Gönderen: adalarpostasi | 25 Haziran 2009

ADALAR POSTASI-2282: emanetçi sait efendi’ye emanet…

ADALAR POSTASI
25 Haziran 2009


http://cgi.ebay.com/ca1910-Turkey-Princes-Prinkipo-Street-Cafe-Postcard_W0QQitemZ250439025456QQcmdZViewItemQQptZLH_DefaultDomain_0?hash=item3a4f544330&_trksid=p3286.c0.m14&_trkparms=65%3A12%7C66%3A2%7C39%3A1%7C72%3A1205%7C240%3A1318%7C301%3A1%7C293%3A1%7C294%3A50

* * *
ADALAR’da TARIHTE O GUN:

23 Eylul 1893 Cumartesi gunlu Buyukada’da tertib olunacak gece eglencesinin Padisah tarafindan men edildigine dair…

* * *
ADALAR’da BIR GUN:


Buyukada, 3/08/2008 16:09

* * *
25 Haziran 2009 Persembe gunu
Buyukada’da HAVA DURUMU*
parcali bulutlu
21-30ºC
% 50-84 nem
B 15km/sa

* http://www.dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca

* * *
BIR BALIK:

* * *

Cicely Mary Barker, The Foxglove Fairy.

* * *
1- Bulent Misirlioglu: “Belediyelerin, danisman, koordinator vb adlar altinda gerek memur gerekse isci kadrosunda personel istihdam etmeleri mumkun degildir. Ayrica resmen olmasa bile fiiliyatta bazi kisilere bu unvanlarin kullandirilarak ayricalik saglanmasi hem calisma barisini bozacak hem de diger personelin calisma sevkini kiracaktir. Kendilerine Belediye Idari Binasi dahilinde makam odasi tahsis edilerek, zimmetle verilmesi gereken telsiz kullanimlarinin saglanarak, istihdam edilen bu kisilerin…”

2- Necmi Tanyolac: “Ada’nin Yesil Camlari…”

3- Banu Akcaoglu: “Suyla oynayin… sicaklara bire bir…”

4- Fener Rum Lisesi fidan dikimi yapti…

5- Tilda Levi: “Emanetci Sait Efendi…”

6- Nelly Barokas: “Akademisyen bir baskan Dr. Mustafa Farsakoglu…”

7- Melih Levi: “Dr. Farsakoglu ve Adalar uzerine…”

8- Tilda Levi: “Kahraman bakkal supermarkete karsi…”

9- Perihan Ergun: “Naim Tirali’yi de yitirdik…”

10- Minas Akkaya onceki gun Buyukada’daki evine gitmedi. Bir sure esini iskelede bekleyen Keti Akkaya…

11- Buyukada’da gorkemli bir konakta Mehmet Siyah Kalem’in resimlerinden ilhamla ortaya cikan…

12- Gila Benmayor: “Nisan ayindan bu yana kisacik bir doneme buyuk isler sigdiran Dr. Farsakoglu’nu Adalar’a tutkun herkesin desteklemesi gerek…”

13- Coplukten sinemaya…

14- Adalar’da film basladi…

15- Buyukada’ya 600 kisilik yazlik sinema aciliyor…

16- Minas Kalemkaryan: “2012’de uzaylilar geliyormus, mus, mus…”

ADALAR POSTASI’nin 2282. sayisinda…

)O(

………………………………………………….1
From: Bulent Misirlioglu
Subject: Adalar Kamuoyu adına..
Date: June 23, 2009 5:47:52 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com


………………………………………………….2
From: Adali Yayinlari
Subject: NECMI TANYOLAC’tan 8’15 Serisinin son kitabi
Date: June 22, 2009 3:48:52 PM EEST
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

NECMI TANYOLAC’tan 8’15 Serisinin son kitabi
ADANIN YESİL CAMLARI

55 yillik usta kalem Necmi Tanyolac’in 8.15 yazilari devam ediyor.
Gozcu’de, Adali dergisinde buyuk tat birakmis yazilar, simdi “Adanin Yesil Camlari”nda bir araya geldi.

Bu dizinin ilki “8.15 Vapuru”ydu. Ikincisi de “Martili Kahve”.
Cok mektup aliyorum, ucuncusu nerede diye soranlara yanitini geciktirmedi Tanyolac usta…

ADALAR VAKFI
Ekin kitap gorsel as
0212 296 22 22

Necmi Tanyolac
Adali Yayinlari

200 sayfa,
13 TL
ISBN 978-975-9119-13-3

Online Satın Almak İçin >>

………………………………………………….3
From: Banu Akcaoglu
Subject: FW: Suyla oynayın!.. (sıcaklara birebir! :)
Date: June 24, 2009 6:15:21 PM EEST
To: banuaka@ttmail.com

 http://www.artistsindevon.com/water/water_1.htm

………………………………………………….4
http://www.adalarorman.com//index.php?option=com_datsogallery&Itemid=143&func=detail&catid=9&id=201

Fener Rum Lisesi Fidan Dikimi Yapti

Yuksel OZCAN

Adalar Orman Idaresi tarafindan koordine edilen fidan dikiminde, Fener Rum Lisesi ogrenci ve ogretmenleri Buyukada Rum Mezarligi yanindaki agaclandirma alanina 50 adet fidan diktiler.

………………………………………………….5
http://www.salom.com.tr/news/detail/12241-Emanetci-Sait-Efendi.aspx

Salom, 24.6.2009
Tilda Levi

Emanetci Sait Efendi

Kistan yaza gecerken geldiginiz yoreyle butunlesmis simalari ararsiniz. Her yil Buyukada’ya geldigimde vapur cikisinda ilk bakindigim yer Ferruh Bey’in kitapci dukkanidir. Ferruh Bey tanidiklar arasinda ilk selam verdigim kisidir. Onun ardindan sirayla manav, kasap ve firinci gelir. Yol ustundeki Erzincanlilar Kahvesi’ni atlamak mumkun degil. Zira gunun erken saatleri degilse emanetci Sait Efendi muhakkak oradadir. Gorur gormez, oturdugu yerden kalkar “Hosgeldiniz abla, iyi yazlar,” der, arkamizdan el sallar.

Sait Efendi, bugun boyunca cocuklari olan kara kasli, siyah sacli bir adam. Caliskan, durust ve isini seven biri. Az once belirttigim gibi, meslegi Adalilarin deyimiyle emanetcilik. Ozetle kisliktan yazliga veya tersi, esya tasir. Sait’i tanidigimda, belki de ilkokul caglarindaydi. Meslek babadan ogula gecmisti. Nedendir bilinmez babasinin adi da Sait’ti. Baba Sait Efendi’yi tanidigimda ise ben cocuk yastaydim. Hatirliyorum “goc”un yapildigi gun bir maceraydi adeta. Cocuklar bir onceki gece erkenden yatirilirdi. Zira Sait Efendi sabah cok erken saatte gelirdi. Kapi caldiginda hemen kalkardik. Senede iki kere yasanan bu olayin hicbir ayrintisini kacirmak istemezdik. Sait Efendi elinde bir obek halat, kolunun altinda kocaman ortuler ve birkac hamalla iceri girerdi. Onceden hazirlanmis bavullar ve icine bircok esyanin dolduruldugu hurc, odanin bir tarafinda beklerdi. Sait Efendi, hurcu bir eliyle kaldirir, “Ne doldurdunuz buna, kursun gibi” der, ardindan icindekilerin yarisini bosaltir, bir denk daha yapardi. Yillar icinde, ne yaparsak yapalim, Sait’in dusunulenden bir denk fazlasini olusturdugunu ogrendim. Hersey sarilip sarmalandiginda tebesirle gidilecek yerin adresi yazilirdi: Malul Gazi 26- Buyukada. Koca bavullari sarmalar, halatla baglar, oyle bir cekistirirdi ki ipi, bavullar kuculurdu adeta. Izlemeye dayanamadigim tek olay hamallarin denkleri sirtlamasiydi. Ve evden cikarlardi. Biz de ortaligi toparlar sonra Ada’ya gitmek uzere vapura binerdik. Tasinma fasillari yillar boyu benzer bir sekilde surup gitti.

Sait Efendi musterilerinin adini bilmezdi. Mavi ispirtolu kalemle not aldigi kucucuk defterine sadece ada adreslerini yazardi. Malul Gazi’den tasindigimizda bile, o bizi hala ayni adresle belledi. Zaman icerisinde oglu da babasiyla birlikte calismaya basladi.

Sait Efendi sadece ada-sehir arasinda sefer yapmazdi. Sehirde de nakliyat isleri yapardi. O kadar iptidai sartlarda calismasina ragmen, Sait’in elinde hicbir esya zarar gormedi, hicbir sey kirilmadi. Evlendigimde esyalarimi annemden tasimisti. Bu da onun icin bir gurur vesilesi olmustu; “Ben senin cahizini (ceyizini) tasidim,” derdi.

Cocuklarim dogdugunda yazliga yine Sait Efendi’yle tasindim. Adim hic farketmiyordu. Denklerin uzerinde; “Malul Gazi 26 kizi” yaziyordu. Zaman icinde Sait Efendi emekli oldu. Oglu Sait Efendi, babasinin izini surduruyor.

Yazlik kavrami artik degisti. Insanlar artik 3-4 ay sureyle adalara gitmiyor. Emanetcilerin isi azaldi veya farklilasti. Ama tanidik yuzler guven veriyor, hala orada olmalari guven veriyor. Nitekim bu sene de kahvede Sait Efendi’yi gordum. Yine ayaga kalkti, iyi yazlar diledi ve “Anne ne zaman gelecek,” dedi.

………………………………………………….6
http://www.salom.com.tr/news/detail/12002-Akademisyen-bir-baskan-Dr-Mustafa-Farsakoglu.aspx

Salom, 3.6.2009
Nelly Barokas

Akademisyen bir baskan Dr. Mustafa Farsakoglu


Adalar son secimlerle ogretim uyesi bir belediye baskanina sahip oldu. Demokrasi ve insan haklari konusunda uzman olan Belediye Baskani Dr. Mustafa Farsakoglu, Belediye Meclis toplantilarini seffaf yonetim adina her ay baska bir adada halka acik yapiyor, halka soz hakki veriyor. Ilk olarak Buyukada’da, sonra Heybeliada’da bir kahvede, 1 Haziran’da Kinaliada’da, ardindan Burgazada’da… Adalilar davetlidir…

Sizi Adalar Kaymakami olarak tanidik. Siyasete atilmaya nasil karar verdiniz?

Ada’da oturuyorum. Adalar’in sorunlarinin cok yogunlastigi, Adalar’in ilkel bir kasaba gorunumune burundugu konusunda yakinmalar gordum. Yerel yonetime nasil katkida bulunabiliriz, bir danisma kurulu olusturulursa projeler uretelim, universiteyi de katalim diye dusunduk. Ama yonetim anlayisi buna uygun degildi. Zaten AKP’nin sehir yonetme konusundaki anlayisinin Adalar’da daha basit bir ornegi gozukuyor.

Bizler ulkemizin cok da iyiye gitmedigini dusunuyorduk. Cok degerli sanatcilardan, bilimadami dostlarimizdan siyasete girmem konusunda biraz oneri, biraz telkin, biraz da baskilar oldu. Biraz zorlandim, cunku siyaset hicbir zaman gundemimizde yer almamisti. Sonunda baktik ki ulke yonetimine siyasetciler yon veriyor, siyasete bulasalim dedik. Boylece belediye baskan adayi olarak son gun basvuruda bulundum. Adaylik kesinlesince de secim calismalari basladi. Bu bana biraz tuhaf geldi. Ama keyifli bir surecti, gencler ve kadinlar cok yardimci oldular. Burokrasiden geldigim icin secmende acaba kendisine ulasabilir miyiz kaygisi vardi. Sonucta halktan birisiniz, burokratik duvar orerseniz hizmet uretmezsiniz. Ben ayni zamanda demokrasi ve insan haklari dersi de veriyorum. Insan haklarina saygi gosteren, insan haklarina dayali bir yasami destekleyen bir insan olarak karsimdaki kisiyi hicbir zaman kendimden farkli gormedim. Ayrimcilik insan haklarinin temelinde yasak olan bir unsur… Bunu gosteriste degil, kisisellestirerek yapmaktir onemli olan. Uzuntu verici olan siyasetcilerin insan haklari ve demokrasiyi kisisellestirememis olmalari, bunu bir cikar araci olarak gormeleri…

Bugun Buyukada’da motordan indigimde bir surprizle karsilastim. Yillardir adanin goruntusunu bozan “ha devrildi, ha devrilecek” dedirten iki ahsap yapinin yikildigini gordum?

Iki eski eser vardi. Bunlar ucuncu sinif olarak tescilli binalardi. Onlar maalesef kendiliginden yikilmaya, cokmeye baslamisti. Yani tehlike arz ediyordu. Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kurulu’nun rolove ve restitusyon projelerini onaylamasi gerekiyordu. Belediyemizin ihmalkarligina baska sebepler de eklenerek bu durum suruncemede kaldi. Birtakim cikar iliskilerinden soz etmek istemiyorum, en vahim durum o zaten. Biz kuruma basvurduk, olumlu karsilandi. Lido’nun yikim karari yillardir alinmis. Yillarca cirkinlik abidesi olarak kaldi. Lido’nun yikimina baslandi, sanirim bir-iki hafta icinde yikim tamamlanacak.

ADALAR’DA NELER OLMASI GEREKTIGINE HALK KARAR VERMELI

Tarihte gercek demokrasinin halkin katilimiyla acik hava toplantilarinda gerceklestirildigini biliyoruz. Siz de Belediye Meclisi’nde bu uygulamayi baslattiniz…

Gercekten de demokrasiye uygun bir goruntu sergileniyor. Belediye Meclis toplantilari yasaya gore zaten halka aciktir. Ama bu tur toplantilarda hic halki goremezsiniz. Biz burada toplantilarimizi halka duyuruyoruz. Saniyorum 250-300 kisi geldi. AK Partili uyelerin muhalefet etmesine ragmen Belediye Meclis toplantilarinin belediye binasi disinda mekanlarda da yapilmasi yonunde bir karar aldik bu toplantida. Toplantilari her ay baska bir adada yapmaya karar verdik. Ikinci toplantiyi Heybeliada’da bir kahvede yaptik. Gundemimizdeki maddeleri gorustukten sonra yarim saat halka konusmasi icin firsat verdik. 10-15 kisi kalkti, dusuncelerini kursuden dile getirdi. Bir dahaki toplantimiz 1 Haziran’da Kinaliada’da. Bu guzel bir uygulama, cunku Adalar’da neler olmasi gerektigine halk karar vermeli. Seffaf yonetim boyle saglanir ancak. Bir sonraki toplanti da Burgazada’da olacak.

Basinda “Adalar hizli basladi” basligi altinda Kinaliada tepesindeki cirkin anten goruntusuyle ilgili goruslerinizi okuduk. Simdi sira bu cirkinligi ortadan kaldirmaya mi geldi?

Onumuzdeki gunlerde Kinaliada’daki antenleri yikmaya basliyoruz. Bu konuda medyadan buyuk tepki gelmeye basladi. Bunlar hepsi kacak olarak yapildi. Yikmamakla suc isliyoruz, gorevimizi kotuye kullaniyoruz. Yillardir bunlarin yikilmasiyla ilgili kararlar alindi. Halk sagligi acisindan buyuk bir risk… Kinaliada Ermeni yurttaslarimizin yogun yasadigi bir yer, tedirgin olduklari icin ozellikle kucuk cocuklari, hamileleri, yaslilari getirmiyorlar. Secim sirasinda tersine bir gocun basladigini da gorduk. Bu antenleri yikmakla hem insanlarin saglik kaygilarini gidermis olacagiz, hem de biz Camlica’ya ornek olusturacagiz. Bu milli servet kaybi, butun bunlari bir antende toplamak mumkun… Adalarin sit alani oldugunu da unutmamak gerekir.

Medyayi karsima aldigim ileri suruluyor. Ben medyayi niye karsima almayi isteyeyim ki? Hukukun ve yasalarin geregini yerine getiren bir kisi medyayi karsisina aliyor diye suclanabilir mi? Birkac ay icinde baska bir cozum bulunsun, Sivriada olabilir. Televizyon Yayincilari Dernegi Baskani Nuri Colakoglu beni aradi, bu konuda katkida bulunmak istedigini soyledi. Bu da bizi mutlu etti tabii.

KAYITLARINIZI ADALAR’A ALDIRIN

Adalar’da yaz ve kis arasinda nufus cok farkli. Belediye kis nufusu ile orantili olarak butceden pay aliyor. Bu kisitli butceyle hizmet vermek zor degil mi?

Adalar’in farkli ozelligi nedeniyle farkli bir yerel yonetim modeli olusturmak zorundayiz. Klasik yonetim anlayisiyla Adalar’in sorunlarini cozumleyemeyiz, uluslararasi duzeyde ornek bir yer haline getiremeyiz. Belediye yasasi tek bir anakaraya gore organize edilmis. Fakat burada zabita hizmetini kac personelle veriyorsak, Heybeli’de de ayni sayida personelle vermeliyiz. Yani biz bes ayri kasabayiz.

Tabii bu konuda sizlerin de desteklerini bekliyoruz. 14.072 nufusa gore biz butceden yararlaniyoruz. Bizim oz gelirlerimiz 5 milyon TL civarinda. Ama 25 milyon TL borcumuz var. Isin aci tarafi gelir kaynaklarinin artirilmasi yonunde hicbir calisma yapilmamis olmasi… Bu kadar borc olmasina ragmen milyonlarca liralik kaldirim ihaleleri yapilabilmis. Personel giderlerini odeyemeyen bir belediye gorunumundeyiz.

Kaynak yaratmanin birinci adimi olarak biz, oncelikle Adalar’da ikametgahi olan hemserilerimizin nufus kayitlarini buraya aldirmalarini istiyoruz. Verilerimize gore 22 bin civarinda konut gozukuyor. Bunu ucle carpsaniz 60 binin ustunde kisi eder. Yurttaslarimiz birkac dakikalarini ayirip bir telefon faturasi, bir kira sozlesmesi veya bir dogalgaz faturasiyla nufus mudurlugune giderek, ben burada oturuyorum demeleri yeterli. Vatandas diyor ki, bir gun bana ikametgah lazim olursa Ada’ya mi geleyim? Artik hicbir kurum ikametgah istemiyor, vatandaslik numaranizi verdiginizde yeterli oluyor.

Icisleri Bakanligi her yil Devlet Istatistik Kurumu’na nufus sayimi bilgilerini sorar. Ocak ayinda aldigi verilere gore genel butce gelirlerinden belediyelere nufus yogunluguna gore aktarilacak pay ayarlanir. Bu nedenle Adalilar’in bizim nufusumuzda gozukmelerini arzu ediyoruz.

Adalarla ilgili projeleriniz neler, bu kisitli butceyle projeleri nasil gercege donustureceksiniz?

Iki tane kardes kentimiz var. Bugune dek kardes kentlerle hicbir proje hayata gecirilmemis. Kardes kent yetkilileriyle gorustuk, protokol yeniledik, amacimiz AB fonlarindan hibe almak. Ilk projeyi bu yil hayata gecirecegiz. Kardes kentlerimizden biri Stockholm’un, digeri de Atina’nin ilcesi… Kardes kent sayisini artirip her yil ikiser projeyi hayata gecirdigimizde, Adalar’a yarasir bircok yatirim projeleri gerceklesmis olacak.

Cok farkli alanlarda projelerimiz var; kulturel degerlerin korunmasi, carsilarin ele alinmasi, plaka kirliligi… Turizm acisindan bir sıkıntimiz yok, turist gelecektir.

En buyuk sıkıntimiz ekip, kadro sıkıntisi. Yeni eleman alamiyoruz. Calisanlara yillarca sahip cikilmamis, saygi gosterilmemis, adeta paslanmis bir aygit dusunun. Bisikletciler sorun, paytonlar ciddi sorun, sezlong ve bisiklet mafyasi oldugu soyleniyor, orman alanlari isgal edilmis, bin civarinda kacak yapi var.

Yonetimin gorevi nedir? Bu tur olusumlari gidermek? Biz bunlari gidermeye baslayinca ciddi bir tepki aldik. Gecmis yonetim kendi beceriksizligini gizlemek icin anti propagandaya basvuruyor. Ayrica cikar iliskisini surdurme egiliminde olan, her seyi sabote eden bir kesim var. Sabote eden kisiler arasinda ne yazik ki, bizim mensubu oldugumuz partinin yonetim kurulu uyeleri de bulunuyor. Bunun anlami eski duzenin yagmanin surmesini saglamak.

GONULLU EKIPLERI KURULDU

Peki, ekip ve kadro sıkıntisini nasil asmayi dusunuyorsunuz?

Gonullu calisan arkadaslarimiz var. Kulturel acidan bir organizasyon icindeyiz. Farkli birimler olusturduk, Kultur-Sanat birimimiz var. Rafi Hermon Aras diye bir meclis uyesi arkadasimiz var. Kendisinin kultur-sanat insani olmasi, uluslararasi iliskileri ve birkac yabanci dil bilmesi bizim icin buyuk avantaj. Bu arkadasimiz Adalar’daki kultur-sanat insanlariyla bir ekip olusturdu. Cok fazla etkinlikler goreceksiniz, sizlere de bunlarin haberi ulastirilacak.

Bunun yani sira Genclik ve Spor’la ilgili bir birim olusturduk. Istihdama yonelik meslek edindirme kurslari acacagiz. Ev hanimlarinda, genclerde cok fazla issizlik var. Plan ve Proje Mudurlugu olusturduk, bundan boyle her isimizi planli ve projelere uygun bir sekilde yapacagiz.

Gonullu arkadaslarimiz arasinda emekli diplomatlar, Dunya Bankasi’ndan ust duzey yoneticilik yapmis kisiler, AB’deki projelerde gorev almis insanlar, burokratlar ve isadamlari var. Onlara Belediye binasinda iki oda tahsis ettik. Urettikleri projeleri desteklendigi takdirde hayata gecirerek Adalarimiz’in sorunlarina hep birlikte cozum uretecegiz. Adalarimiz’in tarihi dokusuna ve cevre degerlerine sahip cikmak icin buyuk caba harcamamiz gerekiyor. Bu cabamiza mutlaka halkimizi da katacagiz.

MUSEVI CEMAATI’NDEN DESTEK GELDI

Ambulans hizmetinde bir iyilesme soz konusu mu?

112 Acil Yardim Istasyonu icin Saglik Mudurlugu ile bir gorusme yaptik, protokol imzaladik. Onlar bize 24 saat hekim ve saglik personeli hizmeti veriyor. Musevi Cemaati’nden Baskan Silvyo Bey ziyarete gelmislerdi. Ona saglik hizmeti konusunda katkiniz olabilir mi diye sordum. Uygun gorduler, telefon ettiler, biz bunu karsiliyoruz dediler. Boylece eskiden sadece tekne olan deniz ambulansi gercek ambulans olacak. Artik insanlar herhangi bir yerde ambulans hizmeti almak istediklerinde, buradan doktor ve saglik personeli binecek, hastayi alacak, karsidaki hastaneye goturecek. Bazi kesimler bunun gerceklesmemesi icin Saglik Mudurlugu’nde kulis yapmaktalar. Inanilacak gibi degil, ama gercek.

Goreve baslayali iki ay oldu. Bu kisa surede cirkinlikleri yok etmek, bozuk olani duzeltmek yolundaki girisimlerinizin bazi kesimler tarafindan engellenmesi, kosteklenmeye calisilmasi size, “bu ise soyunmasaydim” dedirtiyor mu?

Uc universitede ders veren bir kisi olarak, gelirimin yarisina yakin gelir kaybina maruz kalan bir kisi olarak niye boyle bir gorevi ustleneyim? Ulkemizde gercekten basarili ornekleri yapabilecek hem insan potansiyeli hem de kaynak potansiyeli oldugunu gordum ve bize yakisan budur dedim. Oyle ise yola cikalim dedim. Yoksa rahatini huzurunu niye bozar insan? Sadece yurt sevgisi ve insan sevgisinden kaynaklaniyor. Akademik ortamda mutlu ve hos bir yasam surdururken, boyle bir ise girismek? Ama bunun verdigi mutluluk daha bir farkli.

ADALAR’IN COK KULTURLU YAPISINI KORUYALIM…

Adalar Istanbul’un bircok olaganustu guzellige, degere, ozellige sahip bir ilcesi. Cok farkli bir yapisi var. En buyuk ozelligi bence insan zenginligidir. Adalar’da her dusunceden, her inanctan, her kesimden insan bulabilirsiniz. Turkiye’nin 81 ilinden insan var. Secim calismalari sirasinda bunun farkina vardim. Adalar’in farkli inanclara sahip bir kulturel dokusu var. Insanlar burada dostca yasiyor, disaridan gelen bu ortama uyum sagliyor. Bir Vanli burada bir sinagogun varligini kabulleniyor veya bir kiliseye girip orada bir cenaze torenine katilabiliyor. Adalar’in diger bir zenginligi burada cok sayida sanatci, bilim insani, edebiyatcinin yasiyor olmasi… Ben de Adalara sahip cikilmasi icin telkinde bulunuyorum. Sorumlulugu sadece yoneticilere birakmayin, bu degeri, bu zenginligi koruyun diyorum.

DR. MUSTAFA FARSAKOGLU KIMDIR?

1955 yilinda Osmaniye / Duzici’nde dogan Dr. Mustafa Farsakoglu, Pertevniyal Lisesi’nden mezun oldu. Istanbul Universitesi Hukuk Fakultesi’ni bitirdikten sonra 27 yil ulkenin hemen her kosesinde kaymakamlik, vali yardimciligi yapti. Bir yil arastirma yapmak amaciyla ABD’de bulundu.

1996-2001 tarihleri arasinda Adalar’da, halk arasinda hala ozlemle hatirlanan kaymakamlik doneminin ardindan, atandigi Yalova Vali Yardimciligi gorevinden 2006 yilinda emekli olarak Yeditepe Universitesi’nde gorev aldi.

Dr. Mustafa Farsakoglu, kamu yonetimi, kriz ve afet yonetimi, liderlik ve catisma yonetimi, anayasa ve idare hukuku, yerel yonetimler, e-devlet uygulamasi, demokrasi ve insan haklari ve insan kaynaklari yonetimi alanlarinda uzman olarak dersler, konferanslar, seminerler ve hizmet ici egitimler verdi.

Buyukada’da ikamet eden Dr. Mustafa Farsakoglu evli ve bir kizi var. Adalar Belediye Baskanligi gorevinin yani sira ogretim uyeligine de devam etmektedir.

………………………………………………….7
http://www.salom.com.tr/news/detail/12025-Dr-Farsakoglu-ve-Adalar-uzerine.aspx

Salom, 3.6.2009
Melih Levi

Dr. Farsakoglu ve Adalar uzerine…

Tarihci Avraam Galante’ye gore, 1846 yilinda dort adanin en buyugu olan “Prenkipo” (Buyukada) ile Istanbul arasinda 15 gunde bir sefer yapan bir vapur bulunmaktaydi. Bu kucuk vapurun varligi bazi Yahudilerde yazi adada gecirme dusuncesini uyandirdi.

Birkac yil sonra bu vapurun seferleri gunluge donusunce yazlarini Buyukada’da geciren Yahudilerin sayisi birden artti. 1940 yilinda 300 ailenin yazlarini Buyukada’da gecirdigi bilinmektedir. (O donem adalarin toplam nufusu 1816 idi.)

Yandan carkli vapurlari pek hayal meyal hatirlarim. Ama koprunun altindan kalkan Pasabahce, Fenerbahce ekspres seferlerini animsamamak mumkun mu? Isten donen aile reislerinin anne ve cocuklari tarafindan en cicili kiyafetleri icinde iskelede karsilanmasi ise saniyorum daha eski tarihlerdeydi…

Gunumuzde kisin Adalar’da 14.072 olan genel nufusun yaz aylarinda yazlikcilar ile 100 bine ulastigi ongoruldugunde artik Adalar’da belirgin bir Yahudi varligindan soz etmek mumkun degil. Son on yilda belediye baskanlariyla “yaz oncesi” bir soylesi gerceklestirmeyi, sorunlari, beklentileri, yeni projeleri aktarmayi gorev edindim. O yillarda genc bir hukukcu olan Can Esen beni evinde karsilamis, Coskun Ozden ile Yildirimspor Kulubu’nde bulusmustuk.

Ikinci donem baskanliga secilecegi gunlerin arifesindeydi, yil 2002. Soylesi bittiginde Coskun Ozden’e —off the record— “Baskanim ANAP yerine AK Parti’den adayliginizi koyarsaniz secilme sansiniz artmaz mi?” diye sordugumda “Ben kesinkes ilkelerimden odun vermem,” yanitini verdi. Coskun Ozden ANAP’tan secildi ama secilir secilmez de AK Parti’ye transfer oldu. Herhalde dusuncesi Adalilara daha iyi hizmet goturebilmekti. Ayrica degisime ayak uydurmanin kinanacak bir tarafi oldugunu da sanmiyorum.

Coskun Ozden baskanligi surecinde her zaman Turk Yahudi vatandaslarina yakinlik gosterdi, destegini esirgemedi, hatta Cemaat Baskani Silvyo Ovadya ve musavirlerden Yasar Bildirici’yle bir Israil seyahatine de katildi.

Yeni Baskan Dr. Mustafa Farsakoglu’nu Adalar Kaymakamligi gorevini yaptigi yillardan taniyorum. Bu kez onunla soylesiyi yapacak olan ben degil, esim Nelly Barokas’ti. Kendisiyle Belediye Binasi’nda bulusacaktik.

Tarihi bir yali olan —denizin doldurulmadigi yillardan soz ediyoruz— Plaj Otel yandiktan sonra o mekan kucuk ve islevsiz bir parka donusturuldu, yanina ise Buyukada’nin dokusuna “al bir darbe de benden” dercesine bir beton abidesi gorunumundeki blok bir yapi, Belediye Binasi oturtuldu. Iste o yapida yeni belediye baskanimizi beklerken Genel Koordinator Kadir Pehlivan Bey bizleri odasinda agirladi. Sohbetimiz sirasinda hukukcu ve 68 kusagindan oldugunu ogrendigim Kadir Bey belediyedeki bu ust duzey yonetici konumuna karsin “gonulluler” ordusunda yer aliyor, hicbir karsilik beklemeksizin emeklilik doneminde bile bazi yanlislarin duzeltilmesine katkida bulunarak onurlu bir durus sergilemeyi amacliyor.

Adalar’in yeni Belediye Baskani Dr. Mustafa Farsakoglu’nun goreve baslamasindan bu yana iki ay kadar kisa bir sure gecti. Cagdas, demokrasi ve insan haklarina her yonuyle inanmis azimli kisiligi insani etkiliyor, guven hissi veriyor. Adalar’in cok kulturlu yapisinin surdurulmesinden yana olan Farsakoglu soyle diyor: “Adalarin farkli inanclara sahip bir kulturel dokusu var.(?) Bir Vanli burada bir sinagogun varligini kabulleniyor veya bir kiliseye girip orada bir cenaze torenine katilabiliyor”.

Farsakoglu’na gore, Adalarimizin tarihi dokusuna ve cevre degerlerine sahip cikmak icin halkin katkisi buyuk onem tasiyor. Belediye baskaninin Marmara’nin incisi Adalara gonul vermis sakinlerinden bekledigi asgari destek; “kayitlarin Adalara tasinmasi”. Boylece gazetemizin 7. sayfasinda yer alan soyleside belediye baskaninin altini onemle cizip acikladigi uzere 14.072 olarak gorunen nufusun 60 binlere tasinmasi ve gelir butcesinden aktarilacak payin artirilmasi mumkun olabilecek.

Huzur ve saglikli bir yaz dilegiyle…

………………………………………………….8
http://www.salom.com.tr/news/detail/12015-Kahraman-Bakkal-Supermarkete-karsi.aspx

Salom, 3.6.2009
Tilda Levi

Kahraman Bakkal Supermarkete karsi

Herkeste bir “yaza girdik” hevesi var. Gazetelerin hafta sonu ekleri Reina, Meina gibi eglence mekanlarinin yazlik yerlerini actiklarini yaziyor. Kilyos plajlari genclerin, cocuklu ailelerin tercihleri.

Gerci Adalar icin sezon acilmadi ama okullarin kapanmasiyla hareketlilik baslayacak. Buyukadali oldugumu cesitli vesilelerle yazdim. Cocukluk, genclik yillari derken, evlendigimizde esim de Ada’ya transfer oldu. Zamanla Ada’yi benden fazla sahiplendi. Cocuklarim da ayni yollardan gecti. Ta ki, yeterince buyuyup yazlari sehirde kalmayi secene dek.

* * *

Ada’daki bazi degisimler insanin icini acitiyor. Vitrininin onunde muhakkak mola verdigimiz senelerin Faysal’i kepenkleri kapatmis. Yillardir kaldirimda koca sepetlerin icinde sergiledigi biraz “kitch” ama indirimli ayakkabilar yok artik. Simdi yerine bir baska lahmacuncu/kebapci acilmis. Anlasilan Ada’nin kedileri kendilerine bir mekan daha buldular.

Carsinin icinde balikci Izak Monguldar’in bitisiginde kose yapan manav kapatmis. Ust katlar otel, manavin yeri de kebapci olmus…

Bosch bayiligini yapan Altin, baska bir dukkana tasinirken, yerini bir markete birakti. Bu demektir ki sabahlari Maden’den Iskele’ye dogru etrafi toz duman icinde birakan kamyonlara yenileri eklenecek. Kamyonlari gormenizi isterdim. Bir yandan faytonlar, bir yandan vapura yetismeye calisan bisikletliler ve ayni anda cogu marketlere mal tasiyan kamyonlar. Hepsinin ayni yoldan gitmesine olanak var mi? Ada yeri sessiz sakin bir belde olacakken, sabahin erken saatlerinde boylesi bir trafik… Tabii cevre kirliliginden de soz etmiyorum.

* * *

Ada, bakkal manav yeri. Yalova’dan gelecek meyvesi sebzesi. Ne yazik ki, ekonomik kosullar, daha ucuz mal satan marketleri bunyemize katti. Ozetle, kahraman bakkal supermarkete karsi cikamadi. Her yaz bir manav dukkani kapaniyor. Bakkalarin sayisi ise bir elin bes parmagini gecmiyor carsida.

Bisiklet kiralayan dukkanlarin cogalmasi hosuma gidiyor. En azindan Ada’nin dokusuna yakisiyor. Ote yandan giderek gelisen lahmacun kulturu yayildikca yayiliyor.

Carsinin artik tadi yok. Belki yeni dukkanlar var ama, iclerinde eski tanidik yuzler yok. Bir zamanlar gezinti yeri gibi, bir asagi bir yukari gittigimiz carsidan simdi ihtiyaclarimizi alip ayriliyoruz.

Her nedense yazlikci dahi olsa, “gercek” Adali artik iskele civarinda gezmektense, goruntusu henuz bozulmamis “yukari”lara gitmeyi yegliyor.

Her seye ragmen, Adalar hala guzel. Saglikli ve keyifli bir yaz mevsimi diliyorum.

………………………………………………….9
Cumhuriyet 02.06.2009
Perihan Ergun

Naim Tirali’yi de Yitirdik

Oykucu, gazeteci, yayinci, avukat Naim TIRALI 26 Mayis 2009 gecesi Hakk’a yurudu. Rahatsizligini bildigim halde 24 Mayis gunu TYS, Ada Dostlari Dernegi, TFAD (Truva Folklor Arastirmalari Dernegi) birlikteligiyle Sait Faik’i 31. kez anma gununde elimde olmaksizin konuklarin arasinda gozlerim TIRALI’yi aradi. Cevresini yasami boyu oylesine aydinlatti ki.. sonsuzlukta da nurlar icinde yatacagindan hic kuskum yok.

Onu II. Dunya Savasi’nin en karanlik gunlerinin sonlarina dogru kendisinin olusturdugu Yenilik Yayinlari’nin Yenilik Dergisi’ndeki urunleriyle, oykuleriyle tanidim. 47’lerin Son Saati ile 50’lerin Varlik dergilerinde de kalem oynatiyordu. Anlatimi oyle sicak ve kucaklayiciydi ki, oykulerini okumaya basladiginiz zaman elinizden birakamazdiniz. Yenilik dergisinde gozune carpan yetenekli genclere yer vererek onlarin heveslerini guclendirmeyi de gorev edinmisti.

Sait Faik, Oktay Akbal, Orhan Kemal, Cahit Sitki, Nahit Ulvi, Ahmet Kutsi Tecer, A. Muhip Diranas gibi daha bircok degere duydugu hayranlik ve dostluklarla Yazin Dunyasi’nin geleceklerinin isiltisi olmustu. Vatan gazetesinin sahip ve yoneticiligiyle gazetecilikteki basarisini da kanitladi.Yazko Yayinlari’nin da etkili uyesiydi. Kendisine bir soylesimiz sirasinda avukatlikla 1961’de milletvekili olusunu ve siyasete isinamadigindan neden hic soz etmedigini, bu denli alcakgonullulugun olmamasi gerektigini curet ederek sordugumda, “onlardan degil yazin yasamindan zevk aldigini” gene o yumusak tavirlariyla cevaplamisti.

***

1996’da “Sait Faik 90 Yasinda” adiyla derleyip olusturdugum ve Bilgi Yayinlari’nca basilan kitabin 4. Bolumunde -Sanatci Arkadaslari’ndan Anilar-Izlenimler-Acilar basligi icinde Naim Tirali’nin evrensel oykucumuzle ilgili yazi 11 sayfayi kapsiyor. Kendisinin Paris’te hukuk doktorasi icin bulundugu, Sait’in kanamali siroz sagriligiyla yasamdan umudunu kestigi gunlerde oraya gidip Tirali’yi kaldigi otelde bulusunun acili anilariyla naklediyor. “Sait Faik’in Pariste’ki Anlasilmaz Bes Gunu” basligiyla Varlik dergisinde 1952’deki anlatimiyla dostunun sıkıntili halini, hemen annesiyle haberlesmek istedigini, bes gunde oradan kacip Burgazada’sindaki evlerinde kalmayi yegledigini tum duygusalligiyla ciziyordu.

Degerli bircok yapiti icinde en cok, dogum yeri olan Giresun’un Piraziz’i yer alir. Bunun disinda Sait’in “Bir insani sevmekle baslar her sey” oz sozu cizgisindeki sevda temalarindaki yazilari da cok etkili olmustur. Adi “Aska Kitaksi” olan kitabi Orhan Erinc’le Oner Ciravoglu’na esin kaynakligi ederek, “Demokrasiye Kitaksi” kitabini yazdirmisti.

Onu yitirmemizin acisina, bir de benim anma gununun yorgunluguyla artan sagriligimin engeliyle Caddebostan’daki torene, sevgili kizi Zeynep’in cagirisina karsin gidemeyisimin uzuntusu de eklendi. Basta ailesi olmak uzere yakinlarina, dostlarina, sevenlerine sabirlar dilerken, Naim Tirali’nin yapitlariyla hep yasayacagina da ictenligimle inaniyorum.

***

Iki yil onceye kadar araliksiz katildigi S. F. Abasiyanik gunlerinde sanata, kulture emek verenleri anarak gelecek kusaklara anlatilmasinin bir gorev oldugunu, bunu araliksiz surdurmemizden mutluluk duydugunu belirtirdi. Prens Adalari’nin her birinde yazin, resim yontu kapsaminda urunler vererek yasamis olanlarin da bu kapsama alinmasini dilerdi. Ada Dostlari Dernegi olarak biz bunu o gunlerin Belediye Baskani Can Esen’i uyarip istemde bulunarak, Sayin Kocaeli Universitesi ogretim uyesi Nevzat Atalay’in tasarim ve emegiyle Buyukada’daki Ataturk Meydani’na gorkemli Ataturk Aniti’yla Adalar’da yasayip urun veren 100’un ustundeki yazin, ilim ve sanat ehlinin isimlerini iceren abideyi yaptirtmistik. Simdiki yerel yoneticiler de o abidedeki isimleri okuyup basta Resat Nuri, Nurullah Atac, H. R. Gurpinar, Fazil Aykac gibi dort adaya yayilarak iz birakanlari adalilara ve sanat cevrelerine tanitici etkinlikleri kesintisiz yapsinlar ve ovguler alsinlar. Cunku; onlari sonsuza dek yasatmak, beyni ve duygulari olanlarin gorevleri kapsamindadi.

………………………………………………….10
http://www.yenisafak.com.trhttp//yenisafak.com.tr/Gundem/?t=22.06.2009&c=1&i=194020

Yeni Safak, 22.6.2009
Ergun Colakoglu

`Baban öldü` nasil derim?

Fatih`te bir kuyumcu, Babalar Gunu`nden 1 gun once olduruldu Cagaloglu Molla Fenari Mahallesi Himayeietfal Sokak Yildirim Han`da kuyumcu atolyesi isleten Minas Akkaya, onceki gun Buyukada`daki evine gitmedi. Bir sure iskelede bekleyen Keti Akkaya, esine cep telefonundan ulas…

Fatih`te bir kuyumcu, Babalar Gunu`nden 1 gun once olduruldu Cagaloglu Molla Fenari Mahallesi Himayeietfal Sokak Yildirim Han`da kuyumcu atolyesi isleten Minas Akkaya, onceki gun Buyukada`daki evine gitmedi. Bir sure iskelede bekleyen Keti Akkaya, esine cep telefonundan ulasamaynca polise haber verdi. Kuyumcunun atolyesinin kilitli kapisini cilingir yardimiyla acan polis, iceri girdiginde Akkaya`nin kanlar icindeki cesediyle karsilasti. Yapilan incelemede, saat 21. 00 siralarinda olduruldugu belirlenen Akkaya`nin, katili ile kisa sureli bir bogusma yasadigi; ancak vucudunun 10 yerinden bicaklanarak can verdigi belirlendi.

KATILINE KAPIYI ACTI

Minas Akkaya`nin kapiyi acmadan once katil ya da katillerini goruntulu megafondan gordugu tespit edildi. Isyerindeki guvenlik kamerasi kayitlarinin bulundugu bilgisayar kasasini incelemeye alan polis, katil zanlisinin Akkaya`nin tanidigi birisi oldugu suphesi uzerinde duruyor. Minas Akkaya`nin cesedi Adli Tip Kurumu morguna kaldirilirken, Babalar Gunu oncesi cinayete kurban giden Minas Akkaya`nin esi Keti Akkaya binir krizi gecirdi. Yakinlarinin teskin etmeye calistigi acili es, `Kizim babasina hediyesini almisti. Babalar Gunu`nde hediyesini alamadan gitti. Simdi ben kizima babasinin oldugunu nasil soylerim?` diyerek agladi. Olayla ilgili sorusturma suruyor.

………………………………………………….11
http://www.yenisafak.com.trhttp//yenisafak.com.tr/KulturSanat/?t=22.06.2009&c=14&i=194026

Yeni Safak, 22.6.2009

Yilan kuyruklu iblis ve Siyah Kalem`in romani

Lakabi Siyah Kalem. 14-15. yuzyillar arasinda yasadigi tahmin ediliyor. Tum dunyanin hayran kaldigi muhtesem bir resim koleksiyonuna sahip ama gercek kimligi hala kesin olarak belirlenmis degil. Sanat tarihcileri bu gizemli ressamin pesine dusmusken Baris Mustecaplioglu`ndan ilginc bir kitap geldi. Profil Yayinlari arasindan cikan `Bir Hayaldi Gercekten Guzel` isimli romanin kurgusu Mehmet Siyah Kalem etrafinda oruluyor. Kitabin ana oykusu gunumuz Istanbulu`nda gecse de bir koluyla bizi Siyah Kalem`in resimlerinin rehberliginde 15. asra, gocebe Turkler’in samanist dunyasina ve yilan kuyruklu iblislerine goturuyor. Romanin konusu kisaca soyle: Iki genc yazar, bir koleksiyoncunun davetiyle, Buyukada`da gorkemli bir konakta Mehmet Siyah Kalem`in resimlerinden ilhamla ortaya cikan oykuler yazmaya, sanat tarihinin bu en buyuk sirlarindan birine isik tutmaya calisirlar. Gecmislerindeki bir olay yuzunden birbirlerinden nefret eden bu iki kisi, konaktaki guzel kiz icin de kiyasiya bir rekabete girer. Zengin koleksiyoncunun sirlari ve herkesten sakladigi asil plani ise iki yazar icin surprizlerle dolu gunleri kacinilmaz kilmaktadir…

………………………………………………….12
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11861856.asp

Hurriyet, 2009
Gila Benmayor

Adalar’da degisim ruzgarlari

ADALAR ilk goz agrim. Uzun yillardan beri artik orada yasamasam da gonul bagim suruyor.

Adalar eski Kaymakami Dr. Mustafa Farsakoglu CHP’den aday olup 29 Mart secimlerinde belediye baskanligini kazaninca umitlendim.

Carpik yapilasma, ormanlarin copluge donusmesi, eski tarihi ahsap konaklarin bakimsizligi gibi sorunlara care bulur diye dusundum.

Haksiz da degilmisim.

Zira gecenlerde ziyaret etme firsatini buldugum Dr. Farsakoglu, Adalar’da tam anlamiyla bir degisim ruzgári estiriyor.

Goreve gelir gelmez ilk icraati Buyukada’nin sahilinde “curuk bir dis” gibi duran, beton yigini halindeki Lido insaatini yiktirmak olmus.

Ardindan Kinaliada’nin tepesindeki 22 anteni sokmek icin harekete gecmis.

Gecen 5 Haziran Cevre Gunu’nde bu antenlerden ucunu sokturen Farsakoglu, Agustos sonuna kadar 12 tane daha sokturecek. Geri kalanlari da Televizyon Yayincilari Dernegi’nin isbirligiyle daha modern, tek bir anten haline getirilecek.

Cozum pesinde kosarsaniz mutlaka her seyin bir caresi vardir.

Farsakoglu’nun aynen oyle dusunen biri.

Goreve geldigi gunden beri Adalilara danisarak, STK’lari, gonulluleri isin icine katarak yillardan beri birikmis sorunlari cozme derdinde.

SESSIZ DEVRIM VE E-BELEDIYECILIK

Bu arada yeni belediye baskani tam anlamiyla bir “sessiz devrim” gerceklestirmis ve belediye meclis toplantilarini her ay degisik bir adada yapmaya karar vermis.

Meclis her ayin Pazartesi gunleri sirasiyla Buyukada, Heybeliada, Burgaz ve Kinaliada’da toplaniyor.

Meclis uyelerinin yanisira Adalilarin da katildigi bu toplantilar ozledigimiz “katilimci demokrasi”nin ornegi.

Sikayetler dinleniyor, talepler dile getiriliyor, oneriler kayda geciyor.

Dr. Farsakoglu’na “Adalar’in en oncelikli sorunlari nedir” diye soruyorum.

“Ulasim, saglik, e-belediyecilik, ormanlarin bakimi, denizin temizligi, ahsap konaklarin restorasyonu” diye saymaya basliyor.

E-belediyecilik meselesi onemli.

Dusunun ki, Adalilar henuz hicbir islemlerini internetten yapamiyor.

10 yil boyunca belediye binasindaki bilgisayarlar sadece daktilo olarak kullanilmis.

Kadikoy Belediyesi’nin destegiyle e-belediyeciligin alt yapisini kurmaya baslamis olan Farsakoglu, oncelikle Adalar’in bina envanterini cikartmak istiyor.

Adalar’in bina durumu hayli karisik.

Buyuksehir Belediyesi’nin verileriyle Adalar Belediyesi’nin verileri arasinda 9 bin binalik fark var.

DUSUK NUFUSA GORE DESTEK

Ne ki, kaymakamligi sirasinda Adalar’daki tarihi ahsap binalar tek tek tespit edilmis.

Tum Adalar’da 1657 adet tescilli bina varmis.

626 binanin da tescil talebi var.

Cogunlukla Istanbul’u terk etmek zorunda kalan Rumlarin biraktiklari o guzelim ahsap tarihi konaklar, yikilmaya yuz tutan Kaymakamlik binasi ne olacak?

Farsakoglu bina sahipleriyle anlasip, Il Ozel Idaresi’nin butcesinden yararlanarak eski eserlerin restorasyonunu gerceklestirebilecegini soyluyor.

Cozum uretmeye odakli biri oldugu icin restorasyon isini de basaracagindan eminim.

Bu arada yine Kadikoy Belediyesi’nin destegiyle tam donanimli bir ambulansi Buyukada’ya getirtmis.

Cesitli sponsorluklarla 24 saatlik saglik hizmetini cozme asamasinda.

Farsakoglu’nun Kadikoy Belediyesi’nin destegine ya da baska sponsorluklara ihtiyac duymasinin nedeni butcesinin ve kadrosunun son derece yetersiz olmasi.

Ayrica AKP Belediyesi’nden devralmis oldugu 25 milyon liralik bir borc da var.

Yaz aylarinda nufusu 100 bini bulan Adalar’da kis aylarinda yapilan sayima gore nufusu sadece 14 bin.

Dolayisiyla belediye bu nufusa gore Iller Bankasi’ndan dusuk bir maddi destek alabiliyor.

Zabita kadrosu da son derece kisitli.

TURMEPA’YLA ISBIRLIGI

Farsakoglu’ndan Adalar’la ilgili aldigim en guzel haberlerden biri de Turpema-Deniz Temiz Dernegi’yle isbirligi oldu.

Adalar yaz aylarinda Cumartesi ve Pazar gunleri vapur ve motorlarla akin akin gelenler yuzunden cok kirleniyor. Hem ormanlari, hem denizi iki gunde copluge donusuyor.

Farsakoglu, gunu birlik ziyaretcilerin cevreyi kirletmemeleri icin iskelede brosurler dagitmayi planliyor. IDO’nun da vapurlarda anons yapmasi soz konusu.

Turmepa-Deniz Temiz Dernegi’yle isbirligine gelince, dernek koy koy gezerek copleri toplayacak.

Adali gonulluleri, balikcilari egitecek.

En onemlisi ozel bir supurgeyle dip temizligi yapacak.

Nisan ayindan bu yana kisacik bir doneme buyuk isler sigdiran Dr. Farsakoglu’nu Adalar’a tutkun herkesin desteklemesi gerek.

………………………………………………….13
http://www.taraf.com.tr/haber/36154.htm

Taraf, 22.06.2009

Coplukten sinemaya

Adalar Belediyesi’nin duzenledigi ucretsiz film gosterimleri bu aksam Buyukada’daki Belediye Halk Sinemasi’nin acilisiyla basliyor. Dr. Mustafa Farsakoglu baskanligindaki Adalar Belediyesi yillardir atil vaziyette duran copluge donusmus bir alani yazlik sinema olarak duzenledi ve halkin kullanimina sundu. Yaklasik 600 kisi kapasiteli Belediye Halk Sinemasi’na donusturulen alanda vizyon filmleri her gun degiserek gosterime girecek ve halk, haftanin iki gunu ucretsiz olarak filmleri izleme sansi bulacak.

………………………………………………….14
http://www.adalar.bel.tr

Adalar’da film basladi

Adalar Belediyesi’nin haftada iki gun butun Adalar’da ucretsiz film gosterimi etkinlikleri, 22 Haziran Pazartesi aksami Buyukada’daki “Belediye Halk Sinemasi”nin acilisiyla basladi.

………………………………………………….15
http://www.adalar.bel.tr/haberresim/HT_21haziran.jpg

………………………………………………….16
From: Minas Kalemkaryan
Subject: 2012’de uzaylılar geliyormuş, muş, muş…
Date: June 23, 2009 8:52:50 PM EEST
To: adalar.postasi@gmail.com

Gelsinler, “Gelecekleri varsa gorecekleri de vardir,” diyenlerimiz ciksa da genelde misafirperverlik gosterecegimizden pek kuskum yok.

Dusunsenize birden kapi caliyor, bir aciyorsunuz, ana! uzayli…

O gazetelerde ve kurgu sinemalarinda seyrettigimiz bukuk boyunlariyla bize “galaksi misafiri” diyorlar. E, o kadar olacak. Bizim “Tanri misafiri” dememize onlar da alisacaktir.

Bendeki asil merak uyandiran konu, bu garibanlara :) dunyamiz hakkinda, ozellikle de ulkemiz hakkinda bilgi verirken zorlanip zorlanmayacagimiz…

Her yaz doneminde alevlenen orman yanginlari, bas kesip para vererek firar edenleri, sayesinde ozgur yasadigimiz buyuklere “veled-i zina” derken yuregimizin burkulmamasini, her gun trafik kazalarinda olen vatandaslari kaniksamamizi, “bana dokunmayan yilan bin yasasin” deyip de o yilan karsimiza cikip dokunmaya kalktiginda “yilan var ulan” diye bagirisimizdaki tezatligi, bez parcasini neremize nasil takarsak ne tur bir mesaj verdigimizin kavgasini nasil anlatacagiz?

Aslinda tum bunca sorunla ugrasmaktansa daha kestirme bir cozumum var.

Acaba onlar bu karmasik dunyaya geleceklerine, biz mi oraya gitsek?

Belli mi olur, belki orada “demokrasi getirecegiz diyerek” adam oldurmek yoktur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: