Gönderen: adalarpostasi | 01 Şubat 2009

ADALAR POSTASI-2232: büyükada posta ve telgraf müdürü sadık’ın…

ADALAR POSTASI
1 Subat 2009

Buyukada sahillerinde… Foto: Sebah & Joaillier

* * *
ADALAR’da TARIHTE O GUN:
31 Temmuz 1891 Cuma gunlu Sebepsiz yere azledildigini bildiren Buyukada Posta ve Telgraf Muduru Sadik’in gorevine iade edilmesi talebi hakkinda…

* * *
http://dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca
1 Subat 2008 Sali gunu Buyukada’da HAVA DURUMU:
cok bulutlu
5/7ºC
% 79-87 nem
K 20km/sa
* * *
Cicely Mary Barker, The Polyanthus & Grape Hyacinth Fairies.
* * *

1- Buket Uzuner: “Babamin ayakkabilari…”

2- Rezan Peya Gokcen: “Con Pasa’ya gelince, evinin resminden ne denli zevk sahibi, ilk kez Kadikoy ile Adalar’a isleyen vapurlari koyan bir Idare-i Mahsusa yoneticisi oldugu anlasiliyor…”

3- Gunduz Vassaf: “Yazin bitmesiyle, yasadigim yerde kalanlarin sehre donusunu, cevremde pek insanin kalmayacagi gunleri, derinlemesine yazip okuyabilmem icin bir firsat olarak beklemistim…”

4- Genc Parti ile Demokrat Parti’nin ortak Belediye Baskan adayi Yusuf Bahar’in Demokrat Parti Adalar Belediye Baskan adayligi sureci baslayacaktir…”

5- Demir Gonca: “Bugun dunyada Pyrolisis olarak bilinen ileri cop aritma ve bundan enerji uretme teknolojilerini Adalar’a tasiyacagiz… Her bir ada icin ayri ayri kurulacak bu altyapi sayesinde Adalar’in cop sorununu enerjiye cevirip bu enerjiyi yine Adalar icin kullanacagiz…”

6- Adalar’da gorev yapan hakim-savcilarin servisleri ile personele verilen otobus ve Akbil kartlari da tumden kaldirilmis…

ADALAR POSTASI’nin 2232. sayisinda…

)O(
………………………………………………….1
From: Buket Uzuner
Subject: BABAMIN AYAKKABILARI
Date: February 1, 2009 3:14:11 PM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

BABAMIN AYAKKABILARI

Boslukta gibi gecen 48 saat… Artik  babam yok… Odasi boş, dolmakalemi ve antetli kagitlari, şapkası ve eldivenleri, kitapları, radyosu, saati… Evlerinin ici aniden uzgun insan sesleriiyle doluveriyor, annemin yuzu bosalmis, camide basina ne renk esarp ortecegine hazirlik yapmadi diye dovunuyor, resmen dovunuyor. Halbuki yatagin uzeri onlarca esarpla dolu. Hicbiri basa ortulmek icin alinmamis cok guzel esarp ve sallardan bir cicek bahcesi yapmis annem kendine ama babamin cenaze namazinda birini basina baglamak  dusuncesiyle dehsete dusmus, bosbos bakiyor onlara… “Ah neden bunu onceden dusunemedim ki?..” diyor pismanlikla…
 
Sonra  ritueller, ilahiler, yagmur, helvaci, yagmur, camii, yagmur,  mezarlik, toprak, … Ve kapinin onune konan babamin bir cift ayakkabisi… Nedense bana en cok dokunan da bu oluyor! Tipki Magrit’in resimleri gibi içi bos, sokakta duran 1 cift erkek ayakkabisi, ucu yola, arkasi eve donuk… Evden ayrilan bos ayakkabilar, boslar cunku sahibi yok! Babamin ayakkabilari yagmurun altinda sokakta yapayalniz… Iyi calisan bir makina gibi gereken her isi yerine getirirken camdan sIk sIk bakiyorum, babamin ayakkabilari orada mi diye… Aksam oluyor, hala gitmemisler. Evinin onunde bekliyor ayakkabilari. Makina gibi calisiyorum, her isteneni yapıyor, seker, borek dagitiyor, annemi dikkatle izliyor, kardesimle devamli goz temasinda bir denge kurmaya calisiyorum ama aslinda aklim hep ayakkabilarda. Sokak kapisinin onunde, bahce duvarinin disinda  duran,  42 numara, kahverengi mokasen 1 cift erkek ayakkabasinda, babamin ayakkabilarinda… Sonra bir bakiyorum gitmisler! Saat 23:00, babamin ayakkabilari yok! Seviniyorum, icimdeki Pagan seviniyor cunku!
 
Iste tam o saat oksuz kalıyorum!
 
BU

+
From: Emine Cigdem Tugay
Subject: Re: BABAMIN AYAKKABILARI
Date: February 1, 2009 3:31:25 PM EET
To: Buket Uzuner

Sevgili Buket Uzuner,
Sabirlar dileyerek Ada sahillerinden uzanip dostlukla sımsıkı sariliyorum size… Yapabilecegim herhangi bir sey olursa lutfen hemen haber veriniz.
Birlikte gecirdiginiz gunlere sevinerek uzulmeyiniz… babaniz ayakkabilarini giymis yoluna devam etmekte…
Yolu acik olsun… Ruyalarinizda bulusup hasret gidereceksiniz nasilsa…
Cigdem
)O(

………………………………………………….2
From: Rezan Peya Gokcen
Subject: Büyükadalı Jones, Con Paşa, İstanbul (vapur) destanları
Date: February 1, 2009 2:14:23 PM EET
To: adalar.postasi@gmail.com
Cc: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

Haberleri paylasmakta hep comert oldugunuz icin umut vericisiniz. Yerel kulturden hareket ederek bu sehr-i stanbul insaninin bilinclenmesine, daha duzgun hizmet beklemesine katki sagliyorsunuz. Bravo!

Yanitinizdan Johnson ile Jones’un ayni kisi olasiligi ortaya cikiyor. Yahya Kemal’in kitabi eski yaziyla kaleme alindigi icin, ceviri yazida yanlis yapilmis olabilir ya da Yahya Kemal yanilmis olabilir. Yazarimiz, bu Johnson’un ticaretle istigal ettigine, esnaf kafali olduguna isaret eder; insaat muhendisligi metinde acikca belirtilmemis. Ama gene de, hangisiyse, Buyukada’da uc guzel kosk insa ettirebilen herhalde insaat ve ‘temettu’yu iyi kavramis bir Ingiliz idi.

Con Pasa’ya gelince, evinin resminden ne denli zevk sahibi, ilk kez Kadikoy ile Adalar’a isleyen vapurlari koyan bir Idare-i Mahsusa yoneticisi oldugu anlasiliyor.

Tam sirasidir; Resat Ekrem Kocu’nun derledigi destanlardan (Istanbul Ansiklopedisi) iki dortlukte, Sirket-i Hayriye (Bogazici’nde vapur isletmecilik icin kurulus ortakligi) ile Idare-i Mahsusa vapurlari arasinda sanki bir cekisme, dostane ustun basma cabasi oldugunu okuyoruz (1). Bogazici’nde oturanlarla Marmara tarafinda oturan vapur yolculari, her firsatta bu destanlari soyleyip, cesitli vapurlarin unuyle dalga gecerek biribirlerini kizdirmaya calisirlarmis. O iki dortluk:

Halep dudugunu uc defa cekince
Eser-i Sevket de ona yol verince
Kalamis da tam istim uzere gelince
Sirket de isi anladi sonra

47 ile 48 bir yana yatiyor
19:50’yi pesine katiyor
49 Moda’dan komur aliyor
Sirket de isi anladi sonra.

Not 1. Gunumuzde birakin ‘dostane destanlar’ duzmeyi, denizlerin birlestigi Istanbulumuz’da vapurlarin toptan kaldirilmamasina, uygarca, cabalamaktayiz. Bizler, cevreye ve Istanbullu’nun yasam birikimine aldirmayan duyarsizlarin kultur fakirliligini “Vapurlarimizi Vermiyoruz” hareketiyle asmaya calisiyoruz. Grubumuza guveniyorum.

Pek cok selamlar,

Rezan Peya Gokcen

………………………………………………….3
Radikal, 1.2.2009
Gunduz Vassaf

Yavaslayalim, yavas yasayalim

Yazin bitmesiyle, yasadigim yerde kalanlarin sehre donusunu, cevremde pek insanin kalmayacagi gunleri, derinlemesine yazip okuyabilmem icin bir firsat olarak beklemistim.

Yazmaya basladim. Basladim ama havanin, doganin guzelligine baktikca masa basinda oturmam, fikirlerimle bas basa kalmam bana bencillik gibi geldi.

Dusuncelerim, hayatin anlamiyla ilgili goruslerim, iki kutup arasinda gidip gelmeye basladi.

Bir tarafta kendime su telkinde bulunuyordum.

Insana yakisir olan, beyninin, yapabileceklerinin hakkini vermesidir. Bunu yapmamasi yaratilisina hakarettir. Hele baska canlilarla kendimizi karsilastirdigimizda, bunca yeteneklere sahip bizlerin duslerimizi gerceklestirmek icin caba gostermememiz yasamimizi anlamsiz kilar, turumuzun ozelliklerine ters duser.

Diger yandan da kendime soyle diyordum.

Yaptiklarinin heyecani ve gururunda kaybolacagina etrafina bak.

Dunya, doga tarih boyunca ne cektiyse, turumuzun doyumsuz merakindan, ille bir seyler yapma hirsimizdan cekti. Sunu bunu yapalim derken, zekamizin sonsuzlugunda, cabalarimizin tukenmezliginde kendimizi yucelttik, dogayi, baskalarini kucumsedik, ezdik.

Yaptiklarimizda, yarattiklarmizda tur olarak o kadar hizla yol aliyoruz ki, nereden gelip nereye gittigimizi kestiremez olduk.

Kabimiza sigamamanin zararli olabilecegini dusunmemeyi tercih ettik.

Yaptiklarimiza hayranligimizdan, teknolojiyi ilerleme sandigimizdan, degisimlerin tuketicisi konumuna girdikce, birbirimizden ve dogadan koptuk, sagduyumuzu dumura ugrattik, inandiklarimizin iflasinda kendimize tapar olduk.

Sevmeyi unuttukca sevilmeyi arzular olduk.

Ben, ben, ille ben, once ben diyerek kendimizi abarttik.

Turumuzun avci toplayici ve tarim donemlerinde, bugunku kadar dinlenmeye vaktimiz yoktu ama dinlemesini biliyorduk. Gunumuzde uzmanlastikca, yasamin butununu goremez olduk, evrene acilirken evrenden koptuk, evlerimizin, kentlerimizin elektrigi yildizlarin isigini sondurdu.

Yavaslayalim.

Yavas yasayalim.

Karsidan karsiya isiklarin komutanda gecerken sag sola bakmayi unutmayalim.

Bu acele, bu hirs niye? Nereye?

Yavaslayalim.

Yavas yasayalim.

………………………………………………….4
From: Genc Parti Adalar
Subject: Re: ADALAR POSTASI-2228: seferoglu korusu seferi midir? anitsal mor salkim iki bin on’a kurban (mi?) oldu!
Date: February 1, 2009 2:44:30 AM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

Sayin ADALAR POSTASI okurlari ve cok degerli hemserilerim,

1 Subat Pazar gunu saat 14:30’da Demokrat Parti Genel Baskani Suleyman Soylu’nun Buyukada Saat Meydani’na tesrifiyle Genc Parti ile Demokrat Parti’nin ortak Belediye Baskan Adayi Yusuf Bahar’in Demokrat Parti Adalar Belediye Baskan adayligi sureci baslayacaktir. Yusuf Bahar, bugune kadar yapilmayan icraatlarin hesabini sormak icin secim startini siz degerli dostlariyla birlikte vermek istemektedir. 1 Subat Pazar gunu saat 14:30’da Saat Meydani’nda gorusmek dilegiyle.

………………………………………………….5
Hurriyet, 12.01.2009

Adalar’in cop sorununu cozecek

CHP’nin Adalar Belediye Baskan aday adayi Demir Gonca, Adalar’in yillarca cozulmeyen sorunlarina yonelik projelerini anlatti. Yurtdisinda cevre ve cop teknolojileri konusunda yatirimlar yapan Demir Gonca, bu deneyimlerini Adalar’a aktarmaya hazirlaniyor.

Esas meslegi makine muhendisligi olan Demir Gonca, egitimi ve is yasami boyunca edindigi ileri teknolojiye dayanan deneyimlerini basta turizm, saglik, cop ve ulasim olmak uzere tum sorunlari cozmek icin Adalar’a aktaracak.

Demir Gonca’nin gelistirdigi ilk projesi ‘copten enerji uretme’.. Gonca, projesini su sozlerle anlatti: “Bugun dunyada Pyrolisis olarak bilinen ileri cop aritma ve bundan enerji uretme teknolojilerini Adalar’a tasiyacagiz. Her bir ada icin ayri ayri kurulacak bu altyapi sayesinde artik Adalar’in cop sorununu enerjiye cevirip bu enerjiyi yine Adalar icin kullanacagiz. Bunu Adalar’a nefes aldiracak ve Adalar’in eski gunlerini canlandiracak diger projelerim izleyecek.”

DEMIR GONCA KIMDIR?

Avusturya Lisesi’nin ardindan ITU Makine Muhendisligi bolumunden mezun olan Demir Gonca, Almanya Karlsruhe Universitesi’nde de MBA’ini tamamladi. Profesyonel meslek yasamini Turkiye ve yurt disinda buyuk projelerde ust duzey yoneticilik yaparak gelistirdi.

………………………………………………….6
Hurriyet, 29.1.2009
Yalcin Bayer

“Adalet”in adaletsiz uygulamasi

ADALET Bakanligi Ceza ve Tevkifevleri Genel Mudurlugu, Isyurtlari Daire Baskanligi tarafindan 12.01.2009 tarihinde bir genelge yayinlanmis… Genelge?de Adana, Istanbul, Izmir ve Ankara?da gorev yapan, lojmanda oturmadigi icin servisten faydalanamayan personele verilen otobus ve Akbil kartlari kaldirilmis… Yine ayni genelgeye gore Antalya, Diyarbakir, Erzurum, Eskisehir, Gaziantep, Adalar, Kayseri, Kocaeli, Konya, Mersin, Sakarya, Samsun’da gorev yapan hakim-savcilarin servisleri ile personele verilen otobus ve Akbil kartlari da tumden kaldirilmis. Bize bunu haber veren bazi yargi mensuplari “Adalet camiasinda adaletsiz uygulama” diyerek tepkilerini dile getirdiler. Yargi mensuplari “Tasarruf yapilacaksa tumden yapilir, boyle tasarruf mu olur? Hem lojmanda oturtamiyorsun, hem verdigin yol parasini geri aliyorsun, bazi illerde servis uygulamasi yapiyorsun, bazi illerde yapmiyorsun, bu nasil bir tasarruf uygulamasi?” diyorlar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: