Gönderen: adalarpostasi | 17 Temmuz 2009

ADALAR POSTASI-2292: heybeliada önlerinde batan iki çektirmenin…

ADALAR POSTASI
17 Temmuz 2009


http://urun.gittigidiyor.com/HEYBELIADA-FOTOKART_W0QQidZZ18886218

* * *
ADALAR’da TARIHTE O GUN:

21 Ocak 1894 Pazar gunlu Firtina sebebiyle Heybeliada onlerinde batan iki cektirmenin reisi ile tayfalarinin kurtarilmasinda hizmetleri gorulen Heybeliada Zabita memuru Jandarma Mulazimi Mustafa Efendi ile Jandarma Onbasisi Nevsehirli Mustafa ve halktan Mihal oglu Yorgi’nin tahlisiye madalyasiyla taltifleri talebine dair…

* * *
ADALAR’da BIR GUN:


Buyukada, 1/06/2009 03:53

* * *
17 Temmuz 2009 Cuma gunu
Buyukada’da HAVA DURUMU*
az bulutlu
21-33ºC
% 76-98 nem
K 26km/sa

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *
BIR BALIK:

* * *


Cicely Mary Barker, The Willow Fairy.

* * *
1- Celal Karaca: “Sevgili Ada gonulluleri, Adalar Belediyemize katki olmasi amaciyla duzenledigimiz Tugce Tari’nin piyano konserini sizlere duyurmak istedim…”

2- Mevlut Kurban: “Olayin baslangici ve gelisimi tamamen siyasi. Bunun sebebi yerel secimlerde Adalar Belediye Baskan adayi olacagima dair soylenti…”

3- Yuksel Ozcan: “Yerel secimlerden sonra goreve baslayan Farsakoglu Belediyesi, hemen bir tabelayi kaldirdi… Kaldirirken de Iskele’nin cikisindaki Orman Idaresi’ne ait cevre ve ormanla ilgili afislerin sergilendigi tabelayi kaldirdi. Kaldirir ken de…”

4- Adalar Ilce Emniyet Mudurlugu’ne Levent Yaprakli atandi…

5- Adalar’dan sinava giren ogrencilerin yuzde 60’i 4 yillik lisans programini kazanirken…

6- “2010’un Bilinmeyen Projeleri”nden Adalar Muzesi…

7- Oral Calislar: “Aygazci’nin kizi Vasiliki…”

8- Gata Tip Fakultesi’nde yatmakta olan 20 yasindaki losemi (kan kanseri) hastasi Okan Sonmez icin B rh (-) negatif kana (trombosit) ihtiyac vardir! B rh (-) negatif kan verebileceklerin insaniyet namina babasi Hayrettin Sonmez’i 0535 744 87 10 aramalari rica olunur…

9- Sonmez Targan: “Ulusalciligin Sinifsal Kokenleri”

10- Hasankeyf’in de icinde bulundugu Dicle Vadisi’nin UNESCO Dunya Miras Alani olarak ilan edilmesi icin siz de bir imza verin! http://www.hasankeyfesadakat.com

ADALAR POSTASI’nin 2292. sayisinda…

)O(

………………………………………………….1
From: Celal Karaca
Subject: Adalar belediyesine katki
Date: July 15, 2009 8:42:38 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Sevgili Ada gonulluleri,
Adalar Belediyemize katki olmasi amaciyla duzenledigimiz Tugce Tari’nin piyano konserini sizlere duyurmak istedim.
Celal Karaca


………………………………………………….2
http://www.takvim.com.tr/GuneBakis/2009/07/16/adalardan_gelen_kacakcilik_davasi

Takvim, 16.7.2009

Adalar’dan gelen kacakcilik davasi


Istanbul Buyukada’da satin aldigi tarihi binaya, basit onarim ruhsatiyla kacak insaat yaptigi iddiasiyla 3 yila kadar hapsi istenen Adalar Kaymakami Mevlut Kurban, dun ifade verdi. Kurban, “Olayin baslangici ve gelisimi tamamen siyasi. Bunun sebebi yerel secimlerde Adalar Belediye Baskan adayi olacagima dair soylenti,” dedi. Durusma tum delillerin sunulmasi icin ileri tarihe ertelendi.

………………………………………………….3
From: Yuksel Ozcan
Subject: RE: ADALAR POSTASI-2291: yalnızca 1 tabela kaldırıldı. o da orman idaresinin di.
Date: July 16, 2009 6:22:37 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Yerel secimlerden sonra goreve baslayan Farsakoglu Belediyesi, hemen bir tabelayi kaldirdi…

Iskele’nin cikisindaki Orman Idaresi’ne ait cevre ve ormanla ilgili afislerin sergilendigi tabelayi kaldirdi. Kaldirirken de Orman Idaresi’ne “tum tabelalar kaldirilacak,” demisti. Ama belediyenin enteresan icraati olan plastik brandali acik hava sinemasi reklamlari icin kullanilmaya baslandi.

………………………………………………….4
Star, 15.7.2009

Istanbul Emniyeti’nde Atamalar

[…] Yeni atamalarla Ilce emniyet mudurluklerinde de degisiklikler yapildi.

Buna gore, Personel Sube Mudur Yardimcisi Levent Yaprakli Adalar Ilce Emniyet Mudurlugu’ne […]

………………………………………………….5
HaberTurk, 17.7.2009

Egitimde Istanbul’un Kara Tablosu

[…] Adalar, Besiktas, Beyoglu ve Buyukcekmece`den sinava giren ogrencilerin yuzde 60`i 4 yillik lisans programini kazanirken, Sancaktepe`den sinava katilan ogrencilerin sadece 15.1`i, Sultanbeyli`deki ogrencilerin de 20.96`si 4 yillik bir bolume girebildi. […]

………………………………………………….6
Zaman, 17.7.2009
Ali Pektas

2010’un Bilinmeyen Projeleri

[…] Istanbul Adalar Muzesi: Yerel ve idari yonetimin destegiyle ve Adalar Vakfi`nin onculugunde bir kent muzesi olusturularak bunun cevresinde tum adalari kapsayan etkinlikler gerceklestirilecek. […]

………………………………………………….7
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=944694&Date=12.7.2009&CategoryID=98

Radikal, 12.7.2009
Oral Calislar

Aygazci’nin kizi Vasiliki

Kuafor Niko, adanin tarihi saydigimiz ve gecen yil 105 yasinda yitirdigimiz Koco Kalfa’nin oglu. Sahnede Atinali Buyukadali kadinlar dans ederken yanimda duruyor, gozleri nemli. Buyukadali Aygazci’nin kizi Vasiliki Ksidarali’nin gosteri baslamadan once yaptigi Turkce duygulu konusma izleyen herkesi huzne bogdu.

Onlar buraliydi, evleri, kopekleri, kedileri vardi. Bir kismi ilk asklarini burada yasamisti. Sahnede dans ederken Turkce ve Rumca turkuler birbirine karisiyordu. Niko, 1964 yilindan bu yana gormedigi marangoz Niko’nun oglu Stelyo’yu tanimamisti. “Kimsin sen?” diye sorunca aldigi cevapla, cocukluk arkadasi, okul arkadasi Stelyo’ya sarildi. Uzunca bir sure gozleri yasli kalakaldilar. Sonra 45 sene icinde neler yasadiklarini birbirlerine anlatmaya basladilar. Stelyo bir Yunanli kadinla evlenmisti. Esiyle birlikte her firsatta Buyukada’ya geliyordu. Gidenlerin cogu adalarini gormeden edemiyorlardi.

Meri Ciropulos Atina’da ogretmen. 1982 yilinda yasamini yitiren Adalar Bastabibi Dr. Yorgo Ciropulos’un kizi. Gecen sene yitirdigi annesi Izmaro’nun cenazesini Atina’dan getirip Buyukada Rum mezarligina babasinin yanina gommustu. Meri, kislari Atina’da, yazlari ise Buyukada’da geciriyor.

***

Buyukadalilar iki gundur iki ayri heyecan yasadilar. Atinali Buyukadalilar Dans Toplulugu Buyukada’da gosteriler yapiyor. 1999 depreminde hasar goren Buyukada Aya Dimitri Kilisesi basarili bir restorasyonun ardindan dun ibadete acildi. Yuzlerce eski ve yeni Adali Rum torendeydi. Patrik Barthelemeos’un da katildigi acilis ayinine Yunanistan’dan Disisleri Bakan yardimcisi Kazimis de gelmisti.
Yanimda yine Niko duruyor. Ondan Adali Rumlari soruyorum. Adanin kitapcisi Hristafi’nin ogretmen kizi Baso Ksida Iskele cikisindaki kitapci dukkanini surduruyor. Zangoc Mihali Pasa da kitabevini ayakta tutanlardandi. Mihali acilis ayini sirasinda heyecanla kosusturuyordu. Zografyon Lisesi’nin emekli olan Buyukadali Muduru Dimitro Frangopulos sabah ayindeki yerini almisti. Komsumuz demirci Vasil esi Lili’den once kilisedeydi.

Janet, bir suredir saglik sorunlariyla bogusan annesi Madam Iro’yu torene getirmisti. Ilahilerin buyuk cogunlugunu guzel sesiyle Leonidas Asteri okudu. Niko, araya girdi: “Leonidas, bizim kilisenin ilahilerini okuyordu, burada 20 sene calisti. Sesi guzel oldugu icin onu Patrikhane’ye aldilar.”

Aya Dimitri Kilisesi Vakfi’nin Baskani Vasil Lemapoulos kosturmaktan ter icindeydi. Depremde buyuk hasar goren yandaki Rum ilkokuluna baktigimi gordu. “Merak etme, o binayi da yaptiracagiz” dedi. Ben de ona bir yanini da muze yapalim deyince “tabii” diye karsilik verdi. Icinde bir zamanlar yuzlerce Rum cocugunun okudugu o koskoca bina issizlasmisti.

Topu topu bes-alti Rum ogrenci kalmisti. Onlar da kucuk ve saglam bir binaya alinmislardi.

Ada’nin eski sakinleri, giden Rumlara hayiflaniyordu. Niko, “Gittiler ama bir cogu mutlu degil. Parasi olanlar yazlari buraya geliyorlar. Buradan geri donmek istemiyorlar” sozleriyle tepkilerini ifade etti.

Profesorler Nilufer ve Mete Tapan, Ipek Calislar, Ayda Cevik, Halim Bulutoglu kilisenin icinde cevremizdeki Atina’dan gelmis adali Rumlari tanimaya calisiyoruz. Herkes en sIk elbiselerini giymis, bu ozel gunun heyecanini yasiyordu.

***

Rumlar neden buralari birakip gitmislerdi?

Bircok insan asil buyuk gocun 6-7 Eylul 1955 irkci saldirilari sirasinda oldugunu sanir. O zaman Adalar’da da saldirilar olmustu, ancak pek Turkiye’yi terk eden olmamisti. Asil buyuk felaket ve cokus 1964 yilinda yasandi. Kibris olaylarini bahane eden donemin Basbakani Ismet Inonu, Rumlar icindeki Yunanistan tebaali olanlari bir gunde sinir disi etmisti.

Turkiye’de yasayan Rumlar’in bir kismi Turkiye Cumhuriyeti yurttasi, bir kismi Yunanistan yurttasiydi. Lozan antlasmasi geregi Istanbul’daki Rumlar mubadele disi kalmisti. O sirda hangi ulkenin yurttasi oldugu da dikkate alinmamisti. Bir gun “Yunanistan vatandasi olan Rumlar gidecek” denildiginde asil felaket baslamisti. Burayi terk edin denen Yunanistan yurttasi Rumlarin cogu Turkiye Cumhuriyeti yurttasi Rumlar’la evliydiler. Ailelerin bolunmesi, erkegin veya kadinin sinir disi edilirken esinin burada kalmasi soz konusuydu. Bu buyuk surgunde 80 bin Istanbullu Rum Turkiye’yi terk etmek zorunda kaldi. Iste o zaman Buyukada’nin Rumlarla zenginlesen yapisi da darmadagin oldu. Bu buyuk gocu 1974 Kibris harekatiyla devam eden goc tamamlamis oldu.

Dans grubunun sozcusu Aygazci’nin kizi Vasiliki Ksidarali’ye “Heyecanli misin?” diye sordum.

“Cok” diye cevapladi. “Babam komurcuydu. Bir esegi vardi, komurleri esekle o dagitirdi. Donem degisince Adalara Aygaz’i babam getirdi..”

Vasiliki’yle daha konusmak istiyordum. Eski bir adali tanidigini gordu, sorularimi unuttu, kosarak ona dogru gitti. Ben de onlari kucaklasmasini izlemeyi tercih ettim.

………………………………………………….8
From: Melda Keskin
Subject: Acik Radyo programcilar listesine gelen bir yardim cagrisi…
Date: July 15, 2009 12:22:09 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Merhaba,
Bundan 20 yil kadar once, Trombosit eksikliginden az kaldi oluyordum. Capa’da 1 ay yattim ve kankanseri olmadigimi kanitlayan kemik iligi testinin ardindan, agir bir kortizon tedavisiyle kurtuldum. Asagidaki mesaj Acik Radyo Programcilar listesine geldi. Okan Sonmez kankanseriymis ve kan grubu [ B rh (-) negatif ] da az rastlanan bir grup… Lutfen okuyun ve ilgilenin diye yolluyorum sizlere (ama yonlendirilen mesajin uzerinde birikmis yuzlerce adresi sildim ki adres avcilarinin eline dusmesin, siz de buna ozen gosterirseniz guzel olur.
Tesekkur ederim, melda)

* * *

INSANLIK ICIN ALLAH RIZASI ICIN BU MESAJI BILDIKLERINIZE ULASTIRINIZ!

Okan Sonmez, 20 yasinda losemi (kan kanseri) hastasi, Gata Tip Fakultesi’nde yatiyor, hayatta kalmak icin hergun en az iki unite trombosite ihtiyaci var. Ama kan grubu B rh (-) (negatif) oldugu icin ailesi kan (daha dogrusu trombosit) verecek donor bulmakta zorlaniyor. Babasi Hayrettin Sonmez insanlarin ilgisizliginden yakiniyor. Isyeri olan Istanbul Buyuksehir Belediyesi’ne yaptigi basvuruya 30 bin calisan arasindan sadece 3 kisi cevap vermis. Oglunu yasatabilmek icin varini yogunu ortaya koyuyor. Eger siz veya bir tanidiginiz B rh (-) negatif; kana sahipse lutfen Hayrettin Sonmez’e ait 0535 744 87 10 numarali telefonu arayin. Yok ben boyle islerle ilgilenmem diyorsaniz. En azindan mouseunuzu birkac kez tiklatarak bu mesaji adres defterinizdeki kisilere yollayin. Orada yatan sizin cocugunuz veya kardesiniz olabilirdi.

Not: Trombosit kanin pihtilasmasina yol acan bir maddedir. Kisi trombosit verdikten 3 gun sonra yeniden trombosit verebilir. Saglikli bir insan yilda 24 kez trombosit verebilir.

Kandaki trombosit ayristirilmasi islemi yaklasik 50 ile 70 dakika arasinda surmektedir. Eger bunu yapamiyorsaniz en azindan mouseunuzu bir kac kez tiklatarak bu gence yardimci olabilirsiniz. Unutmayiniz, bu siz, ya da kardesiniz, veya cok’sevdiginiz birisi de olabilir…

* * *

saglikli kalin,
melda

***

USTALIK, hayatinizdan cikardiginiz
“korkunc seyler”in sayisiyla degil,
onlari kac kez “korkunc” diye
nitelendirmediginizle olculur.

arada bir bakin+kulak verin derim :)
http://www.greenpeace.org.tr
http://www.acikradyo.com.tr
http://freeiq.com/meldakeskin

………………………………………………….9
From: Begum Yavuz
Subject: ulusalcılıgın sınıfsal kokenleri
Date: July 15, 2009 10:10:45 PM EEST
To: adalar.postasi.1@gmail.com

Ulusalciligin Sinifsal Kokenleri…

Bugun Turkiye icte ve dista emperyalist gucler ile isbirlikcileri tarafindan kusatilmis bulunmaktadir. Bundan kurtulusun biricik yolu guclu ve kapsamli bir yurtsever cephe olusturmaktan gecmektedir. Dogaldir ki odaginda isci ve emekciler olmasi kosuluyla.

Sonmez TARGAN

Milliyetcilik, Bati’da ozellikle 18. yuzyil ortalarinda sanayi devrimiyle daha bir bicimlenmis kapitalist devlet duzeninin ideolojik ustyapisini tanimlayan kavramdir. Baska bir anlatimla, Avrupa ulkelerinde basta Fransa olmak uzere burjuva demokratik devrimleriyle yasanan surecte, feodal uretim iliskilerinin yerine kapitalist uretim iliskilerini egemen kilmak icin yeni dizgenin kacinilmaz olarak yarattigi siyasal ve ideolojik ustyapidir, ulusalcilik.

Konuyu daha bir derinlestirmek icin feodal dizgenin yapisal ozelliklerine kisaca deginelim. Feodal uretim iliskilerinin toplumsal dayanagini, bir yanda buyuk toprak mulkiyetini elinde bulunduran derebeyleri yani senyorlerden olusan soylular sinifi ile diger yanda angarya yontemiyle calisan toprak koleleri yani serfler olusturmaktaydi. Giderek soylular sinifinin toprak egemenligi uzerindeki siyasal bagimsizliklari -mulkiyet haklari sakli kalmak kaydiyla- daha guclu bir egemen tarafindan dagitilarak bir merkeze baglandi. Boylelikle krallar cagi baslarken topraklar uzerindeki siyasal egemenligi yitiren soylular, krallar cevresinde toplanarak yeni bir sinifi, aristokrasiyi olusturdular. Ancak, kralligin gucunun ve mutlak egemenliginin kutsanmasini saglayacak cagcil bir hukuk duzenegi olusmadigi icin bu islevi dinsel motiflerle yogunlasmis ruhban sinifi yerine getiriyordu. Kral, bu siniftan aldigi guc ve destekle ayni zamanda Tanri’nin yeryuzundeki temsilcisi rolunu de ustlenmis oluyordu. Dolayisiyla, feodal yapinin ideolojik ustyapisi konumunda olan din, ayni zamanda feodal toplumu bir arada ve belirli bir duzen icinde yasamasini saglayan temel ve yonlendirici gucun dogrudan kendisiydi.

Uretim gucleri

Feodal toplum duzeninden kapitalist toplum dizgesine gecis, bugun tartismalarin odagini olusturan milliyetcilik konusu gibi oyle subjektif zorlamalarla gerceklesmemistir. Gelisen uretim gucleri ve bunun kacinilmaz sonucu ortaya cikan sanayi devrimi, var olan uretim iliskileriyle celismeye, baska bir anlatimla var olan uretim iliskileri gelismekte olan uretim guclerine ayak bagi olmaya baslayinca duzenin degistirilmesi kacinilmaz oldu ve boylece gelisen uretim guclerinin yeni ve egemen konumunda olan burjuva sinifinin onderliginde demokratik devrimler caginin kapilari aralanmis oldu.

Burjuva demokratik devrimleri, toprak mulkiyetine dayali feodal duzeni, ekonomik ve politik alanda tasfiye ederken eski yapinin ideolojik bir ustyapi kurumu olan dinsel kurumlarin da kamu yonetim alaninin disina cikmasini sagladilar. Hatta, bunlarla da yetinmeyerek kilisenin ekonomik yasamdaki etkinligine de son vermek amaciyla, toprak reformu uygulamasinin bir benzerini burada da uygulayarak kilise mallarini kamulastirdilar. Daha da ileri gidilerek Fransiz devrimi nedeniyle yasanan ic savasta kilise canlari eritilerek top yapiminda kullanildi.

Burjuva devrimleri icinde en yaygin uygulamasiyla Fransa’da yasanan bu siyasal donusumu laisizm olarak tanimlarken su yanlisa da dusmemek gerekir. Laisizm ne dinsizlik ne de din ile devlet islerinin birbirinden ayrilmasi ilkesidir. En kisa ve oz anlatimiyla laisizm, dinin yonetsel bir guc olarak toplum yasamindaki etkilerinin kirilarak kamu alani disina cikartilmasidir.

Ulusalcilik akimi

Burjuva devrimleriyle koklesen kapitalist duzenin de elbette ideolojik bir ustyapisi olacakti. Feodal duzenin buyuk toprak mulkiyetiyle parcalanmis pazar duzeneklerinin, sinirlarla belirlenmis bir cografyada, tek pazara donusturulmesi ve bu pazarin bir butun olarak burjuva sinifina teslim edilmesi gerekiyordu. Iste milliyetcilik ya da ulusalcilik denen akim, boylesi ekonomik onlemlerin zorunlu bir sonucu olarak dogdu; ideolojik bir ustyapi olarak gelisti ve duzene damgasini vurdu.

Daha da otesi, salt ic pazarin entegrasyonunu saglamakla da kalmayip yuksek gumruk duvarlariyla kendi pazarini dis pazarlara karsi koruma altina aldi. Burjuvazinin ekonomik konumu boylece ulusal bir pazara donusurken kendisi de ulusal burjuva nitelik kazaniyordu. Burjuvazi, ulusal pazarinin korunmasi, guclendirilmesi ve gelistirilmesi icin toplumun butun kesimlerini tek bir ulku etrafinda birlestirmede, gecmiste dinlerin ustlendigi rolun yerine simdi ulusalciligi koymustu ve buna duyulan gereksinimin temelinde ekonomik gerekceler yatmaktaydi. Bu nedenle, bir toplumun ulus olma ogeleri siralanirken ekonomi birligi (digerleri dil birligi, tarih ve kultur birligi, toprak birligi) aranan kosullarin basinda gelmektedir.

Konuya gerek tarihsel, gerekse toplumsal acidan yaklastigimizda, burjuva demokratik devrim caginda ortaya cikan ulusalcilik akimlarinin ilerici bir nitelik tasidigina tanik olmaktayiz. Dolayisiyla ulasilan bu sonuc, burjuvazinin subjektif niyetine dayanmaktan ote objektif kosullardan kaynaklanan sinifsal bir yeglemeydi.

Ama kapitalist uretim iliskilerinin egemen oldugu toplum duzenlerinde feodal bir ust payi kurumu olan dinsel ideoloji ile politika yapmak da gerek tarihsel, gerekse toplumsal acidan, gericiliktir. Eger bugun bile bizde ve bircok Islam ulkelerinde bu yapilabiliyorsa bu ancak emperyalizmle isbirligi icinde olasidir. Bizde buna en somut ve carpici ornek AKP siyasal erkidir. Ve bu ornegi tum Islam ulkelerinde gecerli kilmak icin ABD ozel bir caba gostermektedir. Obama’nin baskan secilir secilmez ayaginin tozuyla ilk yurtdisi gezisini bizden ve Ortadogu ulkelerinden baslatmasi bosuna degildir. 17. ve 18. yuzyillarda burjuvazinin ulusal olma ozelliginin yani sira bir diger ozelligi de ayni surecte karsiti olacak cagdas bir sinifi da yaratiyor olmasiydi. Kapitalist uretim iliskilerinin temel egemen sinifi burjuvazi, feodaliteyi tasfiye ederken serfleri de goreceli de olsa ozgurlestiriyor; kirlardaki toprak kolelerini kentlerdeki uretim alanlarinda ucretli emege donusturuyordu. Boylelikle yeni bir sinif, isci sinifi (proletarya) tarih sahnesine cikmis oluyordu. Ve simdi kapitalizm denen yeni duzende, bu iki temel sinif arasinda buyuk bir savasim surmekte gecikmeyecekti. Marx’in unlu betimlemesiyle, her sinif kendi karsitini da yaratarak tarihsel seruvenini surdurecekti.

Avrupa’da 19 . yuzyil, isci savasimlari acisindan son derece yogun eylemlerin yasandigi yillardi. Yukselen isci savasimlari karsisinda, siyasal iktidarini yitirme riskiyle tanisan burjuvazi, gecmiste dusmani olan bir sinif ve onun ideolojisiyle, feodalitenin artiklariyla baglasma yoluna yoneldi.

Bu tarihsel baglasma Fransa’da Bonapartist bir ara rejim olarak yaklasik yuzyil yasandi. Bu surecte 1871 Paris Komunu olarak bilinen ilk isci sinifi kent devleti denemesi trajediyle sonuclandi. Fransiz burjuvazisi, Paris Isci Devleti’ni devirmek icin Alman saldirganlarinin Fransa’yi isgaline kucak acti. Oysa artik, ulusalligi bir yurtseverlik zenginligi icinde savunan sinif, proletaryaydi ve Paris’i yerli isbirlikciler ile Alman saldirganlara karsi yasamlari pahasina kahramanca savunmuslardi. Ama sonucta Paris Komunu yikildi. Marx’in da sonradan vurguladigi gibi bu yikilisin temel nedenlerinden biri, Fransiz isci sinifinin bu komun denemesini tum Fransa’ya yaymayip Paris’le sinirli tutmasiydi.

Isci sinifi ve burjuvazi arasindaki ulusal anlamdaki bu rol degisimi, tarihsel olarak ilk kez Paris Komunu’nde yasanir. Kapitalizmin serbest pazar donemindeki goreceli ozgurlukcu ve ulusalci niteligi tekellesme surecinde daha da asinacak, gecmiste one cikan ulusal deger ve kazanimlar yerini uluslararasi sermayenin genel cikarlarina birakacaktir. Artik kapitalizm ulusal olmaktan cok enternasyonal bir nitelik kazanacaktir. (Kuresellesme)

Yurtsever cephe

Ancak, isci sinifi enternasyonalizmi ile bugunku ulastigi boyutta sermaye enternasyonalizmini bir tutmamak gerekir. Kapitalist tum ulkelerde yasanan duzene damgasini vuran buyuk sermaye sinifi, ulusal tum niteliklerini yitirirken, ic somuru yaninda emperyalist somuruyle kamburu daha da katmerlesen isci sinifi, anti-emperyalist tavri nedeniyle daha bir yurtsever cizgi izlemektedir.
Burada biraz durmamiz gerekecektir.

Emperyalizmin baski, somuru ve talanina ugramis tum dunya halklari ulusalci siyasalariyla birlikte o ulkelerin sosyalist ve komunist partilerinin de izlencelerine emperyalizmle savasimi temel hedef olarak koymalari acaba bir rastlanti midir?.. Ancak, ulusallik terimi, egemen tek bir etnisiteyi cagristirmasi nedeniyle, ayni cografyada birlikte yasayan ve ayni yazgiyi paylasan tum halklarin ortak savasimi olmasini vurgulamasi amacindan yola cikarak “yurtsever” teriminin kullanilmasi yeglenmektedir.

Yurtseverligi bir soylem olmaktan cikartip eyleme donusturdugumuzde kacinilmaz olarak cephe gercegiyle de karsilasmaktayiz. Cunku yurtsever cephe olgusu salt bir sinifin kendi ozgun izlencesiyle verilecek bir savasimin sinirlarini asan, emperyalizmden zarar goren tum sinif ve katmanlari kapsayan bir strateji temeline oturmaktadir. Bugun Turkiye icte ve dista emperyalist gucler ile isbirlikcileri tarafindan kusatilmis bulunmaktadir.

Bundan kurtulusun biricik yolu guclu ve kapsamli bir yurtsever cephe olusturmaktan gecmektedir. Dogaldir ki odaginda isci ve emekciler olmasi kosuluyla.

Sonuc olarak gunumuzde anti emperyalist, dolayisiyla yurtsever olmayan hic kimsenin aydin, demokrat ve de solcu olmasindan soz edilemez. Ya da bu belirlemeyi tersinden okursak, emperyalizme karsi dik durmayan her kesim acik ya da ortulu emperyalizmle isbirligi icindedir.

SONMEZ TARGAN

………………………………………………….10
From: dbiletisim@doganburda.com
Subject: Hasankeyf ve Dicle Vadisi UNESCO Dünya Mirası İlan Edilsin!
Date: July 16, 2009 10:25:34 AM EEST
To: hasankeyfesadakat-duyuru@mailman.doganburda.com

Sevgili Hasankeyf’e Sadakat Yolculari,

Doga Dernegi ve Atlas Dergisi tarafindan Hasankeyf icin baslatilan Hasankeyf’e Sadakat imza kapanyasina gectigimiz yillarda imza atarak destek vermistiniz.

Simdi Hasankeyf’in de icinde bulundugu Dicle Vadisi’nin UNESCO Dunya Miras Alani olarak ilan edilmesi icin yeni bir uluslar arasi imza kampanyasi baslatildi. Kampanya dahilinde imzalanan dilekce, Basbakan Recep Tayyip Erdogan basta olmak uzere, Almanya Basbakani Angela Merkel’e, Avusturya Basbakani Werner Faymann’a ve Isvicre Basbakani Hans-Rudolf Merz’e iletilecek.

http://www.hasankeyfesadakat.com adresinden ulasarak imza atabileceginiz dilekcede Dicle Vadisi’nde yer alan tarihi kent Hasankeyf’in, UNESCO Dunya Mirasi Alani olarak koruma altina almasini, Hasankeyf’in en az 15 bin yillik gecmisi ve kuresel olcekte nesli tehlike altindaki canli turleri ile UNESCO’nun 10 dunya mirasi kriterinden 9’unu karsilayan insanligin sahip oldugu en eski kentlerden birisi olduguna dikkat cekiliyor.

Imza icin:www.hasankeyfesadakat.com

Hasankeyf ve Dicle Vadisinin Yuksek Evrensel Degeri raporu icin:www.dogadernegi.org

Tesekkur ederiz.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: