Gönderen: adalarpostasi | 04 Ekim 2009

ADALAR POSTASI-2319: şimdi adalılar vapurlarını istiyorlar geri, ben de anılarımı…

http://urun.gittigidiyor.com/Istanbul-Buyukadadan-bir-gorunus-fotograf_W0QQidZZ20626920

* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

13 Mayıs 1895 Pazartesi günlü Büyükada Telgraf Müdürü Tevfik ve Heybeliada Telgraf Müdürü Sabit efendilerin hüsn-i hizmetlerinden dolayı Mecidi Nişanıyla taltifleri talebine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Vapurda, 28/12/2005 01:35

* * *

4 Ekim 2009 Pazar günü
Büyükada’da HAVA DURUMU*
gökgürültülü sağanak yağışlı
17-25ºC
% 41-81 nem
GB 12km/sa

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *

+
ADALAR’DA NÖBETÇİ ECZANELER:

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/nobet/liste.asp?lc=1&gun=04.10.2009

Burgazada’da Bülent Ecz. 311 81 15, Büyükada’da Deniz Ecz. 382 38 78, Heybeliada’da Halk Ecz. 351 84 32, Kınalıada’da Deniz Ecz. 381 51 81.

* * *
Cicely Mary Barker, The Hawthorn Fairy.

* * *

1- “Adalar’a mopur değil vapur istiyoruz!” kampanyasına 4 Ekim 2009 Pazar günü 15:06 itibariyle toplanan 118 imza…

2- Ali Sirmen: “Belediye Başkanlığına bir CHP’liyi seçen Adalılara vapurları bile çok görüldü. Şimdi Adalılar vapurlarını istiyorlar geri, ben de anılarımı…”

3- Sibel Sicimoğlu: “Bıraksak Adalar biraz kendi halinde kalsa mıdır acaba? Bodrum gibi OVER DISCOVERY olmalı mıdır bunu taşıyabilecek ekonomik alt yapı oluşabilir mi, oluşursa bundan memnun kalacak mıyız, yoksa her şeyiyle korumaya çalıştığımız “Yağmur ormanı” dokusuna zarar verir miyiz, düşünmek için zamana ihtiyaç var, imza gecikebilir, üzgünüm, 50 yıl sonra ADALAR deyince ne görmesini istediğimi biliyorum çocuklarımızın, düşünmek gerekiyor…”

4- “Merak etmeyin, o zamana kadar İSTANBUL diye bir şehir kalmayacak!”

5- “Halkla dalga mı geçiyorsunuz kardeşim! Seçimle İstanbul’a uygun [!?] vapur seçtirdiniz! Şimdi de vapurları kaldırıp, insanları ilkel motorlarla taşıyorsunuz!”

6- Ayla Algan: “Doğayı çok seviyorum. Zaten Kaz Dağları`ndayım Temmuz’da. Ağustosta ise Büyükada`dayım…”

7- Zeki Faik İzer’den… Büyükada’da Poyrazlı Gün… Büyükada’da Lodos…

8- Adalar Belediyesi’nden ne haber?

– Adalar Belediyesi’nde bir ilk!

9- Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’dan… Depremden Korunma Kılavuzu… Korkma…

ADALAR POSTASI’nin 2319. sayısında:
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/10/adalar-postasi-2319-simdi-adalilar.html

)O(

* * *

BİR de BALIK:

…………………………………………………1

26.9.2009

ADALAR’A

MOPUR DEĞİL

VAPUR İSTİYORUZ!

[ ilgili arzuhal şu adreste: http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/10/adalar-postasi-2318-ne-yazik-ki-tek.html ]

ADALAR POSTASI
adalar.postasi@gmail.com
htpp://adalar-postasi-guncel.blogspot.com

Emine Çiğdem Tugay, Handan Altıneller, Şirin Ünal Kahraman, İpek Yagal Gül, A. Armağan Portakal, Davut Berker, Tuba İlkmen Şenay, Pınar Örtel, Yaşar Özürküt, Recep Yarlığan, Yasemin Baran, Tugay Kartal, Arif Pırnal, Begüm Yavuz, Fethi Okyar, Selda Arkan, Pınar Turhan, Ayşe Çağlar (Prof. Dr.), Birsen Sezgün, Sasa Vasiliadiz, Selah Özakın, Aris Kyriazis, Pınar Satıoğlu, Hakan Satıoğlu, Arif Çağlar (Dr.), Gökhan Akçura, Oya Koca, Orhan Bursalı, Sara Beşkardeş, M. Cemal Beşkardeş, Ali Fuat Beşkardeş, Ahmet Can Beşkardeş, Zehra Taşman, Fatma Samiye Beşkardeş, Selma Kurdakul, Cem Ertekin, Ömer Faruk Beşkardeş, İzzet Beşkardeş, Fatma Artunkal, Mercan Bursalı, Meryem Bursalı, Nisan Özdoğan, Seza Artunkal, Akgül Baylav, Cahit Baylav, Ayşe Bilgin, Ali Bilgin, Kerem Khan, Uğraş Salman, Mehmet Selim Tugay, Canan Alioğlu, Engin Damcı, Nesrin Yazıcı, Mehmet Onaner, Muharrem Demir, İsmail Serdar Demir, Alper Dizdar, Ender Eren, Ersin Güneralp, Seda Zobaroğlu, F. Nur Çakmak, M. Berken Çakmak, Musa Çakmak, Nesimi Büyükbabani (Prof. Dr.), Melek Kızıldağ, Arif Kızıldağ, Aziz Kızıldağ, Keklik Kızıldağ, Deniz Kızıldağ, Derya Kızıldağ, Çağlar Kızıldağ, Menteş Azuz, İlkay Kurdak, Istatis Arvanitis, Kenan Yüksel, Sibel Yüksel, Sinan Yüksel, Aykut Yüksel, Gamze Yüksel, Gülsevil Tüzün, Işık Meriç, Kaya Onur, Gönül Kurtkan, Kuten Kurtkan, Alanur Kurtkan, Altuğ Kurtkan, Sezin Kurtkan, Feride Özmat, Mustafa Özmat, İsmail Özsürücü, Nevin Özsürücü, İrem Özsürücü, Berkay Özsürücü, Nirva Özsürücü, Vildan Kaçar, Mete Kaçar, Ayşe Şive, Baturer, Avni Baturer, Burcu Özgültekin, Doğan Özgültekin, Deniz Özgültekin, Ayda Arel (Prof. Dr.), Selçuk Gül, Şebnem Aksan (Prof. Dr.), Nevin Arpaçay, İsmail Baysal, Sema Baysal, Gökhan Baysal, Ataol Behramoğlu, Hülya Behramoğlu, Barış Behramoğlu, Eren Sagay, Bingül Durbaş, Füsun Başer, Ron Rose, Emma Rose, Kerim Rose, Tiraje Dikmen, … (4 Ekim 2009 Pazar günü 15:06 itibariyle toplanan 118 imza…)
 

…………………………………………………2
Cumhuriyet 04.10.2009

DÜNYADA BUGÜN

ALİ SİRMEN

Babaanneye Giden

Ada Vapurları

Sevgili,

Babaannem beni Amerika’ya yerleşmiş olduğu için göremediği, sevdiği, şımarttığı oğlu Samim’in yerine koyduğundan bir yakınlık vardı aramızda.

Sık görüşürdük onunla, ilkokula başlamadan önce annem elimden tutup götürürdü. Boğaz kıyısındaki, bende hapishane duygusu uyandıran Feriye Sarayı’ndaki yatılı okula gittiğimde, çarşamba öğlenlerden sonra ziyaretime gelir, yanında da, hep yiyecek bir şeyler getirirdi. Bunların içinden Ankara armutlarını çok iyi anımsıyorum. Yeşil yuvarlak Ankara armutları, hâlâ manav tezgâhlarında boy gösterir ve arada bana babaannemin ziyaretlerini anımsatır.

İlginçti, ders olmayan çarşamba öğlenlerden sonra yapılan o ziyaretler. Öğrenciler o boş saatlerde sınıflarda oturur ders çalışır, bir şeyler okurlar, Doğan Kardeş satanlar sınıftan sınıfa gezerlerdi.

Yakınları gelen öğrencilerin adı anons edilir ve onlar hemen sınıftan çıkarak yakınlarını bulurlardı. Onlardan, meyve, çörek, reçel, harçlık ve evden haberler alırlar, hafta sonu ile ilgili planlar yaparlardı.

Galatasaray Lisesi’nde okuyan çocuklar içinde ana babaları ayrı olanların sayısı hiç de az olmadığından kimi büyükanne ve babalar torunlarını o çarşamba ziyaretlerinde görürlerdi.

***

Babaannemin ziyaretleri beni çok sevindirirdi, onu severdim, Ankara armutlarını da, oyun oynamayı da… Ama bunların hepsini teklif etmek çoğu zaman güç olurdu.

Babaannem ile konuşurduk, laf çabuk biterdi, geri kalanını sonra yemek üzere sakladığım Ankara armutlarının ikisini de mideye indirirdim; o da bitince yapacak bir şey kalmaz, aklım fena halde oyuna takılırdı. Bir iki mırın kırından sonra baklayı çıkarırdım ağzımdan:

– Babaanne ben arkadaşlarla oynamaya gidiyorum, ama sen sakın gitme, otur! Ben arada uğrarım.

Gerçekten de koşar oynarken, arada babaannemin yanına uğrar sorardım:

– Nasılsın? Sıkılmıyorsun di mi? Sakın gitme ha!

O da arkadaş büyükanneleri veya anneleriyle sohbet eder, ahbaplıklar kurardı. Onun sayesinde birçok sınıf arkadaşımın aile hayatlarının arka yüzlerini öğrenmiştim. İçlerinde en çok yarenlik ettiği de, Veysel Bilal’in babasından ayrı yaşayan annesiydi.

Biraz daha büyüyüp, Galatasaray’daki ana binaya geçtiğimde, çarşamba izin saatlerimde ben okuldan çıkar, kışları oturduğu Tophane’deki 18. yüzyıldan kalma vakıf evine giderdim.

İlkokulun ilerlemiş sınıfları ve ortaokulun iki yaz tatilinde ise cumaları oturduğu Büyükada’da ziyaret ederdim onu.

***

Çocukluğumun Ada vapurları, babaanneme giden vapurlardı.

Kadıköy’den başlardı yolculuk, vapurun kıçından İstanbul’un silueti gözükür, Adalar’a doğru yol alınca, puslu yaz günlerinde yavaş yavaş kaybolur, yerini kentin hemen burnunun dibinde olmasına karşın, ondan bambaşka, yeşillikler içinde güzel köşklerle bezenmiş Adalar’ın güzel dünyası almaya başlardı.

O bir buçuk saatlik yolculuk bana hep kademe kademe cennete varılan bir seyahat gibi gelirdi.

Ada sevgim daha o günlerde başlamıştı. Sana Ada anılarımı başka bir gün anlatırım. Bunların hepsi de, kahramanlıklarla dolu değildir.

Örneğin saat kulesinin hemen karşısındaki oyuncakçının vitrini önünde istediğim oyuncak için ağlayarak yere yattığımı, babaannemin çaresizlik içinde,

– Ah Samim de (babam) hep böyle yapardı, dediğini anımsarım.

Babaannem, son yıllarında arada bir an beni babamla karıştırır, laf arasında Samim derdi.

Son yıllarda Adalar’da kışın oturanlar da arttı. Onlarla birlikte Adalar’a Eminönü, Sirkeci ve Bostancı’dan kalkan vapurların sayıları da.

Ne var ki, bu yıl o vapurların bir bölümünün yerine motorlar kondu.

Belediye Başkanlığına bir CHP’liyi seçen Adalılara vapurları bile çok görüldü.

Şimdi Adalılar vapurlarını istiyorlar geri, ben de anılarımı…

From: ADALAR POSTASI
Subject: ada sahillerinden 1001 tesekkurlerimizle…
Date: October 4, 2009 11:50:20 AM EEST
To: asirmen@cumhuriyet.com.tr

Büyükada, 4 Ekim 2009

Pek saygıdeğer ve sevgili Ali Sirmen,
Adalılar’ın “Adalara mopur değil vapur istiyoruz!” kampanyasına destekle,
bugünkü gün Cumhuriyet’te “Dünyada Bugün” köşenizde “Babaanneye Giden Ada Vapurları”yla
anılarınızı paylaşarak yaşattığınız için 1001 teşekkürlerimizle…
Siz anılarınızı paylaşıp çoğaltarak almış sayılırsınız, Adalılar da vapurlarını umarız geri alırlar böylelikle…
ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

…………………………………………………3

From: SİBEL SİCİMOĞLU
Subject: kampanya …
Date: October 3, 2009 12:09:24 PM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Bıraksak Adalar biraz kendi halinde kalsa mıdır acaba? Bodrum gibi OVER DISCOVERY olmalı mıdır bunu taşıyabilecek ekonomik alt yapı oluşabilir mi, oluşursa bundan memnun kalacak mıyız, yoksa her şeyiyle korumaya çalıştığımız “Yağmur ormanı” dokusuna zarar verir miyiz, düşünmek için zamana ihtiyaç var, imza gecikebilir, üzgünüm, 50 yıl sonra ADALAR deyince ne görmesini istediğimi biliyorum çocuklarımızın, düşünmek gerekiyor…

Saygılar,
 
Sibel Sicimoğlu

…………………………………………………4

Cumhuriyet, 03.10.2009

KİM KİME DUM DUMA
BEHİÇ AK

…………………………………………………5

Cumhuriyet, 04.10.2009

KİM KİME DUM DUMA
BEHİÇ AK

…………………………………………………6

Zaman, 4.10.2009
H. Salih Sezgin

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=898947


Ayla Algan

[…] Doğayı çok seviyorum. Zaten Kaz Dağları`ndayım temmuzda. Ağustosta ise Büyükada`dayım. Doğa bizi koruyor galiba, hayvanları koruduğu gibi. Hegel var çünkü oralarda, tasavvuf felsefesi var. Şeyh Galib diyor ki: `Eğer güneşi tanımak istiyorsan nilüfer çiçeği ol.` Diyalektiğin ilişkisine bak! Doğa içindeki insanı felsefe olarak da çok tutuyorum. Ama tasavvuf çözmüş bu işi. […]

…………………………………………………7

Zeki Faik İzer’den… Büyükada’da Poyrazlı Gün… Büyükada’da Lodos…

Nevin Yücel Celbiş: “Zeki Faik İzer’le Parisli Yıllar”, http://www.antikalar.com/v2/konuk/konuk0609.asp


Büyükada’da Poyrazlı Gün, 1969. Tuval üzerine yağlı boya, 45×38 cm

[…] 1968den itibaren sanatçının işlerinde farklı bir dönemin başlamakta olduğunu gösteren izler var. Özellikle Büyükada’da çizdiği araç desenleri, dalgalar ve Büyükada’da Lodos ile Büyükada’da Poyrazlı Gün adlı yağlı boyalarında çok daha renkçi, çok daha ışıklı ve çok daha rahat, neşeli bir tavır izleniyor. Ve hepsinden daha da önemlisi, artık bu tarihten itibaren ressamın yeni yolunu çizmekte olduğunu hissediyoruz: Her şeyden önce araştırmaya yönelmek. Ki, bu tavır son ve kesin halini Paris’te belirleyecekti. […] Nice sanatçıya hep aradığı ve yıllarca önce Büyükadada yakaladığı o parlak ışığı yeniden ve daha etkili sunmuştu. […]


Büyükada’da Lodos, 1968. Tuval üzerine yağlı boya, 33×40 cm

…………………………………………………8

Adalar Belediyesi’nden ne haber?

ADALAR BELEDİYESİ’NDE BİR İLK!..

Mesleki eğitim ve öğretimi geliştirmeyi; gelişen sektörlerin beynelmilel düzeyde, yaygınlaştırılmasına teşvik eden tanınmış ‘Leonardo da Vinci’ projesi: ‘Elimiz medya ve yapı üstünde olsun!’

…………………………………………………9

From: ÖVGÜN AHMET ERCAN
Subject: DEPREMDEN KORUNMA KILAVUZU
Date: October 4, 2009 1:33:58 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Değerli Kardeşim,
 
Ekte tanıtımı verilen betiği yeni çıkardım.
 
Başarılarınızı kutlar, sevgiyle kucaklarım.
 
Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN (İTÜ)
 
TÜRKİYE JEOFİZİK KURUMU
Onursal Başkanı

DEPREMDEN KORUNMA KILAVUZU: KORKMA

Yazan: Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN
AKUT –Bilimtey Yayınları
ISBN 978-975-97685-4-6
Betiğin dağıtımını ARTI Dağıtım yapıyor.
Genel isteme ündeği: 0212 512-4884 Arzu Hanım ya da Saim Bey

Tüm kitapçılarda: REMZİ KİTAPEVİ, D&R, KABALCI, MEFİSTO, DOST…

Ederi: 10 TL

Deprem çığımlarının (hasarları) ana nedeni o ülkede yoksulluk, yolsuzluk ile eğitimsizliktir. Bunların giderildiği ülkelerde deprem doğal olay, gelişmemiş ülkelerde kıyımdır (felakettir).

“Depremden Korunma Kılavuzu: KORKMA” yayınını; ulusumuzu depremden dokuncalarından (zararlarından), yapı çığımlarından (hasarlarından) korumak, deprem öncesi, sırası, sonrası yapılması gerekenler konusunda bilgilendirmek üzere bir başucu betiği olarak yazdım. Bol görüntülü, yüzde yüz Türkçe olarak, örneklerin çoğu Türkiye’de olmuş depremlerden alınmıştır.

“Bilgi, kıranı (afeti) kovar”

İlkesiyle umarım yararlı olur.

Saygılarımla,
Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN
Jeofizik Yüksek Sayışmanı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: