Gönderen: adalarpostasi | 19 Temmuz 2009

ADALAR POSTASI-2293: heybeliada zabıta memuru jandarma mülazımı mustafa efendi…

ADALAR POSTASI
19 Temmuz 2009


Buyukada, 1917.

http://cgi.ebay.com/TURKEY-PRINKIPO-VINTAGE-REAL-PHOTO-LANDSCAPE-1917_W0QQitemZ200363563400QQcmdZViewItemQQptZArt_Photo_Images?hash=item2ea6995988&_trksid=p3286.m20.l1116

* * *
ADALAR’da TARIHTE O GUN:

5 Subat 1894 Pazartesi gunlu Heybeliada zabita memuru Jandarma Mulazimi Mustafa Efendi ile sairenin birer kita tahlisiyye madalyasiyla taltiflerine dair…

* * *
ADALAR’da BIR GUN:

Buyukada, 4/04/2008 04:30

* * *
19 Temmuz 2009 Pazar gunu
Buyukada’da HAVA DURUMU*
az bulutlu
21-33ºC
% 61-97 nem
K 13km/sa

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *
BIR BALIK:

* * *

Cicely Mary Barker, The Toadflax Fairy.

* * *
1- Adalar-Kabatas vapuruna yolcu gemisi carpti: 1 yarali…

2- Buyukada’da masallarin gercegi…

3- Adalar Belediyesi’nden ne haber?

4- Hande Akin: “Sayin Kaymakam’in kacak insaat davasiyla ilgili yorumu; ‘Olaylarin baslangici ve gelisimi; tamamen siyasi. Bunun sebebi yerel secimlerde Adalar Belediye Baskan adayi olacagima dair soylenti,’ demesi beni epey sasirtti…”

5- Ali Senalp: “Cogulcu ve katilimci demokrasi, kardeslik, bir arada yasama kulturu gibi konularin D.E.T.’in ilgi ve algi alanina girmedigi, dolayisiyla bu konuda saglikli bir tartisma yurutemeyecegimiz ortadadir…”

ADALAR POSTASI’nin 2293. sayisinda…

)O(

………………………………………………….1
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=871067

Zaman, 19 Temmuz 2009

Adalar-Kabatas vapuruna yolcu gemisi carpti: 1 yarali

Adalar-Kabatas seferini yapan sehir hatlari vapuruna Rus bandirali bir yolcu gemisi carpti. 1 kisinin yaralandigi kaza ucuz atlatildi. Kabatas Iskelesi’ne yanasan vapurdan tahliye edilen yolcular, yetkililerin ilgisizligine tepki gosterdi. Yolcular vapurun iskeleden ayrilmasi sirasinda vapura sandalye savurdu.

Edinilen bilgiye gore Adalar-Kabatas seferini yapan Sehit Adem Yavuz isimli sehir hatlari vapuru, saat 23.30 siralarinda Uskudar aciklarinda seyir halinde iken Rus bandirali yolcu gemisiyle carpisti. Yaklasik 70 yolcusu bulunan sehir hatlari vapurunda kucuk capli maddi hasar meydana geldi. Carpisma sirasinda yasanan panik nedeniyle yolculardan bazilarinin vucudunda hafif siyriklar olustu. Nurten Yorulmaz isimli bir kadin ise bacagindan yaralandi. Kadin [!] Taksim Ilkyardim Hastanesi’ne kaldirilarak tedavi altina alindi. Kabatas Iskelesi’ne yanasan sehir hatlari vapurundan tahliye edilen yolculardan bazilarinin, vapurun batma tehlikesine karsi can yeleklerini giydikleri goruldu. Olay yerine gelen polis ekipleri, geminin kaptaniyla gorusurken, iskelede toplanan yolcular, yetkililerin ilgisizligine tepki gostererek, “Olay sirasinda hic kimse bize yardimci olmadi. Can yeleklerinin nasil giyildigini bilmiyorduk. Buyuk bir faciayi kil payi atlattik,” dedi. Yolcularin tepkisi uzerine vapur iskeleden uzaklastirilirken, ofkeli yolcular uzerlerindeki can yeleklerini ve sandalyeleri iskeleden ayrilan gemiye dogru firlatti. Vapurun kaptani ise bir motorle uzaklastirildi. (CIHAN)

………………………………………………….2
Cumhuriyet, 19.07.2009

Buyukada’da masallarin gercegi

Kultur Servisi – Gazetemiz yazari, halk bilimci ve yazar Muhsine Helimoglu Yavuz 20 Temmuz’da saat 17.00’de Buyukada Anadolu Kulubu Kutuphane Salonu’nda “Masallarin Gercegi” konulu bir konferans verecek. Yavuz, konferansta dunya halk kulturlerinde ortak olan bir masalin, psikolojik ve sosyolojik cozumlemesini yapacak. “Halk anlatilarinin ortuk transaksiyon yoluyla psikoterapi araci olarak kullanilmasi” konusunda calisan Yavuz bu alanda arastirmalarini surduruyor ve yayinlar yapiyor.

………………………………………………….3
adalar
belediyesi’nden
ne haber?

http://www.adalar.bel.tr

ADALAR KENT KONSEYI GENEL KURULU TOPLANTISI YAPILDI


Kent konseyi genel kurul toplantisi 7 Temmuz 2009 sali gunu Adalar Belediyesi toplanti salonunda yapildi.

TUM BISIKLETLER DENETIM ALTINDA


Adalardaki bisiklet turizmini gelistirme ve olasi kazalari azaltma yonundeki Adalar Belediyesi & Bisikletliler Dernegi ortak calismasi, haftasonu Buyukada?da basladi

ATINA BUYUKADALILAR DERNEGI DANS TOPLULUGU’NDAN MUHTESEM GOSTERI

Uzaktaki Adali dostlarla yeniden bulusuldu.

BUYUKADA AYA DIMITRIS KILISESI IBADETE ACILDI


1999 Depreminde hasar goren Buyukada Aya Dimitri Kilisesi basarili bir restorasyonun ardindan dun ibadete acildi…

………………………………………………….4
From: Hande Akin
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2292: heybeliada onlerinde batan iki cektirmenin…
Date: July 17, 2009 5:50:56 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Sevgili ADALAR POSTASI okuyuculari,
 
Sayin Kaymakam’in kacak insaat davasiyla ilgili yorumu; “Olaylarin baslangici ve gelisimi; tamamen siyasi. Bunun sebebi yerel secimlerde Adalar Belediye Baskan adayi olacagima dair soylenti,” demesi beni epey sasirtti. Bana pes dedirtti…
 
Sizler de hatirlayacaksinizdir olayin baslangici; Kaymakam Bey’in gectigimiz yaz oturdugumuz apartmanin bahcesinde Adalar Vakfi tarafindan Adaevi adi altinda duzenlenen aktivitelere tarafli yaklasimidir. Apartman sakinlerinin magduriyetine duyarsiz kalmasidir. Hatta kendisi asagida goreceginiz 23 Ekim 2008 tarihli yazisinda olaylarin baslangici ve gelisimi hakkinda gercek sebebi “Kamil Akin isimli vatandasin birkac sorunu nedeniyle…” diyerek belirtmistir. (Yazisi asagida ilgili bolum kirmizi renk) Mevlut Kurban Bey’in kendi agzindan ifade ettiklerine bugun “siyasi sebepler” demesi hic inandirici degil. Ayrica tum Adalilar bilir gecen surecte gazetelerde yayinlanan kacak insaata ait resimlerin kendi evine ait oldugunu… Mahkemeye verdigi beyanda ise bu kacak yapinin babam Kamil Akin’a ait oldugunu soyleyerek komik duruma dusmektedir.  

Nacizane onerim, Sevgili Kaymakamimiz, yalan ve iftira beyanlarda bulunarak kamuoyunu ve yargiyi yaniltmayin. Tarafli tutumunuzdan dolayi Ada halki huzurunda Kamil Akin’dan ve tum apartman sakinlerinden ozur dileseniz halkin gozunde daha fazla deger kaybetmeyi onlersiniz.
 
Sevgilerimle…

Hande Akin

………………………………………………….5
From: Ali Senalp
Subject: D.E.T.in hezeyanları…
Date: July 19, 2009 2:25:00 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

D.E.T.’in hezeyanları…
 
Gecen iletimde de yazmistim; su IDO’nun  “deli dumrul” misali yaptigi zamlar konusunda neler yapiliyor, neler yapabiliriz konusunda yazmak, konusmak istiyordum. Bildigim kadariyla bir imza toplama girisimi var. Bunun otesinde yapilabilecekler neler olabiliri, iki sene once Adalar’daki hemen tum resmi ve sivil kurumlari bir araya getirerek verdigimiz mucadele ve sonunda elde edilen basarili sureci hatirlatarak konusmak idi amacim.
 
Fakat yine olmayacak.
Anlasilan buna yine sira gelmeyecek.
 
Gecen iletimin bir bolumunu 29 Mart yerel secimlerinde CHP’den aday adayi olan ve fakat partisi tarafindan Adalar’da belediye baskanligi yapma konusunda yeterli ehliyete sahip olmadigi dusunulmus olsa gerek ki, aday gosterilmeyen D.E.Tufekci’nin gonderdigi “Ruhban Okulu” konusundaki husumet tesvik eden yazisina ayirmistim.
 
Boylesine kaba bir sekilde karsitligi korukleyen yazilarin hele Adalar’daki bir iletisim agina, ustelik de “huzur, kardeslik, hosgoru” sloganlariyla yerel yonetime secilen bir partinin mensubu (aday adayi) tarafindan gonderilmesinin oldukca uzucu oldugunu soylemistim. Ve eklemistim; D.E.Tufekci’nin milliyetci naralari Adalar’da tanidigim CHP’li dostlarimla ve baskan Farsakoglu’nun secim bildirgeleriyle hic de uyumlu degildir…
 
Tufekci’nin gonderdigi yazida kullanilan dil, kaba bir sekilde otekilestirici ve milliyetci tavrin Adalara hic de yakismadigini belirtmistim. Tufekci’ye kendi dusuncelerini, hic olmazsa daha anlasilabilir ve Adalarimiza uygun bir hosgoru diliyle yazmasini tavsiye etmistim…
 
Bosa soylemisim… En azindan muhatabim nezdinde nafile bir gayret icinde oldugumu, Tufekci’nin gonderdigi hirs, ofke, dusmanlik ve onceki yazisinda da gordugumuz karsitlik, husumet korukleyen yeni iletisinden anlamis bulunuyorum.
 
Kullandigi uslup, takipcisi oldugu zihniyet, bastan sona dusmanlik ve otekilestirme uzerine kurulu yazisinin cevaplandirilma zahmetine degmeyeceginin farkindayim. Yine de, birkac not yazip, iyi niyetle birazcik “dusunmeye”  ve akliselimle degerlendirme yapabilecegini umut etmekten baska yapilabilecek bir sey olmadigini goruyorum. 
 
Bu tavrini devam ettirdigi surece muhatap almayacagimi ve belki de boylelikle Adalar’daki gercek yasamla ilgili konularimiza zaman ayirabilecegimizi umuyorum.
 
***  
 
Ben, D.E.T’in Ruhban Okulu’nun acilmamasini savundugu yaziyi elestirirken, en azindan bu konudaki gorusleri tartisabiliyor oldugumuzu zannetmistim.
 
Karsilik olarak Tufekci’nin gonderdigi “kelime sarfiyati”,  acikca belli olan patolojik bir hezeyan belgesidir.
 
Hangi tarafindan tutacagimi da bilemiyorum. Benzer bir duzeye dusmeden yapabildigim kadariyla “hezeyanlarini” cevaplamaya calisayim:
 
· Kahvalti ve “gazeteleri okuyan adam”, ayrica “40 yillik adali arkadaslar”  ve beni —henuz alti yildan beri adada oturdugumdan olsa gerek— dislama konulu, eski filmleri andiran “fragman” kismini geciyorum…
 
· Onun yazisini elestirmemi “Taraf gazetesi diliyle” bagdastirip, beni hemen isine geldigi gibi bir renge bulamasini ve boylesi bir “evhamin” ilerletilmesinin bir sonucu olarak, “gizli servis gudumlu/ wiski solcu/ eski solcu/ sonradan adali” diye nitelendirmeleri de icinde bulundugu “fobik” haletiruhiyenin bir tezahuru olarak goruyorum…  Uzerinde durmuyorum… Bana olan kizginligini puskurdugu yetmiyormus gibi hizini alamayip “Ergenekoncu” olmayan yazarlara da saldirmis.
 
· Kendini tanimladigi kavram uzerinden gidersek: Cok begendigi ve ovuncle kullandigi  “ulusal sol/sosyalizm” taniminin tum dunyada bilinen adiyla “nasyonal sosyalizm” ya da diger adlariyla “Nazizm” veya “Fasizm” oldugunu biliyoruz. Yazdiklarindan belli, memnuniyetle kullanmaya devam edebilir…
 
· Sol’un belirleyici ozeliklerinden birisinin “enternasyonalizm” oldugunu, bunun da iceriginin baris, kardeslik, dayanisma ve ortak yasama kulturuyle dolu oldugunu ne edersek edelim D.E.T.’ye anlatamayacagiz…
 
· Soyadlariyla “oynama” konusunda bir seyler soylemeye calismis. Evet, dogru, ilk iletisinde o dusmanlik yazisini yazanin soyadinin “Cekic” ve bu yaziyi Postamiza iletenin soyadinin “Tufekci” olmasindan yola cikarak, Ruhban Okulu konusunda, karsilikli iyi niyet ve hosgoruyle gelismekte olan cozum ortamina bu yazi ile “cekic vurduklarini, tufek siktiklarini” soylemistim.
Bu defa, on adlardaki uyum dikkatimi cekti:  Ergenekon’un avukati oldugunu duyuran Deniz’in Adalar’daki avukat yamagi da Deniz’mis…
 
· Bu Kizilelma Koalisyonu’nun Adalarimizdaki temsilcisi, tum okuyanlari kendisi gibi zannettiginden aklimiza hakaret ediyor:  Benim yazdiklarima karsilik olarak sunu yazabiliyor: “Mustafa Kemal’in askerini F.G tarikatina biat ettirme tezgahidir.”
Sizin de gordugunuz gibi bu zat, benim yazdigim yazinin icerigiyle ilgilenmekten cok benim hakkimdaki “kanaatlerini” yazmaktadir.
 
Oysa gecen iletimde de yazmaya calistigim sudur:
Ruhban Okulu sorunu artik miadini doldurmus bir inatlasmadir. Okulun acilmasinin neredeyse Bizans Imparatorlugu’nun yeniden kurulmasina yol acacagini soyleyen aklievveller bile vardir. D.E.T. gibi bu tur korkulari korukleyenler ya da Islami cemaat ve tarikatlarin da okul acma girisiminde bulunabileceklerini (sanki simdi yokmus gibi!) soyleyerek Ruhban Okulu konusunda cozumsuzlugu dayatanlar toplumsal huzur ve barisa hizmet etmemektedirler.
 
Okul hakkinda bilgi notu olarak yazdiklarima da “yalan” diyor. Herkesin basindan takip edebildigini sandigim Patrikhane sozcusu Peder Dositeos’un sozleriyle cozum yolu sudur: “Heybeliada Okulu bir vakiftir, Manastir da bir vakiftir. Simdi o manastir vakfinin bir okul kurabilecegi veya o okulu vakif olarak acip acamayacagi konusunda hukukcularin bilgisine ihtiyacimiz var. Bir masada uzmanlarin oturup Turkiye Cumhuriyeti kanunlarina gore bu okul nasil calisir, bakmasi lazim. Bunun Patrik hazretleri ve Milli Egitim Bakanligi nezdinde onaylanmasi sarttir.”

Benzer cozum yaklasimlari ilgili Bakanlik ve YOK’den de gelmektedir.
Herhalde, bu konuda “iyi niyetli ve adil bir cozum beklemenin” disinda eklenebilecek bir sey yoktur.
 
· Adalar’daki gocle ilgili yazdiklarina en iyi cevap, Postamizin 17.07.09 tarihli sayisinda yayinlanan Oral Calislar’in yazisi tarafindan verilmistir. (Bu zatin Oral icin de “sonradan adali” diyerek dikkate almama olasiligi yuksektir.)
 
Sonuc olarak, cogulcu ve katilimci demokrasi, kardeslik, bir arada yasama kulturu gibi konularin D.E.T.’in ilgi ve algi alanina girmedigi, dolayisiyla bu konuda saglikli bir tartisma yurutemeyecegimiz ortadadir.
 
Herkese selamlar,
 
Ali Senalp
19.07.2009


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: