Gönderen: adalarpostasi | 12 Ekim 2009

ADALAR POSTASI-2324: ‘vapur’ yerine ‘mopur’a mecbur bırakılan adalılar, 14-17 ekim’deki interferry konferansı’nın kapısına dayanmalılar!

http://cgi.ebay.com/2241-Turkey-Antigoni-Burgaz-Fruchtermann-French-Levant_W0QQitemZ330344603458QQcmdZViewItemQQptZLH_DefaultDomain_0?hash=item4cea129f42&_trksid=p3286.m20.l1116

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

20 Eylül 1895 Cuma günlü Burgaz Adası’ndaki Rum Kilisesi’nin tamirini sağlamak için bir konser tertibine ruhsat itasına dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

MOPUR-KONDU AÇILIMI!
Büyükada’da Çankaya-Nizam mevkiinde
sahilde vaktiyle iskelesi olan evlere dahi
bugünkü gün iskele yapımına izin verilmezken
—misal Bahçelerönü Sokak No: 14 Tiraje Dikmen evi—
ekteki fotoğraflarda görüldüğü üzere son 3 senede 3 evreyle
en çirkin bir biçimde ada sahillerini mahveden
“mopurkondu” iskelesine nasıl olup da izin verilmiştir?
)O(

1. Evre:
Büyükada, 28/07/2007 04:11

2. Evre:
Büyükada, 6/11/2008 02:18

3. Evre:
Büyükada, 12/10/2009 11:39

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

12 Ekim 2009 Pazartesi günü
Büyükada’da HAVA DURUMU*
az bulutlu
16-25ºC
% 68-95 nem
D 12km/sa

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarınca

* * *

+
ADALAR’da NÖBETÇİ ECZANELER:

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/nobet/liste.asp?lc=1&gun=10.10.2009

Burgazada’da Bülent Ecz. 311 81 15, Büyükada’da Merkez Ecz. 382 63 92, Heybeliada’da Halk Ecz. 351 84 32, Kınalıada’da Ada Ecz. 381 14 75.

* * *
Cicely Mary Barker, The Dogwood Fairy.

* * *

1- “Adalar’a ‘mopur’ değil ‘vapur’ istiyoruz!” kampanyasına 11 Ekim 2009 Pazar günü 22:52 itibariyle toplanan 594 imza…

2- Ali Şenalp: “Sözkonusu sorunlar, siyasi parti, sınıf, kültür, dernek, vakıf vb farklara bakmaksızın tüm Adalılar’ın sorunudur. Sorun yaratana karşı güçlü bir çıkış için, sorunun muhatabı olan tüm kesimlerin birlikteliğini sağlamak doğru bir hareket tarzı olacaktır. Bu anlamda, her kesimden, geniş katılımlı bir toplantı ve bu toplantıdan “problemi ve nasıl çözüleceğini tarifleyen’ bir mutabakat çıkarmak, yapılacak ilk iş olsa gerektir…”

3- Patagonyalılar, “Adalara ‘mopur’ değil ‘vapur’ istiyoruz!” diyen Adalılara destek vererek bir yürüyüş düzenlemişler! :)

4- Tugay Kartal: “İDO’nun vapurlarından daha sık çalışıyor bu gemiler…”

5- Canan Alioğlu: “Adı ŞH-Kasımpaşa’ydı, gemi miydi neydi pek anlayamadım acaba yeni model küçük Haliç vapuru mu olacak nedir? Vapurlarımızı vermeyecektik, vermişiz ve de bu hilkat garibesi şey ile çirkin mi çirkin motorlara muhtaç olmuşuz meğer…”

6- ADALILAR! da “Vapurunu Vermeyenler!” de, 14-17 Ekim tarihleri arasında dayanmali İnterferry`nin 34. Konferansı’nın kapısına! [Ceylan InterContinental Istanbul (the conference venue)] haydi! “vapur” yerine “mopur”la yolcu taşıyan İDO’yu dünya aleme edelim rezil rüsva!

7- Haydi! Adalar’a “vapur” yerine “mopur”la yolcu taşıyan İDO’yu dünya aleme edelim rezil rüsva! Bu fırsat kaçmaz gerçi ya… Bu eylemi 2 günde nasıl örgütleriz? Kim/kimler sorumluluk alabilir? Ne? Nerede? Ne zaman? Neden? Nasıl? Kiminle?

– Oya Koca: “Bir grup oluşursa ben katılırım, oturup güzel pankartlar hazırlamak gerek. az zaman var…”

– Begüm Yavuz: “Herbirine tek tek katılıyorum. Kesinleştirmek ve yaygınlaştırmak gerekir acilen… Ben elimden ne gelirse (elbette yanınızdayım) yaparım…”

– Emine Çiğdem Tugay: “Ancak “kalabalıkları” örgütleyebilecek CHP, Belediye, Odalar misali kişi/kurumların taslak akıl fikri, acilen zikre dönüştürmesi gerek!”

– Tuba İlkmen Şenay: “Ada’daki CHP temsilcilerine bilgi verir, belediye tarafında da kulaktan kulağa yayılmasını bir nebze sağlarım…”

– Oya Koca: “Sadece şehir hatları için değil bu adamlar özelleştiriyoruz diye koskoca Karadeniz’de onlarca yıllık yolcu vapuru seferlerini tarihe gömdü. Bunların tekrar gündeme getirilmesi için ideal bir ortam,” olduğunu hatırlatıyor hepimize…

– Begüm Yavuz: “Mustafa Bey ve esi Hatice Hanım, bu toplantıyı inanılmaz organize ederler diye düşünüyorum… Avni  bey de öyle… Ben hemen bir telefon zinciri yapıyorum ve size yazıyorum…”

– Emine Çiğdem Tugay: “Kalabalıklar, eylem vesaire keşke ammavelakin organize edilemese bile Adalar Belediye Başkanı yanı sıra ilgili bir kaç zevatın kongreye katılıp sorgu-sual kısmında da olsa “bombardıman” yanı sıra kongreye bir tebliğ sunmaları İstanbul’da deniz ulaşımını içler acısı bir hale getiren —’hepimiz tayyip değil talibiz, mopura degil vapura’ yazısı bu süreci kaynak da belirterek özetlemekte— İnterferry Başkanı Paksoy’un ve İDO’nun dünya aleme rezil rüsva edilmelerinde, on parmağımızın yakalarında, soluğumuzun enselerinde olduğunun vurgulanmasında fayda var velhasılı!”

– Rezan Peya Gökçen: “Şehrimizde normal vapur seferleri mahvoldu. Bize esasında gizli saklı planlarla kabul ettirilen bu yaşam kültürümüzü dağıtma işi sonuçta bir şiddet işidir. Bir de, sorumlu şirket ve kuruluşlar kamuya hizmeti, kendilerine göre şan, şeref ve maddi kazanç peşinde, hallettiklerini sanarak, kalkmış  ‘interferry konferansı’ düzenliyor; bu toplantının programı son dakika halka yansıyor! 2000 yıllık İstanbullu bizler ‘inter’ olup gösteriş içinde dünya sahnesine fırlamaktansa ‘kendimiz’ olarak yaşamayı yeğleriz…”

– Ender Eren: “Katılırım:)))))”

8- Deniz Tüfekçi: “Bu fotoğraflara bakıp halk soracak, ‘Belediye nerede????’ Ve bir kısım zevat koro halinde ‘İşte CHP belediyesi’!!!’ Oysa işin aslı öyle değil…”

9- Avedis Hilkat: “Kınalıada Spor Kulübü 2. Amatör Lig’de şampiyonluk sözü verdi…”

10- “Taksiarkhi / Terevinthos…”

11- Gracias La Vida… Teşekkürler Hayat…

ADALAR POSTASI’nin 2324. sayısında:
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/10/2324.html

)O(

* * *

BİR de BALIK:

…………………………………………………1

From: adalar.postasi@gmail.com
Subject: interferry dahi gulecek istanbul’un deniz ulasiminin geldigi su acinasi hale: ‘vapur’ yerine ‘mopur’ niye?
Date: October 12, 2009 3:31:53 PM EEST
To: baskan@ibb.gov.tr, info@ido.com.tr, binali.yildirim@tbmm.gov.tr, hnaiboglu@denizcilik.gov.tr
Cc: adalar@istanbul.gov.tr, mustafafarsakoglu@adalar.bel.tr, adalar.postasi@gmail.com

26.9.2009

ADALAR’A
MOPUR DEĞİL
VAPUR İSTİYORUZ!

[ ilgili arzuhal şu adreste: http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/10/adalar-postasi-2318-ne-yazik-ki-tek.html ]

ADALAR POSTASI
adalar.postasi@gmail.com
htpp://adalar-postasi-guncel.blogspot.com

Emine Çiğdem Tugay, Handan Altıneller, Şirin Ünal Kahraman, İpek Yagal Gül, A. Armağan Portakal, Davut Berker, Tuba İlkmen Şenay, Pınar Örtel, Yaşar Özürküt, Recep Yarlığan, Yasemin Baran, Tugay Kartal, Arif Pırnal, Begüm Yavuz, Fethi Okyar, Selda Arkan, Pınar Turhan, Ayşe Çağlar (Prof. Dr.), Birsen Sezgün, Sasa Vasiliadiz, Selah Özakın, Aris Kyriazis, Pınar Satıoğlu, Hakan Satıoğlu, Arif Çağlar (Dr.), Gökhan Akçura, Oya Koca, Orhan Bursalı, Sara Beşkardeş, M. Cemal Beşkardeş, Ali Fuat Beşkardeş, Ahmet Can Beşkardeş, Zehra Taşman, Fatma Samiye Beşkardeş, Selma Kurdakul, Cem Ertekin, Ömer Faruk Beşkardeş, İzzet Beşkardeş, Fatma Artunkal, Mercan Bursalı, Meryem Bursalı, Nisan Özdoğan, Seza Artunkal, Akgül Baylav, Cahit Baylav, Ayşe Bilgin, Ali Bilgin, Kerem Khan, Uğraş Salman, Mehmet Selim Tugay, Canan Alioğlu, Engin Damcı, Nesrin Yazıcı, Mehmet Onaner, Muharrem Demir, İsmail Serdar Demir, Alper Dizdar, Ender Eren, Ersin Güneralp, Seda Zobaroğlu, F. Nur Çakmak, M. Berken Çakmak, Musa Çakmak, Nesimi Büyükbabani (Prof. Dr.), Melek Kızıldağ, Arif Kızıldağ, Aziz Kızıldağ, Keklik Kızıldağ, Deniz Kızıldağ, Derya Kızıldağ, Çağlar Kızıldağ, Menteş Azuz, İlkay Kurdak, Istatis Arvanitis, Kenan Yüksel, Sibel Yüksel, Sinan Yüksel, Aykut Yüksel, Gamze Yüksel, Gülsevil Tüzün, Işık Meriç, Kaya Onur, Gönül Kurtkan, Kuten Kurtkan, Alanur Kurtkan, Altuğ Kurtkan, Sezin Kurtkan, Feride Özmat, Mustafa Özmat, İsmail Özsürücü, Nevin Özsürücü, İrem Özsürücü, Berkay Özsürücü, Nirva Özsürücü, Vildan Kaçar, Mete Kaçar, Ayşe Şive, Baturer, Avni Baturer, Burcu Özgültekin, Doğan Özgültekin, Deniz Özgültekin, Ayda Arel (Prof. Dr.), Selçuk Gül, Şebnem Aksan (Prof. Dr.), Nevin Arpaçay, İsmail Baysal, Sema Baysal, Gökhan Baysal, Ataol Behramoğlu, Hülya Behramoğlu, Barış Behramoğlu, Eren Sagay, Bingül Durbaş, Füsun Başer, Ron Rose, Emma Rose, Kerim Rose, Tiraje Dikmen, Dilek Zaptçıoğlu, Jurgen Gottschlich, Nilgün Cerrahoğlu, Ali Şenalp, Esen Çamurdan, Mine Baysan, Celâl Karaca, Ahmet Tanrıverdi, Hüsnü Fikri Karaman, Nurettin Karaman, S. Ufuk Tatlı, Nazaret Gezer, Mircan Göçer, Nuran Çelik, Levon Çelik, Uğur Ademoğlu, Harun Keşiş, Mustafa Altıneller, Can Altıneller, Cem Altıneller, Stelki Triyandafilidis, Ömer Faruk Şenay, Yurdanur İlkmen, Oğuz Argon, Eda Yurdakul, Nur Kızıltuğ, Celâl Kızıltuğ, Esra Kızıltuğ, Selçuk Kızıltuğ, Dilek İçinsel, Nezih Bayraktar, Ayşegül Bayraktar, Damla Bayraktar, Asuman Demir, Serap Güre Şenalp, İrini Notis, Diamandis İliadis, Uğurhan Öksüm, Efe Rıfat Öksüm, Umut Deniz Öksüm, İnciser Sayın, Emine Tosun, Zeynep Kalender, Serap Erdem, Hülya Balkay, Necdet Balkay, Bülent Baviker, Metin Karadağ, Rabia Gürol, Ayşegül Beton, Filiz Tokcan, Ceylan Yüceoral, Işık Yüceoral, Selen Tokcan, Sema Miller Çamurdan, Kâmil Masaracı, Yeşim Bayrak, Elif Acar, Hakan Senemoğlu, Semiha Baltacı, Baki Nedim Baltacı, Rezan Peya Gökçen, Tülay Çellek, Erendiz Özbayoğlu (Prof. Dr.), Sakine Fındık, Neşe Kıldacı, Murat Özen, Kâzım Şakar, Mustafa Gök, Mustafa Erol Yazman, Mustafa Araç, Ramazan Özen, Osman Yürük, Turgay Şakar, Zeynel Çelik, Ender Özbey, Yako Nigri, Melih Ürkmez, Ömer Ürkmez, Hacer Ürkmez, Hakkı Gezgin, Lütffiye Gezgin, Ali Murat Gezgin, Mahmut Bağrıyanık, Osman Yazıcı, Erol Çelik, İbrahim İşleyen, Sandy Ongan, Gülçin Delice, Satı Kıbıç, Cemal Uluca, Halil Özen, Şaban Güney, Ümit Ünal, Kemal Şakar, Hüseyin Çelik, Perihan Şakar, Leyla Demirkol, Derviş Güler, Galip Uçan, Salih Kuru, Musa Kâzım Biçer, Erkan Araç, Erol Kösciler, Hasan Kösciler, Gencay Ünal, Ali Tunç Şenbir, Mustafa Kerşit, Yücel Yıldırım, İsmail Gül, Murat Akdemir, Bayram Kaya, Osman Özen, M.Ali Vural, Hüseyin Aydın, Nazmi Arslan, Kadir Duman, Funda Gök, Necmettin Yödem, Cafer Şakar, Ruhser Şakar, Neslihan Şakar, Fatma Şakar, Rahime Aydın, İrem Aydın, Gülabi Şakar, Kemal Şakar, Leyla Şakar, İbrahim Yazganoğlu, Tuğrul Akoğlu, Sabri Poyraz, Hayrettin Kızılkaya, Celal Arpa, Tanla Özer, Selma Kösoğlu, Mahmut Öztürk, Seta Sahakyan, Fatma Ekşi, Gülsun Gürol, Ferhat Pehlivan, Filiz Altınbaş Yılmaz, Güney Kurdak, Deniz Kurdak, Mehmet Gözgücü, Ferda Erdinç, Hande Solakoğlu, Buket Uzuner, Murat Adalı, Süleyman F. Başaka, Sara Bahar, Nalan Cezer, Zübeyde Duran Dizdar, Feryâl Orhon Basık (Prof. Dr.), Celâlettin Basık, Birge Elif Basık, Makbule Orhon, Eşref Tümer, Adnan Mete, Can Öroğlu, Semra Öroğlu, Kıvanç Öroğlu, Güvenç Öroğlu, Dimitri Koçias (Taki), Nilgün Karsan, Başar İsmail Çetinelli, Kemal Çetinelli, Hüseyin Ateş, Kadir Çınar, Yusuf Çetin, Hüseyin Ünal, Kemal Satık, Müslüm Işık, Hüseyin Demir, Bayram Çiftçi, Yakup Şahin, Ekrem Hacı, M. Nuri Şahin, Hasan Işık, Rafel Çalışkan, Ahmet Emre, Sıracettin Şahin, Selahattin Altundağ, Turan Gürsözlü, Doğukan Kaynak, Hakan Gürsözlü, Kutbettin Atayan, Dursun Çelik, Turgay Çelik, Emrah Dursun, Zafer Aslan, Salih Çiçek, İsmail Hallaçoğlu, Nazmi Yüncü, Burhan Çiçek, İlyas Tetik, Siyami Tekin, Adem Söylemez, Rıza Girginer, Nedim Camer, Yavuz Üstünel, Aziz Tomar, Suat Kirpik, Özkan Çolak, Recep Altunbaş, Mura Çevik, Selahattin Şahin, Recep Şahin, Herekel Tokatlı, Alaaddin Karsan, Ersoy Tümay, Mustafa Atılgan, Nihat Atılgan, Murat Atılgan, Erdoğan Demir, Kâmil Dala, Göltan Getek, Kemal Kumlutepe, Kemal Şahin, Akın İdigül, Fikret Gedik, Salih Yakut, Mustafa Çalışkan, Engin Vay, Ayşe Yıldırım, Birsen Gürdağ, Esma Çetin, Münire Kocatepe, Veysel Öner, Rabia Sezer, Tuncay Duman, Atakan Söğüt, Tekin Söğüt, Süleyman Söğüt, Cafer Distas, Rüstem Kaya, Melahat Koç, Sertaç Dokuzer, Nureser Koç, Şaheser Özbalçık, Taceser Ergül, Şaziment Çolak, Fatma Küçüker, Burhan Yalçınçıray, Fikriye Akkemik, Mücella Ceylan, Mehmet Ceylan, Gönül Coşkuner, Remziye Çiftçi, Veli Çiftçi, İlker Çiftçi, İzzet Özacar, Güler Sarıgül, Ergün Sarıgül, Mustafa Güncan, Halil Çelen, Necdet Simdim, Hürriyet Yılmaz, Fevzi Miletli, Deniz Vaylayan, Meliha Barışkan, İsmail Yıldemir, Mustafa Gültekin, Eyüp Gültekin, Sevim Oğuz, Aysel Yazgu, Ruhugül Yaşar, Esra Tokmak, Hakan Zeyrek, Ayşe Tokmak, Nebahat Erdoğan, Sofia Koredis, Kamil Ceylan, Mualla Ceylan, Emine Miletli, Sabahat Bilensoy, Ender Varlık, Emine Kanbur, Nermin Yılmaz, Nilgün Koçtaş, Aynur Koçtaş, Aynur Bostan, İrem Erman, Aysel Sözer, Sami Başat, Kadir Dönmez, Gül Ersan, Nezmi Başbozkent, Ali İçin, Gürel Çoban, Zuhal Çetin, Vural Bereket, Eşref Arlı, Ayla Dönmez, Seyfetullah Taş, Kutbettin Taş, Murat Güneş, Yusuf Öztürk, Sema Damcı, Nefise Kayar, Güven Önen, Celal Önen, Fehime Merttürk, Günaydın Merttürk, Behçet Merttürk, A. Nazif Aydın, Sevgi Kunal, Habibe Terzi, Cesim Karasu, Turan Karasu, Serekan Erol, Serdar Karasu, Feyyaz Karasu, Rafet Karasu, Fırat Karasu, Erdal Karasu, Yusuf Öztürk, M. Emin Taş, Mehmet Taş, Abdülbaki Taş, Şefik Taş, Veysel Karasu, Ferman Aksu, Taner Erol, Mert Pala, Yavuz Çelik, Fadime Himmet, Hatice Özacar, Kadriye Sevin, Ünal Çelik, Tolga Itmeç, Yasemin Itmeç, Nevriye Yıldırım, Işıl Türk, Ayşe Eryaz, Bülent Er, Lale Göral, Asiye Özkan, Gönül Atak, Aydın Senbir, Cihan Talay, Esin Özbay, Kâzım Önel, Sercan Önel, Güler Dilmaç, Nurcan Arız, Yaşar Turan, Haşim İnatlı, Nurcan Karadağ, Şerife Can, Fesih Zencir, Atilla Kılıç, İsmet Sert, Ayten Atılım, Mustafa Levent, Kamil Orhan Güngör, Kezban Avşar, Cihat Yılmaz, Selami Vural, Yaşar Öner, Doğan Önder, Osman Levent, Davut Yıldırım, Ramazan Gencer, Haskız Albayrak, Fatma Başçılar, Burhan Deniz, Fidan Bozkırt, Turan Pala, Hava Özkaradeniz, Emin Özkaradeniz, Kemal Anaç, Celâl Anaç, Aysel Ay, Sinan Karasu, Safiye Çelik, Çetin Evdiz, Yaşar Türkmen, Fethi Yeşil, Ayşe Boz, Oya Özdemir, Neslişah Demirel, Akın Demirel, Kahraman Özdemir, Alaaddin Merttürk, Reyhan Merttürk, Ayşe Yanık, Hamide Günay, Fatma Şen, Tahsin Karataş, Gülçiçek Taşdemir, Aysun Duman, Büride Kayhan, Yuana Tukatlı, Nermin Ateş, Şevket Gülyar, Güzide Sarıbayraktar, Öznur Özana, Emine Mete, Sonay Balcılar, Fidaye Balcılar, Leyla Dönmez, Cemile Atalay, Hülya Kazancı, Murat Arlı, Vahdettin Zeren, Y. Aykut Çalık, Mukaddes Çalık, Erhan Bayram, Metin Bayram, Erdal Özkaynak, Mevlût Erdoğan, Ahmet Ünsal, Zehra Gürçay, Sebahattin Saraman, Tahsin Atılgan, Abdullah Atılgan, Abdullah Tuğlu, Hüseyin Tuğlu, Hamdi Güreş, Ansude Baytaş, Erol Baytaş, Pelin Baytaş, Tekin Zencir, Kalender Öney, Döne Türk, Seran Kahvecioğlu, Saliha Öcal, Gülsüm Emzikli, Ayla Karsan, Cemalettin Pelit, Serdar Özlük, Feyyaz Karasu, Mustafa Kaymaz, Yaşar Turgut Alp, Vilma Agopyan, Gülsüm Ok, Mine Kuşadalı, Fatma Yeğiner, Fatma Turna, Nebahat Çelik, Azmi Demir, Sevgi Altın, Emine Yılmaz, Murat Yılmaz, Zübeyde Balcı, Bahar Honet, Emine Akgün, İsmail Balcı, Kezban Koçyiğit, Gökhan Kaplan, Bekir Peker, Okan Aydın,Gunnar Köhne, Adnan Fındık, Deniz Fındık, İlyas Güler, Fatma Güler, Rıza Güler, Nilgün Güler, Seçkin Güler, Abidin Güler, Dawn Güler, Evrim Güler, Elyana Emilya Güler, Özlen Tümer (Dr.), Kubilay Beyhan, Reyhan Oksay, Zeynep Alemdar, Murat Tandoğan, … (11 Ekim 2009 Pazar günü 22:52 itibariyle toplanan 594 imza…)

…………………………………………………2

From: ALİ ŞENALP
Subject: RE: ADALAR POSTASI-2323: bes yuzden fazla munzevi kadinin yasadigi eski bir manastirin gorkemli temelleri…
Date: October 9, 2009 9:59:56 PM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Herkese Merhaba,
 
Postamızın geçen sayısında yayınlanınca görmüşsünüzdür: Çiğdem hanımın önerisiyle Engin Damcı ve Arif Çağlar beylere “ne olacak bu İDO ile Adalılar’ın hali” minvalinde bir ileti göndermiştim. Engin ve Arif beyler de nezaket gösterip cevap verdiler. Sağolsunlar…
 
Şimdi bu yazışmalar Postamız’da yayınlanınca, gerisinin de ne olduğu konusunda birkaç not göndermek lâzımdır, diye düşündüm.
 
Engin beyin haber vermesiyle bugün (09.10.09 Cuma) Kent Konseyi toplantısı olduğunu öğrendim. Yine Engin beyin önerisiyle bu “konsey” toplantısına gittim ve “bu konuda geniş katılımlı bir toplantı yapılması” önerimi söyledim.
 
Öncelikle önerimi daha anlaşılabilir bir şekilde formüle etmeye çalışayım:

·         Adalar’ın sahip olduğu sorunların her birine birer ‘dosya’ diyecek olursanız, İDO’dan kaynaklanan sorunlara ‘kutu klasör’ demek uygun olacaktır.

·         Sözkonusu sorunlar, siyasi parti, sınıf, kültür, dernek, vakıf vb farklara bakmaksızın tüm Adalılar’ın sorunudur.

·         Sorun yaratana karşı güçlü bir çıkış için, sorunun muhatabı olan tüm kesimlerin birlikteliğini sağlamak doğru bir hareket tarzı olacaktır.

·         Bu anlamda, her kesimden, geniş katılımlı bir toplantı ve bu toplantıdan “problemi ve nasıl çözüleceğini tarifleyen”  bir mutabakat çıkarmak, yapılacak ilk iş olsa gerektir.

·         Bu hareket tarzından/toplantıdan elde edilecek sonuçlar/yararlar şunlar olabilir:

– Mücadele yöntemleri belirlenir.
– İş bölümü ve zaman planlaması yapılır.
– Belirlenen plana göre uygulama yapılır ve sonunda gelinen yerin değerlendirilmesi için bir toplantı yapılır. Başarı ya da başarısızlığa göre yeni kararlar alınır.
 
Bu yukarıda sıraladıklarımı Kent Konseyi toplantısında elimden geldiğince anlatmaya çalıştım…
 
Toplantıdan edindiğim intiba (İDO konusuyla ilgili) şudur: Çeşitli grup ve kişiler bu konusuyla (motor/vapur konusu) ilgili girişimlerde bulunmaktadırlar. Birkaç elden imza kampanyaları yürütülmekte, kişiler ve grupların İDO Genel Müdürlüğü, Büyükşehir Belediye Başkanlığı nezdinde girişimleri sürmektedir.
 
***
 
Bana göre, yapılan bu işlerin hepsi değerli olmakla birlikte, bu tür işlerde Adalarımız’da hep karşılaştığımız gibi genel bir ‘dağınıklığı’ içermektedir. Yani, Adalılar’ın sorununu çözebilmek için, sorunun muhatabı olan tüm Adalılar’ın ortaya koyacağı bir inisiyatif yerine, grup ve kişilerin yaptıkları ön plana çıkmaktadır. Tabii bu ‘dağınıklık’ her zaman ve her alanda olduğu gibi, problemi sündürmek, sonuç alamamak gibi bir handikapı da barındırmaktadır…
 
Toplantıda Maden Mahallesi Muhtarı Rafet Bey’le konuşma fırsatı buldum. Başladıkları imza kampanyasını anlattı. Ben de ona ADALAR POSTASI’nın imza kampanyasını söyledim. Her iki imza kampanyasının (bir üçüncüsü olduğunu da biliyorum!) taraflarca bilindiğini konuştuk… Ben ona geniş katılımlı toplantının hemen yapılması gerektiğini söyledim, o da bana ‘imza kampanyasından sonra’ olmasının daha uygun olacağını… Hedefimiz aynıydı, yöntem ve önem sıralamalarımız farklıydı; galiba doğru bir şekilde anlaşmaya yetecek zamanlarımız da yoktu, görüşmek üzere ayrıldık… 
 
***
 
Sevgili Dostlar,
 
İDO, kıyılar, çöp vb sorunları sıralarken ve bunların çözümleri üzerine uğraşırken, temeldeki sorunumuzun üstünden atlıyormuşuz gibi geliyor bana.
 
Bizler, hepimiz Adalıyız… —Benim gibi altı yedi yıllık Adalıları, Adalı saymayanlara da selamlar— Sözkonusu problemler hepimize ait. Ancak birlikte olursak başarma ihtimalimiz var.
 
Adalılar’ın problemleriyle, çoğulcu, katılımcı bir anlayışla ve Adalılık ruhunu yaratabilirsek başa çıkabiliriz…  
 
Adalar ve Adalılar’ın sorunlarıyla birlikte uğraşabilmeyi becermeliyiz…
 
Sevgilerimle,
 
Ali Şenalp

…………………………………………………3

From: HANDAN ALTINELLER
Subject:
Date: October 10, 2009 7:45:23 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com


Patagonyalılar, “Adalara ‘mopur’ değil ‘vapur’ istiyoruz!” diyen Adalılara destek vererek bir yürüyüş düzenlemişler! :)

…………………………………………………4

From: TUGAY KARTAL
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2322: iste aziz biraderim, ada’nin muhtasaran tarifi…
Date: October 8, 2009 1:59:10 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com


İDO’nun vapurlarından daha sık çalışıyor bu gemiler.
08.10.2009 saat 13:05 Haydarpaşa açıkları 2 tane geliyor 1 tane gidiyor, Galata limanda da 1 tane bağlı…

…………………………………………………5

From: CANAN ALİOĞLU
Subject: Fw: akşamüzeri haliçte bir gemi gördüm…
Date: October 3, 2009 9:48 PM
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

adı şh- kasımpaşaydı, gemi miydi neydi pek anlayamadım acaba yeni model küçük haliç vapuru mu olacak nedir??
vapurlarımızı vermeyecektik, vermişiz ve de bu hilkat garibesi şey ile çirkin mi çirkin motorlara muhtaç olmuşuz meğer..
neyse… bilginize..
canan

From: CANAN ALİOĞLU
Subject: Fw: akşamüzeri haliçte bir gemi gördüm…
Date: October 11, 2009 9:22:41 AM EEST
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

dün o garip gemilerden en az 2 tane daha-kızaktaydılar-gördüm, görmek istemedim…
selam…
canan

…………………………………………………6

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: adalilar 14-17 ekim tarihleri arasında dayanmali interferry`nin 34. konferansinin kapisina!
Date: October 11, 2009 10:20:01 PM EEST

ADALILAR! da “Vapurunu Vermeyenler” de, 14-17 ekim tarihleri arasında dayanmalı interferry`nin 34. konferansının kapısına! [Ceylan InterContinental Istanbul (the conference venue)] haydi! “vapur” yerine “mopur”la yolcu taşıyan ido’yu dünya aleme edelim rezil rüsva! eylem yapalım, sokakta sergi açalım… vapur iskelesinde bekleyip de “vapur” yerine “mopur”a binmek zorunda bırakılanların içler acısı temsilini dev “vapur” “mopur” maketleriyle yapalım…

hürriyet’teki “adeta akli fikri ilmi yok sayan” röportajı okuyunuz! cumhuriyet’teki dostlar haydi lütfen artik hiç değilse sizler de bir iki satır olsun yazınız!

istanbul adaları kültür ve tabiat varlıkları koruma derneği’nin açacağı sözkonusu davaya da müdahil olacağımı bildiririm bu minvalde!

ada sahillerinden isyanla!

çiğdem
)O(

+ Program: http://interferry.com/confwebsite/events/schedule.html

http://www.ido.com.tr/?page=SubPage&textid=2217&ln=tr

DÜNYA  DENİZCİLERİ  İSTANBUL’da  BULUŞUYOR

Dünya feribot işletmecilerini çatısı altında toplayan tek örgüt olan Uluslararası Feribot İşletmecileri Birliği’nin  Interferry  34’üncü konferansı bu yıl İstanbul’da düzenleniyor.
 
14-17 Ekim 2009 tarihleri arasında, İDO’nun ev sahipliğinde gerçekleşecek “2009 Interferry İstanbul”a, denizcilik alanında söz sahibi 25 ülkeden 215 den fazla işletmeci katılacak.
 
Uluslararası Feribot İşletmecileri Birliği’nin (Interferry) yaklaşık 30 yılı aşkın tarihinde ilk kez bir Türk yöneticinin, İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy’un oybirliği ile başkanlığa seçilmesiyle başlayan süreç, Türkiye’yi denizcilerin buluşma noktası haline getirdi. Interferry’nin Genel Kurulu niteliğindeki konferans, 14-17 Ekim 2009 tarihleri arasında, İDO’nun evsahipliğinde İstanbul’da düzenlenecek.

Dünya denizcilik sektörüne yön veren şirketlerin üst düzey yöneticilerini İstanbul’da ağırlayacak olmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Interferry Başkanı ve İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy, “Çeşitli ülkelerin üst düzey şirket yöneticisinin Türkiye gelmesi, ülkemiz açısından gurur kaynağı olduğu kadar, Türkiye’ nin tanıtımı için de bulunmaz bir fırsat yaratmaktadır” dedi.
 
Bu büyük organizasyonun Türkiye’de gerçekleştirilmesinde, son yıllarda gösterdiği hızlı atılımlarla dünyanın en fazla yolcu taşıyan şirketi haline gelme başarısını gösteren İDO’nun uluslararası saygınlığın önemli rolü olduğuna dikkat çeken Paksoy, 2009 Interferry İstanbul toplantısını, İDO’nun uluslararası düzeyde gördüğü takdirin somut bir kanıtı olarak değerlendirdiğini söyledi.
 
2009 Interferry Konferansı’nın bu yılki ana teması ‘Zor Zamanlarda Doğru Rotayı Seçmek’. Bu ana başlık altında; başta ekonomik krizin feribot ve deniz taşımacılığı sektöründe yarattığı etkiler, operasyon ve risk yönetimi, petrol fiyatları, çevre sorunları ve yerleşim alanlarına yakın seyir güvenliği ile uluslararası taşımacılık kuralları gibi önemli konular masaya yatırılarak, denizcilik alanında yeni açılımlar değerlendirilecek.
 
2009 Interferry İstanbul, Türk denizcilik işletmelerinin, sektörün uluslararası temsilcileriyle İstanbul’da biraraya gelme şansına kavuşması açısından da özel önem taşıyor
 

Interferry Hakkında
 
INTERFERRY 1976 yılında Uluslararası Deniz Taşımacıları Birliği adıyla yolcu taşımacılığı sektöründe ve bağlı sektörlerde araştırmalar yapmak, bilgi ve gelişmeleri takip etmek, üyeler arası bilgi ve teknolojik değişim ile uluslararası işbirliğini sağlamak amacıyla kuruldu. Birlik adını, 2001 yılında sektördeki küresel gelişmelere uygun olarak INTERFERRY olarak değiştirdi.
 
Dünyanın 25 ülkesinden 215 denizyolu işletmesinin  üye olduğu INTERFERRY, taşımacılık ve bağlı bulunduğu sektörlerde dünyanın önemli kuruluşları arasında yer alıyor.  INTERFERRY üyeleri arasında feribot işletmecileri, uluslararası gemi inşa şirketleri ile yan sanayi firmaları yer alıyor. Dünya feribot işletmeciliği alanında düzenleyici kurum konumundaki INTERFERRY, Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO ile Avrupa Birliği nezdinde “Danışman” ve “Gözlemci” statüsünde bulunuyor.

Interferry İstanbul 34.Konferansı resmi web sitesi için tıklayınız.

http://www.hurriyet.com.tr/pazar/12664662.asp

Hürriyet, 11.10.2009

Paksoy, 14-17 Ekim tarihleri arasında Interferry`nin 34. konferansı nedeniyle İstanbul`a gelecek 1000 denizciye ev sahipliği yapacak.

Köpeğine feribotta VIP salonu kiralamak isteyen bile var

İDO (İstanbul Deniz Otobüsleri) Genel Müdürü Ahmet Paksoy (40), ilginç bir bürokrat. Bürokrasinin o ağır havası ona teğet geçmiş.

Kahverengi takım elbisenin gardırobuna girdiği vaki değil. Ofisi, en şık ofisler arasında birinci seçildi. E, bu kadarla da kalmıyor tabii. En dikkat çekici özelliği, İDO`yu beş yılın sonunda özelleştirilecek kadar kârlı bir kuruluş haline getirmesi. Geçtiğimiz yıl, tüm dünyadaki feribot işletmecilerinin bağlı olduğu Uluslararası Feribot İşletmecileri Birliği`ne (Interferry) 25 ülkeden 215 büyük işletmenin arasından sıyrılarak Dünya Başkanı seçildi. Paksoy, 14-17 Ekim tarihleri arasında Interferry`nin 34. konferansı nedeniyle İstanbul`a gelecek 1000 denizciye ev sahipliği yapacak.

Deniz merakınızda Karadenizliliğiniz ne kadar rol oynadı?

– Üniversitede gemi mühendisliğini tercih etmem tesadüf değildi. Babam Trabzonlu ve ailemizde çok denizci var. Mühendisliğe yatkınlığım, denize merakımla birleşince eğitimini aldım. O dönem kafamda sadece iyi bir bilimadamı olmak vardı ve üniversitede akademisyen olmaya karar vermiştim.

Akamedisyen olarak görev yaparken, nasıl oldu da pat diye İDO`ya genel müdür oldunuz?

– Spor sayesinde. Üniversitede futbol takımındaydım, Voleybol Federasyonu`nda yönetim kuruluğu üyeliği yaptım, Güreş Federasyonu`nda yönetimde yer aldım. Sporla hep iç içeydim. Kasımpaşa Erok Spor Kulübü`nde yöneticilik yaparken Kadir Topbaş`la tanıştım. İTÜ Gemi İnşa ve Makine Mühendisliği mezunuydum ve o sıralar İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi`nde yardımcı doçenttim. Kadir Bey, denizcilikle ilgili altyapımı orada öğrendi.

Sihirli Kasımpaşa yollarından geçmişsiniz yani. Yolu Kasımpaşa`dan geçmeyenin bu devirde bürokrasi ve siyasette yeri yok mu?

– Ben aslında Bahçelievler çocuğuyum. Kasımpaşa`da yöneticilik yaparken, Kadir Topbaş Beyoğlu Belediye Başkanı`ydı. Bugün burada olmasam, akademik kariyerimde profesörlüğe kadar ilerleyecektim. Hayat bu. İnsanların kaderi bazen tesadüf tanışmalarla değişebilir.

İDO kendi halinde bir belediye kuruluşuyken, ne oldu da trilyonların telaffuz edildiği özelleştirilecek bir müessese halini aldı?

– 11 milyon yolcu taşırken 102 milyon yolcu taşımaya başladık. İDO`ya genel müdür olmadan önce Denizcilik İşletmeleri`nde yönetim kurulu üyesiydim. Şehir hatlarını çok iyi biliyordum. Genel müdür olunca niçin ikisini birleştirmeyelim dedim.

Bir anda 30 iskele sayısı 80`e çıktı. Ama şehir hatlarını İDO`nun bünyesine katınca herkes `Eyvah bu zamane çocukları vapurlarımızı yok edip hepsini deniz otobüsüne çevirecek` diye telaşlandı. Bu kaygıları gidermek için `vapurunu sen seç kampanyası` yaptık. Araştırmalar sonucunda şehir hatları köklü ama köhne, İDO ise genç ve dinamik çıktı. Bütün çalışanlar sürekli eğitimden geçiyor. Müşteri memnuniyetine çok önem verdik. Köpeğine feribotta VIP salonu kiralamak isteyen de oldu, eşine jest olsun diye deniz olmayan Bahçelievler`e ısrarla deniz taksi isteyen de. Arzu Kaprol tüm personelin kıyafetlerini tasarladı. Müşteri hizmetleri merkezine büyük yatırım yaptık.

İstanbul`da deniz taşımacılığında başka rakibiniz yok. Müşteriler zaten size mecburlar. Bunun rehavetine kapılabilirdiniz…

– Kapılırsak özelleştirilecek kadar göze batmazdık. Mükemmellik rekabetten geçer. Ama Türkiye`de rakibimiz yok diye bunun keyfini sürmek yerine, rakip olarak kendimize dünyadaki bütün feribot işletmelerini seçtik. Ben üniversitede etik rekabet dersleri verdim. Rakiplerim sayesinde yenilik peşinde koşuyorum. Rakibim olmazsa sadece ciro peşinde koşarım, o zaman da ne marka olabiliriz ne de değerli bir şirket. Zaten bu yüzden, Uluslararası Feribot İşletmecileri Birliği üyesiyiz. Hatta üye olmakla kalmadık, 25 ülkeden 215 büyük işletmenin arasından Dünya Başkanı seçildim. 14-17 Ekim tarihleri arasında İDO`nun ev sahipliğinde 1000 denizci İstanbul`a konferansa geliyor.

İDO özelleştirilirse ve yeni sahipler sizinle çalışmak istemezse bir B planınız var mı?

– B planım olmadığı için bu kadar tutkuyla çalışıyorum. B planım olursa enerjim bölünür.

Tutunabilmek için işini iyi yapan bir bürokrat olmak yeterli mi? Yoksa illa birinin adamı mı olmanız gerekiyor? Mesela siz birinin adamı mısınız?

– İstediğiniz kadar birilerinin adamı olun, eğer başarılı olmazsanız kimseyi tutmazlar.

HAYATIM BASKÜL ÜSTÜNDE VE DİYET YAPARAK GEÇİYOR

Teknolojiyi takip eder misiniz?

– Aşırı bir merakım yok. Kızımın Ipod`unu sabah koşusu yaparken alıp takıyorum. O hangi şarkıcıları yüklemişse onları dinliyorum. Björk`ü ondan öğrendim. Oğlumla da playstation oynuyorum. Çocuklarımın yatkınlığını görünce onlardan geri kalmayayım diye uğraşıyorum aslında. Benim hayatımda spor daha ön planda. Trabzonspor`un maçlarına mutlaka gidiyorum.

Spora meraklısınız, fit duruyorsunuz. Spor salonuna gidiyor musunuz?

– Spor salonunda spor yapmaktansa açık havada olmayı tercih ediyorum. Sabah 6`da Florya ormanında sporumu yaparım. Hayatım baskül üzerinde kilo kontrolü ve diyet yapmakla geçiyor. Takıntım var. Birisi bana kilo aldın dediğinde bittiğim an oluyor. Boyum 1 metre 83 santim, kilom ise 81.

İstanbul`da nasıl eğleniyorsunuz?

– Üniversiteden beri arkadaş çevremi değiştirmedim. Aynı arkadaşlarla mutlaka her hafta maça gideriz, tavla oynarız. Öyle dans edeyim, hoplayım zıplayım diye bir şeyim yok. Çünkü zaten beceremiyorum.

…………………………………………………7

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: ne? nerede? ne zaman? neden? nasıl? kiminle?
Date: October 12, 2009 1:31:35 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

haydi! adalar’a “vapur” yerine “mopur”la yolcu taşıyan ido’yu dünya aleme edelim rezil rüsva!
bu fırsat kaçmaz gerçi ya…
bu eylemi 2 günde nasıl örgütleriz?
kim/kimler sorumluluk alabilir?
)O(
[akıl fikir taslağı ekte… benim için namümkün zikirse çarşamba’dan cuma’ya babamın kemoterapisine refakat etmeyi lüzum etmekte! :( ]

NE?
“adalar’a mopur değil vapur istiyoruz!”… “istanbul’a vapur gibi vapur istiyoruz!”… “vapurlarımızı vermiyoruz!” eylemi…

NEREDE?
istanbul ceylan intercontinental oteli, önü ve çevresi misal taşkışla cephesi…

NE ZAMAN?
14-17 ekim 2009 tarihlerinde
34. interferry konferansı programı
http://interferry.com/confwebsite/events/schedule.html
paralelinde…

14 ekim 2009 carsamba
17:00-18:00 first time delegetes reception
18:00-19:30 Hoşgeldiniz!

15 ekim 2009 persembe
08:30 itibariyla ceylan intercontinental oteli önünde toplanılmalı!
09:00-10:30’a oturuma katılıp Ahmet Paksoy’un “Açılış”, Kadir Topbaş’ın Hoşgeldiniz” konuşmalarını, Gürkan Çanga’nın “Deniz Taksi” sunumunu protesto! Peşi sıra oturum sonundaki “soru” bombardımana katılım! [kim ve nasıl yapar?]
10:30-11:00 Kahve molası nümayişi!
11:00 İDO sunumuna katılım!
12:15-13:15 Öğle yemeği nümayişi!
14:45 Kahve molası nümayişi!
16:30 “Mutlu saatler”
18:30-20:30 “Networking Reception”

16 ekim 2009 cuma
08:30 itibariyla ceylan intercontinental oteli önünde toplanılmalı!
10:30-11:00 Kahve molası nümayişi!
12:15-13:15 Öğle yemeği nümayişi!
15:00-15:30 Kahve molası nümayişi!
16:30 “Mutlu saatler”
18:30-23:30 Gala Yemeği

17 ekim 2009 cumartesi
09:30-15:30 İDO turu…

NEDEN?

HEPİMİZ ‘TAYYİP’ değil TALİBİZ!
‘MOPUR’a değil ‘VAPUR’a…

Vapurların yerine “Martılar’ın bile hızına yetişemeyeceği” bilmem neler gelecekti ya hani!
[http://www.milliyet.com/2005/03/15/guncel/axgun02.html , http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=147796%5D

27 Mart 2005 tarihli Radikal Gazetesi: “…[Ahmet] Paksoy, “Artık hızlı balık yavaş balığı yutuyor. Yeni gemilerde de İstanbullular denize simit atacak ama martılar hızına yetişebilecek mi bilemem” dedi. […] “Yolcu hareketlerine göre iskele, gemi ve sefer aralıklarını yeniden düzenledik. Daha kısa sürede daha konforlu yolculuk yapılacak. Boğaz’daki gemi karmaşasına son verecek bir gemi standardı yakalanacak. Yeni gemi tipi önden de yükleme ve boşaltma yapabilen, İstanbul Boğazı’na uyumlu, daha seri, daha güvenilir, daha temiz, daha konforlu olacak. İki yaka arasında yarım saatte bir 20 dakikalık yolculuk yerine, beş dakikada bir en fazla 10 dakika yolculuk yapılacak. Yeni gemilerde İstanbullular yine denize simit atacak ama martılar hızına yetişebilecek mi bilemem.”

28 Mart 2005 tarihli Sabah Gazetesi’nde çıkan haberde: “…Deniz ulaşımındaki payı yüzde 3’ten yüzde 10’a çıkarmayı hedefleyen belediye, bu çerçevede ilk olarak emektar vapurları değiştirme kararı aldı. Norveçli Kvaerner firmasıyla temasa geçen belediye, hantal vapurlar yerine, daha konforlu, manevra kabiliyeti yüksek daha hızlı ve İstanbul siluetine yakışacak yeni gemiler istedi. Kvaerner firması da İDO’nun talebi doğrultusunda ilk prototip gemiyi hazırladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski gemileri de elden geçirecek ve bir kısmını sanat ve kütüphane gemisi olarak düzenleyecek, bazılarını da kısa mesafelerde nostaljik taşıma için kullanılacak…”
[http://www.sabah.com.tr/2005/03/28/gun107.html]

30.000 küsur İstanbullu “VAPURLARIMIZI VERMİYORUZ!” deyince
[http://groups.yahoo.com/group/vapurlarimizi_vermiyoruz]

çeviriverdilerdi ya kazı!.. Yanmasın diye!

6 Temmuz 2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde: “…İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ (İDO) Genel Müdürü Ahmet Paksoy, ”Vapurlarımızı Vermeyeceğiz” kampanyasına destek verdiğini belirterek ”Bütün vapurları yaşatacağımı taahhüt ediyorum. …Geçenlerde Norveç’ten gemi getiriliyor diye haberler çıktı. Ben de gazetelerden öğrendim.

Yandım Allah!

“Biz aslında öyle [http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=157365] dememiştik! Ne demiştik?

Ehem! Köhem! Bilmem ki ne desek?
[http://www.vapurlarhepkalacak.com]

Tamam şimdi bulduk! Diyeceğimiz şuydu ki “Haydi İstanbul Vapurunu Seç”mece oyunuyla
[http://groups.yahoo.com/group/vapurlarimizi_vermiyoruz/message/2012]

oyalayıp kimilerini
[http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/4310328.asp?yazarid=148]

sözümona İstanbul’un seçimiyle
[http://www.milliyet.com.tr/2006/06/23/son/sontur33.asp]

yarattılar kadim Marmara sularının dahi bugüne değin görmediği o ucubeleri!
[http://www.arkitera.com/k261-sehir-haltlari.html]

Üstelik de bu akıllara ziyan “demokrasi oyunu”yla, çiziktirilmiş 8 vapur arasından seçilen değildi suya indirdikleri!
[http://groups.yahoo.com/group/vapurlarimizi_vermiyoruz/message/9671]

Boğaz vapurları da Van Gölü’ne yollanmışlardı ki
[http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=156091]

“mopurlar” İstanbul siluetinin de Boğaziçi kültürünün de
[http://www.ntv.com.tr/news/357286.asp]

deniz ulaşımının da
[http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=217869]

içine ettiler!

Bırakın iskeleye ancak baştan kara yanaşmayı, kahraman İstanbul halkı zar zor da olsa her nasılsa
—tekerlekli iskemledekiler misal karga tulumba—
[http://2.bp.blogspot.com/_o8uj35AMFaU/SsESnMmO2ZI/AAAAAAAADHY/lqCbMGRkk94/s1600-h/9.jpg]

denizi boylamadan azimle inip binmeyi beceriyorlarsa da şimdilik kimseler egzozlarından çıkan dumanın, yolculuk boyunca adeta insanın beynini esir alan motorlarından yükselen o korkunç gürültünün insan ve çevre sağlığına ne zararlar verdiğini/vereceğini bilmiyor ya da bilmezlikten geliyor!

Elalem de sittin senedir işleyen o güzelim vapurları bırakıp bu çağda böylesi uyduruktan teknelerle bi alem yolculuk edenlerin de ettirenlerin de aklına şaşıp hilafsız dalga geçiyor!

Değil mi ki İstanbul’a vaktiyle bir gelen sonraki her gelişinde evvela vapurları soruyor! Nerdeeee… “Vapurlarımızı Vermiyoruz!” Kampanyası’ndan ilhamla İDO’dan “Her Belediyeye ve İsteyene Birer İkiser Vapur” Kampanyası derken AK(P)li evvel belediye başkan adaylarının seçim yatırımı olarak “Vapurlarımızı Alıyoruz!” Kampanyası’yla el altından satıldı vapurlarımız birer birer…
[http://groups.yahoo.com/group/vapurlarimizi_vermiyoruz/message/9779]

Vapur bizim neyimize! Haydeeee mopurlar işte!

Boğaz,
[http://www.radikal.com.tr/1998/08/03/turkiye/01bog.html]

Üsküdar-Beşiktaş…
[http://www.virahaber.com/haber/150-yillik-vapur-hatti-yerine-motor-10043.htm]

seferleri derken sıra şimdi de Adalar-Bostancı hattında vapur yerine mopur mopur mopurlar…

İlkin vapur seferleri arasında yolcu çalarak başladılar işe…
[http://www.mavimarmara.net/tarihi.php , http://www.ido.com.tr/?page=SubPage&textid=1012&ln=TR&View=2%5D

“Vapur seferlerinin yolcu sayısındaki azalmadan dolayı” diye hiç utanıp sıkılmadan, “İDO zarar ettiğinden” bahanesiyle
[http://3.bp.blogspot.com/_o8uj35AMFaU/SsESn3VcedI/AAAAAAAADHo/0YzBxoFFMOA/s1600-h/7.jpg]
enayi sandıklarına yutturuyorlar işte!…

Velhasılı kanserli hücreler misali yayılan “mopur”lar iskele/terminal… vapur/otobüs/motor… derken deniz ulaşımını asfalta sıvayıp en nihayetinde İstanbul’un deniz ulaşımı kültürünün suyunu sıkıp canını çıkartacak mı dersiniz?

Yahu İDO 2009’da özelleştirilmiyor muydu? Haydi satışa çıkartın şu İDO’yu… Talibiz bizler! Filonuzdaki “İDO kriterleri ve kalite anlayışıyla tamamen örtüşen doğru (!?) mopurlar ve o Fatih, Kadıköy misali seçmeCE g-stringli ucubeler” sizin olsun! TDİ’den hani neredeyse “bedavadan” aldığınız vapurlara talibiz bizler! Neyse parası vereceğiz!

Çam sakızı çoban armağanı Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne hediye edecek İstanbullular vapurlarını yine!

Vapurlarımızı vermiyoruz! Vapurlarımızı satın alıyoruz!

Böylelikle Karaköy iskelesi misali “batmadan” kasasını dolduran İDO da “kriterleri ve kalite anlayışıyla tamamen örtüşen doğru (!?) mopurlar ve o ucubeler”e binip çekip gitsin her nereye isterse! İDO kasasını taşıyamayıp batapilur o mopurlar gerçi ya… Allah her şeyin hayırlısını versin!

Emine Çiğdem Tugay
)O(

NASIL?
– basın bülteni hazırlanıp (kim yazar?) basın çağrılmalı! (güncel bir basın listesi’ne ihtyaç var!)
– deniz/boğaz misali yolu maviye boyayalım ya da mavi bir brandayı iki kaldırım arasında yola serelim!
– karşıdan karşıya belli bir senaryo dahilinde ‘mopurlar’, ‘vapurlar’ (maketleri giyinmiş bizler) geçsin! (maketleri kim/nasıl/nerede üretir?)
– ‘mopur’ gürültüsünü kaydedip ses sistemiyle yayınlamalıyız! (kim yapabilir? ses sitemi nasıl/nereden temin edilir?)
– zen/babazula grubu taşkışla medivenlerinde bir konser verebilir mi? (murat ertel’le kim görüşür?)
– taşkışlada bir sergi açılıp delegeler davet edilebilir!
– taşkışla’nın otele bakan cephesine/köşesine pankart asılabilir!
– çan, çıngırak, zil, düdük, türlü müzik aletiyle nümayiş!
– ellerimizde ilgili sloganları (neler?) içeren dövizler taşımalıyız! (kim hazırlar?)
– hoparlörle (nereden temin edilir?) “adalar’a mopur değil vapur” istiyoruz arzuhali ve/veya basın açıklaması (kim yazar?) okunmaı! (kim okur?)
– beyoğlu/şişli kaymakamlığı’na eylemin bildirimini yapmak gerekir zaar! (kim yapar?)

KİMİNLE?
adalılar
“vapurlarımızı vermiyoruz!” kampanyası katılımcıları
mimarlar odası üyeleri
gemi mühendisleri odası üyeleri

From: ORHAN BURSALI
Date: October 12, 2009 7:40:01 AM EEST

Denizcilerin toplantı tarihinde biz Rize yörelerinde olacağız…

From: OYA KOCA
Subject: Re: ne? nerede? ne zaman? neden? nasıl? kiminle?
Date: October 12, 2009 8:36:14 AM EEST

Bir grup oluşursa ben katılırım, oturup güzel pankartlar hazırlamak gerek. az zaman var, ben de senin gibi değerlendirmeli diye dusunmustum bu ferry kongresinin ilanlarini  ilk gordugumde. Ancak ses etmedim. Aslinda ideal bir ortam, sadece sehir hatlari icin degil bu adamlar ozellestiriyoruz diye koskoca karadeniz’de onlarca yillik yolcu vapuru seferlerini tarihe gomdu. Bunlarin tekrar gundeme getirilmesi icin ideal bir ortam.

Keske hakikaten birsey yapabilsek. ozellikle acilis gunu falan..ama bu ortamda zor gorunuyor, millet Taksim meydan dayaklarindan sonra iyicene demoralize oldu bu tur isler icin bence. Zaten o meydan dayaklari da bu amaca hizmet eden kurmaca kacma kovalamacalar idi bana sorarsan. 200 kisilik bir ne idugu belirsiz grup iki milyon kisinin gozunu yildiran bir ortam yaratmak icin yetti.
 
Bence bu gruba etkili bir protesto eylemi yakisirdi, cok da yerinde olurdu. Bak bakalim kac geri donus alabileceksin. 3 kisiyle de protesto olmaz h’elbet.

sevgiler,
oya

From: BEGÜM YAVUZ
Subject: Re: ne? nerede? ne zaman? neden? nasıl? kiminle?
Date: October 12, 2009 10:02:46 AM EEST
 
herbirine tek tek katılıyorum. kesinleştirmek ve yaygınlastırmak gerekir acilen…
ben elimden ne gelirse (elbette yanınızdayım) yaparım.
haber bekliyorum…
sevgimle,
begum yavuz
 
not: sadece az sayıda olmaktan ürküyorum çünkü bu insanlar hemen ”aman birkaç kişi ” derler diye düşündüm…

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: Re: ne? nerede? ne zaman? neden? nasıl? kiminle?
Date: October 12, 2009 10:34:50 AM EEST

dünkü hürriyet’teki akıllara ziyan paksoy röportajı hasebiyle pek geç haberdar oldum ilgili kongreden… hepi topu iki gün var, “bir kaç kişi” olmak hususundaki çekincenize adalara-vapurlara dair türlü eylemde bir kaç kisi olarak kalmışlığımızdan yürekten katılıyorum ancak “kalabalıkları” örgütleyebilecek chp, belediye, odalar misali kişi/kurumların taslak akıl fikri, zikre dönüştürmesi gerek! zaten bendeniz ancak hazırlık aşamasında elimden her ne gelirse destek verebilirim, ne yazık ki çarsamba-cuma günleri arasında babamın kemo’suna refakatim gerekmekte…
ada sahillerinden selam ve sevgilerimle,
çiğdem
)O(

From: TUBA İLKMEN ŞENAY
Subject: Re: ne? nerede? ne zaman? neden? nasıl? kiminle?
Date: October 12, 2009 10:41:24 AM EEST

Ben bizim Ada’daki CHP temsilcilerine bilgi verir, belediye tarafında da kulaktan kulağa yayılmasını bir nebze sağlarım. Ama 2 gün içinde yeterli olur mu bilmiyorum. Keşke haftasonu olsaydı… 

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: Re: ne? nerede? ne zaman? neden? nasıl? kiminle?
Date: October 12, 2009 10:45:10 AM EEST

Sevgili Oya Koca,”Sadece şehir hatları için değil bu adamlar özelleştiriyoruz diye koskoca Karadeniz’de onlarca yıllık yolcu vapuru seferlerini tarihe gömdü. Bunların tekrar gündeme getirilmesi için ideal bir ortam,” oldugunu hatırlatıyor hepimize…

Bedri Rahmi’nin “İstanbul Destanı”ndan Gülcemal vapuru akıldan hiç çıkmıyor ki gelsin…

İstanbul Destanı

İstanbul deyince aklıma bir martı gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş

İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
Anadolu’da toprak damlı bir evde
Gülcemal üstüne türküler söylenir
Süt akar cümle musluklarından
Direklerinde güller tomurcuklanır
Anadolu’da toprak damlı bir evde çocukluğum
Gülcemalle gider İstanbul’a
Gücemalle gelir
[…]

“Ey benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim!”
)O(

From: BEGÜM YAVUZ
Subject: Re: ne? nerede? ne zaman? neden? nasıl? kiminle?
Date: October 12, 2009 10:47:17 AM EEST

mustafa bey ve esi hatice hn. bu toplantıyı inanılmaz organize ederler diye düşünüyorum…
avni  bey de oyle…
ben hemen bir telefon zinciri yapıyorum ve size yazıyorum…
sevgimle,
begüm

From: EMİNE ÇİĞDEM TUGAY
Subject: Re: ne? nerede? ne zaman? neden? nasıl? kiminle?
Date: October 12, 2009 11:11:55 AM EEST

sevgili begüm hanım,
harikulâde! haydi rastgele! “kalabalıklar”, eylem vesaire keşke ammavelakin organize edilemese bile belediye başkanı yanı sıra ilgili bir kaç zevatın kongreye katılıp sorgu-sual kısmında da olsa “bombardıman” yanı sıra kongreye bir tebliğ sunmaları istanbul’da deniz ulaşımını içler acısı bir hale getiren —”hepimiz tayyip değil talibiz, mopura degil vapura” yazısı bu süreci kaynak da belirterek özetlemekte— interferry başkanı paksoy’un ve ido’nun dünya aleme rezil rüsva edilmelerinde, on parmağımızın yakalarında, soluğumuzun enselerinde olduğunun vurgulanmasında fayda var velhasılı!
teşekkürlerimle… ada sahillerinden selam ve sevgi,
cigdem’den
)O(

From: REZAN PEYA GÖKÇEN
Subject: Fw: İstanbul’da 34. interferry konferansı. Ayıp denen şey ?
Date: October 12, 2009 12:07:18 PM EEST

Sayın Begüm Yavuz’un çabuk harekete geçerek, İstanbul deniz ulaşımında halkın ‘Vapurlarımızı Vermiyoruz’u, Motor-Mopur İstemiyoruz, Deniz Taksisi istemiyoruz’ sesini düzenli biçimde duyurmak için hemen aracı olmaya el atmasına, ben de memnun oldum, ona şimdiden teşekkür ediyorum.

Şehrimizde normal vapur seferleri mahvoldu. Bize esasında gizli saklı planlarla kabul ettirilen bu yaşam kültürümüzü dağıtma işi sonuçta bir şiddet
işidir. Bir de, sorumlu şirket ve kuruluşlar kamuya hizmeti, kendilerine göre şan, şeref ve maddi kazanç peşinde, hallettiklerini sanarak, kalkmış 
‘interferry konferansı’ düzenliyor; bu toplantının programı son dakika halka yansıyor! 2000 yıllık İstanbullu bizler ‘inter’ olup gösteriş içinde dünya
sahnesine fırlamaktansa ‘kendimiz’ olarak yaşamayı yeğleriz.

Haberlerinizi beklerim, ve destek konusunda, tabii, ben de varım.

Rezan Peya Gökçen 

From: ENDER EREN
Subject: Yan: İstanbul’da 34. interferry konferansı. Ayıp denen şey ?
Date: October 12, 2009 12:51:09 PM EEST

katılırım:)))))
slm
ender eren

…………………………………………………8

From: DENİZ TÜFEKÇİ
Subject: Fw: [bu80ib] ADAYI SEL ALDI [4 Attachments]
Date: October 8, 2009 12:18:51 PM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Bir arkadaşımdan gelen fotoğrafları iletiyorum.
Bu fotoğraflara bakıp halk soracak, Belediye nerede????
Ve bir kısım zevat koro halinde ”işte CHP belediyesi”!!!
Oysa işin aslı öyle değil, Anakent belediyesinin sorumluluk alanı içinde olan, İSKİ kuruluşunun işi olan bir konu. Yani bugüne kadar İstanbul’u, Adalar’ı yöneten AKP iş anlayışının eseri. ”Adalar’da alt yapı hizmeti sıfır” derken sanırım Adalılar ne demek istediğimizi şimdi daha iyi anlıyorlardır. Ana kentin işi olan bu sorunu, yani denize arıtmasız, kontrolsuz olarak akan bu suyun tahliye edilmesini sağlayan kanalın tıkanan bölümünü açmak gerekiyor. Ana kent bildiğiniz gibi kılını kıpırdatmıyor, çünkü Adalılar ”cezalı”. Vaka, cezalı olmadığı dönemde de Adalılar’ı cezalandırıyordu, örneğin geçen yıl denizin içinde patlamış lağım borusunun içindeki lağımın 3 ay boyunca Alman koyu ile Çam limanı arasında kalan bölümde fokur fokur akmasını, Adalılar’ın lağım suları-arıtmasız- içinde yüzmelerini AKP iktidarındaki Anakent ve Adalar belediyesinin seyrettiğini unutmadık.

Deniz Tüfekçi




…………………………………………………9

From: AVEDİS HİLKAT
Subject: Kınalıada Spor Kulübü 2 amatörde Şampiyonluk Sözü Verdi
Date: October 12, 2009 12:07:25 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

KINALIADA SPOR KULÜBÜ
AMATÖR 2. KÜME MAÇLARINA
ŞAMPYONLUK SÖZÜ VERDİ…


11.10.2009 Pazar günü Kınalıada Hrant Barsamyan Sahası’nda (Jarden), futbolcularıyla 14 Mart 2010’da başlayacak olan 2. Amatör Küme Lig maçlarına hazırlanma startını verdi. Kınalıada Spor Kulübü yöneticilerinin de hazır bulunduğu açılışta futbolcular hafif bir ter atma idmanından sonra Jarden Gazinosu’nda mangal partisi verdi.

Antranör Nezihi Kahraman, 14 Mart’ta başlıyıp 10 Mayıs’ta bitecek olan 2. Amatör Lig maçlarına, haftada 3 antremanla hazırlanacaklarını, Türkiye Futbol Federasyonu’nun bundan böyle Amatör Lig dahil bütün maçların çim sahada oynanacağı, bunun da Türk futboluna olumlu yansıyacağı bilgisini verdi.

Kınalıada Spor Kulübü başkanı Osman Özden de yaptığı açıklamada, antreman için Haydarpaşa Selimiye sahasında lige hazırlanacaklarını, takıma 3 veya 4 transferle süper bir takım yaratmayı, ilkelerinin şampiyonluk olduğunu, yönetici arkadaşlarıyla mutlu sona erişeceklerini ifade etti.

Sporculara verilen mangal partisi, havanın da güzel olmasıyla neşe içinde geçti. Kınalıada Spor Kulübü yöneticilerinden Bşk. Osman Özden,
Bogos Monosyan, AvedisHilkat, Yakup Samanoğlu, Onno Keropyan’ın hazır bulunduğu yemekte şampiyonluk sözü verildi.

Haber Fotoğraf: Avedis Hilkat, Kınalıada- İstanbul

…………………………………………………10

http://tayprojesi.org

©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri – TAY Projesi

Taksiarkhi / Terevinthos








Türü: Manastır
Plan Tipi: Belirsiz
Yapım Tarihi: 9. yy
Evre: Orta
Araştırma Yöntemi: Araştırma
Rakım: 0
Bölge: Marmara
İl: İstanbul
İlçe: Adalar
Köy: Sedefadası
Antik Adı: Terevinthos

Yeri: İstanbul ili, Adalar ilçesinde, Sedefadası İskelesi’nin kuzey tarafında, sahilde yer almaktadır.

Konumu ve Çevresel Özellikleri: Bizans Dönemi’nde bir sürgün ve inziva yeri olarak kullanılan adaya ilişkin fazla bilgi yoktur. Günümüzde yazlık yeri olarak kullanılmaktadır.

Araştırma ve Kazı: E. Özbayoğlu’nun 1999 yılında yüzey araştırması yapmıştır.

Tanım: Mimari Özellikler: Bugün mevcut olmayan manastırdan geriye sarnıç ya da su deposu olarak tespit edilen yapının yamaca dayandırılmış güney duvarı ile kuzeydoğu ve güneydoğu duvar parçaları ayaktadır. Taş ve tuğla dizilimleri ile yapılmış olan yapının içi sarnıç harcı ile sıvanmıştır [Özbayoğlu 2001:117-118]. Yapı kalıntısı adanın batı sahilindedir. Doğu ve güney duvarının tamamı ile batı ve kuzey duvarının çok az bir kısmı görülebilmektedir. Dikdörtgen planlıdır [TAYEx 10.09.2008].

Buluntular:

Yorum:

Tahribat: Yapının tam ortasında beton bir kapak vardır. Hemen deniz kenarında olması nedeniyle, batı duvarının dalgaların etkisiyle yıkılmış olması muhtemeldir [TAYEx 10.09.2008].

Erendiz Özbayoğlu, ” Burgazada, Sedefadası, Kaşıkada, Tavşanadası”, 18. Araştırma Sonuçları Toplantısı (22-26 Mayıs 2000-İzmir), Ankara (2001)117-118, 125.

[…]

Yüzey araştırması yaptığımız ikinci ada, Büyükada’nın 1 km. kadar doğusundaki SEDEFADASI’dır. Kaynaklarda, Aziz İgnatios’un —847’de patrik olacaktır— Ada’ya bir erkekler manastırı yaptığı anlatılır (Paphlogonialı Niketas, PG 105, c. 496). Yine Ignatios bu adaya sürgüne gönderilir (idem, c. 505). Patrik Theodosios (1178-1183) görevinden ayrıldıktan sonra bir ev ve mezarını yaptırdığı bu adaya çekilir (Niketas Khoniates tarafından anlatılır: Hiçbir eksiği olmayan adada bol şarap, odun, su, meyve, mersin ağacı, selvi vardır; İsa’nın yolundaki azizlerin bu adada yaşaması kimseyi şaşırtmamalıdır (S. Lambros, Mikhael Akouminatou tou Khoniatou ta sozomena, Groningen 1968, II, 48). Ada’ya giden ünlü sürgünler arasında, VII. Konstantinos Porphyrogennetos’un gönderdiği, Romanos Lekapenos’un oğlu Konstantinos vardır (Kedrenos, PG 122, c. 57). Konstantinos daha sonra Semadirek adası’na gönderilir, oradan kaçmak isterken öldürülür.

Yüzey araştırmamız sırasında, Büyükada’ya bakan kıyıda, iskeleden 100 m. kadar uzaklıkta, manastıra ait tuğla örgü duar kalıntısı görülmüştür (Resim 8). Duvarın biraz yukarısında yüksek selvi ağaçları arasında, olasılıkla manastıra ait mezar kalıntıları yer alır.

[…]

…………………………………………………11

From: OYA KOCA
Subject: [vapurlarimizi_vermiyoruz] GRACIAS A LA VIDA
Date: October 11, 2009 6:05:52 PM EEST
To: sinopbizim@yahoogroups.com
Cc: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

http://www.imeem.com/rocori/music/wZPn7pq0/mercedes-sosa-gracias-a-ala-vida/   DİNLEYEREK OKUYUN LÜTFEN!

Müziğiyle dünyaya mal olmuş efsaneleşmis bir kadın şarkıcı, Arjantinli muhalif ve folk şarkıcısı Mercedes Sosa,  50 yıllık müzik hayatı, 40 albüm ve dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerin kayıtlarını geride bırakarak 74 yaşında Buenos Aires’te geçen hafta sonu yaşama veda etti. Sosa öyle büyük bir isim olmuştu ki ülkesinde geçen haftasonu Arjantin kongresi önünde yapılan bir törenden sonra toprağa verildi.

Sosa, halk arasındaki yaygın adıyla “sessiz çoğunluğun sesi”,  70’li ve 80’li yıllarda müziğiyle Latin Amerika’nın askeri diktatörlüklerine direnişin simgelerinden biriydi. Adını 60’lı yıllarda duyuran Sosa, Nova Cansion/Yeni Şarkı diye adlandırılan folk müziğini muhalif siyasi söylemle birleştiren müzik akımının öncülerindendi. İnsanın içine işleyen o derin sesiyle acıları isyanlari dillendirdi. Bir sembol, bir muhalefet sembolü haline geldi. Şarkıları Latin Amerika’daki diktatörlüklere direnenlere ilham kaynağı oldu.

Son derece politik bir insandı, hayatı boyunca bu böyle oldu; kendisini anlatırken hep “Ben halktan yoksuldan yanayım” derdi diye anlatıyor Sosa üzerine araştırmalar yapan California Üniversitesi etno-müzikoloji kürsüsünden Prof. Jhonathan Ritter.

70’li yıllarda Arjantin’de askeri cunta döneminde tamamen sol ve rejim karşıtlığıyla özdeşleşmişti, ’79’da La Plata’da bir konser sırasında tüm dinleyicileriyle birlikte göz altına alınınca, artık şarkılarını istediği gibi söyleyemeyeceğini anladığından, hapis cezası almamasına rağmen ülkesini terk ederek çogunluk Madrid ve Paris olmak uzere Avrupa’da sürgünde yaşamak zorunda kaldı. Taa ki 1982’de askeri diktatörlüğün son günlerinde ülkesine tekrar dönünceye kadar, döndüğü zaman Buenos Aires’in en büyük konser salonlarından birinde 12 gün boyunca arka arkaya konserler vermişti. Bir kez daha protest şarkılarıyla genç kuşağın gönüllerini fethetmişti. Sosa’nın en özel yanlarından biridir bu.

50 yıl boyunca hep dinleyici kitlesini yenilemeyi başarmış bir şarkıcıydı, Latin Amerika’da hâlâ lise ögrencileri arasında bile müthiş tutulan şarkıları bulunmaktadır.

Vatikan’da Sistine Chapel’den, New York Carnegie Hall’e dek dünyanın pek çok yerinde şarkılarını söyleyen şarkıcının müziğinin hâlâ ne kadar popüler olduğunun anlaşılması için  son albümü bu yıl Kasım ayında verilecek Grammy ödüllerine 3 ayrı dalda aday olduğunu söylemek gerek.

Gracias A La Vida /Teşekkürler Hayat, “Hayata ve bana verdiği her şeye şükürler olsun” diyen bu ünlü parçası Sosa’nın müziğini temsil ediyor mu acaba dersek, onu tanımlayan tek özelliğinin politik yanı olmadığını söylemek gerekir, bu şarkı belki Sosa’nın repertuarındaki diğer şarkıları kadar politik değil, ancak o zaten bir folk şarkıcısıydı ve Latin Amerikalı protest müziğin öncülerinden Şili’li büyük ozan, besteci ve folk şarkıcısı Violetta Parra’nın bu melankolik ve nostaljik parçası, dünya çapında Sosa’yla en çok özdeşleştirilen, en popüler şarkı haline gelmiştir…

SOSA’YA, SESİNE, GÜZELLİĞİNE, MÜCADELESINE SAYGILARIMLA,

Metni BBC’den aktardım.
Oya


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: