Gönderen: adalarpostasi | 30 Eylül 2009

ADALAR POSTASI-2316: artık adalar’dan bir yâr gelmez bizlere! nasıl gelsin ki?


http://urun.gittigidiyor.com/Cumhuriyet-donemi-Buyukada-FK_W0QQidZZ19539265

* * *

ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

4 Nisan 1895 Perşembe günlü Büyükada’da inşaa olunan cami için Şura-yı Devlet azası Ekrem Beyefendi’nin tarih-i tammının hakk ve nakşı için izin istenilmesine dair…

* * *

ADALAR’da BİR GÜN:

Denizde koptu fırtına!
Neyseki fotoğrafçı motorda değil vapurda!


Vapurda, 18/01/2006 11:13

* * *

30 Eylül 2009 Çarşamba günü
Büyükada’da HAVA DURUMU*
az bulutlu
13-24ºC
% 52-87 nem
D 13km/sa

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *

+
ADALAR’DA NÖBETÇİ ECZANELER:

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/nobet/liste.asp?lc=1&gun=30.09.2009

Burgazada’da Bülent Ecz. 311 81 15, Büyükada’da Yeni Ecz. 382 38 00, Heybeliada’da Heybeliada Ecz. 351 84 15, Kınalıada’da Ada Ecz. 381 47 75.

* * *

Cicely Mary Barker, The Hazel-Nut Fairy.

* * *

1- Eksik olmasınlar Fethi Okyar ve Selda Arkan’ın dünkü gün arzuhalimizdeki “tanzim”lerin “tazmin” olarak tashihle tanzim edilmesi gereğine dikkat ve uyarıları sayesinde
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/09/adalar-postasi-2315-adalilardan.html
adresindeki ilgili dilekçede düzeltimlerin yapıldığını haberle
bugünkü gün bir de bu son haliyle ilgisiz ilgilileri sorumsuz sorumluları bombardımana tutmanız ricasıyla…

2- Selah Özakın: “Artık Adalar’dan bir yâr gelmez bizlere! Nasil gelsin ki?”

3- Begüm Yavuz: “Ben de bütün verdiğiniz faks numaralarını bombardumana tuttum… İçim acıyor bambaşka bir sevdadır Ada Vapuru… ”

4- Mine Baysan: “Vapur kültürümüz yok edilmek üzere! Tepkimi paylaşmak, koyun muamelesi görmemek istiyorum!”

– Argir Liaje: “Bugün Ada’dan 15:25 motoruyla —vapurlar artık çalışmıyor— Bostancı’ya geldim. Yaşadığım tam bir rezaletti! Küçücük motora bindirilmek istenen insan sayısı kapasitesinin 2 katı kadardı…”

5- Murat Gürle: “Biz yıllardır olduğu gibi vapurlarımızı istiyoruz…”

6- Nur Çakmak Baysal: “Son günlerde görüyorum ki İDO’yla başınız dertte. Ancak bu durumun nedeni acaba siz olabilir misiniz?  “Vapuru kaçırsam bile önemli değil, nasılsa motor var!” diyenler sizler değil misiniz?”

7- Ruhat Sena Danışman: “bizler burgazada çarşı civarında oturan sakinler olarak, ptt üzerinde bulunan baz istasyonunun kaldırılması için imza topladık ve kaymakamlığa ilettik…”

8- Oktay Ekinci: “Sadece İstanbul’un değil, ülkenin gözbebeği ‘Prens Adaları’na karşı büyükşehir yönetimince 4siyasi cezalandırma’ uygulanıyor… “

ADALAR POSTASI’nin 2316. sayısında:
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/09/adalar-postasi-2316-artik-adalardan-bir.html

)O(

* * *

BİR de BALIK:

…………………………………………………1

“TANZİM”LER “TAZMİN” OLARAK TANZİM EDİLDİ!

Eksik olmasınlar Fethi Okyar ve Selda Arkan’ın dünkü gün arzuhaldeki “tanzim”lerin “tazmin” olarak tashihle tanzim edilmesi gereğine dikkat ve uyarılarıyla
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/09/adalar-postasi-2315-adalilardan.html
adresindeki ilgili dilekçede düzeltimlerin yapıldığını haberle
bugünkü gün bir de bu son haliyle ilgisiz ilgilileri sorumsuz sorumluları bombardımana tutmanız ricasıyla…

…………………………………………………2

From: SELAH ÖZAKIN
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2315: adalilar’dan teknelere tekme…
Date: September 29, 2009 7:21:27 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Artık Adalar’dan bir yâr gelmez bizlere!
Nasıl gelsin ki?
İDO zarar ettiğinden,
Kaldırılmış vapurlar seferden.
Anlaşılan o ki usta.
İstanbul vazgeçti Prens adalarının hepsinden.
İyisi mi usta biz,
Çıkıp Heybeli’nin en yüksek tepesine
Bağımsız cumhuriyet ilan edelim acilen.

Selah
07:20
29 09 2009

…………………………………………………3

From: BEGÜM YAVUZ
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2315: adalilar’dan teknelere tekme…
Date: September 29, 2009 8:14:15 AM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Ben de bütün verdiğiniz faks numaralarını bombardumana tuttum…
 
İçim acıyor bambaşka bir sevdadır ADA VAPURU…
Şarkılar yazıldı, “ada vapuru yandan çarklı”, “ada motoru yandan çarklı” diye yazılmadı… Bu ne sevgisizliktir ne degerbilmezliktir?

14 Aile yaz-kış Büyükada’da yaşamaya karar vermişler, bana doğayla en fazla başbaşa kalacakları yerleri soruyorlar, ben de bu vapur-motor karışımı araçtan sonra ”hiç merak etmeyin zaten hep doğada kalacaksınız bundan böyle çünkü vapur kalmamış” dedim…
Ne rezalettir bu?

Büyükşehir’in eli ayağı Büyükada’da oturuyor… Bu sitemleri, bu üzüntüleri, sıkıntıları fakslara gerek kalmadan ulaştırsa Kadir Topbaş’a ne de olsa koskoca basın yayın halkla iliskiler daire başkanı İSTANBULumuzun…

Mustafa Bey, gelin ADALILAR olarak kendimize özel tekne yaptıralım ADALILAR sivil inisiyatifi teknesi olsun ve kimseye muhtaç kalmayalım. Ben bu yaşımda iskele meydanında oturur maddi havuz kumbarasında toplamaya calısırım gerekli olan her ne kadar ise…

Hepimizin özgür sesinin çıkabildiği ADALAR POSTASI’na herzamanki gibi sevgimle,

Begum Yavuz
 

…………………………………………………4

From: AYGÜN BİLGİHAN
Subject: FW: [hssk] KIŞ TARİFESİ
Date: September 29, 2009 8:33:55 AM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Vapur KÜLTÜRÜMÜZ YOK EDİLMEK ÜZERE!!!!
Tepkimi paylaşmak, KOYUN MUAMELESİ GÖRMEMEK İSTİYORUM!!!!
 
ADALIYIM, HEYBELİADALIYIM, İNSANIM.

Mine Baysan

From: ARGİR LİAJE
To: hssk@yahoogroups.com
Date: Sun, 27 Sep 2009 07:39:47 -0700
Subject: [hssk] KIŞ TARİFESİ

Bugün Ada’dan 15:25 motoruyla —vapurlar artık çalışmıyor— Bostancı’ya geldim. Yaşadığım tam bir rezaletti! Küçücük motora bindirilmek istenen insan sayısı kapasitesinin 2 katı kadardı. 30 yaşındayım, Ada’dan Bostancı’ya hiç bu kadar huzursuz gelmemiştim. Yolcular sefil oldu, can güvenliği insanlar için değil koyunlar için tasarlanmış. Adalılar’a çektirilmeye çalışılan eziyete sonuna kadar karşı çıkıyorum. Yaz aylarında kullandıgımız gibi kış aylarında da sefer sayısının artmasını ve seferlerin vapurlarla yapılmasını istiyorum. Fenerbahçeyi, Paşabahçe’yi, Dolmabahçe’yi istiyorum!!! İnciburnu, Maltepe, Suadiye’yi istiyorum. Vapur KÜLTÜRÜMÜZ YOK EDİLMEK ÜZERE!!!!
Tepkimi paylaşmak, KOYUN MUAMELESİ GÖRMEMEK İSTİYORUM!!!!

ADALIYIM, HEYBELİADALIYIM, İNSANIM.
 
Argir Liaje

…………………………………………………5

From: MURAT GÜRLE
Subject:
Date: September 29, 2009 9:36:59 AM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Biz yıllardır olduğu gibi vapurlarımızı istiyoruz.
Kış günü motorlar kapalı alanlarının darlığı nedeniyle çok sıkışık oluyor…
 
Kışın Ada’da kalanlar cezalandırılmak mı isteniyor?

…………………………………………………6

From: NUR ÇAKMAK BAYSAL
Subject: Dost acı söyler!
Date: September 29, 2009 11:56:22 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Sevgili Adalı Dostlarım,

Merhaba!

Son günlerde görüyorum ki İDO’yla başınız dertte. Ancak bu durumun nedeni acaba siz olabilir misiniz?  “Vapuru kaçırsam bile önemli değil, nasılsa motor var!” diyenler sizler değil misiniz? Sevgili Kenan Yüksel kardeşim uzun uzun anlatmış bugüne kadar olan gelişimi, nasıl da alışılıp, benimsendiğini yazmış. Ama bugün gelinen noktada anlaşılıyor ki istemeden bize sunulan, sorgulamadan kabul ettiğimiz herşeyin altında, ince hesaplar yapan birileri var ve biz ancak onlar bizi doğrudan etkilediğinde farkına varabiliyoruz:( 

Yani Kenan Kardeşim, motor o gün vaktiyle gidip geç kalmasaydı bu sorunun hiç farkına varmayacaktı. Tabi o gün onunla itiraz etmeden kendilerine dayatılan vapura binen herkes de. Burada sorunu dile getiren olduğu, bu aşamada giderilmesine çaba harcadığı için ve ayrıca kendisini tanıdığım için adını anıyorum. Yoksa yanlış anlaşılmasın zaten o da, beni yakından tanır, kimseyi özellikle suçlamak istemiyorum ama özellikle eski Adalı arkadaşlarımın, bazı konularda daha hassas olmalarını, Adalılar’ın genel çıkarlarına karşı daha dikkatli  olmalarını isterdim! Umarım ve dilerim ki sonuçta bilinen “sarı öküz” hikâyesinde olduğu gibi “biz davayı sarı öküzü verdiğimizde kaybetmiştik” demiyelim!  “Zararın neresinden dönülürse, kârdır!” düsturuyla beraberce hareket edip, bari bundan sonrasını kurtaralım! 

Uzun yıllar sonra İstanbul’a dönüp de özellikle de son iki yıl birçok defa Ada’ya her gidiş-gelişimin ardından, ta vapurların döşemesinden kaptanına, binmediğim söz konusu motorlardan deniz otobüslerine hep yazmak istediğim halde kendi kendimi frenleyip “sana mı düştü, baksana herkes halinden memnun! Zaten devamlı oturmuyorsun, yılda ancak 5-10 defa gelip gidiyorsun diye insanların aklını karıştırıp, anarşi yaratma!” telkinlerinde bulundum. Son iki yıldır, 2 defasında vapuru kaçırdığım ve zamanlı buluşmamız olduğundan mecburen Kabataş’tan deniz otobüsüne binerek yapmak zorunda kaldığım ada seferlerimin dönüşünde, asla vapur dışında vasıta kullanmadım! Söz konusu motorların ise yüzüne bile bakmadım! Şimdi kaç kişi diyebilir ki “ben motora hiç binmedim!”?  Muhtemelen çok az kişi çıkar. Çünkü biliyorum ki benim aklı başında arkadaşlarım, ailem bile kendileri bindikleri gibi bana da “ne olacak, bunlar senin bildiklerinden değil, kocaman, vapur kadarlar. Korkacak birşey yok,” demişlerdir. Ama ben onları uğurlayıp çok sonra kalkacak vapura yönelmişimdir her defasında.

Aslında kimsenin, İDO tarafından tarifeli vapur yerine motor konmasaydı, bu motorlara itirazı da olmayacaktı!

[Olmuştu! “İstanbul Boğazı’nda ‘can ve mal’ güvenliğine aykırı bir biçimde seyreden yüzerkondu motorların seferden kaldırılması amacıyla sözkonusu motorların güvenliğini sorgulayan ekteki dilekçeyi kendi adınıza düzenleyip info@ido.com.tr adresine göndermeniz” ricasıyla ADALAR POSTASI-1506 (27.3.2007)’da da yayımlanan aynı tarihte İDO’ya gönderdiğimiz ilgili dilekçeden: “…yüzerkondu motorların seferden kaldırılarak şehir hatları vapurlarıyla ulaşımın sağlanması için gereğinin yapılmasını;]

Çünkü gördüğüm tarifeli vapur yerine konan motora itiraz var, onun seferden kaldırılması istemi görülüyor yazılarda.
Oysa kış tarifesinin çok yolculu seferlerinden sayılabilen söz konusu edilen seferle, daha az yolcunun olduğu diğer saatlerdeki motorların konmasının zeminini hazırlayarak, nabız yoklayıp, yine farketmeden bizi alıştırmaya çalışıyorlar. Bu yüzden vapur yerine konan ya da konmayan tüm motorlara hayır dememiz gerekiyor.

[ http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/09/adalar-postasi-2315-adalilardan.html : …Adalar-Bostancı-Kartal arası da dahil olmak üzere Istanbul Boğazı’nda çesitli hatlarda İDO ve Denizcilik Müsteşarlığı denetiminde işletilen, “yüzerkondu” teknelerin tümüyle seferden alınarak şehir hatları vapurlarıyla ulaşımın sağlanması için gereğinin gereği gibi yapılmasını; …]

Yapacağımız tek şey birlik içinde davranarak kesinlikle hiçbir motora binmemek olmalıdır! Zamanı olan ya da daha sorunsuz, geniş çalışma saatleri olanların daha sonraki vapuru kullanmaları, belli saatlerde mesaileri olanların da varsa bir müddet şehirde kalarak ya da daha önceki bir vapurla gitme fedakârlığında bulunarak sorunun giderilmesi sürecini geçirmeleri naçizane önerim olacaktır! 

Tabi ki bu arada teknolojik gelişmelere uygun olarak yürüteceğimiz internetten sanal dilekçelerin yanı sıra kapı kapı dolaşarak yürütülecek gerçek imza kampanyasının, daha etkin olacağını düşünüyorum! İnternet kullanamayan, kullanma olanağı bulamayan ama Adalılığın gereği mutlaka vapuru kullanan yaşlı-genç tüm insanlarımıza imzalattırılan bu dilekçeleri ilgililere sunacak temsilcilerin, yerel yöneticileri de harekete geçirerek, birlikte İDO ve diğer yetkililerle görüşmeleri için yararlı olacağına inanıyorum! Çünkü kapınıza gelmiş insanları ve kayıttan geçirteceğiniz dilekçeyi, e-postayla gönderilmiş dilekçe gibi bir tuşa basarak kolayca kayıtlardan silmek mümkün değildir!

Bu konuda sırası gelmişken anımsamadan geçemiyeceğim Ada Dostlar Derneği Başkanı Burgaz Adalı Perihan (Ergun) hocamın da kulaklarını çınlatmak isterim! Yıllarca  birçok konuda olduğu gibi vapurlarla ilgili konularda da gerek heyet içinde, gerekse de (daha çok) tek başına verdiği dilekçelerle defalarca ilgili makamlara ulaşarak çözüm getirilmesini sağlamıştır! Kendisini bu vesileyle anmak ve saygılarımı iletmek istiyorum!

Ancak yapılan bütün bu çabaların sonuç vermesi için inanarak arkasında durulması yani imza ve dilekçelerimize eylemlerimizle de tam destek sağlamalıyız! Kısaca imza atıp, dilekçe verip yine de motora binmemiz, doğru olamaz! Böyle bir davranış hem samimi olmaz hem de  başkalarına davamızı anlatmamızı engeller! Yazdıklarım ukalalık gibi algılanabilir ama Yalova vapurunun kaldırılmaması için yapılan eyleme, Kabataş’ta katılanları gördüğüm için bunları söylemek gereğini duyuyorum! Çünkü oradaki eylemde aslında o vapurun kaldırılmasından doğrudan etkilenmeyecek ama etkilenenleri yürekten destekledikleri için katılan, hatta bazılarını Ada’da bile oturmayanların oluşturduğu 20-25 kadar yürekli insandı!  Az sayıda olduklarından cılız çıkan sesleri yetmedi tercümanı oldukları sorunu duyurmaya. Tabi bir de karşılarında işine geleni duyup, gelmeyenlere sağır olanlar olunca…

Bu nedenle kendi sorunlarımıza mutlaka kendimiz sahip çıkmalıyız, başkalarına bırakmamalıyız ki halledilebilsin, halledebilelim!  Sağır olanların kulaklarını çıkardığımız güçlü sesimizle delebilmeliyiz!

Adalılar’ın, seçimler  sonrasında yaşadığı tüm sorunların Adalılar’ın yaşam haklarını ellerinden almaya yönelik sorunlar olduğunu ancak iktidar partisi dahil hiçbir siyasi partinin Adalılar’a bunları yaşatma hakkı olmadığını, olamayacağını bilmesi gerektiğini anlatmalıyız! Bu bakımdan seçim kaybedenlerin, kendilerinin de birer Adalı olduklarını unutmamalarını, sorun yaratıcı değil de çözüme katkı sağlamalarını hatta bu bakımdan ellerini ve dillerini bazı yerlerden çekmelerini isteyelim! 

Aklın yolu birdir, önceki sayılarda sayın Engin Damcı da: “Binnetice ve hasılı kelâm hakire kalırsa, şikâyetçilerin tutacakları yol mutlaka ve muhakkaka bu motorları boykot etmeleri, iskeleye kadar gidip ancak ve kat’a motorlara binmeden geri dönmek olmalıdır…” diye yazmıştı. Unutmayalım ki ancak hep beraber başarabiliriz, bu nedenle yalnızca ikame motorlara değil tüm motorlara hayır!

– Motorların, Adalıları ölüme taşıyan araçlar olmasını istemiyoruz!
– Motorlar, Adalılar’ın zorunlu taşıtı olarak kabul ettirilemez!
– Halka hizmet Hakka hizmetse, Adalılar’a hizmeti Hak mı kabul etmiyor?
– Seyahat edeceğimiz aracı seçme hakkımızı elimizden alamazsınız!
– Seyahat edebilme özgürlüğümüzü, dayatarak kısıtlayamazsınız!
– Adalılar, İDO’nun motorlarına kurban olamazlar!
– Motorlar kâr edecek diye Adalılar feda edilemez!
– Adalılar için vapurların kâr değil, kamu amacıyla çalıştırılması gerektiğini Obama’dan mı onaylatmalıyız?
– Halka hizmet anlayışı, yalnızca oy verenlere hizmet demek değildir!
– Seçimi kaybetmenin faturası, Adalılar’a çıkartılamaz!
– Kafanızı kuma gömmeyin, motor batarsa siz de boğulursunuz!

diyorum, ey ilgili ve yetkililer!

Nur Çakmak

Not: Adalılar’ın 1 günlük, 1980 vapur eylemini bilenleriniz var mı acaba? Onu bilenler, anımsayanlar yazdıklarımı daha iyi anlayacaklardır! 

[O minval bir eylemi tekneler seferden kaldırılıncaya değin yılmadan hep birlikte yapmamız gerek! ADALAR POSTASI’nın duyurusunu seve seve yapacağı bu eylemi organize edecek neferler gerek!]

“Dost acı söyler!” ama neticede yine de dostunuzdur. Sizin kötülüğünüzü asla istemez!
Sevgi ve dostlukla,

…………………………………………………7

From: RUHAT SENA DANIŞMAN
Subject: merhaba…
Date: September 29, 2009 9:48:47 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

merhaba…
bizler burgazada çarşı civarında oturan sakinler olarak, ptt üzerinde bulunan baz istasyonunun kaldırılması için imza topladık ve kaymakamlığa ilettik. bununla ilgili gelişmeleri adalar postası’ndan herkese duyurmamız mümkün müdür? ya da en azından örnek teşkil etmesi için herkesi bundan haberdar edebilir miyiz sizin aracılığınızla? edebilirsek bunun nasıl yapabiliriz?…
şimdiden teşekkürler…
sevgiler,
sena danışman

Sayın Ruhat S. Danışman,
Burgazada’daki PTT üzerinde bulunan baz istasyonunun kaldırılmasına dair başvuru ve gelişmeleri, Adalar’a dair her türlü haber havadis, görüs, önerilerinizi her zaman ADALAR POSTASI’na gönderebilirsiniz, yayımlanır elbette…
ADALAR POSTASI mektuplarınızın yolunu gözlemekte…
ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

…………………………………………………8

Cumhuriyet 30.09.2009
ÇED KÖŞESİ
OKTAY EKİNCİ ekinci@cumhuriyet.com.tr

PRENS ADALARI’na CEZA

Sadece İstanbul’un değil, ülkenin gözbebeği “Prens Adaları”na karşı büyükşehir yönetimince “siyasi cezalandırma” uygulanıyor…

Büyükada’nın oy tercihi hazmedilemedi.

Adalar’ın eski kaymakamı; yeni Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu belli ki “Cumhuriyet terbiyesi”yle bunu böyle tanımlamıyor.

Ne var ki “yangın, sağlık” gibi en yaşamsal hizmetlerinin bile CHP’nin kazandığı 29 Mart seçimlerinden “bir gün sonra” kesilmesi, akla başka bir “neden” getirmiyor…

Sanatçı Banu Demirağ’ın tanımıyla İstanbul’un “misafir odası”nı siyasi hırslarıyla gözden çıkartabilen bir kent yönetimi için ne söylenebileceği ise sözlüklerde yer al(a)mıyor…

Yasal durum

Yaklaşık çeyrek yüzyıldır yürürlükte olan Büyükşehir Belediyeleri Yasası’nın temel ilkesi; “büyükşehir belediyesinin kentin bütününe sahip çıkması; ilçe belediyelerinin de büyükşehir desteğiyle yerel hizmetleri üstlenmeleri”dir…

Aynı yasayla 80’lerde ilk ilçe belediyeleri kurulurken kentin çok özel değerleri olan Kınalı, Burgaz, Heybeli, Büyükada ve Sedef Adası da ayrı mahalleler yapılarak, tümü “Adalar İlçesi” örgütlenmesiyle belediye yönetimine kavuştu… Böylece kentin “dünya güzeli” kültür, yaşam ve doğa hazineleri, hem büyükşehrin hem de kendi yerel yönetiminin “ortak” himayesine girdi…

İşte bu yasal ve kamusal ortaklık, Büyükşehir-Adalar arasında yıllardır “İstanbul yükümlülüğü” ile aksamadan süregelirken Adalar’da “ilk kez” bir CHP’li Belediye Başkanı’nın seçilmesiyle sona erdi…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin AKP’li yönetimi, “nedeni açıklan(a)mayan” bir tutumla, Adalar’a öteden beri düzenli yapılan yardım ve katkıları seçimlerin hemen ardından tek taraflı kararla kesti. Böylece, sadece “rakip partiden belediyeciler”i değil, onlara oy versin-vermesin tüm ada sakinleriyle Adalar’dan yararlanan tüm İstanbullular, adeta cezalandırılmış oldu!

Büyükşehir ne diyor?

Adalar Belediye Başkanı 6 ay “sabır”la bekledikten sonra 16 Eylül’deki basın toplantısında şunları açıklamak zorunda kalmıştı: “Özellikle hasta nakillerini yaptığımız cankurtaran teknelerin ve hatta itfaiye teknelerinin bile bakımlarını yapmıyor; mazotlarını vermiyorlar. Parkların çiçeklendirilmesi de dahil tüm büyükşehir hizmetleri kesildi; elemanlarını geri çektiler; Adalar’ı terk ettiler…”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı ise aynı gün gazetelere ilettiği açıklamada, “Gerçekleri gizlemek dürüstlükle bağdaşmıyor” diyerek şunları “anımsatmak”la yetiniyordu:

“Adalar’la 2006’da imzalanan destek protokolünün süresi 31.08.2009’da bitmiştir. Protokolde ambulans ve lojistik gemilerinin yakıt-yağ ihtiyaçlarını karşılamak vardır, ama miktarı taahhüt edilmemiştir.”

Bu “dürüst”! açıklama “gerçek” olsa bile, büyükşehir “büyük”lüğünü gösterip Adalar’a bir nezaket ve hatta kutlama ziyareti yaparak “protokol bitiyor, haydi yenileyelim” diyemez miydi?

Cankurtaran ve itfaiye gemileri için “miktar”ı belirlenmeyen mazot ihtiyacı; nasıl oluyor da seçimle birlikte “sıfır”a inebiliyor? Atalarımız boşuna “özrü kabahatinden büyük” dememişler…

Bayram kutlaması!

İstanbul’da bu akıl almaz cezalandırma yaşanırken, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş yüz binlerce adrese gönderdiği bayram tebrikinde diyordu ki: “Bayram; birlik, beraberlik, sevgi ve dayanışmadır…”

Adalılar ve tüm “ben İstanbulluyum” diyenler bu sözleri gülümseyerek okurken Başkan Farsakoğlu şu soruların yanıtını arıyor: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni yönetenler için Adalar, Türkiye’nin bir parçası değil midir? Adalar halkı vatandaş değil midir?”


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: