Gönderen: adalarpostasi | 08 Ekim 2009

ADALAR POSTASI-2322: işte aziz birâderim, ada’nın muhtasaran tarifi…

http://urun.gittigidiyor.com/drhm-ISTANBUL-HEYBELIADA-SB-FK_W0QQidZZ18083937

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

18 Ağustos 1895 Pazar günlü Hareket-i arz musabini iane akçesinden Heybeliada sakinelerinden Etna Maryon’a sehven verilen paranın istirdadının temini için mührünü tasdik ettiğinden kendisinin kefalete rabt edildiğine dair Stavri tarafindan verilen arzuhalin Şehremaneti’ni irsali hakkında…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Vapurda, 29/02/2008 08:37

* * *

ADALAR’da HAVA DURUMU:

8 Ekim 2009 Perşembe günü
Büyükada’da HAVA DURUMU*
az bulutlu
16-23ºC
% 53-97 nem
KD 24km/sa

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *

+
ADALAR’da NÖBETÇİ ECZANELER:

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/nobet/liste.asp?lc=1&gun=08.10.2009

Burgazada’da Bülent Ecz. 381 81 15, Büyükada’da Büyükada Ecz. 382 67 56, Heybeliada’da Heybeliada Ecz. 351 84 15, Kınalıada’da Kınalı Ecz. 381 41 51.

* * *
Cicely Mary Barker, The Crab Apple Fairy.

* * *

1- “Adalar’a ‘mopur’ değil ‘vapur’ istiyoruz!” kampanyasına 8 Ekim 2009 Perşembe günü 00:58 itibariyle toplanan 275 imza…

2- Prof. Dr. Feryâl Orhon Basık’tan “Adalara Ulaşım Azabı” Hürriyet’te…

3- Mehmet Gözgücü: “Bu haberiniz için sizlere pek çok teşekkürler ederken, hemen aklıma gelen ‘İDO denen kuruluş kendisini ‘dünyanın en büyük denizcilik şirketi’ olarak tanımlıyor!…”

4- Yakamoz: “Daha bir ay öncesinde, bir yakınımın binmiş olduğu bir motor, son süratle Bostancı motor iskelesine çarparak kaza yapmış ve yolculardan yaralananlar olmuştu. Sadece burundan iskeleye yanaşabilen, vapurdan daha uzun sefer süresine, düşük yolcu kapasitesine ve kalitesine sahip bu motorlarla bütün bir kış boyu güvenli ve rahat bir ulaşımın yapılmasını düşünmek imkansızdır. Hiçbir dönem böyle bir uygulama görülmemiştir…”

5- “Bütün hatlar MOTORLAŞIYOR! Sanki İstanbullu ‘Haydi vapurunu seç!’ kampanyası sonucu vapur değil motor secti!”

6- “[BAŞBAKANLIK Bilgi Edinme Değerlendirme] Kurulu, Adalar Belediyesi’nin tatil günü de çalışan araçlarının ne iş yaptığını merak eden bir vatandaşın şu sorularına yanıt aradığı başvurusu üzerine de belediye araçlarının harcama yakıtlarını vatandaş denetimine açtı…”

7- Adalar Belediyesi’nden ne haber?

– “Adalar Belediyesi, Adalar Sağlık Grup Başkanlığı ve Türk Kalp Vakfı desteği ile Uluslar arası Lions Dernekleri İstanbul Anadolu Yakası Yönetim Çevresi Federasyonu’na bağlı Sedefada Lions ve Yeşilburgaz Lions Kulüpleri’nin evsahipliğinde 09.10.2009 tarihinde Büyükada İskele çıkışında, sağlık ve diyabet taraması ve diyabet bilinçlendirme çalışmaları yanı sıra organ bağışı kampanyası yapılacaktır…”

– “Belediye Meclisi Ekim ayı toplantısı Belediye Hizmet Binası’nda yapıldı…”

– “Meclis koltuklarında felsefeciler… “

8- Ioannis Papadopulos: “Fakat azizim, benim meftun olduğum ada Halki’dir. Prinkipos (Büyükada), saltanata, şehvete, servetlere karşı cilveler çeken, ihtişamıyla, güzelliğiyle gözleri kamaştıran şirin fakat sahib-i kibir bir kadına, Halki (Heybeliada) ise ismetin kırmızılığını yüzünde muhafaza etmiş korkak, fakat tatlı simalı bir bakireye benzer…”

9- TAY’dan “Bizans Açılımı”: Bizans Marmara Envanteri Veritabanı http://tayproject.org ’da…

ADALAR POSTASI’nin 2322. sayısında:
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/10/adalar-postasi-2317-adalara-mopur-degil.html

)O(

* * *

BİR de BALIK:

…………………………………………………1

From: adalar.postasi@gmail.com
Subject: adalar’a mopur degil vapur istiyoruz!
Date: October 8, 2009 1:05:46 PM EEST
To: baskan@ibb.gov.tr, info@ido.com.tr, binali.yildirim@tbmm.gov.tr, hnaiboglu@denizcilik.gov.tr
Cc: adalar@istanbul.gov.tr, mustafafarsakoglu@adalar.bel.tr, adalar.postasi@gmail.com

26.9.2009

ADALAR’A

MOPUR DEĞİL

VAPUR İSTİYORUZ!

[ ilgili arzuhal şu adreste: http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/10/adalar-postasi-2318-ne-yazik-ki-tek.html ]

ADALAR POSTASI
adalar.postasi@gmail.com
htpp://adalar-postasi-guncel.blogspot.com

Emine Çiğdem Tugay, Handan Altıneller, Şirin Ünal Kahraman, İpek Yagal Gül, A. Armağan Portakal, Davut Berker, Tuba İlkmen Şenay, Pınar Örtel, Yaşar Özürküt, Recep Yarlığan, Yasemin Baran, Tugay Kartal, Arif Pırnal, Begüm Yavuz, Fethi Okyar, Selda Arkan, Pınar Turhan, Ayşe Çağlar (Prof. Dr.), Birsen Sezgün, Sasa Vasiliadiz, Selah Özakın, Aris Kyriazis, Pınar Satıoğlu, Hakan Satıoğlu, Arif Çağlar (Dr.), Gökhan Akçura, Oya Koca, Orhan Bursalı, Sara Beşkardeş, M. Cemal Beşkardeş, Ali Fuat Beşkardeş, Ahmet Can Beşkardeş, Zehra Taşman, Fatma Samiye Beşkardeş, Selma Kurdakul, Cem Ertekin, Ömer Faruk Beşkardeş, İzzet Beşkardeş, Fatma Artunkal, Mercan Bursalı, Meryem Bursalı, Nisan Özdoğan, Seza Artunkal, Akgül Baylav, Cahit Baylav, Ayşe Bilgin, Ali Bilgin, Kerem Khan, Uğraş Salman, Mehmet Selim Tugay, Canan Alioğlu, Engin Damcı, Nesrin Yazıcı, Mehmet Onaner, Muharrem Demir, İsmail Serdar Demir, Alper Dizdar, Ender Eren, Ersin Güneralp, Seda Zobaroğlu, F. Nur Çakmak, M. Berken Çakmak, Musa Çakmak, Nesimi Büyükbabani (Prof. Dr.), Melek Kızıldağ, Arif Kızıldağ, Aziz Kızıldağ, Keklik Kızıldağ, Deniz Kızıldağ, Derya Kızıldağ, Çağlar Kızıldağ, Menteş Azuz, İlkay Kurdak, Istatis Arvanitis, Kenan Yüksel, Sibel Yüksel, Sinan Yüksel, Aykut Yüksel, Gamze Yüksel, Gülsevil Tüzün, Işık Meriç, Kaya Onur, Gönül Kurtkan, Kuten Kurtkan, Alanur Kurtkan, Altuğ Kurtkan, Sezin Kurtkan, Feride Özmat, Mustafa Özmat, İsmail Özsürücü, Nevin Özsürücü, İrem Özsürücü, Berkay Özsürücü, Nirva Özsürücü, Vildan Kaçar, Mete Kaçar, Ayşe Şive, Baturer, Avni Baturer, Burcu Özgültekin, Doğan Özgültekin, Deniz Özgültekin, Ayda Arel (Prof. Dr.), Selçuk Gül, Şebnem Aksan (Prof. Dr.), Nevin Arpaçay, İsmail Baysal, Sema Baysal, Gökhan Baysal, Ataol Behramoğlu, Hülya Behramoğlu, Barış Behramoğlu, Eren Sagay, Bingül Durbaş, Füsun Başer, Ron Rose, Emma Rose, Kerim Rose, Tiraje Dikmen, Dilek Zaptçıoğlu, Jurgen Gottschlich, Nilgün Cerrahoğlu, Ali Şenalp, Esen Çamurdan, Mine Baysan, Celâl Karaca, Ahmet Tanrıverdi, Hüsnü Fikri Karaman, Nurettin Karaman, S. Ufuk Tatlı, Nazaret Gezer, Mircan Göçer, Nuran Çelik, Levon Çelik, Uğur Ademoğlu, Harun Keşiş, Mustafa Altıneller, Can Altıneller, Cem Altıneller, Stelki Triyandafilidis, Ömer Faruk Şenay, Yurdanur İlkmen, Oğuz Argon, Eda Yurdakul, Nur Kızıltuğ, Celâl Kızıltuğ, Esra Kızıltuğ, Selçuk Kızıltuğ, Dilek İçinsel, Nezih Bayraktar, Ayşegül Bayraktar, Damla Bayraktar, Asuman Demir, Serap Güre Şenalp, İrini Notis, Diamandis İliadis, Uğurhan Öksüm, Efe Rıfat Öksüm, Umut Deniz Öksüm, İnciser Sayın, Emine Tosun, Zeynep Kalender, Serap Erdem, Hülya Balkay, Necdet Balkay, Bülent Baviker, Metin Karadağ, Rabia Gürol, Ayşegül Beton, Filiz Tokcan, Ceylan Yüceoral, Işık Yüceoral, Selen Tokcan, Sema Miller Çamurdan, Kâmil Masaracı, Yeşim Bayrak, Elif Acar, Hakan Senemoğlu, Semiha Baltacı, Baki Nedim Baltacı, Rezan Peya Gökçen, Tülay Çellek, Erendiz Özbayoğlu (Prof. Dr.), Sakine Fındık, Neşe Kıldacı, Murat Özen, Kâzım Şakar, Mustafa Gök, Mustafa Erol Yazman, Mustafa Araç, Ramazan Özen, Osman Yürük, Turgay Şakar, Zeynel Çelik, Ender Özbey, Yako Nigri, Melih Ürkmez, Ömer Ürkmez, Hacer Ürkmez, Hakkı Gezgin, Lütffiye Gezgin, Ali Murat Gezgin, Mahmut Bağrıyanık, Osman Yazıcı, Erol Çelik, İbrahim İşleyen, Sandy Ongan, Gülçin Delice, Satı Kıbıç, Cemal Uluca, Halil Özen, Şaban Güney, Ümit Ünal, Kemal Şakar, Hüseyin Çelik, Perihan Şakar, Leyla Demirkol, Derviş Güler, Galip Uçan, Salih Kuru, Musa Kâzım Biçer, Erkan Araç, Erol Kösciler, Hasan Kösciler, Gencay Ünal, Ali Tunç Şenbir, Mustafa Kerşit, Yücel Yıldırım, İsmail Gül, Murat Akdemir, Bayram Kaya, Osman Özen, M.Ali Vural, Hüseyin Aydın, Nazmi Arslan, Kadir Duman, Funda Gök, Necmettin Yödem, Cafer Şakar, Ruhser Şakar, Neslihan Şakar, Fatma Şakar, Rahime Aydın, İrem Aydın, Gülabi Şakar, Kemal Şakar, Leyla Şakar, İbrahim Yazganoğlu, Tuğrul Akoğlu, Sabri Poyraz, Hayrettin Kızılkaya, Celal Arpa, Tanla Özer, Selma Kösoğlu, Mahmut Öztürk, Seta Sahakyan, Fatma Ekşi, Gülsun Gürol, Ferhat Pehlivan, Filiz Altınbaş Yılmaz, Güney Kurdak, Deniz Kurdak, Mehmet Gözgücü, Ferda Erdinç, Hande Solakoğlu, Buket Uzuner, Murat Adalı, Süleyman F. Başaka, Sara Bahar, Nalan Cezer, Zübeyde Duran Dizdar, Feryâl Orhon Basık (Prof. Dr.), Celâlettin Basık, Birge Elif Basık, Makbule Orhon, … (8 Ekim 2009 Perşembe günü 00:58 itibariyle toplanan 275 imza…)

…………………………………………………2

Hürriyet, 7.10.2009
Yalçın Bayer

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12636684

Adalar’a ulaşım azabı
 
BEN bütün bir yıl olamasa da, oldukça uzun bir zaman adada oturmak isteyen; fakat vapur tarifesi okulların açılmasına endeksli olduğu için adanın en güzel zamanında kışlık evine göçmek zorunda olan bir adalıyım.
İDO kışın adalarda yoğunluk olmadığı için vapur yerine motor koyuyormuş. İDO’ya birkaç sorum var:
1- Bu ‘yoğunluğun’ kıstası nedir?
2- İGDAŞ yeterli nüfus olmadığı için mi Adalar’a doğalgazı getirdi?
3- Adalar’da yoğunluk bu kış mı azaldı?
4- Vapura tekerlekli sandalyeyle indirilip bindirilebilen yaşlılar, engelliler ve hastalar, motorlara nasıl indirilip bindirilebileceklerdir?
5- Yoksa işin aslı, iktidar partisine oy vermedikleri için Adalılar’ın cezalandırılmaları mıdır?

Prof. Dr. Feryâl Orhon BASIK-HEYBELİADA

…………………………………………………3

From: MEHMET GÖZGÜCÜ
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2321: …….vapurseverfirtinasi… )O( …isanitrifrevesrupav…….
Date: October 7, 2009 10:44:36 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

SEVGİLİ ADALAR POSTASI……………………………….!
 
BU HABERİNİZ İÇİN SİZLERE PEK ÇOK TEŞEKKÜRLER EDERKEN, HEMEN AKLIMA GELEN “İDO” DENEN KURULUŞ KENDİSİNİ “DÜNYANIN EN BÜYÜK DENİZCİLİK ŞİRKETİ” OLARAK TANIMLIYOIR, BEN DOĞMA BÜYÜME MODALIYIM, TABİİ GÖNLÜM HEP ADALAR’DA, BİR DE SINIF ARKADAŞIM SEVGİLİ FATMA ARTUNKAL DA ESKİ MODALIDIR, TABİİ SEVGİLİ M.CEMAL BEŞKARDEŞ’İ DE UNUTMAMAM GEREKİR O DA BİZİM ALMAN LİSESİ’NDENDİR, BÜTÜN BUNLARDAN SONRA SİZLERİ YÜREKTEN ALKIŞLAYIP SONSUZ BAŞARILARLA DOLU SEVGİLERİMİ DE KABUL EDECEĞİNİZE İNANIYORUM……………………………………….
 
MEHMET GÖZGÜCÜ
 
PS. TABİİ BU İLETİ ŞİMDİ HERKESE İLETİLİYOR………………………………………..
 

…………………………………………………4

http://blog.milliyet.com.tr/IDO_dan_Adalara_ceza___/Blog/?BlogNo=206026

Güncel  –  01.10.2009 – 22:10 

İDO’dan Adalara ceza…

İDO’nun 24 Eylül 2009 tarihi itibariyle başlayan kış tarifesinde, Adalar–Bostancı hattına, yeterli yoğunluk olmamasını bahane ederek, vapur yerine seyir güvenliği olmayan motorları sefere koyması, tüm Adalıları mağdur bir durumda bırakmıştır. Adalar’da seçimi kaybeden iktidar partisinin kent yönetiminin bu kararı, Adalara uygulanan bir siyasi ceza niteliğindedir.

01 Haziran 2009 ‘da, Adalar hattı vapur ücretlerindeki akbil uygulamasına yapılan % 35 oranındaki yüksek zammın ardından, kış tarifesinde vapur yerine motorları sefere koymasının başka nasıl bir açıklaması olabilir ki? Kışın zorlu şartlarında motorlarla güvenilir bir ulaşımın sözkonusu olamayacağının biz Adalılar gibi, elbette İDO ve İBB yönetimi de bilincindedir. Oysa seferdeki en küçük gemilerin, bu hatta işletilmesi bir çözüm olabilirdi.

Daha bir ay öncesinde, bir yakınımın binmiş olduğu bir motor, son süratle Bostancı motor iskelesine çarparak kaza yapmış ve yolculardan yaralananlar olmuştu. Sadece burundan iskeleye yanaşabilen, vapurdan daha uzun sefer süresine, düşük yolcu kapasitesine ve kalitesine sahip bu motorlarla bütün bir kış boyu güvenli ve rahat bir ulaşımın yapılmasını düşünmek imkansızdır. Hiçbir dönem böyle bir uygulama görülmemiştir.

Tek sebep yeterli yoğunluk olmaması ise, İDO neden bugüne kadar Adalar’da motor seferlerine izin vererek vapur yolcusunun azalmasına göz yummuştur? Ayrıca bazı hizmetlerde öncelik, kurumun kâr etmesi değil, KAMU YARARI’nın gözetilmesidir. Adalar gibi tek ulaşımın deniz yolu olduğu ve başka hiçbir ulaşım alternatifinin bulunmadığı bir yerde, bu husus çok daha önem kazanmaktadır. Bugüne kadar İBB tarafından Adalar Belediyesi’ne yapılan tüm yardımların, seçimlerden sonra bıçak gibi kesilmesinin ardından, alınan bu kararla da yapılan siyasi cezalandırmaya fazla şaşırmamak gerek sanırım. Zira 29 Mart seçimlerinde, seçim stratejisini ‘‘bize oy vermeyen yerlere hizmet gelmez’’ şeklinde bir şantaja dayandıran iktidar partisinden, olumlu bir tutum beklemek herhalde büyük sürpriz olurdu. Yine de alınan hatalı kararlardan, önümüzdeki günlerde ulaşımda olumsuz bir olay yaşanmadan evvel, en kısa sürede vazgeçilmesini temenni ediyoruz.

…………………………………………………5

Cumhuriyet 07.10.2009

KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak@yahoo.com.tr

…………………………………………………6

Hürriyet, 4.10.2009

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12613511

BELEDİYELERDE VATANDAŞ DÖNEMİ BAŞLIYOR

Kararları bütün kamu kurum ve kuruluşları için “içtihad” niteliği taşıyan Bilgi Edinme Kurulu, sürpriz iki karara imza attı. Kurul, belediyelerden “imar planı tadilatları” ile “kullandıkları araçların giderlerine ilişkin muhasebe kayıtlarını” vatandaşın bilgisine açmasını istedi.

[…]

Tatilde çalışan aracın hesabı

[BAŞBAKANLIK Bilgi Edinme Değerlendirme] Kurul, Adalar Belediyesi’nin tatil günü de çalışan araçlarının ne iş yaptığını merak eden bir vatandaşın şu sorularına yanıt aradığı başvurusu üzerine de belediye araçlarının harcama yakıtlarını vatandaş denetimine açtı:

“Normal günlere sığmayan bu mesai fazlalığının nedeni nedir?

Resmi vasıtaları kullanan şoförler normal mesai saatleri dışındaki bu çalışmaları karşılığında fazla mesai ücreti almakta mıdırlar? Bu hususta bordrolar tanzim edilmiş midir?

Şoförler garaj amirlerinin emirleri üzerine mi yoksa görev sevk evrakı düzenlenerek mi sefere çıkmaktadırlar?

Resmi vasıtaların toplanıp muhafaza altına alındığı umumi garaj, nöbetçi bir mesul memurları var mıdır? Yoksa her vasıta şoförün istediği saatte kullanabileceği biçimde sokak aralarına mı park edilmektedir?”

Yapılan harcamaları da açıklayın

Vatandaş, ayrıca belediye araçlarına ait bakım onarım yakıt ve diğer giderlere ait son üç aylık gider muhasebesinin bir dökümünün de çıkarılarak kendisine verilmesini istedi.

Belediye ise “gerek personelin gerekse araçların gereken ihtiyaçlara cevap vermek üzere haftanın yedi günü 24 saat çalıştığı, fazla mesai yapan personele yine yasaların öngördüğü ücretlerin ödendiği” yanıtını vermekle yetindi.

Yanıttan hoşnut kalmayan vatandaşın itirazı üzerine konuyu inceleyen kurul, belediyenin bütün ilçe halkını yakından ilgilendiren hizmetlerine ilişkin talep edilen bu bilgi ve belgelerin itiraz sahibine verilmesi gerektiğine hükmetti.

[…]

…………………………………………………7

ADALAR BELEDİYESİ’nden

NE HABER?

» Adalar Belediyesi, Adalar Sağlık Grup Başkanlığı ve Türk Kalp Vakfı desteği ile Uluslar arası Lions Dernekleri İstanbul Anadolu Yakası Yönetim Çevresi Federasyonu’na bağlı Sedefada Lions ve Yeşilburgaz Lions Kulüpleri’nin evsahipliğinde 09.10.2009 tarihinde Büyükada İskele çıkışında, sağlık ve diyabet taraması ve diyabet bilinçlendirme çalışmaları yanı sıra organ bağışı kampanyası yapılacaktır.

BELEDİYE MECLİSİ EKİM AYI TOPLANTISI

BELEDİYE HİZMET BİNASI’NDA YAPILDI

Adalar Belediye Meclisi’nin Ekim Ayı Olağan Toplantısı 5 Ekim Pazartesi Belediye Binası Meclis Toplantı salonunda Dr. Mustafa Farsakoğlu başkanlığında yapıldı.

MECLİS KOLTUKLARINDA FELSEFECİLER

2 Ekim Cuma günü, Yeditepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü ile Adalar Belediyesi’nin işbirliğiyle düzenlenen “Adalar’da Felsefe Etkinlikleri” başladı.

…………………………………………………8

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=68256

Tarih  –  07.10.2007 – 13:30 

HEYBELİADA TARİHİNDEN BİR SAYFA

1912’lerin Prens Adalarının ikinci büyük adası Heybeliada’nın (Halki) şirin bir tasviri… İstanbul’un ve Marmara Denizinin bu güzel adasının mazide kalan sayfalarından bir yaprağı…

Heybeliada’dan bir görünüm

Muhibbim K. Efendiye

Azizim,

Hâlâ hayaller içerisindeyim. Uykusunu güzel rüyâlarla geçirip de uyanan kimsenin, tatlı rüyâlarının devamı arzusuyla gözlerini betekrar (tekrar tekrar-f.d.) kapatıp biraz evvel nazarlardan firar eden güzelliklerden doymak istediği gibi aynı hal bende de vaki olmuştur.

Azizim, İstanbul’u hiç ziyaret ettin mi? Bahar sabahının ilk saatlerinde aheste aheste köprüye (Galata Köprüsü-f.d.) doğru hareket eden bir vapur üzerinde bulunup da, ansızın gözler önünde bir sinematoğraf perdelerinde açılan günagün manzaralar gibi etrafını çeviren o güzel ufukları, latif bahçeler, yüksek ağaçlar içinde boğulan köşkleri, tepeleri, güneşin ilk ziyalarıyla parıl parıl parlayıp azametiyle ruhta derin derin hisler uyandıran o mavi renkli denizi görmeli, Sarayburnu’nun, Boğaziçi’nin insanı sermest (kendinden geçmiş – başı dönmüş-f.d.) eden sahillerini, bu sahillerin o ince güzelliklerini temaşa etmeli ki İstanbul’un şirinliği hakkında bir fikir husule gelsin.

Fakat uzaktan bu kadar güzel görünen payitahtın içerisine girip de Galata ve Stambul’un (Suru Humayun-Suriçi eski İstanbul-f.d.) dar dar sokaklarını, cadde ve ebniyelerinin (binalarını-f.d.) intizamsızlığını gördüğün vakit vapur içerisinde uyanan ilk müessirat (etki-f.d.) yavaş yavaş sönmeye başlar.

İstanbul’un en güzel yerleri arasında müstesna bir mevki tutmuş yerler Adalar’dır. İstanbul’a gelip de Adaları (Prens Adaları-f.d.) ziyaret etmeyen, içinde hiç olmazsa bir ay oturmayan kimse en güzel bir manzaradan, en tatlı bir zevkten kendini mahrum etmiş olur.

Adalar adetçe dokuzdur: Proti (Port-Porty-Kınalı), Antigoni (Burgaz), Halki [1] (Heybeli), Prinkipos (Büyükada), ki bunlar meskundur, diğerleri Okseia [2] (Oxis- Oksia- Sivri Ada), Pita (Kaşık Adası), Pilati [3] (Yassıada), Neiandros (Neandros – Balıkçı Adası – Tavşan Adası), Terevinthos (Terevintos – Sedef Adası) ki gayri meskundur. Bu adalardan bazısına eskiden Bizans İmparatorları ve büyük ruhbanlar nefi (nefy–sürgün -f.d.) edilirlermiş. Halki’den biraz uzakta güzellikleriyle kendisine rekabet eden (rakip olan-f.d.) Prinkipos (Büyükada), sık ağaçlıklarının gölgelikleri ile esrarengiz güzelliklerini nazarlara açıp, ruha safa veren ağaçlarının, iki genç aşıklar gibi yekdiğerine (birbirlerine-f.d.) sarılan dalları içerisinde, derinliklerinde açılan dar dar yeşil yollar ihtiyarlara bile iştahlı arzular uyandırıcı, eski aşklarını düşündürmeye sevk edici bir cennete mukayese edilse sezadır.

Fakat azizim, benim meftûn olduğum ada Halki’dir. Prinkipos (Büyükada), saltanata, şehvete, servetlere karşı cilveler çeken, ihtişamıyla, güzelliğiyle gözleri kamaştıran şirin fakat sahib-i kibir bir kadına, Halki (Heybeliada) ise ismetin kırmızılığını yüzünde muhafaza etmiş korkak, fakat tatlı simalı bir bakireye benzer. Birbirinden 10-15 dakikalık mesafede bulunan bu iki ada arasında ne büyük farklar vardır! Birinde ses, şamata gözleri kamaştırır saltanat, fanilik, diğerinde sükûn ve hayalat… Prinkipos (Büyükada), insanın sezgilerini zer (çoğaltan-f.d.), sermest ederek rehavete kılavuzlar. (sevkeder-f.d.) Halki (Heybeliada) ruhu difleştirir (canlandırır-f.d.), fikri yükseltir, velhasıl insanı kendine meftun kılar.

Sahra alemlerinin aşıkları, şehir ve kasabaların telaşelerinden kaçıp da tabiatın güzelliklerine hayran olmak isteyenler, orman gölgeliklerinde çam ve çınar ağaçlarının esrarengiz ahenkleri altında oturarak hafif meltemlerin, tatlı dalgaların ruha ilka (bıraktığı-f.d.) ettiği ihtisaslar, içinde vakit geçirmeyi arzu edenler, Halki gibi müstesna ve mümtaz ada dünyada az bulacaklar…

Tuhafı şurasıdır ki, insan burada ne kadar ziyade (fazla-f.d.) durursa o kadar da yeni yeni şirinlikler keşfeder. Tabiat bu adada olanca feyzini, letafetini izhara pek ziyade çalışmıştır. Azizim bilsen, kaç defalar kendimi derin bir zemin ağırlığı altında hissettiğim vakit, ruhumla başbaşa vererek ormanlık içine gider ve en sık ağaçların altında oturarak ızdıraplardan kabaran sinemin zehirlerini bozkırlara karşı dağıtır, yahut tenha bir mahale çekilip çam ağaçlarının neşr ettiği ince, fakat kalbin en saklı köşelerine kadar nüfuz eden güzel rayihalarının tesisiyle ruhuma biraz serinlik vermeye kendimde büyük bir ihtiyaç hissederdim. Bazı defa kalbim aşkla galeyan edince sahilde bir ağaç altında derin derin hayalata dalar yahut denizin aheste aheste kayalıklara doğru çarpan dalgalarının ahengine göre bir hava uydurarak sinelerimi yakan aşkı etrafa ilan etmeye başlar ve istemeyerek gözümden dökülen iki yaş, fakat hararetli katreler bana acıyla karışık tatlı bir sükûnet vererek, yeni arzular, görünmez sürûrlar (neşe-f.d.) ile odama avdet ederim.

Fakat biraderciğim bu alemi, hayalatı (hayalleri-f.d.) bırakarak size sevimli adamızı tarif edeyim.

Köprüden (Galata Köprüsü-f.d.) bir saat bir çeyreklik (1 saat 15 dakika-f.d.) bir deniz yolculuğu yapıp da ada iskelesine çıkıldığında solda ve sahil boyunda Mekteb-i Bahriyenin vasi ve süt gibi beyaz binasına tesadüf olunur. Biraz ötede çarşı boyunca parlak oteller, güzel bahçe ve gazinolar ve bunların arkalarında kayıkçı ve balıkçılardan ibaret olan ada yerli ahalisinin ahşap evleri bulunur. İskelenin karşısında biraz yokuşlu bir yoldan geyet geniş ve her iki tarafı akasya ve çınar, ve çam ağaçları ile muhat (çevrili-f.d.) bir caddeye çıkılırkı bunun sağında zenginlerin güzel köşkleri arzı endam ederek her cihetle ziyaretçinin göz ve kalbini cezbeder. İşte bu yoldan çıkdıkça her adımda manzara değişir ve insan hayretten hayrete düşer. Her nereye gözünü çevirsen yeni bir levhayı sihirâne (sihirli bir tablo-f.d.) açılır, yeni bir taravet (tazelik-körpelik-f.d.) gözleri şenletir. Sağdan Theologiki Sholi (Ruhban Okulu-f.d.) yeşillikler içinde boğulmuş ve en yukarısında gayet muhteşem mermer sütunlarla müzeyyen (süslü-f.d.) olup P.Stefanovik (Osmanlı döneminin bankerlerinden Pavlos Stefanovik Skilitsis-f.d.) nam kimsenin ulu himmetiyle husule gelen mutantan bir bina…Bu tepeden manzara o kadar güzeldir ki tarifi kabil olamaz. Etrafta bütün güzelliklerine bürünmüş birer su perileri vaziyetini alan adalar, karşı sahilde ve tren boyunda Maltepe, Pendik, Kartal ve sair köyler gayet latif bir manzara teşkil eder. Bu mektepte bütün despotlarımız (Rum Ortodoks Kilisesi’nde papazın üstündeki bir ünvan-f.d.) tahsil-i irfan ederler. Tepenin biraz aşağısında ve sahile yakın Mısır Hidivi’nin amcazadesi Abbas Halim Paşa’nın Mısır ehramları sisteminde gayet merakla inşa edilmiş köşkü arzı didar (görünme-f.d.) eyler.

Tepeden inip de asıl cadde takip edilirse, sağda aristokratların yazlık ikametgahı olan Halki Palas oteline tesadüf olunur. Buradan artık orman ve çamlık başlar. Arasındaki 20 metrelik gayet sevimli ve kırmızı renkli yol bütün adanın atrafını sahil boyunca takip eder. Her yerinde yılankavi şeklini muhafaza eder. [4] Biraz ileride iki güzel tepecikler ortasında gayet mümtaz bir mevkide saray gibi muhteşem ve ağaçlar içinde sıkışmış gibi olan parlak Elliniki Emporiki Sholi [5] (Yunanca Ticaret Okulu-f.d.) binası arzı endam eyler. Burada biraz durup da insan, nazarları (bakışları-f.d.) önünde açılan vasi ufuklara gezdirecek olsa mutlaka manzaranın güzelliğinden gözleri kamaşıp sermest olacak… Bayır aşağı bahçe ve ağaçların ötesinde gayet vasi bir surette serilen koyu renkli denizin uzak sahillerinde görülen Aya Stefanos (Ayastefanos- Yeşilköy-f.d.), Makriköy (Bakırköy-f.d.), Stambol’in (Suru Humayun – Suriçi eski İstanbul-f.d.) tepe ve minareleri, Yıldız, Çamlıca, Erenköy, Maltepe, Antigoni (Burgaz Adası-f.d.), Proti (Kınalı Ada-f.d.) adaları hep gözler önünde kalır.

Bu mektep dokuz sınıflı (Elliniki Emporiki Sholi) olup, iki şubeyi havidir. Biri Gimnazyon ve diğeri sırf Ticaret şubesidir ki her ikisi bütün Avrupa Darülfünunlarından musaddaktır. (tasdikli) Nerede Rumluk varise hepsi evlatlarını buraya göndermeyi kendilerine bir vazife-i milliye addederek bu mektepte, bu parlak iklimde tahsil ettirirler. Bugün için İstanbul ve taşrada temeyyüz eden ekser doktorlar, dava vekilleri (avukat-f.d.), tüccar ve bankerler hepsi bu mektepten tahsil-i ilm ederek çıkmışlardır. Mektep dahilinde eski Bizans İmparatoru II. Ioannis Palaiologos tarafından inşa ve Panagia (Meryem-f.d.) namına takdis edilmiş bir ekklisia vardır ki haylice asar-ı atikaya (antika eserler-f.d.) havidir.

Mektebi bırakıp da doğru caddeyi takip eylediğimizde yolda diğer bir tepede Pater İsak ve daha ileride sağda Pater Arsenios manastırları vardır ki her ikisinin de mevkileri güzeldir.

Nihayet yol, tabi güzellikleriyle şöhret kazanan Çam Limanı’ndan geçer. Bu liman denizin gayet sevimli bir tarzda girintisinden ibaret olup yazın herbir gün birçok ziyaretçileri kendisine celbeder. Bu ise mevkisinin letafetine bir delil-i beliğdir. (yeterli delil-f.d.)

Çam ağaçlarının latif dalları arasında imtidad (uzayıp giden-f.d.) eden turu takiple Aya Georgios Manastırı’na ve buradan da tekrar ada iskelesine varılır.

İşte aziz biraderim, Ada’nın muhtasaran tarifi… Fakat tabiatın bu kadar şirinliklerini layıkıyla tasvir etmek benim için pek güçdür. Birgün olur da hasbel icap bu güzel adayı terk etmeye mecbur kalırsam ne kadar mahzun ne kadar mukedder olacağımı hiç tasavvur eder misin? Halki’m (Heybeliada-f.d.) bütün mevcudiyetim buna ne kadar tatlı hatıralar, sıkı rabıtalar ile merbut kalmıştır.

Halki, 28 Temmuz 1912

IOANNİS PAPADOPULOS

Hukuk Mezunu

Fehmi DİNÇER

Ankara 2007

Heybeliada (Halki) üzerine yazılmış bu yazı 1914 tarihinde yayınlanmış İmerologion adlı karamanlıca eserden tarafımdan çevrilmiştir. f/d

[1] Türkçesi Heybeli adadır. Rumcası ise Halki’dir. (Halki’nin anlamı ise bakırdır-f.d.)

[2] Bundan 3-4 sene evvel (1908 yada 1909-f.d.) buraya İstanbul’un köpekleri nefi edilerek (sürülerek-f.d.) helak ettirilmiştir.

[3] Bu adada İngiltere’nin sabık İstanbul sefiri Volver’in İngiliz bandırası altında bir köşk yaptırıp insanların nazarından uzak olarak güzel kadınlar ile vaktini geçirdiği rivayet olunur.

[4] Bu caddeye tur (devir) namı verilmiştir.

[5]1892 yılında kurulmuştur.

…………………………………………………9

From: TAY’dan Haber Var – News from TAY
Subject: TAY Bizans Acilimi!
Date: October 7, 2009 8:08:52 PM EEST
To: info@tayproject.org

Biz bitirdik!…

Bizans Marmara Envanteri Veritabani
http://tayproject.org ’da…

Saygi ve sevgilerimizle…

16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil

TAY Projesi / TAY Project
Turkiye Arkeolojik Yerlesmeleri
The Archaeological Settlements of Turkey
Kurucesme Cad. 67/B
34345 Kuruçesme
Istanbul
Tel: (0212) 265 7858
Faks: (0212) 287 1298
e.posta: info@TAYProject.org
web: http://tayprojesi.org

16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil 16. Yil

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: