Gönderen: adalarpostasi | 31 Ocak 2009

ADALAR POSTASI-2231: istanbul adaları kültür ve tabiat varlıklarını koruma derneği kuruldu… kutlu olsun!

ADALAR POSTASI
31 Ocak 2009

http://www.dho.edu.tr/genelbilgi%5Csanal_album/foto/2_yemekhane.jpg

* * *
ADALAR’da TARIHTE O GUN:
10 Temmuz 1891 Cuma gunlu Yunan memuru tarafindan aranan Karikin’in Heybeliada’da validesinin evinde saklandigi hakkinda…

* * *
http://dmi.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx?m=BUYUKADA uyarinca
31 Ocak 2008 Cumartesi gunu Buyukada’da HAVA DURUMU:
hafif yagisli
3/6ºC
% 91-95 nem
G 15km/sa
* * *
Cicely Mary Barker, The Dandelion Fairy.
* * *

1- Istanbul Adalari Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Dernegi kuruldu… kutlu olsun!

2- Adalar Belediye Baskani CHP adayi (Adalar eski kaymakami) Mustafa Farsakoglu…

3- Engin Damci: “Nedense yirmi yildir Adalar’in Koruma Imar Planlarini yapamadiklari halde…”

4- Ismet Guven: “Bizim tarihi okulumuz, Tas Mektep adiyla anilan eski ilk ve orta okulumuzun vakfa kiralanmasiyla ilgili ne olabilir diye sorulmustu…”

5- Rezan Peya Gokcen: “Buyukada Nizam’da ‘Con Pasa Kosku’ olarak tanimlanan ahsap binayla ilgili bir soru dustu gundeme…”

6- “Seferoglu korusu seferi midir?” arzuhalimize dair kimi gelismeler…

7- Abdulhalim Aras- Erkan Kemaloglu: “Anadolu Kulubu Istanbul Buyukada Subesi’nde calisan ve dilekcemizde yer alan bu kisilerle ilgili daha once de yaptiklari usulsuzluklerle ilgili ihbarlar dernek yonetimine iletilmis ancak bunlar ortbas edilmistir. Bu yoneticiler, yolsuzluklardan haberleri olmalarina ragmen islem yapmayip orgutlu bir sekilde yolsuzluk yapmaya devam etmislerdir. Envanter defterlerinde yasada gider olarak kabul edilmesi mumkun olmayan ‘bahsis’ adi altinda bir gider turu olusturulmustur. Bunlar incelendiginde sadece 2006 yilinda bu gider olarak gosterilen ‘bahsis’ toplami 400 bin liradir. Bu miktar daha sonra muhasebe kayitlarina islenmis ve dernegin gelirinden dusulmustur…”

8- Anadolu Kulubu: “Bugune kadar yonetim kurulumuza gerek murahhas gerekse denetcilerden iddia edilen hususlar hakkinda herhangi bir suclama gelmemistir. Kemaloglu, genel kurulda yeniden yonetim kuruluna secilemeyince bu iddialari ortaya atmistir…”

9- “Nesim Malki’nin annesi Matilda Malki’ye Buyukada’daki evin olunceye dek oturmasi icin birakildigi…”

10- “Bizans imparatorlarinin korukulu ruyalari haline gelen surgun yerleri Kinaliada’yi, imparatorice ve patriklerin hapsedildigi Buyukada’yi…”

11- Ezgi Ataylan: “Romeo & Juliet & Muruvvet…”

12- Ada Potlaci…

13- Uluc Yurtduru: “Adalar’da CHP kazanacak…”

14- Mehmet Adil Akgul: “…yakin tanidigim bir gemi muhendisi dostumun yorumu: Fatih vapuru Adalar hattina konulursa yazin yolcu tasimaz, kisin da havaya gelmez…”

15- Zeynep Kilic: ” ‘Yazmasam deli olacaktim… Yazdim… Yazdim…’ diyen bir oykucunun kendi oykusunu dinlemeye ne dersiniz? Sehir Tiyatrolari, Savas Dincel’in Sait Faik’in hikaye ve anilarindan derledigi ‘Meraklisi icin oyle bir hikaye’ adli oyununu yillar sonra izleyiciyle yeniden bulusturuyor…”

16- Ahmet Isikara: “Diger deprem beklentisi de Adalar’in diger tarafinda. Tabi ondan Istanbul cok etkilenecek. Ozellikle kiyi seridi yani Avrupa yakasindaki kiyi seridi…” Deprem kendisini hatirlatiyor…

17- Ikbal Polat: “TBMM’de Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kanunu’nda Degisiklik Yapilmasina Dair Kanun Tasarisi gorusuldu… Ve malum yasa gecti. Ufuk Uras’in kanunun 1. ve 3. maddelerine iliskin konusmasi…”

ADALAR POSTASI’nin 2231. sayisinda…
)O(

………………………………………………….1
From: Kemal Kil
Subject: dernek hk
Date: January 30, 2009 4:30:55 PM EET
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com


………………………………………………….2
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=124906&cat=110&dt=2009/01/30

Haber Turk, 30.01.2009 12:14
Ercan Sarikaya

Iste CHP’nin belediye baskan adaylari

Ilce adaylari belirlendi. Ajans Haberturk Muhabiri Ercan Sarikaya’nin ozel haberi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde dun Genel Baskan Deniz Baykal’in da katilimiyla gerceklestirilen Merkez Yurutme Kurulu (MYK) toplantisinda Istanbul ilce belediye baskan adaylari belirlendi. Iste CHP’nin 39 ilce belediye baskan adayi:

Adalar: Mustafa Farsakoglu

………………………………………………….3
From: Engin Damci
Date: January 27, 2009 9:40:28 PM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

AMPUL PATLAMIS!..

Buyukada doruklarinda ahircilik yapan ISPAK Umum Mudurlugu secim arifesinde ampulu patlatmis!

Nedense yirmi yildir Adalar’in Koruma Imar Pilanlarini yapamadiklari halde; depremle bir meselesi olmayan, olacaksa da depremle ilgili olarak revize edilmesi ta’mim edilen 5000’lik Koruma Nazim Pilani’ni, anlatilan ve yazilanlara gore yabani bir istihanin tezahuruyle tadil etmege yeltenenlerin orgutu A.Ka.Pe. Belediyesi’nin otoparkci sayin umum mudurlerinin; gecen yilin Subat ayi sayisinda, ADALI mecmuasina verdigi mulakatta mangalda kul birakmamislar…

“(…) ADALI mecmuasi sormus:
— Cironuz ne kadar?
— Ciromuz 2007 itibariyle 50 milyon, 40 milyon dolar kadar… Bu kayit disi olmak bir yana mafyasi bile vardi.
— Peki sizin faytonla ne alakaniz var?
— Fayton Park (Yani, Fayton Ahiri demek istiyor da… guya cagdasligindan kendine yakistiramiyor.) Istanbul Buyuksehir Belediyesi’nin cok onemli bir purojesi.”

Simdi o purojenin ampulleri kararmis halde.

Devlet-i Ali Osmani’de ahirlarin umumi bakicilarina Mir-ahur veya Imrahor derlermis… Tabii onemli bir unvan. Sarayin sehir icindeki butun ulasimini ve nakliyatini temin eden teskilat. Ama simdi muasir yani asri yani cagdas bir ifade olmadigi icin mi kullanilmiyor acep? Asri olmak demek, Adalar’da resmi “Olur”larla kamyon, kamyonet calistirmak demektir.(!?) O vakit de ahir olmaz, ahir park uymaz, “Fayton Park” olur. Yani zihniyet bulanik… illaki otolu motolu bir sey olacak…

Adalar’in sokaklarina, parklarina, ticari reklam sirketlerinin isikli ilan levhalarini koymalarinda ne avantasi varsa… Belediyenin bizzat kendisi, Koruma Kurullari’nda “ivedilikle” gorusulmesini isteyecek kadar kendinden gecmis olsun… Bu da gosteriyor ki; ampuller patlak, hava kararmis ve onlerini goremiyorlar. Araya bu kadar lafi sIkIstIrdIktan sonra gelelim sadede.

Adalar’da ahircilik yapmaya kararli mudur-i umumiye tevcih edilen diger bir suale, verdigi cevap pek manidar. Mecmua soruyor:
“— Oda’yla mi sozlesme yapildi, faytoncularla mi? Cevap:
— Sahis sahis fayton sahipleriyle biz sozlesme yapiyoruz. Ama Oda da onlara yardimci oluyor gozculuk ediyor. Yani orada su var, BIZIM MUHATABIMIZ FAYTON SAHIBIDIR AMA ODA SORUMLUDUR.”

Iste meseleye boyle yaklasildi mi ampuller patliyor.
Sizin baska isiniz mi yok?
Kaldirimcilik yetmedi mi de ahirciliga basladiniz? Haaa! Bak unutuyordum bir de isikli ilan tahtaciliginiz vardi. Onlarin da ampulleri patlamis yanmiyorlar.

Elektirik enerjisi Belediye’de var.
Elektirik enerjisi iki aydir Belediye’nin ahirinda yok.
ISPARK’in ahirlari iki aydir elektiriksiz.
Comlek degil, ampul patladi! Haberiniz ola…

Engin DAMCI
27.01. 2009

………………………………………………….4
From: Ismet Guven
Subject: vakıfları kira hakları ile ilgili
Date: January 28, 2009 4:07:46 PM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

1/09/2005 10:36:37

Bizim Buyukada tarihi okulumuz, Tas mektep adiyla anilan eski ilk ve orta okulumuzun vakfa kiralanmasiyla ilgili ne olabilir diye sorulmustu. Benim de muhabbet esnasinda agustos ayinda bir tanidigimin soyledigine gore Bogaz’da sahildeki, cok degerli binasini bir kac yil once bir ozel egitim vakfina verdigini ve vakfin da devamli olarak restorasyon ve yatirim yaptigini gorunce bu kadar yatirimi niye yapiyorsunuz diye sormasi uzerine bizim paramiz cok ondan diye cevap aliyor. Cevap karsisinda rahatsiz olan mal sahibi avukatinla gorusunce kiraci olan vakfin binayi satin alma hakki oldugunu ogrenince tek caresinin binanin degerinin yukseltmesi oldugundan hemen bina degerini gercek degere cikartir ve bundan sonra kime vereceginin incelemesinin yasal olarak inceledikten sonra karar verecegini soyler. Ayni seyleri ev sahibi kamu kurulusu olursa acaba yapar mi? Yoksa devletin mali deniz mi, yemiyen keriz mi…
olur bilemem. Yoksa Fenerbahce vapuru gibi mi muzelik mi olur… haydi hayirlisi…

Adalilar adina
Ismet Guven

………………………………………………….5
From: Rezan Peya Gokcen
Subject: Büyükadalı Mr. Johnson : “Türkler başka, hükümetleri yine başkadır”
Date: January 28, 2009 4:58:26 PM EET
To: adalar.postasi@gmail.com

Buyukada Nizam’da ‘Con Pasa kosku’ olarak tanimlanan ahsap binayla ilgili bir soru dustu gundeme. Yahya Kemal, Tarih Musahabeleri, sayfa 85’de, Mr. Johnson adli bir Ingiliz’in Buyukada’da uc koskunden soz ediyor. Acaba bizim Con pasa kosku, bunlardan biri miydi? Yani, bu Mr. Johnson ile ‘son’u dusmus ‘Con’ ayni kisi mi?

Buyukada’ya deginmekle –ve Istanbul halkinin yoneticilerden hizmet bekleye durmalarina parmak basmasindan– kisa yazidan bazi kisimlari, atlayarak, asagiya aliyorum:

“Harpten evvel Buyuk Ada’da yasar, Mr. Johnson derler seksenlik bir Ingiliz vardi; el’an da Ada’nin uc guzel kosku onun ismiyle anilir; Mr. Johnson, Kirim seferinde Istanbul’a gelmis, yerlesmis, para kazanmis, koskler yaptirmis ve bir yerli gibi aramizda yasiyordu. Mr. Johnson’u muarefesiyle tanir; arada sirada pazarlari gider, ziyaret ederdik, is adami, esnaf ruhlu, basit malumatli, muhafazakar bir ihtiyardi”.

Zat-i muhterem 50 sene her gun ayni saatte Times okumus (RPG).

“…Harbin ilanina yakin bir gundu. Ihtiyarin ziyaretinde idik. Bize bu hatirasini nakletti: Kirim seferi acilirken yirmi yasindaydim. Londra’da Turk sefirinin arabasi parlamento binasinin avlusuna girdigi zaman oradaydim, o ne numayis, ne alkis ne hurra firtinasiydi bilmezsiniz! …….Londra sitesi yine ticari tesebbusler tasarliyordu…. parlamentoda o numayisden sonra Turkiye’ye gelmek hevesine kapildim. Gittim buyuk babama fikrimi actim. Buyuk babam ta Sultan Selim-i Salis zamaninda Istanbul’da yasamis, ticaret etmis, o zaman Turkler’in ilk Avrupalilasmak tecrubelerini gormus bir ihtiyardi, bize daima Sark’tan bahsederdi…. Buyuk babama niyetimi o zamanki Ingilizler’in siyasi fikirleriyle mezcederek, bir delikanli coskunluguyla soyledim. ………. Buyuk babam beni dinlerken gulumsuyordu. Bana dondu dedi ki: ‘Oglum sen gencsin, Sark’i, Turkiye’yi bilmiyorsun. Ben gordum. Turk Imparatorlugu kurtulamaz. Turkler Sark’in en centilmen, en dogru, en temiz, en iyi milletidir. Lakin Turkler baska, hukumetleri yine baskadir. Turk hukumeti bu Kirim seferinden Ingiltere’nin, Fransa’nin ittifakiyle saglam cikar, …………….., bir defa sulh oldu mu eski rehavetine duser, ……..hem kendini avutur hem de Avrupa’yi; ….ahali icin, Turkler icin bir sey yapmaz…”

Cok selamlar,
Rezan Peya Gokcen

+ Sevgili Rezan Hanim,
Bildigim kadariyla Cihangir’de Aslan Yatagi Sokagi’nda (eski adlariyla Somuncular, Urucular, Aruslar, Araslar) gunumuzde de Jones Apartmani adiyla anilan bir binasi da bulunan –burada 1901 ila 1914 yillari arasinda No:1, 1921’de no:3’te mukim– insaat muhendisi W. J. Jones’un (mécan.-construct.), maalesef bende bulunmayan Pars Tuglaci’nin Prens Adalari kitabindan aklimda kaldigi kadariyla Buyukada’da da 3 kosku varmis. Hafizam beni yaniltmiyorsa eger W. J. Jones’un Buyukada’da vaktiyle sahibi bulundugu koskler soyle: Nizam Caddesi’ne de kapisi bulunan –halen demir bahce kapisi uzerinde WJJ inisiyali durmakta– Tayyareci Mazlum Sokak’ta sol koldaki kuleli ahsap kosk, Degirmen’den sonra Dil Burnu’na dogru kayikhanenin yanibasindaki kuleli diger bir kosk ve hemen bitisigindeki sonradan Rusen Esref’in sahibi oldugu kosk ki her ikisinin bahceleri de Nizam Caddesi uzerinden ada sahillerine degin uzanmakta…

Nizam Caddesi uzerinde Abdulhak Sinasi Hisar’in deyisiyle: “Dortbir yanindan yukselen dort kulesiyle guya ustune takilacak cibinligi bekler bir karyolayi andiran Idare-i Mahsusa muduru [Halic Vapurlari Muduru, Idare-i Mahsusa Naziri Muavini] John [Con] Pasa’ninki…” baska…

Yahya Kemal’in Tarih Musahabeleri’nden Mr. Jones’a dair bilgiler icin 1001 tesekkurlerimizle…

Ada sahillerinden sevgiyle selam ederim,

Cigdem
)O(

Tayyareci Mazlum Sokak’taki W.J. Jones Kosku, 18/02/2005

Tayyareci Mazlum Sokak’taki W.J. Jones Kosku, 4/05/2007

Nizam Caddesi’ndeki Con Pasa Kosku, 18/02/2005

………………………………………………….6
“seferoglu korusu seferi midir?”
arzuhalimize dair kimi gelismeler…
)O(

From: Fulin Bolen
Subject: Re: (buyukada) seferoglu korusu seferi midir?
Date: January 28, 2009 2:14:21 PM EET
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Sayin Emine Cigdem Tugay,
Seferoglu Korusu ve kulturel ve dogal degerlerin korunmasi konusunda gosterdiginiz duyarlilik icin size tesekkurlerimi sunuyorum. Kurul uyeligim surecinde yasadigim sorunlar nedeniyle Aralik 2008 tarihi itibariyle bu gorevden istifa etmis bulunuyorum. Ancak yazinizi Kurul Uyesi bir arkadasima yonlendirdim. Umarim bu arada gec kalinmamistir.
Iyi gunler dilegi ile,
Prof. Dr. Fulin Bolen
ITU Mimarlik Fakultesi,
Sehir ve Bolge Planlamasi Bolumu,
Taskisla, Taksim, Istanbul

From: emine.cigdem.tugay@gmail.com
Subject: (buyukada) seferoglu korusu seferi midir?
Date: January 30, 2009 7:25:27 PM EET
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

Adil Bey,
24 Ocak 2009 gunu “(buyukada) seferoglu korusu seferi midir?” basligiyla, ilgili kisi ve kurumlar olan

Kultur ve Turizm Bakani Ertugrul Gunay ve Ozel Kalemi,
TC KTVK Genel Mudurlugu Kurullar Dairesi Baskanligi Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Yuksek Kurulu,
TC Kultur ve Turizm Bakanligi Istanbul V Numarali Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Bolge Kurulu Muduru A. Metin Yildirimli ve Kurul Uyesi Prof. Dr. Fulin Bolen,
Istanbul Vali Yardimcisi Halil Tancan Arpak,
Adalar Kaymakami Mevlut Kurban,
Istanbul Buyuksehir Belediye Baskani Kadir Topbas,
Adalar Belediye Baskani Coskun Ozden,
TMMOB Mimarlar Odasi Istanbul Buyukkent Subesi Yonetim Kurulu Sekreteri Sami Yilmazturk,
TMMOB Mimarlar Odasi Kadikoy Subesi Yonetim Kurulu Uyesi Mehtap Inan

yani sira

Cc olarak Basin’a da yollamis oldugum ayrica http://adalar-postasi-guncel.blogspot.com/2009/01/adalar-postasi-2228-seferoglu-korusu.html
adresinde de yayimlanan ekteki 23 Ocak 2009 tarihli arzuhali[1] oneriniz uzerine bugun (30 Ocak 2009) Adalar Orman Isletmesi Sefi Yuksel Ozcan’a da gondermis oldugumu[3] bilgilerinize sunar,

Ada sahillerinden selam ederim,

Cigdem
)O(

From: emine.cigdem.tugay@gmail.com
Subject: seferoglu dilekcesi derhal isleme konmustur…
Date: January 30, 2009 8:34:42 PM EET
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

Oneriniz icin tesekkurler Adil Bey…
Adalar Orman Sefligi’ne gonderdigim dilekceyle ilgili gelisme soyle…
Ada sahillerinden selam ederim,
Cigdem
)O(

From: Adalar Orman Isletme Sefi Yuksel Ozcan
Subject: Re: (buyukada) seferoglu korusu seferi midir?
Date: January 30, 2009 8:05:33 PM EET
To: emine.cigdem.tugay@gmail.com

Merhaba Cigdem Hanim,

Daha onceki mektuplarinizda idaremizin adi gecmedigi icin mektuba cevap yazmayi uygun bulmamistim. Bu aksamki mektubunuzu okuyunca yazdim.
Olayla ilgili adima ve idaremize yazdiginiz dilekce derhal isleme konmustur. […]

From: emine.cigdem.tugay@gmail.com
Subject: Re: (buyukada) seferoglu korusu seferi midir?
Date: January 30, 2009 8:24:29 PM EET
To: Adalar Orman Isletme Sefi Yuksel Ozcan

Yuksel Bey,
Ozel mulkiyet alani icinde diye her nasilsa Orman Isletme Sefligi’ne gondermeyi dusunememisim! Neyseki bugun gelen bir oneri uzerine hemen yolladim size de…
Sanirim sokaklardaki agaclarin Belediye’yi ilgilendiriyor olduguyla mi karistirdim ne! Cunku neden sonra Ogretmenler Sokagi’ndaki bir evin bahcesindeki agaclara mudahalenizi animsadim! Elbette “Simdiye kadar da yapilan inceleme ve denetleme calismalari” ve bundan sonrakiler hakkinda merakla… ADALAR POSTASI’na bir kac satir da olsa yazsaniz keske… […]

………………………………………………….7
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10849620

Hurriyet, 26.1.2009

Vekiller hakkinda suc duyurusu

Ataturk`un 1926 yilinda kurdugu, Anadolu Kulubu`ndeki yolsuzluk iddialari, suc duyurusuyla yargiya tasindi.

Kulubun eski yoneticileri Abdulhalim Aras ve Erkan Kemaloglu, Ankara Cumhuriyet Bassavciligi`na basvurarak, aralarinda Devlet Bakani Mustafa Said Yazicioglu ile AKP Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Firat`in da bulundugu toplam 15 yonetici ve calisan hakkinda `yolsuzluk` yaptiklari iddiasiyla suc duyurusunda bulundu. 13 Ocak`ta savciliga verilen suc duyurusu dosyasindaki belgelerle, 5 bin uyesi bulunan kulubun gelirlerinin, bazi yoneticilerce sahte faturalar, hayali isler ve hayali odeneklerle zimmete gecirildigi one suruldu. Dosyada su iddialar yer aldi:

Anadolu Kulubu Istanbul Buyukada Subesi`nde calisan ve dilekcemizde yer alan bu kisilerle ilgili daha oncede yaptiklari usulsuzluklerle ilgili ihbarlar dernek yonetimine iletilmis, ancak bunlar ortbas edilmistir. Bu yoneticiler, yolsuzluklardan haberleri olmalarina ragmen islem yapmayip orgutlu bir sekilde yolsuzluk yapmaya devam etmislerdir.

Envanter defterlerinde yasada gider olarak kabul edilmesi mumkun olmayan `bahsis` adi altinda bir gider turu olusturulmustur. Bunlar incelendiginde sadece 2006 yilinda bu gider olarak gosterilen `bahsis` toplaminin 400 bin liradir. Bu miktar daha sonra muhasebe kayitlarina islenmis ve dernegin gelirinden dusulmustur.

BIRILERININ CEBINE GIRDI

2006 ve onceki yillarda gelen iki is avansi tespit edilmistir. H.D. isimli muteahhit uzerinde 278 bin lira, subede memur olarak calisan E.T. uzerinde ise 253 bin lira para oldugu gorulmustur. Bu avanslar H.D.`a verilen uc cekin bu sahis tarafindan tahsil edilip muhasebeye getirilerek E.T. adina kasa makbuzu kesilerek dusulmesiyle kapatilmistir. Kalan kismi H.D.`ye is avansi olarak muhasebe kayitlarina gecirilmistir. Sahte faturalarla kapatilan bu hayali ve yuksek miktardaki avans dernek gelirlerinden dusmus birilerinin cebine girmistir.

Maliye Bakanligi gorevlileri yaptiklari baskin sirasinda Anadolu Kulubu Buyukada Subesi’ne kesilmis 11 adet naylon fatura ele gecirmistir. Maliye gorevlilerinin yaptigi inceleme sonucunda 2003 yilinda kesildigi anlasilan bu faturalarin karsiliginda bir is yapilmadigi halde komisyon karsiligi alindigi anlasilmistir. Bu faturalarin toplam bedelinin 158 bin 563 lira oldugu, usulsuzluk cezasi olarak 15 bin 856 lira ceza kesildigi anlasilmistir.

VERGI CEZASI ODENDI

Vergi Dairesi ile calisanlar arasinda uzlasma saglanarak ceza odenmistir. Bu naylon faturalar icin 24 bin 120 lira KDV, dernek defterine gider olarak yazilmis ve dernegin parasi zimmete gecirilmistir. Naylon fatura kullanarak zimmete gecirilen bu miktar sadece 2003 yilinda tesaduf eseri ele gecen naylon faturalar nedeniyle tespit edilen miktardir. Geriye donuk inceleme yapildiginda calisanlarin ve akrabalarinin mal varliklarindaki artislar ortaya cikacaktir.

Suclanan listesinde milletvekilleri ve bakan da var

Anadolu Kulubu`nun sikáyet edilen yoneticileri arasinda Devlet Bakani Mustafa Said Yazicioglu ile AKP Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Firat ile Ankara Milletvekili Mehmet Zekai Ozcan da yer aliyor. Toplam 15 kisi hakkinda `Suc islemek icin orgut kurmak, zimmet, gorevi kotuye kullanma, dernekler yasasina muhalefet, sahte evrak kullanimi` iddiasiyla suc duyurusunda bulunuldu. Cezalandirilmalari istenen kulup yoneticilerinin isimleri soyle: Bora Baycik (Sube muduru), Bulent Kurt (mudur yardimci), Zeki Atamer (muhasebeci), Niso Bahar (Yon. Kur. Uyesi), Aziz Celik (Yon. Kur. Uyesi), Metin Cizreli (Anadolu Kulubu Baskani), Ilhami Cetin (Baskan Yr.), Mustafa Imirzalioglu (Muhasip), Dengir Mir Mehmet Firat (Yon. Kur. Uyesi), Cafer Tufan Yazicioglu (Yon. Kur. Uyesi), Mustafa Said Yazicioglu (Devlet Bakani-uye), Mehmet Zekai Ozcan (AKP Ankara Milletvekili-uye), Hilmi Okcu (Denetci), Temel Kitapci, Erdogan Adali.

………………………………………………….8
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10853443

Hurriyet, 26.01.2009

Anadolu Kulubu: Bize hicbir suclama gelmedi

ONCEKI gun gazetemizde yayimlanan “Anadolu Kulubu’nde bahsis savasi” baslikli haberle ilgili olarak Anadolu Kulubu su aciklamayi yapti: “Kulubumuz icin suc duyurusunda bulunan Erkan Kemaloglu, 1998-21 Aralik 2008 tarihlerinde yonetim kurulu murahhas azasi gorevinde bulunmustur. Tuzugumuz ve yonetim kurulu gorev dagilim kararlarina gore gecmisten bugune kadar murahhas uye Buyukada subemizin her turlu faaliyetlerinden sorumlu olup, tek yetkili uyedir. Bugune kadar yonetim kurulumuza gerek murahhas azadan gerekse denetcilerden iddia edilen hususlar hakkinda herhangi bir suclama gelmemistir. Kemaloglu, genel kurulda yeniden yonetim kuruluna secilemeyince bu iddialari ortaya atmistir.”

………………………………………………….9
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10879756

Hurriyet, 29.1.2009
Ali Daglar

[…] Istanbul Asliye Ticaret Mahkemesi`ne basvuran Meri Malki ile kizlari Melitsa ve Florit Malki, Nesim Malki`nin annesi Matilda Malki`ye herhangi bir miras birakmadigini one surduler. Terekede ismi olmamasina ragmen davaliya Buyukada`daki evin olunceye dek oturmasi icin birakildigi, borca batik Tunca Tekstil`deki hisselerinin devralindigi ve 3 milyon dolar odeme taahhudunde bulundugu bildirildi. […]

………………………………………………….10
Yeni Safak, 26.1.2009
Fatih Guldal

[…] Bizans imparatorlarinin korkulu ruyalari haline gelen, surgun yerleri Kinaliada`yi, imparatorice ve patriklerin hapsedildigi Buyukada`yi, Bizans`in en onemli devlet adamlarinin gozlerine mil cekildigi Anemas zindanlarini ve Bizans Istanbulu`na dair pek cok bilinmeyeni/yanlis bilineni, Onder Kaya`nin zengin bir gorsel malzemeyle destekleyerek hazirladigi “Konstantin`in Kutsanmis Sehri” adli kitapta bulacak ve cok sasiracaksiniz. […]

………………………………………………….11
http://www.yayinbaligi.com/haber.asp?haber=63

Yayin Baligi, 26.01.2009 14:01:00

Oyku: Romeo & Juliet & Muruvvet

Ezgi Ataylan (11)

Bir gun Romeo pazara giderken 48. sevgilisiyle karsilasir. Eski sevgilisi ona sorar…

Bir varmis bir yokmus

Bir varmis bir yokmus, sonra iki varmis bir yokmus, uc varmis olunca dort yokmus olur, falan filan falan filan, bes varmis olunca dort yokmus bir varmisa cikmis, iki varmis ve bir varmis olamayacagina gore bir yokmus olur, onceden dort yokmus bir varmisa ciktigi icin bu yararina olmus, ama bunu kiskanan uc yokmus gidip bes varmisa “sen bana uc varmisini ver ben de sana masali anlatayim” demis, sonra bes varmis kabul etmis o da masali anlatmis, sonra uc yokmus simdiki adiyla bir varmis, bir varmisa hava atmak icin yanina gitmis, bir varmis onu gorunce asik olmus, ama bes varmis simdiki adiyla iki varmis, bir varmis ona yanlis masal anlattigi icin onu hapse attirmis ve uc varmisini geri almis, ama bir varmis hala ona asik oldugu icin onunla beraber hapse girmis ve boylece hapiste onlar ve diger herkes mutlu yasamis…

Romeo & Juliet & Muruvvet

Bir gun Romeo pazara giderken 48. sevgilisiyle karsilasir. Eski sevgilisi ona sorar:

— Sevgilin var mi?

— Hayir.

— Sana birisini ayarliyim mi?

— Gerek yok gazeteden arastiriyorum.

— Tamam gorusuruz.

Pazarda cani sikilan Romeo anneannesinin ciftligine gider. Yarim saat orada cay ve sigara molasi verdikten sonra evine geri doner. Evinde televizyonun basinda uyuya kalir. Sabah uyandiginda televizyon aciktir. Televizyonda satilik ve kiralik sevgili ilanini gormus ve hemen bir e-posta atmis. Iki gun sonra 90-61-90 olculerinde 1.75 boyunda sarisin mavi gozlu bir kiz gelmis. Romeo kizin adini sormus, adi Juliet’mis. Hemen Juliet’i alip cayira cimene goturmus. Orda onu ne kadar cok sevdigini, ona asik oldugunu soylemis. Juliet onun ne kadar romantik oldugunu kontrol etmek icin bir test yapmis. Romeo bu testi kolaylikla gecmis. 2 yil sonra evlenmisler.

Tam evlendikleri gun kus gribi ortaya cikmis. Romeo da o gun buyuk bir tavuk almis, ama kus gribinden haberi yokmus. Juliet vejetaryen oldugu icin butun tavugu Romeo yemis. Juliet ise sadece 2 kilo salata ve ton baligi yemis. Aksam guzel sicacik yorganlarina sarilip uyumuslar. Sabah Juliet Romeo’dan once uyanmis, sofrayi hazirlamis, ama Romeo hala kalkmamis. 5 yil gecmis ama Romeo kalkmamis. Juliet endiselenmeye baslamis, onu bir doktora goturmus, doktor onun kus gribinden oldugunu soylemis.

Juliet cok uzulmustu. 6 ay boyunca dayandi bu aciya, ama daha sonra bikti ve kendini bicaklamayi dusundu. Tam bicagi karninin 5 cm 2 mm ustune sokarken “Duuur!” diye bir ses duydu. Bu Juliet’in 3. kuzeninin 2. oglunun 6. kardesinin babasinin dayisinin oglunun karisinin yengesinin kiz kardesiydi. “Ben bir medyaciyim ve bicaklanan kadinlarin bicaklanma sayisini cok zor sayiyorum, bunun icin kendini iki kere bicaklar misin?” diye sordu. Juliet uzuntulu bir halde basini evet dercesine salladi ve aglayarak kendini iki kez bicakladi. Sonunda aci cekerek oldu. SON

………………………………………………….12
From: Imece Evi
Subject: [imeceevi] AdaPotlaçı harikaydıııı ::-)
Date: January 26, 2009 3:30:42 PM EET
To: imeceevi@yahoogroups.com

Bugun Imeceevi’nin Kazdaglari’nda yaptiklari Potlaclari’ndan biri sehirde, Istanbul’da, Burgaz Ada’da gerceklestirdik. Yagmurlu bir Pazar gunu, Kabatas’tan kalkan vapura Kadikoy’de dahil olduk.

Keyifli yolculuktan sonra, adaya geldik. Kimimiz faytonla, kimilerimiz de yuruyerek Kalpazankaya’ya ulastik. Burgazada’nin tepesinde, manzarasi gorulmeye deger, keyifli bir yerdir. Kis olmasi nedeniyle bos olan mekana, acik havada potlaci rahat yapabilecegimiz bir oturma duzeni olusturduk.

Yanimizda getirdigimiz yiyeceklerimizi toparladik. Potlaci, imeceyi Ismail kisaca! tanitti:) bu arada bulgur pilavimiz isindi. Veeee yemeklerimizi yemege basladik. Acik hava aciktiriyor insani. Herbiri birbirinden lezzetli yiyeceklerimizin tadina bakarken, herkes kendini tanitti kisaca. Ilk kez gelenler, maillerden okuyup aramizda olanlar dusuncelerini paylastilar.

Bugun Ekin’in dogum gunuydu. Bu nedenle imece usulu hazirlanan pastamizi yedik. :)

Donusu yuruyerek yaptik. Yol boyunca sohbetlere devam ettik. Otlar toplandi, ayak ustu nasil pisirilecegine dair tarifler verildi. :)

Yolumuz uzerinde bulunan kiliseyi ziyaret ettik. Sahile iskeleye geldigimizde bir vapur yanasiyordu. Biz 16:30 vapuruna binecegiz dedik Ismail’e guvenerek :))) daha sonra binebilecegimiz vapurun 17:45 oldugunu offfflayarak ogrendik.

Sahilde oturdugumuz cafede Cem bize gitariyla ve guzel sesiyle sarkilar soyledi. Sevgili kizi Riyem’de eslik etti babasina ara ara.

Musto topladigi otlari tek tek tanitti bana. :)

Vapurumuz geldi ve donuse gectik. Yol boyunca sohbet ettik, Riyem bana masallar anlatti… keyifliydi…

Bugun guzel bir gundu, hastaligi henuz atlatamayan ve yogun bir hafta geciren bana iyi geldi. Bol oksijen, bol iyot, guzel yiyecek ve icecekler, kahkaha…

Fotograflari az once ekledim. Isimleri yazdim ayri ayri. Unuttugum ya da yanlis yazdigim herkesten ozur dilerim. Lutfen belirtin duzeltelim.

Bu guzel gunu paylastigim herkese tesekkur ediyorum.

Sevgilerimle,

Aysen

………………………………………………….13
http://www.extrahaber.com/haber.php?haber_id=1803

Extra Haber, 19.1.2009

Adalar’da CHP kazanacak

Adalarda 1991 yilindan beri CHP icinde aktif olarak siyaset yuruten Uluc Yurtduru CHP Adalar Belediyesi Aday Adayi oldu. Yurtduru, yerel secimlerde Adalar’da CHP’nin iktidar olacagini soyledi

CHP Adalar Belediye Baskan Aday Adayi Uluc Yurtduru; “Adalilar CHP’ye guvensin. Adalar ilce belediyesi oldugundan beri iyi bir sekilde yonetilmedi ve Adalar’in hicbir sorunu cozulmedi” diyen CHP Adalar Belediye Baskan Aday Adayi Uluc Yurtduru, “CHP’nin yerel iktidarinda Adalar’da imar sorunu [?!] olmak uzere bir cok sorununa yonelik cozum projelerimizi hayata gecirecegiz” dedi. Lise yillarindan beri Adalar’da yasayan ve 1991 yilindan beri CHP icinde aktif olarak siyaset yuruten Uluc Yurtduru, Mart’ta gerceklesek yerel secimlerde Adalar’da CHP’nin iktidar olacagini soyledi. Gectigimiz genel secimlerde CHP’nin Adalar’da yuzde 47 gibi rekor bir oy aldigini ifade eden Yurduru, “Adalilarin icinde yetismis ve Adalilari yakindan taniyan biri olarak Aday oldugum taktirde bu oy oraninin yerel secimlere de yansiyacagina inaniyorum” dedi.

Adalar’da Adalilarla birlikte yasayan biri olarak Adalar’in, Istanbul’un ve Turkiye’nin genel sorunu olan kacak yapilasma, cirkin yapilasma ve kotu yapilasma; sosyolojik olarak kotu yone gitme durumlarina her zaman karsi durus sergiledik diyen Yurtduru, sozlerini soyle surdurdu: “Bunun icin yillardir mucadele verdik ve cok sayida etkinlik duzenledik. Bir mimar ve sehir plancisi olarak yerel yonetimler konusunda kendimi yetistirdim. Adalar’i avucumun ici gibi, sokak sokak, karis karis biliyorum.

Son on yilda gercekten cok ciddi calismalar yuruttuk. Adalar’da ev ev, sokak sokak gezdik. Adalilarin dertlerini dinledik, gucumuz yettigince dertlerini ve sorunlarini cozmeye calistik.”

Yurtduru, Adalar Belediyesi’nin, IBB ve merkezi hukumeti arkasina almasina ragmen Adalar icin dogru durust bir is yapmadigini belirterek; “Bu durum bizim de cozum uretmemizi zorlastirdi. Her seye ragmen calistik. Adalar’in cagdas bir vizyonu var. Mevcut Belediye Baskani Anavatan Partisi’nden cok yuksek bir oy alarak secildi. O donem bir gercek vardi. AKP, Anavatan Partisi ve CHP gercegi. 2004 yerel secimlerinde partimiz sansli bir konumdaydi. Fakat o donem hem Adalar’in tanimadigi hem de orgutun tanimadigi bir arkadasin aday olmasi sonucun bizim aleyhimize gelismesine neden oldu” dedi.

Adalar’in cok kucuk bir yer oldugunu; Adalilarin tanimadigi, birlikte cay icmedigi, kapisini calamayacak birine oy vermedigini vurgulayan Yurtduru, “Nitekim soylemimiz hakli cikti. Buyuksehir Belediye Baskanligi’nda yuzde 47 gibi rekor bir oy alirken, ilce Belediye Baskanligi icin yuzde 17 gibi bir rakamla ucuncu siraya gelebildik. Bizler o dakikadan sonra partimiz icin calismalarimizi birakmadik, calismalarimizi surdurduk. Yine bu donem genel secimlerde yuzde 42, 43 gibi bir oy oranini yakaladik. Bu oy oraninin yerel secimlere de aksetmesini diliyoruz. Aday olacak arkadasimiz orgutun icinde, orgutle bir arada olan bir arkadasimiz olsun. Adalilari taniyan, Adalilarin sorunlarini bilen ve cozum uretecek bir aday olsun istiyoruz. Bu sekilde yerel secimleri rekor bir oyla alacagimiza inaniyorum” dedi.

Adalar’da su an yedi tane belediye baskan aday adayimiz var ve tum aday arkadaslarimizin calismalari bize guc veriyor diyen Yurtduru, “Herkes calismalarini yurutuyor. Yedi arkadasimiz da gayet duzgun insanlar. Bu partimiz adina onur verici bir durum. Once parti icindeki iddiamiz su; saniyorum tum aday arkadaslarimizdan daha cok taninan, bilenen aday benim. Omrum Adalar’da gecti. Adalilarla birlikte gecti. Parti ile bizi ozdeslestiriyor Adalilar. Hem Adalilarla hem de partililerimizle butunlesmis durumdayiz. Partim adina en iddiali aday oldugumu dusunuyorum. Ama Genel Merkezimiz hangimizi veya bizden haric baska bir arkadasimizi aday olarak gosterirse onun icin de vargucumuzle calisacagiz” seklinde konustu.

Adalilarin icinde olacagi katilimci bir belediyecilik anlayisiyla calismalarini yuruteceklerini belirten Yurtduru, hayata gecirecekleri projeleriyle ilgili sunlari soyledi; “Engelliler icin Engelsiz bir Ada projemiz var. Bu projeyi hayat gecirecegiz. Adalar’in imar sorunlari var, kulturel sorunlari var, altyapi sorunlari var. Bunlari butun belediye baskan aday adaylarimiz soyluyor, dile getiriyor ama onemli olan bu sorunlari cozume kavusturacak projelerin hayata gecmesidir. Bugune kadar Adalar’da sorunlarin cozumune yonelik bir proje ne yazik ki hayata gecirilmedi. Oyle saniyorumki bir mimar ve sehir plancisi olarak bu sorunlari bir bir cozecegiz. Ornegin Adalar’in daha henuz imar planlari onayli degil. Imar planlari onayli olmayan bir yerde bir civi bile cakilamaz. Oncelikle Adalar’in 25 yillik ozlemi olan imar planlari hazirlayip hayata gecirecegiz. Bu imar planlari hazirlandiginda nereye ne yapilacagina karar verilecek. Hazirlik asamasinda da katilimci bir yonetim anlayisini esas alacak ve Adalilarla birlikte projelerimizi uretecegiz.”

Turkiye’nin zor gunler gecirdigini ve Adalilarin bu zor gunlerin cozumu olacak CHP’ye guvenmesini isteyen Yurtduru, “IBB uzun bir suredir 2010 Istanbul Kultur Baskenti projesini yurutuyor. Dunyanin kultur baskenti 2010’da Istanbul olacak. Istanbul Buyuksehir Belediye Baskani 2009 Mart secimlerinde CHP’den secildigi takdirde daha da guzel calismalar yurutecegiz. Ve inaniyorumki CHP’nin yerel iktidarinda Adalar ilcesi 2010 Istanbul Kultur Baskenti’ne yakisacak en guzel ilce olacak. Adalilarin CHP’ye guvenmesini istiyorum. Adalar ozu itibariyle zaten laik, demokrat bir kesimin bulundugu bir yerlesim alani. Kisisel arkadasliklardan oteye siyasal dusunulsun istiyorum. Siyaset Adalar’da farklilasirsa Turkiye’ye cok olumsuz bir sekilde yansir. Turkiye cok zor gunler geciriyor. Umudumuz Adalar’dan baslayarak Turkiye’yi de kurtarmaktir” dedi.

Faytonlar Adalar’in olmazsa olmazi.

Faytonculuk ve faytonlarin Adalar’in olmazsa olmazidir diyen Yurtduru, “Onlari guzellestirerek koruyacagiz. Uzun zamandir bu konuyla ilgili calistigimiz bir projemiz var. Faytonlari kultur varligi olarak tescil ettirebilmek. Tescil edilen kultur varligi tabi olarak devlet korumasi altina girer ve cesitli ozel bazi muamelelere tabi tutulur. Ornegin vergisinin az olmasi gibi tesvik edici katkilar sunmayi dusunuyoruz. Faytoncu esnafimizin mutlak egitilmesi gerektigini dusunuyorum. Gozlemlerimize dayanarak sunu soylemek istiyorum; Faytonculuk meslegi Adalar’da ozellesmis bir durumda. Birinin on tane faytonu var. Bu faytonlarin on surucusu de Adalar’a farkli yerlerinden geliyor. Faytonculukta bu tekellesmeyi kirmak gerektigini dusunuyoruz. Cunku farkli yerlerden gelen yurttaslarimizin barinma sorunu var, yevmiyesini cikarma sorunu var, egitim sorunu var. Tekellesme kirildigi takdirde ve her faytoncu kendi faytonunu surerse bu konu ile ilgili sorunlarin cozulecegine inaniyorum”dedi.

Uluc Yurtduru kimdir?1964 Adana dogumlu olan Uluc Yurtduru, ilkokulu Adana’da bitirdikten sonra ortakal lise ogrenimini Heybeliada Huseyin Rahmi Gurpinar Lisesi’nde tamamladi. Trakya Universitesi Mimarlik bolumunden mezun olan Yurtduru, 1990 yilindan beri Adalar’daki kendisine ait ofisinde mimarlik hizmeti vermektedir. Uzun yillardir siyaset icinde olan Yurtduru, 1988-89 yillarinda SHP, 1991 yilindan beri de CHP saflarinda siyaset yurutmektedir. 1991 yilinda CHP’nin yeniden kurulus calismalari icinde yer alan Yurtduru, Adalar ilcesi kurucu yonetim kurulu uyesi olarak faaliyette bulundu. 1994 Yerel secimlerinden sonra Adalar Ilce Baskanligi gorevini yapan Yurtduru, bu gorevini uc donem surdurdu. 1999 yerel secimlerinde CHP Adalar Belediye Baskani olan ve 2003 yilindan beri parti uyesi olarak faaliyetlerini surduren Yurtduru, 2009 Mart yerel secimleri icin yeniden CHP Adalar’da Belediye Baskan Aday Adayi.

………………………………………………….14
From: Mehmet Adil Akgul
Subject: Re: [vapurlarimizi_vermiyoruz] SH-FATIH Vapurunu inceliyoruz…
Date: January 8, 2009 1:21:15 PM EET
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

http://groups.yahoo.com/group/vapurlarimizi_vermiyoruz/message/9617

Foto: )O(

Sayin vapurseverler;

Bir insaat (gemi insaat degil!) muhendisi ve dogdugundan beri Adalar-Sirkeci hattinda vapur kullanan bir yolcu olarak bugune dek http://www.wowturkey.com sitesinde yeni gemiye dair yazmis oldugum gorusleri asagida topyekun iletiyorum.

Ismini vermeyi uygun gormemekle beraber; yakin tanidigim bir gemi muhendisi dostumun yorumu –Adalar Hattina konursa– su sekilde idi:

“Yazin yolcu tasimaz, kisin da havaya gelmez.”

Hemfikirim.

Bunun disinda, ustune gemi baglayabilecek mi, orasi da muamma.

Benim konuya dair simdiye dek belirttigim gorusler ektedir; eger okunmuyor ise

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=63258

adresinden de diger kisilerin yorumlariyla beraber okunabilir (Ozellikle son 6-7 sayfaya bakiniz).

Bugunlerde, rahmetli Eser Tutel’in “Seyr-i Sefain, Oncesi ve Sonrasi” kitabini okumaktayim; yazarin “Gemiler, Suvariler, Iskeleler” ve “Istanbul’un Unutulmayan Gemileri” adli eserlerini aramaktayim. Pek cok yerde var gorunmesine ragmen kisisel muracatta baskilarinin bittigi soylenmekte. Edinebilecegim bir yer biliyorsaniz yahut herhangi bir kitabevinde gozunuze takilirsa haber ederseniz cok sevinirim.

Tesekkur ve saygilarimla,

M. Adil Akgul


Cum 08 Agu 2008 08:15

Oncelikle, yeni gemilerimizin hepimize hayirli olmasi dilegiyle baslayalim

Indirme toreni ve muhtelif fotograflara istinaden (alisilmadik rihtim yukseklikleri ve yeni bir gemi profili nedeniyle gozlerim yanilabilir) gorus ve dusuncelerim soyle:

i. Geminin yanlarinda lastik usturmaca kullanilacak ise beyaz kisimlar kisa zamanda lastik izlerinden kararacak, hatta hasar alabilir durumda olacaklar. Umarim gorduklerim gecicidir ve ahsap usturmaca eklenecektir. Ayrica, usturmacalar cok geriden basliyor (alt yan acigin bile gerisinde); yanasma aninda olasi bir mekanik/navigasyonel arizada geminin bu bolgelerinden hasar alma ihtimali var.

ii. Giris sag ve solunda bulunan dorder adet babanin (her yanda dorderli gruplar halinde toplam 8 adet baba var) nasil kullanilacagini cozemedim; ayrica gormemis olmakla beraber kic alt guvertede umarim baba vardir.

iii. Camlar acilmaz tipte olmamali; malum insanimiz cinstir; klimadan usur, bahar aylarinda Levent Bey’in de dedigi gibi icerisi kavanoza doner. Aslinda, gemi gibi her sekilde havalanabilme ihtimali olan guvertelere sahip bir tasitta klima bana anlamsiz durdu.

iv. Benzer sekilde, bebek odasi, plazma ekran, dvd ziplatici gibi “sosyallestirici” ekipmani “odunlastirici” ekipman olarak gordugumden bunlar da pek sirin durmadi, hatta gereksiz luks bile diyebilirim. Ancak, geminin hangi hatlarda kullanilacagi net olarak ortaya konulmadan bu konuda konusmak yersiz. Eger 20-30 dakikalik rutin Anadolu-Avrupa hatlarinda kullanilacak ise bu uniteler anlamsiz, ama 120 dakikalik bir Adalar posta seferi yahut Yalova-Cinarcik gibi uzun hatlarda kullanilacak ise anlamli olabilir. Bununla beraber, uzun hatlar icin de surat sorun olacak gibi.

v. Govde profili, bas bodoslama altindan cok ani genisler gibi duruyor. Firtinali havalarda sorun cikartma ihtimali olmakla beraber, denizde tam ekipman, esas draft ve kendi gozlerimle gormeden bunun uzerinde durmanin anlamsiz olacagi kanaatindeyim.

vi. Tek giris-cikisin ve kapak/kapi ilavesinin geminin emercensi durumlarda tahliyesine etkisi negatif olabilir.

vii. Promenad guvertesi on acik kisminda, Pasabahce, Fenerbahce, bacadan direkliler ve Suheda sinifinin tahlisiye sandali bu kisimda bulunanlarinda alisageldigimiz, kislari yolcuyu ruzgar etkisinden koruyacak uzunlukta acik camli alan yok. Kislari acik guvertede gitmekten keyif alan yolcu bundan pek hoslanmayacak gibi duruyor.

viii. On iticinin yanasmayi kolaylastiracagi kadar, kapak/kapi eklentili inisin klasik inme suresini dengeleyecegini dusunmekteyim. Burada emniyet gozardi edilip gerekli uyarilar yapildiktan sonra inis ve binis yolcunun inisiyatifine birakilabilir (eski metod). Cok merak etmekteyim; acaba Istanbul’da son 100 senede kac kisi vapurdan dusup oldu; ve ayni surede kac kisi belediye otobusu carpmasi sonucu hayatini kaybetti..Daha da merak ettigim, olagele iskele ile vapur arasina dusen olsa, acaba kac iskele gorevlisi ne yapilmasi gerektigini tam olarak biliyor…

ix. Tum tasitlar icin oldugu gibi, burada da gemiyi kullanacak insanlar ile gemi arasinda olusacak “duygusal” baglar beni endiselendiriyor (koltuk yarma, duvara cama yazma, simit araklama ve benzeri baglari kast etmekteyim.)
Aktif sefere baslamadan daha fazla irdelemenin mantikli olacagini dusunmemekteyim, bekleyelim ve gorelim diyerekten saygilarimla tum Wow ailesine iyi hafta sonlari dilerim.


Cum 05 Arl 2008 15:19

O direk ne oyle kaz gibi? Burundan catismada da kut diye iner yolcunun ustune????

Hepimize hayirli olsun.

Bir onceki mesajimda saymis oldugum sebeplere ilaveten gozume takilan birkac husus daha var:

i. Oncelikle, geminin bordalarinda yeterli sakuli egim yok gibi duruyor; bu da ust uste iki tanesinin baglanmasi durumunda yalpada hasar alabilmeleri anlamina geliyor.

ii. Estetik, ozellikle acik guvertelerin “acik”‘ligi 2/10. Sadece kaptan koskunu begendim; o da resmen digerlerine gore gorus alani daha iyi oldugu icin. Bu koskun on ve yan camlari guverte tabanina kadar da uzatilabilirdi.

iii. Daha sivri bir burun daha iyi durabilirdi; bu haliyle sanki kesilip yapistirilmis iki ayri gemi gibi gorunuyor.

iv. Sn. Serhat Bey’in anlattigi ic duzenden anladigim kadari ile, surgulu kapilarin hemen gerisinden alt salon baslayip yekpare olarak gemi boyunca uzaniyor; ust salonlara cikislar onden ve arkadan. Bu durumda:

1- Ust katta oturanlar butun guverteyi kat etmek zorunda kalacaktir.

2- Girise yakin kisimda oturanlar civarda olusacak yigilmadan nasibini alacaktir.

3- Bu duzenleme ile hemen hemen tum hatlarda alisilageldik olan vapurla yuk/esya tasinmasi sikintiya girecektir.

Merakimdan soruyorum; Sn. Serhat Bey yahut yakindan gorebilen birileri var ise lutfen aydinlatiniz:

1- Guverte camlarindan acilir olanlar var mi?

2- Bagaj icin bir bolme tesis edilmis mi (Fenerbahce gemisinde dahi bu bolum tasarimda vardir), yahut giris cikislarda esya istiflenebilecek bir bolge var mi?

3- Koltuklar kapilarin ne kadar gerisinden basliyor; salon ile arada bir gecis bolgesi var mi?

Bir tanesi denenmeden, sevilmeden, uygun gorulmeden ne panikle 5 vapurun birden insaatina baslanir, anlayamayaraktan, daha guzel tasarimlar gorebilmek umidi ile, esenlikle, saygilarimla… Umarim gozlerim beni yaniltiyordur; umarim o diregi daha sempatik bir hale ve yere alirlar; umarim tahmin ettiklerim basimiza gelmez..


Cmt 06 Arl 2008 00:42

Oncelikle Sn. Serhat Bey’e aciklamalari icin tesekkurlerimi sunuyorum.

Inis cikis merdivenlerinde anlamadigim nokta, aslinda genel olarak ana girisin duzeni ile ilgili. Yani bu surgulu kapilarin ardinda bizi ne bekliyor; cat kapi salona mi giriyoruz, yoksa bir ara bolme tesis edilmis olup ust kata inis/cikis buradan mi yapiliyor? Tersane izlenimlerinizi aktardiginiz mesajinizda tek parca alt salon demis oldugunuz icin benim kafamda geminin kicindan basina dek uzanan bir salon; bunun bir yerlerinde ust kata cikis merdivenleri ve ortasinda kantin oldugu; surgulu ana kapilarin da bu salonun ortasinda yer aldigi tasarimi olustu
-Yanlis anlama neticesinde yazilan acik guvertelerin gorus alanina dair kisim tarafimdan silinmistir.-

En onemli noktalardan birisi camlar:
Ne ebatta olursa olsun; en kotu ihtimal vasistdas kullanilarak kismi acilabilir cam duzenlenebilir ve bu sayede bahar aylarinda gorulecek olan klimayi acin/kapatin tartismalari azalabilirdi. Daha onemlisi, enerji tasarrufu. Daha da onemlisi, klimanin ariza ihtimalinde milletin iceride bunalmamasi olacakti. Bugun, gerek metroda, gerek funikulerde, gerek otobuste, gerekse deniz otobusunde, klimanin calismadigi araclara rastlamak mumkun, ve ozellikle kalabalik havasiz ortamlarda seyahat cekilmez bir hal aliyor (Son bir ay icinde Taksim-4. Levent metrosunda 5 defa klimasi calismayan vagonda is cikis saatinde yolculuk ettim; ilgililere edilen kufur para etse 500 tane vapur yaptirir, 500000 tane klima alirsiniz (Yani, bu saatin hesabi ile, 1 vapur=1000 klima gibi bir denklem kurdum; daha fazla civimadan susayim .))

En zayif noktalardan birinin estetik olduguna pek cok kisi gibi ben de katiliyorum. Bir sonraki nesil olarak insa edilecek gemiler icin, gerek amatorler, gerekse profesyonellerin katilabilecegi bir vapur dizayni yarismasinin duzenlenebilecegini; bu yarismanin galibini akademisyenler ve denizcilik calisanlarindan olusturulacak bir heyetin belirlemesinin gerektigini dusunuyorum. Umarim bu konuda bir calisma olur.

Her durumda, artik aramiza katilmis bir yuzer oldugunu dikkate alarak, Allah selamet versin, pruvasi neta olsun diyerek sonlandiriyorum. Artilari ve eksileri ile daha net yorumlar yapabilmek, ancak seferde bizzat bulunduktan sonra mumkun.

Saygilarimla iyi aksamlar, iyi hafta sonlari dilerim.

Adil Akgul


Cum 02 Oca 2009 11:51 Hmmm…

Foto: )O(

Kicustundeki o iki boslugun pervane sistemlerinin montaji icin birakildigini ve sonradan kapatildigini tahmin ediyorum.
Kaucuk usturmacalarla bu gemi iskeleye yanasik kalirsa yalpadan govdesi hasar alabilir. Bana kalirsa o lastikler kalici olacak.
Ahsap usturmaca koyabilirler mi bilemiyorum, zira bunlarin konabilmesi icin de saglam mesnetlenmeleri lazim; postalar kaldirir mi, mechul.
2. Guverte on acik salon irgat mahalline dogru uzatilabilse gorsel olarak biraz daha dengesini bulur gibi duruyor.

………………………………………………….15
http://www.tumgazeteler.com/?a=4595363

27.1.2009
Zeynep Kilic

Meraklisina Sait Faik

Uzerinde uzun paltosu ve basinda fotr sapkasiyla kah Burgazada`da kah Beyoglu`nda gezip her daim cebinde bulundurdugu not defterini dolduracak hikayeler arayan yalniz bir adamdir Sait Faik.

Yazdiklariyla yeni bir hayat giydirir sokakta, kahvede, sahilde karsilastigi insanlara. Sira kendisine geldiginde ise yeni bir hayat secip almakta zorlanir dunya gardirobundan. Ayni yasami giyer giyer cikarir her gun. Yazarak gecirmeyi bastan kabul etmistir gunlerini zira. Sikayet etmez hic. Ah bir de bin bir guclukle ortaya cikan hikayeleri o henuz hayattayken takdir edilebilse. Olsun. O, yine de yazmayi surdurur. Yazarak yalnizligini unutmak ister. Ya da yazdigi icin yalnizdir belki, kim bilir?

`Yazmasam deli olacaktim… Yazdim… Yazdim…` diyen bir oykucunun kendi oykusunu dinlemeye ne dersiniz? Sehir Tiyatrolari, Savas Dincel`in Sait Faik`in hikaye ve anilarindan derledigi `Meraklisi icin oyle bir hikaye` adli oyununu yillar sonra izleyiciyle yeniden bulusturuyor. Gecen yil kaybettigimiz Dincel`in yerini ise Nasit Ozcan almis tek kisilik oyunda. Faik ve Dincel gibi iki buyuk ustanin agirligini yuklenmek durumunda kalan Ozcan`in performansina gelince, ben sahnede `gercek Sait Faik`i izler gibi oldum. Ergun Isildar`in yonettigi oyunda muzikleri ve efektleriyle Sait Faik ile ozdeslesmis bircok unsuru (martilar, deniz) tek basina seyirciye basariyla aktaran Omer Goktay da alkisi hak ediyor.

Sait Faik, 4-8 Subat tarihleri arasinda Fatih Resat Nuri Sahnesi`nde, 11-15 Subat arasinda ise Kadikoy Haldun Taner Sahnesi`nde yalnizlikla orulu anilarini ve hikayelerini anlatiyor. Meraklilarina duyurulur.

………………………………………………….16
http://www.stargazete.com/guncel/isikara-dan-deprem-uyarisi-165701.htm

Star Gazete, 30.1.2009

“MARMARA’DA son bir haftada meydana gelen depremlerin buyugunun habercisi oldugunu belirten Bogazici Universitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Arastirma Enstitusu eski Muduru Prof. Dr. Ahmet Mete Isikara, buyuk depremi 2010 ila 2014 yillari arasinda bekledigini soyledi. […]

Ahmet Isikara: Diger deprem beklentisi de adalarin diger tarafinda. Tabi ondan Istanbul cok etkilenecek. Ozellikle kiyi seridi yani Avrupa yakasindaki kiyi seridi` dedi.

NTV-MSNBC
Guncelleme: 23:35 TSI 26 Ocak 2009 Pazartesi
Fatih Aca

Deprem kendisini hatirlatiyor

Kuzey Marmara Fay Hatti uzerinde son iki yilda 3’ten buyuk 45 deprem kaydedildi. Marmara Denizi’nde olan deprem sayisi ise 2 bin 500’e ulasti. Uzmanlara gore bunun anlami su: “Deprem kendisini hatirlatiyor, bolgede buyuk deprem olma potansiyeli var.”

ISTANBUL – Olasi Marmara depremi ve alinmasi gereken onlemler gundemden dusmeye basladigi deprem gercegi kendisini yeniden hatirlatiyor. Son olarak haftasonu meydana gelen 4,2 buyuklugundeki deprem buna bir ornek. Uzmanlara gore; bu tur depremlerin oncu ya da daha buyuk bir depremin tetikleyicisi olarak algilanmasinin yanlis, ancak fay hatti bu depremlerle varligini hatirlatiyor ve karakteri hakkinda onemli ipuclari veriyor.

“FAY SON DERECE AKTIF”

Prof. Dr. Haluk Eyidogan (ITU Jeofizik Muhendisligi Bolumu)

“Bolgenin genel karakterine baktigimiz zaman, o hat uzerinde son iki yilda 3’ten buyuk 45 deprem kaydedildi. Son iki yilda Marmara Denizi’nde kaydettigimiz deprem sayisi ise 2 bin 500 civarinda. Siklikta bir artis ya da azalma soz konusu degil. Marmara Bolgesi’nde son iki yilda 5,6-5,7 buyuklugunde deprem de oldu. Dolayisiyla Marmara’nin genel karakterine uygun bir sey. Kaldi ki, depremin genel karakterine, Kuzey Marmara Fayi dedigimiz ve uzun yillardir oldukca aktif olan, uzerinde onlarca deprem olan bir faydan bahsediyoruz ve son sarsintilar bizim icin cok surpriz degil. Bunlar bolgenin karakterine uygun olan, ama genel anlamda bize o fayin gelecekte buyuk deprem yaratma potansiyeline sahip oldugunu gosteren hareketlerdir. Bunlari oncu sok gibi algilamak yerine, fayin normal hareketinin bir gostergesi olarak algilamaliyiz. Bugune kadar yapilan jeolojik ve jeofizik calismalar da zaten bunu soyluyor.

Deprem bilimde oncu depremi tespit etmek cok cok zordur. ‘Bu oncu soktur, bunun arkasinda buyuk sok gelecektir’ diyebilecegimiz bir cetvel ya da sablonu yoktur. Biz su andaki bilgilerimize, teknik bilgilere gore ancak arkasindan buyuk bir deprem geldiginde, bu oncu sokmus diyebilecek durumdayiz hala. Ama bu konuda dunyada cok sayida bilimsel calisma devam ediyor. Onumuzdeki yuz yil icinde oncu isaretleri umarim daha iyi taniyabiliriz. Ancak bugunku bilgilerimize gore bunu soylemek durumunda degiliz.”

“OLAGANDISI BIR SEY YOK”

Prof. Dr. Gulay Altay (Bogazici Universitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Arastirma Enstitusu Muduru)

“Depremin merkezi Marmara Denizi’nin bati kisminda Tekirdag ve Marmara Adasi arasindaki Bati Marmara cukuru. Bu, 2002’den bugune bu bolgede tespit edilen en buyuk deprem olarak olculdu, ancak bu olagandisi bir duruma isaret etmiyor. Yasanan 4,2 buyuklugundeki depremden sonra 17 tane daha artci deprem kaydedildi. Bu buyuklukteki bir deprem icin bu sayidaki artci deprem olagandir. 2000 yilindan bu yana kadar genelde Marmara Bolgesi’ndeki fay hattinin devaminda bir hareketlilik yasandigini soyleyebilir, bunlar duzenli olarak kayit altina aliniyor.

Son depremin, olasi Marmara Depremi ile ilgili olarak bir oncul deprem olmasindan ya da tetiklemesinden bahsetmek dogru olmaz, bugunku teknik imkanlarla bunu bilebilmek mumkun degil. Ancak bu deprem gercegini goz onunde bulundurmamiz gercegini de degistirmez. Icinde bulundugumuz yuzyilda buyuk bir deprem olacagi ongorulebilir, ancak kesin bir tarihten elbette bahsedilemez. Bu yil da olabilir, yarin da olabilir.

“7’DEN BUYUK DEPREM OLACAK”

Olasi depremle ilgili olarak uzun donemde bir deprem yasanmadigini da goz onune alarak onlemlerin alinmasinin daha da acil bir hal kazaniyor. Daha onceki 1766 ve en son da 1894 yilinda Istanbul’da buyuk deprem meydana gelmisti. Buna ek olarak, 1999 Marmara Depremi de bu bolgedeki depremselligi degistirdi. 1999 oncesi ile sonrasinda fay hatlarindaki durum ayni degildir. Izmit depreminin, ileriki depremleri onceledigi varsayiminda bulunulabilir. Elbette bu bir tarih belirleme olarak degerlendirilmemeli, ancak onlem alinmasi gerektigi hatirlatmasi icin onemlidir.

Onumuzdeki donemde Istanbul’da 7’den daha buyuk bir deprem olasiligini her zaman goz onunde bulundurmali ve buna gore ciddiyetle onlemler alinmalidir. Son yasanan depremleri ise bir oncu ya da tetikleyici olarak degerlendirmek yerine, depremin kendisini ve bu bolgedeki faylarin hareketli oldugu gercegini hatirlatmasi olarak degerlendirmeliyiz.”

“KUCUK BUYUGU TETIKLEMEZ”

Prof. Dr. Okan Tuysuz (Avrasya Yer Bilimleri Enstitusu Muduru)

“Olasi Istanbul depreminin gerceklesecegi fay hatti uzerinde oldugunu soyleyebiliriz. 4,2’lik deprem sonrasinda olusan artcilarin sayisi bu buyuklukteki bir deprem icin olagandir dogaldir. Bu deprem ve artcilari, bolgede ciddi bir gerilim birikimi oldugunu gosteriyor. Bu uyariya ragmen bunun daha buyuk bir depremi tetikleyecegi gibi bir varsayim dogru olmaz, cunku buyuk deprem kucugunu tetikler, kucukler buyugunu tetiklemez.

Bunu su sekilde bir uyari olarak ele almak daha dogru olacaktir; buradaki fay deprem uretme potansiyeline sahiptir ve aktiftir, hareketine devam etmektedir. Cunku tek bir deprem ve arkasindan bir suskunluk olmadi. Bu da belli bir gerilimin var olduguna ve bunun bosaldigina isaret ediyor.

Bu depremin verdigi uyarinin disinda da onlemlerin artirilmasi konusunda uyarilar vardir. Bunlardan bir tanesi tarihsel deprem kayitlaridir. Depremlerde genelde bir tekrarlama araligi vardir ama bu aralik biraz sasar. Bunu net bunu soylemek mumkun degildir. Su an icinde bu periyot icinde oldugumuzu soyleyebiliriz.

Bunun yani sira GPS dedigimiz olcum sistemler ile yaptigimiz olcumler de benzer sonuclar veriyor. Bu cihazlarla yaptigimiz olcumler bize fayin iki tarafindaki bloklar arasindaki bosluklara bakarak fay uzerinde ne kadar bosluk olusmussa periyodun o kadar tekrarlayacagini gosteriyor. Ne kadar cok sikistiriyorsaniz o kadar siklikla deprem ortaya cikacaktir. Bu GPS olcumleri de asagi yukari tarihsel verilerle ortakliklar gosteriyor.

“17 AGUSTOS DEPREMI’NE BENZER OLACAK”

Sure olarak asagi yukari 5 metrelik bir atimin biriktigini soyleyebiliriz. Yani GPS’te olctugumuzde son depremden bu yana iki blok birbirine gore faydan yaklasik 5 metre uzak noktalara hareket etmis. Dolayisiyla olasi bir depremde fayin iki tarafinin 5 metre otelenmesi gerekir.

Buna benzer bir durum 17 Agustos Depremi’nde yasandi. Fayin bir tarafi digerine gore 5 metre civarinda hareket etti. Bu da olasi Istanbul depreminin, 17 Agustos’ta yasanan depreme benzeyecegini gosteriyor.”

………………………………………………….17
From: Ikbal Polat
Subject: [vapurlarimizi_vermiyoruz] Ufuk Uras’ın TBMM’de Koruma Kanununa yönelik yaptığı konuşmalar
Date: January 30, 2009 11:25:06 AM EET
To: vapurlarimizi_vermiyoruz@yahoogroups.com

Merhaba,
Dun TBMM’de Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kanununda Degisiklik Yapilmasina Dair Kanun Tasarisi gorusuldu. Ve malum yasa gecti. Ufuk Uras yasanin 1. ve 3. maddelerine iliskin konusma yapti. DTP vekili Hasip Kaplan da 2. maddede kurul uyelerinin gorevlerinin 5 yildan 3 yila dusurulmesinin nedenini sorguladi. Vekillerin konusmalarini dinlemeliydiniz. Kimsenin konudan haberi yok gibiydi. Nasil kafalari karisik anlatamam. Sulukule’de cocuklar dozer onune yatiyor, vekiller ise… Aman neyse asagida Ufuk Uras’in konusma metinleri var. Ilginize ve bilginize….
sevgilerle
polat
 

Turkiye Buyuk Millet Meclisi  Genel Kurul Gorusmelerinde Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kanununda Degisiklik Yapilmasina Dair Kanun Tasarisi’nin  1 inci ve 3 uncu Maddeleri Uzerinde Verdigim Degisiklik Onergeleri ve Onergeler Uzerinde Yaptigim Konusmalar

29/Ocak /2009 Persembe
Turkiye Buyuk Millet Meclisi Baskanligi’na
Gorusulmekte olan 266 sira sayili “Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kanunu’nda Degisiklik Yapilmasina Dair Kanun Tasarisi”nin 1 inci maddesinin tasaridan tumuyle cikarilmasini arz ve teklif ederim. 14.01.2009
                                                                                                           Ufuk URAS
                                                                                                           Istanbul Mv.
 
 
Sayin Baskan, degerli vekiller;
Once, dun Mustafa Suphi ve 15 arkadasinin Karadeniz’de oldurulmelerinin yildonumuydu. Yakin tarihimizin ilk siyasi cinayetinde, cinayeti isleyenler de daha sonra olduruldu, onlari oldurenler de daha sonra olduruldu. Bu zincirleme cinayet serilerinin aydinlatilmasini hala beklemekteyiz. Bu vesileyle Mustafa Suphi ve arkadaslarini sevgi ve saygiyla anmak istiyorum.

Simdi, medeniyetler mozaigi olan ulkemizde mevcut tarihi, kulturel ve dogal dokunun korunmasi, merkezi yonetimin, yerel yonetimlerin, sivil toplum kuruluslari ve vatandaslarimizin her birinin ayri ayri sorumluluk bilincini gerektirmektedir; bunu biliyoruz. Anatole France Kirmizi Zambak’ta diyor ki: “Kimlik oyle bir seydir ki cuzdaninizi, taraginizi kaybetmeye benzemez. Onlari kaybettiginizde bulabilirsiniz. Ama kimliginizi kaybettiginizde onu bulacak sey kaybedildigi icin hicbir sansiniz yoktur.” O yuzden her turlu kulturel varligimizin, kimligimizin o renkliligi ve cogulculugu icerisinde savunulmasi onemli. O yuzden “Akdamar mi, Selcuklu mirasi mi?” diye, kulturel varliklara “o mu, bu mu?” diye bakilmaz, bize yakisan “hem o hem bu” diye butun bu zenginliklerimizi benimsemektir.

Camilerimizdeki degerli, tarihi, otantik halilara baktiginizda, nasil bir envanteri tutuluyor diye incelediginizde, sayi uzerinden yapilan degerlendirmenin ilmik, tur, iplik cinsi vesair gibi ayrintili kriterlerle yapilmadigini gordugunuzde, ornegin eski halilarin yerini haliflekslerin aldigini gordugunuzde sadece sayi uzerinden envanter tutmanin yeterli olmadigini goruyoruz, buna Diyanet Isleri Baskanliginin da dikkatini cekmek istiyorum.

Simdi, bu dogrultuda yerel yonetimlerin emlak vergilerinin yuzde 10’unun tasinmaz tarihi yapilarin ve alanlarin korunmasi icin ayrilmakta ve valiligin, il ozel idaresinde belediyenin kullanimi icin toplanmakta oldugu soyleniyor ve yapilacak degisiklik ile belediyelerin kullanimi icin, bu tarihi, kulturel ve dogal dokunun korunmasi icin bulunan kaynaklarin bir kismi merkezi yonetim temsilcisi vali inisiyatifinde il ozel idarelerine kullandirilmaya calisiliyor. Yasanin ele alindigi komisyon raporunda da emlak vergisinden ayrilan yuzde 10 payin tasinmaz kultur ve tabiat varliklarinin korunmasi icin harcanmasinin devrim niteliginde bir adim oldugu, bu hesapta 2007 yili sonu itibariyla 234 milyon YTL toplandigi ve ancak bunun 90 milyon YTL’sinin belediyeler tarafindan kullanildigi, geri kalan meblagin bankalarda durdugu aciklandi. Yerel yonetimlerin kultur ve tabiat varliklarinin korunmasi icin gerekli olan personelin istihdami, projelerin olusturulmasi ve uygulanmasi halinde ne bu kaynaklar hesapta kalacaktir ne de kultur ve tabiat varliklarinin yok olmasi soz konusu olacaktir. Belediyelerin butcesi ve kadrolari dikkate alindiginda, bu duzenleme de yerine getirilemiyorsa il ozel idarelerinin uzerinden yerine getirilmesi mumkun mudur? Yerel yonetimlerin guclendirilmeye calisildigi bir donemde yerel yonetimlerin kullanmasi gereken bir kaynagin valilik inisiyatifine birakilmasi yerel yonetimlerin guclendirilmesi dusuncesiyle bir tezat olusturmuyor mu?

Soz konusu duzenlemede diger sorun tahsil edilen kaynagin denetimiyle ilgilidir. Il ozel idarelerince yapilan projeler icin kullanilan miktarin yuzde 30’u gecemeyecegi soyleniyor. 5302 sayili Il Ozel Idaresi Kanunu’nun 29’uncu maddesinde il ozel idaresinin basi ve tuzel kisiliginin temsilcisi olarak tanimlanan valinin denetiminde olusturulan bir hesaptan valinin basi ve tuzel kisiliginin temsilcisi oldugu bir kuruma para kullanabilme yetkisi verilebilmesi objektiflikten uzak ve suistimale acik olmuyor mu? Kanunla, bu ozel hesabin valinin denetiminde kullanilacagi da hukme baglaniyor. Valinin yonetiminde calisan il ozel idaresinin yapacagi harcamalarin kimin tarafindan nasil denetlenecegi de bir sorun. Vali hem denetleyen hem yoneten ve hem de proje uygulayan bir makam konumuna getiriliyor.

Ayrica, kamu yonetimi politikasinda son yillarda yapilan degisikliklerle il ozel idareleri ve dolayisiyla merkezi hukumet ile yerel yonetimler arasinda yetki ve gorev paylasiminin ters duz edildigini biliyoruz. Belediyelerin topladigi ve il ozel idaresi hesabina yatirilarak valilik tarafindan belediyelerin kullanimina sunulan emlak vergisi kaleminden kesilen yuzde 10 payin il ozel idaresi ve belediyeler arasinda pay edilmesi kurumlar arasinda siyasi rekabeti artiracaktir. Tam tersine, belediyeler merkezi yonetimin vesayetinden kurtarilmalidir. Ozel hukuka tabi gercek ve tuzel kisilerin mulkiyetinde bulunan korunmasi gerekli kultur ve tabiat varliklarinin korunmasi, bakim ve onarimlarinin yapilmasinin maliyeti cok yuksektir, rolevesini almak, projesini yaptirmak, gerekli izni, ruhsati almak ve aslina uygun tamir edecek usta bulmak zordur. Yoksul ve emegiyle gecinmeye calisan alt gelir grubundaki vatandaslarimizin butun bunlari yaptirmasi da zaten mumkun gozukmemektedir.

Kentsel donusum projeleri kapsamina alinarak, yikilmasi yerine, bu vatandaslarimizin yerlerinden edilmeden, fonda biriktirilen kaynaklarin kullanilarak kazanimi saglanabilir. Bunun en guzel ve taze ornegi Sulukule’dir. Tarihi kentsel alan olan Sulukule’de daha dun dozerlerin karsisina cocuklar dikildi. O mahalleyi koruyacak para fonda yatarken, yikanlara karsi bircok cocuk dozerlerin onune dizildiler. Simdi, durup dusunmek lazimdir.

Turkiye’deki cocuklar neden dozerlerin, tanklarin karsisina diziliyor? Sebebiyse, tarihi kentsel mekanlarda yoksul ve emekci kesimlerin oturdugu dokulara gerekli yatirimlarin yapilmamasidir.
 

Turkiye Buyuk Millet Meclisi  Genel Kurul Gorusmelerinde Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kanununda Degisiklik Yapilmasina Dair Kanun Tasarisi’nin  3 uncu  Maddesi Uzerinde Verdigim Degisiklik Onergesi ve Onerge Uzerinde Yaptigim Konusma

29/Ocak /2009 Persembe
 
Turkiye Buyuk Millet Meclisi Baskanligina
Gorusulmekte olan 266 sira sayili “Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Kanunu’nda Degisiklik Yapilmasina Dair Kanun Tasarisi”nin 3 uncu maddesinin tasaridan cikarilmasini arz ve teklif ederim.
Ufuk URAS
Isatanbul Mv.
 
Sayin Baskan, degerli vekiller;
Ozel kanunla olusturulan koruma kurullarinin, mevcut koruma kurullarinin gorev alanina giren islere de bakmasi dogru olmayacagi gibi, maddenin gerekcesinde ifade edildigi gibi uygulamada yasanan tereddutleri de ortadan kaldirmayacagi aciktir. Kaldi ki yenileme alanlari icin olusturulan koruma kurullari yenileme alaninda yurutulen projeyle ilgili kurulmus olan kurullardir. Tasarinin 3’uncu maddesiyle yenileme alanlarinda olusturulan koruma kurullarina verilen yetki gereksiz olmakla beraber, 2863 sayili Kanun’a gore olusmus planlama sureclerini parcaladigindan planlamadaki butunsellik ilkesine de aykiridir.

Ayrica, 2005 yilinda cikan 5366 sayili Kanun uyarinca yapilan Sulukule, Suleymaniye gibi uygulamalar UNESCO Dunya Miras Komitesinin 2008 yili temmuz ayi raporunda cag disi olarak nitelen-dirilmesi, uygulamadaki tereddutlerin de gostergesidir.

2863 sayili Kanun’la kurulan kurullarin yetkisinde koruma yapiliyor ve koruma planiyla korunuyor olmasi lazimdir, ama belediyeler bunu yapmiyor. Butun olarak baktigimizda olmasi gereken her yerde koruma plani yok iken, ranti yuksek yerde koruma plani yapiliyor. Ornek mi? Mesela Beyoglu koruma plani yok, ama Tarlabasi’ni koruma plani var, Ulus’un koruma plani var. Iste, bunun icin 5 Temmuz 2005 tarihinde 5366 sayili Yasa cikiyor. Bu kanuna dayanarak Istanbul’da Sulukule, Suleymaniye, Tarlabasi, Ankara’da Ulus projeleri yapiliyor, ama sorun cozulmuyor. Ornegin mimarlar odasi Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Amacli Nazim Imar Plani’ni onaylayan koruma kurulunun isleminin iptali icin dava aciyor. Nedeni ise, gorev alani 5366 sayili Yasa’yla sinirli olan Ankara Yenileme Alani Kultur ve Tabiat Varliklarini Koruma Bolge Kurulunun gorevleri icinde olmayan alanlari iceren bir plani onaylamasinin mevzuata aykiri olmasi. Uzmanlarin bile kafasi karismis durumda. Plani kim yapar? Buyuksehir belediyesi mi, ilce belediyesi mi, 2863 sayili Kanun’a gore kurulmus olan koruma kurulu mu, yoksa 5366 sayili Kanun’a gore olusturulmus yenileme kurulu mu? Kimin yetkisi nerede biter? Planlar arasi hiyerarsi, planlar arasi butunluk var mi? Hepsi birbirine karismis durumda. Tarihi Yarimada Koruma Plani’nda konut alani olarak gorunen yere yenileme kurulu otel yapmaya kalkisiyor. Sit alanlarimizin site alanlarina da donusmemesi gerekiyor.

UNESCO’nun 2003 yili Turkiye’nin 9 yeriyle Dunya Kultur Mirasi Listesi’nde yer aldigini biliyoruz ve UNESCO’nun 2003 yilindaki 27’nci donem toplantisinda Dunya Kultur Mirasi  Listesi’ndeki Istanbul’un tarihi alanlarinin Tehlike Altindaki Miras Listesi’ne kaydirilmasi onerisi getirilmistir. 2004 yilinda Cin’deki 28’inci donem toplantisinda ise bu onerinin 2006 yilinda yapilacak toplantida bir kez daha degerlendirilmesi karari cikmistir. 2006 yilinda ise Litvanya’nin baskenti Vilnius’taki UNESCO’nun, Istanbul’un tarihi alanlarinin Dunya Kultur Mirasi Listesi’nden Tehlike Altindaki Miras Listesi’ne alinmasi zorlukla onlenmistir. UNESCO’nun Temmuz 2008 raporunda ise AKP’li belediyelerin uyguladigi “Osmanli Mahalleleri” uygulamasinin cagdisi oldugu belirtiliyor. Simdilik, Istanbul’un “Dunya Miras Listesi”nden “Tehlike Altinda Miras Listesi”ne dusurulmesi ozellikle akademisyen arkadaslarimizin cabasiyla engellenmis durumdadir. Yasadigimiz bu sevimsiz durumun bugun karsimiza cikan ve cikacak olan degismis yasalarla asilmasi zor gibi gozukmekte.

Biraz once bir vekilimiz “Kultur varliklarinin korunmasi birikim ve derinlik istiyor.” demisti. Bir Osmanli padisahi kendi kulturel mirasini merak ediyor, ulemanin bir tarih calismasi yapmasini istiyor. Ulema on yil calisiyor, ama bu on yil icinde padisah yaslaniyor ve “Ben bunu okuyamam, bunu bir cilde indirir misin.” diyor, ulema bir bes yil daha calisiyor, fakat o bes yil icerisinde padisah daha da yaslanmis “Ben, bunu da okuyamam, bana bir cumlede ozetle.” diyor. Ulemanin basi diyor ki: “Butun bu on bes yillik calisma icinde gordum ki, insanlar yasamislar, dogmuslar, coluk cocuga karismislar ve olmusler.” Padisah sinirleniyor “Ben bu kadar calismadan da bunu zaten bilirdim.” diye kovuyor. Simdi, biz, ulemanin basiyla padisahin soylediklerinin ayni oldugunu, ama aslinda agirliklarinin cok farkli farkli oldugunu biliyoruz. Iste bu yuzden, kulturel mirasimiza ve birikimimize deger vermemizin, sozumuzun agirligi, memleketimizin kulturel birikimine sahip cikilmasi acisindan cok buyuk onemi vardir ve bir an once bu karmasanin ortadan kaldirilmasi gerekmektedir.
Tesekkur ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: