Gönderen: adalarpostasi | 24 Eylül 2009

ADALAR POSTASI-2313: neden biz vapurumuza binemiyoruz? vapur yerine motor!


http://cgi.ebay.com/VINTAGE-PHOTO-PRINCES-ISLAND-CONSTANTINOPLE-TYP-TURKEY_W0QQitemZ380148626503QQcmdZViewItemQQptZLH_DefaultDomain_0?hash=item58829fb447&_trksid=p3286.c0.m14

* * *
ADALAR’da TARİHTE O GÜN:

10 Şubat 1895 Pazar günlü Büyükada’da taş ocaklarında çalısan Muhyiddin’in koleraya yakalandığına dair…

* * *
ADALAR’da BİR GÜN:


Büyükada, 28/07/2005 05:33

* * *
24 Eylül 2009 Perşembe günü
Büyükada’da HAVA DURUMU*
parçalı bulutlu
13-24ºC
% 57-89 nem
KD 20km/sa

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *

+
ADALAR’DA NÖBETÇİ ECZANELER:

Burgazada’da Bülent Ecz. 3118115, Büyükada’da Deniz Ecz. 3823878, Heybeliada’da Heybeliada Ecz. 3518415, Kınalıada’da Ada Ecz. 3814775

* * *

Cicely Mary Barker, Nightshade Berry Fairy.

* * *
1- Belgin Yüksel: “Neden biz vapurumuza binemiyoruz?”

2- İpek Yagal Gül: “Vapur yerine motor…”

3- İDO: “Kışın Adalar’da yoğunluk yok o yüzden motor seferi yapılıyor…”

4- Aris Kyriazis: “İyi bayramlar… Bütün mutluluklar…”

5- Baki Nedim Baltacı: “Adalar’da kentsel süreç başlamıştır…”

ADALAR POSTASI’nin 2313. sayısında:
http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/09/adalar-postasi-2313-neden-biz.html

)O(

* * *
BİR de BALIK:

…………………………………………………1

From: Belgin Yuksel
Subject: Şikayet, istek, rica
Date: September 24, 2009 9:50:18 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhabalar,
Bugün bir mağduriyet yaşadık, sizlerle de paylaşmak istedik.

From: Belgin Yuksel
Sent: Thursday, September 24, 2009 9:40 AM
To: ‘info@ido.com.tr’
Subject: Şikayet, istek, rica
 

Merhabalar,

Bugün birçok Adalı’nın hislerine tercüman olmak adına bir şikâyetimizi dile getirmek istiyoruz.

Adalar’da bugün kış vapur tarifesi başladı. Vapur diyorum çünkü İDO’nun bastırmış olduğu tarifeler vapur ve deniz otobüsleri adı altında geçen tarifelerdir. Biz de her zamanki gibi bugün de 7:25 Bostancı seferini yapan vapura bineceğimizi zannederek vapur iskelesine gittik. Bir de ne görelim? Vapur iskelesine motor yanaştı. Bundan sonra diğer seferlerde motorla mı yapılacak bilemiyoruz ama bize söylenen bundan sonra Büyükada’dan kalkan 7:25 vapur tarifesi, motor olarak yapılacakmış. Ayrıca bu sefer vapur tarifesi içinde görünüyor. Normalde eğer motor seferi yapılacaksa motorların çıkarmış olduğu tarifede gözükmesi gerekmektedir ve motor iskelesinden kalkması gerekmektedir.

Şimdi bugün yaşanan aksaklıklara değinmek istiyoruz.

Motorlar bilirsiniz vapurlardan daha küçüktür, koltukları daha dardır, kolay adım atamazsınız, herkesle akraba vaziyetinde gelir gidersiniz, motor gürültüsü de cabası. Büfesi vapur büfesindeki fiyatlardan daha fazladır.

Bugün binilen motorda ayakta kalanlar bile oldu. Herkes tıkış tıkış bir şekilde oturdu.

Ayrıca bilirsiniz ki motor vapurdan daha geç gider. Evet bugün de motor 35 dakikada gitti ve herkes motordan indikten sonra kimi servisine kimi otobüsüne kimi dolmuşuna binmek için koşturdu. Herkesin elinde telefonlar birilerini arayarak geç kalacaklarını, beklemelerini söylediler. Biz servise, dolmuşa, otobüse binenler için 1 dakikanın bile büyük önemi varken bu sıkıntıyı çekmek niye?
 
Malum bugün de okulların başladığı gün. Dolayısıyla veliler karşılarında motoru görünce şok oldular, çocuklarını göndermek istemediler. Ama yanlarında oldukları için tabiki binmek zorundaydılar. Kimse çocuğunu motorla tek başına okula göndermek istemiyor. Motorların vapur gibi can güvenliği yeterli değil. En ufak bir dalgada motor sallanmaya başlar. Çocuklar tabiki korkuyor. Biz bile büyükler olarak motora binerken her zaman için tedirgin bineriz. Daha önümüzde kış mevsimi var hepimiz biliyoruz ki Ada’nın kışı hiçbir hava şartlarına benzemez çok ağır geçer. En ufak bir  lodosta, siste, fırtınada nasıl motora binmemizi düşünebilirsiniz? Ayrıca vapurların kışın ısınma sistemi de yeterli değil. Anneler babalar çocuklarını motorla nasıl göndersinler tek başlarına?

Tamam  kışın deniz otobüsleri kaldırılıyor onu anladık ama bırakın da vapurlarımızı elimizden almayın. Verilmiş haklarımızı bizden neden geri alıyorsunuz? Neden hep kışlıkçılar Ada’nın çilesini çekiyor? Neden biz vapurumuza binemiyoruz? Biz vapurlarımızı vermek istemiyoruz!
 
Lütfen en kısa zamanda bu duruma bir çözüm bunması ricasıyla,

Saygılarımızla,

…………………………………………………2

From: İpek Yagal Gül
Subject: Vapur yerine motor
Date: September 24, 2009 11:22:49 AM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

İDO Mavi Marmara ile anlaşıp bazı Bostancı seferlerini vapur yerine motorla yapacakmış. İlk başta inanmamıştım ama bugün kendi gözlerimle gördüm. 10:50 seferinde iskeleye vapur yerine motor yanaştı.

Ben bunu anlamadım. Bugune kadar vapurlar gayet guzel calışırken şimdi ne oldu da böyle bir şeye ihtiyaç duydular? Yoksa İstanbul’da herkes vapura binmeye basladı da buradan vapurlari çekip motorları mı verdiler?

İpek Yagal Gül
Burgazada


Güzeller güzeli huysuz kızım Oskar & Kendini Rott zanneden minik oğlum yer cücem Efe & Kapımın bekçisi bal gözlü Kiraz

…………………………………………………3

From: İpek Yagal
Subject: Re: neden biz vapurumuza binemiyoruz?
Date: September 24, 2009 12:25:27 PM EEST
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Şimdi İDO’yla konuştum. “Kışın Adalar’da yoğunluk yok o yüzden motor seferi yapılıyor,” diyorlar.
Yani tamamen yazlıkçılara yönelik çalışıyorlar.

…………………………………………………4

From: Aris Kyriazis
Subject: IYI BAYRAMLAR
Date: September 22, 2009 1:20:19 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

BÜTÜN MUTLULUKLAR…

…………………………………………………5

From: Semiha Baltacı
Subject: Fw:
Date: September 23, 2009 7:48:54 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Baki Nedim Baltacı’nın Adalı Dergisi Ağustos-Eylül sayısında çıkan yazısını ekte gönderiyorum.

ADALAR’DA KENTSEL SÜREÇ BAŞLAMIŞTIR

Kentin dokusu tahrip edilerek oksijen üreten yeşil alanların yağmalanmasını yıllarca üzüntüyle izlemekteyiz. Rantiyer bloğu ile siyaset sınıfına küresel sermayenin de eklemlenmesiyle inşaat sektörünün av sahasına dönen ülkemizde, yerel yönetimlerin, kuralları kendi koymak isteyen güçlerin taleplerine uygun davrandığı hepimizce bilinen bir gerçekliktir.

Kenti kurallı bir yaşama sokmak isteyen inisiyatif grupları çevrecilerle, duyarlı yurttaşların mücadelesi dünyanın her yerinde olduğu gibi İstanbul’da Adalar’da da mevcuttur. Yüzlerce bitkinin gen kaynağı olan Adalar’ın tarihsel topoğrafyası zenginliklerle doludur. Mimariden bitki florasına kadar demografik yapının değişmesine rağmen birçok şey farklılaşsa da Adalar’ın güzellikleri halen vardır. Bugün biz bu güzellikleri konuşuyoruz. Ada kültürünü özümsemiş, Adalar’daki yaşamı kurallı hale getirmek isteyenler var. Bu insanlar dün olduğu gibi bugün de Adalar’ı konuşuyor. Adalar’a tarihi bir kimlik kazandıracak Adalar Müzesi bir şanssa bu güzelliğin ete kemiğe bürünmesi için çok çok konuşup Adalar’ı kimliksizleştiren olumsuzlukların daha çok üstüne gideceğiz. Yeni projelerin hayata geçmesi düşük profilli bir Ada görüntüsünden uzak durmaktan geçmektedir.

Adalar’a rengini veren ANAP ve AKP belediyeciliğinin bakiyesi olan olumsuzluklar bugüne sarkmışsa biz bugün bu olumsuzlukların değişmesi için gene tartışacağız. Yok hayır, ben oy verdiğim partiye ve yeni yönetime zaman tanıyacağım denilirse, bu cümlenin içinde yatan mantığı incelemekte fayda var kanısındayım.

Evet oy verilen partinin taraftarları sadece bu seçimde değil, yirmi yıldan fazla bir süredir Adalar’da çoğunluğa sahiptir. Siyasi hayatı kimliksizleştiren rantiyeciler her seçim dönemi bu potansiyeli sağ partilere taşımayı başarmışlardır. Fakat bu sefer Kemal Kılıçdaroğlu rüzgârı son noktayı koydu. Geçen onlarca yıl Adalılar kötünün sıradanlaşmasına alıştırıldılar. Geçen dönemden günümüze sarkan, bakiye kalan bu alışkanlıkları ters yüz etmek de inisiyatif sahibi olanların işi. Bu nedenle demokratik tavır koyma görevimizi hiçbir zaman unutmayacağız.

Adalar’a ilişkin değerlendirmelerimizi yaparken paraya ve zamana ilişkin olanları sonraya bırakmakta fayda var kanısındayım.

Adalar’a gelen ve Adalar’da yaşayanların estetik, hijyenik kaygılarına cevap vermesi açısından yeni yönetimin işe başlamasından bu yana geçen beş aylık süre az değildir. Adalar’da yaşayanların ortak paydası kaliteli yaşamdır. Ayrıca ziyaretçilerin de yaklaşık olarak tasavvur ettiklerine yakın bir ada görmeleri en doğal haklarıdır. Öncelikle belirtmem gerekir ki Büyükada’nın kimlik kartı gibi duran saat kulesi ile iskele arasındaki görüntüyü engelleyen bütün pankartlar kaldırılmalıdır. Motor iskelesi ve deniz otobüsünden çıkanlar panayır kültürünü çağrıştıran bir karambol içerisinden geçerek girdikleri ana çarşısı da kontrolsuz bisiklet kullananlardan rahatsız olarak, çöplerini atacak tek bir sepet bulamadan ilerlemektedir. İnşaat sezonu olmamasına rağmen abartılı olarak göze çarpan motorlu taşıtlar, İstanbul hali görüntüsü veren market ve su kamyonları, tırları hoş görmek mümkün değildir. Çarşıda bisiklet ve iç çamaşırıyla gezenler ile işportacılar için zabıtanın caddenin iki başında karşılıklı yürüyüş yapması caydırıcı olur. Bu işler için zabıta sayısı yeterlidir. Bilhassa cumartesi akşamları daraltılmış ana arterlerde halkın geçişi engellenmektedir. Bu saydıklarım ve daha ilave edilecekler rutin gündelik işler içerisinde yer almaktadır. Parayla ilişkilendirilemeyecek kadar basittir. Yeni başkanın ileriye dönük yapmayı düşündüğü olumlu işler için muhakkak ki beklemek gerekir, fakat geçen beş aylık süre içerisinde gündelik sorunları merkezine alan faaliyetliliği daha da hızlandırmamız gerekmektedir. Adalar’da görülür bir kültür etkinlikleri göze çarpmaktadır. Eski yönetimle aynileşmemeye dikkat edilmelidir. En azından kendi farklılığımızı, özgünlüğümüzü göstererek otorite boşluğuna meydan vermemek gerekir. Bu konularda yeni yönetimin limitlerini kullanmadığı açıktır. Kentsel süreç başlamıştır. Başta müze olmak üzere bütün olumlu projeler, geleceği güven üstüne kurulu bir anlayışın yansımasıyla hayata geçer. Kınalıada’daki radyasyon saçan antenleri yıkmaya giderken Kadıköy, Maltepe ve Kartal’dan destek alınarak aynı gün bitirilmeliydi, iddialar farklıydı.

Bilgisi, becerisi ve de çevreleriyle katkı sunmak daha doğrusu Adalar’ı 21. yüzyılla buluşturmak isteyenleri bir araya getirecek kolektif bir irade gerekmektedir. Hiçbirimizin her şeye yettiğini sanarak başkasının yerine kendimizi ikame etmeye hakkı yoktur. Büyükşehir’in maddi yaptırımı, kolektif bir sinerjiyi karşısında görünce Adalar’a da gelir; Şişli’ye, Kadıköy’e, Bakırköy’e, Beşiktaş’a geldiği gibi. Yeter ki siyasi terslikleri, parasızlıkları kendimize siper yapmadan, çıtayı söylem düzeyinden yukarı çıkartmak isteyelim.

Baki Nedim Baltacı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: