinde Boğaz trafiğinin sis nedeniyle trafiğe kapanmış olmasına rağmen Eminönü-Üsküdar arasında yolcu taşımaya devam eden İDO’ya bağlı TURYOL bünyesinde çalışan “Urfalı Cemal” adlı motorun Boğaz’dan transit geçiş yapan “Adil Kaptan” adlı kum kosterine çarparak kaza yapmasının ve dahası motorda yeterli can yeleğinin olmayışının nelere mal olduğu (1 ölü, 47 yaralı) ne çabuk unutulmuştur!

· İskeleye ancak burundan yanaşabilen, üst kata çıkan merdivenleri son derece dik olan motorlara inip binmek zaten son derece güç olmakla birlikte olası bir kazanın sorumluluğunu hangi kişi/kurum alabilecek? Can kaybına dahi neden olabilecek zarar nasıl tazmin edilecektir?

· Yaşlı, engelli ve hasta vatandaşlar vapurlara inip binebilirlerken vapur yerine sefere konulan bu motorlara binemeyeceklerdir. “Kamu yararına eşit hizmet” böyle mi olur?

· Az sayıda yolcu alabilen motorların kapalı salonlarına Adalar yolcusu sığmamakta biçare üst kattaki açık alanda oturmak mecburiyetinde kalınmaktadır. Peki kışın ne olacak? Karda kışta motorun üst katında zatürree mi olacağız? Hastalanan Adalılar’ın sağlık masraflarını İDO Genel Müdürlüğü mü verecek? Bu mağduriyet nasıl tazmin edilecektir?

· Motorların oturma yerleri dar, tuvaletleri küçük ve yeterli değildir. Adalılar ve tüm İstanbullular attan inip eşeğe binmek misalinde üstelik de bu çağda neden böylesine ilkel ve uyduruk ulaşım araçlarına mahkum edilmektedir?

· Motorları kullanan “kaptan”ların yetersizliği ve acemiliği, hatta bazen neredeyse 18 yaşından küçüklerin eline bırakılması İDO’nun denetim ve sorumluluğunda mıdır?

· Kaptan köşkünde disko müziginin sonuna kadar açılarak yolculara rahatsızlık vermek suretiyle laubali ve sorumsuz bir şekilde yolculuk yapılması da İDO’nun denetim ve sorumluluğunda mıdır?

· Vapurlarda BELTUR tarafından işletilmekte olan büfelere kıyasla motorların büfeleri son derece pahalıdır. Neden ve asıl ne hakla?

· Her ne kadar belli bir standardı yoksa da motorların yolcuları adeta serseme çeviren motorlarının asgarî ve azamî desibeli kaçtır? Bu sesin insan sağlığı üzerindeki etkisi nedir?

· Yan ve arka egzozlarından özellikle de iskeleye yanaşıp kalkarken çıkan dumanın içeriği ve insan-çevre sağlığı üzerindeki etkisi nedir?

· Az sayıda yolcu alabilen dolayısıyla çok sayıda sefer yapılmasını gerektiren haliyle manasız bir deniz trafiğine ve israfa neden olan motorları vapurlar yerine sefere koyan İDO’nun yalnızca kendi kese/kasasını gözetirken “kamu yararı”nı hiçe saymaya hakkı var mıdır?

· Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nden “kamu yararına hizmet vermek” şartıyla vapurları devralmış olan İDO’nun: “Yapılan saha araştırmalarının ve anketlerin, potansiyel yolcu sayılarının, çalışan hatların günlük, aylık, yıllık yolcu ve araç sayılarındaki değişimlerin takip edilerek incelenmesi sonucu; yolcu sayısındaki değişimler azalma eğiliminde olduğundan, gerekli düzenlemelerin yapılması ve seferlerin vapur yerine motorlarla yapılması kararı,” minvalindeki mesnedsiz ve dahasi usulsüz türlü zirvayı beyan etmeye usulen/hukuken hakkı var mıdır?

· Kışın Adalar’da her ne demekse “yoğunluk” olmadığı bahanesiyle vapurlar yerine motorları sefere koyan İDO’nun “yoğunluk”tan kastı nedir? İGDAŞ yeterli nüfus olmadığı için mi Adalar’a doğal gazı getirmiştir? Adalar’da “yoğunluk” bu kış mı azalmıştır? Yoksa geçen senelerde gereği gibi ihtiyaca yönelik olarak tasarlamadığınız vapur seferleri arasına kasten koyduğunuz motor seferleri mi vapur yolcusunu çalarak sayısını azmış gibi göstermiştir? Bu haksız ve manasız rekabet değil midir?

· TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numaralı kararı uyarınca “Doğal ve Kentsel SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’nda, “görüntü” ve “gürültü” kirliliği nedeniyle her iki SİT kapsamına da aykırı olan motorların sefere konulması gayri kanunî değil midir?

· 1840’lardan beri vapurlarla ulaşımın sağlandığı Adalar’a 2000’lerde vapur yerine uyduruk motor seferleri koymanız, son yerel seçimlerde oylarımızı niçin hakketmediğinizi bir kez daha ayan beyan ortaya koymaktadır!

Yukarıdaki sorularımızın her birine —bugüne değin benzer başvurularımıza vermiş olduğunuz baştansavma basmakalıp uyduruk açıklamalar yerine— hak hukuka dayanan, bilimsel ve gerçek cevaplar vermenizi;

Adalar-Bostancı-Kartal arası da dahil olmak üzere İstanbul Boğazı’nda çesitli hatlarda İDO ve Denizcilik Müsteşarlığı denetiminde işletilen, “yüzerkondu” motorların tümüyle seferden alınarak şehir hatları vapurlarıyla ulaşımın sağlanması için gereğinin gereği gibi yapılmasını;

Ayrıca sözkonusu motorların arasında Lloyd “Uluslararası Deniz ve Gemi Kazalarına Karşı Sigorta Zorunlulugu ve Sorumluluğu” maddeleri ve SOLAS “Denizde Can ve Mal Güvenliği” kapsamındaki esas kurallara ŞAYET UYGUN OLANLAR VARSA, bunların bir listesinin açıklanmasını ve de her türlü hukukî hakkımız saklı kalmak koşuluyla gelişmeler hakkında tarafımıza ivedilikle bilgi verilmesini arz ederiz.

Kaygılarımızla,

ADALAR POSTASI
adalar.postasi@gmail.com
htpp://adalar-postasi-guncel.blogspot.com

bombardıman!

Kadir Topbaş / İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Saraçhane İstanbul
Tel: 0212 455 14 00-01
Santral: 0212 455 13 00
Faks: 0212 455 27 00
baskan@ibb.gov.tr
http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Baskan/Pages/Iletisim.aspx
+
Ahmet Paksoy / İDO Genel Müdürü
İSTANBUL DENİZ OTOBÜSLERI SANAYİ ve TİCARET A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Kennedy Cad. Yenikapı Hızlı Feribot İskelesi
Eminönü İstanbul
Tel: 0212 455 69 00
Faks: 0212 517 39 58
info@ido.com.tr
+
Binali Yıldırım / Ulaştırma Bakanı
TC ULAŞTIRMA BAKANLIĞI
Hakkı Turayliç Caddesi No:5
Emek Ankara
Tel: 0312 212 44 16-18
Faks: 0312 212 49 30
binali.yildirim@tbmm.gov.tr
+
Hasan Naiboğlu / Denizcilik Müsteşarı
TC DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞI
Gazi Mustafa Kemal Bulvarı No:128/A
Maltepe Ankara
Tel: 0312 232 38 60 / 2150
Faks: 0312 232 47 70
hnaiboglu@denizcilik.gov.tr

__________________________________

26.9.2009

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı
Sayın KADİR TOPBAŞ,

İstanbul Deniz Otobüsleri Genel Müdürü
Sayın AHMET PAKSOY,

TC Ulaştırma Bakanı
Sayın BİNALİ YILDIRIM,

TC Denizcilik Müsteşarı
Sayın HASAN NAİBOĞLU,

ADALAR’A
MOPUR DEĞİL
VAPUR İSTİYORUZ!

ADALILAR da İSTANBULLULAR da vapur yerine sefere konulan can güvenliği olmayan o uyduruk motorlarla yolculuk etmeyecek!

Şehir Hatları Vapurları’nın Kış Tarifesi’ne geçtiği 24.9.2009 Perşembe günü —ilgili tarifede bu minvalde herhangi bir ibare yer almamasına rağmen— vapurlarımızın yerine sefere konulan seyir dolayısıyla da yolcularının can güvenliği bulunmayan o uyduruk motorlarla değil emniyetli vapurlarımızla yolculuk etmek istiyoruz!

İlgisiz ilgililere, sorumsuz sorumlulara soruyoruz:

Her nasılsa T.C. Denizcilik Müsteşarlığı Marmara Bölgesi Müdürlüğü tarafından verilmiş “denize elverişlilik belgesi”yle tescil ve izinleri bulunan ya da bulunduğu söylenen ancak gerçekte Lloyd “Uluslararası Deniz ve Gemi Kazalarına Karşı Sigorta Zorunluluğu ve Sorumluluğu” maddeleri ve SOLAS “Denizde Can ve Mal Güvenliği” kapsamındaki kurallara uymayan dolayısıyla da seyir güvenliği bulunmadığından taşıdığı yolcuların can güvenliğini sorumsuzca tehlikeye atan sözkonusu motorların;

· 24.9.2009 Perşembe günü itibariyle başlayan Şehir Hatları Vapurları’nın Kış Tarifesi’nde —bu minvalde herhangi bir ibare yer almamasına rağmen— Adalar–Bostancı hattında vapurlar yerine sefere konulması, kamuoyunun alenen kandırılması değil midir?

· O günkü gün —ve elbette takip eden günlerde de— tarife uyarınca Heybeliada/Büyükada vapur iskelelerine gelen yolcular, tarifede yer aldığı üzere vapurla 45/30 dakikada Bostancı’ya geçecekleri yerde ancak 55/40 dakikada motorla Bostancı’ya varabildiklerinden; işlerine, okullarına, randevularına geç kalmışlardır. Bu kayıplar nasıl tazmin edilecektir?

· Dahası tarifedeki seferlerin vapurla ve 45/30 dakikada Bostancı’ya varacakları belirtilmişken motorla yapıldığı takdirde 7:10/7:25 Heybeliada/Büyükada-Bostancı seferinin yolcuları biçare 5:45/6:00 seferine yetişebilmek üzere Adalar’ın değişik mevkilerinden kim bilir saat kaçta evlerinden çıkmak zorunda kalarak türlü hava muhalefetinde sabahın kör karanlığında iskeleye koşturacaklardır? Yaklaşık bir hesapla ortalama 4:00/4:30’da uyanmak da haliyle öğrenciler için mümkün ve verimli olmayacağından meydana gelecek çözümsüzlüğe, müsebbihi İDO nasıl bir çözüm üretmeyi düşünmektedir? Ailelerin biçare Adalar’dan taşınmasına dahi neden olan/olacak böylesi bir mağduriyet İDO tarafından nasıl tazmin edilecektir?

· Lloyd “Uluslararası Deniz ve Gemi Kazalarına Karşı Sigorta Zorunluluğu ve Sorumluluğu” maddeleri kapsamındaki esas kurallara uymayan dolayısıyla da seyir güvenliği bulunmayan motorların, hava muhalefeti ve benzeri nedenlerle kaza yapması durumunda —çoğunda yeterli sayıyı bırakın, can yeleği dahi bulunmamaktadır— sorumluluk kimin olacak ve nasıl tazmin edilecektir?

· Vapurlarin dahi sefere çıkamadığı hava ve deniz muhalefetinde motorların para için her türlü riski alarak ve yolcusunu da riske atarak sefer düzenlemelerine izin verilmesi ya da engel olunmaması İDO’nun denetim ve sorumluluğunda mıdır? 8 Nisan 2007 tarihinde Boğaz trafiğinin sis nedeniyle trafiğe kapanmış olmasına rağmen Eminönü-Üsküdar arasında yolcu taşımaya devam eden İDO’ya bağlı TURYOL bünyesinde çalışan “Urfalı Cemal” adlı motorun Boğaz’dan transit geçiş yapan “Adil Kaptan” adlı kum kosterine çarparak kaza yapmasının ve dahası motorda yeterli can yeleğinin olmayışının nelere mal olduğu (1 ölü, 47 yaralı) ne çabuk unutulmuştur!

· İskeleye ancak burundan yanaşabilen, üst kata çıkan merdivenleri son derece dik olan motorlara inip binmek zaten son derece güç olmakla birlikte olası bir kazanın sorumluluğunu hangi kişi/kurum alabilecek? Can kaybına dahi neden olabilecek zarar nasıl tazmin edilecektir?

· Yaşlı, engelli ve hasta vatandaşlar vapurlara inip binebilirlerken vapur yerine sefere konulan bu motorlara binemeyeceklerdir. “Kamu yararına eşit hizmet” böyle mi olur?

· Az sayıda yolcu alabilen motorların kapalı salonlarına Adalar yolcusu sığmamakta biçare üst kattaki açık alanda oturmak mecburiyetinde kalınmaktadır. Peki kışın ne olacak? Karda kışta motorun üst katında zatürree mi olacağız? Hastalanan Adalılar’ın sağlık masraflarını İDO Genel Müdürlüğü mü verecek? Bu mağduriyet nasıl tazmin edilecektir?

· Motorların oturma yerleri dar, tuvaletleri küçük ve yeterli değildir. Adalılar ve tüm İstanbullular attan inip eşeğe binmek misalinde üstelik de bu çağda neden böylesine ilkel ve uyduruk ulaşım araçlarına mahkum edilmektedir?

· Motorları kullanan “kaptan”ların yetersizliği ve acemiliği, hatta bazen neredeyse 18 yaşından küçüklerin eline bırakılması İDO’nun denetim ve sorumluluğunda mıdır?

· Kaptan köşkünde disko müziginin sonuna kadar açılarak yolculara rahatsızlık vermek suretiyle laubali ve sorumsuz bir şekilde yolculuk yapılması da İDO’nun denetim ve sorumluluğunda mıdır?

· Vapurlarda BELTUR tarafından işletilmekte olan büfelere kıyasla motorların büfeleri son derece pahalıdır. Neden ve asıl ne hakla?

· Her ne kadar belli bir standardı yoksa da motorların yolcuları adeta serseme çeviren motorlarının asgarî ve azamî desibeli kaçtır? Bu sesin insan sağlığı üzerindeki etkisi nedir?

· Yan ve arka egzozlarından özellikle de iskeleye yanaşıp kalkarken çıkan dumanın içeriği ve insan-çevre sağlığı üzerindeki etkisi nedir?

· Az sayıda yolcu alabilen dolayısıyla çok sayıda sefer yapılmasını gerektiren haliyle manasız bir deniz trafiğine ve israfa neden olan motorları vapurlar yerine sefere koyan İDO’nun yalnızca kendi kese/kasasını gözetirken “kamu yararı”nı hiçe saymaya hakkı var mıdır?

· Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nden “kamu yararına hizmet vermek” şartıyla vapurları devralmış olan İDO’nun: “Yapılan saha araştırmalarının ve anketlerin, potansiyel yolcu sayılarının, çalışan hatların günlük, aylık, yıllık yolcu ve araç sayılarındaki değişimlerin takip edilerek incelenmesi sonucu; yolcu sayısındaki değişimler azalma eğiliminde olduğundan, gerekli düzenlemelerin yapılması ve seferlerin vapur yerine motorlarla yapılması kararı,” minvalindeki mesnedsiz ve dahasi usulsüz türlü zirvayı beyan etmeye usulen/hukuken hakkı var mıdır?

· Kışın Adalar’da her ne demekse “yoğunluk” olmadığı bahanesiyle vapurlar yerine motorları sefere koyan İDO’nun “yoğunluk”tan kastı nedir? İGDAŞ yeterli nüfus olmadığı için mi Adalar’a doğal gazı getirmiştir? Adalar’da “yoğunluk” bu kış mı azalmıştır? Yoksa geçen senelerde gereği gibi ihtiyaca yönelik olarak tasarlamadığınız vapur seferleri arasına kasten koyduğunuz motor seferleri mi vapur yolcusunu çalarak sayısını azmış gibi göstermiştir? Bu haksız ve manasız rekabet değil midir?

· TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numaralı kararı uyarınca “Doğal ve Kentsel SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’nda, “görüntü” ve “gürültü” kirliliği nedeniyle her iki SİT kapsamına da aykırı olan motorların sefere konulması gayri kanunî değil midir?

· 1840’lardan beri vapurlarla ulaşımın sağlandığı Adalar’a 2000’lerde vapur yerine uyduruk motor seferleri koymanız, son yerel seçimlerde oylarımızı niçin hakketmediğinizi bir kez daha ayan beyan ortaya koymaktadır!

Yukarıdaki sorularımızın her birine —bugüne değin benzer başvurularımıza vermiş olduğunuz baştansavma basmakalıp uyduruk açıklamalar yerine— hak hukuka dayanan, bilimsel ve gerçek cevaplar vermenizi;

Adalar-Bostancı-Kartal arası da dahil olmak üzere İstanbul Boğazı’nda çesitli hatlarda İDO ve Denizcilik Müsteşarlığı denetiminde işletilen, “yüzerkondu” motorların tümüyle seferden alınarak şehir hatları vapurlarıyla ulaşımın sağlanması için gereğinin gereği gibi yapılmasını;

Ayrıca sözkonusu motorların arasında Lloyd “Uluslararası Deniz ve Gemi Kazalarına Karşı Sigorta Zorunlulugu ve Sorumluluğu” maddeleri ve SOLAS “Denizde Can ve Mal Güvenliği” kapsamındaki esas kurallara ŞAYET UYGUN OLANLAR VARSA, bunların bir listesinin açıklanmasını ve de her türlü hukukî hakkımız saklı kalmak koşuluyla gelişmeler hakkında tarafımıza ivedilikle bilgi verilmesini arz ederiz.

Kaygılarımızla,

ADALAR POSTASI
adalar.postasi@gmail.com
htpp://adalar-postasi-guncel.blogspot.com

Emine Çiğdem Tugay, Handan Altıneller, Şirin Ünal Kahraman, İpek Yagal Gül, A. Armağan Portakal, Davut Berker, Tuba İlkmen Şenay, Pınar Örtel, Yaşar Özürküt, Recep Yarlığan, Yasemin Baran, Tugay Kartal, Arif Pırnal, Begüm Yavuz, Fethi Okyar, Selda Arkan, Pınar Turhan, Ayşe Çağlar (Prof. Dr.), Birsen Sezgün, Sasa Vasiliadiz, Selah Özakın, Aris Kyriazis, Pınar Satıoğlu, Hakan Satıoğlu, Arif Çağlar (Dr.), Gökhan Akçura, Oya Koca, Orhan Bursalı, Sara Beşkardeş, M. Cemal Beşkardeş, Ali Fuat Beşkardeş, Ahmet Can Beşkardeş, Zehra Taşman, Fatma Samiye Beşkardeş, Selma Kurdakul, Cem Ertekin, Ömer Faruk Beşkardeş, İzzet Beşkardeş, Fatma Artunkal, Mercan Bursalı, Meryem Bursalı, Nisan Özdoğan, Seza Artunkal, Akgül Baylav, Cahit Baylav, Ayşe Bilgin, Ali Bilgin, Kerem Khan, Uğraş Salman, Mehmet Selim Tugay, Canan Alioğlu, Engin Damcı, Nesrin Yazıcı, Mehmet Onaner, Muharrem Demir, İsmail Serdar Demir, Alper Dizdar, Ender Eren, Ersin Güneralp, Seda Zobaroğlu, F. Nur Çakmak, M. Berken Çakmak, Musa Çakmak, Nesimi Büyükbabani (Prof. Dr.), Melek Kızıldağ, Arif Kızıldağ, Aziz Kızıldağ, Keklik Kızıldağ, Deniz Kızıldağ, Derya Kızıldağ, Çağlar Kızıldağ, Menteş Azuz, İlkay Kurdak, Istatis Arvanitis, Kenan Yüksel, Sibel Yüksel, Sinan Yüksel, Aykut Yüksel, Gamze Yüksel, Gülsevil Tüzün, Işık Meriç, Kaya Onur, Gönül Kurtkan, Kuten Kurtkan, Alanur Kurtkan, Altuğ Kurtkan, Sezin Kurtkan, Feride Özmat, Mustafa Özmat, İsmail Özsürücü, Nevin Özsürücü, İrem Özsürücü, Berkay Özsürücü, Nirva Özsürücü, Vildan Kaçar, Mete Kaçar, Ayşe Şive, Baturer, Avni Baturer, Burcu Özgültekin, Doğan Özgültekin, Deniz Özgültekin, Ayda Arel (Prof. Dr.), Selçuk Gül, Şebnem Aksan (Prof. Dr.), Nevin Arpaçay, İsmail Baysal, Sema Baysal, Gökhan Baysal, Ataol Behramoğlu, Hülya Behramoğlu, Barış Behramoğlu, Eren Sagay, Bingül Durbaş, Füsun Başer, Ron Rose, Emma Rose, Kerim Rose, Tiraje Dikmen, Dilek Zaptçıoğlu, Jurgen Gottschlich, Nilgün Cerrahoğlu, Ali Şenalp, Esen Çamurdan, Mine Baysan, Celâl Karaca, Ahmet Tanrıverdi, Hüsnü Fikri Karaman, Nurettin Karaman, S. Ufuk Tatlı, Nazaret Gezer, Mircan Göçer, Nuran Çelik, Levon Çelik, Uğur Ademoğlu, Harun Keşiş, Mustafa Altıneller, Can Altıneller, Cem Altıneller, Stelki Triyandafilidis, Ömer Faruk Şenay, Yurdanur İlkmen, Oğuz Argon, Eda Yurdakul, Nur Kızıltuğ, Celâl Kızıltuğ, Esra Kızıltuğ, Selçuk Kızıltuğ, Dilek İçinsel, Nezih Bayraktar, Ayşegül Bayraktar, Damla Bayraktar, Asuman Demir, Serap Güre Şenalp, İrini Notis, Diamandis İliadis, Uğurhan Öksüm, Efe Rıfat Öksüm, Umut Deniz Öksüm, İnciser Sayın, Emine Tosun, Zeynep Kalender, Serap Erdem, Hülya Balkay, Necdet Balkay, Bülent Baviker, Metin Karadağ, Rabia Gürol, Ayşegül Beton, Filiz Tokcan, Ceylan Yüceoral, Işık Yüceoral, Selen Tokcan, Sema Miller Çamurdan, Kâmil Masaracı, Yeşim Bayrak, Elif Acar, Hakan Senemoğlu, Semiha Baltacı, Baki Nedim Baltacı, Rezan Peya Gökçen, Tülay Çellek, Erendiz Özbayoğlu (Prof. Dr.), Sakine Fındık, Neşe Kıldacı, Murat Özen, Kâzım Şakar, Mustafa Gök, Mustafa Erol Yazman, Mustafa Araç, Ramazan Özen, Osman Yürük, Turgay Şakar, Zeynel Çelik, Ender Özbey, Yako Nigri, Melih Ürkmez, Ömer Ürkmez, Hacer Ürkmez, Hakkı Gezgin, Lütffiye Gezgin, Ali Murat Gezgin, Mahmut Bağrıyanık, Osman Yazıcı, Erol Çelik, İbrahim İşleyen, Sandy Ongan, Gülçin Delice, Satı Kıbıç, Cemal Uluca, Halil Özen, Şaban Güney, Ümit Ünal, Kemal Şakar, Hüseyin Çelik, Perihan Şakar, Leyla Demirkol, Derviş Güler, Galip Uçan, Salih Kuru, Musa Kâzım Biçer, Erkan Araç, Erol Kösciler, Hasan Kösciler, Gencay Ünal, Ali Tunç Şenbir, Mustafa Kerşit, Yücel Yıldırım, İsmail Gül, Murat Akdemir, Bayram Kaya, Osman Özen, M.Ali Vural, Hüseyin Aydın, Nazmi Arslan, Kadir Duman, Funda Gök, Necmettin Yödem, Cafer Şakar, Ruhser Şakar, Neslihan Şakar, Fatma Şakar, Rahime Aydın, İrem Aydın, Gülabi Şakar, Kemal Şakar, Leyla Şakar, İbrahim Yazganoğlu, Tuğrul Akoğlu, Sabri Poyraz, Hayrettin Kızılkaya, Celal Arpa, Tanla Özer, Selma Kösoğlu, Mahmut Öztürk, Seta Sahakyan, Fatma Ekşi, Gülsun Gürol, Ferhat Pehlivan, Filiz Altınbaş Yılmaz, Güney Kurdak, Deniz Kurdak, Mehmet Gözgücü, Ferda Erdinç, Hande Solakoğlu, Buket Uzuner, Murat Adalı, Süleyman F. Başaka, Sara Bahar, Nalan Cezer, Zübeyde Duran Dizdar, Feryâl Orhon Basık (Prof. Dr.), Celâlettin Basık, Birge Elif Basık, Makbule Orhon, Eşref Tümer, Adnan Mete, Can Öroğlu, Semra Öroğlu, Kıvanç Öroğlu, Güvenç Öroğlu, Dimitri Koçias (Taki), Nilgün Karsan, Başar İsmail Çetinelli, Kemal Çetinelli, Hüseyin Ateş, Kadir Çınar, Yusuf Çetin, Hüseyin Ünal, Kemal Satık, Müslüm Işık, Hüseyin Demir, Bayram Çiftçi, Yakup Şahin, Ekrem Hacı, M. Nuri Şahin, Hasan Işık, Rafel Çalışkan, Ahmet Emre, Sıracettin Şahin, Selahattin Altundağ, Turan Gürsözlü, Doğukan Kaynak, Hakan Gürsözlü, Kutbettin Atayan, Dursun Çelik, Turgay Çelik, Emrah Dursun, Zafer Aslan, Salih Çiçek, İsmail Hallaçoğlu, Nazmi Yüncü, Burhan Çiçek, İlyas Tetik, Siyami Tekin, Adem Söylemez, Rıza Girginer, Nedim Camer, Yavuz Üstünel, Aziz Tomar, Suat Kirpik, Özkan Çolak, Recep Altunbaş, Mura Çevik, Selahattin Şahin, Recep Şahin, Herekel Tokatlı, Alaaddin Karsan, Ersoy Tümay, Mustafa Atılgan, Nihat Atılgan, Murat Atılgan, Erdoğan Demir, Kâmil Dala, Göltan Getek, Kemal Kumlutepe, Kemal Şahin, Akın İdigül, Fikret Gedik, Salih Yakut, Mustafa Çalışkan, Engin Vay, Ayşe Yıldırım, Birsen Gürdağ, Esma Çetin, Münire Kocatepe, Veysel Öner, Rabia Sezer, Tuncay Duman, Atakan Söğüt, Tekin Söğüt, Süleyman Söğüt, Cafer Distas, Rüstem Kaya, Melahat Koç, Sertaç Dokuzer, Nureser Koç, Şaheser Özbalçık, Taceser Ergül, Şaziment Çolak, Fatma Küçüker, Burhan Yalçınçıray, Fikriye Akkemik, Mücella Ceylan, Mehmet Ceylan, Gönül Coşkuner, Remziye Çiftçi, Veli Çiftçi, İlker Çiftçi, İzzet Özacar, Güler Sarıgül, Ergün Sarıgül, Mustafa Güncan, Halil Çelen, Necdet Simdim, Hürriyet Yılmaz, Fevzi Miletli, Deniz Vaylayan, Meliha Barışkan, İsmail Yıldemir, Mustafa Gültekin, Eyüp Gültekin, Sevim Oğuz, Aysel Yazgu, Ruhugül Yaşar, Esra Tokmak, Hakan Zeyrek, Ayşe Tokmak, Nebahat Erdoğan, Sofia Koredis, Kamil Ceylan, Mualla Ceylan, Emine Miletli, Sabahat Bilensoy, Ender Varlık, Emine Kanbur, Nermin Yılmaz, Nilgün Koçtaş, Aynur Koçtaş, Aynur Bostan, İrem Erman, Aysel Sözer, Sami Başat, Kadir Dönmez, Gül Ersan, Nezmi Başbozkent, Ali İçin, Gürel Çoban, Zuhal Çetin, Vural Bereket, Eşref Arlı, Ayla Dönmez, Seyfetullah Taş, Kutbettin Taş, Murat Güneş, Yusuf Öztürk, Sema Damcı, Nefise Kayar, Güven Önen, Celal Önen, Fehime Merttürk, Günaydın Merttürk, Behçet Merttürk, A. Nazif Aydın, Sevgi Kunal, Habibe Terzi, Cesim Karasu, Turan Karasu, Serekan Erol, Serdar Karasu, Feyyaz Karasu, Rafet Karasu, Fırat Karasu, Erdal Karasu, Yusuf Öztürk, M. Emin Taş, Mehmet Taş, Abdülbaki Taş, Şefik Taş, Veysel Karasu, Ferman Aksu, Taner Erol, Mert Pala, Yavuz Çelik, Fadime Himmet, Hatice Özacar, Kadriye Sevin, Ünal Çelik, Tolga Itmeç, Yasemin Itmeç, Nevriye Yıldırım, Işıl Türk, Ayşe Eryaz, Bülent Er, Lale Göral, Asiye Özkan, Gönül Atak, Aydın Senbir, Cihan Talay, Esin Özbay, Kâzım Önel, Sercan Önel, Güler Dilmaç, Nurcan Arız, Yaşar Turan, Haşim İnatlı, Nurcan Karadağ, Şerife Can, Fesih Zencir, Atilla Kılıç, İsmet Sert, Ayten Atılım, Mustafa Levent, Kamil Orhan Güngör, Kezban Avşar, Cihat Yılmaz, Selami Vural, Yaşar Öner, Doğan Önder, Osman Levent, Davut Yıldırım, Ramazan Gencer, Haskız Albayrak, Fatma Başçılar, Burhan Deniz, Fidan Bozkırt, Turan Pala, Hava Özkaradeniz, Emin Özkaradeniz, Kemal Anaç, Celâl Anaç, Aysel Ay, Sinan Karasu, Safiye Çelik, Çetin Evdiz, Yaşar Türkmen, Fethi Yeşil, Ayşe Boz, Oya Özdemir, Neslişah Demirel, Akın Demirel, Kahraman Özdemir, Alaaddin Merttürk, Reyhan Merttürk, Ayşe Yanık, Hamide Günay, Fatma Şen, Tahsin Karataş, Gülçiçek Taşdemir, Aysun Duman, Büride Kayhan, Yuana Tukatlı, Nermin Ateş, Şevket Gülyar, Güzide Sarıbayraktar, Öznur Özana, Emine Mete, Sonay Balcılar, Fidaye Balcılar, Leyla Dönmez, Cemile Atalay, Hülya Kazancı, Murat Arlı, Vahdettin Zeren, Y. Aykut Çalık, Mukaddes Çalık, Erhan Bayram, Metin Bayram, Erdal Özkaynak, Mevlût Erdoğan, Ahmet Ünsal, Zehra Gürçay, Sebahattin Saraman, Tahsin Atılgan, Abdullah Atılgan, Abdullah Tuğlu, Hüseyin Tuğlu, Hamdi Güreş, Ansude Baytaş, Erol Baytaş, Pelin Baytaş, Tekin Zencir, Kalender Öney, Döne Türk, Seran Kahvecioğlu, Saliha Öcal, Gülsüm Emzikli, Ayla Karsan, Cemalettin Pelit, Serdar Özlük, Feyyaz Karasu, Mustafa Kaymaz, Yaşar Turgut Alp, Vilma Agopyan, Gülsüm Ok, Mine Kuşadalı, Fatma Yeğiner, Fatma Turna, Nebahat Çelik, Azmi Demir, Sevgi Altın, Emine Yılmaz, Murat Yılmaz, Zübeyde Balcı, Bahar Honet, Emine Akgün, İsmail Balcı, Kezban Koçyiğit, Gökhan Kaplan, Bekir Peker, Okan Aydın,Gunnar Köhne, Adnan Fındık, Deniz Fındık, İlyas Güler, Fatma Güler, Rıza Güler, Nilgün Güler, Seçkin Güler, Abidin Güler, Dawn Güler, Evrim Güler, Elyana Emilya Güler, Özlen Tümer (Dr.), Kubilay Beyhan, Reyhan Oksay, Zeynep Alemdar, Murat Tandoğan,Gonca Baviker, Ersin Saran, Tanya Özkan Saran, Bakır Yeğenoğlu, Gülhan Çakır, Hasan Yazıcı, Nejat Kâmil, Cemal Şakar, Mithat İlikçi, Berç Yazmacıyan, Ömür Güner, Mine Levent, Döndü Şener, Muhammet Tanık, Şeküre Çelen, Bircan Çelen, Cenan Kılınç, İsmail Tanrıverdi, Aynur Tanrıverdi, Azra Tanrıverdi, Fevzi Yorulmaz, Sevim Yorulmaz, Cenk Yorulmaz, Ayşın Baykan, Melda Çift, Aymelek Erdemir, Nursevil Özel, Aget Gülçiçek, Necla Kıncı, Altan Kılınç, Ramazan Temel, Eldebran Akünal, Ayten Sabis, Şeyma Dal, Şule Halatçı, Meral Ataç, Avni Kurtuldu, Selen Koca, Cüneyt Kurtuldu, Yeşim Ortaç, Zeynep Külek, Eser Ertuğrul, İhsan Şimşek, Peker Seyhan, Mithat Seyhan, Melahat Bayraktar, Tülin Halit, Habibe Çaşkurlu, Uğur Çaşkurlu, Ümit Tekin Önsal, Melike Önsal, Özlem Özvarış, Nesimi Özvarış, Recep Demirak, Selvinaz Demirak, Heylin Seyhan Sezginsoy, Yeşim Garip, Fadıl Teper, Nevhide Teper, Vildan Hanım, Beki Molho, Refail Molho, Sara Molho, Coya Motola, Moiz Motola, Natan Fermon, Diana Motola, Adel Katz, İshak Katz, Sima Molho, Burçak Demirok, Gülsen Bakiler, Ezel Garip, Kubilay Ertuğrul, Füsun Güneygül, Zuhal Kalender, M. Onur Emral, Serdal Yaşar, Kâmil Şahin, Muhammet Ali Çeniz, Galip Uçan, Sadık İmamoğlu, Hadiye Adakan, M. Emin Kelen, Turgay Önal, Yorgo Yorgiyadis, Saadet Öztürk, Serdar Coşar, Fatma Coşar, Hera Avedian, Tahsin Çiftçi, Selahattin Orhan, Kâmil Akın, Fehmi Akkaya, Arzu Savatlı, Hasan Savatlı, Tuğba Aküzüm, İsmail Aküzüm, Rahime Aydın, Şaban Tanık, Selçuk Toşdu, Fanayoti  Nikolaidas, Batuhan Tanık, Şeyma Baharoğlu, Alin Uzman, Halim Güngör, Semra Has Çırpıcı, Arif Bozuçurum, Tuğçe Karsan, Tahsin Çiftçi, Ergün Sarıgül, Güler Sarıgül, Gülsen Aydemir, Gürsel Kaya, Abdullah Yıldırım, Yakup Sevinç, Salvo Bener, İris Kürkçübaşı, Erdoğan Güneş, Serhat Yüksel, Banu Yıldız, Neamo Kanitler, Armen Alacef, Özgür Bozkurt, Alman Bahar, Aslan Şirin, Duygu Çakır, Nazlı Denli, Tiginçe Oktar (Prof. Dr.), Taylan Karaduman, Hayati Önel, İlyas Yıldırım, Engin Paşa, Bereo Kuyumcu, Maria Maltezos, Lena Shulte, Mihal Manara, Noula Manara, Yasemin Yılmaz, Kâmil Yılmaz, Stelyo Karayani, Nursu Dönmez, Hatice Karakaş, Mikail Paşa, Serdar Köşker, Edibe Köşker, İlyas Yirmi, İspir Carcar, Simon Köşker, Ayfer Köşker, Erol Günay, Ferda Ertürk, Hamdi Çelik, Bülent Albayrak, Berker Albayrak, Reyhan Albayrak, Sabri Ertekin, İsmail Yıldırım, Sara Köşker, Mihail Köşker, Sultan Dilmaç, Fatma Dilmaç, Orhan Dilmaç, Fetma Dilmaç, Duygu Sütçü Girit, Olgaç Sütçü, Nafiye Dilmaç, Ramazan Dilmaç, Deniz Koç, Ozan Dilmaç, Okan Dilmaç, Sasi Nikolaidis, Yani Nikolaidis, Sotiriya Papadoplus, Mariya Coli, Naciye Dilmaç, Mariya Paşa, Hülya Yirmi, Ayşe İmil, Sotici Hacıyanakos, Kostandi Talyaduro, Vasil Lemopulo, Kâmuran Yalınca, Andın Lauter, Leman Taşkın, Güldane Milas, Rika Pandelara, Elçin Durmuş, Ayhan Aktaş, Suyun Tülbençi, Paulos Pandelara, Enzi Durmuş, Efe Durmuş, Aygin Güraslan, Emre Kayıkçı, S. Selen Sağlam, Özdemir Feyizoğlu, Zeynep Güzeldoğu, Ulaş Güzeldoğu, Talin Etyemez, Manuk Etyemez, Serda Etyemez, Fatoş Kendir, Janet Bilmen, Raffi Etyemez, Arman Etyemez, Zabel Etyemez, Tunç Öner, Ari Etyemez, Natali Etyemez, Ayk Etyemez, Annik Ableoğlu, Pier Ableoğlu, Ender Merter, Işıl Merter, Tankut Merter, Gökcin Merter, Handan Yalvaç Kaplan, Sofi Mitarakis, Özlem Kırval, Latif Sönme, Erol Günay, Sabih Gürce, Vasil Stavrapulo, Mümtaz Lumioscu, Gökalp Demir, Serdar Acı, Asalettin Ayrancı, Yalım Eralp, A. Nail Eti, Handan Eliz, Kemal Eliz, Hikmet Eliz, Hayrunisa Eliz, Selma Eliz, Kutsal Eliz, Eser Eliz, Ebru İnanç, Gültekin İnanç, Gülseren İnanç, Şeniz Demir, Doğan Demir, Derya Coşgun, Eda Altın, Elena Karadeniz, İdil Yanar, Gökhan Yanar, Ali Murat Gergin, Özen Çeliktemel, Ayten Ateş, Gül Malkoç, Hanna Yumurta, Nermin Çeliktemel, Mehmet Çeliktemel, Hızır Balcı, Ferzan Yıldırım, Melike Cerit, Efterya Yalmacı, Muharrem Yıldız, Celâl Karagül, Şeref İpekçi, Mustafa Savaş, İbrahim Çelgin, Recep Özen, Ayhan Arlı, Faruk Erişgin, Mehmet Şinik Elmas, Sedat Elmas, Beki Kalaoza, Eliya Levi, Amarya Levi, Ceni Benbase, Lara Pilavzade, Fatoş Sedetmen, Maria Cassa, Muzaffer Sedetmen, Şaduman Ünver, Efsane Celayi, Mehmet Makin Durak, Şeyma Eliz, İbrahim Hakkı İsaoğlu, Derya Mermertaş, Ebru Özen, Özlem Dalkılıç, Behçet Özen, Fikriye Öcal, Hakkı Kapan, Betül Keçeci, Esra Kılıç, Ezgi Yıldırım, Murat Ay, Halis Yılmaz, Ali Haliloğlu, Derya Cengiz, Mustafa Kerşit, Fatih Kelen, Özhan Özgün, Ayşegül Kakaliçoğlu, Kadir Ağbaba, Rıza Gülkanat, Osman Kad, Hayrettin Kızılkaya, Şeref Taş, Memet Demir, Gonca Elmas, Nermin Ayder, Ekrem Ayder, Özgü Ayder, Ali Özdemirler, Ahmet Şekerci, Bahar Cengiz, Zeynep Cavıldak, Suna Bıçakçıoğlu, Tülin Yazgan, Dilek Derman, Gönül Coşkuner, Ayhan Culum, Koray Kakaliçoğlu, Selahattin Koç, Can Kaplan, Orkun Tanrıkulu, Atilla Becan, Canan Kaplan, Zafer Acar, Ulviye Koç, Mustafa Koç, Mustafa Türkoğlu, Nebahat Kakaliçoğlu, Pınar Eliz, Hayrünnisa Eliz, Kutsal Eliz, Cavit Ülkü, Kemal Cebeci, Hüseyin Aksoy, Kenan Karakaş, Bülent Demirörs, Ayşe Bilgiç, Ahmet Hasip Bilgiç, Bahar Bilgiç, Dilara Eliz, İsaret Sura, Hasan Kafagil, Mehmet Tuhsol, Sallahi Aslan, Cemal Adnan Ginçay, Affan Ginçay, Hakan Kuru, Ahmet Sokullu, Kuzey Zobu, Musa Sarıgul, Toğyan Akdağ, Emel Akdağ, Murat Atay, Ergin Özdemir, Sadık Doğan, Yılmaz Akbulut, Gönül Dinler, Cabbar Doğan, Turgut Erdoğan, Gönül Serin, Abdullah Kalın, Gözde Acır, Mehmet Serin, Kevser Kocabaş, Hamza Şahin, Ebru Şahin, Muhittin Yıldırım, Bedriye Yıldırım, Bülent Atmaca, Tanay Garip, Nafi Haleva, Sevgi İmam, Songül Arcı, Tayfun Dinler, Bülent Akpolat, Mehmet Okumuş, Ahmet Okumuş, Hatice Özacar, Rıza Gülban, Orkun Tünay, Ayhan Karadeniz, Nebahat Karadeniz, Murat Serin, Sebahattin Koç, Soner Kurtses, Şevket Kahraman, Volkan Kaya, Sinan Özer, Yıldırım Koca, Firdes Barış, Ayla Erdik, Apti Erdik, Senem Şimşek, Emrah Şimşek, Renan Bilek, Manolya Bilek, Hakan Çelen, Azmi C. Kaynak, Selin Acar, Oya Özdemir, Hüseyin Çetin, Mehmet Erdik, Gülnaz Uzunyol, Ziya Ünver, Ali Akpolat, Makbule Armağan, Güzel Aydın, Hülya Akpolat, Melek Akpolat, Erdinç Tanrıverdi, Erten Yıldırım, Duygu Armağan, Menekşe Kiraz, İsmail Sarıkaya, Mehmet Şin, Nur Çelik, Ali Özdemirler, İffet Özdemirler, Veysel Almaz, Metin Akgün, Hatice Tokdemir, Gizem Tokdemir, Seda Bakır, Umut Varış, Zeynel Karakuş, Orhan Odabaşı, Roberto Calich, Didem Edman, Ali Erol, Neriman Erduman, Memduha Kuban, Sezai Yavuz, Enif Yavuz, Nurcan Aslan, Şerife Özdemir, İlgün Boran, Necle Çelikbaş, Ümit Çelikbaş, Banu Akçaoğlu, Hasan Selışık, Nazife Kırımlıoğlu, Babür Kırımlıoğlu, Can Kırımlıoğlu, Fatma Safvet Özdil, Pakize Kemik, Nino Varon, Harika Tiniş, Füsun Çelikbilek, Sabiha Çelikbilek, Ferşan Başaka, Süleyman Başaka, Orçun Başaka, Gül Tündoğan, Şenol Dilmaç, Volkan Dilmaç, Nusret Uzunyurt, Emel Dilmaç, Ayşe Söbütay, Emine Demirkaya, Ali Yüksel Meriç, Ülkü Özer, Ahkar Zapetan, Kiper Pehlivanzade, Demet Kavala, Murat Kavala, Enes Gülce, Mehmet Tertipli, Pırıl Şenyurt, Yeşim Mumcuoğlu, Esra Uğursay, Banu Şilte, Kadir Demircan, Meryem Yankol, Mehmet Altan Kaya, Burak Akpınar, Seçil Yavuz Akpınar, E. Arzu Akmeriç, Özgür Varlı, Levent Kılıç, Erhan Keseli, Levent Bulusan, Abdülbasit Gülsen, Burak Özgen, Ahmet Yılmaz, Pınar Can Kaya, Mihriban Karu, Duygu Atayurt, Sarp Aykut, Nahit Karslı, Tan Uras, H. Sevgi Özgen, Altan Özgen, Burcu Özgen, H. Cahit İlkmen, Bedriye İlkmen, M. Emin İlkmen, Şebnem İlkmen, Nisan İlkmen, Ahmet İlkmen, Suzan McClusky İlkmen, Erhan İlkmen, Yasemin Sohtorik İlkmen, Mustafa Mestanlar, Fikriye Mestanlar, Mehmet Mestanlar, Ömür Mestanlar, Mustafa Gevrek, Ayşe Gevrek, Yasemin Sönmez, Rozi Asa, Metin Berk (Dr.), Osman Bahadır, Zafer Ataylan, Nuran Ataylan, Utku Ataylan, Ezgi Ataylan, Ebru Şendoğan, Ayten Sendoğan, Ayfer Yavi, Erkal Yavi, Melis Akıllı, Sezen Çavdar, Kerem Çavdar, Nurşen Dönmez, İlgi Adalan, Şebnem Pekcan, Murat Pekcan, Nilgün Gömüç, Adnan Göker, Vedia Göker, Levent Göker, Cihangir Dönmez, Benkitül Dönmez, Altuğ Dönmez, Deniz Dönmez, Erhan Öztürk, Saadet Büyükengiz, Server Güzey, Arzu Kılıçöz, Altan Hüseyin, Betül Karaca, Ece Karaca, İ. Cem Yenigül, Fatma Subaşı, … (23 Ekim 2009 Cuma günü 14:12 itibariyle toplanan 1139 imza…)

…………………………………………………2

From: NURDAN KAZAK
Subject: ADALAR’A MOPUR DEĞİL VAPUR İSTİYORUZ
Date: October 22, 2009 10:50:24 AM EEST
To: baskan@ibb.gov.tr, info@ido.com.tr, binali.yildirim@tbmm.gov.tr, hnaiboglu@denizcilik.gov.tr  
 

Sayın İlgili İlgisizler;
 
ADALAR POSTASI’nda okuduğum, tarafınızdan gönderilmiş basın açıklaması ve diğer açıklamalara karşılık olarak kendimi yazmaktan alıkoyamadığım konular ve cevap beklediğim sorular şunlar:
 
1)    Adalar hattında öncelikle kamuoyu araştırması yaparak yolcu beklentilerini ölçümlediğinizi; yapılan ankette “ seferlerin arttırılarak vapur yerine yolcu motoru ile sefer yapmayı tercih eder misiniz “ sorusuna %76 oranında olumlu yanıt aldığınızı söylüyorsunuz.  Öncelikle adada ikamet eden bir vatandaş olarak böyle bir anketten hiç bilgim yok. Sürekli Adalar Bostancı arasında yolculuk yapan biri olarak bu ankete hiç denk gelmemem sizce de enteresan değil mi ? Kaldı ki anket sorunuzda sefer sayısının arttırılması koşulu ile yolcu motoruyla yolculuk yapmaktan bahsediyorsunuz ancak sefer sayısında bir artış mevcut değil. Yıllardır var olan seferler yine var, ama bazılarına motor koymuşsunuz. Yaptığınız anket ile yaptığınız uygulama sizce de çelişmiyor mu ? İnsanları yanıltıp şaşırtarak sorduğunuz sorulara aldığınız yanıtı farklı şekilde yorumlayıp uygulamak sizce ne kadar kamu yararı gözetiyor ?
 
2)    Vapurlar yerine koyduğunuz yolcu motorlarının her birinin bünyenizdeki diğer deniz araçları gibi konforlu, güvenli ve tüm hava şartlarında seyahat edebilecek ehliyette olduğunu da belirtmişsiniz. Acaba sizin konfor anlayışınız, oturma koltukları arasındaki koltuk dahil 50 cm’lik mesafe mi ? Yada yan yana sıkış sıkış oturarak seyahat etmek mi ? Eğer konfordan anladığınız bu ise; yaklaşık 2 yıl öncesinde bazı vapurların oturma alanlarını tek kişilik ve 50 cm genişliğindeki koltuklara dönüştürmenin mantığı neydi ? Yine bu motorların tüm hava şartlarında seyahat edebilir olmalarını belirtmişsiniz. Geçtiğimiz hafta başında yaşanan lodos nedeni ile 17:20 hareketli Adalar Kabataş vapurunun sefer almamasına rağmen 17:10 seferini yapan yolcu motorunun hınca hınç dolu bir şekilde sefer almasına müsaade etmeniz bunu kanıtlamak için miydi ? 8 Nisan 2007 tarihinde Boğaz trafiğinin sis nedeniyle trafiğe kapanmış olmasına rağmen Eminönü-Üsküdar arasında yolcu taşımaya devam eden İDO’ya bağlı TURYOL bünyesinde çalışan “Urfalı Cemal” adlı motorun Boğaz’dan transit geçiş yapan “Adil Kaptan” adlı kum kosterine çarparak kaza yapmasının ve dahası motorda yeterli can yeleğinin olmayışının nelere mal olduğunu (1 ölü, 47 yaralı) ne çabuk unuttunuz ! Yolcu motorlarının güvenliğine de değinmek gerekli. Çalıştırdığınız yolcu motorlarında görevli kişilerin bile buna inanmadığı vereceğim örnekle gayet açıkken sizlerin bu güvenlik konusunu da ballandıra ballandıra önümüze koymanız şaşırtıcı. Hafta içi bir sabah 08:50 vapuru pardon motoruna bindiğimde, ortaokul öğrencisi bir çocuk ortalıklarda dolaşıyordu. Hava çok sert olmamakla birlikte akşam yaşanacak lodosun habercisi gibiydi. Motorda görevli personel çocuğa bağırarak “ evladım ortalıklarda gezme otur bir yerde, hava lodos düşeceksin korkuyorum “ dedi ve çocukla birlikte motordaki tüm yolcular görevliye baktı. İşte sizin güvenli dediğiniz yolcu motoru ve görevlisinden itiraflar.
 
3)    Bir de sürekli bu yolcu motorlarının 400-600 kişi kapasiteli 40 mt civarında olduğuna değiniyorsunuz. Bu bilgi ile de vatandaşları yanıltmayın lütfen. Yaz ve kış toplam yolcu sayısı belki 600 olabilir. Ancak malumunuz kış mevsiminde kapalı alanda yolculuk edilir ve bu motorların en büyüğünün bile kış yolcu adedi ortalama 350-400 arasında, 600 ü nereden çıkardığınızı bilemiyorum.
 
4)    Bir diğer konu; ilerleyen günlerde sertleşecek olan hava şartları nedeni ile, motorların sefer alırken oldukça fazla dalga alacağı ve baş üstü güverteleri ile yanyol kamara sokaklarının bu  dalgalardan oldukça ıslanacağıdır. Eğer ayağınızda spor ayakkabısı yoksa ve biraz da aceleniz varsa maazallah kayıp düşmeniz an meselesi. Bir de özellikle sabah saatlerindeki seferlerde, motorun kapalı kısmında büfelerden gelen ağır tost kokularına dalgalardan ötürü sallanmayı ekleyince varın gerisini de siz düşünün.
 
5)    Son olarak da, gönderdiğiniz açıklamalarda Adalar arası ücretsiz ulaşım imkanının tarafınızdan sağlanmasının, iyi niyetli ve  kamu yararı gözeten bir uygulamanın somut  göstergesi olduğunu belirtmişsiniz. Adalar arası ücretsiz geçiş imkanını, belli saat aralığı ve belli günlerde sağlamış olmakla adalılara iyi niyetinizi mi kanıtlamış oluyorsunuz? Yoksa sadece bir adada ikamet edip diğer bir adada çalışanlara mı şirin görünüyorsunuz ? Eğer bu uygulamayı gün ve saat kısıtı getirmeksizin her daim yaparsanız, o zaman iyi niyetinizin tüm adalıları kapsadığına inanılabilir.
 
Kaygılarımla,

Nurdan KAZAK

…………………………………………………3

From: ASLI TOLUN
Subject: mapur
Date: October 22, 2009 12:25:08 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayın İlgili:
 
Ciddi bir şikayet dilekçesini keşke İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kuruluna gönderseniz. İnternetten de kabul ediliyor.
Saygılar,
 
Dr. Aslı Tolun
Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü
Boğaziçi Üniversitesi

…………………………………………………4

From: NUR ÇAKMAK
Subject: Re: hrgl_grubu: İDO’dan Jet Açıklama Geldi
Date: October 22, 2009 1:37:32 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

BUNAMIŞ ve APTAL ADALILAR!

Her pozisyondaki İDO yetkililerini tebrik edip alnından öpüyorum! Adalıları bunak ve aptal yerine koydukları için… Bravo doğrusu, insan yaşamının söz konusu olduğu bir hizmet sunan, üstelik de başında doktoralı bir gemi mühendisi olan bir kuruma da böyle tamamen zanna dayanan bir açıklama yakışırdı doğrusu… Ne yapalım? Hep beraber alkışlayalım :((

AKP’nin seçimde kazanamadığı Adalar halkına böyle bir cezayı uygun gören anlayışı, kendi çıkarları gereği, kamu hizmetine yeğ tutan tüm yetkililere yazıklar olsun! Üstelik de bunu yaparken hakaret etmeyi de; [(“70’li yıllarda yaşamamış” oldukları için) henüz bunamadıklarından olsa gerek unutmadan] yapabilme cüretini gösteriyorlar! Utanmayana söyleyecek sözümüz yok! İnsanlardan utanmayan, Allahtan da utanmıyor demektir değil mi?..

Allah onları nasıl biliyorsa öyle yapsın ama bu ucuz açıklamayla kurtulamayacaklarını da bilmeliler.

Nur Çakmak

From: NUR ÇAKMAK
Subject: Eski Zamanda ADALAR
Date: October 24, 2009 2:34:50 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Eski Zamanda ADALAR
 
Gelişmişliğin ve insana verilen değerin simgesi olan motorları, vapurlar yerine Adalıların hizmetine sunan İDO yetkililerine nostaljik bir foto. O yıllarda İDO’nun sefere koyduğu motorlardan büyük vapurlar Büyükada, Sedef Adası ve Yörükali arasında yalnızca yaz aylarında çalışırlardı. Çünkü yaz aylarında hava koşulları daha iyiydi ve bu nedenle olabilecek bir kaza ihtimali neredeyse yoktu. Yaptıkları basın açıklamasında zanna dayalı olarak; “şikâyette bulunan yolcularımız 1970’li yıllarda Üsküdar– Beşiktaş hattında çalışan eski motorları hatırladıklarından böyle bir benzetme yapmış olabilirler,” diye aptallık ve bunaklık atfettiği biz Adalıların, neyi hatırladığımızı göstermek adına İDO yetkililerine ithaf ediyorum!

http://www.facebook.com/inbox/readmessage.php?t=1229347183667

İDO’dan Jet Açıklama Geldi

İDO’nun Haber50.com’a yaptığı açıklama metni;

İDO olarak et ve tırnak gibi gördüğümüz Ada ve vapur ikilisinin daha uzun yıllar sorunsuzca birlikteliklerini sürdürebilmeleri için özellikle kış sezonunda düşük yolcu sayısına göre yaptığımız düzenlemenin gerekliliğini size rakamlarla göstermek istiyoruz.  

2008 yılının kış döneminde günlük ortalama 108 yolcu taşınırken,

Bu yıl bu sayı günlük 95’e kadar düşmüştür.

Bu hattın yıllık zararı 7.4 milyon TL’dir. 

İDO filosunda birçok deniz vasıtası mevcuttur ve bu araçlar planlı bir şekilde yolcu sayıları ve deniz şartlarına göre optimize edilir. Kamu yararını gözetmek bu hassasiyetle mümkün olabilir. Bostancı – Adalar hattında da sefer başına ortalama 90 ile 100 yolcu olduğuna göre vapur ve motorların birlikte sık sefer yapması daha yararlıdır. Sabah ve akşam en yoğun saatlerde bile iskelemizde bulunan elektronik sayaçların gösterdiği rakam 200’ü geçmemektedir. Kaldı ki, bu hatta çalışan teknelerin yolcu kapasiteleri 400 ila 600’dür. Bu motorlar son teknoloji ile üretilmiş 40 metre üzerinde büyük teknelerdir. Denizcilik Müsteşarlığı tüzüklerine uygun Kaptanından Çımacısına kadar gereken ehliyete sahip donatım belgeli klaslı teknelerdir. Her biri deniz otobüslerimiz ve vapurlarımız kadar konforlu ve güvenlidir. Yaz ve Kış aylarına uygun hava ve deniz şartlarında rahatlıkla çalışabilmektedirler. Zannediyoruz ki, şikayette bulunan yolcularımız 1970’li yıllarda Üsküdar – Beşiktaş hattında çalışan eski motorları hatırladıklarından böyle bir benzetme yapmış olabilirler, şu an bizim haliç ve boğaz hattında İDO adına çalışan ve şimdi Bostancı – Adalar hattında hizmet veren tekneler kriterlerimize ve kalite anlayışımızla tamamen örtüşen doğru teknelerdir. 

Eminönü – Kadıköy, Üsküdar, Çengelköy, Haliç Hattı, Boğaz hattı vb. yüzlerce hattımızda günde 1300 sefer yaptırarak ulaşımlarını sağladığımız yolcularımıza kalite ve işletme başarı ödülleri ile taçlandırdığımız özverili ve hassas bir hizmet sunuyoruz. Ayrıca bunun yanında hiçbir hatta göstermediğimiz ayrıcalığı Adalar arası ÜCRETSİZ yaparak Ada halkına verdiğimiz değeri ortaya koyuyoruz. 

Kış tarifesiyle başlattığımız uygulama için Adalar hattında yapılan saha araştırmasında yolcularımıza ‘seferlerin arttırılarak vapur yerine yolcu motorlarıyla sefer yapmayı tercih eder misiniz?’ diye sorulmuş ve ankete katılanların yüzde 76’sı olumlu yanıt vermiştir. 

Bununla birlikte Adalar yapılan İDO seferlerinin yanında alternatif teşkil edebilecek özel sektör hizmetinin de anılmasında yarar bulunmaktadır. Mavi Marmara Kooperatifi’nin Adalar’a yaptığı seferler bu hattın diğer bir ulaşım imkânını ortaya koymaktadır.

Kaynak: http://haber50.com/229225_IDO-dan-Jet-Aciklama-Geldi.html

…………………………………………………5

From: TUBA İLKMEN ŞENAY
Subject: Fwd: [hssk] İDO’dan Jet Açıklama Geldi
Date: October 23, 2009 10:13:43 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Bu açıklama mesaji [ http://haber50.com/229225_IDO-dan-Jet-Aciklama-Geldi.html ] belki size de ulaşmıştır ama ben yine de gönderiyorum.

Merak ettigim bir konu var. %76 oranında motorlara evet diyenler kim acaba? ADALAR POSTASI dahilinde bu anketten haberi olan/dolduran kimse var mı? Bu adamlar, yazın Pazar günü pikniğe gelenlere anket doldurtup sonra da o cevapları veren bizmişiz gibi davranıyor ya, en çok buna dayanamıyorum.

Adalar’da eski güzel günlerin geri gelmesinin ümidiyle,

Sevgiler,

…………………………………………………6

Haber 34, 21.10.2009 14:57

http://www.haber34.com/mapur-degil-vapur-istiyoruz-15884-haberi.html

Mapur Değil, Vapur İstiyoruz!

24 Eylül 2009 tarihinde sona eren İDO Yaz Saati Uygulaması`nın [?!] ardından Bostancı-Adalar seferlerini yapan vapur sayısının azaltılması ve yerine motor seferleri konulması üzerine Adalar halkı, “Mapur değil, vapur istiyoruz” diye imza kampanyası başlattı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Deniz Otobüsleri yaz tarifesinin sona erdiği 24 Eylül 2009 tarihinden sonra, hiçbir uyarıda bulunmaksızın Bostancı-Adalar seferlerini yapan vapur sayısında kısıtlamaya giderek, vapur yerine motorlar koydu. Seyir ve can güvenliği nedeniyle motor istemediklerini belirten Adalar halkı, seslerini Büyükşehir Belediyesi ve İDO`ya duyurmak adına “Mapur değil, vapur istiyoruz” diye imza kampanyası başlattı.

…………………………………………………7

From: KENAN YÜKSEL
Subject: basın açıklaması
Date: October 21, 2009 8:43:36 AM EEST
To: adalarpostasi@gmail.com

“ADALAR-BOSTANCI VAPURUMU VERMİYORUM!” platformunun tüm Adalar’da yapacağı etkinliklere,  ADALAR POSTASI grubunun da katılacağını ümit ediyoruz. Her adada ayrı ayrı ve özellikle 25 Ekim 2009 Pazar günü Büyükada İskele Meydanı’ndaki basın açıklamasına tüm Adalılar’ın katılmasını istiyoruz ve bekliyoruz.
Saygılarımızla,
Kenan Yüksel

ADALAR-BOSTANCI VAPURUMUZU VERMİYORUZ!

Bilgi ve imza için tüm Adalıları bekliyoruz!

Büyükada- Yıldızlar Kahvesi önü 20 Ekim 2009 Çarşamba 12:00
Heybeliada- Denizatı Kahvesi önü 20 Ekim Çarşamba 14:00
Burgazada- Atatürk Meydanı 21 Ekim Perşembe
Kınalıada- Perşembe Su Ürünleri Kahvesi 13:00

BASIN AÇIKLAMASI

25 Ekim 2009 Pazar 12:30

Büyükada İskele ve Atatürk Alanı

Tüm Adalılar’ın ve Basın’ın katılımıyla…

“ADALAR-BOSTANCI VAPURUMU VERMİYORUM!” PLATFORMU

…………………………………………………8

From: HANDAN ALTINELLER
Subject: İskele meydanındaki imza kampanyası..
Date: October 21, 2009 7:31:43 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Bugün Ada’ya giderek öncelikle topladığımız imzaları Kâzım Bey’den alarak, Muhtar Rafet Bey’e imzaların arzuhal kısmından asla ayrılmadan muhafaza edilmesi isteğimizi şart koşarak teslim ettim. Daha sonra iskelenin karşısında Yıldızlar Kahvehanesi’nin önüne kurulmuş masalarda imza kampanyası çalışmalarına baktım. Maden ve Nizam mahallesi muhtarları ve çoğunluğu kadınlar olmak üzere 40-50 kadar insan vardı ki gerçekten sevindirici idi. Orada tekrar kampanya için imza aldılar gelen geçenden. Bence artık bir kişi sanırım 4 kere filan imza verdi. Dondurmacıların arasına da yukarıya Adalılara çağrı pankartı asılmış ki iskeleden her çıkan görebiliyor… Bu çalışmaları yarın da Burgaz ve Kınalıada’da tekrarlayacaklarmış ve Pazar günü de yine iskele meydanında Basın eşliğinde —tabii gelirlerse— bir toplantı düzenleyeceklermiş. Çektiğim bir kaç fotoğrafı da gönderiyorum…

Sevgilerimle,

Handan

“ADALAR-BOSTANCI VAPURUMU VERMİYORUM!” diyenler 20 Ekim 2009 Çarşamba 12:00’de Büyükada- Yıldızlar Kahvesi önündeydi…

…………………………………………………9

From: ADALAR POSTASI
Subject: şimdilik 1138 imza da ADALAR POSTASI’ndan…
Date: October 23, 2009 11:54:28 AM EEST
To: CEVAHİR KARABULUT
Cc: AVNİ KURTULDU, KENAN YÜKSEL, HANDAN ALTINELLER

Sevgili Cevahir Hanım,
Geçen gece Yasemin Sönmez’in iletisinde sizin de e-mail adresinizin görünmesi üzerine sanal alemde de olsa en nihayetinde tesadüf etmişliğimize pek bir memnuniyetle derhal size “ADALAR POSTASI’na hoşgeldiniz!” mektubu yolladık zira nicedir size POSTA’yı ulaştırmak arzusundaydık. Sizden de sanırım adresinize gönderilmesini ifade eden bir cevap gelmiş derken o gün bu gün türlü hengamede iki satır olsun yazacak fırsatı bulamadım. Sağlık sıhhat keyif ve afiyette olduğunuzu umarım. Adalar’da imza rekoru kırdığınızın da güzel müjdesi ulaştı POSTA’ya! :) Elinize emeğinize yüreğinize sağlık vesselam…

Şehir Hatları Vapurları’nın Kış Tarifesi’ne geçtiği 24.9.2009 Perşembe günü —ilgili tarifede bu minvalde herhangi bir ibare yer almamasına rağmen— vapurlarımızın yerine sefere konulan seyir dolayısıyla da yolcularının can güvenliği bulunmayan o uyduruk motorlarla değil emniyetli vapurlarımızla yolculuk etme hakkımızı aramak üzere ilkin resmi başvuru gereğiyle [bildiğiniz üzere ilgili arzuhal şu adreste: http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/10/adalar-postasi-2318-ne-yazik-ki-tek.html%5D 26.9.2009 günü ADALAR POSTASI aracılığıyla başlatılan “Adalara mopur değil vapur istiyoruz!” kampanyasına toplanan imzalar zaten gün aşırı “bombardıman”la ilgisiz ilgililer, sorumsuz sorumlular yanı sıra doğrudan ilgili olan Adalar Kaymakamlığı ve Adalar Belediye Başkanlığı’na da Cc olarak gönderilmekte hemzamanlı olarak da ADALAR POSTASI’nda yayımlanmaktadır.

Toplanan tüm imzaların “Adalar-Bostancı Vapurumuzu Vermiyoruz!” Platformu’nda biraraya getirilmesi çerçevesinde ADALAR POSTASI aracılığıyla “Adalar’a mopur değil vapur istiyoruz!” başlıklı arzuhal altında 22 Ekim 2009 Perşembe günü 21:55 itibariyle toplanan 1138 imza…”* nın da [ekte word ve e-mail formatında] ilgili dilekçe metninden ayrılmadan diğer imzalarla biraraya getirilmesi hususunu önemle rica ederiz.

Ada sahillerinden selam ve sevgiyle…

ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

* İmzalar gelmeye devam ediyor. Güncellemeleri ADALAR POSTASI aracılığıyla takip edebilirsiniz.

…………………………………………………10

From: AYŞEN ERTÜR
Subject: ADALAR POSTASI-2328: dini imani para olan cigeri bes para etmezler, heybeliada’nin da cigerini yakti zaar!
Date: October 24, 2009 12:28:29 PM EEST
To: Undisclosed-Recipient:;
Cc: adalar.postasi.1@gmail.com

1. Valla, ben 21 Ekim günü Ada’ya gittim, hem kendi adıma, hem de annem adına listeye imzayı bastım.
Motorla gitmekte bir sakınca yok. Adına vapur deyip sefere motor koymakta var, ama.
 
İDO şu anda (nasıl olsa kış ya, sesini fazla çıkaran olmaz ya), Bostancı vapur seferlerinin bir kısmını vapur yerine motorculardan kiraladığı motorlarla yapıyor.
 
Ben motora binerim, bebeği, puseti olan, koltuk değnekli olan binemez. İskele müsait değil. Motorlarda radar yok, vapurlarda var. Kışın karayeli var, lodosu var, sisi var. İDO’nun iki alternatifi var. Öyle havalarda motorla yaptıkları seferleri iptal etmek (nasıl olsa tarifelere yazdıkları kurallar gereği onlar soumlu değil iptal edilen ya da geciken seferlerden, herhalde sen, ben sorumluyuz!), ya da seferi yapıp da motor devrilir ya da batarsa, kabahati doğaya ya da allahu tealaya yıkmak!
 
Yaza bir motor/bir vapur seferi yerine, bir motor/bir kayık, gelecek kışa da bir kayık/bir simit sistemi bekliyorum. Ertesi yaz da, herkes yüzerek gidip gelecek kadar işi ilerletmiş olur herhalde :)
 
2. Sanatoryuma gelince: Bundan sanırım 3 yıl önce, “hastanemizi geri istiyoruz” gösterisi yapılmasına karar verildi. Kış günü gene kalktım, gittim. İskelede görüp konuştuğum kimsenin haberi yoktu. Ayaküstü 5-6 kişi toparladım. Hastanenin önünde 100 kişi bile yoktuk. Onların da ancak 15-20 tanesi Adalı’ydı. Geri kalanlar, duyup gelen, gayret gösteren muhtelif sivil toplum örgütü elemanlarıydı.
 
Bu yıl, Belediye Başkanlığı seçimini kazanan eski kaymakam, Sağlık Bakanlğı’na başvurup, Hastane’nin Belediye’ye devrini istemiş. Belediye’nin Hastane’yi işletebileceğini söylemiş. Belki alır!
 
Ada’nın sorunlarını duyurma açısından sorunları var. Daha kendi aramızda duyurmayı beceremiyoruz, nerede kalmış başkalarına duyurmak. Biz sorunlarımıza sahip çıkmadığımız sürece de, birileri gelip tepemize biner, ne hastane kalır, ne vapur. Zaten Adalar/Yalova seferlerini de (bir sabah/bir akşama inmişti zaten), kâr etmedikleri gerekçesiyle iptal etmişlerdi. Yakında, geçen yüzyıldaki gibi Ada’da kendi buğdayımızı, hayvanımızı yetiştirip, Marmara’da kalan bir avuç balığı avlayarak biz bize yaşamaya başlarız. Ben de bahçenin gönderine uygun bir bayrak çekip kendi cumhuriyetimi ilan ederim. Sen sağ, ben selamet :)
 
Ayşen ERTÜR

…………………………………………………11

From: ARİF KIZILDAĞ
Subject: (°:°) Adalar Bostanci vapurumuzu vermiyoruz !!!
Date: October 23, 2009 2:39:16 AM EEST
To: Undisclosed-Recipient:;

 
http://www.burgazada.org/ziyaretci.asp

Adalar Bostancı vapurumuzu vermiyoruz

25 Ekim Pazar günü 12:30’da, dört adanın halkı “Adalar Bostancı vapurumuzu vermiyoruz” demek için Büyükada’da toplanıyor.

Basının ilgi göstermesi için yoğun çaba harcandı. Eğer o gün az sayıda insan olursak bu, Adalar’a üvey evlat muamelesi yapan basının, çıkacak yeni sorunlarımıza da ilgisiz kalacağının habercisi olur. Gelecek için bugünü atlamayalım. Pazar günü Büyükada İskelesi’nde buluşalım.

Organizasyonu düzenleyen “Adalar Bostancı vapurumu vermiyorum platformu”. Platformun herhangi bir siyasi parti ya da örgütle bağının olmadığını özellikle belirtmek isterim. Elbet buradan paye çıkarmak isteyen gruplar çıkabilir; lakin Adalar halkına yapılan son seçimlerin malum sonuçları nedeniyle tamamen siyasidir. Ama iki fil kavga ederken altta ezilen bir kez daha biz oluyoruz, en azından buna sesimizi çıkaralım.

Bugün bildiriyi az çok gördüm. Motorların özellikle yaşlılar ve engelliler için iniş-biniş zorluğu ile bütün herkes için olan güvensizliğinden bahsedilmiş. Talepler kısmında ise alternatif olarak motor seferlerinin devam etmesi ama İDO’ya bağlı iskelelerden eskisi gibi sadece vapurların —sefer sayıları artırılarak— devam etmesi var.

Pazar günü Büyükada İskelesi’nde görüşmek üzere.

Dionisos
22 Ekim 2009 13:03

…………………………………………………12

http://www.burgazada.org/ziyaretci.asp

BOŞ LAFLARA KARNIMIZ TOK…

Çok değil 1972’den beri Burgazadalı’yım. Daha Adamız’da İSKİ bile yoktu, gemilerle su gelir sıraya yazılır sarnıçlarımızı doldururduk. Kanalizasyon yerine (foseptiklere) giderdi pis sularımız. Nüfus kışın daha da azdı, kara kışlar evimizden dışarı çıkmamıza mani olurdu, korkunç lodoslar olur, gemilerin alt baş tarafın pencerelerine saç kapaklar konur öyle seferler yapılırdı. Dalgalar bir taraftan girer öteki taraftan çıkardı, ama seferler iptal olmaz az da olsa gecikirdi. Ekspres seferi tabir ettiğimiz (BAHÇE) gemilerde barlar bulunur her türlü alkolü içki satılırdı, kimse kimseye sataşmaz, efendi efendi içkisini içerdi… NEDEN!!! Önce Akbil doldurma otomatik makineleri kaldırıldı, Yalova seferleri iptal oldu, barlar yok, cahil bir halkı kumanda eder gibi devamlı gıcık anonslar yapılıyor (çocuğunuzun elini tutun, iskele verilmeden atlamayın v.s.) yok kameralarla rotkenlenmeler, sanki hepimiz sabıkalı suçlularız. Bir de güvenlik personeli, ne işe yarıyorlarsa maaş almaktan başka… Seferlerin bilet fiyatı yükselirken hızları neden yavaşlıyor? Şimdi de motorlar yakında alamanalarla sefer yaparız, havamızdan da geçilmez. İDO EN FAZLA HİZMETİ YAPIYOR… EN FAZLA PARAYI DA ALIYOR ZATEN!! İDO yetkilileri akıllı olun bu yaptığınız hizmet değil, kâr amaçlı halkı sömürmektir… Dünyada birinci imiş::)))) Kardeşim paraları zaten peşin alıyorsunuz (Akbil’den) seferleri istediğiniz gibi yapıyorsunuz, deniz otobüsü nedense bazen ÖZEL kişileri bekliyor?????? Hatta kalktıktan sonra tekrar yanaşıp alıyor???? Kim oldukları tiplerinden belli… TV zaten malum 24 kanal devamlı propağanda… BİZLER DE KOYUNLAR!!! Elimiz mahkum sanki size, yat kalk sürün misali… İDO yetkilileri okurken güleceksiniz ama unutmayın SON GÜLEN İYİ GÜLERMİŞ yavaş yavaş suyunuz kaynamaya başladı… GEMİLERİMİZİ GERİ VERİN, BİZE GEREKEN HİZMETİ VERİN, İNSAN TAŞIYORSUNUZ UNUTMAYIN. ÇAĞA AYAK UYDURUP SÜRATLİ GEMİLER KOYUN 50 SENE EVEL ADA’YA 1 SAATTE GELİYORDUK, ŞİMDİ DAHA GEÇ GELİYORUZ…
Saygılar,

ADANIN TEK BAYKUŞU!!
17 Ekim 2009 18:01

…………………………………………………13

Radikal, 24.10.2009
Funda Özkan

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=960828&Yazar=FUNDA%20%D6ZKAN&Date=24.10.2009&CategoryID=101

[…]

Bir kez daha vapur eylemi

İstanbul’un ‘sembolü’ vapurları, İDO işletmeden kaldırıp, yerine kapalı kutu feribotları devreye alacak diye daha önce eylemler yapılmıştı.

‘Adalar-Bostancı Vapurumu Vermiyorum Platformu’ bir kez daha bu pazar günü Büyükada’da eylem yapacak.

Diyorlar ki: “Kış tarifesinin başlaması ile İDO, ön açıklamaya bile gerek duymadan Bostancı-Adalar hattı Şehir Hatları İskeleleri’ndeki seferlerinin bazı saatlerinde vapur yerine yolcu motorlarını çalıştırmaya başladı.

En kısa mesafenin 35 dakika sürdüğü ve önümüzdeki günlerde bizi bekleyen kötü hava koşulları dikkate alındığında bu hattaki yeni uygulama ile motorla yolculuğun tek seçenek haline gelmesi engelliler, yaşlılar, tek başına  okullarına giden öğrenciler başta olmak üzere tüm ada halkını huzursuz etmiştir.”  

[…]

…………………………………………………14

From: İ. CEM YENİGÜL
Subject: RE: ADALAR POSTASI-2329: yanginin kundaklama sonucu ciktigi… sanatoryumun harab, evrakinin kul velhasili yaziklar oldugu…
Date: October 22, 2009 1:28:26 PM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Evet, Mopur degil VAPUR istiyoruz…
Eski Sanatoryum binasının bir takım AKP yandaşlarına üç kuruşa verilmesi yetmiyormuş gibi, şimdi de üniversite olmasın-olamasın diye garip girişimler var, yazıklar olsun…

…………………………………………………15

From: İSTANBUL ADALARI KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA DERNEĞİ (İAKTVKD)
Subject: ADALAR KAMU OYUNA
Date: October 21, 2009 1:27:20 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Derneğimiz, Heybeliada Kablo Mevkii’nde olmaması gereken inşai bir faaliyete şahit olmuş ve

1. olarak Adalar Kaymakamlığı’ndan
2. olarak Adalar Belediyesi’nden
3. olarak Adalar Orman İşletme Şefliği’nden, mahallin mesul ve salâhiyet sahibi resmi birimleri olmaları itibariyle bilgi istemiştir.
4. olarak da İlçemiz’den ayrıca sorumlu V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nden de bilgi taleb edilmiştir.

Bugüne kadar istemiş olduğumuz bilgilere, İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun dışında, bölgeden sorumlu ve yetkili 3 birimden de cevap alınmamıştı. Bu kere Adalar Orman İşletme Şefliği hariç, Adalar Kaymakamlığı ve Adalar Belediyesi dilekçelerimize eksik de olsa cevap vermişlerdir.

V Numaralı Koruma Kurulu’nun verdiği bilgilerden ise; Adalar’ın 1/5000 ölçekli Nazım İmar Pılânı’nda “DOĞAL SİT ALANI SINIRLARINDA ORMAN SAHASINDA” kaldığını ve Adalar Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Bölge Kurulu’na yolladığı 13.07.2009 tarih 775 sayılı dosya ile de durumdan haberdar olduğu anlaşılmaktadır.

İmar pılânlarında yapılaşmaya kapalı olduğu görülen bu yerde yapılan binanın, resmi yazışmaların seyrinden kaçak olarak yapıldığı ve zımnen de korumaya alındığı anlaşılmaktadır.

Adalar Kaymakamlığı’na Kıyı Kanunu’nun 15. maddesi mucibince kaçak inşaat hakkında Kaymakamlıkça bir muamele başlatılmış mıdır sualimize, verilmesi icab eden cevab eksik verilmişdir.

Adalar Belediyesi ise kaçak olarak başlandığı ayan olan yapı hakkında taleb ettiğimiz sualleri kısmen cevaplayıp “Belediyemizce tasdik edilmiş bir puroje ve ruhsat mevcut değildir,” diyerek yapının dosyalarını V Numaralı Koruma Kurulu’na gönderdiklerini 6.10.2009 tarih 1463 sayılı yazılarıyla ikrar ve takrir eylemişlerdir.

Hâl bu ki: Aşağıya çıkardığımız Kıyı Kanunu’nun 15. maddesinin son paragrafı mucibince işaret edilen Kaim makam’dan gerekli cevabı almaklığımız gerekirdi.

Keza, Kıyı Kanunu’nun aynı maddesinin son paragrafında “ilgili kanunlarda belirtilen makamların yetkileri saklı kalmak üzere,…” diyerek diğer yetkili makamlardan olan Adalar Belediyesi de SİT sahalarının yağmalanmasına, ormanlarımızın kemirilmesine adeta seyirci kalarak İmar Kanunu’nun kendilerine verdiği görevleri ihmal etmektedirler!.. İmar Kanunu’nun 32. maddesine göre işlem yapması icab ettiği halde, nedense ap açık maddeyi görmezden gelme yolunu seçmiştir.

İstanbul V Numaralı Koruma Bölge Kurulu 1676 sayı 29.09.2009 tarihli yazılarıyla Adalar Belediyesi’ne 2863 sayılı Yasa’nın 9. maddesi uyarınca ne yaptığını sormakta ve acil olarak onlar da derneğimiz gibi bilgi taleb etmektedir.

İSTANBUL ADALARI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA DERNEĞİ amacı doğrultusunda adaların SİT değerlerini korumada kararlı olup bilgi ve belgelerini saygıdeğer Adalılar’ın nazar-ı dikkatlerine saygıyla arz eder.

İMAR KANUNU’NDA BELEDİYEYİ SELAHİYYETLİ KILAN MADDELER

Yapı ruhsatiyesi:
Madde 21 – Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden (….) (1) yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.
Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaz.
Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir.
Belediyeler veya valilikler mahallin ve çevrenin özelliklerine göre yapılar arasında uyum sağlamak, güzel bir görünüm elde etmek amacıyla dış cephe boya ve kaplamaları ile çatının malzemesini ve rengini tayin etmeye yetkilidir. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olan yapılar da bu hükme tabidir.

Kamuya ait yapı ve tesisler ile sanayi tesislerinde ruhsat:
Madde 26 – Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak veya yaptırılacak yapılara, imar planlarında o maksada tahsis edilmiş olmak, plan ve mevzuata aykırı olmamak üzere mimari, statik, tesisat ve her türlü fenni mesuliyeti bu kamu kurum ve kuruluşlarınca üstlenilmesi ve mülkiyetin belgelenmesi kaydıyla avan projeye göre ruhsat verilir.
Devletin güvenlik ve emniyeti ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekat ve savunması bakımından gizlilik arz eden yapılara; belediyeden alınan imar durumuna, kat nizamı, cephe hattı, inşaat derinliği ve toplam inşaat metrekaresine uyularak projelerinin kurumlarınca tasdik edildiği, statik ve tesisat sorumluluğunun kurumlarına ait olduğunun ilgili belediyesine veya valiliklere yazı ile bildirdiği takdirde, 22 nci maddede sayılan belgeler aranmadan yapı ruhsatı verilir.
(Üçüncü fıkra iptal: Ana. Mah. 11/12/1986 tarih ve E. 1985/11, K. 1986/29 sayılı Kararı ile.)

Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar:
Madde 32 – Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (…) (3) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.
Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.
Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.
Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.
Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.

KIYI KANUNU’NDA MAHALLİ MÜLKİ AMİRİ SELAHİYYETLİ KILAN 15. MADDE

Madde 15 – (Değişik: 23/1/2008 – 5728/466 md.)

Kıyıda ve uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engelleri oluşturanlara ikibin Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Ayrıca oluşturulan engellerin beş günden fazla olmamak üzere belirlenen süre zarfında kaldırılmasına karar verilir. Bu süre zarfında engellerin ilgililer tarafından kaldırılmaması halinde, masrafı yüzde yirmi zammıyla birlikte kendilerinden kamu alacaklarının tahsili usulüne göre tahsil edilmek üzere kamu gücü kullanılmak suretiyle derhal kaldırılır. Kabahatin tekrarı halinde, ceza üst sınırdan verilir.

Birinci fıkrada sayılan yerlerden kum, çakıl alanlara üçbin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Birinci fıkrada sayılan yerlere moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atık ve artıkları dökenler, atılan veya dökülen maddenin niteliğine, çevreyi kirletici ve bozucu etkisine göre Türk Ceza Kanunu, Kabahatler Kanunu veya Çevre Kanunu hükümlerine göre cezalandırılır.

Yukarıdaki fıkralarda sayılan fiillerin kıyının doğal yapısını bozacak bir etki meydana getirmesi halinde, daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı
takdirde, failleri hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Birinci fıkrada sayılan yerlerde ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapı yapan kişilere Türk Ceza Kanunu veya İmar Kanunu hükümlerine göre verilecek ceza bir kat artırılır.

İlgili kanunlarda belirtilen makamların yetkileri saklı kalmak üzere, bu maddede belirtilen idarî yaptırımlara karar vermeye mahalli mülki amir yetkilidir.


…………………………………………………16

From: FATMA SAFVET ÖZDİL
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2329: yanginin kundaklama sonucu ciktigi… sanatoryumun harab, evrakinin kul velhasili yaziklar oldugu…
Date: October 21, 2009 1:48:28 AM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Merhabalar,

Yangının olduğu gece akşam 22 gibi işten eve dönmüştüm. Türkiye’de neler oluyor diye, burdan izleyebildiğim birkaç kanaldan biri olan Kanal 24’ü açtım ve ekrandaki ilk görüntü Ada’daki Sanatoryum’un alev alev yanışıydı. İçim acıyarak ekrana bakakaldım. Daha bir kaç hafta önce, mezarlık ziyaretimden sonra kücük turdan Çam Limanı’na doğru bakarken yanımdaki arkadaşlarımla ‘bu sene Sanatoryum’un plajı dediğimiz yerin ihaleyle işletmeye açıldığını, sıranın Sanatoryum’a geldiğini ve inşallah bu bınanın başına bir çorap örülmez’ diye konuşmuştuk.
Ne diyebilirim… gecmişle bağlari sadece resmi tarih çerçevesinde savaşlar ve kahramanlıklara hapsedilmiş bir halkız, çok kolay yokedebiliyoruz ve hep unutmayı yeğliyoruz. Ne yaşadığımız yerler ne gerçek tarihimiz ilgilendiriyor çoğumuzu…

……………….

Bu sene bir arkadaşım sayesinde küçücük bir adayla tanıştım. Kardeşi bu adada oturduğu için yaz tatilinin bir bölümünü bu adada geçirmiş. Söz konusu olan bu sirin ada Koyun Adası (Sheep Island). Hemen internette araştırmaya giriştim ve Ada’nın web sayfasını buldum, size de gönderiyorum.
http://www.koyunadasi.net

Uygun görürseniz blogda bu Adayı da tanıtabiliriz. Hani diyorum bir gün Adalarımızın gidişatından umudu kesersem belki bir yolunu bulup bu Ada’ya göçmen olurum.

………………

yaşadığımız yerlerin tarihi demiştik…

Blog’daki Sivriada ve Oxeia Manastırı’na ilişkin koyduğunuz bilgileri görünce ben de daha önce araştırırken elime geçen bir kaç paragrafı size göndermeyi düşündüm.

Sivriada (Greek: Okseia) currently is deserted. The island was often used by the Byzantine clerics as a distant place for peaceful worship, and by the Byzantine emperors as a convenient prison to detain prominent people whom they deemed troublesome. The first famous person to be imprisoned on the island by the order of emperor Nikephoros was Platon, the uncle of renowned cleric Theodoros Stoudites, for publishing books of pagan antiquity. Other famous people who stayed on the island for religious and political reasons were Gebon, Basileios Skleros, Nikephoritzes (the close servant of Michael VII Ducas), Patriarch John of Constantinople and Patriarch Michael II of Constantinople. The graves of those who died on the island during the Byzantine period can still be seen today.

The ruins of a Roman settlement and a 9th century Byzantine monastery can still be seen on the shore, close to the fishermen’s shelter, a small wharf which is often used by yachts. The most important buildings on the island were built in the 9th century AD, including a church, a chapel dedicated to religious martyrs, a monastery on the eastern end (with its walls still seen today) and a cistern in the center of the island (a part of which can still be seen.)

yine J. M. Hussey’in ‘The Orthodox Church in the Byzantine Empire’ adli çalışmasında da şöyle bir bölüme rastlıyoruz:
….
Surviving evidence points to a conflict between the vested interests of Emperor and higher clergy, with the Patriarch and metropolitans opposing the Emperor and the high office-holders of the Great Church. According to the critic John Oxites there was little to choose between any of these and his outspoken views afford a salutary corrective to the uninhibited praise which Anna Comnena gives her father. John V Oxites, Patriarch of Antioch (1089-1100), was a friend of the Patriarch of Constantinople, Nicholas III. He left his see in 1098 after the conquest of Antioch by the Latin crusaders and came to Constantinople, the usual refuge of clergy in exile. In 1100 he resigned his patriarchate, pleading administrative difficulties, ill health (he had gout), old age, and a desire for quiet and opportunity for study. He retired to a monastery on the island of Oxeia in the sea of Marmora.

Akilas Millas ise:

The remains of the monastery of Oxeites or Monstery St Michael the Archangel, which was abandoned by the time of the Palaiologos and Catacuzenus dynasties.

diye bir bilgi veriyor.

Aceleyle İngilizce olarak gönderdiğim, Türkçe’ye çevirmediğim için bağışlanma dileğiyle…

Ada sahillerine sevgilerimle,

Fatma Safvet Özdil

…………………………………………………17

From: emine.cigdem.tugay@gmail.com
Subject: Dogan Bey Sokak’ta surdurulen calismalara dair…
Date: October 23, 2009 1:46:03 PM EEST
To: mustafafarsakoglu@adalar.bel.tr, belediye@adalar.bel.tr, fen@adalar.bel.tr
Cc: adalarkoruma@adalarkoruma.org, adalar.postasi@gmail.com

Büyükada, 23 Ekim 2009

ADALAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’na,

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numaralı kararı uyarınca “Doğal ve Kentsel SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’ndan Büyükada, Doğan Bey Sokak’ta sürdürmekte olduğunuz çalışmalar kapsamında, Türkoğlu Sokak’tan Şemsi Molla’ya iniş istikâmetinde Doğan Bey Sokağı’nın sağ kenarındaki merdiven basamaklarının hemen sol bitişiğinde yer alan ince beton bisiklet-pazar yolunun genişletilmesinde iki renkli beton paket taşlarının kullanılacağını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

Oysa ki sözkonusu malzeme her ne kadar tüm uğraşlarımıza rağmen İGDAŞ ve İSKİ kazılarıyla tarumar olsa da Ada’da kalan son özgün toprak üzerine doğal kırma taş örgülü tarihi yol döşemesi olan sokaklardan biri olan Doğan Bey Sokağı’nın kentsel ve doğal dokusuna kesinlikle uygun değildir.

Sokak’taki iki anıtsal ıhlamur ağacının yukarıdan inerken ilkinin dibinde, malumuzun olduğu üzere tarihi boyunca su sıkıntısı çeken Adalar’da yangın da dahil türlü gereksinim halinde kullanılmak üzere 7. Daire-i Belediye tarafından sokaklara yaptırılmış olan tarihi sarnıçlardan biri bulunmaktadır.

Ada’nın evvel zaman sakinlerinden Tiraje Dikmen ve Zafer Ertaş’ın aktardığı, bu sokağın vaktiyle iki yanında beton merdivenlerin de aslen olmayıp yaklaşık 5 metre arayla ince beton basamak silmelerinin set görevi gördüğü, bu basamaklar arasında toprakla birlikte doğal taş kırma yol örgüsünün bulunduğu ve doğal bitki örtüsünün de yarıdımıyla toprağın kaymasına engel olunduğudur. Kentsel dokuyla uyumlu bir şekilde ormana yani doğal dokuya doğru, sonradan yapılan merdiven basamaklarının yükseklik farkı ve dikliğinin getirdiği tırmanma güçlüğünün aksine gayetle kolay bir eğimle yeşillikler içinden çıkılırmış.

Halbuki İGDAŞ ve İSKİ kazılarında kırılan set görevi gören bu ince silme basamakların yok edilmesinin ardından, bu yaz sonuna doğru TELEKOM’un da telefon kablolarını yer altına döşenecek bir borudan geçirmek üzere kazı yapabilmesi için sokaktaki doğal bitki örtüsü yanı sıra komşuların ektikleri harikulade Hodan çiçeklerinin de sökülmesi sonucu son yağmurlarda yukarıdan aşağıya inen sel suları toprak ve taşların kaymasına neden olmuştur.

Akabinde Belediyeniz’ce dikilen Zakkum ağaçlarıysa son zamanlarda Doğan Bey Sokağı’nın başına gelen hilafsız en güzel şey olup sokağın mukimleri olan bizler bu nedenle sizlere müteşekkiriz.

Ada’da kalan son özgün kentsel ve doğal sokak dokusunun da bozulmaması düşüncesiyle gayetle uygunsuz olan kalın beton bordür ve iki renkli beton paket taşlarının kullanılmadan sözkonusu beton bisiklet-pazar yolunun genişletilme çalışmasının yine yalnızca beton dökülmek suretiyle yapılması gereğini önemle arz ederiz.

Saygılarımla,

Emine Çiğdem Tugay
)O(

Büyükada, Doğan Bey Sokağı.

…………………………………………………18

From: AVEDİS HİLKAT
Subject: FW: Avedis hilkat Çalışmalarından bir Bölüm
Date: October 22, 2009 11:46:19 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

LAKERDA’nın
ANAVATANI
İSTANBUL’dur!

Lakerda İstanbullu Rumlar’dan kalan bir meze kültürüdür…

Son günlerde basında yer alan LAKERDA’nın, İspanya’nın Toledo kentinde yaşayan Behmuras adında fakir Musevi balıkçı tarafından 1326 yılında 3 çocuğundan en küçügünün Ton balığını (Orkinos) çok sevdigi için tuzlayarak keşfedilmiş olduğuna dair bir tezi ortaya atılmaktadır.

Buraya kadar her şey güzel lakin bana göre tamamen mantıksız, gerçek lakerdanın anavatanı Türkiye İstanbul’dur. Lakerda, Osmanlı’dan İstanbullu Rumlar’dan günümüze kadar gelen bir meze kültürüdür. Şimdi gelelim ispatına… Bir kere Ton balığından (Orkinos) lakerda olmaz, Ton balığı eti koyu kahve (çok kanlı) olduğundan lakerda olmaya elverişli değildir. Gelelim bizim Torik lakerdamıza… Eskilerde Torik balığı fakir fukaranın yemeği idi. İstanbul’da —yaşı 50’nin üzerinde olanlar çok iyi bilir— Torik balığı Karadeniz’de iyice beslenir yağlanır. Suların soğumasıyla göçe (Katavaşya: iniş), (Anavaşya: çıkış) başlar. İstanbul Boğazı girişi, Marmara Denizi, Adalar civarı en lezzetli halini alır ve o kadar çok tutulurdu ki neredeyse halka bedava dağıtılırdı.

1900’lerin başında Balıkhane müdürlügü de yapmış KARAKİN DEVECİYAN Efendi’nin Osmanlı’da Fransızca yazdığı Balıkçılık kitabında,
—günümüzde Türkçe tercümesi satılmakta olup Su Ürünleri Fakültesi’nin de faydalandığı bir kaynaktır—
İstanbullu Rum balıkçılar TORİK balığını tuzluyarak daha sonra da salamura yaparak (tuzlu su) tenekelerde muhafaza etmişler. (20 günde bir salamura suyu degiştirilir.)

Kışın İstanbul’un çarşılarında Beyoğlu (Pera), Samatya, Boğaz kıyıları, Kadıköy çarşı, Üsküdar, Boğaz’ın Anadolu yakası ve sair yerlerde camekânların içinde çok kuvvetli ampul ışıkları altında Torik lakerdaları ince ince özel lakerda bıçağıyla dilimlenmiş, yanında halka halka kesilmiş kırmızı soğanla süslenerek satılırdı. İstanbul’un tamamına yakın —çoğunlugu Rum ve Ermeni— meyhanelerinde ve lokantalarında yemek masasının vazgeçilmez mezesi idi. İstanbul’un sayılı lakerdacılarından Samatyalı Tekfur Usta, lakerdacı Yenof Usta, Kadıköylu Arap Burhan, Moda Koço Lokantası, Garabet Usta isimlerini hatırlayamadığım niceleri İstanbullular’ın damak tadına sunmuşlardır.

O zamanlar lakerdacıların ağızlarından düşürmedikleri tekerlemeleri: “LAKERDAM 6 Parmak” —6 parmak lakerdanın genişlik ölçüsüdür— diyerek
satarlardı. Şimdilerde bari lakerdamıza sahip çıkalım, bu yemek meze kültürümüzü başkalarına kaptırmayalım.

HABER: Avedis Hilkat
KINALIADA / İSTANBUL

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: